• “ah uzaktan nazik görünen aşk
nasıl da acımasız ve kaba denendiğinde!”
-sayfa, 11.

• “sevmek için bakarım, bakmak sevgiyi getirirse” -sayfa,22.

• “yarayla alay eder, yaralanmamış olan.”
-sayfa,37.

• “adın ne değeri var? şu gülün adı değişse bile kokmaz mı aynı güzellikte?”
-sayfa,39.

yayınevi: türkiye iş bankası kültür yayınları.

eser ve yazar adı: romeo ve juliet, william shakespeare.
devamını gör...

fransız besteci maurice ravel 'in en bilinen eseridir. dans sanatçısı ıda rubinstein' in sahne performansına eşlik etmesi amacıyla bestelediği bir bale müziği esasında. tabii tılsımlı olmasındaki sebep tek kalıp notanın farklı enstrümanlar ve farklı seslerle çalınmasıdır.

parça içinde defaatle aynı melodi döner.
her röprizde orkestraya yeni bir çalgı katılır bu sayede karakteristik sesler değişir ve alçak ses en yükseğe ulaşmış olur.

ravel eserin başarısı karşısında çok şaşırır ve şöyle bir cümle kullanır ;"sadece tek bir başyapıt yazdım. ne yazık ki onun içinde de müzik yok. " oysa başarı tesadüf değildir. eser konservatuvar kitaplarında olduğuna göre üzerine konuşulacak çok şey var demektir.

kendi fikrim esrarengiz bir melodi her dinlediğimde farklı bir şey düşünüyorum. dinleyince belki bana hak verirsiniz müziği yaşama benziyor. icra edebilmek hiç kolay değil üstüne düşülmesi gereken eserlerden.

dinlemek isteyenler için,
devamını gör...

k2-141b gezegeni lavdan kayalar yağan, cehennem gezegeni diyebileceğimiz bir gezegendir. dünyamıza 200 ışık yılı uzaklıkta lavdan kayalar yağan ve lav okyanusuna sahip bir gezegen olan k2-141b gezegeni, hızı saatte 5000 kilometreyi aşan ve adeta gezegeni savuran, ciddi boyutlarda büyük, korkutucu ve süpersonik rüzgarlara ev sahipliği yapıyor.

gezegende, yer küresinin 100 metre kadar altına inen bir okyanus bulunduğu düşünülüyor ancak bu okyanus sudan oluşan bir okyanus değil. tamamen lavlardan oluşan bu okyanus gezegenin yüzeyini kaplamış durumda. yıldızının yörüngesinde olan bu gezegen, yörüngesi kilitlenmiş bir durumda. yani kendi etrafında dönüş hareketi gerçekleştirmiyor. kendi yıldızına göre, bir tarafı hep gündüz diğer tarafı ise hep gece.

kendi yıldızının gündüzünde olan taraf 3000 derece sıcaklıklara kadar adeta yanıyor. ancak gece olan taraf ise hiç ısınamıyor. tahminlere göre gece olan tarafta sıcaklıklar -200 dereceye kadar düşmüş durumda ve gezegenin bu tarafı donmuş vaziyette duruyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

araştırmalara göre bakıldığında karşılaştırma yapacak olursak eğer, dünyamızın 5 katı kadar büyük olan bu gezegen, kendi yıldızına bir hayli yakın olan bu gezegenin bir yılı, dünyada 0.3 güne yani 7 saat 20 dakikaya tekabül ediyor. bu gezegen yıldızının yörüngesindeki dönüşü dünya saatlerine göre sadece 7 saat 20 dakikada tamamlıyor.

kayalık bir gezegen olduğu kanıtlanan bu gezegende taşlar, kayalar sıcaktan dolayı eriyor ve lavın etkisiyle yanıyor. daha sonra yağmur olarak geri yağıyor. böyle bir görüntüye tanık olmak bile ciddi derecede korkutucu bir durum olurdu.

sıcak taraftaki buharlaşan kayalar, gezegende etkili olan süpersonik rüzgarların etkisi ile gezegenin soğuk tarafına taşınıyor. ve o tarafta kayadan oluşmuş büyük dağlar ve tepeler meydana geliyor. bu gezegenin bize dünyanın ilk zamanları hakkında bilgi verebileceği düşünülmekte. çünkü dünyanın oluşumunun ilk zamanlarının bu şekilde olduğu biliniyor. bu gezegen yıldızının etkisinden kurtulabilirse belki de yaşama elverişli bir gezegen haline gelebilir.

dünyamızdaki su ve kayaç döngüsünün tıpkısı bu gezegende de geçerli ancak lav ve kayaç olarak geçerli. insan aklımızla cehennemin temsilcisi konumunda bulunan bu gezegen son derece dehşet verici görünüyor.

görüntü google görsellerden alınmıştır.

kaynakça:
1-instagram.com/uzaybilimcisi
devamını gör...

candan erçetin
devamını gör...

seyhan'da bazı temiz semtler hala var olsa da berbat yerler daha fazla.
yalnız elemanın hayatı da dram'dan hallice. baba ölsün, anne evlenip gitsin.
bu çocuk iş arıyor, uğraşıyor da mı bulamıyor yoksa gerçekten yan gelip yatıyor mu onu bilmiyoruz. dedeye darp hoş görülecek şey değil orası net ama tipik, kısa ve öz 3. sayfa haberi formatı.
bildiğimiz ise şu ki işsizlik çok, hayat ya da para kazanmak kolay değil.
devamını gör...

işsizlikten günde 200 - 300 entry girebilen, bu yüzden alakalı alakasız her başlıkta tanımını görebileceğiniz yazarlardır.

hiç bakmıyor millet tanımlar uzun mu? güzel mi. adam girmiş birsürü başlığa 1 2 satırlık basit tanım yapmış geçmiş sonra ünlü olduk diyolla. insanların zevklerini anlamak cidden zor.
devamını gör...

tutunamayanlar
devamını gör...

günah ve küfür defterimin ansiklopedi hali alımına sebep şahsiyet.
devamını gör...

(bkz: john steinbeck) in klasikler arasına girmiş mükemmel romanı. kitabı çok küçük yaşlardayken okumuştum (sanırım ortaokul yıllarımda) şimdi tekrar okudum. george ve lennie'nin çıkarsız dostlukları beni inanılmaz etkiledi. ve tabi ki yaşama istekleri, yaşama sevinçleri, hayalleri ve o hayallerini gerçekleştirme isteğinin onları yaşatması. yine yeniden her büyük yazar ve her büyük eserde olduğu gibi fareler ve insanlar'da da varoluşçuluğun izlerini görüyoruz. şöyle ki : yaşamak için bir "nedeni" olan insan bütün "nasıllara" katlanabilir diyordu nietzche.
kitapta george ve lennie'nin yaşam mücadelesi anlatılırken, işçiler farelere benzetiliyor. yaşama amacı olmayan, tek istedikleri karnını doyurmak olan, sadece doymak için çalışan, yaşama amacı, hedefi, hayalleri olmayan tıpkı fareler gibi yaşayan insanlar olarak yazıyor işçileri steinbeck. george ve lennie'nin ise hayalleri var ve bu hayallerine kavuşmak için fare gibi yaşamayı reddediyorlar. yazıldığı dönem için protest bir kitap yazar işçi haklarını savunmuştur bu kitabında.
ben kitabı okurken en çok lennie'yi sevdim. lennie biraz yarım akıllı, koca cüsseli, saf, biraz zor anlayan ama gerçekten masum bir karakter. zekası az çalışıyor ama yüreği gerçekten çok büyük. dostu george ise daha akıllı, mantıklı, zihnini kullanabilen bir lennie'ye göre daha az duygusal ama ne olursa olsun lennie'yi bırakmıyor.
kitap tek seferde okunabilecek türden bir kitap gayet ince, akıcı ve bir öykü okur gibi okunabilir. benim okuduğum en iyi uzun öykülerden birisi.
devamını gör...

şöyle bir fotoğrafı vardır: (1930'lar ankara güvenpark)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


hadi canım sen de, edebiyat akımının fotoğrafı mı olurmuş demeyin. önce resme bakın, dikkatlice. tanıyabildiniz mi onları? tanıyamadınız mı?
bırakalım da kendini tanıtsın o halde fotoğraf:

***

dört kişi parkta çektirmişiz,
ben, orhan, oktay, bir de şinasi...
anlaşılan sonbahar
kimimiz paltolu, kimimiz ceketli
yapraksız arkamızdaki ağaçlar...
babası daha ölmemiş oktay'ın,
ben bıyıksızım,
orhan, süleyman efendiyi tanımamış.

ama ben hiç böyle mahzun olmadım;
ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
oysa hayattayız hepimiz.

***

işte böyle yazmış melih cevdet, hastane odasında bu fotoğrafı görünce.

bir de ben tanıştırayım sizi fotoğraftakilerle, soldan sağa sırasıyla: orhan veli (kanık), şinasi baray, oktay rifat, melih cevdet (anday).
'iyidir güzeldir de kimdir yahu bunlar' dediğinizi duyar gibiyim:
ankara'da gazi lisesi'nden dört dosttur onlar, dört garip, türk yazınının garipleri, uyumsuzları, asileri, kuralları şiddetle reddedenleridir..

orhan'ı, oktay'ı, melih'i tanırız da, kimdir bu şinasi? gariplerin lise dostlarındandır şinasi, o vakitler çıkardıkları dergide de yazardır üstelik, sanat tutkunudur o da diğerleri gibi. hayat bu ya, onun yolu doğrudan edebiyatla rastlaşmasa da dostları gibi, kıyısından dolaşmıştır.

liseden mezun olan şinasi babaannesine ait olan eski bir konağın eskiden ahır olarak kullanılan bodrumunda bir lokanta açmıştır: üç nal… bu lokanta zamanla ankara’nın ünlü lokâllerinden biri haline gelir. zamanın ünlü şair ve yazarlarının da uğrak yeri olur: sabahattin eyyüboğlu, orhan veli, can yücel, melih cevdet, nahit hanım vs.. hatta can yücel şiir bile yazar bu lokal hakkında.
duvarlarında gelenlerin yazdığı şiirler, resimler vardır. kapağında üç nal çakılı olan bir deftere de müdavimler yazılar yazarlar.
mekânın adı da eskiden ahır olarak kullanılmasından gelir aslında. bununla ilgili komik bir anekdot da vardır:
şinasi dükkânının dekorasyonunu yaparken babaannesi ziyarete gelir. ahırdan bozma mekânda açılış için son hazırlıklar yapılmaktadır. orhan veli de bir direğe dayanmış, içkisini yudumlamaktadır. babaanne direğe bakarak mırıldanır: “eskiden merkebi oraya bağlardık”.

orhan veli sürekli gittiği üç nal ile ilgili ülkü dergisinin 16 haziran 1946 tarihli sayısında bir de yazı yazar. o yazıda şöyle der:

“(… )şinasi hem sanatkâr, hem de okur yazar bir insan olduğu için lokantasını sanatkârlarla okur yazarların sık sık gidecekleri, gittikleri vakit de zevkle oturacakları bir yer olarak tertipledi. her giden hoşlanıyor. ben de onlardanım. salonun türlü türlü süsleri arasında zaman zaman mısralara rastlıyorsunuz. tuvalete koyduğu bir abajurun üstüne de refik halit’in bir avuç saçma adlı eserinden bir parça yazmış. güzel bir buluş değil mi? gel gelelim şinasi memnun değil. diyor ki; ‘her içeriye giren refik halit’in yazısına dalıyor. dışarıda da bir sürü insan sıra bekliyor’. şinasi’nin ticari bakımdan hoşnutsuzluğuna sebep olan bu hal edebiyat namına beni sevindirdi. demek ki halkımız edebiyatla da meşgul oluyor.”

***

ama ben hiç böyle mahzun olmadım;
ölümü hatırlatan ne var bu resimde?
oysa hayattayız hepimiz.

***

sahi, melih cevdet'e ölümü hatırlatan neydi bu resimde?

şinasi'nin cebeci'de bir sevgilisi vardır. ne kendisinde ne de arkadaşlarında para yoktur ki dolmuşa binsin de sevgilisine kavuşsun. onlar da hacı bayram veli camii'ne gider, oradan bir cenaze arabasına atlar, şinasi'yi cebeci'ye sevgilisinin yanına götürürlermiş.

sanırım melih cevdet'e ölümü hatırlatan şey bu cenaze arabaları idi:)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fanta veya kola dökmek ile arasında pek fark olmayan güruhun kârı eylem.

tepeden gelen emirle dolar bozdurmak ya da her çekik gözlüyü çinli sanıp dövmek de aynı zekanın ürünüdür.
devamını gör...

cenk'in arka bahçesi ukdesidir.

gani müjde’nin yazıp üstat ertem eğilmez’in yönettiği türk sinema tarihinin en iyi taşlama filmlerinden biri olan arabesk filminde söylenen akıl yakan şarkılardan biridir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
daha önce aynı filmde geçen ve insanı cinnetin sınırına getirecek kadar akla takılan terk edildim isimli şarkı ile ilgili de bir tanım yazmıştım. bu şarkı da aynı etkiye sahip ve değme arabesk şarkıya taş çıkartır.

şener şen’in müjde ar’ın kendini aldattığını düşünüp kendini mecnun misali çöllere attığında söylediği bu muhteşem şarkının sözlerini müziğin deli dahisi aysel gürel yazmış bestesi ise büyük müzisyen attila özdemiroğlu’na ait. filmdeki bütün şarkılarda olduğu gibi.

şarkının sözleri derine daha derine batması için yazılmış sanki. sürekli birbirlerini yanlış anlayarak kavuşmamak için çırpınan müjde ar ve şener şen’in ruh hali bu şarkı ile özetlenmiş bir anlamda.

arabesk dönem filmlerindeki yine acı, yine keder motifine çok uygun olan şarkı bir hiciv aracı olarak kullanılmasına rağmen şener şen’in muhteşem yorumu ile en iyi arabesk şarkı adayı olabilecek bir hale gelmiş:

allah’ım kör et beni, allah’ım kör et beni
aksın gözümün nuru aksın, bundan böyle kör baksın


şarkının en can alıcı yerinde elbette tanrı bu duayı kabul edecektir zira arabesk filmlerde körlük ve hafıza kaybı kaçınılmazdır.

allahım kör et beni
devamını gör...

mega köy balıkesir...
merkezi asla gelişmemiş ve gelişmeyecek yer. çoğu kişi tatil beldelerinden söz etmiş kimse merkezinin küçüklüğünden konuşmuyor. tek bir çarşı var doğru düzgün o da bir cadde boyu zaten. adım başı tanıdıkla veya komşuyla karşılaşırsınız. balıkesir insanı için de olumlu şeyler söyleyemem. benden beklemeyin onu. esnafı kazıkçı, ulaşımı aşırı pahalı. bir yetişkin biniş 3 liraydı en son. iç ulaşımı aşırı pahalı. sessizce oturabileceğiniz bir tane bile kafe yok çünkü kafeye gidince insanlara bi açılma geliyor, kimse susmuyor. doğru düzgün markalar yoktu uzun süre. şehrin taaa en ucundaki yeni alışveriş merkezinde var artık. şehrin yaş ortalaması 40 diye hatırlıyorum. artmış bile olabilir. asla ama asla gelişmeyen bir yer. balıkesir merkezde yaşanmaz. gidin edremite ayvalığa orda yaşayın. merkeze gelmeyin. merkez çok kötü.
pandemi için konuşacağım son olarak. ne sosyal mesafe ne de bir bilinç kalmadı. kimsenin umurunda değil. çocuklar her gün dışarıda. çarşı bir gün sakin değil. herkes geziyor maşallahh ne var sanki çarşıda gezmede anlamadım. ipini koparan evinde oturamıyor. devamlı olarak kırmızı olması da bu yüzden.
devamını gör...

en çok bilinen şiiri (bkz: göğe bakma durağı) olan şair.
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
devamını gör...

hiçbir zaman kapamam. özelden küfür yemenin tadı bi ayrı oluyor.
devamını gör...

memleketim.
battaniyesi, tarhanası, eşme kilimi, sivaslı çileği ile meşhurdur.
ulubey kanyonu dünyanın 2. büyük kanyonudur.
tanım: ege bölgesi şehri
devamını gör...

tolunoğulları mısır’da kurulan ilk türk devletlerinden birisidir. abbasilerin türk kökenli mısır valisi tolunoğlu ahmet, halifenin güçsüzlüğünden
yararlanarak bağımsızlığını ilan etmiştir. ve mısır’da başkenti fustat olan türk - islam devletini 868 yılında kurmuştur.

tolunoğulları zamanla filistin, suriye ve lübnan’a kadar genişleyerek bölgede güçlü bir hâkimiyet kurmuşlardır. tolunoğlu ahmet, ordusunu türklerden oluşturmuştur. devletin yöneticileri türk olmasına rağmen halkı araplardan oluşmuştur. velhasıl iç karışıklıklar ve taht kavgalarından yararlanan abbasiler ellerindeki bu fırsatı kullanarak fustat’a girmişler ve 905 yılında tolunoğulları devletine son vermişlerdir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tolunoğlu ahmet cami.


kullandığım görsel’in kaynağı: okuryazarim.com/tolunoglu-a...

kaynak: tarih dersinden öğrendiğim bilgileri ve notları kullandım.
devamını gör...

hiç büyük kadın yazar olmaması ile aynı olan durum. müsaade etmiyorlar.
kadınlar kadın cinayetlerinde nesne olarak, güzel olarak, bakımlı olarak anılsın istiyorlar sadece.
kalan her yerde erkekler anılsın istiyorlar.
tiyatrocusu da aynı sokakta yürüyen adamı da aynı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim