kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

attila ilhan elde var hüzün.

hep yanlış anlaşılmıştır.
hayalleri yasaklanmış
devamını gör...

her sene 5 yaş alıyorum evet. ne olmuş?! feda olsun vatanıma
devamını gör...

20 lerin sonunda kara perşembe hadisesi ile başlayıp 30 larin sonuna kadar devam eden başlıca kuzey amerika ve avrupa'yı merkez alan büyük buhran in en büyük etkisi zamanın mega gücü amerika da en çok kendini gösterdi.
24 ekim 1929 da amerika da borsanın dibe vurmasıyla 4.2 milyar dolarlık bir para yok oldu.
4000 kadar banka aynı yıl battı binlerce insanın mal varlığı yok oldu.
paranın piyasada olmamasıyla amerikan halkı sefil bir hale düşmüş ve takas usulü alışverişe dönmüş insanlar kendi yiyeceklerini yetiştirmeye başlamıştır.
zenginin açlıktan ölmeyecek kadar fakir bir hale geldiği kara perşembe hadisesi amerika ekonomisinin en dehşet verici hatırasidir. öyle ki mal varlığı bir anda yok olan bir gün önce sosyete sınıfından olan aileler iki gün sonra midelerini doyurmak için çöpten yiyecek toplayacak duruma geldi. psikolojik ve sosyolojik yönden amerika'nın en önemli tarihi hadiselerinden biridir. yağma suç ve gayrı meşru olayların en çok arttığı ve ülkedeki gangsterlerin söz sahibi olduğu mafia larin önüne zor geçilir bir şekilde güçlendiği dönemdir büyük buhran dönemi.
toplumun tamamen yeniden şekillendiği hayretengiz bir hadisedir.
devamını gör...

ne ben bu başlığı görmüş olayım ne de sen açmış ol! anne mevzubahis iken hatun kim alüminyum!
devamını gör...

arkadaşlık etmemizde hiçbir beis yoktur ben onun yerine de yerim üzülmesin.*
devamını gör...

borç verme ve dolandırılma derdi yok.
devamını gör...

"gerekirse simit yeriz."
"gerekirse soğan ekmek yeriz."
"gerekirse ekmek yeriz."
"gerekirse yarım ekmek yeriz."

böyle giderse yakında taş falan da yersiniz siz. porsiyonu giderek küçültüyorsunuz. işin kötüsü sizin gibiler yüzünden başka insanlar da fakirleşiyor. böyle devam ederse orta sınıf diye bir kesim kalmayacak.
devamını gör...

covid ile haşır neşir olan bir intern doktorum ben. daha bi’ öğrenciyim ben
devamını gör...

kadrajima bugün takilan kedidir. öyle bir duruşu var ki mahalleliyle sürekli içli dışlı olan yurdum insanı gibi ""rıfkııı abiiii arabayı çekiyorlar"" duruşu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ismini yunan mitolojisindeki kentaur ya da sentor adlı yaratıklardan alan*, gökyüzündeki en geniş takımyıldızlardan biri.

güney yarım kürede yer alan centaurus, kuzey yarım küredeki düşük enlemlerden de gözlenebilir. dünyaya en yakın yıldız sistemi olan alfa centauri, bu takımyıldız içerisinde bulunur. bu yıldız aynı zamanda gökyüzünün en parlak 4. yıldızıdır. en parlak 10. yıldız beta centauri de yine centaurus içerisinde bulunur.

takımyıldız içerisinde, güneş sistemi'ne en yakın radyo galaksilerden biri olan centaurus a bulunuyor. bu galaksinin orta kısmında süper kütleli bir kara delik olduğu tahmin ediliyor.

takımyıldız içerisinde centaurus a'dan başka da birçok galaksi, yıldız kümesi ve gezegenimsi bulutsu bulunuyor. messier nesneleri bu takımyıldızda bulunmaz çünkü fransız gök bilimci charles messier'nin gözlem yaptığı enlemden bu takımyıldız görünmüyordu.

meteor yağmuru dediğimiz olaylar, meteorların gökyüzünde hangi bölgeden geldiğine göre isimlendirilir. centaurus ile ilişkilendirilen, yani gökyüzünde o yönden geliyor gibi görünen 3 farklı meteor yağmuru var:
1- alpha centaurids (her yıl ocak sonundan şubat sonuna kadar gözlenir)
2- omicron centaurids (her yıl ocak sonunda başlayıp şubat ortalarına kadar devam eder)
3- theta centaurids (her yıl ocak sonundan mart başına kadar gözlenir)

takımyıldız güney yarım küreden daha rahat izlendiğinden, türkiye'den bu meteor yağmurlarını izleme şansımız yok.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

anlamakta ciddi anlamda zorlandığım tepki. tepki dedim ama neye tepki olduğu da belirsiz aslında; sözlüğün getirdiği sisteme mi, bu tanımları yazan insanlara mı, uzun yazıları okumaya mı... bilemiyorum cidden.

yukarıda da bahsi geçmiş; madalya başvurusu yapmanıza gerek yok. bu işle uğraşan editör arkadaşlar zaten akışı sık sık kontrol ederek bu tür tanımlara, tanım sahibinden talep gelmeden de madalya veriyorlar. eğer çok gerilerde kalmışsa tanım, o zaman tanım sahibi çıkıp gözden kaçtığı için madalyasını talep edebilir. kaldı ki içimizde orsalesta anafor gibi, madalyalı tanımlarından madalyayı özellikle kaldırtan yazarlar da var. onu okuyor musunuz sanki, bu hareketini takdir edip? o da yok...

üstelik sıkıntı bunun neresinde tam olarak, anlamak mümkün değil. madalya almadığımızda bir yerimiz eksilmediği gibi, aldığımızda da fazladan uzvumuz çıkmadığına göre bunun zararı tam olarak nedir? bir insanın "şu tanımıma madalya vermediniz" demesinin çok çeşitli nedenleri olabilir.

mesela olası birkaç sebebi yazayım:
- karma puan toplayayım da istediğim rozeti alayım. (ne kadar çok madalyalı tanım, o kadar puan sonuçta...)
- çaylaklar ya da yeni yazar olanlar nasıl bir yazar olduğumu anlamak isterse daha çok bu tür tanımlardan yararlanmalılar. o yüzden madalya istiyorum.
- madalyalı tanım yazınca kendimi bir şey ürettiğim için iyi hissediyorum.
- sözlüğe gelmişken hem öğreneyim hem de gerçekten bilgi için yararlanayım diyenler olabilir. bilgi arayanlar önce madalyalı tanımlara baksın. bu yüzden madalya talep ediyorum şu tanımıma. (bilgi vermek ekşi'nin, viki'nin tekelinde değil sonuçta. isteyen viki'ye gitsin diyenler var, isteyen de sözlüklere bakabilir. burası sadece sohbet edilmesi gereken bir yer değil neticede. öyle olsa adı sözlük olmazdı.)
- profilimdeki görüntüsü hoşuma gidiyor. dursunlar öyle, zararları yok sonuçta.
- ders çalışırken yazdığım ya da başkasının yazdığı madalyalı tanımlardan faydalanıyorum. tek tek "neredeydi bu?" diye aramak yerine elimle koymuş gibi bulayım.
- manyağım ve editörleri uğraştırasım var.
- işim gücüm yok. tüm boş zamanlarda madalyalı tanım yazasım ve bunlara madalya talep edesim var.
- canım öyle istiyor. alıcam madalyayı, vurucam kırbacı, vurucam kırbacı!

vesaire...

bunları akşama kadar çoğaltabilirsiniz ve gördüğünüz gibi hemen hemen hepsi birbirinden farklı amaçlar. o halde soralım: siz neden herkesi aynı zannederek, bir şeye tepki verirken herkese topluca tepki vermeyi seçiyorsunuz? okusanız "vay be! böyle bir şey mi varmış?" diyeceğiniz o tanımlara verilen emeğe yazık değil mi? kendinizi mahrum bırakarak kimseye zarar vermiyorsunuz. derdiniz sistemin kendisiyle ise ona hiç lafım yok. ben de birkaç yerde keşke kaldırılsa bu olay yazdım * ama kaldırılmıyor. şu halde tepkinizi yönetimde bu konudaki yetkili kişiye mesaj atarak bildirmeniz, yazı yazan insanları protesto etmekten çok daha iyi sonuç verir diye düşünüyorum.

"madalyalı tanımları okumayanları okumamak" diye bir kampanya başlatılıp 1 hafta kimse kimseyi okumasa kaç kişi durur burada sanıyorsunuz? tabii ki madalyalı yazan da madalyasız yazan da okunmak için yazıyor (çok küçük bir azınlık hariç. onlar günlük gibi kullanıyor burayı.) üstelik madalyalı tanım yazmak da herkese serbest olan bir şey. siz de yazın, sizi de okusun insanlar.

son olarak bunca lafa rağmen "bana ne! ille de okumayacağım" diyorsanız hâlâ, o da sizin bileceğiniz iş. bize karışılmasını istemediğimize göre, biz de size karışamayız sonuçta.

not: başlığı açan yazarı severim. yazdıklarımı şahsi bir şekilde algılamazsa sevinirim.
devamını gör...

2001 yılında izlediğim bir filmden sonra doğru olduğunu düşündüğüm hatta düşünmekle kalmayıp benimsediğim cümledir.

o sene i am sam isimli muhteşem filmi izlemiştim. filmin başrollerinde daha sonra milk ve mystic river filmleri ile oscar ödülü kazanan sean penn, her zaman ve her haliyle muhteşem olan michelle pfeiffer ve bu filmde oynadığı zaman sadece yedi yaşında olan dakota fanning oynamaktadır.

filmde zeka seviyesi kızınınkinden çok daha düşük olan sam, babasına göz kulak olmaya çalışan lucy ve hayır işi yaptığını göstermek için sam’in uğraştığı velayet davasını ücretsiz kabul eden ya da etmek zorunda kalan rita’nın hikayesi anlatılmakta.

filmin bir sahnesinde sam, lucy için aldığı pasta ile koridorda koşmaktadır. kaygan zeminde istediği manevrayı bir türlü yapamayan sam o kadar muhteşem düşer ki bir an bunu bir film sahnesi değil de çocuğuna ulaşmak için koşan bir babanın gerçek düşüşü olarak görür izleyenler.

sahneyi belki yüzlerce kez izledim ve eminim ki bu zamana kadar bir filmde izlediğim en muhteşem düşme sahnesidir bu.

düşmek bir sanattır. o sene belki de sırf bu düşme sahnesi sayesinde sean penn en iyi erkek oyuncu oscarına aday olmuştur ama ödülü training day filmi ile denzel washington kazanmıştır. bilmiyorum. belki de bu düşüş bir oscarı hak edebilirdi.

düşmek sanattır
devamını gör...

esmeray - unutama beni
devamını gör...

durmadan konuşması, sözünü kesmesi.
sen konuşurken de telefonuyla oynaması.
nefret ediyorum bu tiplerden.
devamını gör...

2. dünya savaşı sırasında japon imparatorluğu'nun müttefiklere karşı intihar saldırısı yapan havacı bölüğüne verilen isim. 2. dünya savaşı sürecinde yaklaşık 4000 japon pilotun intihar saldırısı gerçekleştirildiği kaydedilmiş.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yine her zamanki gibi biraz bilimsel, biraz lay lay lom takılmak istiyorsanız, bu akşam 20:00'de agora meyhanesi'ne bekliyoruz hepinizi.

günün konusunun anlam ve önemine istinaden;
devamını gör...

en az bir tırnağı kırık, kalan tırnakları iki haftalık uzun tırnaklı, 10 parmaklı 2 el.
tırnak uzatan kızlar, nasıl başarıyorsunuz o tırnakları kırmadan uzatmayı.
ben bu işi 46 yıldır başaramadım.
illa bir iki tanesi kırılıyor.
tamam kabul ediyorum hızlı iş yapıyorum, elimi kolumu sağa sola kaldırıyorum ama bir kere olsun bir tanesi kırılmayabilirdi.
hala niye bana adapte olamadı bu eller, merak ediyorum.
devamını gör...

suyun donma noktası için 0° gene suyun kaynama noktası için 100° yi temel alan bir ölçektir. sıcaklık ölçmek için kullanılır. 1742'de isveçli gökbilimci anders celsius tarafından bulunmuştur. tanımlanan noktalar arasındaki 100 derecelik aralık nedeniyle santigrat ölçeği olarak adlandırılır. (latince centum=yüz, gradus=aralık kelimelerinin birleşiminden gelir). metrik sisteminin benimsendiği her yerde kullanılır.

ne gariptir ki mucit celsius, suyun kaynama noktası (sıcak uç) için 0° ve karın erime noktası (soğuk uç) için 100° kullanmış. daha sonra ölçeğini soğuk uçta 0° ve sıcak uçta 100° olacak şekilde tersine çevirerek bu gün kullandığımız şekilde yaygın kullanım kazandırmıştır.

celcius ölçeğinin en büyük rakibi (bkz: fahrenheit) dır. (bkz: imperial sistem) kullanan abd, ingiltere gibi ülkelerde sıcaklık ölçmek için kullanılır. ancak bu ikisinide yarı yolda bırakan sıcaklık ölçü birimi, uzun zaman kenarda köşede kalmış olan (bkz: kelvin) olmuştur. sıcaklık için fransızcası système ınternational d'unités olan uluslararası birimler sistemi (kısaltması sı) tarafından belirlenmiş fiziksel nicelikleri ölçmek için olan yedi temel birimden birisi olmuştur. bkz: #400051

son not: lütfen ısı ve sıcaklığı birbirine karıştırmayalım aradaki fark için #155746
devamını gör...

allah'ım lütfen şu pandemi bitsin. arkadaşlarımı çok özledim, kocaman tereddütsüzce sarılmayı o kadar çok istiyorum ki anlatamam. maske ismini, bu virüsten ölenleri, olmayan eğitim sisteminde hayallerimizin yok oluşunu görmek istemiyorum lütfen...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim