şimdi geliyo ''bu başlığı açarken utanmadın mı'' tayfa..
devamını gör...

belçika'lılar, sömürgeleri kongo'da, "yeterince" çalışmayan çocukların ellerini kesmişlerdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu resimde, beş yaşındaki kız çocuğunun kesilen ellerine bakan baba.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok fazla dinlediğim için bir dönem iş arkadaşımın “sen alevi misin?” tarzındaki aptalca sorusuna maruz kaldığım, canım ciğerim olan deyişlerdir. öyleyim veya değilim, kime ne, sana ne!
devamını gör...

rus fotoğrafçı anton balazh tarafından nasa fotoğraflarından yola çıkarak 3 boyutlu olarak hazırlanmış. müthişler.

not: "nasa tarafından çekilen müthiş fotoğraflar" olarak internette dolaşan beyan doğru değildir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

görsel kaynağı
devamını gör...

anlayamadığım bir şekilde fazlasıyla olan durumdur. istikrarlı olarak "... olan kadınlar" "...kadınlara söylenenler" "kadınların..." türevi başlıklar görmekteyim. bu nedir yahu?
devamını gör...

bu gece, saat 23:00 da canlı olarak sizlerle..

müzikler her zamanki gibi.

muhabbet de öyle.

ilginizi çeken ve üzerine konuşmak istediğiniz başlıkları yayından önce buradan yazabilir veya bana mesaj olarak atabilirsiniz.

faithfully yours
devamını gör...

kefencilik.
devamını gör...

bir de senin klavyenden çıkanla monitörde gördüğünün aynı olmadığının farkında değil misin acaba? şekli vardır.

ismail abinin meşhur "senin ağzından çıkanla kulağının duyduğunun aynı olmadığının farkında değil misin acaba?" sözünün sözlükçesidir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

üniversiteli işsizliği istihdam ve çalışan sorunlarının bir kısmı sadece.

başlığı açan arkadaş türkiye'de ara eleman açığı var demiş. sormak lazım, ara elemanların çalışma şartları ve maaşları çok mu yüksek seviyelerde.

işsizleri bir kenara bırakalım. türkiye'de her 10 çalışanın 4'ü asgari ücret kazanıyor. kayıt dışı çalışan ve bu parayı alamayanlar da var. öte yandan türk-iş'in dün açıkladığı rakamlara göre açlık sınırı asgari ücreti geride bıraktı. kaynak. her yıl türkiye'de 2500'e yakın işçi çalışırken hayatını kaybediyor. kaynak. ne iş güvenliği var, ne yeterli maaş ne düzgün mesai saatleri.

yani mesele şu ki ülke yönetilemiyor. ara eleman açığı var diyorsun. bu ülkede her dönem revaçta olan meslekler oldu. bir dönem gemi mühendisliği, bir dönem inşaat mühendisliği, şu anda da yazılım revaçta. peki ne oldu bu mesleklere? insanlar anında fırsatı farketti ve kısa zamanda mezun enflasyonu oluştu. ara eleman kolay iş buluyorsa yarın insanlar buraya yüklenecek ve yine iş bulmak zorlaşacak. nitekim aselsan meslek lisesi hali hazırda puan olarak bir çok anadolu lisesini geride bıraktı.

insanlar hayatını kurtarmak için iş imkanı olan alanlara çullanacaksa bu devlet niye var. devletin en önemli görevlerinden biri planlama yapmaktır. akp devlet planlama teşkilatı'nı kapatan partidir. bizim hangi meslek kolunda kaç çalışana ihtiyacımız olduğunun tespitine, buna göre kontenjan kısmaya veya arttırmaya, sektör-üniversite işbirliğini arttırmaya, bir masa-sandalye koyup bölüm açmaya değil, proje bazlı eğitime, belli şehirlerde bölgenin ihtiyaçlarına göre özelleşmeye, teşviklere ve özgür düşünce ortamının oluşturulmasına ihtiyacımız var. bunların hiçbiri bugün yapılmamaktadır.

bu işin bir de kişinin yetenek ve ilgi alanları meselesi var ki oraya hiç girmeyelim. adam ara eleman olmak değil sanat tarihi okumak istiyor belki, ona kendi alanında iş imkanı sunamayıp ara eleman ol demek ayıptır, yazıktır, günahtır.

yani keşke her şey 'bak x sektöründe iş var oraya yönelsene' demek kadar kolay olsaydı. unutmamak gerekir ki yoksulluk ve işsizlik bireysel değil kolektif sorunlardır. sizin kendinizi kurtarmanız o sorunu çözmez, fakirler fakir olmaya, işsizler işsiz olmaya devam edecektir.
devamını gör...

gerizekalı yerine koyulduğumuzun bir kanıtıdır.
devamını gör...

(bkz: ekşi sözlüğü anımsatan başlıklar)

kim neyi, neden tercih ediyorsa ediyor. bunu bu kadar takmanın lüzumu yok. zira sizi doğrudan ilgilendiren bir durum değil. herkes kendi tercihlerinin sonuçlarına katlanır. bu mevzuyu bu kadar uylamanın, kıymeti harbiyesi nedir inanın anlamlandıramıyorum.

ha işin şu kısmı var tabi; kendinizi iyi insan olarak görüyor ve bu kötü seçimleri yapan insanların neden sizi tercih etmediğini merak ediyorsanız, sizi anlarım demeyeceğim. yine anlamam. zira bu seferde, bu kötü tercihi yapmış insanların sizi tercih etmemesi mevzusuna takılıyorsunuz ki, bu da çok sağlıklı değil.

kanımca derin bir nefes alın, herkesi doğru ve yanlış tercihleri ile baş başa bırakın. tercih edilmeyen olmak takıntısından kurtulun. herkes önünde sonunda hak ettiği değeri, hak ettiği bir insan evladından görür. ama erken ama geç...

neyse işte böyle, şurada tatlı tatlı konuşalım. ortamı ekşitmenin kanımca lüzumu yok. bu tarz konulara yıllardır kafa yoran bir güruh zaten var. onları arkamızda bıraktığımızı hissetmemize yardımcı olun rica ederim. * * *
devamını gör...

filmin finalinden çıkarılan bir sahne varmış deniyor:

--! spoiler !--


filmin sonunda karlar içindeki jack torrence’ı gördükten sonra, film oteldeki balo fotoğrafını izleyiciye gösterir ve izleyici büyük bir ikilemde bırakarak fim biter. aslında bu iki sahne arasında bizim hiç görmediğimiz bir sahne daha vardır ancak stanley kubrick, bu sahneyi filmden çıkarmaya karar vermiştir.



çıkarılan bu sahne, jack’in aile içinde yarattığı yıkımdan sonra hastaneye kaldırılan wendy ve danny’nin otelin müdürü ullman tarafından ziyaret edilmesiyle gelişen süreci anlatıyor. ullman, yalnızca wendy ve danny’i ziyaret etmekle kalmıyor, onları bir süre kendi evinde misafir etmek istiyor.



kubrick bu sahneyi hikâyenin akışına ters düştüğü ve temposunu yavaşlattığı için çıkarmaya karar veriyor. bizim izlediğimiz şekilde, kar sahnesi ve ardından gelen balo fotoğrafıyla kapanışı yapıyor. bu sahnenin yer aldığı senaryo metni ise şurada:




--! spoiler !--
devamını gör...

mutlu olmasını dilemiş olsamda, içten içe mutlu olamayışından haz duymayı ümit ettiğim durum.
devamını gör...

kâğıt herhangi şekilde kıvrışır ya da buruşursa artık yazamam ya da buruşturup top haline getiremem asla, görüntüsüne de tahammül edemem.

silginin arka açılmamış düz kısmıyla silemem. çok saçma ama neden böyle bir takıntım var ben de bilmiyorum.
devamını gör...

bilimsel adı hubris sendromu olan, kişinin gücü elinde tuttuğunu sanması durumu. halbuki gücün ve kibrin onu esir aldığını ve ateşin odunu bitirdiği gibi onun da içten içe küle döneceği gerçeği vardır diyebiliriz. güç adamı bozar. ancak yüksek irade ve tevazu sahibi insanlar buna karşı koyabilir ve kendini frenleyebilir.

örneğin; normal hayatta içimizdeki ayıyı kontrol altında tutarız, yani egomuzu. o ayıyı ne kadar beslersek o kadar güçlenir ve kırar demirlerini. etrafını yakar, yıkar. işte burada irademiz de o ayıyı kontrol altında tutan demir parmaklıklardır. böyle düşünebiliriz.
devamını gör...

elis - güzel kokan çiçek.
"anlatılara göre elis çiçeği, nadir yetişen, özel bir çiçektir. ismin bu anlamından hareketle elis, çok güzel kadın manasında kullanılmaktadır."
devamını gör...

2005 yılında yapılmış dabbütül arzı konu alan bir adet korku filmi.

hasan karacadağ; yazmış, yapmış, yönetmiş birileri hani bana hani bana demiş mi bilmem fakat adamın beş parmağında beş marifet maşallah.

filmin kadrosunda; ümit acar, sabri tekinalp, kaan girgin, serdar özer, zeynep hasdal çolakoğlu, ebru aykaç, süha tok, serhat yiğit, fulya candemir, murat seviş bulunmaktadır.

dramdan sonra sevmediğim bir diğer tür olan korku, vah ki vah... ki ben bu filmi yine 2005 senesinde dershane ekibiyle beraber sinemada izlemiştim. yaklaşık 10, 15 kişilik kızlı erkekli bir gruptu. kimse kimsenin sevgilisi değil herkes ölümüne kankaydı ki evlenmeler başlayınca kankalıkta öldü.

efendim bizim grup çok ilginç bir gruptu herhafta sinemaya gider herhafta içimizden birinin seçtiği o filmi sevmesekte izlerdik. yahu filmden bir tutam bir şey anla nerede?

filmin o iğrenç fax sesi uzun bir süre geceleri aklıma geliyor ve uykumu engelliyordu. ben bizzat cinli minli filmlerden hiç haz etmem. bunu nasıl izledim hala anlamış değilim. sonra çıkanlara davet eden çok oldu ama gitmedim.

filmle ilgili elinde kuran sallayan bir adam hatırlıyorum kendileri bir adet cinle evliydi. yahu bir insan böyle şeyleri neden izler? bundan nasıl zevk alır anlamış değilim? işte zevk meselesi ben duygular yönünden hassas insanım kendime uzun süre gelemiyorum.

bir tür intihar vakaları dünya çapında artmaya başlamış ve ucu türkiye'ye kadar dayanmıştır. internet üzerinden yayılan bir mikrop gibidir dabbe'tül arz bulaştığını söker atar dünya hayatından.

o zamanın şartları ve yaşım gereği beni korlutmuştu şimdi izlesem ki izlemem durum aynı mi olur bilemem. bu türü sevenlere ve izleyenlere iyi seyirler efem...
devamını gör...

güüüünayyydınnnn!
kafamın içinde sabah sabah mardinli güzel yarim şarkısı çalıyor.. yüzümü yıkamadan, kendimi şarkıyı söylerken buldum.. sizin de böyle huylarınız var mı yoksa normal misiniz?
neyse anacım, gününüz güzel olsun.. kahvenizi yapan ya da "kahve içelim mi?" mesajı atanınız olsun..
devamını gör...

"mutluluk her an vardır. en karanlık anlarınızda bile. yeter ki ışığı açmayı unutmayın."
albus dumbledore.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim