domestic yüzüğü takınca geldi şive
yenge'nin memleketi nere?
önce sakince otur bir köşeye
düşün bu adam niye böyle? *
devamını gör...

bir iki noktasına değineceğim yazıdır.

random atılması yasak olmalı ve hatta "çük, bok" vb. dediğiniz saçma kelimeler de 'kullanılabilir' denerek teşvik edilmemeli.

ayrıca "bir sorununuz olduğu zaman ulaşabilirsiniz ancak sorunun çözüleceğine dair güvence verilmez" tanımı ve üslubu güven ve disiplin duygusuna çok uzak kaçan bir konuydu. rahatsız olunan bir durum varsa tabii çözülmelidir.

ekşi sözlük'te, hakkında yazılanlardan ötürü geldim ve beni en çok etkileyen entry, birinin "lan diyerek entry girdim ama ortam o kadar entelektüeldi ki geri dönüp utanıp sildim" demesiydi.

popüler kültür ayağına burayı random atanlarla, gereksiz leş kelimeler kullananlarla doldurursanız ve de "bir sorun varsa kesinlikle çözülmesi için aksiyon alınır" demediğiniz takdirde sizi ekşi sözlük denen mecradan farklı kılan tek şey, daha az tıkanıyor oluşunuz kalır.

burası bilgi paylaşım platformu olan ciddi bir yer olduğu takdirde burası "bir şey" olur. diğer türlü yeni bir sözlük açmanın bile bir anlamı yoktur.
devamını gör...

müzeyyen senar şarkılarıdır.
devamını gör...

bi de entryle alakalı mesaj atıp oylamayanlar var çok acayip.
devamını gör...

konuşamam, sadece telegram!, yapılabilir artık bence.
devamını gör...

5. sınıfta ilk kavgamı etmiştim burnuma vurunca oturup ağlamıştım ve hala birisi burnuma vursa oturup ağlarım heralde.
devamını gör...

belli bir süreden sonra terliksiz yere basamamak gibi saçma sapan bir huy oluşur.
devamını gör...

yaraları benzer olduğundandır, aslında bu süreç çoğu zaman bilinçdışında gerçekleşir. en acıklısı, bir bağımlı ile narsist arasındaki ilişkidir. bağımlı, narsistten en temel duygusal ihtiyaçlarını * karşılanmasını beklerken, narsist ise bağımlının hayranlığını kazanarak yaşam enerjisini sömürür. arada sevgiye değil, korkuya dayalı bir ilişki vardır, genelde kadın bağımlı iken, erkek ise narsisttir. bağımlı, günden güne solan bir gül gibidir, her şey narsisti mutlu etmek içindir, kendisi yoktur, kendini yok sayar, benliğini, ruhunu, her şeyini narsisti mutlu etmeye adar ama karşılığında hak ettiği değeri asla görmez çünkü narsist, en derinlerde kendini o kadar değersiz hisseder ki "benim gibi değersiz biriyle birlikte olan da değersizdir" diye düşündüğünden asla kadına hak ettiği değeri vermez. süreci fark etmek, gerçeklerle yüzleşmek çok acıdır ama bağımlı, bir gün tüm bu gerçeklerin farkına varırsa, narsistin oyunu bozulur. narsist, iki seçenekten birini tercih etmek zorunda kalır, ya bağımlıyı* olduğu gibi kabul eder, ya da artık onu sömüremediği için terk edip kendine başka bir av * arar.
edit: oyunu bozmak isteyenler veya konunun meraklıları için "narsistle ateşkes" kitabını ve tülay kök'ün narsistlerle ilgili youtube videolarını öneririm.
devamını gör...

trigeminal nevralji.
beyin cerrahi servisinde çalışırken en çok bu hastalarıma üzülürdüm. zira hastalıktan "delirten hastalık" olarak bahsederler.
mesleki deformasyon sanırım, insanlar afili sözler paylasirken ben hastalık paylaşmışım. daha napayım sen söyle kurban olduğum.
devamını gör...

osmanlı döneminde, kumaş ve bez satan esnafa verilen isim. şimdiki manifaturacı'ya karşılık gelen meslek.
devamını gör...

böyle şeyler paylaştıkça güzeldir, ellerize sağlık.
devamını gör...

murat gülsoy kitabıdır.

içinde yaşadığımız bu çağ için sürekli bir ad bulduğumun farkındayım hem incelemelerimde hem iletilerimde ve bundan hiç rahatsızlık duymuyorum. hatta görüyor ve artırıyorum: deneyimlediğimiz bu çağa “ yalnızlar çağı” diyebiliriz.

icat edilen her yeni alet, teknolojinin bütün “ nimetleri” bizi yalnızlaştırmaktan başka işe yaramıyor. insan olmayı seven ama mevcut haliyle insanlıktan nefret eden biri olarak bu durum benim için fazlasıyla mutluluk verici fakat uzun vadede bu yalnızlıklar bizi depresif rüzgarların önünde savrulan zavallı papatyalara çevirecek. yani seviyor- sevmiyor fallarını zavallı maktulleri olacağız rüzgarın hışmından kurtulunca.

yalnız kaldıkça kendimizi kalabalıklaştırmak için yöntemler arıyoruz. internet aleminin hayalet kullanıcıları olarak kendimize sanal şehirler kurup yeni hayatlar idame ettirme derdine düştük. ya da kıyamete doğru birey birey yürüme hevesinin tam olarak ne zaman kursağımızda kalacağını bekliyoruz.

murat gürsoy, yalnızlar için çok özel bir hizmet sunuyor bu çağı sağaltmak için belki de. zihninize bir ölüyü yükleyip sizi yalnızlığınızdan kurtarmayı vaat ediyor. ama bu tenhalık içinde zihnimiz bu kadar kalabalıkken içeride bir de ölü ile hasbıhal etmek kolay bir şey olabilir mi?

bence denemelisiniz. hizmet bedeli kıyamet günü ödeme planınız dahilinde faturanıza yansıtılacaktır.
devamını gör...

aşkommmm.. o nasıl itici bir söyleyiştir..
devamını gör...

ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak…
sular sarardı… yüzün perde perde solmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…

eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller
durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller
sular mı yandı? neden tunca benziyor mermer?
bu bir lisân-ı hafîdir ki rûha dolmakta
kızıl havaları seyret ki akşam olmakta…
devamını gör...

27 nisan 1907'de doğmuş, 3 ocak 1994'te hayatını kaybetmiş, amerikalı bilim kurgu - korku yazarı.

yazım hayatına çocuk yaşlarda şiirler ile başlayan bu ağabeyimiz, 1924 yılında weird tales isimli dergide yayınlanan the desert leech *çöl sülüğü* ve death waters *ölüm suları* isimli iki kısa hikayesi ile kara fantezi ve korku türüne geçiş yaptı.

bu arkadaşın yakın dostu ve akıl hocası kimdi biliyor musunuz? korku edebiyatının en ünlü isimlerinden biri olan h.p lovecraft ağabeyimiz!
eh, durum böyle olunca bu ağabeyimizin hikayelerinin ne denli korkutucu, ne denli ürkütücü olduğunu tahmin edebilirsiniz...
her neyse, nerede kaldık? arkadaşı lovecraft idi demiştim ya, bu ağabey de lovecraft gibi kendi mitolojik evrenini yaratmaya koyulmuş, bu da onu bilim kurgu kısmında çok yükseklere taşımış ister istemez.

fakat ne yazık ki ikinci dünya savaşı bu ağabeyimizi de oldukça değiştirmiş, ikinci dünya savaşı sonrası kara fantezi - korku edebiyatını tamamen geride bırakarak bilim kurgu kısmıyla devam etmek istemiş.

ek olarak, bu arkadaşımız, lovecraft'ın ölümü sonrası onun hakkında birçok bilinmeyen detaya da ışık tutmuş, yetmemiş bir de h.p.l dreamer of the nightside ismiyle lovecraft için bir çalışma yayınlamış.

ben bu ağabeyimizi alfred hitchcock'un korku serisinin ikinci kitabı vampir ile tanıdım.
nedir bu hitchcock'un korku serisi, burada ondan da kısacık bahsedeyim, kendisini etkilemiş, hoşuna giden kısa korku hikayelerini toplayıp yayınlamış bu ağabeyimiz, bu serinin ikinci kitabı olan vampir'de sevgili frank belknap long'ın denizde ikinci gece isimli oldukça korkutucu ve hoş bir hikayesi bulunuyor.
bir ek de buna ekleyeyim, ithaki yayınlarının "karanlıkta 33 yazar korku öyküleri antolojisi" isimli kitabının içerisinde de aynı öyküsü yer bulmuş durumda.
devamını gör...

iki gün sonra başka bir kullanıcı adıyla ortalığın anasını ağlatmaya devam edecek yazardır. üç tane * istedi diye değil 'sözlükte adam kayırıyorlar!' sesleri yükseldi diye göstermelik uçurulmuş yazardır. aykırı bir ses değil, ego mastürbasyonu yapıp pisliğini sözlüğe boşaltan bir yazardır.

'yavşak' kelimesini kullandım diye şikayet edilmiş, çok komiksiniz gerçekten. sırf tanıma konu vatandaşla ilgili yazım bir süre burada kalsın istediğim için düzenleme yapıyorum. bir süre sonra komedi halinizle minnoş minnoş takılırsınız.
devamını gör...

50'li yaşlarda bir komşum var.

2 gün önce kapı çaldı, abi ramazan pidesi getirmiş. teşekkür ettim, borcum nedir diye sordum, "ne borcu afiyet olsun" dedi. verdi pideyi. ucunden 2 lokma kopardım koparmadım. öyle kaldı.

dün yine aynı saatte kapı çaldı, açtım. yine pide getirmiş. "abi ben aldım zaten, ziyan olmasın" dedim. (yalan). "olsun bunu da al" dedi. aldım. o da yenilmeden taşlaştı.

bugün kapı çaldı. aha dedim, pide geldi yine. bu sefer açmadım kapıyı. resmen evde yokmuş gibi davrandım. pideden kaçtım resmen. sanki alacaklı gibi.

bozuluyor oğlum ne yapayım?

mutfakta hala 2 tane taş gibi olmuş pide duruyor. yarın çöpe atacağım.

yarın gelirse ne yapacağım bilmiyorum.
devamını gör...

okurken kafanın bambaşka yerlerde olmasından mütevellit tekrar tekrar okuma durumudur. çok fazla dikkat eksikliğim olduğu için çok keyifli bir şey bile okusam mutlaka dikkatim dağılır, okurken arka planda başka şeyler düşünürüm ve çoğu cümle hatta bazen çoğu sayfa tekrar tekrar okunur.
devamını gör...

ip banlamanın gerekliliğini gösteren hesaplar dizisinden biridir. birini yolluyoruz diğeri geliyor.
devamını gör...

bu dünya' da adalet olmadığının kanıtlarından sadece bir tanesi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim