-sınıf öğretmenimizin her hafta en çok çalışan derse katılan kişiye özel ‘haftanın prensesi/prensi’ gibi yazılar bastırıp sınıfa asması
-okuldan çıkıp eve gitme hevesiyle koşarken düşüp sol el bileğimi kırmam
vee en unutamadığım:
-en yakın 2 arkadaşımın ve benim aynı çocuktan hoşlandığımızı aynı anda söylememiz*.
devamını gör...

uzun süredir uzak olduğum sözlük ortamına döner dönmez biriciğimin yayına geri döndüğünü öğrenmek şu son zamanlarda aldığım en güzel haberdi. perşembe gününü büyükkk bir heyecanla bekliyorum. ben sizden çok uzak kaldım ya....
devamını gör...

maddi zorluk çeken kişinin para kazanma mecburiyetinde bulunduğundan dolayı kullandığı cümledir. elinden her işin geleceğini belirtip işi almak ister.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
örmüşlüğüm bile var.
bende nostaljikim aslında, resmimi mi bıraksam.
devamını gör...

itiraf başlıkları en sevdiğim başlıklar tam bir ağlama duvarı.
devamını gör...

tembellik. kimse çalışmak istemiyor. herkes kolay yoldan para kazanıp zengin olmanın derdinde.
devamını gör...

benim o yazar. çölde kutup ayıları beni gangbang yaptı. isterseniz kim şanslı kim şanssız tartışmayalım.
devamını gör...

sayın yazarı yeni fark ettim ve paylaşımlarını da eksik bırakmadan okuyacağım. sağolsun bu arada beğenilerini de eksik etmemiş. sözlüğe değer kattığı belli. keyifli yazmaları olsun.
devamını gör...

yazarların alası spawn oldu
tanımları turuncuyla doldu
flörtlerini çaldığı yazarların
ağlamaktan gözleri kurudu
devamını gör...

dünyanın en yağlı ve iğrenç yiyeceği. bunu da konya'da yaşayan biri olarak söylüyorum.
devamını gör...

ayrımcılık ile ilgili kafaların ne kadar da karışık olduğunu gösteren, saçma salak yanıtların geldiği bir başlık olmuştur.

insanların seçerek edindikleri kimlikler dolayısıyla onları hayatına katıp katmamak ayrımcılık değildir.

doğru anlayın, seçtikleri yüzünden de zararlı olmayan kimseye müdahale hakkımız olmaz, bu ayrı bir mesele. istersen dünyadaki en sevmediğin görüşlere, akımlara ait hissetsin, kötü davranmak hakkımız olmaz, en fazla münakaşa edebiliriz.

kaldı ki başörtüsü eğer kişinin seçerek yaptığı bir tercih ise beraberinde hayatın her alanında kişinin nasıl davranacağıyla ilgili birçok şart getiren bir şeydir. dinin emirlerini yerine getiren bir kişi misal içki konusunda, gidilecek restoranlar konusunda, gidilecek tatiller konusunda ve en önemlisi çocuklara verilecek değerler konusunda vs. vs. belli bir çerçeve içinde olacaktır.

evleneceğiniz insanın hayata bakış açısı ve davranışlarının çerçevesi sizin için önemli olmamalı yani, bunu mu diyorsunuz?

işbu entry başörtüsü emrine inanmak ve inanmamak, dindar veya inançsız olmakla ilgili hiçbir olumlu/olumsuz görüş içermemektedir. ancak herkes kendine denk olanı bulmalıdır.

hatta küçük bir anektod düşeyim, seküler sülalemde çok da sevdiğim bir gelinimiz evlendikten sonra dini değerlere düştüğü ve eşiyle hayat görüş ve günlük pratiklerinde sürekli çatışma yaşadığı için birkaç sene sonra boşandılar ne yazık ki…
devamını gör...

şu an dinlediğim efsanedir.



"you can lie to a child with a smilin' face
tell me that color ain't about race
you can cast the first stones, you can break my bones
but you're never gonna break
you're never gonna break my faith" (en çok da bu kısma bayılıyorum. bu nasıl ses be kadın!)*
devamını gör...

tıp fakültesine başlayan her doktor adayının en büyük merakıdır kadavra. maket, resim, anatomi atlası üzerinden çalışmak gibi değildir çünkü. aslında adım attığın mesleğin hissini hissetmeye başladığının noktalardan birisidir. bu yüzden de oldukça merak olur öğrencide. kokusunu zaten herkes bilmektedir zira formaldehit içinde saklandıkları için oldukça keskin bir kokuya sahiptir.

tıp eğitiminde oldukça önemli bir yere sahiptir kadavra. her ne kadar anatomi atlası üzerinden çalışsanız da vücut üzerinde incelemeden, yerini konumunu ,uzanımını görmeden anlayabilmek oldukça zor.
ve maalesef ki çoğu fakültede de ciddi bir kadavra eksiği var. her 10 öğrenciye bir kadavra düşmesi gerekirken bazı fakültelerde 400 öğrenciye bir kadavra düşmekte. kadavra bağışının oldukça düşük olması da bu konuda büyük bir etken. umarım önümüzdeki yıllarda bu konuda bir kamuoyu bilinci oluşturulması oldukça önemli.
devamını gör...

sayfanın en alt tarafında bir link var, "puan tablosu" yani aylık puan tablosu

insanları yarıştırmak için, ilk bilmem neye girmek için hırs yaptıran her şey acilen ya kaldırılmalı ya da bambaşka bir formata sokulmalı.

yarış mı olacak? adını açık açık yarış olan bir başka yol bulun, orada yarışsın insanlar. ama bu mantıkla gidildiği müddetçe çalıntı, eş dost favı, popüler olma çabalarının önüne geçilmez.

gerçi geçen ay benim bile 7. olduğum bir puan tablosu bu, ne kadar ciddiye almak lazım o da apayrı bir konu.
devamını gör...

kral.
devamını gör...

türkçeye yeşil yol olarak çevrilmiş 1999 yapımı dram filmi.

film stephen king'in yine aynı isimdeki eserinden uyarlanmıştır. başrol oyuncuları tom hanks* ve michael clarke duncan*'dır.


bir baş gardiyan ve mahkumun hikayesini anlatan film, akıllara "lütfen patron, o şeyi yüzüme kapama. beni karanlıkta bırakma. ben karanlıktan korkarım." repliği ile kazınmıştır.

ayrıca izlerken yanınıza bolca peçete almanızı gerektiren ve birden çok kez izlense bile izlemekten bıkılmayan filmlerdendir.
devamını gör...

birinci dünya savaşının başladığı 1914 yılında müdafaa-i milliye cemiyeti tarafından üretilen yüzük. bu yüzüğün orduya gelir kapısı oluşturmak için yüksek miktarda satıldığı biliniyor. türkiye'de şimdiye dek iki numunesi olduğu bilinen yüzüğün, diğer bir numunesi arkeolojik kazılarda elazığ harput'ta ortaya çıkmış. demir döküm imalatı olan yüzüğün iki yüzünde ay yıldız ve orta kısmında müdafaa-i milliye yazısı bulunuyor. yüzüğün maddi değeri fazla yüksek olmamakla birlikte orduya destek için satılmış, yalnızca manevi değeri yüksek bir hatıra olarak kalmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sizleştiriverebilemeyeceklerimizdenmişsinizcesine şeklinde tamamlanırsa dilimizdeki en uzun kelime olabilen isim.
devamını gör...

dilime dolandı pis şarkı.
şener şen'in en absürd (iyi demiyorum bak burası çok onemli) 3 filminden biridir bence. daha sonradan malum partinin akil sanatçılarına dahil olan lale yengemizin maşallah olduğu, aksiyon sahnelerinin kötü olduğu, senaryonun eksik olduğu bir yapım. hani kötü desem değil, iyi desem değil ilginç...çekimler çok kötü, hatta şener şen'in 80li yıllarda çekilen filmlerinin görüntü kalitesi daha bile iyi diyebiliriz, büyük ihtimal bütçe kaynaklı diyeceğim ama bari gece çekim yapma arkadaş heryer kapkaranlıktı filmde. espriler o zamanlara göre iyi midir bilinmez ama gram gülmedim. filmi tek izlettiren şey şener şen ustanın değişik amerikan şivesi ve lale bacının memintöhöm saf güzelliğiydi. 90'lar türkiyesinde filmlerde bulabileceğiniz cinsellik pek tabii bu filmde de bolca yer bulmuş diyebiliriz. o zamanlar cinsel filmler konusunda şaha kalkan vatanımız günümüzde pek bi kurudu gibi ama insana ilginç geliyor yine de. ayrıca filmin sonunda ekranda yazan yazıların 8 yıl sonra gerçekten yaşanması bir ürpertici gelmedi değil. senaristler felan gözaltına alınmış mıdır acep?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim