seni seviyorum demenin farklı şekilleri
babam, eve geldiğinde kapıyı açan annem değilse, bize selam verdikten hemen sonra ilk sorususu annen nerde olur ve annemin ismini ünleyip onu aramaya koyulur. sanki koca kainatta annemi bulamıyor. belki de bizim orada göremediğimiz görmezden geldiğimiz ince bir detay vardır.
belki de bu, gördüğüm en ince bağdır.. .
belki de bu, gördüğüm en ince bağdır.. .
devamını gör...
atlıkarınca
ismi ile kafalarımızı hayli karıştıran, göz alıcı renkleri ve ışığıyla çocukluk hayali olan lunapark oyuncağı.

isminin kökeni napoliten olan oyuncak “carosello” kilden yapılmış topları ve onlarla oynanan eski bir oyundan gelmekte. şövalyelerin bindikleri atlar üzerinde çember oluşturarak, birbirlerini kil toplarla vurmaya çalıştıkları oyun, atlıkarınca'nın atası sayılıyor. oynun ilham kaynağı türk ve arap atlıları. *
•••
atlıkarınca'nın icadı konusunda bildiğim pek bir şey yok, hatta neredeyse kimsenin bir bilgisi yok. tarık tufan'ın deyimiyle o mistik bir oyuncak -ki kullanılmaya ilk başlandığında kimse oyuncak demiyordu.
rivayetlerden birine göre; insanlar bir gün uyandılar, boş arazilerden birinde bu mistik şeye rastladılar. kimse nereden geldiğini, kime ait olduğunu bilmiyordu. herkes ondan korktu. korkmayan tek kişi çocuklar oldu. onlar bu oyuncağa binip doyasıya eğlendiler. böylece dünya dışından gelen oyuncak, çocuklara ait kaldı.

isminin kökeni napoliten olan oyuncak “carosello” kilden yapılmış topları ve onlarla oynanan eski bir oyundan gelmekte. şövalyelerin bindikleri atlar üzerinde çember oluşturarak, birbirlerini kil toplarla vurmaya çalıştıkları oyun, atlıkarınca'nın atası sayılıyor. oynun ilham kaynağı türk ve arap atlıları. *
•••
atlıkarınca'nın icadı konusunda bildiğim pek bir şey yok, hatta neredeyse kimsenin bir bilgisi yok. tarık tufan'ın deyimiyle o mistik bir oyuncak -ki kullanılmaya ilk başlandığında kimse oyuncak demiyordu.
rivayetlerden birine göre; insanlar bir gün uyandılar, boş arazilerden birinde bu mistik şeye rastladılar. kimse nereden geldiğini, kime ait olduğunu bilmiyordu. herkes ondan korktu. korkmayan tek kişi çocuklar oldu. onlar bu oyuncağa binip doyasıya eğlendiler. böylece dünya dışından gelen oyuncak, çocuklara ait kaldı.
devamını gör...
geceyle birlikte gelen şiddetli mutsuzluk
bende tam tersi olan durumdur.
gece olunca yaşama sevincim artıyor resmen. tabii türkiye koşullarında gece vakti çıkıp özgürce dolaşamıyorum ama yine de psikolojik olarak en iyi olduğum zaman dilimi. uyumaktan nefret ediyorum.
keşke insanlarda da güneş enerjisi ile enerji depolama özelliği olsaydı. swh
(bkz: insana güncelleme gelse istenecek özellik)
gece olunca yaşama sevincim artıyor resmen. tabii türkiye koşullarında gece vakti çıkıp özgürce dolaşamıyorum ama yine de psikolojik olarak en iyi olduğum zaman dilimi. uyumaktan nefret ediyorum.
keşke insanlarda da güneş enerjisi ile enerji depolama özelliği olsaydı. swh
(bkz: insana güncelleme gelse istenecek özellik)
devamını gör...
28 şubat 2021 cüneyt özdemir'in fox ile ilgili tweeti
cüneyt özdemir şahsi twitter hesabından, milli eğitim bakanı ziya selçuk ile yaptığı söyleşinin isimlerin buzlu şekilde servis edilmesi nedeniyle fox haber'e tepki gösterdi.
bahse konu olan tweet şu şekilde:'' fox haber benim yaptığım söyleşiyi haberleştirmiş isimleri buzlamış. tam komedi!. ''

kaynak
bahse konu olan tweet şu şekilde:'' fox haber benim yaptığım söyleşiyi haberleştirmiş isimleri buzlamış. tam komedi!. ''
kaynak
devamını gör...
hayvanların insanlardan farkı
uzaktan lezzetli görünen bir şey gören kedi bir çöple karşılaşınca ağlamaz, sızlanmaz, şikayet etmez. durumu kabullenir yoluna devam eder.
yuvasının rüzgar tarafından yıkıldığını gören bir kuş, durumu milisaniyeler içinde kabullenir. artık onun tek hedefi, daha güçlü bir yuvadır.
şikayet etmekle, yakınmakla vakit kaybetmezler hayvanlar.
yuvasının rüzgar tarafından yıkıldığını gören bir kuş, durumu milisaniyeler içinde kabullenir. artık onun tek hedefi, daha güçlü bir yuvadır.
şikayet etmekle, yakınmakla vakit kaybetmezler hayvanlar.
devamını gör...
yazarların bugünkü mutsuzluk sebebi
ego mastürbasyonu yapan bir ik ve müdür ile görüşmem.
bir işe başvurduğumuzda elbette olumsuz da olabileceğini biliyoruz. hatta, olma olasılığının daha az olacağını düşünüp, yine de başvuruyoruz. çünkü, işsizliğin allah belasını versin.
iki üniversite mezunuyum. bir süredir, suçlusu olarak kendimi de gördüğüm işsizlik yaşıyorum. suçum, süreci iyi yönetememek.
bir süre önce de bir hayli kurumsal olan bir firmaya, kendi eğitimden daha düşük eğitimlilerin dahi başvurup, çalışabildiği bir pozisyona başvurdum.
anında görüşmeye çağrıldım. belki de bu salak niye buna başvurdu, bi görelim tipini dediler. tipten de salak görünüyor mu acaba diye merak ettiler belkide.
ilk görüşmemi ik tek başına yaptı ve belli bir sonuç bildirmese de görüşme olumlu görünüyordu.
bir süre sonra müdürün görüşmek istediğini söyleyip, ikinci mülakata çağırdılar.
o görüşmede genel olarak olumlu görünüyordu. tabii bunlar benim varsayımım. ama az çok belli olur ya hani, oldu yani.
hatta o görüşme sonucunda müdüre hanım bir sonraki görüşmemiz resmi bir görüşme olacak dedi. o ne demekse artık.
ben onu işe alım görüşmesi olarak anladım ki bence herkes de öyle anlardı.
tabii ki yine de olmama ihtimalinin farkında ve bilincindeyim.
bugün için tekrar görüşmeye çağrıldım ve gittim tabii.
bu üçüncü görüşme olacağı için ve olumsuz olsa niye bana vakit ayırsın, en iyi ihtimalle arayıp olmadı derler diye düşündüğüm için, bunun işe alım görüşmesi olacağını yüksek ihtimal varsayarak gittim.
bu sefer hem müdü2r hanım hem ik oradaydı.
orada dediysem, beni randevu verdikleri saatten 1 saat fazla beklettikleri görüşme!
yine de moral bozmadım. çünkü sonuçta iş!
beni daha önce ayrı ayrı mülakat yapan kişiler bu sefer de beraber beni tekrar dinlemek istediler! kendimi anlattım. ben kendimi gayet güzel izah edebilen birisi olarak, yine onların karşısında ezilip, bükülmeden, kendimi özguvenli bir şekilde izah ettim. onlar konuşurken her şeye peki demek yerine, ben de onlara sorular sorup, izahat bekledip. tabii ki çok saygılı ve profesyonel bir şekilde yaptım bunu. çünkü 3. görüşme artık benim de bunları konuşma hakkım vardı.
ben bu şekilde konuştukça müdüre hanımın surat ifadesi değişti. evet maskeden bile belli olacak bir değişim.
bu arada bana olumlu hiçbir şey söylemiyorlar. sürekli köşeye sıkıştırma çabası var belli. biliyorum onların işi bu. bu bi test. ama o testte kendini dik tutup, aynı şekilde kendisini izah eden birisinin varlığı neden rahatsız ediyor peki? amaç ne?
en son dayanamayan müdüre bana "senin özgüveninden korktum" dedi.
bu ne şimdi?
o pası da kendimce gole çevirdim.
bu sefer de "cesaretin korkutucu" dedi.
biz nerdeyiz? ne oluyor yahu?
bende kayış koptu kopacak ama sakin oldum yine de.
daha ufak tefek bir sürü şey.
en sonunda "(bkz: sizi ileride değerlendireceğiz) dedi.
yuh yani. bu nedir?
ben de sizi bekliycem öyle mi?
salon kadını çizgimden kaymamak için, konuşmayı sonlandırıp çıktım.
bu nasıl bir iş yapış? bu mudur bu işin aslı?
karşınızdaki de insan yahu. zorlamak ayrı, bu ayrı bir şey.
bugün sayemde rahatlamışlardır umarım. mutlu geçmiştir günleri.
bir işe başvurduğumuzda elbette olumsuz da olabileceğini biliyoruz. hatta, olma olasılığının daha az olacağını düşünüp, yine de başvuruyoruz. çünkü, işsizliğin allah belasını versin.
iki üniversite mezunuyum. bir süredir, suçlusu olarak kendimi de gördüğüm işsizlik yaşıyorum. suçum, süreci iyi yönetememek.
bir süre önce de bir hayli kurumsal olan bir firmaya, kendi eğitimden daha düşük eğitimlilerin dahi başvurup, çalışabildiği bir pozisyona başvurdum.
anında görüşmeye çağrıldım. belki de bu salak niye buna başvurdu, bi görelim tipini dediler. tipten de salak görünüyor mu acaba diye merak ettiler belkide.
ilk görüşmemi ik tek başına yaptı ve belli bir sonuç bildirmese de görüşme olumlu görünüyordu.
bir süre sonra müdürün görüşmek istediğini söyleyip, ikinci mülakata çağırdılar.
o görüşmede genel olarak olumlu görünüyordu. tabii bunlar benim varsayımım. ama az çok belli olur ya hani, oldu yani.
hatta o görüşme sonucunda müdüre hanım bir sonraki görüşmemiz resmi bir görüşme olacak dedi. o ne demekse artık.
ben onu işe alım görüşmesi olarak anladım ki bence herkes de öyle anlardı.
tabii ki yine de olmama ihtimalinin farkında ve bilincindeyim.
bugün için tekrar görüşmeye çağrıldım ve gittim tabii.
bu üçüncü görüşme olacağı için ve olumsuz olsa niye bana vakit ayırsın, en iyi ihtimalle arayıp olmadı derler diye düşündüğüm için, bunun işe alım görüşmesi olacağını yüksek ihtimal varsayarak gittim.
bu sefer hem müdü2r hanım hem ik oradaydı.
orada dediysem, beni randevu verdikleri saatten 1 saat fazla beklettikleri görüşme!
yine de moral bozmadım. çünkü sonuçta iş!
beni daha önce ayrı ayrı mülakat yapan kişiler bu sefer de beraber beni tekrar dinlemek istediler! kendimi anlattım. ben kendimi gayet güzel izah edebilen birisi olarak, yine onların karşısında ezilip, bükülmeden, kendimi özguvenli bir şekilde izah ettim. onlar konuşurken her şeye peki demek yerine, ben de onlara sorular sorup, izahat bekledip. tabii ki çok saygılı ve profesyonel bir şekilde yaptım bunu. çünkü 3. görüşme artık benim de bunları konuşma hakkım vardı.
ben bu şekilde konuştukça müdüre hanımın surat ifadesi değişti. evet maskeden bile belli olacak bir değişim.
bu arada bana olumlu hiçbir şey söylemiyorlar. sürekli köşeye sıkıştırma çabası var belli. biliyorum onların işi bu. bu bi test. ama o testte kendini dik tutup, aynı şekilde kendisini izah eden birisinin varlığı neden rahatsız ediyor peki? amaç ne?
en son dayanamayan müdüre bana "senin özgüveninden korktum" dedi.
bu ne şimdi?
o pası da kendimce gole çevirdim.
bu sefer de "cesaretin korkutucu" dedi.
biz nerdeyiz? ne oluyor yahu?
bende kayış koptu kopacak ama sakin oldum yine de.
daha ufak tefek bir sürü şey.
en sonunda "(bkz: sizi ileride değerlendireceğiz) dedi.
yuh yani. bu nedir?
ben de sizi bekliycem öyle mi?
salon kadını çizgimden kaymamak için, konuşmayı sonlandırıp çıktım.
bu nasıl bir iş yapış? bu mudur bu işin aslı?
karşınızdaki de insan yahu. zorlamak ayrı, bu ayrı bir şey.
bugün sayemde rahatlamışlardır umarım. mutlu geçmiştir günleri.
devamını gör...
4 ağustos 2021 güney kore türkiye voleybol maçı
o kadar üzüldüm ve gerildim ki maç boyunca anca bir şeyler yazabilecek duruma geldim.
teknik, taktik, beceri, tecrübe her anlamda fersah fersah üstün olduğumuz bir takıma karşı tek set voleybol oynayabildik; gerçekten inanılmaz... çok, çok üzücü...
4 sene lisanslı voleybol oynadım. türkiye'de voleybol altyapısının, kültürünün ne kadar doğru yönetildiğinin de gayet farkındayım. biz voleybol ülkesiyiz son derece doğru, yerinde bir slogan. zaten takımlarımızın aldığı sonuçlar da ortada uluslararası liglerde...
ancak gelin görün ki milli takım için iş başka.
voleybol iyi savunma yapanın, soğuk kanlı olanın kazandığı bir branş. biz takım olarak hem elemelerde, hem gruplarda ne kadar iyi savunma yapabildiğimizi defalarca kez kanıtlamış bir takımız. işler yolundayken bir sıkıntımız yok. olamaz da. iyiyiz abi. bitti, bu kadar basit. bu kızlar çok rahat bir şekilde madalyaya yürüyecek kadar yetenekli ve donanımlı sporcular. ancak ne yazık ki stres yönetimi, spor psikolojisi, konsantrasyon bunlar çok başka dinamikler gerektiriyor ve bizde de bu dinamikler doğru işletilemiyor. hal böyle olunca çeyrek final stresi, ülke gündemi, baskı, atipik bir voleybol anlayışı karşısında manşet alamayan, servis karşılamayan bir türkiye izledik. akdeniz insanları sizi! ne gezer bizde soğuk kanlılık abi... istatistiklere bakmadım, ama 2 set güney kore 50 sayı eder, tie break ile 65 diğer setlerden de 40 desek; 105 sayı'nın çok eminim ki en az 30'u bizim hata sayılarımızdır. etkili servis bile olmayan atışlardan ace verdik, inanılmaz... bizim en iyi yaptığımız şey savunma arkadaşlar. bu kızların oynadığı oyun kendi oyunları olmadı/olamadı maç boyunca. çok, çok yazık.
bakın çok net bir şey söyleyeyim, kuradan güney kore çıkmamış olsaydı dünkü oyunla o sahada rezil rüsva olurduk. allah korudu. bu, kızların rakipleriyle aralarındaki güç farkından, kötü yönetimden falan sebep değil. çünkü böyle bir güç dengesizliği yok takımlarla aramızda. biz stresi yönetmedik. çok yetenekli, iyi yetiştirilmiş ama sporcu gibi yaşatamadığımız oyuncularımız olduğu sürece de yönetememeye devam edeceğiz. sonuçlar da bu şekilde gelmeye devam edecek takım sporlarında.
hepimize geçmiş olsun. ne diyebilirim ki. gerçekten çok yazık oldu.
teknik, taktik, beceri, tecrübe her anlamda fersah fersah üstün olduğumuz bir takıma karşı tek set voleybol oynayabildik; gerçekten inanılmaz... çok, çok üzücü...
4 sene lisanslı voleybol oynadım. türkiye'de voleybol altyapısının, kültürünün ne kadar doğru yönetildiğinin de gayet farkındayım. biz voleybol ülkesiyiz son derece doğru, yerinde bir slogan. zaten takımlarımızın aldığı sonuçlar da ortada uluslararası liglerde...
ancak gelin görün ki milli takım için iş başka.
voleybol iyi savunma yapanın, soğuk kanlı olanın kazandığı bir branş. biz takım olarak hem elemelerde, hem gruplarda ne kadar iyi savunma yapabildiğimizi defalarca kez kanıtlamış bir takımız. işler yolundayken bir sıkıntımız yok. olamaz da. iyiyiz abi. bitti, bu kadar basit. bu kızlar çok rahat bir şekilde madalyaya yürüyecek kadar yetenekli ve donanımlı sporcular. ancak ne yazık ki stres yönetimi, spor psikolojisi, konsantrasyon bunlar çok başka dinamikler gerektiriyor ve bizde de bu dinamikler doğru işletilemiyor. hal böyle olunca çeyrek final stresi, ülke gündemi, baskı, atipik bir voleybol anlayışı karşısında manşet alamayan, servis karşılamayan bir türkiye izledik. akdeniz insanları sizi! ne gezer bizde soğuk kanlılık abi... istatistiklere bakmadım, ama 2 set güney kore 50 sayı eder, tie break ile 65 diğer setlerden de 40 desek; 105 sayı'nın çok eminim ki en az 30'u bizim hata sayılarımızdır. etkili servis bile olmayan atışlardan ace verdik, inanılmaz... bizim en iyi yaptığımız şey savunma arkadaşlar. bu kızların oynadığı oyun kendi oyunları olmadı/olamadı maç boyunca. çok, çok yazık.
bakın çok net bir şey söyleyeyim, kuradan güney kore çıkmamış olsaydı dünkü oyunla o sahada rezil rüsva olurduk. allah korudu. bu, kızların rakipleriyle aralarındaki güç farkından, kötü yönetimden falan sebep değil. çünkü böyle bir güç dengesizliği yok takımlarla aramızda. biz stresi yönetmedik. çok yetenekli, iyi yetiştirilmiş ama sporcu gibi yaşatamadığımız oyuncularımız olduğu sürece de yönetememeye devam edeceğiz. sonuçlar da bu şekilde gelmeye devam edecek takım sporlarında.
hepimize geçmiş olsun. ne diyebilirim ki. gerçekten çok yazık oldu.
devamını gör...
15 ocak 2021 norveç'te pfizer aşısı olan 23 kişinin ölmesi
eger ölum nedenlerinin yapilan adli arastirmalar sonucunda, aşı kaynakli oldugu kesinlesirse, son derece olay yaratacaktir. mrna asilari aslinda derinligi bilinmeyen bir su gibi. dunya capinda kullanilan inaktif aşılardan oldukca farkli bir teknolojiyle uretilmekte. etkileri uzerinde yeterli bir bilgiye sahip olabilmek icin de minimum uc dort senelik etkilerinin gozlemlenmesi gerekir.bu da suan itibariyle mumkun olmadigi icin "denize dusen yilana sarilir" misali, bu asılardan medet ummus bulunmaktayiz...kisacasi bu asilarin cok ciddi etkileri olabilir de, olmaya bilir de...
devamını gör...
objet petit a

diğer bilinen adıyla ulaşılamayan arzu nesnesi.
lacanyen psikoterapinin temel direktlerinden bir tanesi olan objet petit a, lacan'a göre karşı tarafa duyulan arzunun sebebidir; lacan söz konusu nesneyi açıklayabilmek için platon'un symposion'undaki agalma kavramından yararlanır; agalma, esasında değersiz bir kutudur ve onu değerli kılan şey, içinde gizlediğidir. lacan'a göre partnerlerimize, öteki'mize çekilmemizin sebebi de onların üzerine yansıyan bu gizemli ancak asla ulaşılamayan nesnedir; ilişkilenmemizin sebebi partnerlerimize duyduğumuz sevgiden yahut arzudan ziyade sakladıklarına kendimizi ikna ettiğimiz, arzumuza sebep olan nesnenin ta kendisidir.
ancak benim fikrimi soracak olursanız ilişkiler bu nesneden dolayı başladığı gibi, bu nesneden dolayı biterler de. zira petit a'yı tanımlarken lacan "seni seviyorum ancak senin içindeki bir şeyi daha çok seviyorum, bu yüzden seni parçalıyorum" demiştir. bu söylemi çözümleyecek olursak çıkacak mana şudur: her ilişkimizde, partnerimizi tanıma sürecinde kendisi hakkında ama iyi ama kötü şeyler öğreniriz, bu şeyleri iyi ya kötü yapan mesele bizim bu şeyleri çoğunlukla ne denli çekici bulduğumuzdur. her ne kadar ahlak üzerine eğlenceli bir tartışmanın fitilini ateşleyebilecek olsa da bu cümle, konuyu dağıtmayacağım. hah, ne diyordum; partnerimiz hakkında bir şeyler öğreniriz. öğrendiğimiz bu şeyler çoğunlukla partnerimizin petit a'yı içinde barındıran agalma olup olmadığına dairdir... biz istemesek/farkında olmasak dahi bilinçdışımızın arzu üretim merkezi bu şekilde işler.
aslına bakacak olursak bu nesneye "ulaşılmaz" denmesi boşuna değildir, ulaştığımız şey eninde sonunda bir replikasyondur, zira petit a'nın kökeni annenin kucağından ayrılmadığımız ve kendi benliğimizi onunkiyle bir bütün olarak tanımladığımız ayna evresine kadar gider--- ayna evresi, bebeğin dil ile tanışıp babanın yasası aracılığı ile dünyaya dalış yapmasıyla son bulan, pre-linguistik bir evredir ve her bebek önünde sonunda bu evreden çıkarak, parçalanmış bir benlik imgesiyle dünyaya atılıverir. bundan sebep de partnerimizde bulduğumuz şey bütünlüğün kendisinden ziyade bir reprodüksiyonu, bir imgesidir.
insanlar olarak çoğunlukla hakikate değil yanılsamaya yönelik bir arayışımız olmasına şükretmemiz gereken bir noktadır bu, aksi halde mutsuzluğumuz ve partnerlerimizle olan geçimsizliğimiz kalıcı olurdu.
bu mutsuzluğu ilişkilerindeki bir dizi stratejik hatalar dolayısıyla garanti altına alanlar var mı peki? elbette.
hali hazırda parçalanmış ve sarsıntılı bir benlik imgesine sahip olan borderline kişilik bozukluğundan mustarip şahsiyetler buna örnektir. benlik imgesinin parçalanmışlığı ve stabiliteden, bütünlükten yoksunluğu semptomatik olarak bu kişilerde kendisini sık sık gösterdiğinden sebep petit a'nın yarattığı ihtiyaçlar bu kişilerde daha ön plandadır, ilişkilerinin başındaki idealizasyon; petit a'yı bulmuş olmalarına yönelik bir coşkunluğun ya da esrime halinin eseri olarak ele alınacak olursa, partnerin "eksiklikleri" ve "kusurları" sonucunda ortaya çıkan devalüasyon içinde büyük hissedilen kutudan küçük çıkmasının sonucudur. sarsıntılı, parçalanmış bir benlik imgesinin en çok aradığı şeylerden bir tanesi bütünlük ve sağaltım olduğundan sebep tutkuları bu kişileri sık sık tüketir ya da hayata bağlar. oysa ortada belki de "kaynaktan", khora'dan kopuşun sebep olduğu ve tutulamamış bir yas vardır.
daha fazlası için:
(bkz: jacques lacan)
(bkz: ayna evresi)
(bkz: borderline kişilik bozukluğu)
(bkz: nesne ilişkileri kuramı)
devamını gör...
dantelli iç çamaşır giyip plaja giden kadın
'anladık pandemi var. ama bu tarz kurgularınızı sözlüğe taşımasanız mı artık?' dedirten başlık.
devamını gör...
resim yükleme özelliğinin gelmesi
bundan da haberdar olan ilk yazar benim , evet. mükemmel bir duygu.
devamını gör...
şeriat
islam üzerine cumhuriyet sonrası inanılmaz kara propaganda yapılmaya başlandı. islam dininin kuralları inanan müslümanları bağlar. kadın ve erkeği doğasının dışında değil, bizzat birbirini tamamlayacak şekilde yaşatır. batı ve modernizmin kurallarını sorgulamadan direkt olarak kabul eden ezik psikolojili insanların anlamasını beklemiyorum zaten. örneklerle şeriatı size anlatmaya çalışacağım.
hırsızlık, cinayet, aldatma, evlilik dışı cinsel ilişki, adam kayırma, terör gibi suçlar toplumun göreceği şekilde cezalandırılır. fakat islamiyet hayatın gerçeklerine duyarlıdır. mesela hz ömer dönemi çok yoksulluk olduğu için bir gün bir hırsızlık oluyor ve bu şahıs yakalanıyor. normalde hırsızlığın bedeli o eli kaybetmektir fakat hz ömer fakirlik dönemi olduğu için zaruriyeti göz önünde bulundurarak bu cezayı uygulamıyor.
şöyle bir toplum hayal edin:
hırsızlığın çok nadir olduğu ve cezasının caydırıcı olduğu
aldatılmanın, zinanın cezalarının rencide edici ve ağır olduğu
adam öldürmenin cezasının kısas olması (sizi öldürmeye 100 kişi bile bulaşsa 100'ü kısas edilir)
gibi olayların minimum olduğu ve topluma rezil olma durumları barındırdığı için bu tarz potansiyeli olan insanlar bunları çok çok nadir yapabilir. öyle bir toplum düşünün ki, birisi bir suç işliyor ve insanlar anında din kardeşimiz öyle şey yapmaz deyip savunmaya başlıyor. güven esaslı bir toplum. eşinizin başkaları tarafından rahatsız edilmeyeceği, sizi aldatamayacağı, canınızın güvende olduğu bir toplum.
dağınık olsa da az çok anlamışsınızdır. bu toplumlar var oldu. asrı saadet dönemi ve türk devletlerinin tarihine bakabilirsiniz. tabi propaganda çok ağır olunca.. birisi birisini vahşice öldürünce hapse giriyor ve insanlar tatmin olmuyor. birbirimizi kandırmayalım? adamı içeriden birisi öldürse herkes rahatlıyor. hatta bazı durumlarda işkence edelim, ölmemeli diyoruz bazı şahıslara fakat bu ölçüyü kaçırmak. şeriat demek islam hukuku demek. bir müslüman bu kurallara itibar etmek zorundadır. yallah arabistan'a diyen tayfa, bu topraklar dinsizlik ile değil islam uğruna kan akıtan nice yiğitler ile harmanlandı. bu topraklar en sert ve bedel ödenen toprakları. bunu da fani amaçlar değil, ebedi anlam için hayatını ortaya koyan atalarımız yaptı. şeriat istememek gayet doğal hakkınız fakat osmanlı gibi devletlerin bu tarz islam hukuku uygulamalarına bakın. yabancıların müslüman toplumun ahlaklı yaşamını ve samimiyetini öve öve bitiremediği seyehatnamelere bakın, okuyun be. bu dönem iğrenç bir dönem ve islamiyete bu dönem üzerinden saldırmayın. gerçekten uygulandığı dönemlere bakın. bak hoşuna gitmez kurallar, ben zina edeceğim falan dersin. serbestsin dostum, bu dine inanmak zorunda değilsin. sana ceza da uygulanmaz zaten. merak eden zaten fıkıh ile ilgilenir kuduri falan okur. ama seyehatnameler çok önemli bu konuda. o müslüman toplumun nasıl övüldüğünü kendiniz görün sonra şu an yaşanmayan islamla karşılaştırın.
karısının zina yaptığını ispatladığı halde karısına ömür boyu maaş ödemek zorunda bırakılıp adalet arasınız :)
siz şu anda kendinizi güvende hissediyor musunuz? en çok tecavüz hangi ülkede yapılıyor baktınız mı? o çok öve öve bitiremediğiniz balkan ülkelerinde. hırsızlık? konuşmaya gerek var mı sizce bunları? adamlar yakalanmayacağını anlayınca her suçu işliyor. fakat bir mümin hesap vereceğini bilir. çünkü allah her şeyi görür.bu toplumda ne eşler birbirine güveniyor, ne kardeşler. evinizde altın bile zor tutarsınız. gelmişsiniz islam hukukuna saldırıyorsunuz. illa edep.
hırsızlık, cinayet, aldatma, evlilik dışı cinsel ilişki, adam kayırma, terör gibi suçlar toplumun göreceği şekilde cezalandırılır. fakat islamiyet hayatın gerçeklerine duyarlıdır. mesela hz ömer dönemi çok yoksulluk olduğu için bir gün bir hırsızlık oluyor ve bu şahıs yakalanıyor. normalde hırsızlığın bedeli o eli kaybetmektir fakat hz ömer fakirlik dönemi olduğu için zaruriyeti göz önünde bulundurarak bu cezayı uygulamıyor.
şöyle bir toplum hayal edin:
hırsızlığın çok nadir olduğu ve cezasının caydırıcı olduğu
aldatılmanın, zinanın cezalarının rencide edici ve ağır olduğu
adam öldürmenin cezasının kısas olması (sizi öldürmeye 100 kişi bile bulaşsa 100'ü kısas edilir)
gibi olayların minimum olduğu ve topluma rezil olma durumları barındırdığı için bu tarz potansiyeli olan insanlar bunları çok çok nadir yapabilir. öyle bir toplum düşünün ki, birisi bir suç işliyor ve insanlar anında din kardeşimiz öyle şey yapmaz deyip savunmaya başlıyor. güven esaslı bir toplum. eşinizin başkaları tarafından rahatsız edilmeyeceği, sizi aldatamayacağı, canınızın güvende olduğu bir toplum.
dağınık olsa da az çok anlamışsınızdır. bu toplumlar var oldu. asrı saadet dönemi ve türk devletlerinin tarihine bakabilirsiniz. tabi propaganda çok ağır olunca.. birisi birisini vahşice öldürünce hapse giriyor ve insanlar tatmin olmuyor. birbirimizi kandırmayalım? adamı içeriden birisi öldürse herkes rahatlıyor. hatta bazı durumlarda işkence edelim, ölmemeli diyoruz bazı şahıslara fakat bu ölçüyü kaçırmak. şeriat demek islam hukuku demek. bir müslüman bu kurallara itibar etmek zorundadır. yallah arabistan'a diyen tayfa, bu topraklar dinsizlik ile değil islam uğruna kan akıtan nice yiğitler ile harmanlandı. bu topraklar en sert ve bedel ödenen toprakları. bunu da fani amaçlar değil, ebedi anlam için hayatını ortaya koyan atalarımız yaptı. şeriat istememek gayet doğal hakkınız fakat osmanlı gibi devletlerin bu tarz islam hukuku uygulamalarına bakın. yabancıların müslüman toplumun ahlaklı yaşamını ve samimiyetini öve öve bitiremediği seyehatnamelere bakın, okuyun be. bu dönem iğrenç bir dönem ve islamiyete bu dönem üzerinden saldırmayın. gerçekten uygulandığı dönemlere bakın. bak hoşuna gitmez kurallar, ben zina edeceğim falan dersin. serbestsin dostum, bu dine inanmak zorunda değilsin. sana ceza da uygulanmaz zaten. merak eden zaten fıkıh ile ilgilenir kuduri falan okur. ama seyehatnameler çok önemli bu konuda. o müslüman toplumun nasıl övüldüğünü kendiniz görün sonra şu an yaşanmayan islamla karşılaştırın.
karısının zina yaptığını ispatladığı halde karısına ömür boyu maaş ödemek zorunda bırakılıp adalet arasınız :)
siz şu anda kendinizi güvende hissediyor musunuz? en çok tecavüz hangi ülkede yapılıyor baktınız mı? o çok öve öve bitiremediğiniz balkan ülkelerinde. hırsızlık? konuşmaya gerek var mı sizce bunları? adamlar yakalanmayacağını anlayınca her suçu işliyor. fakat bir mümin hesap vereceğini bilir. çünkü allah her şeyi görür.bu toplumda ne eşler birbirine güveniyor, ne kardeşler. evinizde altın bile zor tutarsınız. gelmişsiniz islam hukukuna saldırıyorsunuz. illa edep.
devamını gör...
pazardaki kadınları taciz eden ihtiyar sapık
bir de bunlar bizden önce aşılandı sanki yaşamak en çok onların hakkı gibi.
devamını gör...
senden nefret ediyor olabilirim
haydaa her gün bir övgü her gün bir çiçek bırakılıyor nickaltıma. neyi yanlış yapıyorum diye düşünmeye başladım ufaktan.
kaderin cilvesine bak beeee kimlerrrrr kimlerle yan yana geliyor. bir kıssam var size anlatayım. bir yazar geldi geçti buradan ismi hobaaa3434. o zamanlar bizim sözlük eğlencemizdi bu hanım abla. #851936 böyle girdiler falan yazardı. neyse silindi bu hanım kız. sonra geri gelir dedik. geldi sandık. evernevergreen* dedi bu kişi hobaa3434 olabilir diye. baktım harbiden o gibi. o yazar kişisi sendin başına buyruk. yani seni değil aslında ben hobaaa3434'ü engelledim. kaderin cilvesine bak ki bugün aramızda hobaaa3434'ün hayaleti ı am melting lannn melting var ve aynı anda nickaltı girmişsiniz. melting kızımıza da hep mermi attık o tuttu bize gül attı. artık düzeldi ama normal yazıyor ufak ufak. eleştiri falan yapıyor. saf romantizmden sıyrıldı. açın okuyun mutlaka sizi bağlayan bir şey bulursunuz. zamanla daha iyiye gideceğine inanıyorum.
#1311449 bu girdiye ne demeli? beni yardı ya ahjsdhasdhjahdahd. abi ne alaka lan. sebepsizce güldüm bir süre. tertemiz bırakmış gitmiş. like. okey şöyle yapacağız, şimdi sana bir ödev veriyorum dosti. benim profilime giriyorsun. orada bir çocuk sana bakıyor olacak kapak fotoğrafında.7 yaşında bir çocuk o. bir kaç saniye gözünün içine bak bakalım dayak yemeyi seven birinin bakışı mı o. videoda izlediğin çocuk gibi sahte mi bakıyor. bunu değerlendir. sonra gel tecrübelerini buraya aktar.
ayrıca teşekkür ederim güzel yorumlarınız için bizi de nickaltı kuşu yaptınız ya ne deyim size bilmiyorum.
kaderin cilvesine bak beeee kimlerrrrr kimlerle yan yana geliyor. bir kıssam var size anlatayım. bir yazar geldi geçti buradan ismi hobaaa3434. o zamanlar bizim sözlük eğlencemizdi bu hanım abla. #851936 böyle girdiler falan yazardı. neyse silindi bu hanım kız. sonra geri gelir dedik. geldi sandık. evernevergreen* dedi bu kişi hobaa3434 olabilir diye. baktım harbiden o gibi. o yazar kişisi sendin başına buyruk. yani seni değil aslında ben hobaaa3434'ü engelledim. kaderin cilvesine bak ki bugün aramızda hobaaa3434'ün hayaleti ı am melting lannn melting var ve aynı anda nickaltı girmişsiniz. melting kızımıza da hep mermi attık o tuttu bize gül attı. artık düzeldi ama normal yazıyor ufak ufak. eleştiri falan yapıyor. saf romantizmden sıyrıldı. açın okuyun mutlaka sizi bağlayan bir şey bulursunuz. zamanla daha iyiye gideceğine inanıyorum.
#1311449 bu girdiye ne demeli? beni yardı ya ahjsdhasdhjahdahd. abi ne alaka lan. sebepsizce güldüm bir süre. tertemiz bırakmış gitmiş. like. okey şöyle yapacağız, şimdi sana bir ödev veriyorum dosti. benim profilime giriyorsun. orada bir çocuk sana bakıyor olacak kapak fotoğrafında.7 yaşında bir çocuk o. bir kaç saniye gözünün içine bak bakalım dayak yemeyi seven birinin bakışı mı o. videoda izlediğin çocuk gibi sahte mi bakıyor. bunu değerlendir. sonra gel tecrübelerini buraya aktar.
ayrıca teşekkür ederim güzel yorumlarınız için bizi de nickaltı kuşu yaptınız ya ne deyim size bilmiyorum.
devamını gör...
tesla küresi
plazma küresi, plazma lambası gibi isimlerle bilinen, nikola tesla'nın birtakım frekans araştırmaları sonucunda ortaya çıkan, odamda da bir tane bulunan cam küre. oynamak çok keyifli içindeki plazmayla. canlı gibi tepki vermesi hoşuma gidiyor.
devamını gör...
çaylak onay sırası
hemen çıktığım sıra.* olayın özü şu:
-anketlere yazmayın
-hakkında bilgi sahibi olduğunuz başlıklara yazın. ama bu demek değil ki makale yazın. sevdiğiniz gruplar hakkında ya da yaşadığınız şehir ile ilgili yazılar yazabilirsiniz
-gaza gelip içinizi dökmeyin
-küfür yasak, gerçi bunu biliyorsunuzdur da...
-imlaya ve anlatım bozukluklarına dikkat edin
-edit girerken nedenini belirtme yeri var, kullanın orayı
-yazar olunca buraya gelip ne kadar sürede yazar olduğunuzu söyleyin de diğer çaylakların gözü korkmasın.
-ve son olarak yıllarca beklemeyeceğinizi bilin yani. bir iki güne yazar olursunuz.
-anketlere yazmayın
-hakkında bilgi sahibi olduğunuz başlıklara yazın. ama bu demek değil ki makale yazın. sevdiğiniz gruplar hakkında ya da yaşadığınız şehir ile ilgili yazılar yazabilirsiniz
-gaza gelip içinizi dökmeyin
-küfür yasak, gerçi bunu biliyorsunuzdur da...
-imlaya ve anlatım bozukluklarına dikkat edin
-edit girerken nedenini belirtme yeri var, kullanın orayı
-yazar olunca buraya gelip ne kadar sürede yazar olduğunuzu söyleyin de diğer çaylakların gözü korkmasın.
-ve son olarak yıllarca beklemeyeceğinizi bilin yani. bir iki güne yazar olursunuz.
devamını gör...
uyutmayan sorular
eskide kalmış bir kavga aklına gelir 'niye şunu demedim ki?'diye sorabilirsin kendine. sabaha kadar tekrar kavga edersin böylece.
devamını gör...
özünde iyi bir insan
yaptığı, yapmak istediği belki fikir değiştirip ilerde yapacağı tüm etik, yasa, örf vsvs * dışı eylemleri gerçekleştiren, gerçekleştirebilecek olan kişiyi savunmak, onu düştüğü çukurdan çekmek için kullanılan söz.
bence herkes özünde kötü ama bir şekilde iyi olmaya çalışıyoruz.
güdüler, bilinçaltı bir çoğumuz da hep bataklık hep kaos. gelgelelim uymamaya çalışıyoruz.
özünde herkes iyi güzellemesi bana biraz sığ ve gereksiz palazlama gibi geliyor.
ben iyi değilim. meydanı iyilere bırakıyorum.
saygılar efem.
bence herkes özünde kötü ama bir şekilde iyi olmaya çalışıyoruz.
güdüler, bilinçaltı bir çoğumuz da hep bataklık hep kaos. gelgelelim uymamaya çalışıyoruz.
özünde herkes iyi güzellemesi bana biraz sığ ve gereksiz palazlama gibi geliyor.
ben iyi değilim. meydanı iyilere bırakıyorum.
saygılar efem.
devamını gör...
normal sözlük’ün temizlik zamanının gelmesi
saygı değer çalışkan modlarımızın, ufaktan temizlemesi gerekli.
baksanıza, ayaklar,seksler havada uçuşuyor sol framede.
size yardımcı oluruz ama fiziksel olarak, mesela shotgun ile evlerini basarız verdiğiniz ip den bazı çer çöpün.
baksanıza, ayaklar,seksler havada uçuşuyor sol framede.
size yardımcı oluruz ama fiziksel olarak, mesela shotgun ile evlerini basarız verdiğiniz ip den bazı çer çöpün.
devamını gör...
