acun'un ekşi sözlük'ün gündeminin tepesine oturması
reklam ajansı sağlam çalışıyor demektir bu. acun akıllı adam, reklamı nerde yaptıracağını iyi biliyor.
devamını gör...
pardon
ferhan şensoy'un çok tuhaf soruşturma ismiyle yazıp yönettiği, aynı zamanda oynadığı tiyatro oyununun film haline getirilmiş hali. kült bir filmdir. adalet olgusu ve sistem eleştirisi içerir. izleyen, eş dost arasında çok fazla geyiği döner. izlenmesi şiddetle tavsiye edilir.
devamını gör...
çılgın hırsız 3
despicable me 3, 2017 yapımı çocuk, macera, 3d animasyon filmidir.
pierre coffin, kyle balda ve eric guillon yönetmenliğinde, cinco paul ve ken daurio senaristliğiyle çekilmiştir.
serinin 3. ve şimdilik son filmi. gru eşi lucyle ajancılık oynarken anti-kötülüğün başkanı silas ramsbottom emekli olur ve yerine valerie da vinci gelir. valerie, gru'nun son işindeki başarısızlığı bahane ederek onu ajanlıktan kovar ve bunun üzerine lucy de istifa eder.
bu sırada esrarengiz bir adam çıkar ortaya ve gruyla konuşmaya çalışır. bu konuda tabi zorlanır çünkü gru kendisiyle konuşmaya bir türlü ikna olmaz. amacına ulaştığında gru'ya büyük sürprizi yapar. gru'nun bir ikizi vardır ve gru'yu tanışmak için kendi ülkesi özgüristan'a çağırmaktadır.
gru başta çok heyecanlanır fakat kardeşiyle tanıştığı an huzursuz olur ve gitmek ister. kardeşler arası minik kıskançlık krizleri orada devreye girer sanırım. gru'nun babası yaşadığı dönemin en kötülerindendir ve kötülük onlarda aile geleneğidir. fakat dru bu konuda pek başarılı olamamış ve babasının takdirini alamamıştır. gru'dan ona kötülüğü öğretmesini ve beraber dünyaya meydan okumayı teklif eder. babasının onunla çok gurur duyduğunu söyler. ama gru eski gru değildir. hayatına giren agnes, adith ve nargo'dan sonra çok değişmiş ve kötülüğü komple bırakmıştır.
yine de kafası karışır gru'nun ve son işinde elinden kaçırdığı balthazar bratt'ın peşine düşerler. macera böylece başlar.
bratt çocukluğunda yıldızdır. filmlerde, dizilerde oynamış oyuncakları yapılıp satılmıştır. yaramazlık yaptım söylemiyle herkeslerin hayran olduğu bratt ergenliğe girmesiyle yıldızı söner ve artık istenmez. o da bu duruma fazlasıyla içerler ve içindeki kötülüğü keşfeder. herkesten, her şeyden intikam almak ister. ve karşısında gru, dru kardeşleri bulur.
film serinin diğer filmlerine göre daha aksiyon varidir. çok fazla atraksiyon ve mekan değişikliği içerir. diğer filmleri donuk diye eleştirenler bu filmi yine eleştirmiş yine beğenememişlerdir. sanırım yeşil çamın kötü karakterlerine kafaya takmışlar ve hınçlarını gru'dan çıkarıyorlar. kim bilir.
dr. nefario bu filmde yoktur. kendini dondurmuş ve film boyunca sadece heykeli sahnelere yansımıştır. minyonlar için son damla olmuş ve sabırları taşmıştır. gru'nun iyilik meleği olmasını zaten hezmedemezken birde işten kovulduğunu öğrendiklerinde tası tarağı bırakıp gru'yu ter ederler. bu filmde biraz geri plandadırlar yani. ama sahneye girdikleri an yine yüzlerde kocaman gülümsemeler bırakırlar.
seslendirme ekibi,
gru (ali ekber diribaş)
dru (ali seyitoğlu)
lucy (arzu doğan)
trey parker ... balthazar bratt (bulut buldu)
margo (melis severcan)
edith (mısra balkan)
agnes (su elmasoğlu)
fritz / silas ramsbottom (sinan divrik)
film eleştiri oklarını üzerine çekmiş olsa da animasyon severler ve çocuklar tarafından yine sevilmiştir. ailecek izlenecek keyifli filmler arasında sayılabilir.
iyi seyirler efem.
pierre coffin, kyle balda ve eric guillon yönetmenliğinde, cinco paul ve ken daurio senaristliğiyle çekilmiştir.
serinin 3. ve şimdilik son filmi. gru eşi lucyle ajancılık oynarken anti-kötülüğün başkanı silas ramsbottom emekli olur ve yerine valerie da vinci gelir. valerie, gru'nun son işindeki başarısızlığı bahane ederek onu ajanlıktan kovar ve bunun üzerine lucy de istifa eder.
bu sırada esrarengiz bir adam çıkar ortaya ve gruyla konuşmaya çalışır. bu konuda tabi zorlanır çünkü gru kendisiyle konuşmaya bir türlü ikna olmaz. amacına ulaştığında gru'ya büyük sürprizi yapar. gru'nun bir ikizi vardır ve gru'yu tanışmak için kendi ülkesi özgüristan'a çağırmaktadır.
gru başta çok heyecanlanır fakat kardeşiyle tanıştığı an huzursuz olur ve gitmek ister. kardeşler arası minik kıskançlık krizleri orada devreye girer sanırım. gru'nun babası yaşadığı dönemin en kötülerindendir ve kötülük onlarda aile geleneğidir. fakat dru bu konuda pek başarılı olamamış ve babasının takdirini alamamıştır. gru'dan ona kötülüğü öğretmesini ve beraber dünyaya meydan okumayı teklif eder. babasının onunla çok gurur duyduğunu söyler. ama gru eski gru değildir. hayatına giren agnes, adith ve nargo'dan sonra çok değişmiş ve kötülüğü komple bırakmıştır.
yine de kafası karışır gru'nun ve son işinde elinden kaçırdığı balthazar bratt'ın peşine düşerler. macera böylece başlar.
bratt çocukluğunda yıldızdır. filmlerde, dizilerde oynamış oyuncakları yapılıp satılmıştır. yaramazlık yaptım söylemiyle herkeslerin hayran olduğu bratt ergenliğe girmesiyle yıldızı söner ve artık istenmez. o da bu duruma fazlasıyla içerler ve içindeki kötülüğü keşfeder. herkesten, her şeyden intikam almak ister. ve karşısında gru, dru kardeşleri bulur.
film serinin diğer filmlerine göre daha aksiyon varidir. çok fazla atraksiyon ve mekan değişikliği içerir. diğer filmleri donuk diye eleştirenler bu filmi yine eleştirmiş yine beğenememişlerdir. sanırım yeşil çamın kötü karakterlerine kafaya takmışlar ve hınçlarını gru'dan çıkarıyorlar. kim bilir.
dr. nefario bu filmde yoktur. kendini dondurmuş ve film boyunca sadece heykeli sahnelere yansımıştır. minyonlar için son damla olmuş ve sabırları taşmıştır. gru'nun iyilik meleği olmasını zaten hezmedemezken birde işten kovulduğunu öğrendiklerinde tası tarağı bırakıp gru'yu ter ederler. bu filmde biraz geri plandadırlar yani. ama sahneye girdikleri an yine yüzlerde kocaman gülümsemeler bırakırlar.
seslendirme ekibi,
gru (ali ekber diribaş)
dru (ali seyitoğlu)
lucy (arzu doğan)
trey parker ... balthazar bratt (bulut buldu)
margo (melis severcan)
edith (mısra balkan)
agnes (su elmasoğlu)
fritz / silas ramsbottom (sinan divrik)
film eleştiri oklarını üzerine çekmiş olsa da animasyon severler ve çocuklar tarafından yine sevilmiştir. ailecek izlenecek keyifli filmler arasında sayılabilir.
iyi seyirler efem.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
her dizesi birbirinden mükemmel olan şiirlerin hastasıyım. bunun gibi;
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa
yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutamadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutamadım
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa
yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutamadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutamadım
devamını gör...
bayramlık alamamanın verdiği hüzün
7 yaşında bir kızım var, zaten son iki senedir bayramı idrak edebilir durumda. kaldı ki işten, güçten çok da aşılayamamışız ne yalan söyleyeyim. bir beyaz yakalı olarak, bayram tatillerinde o haftayı komple kapatır, bayram öncesinde büyükleri ziyaret edip hoopp tatile giderdik. çocuk ne bilsin bayramı.
ikinci sınıfa gidiyor ve ikinci sınıf hayat bilgisi ders müfredatında milli ve dini bayramlarımız var. online derste öğretmeni kızıma sordu, bayramları sayar mısın diye, ironi ya da şaka yapmıyorum. kızım cumhuriyet bayramı, et yeme bayramı, çocuk bayramı, yeni yıl bayramı, cadılar bayramı dedi. utandım gerçekten.
başlık trol olabilir. ama ben böyle geleneklerimizin aktarılmasını doğru bulanlardanım. herkesin şikayet ettiği düğünlerde cenazelerde bir araya gelmeler, bayram ziyaretleri, bayramlıklar, harçlıklar bence öğretilmeli. bizim insanlığımızı yüksek tutan şeyler bunlar bence.
bir kadın var uzaktan ölçü ile çalışan, senelerdir kızım için de kendim için de birşeyler diktirip alırım. bu bayram için ikimize de diktirdim şöyle güzel birer elbise. biliyorum kimse gelmeyecek ama aynı babaanneminki gibi, kristal kesme büyük bir kupaya benzeyen şekerlik ve çeşit çeşit şeker de aldım. şimdi bayram gelsin diye gün sayıyor, heyecanlı. biz de heyecanlanırdık, kuzenlerimle bir araya geleceğiz, oh deliler gibi kuduracağız hatta belki köye gideceğiz, dağa bayıra kendimizi atacağız diye.
belki yaş ilerledikçe, belki anne olunca hangisi tetikliyor bilmiyorum ama aileye isyan ettiğim tüm gelenekler için üzgünüm. artık çok daha dikkatliyim. pandemiye kaynatmayacağım kızımın bayramlarını. saçma da gelse bayramlık giyilecek, arefe günü banyosu yapılacak, annemin 'aaaa eve arefe suyu değsin, aklansın paklansın, bugün çeşmelerden akan su mübarektir' dayatmasıyla arefe günleri öfleye pöfleye yaptırdığı temizliği, kendi evimde de yapacağım. bayram yemekleri yapacağım. nerde o eski bayramlar diyenlere kızmayacağım, kendim de dememek için bu bayramı milat edindim kendime.
inanan, inanmayan, anlamlı ya da saçma bulan herkesin bayramını bu vesileyle kutluyorum.
ikinci sınıfa gidiyor ve ikinci sınıf hayat bilgisi ders müfredatında milli ve dini bayramlarımız var. online derste öğretmeni kızıma sordu, bayramları sayar mısın diye, ironi ya da şaka yapmıyorum. kızım cumhuriyet bayramı, et yeme bayramı, çocuk bayramı, yeni yıl bayramı, cadılar bayramı dedi. utandım gerçekten.
başlık trol olabilir. ama ben böyle geleneklerimizin aktarılmasını doğru bulanlardanım. herkesin şikayet ettiği düğünlerde cenazelerde bir araya gelmeler, bayram ziyaretleri, bayramlıklar, harçlıklar bence öğretilmeli. bizim insanlığımızı yüksek tutan şeyler bunlar bence.
bir kadın var uzaktan ölçü ile çalışan, senelerdir kızım için de kendim için de birşeyler diktirip alırım. bu bayram için ikimize de diktirdim şöyle güzel birer elbise. biliyorum kimse gelmeyecek ama aynı babaanneminki gibi, kristal kesme büyük bir kupaya benzeyen şekerlik ve çeşit çeşit şeker de aldım. şimdi bayram gelsin diye gün sayıyor, heyecanlı. biz de heyecanlanırdık, kuzenlerimle bir araya geleceğiz, oh deliler gibi kuduracağız hatta belki köye gideceğiz, dağa bayıra kendimizi atacağız diye.
belki yaş ilerledikçe, belki anne olunca hangisi tetikliyor bilmiyorum ama aileye isyan ettiğim tüm gelenekler için üzgünüm. artık çok daha dikkatliyim. pandemiye kaynatmayacağım kızımın bayramlarını. saçma da gelse bayramlık giyilecek, arefe günü banyosu yapılacak, annemin 'aaaa eve arefe suyu değsin, aklansın paklansın, bugün çeşmelerden akan su mübarektir' dayatmasıyla arefe günleri öfleye pöfleye yaptırdığı temizliği, kendi evimde de yapacağım. bayram yemekleri yapacağım. nerde o eski bayramlar diyenlere kızmayacağım, kendim de dememek için bu bayramı milat edindim kendime.
inanan, inanmayan, anlamlı ya da saçma bulan herkesin bayramını bu vesileyle kutluyorum.
devamını gör...
kütüphane
vizontele tuuba da çok güldüğüm bir repliği aklıma getirdi.
tarık akan'ın "ben şehrin yeni kütüphane müdürüyüm" sözü üzerine belediye başkanı "ne güzel, bir de kütüphanemiz olsaydı çok güzel olacaktı" der. tarık akan "yok mu?" diye sorunca deli emin:
- daha ilk defa bir cümlede adı geçiyor der.
yazarken yine güldüm.
tarık akan'ın "ben şehrin yeni kütüphane müdürüyüm" sözü üzerine belediye başkanı "ne güzel, bir de kütüphanemiz olsaydı çok güzel olacaktı" der. tarık akan "yok mu?" diye sorunca deli emin:
- daha ilk defa bir cümlede adı geçiyor der.
yazarken yine güldüm.
devamını gör...
dayağın cenetten çıkması
(bkz: dayak cennetten çıkmadır)
devamını gör...
cem karaca şarkılarındaki ölümcül cümleler
sürerim buluttan tarlaları
yağmurlar ekerim göğün göğsüne
güneşte demlerim senin çayını
yüreğimden süzer öyle veririm.
yağmurlar ekerim göğün göğsüne
güneşte demlerim senin çayını
yüreğimden süzer öyle veririm.
devamını gör...
aşık veysel şatıroğlu
çiçek hastalığı sonucunda sol gözünü, bir talihsizlik sonucuyla da sağ gözünü kaybeden türk halk ozanı..
her gün aklımdan geçiyorsun, insan bir selam verir.
her gün aklımdan geçiyorsun, insan bir selam verir.
devamını gör...
fularlı tipler sözlükten şutlansın kampanyası
(bkz: bana müsade)
devamını gör...
marilyn manson
kendisi endüstriyel metal sanatçısıdır. ismini ve soy ismini marilyn monroe ve charles manson’dan almıştır. aslında biz bu adamı yargılıyoruz da hayat hikayesini biliyor muyuz? hayır. çocukluğu çok sıkıntılı geçmiş, çok acılar çekmiştir. itilip kalkılmış sürekli baskı altında büyümüş. şarkılarında olan isyan da bu yüzden bence. marjinal olması onun kalitesini ortaya koymuştur.
dita von teese, evan rachel wood, stoya gibi kadınlarla birlikte olmuştur aykırı sanatçı. hatta dita von teese ile de evlenmişler geçinemeyince de ayrılmaya karar vermişler. hatta para noir şarkısının klibinde de onu oynatmıştır. o klip çekimi esnasında aşk yaşamaya başlamışlar. kendisi şeytana hayran birisiymiş, seri katillerin hayat hikayelerini çok okurmuş. psikolojik olarak sıkıntılı olduğu da aşikar kanımca.
geçmişte güzel işler yapmış ama marilyn baba. albümleri dinlenebilir cinsten. misal sweet dreams, personal jesus gibi harika şarkıları muhteşem şekilde coverlamıştır. hatta orjinalinden iyi olan coverlar arasına da girmiş bu şarkılar. kendisinin en favori albümüm elbette the pale emperor’dur. ne bileyim şarkıları daha soft daha şeffaf, tam da yaşına uygun bi albüm olmuş. karizmatik yani.
en son hakkında tecavüz odası olduğu ve bu tecavüz odasında kadınlara cinsel istismarda bulunduğu iddiası ortaya atıldı lakin yine de görmeden bir şey diyemiyoruz elbette. ben severim marilyn manson’u ya. kendine has tarzı özelliği var. bazı söylemiş olduğu sözleri de çok güzel.
kölesi değilim var olmayan bir tanrının, kölesi değilim umrumda olmayan bir dünyanın.
avrupa’da amerikanlaşmayan bir şehre yolculuk yapmak gerçekten heyecan verici. (istanbul için)
gazetecilik okuyup rockstar olmak her yiğidin harcı değil be. yine de sevgi ve saygıyla.. *
dita von teese, evan rachel wood, stoya gibi kadınlarla birlikte olmuştur aykırı sanatçı. hatta dita von teese ile de evlenmişler geçinemeyince de ayrılmaya karar vermişler. hatta para noir şarkısının klibinde de onu oynatmıştır. o klip çekimi esnasında aşk yaşamaya başlamışlar. kendisi şeytana hayran birisiymiş, seri katillerin hayat hikayelerini çok okurmuş. psikolojik olarak sıkıntılı olduğu da aşikar kanımca.
geçmişte güzel işler yapmış ama marilyn baba. albümleri dinlenebilir cinsten. misal sweet dreams, personal jesus gibi harika şarkıları muhteşem şekilde coverlamıştır. hatta orjinalinden iyi olan coverlar arasına da girmiş bu şarkılar. kendisinin en favori albümüm elbette the pale emperor’dur. ne bileyim şarkıları daha soft daha şeffaf, tam da yaşına uygun bi albüm olmuş. karizmatik yani.
en son hakkında tecavüz odası olduğu ve bu tecavüz odasında kadınlara cinsel istismarda bulunduğu iddiası ortaya atıldı lakin yine de görmeden bir şey diyemiyoruz elbette. ben severim marilyn manson’u ya. kendine has tarzı özelliği var. bazı söylemiş olduğu sözleri de çok güzel.
kölesi değilim var olmayan bir tanrının, kölesi değilim umrumda olmayan bir dünyanın.
avrupa’da amerikanlaşmayan bir şehre yolculuk yapmak gerçekten heyecan verici. (istanbul için)
gazetecilik okuyup rockstar olmak her yiğidin harcı değil be. yine de sevgi ve saygıyla.. *
devamını gör...
mamamoo
ufak bir şirketten çıkışlarını yapan her biri inanılmaz yetenekli kız grubu.
4 üyesi bulunan bu grubun her üyesinin birbirinden hem karakteristik olarak, hem tarz olarak hem de öne çıktıkları yetenekleriyle birbirlerinden oldukça farklılar. dolayısıyla da dört üyenin dördü de grubun içerisinde bir şekilde parlıyorlarlar. bu grubun bu kadar hayranı olmamın bir diğer sebebi de şarkılarında bahsettikleriyle diğer kpop dünyasından sıyrılıp sahip oldukları özgürlükle de birlikte kendi sözlerini kendileri yazmaları ve gerçekten farklı konular hakkında konuşmalarıdır.
üyeleri ele alırsak;
solar: lider, ana vokal, görsel, grubun yüzü
grubun yaşça en büyüğü fakat gerek vücuduyla gerek yüzünün güzelliğiyle asla 30 yaşında göstermeyen ablamız. sesinin rengi çok farklı olmasa da çıktığı yüksek notalarla kendinden oldukça söz ettiriyor kendisi. giyim tarzı ise daha feminen ve kadınsı. kendisinin bir yotube kanalı da var ve baya baya youtuber düzenli videolar atıyor her hafta.
moonbyul: ana rapper, ana dansçı, vokal
yaptığı rapi şahsi olarak çok beğendimi söyleyebilirim. gerçekten derin ve doyurucu bir sesi var. aynı zamanda da üretken bir söz yazarı ve producer. giyim tarzı ve kendisi ise biraz maskülen bu sebeple girlcrush konumunun da sahibi. kendisinin bir de her hafta ünlüleri ağırladığı bir showu var.
wheein: lead vokal, lead dansçı
sadece kendi grubundaki değil tüm kpop camiasındaki en güzel sese ve bence en güzel yüze sahip sanatçılardan biri diyebilirim. ayrıca dans konusunda da grubun en iyisi olduğunu düşündüğüm kişi. nedenini tam olarak anlamadığım bir sebeple grubundaki diğer üyelerden daha az parladı bu güne kadar. fakat yakın bir tarihte bağlı olduğu şirketi değiştirdi. hala grubun bir üyesi ama solo sanatçı olarak başka bir şirketten ilerlemeyi tercih etti. umarım hakettiği ilgiyi görür. giyim tarzı ise biraz daha tatlı ve casual diyebilirim.
hwasa: lead vokal, lead rapper, maknae
grubun yaşça en küçüğü fakat görünüş olarak asla. gerek sahnedeki hakimiyeti, gerek duruşu gerek sesinin özgünlüğü gerek de kore güzellik standartlarına uymayan görünüşüyle grubun en popüler üyesi. yaptığı solo şarkıların da popüleritesine popülerite kattığını söyleyebilirim. giyim tarzı ise biraz daha cesur ve feminen.
son olarak da beni bu grubun içine düşüren o performansı sizlerle paylaşıp gidiyorum mamamo hip mama 2019
4 üyesi bulunan bu grubun her üyesinin birbirinden hem karakteristik olarak, hem tarz olarak hem de öne çıktıkları yetenekleriyle birbirlerinden oldukça farklılar. dolayısıyla da dört üyenin dördü de grubun içerisinde bir şekilde parlıyorlarlar. bu grubun bu kadar hayranı olmamın bir diğer sebebi de şarkılarında bahsettikleriyle diğer kpop dünyasından sıyrılıp sahip oldukları özgürlükle de birlikte kendi sözlerini kendileri yazmaları ve gerçekten farklı konular hakkında konuşmalarıdır.
üyeleri ele alırsak;
solar: lider, ana vokal, görsel, grubun yüzü
grubun yaşça en büyüğü fakat gerek vücuduyla gerek yüzünün güzelliğiyle asla 30 yaşında göstermeyen ablamız. sesinin rengi çok farklı olmasa da çıktığı yüksek notalarla kendinden oldukça söz ettiriyor kendisi. giyim tarzı ise daha feminen ve kadınsı. kendisinin bir yotube kanalı da var ve baya baya youtuber düzenli videolar atıyor her hafta.
moonbyul: ana rapper, ana dansçı, vokal
yaptığı rapi şahsi olarak çok beğendimi söyleyebilirim. gerçekten derin ve doyurucu bir sesi var. aynı zamanda da üretken bir söz yazarı ve producer. giyim tarzı ve kendisi ise biraz maskülen bu sebeple girlcrush konumunun da sahibi. kendisinin bir de her hafta ünlüleri ağırladığı bir showu var.
wheein: lead vokal, lead dansçı
sadece kendi grubundaki değil tüm kpop camiasındaki en güzel sese ve bence en güzel yüze sahip sanatçılardan biri diyebilirim. ayrıca dans konusunda da grubun en iyisi olduğunu düşündüğüm kişi. nedenini tam olarak anlamadığım bir sebeple grubundaki diğer üyelerden daha az parladı bu güne kadar. fakat yakın bir tarihte bağlı olduğu şirketi değiştirdi. hala grubun bir üyesi ama solo sanatçı olarak başka bir şirketten ilerlemeyi tercih etti. umarım hakettiği ilgiyi görür. giyim tarzı ise biraz daha tatlı ve casual diyebilirim.
hwasa: lead vokal, lead rapper, maknae
grubun yaşça en küçüğü fakat görünüş olarak asla. gerek sahnedeki hakimiyeti, gerek duruşu gerek sesinin özgünlüğü gerek de kore güzellik standartlarına uymayan görünüşüyle grubun en popüler üyesi. yaptığı solo şarkıların da popüleritesine popülerite kattığını söyleyebilirim. giyim tarzı ise biraz daha cesur ve feminen.
son olarak da beni bu grubun içine düşüren o performansı sizlerle paylaşıp gidiyorum mamamo hip mama 2019
devamını gör...
hala yapmak istenilen çocukluk aktiviteleri
lunaparka gitmek.
devamını gör...
türk insanının suratsız olması
suratsız değil mutsuzluk o. asgari ücretle geçinenler kahkaha atabilir mi?
devamını gör...
ilk buluşmaya eşofmanla gelen erkek
yıl olmuş 2021! gerçekten hale kıyafetle mi buluşuluyor! bana nude lazım hocamlar.....
devamını gör...
pareto kuralı
80-20 kuralı olarak da bilinen bu kural, sonuçların %80'inin, eylemlerin %20'si sayesinde oluştuğunu öne süren bir kuraldır.
bu kural italyan ekonomist vilfredo pareto tarafından ortaya konmuştur. pareto, yaptığı araştırmalar sonucunda italya topraklarının %80’inin halkın %20’sine ait olduğunu görmüş ve araştırmalarına devam ettiğinde bu oranın birçok alanda geçerli olduğunu fark etmiştir.
bu kurala örnek verilebilecek bazı yaklaşımlar şunlardır:
-bir şirketin gelirlerinin %80’inin kaynağı, müşterilerinin %20’sidir.
-bir şirkete gelen şikayetlerin %80’i, müşterilerinin %20’sinden gelir.
-sorunların %80’i, sebeplerin %20’sinden kaynaklanır.
-marketlerde toplam kazancın %80’i toplam ürünlerin %20’sinden sağlanmaktadır.
-kazaların %80’ine sürücülerin %20’si neden olmaktadır.
-arkadaş buluşmalarının %80’i sahip olduğun arkadaşların %20’si ile gerçekleşir.
bu ilkeyi kendi hayatımızı ve çalışmalarımızı daha verimli hale getirmek için de kullanabiliriz. önemli olan ilk şey her zaman o %80 sonuca sebep olan %20’yi bulmaya çalışmaktır. richard koch'un söylemiş olduğu gibi: "sonuçların yüzde 80’i sebeplerin yüzde 20’sinden kaynaklanır. o yüzde 20’yi bulun ve hayatınız sonsuza dek değişsin." önemli olanın çok çalışmak değil, az ve öz çalışarak yüksek verim almak olduğunu bu ilke sayesinde hayatımıza uygulayabilirsiniz. sadece çalışma hayatı değil ilişkilerde de oldukça güzel ipuçları vermektedir bu ilke. yukarıda bahsettiğimiz gibi buluşmalarımızın büyük çoğunluğu yüzde 20'lik arkadaş çevresi ile olmaktadır. o zaman o insanları kaybetmemeli, geriye kalan vakitte kendimize değer katan, bizi mutlu eden ne varsa o eylemler ile meşgul olmalıyız.
bu kural italyan ekonomist vilfredo pareto tarafından ortaya konmuştur. pareto, yaptığı araştırmalar sonucunda italya topraklarının %80’inin halkın %20’sine ait olduğunu görmüş ve araştırmalarına devam ettiğinde bu oranın birçok alanda geçerli olduğunu fark etmiştir.
bu kurala örnek verilebilecek bazı yaklaşımlar şunlardır:
-bir şirketin gelirlerinin %80’inin kaynağı, müşterilerinin %20’sidir.
-bir şirkete gelen şikayetlerin %80’i, müşterilerinin %20’sinden gelir.
-sorunların %80’i, sebeplerin %20’sinden kaynaklanır.
-marketlerde toplam kazancın %80’i toplam ürünlerin %20’sinden sağlanmaktadır.
-kazaların %80’ine sürücülerin %20’si neden olmaktadır.
-arkadaş buluşmalarının %80’i sahip olduğun arkadaşların %20’si ile gerçekleşir.
bu ilkeyi kendi hayatımızı ve çalışmalarımızı daha verimli hale getirmek için de kullanabiliriz. önemli olan ilk şey her zaman o %80 sonuca sebep olan %20’yi bulmaya çalışmaktır. richard koch'un söylemiş olduğu gibi: "sonuçların yüzde 80’i sebeplerin yüzde 20’sinden kaynaklanır. o yüzde 20’yi bulun ve hayatınız sonsuza dek değişsin." önemli olanın çok çalışmak değil, az ve öz çalışarak yüksek verim almak olduğunu bu ilke sayesinde hayatımıza uygulayabilirsiniz. sadece çalışma hayatı değil ilişkilerde de oldukça güzel ipuçları vermektedir bu ilke. yukarıda bahsettiğimiz gibi buluşmalarımızın büyük çoğunluğu yüzde 20'lik arkadaş çevresi ile olmaktadır. o zaman o insanları kaybetmemeli, geriye kalan vakitte kendimize değer katan, bizi mutlu eden ne varsa o eylemler ile meşgul olmalıyız.
devamını gör...
kolun kapı koluna çarpması
illet olduğum olay.zaman zaman mutlaka yaşıyorum.burda yasak ama o anda küfrediyorum.
devamını gör...
normal sözlük dertleşecek yazarlar veri tabanı
buyrunuz dostlar. her zamanki gibi dinlemek için buradayım.
devamını gör...

