gitme kal bu şehirde
"tek kötü tarafı bitmesi" olan nazan öncel şarkısı. biraz önce bir dizide rastladım. olmayan sevgili için içmeyen adama sigara yaktırır.
"hüzünler koyduk üst üste, ayrılık oldu."
yak yak yak
"hüzünler koyduk üst üste, ayrılık oldu."
yak yak yak
devamını gör...
art arda
"birbirinin ardı sıra, birbiri arkasından" anlamına gelen, konuşurken kullanmayı çok sevdiğim ifade.
örnek: cem karaca'nın "bu biçim" şarkısını art arda üç defa dinledim.
örnek: cem karaca'nın "bu biçim" şarkısını art arda üç defa dinledim.
devamını gör...
ağlamak için sudan sebepler bulmak
ağlamak gelirse içten sebebi olmasına gerek yoktur çünkü zaten yolunda gitmeyen şeyler olduğunu gösterir.
devamını gör...
uyumadan önce küçük bir çocuğa doğaçlama masal anlatmak
ben de sevdiğim kişiye anlatırdım o'ndan sonra artık hiç anlatmayacağım...
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
insan yazarken lafın bu kadar uzadığını fark etmiyor. yine de o kadar uğraştım, buraya da bırakayım bilginin linkini.
ahan da!
ahan da!
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
biri çıkıp demiyor ki "iyi ki varsın bir bilen"
devamını gör...
iko (yazar)
#995909
bunaltanlardan birisi de ben olarak, enişten dileklerimle ıyi tatiller diliyorum iko'ya.
yalnız yoldaş, iko'yu tek biz mi yorduk şimdi, eğri otur doğru cevapla benjaminlerin yoldaş. adamı bayram demeden, seyran demeden, hatta işçi bayramı demeden, güncelleştirme diye darlamanın hiç mi payı yok bu yorgunlukta?*
(bkz: iko tatile çıktı)
bunaltanlardan birisi de ben olarak, enişten dileklerimle ıyi tatiller diliyorum iko'ya.
yalnız yoldaş, iko'yu tek biz mi yorduk şimdi, eğri otur doğru cevapla benjaminlerin yoldaş. adamı bayram demeden, seyran demeden, hatta işçi bayramı demeden, güncelleştirme diye darlamanın hiç mi payı yok bu yorgunlukta?*
(bkz: iko tatile çıktı)
devamını gör...
kafa sözlük esnafı
merhaba efendim ben mahallenin yalnızlık koleksiyoncusuyum. doğal olarak yalnızlıklar biriktiririm. (bkz: ikinci el yaşamak) uzmanıyım.
devamını gör...
oruç aruoba
hayatınızın sonuna kadar yalnızca tek bir yazarın, şairin kitaplarını okuyacaksınız deseler hiç düşünmeden seçeceğim yazardır.
vefat ettiğini öğrendiğimde ailemden birini kaybetmiş kadar üzülmüştüm, hayatımda ilk defa yalnız kalmış gibi hissettim. insanlara hayranlık beslemek gibi bir olayım hiç olmadı, en fazla çok sevip takip ederim. ama onun yazdıkları bir başkadır, defalarca kez hayranlıkla okumama sebep olan dizeleri vardır. bir kitabını özellikle en derinlerimde sırrım olarak saklarım. ancak tüm kitaplarını okumuş olan ve beni bir nebze olsun tanıyan biri bu sırrı çözebilir...
sallan yuvarlan yürüdüğüm bu hayat yolumda bana kaleminden dökülenlerle eşlik ettiği için kendimi şanslı hissediyorum. lise çağlarımda daha küçücükken kesişmişti yolum kitaplarıyla, şu an olduğum insanda büyük etkisi vardır; büyütmüştür, öğretmiştir, geliştirmiştir kim bilir farkında bile olmadan daha kaç kalbin elinden tutmuştur.
"yol bitmez. insan ölür, o yolun bir yerinde kalır." yoluma bir oruç aruoba dizesi olarak devam edeceğim, o yolun bir yerinde kalana kadar...
vefat ettiğini öğrendiğimde ailemden birini kaybetmiş kadar üzülmüştüm, hayatımda ilk defa yalnız kalmış gibi hissettim. insanlara hayranlık beslemek gibi bir olayım hiç olmadı, en fazla çok sevip takip ederim. ama onun yazdıkları bir başkadır, defalarca kez hayranlıkla okumama sebep olan dizeleri vardır. bir kitabını özellikle en derinlerimde sırrım olarak saklarım. ancak tüm kitaplarını okumuş olan ve beni bir nebze olsun tanıyan biri bu sırrı çözebilir...
sallan yuvarlan yürüdüğüm bu hayat yolumda bana kaleminden dökülenlerle eşlik ettiği için kendimi şanslı hissediyorum. lise çağlarımda daha küçücükken kesişmişti yolum kitaplarıyla, şu an olduğum insanda büyük etkisi vardır; büyütmüştür, öğretmiştir, geliştirmiştir kim bilir farkında bile olmadan daha kaç kalbin elinden tutmuştur.
"yol bitmez. insan ölür, o yolun bir yerinde kalır." yoluma bir oruç aruoba dizesi olarak devam edeceğim, o yolun bir yerinde kalana kadar...
devamını gör...
tavuk döner
riskli, ucuz ve güzel besindir. 12-13 yaşlarımda zehirlenmiştim bir kere ama hiç önemli değil, hala yiyorum. atın ölümü arpadan olsun.*
devamını gör...
yazarların en sevdiği mfö şarkısı
ali desidero.
devamını gör...
ölen kişinin kırkı çıkmadan normale dönen hayat
hayalperest edebiyatçılar gelmiş başlığa yine.
benim babam öldü iş yerinden 3 gin izin verdiler, 3 gün. siz ne saçmalıyorsunuz burada.
benim babam öldü iş yerinden 3 gin izin verdiler, 3 gün. siz ne saçmalıyorsunuz burada.
devamını gör...
gözlüklü şirin'in şirinler köyünün tek umudu olması
evet. bir gözlüklü şirin taraftarı olarak size ateşli bir şekilde savunacağım görüşüm bu.
efendim malumunuz güzel şirin köyümüzü uzunca bir süredir şirin baba yönetmektedir. fakat şirin babanın da vakti geldiğinde koltuğu bırakması gerekecek. bırakmasa bile geçkin yaşından ötürü pek uzak olmayan bir zamanda şirin cennetine şirinlenecek.
peki sonra?
çoğunuzunun gözlüklü şirine karşı pozitif duygular beslemediğinizi biliyorum. ama gelin şirin şapkalarımızı önümüze koyup bir düşünelim. hatta bunun bir provası olarak şirin babanın köyde olmadığı zamanları gözümüzün önüne getirelim..
taşkınlıklar yapan şirin halkını şirin babanın yöntemlerini kullanarak, kibarca, anlatmaya çalışarak, güç sarhoşluğu yaşamadan ve en önemlisi her seferinde arkadaşları tarafından köyden şirinleneceğini bilerek doğruları savunan elinde kitabı ile kendini sürekli geliştirmeye çalışan gözlüklü şirin mi köyün umudu?
yoksa şirin baba ne zaman köyden gitse taşkınlıklar yapan kimi steroid bağımlısı, kimi narsist, kimi sırf şaka olsun diye şirin arkadaşlarını bombalayan bir manyak, kimi gayet sağlıklı şirin çileklerini fırınında şeker hastalığına çeviren ve bunlar gibi saymakla bitmeyecek, şirinliği mavi olmaktan ibaret gören diğer vasıfsızlar mı?
şirinlikler dilerim.
efendim malumunuz güzel şirin köyümüzü uzunca bir süredir şirin baba yönetmektedir. fakat şirin babanın da vakti geldiğinde koltuğu bırakması gerekecek. bırakmasa bile geçkin yaşından ötürü pek uzak olmayan bir zamanda şirin cennetine şirinlenecek.
peki sonra?
çoğunuzunun gözlüklü şirine karşı pozitif duygular beslemediğinizi biliyorum. ama gelin şirin şapkalarımızı önümüze koyup bir düşünelim. hatta bunun bir provası olarak şirin babanın köyde olmadığı zamanları gözümüzün önüne getirelim..
taşkınlıklar yapan şirin halkını şirin babanın yöntemlerini kullanarak, kibarca, anlatmaya çalışarak, güç sarhoşluğu yaşamadan ve en önemlisi her seferinde arkadaşları tarafından köyden şirinleneceğini bilerek doğruları savunan elinde kitabı ile kendini sürekli geliştirmeye çalışan gözlüklü şirin mi köyün umudu?
yoksa şirin baba ne zaman köyden gitse taşkınlıklar yapan kimi steroid bağımlısı, kimi narsist, kimi sırf şaka olsun diye şirin arkadaşlarını bombalayan bir manyak, kimi gayet sağlıklı şirin çileklerini fırınında şeker hastalığına çeviren ve bunlar gibi saymakla bitmeyecek, şirinliği mavi olmaktan ibaret gören diğer vasıfsızlar mı?
şirinlikler dilerim.
devamını gör...
zibidi
tdk tanımında
-gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan kimse
- yersiz ve zamansız davranışları olan kimse
benim öğrencimin dilinde bir sevgi sözcüğü efendim şöyle ki;
bahçedeki yavru köpekleri seviyoruz, öğrencim (adı ali olsun) geldi köpeği bir güzel seviyor, kuyruğunu okşuyor bu sırada da şöyle diyor "ne güzel şeysin sen zibidi, tatlı zibidi "
zibidiyi duyan ben devreye giriyorum "ali'cim zibidi güzel bir kelime değil, kullanma o kelimeyi"
gelen cevap mükemmel "ama öğretmenim annem beni zibidi diyerek seviyor, kötü kelime değil ki o"
çocuk teoride haklı, bir şey de diyemiyorum. annesiyle konuşuyorum böyle böyle diye "aman hocam sevimli niyetine kullanıyorum ben zibidiyi ona varana kadar neler diyoruz çocuklara. "
yeter duymak istemiyorum neler dediğinizi.*
-gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan kimse
- yersiz ve zamansız davranışları olan kimse
benim öğrencimin dilinde bir sevgi sözcüğü efendim şöyle ki;
bahçedeki yavru köpekleri seviyoruz, öğrencim (adı ali olsun) geldi köpeği bir güzel seviyor, kuyruğunu okşuyor bu sırada da şöyle diyor "ne güzel şeysin sen zibidi, tatlı zibidi "
zibidiyi duyan ben devreye giriyorum "ali'cim zibidi güzel bir kelime değil, kullanma o kelimeyi"
gelen cevap mükemmel "ama öğretmenim annem beni zibidi diyerek seviyor, kötü kelime değil ki o"
çocuk teoride haklı, bir şey de diyemiyorum. annesiyle konuşuyorum böyle böyle diye "aman hocam sevimli niyetine kullanıyorum ben zibidiyi ona varana kadar neler diyoruz çocuklara. "
yeter duymak istemiyorum neler dediğinizi.*
devamını gör...
okuldan eve gelip kapı önünde bir sürü ayakkabı görmek
cenaze varlığına da işaret edebilir dikkatli olmak lazım.
devamını gör...
marat'ın ölümü
fransız ressam jacques louis david'e ait, 1793 yılında yapılmış ve tarihi bir öneme sahip olan eserin ismidir.
1748-1825 yıllarında yaşamış sanatçı, neoklasik döneme ait eserler vermiştir. esere geçmeden önce neoklasik yaklaşımı hakkında kısacık bir bilgi vermek yerinde olacaktır. bu dönem antik yunan ve roma dönemine duyulan özlem ile açığa çıkmıştır. eserlerde perspektif anlayışı yoktur. ışığın önemli bir etkisi de yoktur. diğer dönemlere göre daha keskin çizgilere sahiptir. ve bu dönemin en büyük sanatçısı jacques louis david'dir. peki bu tablo neden bu kadar önemli ve ünlü olmuştur? bu soruya cevap verebilmek için önce marat'ı tanımamız gerekmektedir.

tablodaki kişi marat. o, bir devrimcidir. fransız devrimi'nin önemli (bkz: jakoben) liderlerinden biridir. aynı zamanda doktor ve gazetecidir. marat tutkulu bir devrimci olduğundan polislerden kaçmak için sık sık kanalizasyonda saklanmak zorunda kalıyordu. kanalizasyonda çok vakit geçirdiğinden bir çeşit cilt hastalığına yakalanmıştır. bu cilt hastalığına su iyi geldiğinden, marta evde kaldığı sürede bol bol banyoda vakit geçirir olmuştur. ve genelde küvetinde çalışırdı. bir gün yine küvetinde çalışırken, devrim karşıtı bir kişi evine gelir. marat ile görüşmek zorunda olduğunu söyler. marat'ın eşi, onun müsait olmadığını söyleyerek uzaklaştırmaya çalışır. bunun üzerine marat'a önemli bir evrak vereceğini söyler. sesleri duyan marat, eşine bırak gelsin der. katil kişi, tabloda marat'ın sol elinde bulunan belgeyi marat'a verir. marat, onu okurken bıçakla öldürülür.
jacques louis david, marat'ın yakın arkadaşlarından biridir. ertesi gün marat'ın evine gider. böyle bir olay yaşandığını öğrenen ressam çok üzülerek bu olayı anlatmak için bir resim yapmaya karar verir. işte bu resim bu hikayeden doğmuştur. david olayın vahametini anlatmak için arka planı koyu renk kurgulamıştır. fazla ayrıntıya girmeden çok temiz ve yalın bir eser ortaya çıkarmıştır.
1748-1825 yıllarında yaşamış sanatçı, neoklasik döneme ait eserler vermiştir. esere geçmeden önce neoklasik yaklaşımı hakkında kısacık bir bilgi vermek yerinde olacaktır. bu dönem antik yunan ve roma dönemine duyulan özlem ile açığa çıkmıştır. eserlerde perspektif anlayışı yoktur. ışığın önemli bir etkisi de yoktur. diğer dönemlere göre daha keskin çizgilere sahiptir. ve bu dönemin en büyük sanatçısı jacques louis david'dir. peki bu tablo neden bu kadar önemli ve ünlü olmuştur? bu soruya cevap verebilmek için önce marat'ı tanımamız gerekmektedir.

tablodaki kişi marat. o, bir devrimcidir. fransız devrimi'nin önemli (bkz: jakoben) liderlerinden biridir. aynı zamanda doktor ve gazetecidir. marat tutkulu bir devrimci olduğundan polislerden kaçmak için sık sık kanalizasyonda saklanmak zorunda kalıyordu. kanalizasyonda çok vakit geçirdiğinden bir çeşit cilt hastalığına yakalanmıştır. bu cilt hastalığına su iyi geldiğinden, marta evde kaldığı sürede bol bol banyoda vakit geçirir olmuştur. ve genelde küvetinde çalışırdı. bir gün yine küvetinde çalışırken, devrim karşıtı bir kişi evine gelir. marat ile görüşmek zorunda olduğunu söyler. marat'ın eşi, onun müsait olmadığını söyleyerek uzaklaştırmaya çalışır. bunun üzerine marat'a önemli bir evrak vereceğini söyler. sesleri duyan marat, eşine bırak gelsin der. katil kişi, tabloda marat'ın sol elinde bulunan belgeyi marat'a verir. marat, onu okurken bıçakla öldürülür.
jacques louis david, marat'ın yakın arkadaşlarından biridir. ertesi gün marat'ın evine gider. böyle bir olay yaşandığını öğrenen ressam çok üzülerek bu olayı anlatmak için bir resim yapmaya karar verir. işte bu resim bu hikayeden doğmuştur. david olayın vahametini anlatmak için arka planı koyu renk kurgulamıştır. fazla ayrıntıya girmeden çok temiz ve yalın bir eser ortaya çıkarmıştır.
devamını gör...
yazarların keşke dediği şeyler
keske bu kadar değer vermeseydim.
devamını gör...
hukuk fakültelerinde eğitimin 5 yıla çıkarılması
sadece hukuk yetmez dediğim artıştır.
tüm fakültelerde yapılması gerekendir. hatta 6 yıla çıkmalıdır. böylelikle önümüzdeki iki sene boyunca üniversite mezunu işsiz insan sayısı artmayacaktır. ak parti zamanında oldu denecek bir başarıdır hedef 2023'e kadar 2 sene boyunca işsiz sayısının artmaması.
(gerçi eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyelim. fakültelerin alayını 10 seneye çıkartma potansiyeli görüyorum ben bunlarda.)
tüm fakültelerde yapılması gerekendir. hatta 6 yıla çıkmalıdır. böylelikle önümüzdeki iki sene boyunca üniversite mezunu işsiz insan sayısı artmayacaktır. ak parti zamanında oldu denecek bir başarıdır hedef 2023'e kadar 2 sene boyunca işsiz sayısının artmaması.
(gerçi eşşeğin aklına karpuz kabuğu düşürmeyelim. fakültelerin alayını 10 seneye çıkartma potansiyeli görüyorum ben bunlarda.)
devamını gör...
kim daha az sevmişse ilk o gider
sayın yazarımız @epsilondelta ukdesidir.
her ilişkinin dinamikleri ve ilişkinin içinde bulunan insanların karakterleri farklı olabileceğinden katılmadığım önermedir.
bazen çok aşık taraf gururundan gider, karşıdakinin onu aynı derecede sevmediğini bildiği için.
ya da o kadar fazla sever ki sonunda kırılacağından korkar çünkü o terk ederse bunu kaldırması daha güç olur.
veya çok sevdiği halde artık tahammülü kalmamıştır, bu ilişki çok yıpratıcıdır.sevdiğinin mutluluğunu düşünmekten kendininkini unutmuştur.
belki de sevgisi ile prensipleri çakışıyordur. prensiplerinden ödün vermemek adına sevgiyi bırakır çünkü prensipsiz yaşayamaz.
gibi gibi.
ilişkilerde kesin bir matematik yoktur.
her ilişkinin dinamikleri ve ilişkinin içinde bulunan insanların karakterleri farklı olabileceğinden katılmadığım önermedir.
bazen çok aşık taraf gururundan gider, karşıdakinin onu aynı derecede sevmediğini bildiği için.
ya da o kadar fazla sever ki sonunda kırılacağından korkar çünkü o terk ederse bunu kaldırması daha güç olur.
veya çok sevdiği halde artık tahammülü kalmamıştır, bu ilişki çok yıpratıcıdır.sevdiğinin mutluluğunu düşünmekten kendininkini unutmuştur.
belki de sevgisi ile prensipleri çakışıyordur. prensiplerinden ödün vermemek adına sevgiyi bırakır çünkü prensipsiz yaşayamaz.
gibi gibi.
ilişkilerde kesin bir matematik yoktur.
devamını gör...
