tabiki ıslanmak.
devamını gör...

yapılan yanlışlardan birini dile getirmek istiyorum. bunu benden önce zaten birçok insan, feminist ve mary wollstonecraft, a vindication of the rights of woman kitabında da dile getiriyor ve anlatmaya çalışıyor.

''i do not wish them to have power over men; but over themselves.''
ben kadınların erkekler üzerinde güç sahibi olmalarını dilemiyorum, kadınların kendi üzerlerinde güç sahibi olmalarını istiyorum/diliyorum gibi bir çeviri yapılabilir. fakat anlaşılması gereken nokta bence gayet açık. erkeği baskılamak, onu hakir görmek ya da artık dönem sizin döneminiz değil kadınların dönemi gibi radikal ya da feminazi davranışlar, feminizmin bir gereğinden ziyade bu yolla eşitliği sağlayabileceğini düşünen insanlar nedeniyle kötüleniyor. yani bu; feminizm'in düşmanı yine bir başka feminist demek gibi.
bugün radikal olan birçok görüşe karşı çıkan insanoğlu, konu eşitsizlik ya da feminizm olunca radikalliği evirip çevirip, yumuşatıp güzellemeye çalışıyor. olması gereken radikal feminizm de değil bunu yumuşatmak da değil. feminizm zaten kendi içinde rasyonel bir görüş, sadece anlayıp öyle savunmak gerekiyor.

ps: 8 mart'ta birçok şehirde yürüyüşler yapılıyor, herkes bilir bunları. ben bazen gördüklerim karşısında gerçekten kurdeşen döküyorum. pankartlara öyle şeyler yazılıyor ki gerçekten anlamak istemiyorum. yazdıklarıyla kendini metalaştıranlar mı ararsınız, seks objesiymiş gibi pankarta o***pu yazıp gururla taşıyanını mı ararsınız... neler neler ya. gerçekten insan hayret ediyor. bu yüzden kolektif değil bireysel düşünce çok önemli.
devamını gör...

videonun sadece bir bölümünü izleme şansım oldu. orkun bey kimseye kötü davranmadığı halde çocuklar (belli ki ailelerince çok şımartılmışlar) kıyameti koparıyorlar... allah bunlara bakan öğretmenlere yardım etsin...
kızın biri durduk yere annemi istiyorum!!! diyerek avazı çıkana kadar bağırıyor. sanki kızı ortadan ikiye kesiyorlarmış gibi...
kendini yerden yere vurmak niye?

ben de yuvada kaldım. dilini bilmediğim bir ülkede italyan rahibelerin gözetiminde.
günün 13-14 saatini haftanın 6 günü olmak üzere o okulda geçiriyordum. 3 yaşından 6 yaşına kadar kaldım. bir kere çığlık basmadım.
annemi istiyorum! diye haykırmadım. ki bizim kaldığımız yer tam anlamıyla hapishane gibiydi. katı kuralları vardı. sevgi şefkat, duygusal bir iletişim yoktu. dayak da yoktu ama buna rağmen korkunçtu.
zorluklar ve özlem karşısında avrupa'daki çocuklar nedense birer yetişkin gibi davranır.
bağıran çağıran çocuğa nadiren rastlarsınız. çünkü orada çocuklar bağırarak bir şeyler yaptıramayacaklarını iyi bilirler.
fakat bizim ülkemizdeki çocuklar bunun işe yaradığını iyi bildiklerinden ağlar ve sızlarlar. bunu bir koz olarak kullanırlar.
çocuklarımız problemli çünkü çocukların anne ve babaları problemli.
çocuklarına ya tapıyorlar ya da hiç ilgilenmiyorlar... bunun bir ortası yok.

ayrıca anaokulu filan değil orası, orası cehennemin ortası...
vallahi o ağlayan zırlayan bütün gerzek çocuklardan iğrendim yine.
bunların anne babalarına da katlanamıyorum ben. çocuğundan yetişkinine herkesten nefret eder hale geldim...

ekleme: ayrıca bu kısa video çekimi için, ''çocukların hayatlarında telafisiz bir travma olarak kalabilir'' diye duyar kasan, bütün işi gücü abartmak olan terbiyesizlere de gülüyorum. hadi anam hadi...
devamını gör...

doğrusu sapere aude şeklinde olması gereken, bilmek için cesaret etmeye yönelik latince bir slogandır.
ne kadar immanuel kant'a aitmiş gibi bilinse de aslında bir horatius sözüdür.
"bilmeye cesaret et."
"kendi aklınla düşünmeye/akıllı olmaya cesaret et, başla."
anlamlarına gelir.
(bkz: sapere aude)
devamını gör...

bugün başlayan tazecik radyo programı. çok etkili bir giriş konuşması ve kazım koyuncu ile yayını açtılar. iyi yayınlar olsun. yolunuz açık olsun.
devamını gör...

bir insanı haksız yere harcamak.
devamını gör...

saat gece yarısını çoktan geçmişti ama hâlâ uykumyoktu, gelecek gibi de gorunmuyordu.
pencere önünü mesken tuttuğum şu günlerde kar yağsaydi , şu huzunle seyrettigim caddeler minik beyaz mutlulukla kaplansaydi ne vardı sanki..
yine su perisi seyfinazla mi konusuyorsun demesiyle elimde tuttuğum su dolu bardak yere düşmüştü işte ..
cam kiriklarini avuclarimla toplasam içim daha mı az acır diye sormadan edemedim neysene çekil hadi ben toplarım burayı dedi .
iyi ki vardı ..
içmeye gidelim midiye soruverdim hatta sormadim bir anda dokuluverdi ..
iyi de sen icmezsin ki dedi , doğru icmezdim.
seni tepelerin kocakarisina gotureyim ben ,iyi görünmüyorsun gerçekten dedigi an göz yaşıma hakim olamadım kahretsin işte yine o his!
" sabun olan insan günden güne erir yok olur gider "demişti anneannem ah be kadin canım yanarken hep bir yerlerden sesleniyorsun bana duyuyorum .
bugün seni biri aradı söylemeyi unuttum dedi kim diye sormak gelmedi içimden ama tabiki susmaz devam ederdi.beyefendı seni cep numarandan aramış fakat kapaliymis telefonun hay allah ismi gelmedi aklima diye konuşmaya devam ediyordu. .
içeceğim de yoktu zaten en iyisi biraz da yatakta tavanı seyretmekti. .
devamını gör...

her şey çocuklarla başlar.

istediğiniz kadar ülkeyi değiştirmeye çalışın, halkın refahı için uğraşın, eğer çocuklar ilgi ve sevgiyle yetiştirilmezse, gerekli eğitimi almaz, hayata bir hiç olarak girerse ülke olarak hayatımızın sönük ve paslı olmasını hiçbir şekilde önleyemeyiz. eğitimlerine destek için mükemmel bir adım, mükemmel bir dayanışma örneği.

bu proje için düşünen, vaktini harcayan- harcayacak olan ve hayata geçirmek için uğraşan başta yoldaş olmak üzere herkese teşekkür etmek istiyorum.
dedim ya her şey çocuklarla başlar, lütfen her şey onlarla bitmesin.
devamını gör...

"insanlarla konuşasım gelmiyor ama sana evdeki perdeleri bile anlatasım vardı."
devamını gör...

çocuk bunu nereden biliyor? bu nefreti, şiddeti nereden öğreniyor? tabii ki ailesinden. çocuk bu. doğruyu yanlışı öğretildiği gibi bilir. sen aile olarak doğru düzgün bir eğitim vermekten acizsen olacağı budur. benim de çevremde bir sürü çocuklu aile var. bizzat şahit oluyorum ki tamamen yetiştirmekle alakalı. ne çocuklar var zarar veririm diye böceğe bile dokunamıyor. kısaca ailelerin suçudur efendim. eğitemiyorsan, terbiye edemiyorsan çocuk yapmayacaksın. bu kadar basit.
devamını gör...

"hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu ama biz fark edemedik."
devamını gör...

- gereksiz gürültü ve insanlara tahammülün kalmayışı.
devamını gör...

lokanta camına ekmek banan kemal sunal gibi izlediğim reklamlardır.
devamını gör...

vatanını milletini seven nadir solculardan birisiydi. saygıyla anıyorum.
devamını gör...

after life'tan önce de gayet tanınan ingiliz komedyen. (bkz: the office)'in yaratıcısıdır. bu başlı başına yeter onu tanımak isteyenler için. tercih ettiği ofansif mizah zaman zaman samimiyetsizlik, çıkıp şov yapıp köşesine çekilmekle suçlansa da; yaptığı her işte o suçlandığı konulara bir şekilde değinmiş, dikkat çekmiştir. evet son altın küre sunuculuğu epey dikkat çekti ama bu adam ondan da, after life'tan da önceki sunuculuklarında, dizilerinde bu konular hakkında konuşmuş, reaksiyon vermiş idi. kraldır, reyizdir. orijinaldir, unique kavramını sonuna kadar hakedendir.

şahsım tarafından yapabileceğim tek naçizane eleştri; (bkz: after life)'ın ikinci sezonunda o ofansif halinden -senaryo gereği- vazgeçmesi olabilir. biz tony'i ilk sezondaki siklemez, umursamaz tavrı ile sevmiştik. ikinci sezonda ponçik bi adam oldu çıktı hırbo. gerek yoktu bence ama üçüncü sezonun geleceğini duyurdu yakın zamanda. umarım ilk sezondaki haline döner.

ayrıca; the office üzerinden (bkz: steve carrell) ile atışmaları epey eğlencelidir :d tanrı herkese steve carrel-ricky gervais dostluğundan nasip etsin dinimiz amin.
devamını gör...

1925 yılında amerika’da doğmuştur. kimya mühendisliği üzerine eğitim almıştır. daha sonra, yapmak istediği işin mühendislik olmadığı kanaatine varıp, psikiyatri alanında eğitim almıştır.

freud’un aksine, insanın sadece geçmişten ibaret olmadığını, insanın kendini kendi seçimleriyle, inşa edebileceğini savunur.
ona göre, mutsuz bir çocukluk geçirmek, bir ömür mutsuz, keyifsiz hissetmeye sebep olmamalıdır.

hisler davranışların etkisindedir. iyi hissetmek için önce iyi düşünmeli, sonra iyi edecek adımlar atılmalıdır. ilaç yerine, iyi edecek terapilerden yanadır. bu düşünceler ile 1960’larda seçim kuramını inşa eder ve ardından (bkz: gerçeklik terapisi)üzerine çalışmalar yapar.

mutluluğumuzun, bizim seçimlerimize bağlı olduğunu savunmuştur. geçmişe takılıp kalmanın faydasız olduğunu, anda yaşamanın, anın gerçek olan olduğu üzerinde durur.

ikili ilişkilerin önemine de vurgu yapmıştır. ikili ilişkilerimiz düzelirse, bizim de düzeleceğimizi savunur.

acıların çocuğu olmayı seçmek yerine, kurban olmayı seçmek yerine, neşeli şirin olmaya uğraşmamız gerektiğini savunur. çünkü; mutluluğumuzdan da mutluluğumuzdan da biz sorumluyuz. bir başkası, bizi mutlu etmek için, bizim yerimize, bizimle bir ömür boyu uğraşmaz.

2013 yılında amerika’da ölen psikiyatristin, kişisel özgürlüğün psikolojisi(seçim kuramı), başarısızlığın olmadığı okul, okulda kaliteli eğitim kitapları, türkçeye çevrilmiş kitaplarıdır.

iyimserler de, kötümserler de aynı dünyada yaşıyor; tıpkı aklı başında olanlarla, olmayanlar gibi sözünün sahibidir.
devamını gör...

eşim bir şeyin yerini sorduğunda ‘nereye koyduysan ordadır’ diyorum.

rahmetli babaannem gibi, tv.dekilerle konuşuyorum, bazen de kızıyorum.
devamını gör...

-kitap okuyor musunuz bay anderson?
+okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum.
-ama biz hissediyoruz.

ölü ozanlar derneği, 1989
devamını gör...

beni çekinmeden yazabileceğiniz başlık, herkes sevmek zorunda değil dimi ? saygıyla bunu da takip ederiz.
devamını gör...

her gece uyumadan önce yastığa başımı koyduğumda '' bir yakınımı kaybetmek'' korkusunu yaşıyorum. ve gün bitmeden hayatımda iyi ki varlar dediğim insanlara teşekkür ediyorum. düşüncesi bile korkunç. yakınını kaybedenlere güç diliyorum
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim