gerek tarihi gerek doğal güzellikleriyle değerli olan bu iki şehrimizin siyasetin ahmakları ve çok bilmişleri tarafından genellemelere kurban gitmesidir.
konya da bizim izmir de. genellemeleriniz, kininiz, ön yargılarınız siz de kalsın. sözlüğümüze siyaset sokmayın. biz buraya siyaset yok diye geldik. siyaset yapacaksanız başka sözlüklere üye olabilirsiniz bence.

edit: kelimenin doğrusu gâvur arkadaşlar.
devamını gör...

ukdeyi bırakan kendiniarayanbireyimsi
cennetten çalınan elma kadar, habil ile kabil'in hüzünlü sonu kadar eski bir soru bu. hamurabi'den bu yana cevaplanmaya çalışılan ancak cevabı ve çözümü hala tartışılan bir konu. böylesine çetrefilli bir ukteye cevap yazmak zor olacak.
suç işleme nedenleri, suçların niteliğine göre değişebilmekte. genelde bir değil ancak aynı anda birbirinin nedeni ve sonucu olan pek çok unsuru barındırmakta.
suç işleme nedenleri temelde fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik nedenler olmak üzere üç gruba ayrılarak ele alınmakta.
fizyolojik nedenler
kişinin muhakeme yeteneğiyle bağlı olan prefrontal cortexin, korku, agresyon, sosyal ilişkilerin kurulmasında etkili olan amygdalanın yapısındaki sorunlar, testesteron, dopamin ve seretonin gibi hormonlar ve nörotransmitterlarla ilgili düzensizlikler kişinin suç işlemesinde etkili fiziksel faktörler.
sosyojik yaklaşım
kötü yaşam koşulları, yoksulluğun, işsizliğin, ayrımcılığın yüksek olması, eğitim hizmetlerinin azlığı gibi, sosyal, kültürel ekonomik nedenlerin suça olan etkisi araştırılır. suç , şiddet ve fakirlik kısır döngüsüne dikkat çeker.
chicago okulu teorisi, çatışma teorisi, zincir teorisi, sol gerçeklik teorisi, bio-sosyal model teorileri vb.
psikolojik yaklaşım
suçun nedenlerinin psikolojik yönünü inceler . burada da pek çok farklı teori vardır. davranış teorisi suç işleme davranışının öğrenilen bir davranış olduğunu savunur, cognitive teori olaya bilişsel ve duygusal açıdan bakarak bireyin ahlaki yargılama değerlerine ve çocukluktan itibaren öğrendiği davranışlara odaklanır, psikopat kişilik özellikleri gibi suça neden olan kişilik özelliklerini değerlendirir. impulsive davranışlar, düşmanca davranışlar ve narsistik özelliklet gösteren kişilerin suça daha yakın olduklarını ifade eder.
suça dair araştırmaların suçların büyük bölümünün trafik suçları, hırsızlık, gasp, illegal yoldan para kazanma amacıyla yapılan aktiviteler, vergi kaçakçılığı vb olduğunu ortaya koymakta.
şiddet suçlarında ilk sırayı domestik şiddet, tecavüz, cinsel veya kültürel ayrımcılık nedeniyle olan kavgalar ve yaralamalar almakta. bombalama, toplumsal alanda silahlı saldırı, cinayet gibi şiddet suçlarının oranı şiddet suçları içinde az olmakla birlikte etkisi oldukça büyük suçlar.
devamını gör...

her açıdan çok daha ağır filmler izledim ama hiçbiri beni bunun kadar çarpmamıştır dediğim bir lars von trier filmi.* filmin zaten son 15-20 dakikası feci sahneler var. beni niye bu kadar etkiledi bilmiyorum ama aklıma geldikçe başım dönüyor, midem bulanıyor. ama öneririm yine de. von trier abimizdir, canımızdır.

bak yine aklıma geldi. kusacağım. (bkz: vertigo)
devamını gör...

çok bilgilendirici bir başlık ve tanım. teşekkürler.
devamını gör...

sahne afilli beylere kalmış
tatlı atışmalar geçmişte kalmış
hoşgeldin girince alışırsın dediler
bak gör neler neler söyleniyormuş
devamını gör...

hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar
hiçbir şeyi istemedim seni istediğim kadar
sende başını alıp gitme ne olur. ne olur tut ellerimi
ne olur, ne olur.
devamını gör...

benzin. sırf vergi toplamak için değerinin çok üstünde satılıyor. pompacıya fulle demek lüks oldu artık.
devamını gör...

mark of cain: kabil'in izi, kabil'in işareti, lanetinin sembolü. kabil'in damgası, utanç arması, tanrının merhameti.

öncelikle okumanızı tavsiye ederim (bkz: habil ile kabil)

dünyanın ilk cinayeti olan kabil'in kardeşi habil'i öldürmesinin ardından yaratıcının ona verdiği varsayılan işaretin ve lanetin hikayesidir.

kabil bir tarım işçisiydi, toprağı eker ve hasat ederdi. habil ise bir çobandı, koyunlara bakıcılık ederdi.
bu iki kardeş emeklerini tanrıya sundular ve tanrı habil'e ve onun sunduğuna saygı duydu, böylece kabil kardeşine kıskançlık besledi ve onu öldürdü.

lanetin ilk ayağı kabil'in kardeşi habil'in kanı yeryüzüne dökülür dökülmez yeryüzünün lanetlenmesiydi. habil'in kanıyla yıkanan toprak artık kabil ekse dahi ürün vermezdi.
lanetin devamı ise karışık ve birçok yorumu bulunmakta. kabil'in izi.

tanrı kabil'in karşısına çıktı ve ona kardeşinin nerede olduğunu sordu. kabil inkar etse de tanrı herşeyi biliyordu, onu lanetledi ve alnına bir iz bıraktı. bu iz her kim kabil'den intikam almak isterse intikamının ona yedi kat dönmesini sağlayan bir izdir.

bu iz tanrının merhametini ve affediciliğini de temsil etmektedir.

izin kabil'in alnında yer aldığı düşünülüyor. bazı yorumlara göre ise bu iz tanrının kabil'e utanç nişanesi, işaretlemesi.
kolda veya kafada olduğu düşünüldüğü de oluyor ancak genel olarak bunun görünür bir iz olduğu, alnında bulunduğu fikri daha yaygın.

ayrıca bir inanç daha var; amerikan protestan ırkçıları.
inançlarına göre kabil'in işareti koyu tendir. böylece ırkçı eylemlerini bu işarete dayandırıyorlar ve bu yönde öğretiler veriyorlar. bu düşünce 20. yüzyıla kadar süregelmiştir.

yahudi inanışında tanrının iz olarak kabil'e köpek verdiğini, bu köpeğin onu hem koruduğunu ve aynı zamanda da damgaladığını temsil ediyor.
aynı şekilde yine bir yoruma göre bu işaretin cüzzam olduğu, her görenin onu tanıdığı ve ondan kaçındığı, böylece kaçak ve gezgin bir hayat sürdüğüdür.
kabil'in kendini korumak için bir boynuz yetiştirdiği ve bu boynuzun da kimliğini temsil ettiği yorumlar arasında.

bu iz kim kabil'den intikam almak, ona zarar vermek isterse ettiğinin 7 katını yansıtıyor.
devamını gör...

benim kedim koşup koşup viraj alırken bazen savruluyor ve virajı alamıyor. bu yüzden onun virajı alamadığında yavaşlamayı öğrenmesi gerek.

bunun için pençesini wolverine gibi sağa sola saplayarak hızını yavaşlatabilir. zaten tırmalamayı seviyor.
devamını gör...

kadınlar her yaşlarında güzeldir. aynı erkeklerin her yaşlarında yakışıklı olmaları gibi. tabii sevenlerine.
devamını gör...

tıp 4 kollajenin alfa3-4-5 zincir defekti ile karakterize bir hastalıktır.
hematüri,katarakt, sağırlık gibi sorunlara yol açar.
x'e bağlı geçen bir hastalıktır.bu hastalıkta bazal membranda elektron mikroskopik yöntemle basket filesi görünümü saptanır ve tipiktir.
devamını gör...

affedilmez. affedilen yine aldatır.
devamını gör...

(bkz: tabii lan manyak mısın)
(bkz: susun deli konuşuyor konuş deli)
t: olma ihtimali obama'nın çıplak bir şekilde bir sonraki çorum belediye başkanlığı seçimine aday olmasını açıklamasından daha düşük olan hede.
düdüt: şu ana kadar girdiğim en iyi tanım oldu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fransız filolog, tarihçi, filozof ve yazar ernest renan'nun 1882 yılında yayımladığı eser. friedrich nietzsche'nin kendisine duyduğu garip tiksinti ile karışık alaycı tepkisinden ötürü ilgimi çekmiş bir figür olmasına rağmen marc-aurèle et la fin du monde antique'de güzel çıkarımlarda bulunduğunu söylemek gerek. eser, hakkında historia augusta dışında pek bilgi bulunmayan titus aurelius fulvus boionius arrius antoninus pius'un ölümü ile başlar. daha sonra renan antoninus pius ile marcus aurelius'u kısaca karşılaştırır. bu karşılaştırmada ilgi çekici olan hoş bir detay mevcut. renan carl jung'ın bütün olabilmek için karanlık bir tarafa da ihtiyaç duyma düşüncesini kendince bu karşılaştırmada doğrular çünkü antoninus pius, marcus aurelius'un sürekli zihnini kemiren o karanlık ve bir çıra gibi yanmayı bekleyen tarafından yoksun olarak adlandırılır. evet, pius dürüst ve bilge bir adamdır ama renan'nun ifadesi ile pius incil'i olmayan bir mesih iken aurelius kendi incilini yazan bir isa gibidir. yine aynı paragrafta sanat hakkında da düşüncelerini aktarır renan ve sanatın koşulunun özgürlük olduğundan söz eder. bir egemen, renan'ya göre ortalama toplumun önyargılarına tabi olduğu için, insanlardan en az özgür olanıdır.

renan'ya göre, marcus aurelius'un ölüm günü, eski uygarlığın çöküşündeki belirliyici bir andır. renan, filozof- imparatorun nezaketinin, ölümünden sonra roma imparatorluğu'nun başına gelen talihsiz kaderi engelleyemeyeceğini gözlemler. ancak, marcus aurelius'un durumu; felsefenin nihayetinde feci ve onarılamaz sonuçlara yol açan gerçek ihtiyaçlara hizmet edemediğini düşüncesini besler nitelikte.


antonin aurait eu sans compétiteur la réputation du meilleur des souverains, s’il n’avait désigné pour son héritier un homme comparable à lui par la bonté, la modestie, et qui joignait à ces qualités l’éclat, le talent, le charme qui font vivre une image dans le souvenir de l’humanité. simple, aimable, plein d’une douce gaieté, antonin fut philosophe sans le dire, presque sans le savoir. marc-aurèle le fut avec un naturel et une sincérité admirables, mais avec réflexion. à quelques égards, antonin fut le plus grand. sa bonté ne lui fit pas commettre de fautes ; il ne fut pas tourmenté du mal intérieur qui rongea sans relâche le cœur de son fils adoptif. ce mal étrange, cette étude inquiète de soi-même, ce démon du scrupule, cette fièvre de perfection sont les signes d’une nature moins forte que distinguée. les plus belles pensées sont celles qu’on n’écrit pas ; mais ajoutons que nous ignorerions antonin, si marc-aurèle ne nous avait transmis de son père adoptif ce portrait exquis, où il semble s’être appliqué, par humilité, à peindre l’image d’un homme encore meilleur que lui. antonin est comme un christ qui n’aurait pas eu d’évangile ; marc-aurèle est comme un christ qui aurait lui-même écrit le sien. p.3
devamını gör...

sözlerinde çoğunlukla sevgi,dostluk, kardeşlik gibi kavramlar içeren kulağımızla beraber kalbimizin de pasını silen ezgilerdir. iyi ki bu topraklarda varlar.
devamını gör...

şahsa ait en eski eşya.

benim doğduğum gün "okuryazar" olmam temennisiyle bana hediye edilmiş ahşap işlemeli, üzerinde ismimin yazdığı kalemdir. hala saklıyorum, başına bir iş gelir diye kullanmaya çok korkuyorum.
devamını gör...

her şey tek tık’la ulaşılsın istiyodunuz, ve gerçekleşti. bence güzel olmuş, elimiz alışır zamanla. darısı tanım yazarken fotoğraf yüklemenin kolaylaşmasına. tişikkirliiirrr.
devamını gör...

bırak mahlasını, bizatih kendisini 3d yazıcıdan çıkarıp örnek göstersen, lucifer yine buna aldırmaz. sısısısı der geçer. lucifer olum bu boru değil ya.*

trollüğün kitabını yazmış adam, hedef gösterilmesine mi darılacak allasen.*
devamını gör...

gençlik travmalarla büyüyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim