bir ihtimal daha var
oda ölmek mi dersin,
söyle canım ne dersin?
bulaşık yıkarken kendime söylediğim şarkı.
söyle canım ne dersin?
bulaşık yıkarken kendime söylediğim şarkı.
devamını gör...
bir cümleyle hayattan öğrendiklerimiz
hiçbir zaman pes etme, yaşadıkça ümit var...
devamını gör...
dünyanın en kapsamlı yurtlarının türkiye'de olması
hristiyan ismail başlığı sandım.
t: şaka gibi bir beyan.
t: şaka gibi bir beyan.
devamını gör...
dua et kızsın
bir cümleden çok ötesidir. içinde böbürlenme, ego ve karşısındakini aşağılamaya çalışma barındırır.
yani aslında der ki ''sen benim gibi erkek, yüce, her istediğini yapabilecek biri değilsin.'' sonra zihninde ekler ''haklı olup olmaman önemli değil, seni kırabilecek kelimelere ve sana zarar verebilecek güce sahibim ama ben erkeğim ve sen kızsın, dua et.''
oysa eğer insan kendini savunmak istiyorsa ve karşısındakini kırmak istemiyorsa, benim için değerlisin bu yüzden seni kırmak istemiyorum diyebilir. haksızsa özür diler, haklıysa düzgünce kendini savunur. ama her şeyi şiddetle ya da karşısındakine bağırarak, onları kırarak çözebileceğini sanan çok birey var. onlar için tartışmayı bitirecek ve egolarını tatmin edecek tek cümle vardır ve o da ''dua et kızsın''dır.
yani aslında der ki ''sen benim gibi erkek, yüce, her istediğini yapabilecek biri değilsin.'' sonra zihninde ekler ''haklı olup olmaman önemli değil, seni kırabilecek kelimelere ve sana zarar verebilecek güce sahibim ama ben erkeğim ve sen kızsın, dua et.''
oysa eğer insan kendini savunmak istiyorsa ve karşısındakini kırmak istemiyorsa, benim için değerlisin bu yüzden seni kırmak istemiyorum diyebilir. haksızsa özür diler, haklıysa düzgünce kendini savunur. ama her şeyi şiddetle ya da karşısındakine bağırarak, onları kırarak çözebileceğini sanan çok birey var. onlar için tartışmayı bitirecek ve egolarını tatmin edecek tek cümle vardır ve o da ''dua et kızsın''dır.
devamını gör...
how i met your mother
--! spoiler !--
9 sezonluk bir komedi dizisidir. her ne kadar annenizle nasıl tanıştım adını taşısa da aslında 5 arkadaşın yıllarca süren arkadaşlık iliskilerini ve aşk hayatlarını anlatır. dizinin bu kadar muhteşem olmasını sağlayan şeyin barney karakteri olduğunu düşünüyorum eminim bana katılan büyük bir çoğunluk vardır. bence dizinin en çarpıcı kısımları tüm ekibin diş fırçası paylaştığı kısım ve barneynin kızının olduğu kısımdır. ayrıca marshall ve lilynin düğün sahnesindeki küçük detay marshallin saçını kesmesi üzerine üç adamın bir araya gelip saçı kapatacak birşey aramaları. sonra robin ve lilye denk geldiklerinden onların sunduğu şapka takma önerisine bir hayli şaşırıp "kızılderili başlığı bile düşünmüştük" diye hayiflanmalari.. beni bir hayli keyiflendirmistir. son olarak dizinin finalini begenmeyenler için dizide zaten tüm sezonlar ted ve robin ilişkisini anlatıyor. dolayısıyla ortaya çıkan final bence çok yerinde olmuş. ayrıca ted mosby bilindiği üzere her şeyin açıklamasını uzun uzun yapan bir adam ve sadece 1 sezon süren tracy ile tanışma hikayesini 9 sezona yayması da bence tam tedlik bir olay ve koca bir şaka.
ek olarak favori çiftim robin&patrice :)
--! spoiler !--
9 sezonluk bir komedi dizisidir. her ne kadar annenizle nasıl tanıştım adını taşısa da aslında 5 arkadaşın yıllarca süren arkadaşlık iliskilerini ve aşk hayatlarını anlatır. dizinin bu kadar muhteşem olmasını sağlayan şeyin barney karakteri olduğunu düşünüyorum eminim bana katılan büyük bir çoğunluk vardır. bence dizinin en çarpıcı kısımları tüm ekibin diş fırçası paylaştığı kısım ve barneynin kızının olduğu kısımdır. ayrıca marshall ve lilynin düğün sahnesindeki küçük detay marshallin saçını kesmesi üzerine üç adamın bir araya gelip saçı kapatacak birşey aramaları. sonra robin ve lilye denk geldiklerinden onların sunduğu şapka takma önerisine bir hayli şaşırıp "kızılderili başlığı bile düşünmüştük" diye hayiflanmalari.. beni bir hayli keyiflendirmistir. son olarak dizinin finalini begenmeyenler için dizide zaten tüm sezonlar ted ve robin ilişkisini anlatıyor. dolayısıyla ortaya çıkan final bence çok yerinde olmuş. ayrıca ted mosby bilindiği üzere her şeyin açıklamasını uzun uzun yapan bir adam ve sadece 1 sezon süren tracy ile tanışma hikayesini 9 sezona yayması da bence tam tedlik bir olay ve koca bir şaka.
ek olarak favori çiftim robin&patrice :)
--! spoiler !--
devamını gör...
ölmeden önce dinlenecek son parça
yaşamış olduğum hayatı film şeridi gibi hatırlayacağım ve sevdiklerime veda edeceğim o güzel parçadır.
devamını gör...
minimalizm
fransızca kökenli minimum kelimesinden türetilmiştir. minimum ise en az olan ya da gerekli olandan fazlasını içermeyen anlamlarında olduğundan, aklımda hep ''az detay, çok şık'' olarak yer edinen kavram. sanırım sade görseller, eşyalar son derece şık geliyor bana. bilemiyorum. en kısa tanımı sadeciliktir.
(bkz: leonardo da vinci) ise şöyle betimlemiştir: "sadelik, en yüksek gelişmişlik düzeyidir."
(bkz: leonardo da vinci) ise şöyle betimlemiştir: "sadelik, en yüksek gelişmişlik düzeyidir."
devamını gör...
29 nisan 17 mayıs arası tam kapanma
dobarlan bıragma gendini.
devamını gör...
antraks
toplumda şarbon olarak bilinen hastalıktır.
b.antracis'in neden olduğu bir enfeksiyondur.
genellikle hayvancılıkla uğraşan kişilerde,çobanlarda görülür.
öncelikle papül oluşur sonra çevresinde ödem ve en son büle dönüşür.
ortada siyah renkte bir nekroz oluşur ve şarbon için önemli olan bu lezyonun ağrısız olmasıdır.
tedavide siprofloksasin çok etkili olmaktadır.
b.antracis'in neden olduğu bir enfeksiyondur.
genellikle hayvancılıkla uğraşan kişilerde,çobanlarda görülür.
öncelikle papül oluşur sonra çevresinde ödem ve en son büle dönüşür.
ortada siyah renkte bir nekroz oluşur ve şarbon için önemli olan bu lezyonun ağrısız olmasıdır.
tedavide siprofloksasin çok etkili olmaktadır.
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
mahlasıma yakışık olarak sevdiğim bir sahne:
ballade no. 1 in g minor, op. 23:
ballade no. 1 in g minor, op. 23:
devamını gör...
kızıldere olayı
12 mart 1971 muhtırasından sonra yakalanan deniz gezmiş, yusuf aslan ve hüseyin inan'ın idamlarını engellemek için 27 mart 1972'de türkiye halk kurtuluş partisi - cephesi kurucularından mahir çayan, dev-genç genel başkanı ertuğrul kürkçü, dev-genç myk üyesi hüdai arıkan, thko'dan cihan alptekin, fatsalı nihat yılmaz, öğretmen ertan saruhan ve ünyeli ahmet atasoy, ünye'deki nato üssünden iki ingiliz (gordon banner ve charles turner) ve bir kanadalı (john law) radar teknisyenini kaçırdılar.
kendilerini kızıldere (şu an adı ataköy)'de bekleyen dev-genç genel sekreteri sinan kazım özüdoğru, ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi öğrenci derneği yöneticisi sabahattin kurt, thko'dan ömer ayna ve hava kuvvetleri proleter devrimci örgütü'nün kurucusu olarak aranan üsteğmen saffet alp ile buluştular.
grup köyün muhtarının evinde mevzilendi.
operasyon, ankara merkez komutanlığı görevinde bulunan tümgeneral tevfik türün tarafından yönetilmiştir. helikopter destekli güvenlik güçleri, köydekilerin ihbarı üzerine evi buldu ve kuşattı. ağır makineli tüfekler ve nato askerleri kuşatmayı destekledi.
içeridekiler, rehineleri dışarı gösterdiler fakat bilinmeyen bir sebeple güvenlik güçleri rehinelere önem vermedi.
grup lideri mahir çayan, güvenlik güçleriyle iletişime geçmek için çatıya çıkıp konuşma yapmıştır: sıradan askerleri çekin üst düzeyler gelsin! biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!
teslim olmayı kabul etmeyen mahir çayan ve ekibi yapılan operasyon sonucu öldürülmüştür. çatıya askerlerle konuşma yapmak için çıkan mahir çayan, ertuğrul kürkçü, saffet alp ve cihan alptekin görüşme için çatıda beklerken, gruba makineli tüfeklerle ateş açıldı. üç kişi deliklerden eve atlamayı başarırken, geride kalan mahir çayan başına isabet eden bir mermiyle orada yaşamını yitirdi. açılan ateşin ardından alınan karar gereğince teknisyenler öldürüldü ve çatışma başladı.
jandarmanın açtığı ateşte ömer ayna gözünden, cihan alptekin karnından vuruldu. eylemciler jandarmayla görüşmeyi reddederek kendilerini savunmak üzere sahanlıkta toplandı ve el bombaları hazırladı. ancak roketatarlarla yapılan saldırıda sahanlık isabet aldı ve yıkılan bölümde hayatını yitiren bir veya birkaç kişinin elinden serbest kalan el bombası patlayarak bir dizi patlamaya neden oldu. bu patlama sonucu veya atılan ateş sonucu ertuğrul kürkçü dışındakilerin hepsi hayatını kaybetmiştir.
kendilerini kızıldere (şu an adı ataköy)'de bekleyen dev-genç genel sekreteri sinan kazım özüdoğru, ankara üniversitesi siyasal bilgiler fakültesi öğrenci derneği yöneticisi sabahattin kurt, thko'dan ömer ayna ve hava kuvvetleri proleter devrimci örgütü'nün kurucusu olarak aranan üsteğmen saffet alp ile buluştular.
grup köyün muhtarının evinde mevzilendi.
operasyon, ankara merkez komutanlığı görevinde bulunan tümgeneral tevfik türün tarafından yönetilmiştir. helikopter destekli güvenlik güçleri, köydekilerin ihbarı üzerine evi buldu ve kuşattı. ağır makineli tüfekler ve nato askerleri kuşatmayı destekledi.
içeridekiler, rehineleri dışarı gösterdiler fakat bilinmeyen bir sebeple güvenlik güçleri rehinelere önem vermedi.
grup lideri mahir çayan, güvenlik güçleriyle iletişime geçmek için çatıya çıkıp konuşma yapmıştır: sıradan askerleri çekin üst düzeyler gelsin! biz buraya dönmeye değil ölmeye geldik!
teslim olmayı kabul etmeyen mahir çayan ve ekibi yapılan operasyon sonucu öldürülmüştür. çatıya askerlerle konuşma yapmak için çıkan mahir çayan, ertuğrul kürkçü, saffet alp ve cihan alptekin görüşme için çatıda beklerken, gruba makineli tüfeklerle ateş açıldı. üç kişi deliklerden eve atlamayı başarırken, geride kalan mahir çayan başına isabet eden bir mermiyle orada yaşamını yitirdi. açılan ateşin ardından alınan karar gereğince teknisyenler öldürüldü ve çatışma başladı.
jandarmanın açtığı ateşte ömer ayna gözünden, cihan alptekin karnından vuruldu. eylemciler jandarmayla görüşmeyi reddederek kendilerini savunmak üzere sahanlıkta toplandı ve el bombaları hazırladı. ancak roketatarlarla yapılan saldırıda sahanlık isabet aldı ve yıkılan bölümde hayatını yitiren bir veya birkaç kişinin elinden serbest kalan el bombası patlayarak bir dizi patlamaya neden oldu. bu patlama sonucu veya atılan ateş sonucu ertuğrul kürkçü dışındakilerin hepsi hayatını kaybetmiştir.
devamını gör...
oruç tutmanın tamamen sağlıksız olması
#726919 yazar kardeşimiz uzun uzun orucun faydalarından bahsetmiş. doğru da hepsi. ama o oruç senin tuttuğun oruçtan değil. anlayın artık şunu anlayın. lütfen.
tedavi için yapılan oruçta çok sık su tüketimi var. iyice anlamanız için yeniden yazıyorum. sağlık için tutulan oruçta su içiliyor.* hem de normalden daha fazla su içiliyor. minarel seviyesi yüksek sular tüketiyorlar. yani arabistan'da 18 saat susuz kalmak değil anladın mı ? tekrar yazmama gerek var mı ? su.
fiziksel zararından çok psikolojik rahatsızlıklarından bahsetmek isterdim ama bu sanırım inanç saygısızlığına giriyor. ama kendi inançlarımdan izninizle bahsedeceğim.
bence ahiret diye bir yer varsa şöyle olacak.
-merhaba hoş geldiniz. evet kontrol ediyorum amel defterinizi.
-bekliyorum.
-maalesef sizi cehenneme almak zorundayım. kız kardeşinize ve eşinize kapanması için baskı yapmışsınız. ayrıca 13 yaşında bir çocukla evlenmişsiniz. 2. kata alacağız şu kapıdan ilerleyiniz.
-ama ben oruç tuttum. hiç kaçırmadım. aç kaldım susuz kaldım. küfür falanda etmedim.
-beyefendi neden kendinizi aç, susuz bırakıyorsunuz? çılgın mısınız siz? ayrıca bu neden sizi cennete götürsün ? böyle bir şey yok.
-bana ver dendi!
-zorluk çıkarmayalım lütfen. ateşi harlayalım arkadaşlarr!
tedavi için yapılan oruçta çok sık su tüketimi var. iyice anlamanız için yeniden yazıyorum. sağlık için tutulan oruçta su içiliyor.* hem de normalden daha fazla su içiliyor. minarel seviyesi yüksek sular tüketiyorlar. yani arabistan'da 18 saat susuz kalmak değil anladın mı ? tekrar yazmama gerek var mı ? su.
fiziksel zararından çok psikolojik rahatsızlıklarından bahsetmek isterdim ama bu sanırım inanç saygısızlığına giriyor. ama kendi inançlarımdan izninizle bahsedeceğim.
bence ahiret diye bir yer varsa şöyle olacak.
-merhaba hoş geldiniz. evet kontrol ediyorum amel defterinizi.
-bekliyorum.
-maalesef sizi cehenneme almak zorundayım. kız kardeşinize ve eşinize kapanması için baskı yapmışsınız. ayrıca 13 yaşında bir çocukla evlenmişsiniz. 2. kata alacağız şu kapıdan ilerleyiniz.
-ama ben oruç tuttum. hiç kaçırmadım. aç kaldım susuz kaldım. küfür falanda etmedim.
-beyefendi neden kendinizi aç, susuz bırakıyorsunuz? çılgın mısınız siz? ayrıca bu neden sizi cennete götürsün ? böyle bir şey yok.
-bana ver dendi!
-zorluk çıkarmayalım lütfen. ateşi harlayalım arkadaşlarr!
devamını gör...
4-3-3 oynatan aykut
bugün doğum günüsüymüş yazarımızın. kendisi ile kısa kısa sohbetlerimiz olsa da bana çok samimi geliyor. tanımlarını da ayrıca sevdiğimi belirtmek isterim.
mutlu yıllar dilerim efenim. hayattaki tüm güzellikler sizi bulsun, sevinçleriniz yol arkadaşınız olsun. nice sağlıklı miss yıllara. *
mutlu yıllar dilerim efenim. hayattaki tüm güzellikler sizi bulsun, sevinçleriniz yol arkadaşınız olsun. nice sağlıklı miss yıllara. *
devamını gör...
yazarların bugünkü mutluluk sebebi
kargo siparişim vaktinde ve doğru yere geldi.
sevindirici.
sevindirici.
devamını gör...
zaman
o olmadan var olamadığımız, o var oldukça da bizim yok olduğumuz gerçeklik. gerçeklik? bunu tartışmaya gelmedim, iki kelam edip kalkıcam.
insanoğlu şu ana kadar onun olmayan her şeye sahip olmak istedi. bunun için kurallar yarattı, kurallar çiğnedi, savaşlar çıkarttı. ve sahip oldu da. vahşice diğer canlılardan doğayı aldık, daha ciğerlerine hava alamamış bebeklerin ölümüne sebep olduk. evet, olduk. biz olduk. sadece bir insanın, bir ülkenin veya bir ideolojinin suçu değil bu. benim, komşumun, sabahın gri saatlerinde koluna çarpıp kahvesini döktüğüm adamın, sizin, ailenizin, tek bir istisna olmadan hepimizin suçu. dünyaya geldikten sonra, bu havayı soluduğumuz andan sonra, insanlığın ağır yükü omzumuza binmiş oldu. insanlığın, insan olmanın.
ama.
dünyanın en bencil ve amacı uğruna her türlü yola başvurabilen bu varlığın sahip olamadığı bir şey var. zaman.
bir türlü yakalayamadığı, sürekli ondan bir adım önde olan, her şeye geç kalmasını sağlayan zaman.
peki ya zamana sahip olabilseydik? onu yönetebilseydik? var olur muyduk? var olan herşeyin bir sonu da olmalı. sonu ortadan kaldırabilseydik? bunun altından kalkabilir miydik? sonsuz olmanın. sınırın olmaması. böylesine iğrenç varlığa verilmesi gereken son özellik. belki tanrı olurduk. kendimizin tanrısı. kendimize inanmamız, tek umut kaynağımızın biz olması için ölümden kaçmış olmak mı gerekir? ölümden kaçmak. neden? hepimizin sonu aynı değil mi? ilk insanların da sonu aynıydı, şuan da aynı.
tarihin ilk yıllarından beri değiştiremediğimiz, sürekli yenik düştüğümüz tek şey. belki de böyle olması gerekiyordur. yenik düşülmesi gerekiyordur. sizi bilemem ama, ben zamana hükmedebilen bir insan ırkını tahmin dahi edemiyorum, etmek de istemiyorum. zaman, bizden üstün olmayı hak ediyor.
neden yıllardır aynı? neden yıllardır insanlar aynı şeyden korkuyor? tanrı olgusuyla beraber aşılmış olması gerekmez miydi ölümün? bir son olduğunu kabul edip ondan kaçmak yerine onunla barışsaydık?
saçma.
tüm süslü laflara, laflardan katlarca ağır yaşananlara rağmen, yaşamak güzel. bunu ne bir filozof, ne bir yazar ne de bir bilim adamı değiştirebilir. her şeyiyle, olanıyla, olmayanıyla; seveniyle, sevmeyeniyle; tanrısı olanıyla, olmayanıyla, dünya her şekilde yaşamaya değer. her saniyeyi zirvesine kadar yaşamaya, hafızaya kazımaya, ardından kazılanları zevkle veya dehşetle hatırlamaya, kalbinizde bir sızı oluşturmaya veya yüzünüzde bir tebessüm kırıntısına değer.
zaman.
değer.
“akıştan ziyade, bir bütünlük olarak tanımlamak daha evla sanki.
zaman ve katmanları arasındaki hareket, ve zamanın dilemması çoğu zaman insanların gözlerini karartır, düşünmek dahi yormaya başlar şahsı. haliyle, kestirmeden giderek “mefhum”, “bilinmez”, “akış” deyip çıkıverir insan.
halbuki, daha geçerli bakış açısına göre zaman başlangıcı ve sonu belli olan bir bütündür. burada yeni bir şey söylemiyorum, evet; ancak yeni şeyleri az sonra söyleyeceğim, sabır.
evreni -öncelikle dünyadan başlamak üzere- matematiksel bir biçimde ifade etmek ekseriyetle bilim adamlarının rüyasıdır. bilim birikiminin ışığı ile, yani ayağa düşen kuantum ve göreliliğin, kara delik teorilerinin birleşimi ile şeklen matematiksel bir bütünlük olmasa dahi, ayrı ayrı kabuller alındığında matematiksel tutarlılık rahatça görülebilmektedir.
ground zero olan kara delikler ve de karşıt olduğuna inanılan “ak delikler” başlangıçta fizik ve matematik kurallarının tamamen iptal olmuş versiyonları gibi görünse de, sonraları kendi içlerinde bir hayli tutarlı oldukları görülmüş, yalnız yine de tam olarak ifadeleri sağlanamamıştır.
işin özüne girersek; evren, bir matematik denklemleri bütünüdür. bu denklemler bütünü, tüm “an"ların ifadelerini tüm "değişkenler” ile birlikte tutar. sonsuza yakın büyüklükte bir kağıt parçamız olsa örneğin, bu kağıt üzerinde yazan denklemler bütünü ile tüm evren bütün olarak ifade edilmiş olarak yazılabilir.
elbette, bu yaklaşımın kuantum ile örtüştüğü düşünülebilir; ancak kuantum kendi sorunları içerisinde boğulmuşken, böylesine deterministik bir tahayyüle cevaz veremez.
devam edelim; tüm insanların, hayvanların, bitkilerin, eşyaların, (hatta esasen kuark düzeyindeki madde/dalga formatlarının) birer değişkeni olduğunu varsayalım. bu varsayımın akabinde, mezkur değişkenlerin polinomlar ve dizi/seriler katmanında denklemler oluşturduğunu, bu denklemlerin baştan sona değin, tüm “an"ları ifade ettiğini söyleyelim. evrensel doğrunun dili olan matematiğin şaşmazlığından yola çıkarak oluşturduğumuz bu denklemler bütünü, evrenin tamamını "an"lar bazında anlattığı için, bütünlüğün korunması adına, "an"ların birbirini sıralı bir şekilde takip etmesi de esas hale gelir. elbette, burada akıllara gelebilecek sorulardan bir tanesi, yeni değişkenlerin nasıl türediği üzerine olabilir; bu türeyiş denklemin "organik” oluşundan ve kendi içerisindeki zekasından kaynaklanmaktadır. kısır seviyedeki kuantum dahi insanların aslında enerji dalgaları olduğunu kanıtlayabildiyse, tutarlı bir organizma şeklindeki üretken matematiksel denklemlerden bahsetmek hiç zor değildir.
işte biz bu takibe zaman diyoruz.
oluşturulan denklemlerde kara deliklerin “denklemin kritik noktaları” olduğunun söylenmesi sıradan bir tespittir, ama yine de bir yerde egzantrik olduğu için es geçemiyoruz.
şimdi, eğer bu takip, salt olarak değişkenlerin birbirleriyle ilintilerinden meydana geliyorsa, zamanı bir arada tutan zamk çok kuvvetlidir. işbu yüzden, zaman içinde normal doğrultudan aykırı herhangi bir yolculuk yapabilmek mümkün değildir. zira, bir değişkenler bütününün diğer tüm değişkenleri etkilemesine rağmen, organik bağlara ve denklemlerin içersindeki sonuçlara rağmen bir “an"da denklemden komple çıkarıp almak (ölüm) rasyonel olsa da, o değişkenler bütününü başka bir "an"a bir şekilde "implement” (monte-ama tam karşılamıyor) etmek “an"ların tüm akışını bozabilme riskini taşımaktadır. zira, eklenecek yeni değişkenler kanserli hücreler gibi olmaması gereken sonuçları ortaya çıkarabilecek, tüm bütünlüğü bir anda silip atabilecektir. normal şartlar altında, değişkenlerin denklem içinde ilerleyip çözüme ulaşması için geçecek takip süresi (x=0=yok oluş) "an"lar arasındaki bütünlüğün değişken bazındaki "sıkılığına” bağlıdır. (ki einstein buna görelilik demiştir)
bunu ontik perspektifte incelersek, yaratıcı için bu denklemlerin hepsinin oluşturulup işleyişine bırakılması, bu işleyişin sürdürülmesi ve bitirilmesi de “an"dır, sadece. haliyle, eğer ki bir yaratıcıdan bahsedersek onun için öncesi, sonrası ve tartışmalı pozisyonlarının sorgulanması eblehlikten öte değildir.
zira denklem sadece değişkenleri için geçerlidir.”
insanoğlu şu ana kadar onun olmayan her şeye sahip olmak istedi. bunun için kurallar yarattı, kurallar çiğnedi, savaşlar çıkarttı. ve sahip oldu da. vahşice diğer canlılardan doğayı aldık, daha ciğerlerine hava alamamış bebeklerin ölümüne sebep olduk. evet, olduk. biz olduk. sadece bir insanın, bir ülkenin veya bir ideolojinin suçu değil bu. benim, komşumun, sabahın gri saatlerinde koluna çarpıp kahvesini döktüğüm adamın, sizin, ailenizin, tek bir istisna olmadan hepimizin suçu. dünyaya geldikten sonra, bu havayı soluduğumuz andan sonra, insanlığın ağır yükü omzumuza binmiş oldu. insanlığın, insan olmanın.
ama.
dünyanın en bencil ve amacı uğruna her türlü yola başvurabilen bu varlığın sahip olamadığı bir şey var. zaman.
bir türlü yakalayamadığı, sürekli ondan bir adım önde olan, her şeye geç kalmasını sağlayan zaman.
peki ya zamana sahip olabilseydik? onu yönetebilseydik? var olur muyduk? var olan herşeyin bir sonu da olmalı. sonu ortadan kaldırabilseydik? bunun altından kalkabilir miydik? sonsuz olmanın. sınırın olmaması. böylesine iğrenç varlığa verilmesi gereken son özellik. belki tanrı olurduk. kendimizin tanrısı. kendimize inanmamız, tek umut kaynağımızın biz olması için ölümden kaçmış olmak mı gerekir? ölümden kaçmak. neden? hepimizin sonu aynı değil mi? ilk insanların da sonu aynıydı, şuan da aynı.
tarihin ilk yıllarından beri değiştiremediğimiz, sürekli yenik düştüğümüz tek şey. belki de böyle olması gerekiyordur. yenik düşülmesi gerekiyordur. sizi bilemem ama, ben zamana hükmedebilen bir insan ırkını tahmin dahi edemiyorum, etmek de istemiyorum. zaman, bizden üstün olmayı hak ediyor.
neden yıllardır aynı? neden yıllardır insanlar aynı şeyden korkuyor? tanrı olgusuyla beraber aşılmış olması gerekmez miydi ölümün? bir son olduğunu kabul edip ondan kaçmak yerine onunla barışsaydık?
saçma.
tüm süslü laflara, laflardan katlarca ağır yaşananlara rağmen, yaşamak güzel. bunu ne bir filozof, ne bir yazar ne de bir bilim adamı değiştirebilir. her şeyiyle, olanıyla, olmayanıyla; seveniyle, sevmeyeniyle; tanrısı olanıyla, olmayanıyla, dünya her şekilde yaşamaya değer. her saniyeyi zirvesine kadar yaşamaya, hafızaya kazımaya, ardından kazılanları zevkle veya dehşetle hatırlamaya, kalbinizde bir sızı oluşturmaya veya yüzünüzde bir tebessüm kırıntısına değer.
zaman.
değer.
“akıştan ziyade, bir bütünlük olarak tanımlamak daha evla sanki.
zaman ve katmanları arasındaki hareket, ve zamanın dilemması çoğu zaman insanların gözlerini karartır, düşünmek dahi yormaya başlar şahsı. haliyle, kestirmeden giderek “mefhum”, “bilinmez”, “akış” deyip çıkıverir insan.
halbuki, daha geçerli bakış açısına göre zaman başlangıcı ve sonu belli olan bir bütündür. burada yeni bir şey söylemiyorum, evet; ancak yeni şeyleri az sonra söyleyeceğim, sabır.
evreni -öncelikle dünyadan başlamak üzere- matematiksel bir biçimde ifade etmek ekseriyetle bilim adamlarının rüyasıdır. bilim birikiminin ışığı ile, yani ayağa düşen kuantum ve göreliliğin, kara delik teorilerinin birleşimi ile şeklen matematiksel bir bütünlük olmasa dahi, ayrı ayrı kabuller alındığında matematiksel tutarlılık rahatça görülebilmektedir.
ground zero olan kara delikler ve de karşıt olduğuna inanılan “ak delikler” başlangıçta fizik ve matematik kurallarının tamamen iptal olmuş versiyonları gibi görünse de, sonraları kendi içlerinde bir hayli tutarlı oldukları görülmüş, yalnız yine de tam olarak ifadeleri sağlanamamıştır.
işin özüne girersek; evren, bir matematik denklemleri bütünüdür. bu denklemler bütünü, tüm “an"ların ifadelerini tüm "değişkenler” ile birlikte tutar. sonsuza yakın büyüklükte bir kağıt parçamız olsa örneğin, bu kağıt üzerinde yazan denklemler bütünü ile tüm evren bütün olarak ifade edilmiş olarak yazılabilir.
elbette, bu yaklaşımın kuantum ile örtüştüğü düşünülebilir; ancak kuantum kendi sorunları içerisinde boğulmuşken, böylesine deterministik bir tahayyüle cevaz veremez.
devam edelim; tüm insanların, hayvanların, bitkilerin, eşyaların, (hatta esasen kuark düzeyindeki madde/dalga formatlarının) birer değişkeni olduğunu varsayalım. bu varsayımın akabinde, mezkur değişkenlerin polinomlar ve dizi/seriler katmanında denklemler oluşturduğunu, bu denklemlerin baştan sona değin, tüm “an"ları ifade ettiğini söyleyelim. evrensel doğrunun dili olan matematiğin şaşmazlığından yola çıkarak oluşturduğumuz bu denklemler bütünü, evrenin tamamını "an"lar bazında anlattığı için, bütünlüğün korunması adına, "an"ların birbirini sıralı bir şekilde takip etmesi de esas hale gelir. elbette, burada akıllara gelebilecek sorulardan bir tanesi, yeni değişkenlerin nasıl türediği üzerine olabilir; bu türeyiş denklemin "organik” oluşundan ve kendi içerisindeki zekasından kaynaklanmaktadır. kısır seviyedeki kuantum dahi insanların aslında enerji dalgaları olduğunu kanıtlayabildiyse, tutarlı bir organizma şeklindeki üretken matematiksel denklemlerden bahsetmek hiç zor değildir.
işte biz bu takibe zaman diyoruz.
oluşturulan denklemlerde kara deliklerin “denklemin kritik noktaları” olduğunun söylenmesi sıradan bir tespittir, ama yine de bir yerde egzantrik olduğu için es geçemiyoruz.
şimdi, eğer bu takip, salt olarak değişkenlerin birbirleriyle ilintilerinden meydana geliyorsa, zamanı bir arada tutan zamk çok kuvvetlidir. işbu yüzden, zaman içinde normal doğrultudan aykırı herhangi bir yolculuk yapabilmek mümkün değildir. zira, bir değişkenler bütününün diğer tüm değişkenleri etkilemesine rağmen, organik bağlara ve denklemlerin içersindeki sonuçlara rağmen bir “an"da denklemden komple çıkarıp almak (ölüm) rasyonel olsa da, o değişkenler bütününü başka bir "an"a bir şekilde "implement” (monte-ama tam karşılamıyor) etmek “an"ların tüm akışını bozabilme riskini taşımaktadır. zira, eklenecek yeni değişkenler kanserli hücreler gibi olmaması gereken sonuçları ortaya çıkarabilecek, tüm bütünlüğü bir anda silip atabilecektir. normal şartlar altında, değişkenlerin denklem içinde ilerleyip çözüme ulaşması için geçecek takip süresi (x=0=yok oluş) "an"lar arasındaki bütünlüğün değişken bazındaki "sıkılığına” bağlıdır. (ki einstein buna görelilik demiştir)
bunu ontik perspektifte incelersek, yaratıcı için bu denklemlerin hepsinin oluşturulup işleyişine bırakılması, bu işleyişin sürdürülmesi ve bitirilmesi de “an"dır, sadece. haliyle, eğer ki bir yaratıcıdan bahsedersek onun için öncesi, sonrası ve tartışmalı pozisyonlarının sorgulanması eblehlikten öte değildir.
zira denklem sadece değişkenleri için geçerlidir.”
devamını gör...
normal sözlük'teki aile ortamı
benim muhtemelen yine tek çocuk olacağım aile ortamıdır.
devamını gör...
penis
erkekler arasında boy savaşlarıyla sükse yapmış bir organdır.
"elin pipisini görmeyen kendi pipisini tüfek sanarmış" şeklinde ki atasözümüze ilham verdiği kudretiyle bilinir.
"elin pipisini görmeyen kendi pipisini tüfek sanarmış" şeklinde ki atasözümüze ilham verdiği kudretiyle bilinir.
devamını gör...
kullanıcı adın bir cevap olsaydı sorusu ne olurdu sorunsalı
sen kimsin.
devamını gör...

