başlığı görünce, sözlüğün en kıymetli yazarlarını sıralamak istedim. işbu entry'de adını listelediğim yazarların yazdıklarını okumayanlar kendi kaybeder, bana değil kendine ayıp eder:

dopaminendorfin
jonathanlivingston
eyluling
violet
mebus paltosu
blackeyes
zülal_kalender1

dipnot: sevgili zülal_kalender'in ayrıca altını çizmek isterim. okuduklarımdan yaptığım çıkarım doğrultusunda bu genç yaşına rağmen, şahane işler başardığını öğrendim. başarılar diliyorum kendisine, helal olsun genç arkadaş.
devamını gör...

ayrıştırmadan beğenmeye devam yazar arkadaşlarım dediğim başlıktır.
devamını gör...

evet kesinlikle okuyup oy vermeyen çok yazar olduğunu düşünüyorum,

bu tip yazarlar hem okuyor, hem beğeniyor, birde içinde bir şeye takılıyor, çünkü bu karakterler böyle, yemeyip içmeyip mesaj yazacak kadar ilgileniyor aslında yazdıklarınızla, sonra da diyorki mesela, yazıda bi açık yakalamış kendince, onu söylüyor, "ay o kadar öyle şeylermi yaşadınız" ya da "orda onu yapamadınızmı ahahahah, ehe ühe... "

ben oraya bütün olarak bir hikaye yazıyorum, adam bana parmağıyla düştüğüm yeri gösterip gülüyor, ben sanki bilmiyorum ne yazdığımı, ama o anlatmak istediğimi değilde, güya benim üzüleceğim, belki utanacağım kısımdan konuşmak istiyor... çünkü oralardan beslenen insanlar bunlar...
bence hayatta kendine yer edinememiş, kendi eksikliklerini, başkalarının güya eksikliklerinin yaygarasını yaparak bastıran, egosunu tatmin eden insanlar,
bu şekilde kendini önemli hisseden insanlar...

beğeni yapmıyor ama, mesaj yazmaya üşenmiyor, iyi niyetle okumuyorlar çünkü, ben yine de kendisini anlamak için soruyorum, "beğeni yapmamışsınız, beğenmediğiniz bir tanım için, neden bana mesaj yazıyorsunuz? beğenmediyseniz, neden üzerine düşünüyorsunuz? yorum yapıyorsunuz? öyleyse de eyvallah, neye katılmıyorsunuz filan diye soruyorum...
aldığım cevap şu;
ben herkese, her tanıma beğeni yapmıyorum, zor beğeniyorum...

okuyup, gülüp eğlenip, öğrenip, beğeni yapmıyorsun, yapılan şey tam olarak budur, aslında ayıptır da, bu da o yazarın karakteriyle alakalıdır, kibirdir bu, yapacak bir şey yok, çünkü maalesef bunlardan çok var...

benim önerim, watsup daki durum gibi, diğer uygulamalardaki hikayeler gibi, profile yada tanımlara girenler, bir şekilde teknik olarak mümkünmü onu bilmiyorum ama, ziyaretçi trafiği açık açık görülsün, sayfada kalma süresi filan, sayı olarak görülsün, bence yazarları çok motive edecektir,

okuyorlarsa görünsünler... öyle hem okuyup, hemde günahını vermeyenlerin, mecburen yazısını okuduğu yazara katkısı olsun...

yoldaşcım bunu bir düşünün derim nacizane, çünkü ben gerçekten iyi bir yazıyı sadece 20 kişinin, yada 50 kişinin okuduğuna ve beğendiğine inanmıyorum,

birde beğeni yapanların durumu var,
ben birkaç kez yaşadım, her ne kadar yazdıklarını seri olarak okuyup beğensemde, kendisini tanıyamadığım için, sanırım 3 kişinin filan nickaltı için yazdığı yazıyı "sadece beğeni yapmamdan" bahsettiği için silmelerini rica ettim,

ben seri beğeni aldığım zaman, telefondan kaçıyorum, mahcup oluyorum, tabiiki çok memnun oluyorum, ne biliyim o kişiyi gördüğümü belli etmek istemiyorum, rahat rahat okusun diye, daha sonra bende iadeyi ziyaret yapıp, onun yazdıklarını okuyorum, ve gerçekten beğenmezsem beğeni yapmıyorum yazdıklarına, ve "okuduğu için" teşekkür ettiğim bir mesaj yazıyorum, kendisi ile ilgili bir fikrim oluşursa da, nickaltı na yazıyorum, bu iş böyle olmalı,

profilinize girip yazdıklarınızı okuyan kişiyi, koşa koşa nickaltı na yazıp, anons etmek nedir, bu benim bütün tanımlarımı okudu, üst üste beğendi diye ilan edince ne oluyor, he çok beğendi seni, söyledin herkese, ne oldu, başın göğemi erdi, yazacak başka bir şeyin yok demekki...

maalesef bu yazarlar, hemen şaşırıyorlar, arkadaşım, hiçmi kimse yüzüne bakmadı senin, hiçmi takdir edilmedin hayatında, mesajları da bir tuhaf oluyor, sanki ben okuduğum için değilde, onun dikkatini çekmek için yaptım filan sanıyorlar, böyle bir üstüne alınmak yok yani, o zaman insan düşünüyor, bu yazıları yazan akıl, bu akıl olamaz diye, insanı düşündürüyorsunuz yani...

yoldaş bu nicaltı na da bi sınır bişey gerekiyor kesinlikle...
daha önce de önermiştim, takip ettiklerimiz, takip edenler, yada ne biliyim okuyorlarsa, burdan yazarlara söyliyim, yazarı anlayanlar, nickaltı yazsın,
bence bu da etkiliyor beğeni yapmayı,

birde bütün bunlarla ilgili sözlüğün girişinemi asarsınız, kabul ediyorum kısmınamı eklersiniz, başlığınımı sabitlersiniz artık bilemiyorum,
sanırım bu okumak, beğenmek, sözlük neydi, nasıl kullanılır gibi konuları, bi tabela şeklinde bir yerlere asmak lazım,

çünkü bir başlığa giriyorum, 150 tanımdan 35 tanesi farklı tanımlar, diğerleri hep aynı, bakıyorumki benim yazacağım yazılmış, uslu uslu çıkıyorum, evet ben de "eksik kalıyım" diyorum, çünkü birinin bana yada tabelaya yazıp duvara asması gerekmiyor...

"lütfen önce, beğendiğiniz başlıktaki birbirinden farklı kafaların yazdığı, birbirinden değerli yazarların, orjinal yorumlarını okuyunuz, çünkü 85 defa yazılmış bir tanımı 86. kez yazan kişi olabilirsiniz :)"

bu da okumayı azaltıyor, dolayısıyla okumadan yazanlar, başlıkların, bir sürü birbirinin aynı tanımla dolmasına sebep oluyor,

benim ilk yazarlığım olmasına rağmen, kişisel olarak sözlüğü böyle kullanıyorum, ama bazılarının, hem sözlük, hem genel ahlak kurallarını, girişte, akışta, bir yerlerde görmeye, öğrenmeye ihtiyacı var, maalesef.

edit : sadece kendi rekorumu değil, sözlükteki en uzun tanım rekorunu da kırdım galiba :)
devamını gör...

genelde kadının erkeğe dediği söz. ilişkide eğer her şey çok hızlı gelişmişse kadın birey rahatsız hissedebilir. neticesinde "biraz hızlı gitmiyor muyuz?" - "yavaş olalım biraz" gibisinden sözler duyulur. erkek birey de şöyle der: "tamam balım. tamam bebeğim. yavaş gideriz ;)"

( ayrıca iletişim başlayalı ve ilerleyeli daha 2 gün olmuştur.)
devamını gör...

bizdeki adı (bkz: domalan mantarı)
sonra "niye mutfağımız dünya'ya açılmıyor" hadi al aç.
devamını gör...

o her zaman burhan altıntop'tur. nişantaşı çocuğudur.
devamını gör...

sırf verilecek cevapları merak ettiklerinden uydurma hikayeler anlatan ve derdini yakınan insanların bulunduğu ciddiye alamadığım bir platform.
devamını gör...

ali atay'ın ve funda eryiğit'in başrol oynadığı yeni bir dizidir kendileri. ali atay'ın muhteşem oyunculuğu funda eryiğit'in kalitesiyle harmanlanmış. dizinin tek problemi çok uzun olması. onun dışında ilk bölüm gayet heyecan verici gözüküyor. reytingi bol olsun.
devamını gör...

çöpler. daha doğrusu çöpe atılanlar. marmara üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan umut yiğit, yüksek lisans tezinde çöpleri analiz ederek semtlerin ekonomik durumlarına ilişkin çıkarımlarda bulunmuş.

devamını gör...

halk adıyla bilinen kalp çarpıntısı, kalbin ağzından çıkacakmış gibi olması durumu
devamını gör...

yalnız kalmak.
devamını gör...

- uefa kupası
- uefa süper kupası
- 4 yıldız
devamını gör...

kendisi genel kültür seviyesi yüksek, görmüş geçirmiş bir yazardır. muhabbet etme şansımız oldu ve birçok noktada farklı bakış açıları edinmemi sağladı. iyi ki aramızda.
devamını gör...

büyük bir erdemdir, insanın içindeki farklı duygu ve istek mekanizmaları sürekli bir şeyler isteme halindedir. eğer insan bunların hepsini kabul edip her istek mekanizmasını eyleme çevirseydi, ondaki istek mekanizmasının hayvanlarınkinden farkı kalmayacaktı.

bundan dolayı insanın duygularından hangisini eyleme çevireceğine karar vermesi gerekir. insanın karakteri bu kararlar neticesinde şekillenir. mesela zevk ve huzuru birbirinden ayıramamış bir insan anlık zevkleri huzur zannedip daha kısa yoldan mutluluklar arar ise zaman geçtikçe elinde bir şey kalmayacaktır,

terbiyenin mânâsıda budur, kısa yol çoğu zaman doğru yol değildir. kişi ne istediğini çok iyi bilmeli, ihtimal ki kendisi için kötü olacak bir şeyi istiyordur.

insanı yaratan allah insanlara bu özelliğinden de bahsediyor.

" insan, şerri de hayrı istediği gibi ister. insan pek acelecidir! "

ve yed'u el insânu bi eş şerri duâe-hu bi el hayri ve kâne el insânu acûlen

وَيَدْعُ الإِنسَانُ بِالشَّرِّ دُعَاءهُ بِالْخَيْرِ وَكَانَ الإِنسَانُ عَجُولاً

isra 11

-

hayır; siz çarçabuk geçmekte olanı seviyorsunuz.

kellâ bel tuhıbbûne el âcilete

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَ

kıyâme suresi 20
devamını gör...

"soru işaretiyle neden başlık açamıyorum" diye biraz daha üzerime gelinirse, benim de katılacağım kampanyadır.

burada yazarlık yapıyorsanız, sözlük formatını en başından kabul ettiğinizi varsayıyorum. sözlükte "a mı ? b mi? "şeklinde başlık açılmaz. burası forum değil, sözlük. neden soru işareti ile başlık açamıyorum sorusunun cevabı, neden burada küfür edemiyorum ile aynı.
(bkz: kafa sözlük formatı ve kuralları) gereği bunu yapamazsınız.
hamburgerciye gidip ısrarla "neden ben burada pasta yiyemiyorum, ne beceriksiz adamlarsınız" demek gibi şuan yaptığınız.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bilmem kime gücendin, hadi gel anlat bana...
devamını gör...

latin amerikalı, yazar ve gazeteci.
2015 yılında aramızdan ayrıldı.
2,3 yıl kadar önce açık radyo'da her sabah açılışı eduardo galeano metinleri ile yaptıkları bir dönem vardı ve çok keyifliydi.
yaşadığı çağa tanıklık eden dürüst çıkarımları ile evrensel olarak sevilen bir insandı.


alarm: bisikletler!

"dünyadaki kadınların eşit haklara ulaşması yolunda bisikletin yaptığını ne başka bir şey ne de başka bir kimse," yaptı diyordu susan anthony.
mücadele arkadaşı elizabeth stanton da şöyle diyordu:
"biz kadınlar oy kullanma hakkına doğru pedal çeviriyoruz."

philippe tissié gibi bazı doktorlar bisikletin düşük ve kısırlığa sebep olabileceği konusunda uyarırken, bazı meslektaşları bu edepsiz aletin ahlaksızlığı teşvik ettiğini, zira mahrem yerleri seleye sürtündükçe kadınların zevk aldıklarını savunuyorlardı.

gerçek şu ki, bisiklet yüzünden kadınlar kendi başlarına çıkıp dolaşıyor, evden uzaklaşıyor ve özgürlüğün tehlikeli zevkini tadıyorlardı. ve yine bisiklet yüzünden, pedal çevirmeyi engelleyen o bunaltıcı korse elbise çıkıp müzedeki yerini alıyordu.

kadınlar isimli kitabından
devamını gör...

hem fizikçi hem bilim tarihçisi, hem de bilim felsefecisi.* the structure of scientific* revolutions adlı eseriyle çığır açmıştır. bu kitapla ''paradigma'' kavramını sadece felsefenin değil, tüm akademinin gündemine sokmuştur. the copernican revolution* ve the road since structure* the essential tension* türkeye çevrilen eserleridir. black-body theory and the quantum discontinuity* hala çevrilmedi malesef.

kuhn deyince akla gelen bilimsel devrimlerin yapısı ve paradigma kavramıdır. bu kitabında klasik bilim anlayışına saldıran kuhn, bilimin ''paradigma'' değişiklikleriyle süregeldiğini ve bunun bi ilerleme olmadığını ileri sürmüştür. ilerleme(progress), tekamül ve evrilmedir. bilimde meydana gelen paradigma değişiklikleri, sadece hakim olan gözlem öncesi yargı ve değerlerin değişmesiyle ilgilidir. bir tekamül söz konusu değildir. daha önce kabul görmemiş teorik anlayışlar yeni paradigmalarda kabul görebilir olduğunu da bilim tarihinde görmüştür. buradaki ilhamını da alexandre koyre'den alır.

kopernik devrimi'nde de bahsettiği üzere, kuhn, aristo kozmolojisi üzerinde de sık sık düşünür ve ''saçma''lığını anlamlandıramazmış. böyle ütopik bi evren kuhn'a saçma gelip de, aristo gibi bi dehaya nasıl makul gözükebilir diye düşünmeye devam ederken bir epifaniyle birlikte, bunun bir ''değer'' farkı olduğunu idrak ediyor. paradigmaları açıklayan değerler arasında asla bi objektiflik yoktur kuhn'a göre. yani kısaca, kuantum teorisi, newtonyen anlayıştan daha iyi bi açıklama sunmaz bize. sadece farklı bi bakış açısıdır. işte bu tespitler bilim dünyasını sonu gelmez bi tartışmaya itmiş bulundu can yazarlar.

edit: yapı'dan sonraki yol adlı kitabında itiraf ettiği üzere, ömrünün kalanını bir kuhniyen olarak geçirmemiştir.
devamını gör...

8 bira 5 duble rakı içersem kendi varlığımı unutacağım için asla yapamayacağım olaydır. (bkz: 2 bira içince sarhoş olan insan)
devamını gör...

bunların bir de kornaya bastığında, bir hışımla dönüp suratına ters ters bakanları yok mu şeytan diyor çarp bisikletle ama tabi ki şeytana uymuyoruz ve “ pardon” diyip gülümseyerek geçiyoruz çünkü biz insanız ve kurallara uyarız.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim