2019 şubat (bkz: everest yayınları)'ndan yayımlanan (bkz: seray şahiner) kitabıdır.

kitap; içerisinde 12 adet kısa, birbirinden bağımsız hikâye barındıran bir öykü kitabıdır. spoiler vermeden birkaç şeyden bahsetmek istiyorum.

birincisi seray şahiner, çok farklı türlerde eserler vermiş, kalemini sevdiğim bir yazar. bu kitapta alışık olduğumun dışında bir üslup tercih etmiş.

‘feliçita’ isimli hikayesi, kitap içerisindeki en sevdiğim öykülerdendir.

‘sarı ışık’ isimli hikâyesinde iste türkan’ı okuyacaksınız. canınızı sıkabilir, siz yine de türkan’a sarılmak isteyeceksiniz.

hikayelerin bütününde işlenen tek bir tema olmaması, okuyucuyu sıkmıyor. dili sade, sözcük seçimi basit ve tüm bunlara rağmen işaret edilen anlam, gücünü hiç kaybetmiyor.

gariptir, seray şahiner’ in tüm karakterleri hiç yabancıymış, kurgusal karaktermiş gibi gelmiyor okurken bana. bu kadar hayatın içinden kişiler seçtiği için iyi bir gözlemci midir, yoksa ben mi fazla gözlüyorum etrafımda olanı biteni de böyle hissediyorum emin değilim. ama ne olursa olsun, yazdığı her karakteri, okumaya başladığımda değil de sanki yıllardır tanıyor; işte, markette, parkta, toplu taşıma araçlarında falan defalarca rastlıyormuşum gibi hissettiriyor. bunu seviyorum…

öykü severler için hepyek tavsiyemdir.
seray şahiner’in tüm kitapları gibi…
devamını gör...

kendimi denemek için; bana inanırlar mı diye merak ettiğim insanlara uydurma olaylar anlatıyordum. inandırıp, ikna edebilir miyim merak ettiğim için yalan söyledim.
belki size anlattıklarım da uydurmadır bilemiyorum altan.
devamını gör...

elektrik enerjisi aslında bir kinetik enerjidir.
devamını gör...

ilber ortaylı-bir ömür nasıl yaşanır?
devamını gör...

devamını gör...

yarım bırakılamayacak kadar akıcı ve iyi bir kitaptır.
devamını gör...

yazıldığı üzre, bir kaç kelimelik kısa tanımların, ya da yalnızca bkz verilen tanımların oldukça düşük puan katkısı sağladığı tablodur.
devamını gör...

malatya yöresine ait bir türkü. hasan durak ve mehmet seske tarafından derlenmiştir.

pek çok sanatçı tarafından seslendirilmiş olsa da benim en sevdigim yorumu (bkz: grup abdal)'dan dinlemek için tık tık.

--- alıntı ---

bir ay doğar ilk akşamdan geceden
neydem neydem geceden
şavkı vurur pencereden bacadan
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben

uykusuz mu kaldın dünkü geceden
neydem neydem geceden
uyan uyan yâr sinene sar beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben

uyan uyan yâr sinene sar beni
dağlar harâmı açma yaramı perişânım ben

yüce dağ başından aşırdın beni
neydem neydem yâr beni
tükenmez dertlere düşürdün beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben

madem soysuz gönlün bende yok idi
neydem neydem yok idi
niye doğru yoldan şaşırdın beni
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
niye doğru yoldan şaşırdın beni
dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben

aşağıdan gelir eli boş değil
neydem neydem boş değil
söylerim söylerim gölnüm hoş değil
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben

bir güzeli bir çirkine vermişler
neydem neydem vermişler
baş yastığı kendisine eş değil
dağlar kışımış yolcum üşümüş nasıl edem ben
baş yastığı kendisine eş değil
dağlar harâmi açma yaramı perişânım ben

--- alıntı ---
devamını gör...

bu gece 00:30 itibariyle yayında olacak ama canlı olmayacak radyo programımdir.

şimdi neden canlı değil diye soranlara verecek enteresan bir cevabım yok açıkçası sadece ortam müsait değil.* ama eğer dinleyen olursa canlı da olsun diyen olursa haziran ayında bir iki kez canlı olabilir diye düşünüyorum.

tabi ki siz sevgili dinleyenleri karsilamamak olmazdı o yüzden programın açılışında ilk şarkı öncesi berbat sesimle kısa bir konuşmam var. onu da dinlerseniz benim için mutluluk verici olur.

nedir bu program diyenlere de cevabım şu.

efendim ben bir 40+ olmasam da sözlüğün geneline göre yaşlı kalmış bir yazar olarak bizim zamanımızın 30 yıl 20 yıl öncesi şarkılarını günümüze getirmek istedim. şahsım olarak genellikle progressive rock, blues, jazz ve brit pop genresinde şarkılar dinliyorum ancak tabi her yol var. yani program devam ederse özgün müzikten arabesk e kadar ya da bb kinglerden nina simone lara kadar bir yolumuz olacak.

ilk program da 1970 lerin progressive rock gruplarından gelecek. sıkmasın diye uzun bir liste değil ama gönlüm sizleri mutlu etmesinden yana. umarım kendinizi 70 lerde hissedersiniz.

esen kalın.


not: programi dinleyecek olan herkese teşekkür etmekle birlikte eleştirilerinizi merakla beklemekteyim.
ayrıca miko ya sonsuz teşekkürler buradan.
devamını gör...

çoğu insandan nefret ediyorum . mücbir sebeplerden katlanıyoruz bir şekilde bazı insanlara ve problemlerine .
devamını gör...

yoncimik'in en ve belki de tek eli yüzü düzgün, hoppi şoppi olmayan şarkısı. söz müzik sezen aksu ekolünden tabii.

devamını gör...

nefret, düşmanlık ve savaş. tabi en önemlisi de kolay güdülen halk kitleleridir. ayrıca, bilimin ve gerçeğin önünde engel oluşturmak da bunlardan sayılabilir. insanlık ne çektiyse bu ruhban sınıfdan çekti...
devamını gör...

kadına atfedilen güzellik algısı da dahil her şeye muhalif olan, harika müzikler yapan yetenekli kadın.
datlım gıymatlım
dileyen herkes üstüne alınabilir. *
devamını gör...

resimag.com/p1/4320820d0a98.jpeg

bu arabayı terk edenin allah belasını versin buradan kınıyorum. şu hüzünlü duruşuna bakın.
devamını gör...

daha çok anlat” dedim.
“hoşuna gidiyor mu?”
“çok. elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“gider gibi yaparız.''

doğu ekspres deyince benim aklıma gelen satırlar bunlar. belki bir gün bunu yaşamak için binerim o trene. kim bilir? gider gibi yapmayız da, gideriz belki..
devamını gör...

1- izlemesi keyif veren bir trt klasiği dizi.
2- nesrin sipahi, zeki müren gibi sanat üstatlarının seslendirdiği türk sanat müziği bestesi. sipahi'den dinlemeyi tercih ederim. dinlerken zihnimde, saçları tam ortadan ikiye ayrılmış ve arkada toplanıp aşağı düşen, boyun bitiminde topuzlu, siyah saçlı bir kadın canlanır. adını bilmiyorum ama eski bir tiyatrocu bu zihnimde canlanan.. sipahi'yle uzaktan yakından hiç alakası yok.

şarkıysa, tam tahlil edilesi.

sözleri şöyle:


ne o bensiz edebilir
ne temelli gidebilir
ben de öyle bunu bilir

sade gözden uzağız biz
alev alev çerağız biz
ayrılsak da beraberiz

gün olur ne arar sorar
gizlenir de beni sınar
bilirim ki içi yanar

sade gözden uzağız biz
alev alev çerağız biz
ayrılsak da beraberiz

bazı günler hep naz eder
hem küser hem niyaz eder
sanırsın sahiden gider

sade gözden ırağız biz
alev alev çerağız biz
ayrılsak da beraberiz.



üç-üç'lük dizeler halinde yazılmış. her dize kendi içiyle uyaklı olduğu gibi bir üstteki ve bir alttakiyle de uyumlu olup, komple bir kafiye öbeği sunar. dinleyene göre.

içeriğine gelince, ne ayrılabilen ne de birleşebilen iki sevgiliyi ele alır. ne kavgadan söz eder, ne dramdan, ne trajediden.
şimdilerde benzerine az rastlanılan bir aşk profili çizer. bahanelerin ardına sığınmak yerine, gitmek ve kalmak değil, yaşamak üzerine kurar, kurgular bir şeyleri.

gideceğim ama gazetemi okumadım henüz. dur bi kahvaltımı bitireyim, çay soğudu mu? dur ısıtayım, o soğuk çay içemez ben gibi normal insana garip gelen, cümleler canlanır zihninizde. bi ropdöşambır vardır, bir gazete, bir de deri erkek terlikleri ... bir sabah vaktidir. günlerden pazar sanırsınız ama onlara her gün pazardır. emekli bir semt pazarı havası vardır. bir file ve belki hafif diz altı kareli etekler... . mevsimlerden kış ve kapıcıya aidat ödenecektir. gidilemez. en azından şimdilik... hem apartman toplantısı ne olacak? peki gelecek ay yapılması planlanan arkadaş toplantısı? haftasonu klasikleşen sucuk mangal partisi?.. .. yok yok şimdi değil, sonrası olsun sonrası, çay taşmasın, süt ekşimesin, gazete aboneliği ziyan olmasın..

his vardır ama yok gibi sunar şarkı bize. bir an başlar ve biter. sanki hiç dinlememişsiniz gibi bir hisse kapılırsınız, bitince. böyle ilişkiler vardır çevrenizde, görmüşsünüzdür. birbirlerini seviyorlar mı? yoksa bağımlı yalnızlık hissi midir bu? pek değerlendiremezsiniz. odaklanamaz, hatta öyle pek umursamazsınız da. çünkü kimseyi incitmek, rahatsız etmek gibi bir halleri yoktur, zira kendi yörüngelerinde akar, gider ilişkileri.

hah işte. tam o an dersiniz: aşk böyle bir şey mi? böyle mi olmalı? sakin, legal, çabasız ya da çabası, çabasız...
sonra her aşkın kendi içinde bir başka alem olduğunu düşünüp, yeniden play tuşuna basarsınız. işte öyle bir şarkı ayrılsak da beraberiz. hafif, anlamlı, sicim ipliği tadında...

bu kadar söz ettik, şarkıyı bırakmazsak olmaz şimdi. keyifli dinlemeler...

devamını gör...

insanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrenir. bu gerçekleştiğinde, artık ne yazık ki çok geçtir. insanların "tecrübe" dediği şey budur. kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli denir.

(bkz: sigmund freud)
devamını gör...

telefonda babamla konusurken durduk yere seni çok seviyorum kızım demesi. beni sevdigini bilirim ama agzindan çok duymadigim için mutlu olmuştum.
devamını gör...

bir zamanlar heves etmiş ve araştırmıştım ama yapmaya asla fırsatım olmadı. ilk fırsatta yapacağım ama buradaki sorunun cevabı şu şekilde. gemiyi dışarıda hazırlayıp şişeye yerleştiriliyor. yelkenleri arkaya yatırılabilecek şekilde hareketli kullanılıyor. hepsinin ucunda uzun ipler var. ne zaman ki gemi hazırlıkları bitiyor o zaman yelken direklerini arkaya katlıyorsun ardından yelkenleri katlıyorsun ve gemi incecik bir hale geliyor. yelkenlerin uçları, gemi direğindeki ince yelken çıtaları hepsi birbirine bağlı ve o ipin devamı en uzun ipe bağlı. şimdi bu inceltilmiş gemiyi uygun şişenin ağzından geçirip şişeye önceden yerleştirdiğin hamurun üzerine yerleştiriyorsun. ardından en zor kısım olan dışarı sarkan uzun ipi dikkatlice çekme kısmı kalıyor. ipi çektikçe yelken çıtaları açılıyor, yelkenler istenen konuma geliyor. ardından dikkatlice ip kesiliyor ve şişede gemimiz hazır. tek yöntem tabii ki bu değil. bunu iyice profesyoneller ince alet ve ekipmanlar kullanarak tüm gemiyi şişenin içinde de inşa edebiliyorlar.

bu videoda ilk anlattığım yöntemle şişe içine nasıl gemi yerleştirileceğini uygulamalı olarak görebilirsiniz.
devamını gör...

asla tek sefer dinleyip bırakılamayan, defalarca kez coverlanan, kanaatimce en iyisinin orijinal hali olan fatih erdemci şarkısı.
yalnızken, uyumadan önce, düşük moddayken dinlenildiğinde etki oranı x5 kat artıyor; kendini sorgulatıp hissedilen eksikliği tokat gibi çarpıyor adeta.

--- alıntı ---
çok yalnızım, eriyorum yavaş yavaş
--- alıntı ---

dinlemesi tehlikeli:
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim