bengaripsengüzeldünyaumutlu
günümü neşelendiren yazar güzeli. nasıl sırıtıyorum, nasıl da sevgi pıtırcığına dönüştüm bir bilseniz*... seviyorum sözlük*.
devamını gör...
sözlükte doğum günü kutlamak
bugün benim doğum günüm, diyen insanın doğum gününü kutlamak nezakettendir diye düşünüyorum.
devamını gör...
konu neydi radyo yayını
merhaba kafa sözlük,
adil ve hasan sizleri yüksek nitelikli konuların ev sıcaklığında konuşulduğu güzide programlarına bir kez daha davet ediyor.
herkes belirli konular üzerinde konuşmak ister ancak dünya üzerinde herkese yetecek kadar konu yoktur.
bu nedenle konularımızı seçerken dikkat etmeliyiz.
ihtiyacımız olmayan konuları konuşmayarak, israf etmeyelim.
siz değerli sözlük yazarlarını ve bizleri dinlemek isteyen herkesi saat 21:00’da sözlük radyoya bekliyoruz.
not: ground control to major tom
adil ve hasan sizleri yüksek nitelikli konuların ev sıcaklığında konuşulduğu güzide programlarına bir kez daha davet ediyor.
herkes belirli konular üzerinde konuşmak ister ancak dünya üzerinde herkese yetecek kadar konu yoktur.
bu nedenle konularımızı seçerken dikkat etmeliyiz.
ihtiyacımız olmayan konuları konuşmayarak, israf etmeyelim.
siz değerli sözlük yazarlarını ve bizleri dinlemek isteyen herkesi saat 21:00’da sözlük radyoya bekliyoruz.
not: ground control to major tom
devamını gör...
mutfaktan gelen tabak çanak sesleri
o evde hayat ve umut vardır.
devamını gör...
hırsızın penisini koparan kadın
bu şekilde yazınca bir erkeğe yazık olmuş falan gibi geliyor ama suç erkekte. gana'da hırsızlık yapmak için eve giren kişi evde bulunan kadını oral ilişkiye zorlayınca kadın hırsızın penisini ısırarak koparmış.
buradan
buradan
devamını gör...
mor ve ötesi
şarkılarının kalitesi kadar sözlerinin güzel olduğu gruptur. deli ve daha mutlu olamam favorimdir.
devamını gör...
#türkiyedinsizleşiyor
din sana senden olmayan ve senin gibi düşünmeyeni yargılamanı söylemiyor.
din sana herkes ve herşey ile bir olmanı tavsiye eder, kimi farklı düşünür kimi farklı amaç için kullanır, iyi ve kötü kullanan inandığı şeyi farklı yorumlamakla bir ilgisi yok.
bu iki kişinin farklı benlik düşüncenin elindeki din kozu iyi veya kötü yönde kullanmaktan kaynaklıdır.
kişi ateist, dinsiz, deist olabilir bu bana zarar vermediği gib herhangi bir yarar da vermez. saygı duyarım.
fakat benim seni inancımın aksine olan düşüncenlw kabul edip yargılayıp sorgulamıyorsam, dışlayıp kötülemiyorsam, fikrini yok sayıp bilgi tezini çürütmüyorsam; senin inancımdan olan bu nefretin sebebi ne? amacın ne?
her siyasi parti karşı zıt görüşle propagandasını yapar, elinde somut veya soyut hiç bir parti varlığını süedüremez, kitle toplayamaz.
şimdi şuraya çok şey bırakırım geçmiş siyasetin şimdi andavalların din sömürüsü üzerinden rant sağladığı gibi, geçmiş siyasilerin yürüttüğü ve türkiyenin içini çürüttüğü politikaları ama!
malum, bugünlerde konuşan herkes çok kolay hain terörist ilan edilebiliyor, ansızın kapı çalınıp götürülebiliyor, sosyal ortamda da sert cahilce eleştiriler alınabiliyor, aynı örneği şuan bu ortamda olduğu gibi.
din sana herkes ve herşey ile bir olmanı tavsiye eder, kimi farklı düşünür kimi farklı amaç için kullanır, iyi ve kötü kullanan inandığı şeyi farklı yorumlamakla bir ilgisi yok.
bu iki kişinin farklı benlik düşüncenin elindeki din kozu iyi veya kötü yönde kullanmaktan kaynaklıdır.
kişi ateist, dinsiz, deist olabilir bu bana zarar vermediği gib herhangi bir yarar da vermez. saygı duyarım.
fakat benim seni inancımın aksine olan düşüncenlw kabul edip yargılayıp sorgulamıyorsam, dışlayıp kötülemiyorsam, fikrini yok sayıp bilgi tezini çürütmüyorsam; senin inancımdan olan bu nefretin sebebi ne? amacın ne?
her siyasi parti karşı zıt görüşle propagandasını yapar, elinde somut veya soyut hiç bir parti varlığını süedüremez, kitle toplayamaz.
şimdi şuraya çok şey bırakırım geçmiş siyasetin şimdi andavalların din sömürüsü üzerinden rant sağladığı gibi, geçmiş siyasilerin yürüttüğü ve türkiyenin içini çürüttüğü politikaları ama!
malum, bugünlerde konuşan herkes çok kolay hain terörist ilan edilebiliyor, ansızın kapı çalınıp götürülebiliyor, sosyal ortamda da sert cahilce eleştiriler alınabiliyor, aynı örneği şuan bu ortamda olduğu gibi.
devamını gör...
vişneizm
sözlüğün vişnecisi.
sağol var ol.
pozitif, ufuk açan
huzur veren kadın.
o vakit bize her gün 8 mart
bu gün börek yerine kek var. *
fırından yeni çıkmış.
hayal edin piliz.
sağol var ol.
pozitif, ufuk açan
huzur veren kadın.
o vakit bize her gün 8 mart
bu gün börek yerine kek var. *
fırından yeni çıkmış.
hayal edin piliz.
devamını gör...
insana mutluluk veren sıradan olaylar
serçeler için yaptığım yuvaya her gün buğday koyuyorum ve sonra da öylece durup onları izliyorum. yuvaya girip çıkmaları, cıvıl cıvıl ötüşmeleri, havada kavga etmeleri derken, bir süre sonra da kendimi gülerken buluyorum.
devamını gör...
dedirten
olmamış tanımı tanım yapma aparatı. "benim kelime dağarcığım kendimi ifade ederken aynı anda sözlük formatını da uygulamaya yetmiyor" anlamına gelir. esasen kullanılması caiz değildir, mekruh ve hatta haramdır.** ta eskinin sözlük yazarları çok iyi bilir, nice entry'leri sildirmiş, nice çömez yazarları üzmüştür. şimdilerde aldı başını gitti gerçi, konulsa şükrediyoruz.
örnek:
1 temmuz 2004 karnımın acıkması
çok tatlısın ya ne komik başlık bu be ahahahah dedirten hede.
örnek:
1 temmuz 2004 karnımın acıkması
çok tatlısın ya ne komik başlık bu be ahahahah dedirten hede.
devamını gör...
kitap alıntıları
• “ah uzaktan nazik görünen aşk
nasıl da acımasız ve kaba denendiğinde!”
-sayfa, 11.
• “sevmek için bakarım, bakmak sevgiyi getirirse” -sayfa,22.
• “yarayla alay eder, yaralanmamış olan.”
-sayfa,37.
• “adın ne değeri var? şu gülün adı değişse bile kokmaz mı aynı güzellikte?”
-sayfa,39.
yayınevi: türkiye iş bankası kültür yayınları.
eser ve yazar adı: romeo ve juliet, william shakespeare.
nasıl da acımasız ve kaba denendiğinde!”
-sayfa, 11.
• “sevmek için bakarım, bakmak sevgiyi getirirse” -sayfa,22.
• “yarayla alay eder, yaralanmamış olan.”
-sayfa,37.
• “adın ne değeri var? şu gülün adı değişse bile kokmaz mı aynı güzellikte?”
-sayfa,39.
yayınevi: türkiye iş bankası kültür yayınları.
eser ve yazar adı: romeo ve juliet, william shakespeare.
devamını gör...
kadın üniversitesi
gereksiz uygulamadir. japonya'da yapılıyor olması bu üniversitelerin mantıklı olduğu anlamına gelmiyor. norveç'te de olsa mantıksız olurdu. şöyle ki;
japon anayasasına göre kadın-erkek eşitliği var ancak olaya sosyolojik açıdan baktığımızda, budizm inancında, kadınlar her problemin kaynağı olarak görülmekte. hatta nirvana'ya ulaşabilmek için bir kadın önce erkeğe dönüşmelidir. kiz çocuklarınin erkeklerden daha farklı muamele gördükleri de söyleniyor.
3 yaşımdan beri erkekler ile birlikte okula gidiyorum. yani bu zamana kadar kötü ya da rahatsız edici bir şey yaşamadım. hatta sanırım sadece kızlar ile okusaydım kafayı yiyebilirdim.
edit: nikiforenko adlı değerli yazar bazı ilginç eklemelerde bulundu. ekstra bilgi olarak buraya da eklemek istedim. japonya'da budizm yaygın olsa da resmi din şintoizm olarak geçmekteymis. budizmin kutsal kitapları içerik itibariyle de birden fazlaymış ve benim bahsettiğim nirvana kısmı pitakalar'da yer alıyormuş. pitaka'da kullanılan dilin sembolik olduğunu, erkek ve kadından ziyade, benliğin çiftli yapısına gönderme yaptığından bahsetmistir.
japon anayasasına göre kadın-erkek eşitliği var ancak olaya sosyolojik açıdan baktığımızda, budizm inancında, kadınlar her problemin kaynağı olarak görülmekte. hatta nirvana'ya ulaşabilmek için bir kadın önce erkeğe dönüşmelidir. kiz çocuklarınin erkeklerden daha farklı muamele gördükleri de söyleniyor.
3 yaşımdan beri erkekler ile birlikte okula gidiyorum. yani bu zamana kadar kötü ya da rahatsız edici bir şey yaşamadım. hatta sanırım sadece kızlar ile okusaydım kafayı yiyebilirdim.
edit: nikiforenko adlı değerli yazar bazı ilginç eklemelerde bulundu. ekstra bilgi olarak buraya da eklemek istedim. japonya'da budizm yaygın olsa da resmi din şintoizm olarak geçmekteymis. budizmin kutsal kitapları içerik itibariyle de birden fazlaymış ve benim bahsettiğim nirvana kısmı pitakalar'da yer alıyormuş. pitaka'da kullanılan dilin sembolik olduğunu, erkek ve kadından ziyade, benliğin çiftli yapısına gönderme yaptığından bahsetmistir.
devamını gör...
imansız
(bkz: ilhan mansız)'ın formalarda i.mansız olarak kısaltıp ,imansız olarak seslenme.
ayrıca (bkz: imanı olmayan insan)
ayrıca (bkz: imanı olmayan insan)
devamını gör...
koeri.boun.edu.tr
aktif deprem takip sitesi
her zaman açık tutulan sekme
her zaman açık tutulan sekme
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uzun uzun yıllar önce, oldukça uzun süre beni meşgul eden bir düşmanım vardı.
o günün şartlarında kendimce yıllarca mücadele ettim, isteklerine boyun eğmedim. çok zor oldu ama zaman sonra galip gelen ben oldum, yani def etmeyi başardım bir şekilde, hayatımdan çıkardım onu o günlerde.
yediği tokadın etkisiyle olacak yıllardır yanıma yanaşamıyor, temas kurmaya çalışmıyor, varlığını, hatta yaşadığını dahi belli etmiyordu bana. ama "su uyur düşman uyumaz" sözü bu defa benim için onun üzerinden gerçek oldu.
birkaç zamandır yakınlarımda olduğunu, etrafımda dolandığını, sanki saldırmak, vurabilmek için pusuda beklediğini seziyordum. varlığını ensemdeki soğuk bir nefes gibi hissediyor, çok oralı olmamaya gayret gösterip umursamamaya çalışıyordum ama artık görmezden gelinecek, yok sayılacak ya da ciddiye alınmayacak bir şey değil, elini tenimde hissedince anladım bu durumu.
kısa süre önce tekrar yüz yüze geldik eski "dostumla". enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş, sanki geçen yıllar benden aldıklarını ona vermiş gibi geldi bana.
çok şaşırdım güçlenmiş, biriktirmiş öfkesini sanki. hiç yıpranmamış bir şekilde dipdiri çıktı karşıma bunca yıl sonra, yeniden.
son birkaç gündür,
yine omuzlarımdan sıkıyor bedenimi.
yine soğuk soğuk terler dökmeme sebep oluyor,
yine, dilime vurmasa da birçok düşündüklerim, zihnimde "keşkeler" dolanmasına sebep oluyor, yaptığım ve yapmadığım birçok şey için.
yine geceleri uykuma engel olup karabasan gibi tepemde oturuyor,
yine sabahları bulantılarla kusmalarla günaydın diyor bana.
yine işte, evde, sokakta, yolda, parkta huzursuzluklar yaşatıp,
yine kendimi dışarılara atma isteğini sokuyor kafama.
yine kimselerle konuşmadan, kafamı kaldırmadan, bilinçsizce ve hedefsizce hatta saatlerce yürümeeeee yürüme...
bacaklarım beni taşıyamayacak hâle gelene kadar yürüme isteğini üflüyor beynime.
ve yine, bugüne kadar yaralı parmağa işememiş faydasız, hedefsiz, gereksiz, boş biri olduğuma, hiçbir yerde karşılığı olmayan biri olarak hissetmem gerektiğine ikna etmeye çalışıyor beni.
sanırım baş belam #depresyonum yıllar sonra hasret gidermek için veya bir daha şansını denemek için tekrar geldi.
zordayım.
o günün şartlarında kendimce yıllarca mücadele ettim, isteklerine boyun eğmedim. çok zor oldu ama zaman sonra galip gelen ben oldum, yani def etmeyi başardım bir şekilde, hayatımdan çıkardım onu o günlerde.
yediği tokadın etkisiyle olacak yıllardır yanıma yanaşamıyor, temas kurmaya çalışmıyor, varlığını, hatta yaşadığını dahi belli etmiyordu bana. ama "su uyur düşman uyumaz" sözü bu defa benim için onun üzerinden gerçek oldu.
birkaç zamandır yakınlarımda olduğunu, etrafımda dolandığını, sanki saldırmak, vurabilmek için pusuda beklediğini seziyordum. varlığını ensemdeki soğuk bir nefes gibi hissediyor, çok oralı olmamaya gayret gösterip umursamamaya çalışıyordum ama artık görmezden gelinecek, yok sayılacak ya da ciddiye alınmayacak bir şey değil, elini tenimde hissedince anladım bu durumu.
kısa süre önce tekrar yüz yüze geldik eski "dostumla". enerjisinden hiçbir şey kaybetmemiş, sanki geçen yıllar benden aldıklarını ona vermiş gibi geldi bana.
çok şaşırdım güçlenmiş, biriktirmiş öfkesini sanki. hiç yıpranmamış bir şekilde dipdiri çıktı karşıma bunca yıl sonra, yeniden.
son birkaç gündür,
yine omuzlarımdan sıkıyor bedenimi.
yine soğuk soğuk terler dökmeme sebep oluyor,
yine, dilime vurmasa da birçok düşündüklerim, zihnimde "keşkeler" dolanmasına sebep oluyor, yaptığım ve yapmadığım birçok şey için.
yine geceleri uykuma engel olup karabasan gibi tepemde oturuyor,
yine sabahları bulantılarla kusmalarla günaydın diyor bana.
yine işte, evde, sokakta, yolda, parkta huzursuzluklar yaşatıp,
yine kendimi dışarılara atma isteğini sokuyor kafama.
yine kimselerle konuşmadan, kafamı kaldırmadan, bilinçsizce ve hedefsizce hatta saatlerce yürümeeeee yürüme...
bacaklarım beni taşıyamayacak hâle gelene kadar yürüme isteğini üflüyor beynime.
ve yine, bugüne kadar yaralı parmağa işememiş faydasız, hedefsiz, gereksiz, boş biri olduğuma, hiçbir yerde karşılığı olmayan biri olarak hissetmem gerektiğine ikna etmeye çalışıyor beni.
sanırım baş belam #depresyonum yıllar sonra hasret gidermek için veya bir daha şansını denemek için tekrar geldi.
zordayım.
devamını gör...
instagram'da iznim olmadan takip etmek
sanırım daha önceden takip ettiğin aklı başında bir fotoğraf paylaşım sayfası veya bir gezi- video sayfası hesabını saçma sapan kişilere satıyor. mevcut takipçilerle yola devam ediyor. takipçi durumu çok geç fark edebiliyor, aktif kullanıcı değilse hiç fark etmiyor. benim de başıma geldiği icin tahminlerim bu yönde. eyisa müthiş bilgiler kuşağından bildirdi.
devamını gör...
artaud usulü ayar verilmesi
uzun bir süre akıl hastanesinde kalan fransız oyun yazarı, oyuncu, yönetmen ve şair antonin artaud’un “tanrı yargısının işini bitirmek için” kitabı şu sözle açılır:
“her şeye
öyle bir ayar vermeli ki
ramak kalsın
patlamaya".
kimi insan ayarı bozulmuş kişileri düzeltmeye çalışır, kimileri ise patlasın diye ayarını daha çok bozar artaud usulü.
örneğin duruşmada karşı tarafın avukatı tanıklar dinlenecekken itiraz eder. “onlar akraba diye”.
hakimden söz alınır…kanunlara göre “ akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz." sonra da ustalık dolu sözler söylenerek artaud usulü ayar verilir.
sözlüklerde düşünce farklılıklarının olması gayet doğaldır.
ne var ki yapılan her olumsuz eleştiri yazarlar arası çekişmeyle devam etmekte, gerek yok ki buna. dövüşmen guzum.
basit bir kimse en küçük bir eleştiriye çıldırır, akıllı adam ise kendini eleştirenlerin düşüncelerini kapmaya çalışır.
tabi ki bir eleştirinin faydalı olup olmaması kadar eleştiriyi yapanın amacı da önemli. bu yüzden eleştirinin içeriğine bir bakarız ne amaçla yapılmış diye, bir de söyleyene bakarız adam mı diye.
“her şeye
öyle bir ayar vermeli ki
ramak kalsın
patlamaya".
kimi insan ayarı bozulmuş kişileri düzeltmeye çalışır, kimileri ise patlasın diye ayarını daha çok bozar artaud usulü.
örneğin duruşmada karşı tarafın avukatı tanıklar dinlenecekken itiraz eder. “onlar akraba diye”.
hakimden söz alınır…kanunlara göre “ akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz." sonra da ustalık dolu sözler söylenerek artaud usulü ayar verilir.
sözlüklerde düşünce farklılıklarının olması gayet doğaldır.
ne var ki yapılan her olumsuz eleştiri yazarlar arası çekişmeyle devam etmekte, gerek yok ki buna. dövüşmen guzum.
basit bir kimse en küçük bir eleştiriye çıldırır, akıllı adam ise kendini eleştirenlerin düşüncelerini kapmaya çalışır.
tabi ki bir eleştirinin faydalı olup olmaması kadar eleştiriyi yapanın amacı da önemli. bu yüzden eleştirinin içeriğine bir bakarız ne amaçla yapılmış diye, bir de söyleyene bakarız adam mı diye.
devamını gör...


