kadın yazarlar trollerle sevgili olsun sol frame temizlensin
şeytan iş başında.
devamını gör...
5 yıl önce sıradan olup şimdi lüks olan şeyler
bahçeli köy evi.
devamını gör...
normal sözlük'ün dergi projesi
bir süredir hazırlıkları süren dergi. sevgili karambol bu işlerle epeyce yoruldu sanıyorum. umarım değer (ki bence değecektir.) emek verilen hiçbir şey kötü değildir benim gözümde.
devamını gör...
tanımlarını kimin oyladığını kontrol eden yazar
ben de bakiyorum. benimle ayni dusunceye sahip biri daha var sanirim diye seviniyorum. neden biri dedim cunku ikinci artiyi zor goruyor elf gozlerim.
devamını gör...
normal sözlük'e bir daha gelinse alınacak nickler
şehadeath getiren kedi.
devamını gör...
basit goller yedik
özellikle mağlup olunan maçlardan sonra futbolcu ya da teknik direktörlerin kurduğu cümledir.
çünkü bizim oynadığımız, yönettiğimiz, desteklediğimiz takım hep çok zor gol atar ama çok basit goller yer.
basit golden kasıt nedir tam anlamıyorum, hiçbir zaman da anlamadım. adamlar topu kale ağzına kadar getiriyor, bir tanesi kaleciyi çalımlayıp topu ağlara gönderiyor ve biz basit gol yemiş oluyoruz. kaleci topu elinden kaçırıyor, bir futbolcu ofsaytı bozuyor, bir başkası kaleciye kısa ya da yavaş bir şekilde geri pas veriyor, savunmada kademe kayboluyor, bekler oyuncusunu takip etmiyor ya da rakip küçük üçgenler kurarak bizim savunmayı hallaç pamuğu gibi atıyor ama yediğimiz gol basit oluyor.
bu cümle aynı zamanda kendi hatamızı kabul eder gibi yapmak ama kabul etmemektir. yani biz iyi oynadık ama basit goller yedik. rakip çok matah bir top oynamadı, golleri biz yedik. bizden daha organize değildi rakip, goller basitti sadece.
sisteme sadakat göstererek futbol oynarsak, herkes topu alıp kamikaze gibi rakip savunmanın içine dalmazsa basit goller yemeyiz bence.
top çevirelim bana kalırsa, hem futbolda hem hayatta. her ikisini de basit oynarsak basit goller yemeyiz.
çünkü bizim oynadığımız, yönettiğimiz, desteklediğimiz takım hep çok zor gol atar ama çok basit goller yer.
basit golden kasıt nedir tam anlamıyorum, hiçbir zaman da anlamadım. adamlar topu kale ağzına kadar getiriyor, bir tanesi kaleciyi çalımlayıp topu ağlara gönderiyor ve biz basit gol yemiş oluyoruz. kaleci topu elinden kaçırıyor, bir futbolcu ofsaytı bozuyor, bir başkası kaleciye kısa ya da yavaş bir şekilde geri pas veriyor, savunmada kademe kayboluyor, bekler oyuncusunu takip etmiyor ya da rakip küçük üçgenler kurarak bizim savunmayı hallaç pamuğu gibi atıyor ama yediğimiz gol basit oluyor.
bu cümle aynı zamanda kendi hatamızı kabul eder gibi yapmak ama kabul etmemektir. yani biz iyi oynadık ama basit goller yedik. rakip çok matah bir top oynamadı, golleri biz yedik. bizden daha organize değildi rakip, goller basitti sadece.
sisteme sadakat göstererek futbol oynarsak, herkes topu alıp kamikaze gibi rakip savunmanın içine dalmazsa basit goller yemeyiz bence.
top çevirelim bana kalırsa, hem futbolda hem hayatta. her ikisini de basit oynarsak basit goller yemeyiz.
devamını gör...
tanımlarını okuyarak bir yazara aşık olmak
öncelikle bir konuda anlaşalım sevgili yazar arkadaşlarım, hanımefendiler, dostlar, vatandaşlar, romalılar...
ben evliyim.
ben evliyim.
devamını gör...
unutamadım
kıvırcık ali üstadın müthiş parçasıdır. sözleri şöyledir :
korktuğum başıma geldi duydun mu?
ben seni bir türlü unutamadım
korktuğum başıma geldi duydun mu?
ben seni bir türlü unutamadım
aradan kaç mevsim geçti saydın mı?
gel, seni bir türlü unutamadım
aradan kaç mevsim geçti saydın mı?
gel, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım
seyranoğlu der ki ey be imansız!
gidecek ne vardı böyle zamansız?
seyranoğlu der ki be hey imansız!
gidecek ne vardı böyle zamansız?
hiçbir şey yolunda gitmiyor sensiz
gel, seni bir türlü unutamadım
hiçbir şey yolunda gitmiyor sensiz
gel, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım.
korktuğum başıma geldi duydun mu?
ben seni bir türlü unutamadım
korktuğum başıma geldi duydun mu?
ben seni bir türlü unutamadım
aradan kaç mevsim geçti saydın mı?
gel, seni bir türlü unutamadım
aradan kaç mevsim geçti saydın mı?
gel, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım
seyranoğlu der ki ey be imansız!
gidecek ne vardı böyle zamansız?
seyranoğlu der ki be hey imansız!
gidecek ne vardı böyle zamansız?
hiçbir şey yolunda gitmiyor sensiz
gel, seni bir türlü unutamadım
hiçbir şey yolunda gitmiyor sensiz
gel, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım
sensizlik öyle zor, öyle zalım ki
içimde bir yerler kanıyor sanki
bir başka yüreğe yâr olamam ki
dön, seni bir türlü unutamadım.
devamını gör...
2002 yılındaymış gibi yazmak
umudum vardı lan bu memleketten.. siz benim gençliğimin gittiğini nerden bileceksiniz diyeceğim ama... hepimizin gözünün önünde göz göre göre geçti gitti be..
devamını gör...
serendipçe
aramıyorken bulunan, mutluluk veren tesadüf anlamındadır.
devamını gör...
bill gates'in 1 milyon kilometrekare arazi satın alması
bill' cim çok da şey yapmamak laźım, mezarın 2 metreyi geçmeyecek.
istersen dünyayı satın al. gömüleceği toprağı satın alamıyor insan.
istersen dünyayı satın al. gömüleceği toprağı satın alamıyor insan.
devamını gör...
ufo
"tanımlanamayan uçan cisim" teriminin ingilizce karşılığı olan unidentified flying object kelimelerinin baş harfleri.
şimdi bu konuda ortaya çıkan bir kavram karmaşasından bahsedeyim. uçtuğunu gördüğünüz ve ne olduğunu anlamadığınız her cisim için bu kısaltmayı kullanabilirsiniz. siz gökyüzünde bir drone görüp bunun drone olduğunu anlamazsanız, size göre bu bir ufo'dur. yani ufo, ille de içinde dünya dışından gelen canlıların bulunduğu bir araç değildir.
***
"gözümle gördüm"cü tayfa için de birkaç kelam edeyim. gökyüzünde şunu görmüş olsaydınız ne düşünürdünüz?

ama bu bir ufo değil, abd'nin avro canada vz-9 avrocar adlı aracı bu..
bunu görseniz ne düşünürdünüz peki?

bu da tutmadı. çin'in super great white shark adlı aracı bu da.
yani demem o ki, gökyüzünde gördüğünüz ve bir şeye benzetemediğiniz süratli cisimlerin dünya dışından geldiğine inanmanız için bir neden yok. bunlar gayet dünya içinde üretilmiş sıradan hava araçları.
şimdi bu konuda ortaya çıkan bir kavram karmaşasından bahsedeyim. uçtuğunu gördüğünüz ve ne olduğunu anlamadığınız her cisim için bu kısaltmayı kullanabilirsiniz. siz gökyüzünde bir drone görüp bunun drone olduğunu anlamazsanız, size göre bu bir ufo'dur. yani ufo, ille de içinde dünya dışından gelen canlıların bulunduğu bir araç değildir.
***
"gözümle gördüm"cü tayfa için de birkaç kelam edeyim. gökyüzünde şunu görmüş olsaydınız ne düşünürdünüz?

ama bu bir ufo değil, abd'nin avro canada vz-9 avrocar adlı aracı bu..
bunu görseniz ne düşünürdünüz peki?

bu da tutmadı. çin'in super great white shark adlı aracı bu da.
yani demem o ki, gökyüzünde gördüğünüz ve bir şeye benzetemediğiniz süratli cisimlerin dünya dışından geldiğine inanmanız için bir neden yok. bunlar gayet dünya içinde üretilmiş sıradan hava araçları.
devamını gör...
benim burada ne işim var denilen anlar
biraz kibirli gelebilir kulağa ama bazen arkadaş hatırına kahveye kağıt oynamaya gidince insanın aklından ulan benim burada ne işim var cümlesi geçiyor.
orijinal tanım: (bkz: odadaki en zeki insansan yanlış odadasın demektir)
orijinal tanım: (bkz: odadaki en zeki insansan yanlış odadasın demektir)
devamını gör...
burçlara inanan insanın zeka seviyesi
nur topu gibi zeka küpü bir trolün açtığı başlık.
devamını gör...
ramazanda içki içen adama çöpe at baskısı yapılması
anayasanın 24.maddesine göre insanlar din, vicdan ve inanç hürriyetine sahiptir.
alkol alan eleman orada resmen taciz ediliyor. ramazansa ramazan ne yapayım kardeşim? orucu benim için mi tutuyorsun?
alkol alan eleman orada resmen taciz ediliyor. ramazansa ramazan ne yapayım kardeşim? orucu benim için mi tutuyorsun?
devamını gör...
normal sözlük yönetiminin beni cehenneme yollaması
devamını gör...
the americans
izlediğim en iyi diziler arasındadır diyebilirim. benim için ''oz'' ''battlestar galactica'' ve ''six feet under'' tanrı dağının zirvesindeki kutsal üçlüdür. onların arkasından gelen ikinci dalga dizi tercihlerimi sıralamaya başlarsam ''the americans''bu ikinci grubun en başlarında yer alır. evvela dizi anlattığı dönem özelinde ayrıntılara çok dikkat edilerek çekilmiş. bir kaç bölüm sonra yarattığı havanın içine balıklama atlıyorsunuz. soğuk savaş dönemini ve bu dönemde yaşanan tüm politik olayları da özellikle ilk sezonlarında olabildiğince * tarafsız işliyor. dizinin içinde alayına giden süper ajanlar yok. insan ajanlar var. acıları, korkuları, ikilemleri, sıkışmışlıkları, inanmışlıkları, sorgulamaları ve yaşadıkları benzeri duygusal dalgalanmalar ilmek ilmek işlenmiş.
tabi bunda oyunculuklarında inanılmaz önemi var. philip jennings'i canladıran matthew rhys bana göre bu konuda dizinin lokomotifi. dizinin ilk bölümlerinde; ''hay ben senin kalıbına...'' diyerek itina ile gömmek istediğim karakter, ilerleyen her bölümde resmen gözümde büyüdü. elizabeth jennings'i canlandıran keri russell'da ha keza çok başarılı. dizi başlarken philip dönme dolap kıvamındayken, elizabeth tam bir adanmış nefer modunda takılıyor ve yargı dağıtıyordu. sonrasında yaşanan olayların bu ikiliyi her anlamda yakınlaştırdığını gördüğümüzde yaşanan değişim her iki oyuncunun yarattığı sinerjinin ürünü diye düşünüyorum. aslında bu dizi için yazılacak sayfalarca yazı ve tartışılabilecek yüzlerce ayrıntı var lakin izlemeyenler için ipucu vermek istemediğim için oralara hiç girmeden, kenardan köşeden yazmaya çalışıyorum. mesela yine benim en hoşuma giden karakterlerden birisi margo martindale'in canlandırdığı claudia karakteri. kadın, ajanların efendisi gibi bir şey. zamanında tek yüzüğü parmağına takmış ama hüküm dağına varana kadar o yük onu öyle bir yıpratmış ki anlatamam. bilgeliği ve soğukkanlılığı da zaten buradan geliyor artı o karakter için de oyunculuk beş numara on yıldız diyebilirim.
nina krilova ve martha hanson karakterleri de iki taraf açısından kurban karakter olgusunu o kadar güzel veriyor ki, ah ulan deyip hayıflanmadan edemiyorsunuz. * stan beeman karakteri ise benim dizide bir türlü ısınamadığım ve canım sıkıldıkça saydırdığım karakter olma özelliğini gösteriyor. tamam adam feleğin çemberinden geçmiş. sızma görevinde falan bulunmuş lakin kafa attırıcı bir yönü var. gıcık oğlu gıcık. hele ki karşısında philip gibi bir karakter varken 10 bin kere yüz bin kere gıcık. tabi bir de sonradan olay örgüsüne orta yerinden giren bakan oğlu oleg ıgorev var. oda enteresan karakter. onun üzerine da bayağı konuşulur. nevi şahsına münhasır bir arkadaş. gabriel de, claudia'nın yerini tutmasa dahi her ikisi de aynı yolun yolcusu ve daha neler neler...
ez cümle politik gerilim filmlerini/dizilerini seviyorsanız, akıl oyunları ve türlü türlü stratejiler içeren, kısmi anlamda gerçekçi ve oyunculukları sağlam olan bu diziyi izlemenizde fayda var derim. şurada ipucu vermemek için 30 bin takla attım ki bu konuda kendimi tebrik etmem lazım. yoksa şu dizi için freni patlamış kamyon gibi durmadan yazmam lazımdı *
tabi bunda oyunculuklarında inanılmaz önemi var. philip jennings'i canladıran matthew rhys bana göre bu konuda dizinin lokomotifi. dizinin ilk bölümlerinde; ''hay ben senin kalıbına...'' diyerek itina ile gömmek istediğim karakter, ilerleyen her bölümde resmen gözümde büyüdü. elizabeth jennings'i canlandıran keri russell'da ha keza çok başarılı. dizi başlarken philip dönme dolap kıvamındayken, elizabeth tam bir adanmış nefer modunda takılıyor ve yargı dağıtıyordu. sonrasında yaşanan olayların bu ikiliyi her anlamda yakınlaştırdığını gördüğümüzde yaşanan değişim her iki oyuncunun yarattığı sinerjinin ürünü diye düşünüyorum. aslında bu dizi için yazılacak sayfalarca yazı ve tartışılabilecek yüzlerce ayrıntı var lakin izlemeyenler için ipucu vermek istemediğim için oralara hiç girmeden, kenardan köşeden yazmaya çalışıyorum. mesela yine benim en hoşuma giden karakterlerden birisi margo martindale'in canlandırdığı claudia karakteri. kadın, ajanların efendisi gibi bir şey. zamanında tek yüzüğü parmağına takmış ama hüküm dağına varana kadar o yük onu öyle bir yıpratmış ki anlatamam. bilgeliği ve soğukkanlılığı da zaten buradan geliyor artı o karakter için de oyunculuk beş numara on yıldız diyebilirim.
nina krilova ve martha hanson karakterleri de iki taraf açısından kurban karakter olgusunu o kadar güzel veriyor ki, ah ulan deyip hayıflanmadan edemiyorsunuz. * stan beeman karakteri ise benim dizide bir türlü ısınamadığım ve canım sıkıldıkça saydırdığım karakter olma özelliğini gösteriyor. tamam adam feleğin çemberinden geçmiş. sızma görevinde falan bulunmuş lakin kafa attırıcı bir yönü var. gıcık oğlu gıcık. hele ki karşısında philip gibi bir karakter varken 10 bin kere yüz bin kere gıcık. tabi bir de sonradan olay örgüsüne orta yerinden giren bakan oğlu oleg ıgorev var. oda enteresan karakter. onun üzerine da bayağı konuşulur. nevi şahsına münhasır bir arkadaş. gabriel de, claudia'nın yerini tutmasa dahi her ikisi de aynı yolun yolcusu ve daha neler neler...
ez cümle politik gerilim filmlerini/dizilerini seviyorsanız, akıl oyunları ve türlü türlü stratejiler içeren, kısmi anlamda gerçekçi ve oyunculukları sağlam olan bu diziyi izlemenizde fayda var derim. şurada ipucu vermemek için 30 bin takla attım ki bu konuda kendimi tebrik etmem lazım. yoksa şu dizi için freni patlamış kamyon gibi durmadan yazmam lazımdı *
devamını gör...
hal hatır sormadan konuya giren insan
pişkinliğin verdiği miskinlikle, size işi düştüğünü yoksa yüzünüze bile bakmayacağını kolaylıkla anlayabileceğiniz tip.
devamını gör...
ahmed arif
gözlerim maviliğin ruhudur.
fecirlerin tebessümü içer.
berraklığında ilah çocukları uyur
ve emer sükutu beyaz gölgeler.
fecirlerin tebessümü içer.
berraklığında ilah çocukları uyur
ve emer sükutu beyaz gölgeler.
devamını gör...
düşüncesi bile kötü
olması kesinlikle istenmeyen hatta düşüncesine dahi tahammül dilemeyen olaylar için kullanılır.
örn; o'nsuzluk mu?düşüncesi bile kötü...(hafazanallah,aman aman pu puu)
bir rahatsız ukdesi.
örn; o'nsuzluk mu?düşüncesi bile kötü...(hafazanallah,aman aman pu puu)
bir rahatsız ukdesi.
devamını gör...