ahmed arif'in dizeleri
asıl, bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.
ve asıl biz biliriz kederi.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, günde 90 cm uzayabilir.
devamını gör...
mini etek
o değil de sabah 09.48 de bu başlığa sebep olan neydi merak ettim.
devamını gör...
karşıt düşünceyi yermek
saygı duymayı bilmeyen ve narsist olma ihtimali olan insanların sürekli yaptıkları eylem..ha bide sürü psikolojisi ile hareket edenler var.birgün bir kıraathanenin önünde minibüs beklerken şöyle bir diyaloğa denk geldim;abicim adam neler yaptı bu ülke için ya!bak yarın seçim olsun reis seçilemesin varya ben çıkarım abi sokaklara!kabul etmem başkasını!istemsiz güldüm.bu insan formundaki tanımsız yaratık daha seçimin neden yapıldığını dahi idrak edememişti.21.yüzyılda yaşayan 15.yüzyıl zihniyeti..
devamını gör...
önce selam sonra kelam
kutuplaşma nedeni ile; birbirimizden korkar hale geldiğimiz bu günlerde; insanların hepsinin birbirleri ile selamlaşabileceği günleri görmek dileği ile.
-“aranızda selâmı yayınız.” (müslim)
-resulullah’a islâm’ın hangi ameli daha hayırlı?” diye sorulmuştu.
“yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermen.” diye cevap verdi.” (ebu dâvud)
-“ben size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi?
aranızda selâmı yayınız.” buyurmuşlardır. (müslim)
-hz. muhammed (s.a.v.)
-“aranızda selâmı yayınız.” (müslim)
-resulullah’a islâm’ın hangi ameli daha hayırlı?” diye sorulmuştu.
“yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selâm vermen.” diye cevap verdi.” (ebu dâvud)
-“ben size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şeyi haber vereyim mi?
aranızda selâmı yayınız.” buyurmuşlardır. (müslim)
-hz. muhammed (s.a.v.)
devamını gör...
derinkuyu yeraltı şehri
kapadokya dünyada en fazla yer altı şehirleri bulunan yerlerden bir tanesidir. kat kat farklı eserler görebileceğiniz yer altı şehrinin ilk katında ahırlar bulunuyor. zamanında hayvanların saklanmış olduğu yer altı şehrinde hala ahırlar görmek mümkün. yüzey seviyesinden 55 metre aşağı inen derinkuyu, dünyanın en ilginç yer altı şehirleri arasında bulunmaktadır.
devamını gör...
sözlüklerin siyasi görüşleri
(bkz: yok)
devamını gör...
astigmat
bir şeyler görüyorum ama ne? dedirtir.
devamını gör...
huzur islamda

izlanda dır o.
(bkz: huzur izlanda) #590160 burada anlatmıştık nedenini detaylara girmeden.
tüm verilere rağmen reddedenler olacaktır.

onları temiz hava almaya davet ediyorum.
bol bol su içmeyi de unutmayalım.
devamını gör...
inci sözlük'ün normal sözlük'ten daha iyi olması
kendini küfürsüz ifade edemeyen bir başka yazar daha.
devamını gör...
başkalaşım
genellikle böcekler için kullanılan bir terimdir.
canlının tırtıl durumundan yetişkin, kanatlı evreye geçişi için olarak tanımlanır.
canlının tırtıl durumundan yetişkin, kanatlı evreye geçişi için olarak tanımlanır.
devamını gör...
buna mı kırıldın diyen insanlar
evet buna kırıldım or**** ç***** cevabı verilmesi gereken insanlardır.
böyle numune insanlara derdinizi anlatmamak lazım.
ulan adam dertlenmiş iki kelam edeyim demiş seni yakın görmüş bir şey anlatmış böyle cevap mı verilir eşek herif.
böyle numune insanlara derdinizi anlatmamak lazım.
ulan adam dertlenmiş iki kelam edeyim demiş seni yakın görmüş bir şey anlatmış böyle cevap mı verilir eşek herif.
devamını gör...
normal sözlük'ün dergi projesi
eğer olursa kesin yazacağım dergidir.
devamını gör...
kafa sözsüzlük
devamını gör...
romantik komedi
güzel yazılmışsa bayıldığım, muhakkak yazarına göre izlemeye çalıştığım film türü.
ekrandaki güzeller güzeli kadınla dünyalar yakışıklısı adamın "gerçek olamayacak kadar pembe ve tatlış" sorunları üstünde yükselen, çok katlı düğün pastasına zamanla akıp kokacak kremalardan, dantel ve fırfırlardan kaçak kat çıkan, birbirinin aynı pembe düğünler serisi içeren filmlerden içtenlikle nefret ediyorum okur. hayır konumuz onlar değil.
ve fakat çocukluğumdan bu yana bir aşk gerçeklemesini tane tane anlatan, ya da sıradanlığı can alıcı düzeyde romantize eden, az sonra tanışsam yadırgamayıp hemen kaynaşacağım doğallıkta karakterler kurgulayan, şov yapmadan naif hikayelerle hayatı ve aşkı sorgulayan filmlere bayılıyorum evet.
iflah olmaz komik-romantik doğama erken yaşlardan bu yana işlenen bu sinematografik ambiyansın baş mimarı olarak, kült filmlerin yazarı richard curtis'i öne sürsem yalan olmaz sanıyorum. kendisiyle henüz bir "yazar izleri" olduğumu keşfetmeden çok önce tanışmışım. çocukluğumdan beri filmleri o yazmış, ben bayıla bayıla izlemişim, hiç bilmeden fark etmeden kafasının içine içine çekilmişim. en bir yakın arkadaşım yine bir film sever, yönetmen seçer miko'nun aksine ben yazar seçer bir insana dönüşmüşüm. bu tercihin inşasında da, aşk olgusunu, birbirinin aynı dandik görsel şölenler tadında değil de, aslına yaraşır şekilde içkin ve samimi hikayeler, özgün karakterlerle anlatan romantik komedi yazarlarının payı büyük diye düşünüyorum.
bu yazar filmlerinden kişisel tarihimde adı anılası, tekrar tekrar izlenesi kadarlık yer kaplayan kült filmlerin birkaçını buraya da sıralamak isterim. aranızda muhakkak seveni vardır, anınca benim gibi duramaz o eski ahbaplarına koşup sarılıverir, belki de daha önce hiç duymamış ve merak edip açıp izleyenler olur.
yukarda richard curtis anıp burada romantik komedilerin şahı four weddings and a funeral anmadan geçmek olmaz. çeşitli yaş aralıklarından bir grup ingiliz arkadaşın -ve özellikle içlerinden biri olan iflah olmaz romantik bir adamın- hayatından bir kesiti, farklı dönemlerde hep birlikte katıldıkları 5 önemli sosyal hadise üzerinden anlatır. biz fonda eğlenir gülerken charles ve diğerleri bir düğünden başka bir düğüne, düğünden cenazeye koşturup gerçek aşkı, romantizmi, yaşamı, birlikteliği, anı paylaşmayı hem arayıp hem de sorgulamaya devam ederler.
yine kanımca kült ve nispeten çağdaş bir örneği de anmak istiyorum, çünkü jude law!* ve kate winslet
nancy meyers'ın yazıp yönettiği, iki bağımsız ve başarılı kadın karakter üzerinden aşkı, gerçekliğini ve rastlantısallığını sorgulayan filmin açılışında kate winslet'ın seslendirdiği aşk çözümlemesi tadındaki monologsa ayrıca bir yerlere not düşülüp dönüp dönüp okunası bence.
her şeyi 80ler 90lar atari oyunları görsel evreni üzerine tasarlayıp aşkı ve ilişkileri de benzer oyunsulukta bir macera diliyle işleyen scott pilgrim vs the world yine anılası bir örnek benim için. müzikleriyle, oyunculuklarıyla ve hayran olunası jump cutlarıyla olağanüstü bir tat bırakıyor damakta. bryan lee o'malley'in çizgi roman serisinden uyarlanan filmin yazar koltuğundaysa yine bryan lee o'malley'le birlikte filmin aynı zamanda yönetmeni de olan edgar wright oturuyor.
bu liste bitmez, ben anıp hatırladıkça editler geliştirir büyütürüm diye tahmin ediyorum bu tanımı. şimdilik oturup 17inci kez four weddings and a funeral izlemek istiyorum okur yüksek müsadenle.
ekrandaki güzeller güzeli kadınla dünyalar yakışıklısı adamın "gerçek olamayacak kadar pembe ve tatlış" sorunları üstünde yükselen, çok katlı düğün pastasına zamanla akıp kokacak kremalardan, dantel ve fırfırlardan kaçak kat çıkan, birbirinin aynı pembe düğünler serisi içeren filmlerden içtenlikle nefret ediyorum okur. hayır konumuz onlar değil.
ve fakat çocukluğumdan bu yana bir aşk gerçeklemesini tane tane anlatan, ya da sıradanlığı can alıcı düzeyde romantize eden, az sonra tanışsam yadırgamayıp hemen kaynaşacağım doğallıkta karakterler kurgulayan, şov yapmadan naif hikayelerle hayatı ve aşkı sorgulayan filmlere bayılıyorum evet.
iflah olmaz komik-romantik doğama erken yaşlardan bu yana işlenen bu sinematografik ambiyansın baş mimarı olarak, kült filmlerin yazarı richard curtis'i öne sürsem yalan olmaz sanıyorum. kendisiyle henüz bir "yazar izleri" olduğumu keşfetmeden çok önce tanışmışım. çocukluğumdan beri filmleri o yazmış, ben bayıla bayıla izlemişim, hiç bilmeden fark etmeden kafasının içine içine çekilmişim. en bir yakın arkadaşım yine bir film sever, yönetmen seçer miko'nun aksine ben yazar seçer bir insana dönüşmüşüm. bu tercihin inşasında da, aşk olgusunu, birbirinin aynı dandik görsel şölenler tadında değil de, aslına yaraşır şekilde içkin ve samimi hikayeler, özgün karakterlerle anlatan romantik komedi yazarlarının payı büyük diye düşünüyorum.
bu yazar filmlerinden kişisel tarihimde adı anılası, tekrar tekrar izlenesi kadarlık yer kaplayan kült filmlerin birkaçını buraya da sıralamak isterim. aranızda muhakkak seveni vardır, anınca benim gibi duramaz o eski ahbaplarına koşup sarılıverir, belki de daha önce hiç duymamış ve merak edip açıp izleyenler olur.
yukarda richard curtis anıp burada romantik komedilerin şahı four weddings and a funeral anmadan geçmek olmaz. çeşitli yaş aralıklarından bir grup ingiliz arkadaşın -ve özellikle içlerinden biri olan iflah olmaz romantik bir adamın- hayatından bir kesiti, farklı dönemlerde hep birlikte katıldıkları 5 önemli sosyal hadise üzerinden anlatır. biz fonda eğlenir gülerken charles ve diğerleri bir düğünden başka bir düğüne, düğünden cenazeye koşturup gerçek aşkı, romantizmi, yaşamı, birlikteliği, anı paylaşmayı hem arayıp hem de sorgulamaya devam ederler.
yine kanımca kült ve nispeten çağdaş bir örneği de anmak istiyorum, çünkü jude law!* ve kate winslet
nancy meyers'ın yazıp yönettiği, iki bağımsız ve başarılı kadın karakter üzerinden aşkı, gerçekliğini ve rastlantısallığını sorgulayan filmin açılışında kate winslet'ın seslendirdiği aşk çözümlemesi tadındaki monologsa ayrıca bir yerlere not düşülüp dönüp dönüp okunası bence.
her şeyi 80ler 90lar atari oyunları görsel evreni üzerine tasarlayıp aşkı ve ilişkileri de benzer oyunsulukta bir macera diliyle işleyen scott pilgrim vs the world yine anılası bir örnek benim için. müzikleriyle, oyunculuklarıyla ve hayran olunası jump cutlarıyla olağanüstü bir tat bırakıyor damakta. bryan lee o'malley'in çizgi roman serisinden uyarlanan filmin yazar koltuğundaysa yine bryan lee o'malley'le birlikte filmin aynı zamanda yönetmeni de olan edgar wright oturuyor.
bu liste bitmez, ben anıp hatırladıkça editler geliştirir büyütürüm diye tahmin ediyorum bu tanımı. şimdilik oturup 17inci kez four weddings and a funeral izlemek istiyorum okur yüksek müsadenle.
devamını gör...
küçük ağaç'ın eğitimi
--- alıntı ---
1930'lu yıllarda amerika'da büyükbabası ve büyükannesiyle birlikte yaşayan, 5 yaşındaki kızılderili küçük ağaç lakaplı çocuğun, doğayla iç içe ve barış içinde yaşamasını konu alan forest carter romanıdır.
--- alıntı ---
küçük ağaç anne ve babasını kaybettikten sonra büyükbaba ve büyükannesiyle yaşamaya başlar. bildiğimiz pedagojik yöntemlerle değil de, kızılderililerin şahıslarına münhasır adetleri doğrultusunda büyütür onu büyükbabası. sevgi, merhamet, duyarlılık gibi duyguları öğrenerek büyüdüğü için de duygusal zekası iyi gelişir küçük ağacın.
kitabın konusu bana ağaç yaşken eğilir sözünü hatırlatıyor. türk kültüründeki motiflerle kızılderililerin motifleri arasındaki benzerlik nedeniyle zaten bu kitabı doğal ve kendine yakın buluyor insan. kitabı okudukça küçük ağaç ile birlikte büyüyor, kendinden bir şeyler bulabiliyorsun ve hatta onun gibi yetiştirilmiş olsaydım keşke diye geçiriyorsun içinden.
doğanın kendi örnekleri üzerinden mesajlar veren bir romandır:
--- alıntı ---
...yalnızca arı, kullanabileceğinden daha fazlasını depolar. bu yüzden ayı tarafından soyulur…. paylarından fazlasını depolayan ve kendilerini besleyen insanlar için de bu böyledir. ellerindekini kaptırırlar. bu konuda savaşlar olur... uzun konuşmalar yaparak paylarından fazlasını ellerinde tutmaya çalışırlar. bir bayrağın onlara bunu yapma hakkını verdiğini söylerler...
--- alıntı ---
1930'lu yıllarda amerika'da büyükbabası ve büyükannesiyle birlikte yaşayan, 5 yaşındaki kızılderili küçük ağaç lakaplı çocuğun, doğayla iç içe ve barış içinde yaşamasını konu alan forest carter romanıdır.
--- alıntı ---
küçük ağaç anne ve babasını kaybettikten sonra büyükbaba ve büyükannesiyle yaşamaya başlar. bildiğimiz pedagojik yöntemlerle değil de, kızılderililerin şahıslarına münhasır adetleri doğrultusunda büyütür onu büyükbabası. sevgi, merhamet, duyarlılık gibi duyguları öğrenerek büyüdüğü için de duygusal zekası iyi gelişir küçük ağacın.
kitabın konusu bana ağaç yaşken eğilir sözünü hatırlatıyor. türk kültüründeki motiflerle kızılderililerin motifleri arasındaki benzerlik nedeniyle zaten bu kitabı doğal ve kendine yakın buluyor insan. kitabı okudukça küçük ağaç ile birlikte büyüyor, kendinden bir şeyler bulabiliyorsun ve hatta onun gibi yetiştirilmiş olsaydım keşke diye geçiriyorsun içinden.
doğanın kendi örnekleri üzerinden mesajlar veren bir romandır:
--- alıntı ---
...yalnızca arı, kullanabileceğinden daha fazlasını depolar. bu yüzden ayı tarafından soyulur…. paylarından fazlasını depolayan ve kendilerini besleyen insanlar için de bu böyledir. ellerindekini kaptırırlar. bu konuda savaşlar olur... uzun konuşmalar yaparak paylarından fazlasını ellerinde tutmaya çalışırlar. bir bayrağın onlara bunu yapma hakkını verdiğini söylerler...
--- alıntı ---
devamını gör...
sözlükte yaşlılara saygının kalmamış olması
bakın mesela bu başlığın sahibi boomer moomer ama sevecen bir dayı.
böyle boomerlarla bir derdim yok benim.
böyle boomerlarla bir derdim yok benim.
devamını gör...


