yazarların ömür boyu başına bela olacak özelliği
mükemmelliyetçilik.
ya tam olacak ya da hiç olmayacak. hayat siyah beyaz değil biliyorum ama yapamıyorum işte.
ya tam olacak ya da hiç olmayacak. hayat siyah beyaz değil biliyorum ama yapamıyorum işte.
devamını gör...
ezgi mola
sessizce şunu bırakıp gidem.
devamını gör...
yazarların starbucks’a gitmeme nedenleri
ağrı'da starbucks yok.
.
güncellemek istedim. açıldı yine de hiç gitmedim.
.
güncellemek istedim. açıldı yine de hiç gitmedim.
devamını gör...
inançsız olduğu halde kötü alışkanlıkları olmayan insan
inanç kavramının kötü alışkanlıklarla alakası yok.
devamını gör...
ümit özdağ içişleri'ne gidiş canlı yayını
ümit özdağ an itibariyle içişleri bakanlığı'na gidiyor.
canlı olarak buradan izleyebilirsiniz.
canlı olarak buradan izleyebilirsiniz.
devamını gör...
eve gelince kapıyı açan birinin olması
kapıyı anahtarla açıp eve girdiğimde eve sığamıyorum. ya dışarı atıyorum kendimi ya da zıbarıp yatıyorum aç aç. hayat anlamını yitiriyor tam anlamıyla.
öyle ya bir bekleyeni olmalı insanın. yaşama sebebi, amacı ve hedefi olmalı. onlardan biri açmalı kapıyı ki zor geçen günün yorgunluğu uçuversin o kapıyı açanın gülümsemesiyle.
boşuna mı yazıldı bu dizeler? boşuna mı etkisine aldı, alıp götürdü bizi başka diyarlara...
--- `spoiler` ---
hadi gülümse bulutlar gitsin
işçiler iyi çalışsın, gülümse
yoksa ben nasıl yenilenirim
belki şehre bir film gelir
bir güzel orman olur yazılarda
iklim değişir, akdeniz olur, gülümse.
--- `spoiler` ---
öyle ya bir bekleyeni olmalı insanın. yaşama sebebi, amacı ve hedefi olmalı. onlardan biri açmalı kapıyı ki zor geçen günün yorgunluğu uçuversin o kapıyı açanın gülümsemesiyle.
boşuna mı yazıldı bu dizeler? boşuna mı etkisine aldı, alıp götürdü bizi başka diyarlara...
--- `spoiler` ---
hadi gülümse bulutlar gitsin
işçiler iyi çalışsın, gülümse
yoksa ben nasıl yenilenirim
belki şehre bir film gelir
bir güzel orman olur yazılarda
iklim değişir, akdeniz olur, gülümse.
--- `spoiler` ---
devamını gör...
ergen annesi olmak
yeni telefon aldıktan bir hafta sonra bisikletten düştüğü için telefonunun ekranı kırılan oğlum, elini yere vura vura ağladı, bu hali beni çok şaşırttı, "yavrum evladım telefon neymiş yahu, hiçbir şey senden daha değerli değil" desem de bir türlü ikna olmadı, "bırak anne yaa kolum kırılsaydı da telefona bir şey olmasıydı" dedi. bazen bu aşırı tepkileri beni korkutuyor ama neyse ki ergenlik sonsuza kadar sürmeyecek diyerekten kendimi sakinleştiriyorum. *
devamını gör...
vicdan mastürbasyonu
içini rahatlatmak, zaten o öyle yapmıştı, şu da şöyleydi bana da böyle yaptı diye söylemlerle vicdanını rahatlatmak *
devamını gör...
ütopyalar sevilmezken distopyaların sevilmesi
distopyalar olandır, ütopya ise hayal diye düşünürsek , distopyanın neden sevdiği anlaşılabilir. bu distopik bir evreninin sevildiğinden değil, bilakis mevcut tehditleri gösterdiği içindir.
cesur yeni dünya kitabı buna çok güzel örnek. baktığımızda aslında ütopik bir dünya sunuyor. ilaçla milaçla ama olsun,herkes mutlu. herkes sınıfının bilinciyle büyüyor ve bu yüzden mevcut sınıfını kabulleniyor ve şikayet etmiyor; bu nedenle de kavga-savaş yok. isyan edenler bu dünyadan izole edilmiş durumda ve diğer tarafla teması yok denecek kadar az. bu durumda bu dünyaya bir ütopya diyebilir miyiz? evet tabi ki diyebiliriz. yok diyemeyiz dersek, ütopyadan neyi kastettiğimizi bilmemiz gerekir. ütopya nedir? şu an herkesin hem fikir olabileceği tek ütopik yer var: cennet. cennete ulaşabilmek için ise önce cehennemi bilmemiz gerekmez mi? yani hangi şartlarda ,hangi günahları işlersek bir distopya olan cehenneme gideriz? ve hangi sevapları ve iyi eylemleri yaparsak bir ütopya olan cennete ulaşabiliriz? burada kastettiğim cennet-cehennem kavramı değil. kastettiğim şu ki, ütopyaya ulaşmak için önce distopyayı bilmemiz gerekir. eğer distopik bir dünyayı iyi bilirsek, o zaman distopyaya yol açan şeyleri bertaraf etme imkanımız olur. yoksa , distopik bir ülkedeyken ,'tüm avrupa bizi kıskanıyor', 'ekonomimiz çok iyi' gibi laflarla kendimizi ütopyada zannedebiliriz.
cesur yeni dünya kitabı buna çok güzel örnek. baktığımızda aslında ütopik bir dünya sunuyor. ilaçla milaçla ama olsun,herkes mutlu. herkes sınıfının bilinciyle büyüyor ve bu yüzden mevcut sınıfını kabulleniyor ve şikayet etmiyor; bu nedenle de kavga-savaş yok. isyan edenler bu dünyadan izole edilmiş durumda ve diğer tarafla teması yok denecek kadar az. bu durumda bu dünyaya bir ütopya diyebilir miyiz? evet tabi ki diyebiliriz. yok diyemeyiz dersek, ütopyadan neyi kastettiğimizi bilmemiz gerekir. ütopya nedir? şu an herkesin hem fikir olabileceği tek ütopik yer var: cennet. cennete ulaşabilmek için ise önce cehennemi bilmemiz gerekmez mi? yani hangi şartlarda ,hangi günahları işlersek bir distopya olan cehenneme gideriz? ve hangi sevapları ve iyi eylemleri yaparsak bir ütopya olan cennete ulaşabiliriz? burada kastettiğim cennet-cehennem kavramı değil. kastettiğim şu ki, ütopyaya ulaşmak için önce distopyayı bilmemiz gerekir. eğer distopik bir dünyayı iyi bilirsek, o zaman distopyaya yol açan şeyleri bertaraf etme imkanımız olur. yoksa , distopik bir ülkedeyken ,'tüm avrupa bizi kıskanıyor', 'ekonomimiz çok iyi' gibi laflarla kendimizi ütopyada zannedebiliriz.
devamını gör...
öfke kontrolü eğitimi imza protokolünde kavga çıkması
detaylı haber
trabzon'da toplu taşıma hizmeti veren sürücülere insan ilişkilerinde öfke ve stresle başa çıkma yöntemlerini öğretip, yolcu ve birbirleriyle doğru iletişim kurmaları için hazırlanan eğitim projesinin imza protokolünde gerginlik yaşandı. kendilerinin sürece dâhil edilmediğini öne süren bazı ilçe şoförler odası temsilcileri ile belediye yetkilileri arasında sert tartışmalar kavgaya dönüşünce protokol imzalanamadan toplantı sona erdi. eğitim pek işe yaramamış anlaşılan.
trabzon'da toplu taşıma hizmeti veren sürücülere insan ilişkilerinde öfke ve stresle başa çıkma yöntemlerini öğretip, yolcu ve birbirleriyle doğru iletişim kurmaları için hazırlanan eğitim projesinin imza protokolünde gerginlik yaşandı. kendilerinin sürece dâhil edilmediğini öne süren bazı ilçe şoförler odası temsilcileri ile belediye yetkilileri arasında sert tartışmalar kavgaya dönüşünce protokol imzalanamadan toplantı sona erdi. eğitim pek işe yaramamış anlaşılan.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

pencereyi kapama
gök dolabilir içeri
sen neyi görebilirsin
ıslak bir bulutun ağışını mı
pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü
pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
kokusu hayatı yıkasın diye
pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
yürek kendini tanır
arkadaş zekai özger
devamını gör...
bülbülü öldürmek
kanaatimce "kralın giyinik olmadığı" kitaplardan biri. herkesin sözleşmiş gibi öve öve bitiremediği söz konusu romanı okumaya başladığımda "bu nedir arkadaş?" demekten kendimi alamamıştım ve aklıma yıllar önce berna laçin'in sunduğu çocuktan al haberi programı gelmişti. hani o programda büyümüş de küçülmüş yumurcaklar kendilerine sorulan soruları yanıtlar, bazen doğaçlama öyküler uydururlardı. bülbülü öldürmek de işte o çocuklardan birinin anlattığı hikâyenin yazıya geçirilmesiyle meydana gelmiş sanki. ben, öz yeğenimin yaptığı yaramazlıkları, komşu çocuklarıyla maceralarını, mahallesindeki peri masallarını can kulağıyla dinleyemiyorum. işim yok 355 sayfa boyunca ne kültürüne ne adetlerine aşina olduğum bir kız çocuğunun anlattığı öyküyü mü dinleyeceğim? üstelik ne şeker portakalı'ndaki zeze'nin -görece- samimiyeti ne de küçük prens'in felsefesi mevcut. "sonra beti'yle duvardan atladık. o sırada coni dizini çarptı ve laf aramızda canı çok yandı ama belli etmek istemedi. bana sorarsanız bayım, ağlamak üzereydi fakat dişlerini sıktı. o kadar sıktı ki gıcırtısını rahatça duyabilirdiniz ihihi." nasıl, iyi uydurdum mu?
ha, ırkçılığa değiniyormuş. abd'de siyahlara yapılan kötü muameleyi bülbülü öldürmek'ten öğreneceksek vay hâlimize. amerikan edebiyat ve sinema tarihinde siyahlara uygulanan ayrımcılık ve ırkçılıkla alakalı eserlere "geçin la sıraya" desek, bülbülü öldürmek "sen beni öne al, bir onluk veririm" diyerek ancak ortalarda yer alabilir. ayrıca "sakın bülbülü öldürme, ama saksağan öldürmek serbest" demek de nedir arkadaş? ankara demetevler'de "krriiikk" diye her sabah 6'da uyandıran hariç hiçbir saksağanı öldürmeyi düşünmedim. hiç unutmam, askerdeyken yağmurlu bir günde nöbet tutuyorum. bir baktım, saksağanın teki dala konmuş gagasındaki cevizi aşağı bırakıyor. sonra aşağı inip cevizi alıyor ve aynı hareketi defaatle tekrarlıyor. cevizi kırmayı başarana kadar devam etti. gerek zekasını gerekse azmini daha nasıl ispatlasın? üstelik gayet tatlı, siyah ve beyazın zarafetini üzerinde taşıyan, yeşil-mavi tonda göz alıcı bir kaşeyle damgalanmış hayvancağızları niye öldürmeyi salık veriyorsun, hayırdır. ekinleri yiyor diye mi? yesin ulan. hatta fabrikatör fehmi bey'in deyimiyle "hepiniz ölün be!"
not: 1962 yapımı sinema uyarlaması gayet iyiydi. zaten filmin güzel olması yukarıda bahsettiğim üslup ve anlatım probleminin düzeltilmesinden kaynaklanıyor. (ayrıca gregory peck'in oynadığı bir film kötü olabilir mi?)
ha, ırkçılığa değiniyormuş. abd'de siyahlara yapılan kötü muameleyi bülbülü öldürmek'ten öğreneceksek vay hâlimize. amerikan edebiyat ve sinema tarihinde siyahlara uygulanan ayrımcılık ve ırkçılıkla alakalı eserlere "geçin la sıraya" desek, bülbülü öldürmek "sen beni öne al, bir onluk veririm" diyerek ancak ortalarda yer alabilir. ayrıca "sakın bülbülü öldürme, ama saksağan öldürmek serbest" demek de nedir arkadaş? ankara demetevler'de "krriiikk" diye her sabah 6'da uyandıran hariç hiçbir saksağanı öldürmeyi düşünmedim. hiç unutmam, askerdeyken yağmurlu bir günde nöbet tutuyorum. bir baktım, saksağanın teki dala konmuş gagasındaki cevizi aşağı bırakıyor. sonra aşağı inip cevizi alıyor ve aynı hareketi defaatle tekrarlıyor. cevizi kırmayı başarana kadar devam etti. gerek zekasını gerekse azmini daha nasıl ispatlasın? üstelik gayet tatlı, siyah ve beyazın zarafetini üzerinde taşıyan, yeşil-mavi tonda göz alıcı bir kaşeyle damgalanmış hayvancağızları niye öldürmeyi salık veriyorsun, hayırdır. ekinleri yiyor diye mi? yesin ulan. hatta fabrikatör fehmi bey'in deyimiyle "hepiniz ölün be!"
not: 1962 yapımı sinema uyarlaması gayet iyiydi. zaten filmin güzel olması yukarıda bahsettiğim üslup ve anlatım probleminin düzeltilmesinden kaynaklanıyor. (ayrıca gregory peck'in oynadığı bir film kötü olabilir mi?)
devamını gör...
böyle bir sevmek
ahmet kaya'nın pek hoş bestelediği attila ilhan şiiri.
bestelenmiş formu keyifli ve hareketlidir.
edit: video (bilgilendiren ilgili serok bünyamin yoldaşa tişikkirlir) *
bestelenmiş formu keyifli ve hareketlidir.
edit: video (bilgilendiren ilgili serok bünyamin yoldaşa tişikkirlir) *
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak

eserin bir adı yok, adını siz gönlünüzde oluşan duygulara göre koyuyorsunuz zira ben öyle yaptım. bana göre bu resmin adı; "bir kahramanlık hikâyesi"
efendim şöyle ki; görmüş olduğunuz fotoğraf 1987 yılından hatıra. fotoğrafta görünen doktor, daha sonra hayatı filmleştirilen ve de aslen polonyalı olan zbigniew religa. okuduklarıma göre hastanın tek yaşama şansı yapılacak kalp nakliydi ancak polonya halkı kalp ameliyatı denince yerlere yattığından daha önce hiç gerçekleştirilememişti. halk kalbi kutsal sayıyor, kötü huylu* birinin kalbi alınırsa kişinin karakterinin değişeceğine inanıyorlardı. doktor regila söylenenleri kulak arkası etti ve koşullara rağmen 23 saat süren upuzun bir ameliyat gerçekleştirdi; operasyon başarılı olmuş, söylentilere kaya gibi sert bir cevap verilmişti.
hayatın insana oynadığı bir oyundur ki sevgili doktorumuz içtiği sigaralar yüzünden 2009 yılında akciğer kanserinden hayatını kaybeder, tedavi ettiği hastası ise ondan daha uzun yaşar. *
fotoğrafta şartların zorluğu da, doktorun* ne denli yorulduğu da açıkça görülüyor. asistanlardan biri yorgunluktan çoktan köşeye çökmüş uyumuş, gözler baygın... sağlık çalışanları iyi ki var dedirtiyor tekrardan. gerçekten, iyi ki varsınız. *
devamını gör...
beni bu güzel havalar mahvetti
orhan veli'nin güzel havalar şiirinde tekrarlanan can alıcı dize.
şiirin tamamını da ekleyelim yazmışken:
--- alıntı ---
beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.
--- alıntı ---
şiirin tamamını da ekleyelim yazmışken:
--- alıntı ---
beni bu güzel havalar mahvetti,
böyle havada istifa ettim
evkaftaki memuriyetimden.
tütüne böyle havada alıştım,
böyle havada aşık oldum;
eve ekmekle tuz götürmeyi
böyle havalarda unuttum;
şiir yazma hastalığım
hep böyle havalarda nüksetti;
beni bu güzel havalar mahvetti.
--- alıntı ---
devamını gör...
aptallarla tartışmaktan vazgeçme eşiği
olgunluk.
devamını gör...
imamoğlu’nun balıkçıda olduğu iddiasının doğrulanması
balikta mi yemesin bu adam omega 3 de mi almasin.(bkz: swh)
devamını gör...
baktıktan sonra sil ama tamam mı talebi
peacekeeper ukdesi.
nude atan tarafın masum isteği. iyi bir insansanız şunu yaparsınız. yok ben kötüyüm diyorsanız püüü size.
bunu dememek için snapchat kullanın.*
nude atan tarafın masum isteği. iyi bir insansanız şunu yaparsınız. yok ben kötüyüm diyorsanız püüü size.
bunu dememek için snapchat kullanın.*
devamını gör...
geek
belli bir alana takıntılı bir şekilde ilgi duyan kişi/kültür.
kelimenin kökeni garip anlamına gelmektedir. genellikle insanlar nerd ile geeki birbirine karıştırma eğilimdedirler. geek sadece masaüstü rol yapma oyunları, çizgi roman, bilgisayarlar oyunları vb. şeylerle ilgilenmez. bir insan sinema geeki de olabilir, vücut geliştirme geeki de. burada geeki ilgili insandan ayıran temel kavram takıntılı bir tavır olarak adlandırabileceğimiz bilgi açlığıdır. geek kişisi 50 sene önce çıkmış bir filmin kadrosunu eksiksiz bilip, o kadronun sonradan yaptığı bütün işleri tek tek sayabilir.
geek kültürü internet ve teknolojinin gelişmesiyle doğru orantılı olarak gelişti. çünkü bu gelişmeler geek kişisine kaynak verdi. artık kendini neredeyse doyurabilecek kadar bilgi bulabiliyordu. ayrıca çoğu insan geek kültürüne politik bir anlam da kattı. geekler bilgi toplumunun yarattığı yuppie ve hippi kültüründen sonra 3.karşıt kültür olarak görülüyor. ama ilk iki kültür etkilerini artık karşıt kültür olarak değil de norm olarak gösteriyor. geekler ise hala öğrenme sürecinde. iki kültüre de bir yandan yakın bir yandan uzaklar. teknolojiyi iyi kullanıyorlar. farklı bir bakış açısına sahipler. ınsanlık açısından en önemli özellikleri olarak gördüğüm kısım ise bilgiyi diğer insanlardan çok daha fazla tükettikleri için doğru bilgiyi seçebilme konusunda uzmandırlar. bu sebeple kendi izleyecekleri, okuyacakları, oynayacakları eserleri çok ciddi bir eleştirel süreçten geçirerek sindirirler. yani günümüz söylemiyle bilinçli kültür tüketicileridir. popüler kültür üzerindeki en büyük etkileri de bundan dolayıdır. çünkü geek kişisi görüşlerini kendine tutmaz genelinde. youtuber olur, internet sitesi açar, bir şekilde büyük üretim zincirlerini etkiler.
fantastik ve bilimkurgu temelli bir geekseniz türkçe kaynaklar size yetersiz gelecektir. ingilizce tonla kaynak var her şeyde olduğu gibi. yine de türkçe bazı kaynaklar var ve bunlarla uzak diyarlara uçmak mümkün.
frpnet
kelimenin kökeni garip anlamına gelmektedir. genellikle insanlar nerd ile geeki birbirine karıştırma eğilimdedirler. geek sadece masaüstü rol yapma oyunları, çizgi roman, bilgisayarlar oyunları vb. şeylerle ilgilenmez. bir insan sinema geeki de olabilir, vücut geliştirme geeki de. burada geeki ilgili insandan ayıran temel kavram takıntılı bir tavır olarak adlandırabileceğimiz bilgi açlığıdır. geek kişisi 50 sene önce çıkmış bir filmin kadrosunu eksiksiz bilip, o kadronun sonradan yaptığı bütün işleri tek tek sayabilir.
geek kültürü internet ve teknolojinin gelişmesiyle doğru orantılı olarak gelişti. çünkü bu gelişmeler geek kişisine kaynak verdi. artık kendini neredeyse doyurabilecek kadar bilgi bulabiliyordu. ayrıca çoğu insan geek kültürüne politik bir anlam da kattı. geekler bilgi toplumunun yarattığı yuppie ve hippi kültüründen sonra 3.karşıt kültür olarak görülüyor. ama ilk iki kültür etkilerini artık karşıt kültür olarak değil de norm olarak gösteriyor. geekler ise hala öğrenme sürecinde. iki kültüre de bir yandan yakın bir yandan uzaklar. teknolojiyi iyi kullanıyorlar. farklı bir bakış açısına sahipler. ınsanlık açısından en önemli özellikleri olarak gördüğüm kısım ise bilgiyi diğer insanlardan çok daha fazla tükettikleri için doğru bilgiyi seçebilme konusunda uzmandırlar. bu sebeple kendi izleyecekleri, okuyacakları, oynayacakları eserleri çok ciddi bir eleştirel süreçten geçirerek sindirirler. yani günümüz söylemiyle bilinçli kültür tüketicileridir. popüler kültür üzerindeki en büyük etkileri de bundan dolayıdır. çünkü geek kişisi görüşlerini kendine tutmaz genelinde. youtuber olur, internet sitesi açar, bir şekilde büyük üretim zincirlerini etkiler.
fantastik ve bilimkurgu temelli bir geekseniz türkçe kaynaklar size yetersiz gelecektir. ingilizce tonla kaynak var her şeyde olduğu gibi. yine de türkçe bazı kaynaklar var ve bunlarla uzak diyarlara uçmak mümkün.
frpnet
devamını gör...
