konuşmak bir deneyim biçimidir. ama ille de sessizliğin yerini tutması gerekmez...
sessizlik sözlerin yokluğu demek değildir. doldurulması gereken bir boşluk değildir...
ozanlar, sessizliğin seslerine kulak verirler.
gündüz vassaf-cehenneme övgü
devamını gör...

karma puan batıyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kağıt katlama sanatı. hobi uzmanı kişiliğim bunu da denedi. yukarıdaki ejderha(!) çalışmamdan sonra bıraktım.
devamını gör...

pnömonultramikroskopik silikovolkonyoz olarak türkçeye çevrilir. muhtemelen hastalığın tanısı, hastalığın adını söylerken nefesin yetip yetmemesine göre konuyor.
devamını gör...

dinlemek için büyük çaba gösteriyorum.
gerçekten.
ama ses tonu o kadar sabit ki. cümleler arasında nokta dahi yok. bir de müthiş bir hızla konuşmasına rağmen artikülasyon bozukluğu da yok. kelimeleri çok net telaffuz ediyor.
bir noktada söylediklerini kaçırıp zihnimin derinlerine doğru bir yolculuğa çıkıyorum. hipnoz ediyor.
ne dediğini bilmiyorum ama en doğru zamanda başımı sallıyorum hafifçe, onaylıyorum. cesaret bulup daha hızlı anlatıyor.
tek problem, soru sorduğu ve benim yine başımı sallayıp gülümsediğim anlarda ortaya çıkıyor. yüz şeklinden soru sorduğunu anlıyorum. ama çok geç. ben o sırada çocukluğuma kadar inmişim.
yapılacak tek bir şey var!

"ehehe bilmiyorum ki yenge."
devamını gör...

podos*ve logos* kelimelerinden türetilmiş yunanca kelimedir.
ayak hastalıkları üzerine tedavi ve bakım hizmeti sunan sağlık alanında bir bilim dalıdır. bu mesleği icra eden kişilere podolog denilmektedir.
devamını gör...

düşün. fethiye’deyiz, tüm gün koy koy dolaşıp uygun bulduğumuz yerde denize atlıyor, kurulanıp bira içiyoruz. saçma su savaşları bile yapmışız bi ara, bizim hatunlarla.

karayolundan o üstü açık yazlık vosvoslar falan geçiyor. gözleme açan tontiş teyzeler var gölgede, karşı koyda lüks tekneler demirlemiş. dibimizde günü birlik turcular. süt mısırı dişleyen sevgililer. denizde bindikleri muz takla atınca coşan kadınlı erkekli o şen grup.

akşam karanlığı basınca, kumsalda şezlonga dayanmış, manitolarımızla geyik yapıyoruz. ortamda başkaları da var. herkes mutlu halinden. hiç sabah olmayacak gibi.

derken moderatörden telefon geliyor sana ‘yoldaş koş sözlükte isyan çıktı’

sabaha kadar kilitsin o dakikadan sonra. bi bakıyorsun sözlüğe, memnuniyetsizlik dalgası var, ilk uçakla hoop istanbul.

allah kahretsin be. sısısıs
devamını gör...

daha yaygın tabiriyle siber zorbalık.

insanlar, anonim olmanın verdiği rahatlıkla her şeyi söyleme cüretini kendine layık görüyor. kişiliğinizden tutun da yüzünüzün şekline, sakallarınıza, makyajınıza, işinize, ailenize, etek boyunuza, pantolon paçanıza, kısacası hayatınıza dil uzatma hakkını kendisi için bir hak zannediyor. günümüz dünyasında bir kere olsun eleştirilmemiş, hakarete uğramamış insan var mıdır? sadece ailenizle bir fotoğraf paylaşın, canım eşim/ailem deyin, bunda dahi buluttan nem kapacak tipler çıkacaktır.

sosyal medya bize umursamamayı öğretti. umursamadığın kadar varsın çünkü sosyal medyada. birilerinin hakkınızda söyledikleri karakterinizden, kişiliğinizden pek de bir şey kaybettirmeyecek.
devamını gör...

ana nesneden ayrıldığı takdirde fonksiyon kaybına neden olan , bütünleyici parça anlamına gelmektedir. mütemmim sözcüğünün kökeni arapça olup bütünleyen manasına gelmektedir.cüz sözcüğünün de kökeni arapça olup bütünün küçük parçası, birim, ünite anlamlarına gelmektedir. mütemmim cüze örnek vermek gerekirse ; evin çatısı, gözlüğün camı diyebiliriz.
devamını gör...

insanın gerçekten iliklerine kadar yaşayacak harika bir hayatı olmamasından kaynaklanıyor bence.*
devamını gör...

dinlerken yüreği titreten bir neşet ertaş türküsüdür. "evvelim sen oldun" ya da "cahildim dünyanın rengine kandım" diye de bilinir.
buradan
cahildim dünyanın rengine kandım
hayale aldandım boşuna yandım
seni ilelebet benimsin sandım
ölürüm sevdiğim zehirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
sözüm yok şu benden kırıldığına
idip başka dala sarıldığıma
gönülüm inanmıyor ayrıldığına
gözyaşım sen oldun kahirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
garibim can yıkıp gönül kırmadım
senden ayrı ben bir mekan kurmadım
daha bir gönüle ikrar vermedim
batınım sen oldun zahirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
daha bir gönüle ikrar vermedim
batınım sen oldun zahirim sensin
evvelim sen oldun ahirim sensin
devamını gör...

çaylaklığın getirilmesi pekala kabul edilebilir fakat bu sistemin ilk getirilmesinde sıkıntı var bana göre. hali hazırda yazar olan kişileri çaylak yapmak bana göre abes kaçmış. madem çaylaklık getirecektiniz belirttiğiniz tarihten sonra kayıt olanları çaylak yapsaydınız. zaten üst üste onlarca entry girebilirdim fakat faydalı olmazdı. mesele 10 entry doldurmak değil mesele yararlı olabilecek entry yazmak. başlık altında yazılanları okudum. düzgün bir şekilde karşı çıkan da olmamış. siz böyle her şeyi sorgulamadan desteklerseniz işiniz zor.
devamını gör...

ilk sezonu harika olan bir dizidir. hatta öyle harika ki resmen senaryonun tüm güzel kısmını ilk sezona yığıp devamını sadece beğenildiği için çekmişler gibi. özellikle de 3. sezon 2. bölümde dayanamadım ve diziyi bıraktım. zamanla ilgili her teori mükemmel ve beyin sulandırıcıydı ancak farklı bir evren bir tık fazla olağandışıydı. eğer listenizdeyse kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim, hatta ilk sezonu büyük bir hız ve heyecanla bitireceğinize iddiaya bile girebilirim. tabii 3. sezonu bitirebilirseniz lütfen bana da sonunu söyleyin çünkü şahsen ben devamını izlemeye katlanadım.
devamını gör...

koskoca itibarına kıl kondurmayan devlet, gece gizliden çaktırmadan buzdolabından sarma aşırır misali vatandaşının arkasından iş çeviriyor. farklı bir sonuç beklemiyordum ona rağmen üzüldüm.
devamını gör...

insanın anlama yetisi üzerine bir soruşturma david hume'un fikirlerin kökeninden özgür iradeye nedensellik ilkesine dair şüphelerden, mucizelere kadar en ünlü argümanlarını formüle ettiği eserdir. ayrıca döneminde tanrının varlığına karşı en güçlü kanıt olarak gösterilen " akıllı tasarım" argümanına da bu eserinde ciddi eleştiriler getirmiştir.

- birisi çıkıp da bana ölü bir adamın hayata geri döndürüldüğünü söylese, ben hemen şöyle düşünürüm: bu insanın kandırıyor ya da kandırılıyor olması mı, yoksa aktardığı olgunun gerçekten yaşanmış olması mı daha mümkün? mucizeleri iki kefeye koyar tartarım ve ulaştığım üstünlüğe göre kararımı veririm, ama her zaman mucizelerden daha büyük olanını reddederim. eğer tanıklığının yanlışlığı aktardığı olaydan daha mucizeviyse, o zaman ama ancak o zaman beni inandırdığına ya da ikna ettiğine hükmedebilir. sy 115

- dini meselelerde farklı olan her şey aykırıdır ve antik yunanın, türkiyenin, siyamın ve çinin dinlerinin hepsinin birden sağlam bir temele dayanıyor olması imkansızdır. dolayısıyla bu dinlerin herhangi birinde gerçek olduğu iddiasıyla ortaya atılan her mucizenin ( ki hepsinde de mucizeden bol bir şey yoktur.) doğrudan amacı, parçası olduğu sistemi kabul ettirmek olduğundan; diğer tüm sistemleri yıkma konusunda da, daha dolaylı olmakla birlikte, aynı güce sahiptir. her din rakip bir sistemi yok ederken, o sistemin dayandığı bu mucizelerin inanılırlığını da yok eder; böylece farklı dinlerin tüm olağanüstü olayları aykırı olgular olarak, bu olağanüstü olayların delilleri de ister zayıf ister güçlü olsun birbirine karşıt görülmelidir. bu muhakeme yöntemine göre, muhammedin ya da haleflerinin herhangi bir mucizesine inandığımızda, birkaç barbar arabın tanıklığı delil olarak gösterilir. diğer yandan, titus lıvıusun, plutarkhosun, tacıtusun otoritesini, demem o ki belirli bir dinle ilgili mucize aktarmış olan yunan, çinli ve roma katolik tüm yazar ve tanıkların otoritesini değerlendirirken, bu tanıklara muhammedin mucizelerinden bahsettiklerinde nasıl yaklaşacaksak öyle yaklaşmamız gerektiğini ve aktardıkları bu mucizeye nasıl kesin bir şekilde karşı çıkıyorlarsa bizim de aynı kesinlikle bunlara karşı çıkmamız gerektiğini söylüyorum. bu argüman aşırı incelikli ve zekice görünebilir; ama birine karşı suç işlendiğini savunan iki tanığın güvenilirliğinin, bu suçun işlendiğini iddia ettiği sırada o kişinin iki yüz fersah uzakta olduğunu doğrulayan başka iki insanın tanıklığıyla yok olduğunu varsayan bir hakimin muhakemesinden farkı yoktur. sy 121

- insanların üçkağıtçılığı ve aptallığı o kadar sık görünen durumlardır ki, doğa yasalarının böyle alenen çiğnenmesini kabul etmektense, bu iki özelliğin bir araya gelmesinin en olağanüstü olayları doğurabileceğine inanırım. sy 128
devamını gör...

her çıkmaza girdiğinde geçeceğini bil. neler neler geçmedi mi? gül kızım vallahi değmez bu dünya..
devamını gör...

mutlu olmayı erteliyorum. yarın çok zamanım varmış gibi.
devamını gör...

dönüşü muhteşem olmuş canımız radyomuz, hem görselliği hem işlerliği çok daha başarılı olmuş. başta gomercan olmak üzere bu güzelleşmede emeği geçen herkese gönülden teşekkürlerimle...
devamını gör...

rahmetli barış manço bir söyleşisinde şöyle der: çıkmaz sokağa girmeden gösterelim ve hiçbir insandan esirgemeyelim sevgilerimizi. üç beş günlük dünya hayatı değmiyor hiçbir kavgaya. ben de yapmamız gereken en önemli şeyin bu olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

insan böyle haberleri duyunca mutlu oluyor, fikirlerin yazılara döküldüğü harika işlerden birisi daha.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim