eylemsizlik kuvveti
biraz da muhafazakarlık gibidir.
devamını gör...
aykut enişte
2019 yılında yayımlanan yönetmenliğini onur bilgetay'ın senaristliğini cem gelinoğlu, giray altınok'un yaptığı aile, komedi filmidir.
oyuncular
cem gelinoğlu
melis babadağ
ege kökenli
müfit kayacan
lale başar
ali erkazan
özlem çakar
selen domaç
cem gelinoğlu'nu ben eskiden vinelerinde izler ve severdim. kısa kısa videolar çekip anlık güldürmeyi başarmış oyunculardan. açıkçası filmden pek ümidim yoktu ama izlediğimde beğendim. hatta daha sonra bir iki ortamda yine izledim ve yine güldüm. beklentiyi düşük tutup keyif aldığım nadir filmlerden kendileri.
aykut'un (cem gelinoğlu) tek istediği yalnızca bir ailedir. hayalleri umutları hep bu doğrultuda dır ama işler tersleştikçe tersleşir. peki bu onun hayatını ne yönde değiştirecektir? bazen öyle zamanlar olur ki çok kötü bir hale düşer beklenmedik olaylar yaşar ama sonuçta yaşadıklarımız pek farklı olur. işte aykut'un yaşadıklarıda tam böyledir ne istemiştir ne bulmuştur.
komedi seviyorsanız izleyin derim. zamanım geçsin biraz kafam dağılsın az da güleyim diyorsanız doğru adrestesiniz. zaten komedi severlerin beklentisi az çok bellidir. güldürsün! ee güldürüyor o zaman izleyin gitsin.
iyi seyirler efem...
oyuncular
cem gelinoğlu
melis babadağ
ege kökenli
müfit kayacan
lale başar
ali erkazan
özlem çakar
selen domaç
cem gelinoğlu'nu ben eskiden vinelerinde izler ve severdim. kısa kısa videolar çekip anlık güldürmeyi başarmış oyunculardan. açıkçası filmden pek ümidim yoktu ama izlediğimde beğendim. hatta daha sonra bir iki ortamda yine izledim ve yine güldüm. beklentiyi düşük tutup keyif aldığım nadir filmlerden kendileri.
aykut'un (cem gelinoğlu) tek istediği yalnızca bir ailedir. hayalleri umutları hep bu doğrultuda dır ama işler tersleştikçe tersleşir. peki bu onun hayatını ne yönde değiştirecektir? bazen öyle zamanlar olur ki çok kötü bir hale düşer beklenmedik olaylar yaşar ama sonuçta yaşadıklarımız pek farklı olur. işte aykut'un yaşadıklarıda tam böyledir ne istemiştir ne bulmuştur.
komedi seviyorsanız izleyin derim. zamanım geçsin biraz kafam dağılsın az da güleyim diyorsanız doğru adrestesiniz. zaten komedi severlerin beklentisi az çok bellidir. güldürsün! ee güldürüyor o zaman izleyin gitsin.
iyi seyirler efem...
devamını gör...
görücü usulu kız isterken deneme sürümü var mı diye sormak
söz ve nişan uygulaması kızın seni deneme sürümüne almasından baska bir şey değildir. baktı ki verim alamıyor; nişan bohçasını kafanda paralayıp senden memnun olmadığını söyleyip bağını koparması işten bile değildir.
devamını gör...
satyagraha felsefesi
ghandi'nin şu sözüyle özetlenebilecek felsefe:
"nazik bir şekilde dünyayı sallayabilirsiniz"
"nazik bir şekilde dünyayı sallayabilirsiniz"
devamını gör...
evli bir kadının kocasından başka bir erkeğe arkadaşım demesi
ne desin?
devamını gör...
modern talking
thomas anders ve dieter bohlen adlı sanatçılardan oluşan müzik grubu.
garip bir havası vardır şarkılarının. onlarla büyümüşseniz, kaç yıl geçerse geçsin bıkmadan dinleyebilirsiniz. alır götürürler sizi her şeyin yolunda olduğu, hayatın can sıkmadığı, kaygısız çocukluk günlerinize... banu alkan filmlerinin vazgeçilmezlerindendir ayrıca bu şarkılar ki o filmler de çoğunlukla güneşli, sıcak günlerde, deniz kenarlarında çekilmiştir ve insanı alıp yine bambaşka anılara götürürler. güzel bir çocukluk geçirenlere, çocukluklarını hatırlatan her şey gibi kıymetlidir modern talking.
garip bir havası vardır şarkılarının. onlarla büyümüşseniz, kaç yıl geçerse geçsin bıkmadan dinleyebilirsiniz. alır götürürler sizi her şeyin yolunda olduğu, hayatın can sıkmadığı, kaygısız çocukluk günlerinize... banu alkan filmlerinin vazgeçilmezlerindendir ayrıca bu şarkılar ki o filmler de çoğunlukla güneşli, sıcak günlerde, deniz kenarlarında çekilmiştir ve insanı alıp yine bambaşka anılara götürürler. güzel bir çocukluk geçirenlere, çocukluklarını hatırlatan her şey gibi kıymetlidir modern talking.
devamını gör...
thor
thor, gök gürültüsü ve şimşek tanrısıdır. tanrıların en önemlisidir. ona "aesir’in thor’u" ya da "savaşçı thor" da denir. tüm tanrıların en önemlisi olması yanında tüm tanrıların ve insanların en güçlüsüdür.
bereket sağlama, şifa verme ve onurlandırma gibi güçlere sahip olan thor'un düşmanları ise ve aynı zamanda tanrıların da düşmanı olan devler, canavarlar ve tarih öncesi güçlerdir.
eski nors dilinde "şimşek fırtına" anlamına gelen, aesir tanrıları arasında en güçlü silah olarak bilinen ve sadece silah olarak değil aynı zamanda kutsama törenlerinde de kullanılan mjolnir isimli kudretli çekice sahiptir. thor bu çekici resmi törenlerde, evlilik kutlamalarında, doğumlarda hatta cenazelerde bile kullanılırdı.
thor'un tangrisnir (hırlayan) ve tanngnjóstr (diş öğütücü) isimli iki keçisi vardır. bu keçiler thor'un arabasını çekmekle görevilerdir.
snorri sturluson'un prose edda kitabında şöyle bir bölüm yer almaktadır: "thor bir gün kendi keçisini öldürüp yemiştir, daha sonra keçisinin kemiklerini bir araya getirmiş ve mjolnir ile onu tekrar hayata döndürmüştür." aynı kaynakta ise şöyle bir bilgi de vardır: thor'un thjalfi ve röskva isimli ölümlü hizmetkarı vardır. midgard'a yaptığı bir gezide thor bu çocukların ailesine misafir olmuş ve uçan arabasını keçilerini kesmelerine izin vermiştir. bu keçiler ertesi gün kemikleri ve postu bir araya getirince yeniden dirilmektedirler. thor'un etlerden diledikleri gibi yiyebileceklerini ama kesinlikle kemikleri kırmamaları konusunda ev halkını uyarmasını rağmen evin oğlu thjalfi bir kemiğin iliğini emmek için bir kemiği kırar. ertesi sabah dirilttiği keçilerinden birinin bir bacağının topalladığını gören thor çok sinirlenir ve ancak iki çocuğun onun hizmetine girmeyi önermesi karşılığında ailenin canını bağışlar.
thor'un ahip olduğu üç tane değerli eşya vardır. bunlardan ilki "parçalayıcı" anlamına gelen mjolnir isimli çekicidir. diğeri ise megingjard adındaki güç kemeridir. thor bu kemeri taktığında sahip olduğu tanrısal gücünü ikiye katlar. son olarak sahip olduğu en değerli eşyası olan, demirden eldivenlerdir. bu eldivenler olmazsa kudretli mjolnir'i savuramaz.
thor, vikingler için özellikle saygı gösterilmesi gerekilen bir tanrıydı. eğer ki salgın hastalık veyahut kıtlık baş gösterecek olursa, kurban adanacak ilk tanrı thor olurdu. thor, adı viking çağında hem kadın (thorgerðr ve thorgunnr) hem erkek (thorsteinn ve thorfinnr) kişi adlarında kullanılabilen yegane tanrıydı.
thor, kurnazlık ve kötülük tanrısı olan kardeşi loki'nin üç çocuğundan birisi olan ve dünya yılanı olarak bilinen jörmungandr ile ragnarok geldiğinde savaşacak ve jörmungandr'ı öldürecek fakat yılanın zehrinden dolayı da kendisi ölecektir.
thor'un sahip olduğu değerli eşyaları ve keçileriyle beraber karşımıza çıkan en uygun görsel işe şudur:
bereket sağlama, şifa verme ve onurlandırma gibi güçlere sahip olan thor'un düşmanları ise ve aynı zamanda tanrıların da düşmanı olan devler, canavarlar ve tarih öncesi güçlerdir.
eski nors dilinde "şimşek fırtına" anlamına gelen, aesir tanrıları arasında en güçlü silah olarak bilinen ve sadece silah olarak değil aynı zamanda kutsama törenlerinde de kullanılan mjolnir isimli kudretli çekice sahiptir. thor bu çekici resmi törenlerde, evlilik kutlamalarında, doğumlarda hatta cenazelerde bile kullanılırdı.
thor'un tangrisnir (hırlayan) ve tanngnjóstr (diş öğütücü) isimli iki keçisi vardır. bu keçiler thor'un arabasını çekmekle görevilerdir.
snorri sturluson'un prose edda kitabında şöyle bir bölüm yer almaktadır: "thor bir gün kendi keçisini öldürüp yemiştir, daha sonra keçisinin kemiklerini bir araya getirmiş ve mjolnir ile onu tekrar hayata döndürmüştür." aynı kaynakta ise şöyle bir bilgi de vardır: thor'un thjalfi ve röskva isimli ölümlü hizmetkarı vardır. midgard'a yaptığı bir gezide thor bu çocukların ailesine misafir olmuş ve uçan arabasını keçilerini kesmelerine izin vermiştir. bu keçiler ertesi gün kemikleri ve postu bir araya getirince yeniden dirilmektedirler. thor'un etlerden diledikleri gibi yiyebileceklerini ama kesinlikle kemikleri kırmamaları konusunda ev halkını uyarmasını rağmen evin oğlu thjalfi bir kemiğin iliğini emmek için bir kemiği kırar. ertesi sabah dirilttiği keçilerinden birinin bir bacağının topalladığını gören thor çok sinirlenir ve ancak iki çocuğun onun hizmetine girmeyi önermesi karşılığında ailenin canını bağışlar.
thor'un ahip olduğu üç tane değerli eşya vardır. bunlardan ilki "parçalayıcı" anlamına gelen mjolnir isimli çekicidir. diğeri ise megingjard adındaki güç kemeridir. thor bu kemeri taktığında sahip olduğu tanrısal gücünü ikiye katlar. son olarak sahip olduğu en değerli eşyası olan, demirden eldivenlerdir. bu eldivenler olmazsa kudretli mjolnir'i savuramaz.
thor, vikingler için özellikle saygı gösterilmesi gerekilen bir tanrıydı. eğer ki salgın hastalık veyahut kıtlık baş gösterecek olursa, kurban adanacak ilk tanrı thor olurdu. thor, adı viking çağında hem kadın (thorgerðr ve thorgunnr) hem erkek (thorsteinn ve thorfinnr) kişi adlarında kullanılabilen yegane tanrıydı.
thor, kurnazlık ve kötülük tanrısı olan kardeşi loki'nin üç çocuğundan birisi olan ve dünya yılanı olarak bilinen jörmungandr ile ragnarok geldiğinde savaşacak ve jörmungandr'ı öldürecek fakat yılanın zehrinden dolayı da kendisi ölecektir.
thor'un sahip olduğu değerli eşyaları ve keçileriyle beraber karşımıza çıkan en uygun görsel işe şudur:
devamını gör...
anlatırken ağlarım diye anlatamadıklarımız
mutlak yalnızlığın bir getirisi olarak insanın kendisinden bahsetmemesi bir noktada anlaşılabilir; lakin nihai surette anlaşılmadığını kişi bizzat görecektir de. neticede insan yalnızdır ebediyen belki, fakat yalnızlığını giderebilecek bir ruh arkadaşlığı da her daim kurulabilir. en azından ben buna inanıyorum. ve inanç, sevgili sözlük, her ne kadar ben hiçbir şeye inanamasam da belki umutsuzca umuda inanıyorum.
sıradanlığın ve gösterişin bu denli gözümüze sokulduğu ve bir anlamda yüceltildiği hatta kutsallaştırıldığı günümüz dünyasında -ki bana kalırsa her zaman böyleydi dünya dolayısıyla insan- insanın anlatmak istememesi anlaşılabilir. niçin? ne alakası var şimdi bunun bu başlıkla? şöyle ki, insan yukarıda da belirttiğim gibi anlaşılamaz bir varlıktır. fakat tamamen bir anlaşılamamazlık da romantizmin 21. yüzyıla bir getirisi olmalı. dramaturji epey hat safhada. hem şunun şurasında gerçek nedir özünde? birçok gerçek var ve biz o gerçeklerin peşinden gideceğiz derken kendi istediğimizi unutuyoruz. "falanca insanlar bu görüşteler, o halde öğreneyim." diyoruz (kaba bir tarifle). ardından biat ediyoruz ve trajedimizi bir noktada başlatıyoruz. her ne kadar öğrenmek derken bu cümlede kitapları ve o lanetli bilgiyi kastetsem de daha genel bir çerçevede bütün hayat şartlarını kastediyorum.
insan anlatmak istemiyor bazı şeyleri. kimi zaman kendi yoğunluğu insanlara yük olmasın diye, kimi zaman kendinden geçmişçesine haykırırken duvarlara. fakat nedir doğrusu? işte bunu bilemiyoruz. fakat sıradan insan portresi bu noktada insanın canını sıkıyor olmalı. çünkü neticede herkes sıradan. her ne kadar bazılarımız epey farklı ve derinlikli gözükebilse de... işte böyle insanlar (elbette her insanın özünde aynı olduğunu savunanlardanımdır ben) -böyle insanlar belki bu sıradanlığı daha derin bir hüzünle hissediyordur. ya da bütün insanlar böyledir, bilmiyorum. "ben de sıradanım mademki, o halde niçin kendimden bahsedeyim?" diye sorarız. aslında anlatmayı da çok isteriz. sadece sıkışmışızdır kendi içimizde. işte bu noktada başlıklı alakalı olarak bunu tam olarak söyleyebilirim. lafı dolandırdım sanırım epey. yüreğimden dökülmeye başlayınca kelimeler işte böyle oluyor.*
epey bir süreden beri kendime şöyle diyordum: "konuşmak çok zahmetli. zor ve herkes her şeyi biliyor." aslında bu cümleler yaklaşık beş yıl önce yazdığım bir hikayenin giriş kısmıydı. ve bu düşüncelerin beynimin derinliklerine bir yere nasıl yerleştiğini halen merak ediyorum. büyük bir muamma! neden konuşmak zahmetli? yanılmıyorsam epey karanlık bir alanda takıldığım için zamanında. şimdiyse aydınlıktayım. daha doğrusu karanlık ve aydınlığın tam sınırındayım. lakin nereye geçmem gerektiğini bilemiyorum. yardım edin, korkuyorum. *
t: son 1 yıldır başımda olan bela.
sıradanlığın ve gösterişin bu denli gözümüze sokulduğu ve bir anlamda yüceltildiği hatta kutsallaştırıldığı günümüz dünyasında -ki bana kalırsa her zaman böyleydi dünya dolayısıyla insan- insanın anlatmak istememesi anlaşılabilir. niçin? ne alakası var şimdi bunun bu başlıkla? şöyle ki, insan yukarıda da belirttiğim gibi anlaşılamaz bir varlıktır. fakat tamamen bir anlaşılamamazlık da romantizmin 21. yüzyıla bir getirisi olmalı. dramaturji epey hat safhada. hem şunun şurasında gerçek nedir özünde? birçok gerçek var ve biz o gerçeklerin peşinden gideceğiz derken kendi istediğimizi unutuyoruz. "falanca insanlar bu görüşteler, o halde öğreneyim." diyoruz (kaba bir tarifle). ardından biat ediyoruz ve trajedimizi bir noktada başlatıyoruz. her ne kadar öğrenmek derken bu cümlede kitapları ve o lanetli bilgiyi kastetsem de daha genel bir çerçevede bütün hayat şartlarını kastediyorum.
insan anlatmak istemiyor bazı şeyleri. kimi zaman kendi yoğunluğu insanlara yük olmasın diye, kimi zaman kendinden geçmişçesine haykırırken duvarlara. fakat nedir doğrusu? işte bunu bilemiyoruz. fakat sıradan insan portresi bu noktada insanın canını sıkıyor olmalı. çünkü neticede herkes sıradan. her ne kadar bazılarımız epey farklı ve derinlikli gözükebilse de... işte böyle insanlar (elbette her insanın özünde aynı olduğunu savunanlardanımdır ben) -böyle insanlar belki bu sıradanlığı daha derin bir hüzünle hissediyordur. ya da bütün insanlar böyledir, bilmiyorum. "ben de sıradanım mademki, o halde niçin kendimden bahsedeyim?" diye sorarız. aslında anlatmayı da çok isteriz. sadece sıkışmışızdır kendi içimizde. işte bu noktada başlıklı alakalı olarak bunu tam olarak söyleyebilirim. lafı dolandırdım sanırım epey. yüreğimden dökülmeye başlayınca kelimeler işte böyle oluyor.*
epey bir süreden beri kendime şöyle diyordum: "konuşmak çok zahmetli. zor ve herkes her şeyi biliyor." aslında bu cümleler yaklaşık beş yıl önce yazdığım bir hikayenin giriş kısmıydı. ve bu düşüncelerin beynimin derinliklerine bir yere nasıl yerleştiğini halen merak ediyorum. büyük bir muamma! neden konuşmak zahmetli? yanılmıyorsam epey karanlık bir alanda takıldığım için zamanında. şimdiyse aydınlıktayım. daha doğrusu karanlık ve aydınlığın tam sınırındayım. lakin nereye geçmem gerektiğini bilemiyorum. yardım edin, korkuyorum. *
t: son 1 yıldır başımda olan bela.
devamını gör...
eğitimde başarısızlığın sebebi türban yasağı
eğitim de erkek öğrencilere de türban serbestisi getirilsin. uçalım fezaya.
devamını gör...
haydi abbas
haydi abbas, vakit tamam;
akşam diyordun işte oldu akşam.
kur bakalım çilingir soframızı;
dinsin artık bu kalb ağrısı.
şu ağacın gölgesinde olsun;
tam kenarında havuzun.
aya haber sal çıksın bu gece;
görünsün şöyle gönlümce.
bas kırbacı sihirli seccadeye,
göster hükmettiğini mesafeye
ve zamana.
katıp tozu dumana,
var git,
böyle ferman etti cahit,
al getir ilk sevgiliyi beşiktaş'tan;
yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan. cahit sıtkı tarancı şiiridir.
akşam diyordun işte oldu akşam.
kur bakalım çilingir soframızı;
dinsin artık bu kalb ağrısı.
şu ağacın gölgesinde olsun;
tam kenarında havuzun.
aya haber sal çıksın bu gece;
görünsün şöyle gönlümce.
bas kırbacı sihirli seccadeye,
göster hükmettiğini mesafeye
ve zamana.
katıp tozu dumana,
var git,
böyle ferman etti cahit,
al getir ilk sevgiliyi beşiktaş'tan;
yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan. cahit sıtkı tarancı şiiridir.
devamını gör...
take me to church
yabancı dil kursumuz bittiğinde, mezuniyet töreni düzenlenmişti biz de sınıfça bu müziği söylemiştik. vay be güzel günlerdi.
devamını gör...
babaların garip huyları
bir yere gidilecekse sabah 5'te ayağa dikmesi.
devamını gör...
jigolo olmak isterken dolandırılan erkekler
son aylarda toplumumuzun kanayan yarası haline gelen trajikomik bir durum. üstelik çok az erkek şikayetçi olduğu için ne yazık ki sözde mağdurlar gün geçtikçe artıyor.
kolay yoldan para kazanma fırsatı bulduğunu düşünen özellikle 18-25 yaş arasındaki genç erkeklerin nasıl kandırıldığı emniyet birimlerince açıklandı.
daha geçen temmuz ayında bir çetenin jigolo olmak isteyen erkekleri kandırarak 9.000.000 tl elde ettiği tespit edilmişti. sözde masum olduğunu iddia eden erkeklerin kandırılış yöntemi ise şöyle:
internet sitelerindeki reklamlarda “sadece bir günde birlikte olduğu kadınlara göre 2 bin ile 5 bin tl arasında para kazanabileceği” anlatılıyor. jigolo üyeliği yapılırken, üyeliğin derecesine göre “300- 4.000 tl arası” kayıt parası alınıyor. ne var ki kadın falan yok. erkekler kimlik bilgileri, banka hesap numarası, çıplak resimlerini ve birçok bilgiyi verdikleri için dolandırıcı çetelerine kolay av oluyorlar.
ceza hukukunda ahlaka aykırı sözleşme yapan kişi dolandırıldığından bahsedemez. olayın vahim boyutu ise binlerce erkeğin tuzağa düşmesi ve birçoğunun üniversite mezunu olması. polise gitmekten çekinen jigolo adayı erkeklerin birkaçının itirafları.
ayhan: internette gördüğüm bir arkadaşlık sitesinde jigolo olmak için form doldurdum. kayıt ücreti altında arayan kişilere 11.350 tl lira kaptırdım.
ferruh: jigolo üyelik sitesine üyelik bedeli 400 ve komisyon 1000 tl ödedim. ‘ilişki başına 5000 lira alacaksın’ diyorlar kesinlikle söyledikleri gibi değil.
onur: ben twitter’da bir rastgele ‘jigolo olmak ister misiniz’ diye bir reklama tıkladım. 300 tl para yatırmamı istediler. yatırdım. ‘geri onaylanmasını bekliyorum’ dedi. şu an hâlâ bekliyorum. ailemin öğrenmemesi için polise gidemiyorum.
kuray: sadece öylesine başvurduğum site sabah aradı, anlamadım ne dediklerini ve iptal etmek istediğimi söyledim. 400 tl iptal ücreti istediler. ‘ardından 780 tl daha yatırın size 400 tl’nizi geri vereceğiz’ dediler. ardından ‘1630 tl daha yatırın size toplam olarak 2000 tl’nizi geri vereceğiz’ dediler. 400+780 tl maalesef yatırdım.
ata: büyük bir yanlış yaptığımı iş işten geçtikten sonra anladım. toplamda 4.400 tl param gitti. hepsi twitter’a doluşmuşlar.
osman: üyeliğimin aktif hale getirilmesi için para yatırılması gerektiğini söyledi. banka yoluyla 4.000 tl gönderdim. telefon açıyorum, ulaşılamıyor.
ümit: 800 tl ile ‘jigolo kaydınız oluşturuldu’ deyip toplam 25.000 liramı aldılar. bunlara bir dur denmeli.
tanınmış bir jigolo ajansından yapılan açıklamada “türkiye’de jigolo talebinin olmadığı, türk kadının bir erkeğe para verip birliktelik kurmasının pek mantıklı da olmadığı, jigolo tutan müşterilerinin ise genelde türkiye’de yaşayan 60 yaş üstü yabancı ve dul kadınlar olduğu, onların da 1.90 boyunda atletik ve kaslı zencileri tercih ettiğini” söyleyerek, internetteki “jigolo aranıyor” reklamlarının dolandırıcıların tuzağı olduğunu ifade etti.
kolay yoldan para kazanma fırsatı bulduğunu düşünen özellikle 18-25 yaş arasındaki genç erkeklerin nasıl kandırıldığı emniyet birimlerince açıklandı.
daha geçen temmuz ayında bir çetenin jigolo olmak isteyen erkekleri kandırarak 9.000.000 tl elde ettiği tespit edilmişti. sözde masum olduğunu iddia eden erkeklerin kandırılış yöntemi ise şöyle:
internet sitelerindeki reklamlarda “sadece bir günde birlikte olduğu kadınlara göre 2 bin ile 5 bin tl arasında para kazanabileceği” anlatılıyor. jigolo üyeliği yapılırken, üyeliğin derecesine göre “300- 4.000 tl arası” kayıt parası alınıyor. ne var ki kadın falan yok. erkekler kimlik bilgileri, banka hesap numarası, çıplak resimlerini ve birçok bilgiyi verdikleri için dolandırıcı çetelerine kolay av oluyorlar.
ceza hukukunda ahlaka aykırı sözleşme yapan kişi dolandırıldığından bahsedemez. olayın vahim boyutu ise binlerce erkeğin tuzağa düşmesi ve birçoğunun üniversite mezunu olması. polise gitmekten çekinen jigolo adayı erkeklerin birkaçının itirafları.
ayhan: internette gördüğüm bir arkadaşlık sitesinde jigolo olmak için form doldurdum. kayıt ücreti altında arayan kişilere 11.350 tl lira kaptırdım.
ferruh: jigolo üyelik sitesine üyelik bedeli 400 ve komisyon 1000 tl ödedim. ‘ilişki başına 5000 lira alacaksın’ diyorlar kesinlikle söyledikleri gibi değil.
onur: ben twitter’da bir rastgele ‘jigolo olmak ister misiniz’ diye bir reklama tıkladım. 300 tl para yatırmamı istediler. yatırdım. ‘geri onaylanmasını bekliyorum’ dedi. şu an hâlâ bekliyorum. ailemin öğrenmemesi için polise gidemiyorum.
kuray: sadece öylesine başvurduğum site sabah aradı, anlamadım ne dediklerini ve iptal etmek istediğimi söyledim. 400 tl iptal ücreti istediler. ‘ardından 780 tl daha yatırın size 400 tl’nizi geri vereceğiz’ dediler. ardından ‘1630 tl daha yatırın size toplam olarak 2000 tl’nizi geri vereceğiz’ dediler. 400+780 tl maalesef yatırdım.
ata: büyük bir yanlış yaptığımı iş işten geçtikten sonra anladım. toplamda 4.400 tl param gitti. hepsi twitter’a doluşmuşlar.
osman: üyeliğimin aktif hale getirilmesi için para yatırılması gerektiğini söyledi. banka yoluyla 4.000 tl gönderdim. telefon açıyorum, ulaşılamıyor.
ümit: 800 tl ile ‘jigolo kaydınız oluşturuldu’ deyip toplam 25.000 liramı aldılar. bunlara bir dur denmeli.
tanınmış bir jigolo ajansından yapılan açıklamada “türkiye’de jigolo talebinin olmadığı, türk kadının bir erkeğe para verip birliktelik kurmasının pek mantıklı da olmadığı, jigolo tutan müşterilerinin ise genelde türkiye’de yaşayan 60 yaş üstü yabancı ve dul kadınlar olduğu, onların da 1.90 boyunda atletik ve kaslı zencileri tercih ettiğini” söyleyerek, internetteki “jigolo aranıyor” reklamlarının dolandırıcıların tuzağı olduğunu ifade etti.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
saat 6 küsur, buçuğu geçmiş. alexandria çalmaya başlıyor, uzaklardan uzaklardan. aklıma geliyorsun, sonra "bundan sonra adını anmayacağız onun" diyen kardeşim geliyor aklıma, o kızacak biliyorum ama akıl bu. bende yok ki?
neyse allah belanı vermesin kadın, uzak dur beynimden.
to dyhti çalmaya başladı şimdi de, mealinde kabaca der ki,
"hayatında daima gözlerini açık tut, çünkü önünde bir ağ var. "
böcek gibi yakalanmak var sonra o ağa, küçücük kırmızı siyah bir böcek, puh!!
yatayım ben, kaldır allahım!
neyse allah belanı vermesin kadın, uzak dur beynimden.
to dyhti çalmaya başladı şimdi de, mealinde kabaca der ki,
"hayatında daima gözlerini açık tut, çünkü önünde bir ağ var. "
böcek gibi yakalanmak var sonra o ağa, küçücük kırmızı siyah bir böcek, puh!!
yatayım ben, kaldır allahım!
devamını gör...
ilk iş günü
okulun yeni çocuğu gibi her gördüğünüzle tanışmak/tanıştırılmak zorunda kaldığınız gün. kalabalık bir yerse yandınız. tanışma faslı asla bitmiyor. gözler de hep üzerinizde. herkes bir tarafa çekmeye çalışıyor. yazarken daraldım.
devamını gör...
eyluling
şeker gibi moderatördür.ilk defa tüm sorularıma cevap veren bir moderatör bulmanın şımarıklığı ile biraz fazla darlamiş olabilirim kendisini.
devamını gör...
necip fazıl kısakürek
yazıp yazmamak arasında kararsız kalmadım. yazmam gerektiğini biliyordum çünkü ne yazacağımı düşünmeme bile gerek yoktu aslında. kendisi yıllar öncesinde kaldığı arafı şu serzenişle anlatmıştı:
“anlaşılmadan benimsenmek ve tanınmadan dışlanmak”
muhafazakar kesim tarafından anlaşılmadan benimsenen; liberal tarafın şiirlerini bile okumadan dışladığı bir şair düşünün.
necip fazıl’ın siyasi yönünü ben de hiç sevmedim. siyasete girmemesi gerekirdi bence.
ama bu onun şiirlerini okumama engel değildi, okudum da.
başlığa baktığımda adamın ne dediğini bilmeden öven insanları gördüm.
sırf adamı sevmediği için şiirlerine “vasat” diyen insanları da gördüm.
ikisinin de yıllar önce söylenmiş olan bir sözün, (hatta belki onlar doğmadan önce söylenmiş olan bu sözün) muhatabı olmaları ne kadar garip!
velhasıl kelam şairin kişiliği hakkında yorum yapma hakkı bende yok çünkü; onu tanımıyorum. ama şiirlerini okudum.
keskin bir kalemle alaycı bir dehanın bu satırlarda birleşmesine ise şiir dedim...
“anlaşılmadan benimsenmek ve tanınmadan dışlanmak”
muhafazakar kesim tarafından anlaşılmadan benimsenen; liberal tarafın şiirlerini bile okumadan dışladığı bir şair düşünün.
necip fazıl’ın siyasi yönünü ben de hiç sevmedim. siyasete girmemesi gerekirdi bence.
ama bu onun şiirlerini okumama engel değildi, okudum da.
başlığa baktığımda adamın ne dediğini bilmeden öven insanları gördüm.
sırf adamı sevmediği için şiirlerine “vasat” diyen insanları da gördüm.
ikisinin de yıllar önce söylenmiş olan bir sözün, (hatta belki onlar doğmadan önce söylenmiş olan bu sözün) muhatabı olmaları ne kadar garip!
velhasıl kelam şairin kişiliği hakkında yorum yapma hakkı bende yok çünkü; onu tanımıyorum. ama şiirlerini okudum.
keskin bir kalemle alaycı bir dehanın bu satırlarda birleşmesine ise şiir dedim...
devamını gör...
yabancı uyruklu biriyle evlenmek
kendi milletinden olmayan bir dünya vatandaşıyla hayatını birleştirmek.
evlendiğin birine yabancı olmaktan iyidir.
uykum var çok felsefe yapamayacağım.
iyi geceler.
evlendiğin birine yabancı olmaktan iyidir.
uykum var çok felsefe yapamayacağım.
iyi geceler.
devamını gör...


