yazarların duydukları enfes cümleler
devamını gör...
lahmacunun keko yiyeceği olması
bence hiç mahzuru yok.
öylede seviyorum böyle de severim.
öylede seviyorum böyle de severim.
devamını gör...
rotigotin
parkinson hastalığı tedavisinde transdermal kullanılan ergot türevi olmayan dopaminerjik ajandır.
devamını gör...
hayatta iki tip insan vardır
1-bir şeyi olsun olmasın mutlu olabilenler
2-nesi olursa olsun mutlu olamayanlar.
2-nesi olursa olsun mutlu olamayanlar.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
merhabalar sevgili portakallar,
bu haftaya özgü olarak çarşamba günü gerçekleştirdiğimiz madımak anma gecesi temalı yayınımız için kaybettiğimiz canlarımızın ve geceye anonsları ile katkıda bulunan yazarlarımızın yer aldığı afişi paylaşmaya geldim.
hep birlikte omuz omuza dinleyeceğimizi düşündüğüm bu yayın eminim ki hepimiz için çok anlamlı. bu nedenle tam saatinde yerlerimizi alalım mı? yayın saatimizde yani 22.00'da görüşmek üzere, umutla ve sevgiyle kalın.

afiş için sevgili gomercan'a ve şarkı seçimlerindeki yardımı için cenk'in arka bahçesi'ne çok teşekkürler.
bu haftaya özgü olarak çarşamba günü gerçekleştirdiğimiz madımak anma gecesi temalı yayınımız için kaybettiğimiz canlarımızın ve geceye anonsları ile katkıda bulunan yazarlarımızın yer aldığı afişi paylaşmaya geldim.
hep birlikte omuz omuza dinleyeceğimizi düşündüğüm bu yayın eminim ki hepimiz için çok anlamlı. bu nedenle tam saatinde yerlerimizi alalım mı? yayın saatimizde yani 22.00'da görüşmek üzere, umutla ve sevgiyle kalın.

afiş için sevgili gomercan'a ve şarkı seçimlerindeki yardımı için cenk'in arka bahçesi'ne çok teşekkürler.
devamını gör...
toksik olumlama
2021 ales'te bir soruda karşımıza çıkınca ne olduğunu bilmediğimz bir kavram. biraz araştırdım. brene brown diye biri atıyor bu kavramı. empati yapayım derken olumlama yapayım derken işleri daha da kötüye getirme anlamında kullanılıyor. kişinn olumsjuz bir durum içindeyken deneyimlemesi gereken duyguları deneymlemesine engel olarak işlevsel olabilecek bir duyguyu yok saymasına yol açıyor.
devamını gör...
yerli dizilerin yersiz uzun olması
(bkz: o konu da ben de çok kırgınım)
en son bir yerli diziyi takip ettiğimde 14 yaşında olduğumdan beni ırgılamayan uzunluktur.
en son bir yerli diziyi takip ettiğimde 14 yaşında olduğumdan beni ırgılamayan uzunluktur.
devamını gör...
hoşlanılan kadının esprisine gülme yükümlülüğü
kadın içinden, bu espriye bile gülüyorsa gerizekalıdır bu çocuk. diyerek sizden soğuyabilir. yapmayın bence.
devamını gör...
beyaz gökkuşağı
çoğu zaman sisli havalarda meydana gelen ve 0.05 milimetreden küçük olan su damlalarının oluşturduğu, sis yayı veya sis kuşağı olarak da bilinen bir gökkuşağıdır. meterolog brian jackson'ın tabiriyle; su damlacıkları oldukça küçük olduğu için renkler yeterince kırılmaz ve gökkuşağı bu rengi alır.

görülmesi için sisli bir havaya ihtiyaç yoktur, bulut kaynaklı olarak oluştuğu için gökyüzünden de görülebilir. bir uçakla görebilirsiniz yani ama en net kareler yerdeyken yakalanır. güneş'in tersi bir istikamette oluştuğundan fotoğraf çektiğiniz yerde ışıktan şikayet etmezsiniz. *
en fazla görüldüğü yer kayıtlarda iskoçya dağları olarak geçer ve onları gözlemleyen ilk kişinin fotoğrafçı melvin nicholson olduğu sanılır.
edit: düzeltme.

görülmesi için sisli bir havaya ihtiyaç yoktur, bulut kaynaklı olarak oluştuğu için gökyüzünden de görülebilir. bir uçakla görebilirsiniz yani ama en net kareler yerdeyken yakalanır. güneş'in tersi bir istikamette oluştuğundan fotoğraf çektiğiniz yerde ışıktan şikayet etmezsiniz. *
en fazla görüldüğü yer kayıtlarda iskoçya dağları olarak geçer ve onları gözlemleyen ilk kişinin fotoğrafçı melvin nicholson olduğu sanılır.
edit: düzeltme.
devamını gör...
balıkçı ve oğlu
(bkz: zülfü livaneli) 'nin az önce bitirdiğim son romanı. aslında bakarsanız balıkçı mustafa ve eşi mesude'nin hikayesi gibi; ancak içinde ülkenin, dünyanın ve konjonktürün bir çok önemli meselesi ve problemini barındırıyor. zülfü livaneli diğer bir çok romanında olduğu gibi yine toplumun önemli kanayan yaralarına, toplumsal sorunlara hem araştırmacı bir yazar olarak didaktik bilgilerle yaklaşıyor hem de bunu mükemmel diliyle ve anlatımıyla adeta içinde yaşıyormuşsunuz gibi hikayeleştiriyor.
mustafa bir ege köyünde yaşayan ve baba mesleği olan balıkçılıkla geçimini sağlayan bir egeli köylü. eşi mesude'de yine aynı köyde yaşayan girit göçmeni bir kadın. mustafa ve mesude'nin çocukları deniz bir gün babasıyla balığa çıktıklarında fırtınada kayığın alabora olması sonucu ölür. mustafa o günden sonra bir sessizliğe bürünür. bir gün yine kayığıyla balığa çıktığında denizde bir ceset bulur bir kadın cesedi, sonra bir ceset daha bulur bu da bir erkek cesedi. bunları kıyıya taşımaya çalışırken bir yunus balığının küçük bir botu kayığa doğru taşıdığını görür ve botun içinde bir bebek olduğunu fark eder. allah göndermiştir mustafa'nın deyimiyle bu bebeği. ancak bebek de diğer iki ceset gibi ege kıyılarından yunanistan'a kaçmak isteyen göçmenlerden biridir.
kitap boyunca göçmen meselesi ve yarattığı tahribatlar üzerinde uzun uzun duruyor yazar. suriye, afganistan, afrika ülkelerinden gelen göçmenlerin türkiye üzerinden avrupa ve amerika'ya kaçma denemeleri. ve bu denemeler sırasında başlarına gelenler. hatta suriye'li olanlar dışındakilerin ülkelerine geri gönderildiği. afganistan'daki savaştan taliban'dan kaçan bir kadının geri dönerse öldürüleceğini (ailesindeki herkes gibi) bildiği için çocuğunu bu aileye (mustafa ve mesude) bırakması...
bunun dışında ege sahillerinin vahşi kapitalizme nasıl kurban olduğu üzerinde çok fazla durmuş yazar. açık denizde kurulması gereken balık çiftliklerinin koylara büklere nasıl yapıldığını ve denize ve deniz canlılarına hatta kuşlara bile nasıl zararlar verdiğini;
ormanların tahrip edilip oteller yapıldığını;
dağlarda siyanürle altın arama çalışmalarının yapıldığını ve daha bir çok toplumsal sorunu cesurca kaleme dökmüş yine yazar.
güzel kitap.
mustafa bir ege köyünde yaşayan ve baba mesleği olan balıkçılıkla geçimini sağlayan bir egeli köylü. eşi mesude'de yine aynı köyde yaşayan girit göçmeni bir kadın. mustafa ve mesude'nin çocukları deniz bir gün babasıyla balığa çıktıklarında fırtınada kayığın alabora olması sonucu ölür. mustafa o günden sonra bir sessizliğe bürünür. bir gün yine kayığıyla balığa çıktığında denizde bir ceset bulur bir kadın cesedi, sonra bir ceset daha bulur bu da bir erkek cesedi. bunları kıyıya taşımaya çalışırken bir yunus balığının küçük bir botu kayığa doğru taşıdığını görür ve botun içinde bir bebek olduğunu fark eder. allah göndermiştir mustafa'nın deyimiyle bu bebeği. ancak bebek de diğer iki ceset gibi ege kıyılarından yunanistan'a kaçmak isteyen göçmenlerden biridir.
kitap boyunca göçmen meselesi ve yarattığı tahribatlar üzerinde uzun uzun duruyor yazar. suriye, afganistan, afrika ülkelerinden gelen göçmenlerin türkiye üzerinden avrupa ve amerika'ya kaçma denemeleri. ve bu denemeler sırasında başlarına gelenler. hatta suriye'li olanlar dışındakilerin ülkelerine geri gönderildiği. afganistan'daki savaştan taliban'dan kaçan bir kadının geri dönerse öldürüleceğini (ailesindeki herkes gibi) bildiği için çocuğunu bu aileye (mustafa ve mesude) bırakması...
bunun dışında ege sahillerinin vahşi kapitalizme nasıl kurban olduğu üzerinde çok fazla durmuş yazar. açık denizde kurulması gereken balık çiftliklerinin koylara büklere nasıl yapıldığını ve denize ve deniz canlılarına hatta kuşlara bile nasıl zararlar verdiğini;
ormanların tahrip edilip oteller yapıldığını;
dağlarda siyanürle altın arama çalışmalarının yapıldığını ve daha bir çok toplumsal sorunu cesurca kaleme dökmüş yine yazar.
güzel kitap.
devamını gör...
wes craven
kendi filmlerinde kendi filmlerine sallamayı seven amerikalı yönetmen, senarist ve yapımcı. onu sadece bir yönetmen olarak anmak büyük haksızlık elbette, 1939 doğumlu craven psikoloji alanında master sahibi olmakla kalmayıp sosyal bilimler profesörü olmuştur. bugün teen slasher filmlerinin konusu her açıldığında sayılan ilk üç filmden ikisi craven tarafından çekildi. a nightmare on elm street ve scream gibi efsane teen slasher serilerinin fikir babası, yönetmeni ve senaristidir aynı zamanda.
--! spoiler !--
elm street 7: new nightmare filminde, freddy kruger karakterini beyaz perdeden bu dünyaya aktararak epik bir finalle kapatmıştır seriyi. ( sonra çekilen filmler wes craven imzalı değildir.)
korku filmleri ile açıkça dalga geçtiği elm street serisiyle de scream filminde dalga geçerek beni dumura uğratmıştır aynı zamanda.(bkz: swh)
--! spoiler !--
the fireworks woman
deadly blessing
the last house on the left
--- alıntı ---
one, two, freddy's coming for you
three, four, better lock your door
five, six, grab your crucifix
seven, eight, gonna stay up late
nine, ten, never sleep again
--- alıntı ---
--! spoiler !--
elm street 7: new nightmare filminde, freddy kruger karakterini beyaz perdeden bu dünyaya aktararak epik bir finalle kapatmıştır seriyi. ( sonra çekilen filmler wes craven imzalı değildir.)
korku filmleri ile açıkça dalga geçtiği elm street serisiyle de scream filminde dalga geçerek beni dumura uğratmıştır aynı zamanda.(bkz: swh)
--! spoiler !--
the fireworks woman
deadly blessing
the last house on the left
--- alıntı ---
one, two, freddy's coming for you
three, four, better lock your door
five, six, grab your crucifix
seven, eight, gonna stay up late
nine, ten, never sleep again
--- alıntı ---
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
hortlatmışlar aşık yarışmasını
bekliyorum kaosun yatışmasını
afillibirbeyim beklerim heyhât!
sözlük aşıklarının tartışmasını
bekliyorum kaosun yatışmasını
afillibirbeyim beklerim heyhât!
sözlük aşıklarının tartışmasını
devamını gör...
rammstein
#1120412
şu aralar çoluk çocuğun dilinde bir kelime “overrated”. rammstein gibi bir gruba bu tanımı yazan arkadaşın amacı dikkat çekmekse, bunu başarmıştır. çünkü cahil cesareti dikkat çekicidir.
grup 1994 yılında kuruldu ve bugüne kadar tek bir üyesi bile değişmedi. çıkardıkları albümler, avrupa listelerinde 1 numara olmuş, almadıkları ödül kalmamıştır. milyonlarca insana stadyum konserleri vermiştir. almanca dışında, ingilizce, ispanyolca, fransızca şarkıları konserlerinde söylerler.
ya bir kere de konu hakkında bilginiz olsun da öyle eleştirin. yok trollüyorsanız, beceremiyorsunuz demektir.
konu hakkında eski bir yazımı bırakayım;
#987078
şu aralar çoluk çocuğun dilinde bir kelime “overrated”. rammstein gibi bir gruba bu tanımı yazan arkadaşın amacı dikkat çekmekse, bunu başarmıştır. çünkü cahil cesareti dikkat çekicidir.
grup 1994 yılında kuruldu ve bugüne kadar tek bir üyesi bile değişmedi. çıkardıkları albümler, avrupa listelerinde 1 numara olmuş, almadıkları ödül kalmamıştır. milyonlarca insana stadyum konserleri vermiştir. almanca dışında, ingilizce, ispanyolca, fransızca şarkıları konserlerinde söylerler.
ya bir kere de konu hakkında bilginiz olsun da öyle eleştirin. yok trollüyorsanız, beceremiyorsunuz demektir.
konu hakkında eski bir yazımı bırakayım;
#987078
devamını gör...
god of war
2018'deki soft reboot hakkında ana hikaye konusunda cinnet geçirdiğim ama oynanış bakımından hakkını vermek zorunda hissettiğim oyun. orijinal seriyi bitirmiş olanlar için ufak çaplı krizlere sebep olsa bile -ki bunun en temel sebebi oyunun hack 'n' slash mantığından uzaklaşıp daha soğuk ve mekanik bir yapıya bürünüyor gibi görünmesi ve görünürde vahşetin törpülenmesiydi- aslında objektif bir biçimde baktığım zaman kendini gerçek anlamda aşmış bir oyun gow. blades of chaos zaten önceki oyunlarda tapındığımız bir silahtı ki skilleri de güzel bir nostalji yaşattı ama leviathan baltası ne kadar yeni ve alışılmadık bir weapon olsa bile oyun ilerledikçe gerçek anlamda muazzam bir oyun zevki yaşatıyor. vuruş hissiyatı zaten ders niteliğindeydi resmen ama kontrol şeması meh... daha yeni souls serisini bitirdim geldim be santa monica. yarı-açık dünya denilebilir ama ben aşağı yukarı 20 saatlik ana hikayede atreus denilen sevimsiz bahçe cücesine tilt olduğum için yan görevlere hiç bulaşmadığımdan çok linear bir haritada ilerlemek zorunda kaldım. yetersiz ve tekrarlayan bosslar ve atreus'un kafasını koparma gibi bir opsiyonumuzun olmaması oyundan biraz soğutsa bile ana hikaye yine de gayet sağlam ilerliyor. atreus'a tilt oluyor olsam bile oyunda bazı durumlarda aşırı işlevsel olduğu gerçeği var özellikle oyun ilerledikçe okları yeni özellikler kazandığı için bazı durumlarda kurtarıcı rolü üstleniyor.
iki tane silah -ki blades of chaos oyunun yarısında elimize geçiyor- bu kadar uzun bir oyunda özellikle sürekli savaş sekanslarının olduğu bir oyunda sıkabilirmiş gibi gelse de silahların combo yapmaya olanak sağlayan gayet eğlenceli yetenekleri var ve asla sıkmıyor. kamera açısını değiştirmeleri başta işkillendirmiş olsa da eski oyunlar gibi sabit kamera açısı ile oynamaya çok müsait değildi zaten bu yüzden riskli ama güzel bir hamle yapmış santa monica. çok spoiler vermeden kısaca özet geçmek gerekirse; temeli sağlam hikayesi, orta-üst seviye mekanikleri, fena olmayan mekan tasarımları, sağda solda loot yapmak bazen can sıksa bile oyuna ayak uydurunca alışılabilecek bir denge kurmaları ve şiir gibi grafikleri ile gayet keyifli - yine de seni sevmiyorum atreus puştu- bir oyun.
helheim'a kadar yolun var atreus. hadi thor'un bir oğlunu öldürdük ama onu belki çok sevmiyordur diye kendimi avutuyordum niye gidip diğerini de öldürdün cin cücesi kılıklı sevimsiz? ragnarok'da bizi kum torbası yapacak thor, mutlu musun?! bari adamın heykelini yıkmasaydık ya. senin loki olduğun çok belliydi zaten, sinsi velet.
iki tane silah -ki blades of chaos oyunun yarısında elimize geçiyor- bu kadar uzun bir oyunda özellikle sürekli savaş sekanslarının olduğu bir oyunda sıkabilirmiş gibi gelse de silahların combo yapmaya olanak sağlayan gayet eğlenceli yetenekleri var ve asla sıkmıyor. kamera açısını değiştirmeleri başta işkillendirmiş olsa da eski oyunlar gibi sabit kamera açısı ile oynamaya çok müsait değildi zaten bu yüzden riskli ama güzel bir hamle yapmış santa monica. çok spoiler vermeden kısaca özet geçmek gerekirse; temeli sağlam hikayesi, orta-üst seviye mekanikleri, fena olmayan mekan tasarımları, sağda solda loot yapmak bazen can sıksa bile oyuna ayak uydurunca alışılabilecek bir denge kurmaları ve şiir gibi grafikleri ile gayet keyifli - yine de seni sevmiyorum atreus puştu- bir oyun.
helheim'a kadar yolun var atreus. hadi thor'un bir oğlunu öldürdük ama onu belki çok sevmiyordur diye kendimi avutuyordum niye gidip diğerini de öldürdün cin cücesi kılıklı sevimsiz? ragnarok'da bizi kum torbası yapacak thor, mutlu musun?! bari adamın heykelini yıkmasaydık ya. senin loki olduğun çok belliydi zaten, sinsi velet.
devamını gör...
karl marx'ın mezarının turizme açılması
böyle bir dünya işte ölsen bile faydalanıyorlar senden.
-dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir.(karl marx)
ne anlayabildik ne değiştirebildik reis.
-dünyayı anlamak yetmez, onu değiştirmek gerekir.(karl marx)
ne anlayabildik ne değiştirebildik reis.
devamını gör...
orta kafa gol radyo yayını
sözlükte futbol konuşulmuyor dedik, bu seviyede konuşuluyordu da biz mi istemedik *
sevgili gomercan hocam, ali koç'un en büyük hatası aykut kocaman'ı göndermesi miydi ?
değerli yorumlarınızı beklemedeyim.
sevgili gomercan hocam, ali koç'un en büyük hatası aykut kocaman'ı göndermesi miydi ?
değerli yorumlarınızı beklemedeyim.
devamını gör...
unutulmaz yeşilçam replikleri
“parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği.”
devamını gör...
seri artı oy veren melek
hayatımda da oldum olası meleklerin bana pek uğramamasından dolayı burada da karşılaşmadığım melek türüdür.*
edit: bana da uğradı bir tanesi, sağolsun.
edit: bana da uğradı bir tanesi, sağolsun.
devamını gör...

