gün içinde telaştan okuyamazsınız herkesi. tanımlarını beğenip takibe aldığınız kişinin müsait zamanda profiline kolayca girip yazdıklarına göz atarsınız. ya da atmazsınız bir tanımına hayran kalıp sırf takipçisi olduğunu hissettirirsiniz falan filan. varsa kullanmak lâzım bu özelliği dediğim başlıktır.
devamını gör...

az önce yaptığım eylemdir.

"mebusss, baksan şuna ya.. ne kadar romantikk :3"

elemanın teki bir koli doldurmuş. amerika, marshall yardımıyla türklere o kadar erzak yollamamıştır anasını satim. en alta çikolatalı gofretlerle temel atmış, üstünde kekler, cipsler, jelibonlar.. ne ararsan var. tam bir kalori bombardımanı.

"bu ne aşkım ya, şimdiki aşıkların zevkleri de çok bayatt"

gittim marmara tv'den 5 kavanoz doğal kestane balı söyledim çiçeğime..

"ferhan bu nee??"
"heheh bal.. bala baldan başka ne alınır heheh"
"ciddi ol biraz! sana biraz romantik ol diyorum
"bal gönderiyorsun napıcam ben bunları??"
"sağlıklı beslen diye gönderdim aşkımm :("
"insan bir paket yapar bari hiç değilse, burada ramazanoğlu balderesi balları yazıyor"
"balın tek adresi diyordu aldım ben de aşkım"
"....."
devamını gör...

elmanın yarısı ve anla halimden isimli şarkıları yanında bir favorim daha oldu.
kaç para
devamını gör...

at yarışı esnasında ganyan bayisinde tv başında bağrışan tipler. atlar seni duymuyor az sakin.
devamını gör...

hayat kurtaran bir yemektir, ekonomik ve lezzetlidir, öğrenci dostudur. çakarsın bir tavuklu pilav açık ayran bakarsın işine gücüne uzun süre tok tutar. sarhoşken de cenazede de keyif veren nadir unsurlardandır. gece serhoşken efenime söyleyim ketçap sıkanı mı istersin, tavuk yerine salata koyduran mı istersin, yanına bir kavanoz cin biber yiyen mi istersin. sen tavuk döner dürüm seversin ama cenazene tavuklu pilav gelir, seviniz bu güzide nimeti. afiyet sağlık olsun sözlük.
devamını gör...

fyodor dostoyevski'yi bu gevşek davranışından dolayı kınıyorum. yeni yazar arkadaşımız maşallah şeref düzyatanlar olma yolunda ilerliyor kendisini tebrik ediyor ve "en işten" dileklerimle kutluyorum.
devamını gör...

güzel ne güzel olmuşsun
görülmeyi görülmeyi
siyah zülfün halkalanmış
örülmeyi örülmeyi

mendilim yudum arıttım
gülün dalında kuruttum
adın ne idi unuttum
sorulmayı sorulmayı

seğirttim ardından yettim
eğildim yüzünden öptüm
adın bilirdim unuttum
çağırmayı çağırmayı

benim yarim bana küsmüş
zülfünü gerdana dökmüş
muhabbeti benden kesmiş
sevilmeyi sevilmeyi

çağır karac'oğlan çağır
taş düştüğü yerde ağır
yiğit sevdiğinden soğur
sarılmayı sarılmayı

kuanın yorumu için buyrunuz
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

e ama arkadaşlar, kafa sözlük'ün 30 yaş üstü yazar kaynaması başlığına entry girmeyi biliyorsunuz, bi' işin ucundan tutsanız da şöyle şeylerden bizi de haberdar etseniz ya...

ben sevgilimle ayrıldıktan sonra artık birbirimize mesaj atmıyoruz, whatsapp ana ekranında ismi aşağılara düşüyor diye boşa mı hüzün yaşadım o zaman? madem böyle bir özellik var, söylesenize, adama durduk yere mesaj atmazdım hiç değilse. rezillik...
devamını gör...

final öncesi modum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

başarısızlıklar, hayaller, dostluk ve şarap üzerine yapılmış güzel bir filmdir. oscar ve altın küre ödüllü filmin afişini koyalım ve spoiler vermeden anlatalım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şarap şişesinin içine hapsolmuş iki arkadaşın hikayesini izleriz. ancak film şarap şişesi içerisine değil, kendi hayatlarına sıkışmış insanların hikayesidir. kahramanlarımızdan biri kısa süre sonra evlenecektir. bu evlilik öncesi iki arkadaş son kez birlikte bir gezi yapmak isterler. amaçları iyi şaraplar içip, eski günleri yad etmektir. ancak başlarına olaylar olaylar.

yazar olmak isteyen ancak başarısız bir ingilizce öğretmeni ve kendisini aktör olarak gören ancak kariyeri tv oyunculuğundan öteye gidememiş bir oyuncu. iki başarısız arkadaşın yer yer komik ama daha çok buruk hikayesidir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

filme tür olarak romantik komedi denmiş ama benim görüşüm tam bir yol hikayesidir. kahramanlarımız iyi şarapların peşinden giderken, diğer taraftan kendileriyle ve geçmişleriyle hesaplaşırlar.

filmin beni etkileyen kısmı ise şarap ile insan arasında kurulan bağın iyi işlenmiş olmasıdır. ayrıca müziklerine dikkat edelim çünkü müzikleriyle altın küre kucaklamışlardır.

2004 amerika yapımı, yönetmeni alexander payne ve başrolde bana göre oscarlık oyunculuk sergileyen ancak bu filmi ile oscarı alamayan paul giamatti’yi izleriz. son söz olarak film için, düşük bütçeli ama büyük bir film derim. imdb puan 7.5 verilmiştir.

fragman ve filmin tamamı için link verelim;
fragman ve filme gider
iyi seyirler.
devamını gör...

beni her zaman duygulandiran bir agactir. cocukluk donemimde cok sevdigim bir arkadasimin bahcelerinde bulunurdu bu agac. arada sirada agaca cikar oyun oynardik, hatta hayal meyal babasina salincak kurdurup sallandigimizi da hatirliyorum. ve bir gun annesi vefat etti, bakacak kimsesi de yoktu, babasi gelene kadar tek basina evde kalirdi. evde yalniz kalmasin diye de yanina giderdim (yas 8-9) evde oyun oynamak yerine can sikintisindan bu agaca cikar incir topardik, meyvesinin olgunlasip olgunlasmadigini hic onemsemeden. sevmezdim de inciri, toplamisken tadina bakalim ama der bir isirik alip yere atardik...bu agac bana o kizi hatirliyor, kizin adini bile unuttum ama annesinin yoklugunun onu nasil mahsunlastirdigini hala hatirliyorum....
devamını gör...

sözlüğe kayıt olduğum tarihten bu yana, aralıksız.

ha siz öbür türlü yürümekten mi bahsediyorsunuz? pardon pardon.
vardır az buçuk kilometre.
devamını gör...

kanada'da sokağa çıkma kısıtlamasını delmenin tek yolu köpeğini gezmeye çıkarmak. ama bu hanım ablamız çıtayı allahu ekber dağlarına çıkarıp tasmayı kocasına takınca, kişi başı 1200 kanada doları ceza yemekten kurtulamamış. ilgili haberi şuraya bırakıyorum;onedio.com/haber/kanada-da-...
devamını gör...

değildir, sen hayatında bir nüans huzur yakalamaya çalışırsın; kısmen veya tamamen yakalarsın da bunu kişiliğine göre. karşına çıkan kişi bu huzurun stabilitesine negatif etki yapmıyorsa hatta huzurunu katlıyorsa ve sen de onda aynı etkiyi yarattığına inanıyorsan ortaya dolu dolu 9 şiddetinde depreme dayanıklı bir birliktelik çıkması muhtemel. yoksa kendi yağında kavrulmak misali tutturduğu dikişle devam etmelidir insan, zorlama iş yavan olur.
devamını gör...

linkine tıklayıp yüklenmeden kapattığım açıklamadır.
hdp = pkk
(bkz: kafa sözlük fidan kampanyası)
devamını gör...

kuzey yıldızı olarak da bilinen polaris isimli yıldız. gökyüzünde kuzey kutup noktasını gösterdiğinden bu isimle anılır. güney yarım küre için bu durum geçerli değildir.

dünya sabit hareket etmez. presesyon adını verdiğimiz bir hareket yapar. bu nedenle kutup yıldızı her zaman aynı değildir. 26.000 yıllık bir döngü ile bu yıldız sürekli olarak değişir. şu an bu döngünün hemen hemen yarısında bulunduğumuzdan, bundan yaklaşık 13.000 yıl sonra yeni kutup yıldızı vega olacak.
devamını gör...

fransız yazar andré gide tarafından yazılmış olan otobiyografik eser. orijinal ismi si le grain ne meurt olan eser aslında pek çok biyografik eserin sahip olduğu kaçınılmaz donukluktan uzak bir noktada çünkü gide'nin düşünceleri, iç çalkantıları ve yaşama dair bakış açısını gündelik olayların içerisinde sıcağı sıcağına görebilme fırsatı tanıyor. gide zaten içerikten ziyade yazım biçimi ile oldum olası alışılmışın dışında kalan bir isim bence ve kendi hayatından söz ederken de bunun dışına çıkmıyor oluşu en azından beni gülümsetti. yazmak, üstelik kendi hayatını yazabilmek insana her zaman kendi hakkında objektif bir bakış açısı sunmaz. acılarımız başkalarının gördüğünden daha derin gelir veya koca evi gürültü ile dolduran mutluluklarımız başka bir gözde yalnızca sessizlikten ibarettir. her koşulda kendini suçlu veya suçsuz çıkarmak için uğraşan zihinlerimiz olayları görme biçimimizi değiştirir bundan ötürü insanın kendisine objektif bir bakış atmasının zorluğu kaçınılmazdır. gide bu eseri yazarken kendine veya olaylara ne kadar objektif yaklaşabilmiştir tartışılır ama ben bunun sınırlarını olabildiğince zorladığı taraftarıyım. okunmazsa pek bir şey kaybedilmez ama en azından yıllar önce bu sokaktan o zamanlar canlı olan biri geçti, yürürken bunları düşündü ve hissetti düşüncesi içini ısıtan, cesetlerin mazisine karşı ilgi duyan benim gibi insanlar için pahabiçilmez bir kaynak işlevi görüyor eser. baskıcı ve dindar bir anne, kendi içine gömülmüş küçük bir çocuk ve onun olduğu şeye, bugününe dönüşmesini sağlayan olaylar silsilesi sıradan bir hikaye gibi görünüyor olsa bile düşünceler ve gide'nin mazisini yorumlama biçimi oldukça akıcıydı bundan ötürü de keyifli bir okuma deneyimiydi benim için en azından. paris sınırları içerisinde başlayan hikaye cezayir sokaklarına taşmaya başladığında dönemden ziyade gide'nin iç dünyasının ne kadar canlı bir biçimde hatta belki de ete kemiğe bürünmüş bir bir şekilde sıcaklığını ve canlılığını korumayı başarması muazzam bir yazım biçiminin örneği. kitabın içeriği de eser için seçilen ismin ne kadar isabetli olduğunu gösteriyor zaten. gide'nin bu kadar detayı anımsamasına duyduğum şaşkınlıkla beraber ek olarak ernest hemingway gücenmesin ama andré gide için paris pek şenlik değilmiş.**



je ne veux point me peindre plus vertueux que je ne suis : j’ai passionnément désiré la gloire ; mais ilm’apparut vite que le succès, tel qu’il est offert d’ordinaire, n’en est qu’une imitation frelatée. j’aime être aimé pour le bon motif et souffre de la louange si je sens qu’elle m’est octroyée par méprise. je ne saurais non plus me satisfaire des faveurs cuisinées. quel plaisir prendre à ce qui vous est servi sur commande, ou à ce que des considérations d’intérêt, de relations, d’amitié même, ont dicté ? la seule idée que je puisse être loué par reconnaissance, ou pour désarmer ma critique, ou pour armer mon bon vouloir, enlève d’un coup tout prix à la louange ; je n’en veux plus. car ce qui m’importe avant tout, c’est de connaître ce que vaut réellement mon ouvrage, et je n’ai que faire d’un laurier qui risque de faner bientôt

(kendimi olduğumdan daha erdemli göstermek istemiyorum; şöhret kazanmayı tutkuyla arzu ettim, ama genelde sunulduğu şekliyle popüler başarının, hileli bir taklitten başka bir şey olmadığını çok çabuk gördüm. ben hak ederek sevilmek istiyorum ve yanlış yere bahşedildiğini hissettiğim övgüler canımı sıkıyor. kurgulanmış lütuflar da beni memnun edemez. size sipariş üzerine sunulan ya da çıkar ilişkilerinin dayattığı şeyden nasıl zevk alabilirsiniz? minnettarlık yüzünden, yapacağım eleştirinin önünü kesme ya da iyi niyetimi harekete geçirme amacıyla övüldüğümü düşünmek bile övgünün tüm değerini bir anda yok eder; artık istemiyorum bunu. çünkü benim için en önemli şey, yaptığım çalışmanın gerçek değerinin ne olduğunun bilinmemesidir ve kısa süre sonra solup gitme tehlikesi taşıyan defne dalından bir taçla hiç işim olmaz.)

je ne découvrais rien que je ne l’en voulusse aussitôt instruire, et ma joie n’était parfaite que si elle la partageait. dans les livres que je lisais, j’inscrivais son initiale en marge de chaque phrase qui me paraissait mériter notre admiration, notre étonnement, notre amour.

(keşfedip de hemen onunla paylaşmak is­temediğim tek bir şey yoktu ve sevincim ancak onunla paylaşırsam tam oluyordu. okuduğum kitaplarda hayranlığımızı, şaşkınlığımızı, aşkımızı hak ettiğini düşün­düğüm her cümlenin kenar boşluğuna onun adının baş harflerini yazıyordum.)

sans doute ceux-là seuls sont-ils capables d’affirmations puissantes, que pousse en un seul sens l’élan de leur hérédité. au contraire, les produits decroisement en qui coexistent et grandissent, en se neutralisant, des exigences opposées, c’est parmi eux, je crois, que se recrutent les arbitres et les artistes. je me trompe fort si les exemples ne me donnent raison. mais cette loi, que j’entrevois et indique, a jusqu’à présent si peu intrigué les historiens, semble-t-il, que, dans aucune des biographies que j’ai sous la main à cuverville où j’écris ceci, non plus que dans aucun dictionnaire, ni même dans l’énorme biographie universelle en cinquante-deux volumes, à quelque nom que je regarde, je ne parviens à trouver la moindre indication sur l’origine maternelle d’aucun grand homme, d’aucun héros. j’y reviendrai.

(kuşkusuz sadece, kalıtımlarının rüzgârıyla tek bir yöne itilenler güçlü iddialara sahip olabiliyorlar. tersine, içinde birbirine zıt ama birbirini dengeleyen talepleri barındırıp büyüten melez varlıklara gelince, sanırım, arabulucular ve sanatçılar bunların arasından çıkıyor. örnekler beni haklı çıkarmazsa, fena halde yanılmış olurum ama, benim sezinler gibi olup işaret ettiğim bu yasa şimdiye kadar tarihçilerin merakını pek kurcalamamış olmalı ki, şu satırları yazdığım cuverville’de elimin altındaki hiçbir biyografide, sözlükte, hatta elli iki ciltlik muazzam biographie universelle’de hangi isme bakarsam bakayım, hiçbir büyük adamın, hiçbir kahramanın anne tarafından kökeni üzerine en küçük bir bilgi göremiyorum.)
devamını gör...

sivrisinekler'den korunmak önemli. off kullanabilirsiniz.
devamını gör...

birçok kitabını okudum. gerçekten iyi bir yazar. kitapları akıcı ve olay örgüsü genelde ilgi çekici oluyor. ama birkaç kitabından sonra tekrara düştüğünü farkettim. birbirine çok benzeyen olaylar, karakterler vs. bu yüzden kendisini okumayı bıraktım*. keşke böyle olmasaydı. ama yapacak bir şey yok.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim