tuhaf takıntılar
küçükken sağ elle yazmama rağmen sol elle yazmaya zorluyordum kendimi.ciddi bir şekilde üzülüyordum solak olmak istiyordum heralde farklılık belirtisi olarak görüyordum bu durumu garip bir çocukluk işte.neyse ki geçti bu takıntı.
devamını gör...
unutulmayan magazin olayları
eski futbolcu kompela'nın televole kameralarına emre aşık'ı göstererek "bana pezevenk diyo" demesi.
devamını gör...
çekirge
uganda'da akşam olunca bazı insanlar, dört tarafı ağlar dolu bir yerden, gökyüzüne doğru projektörler tutuyor ve çekirge'lerin ışığa gelmesini sağlıyorlar.
ışığı görüp gelen çekirgeler iyice çoğalınca, ağları kapatıyorlar ve hemen kenardaki sac tava'larda patates kızartması gibi yağda kızartıyor ve yiyorlar, satıyorlar.
işin garibi, bu ülkede gıda dağıtımı yapan birleşmiş milletler çalışanları, çekirgelerin yenilmesini teşvik ediyor, çok zengin protein olduğunu söylüyorlar.
ışığı görüp gelen çekirgeler iyice çoğalınca, ağları kapatıyorlar ve hemen kenardaki sac tava'larda patates kızartması gibi yağda kızartıyor ve yiyorlar, satıyorlar.
işin garibi, bu ülkede gıda dağıtımı yapan birleşmiş milletler çalışanları, çekirgelerin yenilmesini teşvik ediyor, çok zengin protein olduğunu söylüyorlar.
devamını gör...
nightcall
kavinsky'nin en bilinen şarkısıdır. 2013 tarihli outrun albümünde yer alır, şarkının drive filminin soundtrack'inde kullanılmasıyla pek çok insan şarkıdan haberdar olmuştur.
albümün kalitesi bir yana dursun, altyapı bakımından outrun'da diğer şarkılar arasından kolayca sıyrılıyor. bu noktada da insanı içine çeken loop'lar yaratmakta oldukça başarılı olan daft punk üyesi guy-manuel de homem-cristo' nun katkısı epey büyük.
tam bir uzun yol şarkısı.
albümün tracklist'i prelude ile başlıyor, ardından blizzard yerine bunu koysalarmış nightcall'ın başındaki "kasedi teybe takma efekti", albümü şarkı sırasını bozmadan dinleyenler için kulağa daha hoş gelen bir deneyim sunardı diye düşünüyorum.
albümün kalitesi bir yana dursun, altyapı bakımından outrun'da diğer şarkılar arasından kolayca sıyrılıyor. bu noktada da insanı içine çeken loop'lar yaratmakta oldukça başarılı olan daft punk üyesi guy-manuel de homem-cristo' nun katkısı epey büyük.
tam bir uzun yol şarkısı.
albümün tracklist'i prelude ile başlıyor, ardından blizzard yerine bunu koysalarmış nightcall'ın başındaki "kasedi teybe takma efekti", albümü şarkı sırasını bozmadan dinleyenler için kulağa daha hoş gelen bir deneyim sunardı diye düşünüyorum.
devamını gör...
kaba insanı baş tacı etmek
bunlarla iletişime bile girmeyiniz bırakın da kendilerine kaba davransınlar, dünya kaba insanlarla güzelleşemez.onları el birliği ile dışlayalım.kibar insanları baş tacı edelim.
devamını gör...
isim ile kaydolup herkeste nick olduğunu fark etmek
herkes nick almışken isim kullanıyor olmanın farkı. sorry.
devamını gör...
türklerin başarılı olduğu alanlar
dışı seni içi beni yakar ülkemizin bu sefer de güzelliklerini ve başarılarını konuşalım talebiyle açılmış başlıktır. belki birçok şeyi cımbızla bulacağız ama, ilk akla gelenlerden başlayalım.
(bkz: güreş)
(bkz: türk edebiyatı)
(bkz: güreş)
(bkz: türk edebiyatı)
devamını gör...
nicko mcbrain
iron maiden davulcusu. tam bir eski topraktır.
el bileklerini harika kullanan, pedallara fazla yüklenmeyen, tek pedal çalan, güzel partisyonlar yazan adamdır. gayet temiz tuşeleri var. kendisi 69 yaşında ayaklı bir müzik tecrübesidir. "yaşlandı yeaa" diyenleri hala bagetle dövebilecek kondisyondadır.
süper akıcı parçaların içine komplike kesik ataklar sokmasına rağmen davul sound'u asla ama asla sırıtmaz.
harika tripletleri vardır, trampet tonu da 10 numaradır.
old school heavy metal davulu konusunda dünyanın hala bir numarasıdır.
mesela lars ulrich de, kendisi de parça arasında random ataklar kullanmaya bayılırlar, ama lars'ınki yer yer aşırı kulak tırmalarken kendisininki harika duyulmaktadır.
yine mesela joey jordison ("karşılaştırdığın elemana bak" dediğinizi duyar gibiyim, haklısınız ancak yaptıkları müzik türünü karşılaştırmıyorum, örnek veriyorum sadece) denen insan evladı çok (çoo..ok) hızlı çift cross kullanır, ama nicko mcbrain'in (nicko tek pedal çaldığı halde) yarısı bile etmez
hi-hat'e tecavüz ederek sesi boğmaz, özellikle tiz sesler konusunda hi-hat yerine ride'ına, bileklerine, stick control'üne güvenir.
işte "iyi" davulcuyla overrated davulcunun farkı da budur.
el bileklerini harika kullanan, pedallara fazla yüklenmeyen, tek pedal çalan, güzel partisyonlar yazan adamdır. gayet temiz tuşeleri var. kendisi 69 yaşında ayaklı bir müzik tecrübesidir. "yaşlandı yeaa" diyenleri hala bagetle dövebilecek kondisyondadır.
süper akıcı parçaların içine komplike kesik ataklar sokmasına rağmen davul sound'u asla ama asla sırıtmaz.
harika tripletleri vardır, trampet tonu da 10 numaradır.
old school heavy metal davulu konusunda dünyanın hala bir numarasıdır.
mesela lars ulrich de, kendisi de parça arasında random ataklar kullanmaya bayılırlar, ama lars'ınki yer yer aşırı kulak tırmalarken kendisininki harika duyulmaktadır.
yine mesela joey jordison ("karşılaştırdığın elemana bak" dediğinizi duyar gibiyim, haklısınız ancak yaptıkları müzik türünü karşılaştırmıyorum, örnek veriyorum sadece) denen insan evladı çok (çoo..ok) hızlı çift cross kullanır, ama nicko mcbrain'in (nicko tek pedal çaldığı halde) yarısı bile etmez
hi-hat'e tecavüz ederek sesi boğmaz, özellikle tiz sesler konusunda hi-hat yerine ride'ına, bileklerine, stick control'üne güvenir.
işte "iyi" davulcuyla overrated davulcunun farkı da budur.
devamını gör...
kağıttan hayatlar
su cagatay ulusoy, cok gercek adam. her seyi yapabiliyor. her rolde farklı bir hayatı canlandırmıyor adeta barındırıyor gibi.
hepimizin bildiği ,gormek istemediği ,olmaktan korktuğu ,kücükleri korkutmak icin nadiren ağzına aldığı hayatları konu alan bu film belki biraz klise, cok umulmadık değil ama cok unutuldukları gozler onune sermis. benim icin olay film değil. olay gercekten boyle seyleri her gün yasayan, sokakta gercekten buna benzer hayatların varlığını hatırlamak,hatırlatmak. bu insanlara uzulup bu insanlara aglamak. belki bir oyunculuk da olsa birebir gorunce insanın kendi duygusunda bogulması kacınılmaz oluyor. allah kimseyi cekemeyeceği dertle sınamasın.
hepimizin bildiği ,gormek istemediği ,olmaktan korktuğu ,kücükleri korkutmak icin nadiren ağzına aldığı hayatları konu alan bu film belki biraz klise, cok umulmadık değil ama cok unutuldukları gozler onune sermis. benim icin olay film değil. olay gercekten boyle seyleri her gün yasayan, sokakta gercekten buna benzer hayatların varlığını hatırlamak,hatırlatmak. bu insanlara uzulup bu insanlara aglamak. belki bir oyunculuk da olsa birebir gorunce insanın kendi duygusunda bogulması kacınılmaz oluyor. allah kimseyi cekemeyeceği dertle sınamasın.
devamını gör...
zıkkımın kökü
bir muzaffer izgü eseridir. ilk olarak 1988 yılında yayımlanmıştır.
otobiyografik bir kitap olan zıkkımın kökü daha ilk sayfalarda samimiyetiyle içine çekiyor, kâh güldürüyor kâh insanın yüreğine bir hüzün çökmesine neden oluyor.
eserinde fakir insanların hayata tutunma çabası gözler önüne serilmiş, muzaffer izgü ve çevresinin yani. o zamanlar tam yokluk yılları, tahmin etmekten ötesine geçemeyeceğimiz zamanlar.. yine de çocukların çocukluklarını doyasıya yaşadığı zamanlar, yine sadece hayal etmekten öteye geçemiyoruz. muzo ve ailesi daha doğrusu o zamanın insanı yokluk içinde hayat mücadelesi verdiği için üzülsem de çocukluğumuzu yaşayamayıp birçok şeyin değerini tam manasıyla bilemediğimizi düşününce asıl üzülmem gereken bizlermişiz gibi hissettim.
fakat değinmeden edemeyeceğim, kitapta kısa bir yerde de olsa çocuk istismarı vakası anlatılmış. tabii o zamanlarda çocuk erkek olunca ve yapan kadın olunca (yapan dediysem, yanlış hatırlamıyorsam çocuğun kendisine dokunmasını istiyordu) o kadar üzerinde durulmuyordu belki de fakat çok rahatsız ediciydi. tabii muzaffer izgü bunu överek anlatmıyor aman yanlış anlaşılmasın.
bu noktaya da değindikten sonra, genel olarak kitaba ve anlatılanlara bakınca ne güzel bir edebiyatımızın ve ne değerli yazarlarımızın olduğunu bize hatırlatan roman diyebilirim. sadece işte bir kısımda olaydan dolayı canım sıkılmadı değil.
otobiyografik bir kitap olan zıkkımın kökü daha ilk sayfalarda samimiyetiyle içine çekiyor, kâh güldürüyor kâh insanın yüreğine bir hüzün çökmesine neden oluyor.
eserinde fakir insanların hayata tutunma çabası gözler önüne serilmiş, muzaffer izgü ve çevresinin yani. o zamanlar tam yokluk yılları, tahmin etmekten ötesine geçemeyeceğimiz zamanlar.. yine de çocukların çocukluklarını doyasıya yaşadığı zamanlar, yine sadece hayal etmekten öteye geçemiyoruz. muzo ve ailesi daha doğrusu o zamanın insanı yokluk içinde hayat mücadelesi verdiği için üzülsem de çocukluğumuzu yaşayamayıp birçok şeyin değerini tam manasıyla bilemediğimizi düşününce asıl üzülmem gereken bizlermişiz gibi hissettim.
fakat değinmeden edemeyeceğim, kitapta kısa bir yerde de olsa çocuk istismarı vakası anlatılmış. tabii o zamanlarda çocuk erkek olunca ve yapan kadın olunca (yapan dediysem, yanlış hatırlamıyorsam çocuğun kendisine dokunmasını istiyordu) o kadar üzerinde durulmuyordu belki de fakat çok rahatsız ediciydi. tabii muzaffer izgü bunu överek anlatmıyor aman yanlış anlaşılmasın.
bu noktaya da değindikten sonra, genel olarak kitaba ve anlatılanlara bakınca ne güzel bir edebiyatımızın ve ne değerli yazarlarımızın olduğunu bize hatırlatan roman diyebilirim. sadece işte bir kısımda olaydan dolayı canım sıkılmadı değil.
devamını gör...
margarita
sadece domates ve mozzarella peynirli pizzaya italya'da verilen isim. bu daha sonra bütün dünyaya yayılmış.
devamını gör...
harry potter'daki büyüler
confundo: kafa karıştırmaya yarayan büyü.
silencio: susturma büyüsü.
flipendo: ağır eşyaları itmek ya da hedefi geriye doğru itmek için kullanılan büyü.
reparo: kırık nesneleri tamir eden büyü.
incendio: ateş yakan büyü.
silencio: susturma büyüsü.
flipendo: ağır eşyaları itmek ya da hedefi geriye doğru itmek için kullanılan büyü.
reparo: kırık nesneleri tamir eden büyü.
incendio: ateş yakan büyü.
devamını gör...
400 bin liraya alınabilecek en iyi araba
öneri veren dostlar 400 bin lira nasıl kazanılır onu da tavsiye ederse memnuniyetle okurum dediğim başlıktır.
devamını gör...
spontane radyo yayını
dinozor billuruna doyurmuş yayın. ahahhahahahahahh
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazarın asıl amacı
profil fotoğrafı koyabilme hakkını kullanmak istemesidir muhtemelen.
neden sürekli insanları eleştirmek için gereksiz şeylere takılıyorsunuz ki ?
neden sürekli insanları eleştirmek için gereksiz şeylere takılıyorsunuz ki ?
devamını gör...
sinirliyken kendini ifade edememek
saçma sapan şekilde boğazın kitlenir, düğümlenir. ağlayasın gelir. ya sinirden ağlıyorum dersen de herkes he der geçer. niye ağlamam geliyor?
neden?
neden?
devamını gör...




