cumhuriyet halk partisi
t: sorunun yalnızca akp ve mhp'de değil kendilerinde de olduğunu bir türlü fark etmeyen parti.
başında kılıçdaroğlu varken de fark etmeyecekler gibi görünüyor. toplumun büyük bir kesiminde hiçbir karşılıkları yok, defalarca mağlup oldular, yine de aynı politikaları güttüler. 20 yıl sonra imamoğlu ve mansur yavaş ortaya çıkınca anca bir şeyleri başarabildiler. ayrıca bu başarı da parti vaatleriyle kazanılmadı, imamoğlu'na sırf soyadı yüzünden ve namaz kıldığı için oy veren insanlar vardı. yavaş'ta ise artık gökçek iyice sıyırmıştı. yani, demek istediğim chp'nin ittirmesiyle bir şeyler değişmedi, hayatın olağan akışında değişti bunlar. bir de -az da olsa- seçmen bilinçlenmişti. işbu olağan akış 20 yıla mâl oldu.
türkiye'nin eğitimsiz/bilinçsiz seçmen kitlesine mantıkla hitap etmeye çalışınca bir şey elde edemiyorsun, e o zaman bunun tam tersini uygula. madem olay başa geçip durumları "düzeltmek" ise salakla salak olmak en mantıklısı. cahile akıllı muamelesi yapınca kendini hakir görüyor çünkü.
başında kılıçdaroğlu varken de fark etmeyecekler gibi görünüyor. toplumun büyük bir kesiminde hiçbir karşılıkları yok, defalarca mağlup oldular, yine de aynı politikaları güttüler. 20 yıl sonra imamoğlu ve mansur yavaş ortaya çıkınca anca bir şeyleri başarabildiler. ayrıca bu başarı da parti vaatleriyle kazanılmadı, imamoğlu'na sırf soyadı yüzünden ve namaz kıldığı için oy veren insanlar vardı. yavaş'ta ise artık gökçek iyice sıyırmıştı. yani, demek istediğim chp'nin ittirmesiyle bir şeyler değişmedi, hayatın olağan akışında değişti bunlar. bir de -az da olsa- seçmen bilinçlenmişti. işbu olağan akış 20 yıla mâl oldu.
türkiye'nin eğitimsiz/bilinçsiz seçmen kitlesine mantıkla hitap etmeye çalışınca bir şey elde edemiyorsun, e o zaman bunun tam tersini uygula. madem olay başa geçip durumları "düzeltmek" ise salakla salak olmak en mantıklısı. cahile akıllı muamelesi yapınca kendini hakir görüyor çünkü.
devamını gör...
bir tweet görseli bırak
devamını gör...
hassas türk aile yapısı (yazar)
o bir ukde doldurucu, kimsesiz başlıkların kimsesi, umutsuz kelimelerin umudu. hem hassas, hem geleneksel hem yenilikçi. okunası yazar.
devamını gör...
durulmak
söylemesi ve duyması bile insanı sakinleştiren; her şey üst üste geldiğinde, yorgunluktun ve bıkkınlıktan artık nefes alınamadığında insanın kendi kendini 'ortalık bir durulsun da her şey daha iyi olacak, sinirim/hüznüm bir durulsun da kendime geleyim' diye telkin ederken kullandığı kelime.
devamını gör...
orhan seyfi orhon
türk şair, gazeteci, yazar, yayımcı, ve siyaset adamıdır. türk edebiyatı tarihine beş hececiler olarak geçmiş edebi topluluğun şairlerinden de biridir. ayrıca yirmiden fazla şiiri değişik bestekârlar tarafından bestelenmiştir.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
devamını gör...
sözlük güncellemeleri
mesaj ve bildirim sayılarını gösteren turuncularımızın güncellenmesi ve bu sayıların tarayıcı pencere başlığı önüne eklenmesi ilgili güncelleştirmeler yapılmıştır. artık;
- bir sohbetteki mesajlar okunduğu anda okunan mesaj adetleri mesaj turuncusu ve pencere başlığındaki sayıdan düşülmekte.
- bildirim sekmesini açtığınız anda okundu olarak işaretlenen bildirimlerin sayısı pencere başlığındaki sayıdan düşülmekte.
- masaüstü sürümde başlıklar arasında gezindiğinizde tarayıcı başlığındaki sayı artık yok olmamakta.
- bir sohbetteki mesajlar okunduğu anda okunan mesaj adetleri mesaj turuncusu ve pencere başlığındaki sayıdan düşülmekte.
- bildirim sekmesini açtığınız anda okundu olarak işaretlenen bildirimlerin sayısı pencere başlığındaki sayıdan düşülmekte.
- masaüstü sürümde başlıklar arasında gezindiğinizde tarayıcı başlığındaki sayı artık yok olmamakta.
devamını gör...
mesajlaşamayan insan
belli bir yaştan sonra zor geliyor azizim.
devamını gör...
karlar düşer
emel müftüoğlu'nun 1990 senesinde çıkardığı aynı isimdeki albümünde geçen şarkısı. albümdeki diğer şarkılar: haykırdım, zor, ne çıkar, hangimiz, bitince, yok olmaz, neyse boşver, tam unutmuşken, olsun. kaynak.
füsun nalan açın yani sahne adıyla akrep nalan da şarkıyı seslendirmiştir. iki sanatçının yorumu da popülerdir. ilk çıktığı zamanlar insanlar nasıl duygularla dinledi bilmiyorum, eminim o zamanlar insanı daha bir duygulandıran, kalbine dokunan bir şarkı olmuştur. ben 21. yüzyılda tanıştım şarkıyla. insanların samimiyetsizlikten, iletişim kopukluğundan yakındığı bir devirde yani.
karşılıksız aşkı konu alır karlar düşer. öyle ki, ''karlar düşer, düşer düşer ağlarım. hep ismini, hep ismini anarım'' sözleri, sevilen kişi için kar taneleri metafor alınarak yazılmıştır. kar taneleri yanınızdan süzülerek geçer. yerde, ağaçlarda, evlerin çatılarında birikir. mükemmel bir görüntü oluşturup huzur verir. fakat sonsuza dek sürmez. o güzel günler elbet kar tanelerinin erimesiyle sonlanacaktır. karşılıksız aşk da böyledir. kişiye kimi zaman mutluluk verse de uzun sürmeyecektir. kalbinize yağmaya devam eder, hatta gün gelir kalbinizde erir, kalbinize dokunur. geriye ağlamak kalır. çünkü, ''karlar düşer, düşer düşer ağlarım.''
füsun nalan açın yani sahne adıyla akrep nalan da şarkıyı seslendirmiştir. iki sanatçının yorumu da popülerdir. ilk çıktığı zamanlar insanlar nasıl duygularla dinledi bilmiyorum, eminim o zamanlar insanı daha bir duygulandıran, kalbine dokunan bir şarkı olmuştur. ben 21. yüzyılda tanıştım şarkıyla. insanların samimiyetsizlikten, iletişim kopukluğundan yakındığı bir devirde yani.
karşılıksız aşkı konu alır karlar düşer. öyle ki, ''karlar düşer, düşer düşer ağlarım. hep ismini, hep ismini anarım'' sözleri, sevilen kişi için kar taneleri metafor alınarak yazılmıştır. kar taneleri yanınızdan süzülerek geçer. yerde, ağaçlarda, evlerin çatılarında birikir. mükemmel bir görüntü oluşturup huzur verir. fakat sonsuza dek sürmez. o güzel günler elbet kar tanelerinin erimesiyle sonlanacaktır. karşılıksız aşk da böyledir. kişiye kimi zaman mutluluk verse de uzun sürmeyecektir. kalbinize yağmaya devam eder, hatta gün gelir kalbinizde erir, kalbinize dokunur. geriye ağlamak kalır. çünkü, ''karlar düşer, düşer düşer ağlarım.''
devamını gör...
hayatın anlamı
dolu dolu yasamakta gizli sanirim. sevmekte, sevilmekte, icindeki iyiligi gelistirmekte hatta bulastirmakta...bol bol okumakta, kendini gelistirmekte, farkli pecerelerden hayata bakmakta, uzun yolculuklar yapmakta, guzel yerler gormekte, farkli insanlarla tanismakta, farkli kulturleri tanimakta...bir de kahve icmekte, bir bitki yetistirmekte,bir cocugu sevindirmekte, bir hayvanin sevdigi olmakta, bir de guzel manzarayi izlemekte hatta ve hatta sukretmekte...insana iyi gelen neler varsa butun anlamlar onlarda...
devamını gör...
din
etimolojik açıdan bakıldığında "bireyin tanrı'ya karşı olan sorumlulukları" anlamına gelen arapça kelime. kökeni konusunda tam bir uzlaşı yoktur. ama zen ile aynı kökenden geliyor olması (dhyana) kuvvetle muhtemeldir.
ikinci vatikan konsili sonra hazırlanan katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri'ne göre (papa ii. ioannes paulus ve papa xvi. benedictus da buna katkıda bulunanlardandır) din, tanrı'ya yönelik arzunun doğal bir sonucudur. dindar bir insan, kendisini ve dünyayı yaratmış olan kudreti, yüce bir öğede fark eder; var oluş sebebinin o olduğunu ve ona doğru yönelmek üzere var edildiğini bilir; bu yüce unsura itaat etmeyi ve hayat biçimiyle onu yüceltmeyi arzular.
insanlar, tarihleri boyunca, günümüze kadar, inançlarıyla ve dinsel tutumlarıyla (dualar, kurbanlar, kültler, meditasyonlar, vb.) tanrı’yı arama isteklerini dışavurdular. bu dışavurma biçimlerinin anlaşılmazlıklarına karşın, bunlar öylesine evrenseldir ki, bunlara bakarak insana dindar bir varlıktır diyebiliriz.
ama insanı tanrı’yla birleştiren bu yaşamsal ve samimi ilişki unutulmuş, değeri bilinmemiş hatta insan tarafından açıkça reddedilmiş olabilir. bu tür tutumların çok değişik nedenleri olabilir. dünyadaki kötülüğe karşı isyan, dini konulara duyulan ilgisizlik ve dini konulardaki bilgisizlik, dünya ve zenginlik kaygısı, inanlıların kötü örnek oluşturmaları, dine karşı düşmanca düşünce akımları, son olarak da korkuyla tanrı’dan gizlenen ve çağrısından kaçan günahkâr insanın tutumu gibi.
insan tanrı’yı unutsa ve reddetse bile, tanrı, insanın yaşaması ve mutluluğu bulması için, her insanı durmadan kendisini aramaya çağırır. bu arayış insanın tüm aklını kullanmasını, iradesinin sağlam olmasını, yüreğinin doğru olmasını, ayrıca kendisine tanrı’yı aramayı öğretenlerin tanıklığını gerektirir.
ikinci vatikan konsili sonra hazırlanan katolik kilisesi din ve ahlak ilkeleri'ne göre (papa ii. ioannes paulus ve papa xvi. benedictus da buna katkıda bulunanlardandır) din, tanrı'ya yönelik arzunun doğal bir sonucudur. dindar bir insan, kendisini ve dünyayı yaratmış olan kudreti, yüce bir öğede fark eder; var oluş sebebinin o olduğunu ve ona doğru yönelmek üzere var edildiğini bilir; bu yüce unsura itaat etmeyi ve hayat biçimiyle onu yüceltmeyi arzular.
insanlar, tarihleri boyunca, günümüze kadar, inançlarıyla ve dinsel tutumlarıyla (dualar, kurbanlar, kültler, meditasyonlar, vb.) tanrı’yı arama isteklerini dışavurdular. bu dışavurma biçimlerinin anlaşılmazlıklarına karşın, bunlar öylesine evrenseldir ki, bunlara bakarak insana dindar bir varlıktır diyebiliriz.
ama insanı tanrı’yla birleştiren bu yaşamsal ve samimi ilişki unutulmuş, değeri bilinmemiş hatta insan tarafından açıkça reddedilmiş olabilir. bu tür tutumların çok değişik nedenleri olabilir. dünyadaki kötülüğe karşı isyan, dini konulara duyulan ilgisizlik ve dini konulardaki bilgisizlik, dünya ve zenginlik kaygısı, inanlıların kötü örnek oluşturmaları, dine karşı düşmanca düşünce akımları, son olarak da korkuyla tanrı’dan gizlenen ve çağrısından kaçan günahkâr insanın tutumu gibi.
insan tanrı’yı unutsa ve reddetse bile, tanrı, insanın yaşaması ve mutluluğu bulması için, her insanı durmadan kendisini aramaya çağırır. bu arayış insanın tüm aklını kullanmasını, iradesinin sağlam olmasını, yüreğinin doğru olmasını, ayrıca kendisine tanrı’yı aramayı öğretenlerin tanıklığını gerektirir.
devamını gör...
rte'nin 2021'i şahlanış senesine döndüreceğiz açıklaması
geriye doğru şahlanışa devam.
devamını gör...
kilolu kadınların çok itici gelmesi
katılmadığım başlık. elbette zevkler ve renkler tartışılmaz ama, bence kilolu olup göze hitap eden çok güzel kadınlar var. bence her şey yakışanı giymekle alakalı. fiziğin bir önemi olmamalı.
(bkz: tess munster)
(bkz: tess munster)
devamını gör...
beslenme çantasında duran peçeteye sarılı tost
bekledikçe peçeteyle bütünleşen tosttur. peçeteli tost da diyebiliriz.
devamını gör...
sözlük yazarlarının asla unutmam dediği anıları
trafik kazasından dolayı beyin kanaması geçirmiştim, sol gözüm görmüyordu(hâlâ görüyor sayılmaz), sol bileğim kırıktı(doktor fark etmediği için yamuk kaynadı), ellerde dikişler falan yoğun bakımda bilinç açık ölmeyi bekliyordum. doktorun umudu yoktu ama beyin kanaması kendiliğinden durdu.
devamını gör...
heinrich von kleist
o ölümü aradı. ölümsüzlüğü buldu.
1777-1811 yılları arasında yaşamış alman yazar ve şairdir. henüz 34 yaşında iken, sevdiği kadın henriette vogel ile intihar ederek hayattan ayrılmıştır. berlin yakınlarında olan wannsee gölünün kıyısında, bir ağacın altında önce sevdiği kadının kalbine tabanca ile bir el ateş eder ve sonra tetiği kendisi için çeker. peki ama bu genç yaşta neden böyle bir ölüm seçer?

alman edebiyatının önemli yazarlarındandır. asker kökenlidir ancak yanı sıra felsefe eğitimi almış olması, yazılarına ve öykülerine yansımıştır. romantizmi felsefe ile ele almıştır ve bana göre almanca dilini en etkili kullanan yazarlar arasındadır. kendi deyimimle söyleyeyim “sağlam yazardır.” kısa hayatına rağmen öyle derin etkiler bırakmıştır ki, sabahattin alinin o ünlü kitabı “kürk mantolu madonna” da ismi geçmiştir. felsefe alanında kantın görüşlerini benimsemiş hatta revize etmiştir. edebiyat diline bu görüş hakimdir ve onu diğer yazarlardan ayıran en önemli özellikte budur. kendisi için milliyetçi, ırkçı, nazi gibi yaftalamar ise hitler ile alakalıdır. hitler’in sevdiği yazarlardan biridir. ancak siyasi görüşü hakkında net bilgiler yoktur.
sevdiği kadın henriette vogel kanser hastasıdır ve tarihler 1811 yılının kasım ayını gösterdiğinde, kanser tüm vücuda dağılmış ve bitmek bilmeyen acılar içinde kalmıştır. heinrich von kleist sakin, soğukkanlı biridir. henriette ondan kendisinin acılarına son vermesini ister. sevdiği adamdan kendisini öldürmesini.
artık tedavi şansı kalmayan kadının isteğini kabul eder. sabah göl kenarında son kez birlikte kahvaltı yaparlar. sonrasında göl kenarında uzun bir yürüyüş. bir ağacın altında dururlar ve kleist sevdiği kadını göğsünden vurarak öldürür. daha sonra kendini. yaşasaydı ve yazmaya devam etseydi neler üretirdi kim bilir?
birlikte gömülürler. öldükleri yerdedir mezarları. mezar taşında şu sözler yazılıdır;
“zor ve sıkıntılı zamanlarda yaşadı, şarkılar söyledi ve acılar çekti, burada ölümü aradı, ölümsüzlüğü buldu.”

iki aşığın mezarı, edebiyat severlerin bir ziyaret noktası olmuştur.
1777-1811 yılları arasında yaşamış alman yazar ve şairdir. henüz 34 yaşında iken, sevdiği kadın henriette vogel ile intihar ederek hayattan ayrılmıştır. berlin yakınlarında olan wannsee gölünün kıyısında, bir ağacın altında önce sevdiği kadının kalbine tabanca ile bir el ateş eder ve sonra tetiği kendisi için çeker. peki ama bu genç yaşta neden böyle bir ölüm seçer?

alman edebiyatının önemli yazarlarındandır. asker kökenlidir ancak yanı sıra felsefe eğitimi almış olması, yazılarına ve öykülerine yansımıştır. romantizmi felsefe ile ele almıştır ve bana göre almanca dilini en etkili kullanan yazarlar arasındadır. kendi deyimimle söyleyeyim “sağlam yazardır.” kısa hayatına rağmen öyle derin etkiler bırakmıştır ki, sabahattin alinin o ünlü kitabı “kürk mantolu madonna” da ismi geçmiştir. felsefe alanında kantın görüşlerini benimsemiş hatta revize etmiştir. edebiyat diline bu görüş hakimdir ve onu diğer yazarlardan ayıran en önemli özellikte budur. kendisi için milliyetçi, ırkçı, nazi gibi yaftalamar ise hitler ile alakalıdır. hitler’in sevdiği yazarlardan biridir. ancak siyasi görüşü hakkında net bilgiler yoktur.
sevdiği kadın henriette vogel kanser hastasıdır ve tarihler 1811 yılının kasım ayını gösterdiğinde, kanser tüm vücuda dağılmış ve bitmek bilmeyen acılar içinde kalmıştır. heinrich von kleist sakin, soğukkanlı biridir. henriette ondan kendisinin acılarına son vermesini ister. sevdiği adamdan kendisini öldürmesini.
artık tedavi şansı kalmayan kadının isteğini kabul eder. sabah göl kenarında son kez birlikte kahvaltı yaparlar. sonrasında göl kenarında uzun bir yürüyüş. bir ağacın altında dururlar ve kleist sevdiği kadını göğsünden vurarak öldürür. daha sonra kendini. yaşasaydı ve yazmaya devam etseydi neler üretirdi kim bilir?
birlikte gömülürler. öldükleri yerdedir mezarları. mezar taşında şu sözler yazılıdır;
“zor ve sıkıntılı zamanlarda yaşadı, şarkılar söyledi ve acılar çekti, burada ölümü aradı, ölümsüzlüğü buldu.”

iki aşığın mezarı, edebiyat severlerin bir ziyaret noktası olmuştur.
devamını gör...
yazarların unutamadıkları dizi replikleri
ben bu aşka olan inancımı kaybettim ela!
devamını gör...
temassız kartı kasiyere vermek
insana 5 dakika boyunca hayatı sorgulatan ardından çay içiren eylem.
pandemi döneminde kartı cihaza dokunduracaksın sadece hepsi bu kadar ama market vs yerlerde insanların kartı kasiyere uzatıp temassız dediklerini duyunca boş boş bakıyorum, kasiyerin kartı almasına zaten "allahınız yok mu lan" nidalarıyla karışmak istiyorum ama döverler diye korkuyorum.
pandemi döneminde kartı cihaza dokunduracaksın sadece hepsi bu kadar ama market vs yerlerde insanların kartı kasiyere uzatıp temassız dediklerini duyunca boş boş bakıyorum, kasiyerin kartı almasına zaten "allahınız yok mu lan" nidalarıyla karışmak istiyorum ama döverler diye korkuyorum.
devamını gör...


