sigmund freud tarafından yazılan, 1913 yılında yayınlanmış ve dilimize totem ve tabu olarak çevrilmiş eser. oldukça tartışmalı olduğunu söylemekte fayda var, esas tartışmalı olan kısımlar ensest, büyü, egzogami ve animizm denilebilir.

okudukça insanı sarsan bir eser ortaya koymuş freud. ensest ilişkilerin bilinç altındaki yansıması ve ilkel toplumlardaki tabuların kökenine indiği bölümler, makul açıklamalar içeriyor diye düşünüyorum. totem ve tabu olgularının açıklanması ile başlayan eser daha sonra ilkel toplumlarda bunun yansımalarına değiniyor ve isteklerin nasıl yasaklara dönüştüğü hakkında güzel örnekler sunuyor. söylemlerinin altının boş olduğunu iddia etmek haksızlık olacaktır çünkü yaklaşımının bilimsel olduğunu söylemekte fayda var. freud oldukça akıcı ve açık bir dil kullanmayı tercih etmiş. bundan kaynaklı olarak dilimize oldukça başarılı bir şekilde çevrildiğini sanıyorum.

edit: eserin tutarlılığından ziyade yazıldığı dönem üzerinden değerlendirilmesi elzemdir. eseri önemli bir konuma taşıyan detay dönemin ve o dönemden önceki antropologların ( frazer, darwin, westermarck, atkinson, durkheim, muller...) düşünceleri üzerine şekillenmiş olmasıdır.

--- alıntı ---

"allmählich wird dann das tabu zu einer in sich selbst begründeten macht, die sich vom dämonismus losgelöst hat. es wird zum zwang der sitte und des herkommens und schließlich des gesetzes.“
s.42

das opfer war ein sakrament, das opfertier selbst ein stammesgenosse. es war in wirklichkeit das alte totemtier, der primitive gott selbst, durch dessen tötung und verzehrung die clangenossen ihre gottähnlichkeit auffrischten und versicherten.“
s.188


açık ve akla uygun hiçbir nedeni yokken şu ya da bu yasak sayılmakta ve niçin yasak sayıldığı sorusu onların aklına bile gelmemektedir; çünkü kendilerini bu bağlarla gayet doğal olarak bağlı görmektedirler; bunlara karşı herhangi bir saldırının şiddetle ve otomatik olarak cezalandırılacağına inanmaktadırlar.
s.26

bütün varlıkları kendileri gibi tasarlamaları ve her nesneyi çok yakından bilip aşinası oldukları özelliklerle donatmaları insanlarda evrensel bir eğilimdir.
s.72

--- alıntı ---
devamını gör...

nihayet dediğim yayın.
devamını gör...

düğün gününde öldüresiye dövülen gelinin intikamı.
devamını gör...

insan seviyorsa tabıkıde evlenır.sokaklarda her önüne gelen kızla yatmaya çalışan bir milletin evleneceğim kız illaki bakire olması demeside bir garip zaten. evlılıklerı genelde bacak arasına baglayan insanlar karşına çıkan ilk kadınla eşini aldatmasıda ayri bir tezat.
devamını gör...

zamanında olduğum ama sonradan anladığım ve kabullenmek istemediğim, sonra da söylemediğim için pişman olduğum durumdur. pişmanlığım artık yok ama bi acaba var tabi kafamda. belki görürsün yumi
devamını gör...

kürtaj ile alınıp çöpe atılmaktan bir tık iyisidir. acıklıdır çoğu zaman. iç burkan anılara konu olur, dayaklara, baskılara, örselenmelere. ağır roman filminin farklı bir fragmanıdır. küçük bedenlere yüklenen büyük anlamlardır. tecavüzcü akrabaların, yobaz babaların, kakılmış annelerin kaderi olursun. çok azımız bir şey olmaya şans eseri fırsat bulur. onlar da aptal olmakla ithaf edilir. çünkü böyle bir düzende iyi olmak demek, yaratmak için çabalamak demek, topluma ve sebep olduğu trajik hayata küfür etmek anlamına gelir. güzel günler görmek için küfür edin çocuklar. bu toplumun böyle olmasına sebep olan her kişiye, ideolojiye, kuruma küfür edin.
devamını gör...

uzak nedir?
kendinin bile ücrâsında yaşayan benim için gidecek yer ne kadar uzak olabilir?
devamını gör...

gereksiz ve saçma bir başlık. bunu okudum ve üzüldüm eline ne geçti?
devamını gör...

virüs kelimesinin tek hecesini aklında tutan ve neden sokağa çıkılmadığı sorusuna rus gelmiş, öldürüyormuş cevabını veren anadolu insanının masumiyetini ifade eden söz.
devamını gör...

"karmam var harcıyorum" yazarıdır. ulan öküz alırdık o karmaya be.
devamını gör...

bugün dergimizi teşriflendiren yazarlarımız:
vefa yazısı ile rolwors ve 17. yüzyılın hırçın kadını: artemisia gentileschi yazısı ile 00zero. bir solukta okunacak güzel yazılarına buradaki öne çıkan yazılardan ulaşabilirsiniz.

kategori sınırlaması olmadan her türden yazılarınızı, denemelerinizi, dışavurumlarınızı ve iç dökmelerinizi de [email protected] adresine gönderebilirsiniz. iyi okumalar diliyoruz.
devamını gör...

bir yere gitmek icin haritadan bakiyorsun, 2-3 blok otesi, ama bloklar arasi o kadar genis ki, yuru yuru bitmiyor. ucuz sehir derler ama sadece restoranda yemekler ucuz, onun disinda hersey pahali. almanya icin en buyuk artisi her tur insana kucak acmasi ve almanca bilmeden de rahatca yasanabilir olmasi.
devamını gör...

bu mobbing olayı iyice çığrından çıktı.devletin kurumundaki her yönetici,müdür,müdür yardımcısı vb insanlar sanki kurum babasının malıymış gibi davranmaya başladı. kafasına göre altına emir vermek, altındakiyle istediği şekilde konuşabileceğini düşünmek gibi şeyleri rahatça yapabiliyorlar. burada sendikalara da önemli görev düşüyor ama sendikalar açıkçası hükümet yalakalığı yapmaktan görevdeki vatandaşı korumaya enerji bulamıyorlar.biatçılık ülkemizi sarmış durumda.kimi gücü yeten kendi adaletini sağlıyor bu sefer üste karşı şunu bunu yaptı diye mesleğinden atılıyor ya da sürülüyor.malesef bu düzenin değişmesi gerekir
devamını gör...

sözlüğü hareketlendirecek muhteşem önerim.

nasıl ki takipçi gör özelliği, rozet cart curt hepsinin bir bedeli var, bunun da bir bedeli olmalı.

hele alın ellerinden mesaj atma hakkını, bakın nasıl bülbül gibi şakıyorlar.
devamını gör...

ne lüks ne de zenginlik göstergesidir. çoluğumuza çocuğumuza gösterdiğimiz özendir. kış sabahları, okula gitmeden önce doğru düzgün kahvaltı yapmayan çocuklarımızın hiç olmazsa onu içmesini isteriz. milk shake bile yaparız inanır mısınız. çünkü oldukça doyurucu ve sağlıklı. hiç olmadı bir muz tutuştururuz eline. çünkü o da tok tutar*.
devamını gör...

saçma. önceden bi kesim yazarlar seri artılayan insanlara giydiriyorlardı ona da saçma demiştim. insanların hür iradelerine müdahale edilmesi yanlış. kim kime ne kadar beğeni atmak istiyorsa atsın. belki okumadan atıyor belki de okuyor o bizi ilgilendirmez.
giriyorum birinin profiline yazdıkları çok hoşuma gidiyor. okuyorum, seviyorum, artılıyorum. bir iki derken birden ekranda bu yazı çıkıyor sinir oluyorum. iptal edilmesini yerinde bulduğum durum.
devamını gör...

kavanozdan kapağı ayırmak.

bıçakla havasını alıp açıyorum.

fazla hava insandada nesnedede sıkıntı. alınız.
devamını gör...

bazen profil sayfalarına girip bakıyorum. kurucu diyor mesela. normal senin benim gibi yazıyor okuyor ama adam sözlük kurmuş. genel başkan gibi bir şey. bir diğerinde yönetici diyor. yönetimde adam. karar merci. taşın altına elini sokan kişi. bir şeyler ters gittiğinde gel bakalım denilecek kişi. işi zor allah sabır versin. bir de moderatör var. ver yetkiyi git yat. vicdanlı biriyse gözün arkada kalmaz. meğer olam zalımın teki ise ortalık toz duman. tanıma gelecek olursak ben bu yapıya klasikleşmiş şerif ve adamları demek istiyorum. kötü kovboylar kasabayı basarsa bu iyi karakterler duruma müdahale eder.
devamını gör...

her insan çözülmeyi bekleyen bir bulmacadır. kimi çok karışık görünür, kimisi ise dümdüzdür. ne tür bir bulmaca olduğumu bilmiyorum ama kendi bulmacamı çözmeye çalışıyorum. "nasıl hissediyorum, ne beni mutlu etti, neden bu şekilde davrandım?" gibi sorular soruyorum kendime. düşünüyorum, çözmeye çalışıyorum. bazen düşündüğüm şeyleri bile düşünüyorum. bu delilik değil efenim. aksine harika bir şey.
bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar. diyor stefan zweig. ben de kendimi anlamaya çalışıyorum, kendi çapımda. ama tahmin edeceğiniz üzere tıkandığım zamanlar oluyor.

bugünlerde tıkandığım konuyu paylaşayım sizlerle.
hiçbir zaman ilgi odağı olmayı sevmemişimdir. ışıkların benim üzerimde
olmasındansa karanlıkta kalmayı tercih ederim. kalabalıklarda köşeler hep benimdir mesela. en ücra köşeler, kimsenin bakmadığı yerler.. kimse görmesin beni istedim hep. ama farkedilmek tek arzumdu.. görünmez olmak istedim ama varlığım hissedilsin.

öz güven eksikliğim yok, hatta yaşıtlarıma göre fazla özgüvenli olduğumu söylerler. insanlar böyle dediği için de inanasım gelmiyor ama onlardan çok ben kendimi biliyorum. öz güvenli olduğumu onlar söylemese bile biliyorum. peki nedir bu başrol olmaktan kaçış derseniz çok üzülerek size verecek bir cevabımın olmadığını söyleyeyim.
öz güvenim bu kadar yerindeyken parmakların beni göstermesi beni neden bu kadar rahatsız ediyor? ve bu görünmezlik oyununda her şeye rağmen neden farkedilmek istiyorum? tıkandım işte gördün mü? ama pes etmek yok, kendimi tamamen çözdüğümde ve anladığımda* dünyanın en özgür insanı ben olacağım. tıpkı kuşlar gibi...
not: bu bir iç dökme seansıdır.*
devamını gör...

içeriği kültür, sanat, bilim olursa tadından yenmez. ihtiyaç olan dergidir. varsa yapabilecegimiz bir yardım seve seve katılacagımdır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim