iki şehrin hikayesi
dünyanın en çok okunan romanlarından, (bkz: charles dickens) eseri. fransız devrimi öncesinde paris-londra ekseninde geçen hikaye, edebiyat dünyasının klasikleri arasında yer alır.
--- alıntı ---
zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü... akıl çağıydı, akılsızlık çağıydı... inanç devriydi, kuşku devriydi... mevsimlerden aydınlık'tı, mevsimlerden karanlık'tı... umudun baharını, çaresizliğin kışını yaşıyorduk. elimizde hem her şeyimiz vardı, hem de hiçbir şeyimiz yoktu. hepimiz ya cennete gidecektik, ya da doğruca öteki tarafa.
--- alıntı --- (handan ünlü haktanır çevirisinden)
--- alıntı ---
zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü... akıl çağıydı, akılsızlık çağıydı... inanç devriydi, kuşku devriydi... mevsimlerden aydınlık'tı, mevsimlerden karanlık'tı... umudun baharını, çaresizliğin kışını yaşıyorduk. elimizde hem her şeyimiz vardı, hem de hiçbir şeyimiz yoktu. hepimiz ya cennete gidecektik, ya da doğruca öteki tarafa.
--- alıntı --- (handan ünlü haktanır çevirisinden)
devamını gör...
sezen aksu şarkılarında geçen mükemmel sözler
bu başlığı açtığım için gurur ve iftihar duyuyorum. hayırlı olsun. ilk siftah benden.
ve bir anda
bir başka aşkla alev alev
tutuşup da birden yeni baştan oldun
kendi canından
içimde kavga eden senler
bir bir barışıyor
ömrüme senden de önemli
bir şey karışıyor
84 çıkışlı bir başka aşk şarkısı. bu satırların derin incelemesini yapacağım
bir anda bir başka aşkla dediği şey normal aşkın yanında cinsel dürtü ve o anki heyecan ile duyulan aşk. bir başka aşk. alev alev eden, tutuşan ateş. yeni baştan oluyor sevgili. kendi canından. yeni bir birey, cenin habercisi mısralar. güzel bir gece sabahı kaleme alınmış gibi.
içimde kavga eden senler baya baya doğal seleksiyon ile elenen ve yarışan spermler. barışmaları ise gayelerine ulaşmaları. ömrüme senden de önemli bir şey karışıyor. döllenmiş yumurta hücresinin büyümesi, hormon dengesinin alt üst olması, beynin ve ruhun annelik mertebesine adım atması... çok şey anlatıyor bu şarkı.
ve bir kadından başkası yazamazdı böylesini. ve belki bir erkek de tam anlamıyla anlayamaz anlatmak istediğini. bir kanıt daha aysel'in ne kadar köklü, güçlü, ateşli, heyecanlı sözler yazdığına.
ve bir anda
bir başka aşkla alev alev
tutuşup da birden yeni baştan oldun
kendi canından
içimde kavga eden senler
bir bir barışıyor
ömrüme senden de önemli
bir şey karışıyor
84 çıkışlı bir başka aşk şarkısı. bu satırların derin incelemesini yapacağım
bir anda bir başka aşkla dediği şey normal aşkın yanında cinsel dürtü ve o anki heyecan ile duyulan aşk. bir başka aşk. alev alev eden, tutuşan ateş. yeni baştan oluyor sevgili. kendi canından. yeni bir birey, cenin habercisi mısralar. güzel bir gece sabahı kaleme alınmış gibi.
içimde kavga eden senler baya baya doğal seleksiyon ile elenen ve yarışan spermler. barışmaları ise gayelerine ulaşmaları. ömrüme senden de önemli bir şey karışıyor. döllenmiş yumurta hücresinin büyümesi, hormon dengesinin alt üst olması, beynin ve ruhun annelik mertebesine adım atması... çok şey anlatıyor bu şarkı.
ve bir kadından başkası yazamazdı böylesini. ve belki bir erkek de tam anlamıyla anlayamaz anlatmak istediğini. bir kanıt daha aysel'in ne kadar köklü, güçlü, ateşli, heyecanlı sözler yazdığına.
devamını gör...
uzun süreli ilişkinin sırrı
iki şekilde uzun süreli ilişki olur birincisi duyguların baskın çıkmasıyla tahammül ve sabırla sürütülen ,yıpratıcı ve genelde sonu hüsranla biten..ikincisi ise kişilerin samimiyetle beraberliklerine, sevgilerine gösterdikleri özen sayesinde gelişen ve sonunda örnek bir çifti temsil eden...
devamını gör...
deniz görmeden yaşayamam insanı
3-4 senede bir anca deniz gordugumuzden, icine dahil olamadigimiz insan turudur. biz de dağ insaniyiz, koca koca gorkemli daglarin manzarasina hastayiz.
devamını gör...
cem adrian
gerçek adı cem filiz’dir. yugoslav kökenli türk müzisyen, söz yazarı, yapımcı ve yazardır.
devamını gör...
(tematik)
uluslararası insancıl hukuk
ingilizcesi international humanitarian law(ihl) . uluslararası insancıl hukuk aynı zamanda savaş hukuku olarak bilinir. silahlı çatışmaların olumsuz etkilerini azaltmayı amaçlar. bu kapsamda uluslararası çatışmaların (mac) ve uluslararası olmayan çatışmaların(niac) hangi kurallara göre yapılabileceğini belirler. aktif olarak çatışmaya dahil olmayan sivil hedeflere saldırmak, sivillerin canlı kalkan olarak kullanılması, askeri veya sivil sağlık ekiplerine saldırılması, toplu imhaya neden olacak silahların kullanılmaması, askeri hedef seçiminde hedefin değerine göre kabul edilemez noktada sivil zayiatın verilmemesi gibi kurallar.
uluslararası insancıl hukuk gerekli olmakla yetkinliği tartışılır. özellikle uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda bunun nıac olarak kabul edilmesi ve ihl'in işleyebilmesi için belli şartlar gerekir. insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk özellikle çatışma bölgesindeki suçlarda birbirini destekler noktada çalışır. uluslararası insancıl hukuk hızla değişen savaş teknolojilerine, gerek uluslararası gerek ise uluslararası nitelik taşımayan silahlı çatışmalarda değişen yöntemlere ayak uydurmaya çalışmaktadır. uluslararası insancıl hukuk konusunda daha fazla bilgi edinmek isteyenlere,coursera sitesindeki ınternational humanitarian law in theory and practice kursunu tavsiye ederim. son dönemlerde severek ve beğenerek aldığım en faydalı kurslardan biri oldu. buradan
uluslararası insancıl hukuk gerekli olmakla yetkinliği tartışılır. özellikle uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda bunun nıac olarak kabul edilmesi ve ihl'in işleyebilmesi için belli şartlar gerekir. insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk özellikle çatışma bölgesindeki suçlarda birbirini destekler noktada çalışır. uluslararası insancıl hukuk hızla değişen savaş teknolojilerine, gerek uluslararası gerek ise uluslararası nitelik taşımayan silahlı çatışmalarda değişen yöntemlere ayak uydurmaya çalışmaktadır. uluslararası insancıl hukuk konusunda daha fazla bilgi edinmek isteyenlere,coursera sitesindeki ınternational humanitarian law in theory and practice kursunu tavsiye ederim. son dönemlerde severek ve beğenerek aldığım en faydalı kurslardan biri oldu. buradan
devamını gör...
anneliğin kutsallaştırılması
henüz anne olmadım nasıl bir his olduğunu bilmiyorum. elbette ki özel bir histir ama ben kutsallaştırılmasını doğru bulmuyorum. çünkü bu şekilde davranarak doğal sebeplerle ya da kendi isteği doğrultusunda çocuk sahibi olmayan kadınların kendini eksik hissetmesine yol açılıyor. daha geçen gün bir kadının beren saat'in fotoğrafının altına "hala çocuğu olmadı mı? eksik kadın" yazdığını gördüm.
devamını gör...
ayın en çalışkan 10 yazarı hakkında ne dediler
(bkz: benim burada ne işim var denilen anlar)
tövbe estağfurullah, kendimi kadınlar hamamına götürülmüş çocuk gibi hissediyorum. benden başka er kişi yok mu burada? bi kapıya çıkıp sigara içebiliyor muyum peki? anladım, sağol.
tövbe estağfurullah, kendimi kadınlar hamamına götürülmüş çocuk gibi hissediyorum. benden başka er kişi yok mu burada? bi kapıya çıkıp sigara içebiliyor muyum peki? anladım, sağol.
devamını gör...
kalorili yiyeceklerin lezzetli olma sebebi
devamını gör...
yazarların en eften püften başarıları
lise 1'de bir münazara yarışmasına katılmış benden 2 yaş 3 yaş büyük abileri, ablaları elemiştim. ikinci turda küçük bir puanla kaybetmiştim. tartışmayı yöneten moderatör yarışma bittikten sonra tüm hocalarımın yanına gelip "bu kız çok iyi. geleceği parlak, ileride çok iyi işler başaracak" falan demişti.
buradan o hocaya soruyorum. "abi kaç yıl oldu, hala bir şey olamadım. nerede yanlış yaptık ya da neden hayallerimle oynadın?"
buradan o hocaya soruyorum. "abi kaç yıl oldu, hala bir şey olamadım. nerede yanlış yaptık ya da neden hayallerimle oynadın?"
devamını gör...
boris pasternak
rus şair hatta şairlerin şairi boris pasternak veya tam adıyla boris leonidoviç pasternak yalnızca şair olarak anılmaması gereken bir isim. rainer maria rilke, paul verlaine ve william shakespeare gibi edebiyatın önemli isimlerinin eserlerini rusçaya çevirmiştir şairliğinin yanı sıra. pasternak sanatın içine doğmuştur ve çağdaşlarının aksine görece rahat bir hayata gözlerini açmıştır. belki biraz bu durumdan ötürü belki de birinci dünya savaşına katılamayacak durumda olmasından eserlerinde savaşın tahribatı görülmez, daha çok doğa ile iç içe ve aşk üzerine yazmıştır ama döneminin şartları gereği toplumdan da tam olarak kopması mümkün olmamış bu yüzden kendi şiir anlayışının içine yedirmiştir bu durumu. hayatı boyunca çoğu kez eserleri sansüre uğramış, yasaklanmış ve hatta hayatının sonlarına doğru kanser ile mücadele ederken ülkesinden sürülme ihtimali ile karşı karşıya kalmıştır ve zaten en sonunda da kansere yenik düşmüştür. erken dönem eserlerine bakıp kendisine sembolist demek ne kadar doğru olur bilmiyorum bana kalırsa pasternak sınırlandırılabilecek bir isim olmamıştır zaten hiç. 50 yaşlarının ortalarındayken olga ivinskaya ile tanışmış ve daha sonra şiirlerinde onun izleri de görülmüştür.
cemal süreya çevirisi ile öyledir öyle başlar şiiri:
insan iki yaşında da öyle başlar işte
ezgilerin karanlığına sıyrılır kucaklardan,
cıvıl cıvıl cıvıldar, mırıldar bir süre,
derken, üçüne doğru, sözler dökülür ağzından.
öyledir işte, yavaşça başlarsın anlamaya,
kapılıp bir türbinin büyük gürültüsüne,
sen misin bu, bir başkası mı yoksa,
yabancılaşmıştır evin, bir gölgedir annen de
bu zalim leylâk parıltısının nedir derdi?
bu dökülen, bu inen bir park kanepesine,
nedir? çocukları kaçırmak gibi bir şey mi?
öyledir işte, kuşlar öyle doluşur içine.
arttıkça artan kıvamını bulan acılardan:
yüreğinde ulaşılamayanın özlemi, uzak yıldızlar,
faust gibi olduğun, kafan bulandığı zaman
öyledir, öyle başlar çingene çalgıcılar.
uçaraktan yüce yüce gök katlarından
çevrili alanlar görürsün, evsiz topraklar,
ve denizler bir iççekiş kadar ansızın,
işte tıpkı öyle doğar heceler ve uyaklar.
yulafların üstünde, sırtüstü,yaz geceleri,
yakarır durur: her şey yerini alsın diye,
sakınarak gözünden şafağı ve evreni
öyle olacaktır, öyledir dalaşımız güneşle.
öyledir, öyle başlar yaşamak, dizelerle.
cemal süreya çevirisi ile öyledir öyle başlar şiiri:
insan iki yaşında da öyle başlar işte
ezgilerin karanlığına sıyrılır kucaklardan,
cıvıl cıvıl cıvıldar, mırıldar bir süre,
derken, üçüne doğru, sözler dökülür ağzından.
öyledir işte, yavaşça başlarsın anlamaya,
kapılıp bir türbinin büyük gürültüsüne,
sen misin bu, bir başkası mı yoksa,
yabancılaşmıştır evin, bir gölgedir annen de
bu zalim leylâk parıltısının nedir derdi?
bu dökülen, bu inen bir park kanepesine,
nedir? çocukları kaçırmak gibi bir şey mi?
öyledir işte, kuşlar öyle doluşur içine.
arttıkça artan kıvamını bulan acılardan:
yüreğinde ulaşılamayanın özlemi, uzak yıldızlar,
faust gibi olduğun, kafan bulandığı zaman
öyledir, öyle başlar çingene çalgıcılar.
uçaraktan yüce yüce gök katlarından
çevrili alanlar görürsün, evsiz topraklar,
ve denizler bir iççekiş kadar ansızın,
işte tıpkı öyle doğar heceler ve uyaklar.
yulafların üstünde, sırtüstü,yaz geceleri,
yakarır durur: her şey yerini alsın diye,
sakınarak gözünden şafağı ve evreni
öyle olacaktır, öyledir dalaşımız güneşle.
öyledir, öyle başlar yaşamak, dizelerle.
devamını gör...
berlin duvarı
kurbanları arasında türk çocuğununda olduğu "utanç" duvarı, aşağıdaki linke tıkladığınızda anlatmaya başlıyor, "bunlar da ilginizi çekebilir" yazısı çıktığında aşağıya doğru sayfaya devam ediniz, yazı devam etmektedir.
www.bbc.com/turkce/haberler...
www.bbc.com/turkce/haberler...
devamını gör...
gerçekte en çok görülmek istenen sözlük yazarları
çoğu yazarın düşünceleriyle, fikirleriyle, espiri anlayışlarıyla ve hayata bakış açılarıyla zaten görüyorum. en anlamlı halidir bu görüş. ruha dokunan cinsten.
devamını gör...
hermetika
antik mısır'a kadar dayanan orijinal kayıtları, yıkılan iskenderiye kütüphanesinden kaçırılmıştır. ortadoğu'daki zerdüştlük, saabilik, ve sufilik gibi ezoterik ekollere kaynak oluşturmasının yanında, buradan eski yunanistan'a geçmiş ve şimdiki adını da veren hermes trismegistus tarafından yunancaya çevrilmiştir. pisagor ve platon gibi eski yunan düşünürlere ilham olmuştur. eski yunan'dan gelen bu kayıtlar latinceye de çevrilmiştir. newton ve kopernik gibi zamanın düşünürlerini de etkilemiştir.
hermetika bir takım öğretileri içinde barındıran bir eserdir. şiir gibi yazılan bu öğretilerden bir örnek;
"haydi dinleyin çamurdan insanlar!
bir an düşün, nasıl oluştuğunu ana rahminde.
aklına getir o usta işçiliği ve ara o sanatçıyı,
böyle güzel bir görüntüye şekil veren.
kim çizdi göz yuvalarını?
kim açtı burun deliklerini, kulaklarını ve ağzını?
kim uzattı sinirlerini ve sıkıca bağladı?
kim yaptı kemiklerini ve etini deriyle örttü?
kim ayırdı parmaklarını ve düzleştirdi tabanlarını?
kim hazırladı kalbini ve boşluklar bıraktı ciğerlerinde?
kim görünür kıldı güzelliğini
ve sakladı bağırsaklarını içeride?
kaç çeşit beceri kullanıldı
ve kaç tane sanat eseri yaratıldı
oluşturmak için bir insanı?
(…) gözlerinle görmek için o’nu,
mükemmel düzenine bak evrenin;
algıladığın her şeyi yöneten
zorunlu yasalara ve
olan ve olacak olan her şeyin
mükemmelliğine bak!
uzayda kendine verilen yerde dolaşır her yıldız.
niçin bütün yıldızlar aynı yolu izlemezler?
her birinin yerini tayin eden kimdir?
bunların yapımcısı ve sahibi olmalıdır birisi.
mümkün değildir tesadüfen ortaya çıkmaları.
düzen tümüyle yaratılmış olmalıdır mutlaka.
ölçüye sığmayan sadece
ortaya çıkandır ‘tesadüfen’."
bu eserin birçok dine de kaynak oluşturduğu düşünülmektedir.
hermetika bir takım öğretileri içinde barındıran bir eserdir. şiir gibi yazılan bu öğretilerden bir örnek;
"haydi dinleyin çamurdan insanlar!
bir an düşün, nasıl oluştuğunu ana rahminde.
aklına getir o usta işçiliği ve ara o sanatçıyı,
böyle güzel bir görüntüye şekil veren.
kim çizdi göz yuvalarını?
kim açtı burun deliklerini, kulaklarını ve ağzını?
kim uzattı sinirlerini ve sıkıca bağladı?
kim yaptı kemiklerini ve etini deriyle örttü?
kim ayırdı parmaklarını ve düzleştirdi tabanlarını?
kim hazırladı kalbini ve boşluklar bıraktı ciğerlerinde?
kim görünür kıldı güzelliğini
ve sakladı bağırsaklarını içeride?
kaç çeşit beceri kullanıldı
ve kaç tane sanat eseri yaratıldı
oluşturmak için bir insanı?
(…) gözlerinle görmek için o’nu,
mükemmel düzenine bak evrenin;
algıladığın her şeyi yöneten
zorunlu yasalara ve
olan ve olacak olan her şeyin
mükemmelliğine bak!
uzayda kendine verilen yerde dolaşır her yıldız.
niçin bütün yıldızlar aynı yolu izlemezler?
her birinin yerini tayin eden kimdir?
bunların yapımcısı ve sahibi olmalıdır birisi.
mümkün değildir tesadüfen ortaya çıkmaları.
düzen tümüyle yaratılmış olmalıdır mutlaka.
ölçüye sığmayan sadece
ortaya çıkandır ‘tesadüfen’."
bu eserin birçok dine de kaynak oluşturduğu düşünülmektedir.
devamını gör...
rektörleri kim atamalı sorunsalı
öğrenciler. biz nasıl oy veriyorsak çobanımızı seçmek için, onlar da oy kullanmalı. hak sahibi olmalı.
devamını gör...
karamazov kardeşler
fyodor mixayloviç dostoyevski'nin kendi yaşamından kırıntılar bulunan kitaptır. okumadan evvel dostoyevski'nin hayatını araştırmanızı öneririm, aksi takdirde tam olarak kitaba dahil olamazsınız.
fyodor pavloviç, dostoyevski'nin babasıdır. (adama kendi ismini vermiş. belki de "onu kötülüyorum ama benim de ondan farkım yok" demek istemiş olabilir) babasını hiç sevmemiş, hatta ölmesini bile istemiş dostoyevski, bu nefretini karamazov çocuklarında göstermiş. dört çocuk da babalarından nefret eder ve kabul etmeseler de babalarının ölümünü isterler.
kim bu kardeşler?
dmitri. dostoyevski'nin umursamaz, aklı havada, babasına benzeyen tarafı. bir zamanlar orduda görev yapmış ve dmitri de onun gibi askerdi.
ıvan. kardeşlerin en zekisi diyebiliriz. dini inancı yok, entelektüel, başarılı, içe kapanık ve pek konuşmayan birisi. her şeyi dert eden, karamsar, insanlıktan umudunu itirmiş halini bu karakterle ortaya koymuş yazarımız.
aleksey. en tatlış kardeş. zosima ile olan konuşmaları, koyla ile arkadaşlığı... dostoyevski'nin herkesin bildiği katı ortodoks kişiliğini alyoşa karakterinde görebiliriz. ama çoğu kişinin bildiğinin aksine, dostoyevski dini inançlı biri değildi. hep çelişkiler yaşamış. bu çelişkilere ivanla aleksey'in konuşmalarında yer vermiş.
semerdyakov. bu çocuğu çözemedim. içlerinden en yakın hissettiğim kardeş buydu ama ne yaşıyor anlamıyoruz. toplumda kabul edilmemişliğini döktüğü karakter mi acaba semerdyakov?
okumadan ölmeyin. tuğla gibi ama çabuk biter, ne olduğunu anlayamazsınız.
dostoyevski'nin son və en iyi eseri. (ne kadar iyi olsa da suç ve ceza'nın yeri başkadır)
fyodor pavloviç, dostoyevski'nin babasıdır. (adama kendi ismini vermiş. belki de "onu kötülüyorum ama benim de ondan farkım yok" demek istemiş olabilir) babasını hiç sevmemiş, hatta ölmesini bile istemiş dostoyevski, bu nefretini karamazov çocuklarında göstermiş. dört çocuk da babalarından nefret eder ve kabul etmeseler de babalarının ölümünü isterler.
kim bu kardeşler?
dmitri. dostoyevski'nin umursamaz, aklı havada, babasına benzeyen tarafı. bir zamanlar orduda görev yapmış ve dmitri de onun gibi askerdi.
ıvan. kardeşlerin en zekisi diyebiliriz. dini inancı yok, entelektüel, başarılı, içe kapanık ve pek konuşmayan birisi. her şeyi dert eden, karamsar, insanlıktan umudunu itirmiş halini bu karakterle ortaya koymuş yazarımız.
aleksey. en tatlış kardeş. zosima ile olan konuşmaları, koyla ile arkadaşlığı... dostoyevski'nin herkesin bildiği katı ortodoks kişiliğini alyoşa karakterinde görebiliriz. ama çoğu kişinin bildiğinin aksine, dostoyevski dini inançlı biri değildi. hep çelişkiler yaşamış. bu çelişkilere ivanla aleksey'in konuşmalarında yer vermiş.
semerdyakov. bu çocuğu çözemedim. içlerinden en yakın hissettiğim kardeş buydu ama ne yaşıyor anlamıyoruz. toplumda kabul edilmemişliğini döktüğü karakter mi acaba semerdyakov?
okumadan ölmeyin. tuğla gibi ama çabuk biter, ne olduğunu anlayamazsınız.
dostoyevski'nin son və en iyi eseri. (ne kadar iyi olsa da suç ve ceza'nın yeri başkadır)
devamını gör...
saçma türk adetleri
-düğün zamanı gelinin bilmem çeyiz parası, yok kına altını, kurdele kesmiyor, kapıyı tutana para vs vs hani evlilik zaten pahalı bir şey bi de bunlar devreye girince insan ayar oluyor. ( geçen gün bir gelin yarım altın yerine bilezik istiyorum diye arabadan inmedi ahshdhs inanılır gibi değil!)
devamını gör...
avarlar
merhabalar sevgili yazarlar.
şimdi yazacağım şeylerin bazıları belki üstteki arkadaşlarım tarafından yazılmış olabilir lakin ben bu tanımımda özellikle benim gibi yükseköğretim kurumları sınavı'na girecek olan arkadaşlarıma yönelik, fazla detay içermeyen bilgiler paylaşmak istiyorum. bilgileri çeşitli kaynaklardan topladığım için kaynak olarak ''tarih notlarım'' yazacağım.
asya kıtası'nda orta asya çevresinde; avrupa kıtası'nda ise büyük macaristan ovası olarak bilinen bölgede devlet kurmuş olan avarlar, çinliler tarafından juan-juan olarak bilinirler.
avarlar, hem asya kıtasında hem de avrupa kıtasında devlet kurmuşlardır.
4. yüzyılın sonlarına doğru orta asya'da bir devlet kurmuşlar ancak bu devlet 552 yılında göktürkler tarafından yıkılmıştır.
devletleri yıkılan avarlar'ın büyük bir kısmı batıya göç etmişler ve karadeniz'in kuzeyinden orta avrupa'ya gelmişler ve burada ''büyük macaristan ovası'' olarak bilinen bölgede devlet kurmuşlardır. iki kıtada devlet kurma mevzusu budur.
avrupa kıtası'nda kurdukları devlet de frank saldırıları sonucunda yıkılmıştır.
üzengiyi avrupa kıtasına taşıyan türk devletidir.
istanbul'u ilk kez kuşatan türk devleti olan avarlar, toplamda iki kez istanbul'u kuşatmışlardır ancak bu kuşatmalarında başarılı olamamışlardır.
hristiyan olan ilk türk devleti avarlardır.
rusları ve slavları teşkilatlanma ve ordu alanlarında etkilemişlerdir.
şimdi yazacağım şeylerin bazıları belki üstteki arkadaşlarım tarafından yazılmış olabilir lakin ben bu tanımımda özellikle benim gibi yükseköğretim kurumları sınavı'na girecek olan arkadaşlarıma yönelik, fazla detay içermeyen bilgiler paylaşmak istiyorum. bilgileri çeşitli kaynaklardan topladığım için kaynak olarak ''tarih notlarım'' yazacağım.
asya kıtası'nda orta asya çevresinde; avrupa kıtası'nda ise büyük macaristan ovası olarak bilinen bölgede devlet kurmuş olan avarlar, çinliler tarafından juan-juan olarak bilinirler.
avarlar, hem asya kıtasında hem de avrupa kıtasında devlet kurmuşlardır.
4. yüzyılın sonlarına doğru orta asya'da bir devlet kurmuşlar ancak bu devlet 552 yılında göktürkler tarafından yıkılmıştır.
devletleri yıkılan avarlar'ın büyük bir kısmı batıya göç etmişler ve karadeniz'in kuzeyinden orta avrupa'ya gelmişler ve burada ''büyük macaristan ovası'' olarak bilinen bölgede devlet kurmuşlardır. iki kıtada devlet kurma mevzusu budur.
avrupa kıtası'nda kurdukları devlet de frank saldırıları sonucunda yıkılmıştır.
üzengiyi avrupa kıtasına taşıyan türk devletidir.
istanbul'u ilk kez kuşatan türk devleti olan avarlar, toplamda iki kez istanbul'u kuşatmışlardır ancak bu kuşatmalarında başarılı olamamışlardır.
hristiyan olan ilk türk devleti avarlardır.
rusları ve slavları teşkilatlanma ve ordu alanlarında etkilemişlerdir.
devamını gör...
