düğün sevmeyen insan
şahsen "ben"imdir.
nerede o küçükken, kenarından köşesinden tanık olduğumuz, "canlı orkestra"ların çıktığı ve yeme içmeden ziyade müzik zenginliği ve eğlenme odaklı düğünler, nerede şimdiki amerikan ambalajına sarılmış ama içeriğinde sırf "niteliksiz alaturka" olanlar.
nerede o küçükken, kenarından köşesinden tanık olduğumuz, "canlı orkestra"ların çıktığı ve yeme içmeden ziyade müzik zenginliği ve eğlenme odaklı düğünler, nerede şimdiki amerikan ambalajına sarılmış ama içeriğinde sırf "niteliksiz alaturka" olanlar.
devamını gör...
sen benim neler yaşadığımı biliyor musun sorusu
ahmet kaya sormuyorsa pek bir anlamı olmayan soru cümlesi. *
"siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz?"
"siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz?"
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
arap arap arap... öncelikle şunu söyleyeyim müslüman olmak arap olmak değil. yanı müslümana yapılan her işkencede " ama araplar böyle yaptı " denilmesi biraz tuhaf. kılıç hakkı diyenler olmuş. o kadar çocuğu öldürerek aldığın kılıç hakkı olmaz olsun! bunu yapan da olmaz olsun! ısrail insanının nasıl olduğunu bilmez gibi şu şeyleri söylemeniz çok acınası. ama zihniyet belli. bir açık bulayım, bir açık bulayım ki müslümana saldırayım. yok şunun hakkı yok bunun hakkı... yahu yaşama hakki yaşama. 10 yaşındaki çocukların elif gibi dim dik duruşuna bir bakın bir allah aşkına. o çocukların gözünde ölüm korkusu yok. şimdi eleştirecekseniz eleştirin. ama önce o çocuğun fotoğrafına bakabilin. çocuğunun cesedini saran anneye bakin da eleştirin.
neymiş biz susmuşuz. evet susmuşuz hem de çok susmuşuz. ama onlara değil size susmuşuz. sizin şu söylediklerinize susmuşuz.
neymiş biz susmuşuz. evet susmuşuz hem de çok susmuşuz. ama onlara değil size susmuşuz. sizin şu söylediklerinize susmuşuz.
devamını gör...
cruel estel
ilerleyen zamanlarda adından çok daha fazla bahsettirecek yeni yazar.
tanımlarını sabırsızlıkla bekliyoruz.
hoşgelmiş.
tanımlarını sabırsızlıkla bekliyoruz.
hoşgelmiş.
devamını gör...
son buse
yazarların engellediği ilk yazarlar listesine "tüm moderatörleri" diyerek gönlümü fethetmiş yazar. moderatörleri engelleyemeceğini yakın zamanda uyarı mesajı attığımda öğrenir umarım.
devamını gör...
bir yakınını kaybetmek
her sabah yaşadığım endişe. 4 yıldır aileden uzakta yaşamaktayım. her akşam wassaptan konuşsak da iyi olduklarını bilsem de yakamı bırakmayan korku. bir yazı okumuştum:"birisiyle son defa konuşacak, son defa sarılacak ama bunun son olduğunu bilmeyeceksiniz." ne doğru diyordu. bu yüzden kimle isem sonmuş gibi yaşamaya, üzmemeye ve mutlu ayrılmaya çalışıyorum.
devamını gör...
bir idam mahkumunun son günü
üst edit: normal sözlük kitap edebiyat kulübü ile toplantımızı gerçekleştirdiğimiz ikinci kitap.
victor hugo'nun o meşhur 'sefil' kelimesini ilk kullandığı romanı olduğu söylenmektedir. romantizm akımı'nın çok önemli eserlerinden biridir. romantizm akımından da kısaca bahsedecek olursam, duygu ve düşüncelerin akımıdır. fransız ihtilaliyle gündem bulan hürriyet ve eşitlik kavramları edebiyata da yansımış, bir idam mahkumunun son günü'nde eşitlik, insan hakları, adalet gibi konulara değinilerek ses bulmuştur.
kitap, adına biraz zıt olarak bir idam mahkumunun son gününe giden son 6 haftayı anlatıyor. anlatım o kadar güçlü ki, insan sanki o kişi kendisiymiş gibi ya da o anlara tanıklık ediyormuş gibi hissediyor. sanki o kişinin gölgesi gibisiniz, her olaya, mahkumun her düşüncesine ve hareketine şahit oluyor gibi...
idamın zevkle karşılandığı bir dönemde müthiş bir eleştiri kitabı. halk bu kitabı okumaya hazır olmadığından en başta victor hugo kendi ismiyle yayınlamıyor. zaten kitapta idam cezalarını zevkle izleyen halka değinilmesi sebepsiz değil. çünkü eserin yazıldığı dönemin insanı da tam olarak öyle.
victor hugo'nun haddim olmayarak müthiş zeki biri olduğunu söyleyebilirim. mahkumun isminin, mesleğinin ve en önemlisi suçunun ne olduğunu bilmememiz bunun en büyük kanıtı. victor hugo şunun mesajını veriyor: suçluyu ortadan kaldırmak yerine suçu ortadan kaldırın. suçluyu ortadan kaldırmak suçu ortadan kaldırmıyor.
edebi açıdan tek kelimeyle muazzam. romantizm akımının müthiş bir temsili. fakat elbette victor hugo'yu kitleleri ikna etmeye çalıştığı için eleştirenler de var. öyleyse bugünkü toplantıda canım dostum ve başkanım aziz varvara alekseyevna tarafından yapılan tespiti hemen bırakayım ''victor hugo da olsan insanları memnun edemezsin!''
kitabın en sevdiğim yanını toplantıda da bahsetmiştim fakat burada da bahsedip tanımımı sonlandırayım:
bizler bir hata yaptığımızda kendimizi haklı çıkaracak sebepler bulmaya veya dış etmenleri suçlamaya çalışırız. fakat bir başkasının hatasında o kişiyi sorumlu tutarız. buna sosyal psikolojide self-serving bias yani kendine hizmet eden ön yargı diyoruz. kitabın sevdiğim yönü, hatası için kendisini sorumlu tuttuğumuz kişinin duygu ve düşüncelerine bu denli gerçekçi tanıklık edebilmemizdi. işte bu yüzden edebi açıdan fikrimce mükemmel bir eser diyebilirim.
ve son olarak* kafa sözlük kitap edebiyat kulübü'ne kitap hakkında farklı yönlerden de bakmamı sağladıkları, bilgi dolu yorumları ve aslında insanın ruh halini olumsuz etkileyebilecek bir kitabı bu kadar neşeyle tartışmamızı sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
victor hugo'nun o meşhur 'sefil' kelimesini ilk kullandığı romanı olduğu söylenmektedir. romantizm akımı'nın çok önemli eserlerinden biridir. romantizm akımından da kısaca bahsedecek olursam, duygu ve düşüncelerin akımıdır. fransız ihtilaliyle gündem bulan hürriyet ve eşitlik kavramları edebiyata da yansımış, bir idam mahkumunun son günü'nde eşitlik, insan hakları, adalet gibi konulara değinilerek ses bulmuştur.
kitap, adına biraz zıt olarak bir idam mahkumunun son gününe giden son 6 haftayı anlatıyor. anlatım o kadar güçlü ki, insan sanki o kişi kendisiymiş gibi ya da o anlara tanıklık ediyormuş gibi hissediyor. sanki o kişinin gölgesi gibisiniz, her olaya, mahkumun her düşüncesine ve hareketine şahit oluyor gibi...
idamın zevkle karşılandığı bir dönemde müthiş bir eleştiri kitabı. halk bu kitabı okumaya hazır olmadığından en başta victor hugo kendi ismiyle yayınlamıyor. zaten kitapta idam cezalarını zevkle izleyen halka değinilmesi sebepsiz değil. çünkü eserin yazıldığı dönemin insanı da tam olarak öyle.
victor hugo'nun haddim olmayarak müthiş zeki biri olduğunu söyleyebilirim. mahkumun isminin, mesleğinin ve en önemlisi suçunun ne olduğunu bilmememiz bunun en büyük kanıtı. victor hugo şunun mesajını veriyor: suçluyu ortadan kaldırmak yerine suçu ortadan kaldırın. suçluyu ortadan kaldırmak suçu ortadan kaldırmıyor.
edebi açıdan tek kelimeyle muazzam. romantizm akımının müthiş bir temsili. fakat elbette victor hugo'yu kitleleri ikna etmeye çalıştığı için eleştirenler de var. öyleyse bugünkü toplantıda canım dostum ve başkanım aziz varvara alekseyevna tarafından yapılan tespiti hemen bırakayım ''victor hugo da olsan insanları memnun edemezsin!''
kitabın en sevdiğim yanını toplantıda da bahsetmiştim fakat burada da bahsedip tanımımı sonlandırayım:
bizler bir hata yaptığımızda kendimizi haklı çıkaracak sebepler bulmaya veya dış etmenleri suçlamaya çalışırız. fakat bir başkasının hatasında o kişiyi sorumlu tutarız. buna sosyal psikolojide self-serving bias yani kendine hizmet eden ön yargı diyoruz. kitabın sevdiğim yönü, hatası için kendisini sorumlu tuttuğumuz kişinin duygu ve düşüncelerine bu denli gerçekçi tanıklık edebilmemizdi. işte bu yüzden edebi açıdan fikrimce mükemmel bir eser diyebilirim.
ve son olarak* kafa sözlük kitap edebiyat kulübü'ne kitap hakkında farklı yönlerden de bakmamı sağladıkları, bilgi dolu yorumları ve aslında insanın ruh halini olumsuz etkileyebilecek bir kitabı bu kadar neşeyle tartışmamızı sağladıkları için teşekkürü borç bilirim.
devamını gör...
homo ludens (yazar)
uzun zamandır uzaktan takip ettiğim yazar.
sağa sola sataşmadan yazıyor.
bu sinek sesi nereden geliyor*
sağa sola sataşmadan yazıyor.
bu sinek sesi nereden geliyor*
devamını gör...
türkiye'den suriyeliler değil türkler gitsin
sözlükte küfürün yasak olmasına üzüldüğüm ender başlıklardan biri. şimdi ben bu herifi nasıl anlatayım küfürsüz?
devamını gör...
yüksek sesle konuşan insanlar
uzun süre maruz kaldığınızda kulakta çınlama ve işitme kaybına neden olabilir. ve bu ses kirliliiğini yaratan kişinin ağzını ellerinizle sıkıca kapatmak istemenize yol açar. defalarca uyarılmasına rağmen aynı tas, aynı hamam devam eder. hatta öyleleri vardır ki onlar için mekan fark etmez bu işi şova dönüştürürler. sevdiğiniz ve tanındığınız mekanlara birlikte gidilmemesi önerilir.
devamını gör...
küfretme isteği doğuran anlar
son dakika ortaya çıkan işler.
devamını gör...
science social (sosyal bilim) ekolü
(bkz: frederic le play) tarafından kurulan, fransa'nın devrim sonrası yaşadığı toplumsal buhranlara ve devrim döngüsüne son vermek amacı güden bir sosyoloji anlayışıdır.
muhafazakâr bir düşün sistemiyle çerçevelenen bu anlayış, aynı zamanda pozitivist bilgi yaklaşımını benimsemiş ve sosyal fenomenleri bilimsel bir tarzda ele almıştır. geliştirdiği monografi tekniğiyle aile araştırmaları yapmış ve mikro-ölçekli bu alana-dönük araştırmalardan yola çıkarak bir aile ve toplum sınıflandırması geliştirmiştir.
makro ölçekte tüm tarihi ve toplumu açıklama iddiasında olan ve coğrafyanın belirleyiciliğinin etkin olduğu bu sınıflamada, anglo-sakson toplum ve siyaset tipi övgüsü açıkça görülmektedir. (bkz: adem-i merkeziyetçi) bir yönetim, bireylerin kişisel girişkenliklerinin desteklenmesi, özel mülkiyetin korunması gibi önceliklerinin yanı sıra ekol, toplumun evrimci tarzda dönüşümünü savunmakta, ortaya çıkardıkları bilimsel verilerin sosyal reforma kaynaklık etmesini önemsemektedir.
muhafazakâr bir düşün sistemiyle çerçevelenen bu anlayış, aynı zamanda pozitivist bilgi yaklaşımını benimsemiş ve sosyal fenomenleri bilimsel bir tarzda ele almıştır. geliştirdiği monografi tekniğiyle aile araştırmaları yapmış ve mikro-ölçekli bu alana-dönük araştırmalardan yola çıkarak bir aile ve toplum sınıflandırması geliştirmiştir.
makro ölçekte tüm tarihi ve toplumu açıklama iddiasında olan ve coğrafyanın belirleyiciliğinin etkin olduğu bu sınıflamada, anglo-sakson toplum ve siyaset tipi övgüsü açıkça görülmektedir. (bkz: adem-i merkeziyetçi) bir yönetim, bireylerin kişisel girişkenliklerinin desteklenmesi, özel mülkiyetin korunması gibi önceliklerinin yanı sıra ekol, toplumun evrimci tarzda dönüşümünü savunmakta, ortaya çıkardıkları bilimsel verilerin sosyal reforma kaynaklık etmesini önemsemektedir.
devamını gör...
13 eşini aynı anda hamile bırakan adam
dail mail’den alınan bilgiye göre hindistan’da yaşayan genç adam yasalar izin verdiği için kendine 13 eş birden aldı. ülkelerinde 13 eş alan tek adam olan chan chou guinies rekorlar kitabına girmek istedi ve 13 eşini hamile bıraktı.
bu adam insan olamaz (bkz: emin olunan ama kanıtlanamayan şeyler)
haberin ayrıntıları
devamını gör...
en garibinize giden turşu çeşidi
muz turşusunu gördü bu gözler.
devamını gör...
direksiyon sınavından 4 kere kalmak
dosya yakar.
sar baştan.
sar baştan.
devamını gör...
şizofren kişinin şizofren olduğunu kabul etmemesi
azıcık mantıklı düşünen arkadaşlar sebebini anlayabilir. düşünsene sen bir ses duyuyorsun veya birini görüyorsun kanlı canlı hem de hissediyorsun aga. sana tüm dünya diyor ki yok orda bir şey kafanda kurma. inanmak kolay mı buna? her sabah gördüğün selam verdiğin muhittin abi hayal deseler hass... lan demez misin? (bkz: empati)
devamını gör...
10 yaşındaki çocuğun üzerine kolonya dökülüp yakılması
o yaşta bir çocuğu yatılı vermeyin ya! nasıl emin olabiliyorsunuz, nasıl güveniyorsunuz bu kadar? o yaşta bir çocuğun yeri ailesinin yanı. ömür boyu travma çocukta.
devamını gör...
bu başlıkta ateist ateist konuşuyoruz
ateizm tanritanimazlik olarak anılsa da bu tanım ateistler tarafından kabul edilmez. çünkü tanrıtanımazlik kelimesi tanrının var olduğunu kabuldür bu yüzden onlar tanrının varlığına olan inanç yokluğu şeklinde tanımlarlar.
yukarıda ateizmi sabah akşam tanrıya sövmek sananlar meseleyi çok yanlış anlamış ya da kendilerini ateist sandıkları tanıdıkları tarafindan fena halde işletilmişler.
yukarıda ateizmi sabah akşam tanrıya sövmek sananlar meseleyi çok yanlış anlamış ya da kendilerini ateist sandıkları tanıdıkları tarafindan fena halde işletilmişler.
devamını gör...

