az geri az daha geri git kadraja girmiyorsun derken kadrajdan çıkılmasına sebebiyet vermenin tanımıdır. kadrajdan çıkan kişiye yazık olmuş.
devamını gör...

eşinin doğum/muayene gibi işlemleri için kadın hastalıkları uzmanı'yla görüşmesi gerektiğinde dumur olacak kişi.

eğer kız çocuğu istemiyorsa; "eşime kadın doktor baksın," demeyecek. madem kadınlara karşı, öyleyse bazı şeylere tahammül etmesi gerekiyor. yazık kafasına.
devamını gör...

bazen bir film izlerken oradaki karakter sana çok yakın gelir, hemen bir bağ kurarsın, keşke gerçek hayatta bu kişi olsa ne iyi arkadaşım olurdu dersin.. yada onun hüznüne de sevincine de istemsiz ortak olursun..” mary ve max”de her iki karakterde de aynı duygular canlandı bende.
ayrıca bazen aradaki yaş ve mesafenin dostluk kurmak için engel olmadığını çok güzel anlatır..
oldukça hüzünlü ve duygu yüklü bir hikaye..
izlediğim ender güzel stop motion animasyonlarından biri olup, tavsiye ettiğim bir filmdir..
devamını gör...

hep aynı kalsa acılar,
insanoğlu nasıl yaşar?
devamını gör...

kendini savunan bir kadın. üstelik çocuklarının yanında hem şiddet görüp hem ağır hakaretlere maruz kalmış, banyoya kitlenip orada tecavüze uğramış bir birey. kendini savunamasaydı eğer, yarın koruyamadık, yine bir kadın öldü, adalet yerini bulmalı gibi başlıklar okuyacaktık. öldürmesini elbette savunmuyoruz lakin işlerin bu boyuta gelmesini önlemek ya da bunu önlemek için çabamızın olmamasını diliyorum.
haber

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

--- alıntı ---

melek ipek ifadesinde ise eşini öldürdüğü anları şu sözlerle anlattı: "sabah ezanı okunurken kendimden geçmişim. eşim beni uyandırarak servisi yapıp geleceğini söyledi. 'ben gelinceye kadar burada bekle geldiğimde yarım kalan işimi halledeceğim' diyerek gitti. eşim aşağıdan küfrederek ve bizi öldüreceğini söyleyerek eve çıkıyordu. kapıya tekme atarak içeri girdi. evin içinde bağırmaya başladı. ben odanın bir köşesinde sinmiş bir şekilde duruyordum. ellerim kelepçeli olmasına rağmen bir köşede gördüğüm silahı elime aldım. derdim bana sabaha kadar sistematik işkence yapan eşimi korkutmaktı. bu arada odanın kapısı sert bir şekilde açıldı. eşimle yüz yüze geldik. aniden üstüme atılmaya kalkıştı. bir arbede yaşanırken kontrolsüz şekilde silah patladı"

--- alıntı ---
devamını gör...

her filminde beni çok çok güldüren insan.
yeni dizisini izlemedim, beni affetsin.
devamını gör...

sağlıkla kucaklayın, kapıyı açanınıza kavuşuyorsunuz.

evlendikleri gün karı-koca kapıyı kimseye açmayacaklarına dair söz verirler. kapı çalar, gelen damadın anne ve babasıdır. anlaşmaya uyan adam, kapıyı açmaz. aynı gün içerisinde, bir süre sonra, gelinin ailesi geldi. anlaşma devam ediyordu ama, gelin gözyaşları içerisinde, “bunu yapamam” diye fısıldayıp kapıyı açtı. eşi hiçbir şey söylemedi.

yıllar sonra dört oğlan çocuğunun ardından beşinci olarak kız çocukları dünyaya geldi.

baba, yeni doğan kız çocuğu için büyük bir kutlama yapmayı planladı; bütün tanıdıklarını davet etti.

o gece kadın kocasına, neden böyle bir kutlama yapmak istediğini sordu. adam, anlamlı bir cevap verdi:

“çünkü yalnızca kızım bana kapıyı açacak.”


devamını gör...

evet burdayım*
şaka bir yana aramızda einstein'ın dişi versiyonu olmadığı müddetçe herkesin kendine özel bir zekası vardır kadın ya da erkek fark etmez hepimiz spesifik bir alanda diğerlerinden daha zekiyiz. güzelliğin göreceli olduğunu söylemiyorum bile. tüm bunlara rağmen nedir bizdeki bu karşılaştırma heves ve heyecanı?

(bkz: birbirimizi birbirimizden üstün görmediğimiz zaman dünya biraz daha güzelleşecek)
devamını gör...

yorgun ve güçsüz düşen kimselere denmektedir.
devamını gör...

lara özkan, henüz 16 yaşında. kanser ve obezite üzerine yazdığı kitap amazon’da en çok satanlar listesine girdi. tebrikler, herkes 16 yaşında bilimsel içerikli kitap yazacak kadar aklı başında olmuyor.. başarıları daim olsun. haberin devamı
devamını gör...

ölüm; bir varmis bir yokmuş diyor, jose saramago. başladıgı gibi de bitiriyor. böyle bir gercegin çildirtma konusuna dair başta cagrisim yapan bu şahane eseri önererek konu hakkinda birkac sey yazmak istiyorum; öncelikle evet, ölüm fikri hakikaten de beni ziyadesiyle korkutan bir gercek. daha dogrusu ölümün kendisi degil de sonrasi, nihayetinde etrafimizda bu aci gercekle topraga biraktigimiz nice insan var, bi kere alistik bu gercege. peki ya sonrasi; ben ahiret inanci taşimayan bir insan olarak ne zaman bu fikre kapilsam gercek anlamda irkildigim cokca oluyor. yok olmak fikri evet, daha önce hic var olmamis, buralara hic ugramamis, hicbir aci ya da tatli hikayesi olmamis gibi öylece yok olup gitmek...
ben bunlari yazarken bile yok olunca bunlarin hicbirini animsamayacak olmayi kabul edemiyorum mesela. evet belki yok olmaktan haberimiz olmayacagi icin bir nebze de olsa gönlümüzü ferah tutabiliriz ama yok olacagimizi biliyoruz işte, bu bilinc sahibi varlik birgun hic yasamamis, var olmamis gibi öylece yok olup gitmeyi kabul edemiyor, belki etmemeli de; burdayim şuan, bunlari yaziyorum, nefesimi, varligimi hissediyorum ama bu, şu andan ibaret işte. böyle bir an ne hatirlanacak ne de yaşanmis gibi bir anlami olacak, bomboş yani tamamen. hakikaten hicbir anlami yok, bunun kelimelerle tarifi o kadar güc ki ama inanin oturup bunu dusundugum, yogunlastigim zaman kalp atislarim hizlanmaya basliyor, oturdugum yerden irkilerek kendime geldigim oluyor. korkunc, hakikaten. neyse tarif etme kismini burada birakarak bir nebze de olsa kabullenme ve ikna olma kismina gecmek istiyorum; bencilce olma kismi. evet, bu söylem ya da hissi biraz bencilce bulabiliriz bi yerde, nihayetinde herkes ölüyor; dünyaya cok guzel işler birakmis, adini tarihin tozlu raflarina yazdirmis bir yigin insan yahut cok sevdiklerimiz ya da henüz gencliginin baharinda nice kaybettiklerimiz. hepsi yaşadi bi yerlerde bir sekilde oyaladi kendini ve sonunda bu aci ya da kimisine göre tatli gercekle yüzlesip sıyrılıp gittiler bu dünyadan, gitmeye de devam ediyorlar. kimse kalmayacagina göre de yaşayan icin de bir anlami olmayacak yaşamanin ya da yok olmanin. yani, ölümden korkumuzu yasamin kendisinde yenebiliyoruz yine, bunun farkindayim en azından. ama her şeye ragmen ben bu ölüm fikrinin cildirtan gerceginden tam olarak asla siyrilamiyorum ve muhtemelen siyrilamayacam da. ölüm; bir varmis bir yokmus, bunu kabul ediyorum, ama yok olmayı biraz zor.

(bkz: jose saramago)
devamını gör...

başlıklar zaten konu hakkında fikirlerimizi belirtmemiz ve bildiklerimizi aktarmamız için vardır.ayıca bunun benzeri bir başlık açılmıştı daha önce.(bkz: her başlığa entry giren yazar)
devamını gör...

yıllardır yaptığım eylem. benim için saç kesmek terapi gibi, hoş bir aktivite. gerçekten kısa saçı da çok seviyorum, saç kesmesini de, miss gibi.
devamını gör...

evrenin ve memleketimin en güzel tanrısı.
bağına kurban! * *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel : guido reni
devamını gör...

gülben ergen : bana bi’ şey olmaz .net.
devamını gör...

"fakat müzeyyen bu derin bir tutku" benzeri etki ve tınıya sahip rumuz. bu seçim için rumuz sahibini tebrik ederim.
devamını gör...

konuşmayı bilenler, hep kısa konuşur.
dostoyevski
devamını gör...

tımarhaneye yatmış, türk ve atatürk düşmanı, osmanlıcılık ayağına yatan, yunan tohumu.
devamını gör...

modernim ama param yok.
devamını gör...

taşınabilir şarj deposu
tanım: yazarlardan powerbank'e türkçe isim önerisi istediğim başlık.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim