yemek, şirinlik hem karın doyurur hem kalbi ısıtır.
buraya geliştirdiğim skilleri yazmama gerek yok, onu benle evlenecek adam bilir. size ne yahu?
devamını gör...

kahve çekirdeğini kavurup da sürekli aynı lezzeti elde etmek çok zor olduğundan, standardı yakalamak maksadıyla çekirdekleri daha fazla kavuran kahve zinciri. bu sayede ürünlerini dünyanın neresinde içerseniz için aynı tadı alırsınız. tabi bu nitelikli kahve tüketicilerinin pek hoşuna gitmeyen bir durumdur. ayrıca türkiyedeki fiyatları, diğer muadil kahvecilerle kıyaslandığında -sanılanın aksine- daha ucuzdur.
devamını gör...

yazıp yazıp silen insandır. kararsızdır.
devamını gör...

günaydın sözlük, iş yerinde şu modtayım:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"kadın dediğin... erkek dediğin..." temalı cümleler. doğmadan önce cinsiyetimize göre hepimize bazı roller biçilmiş, uymamız bekleniyor. uymamamız durumunda da eleştiriliyoruz, kınanıyoruz, dışlanıyoruz.
devamını gör...

sözlükte zaman geçirmeyle doğru orantılı olarak günlük hayatımızda meydana gelen yan etkilerdir.

-yaşanılan bir olay sonrası "dur ben şunu da bu başlığa yazayım" düşüncesi
-herhangi bir cümle ya da kalıbı duyduktan sonra da "bundan da iyi başlık olurmuş" hissi gibi..
devamını gör...

eğitim konusunda nasıl sınıfta kaldığımızın bir örneğidir. önemli olanın nicelik değil, nitelik olduğunu anlamak lazım.
apartman dairelerinde, zengin semtlerde, halı kenarlarında, sulak yerlerde açmadıkları üniversite kalmadı. evet eğitimin yaygınlaşması ve ulaşılabilir olması çok iyi. ulaşılabilir olması demişken kyk ve özel yurt fiyatları, öğrenim kredisi ve öğrencilerin üzerinden geçinen , geçinmek zorunda kalan esnafı görmezden gelmeye devam.
her yıl binlerce öğretmen mezun olurken bunlardan çok azı mesleğini icra etme şansını elde ediyor. üniversite mezunları moto kurye olarak, servis elamanı olarak çalışıyorlar. çünkü daha mezun olur olmaz kredi ödemeye mecbur bırakılıyorlar. sonra 'gençler iş beğenmiyor'. efendim coğrafya okuduysam bu alanda çalışmak isterim, iktisat okuduysam bununla ilgili bir alanda. eğitimini aldığımız işi yapmak hakkımız. önemli olan kaç üniversite öğrencisini istidham ettiğimiz. kaç kişinin eğitimini aldığı alanda çalışıyor olduğu. kaç gencin gelecek kaygısı gütmeden eğitim alıp içinin rahat olduğu. umut tacirliği yapıp her yıl düzenledikleri kpss vb. sınavlarla öğrencilerin cepleri boşaltılıyor.
her yerde her ilde üniversite açmak tek başına yeterli değil maalesef.
devamını gör...

(bkz: hiçbir şey olmadıysa bile kesinlikle bir şeyler oldu) mantığı ile aynı doğrultuda ifadeler. benim yolumdan gelmiyorsan ahmaksın düşüncesiyle yapılan her işin vasatlığıdır. cahillik başa beladır ama daha çok farkına varanlar içindir bu bela. bu sözler için tartışmaya bile gerek yok. yüzyıllar boyunca insanları hep bir kalıba koymaya çalıştılar. insan fikren özgürdür felsefe,siyaset,din konularında da özgürdür neticede. ama birine düşüncemi dikte edemem çünkü benim felsefeme göre haşa çarpılırım.* programlanmış robotlar değiliz, insanız ve istersek mantı istersek felsefe yaparız. kendime olan maksimum faydayı ben bilebilirim. bunun için elbette ilim irfandan yararlanacağım. ben dünyayı dar değil daha geniş bir gözle görmek istiyorum!
devamını gör...

(bkz: ölmedim ama hafif sürünüyorum)
devamını gör...

'dünyada taştan olmayan ve kimsenin senden alamayacağı şeyler var. içinden alamayacakları ve dokunamayacakları bazı şeyler. asla dokunamazlar.'
devamını gör...

sosyal medya yaygınlaşmadan önce bu kadar çok estetik ameliyat olan var mıydı bilmiyorum, etrafımda en fazla bir iki kişiden duymuştum. şimdi kimin fotoğrafına baksam estetik operasyon var.

kimseyi yadırgamıyorum fakat hayat boyu biricik, yegane, eşsiz olmaya çalışırken aynı burun, aynı tip dudak, aynı saç, aynı makyajla yüzbiniz olmayı anlayamıyorum.

demi moore hele beni mahvetti. o güzelim kadın gitmiş yerine tuhaf suratlı biri gelmiş. ben eski usül yaşlanayım diyorum, kimseye benzemek istemiyorum.
devamını gör...

bir bakteridir. insan vücudunda sindirim sistemine yerleşir ve aside dirençlidir. ülser ve gastrit oluşumunda rol oynayan faktörlerden biridir. yapılan çalışmalarda bu bakteri ile birlikte gastrit, mide ve duodenal ülser sıklığı arttığı bulunmuştur.
(bkz: helicobacter pylori)
devamını gör...

vladimir mayakovski tarafından sergey yesenin'in intiharı üzerine kaleme alınmış şiir. sergey yesenin için ve/veya sergey yesenin'e olarak anılan şiir, mayakovski tarafından öyle keskin kaleme alınmış ki ne zaman okusam sanki mayakovski kalemi kağıda değil etime batırıyor gibi hissediyorum. intihar, ölen kişi için artık anlamsızdır zaten acı çekilmiş ve son bulmuştur oysa kalanların sırtına fazladan bir acı ve umutsuzluk yükler. dizelerin altında yatan o derin özlem, anlayış ve sitem insanın kemiklerini bile uyuşturacak cinsten. yesenin'e bu şiiri yazdıktan tam beş yıl sonra mayakovski'nin de intihar etmesi üzerine ise söyleyecek pek az şeyim var.

elveda dostum şiirinde şöyle diyor yesenin;
"ölmek yeni bir şey değildir bu dünyada
ama yaşamak da yeni bir şey olmasa gerek." ve daha bir anlam kazanıyor mayakovskinin bu şiirindeki son satırları:
"şu yaşamda
en kolay iştir ölmek
asıl güç olan
yepyeni bir yaşama
başlamak."

--- alıntı ---

sergey yesenin'e

"sen gittin, diyorlar yukarılarda bir dünyaya.
sonsuzlaşma-
uçuyorsun,
parıldayan yıldızlara çarparak.
ne borç var artık bize,
içki ne de
ayılma.

hayır, yesenin,
oh çekmek değil benim istediğim.
görüyorum ben
kesik bileklerinle sendeleyişini
ve alayla değil
acıyla
düğümleniyor yüreğim.

görüyorum
bir kemik çuvalı gibi
yere atışını gövdeni.
-dur! diyorum.
bırak !
delirdin mi sen?
sürer mi ölümü hiç insan
tebeşir tozu gibi
yanaklarına?


sen ki çok daha
iyi verirdin ölüme
ağzının payını herkesten.
yeryüzünde başka
kimsede olmayan
o efece konuşmanla.
niçin?
nedeni ne?

donup kalıyorum şaşkınlıktan.
homurdanıyor eleştirmenler:
-bizce,bunun asıl nedeni
şu...
ya da bu...
ama daha çok,
kopmak toplumdan,
çok fazla bira
ya da şarapla kafayı çekmesi.

başka deyişle
satsaydın
bohemleri
işçi sınıfına, diyorlar.
sınıf bilincin olsaydı,
bak, bu gelmezdi başına.
oysa işçiler de
kvastan sert içkilerle
kafayı çekiyorlar.
o sınıf da içerek
güzelce sıçıyor kendi ağzına.

başka deyişle
parti'den biri
denetleseydi seni
sağlansaydı böylece
asıl önemi
içeriğe vermen.
yazardın o zaman
her gün
o dizelerin
yüzlercesini

uzun uzun
ve sıkıcı
doronin de gördüğümüz türden
ama bence
böylesi bir deliliğin içine düşseydin
sen çok daha önce
son verirdin
yaşamına.

votkadan gitmek daha iyidir
inan bana
böylesi sıkıntıdan boğulmaktansa.
hiçbir zaman söyleyemeyecekler
nedenini bize
seni yitirişimizin.

şuracıkta duran
çakı mı, yoksa ip mi?
ama bulunsaydı
mürekkebi, elbette
angelleterre otelinin
damarlarını kesmen
ve ölüp gitmen
gerekmezdi.

sana öykünenler çıldırdılar sevinçten:
bir daha, bir daha !
neredeyse bir yığın insan
zıvanadan çıkıp
öldürdü kendini.
neden çoğaltmalı
intiharları
böyle sayıca?

daha kolay değil mi
mürekkeple doldurmak
oteldeki şişeleri!
sonsuza dek
kilitlendi artık dilin
arkasında dişlerinin.

benim bu bilmecemsi sözlerim
yersiz
bir bilgiçlik sayılmamalı
halkımız,
yaratıcısı ve yaşatıcısı o güzel dilimizin,
yitirdi ölümünle
yansılı sesler üreten
en güçlü çırağını.
ve o herifler tayışıp duruyorlar
ölü şiir döküntülerini

geçmiş,
gömülmüş ölülerden
hemen hiçbir yeniliği olmayan.
üstüste yığıyorlar
tatsız uyaklarını
mezara toprak atar gibi: daha beterlerini.
onurlandırmak için oğlunu
esin peri'sinin bile
işine yaramayacak olan.

sana yaraşacak
bir anıt henüz dökülmedi
hani nerde o anıt,
döğülmüş tunçtan
ya da yontulmuş mermerden?
oysa çoktan doldurdular
yığın yığın
parmaklarının dibini
çöplerle,
adama sözcüklerinden, anılardan, o bok püsür şeylerden.

adın
hıçkırıklarla birlikte doldurdu mendilleri.
sözcüklerini
geveleyip duruyor sobinov ağzında
kıvrılıp oturmuş da
altına suyu çekilmiş bir kayın ağacının-
"hiçbir şey söyleme,
ah dostum,
içini de çek-me ne olursun."

ah,
sen onu ne kimbilir nasıl da alaya alırdın,
şu leonid lohengrinski'yi,
baş belası, tanrının!
ortalığı kimbilir
nasıl da ayağa kaldırırdın:
"izin veremem
şiirsel gargaralarına
anıran eşşeklerin!"-
sağır ederdin kulaklarını
üç ayaklı ıslıklarınla, sonra,
yazdıklarının hepsini
kıçlarına sokmalarını söylerdin.

harcardın bozuk para gibi
o yeteneksiz heriflerin hepsini,
doldururdun
smokin ceketlerinin
kara yelkenlerini,
öyle ki savrulurdu
sağa sola
kogan gibileri,
süngüleyerek
sivri bıyıklarıyla
gelip geçenleri.

oysa bu arada
sayısı hiç de azalmadı
bu serserilerin.
çok zorlu bir iş
onları sayıca geride bırakmak.
yaşam
yepyeni bir biçimde
yeniden kurulacak.
işte o zaman
yepyeni şarkılar söylenmeye başlayacak.

böyle bir çağda
ağırlaşıyor sorunları
kalemin,
iyi ama, gösterin bana
sizi ey zavallı
hortlaklar sürüsü, hadi
nerede görülmüştür
ve ne zaman
yüce bir kişinin,
dikenli yolları bırakıp da
gül bahçelerini seçtiği?

sözcükler
yönlendirir
insanoğlunun güçlerini.
yürüyün!
arkamızda
zaman patlasın
bir mayın gibi.

bizim geçmişe sunacağımız
yanlızca
bukleleri
rüzgarda
geriye savrulan saçlarımızın.
eğlenceye ayrılacak yeri yok
gezegenimizin.

yarınlardan
koparıp
almalıdır mutluluğu
insan.
şu yaşamda
en kolay iştir ölmek
asıl güç olan
yepyeni bir yaşama
başlamak."

--- alıntı ---
devamını gör...

-yurt savunmasını sağlamak için.
-yurtiçinde asayişi,dirlik-düzeni sağlamak için.
-adaleti gerçekleştirmek için.
-herkese fırsat eşitliği sağlayacak bir eğitim düzenini gerçekleştirmek için.
-herkese eşit,ulaşılabilir,mümkün olduğunca üst düzeyde bir sağlık hizmeti vermek için.
-yurttaşlarının sosyal güvenliğini sağlamak için.
(!)
devamını gör...

diğer ismi ejder meyvesidir. c vitamini açısından oldukça zengin olup antioksidan özelliği göstermektedir. kalsiyum oranı da oldukça fazla olduğu için kemiklerin gelişmesinde önemli rol oynamaktadır.
devamını gör...

o kadar tatlı bir kadın ki bazen bilgisayar ekranını öpesim geliyor mesajlarını ya da tanımlarını okuduktan sonra...

ne oluyor bana sözlük? kazık kadar kadınım ben ya. ponçiklik yaptığımız yaşlarımızı geçmemiş miydik?
devamını gör...

beyin salatası, bol limonlu marulu.
yanında patlıcan salatası, haydari, acılı ezme.
devamını gör...

hemşehrim olan yazar.

geçen günlerde bir gün bir tanımını gördüm ve profiline girip okumaya başladım. falan tanım filan tanım derken memleket tanımını gördüm ve yoksam dedim.

sonra kısa bir muhabbet ettik. içten, samimi...

tanımları da kafa dengi ee daha ne olsun?
keyifle okuyup, keyifle yazın sayın yazar.
devamını gör...

tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş tahirle zühre olabilmekte
yani yürekte.
meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
seversin dünyayı doludizgin
ama bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
yani tahiri zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
tahir ne kaybederdi tahirliğinden?
tahir olmak da ayıp değil zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
-nazım hikmet-
devamını gör...

saat geç oldu guzular haydin herkeşler evine,sizin anayız babayız yoh mi?
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim