2 ocak 2021 normal sözlük’te sansür rezaleti
ısrarla yazayım canım yazarım, nedir bu ortalığı ateşe verme hali. ne oluyor yani *
kafa sözlük yayın hayatının 57. gününde. kafa sözlük’ü geliştirmeye çalışıyoruz, son gelen güncellemede gündem ile alakalı bir bug mevcut.
orta doğu ve balkanların en hızlı yazılımcısı sevgili iko ilgileniyor.
en yakın zamanda eski haline döner.
hepsi bu yani.
kafa sözlük yayın hayatının 57. gününde. kafa sözlük’ü geliştirmeye çalışıyoruz, son gelen güncellemede gündem ile alakalı bir bug mevcut.
orta doğu ve balkanların en hızlı yazılımcısı sevgili iko ilgileniyor.
en yakın zamanda eski haline döner.
hepsi bu yani.
devamını gör...
kadavra
anatomi derslerinde kullanılmak üzere bağışlanan ölü bedendir. maket, resim üzerinden görmekle kadavra üzerinden görmek kesinlikle çok farklıdır. saklanabilmesi için kullanılan formaldehit sebebiyle çok keskin, ağır bir kokusu vardır. uzun süre soluduğunuzda baş ağrısı yapar. ilk kadavra görme anı da çok gariptir. daha önce yaşamış bir insanın bedenine bakmak oldukça tuhaf hissettirir. ben ilk zamanlar istemsiz o kadavranın kime ait olduğunu, öncesinde nasıl bir hayatı olduğunu, nasıl öldüğünü falan merak ediyordum. ama böyle şeyleri bilmemek çok daha iyi. tıp eğitimi için şart ama kokusundan mütevellit fazla da maruz kalınmamalı. zaten bildiğim kadarıyla formaldehit kanserojen ve bazı ülkelerde kadavralarda kullanılması yasak ama bizim ülkemizde hala kullanılıyor. ben kadavra meselesini dramatize ederken sınıf arkadaşlarım yanımda yaprak dönere benzediğini tartışıyordu mesela. herkes için ilginç bir deneyim.
devamını gör...
pandora papers
pandora papers'da yayımlanan skandaldır. demokratik ülkelerde iktidar düşüren bu tür haberler ülkemizde muhalefet olmadığı için muhalif milletvekillerinin iktidar milletvekilleri ile yediği öğlen yemeğinde; "rönesans holding parsayı güzel kaldırmış" şeklinde geçecek ti'ye almadan ibaret kalır. öte yandan türkiye'de muhalif gazeteci kalmadığını gösteren bir başka ilginç detay ise tüm dünyada 117 ülkeden 600 gazetecinin 12 milyon dökümanı incelediği pandora papers'ı türkiye'den alman dw türkçe'nin katılması. mesela bu listede duayen gazeteci, yıllarca atatürk'ün ekmeğini yiyen uğur dündar yok, yılmaz özdil yok, can dündar yok, soner yalçın yok, barış pehlivan yok. inanın bu utanç listesi sayfalarca uzar gider fakat türkiye'de muhalif etiketi ile muhalif olan halkı sömüren sülüklerin sayısı ne yazık ki bitmez. evet iktidar birçok konuda kendi gölgesi ile savaşıyor ama muhalif olduğunu iddia eden cenahta da durum pek farklı değil.
buradan
buradan
devamını gör...
yazarların bugün kendilerinde fark ettikleri şeyler
aslında boş kalmayı istesem de hıncahınç dolu bir hayatın tam benlik olduğunu farkettim bir kere daha ama bu sefer idrakta var tabii.koşturmacalarla geçen günün sonunda mutlu bir şekilde oturuyorum şu an mesela.bacaklarım ağrıyor, ağlayacağım ama mutluyum.
insanlarla pek uğraşmıyorum artık.ya da uğraşacak kişi denk gelmedi emin olamadım şimdi bak.
galiba akıntıya karşı değilde artık akıntı ile beraber yüzmenin zamanı geldi.yaz bitmeden yüzebilseydim de iyiydi.
şimdi bunları söyleyip de yarın tam tersi bir ruh halinde olmam umarım.
insanlarla pek uğraşmıyorum artık.ya da uğraşacak kişi denk gelmedi emin olamadım şimdi bak.
galiba akıntıya karşı değilde artık akıntı ile beraber yüzmenin zamanı geldi.yaz bitmeden yüzebilseydim de iyiydi.
şimdi bunları söyleyip de yarın tam tersi bir ruh halinde olmam umarım.
devamını gör...
kütüphanemiz
kütüphanemize kitap bağışı yapan yazarlarımız :
jess
unnecessary
kafadandeniz
yerleyeksanim
rastrel
h2o
dö la rock
miko
elektronik müzik sever
yoldaş benjamin franklin
sokak lambası
edür
mastor
the matrix isn't real
setokaibaa
hissikablelvuku
kendimeaitbiryer
0rene
rastrel
jess
unnecessary
kafadandeniz
yerleyeksanim
rastrel
h2o
dö la rock
miko
elektronik müzik sever
yoldaş benjamin franklin
sokak lambası
edür
mastor
the matrix isn't real
setokaibaa
hissikablelvuku
kendimeaitbiryer
0rene
rastrel
devamını gör...
eş cinsel olmadığımı ispat edeceğim diyen milletvekili
saçma. yüz kızartıcı bir suçla karşı karşıya kalırsın öyle olmadığını ispat etmek için çabalarsın ama eşcinsel olup olmaman halkı ilgilendiren bir konu değil.
devamını gör...
mangaka
manga çizerek para kazanan kişiye denir. bazı yerlerde sensei dendiğini de okuyabilirsiniz. sebebi bu mesleğin doğmuş olduğu japonyada işin uzmanı olan kişiye hitap şekillerinin sensei olmasından kaynaklıdır. yani siz çok iyi keman çalıp, para kazanıyorsanız da sensei olarak hitap ederler.
japonyada gençler arasında en hızlı para kazanma yollarından biri olarak görülse de toplumun geneline baktığımızda insana, doğaya, evrene bir katkısı, faydası olduğuna inanılmadığı için iş olarak görülmez. "gerçek bir iş bul" denilen mesleklerdendir. bu arada siz milyonlar satan bir mangaka olsanız bile aileniz bu durumdan utanç duyup, kimseye söylemeyebilir bile.
mangakalık genel olarak çalışma saatleri belli olmayan, sürekli çizim yaparak zamanınızı geçirdiğiniz bir meslektir. mangalar haftalık veya aylık çıkarılır. haftalık bir mangası olan mangaka uyumadan, yemeden, içmeden manga çizerse eğer, arka fonları, detaylar ve gölgelendirmeler olmadan baskıya çizimini yetiştirebilir. ancak hataları düzeltecek bir yardımcı çizeri varsa mangayı okuyuculara daha güzel sunabilir.
mangakalar bir seri ürettiklerinde kendi isimlerini kullanmazlar. nadiren kendi ismini kullanan mangaka görürsünüz. bunun bir çok sebebi olmakla birlikte sanırım en önemli sebebi anonim kalmak isteyişleri. sokakta özgürce yürüyebilme isteği, tatildeyken rahat bırakılma isteği ya da kötü bir iş çıkmışsa aile adını kirletmeme isteği gibi bir dolu sebebi bulunabilir.
bir mangayı okurken mangakasının ismini matsumo yui diye okusanız bile aslında yazan ve çizen kişiler ayrı olabilir. hatta o mangayı 4 kişi birden de çıkarıyor olabilir. takma isim kullanmanın okuyucu için yarattığı sıkıntılardan biridir bu. siz yui sensei muhteşem çiziyor dediğinizde aslında dört kişiden bahsettiğinizi hiç bir zaman öğrenemeyebilirsiniz.
aynı zamanda eğlenceli gözükse de zor bir meslektir. sürekli serisini çizmesi gerektiği için evden çıkamaz, uyuyamaz, kendini geliştirmek için çalışmalar yapamaz, özel hayatı kısıtlıdır ya da yoktur. misal veriyorum sevişme sahnesi çizmesi gerekiyorsa oturup kendi sahnesini çizebilmesi için saatlerce porno izlemek zorunda kalabilir. çizimlerin gerçekçi olabilmesi için sürekli örnek fotoğraflara, videolara bakarak zamanını geçirir, taslağını çıkarır. hikaye akışı için sürekli editörü ile toplantılara katılır. eğer serisi animeleştirilirse sanılanın aksine anime ile ilgilenecek vakti bile yoktur. çoğu sensei serisinin animesini hiç izlememiştir bile. bu yüzen bazen manga ile anime arasında uçurumlar olduğunu görürsünüz.
yazdıklarımı özetlersem, tüm hayatı mangası olan kişidir.
japonyada gençler arasında en hızlı para kazanma yollarından biri olarak görülse de toplumun geneline baktığımızda insana, doğaya, evrene bir katkısı, faydası olduğuna inanılmadığı için iş olarak görülmez. "gerçek bir iş bul" denilen mesleklerdendir. bu arada siz milyonlar satan bir mangaka olsanız bile aileniz bu durumdan utanç duyup, kimseye söylemeyebilir bile.
mangakalık genel olarak çalışma saatleri belli olmayan, sürekli çizim yaparak zamanınızı geçirdiğiniz bir meslektir. mangalar haftalık veya aylık çıkarılır. haftalık bir mangası olan mangaka uyumadan, yemeden, içmeden manga çizerse eğer, arka fonları, detaylar ve gölgelendirmeler olmadan baskıya çizimini yetiştirebilir. ancak hataları düzeltecek bir yardımcı çizeri varsa mangayı okuyuculara daha güzel sunabilir.
mangakalar bir seri ürettiklerinde kendi isimlerini kullanmazlar. nadiren kendi ismini kullanan mangaka görürsünüz. bunun bir çok sebebi olmakla birlikte sanırım en önemli sebebi anonim kalmak isteyişleri. sokakta özgürce yürüyebilme isteği, tatildeyken rahat bırakılma isteği ya da kötü bir iş çıkmışsa aile adını kirletmeme isteği gibi bir dolu sebebi bulunabilir.
bir mangayı okurken mangakasının ismini matsumo yui diye okusanız bile aslında yazan ve çizen kişiler ayrı olabilir. hatta o mangayı 4 kişi birden de çıkarıyor olabilir. takma isim kullanmanın okuyucu için yarattığı sıkıntılardan biridir bu. siz yui sensei muhteşem çiziyor dediğinizde aslında dört kişiden bahsettiğinizi hiç bir zaman öğrenemeyebilirsiniz.
aynı zamanda eğlenceli gözükse de zor bir meslektir. sürekli serisini çizmesi gerektiği için evden çıkamaz, uyuyamaz, kendini geliştirmek için çalışmalar yapamaz, özel hayatı kısıtlıdır ya da yoktur. misal veriyorum sevişme sahnesi çizmesi gerekiyorsa oturup kendi sahnesini çizebilmesi için saatlerce porno izlemek zorunda kalabilir. çizimlerin gerçekçi olabilmesi için sürekli örnek fotoğraflara, videolara bakarak zamanını geçirir, taslağını çıkarır. hikaye akışı için sürekli editörü ile toplantılara katılır. eğer serisi animeleştirilirse sanılanın aksine anime ile ilgilenecek vakti bile yoktur. çoğu sensei serisinin animesini hiç izlememiştir bile. bu yüzen bazen manga ile anime arasında uçurumlar olduğunu görürsünüz.
yazdıklarımı özetlersem, tüm hayatı mangası olan kişidir.
devamını gör...
11 ekim 2021 doların 9 tl olması
haftalar önce biden silah sevkiyatına kaldığı yerden devam ediyordu. sebebi belli oldu. dolar pamuk ipliğine bağlıydı. bugünkü konuşması ile psikolojik sınır olan 9'u artık aşar. tekrardan suriye türkiye arasında sıcak gunler kapıda. sıkı tutunun.
edit:
edit:
devamını gör...
din düşmanlığını vatanseverlik sanmak
ulan ortada dinsizliğin daniskası sende, hile sende, yalan iftira sende, talan yağma zulüm sende, diri diri insan yakmaktan, hırsızlıktan oğlancılığa kadar temel belaların hepsi sende kısaca dinsizliğin daniskası sende... ve burayı okuyan değerli yazar sözümün burasından sonrasında ince bir sitemimdir sana
suyun başını tutan bu kahpeliklere yani dincilik patentli bu dinsizliğe teslim olursan, onurunla beraber aklını da kaybedersin. dinci şu sıraladığım bütün ahlaksızlık adı altında işini yapıyor da sana ne oluyor ? kendine gel...
suyun başını tutan bu kahpeliklere yani dincilik patentli bu dinsizliğe teslim olursan, onurunla beraber aklını da kaybedersin. dinci şu sıraladığım bütün ahlaksızlık adı altında işini yapıyor da sana ne oluyor ? kendine gel...
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
türlü türlü işler yapılarak ders diye bir şeyin olduğunu unutma işlemi.
benim için dizi izlemek, film izlemek, kıyafetlerimi düzenlemek, kek yapmak gibi şeylerdir.
benim için dizi izlemek, film izlemek, kıyafetlerimi düzenlemek, kek yapmak gibi şeylerdir.
devamını gör...
bir oturuşta bitirilen kitaplar
hayvan çiftliği. zaten 120 sayfaydı galiba. bir oturuşta rahat biter dostlar.
devamını gör...
aylık puan tablosunda ilk 200'e giremeyen yazar
yenidir daha. kankacılık oynamayı öğrenirse girer.
devamını gör...
1 yıl sonraki kendine not
canım her şeyi atlattamadığın gibi bunu da atlatamayacaksın,fazla yorma kendini tamam bebeğim.
devamını gör...
hiç bilinen türk ressam olmaması
neden ki mutluluğun resmini çizmeye çalışan abidin abi varya...
devamını gör...
balta
mavi sakal'ın kan kokusu albümünde yer alan sevdiğim şarkılardan birisidir. zaten albümü edinme hikayemi ve bu şarkılarla nasıl tanıştığımı ''başladım yürümeye'' başlığında yazmıştım ama biraz önce yine baltayı dinlerken buldum kendimi. eh yazmazsak olmazdı. albümün'ün ikinci sıradaki parçasıdır ve girişine bayılırım. sonra gelen dinginlik hissi de cabası. tabi erken yaşlarda dinlenen bir parça olması ve albümün bende hikayesinin olması bu şarkıların değerini benim indimde arttırır. şarkının sözleriyse, soruların ve cevapların peşinden koşmak açısından ve sorgulama sürecine etkisi sebebiyle önem arz eder.
misal;
''bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
meclisler biz kara koyunları düşünür mü?''
tam da bu soruların zihninizi kurcalamaya başladığı dönemlerde, soruyu müzikal anlamda sürekli kafanıza çivi gibi çakması vesilesiyle cevabın peşine düşüp daha sık okumamıza sebep olmuştur.
bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
vatan kurtaranlar, arkamızdan ne söylerler?
takiben ikinci can alıcı soru gelir ve size bunları düşünürken üzerinize düşen sorumluluğu hatırlatır.
bu baltaya oooo sakın sakın
bu baltaya oooo sakın sakın sap olma
ve can alıcı mesajlardan biri de buradadır. müesses nizamın, sistemin sapı olmamanız konusunda kendince öğüt verir. tabi siz kara koyunları, size vakti zamanında güzel bir ülke bırakan adamları/kadınları düşünürken, içinde bulunduğunuz ortamın saplarına kafayı takarsınız. ülkeyi bu noktaya taşıyanlar, işte o baltaya sap olanlardır. koca çınarı, sapı oldukları baltanın kesmesine destek olurlar. o sebeple de bu baltaya sap olmamak en doğru tercihtir. çınarınıza sahip çıkın!
şarkıyı şöyle bırakalım;
tabi sonrasında balta deyince aklıma bir de aşık ihsani gelir. onun türküsünü de çok severim. demek ki şarkı isimlerinde balta adının geçmesi bende olumlu etki doğuruyor. *
onu da şöyle bırakalım;
misal;
''bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
meclisler biz kara koyunları düşünür mü?''
tam da bu soruların zihninizi kurcalamaya başladığı dönemlerde, soruyu müzikal anlamda sürekli kafanıza çivi gibi çakması vesilesiyle cevabın peşine düşüp daha sık okumamıza sebep olmuştur.
bu günlerde bir şeyler kafamı kurcalıyor
vatan kurtaranlar, arkamızdan ne söylerler?
takiben ikinci can alıcı soru gelir ve size bunları düşünürken üzerinize düşen sorumluluğu hatırlatır.
bu baltaya oooo sakın sakın
bu baltaya oooo sakın sakın sap olma
ve can alıcı mesajlardan biri de buradadır. müesses nizamın, sistemin sapı olmamanız konusunda kendince öğüt verir. tabi siz kara koyunları, size vakti zamanında güzel bir ülke bırakan adamları/kadınları düşünürken, içinde bulunduğunuz ortamın saplarına kafayı takarsınız. ülkeyi bu noktaya taşıyanlar, işte o baltaya sap olanlardır. koca çınarı, sapı oldukları baltanın kesmesine destek olurlar. o sebeple de bu baltaya sap olmamak en doğru tercihtir. çınarınıza sahip çıkın!
şarkıyı şöyle bırakalım;
tabi sonrasında balta deyince aklıma bir de aşık ihsani gelir. onun türküsünü de çok severim. demek ki şarkı isimlerinde balta adının geçmesi bende olumlu etki doğuruyor. *
onu da şöyle bırakalım;
devamını gör...
normal sözlük'ü 3 kelime ile anlat
emekleyen bir çocuk.
koşacağı günler de pek yakındır.
e zaman geçtikçe büyüyecek.
koşacağı günler de pek yakındır.
e zaman geçtikçe büyüyecek.
devamını gör...
kur'an incil ve tevrat'ın sümer'deki kökeni
kuran'ı yalanlamak için, arada nasıl bir ilişki kurulduğunu anlamadığım durum.
islâm'da allah'ın her kavmi peygamberler aracılığıyla uyardığı kabul edilir. bu durumda dünya üzerinde allah tarafından uyarılmamış bir kavim, bir uygarlık yok demektir. varsa zaten bu konudan muaf tutuyorum.
hal böyle olunca, nuh tufanı gibi bir olayı allah'ın, uyardığı tüm kavimlere bildirmiş olması beklenebilir.
burada kronolojik olarak bir sıkıntı görmüyorum ben. şöyle ki:
eğer allah tüm kavimleri peygamberleri ile uyarıyor ve onlara, daha önceki laf dinlemeyen kavimlerin başına gelenleri anlatıyorsa, bu durumda hemen hemen her peygamberin, insanlara aynı ibret verici olayları anlatması beklenir. zira hâşâ allah'ın yalan söyleyecek, bir grup insana başka, diğer gruba başka şekilde anlatacak hali yok bir olayı. bu durumda zaten, hemen hemen tüm insanlığın, belli başlı, tarihte mihenk taşı olabilecek konularda ortak bilgiye sahip olması beklenir. böyle düşündüğümüzde de, sümerlilerin de , incil'e inananların da, kuran'a inananların da, aynı tufanın varlığından haberdar olması normaldir. eğer bunu farklı şekillerde anlatıyorlarsa, anormal olan odur. onun da nedenini insanoğlunun hırsında ve hikâyeyi kimin, hangi amaca uygun şekilde biraz değiştirmek istediğinde aramak gerekir. tıpkı incil ve tevrat'ı değiştirmelerinde olduğu gibi...
bu açıdan baktığınızda gılgamış destanı kuran'ı yalanlamaz, aksine desteklediğini bile söyleyebilirsiniz. zira kuran'da olayın tarihine ilişkin nokta atışı bir bilgi bulunmaz. sümerliler yaşamadan önce gerçekleşmiş de olabilir, onların zamanında da... kişilerin gerçek olayları mitolojik hikâyelere ya da destanlara dönüştürüp anlatmış olması pekala olasıdır. şu anda yaşamakta olan insanların lafları bile gözleri önünde bu kadar kolay çarpıtılabiliyorken, böyle bir şeye "olamaz" demek saçma olurdu.
islâm'da allah'ın her kavmi peygamberler aracılığıyla uyardığı kabul edilir. bu durumda dünya üzerinde allah tarafından uyarılmamış bir kavim, bir uygarlık yok demektir. varsa zaten bu konudan muaf tutuyorum.
hal böyle olunca, nuh tufanı gibi bir olayı allah'ın, uyardığı tüm kavimlere bildirmiş olması beklenebilir.
burada kronolojik olarak bir sıkıntı görmüyorum ben. şöyle ki:
eğer allah tüm kavimleri peygamberleri ile uyarıyor ve onlara, daha önceki laf dinlemeyen kavimlerin başına gelenleri anlatıyorsa, bu durumda hemen hemen her peygamberin, insanlara aynı ibret verici olayları anlatması beklenir. zira hâşâ allah'ın yalan söyleyecek, bir grup insana başka, diğer gruba başka şekilde anlatacak hali yok bir olayı. bu durumda zaten, hemen hemen tüm insanlığın, belli başlı, tarihte mihenk taşı olabilecek konularda ortak bilgiye sahip olması beklenir. böyle düşündüğümüzde de, sümerlilerin de , incil'e inananların da, kuran'a inananların da, aynı tufanın varlığından haberdar olması normaldir. eğer bunu farklı şekillerde anlatıyorlarsa, anormal olan odur. onun da nedenini insanoğlunun hırsında ve hikâyeyi kimin, hangi amaca uygun şekilde biraz değiştirmek istediğinde aramak gerekir. tıpkı incil ve tevrat'ı değiştirmelerinde olduğu gibi...
bu açıdan baktığınızda gılgamış destanı kuran'ı yalanlamaz, aksine desteklediğini bile söyleyebilirsiniz. zira kuran'da olayın tarihine ilişkin nokta atışı bir bilgi bulunmaz. sümerliler yaşamadan önce gerçekleşmiş de olabilir, onların zamanında da... kişilerin gerçek olayları mitolojik hikâyelere ya da destanlara dönüştürüp anlatmış olması pekala olasıdır. şu anda yaşamakta olan insanların lafları bile gözleri önünde bu kadar kolay çarpıtılabiliyorken, böyle bir şeye "olamaz" demek saçma olurdu.
devamını gör...
işaret dili
aslında bu yazıyı dilin gelişimi ve insan evrimine etkisi yazı dizisinde çok önceden paylaşmıştım ama, sanki bu başlık altına kaydırmak daha doğru gibi geldi.
öncelikle işitme engelli insanlar üzerinde yapılan araştırmalara değinmek istiyorum. bu insanlar kendi aralarında işaret diliyle konuşurlarken beyinlerinin hangi bölgelerinin aktif olduğu incelenmiş. evet, sesli iletişim kurabilen işitme engeli olmayan insanların konuşurlarken beyinlerinin aktif olan bölgeleriyle aynı. broca ve wernicke bölgeleri. halbuki beynin daha çok görsel olaylarla ilgili sağ yarı küresinin aktif olması beklenirdi, değil mi? hayır.
bir de edward klima ve eşi ursula bellugi'nin çalışmalarına değinmek istiyorum. hayır, klimanın mucidi değil, klimanın mucidi willis carrier. edward klima işaret dili üzerine uzmanlaşmış bir dilbilimci. beyinlerinin sağ yarı küresi ve sol yarı küresi hasar görmüş işitme engelli insanlar üzerine bir araştırma yapıyorlar ve sonunda ödül de alıyorlar. işaret diliyle iletişim sırasında beyninin sol yarı küresi hasar görmüş kişiler, sağ yarı küresi hasar görmüş kişilere göre, ilgili kelimelerin karşılığı işaretlerde daha fazla hata yapıyorlar. halbuki işaret dilini görsel bir iletişim aracı olarak düşündüğümüz için, beyninin sağ yarı küresi hasar görmüş işitme engelliler daha fazla hata yapmalıydı, değil mi? hayır.
işaret diliyle de olsa iletişim sırasında beynin sol yarı küresinin daha çok aktif olduğu bu araştırmayla da gözlemlenmiş oluyor. hatta yapılan araştırmalar işaret dilinin kendi içinde bir gramer yapısının da olduğunu gösteriyor. evrimsel açıdan işaret dilinin konuşma diline giden yolda nasıl bir basamak olduğu sanırım biraz şekillenmiştir.
işitme engelli bireyler doğuştan olduğu gibi sonradan da bu duruma gelmiş olabilirler. hatta işitme engelinin seviyesine göre iletişim becerileri de farklılık gösterebilir. aldıkları özel eğitimin ve çevrelerindeki insanların bilinç seviyelerine göre okuyabilme (sessiz okuma), yazabilme gibi becerileri de geliştirebilirler. bu bireyler için eğitim ve çevrelerindeki insanların farkındalık seviyeleri, beyin ve sosyal zeka gelişimleri için çok önemlidir. neden derseniz?
çocukken yaz tatillerinde köye giderdik. köydeki çocuklar bana bir kız göstermek istediler. zincirle ağaca bağlı bir kızdı. ona yaklaşmamı istediler. yaklaşmak isteyince saldırgan ve sinirli bir şekilde üstüme doğru atıldı. diğer çocuklar gülüştü, çünkü böyle olacağını biliyorlardı. o an 12-13 yaşlarında bir kız çocuğunun bu şekilde ağaca bağlanmasına çok üzülmüştüm. şimdi o kızın işitme engelli olduğunu tekrar düşününce olay aslında çok daha vahim bir hal alıyor. 78-79 yıllarında, bilinçsiz bir aile hatta bilinçsiz bir toplum içinde, işitme engelli olarak dünyaya geliyorsunuz. gerekli eğitimi alamadığınız için çevrenize uyum sağlayamıyorsunuz. uyum sağlayamadıkça dışlanıyor ve hor görülüyorsunuz. ve bu tutum sizi saldırganlaştırıyor. saldırganlaştıkça çözümü sizi ağaca baklamakta buluyorlar. sonra çocuklar sanki zincirle bağlı bir köpeği sinirlendirir gibi sizinle uğraşıyorlar ve çaresizliğinizle eğleniyorlar...
doğuştan işitme engelli insanların bir iç sesi yoktur. bir dakikalığına iç sesinizin olmadığını düşünün. gerçi bunu düşünebilmek için dahi bir iç sese ihtiyacınızın olması da güzel bir paradoks. tabi durum değerlendirmelerini görsel olarak beyninizde canlandırabiliyorsanız bunu başarabilirsiniz. işitme engelli olmadığı halde iç sesi olmadığını iddia eden insanlar bunu bu şekilde başarabiliyorlar. peki işitme engelliler nasıl başarıyorlar? onların iç sesleri de işaret dili olarak tezahür ediyor. yani iç dünyalarında kendi kendileriyle işaret diliyle iletişim kuruyorlar. şimdi bu insanların eksiksiz, iyi bir eğitim almalarının gerekliliği çok daha iyi anlaşılmıştır.
dünyadaki toplumsal, sosyal, ekonomik düzen ve eğitim sistemi doğal olarak, işitme engeli olmayan insanların yaşam koşullarına uygun olarak gelişmiştir. fakat bu düzene uyum sağlaması gereken, işitme engelli %4-5 bir topluluk vardır. yani kabaca 360 milyonun üzerinde, amerika nüfusu kadar bir insan topluluğu demek.
işaret dili bölgeden bölgeye farklılık gösterse de, evrensel ortak bir işaret dili geliştirilse? ilköğretimden itibaren okullarda işaret dili eğitimi verilse? acaba farkındalığı artmış, empati kurabilme yeteneği gelişmiş bir toplum elde edebilir miydik? ya da zaten toplumun farkındalığı ve empati yeteneği belli bir seviyeye çıktıktan sonra böyle bir atılım mı olağandır?
devamını gör...
mine kırıkkanat'ın turistlerin saldırısına uğraması
görüntüler çok net değil ama şöyle bir esnaf video kaydı var.
devamını gör...
