fransız ihtilali
öncelikle devrimi 1770 lerden 92 ye kadar anlatacağım, yani ilk safhaları, eğer rağbet görürse daha sonra ki kısımlarını da yazarım. yazmama sebebim sözlükte ki diğer arkadaşlar 92 sonrasına fazlasıyla değinmiş en azından gördüğüm kadarıyla.
fransız devrimi, halk egemenliği adına monarşi mutlakiyete karşı ilk etkili meydan okumayı başlatmıştır. bu yüzdendir ki bu devrimin önemi büyüktür efendim. bu ihtilal o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, devrim bittikten sonra dahi uzun yıllar boyunca cumhuriyetçilik ülküsü başka avrupalı ülkere kadar sıçramıştır. avrupa tarihçisi john merriman modern milliyetçiliğin köklerini bu ihtilalin başarısı olarak görür.
devrimci gruplar ihtilalin fransa da başlaması olayını bugün bile abartıyorlar. kurtarıcı niyetli savaşlar fetih savaşlarına döndü yani burada şunu diyebiliriz aslında; ihtilal öyle sanıldığı gibi, fikir olarak ihtilalin son bulduğu halde ortaya çıkmadı.
fransız devrimi kaçınılmaz mıydı? hayır aslında değildi ama daha önce yaşanan olaylar insanların buna zorunda hissetmesine sebep olmuştu. 1780 dolaylarında ekonomik kriz ve başka sebeplerle birlikte bu olay tamamen patlak verdi. tabii bundan önce şu sebepleri de sayabiliriz; soylu ayrıcalıkları, yolsuz kraliyet memurları(yani istendiği gibi başa getirilip para aklamasına izin verilen memurlar), lonca tekelleri gibi. aydınlanma çabaları bir süre sonra görüyoruz ki bir siyasal eyleme dönüşmüştür. hani kaçınılmaz mıydı diye demiştim ya tam olarak söylediğim bunu açıklıyor. kısaca akışa bırakılan kar topu gitgide büyümüştü.
1775 dolaylarında halk ufaktan bi ayaklanmıştı, fiyatlar yükselince halk pençesini göstermişti. burada turgot adlı önemli bir adamdan bahsedebiliriz, özgürlük babında ayak bağı kurumları kaldırmak istedi. kendisi maliye bakanıydı, kararnameleri loncaların lağvedilmesi(kaldırılması) kararı alana kadar seviliyordu diyebiliriz. ama bu son maddeyle suyunu çıkarmış, öyle ki soylular dahi ayaklanmıştı. bu konu hakkında daha çok şey yazmak istesem de kafa ağrıtmadan olayın göbeğine inelim.
fransız devrimini soylu isyanı adı verilen ayaklanma başlatmıştır. xvı. louis zamanında olmuştur. bu kral ile paris parlamentosu barça-madrid kapışması yaşamıştı adeta. kralın états generaux(eski parlamento)'u toplaması büyük dikkat çekmiş kamuoyu krala karşı birleşmişti öyle ki ihtilalin ilk eylemi budur.
kısaca maddeler halinde sonra ki olaylardan bahsedelim:
-bu olayları önce bastille baskını takip etmiştir.
-ardından 4 ağustos 1789 da feodal rejimi kaldırıldı
-26 ağustos 1789 da yurttaş hakkı bildirisi yayınlandı
-paristen versaya yürüme olayları oldu (çoğunluğu kadın olup silahlı çatışma istemişlerdi, gerçekten büyük bir cesaret)
-1791 de yeni bir anayasayla, mutlak hakimiyet yerini anayasal monarşiye bıraktı. eski rejimin artık ortadan kalktığı netleşti
-kralın(xvı. louis) kaçması
-kurucu meclisin kurulması(fazla dayanamamıştır o yüzden çok büyük önem arz etmez)
-kralın kaçmasından sonra yasama meclisi kuruldu
-meclisin ortaya çıkışıyla cumhuriyetçiler mart 1792 de çoğunluğa ulaşıp solcu olarak adlandırılıldırlar, monarşistler ise sağcı olarak görülüyordu.
bundan sonra ki kısımları belirttiğim gibi yeterince açıklamışlar. ancak rağbet görürse eklemeler yaparım.
fransız devrimi, halk egemenliği adına monarşi mutlakiyete karşı ilk etkili meydan okumayı başlatmıştır. bu yüzdendir ki bu devrimin önemi büyüktür efendim. bu ihtilal o kadar büyük boyuta ulaşmıştır ki, devrim bittikten sonra dahi uzun yıllar boyunca cumhuriyetçilik ülküsü başka avrupalı ülkere kadar sıçramıştır. avrupa tarihçisi john merriman modern milliyetçiliğin köklerini bu ihtilalin başarısı olarak görür.
devrimci gruplar ihtilalin fransa da başlaması olayını bugün bile abartıyorlar. kurtarıcı niyetli savaşlar fetih savaşlarına döndü yani burada şunu diyebiliriz aslında; ihtilal öyle sanıldığı gibi, fikir olarak ihtilalin son bulduğu halde ortaya çıkmadı.
fransız devrimi kaçınılmaz mıydı? hayır aslında değildi ama daha önce yaşanan olaylar insanların buna zorunda hissetmesine sebep olmuştu. 1780 dolaylarında ekonomik kriz ve başka sebeplerle birlikte bu olay tamamen patlak verdi. tabii bundan önce şu sebepleri de sayabiliriz; soylu ayrıcalıkları, yolsuz kraliyet memurları(yani istendiği gibi başa getirilip para aklamasına izin verilen memurlar), lonca tekelleri gibi. aydınlanma çabaları bir süre sonra görüyoruz ki bir siyasal eyleme dönüşmüştür. hani kaçınılmaz mıydı diye demiştim ya tam olarak söylediğim bunu açıklıyor. kısaca akışa bırakılan kar topu gitgide büyümüştü.
1775 dolaylarında halk ufaktan bi ayaklanmıştı, fiyatlar yükselince halk pençesini göstermişti. burada turgot adlı önemli bir adamdan bahsedebiliriz, özgürlük babında ayak bağı kurumları kaldırmak istedi. kendisi maliye bakanıydı, kararnameleri loncaların lağvedilmesi(kaldırılması) kararı alana kadar seviliyordu diyebiliriz. ama bu son maddeyle suyunu çıkarmış, öyle ki soylular dahi ayaklanmıştı. bu konu hakkında daha çok şey yazmak istesem de kafa ağrıtmadan olayın göbeğine inelim.
fransız devrimini soylu isyanı adı verilen ayaklanma başlatmıştır. xvı. louis zamanında olmuştur. bu kral ile paris parlamentosu barça-madrid kapışması yaşamıştı adeta. kralın états generaux(eski parlamento)'u toplaması büyük dikkat çekmiş kamuoyu krala karşı birleşmişti öyle ki ihtilalin ilk eylemi budur.
kısaca maddeler halinde sonra ki olaylardan bahsedelim:
-bu olayları önce bastille baskını takip etmiştir.
-ardından 4 ağustos 1789 da feodal rejimi kaldırıldı
-26 ağustos 1789 da yurttaş hakkı bildirisi yayınlandı
-paristen versaya yürüme olayları oldu (çoğunluğu kadın olup silahlı çatışma istemişlerdi, gerçekten büyük bir cesaret)
-1791 de yeni bir anayasayla, mutlak hakimiyet yerini anayasal monarşiye bıraktı. eski rejimin artık ortadan kalktığı netleşti
-kralın(xvı. louis) kaçması
-kurucu meclisin kurulması(fazla dayanamamıştır o yüzden çok büyük önem arz etmez)
-kralın kaçmasından sonra yasama meclisi kuruldu
-meclisin ortaya çıkışıyla cumhuriyetçiler mart 1792 de çoğunluğa ulaşıp solcu olarak adlandırılıldırlar, monarşistler ise sağcı olarak görülüyordu.
bundan sonra ki kısımları belirttiğim gibi yeterince açıklamışlar. ancak rağbet görürse eklemeler yaparım.
devamını gör...
güne anlamlı bir fotoğraf bırak
kıymetli ukde sahibi earle teşekkürler.*
çok kararsız kaldım günaydın sözlük kısmına mı yazsam yoksa karalama defterine mi? sonra the matrix isn't real abimizin hortlattığı 'anlamsız fotoğraf' başlığını görüp,önceden görmüş olduğum bu başlığı hatırladım. bu kadar gereksiz bilgiden sonra mevzuya geçiş yapmak isterim.

bu abdürrezzak.mayıs ayında dünyaya geldi ve çok yoğun sevgi ile erkenden büyüdü.
neyse efendim bu garibim benim çöküşüm ile* yavrum da kurudu kaldı*. çok üzüldüm,acaba atmalı mıyım,hayata bağlanır mı,güçlü mü..zaman böyle geçerken ve ben de hâli hazırda aynı buhran denizlerinde yüzerken bu sabah bu yeni doğan pıtırcığı gördüm.*.öyle bir şey ki sayın okur; artık küf tutmaya başlayan tohumun yeşermesi, tıpkı hayattan vazgeçen insanın tekrardan doğuşu gibi...
burada söyleyeceğim tek şey* acı çekiyorsan onu bile layıkıyla yap,yeniden doğuş elbet gerçekleşir.
onun ile içimde umut yeşerdi*,en azından kendime ders çıkardım.ben de onun ile iyileşebilirim belki.*
sevincimi dinleyip/okuyup ortak olduğunuz için teşekkürler.herkese benden çay
çok kararsız kaldım günaydın sözlük kısmına mı yazsam yoksa karalama defterine mi? sonra the matrix isn't real abimizin hortlattığı 'anlamsız fotoğraf' başlığını görüp,önceden görmüş olduğum bu başlığı hatırladım. bu kadar gereksiz bilgiden sonra mevzuya geçiş yapmak isterim.

bu abdürrezzak.mayıs ayında dünyaya geldi ve çok yoğun sevgi ile erkenden büyüdü.
neyse efendim bu garibim benim çöküşüm ile* yavrum da kurudu kaldı*. çok üzüldüm,acaba atmalı mıyım,hayata bağlanır mı,güçlü mü..zaman böyle geçerken ve ben de hâli hazırda aynı buhran denizlerinde yüzerken bu sabah bu yeni doğan pıtırcığı gördüm.*.öyle bir şey ki sayın okur; artık küf tutmaya başlayan tohumun yeşermesi, tıpkı hayattan vazgeçen insanın tekrardan doğuşu gibi...
burada söyleyeceğim tek şey* acı çekiyorsan onu bile layıkıyla yap,yeniden doğuş elbet gerçekleşir.
onun ile içimde umut yeşerdi*,en azından kendime ders çıkardım.ben de onun ile iyileşebilirim belki.*
sevincimi dinleyip/okuyup ortak olduğunuz için teşekkürler.herkese benden çay
devamını gör...
bir kadından alınan en güzel iltifat
sen kadın ruhundan anlayan,dört dörtlük bir erkeksin.
devamını gör...
katya'nın yazı
gizemli yazar trevanian’ın okuduğum 2. romanıdır. şibumi’yi çok sevdiğim için başka bir kitabını daha okumak istemiştim, bu kitabı da çok beğendim.
kitap, genç doktor montjean’ın katya’ya sırılsıklam aşık olmasıyla başladığı için ilk başta aşk romanı sandım ama okudukça gizem-gerilim türüne evrildi. sonlarına doğru katya’daki anormallikler anlam kazanmaya başlıyor ve gerçekten şaşırtıcı bir şekilde bitiyor.
trevanian’ın dili genelde herkese hitap etmiyor, seven çok seviyor sevmeyen de bu ne böyle diyor.
daha önce okuyup sevdiyseniz bunu da beğeneceğinizi düşünüyorum.
kitap, genç doktor montjean’ın katya’ya sırılsıklam aşık olmasıyla başladığı için ilk başta aşk romanı sandım ama okudukça gizem-gerilim türüne evrildi. sonlarına doğru katya’daki anormallikler anlam kazanmaya başlıyor ve gerçekten şaşırtıcı bir şekilde bitiyor.
trevanian’ın dili genelde herkese hitap etmiyor, seven çok seviyor sevmeyen de bu ne böyle diyor.
daha önce okuyup sevdiyseniz bunu da beğeneceğinizi düşünüyorum.
devamını gör...
aşk ve güzellik tanrıçası ayzıt
türk mitolojisinde aşkı ve güzelliği temsil eden tanrıça ayzıt, saf güzelliğin dünyadaki yansıması olarak kabul edilir. eski yunanlıların afrodit'ine benzer ama onun gibi baştan çıkarıcı değil iffetlidir. ayzıt "ay gibi parlak" demektir. ayısıt diye de bazı kitaplarda geçer. insanlara sevgi dağıtan ayzıt’ın doğumlarda kadınların yanına gelerek yardım ettiğine inanılır. süt gölünden getirdiği damlayı çocuğun ağzına damlatıp ruh verir. tabiattaki dişi varlıkları ve çocukları korur. 3. kat gökte oturan ayzıt’ın simgeleri kuğu ve beyaz turna kuşudur.

ayzıt gökten gümüş tüylü bir kısrak suretinde iner. ancak ayzıt’ın bir şartı vardır: eğer bir kadın kocasını başka bir erkekle aldatırsa ona yardım etmez.
yayını kalbime ayzıt asalı
başka bir eldenim, katı yasalı.
burda koskoca bir gönül masalı
kaybolur içinde bir damla yaşın (hüseyin nihal atsız).

ayzıt gökten gümüş tüylü bir kısrak suretinde iner. ancak ayzıt’ın bir şartı vardır: eğer bir kadın kocasını başka bir erkekle aldatırsa ona yardım etmez.
yayını kalbime ayzıt asalı
başka bir eldenim, katı yasalı.
burda koskoca bir gönül masalı
kaybolur içinde bir damla yaşın (hüseyin nihal atsız).
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
gunlerdir debeleniyorum, cikamiyorum isin icinden.
bu isler gucler bu kadar zor olmamaliydi, risk almaktan bu kadar korkmamaliydim, bu kadar garantici olmamaliydim, bu kadar netligi savunmamaliydim, orta yolcu bir p** olmak istedigim bir an daha yok.
halledemiyorum.
sac uclarimdan ayak parmaklarima kadar stres icindeyim, naparsam yapayim ustumden atamiyorum.
arkadaslarla konusmak, icki icmek, uyumak, tavanla bakismak ya da baska bir aktivite kar etmiyor.
hayat yasadiklarindan ibaret ve bu yasanilanlar hayatimin bir parcasi olsun istemiyorum.
yoruldum lan, valla yoruldum.
*
bu isler gucler bu kadar zor olmamaliydi, risk almaktan bu kadar korkmamaliydim, bu kadar garantici olmamaliydim, bu kadar netligi savunmamaliydim, orta yolcu bir p** olmak istedigim bir an daha yok.
halledemiyorum.
sac uclarimdan ayak parmaklarima kadar stres icindeyim, naparsam yapayim ustumden atamiyorum.
arkadaslarla konusmak, icki icmek, uyumak, tavanla bakismak ya da baska bir aktivite kar etmiyor.
hayat yasadiklarindan ibaret ve bu yasanilanlar hayatimin bir parcasi olsun istemiyorum.
yoruldum lan, valla yoruldum.
*
devamını gör...
sözlüğün ücra bir köy okulunda ölümsüzleşmesi
çok güzel olmuş. emeği geçen herkese teşekkür ederim. nicelerinde buluşmak dileğiyle.
devamını gör...
unutulmayan magazin olayları
seda sayan'ın canlı yayında "ben çocuğumun doğumundan sonra yemin ediyorum disipline girmiş bir kadın olarak, sen kimsin beni yargılıyorsun? sen kimsin? " diye başlayan uzuuun bir nutuk çekmesi.
devamını gör...
islam'ı bilmeyen yazarların islam'ı kötüleyici başlıklar açması
e bileni de öldürüyorlar.
(bkz: turan dursun)
(bkz: turan dursun)
devamını gör...
bill gates'in 1 milyon kilometrekare arazi satın alması
herif utanmasa ülkeyi satın alacak.
devamını gör...
hayatını anlatan atasözü
(bkz: sabrın sonu selamettir).
t: hayatımızı anlatan, kendimizi bulduğumuz atasözünü yazdığımız başlık.
t: hayatımızı anlatan, kendimizi bulduğumuz atasözünü yazdığımız başlık.
devamını gör...
biraz eleştirilince çirkefleşip sinir krizi yaşayan insan
sadece sinir krizi yaşasa iyi, eleştiri yapcam diye anlatılanı anlamak zahmetine girmeyip bir de etiketleme yapan versiyonları mevcut. bu tiplere kızmak yerine karşılarına geçip nasıl kudurduklarını, ne derece seviyesizleştiklerini, nasıl insan olunmazın muhteşem örneğini nasıl da muazzam sergilediklerini izlemek hoşuma gidiyor doğrusu. 'kudurun köpekleeer!' diye kahkahalar atmak da ayrı keyifli, tavsiye olunur.
devamını gör...
şehrinde en sevdiğin yer
(bkz: basmane)
(bkz: buca)
(bkz: kuruçay)
(bkz: tenekeli mahalle)
(bkz: murteke)
şuralardan bana 100 tane adam bulun, istediğiniz ülkede devrim yapmazsak şerefsizim ahaha
(bkz: buca)
(bkz: kuruçay)
(bkz: tenekeli mahalle)
(bkz: murteke)
şuralardan bana 100 tane adam bulun, istediğiniz ülkede devrim yapmazsak şerefsizim ahaha
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
'ne yetenekler varmış sözlükte be!' dedirten başlık. kendi çizimlerimi paylaşmaya utandım*. meğer ben çizim yapamıyormuşum. teşekkürler sözlük.
devamını gör...





