tanrı sendromu olan herif.

kitabında (suç ve ceza)bizzat kendini över. kendisinin bir seçilmiş insan olduğunu, suç işlerse bile bunun normal insanların işleyeceği suçlarla aynı olmadığını ima eder. raskolnikov üzerinden ortaya çıkardığı kibir tiksinti uyandırıcıdır ve raskolnikov, sherlock holmes'ün bir değişik versiyonudur.

bazı kitaplarını her 2 yılda bir tekrar okuduğum bir şahıstır. kafayı bozmuş bir haldeyim kendisi ile. ayrıca kitaplarını tekrar okuma sebebim, her seferinde başlık başlık internete yazıp türkçe bölümlerden sonra rusça tekrardan okuyup aşina olmaktır. benim kadar obsesif, dostoyevski ile kafayı bozmuş bir insan bulunur mu bilmem.

yeni bir kitap okumaktansa bazen bir kitabının bir bölümünü tekrar okumayı dahi yeğlerim.

son olarak bir not vereyim size. ergin altay çevirileri(iletişim yayınları) çok keyifle okumama rağmen gerçekten birçok bölümde yetersiz kalmıştır. ben çeviri tarzına inanan bir insan olduğum için bütün kitaplarını ergin altay versiyonlarından aldım. bu yüzden ufak şikayetlerim olsa dahi başka çevirmenlere geçiş yapmadım.

bu yüzden size tavsiyem, internette en az 2 hafta didik didik bütün çevirilerin kalitesini ve insanların yorumlarını karşılaştırın. çevirmeni seçip bütün (evet yanlış duymadınız) kitaplarını o çevirmenden okuyun.
devamını gör...

roma'nın yakılması olayıdır. yangın, roma'nın üçte birini kapladı. roma'yı yakan adamsa, imparator nerondu. yani öyle sanılıyordu. yüzyıllardan beri, roma'yı, roma imparatoru neron'un yaktığı sanılıyordu. ama günümüzde hâlâ sebep bilinmese de, 1 hafta süren bu yangının, bir ocaktan sıçrayan kıvılcım sonucu başladığı sanılıyor. rüzgar sonrası alevler daha da büyümüş, ve şehrin nerdeyse tamamını kaplamaya yetmiş..

yangın, m.s. 64 yılında, yan-yana duran dükkânların arasında başladı. o dönem birçok ev ahşap olduğu için, yangın yayılmış. hatta bazı kaynaklara göre 13 gün sürmüş de, bunlar da kanıtsız falan iddialar yani. yangın sonucu, roma'da bazı bölgeler, mahvoldu, kül oldular. yangını başlatan bana göre de, neron olamaz, çünkü birincisi neron/nero roma imparatoru ikincisi yangın onun sarayına da zarar vermiş. adam manyak mı ki kendi sarayını yaksın?

yangın olduğu zaman daha çocuk olan tarihçi tacitus yangının hızla büyüyüp, 5 gün sürdüğünü söyler. yangın olduğu dönemde yaşayan bazı tarihçiler (josephus olarak bildiğimiz yosef ben matityahu gibi) yangından bahsetmezler.

suetonius gibi bazı tarihçiler, yangın sırasında, neron'un sahne elbiseleriyle sack of ilium şarkısını söylediğini yazarlar. tacitus, neron/nero'nun yangını duyduğu an kendisinin ödediği yardım harcamalarını düzenlemek için hemen olduğu yerden roma'ya döndüğünü yazar. neron'un yangından sonra evsizlere sığınak amaçlı sarayını açtığını ve yaşayanların da açlıktan ölmemesi için gıda tedariğini düzenlediğini söyler.

hatta neron'un yeni bir şehir planı yaptığını, briketten evler inşa ettiğini falan yazar. yangını kimin yaptığı hâlâ tartışma konusu, bir iddiaya göre hristiyanlar yaptı. çünkü neron, hristiyanları mahkum ettirmişti. fakat tacitus, hristiyanların nefretinin bu kadar çok olmadığını söyler. hristiyanlar, roma'yı yaktıklarını itiraf etmişlerdir. fakat bu itirafın, baskı ve işkence sonucu söylenmiş bir yalan olabileceği de göz önüne alınarak, bu mesele gündem haline getirilmemiştir.

suetonius gibi tarihçiler, neron'un şehri yok etme hayalleri kuran psikopat bir kundakçı olduğunu yazar. fakat roma'da kazara başlayan yangınların sayısı hafife alınmayacak kadar çoktu. bu olaydan birkaç yıl sonra, roma birkaç kez daha yanmıştı. tacitus, halkın yangın için sorumlu, suçlu bir kişi aradığını ve neron'u sorumlu, suçlu yerine koyduğunu söyler. neron, suçlu olarak hristiyanları görüp onları köpeklere attırır.

eski tarih kaynakları, neron'un adamlarını şehri yakmaya gönderdiğini, kendisinin de bu manzarayı, kulesinden şarkı söyleyip, lir çalarak seyrettiğini yazar. fakat yangın hikayesi hakkında birçok farklı senaryo, birçok farklı tarihî kaynak vardır. eski dönemdeki insanlar, yangının sorumlusu olarak bir kundakçıyı görseler de, yeni kanıtlar, yangının kazara olduğu yönündedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

1940'larda hitler'in nazi ordusu tarafından insanların hapsedilip öldürüldüğü (bkz: polonya)'da bulunan toplama kampı. 1.1 milyon insanın öldürüldüğü toplama kampında hayatta kalmayı başaranlar 27 ocak 1945'te sovyet birlikleri tarafından kurtarılmıştı.
devamını gör...

her on yazardan en az ''beşinin'' bilgi fıçısı gibi dolaştığı enteresan bir sözlük..
profillere bakıyorum, şu kesin yüksek mühendis, hah şu bir ünide galiba eğitim görevlisi,
şu da doktora filan yapıyor olmalı... gibi düşünüyorum...

kardeşim bakın, adı üstünde normal sözlük. etmeyin eylemeyin. can çekişiyorum, eziliyorum şurada...
bu kadar bilgin olmak zorunda mısınız?
zaten okumayı sevmiyorum. fakat felaket derecede canım sıkılıyor. kıskanıyorum kardeşim. gücüme gidiyor.
kıvranıyorum, lütfen biraz daha kontrollü gidin.
devamını gör...

sadece ahkam kesenlere kızıyorum normalde şurada sevgi ve saygı çerçevesinde yazsak ne iyi olur lakin yapmıyoruz bunu. illa ki birinin canını çıkarıncaya kadar hunharca eleştiriyoruz sonra da sözlükten soğutuyoruz.

kardeşim neyi paylaşamıyoruz burada? söyler misiniz ya? herkesi salın bi, herkes istediği gibi yazsın çizsin kankacılık yapsın bize ne lan? güldürmek varken ağlatmak niye damına koyayım? yine sinirlendim, yine elim ayağım titriyor.

yapımda ve yayında emeği geçen herkesin abv…
devamını gör...

su sozluk icerisinde gordugum en sacma basliklardan biri olabilir bu baslik... kurtaj kadinin kisisel bir hakkidir, kisitlanabilecek bir durum degildir. saglik sikintilarindan oturu gebeligi cok risk tasiyan kadinlar var, anormali gebelikler var, maddi sorunlar nedeniyle gebelik dusunmeyen kadinlar var, hayatinda bir duzine problemle mucadele eden kadinlar var, varda var kisacasi...ayrica herkes anne olmak zorunda degil, her kadin annelik gibi bir sorumlulugu ustlenmek zorunda degil. bu kisisel bir tercihtir, tercihi de onu doguracak olan kadin vermelidir, boyle disaridan da ahkam kesilmemelidir.
devamını gör...

(bkz: nikolay vasilyeviç gogol) tarafından yazılmış, rus edebiyatının en önemli eserlerinden biri. o ki dostoyevski hepimiz gogol'un palto'sundan çıktık demiştir. bu sözüyle bu eserin hem rus hem dünya edebiyatında ne kadar önemli bir yeri olduğu ifade etmek istemiştir. zira bu eser kendisinden sonra gelen bir çok psikolojik, kara mizah ve toplumu ve bireyleri eleştiren romanlar, öyküler, tiyatro oyunları üzerinde etki bırakmıştır. gogol bu hikayede baş kahramanımız akaki akakiyeviç üzerinden bürokrasi, memuriyet ve sistem eleştirisi yapıyor. bu arada hatırlatmakta fayda var gogol'un kendisi de bir memurdur. ve neredeyse tüm ömrü boyunca kronik depresyondan müzdariptir. bana bu 2 haliyle kafka'yı anımsatır. kafka da bir memur ve depresyon mağduru, o da eserlerinin hemen hepsinde bürokrasi, sistem ve otorite eleştirisi yapar. öyle ki (bkz: dava) kitabı tamam bu konuyu ele almıştır.
rus edebiyatında sonradan çoğu eserde gördüğümüz sanki kahramanlar kitap kahramanı değil de gerçekten sen ben gibi yaşayan sıradan insanlarmış hissi palto'da çok net hissediliyor. akaki sanki devlet dairesinde birlikte çalıştığım bir arkadaşım, ya neden ben bu adama yardımcı olmuyorum neden arkadaşlık kurup depresyonuna iyi gelmiyorum falan diyorum okurken.
hülasa; zaten kısa bir öykü olması sebebiyle neredeyse tek oturuşta bitirilebilecek bir kitap. ve bir çok kişi için dostoyevski'nin hepimiz gogol'un palto'sundan sonra çıktık demesi okumak için yeterli sebep bence.
devamını gör...

"ah kadehler kırıldılar sana bu gece" kısmı beni mahveden onur can özcan şarkısıdır.
devamını gör...

günaydın sözlük.
bol gülmeli bir gün dilerim size.
insanın gülmek için 17 adeleye surat asmak için 43 adeleye ihtiyacı var.
o zaman ne yapıyoruz?
geçmeden dünyadan geçiyoruz dünyadan gülümseyerek
devamını gör...

işin korkunç olan yanı şu ki, o kişinin ruhu sizin içinizde ölüyor. ama bedeni mutfakta su içiyor.
devamını gör...

40 yaş üstünün yaptığı eylem.
yaza yaza derdimi anlatamıyorum.*
devamını gör...

(bkz: zeka parıltısı)

en güzeli öğrencide olanıdır. heyecan, heves ve zeka ile sizden bir şey öğrenmek icin pür dikkatini vererek hayran hayran baktığında gözünde gördüğünuzdür.

öğrenciler geleceğimizdir. gözlerindeki ışığı söndüren hocalara,ailelere ve hükümete neyse. saygılar.
devamını gör...

(bkz: omurgasızlar)
devamını gör...

az önce girdiğim bir başlık boş mudur (boşmuş) nedir, karşıma çıkan budur.

istenen aralıkta tanım bulunamadı. engellediğiniz için göremediğiniz tanımlar olabilir.
devamını gör...

araç kullanmak. markete dahi gitsem uzağı seçip arabayla giderim. maksat kullanmak.
devamını gör...

ben hep önemserim. benim asıl problemim de bu.
devamını gör...

(bkz: yine seks hikayesi mi yazıyorsun feridun abi) .
devamını gör...

gogol’un kısa öyküsü. ıvan yakovleviç sabah taze ekmek kokan mutfağa girer. o gün canı kahve içmek istemez, kahve tiryakisi eşinin canına minnettir. yanına soğan alır,ekmeği böler ve bir burun görür. burnu hemen tanır; müşterisi , kendini binbaşı olarak tanınan kovalev’indir. karısı kendisine kızar ve onu hemen yoketmesini söyler. zavallı ivan , gece içkiyi kaçırmış ne olduğunu hatırlamamaktadır. ivan ,burnu köprüden nehre aşağı atmaya çalışırken polise yakalanır.
kovalev ise 9.sınıf memur, yükselmesi zor. ‘burnu’ havada, özgüvensiz ve çevresindeki önemli kişilerle kendini kabul ettirme derdinde. sabah uyanır ve burnu yoktur. kan da yoktur; burun öylece çekip gitmiştir. önce polise ,ordan kayıp burnu için ilan vermeye giderken ,o koşuşturma içinde yaşadıklarını anlatır.

o dönemin rusya’sında önemli görevlere torpille, rüşvetle gelen , vasıfsız kişileri eleştirmektedir aslında. o koşturmaca içinde sokakta ‘burnuyla’karşılaşır. yüksek rütbeli üniforma giymiş burnuyla. burnu kendisine yüz vermemiş, tanımamazlıktan gelmiştir. yazar burada , o kadar vasıfsız insan önemli yerlere geldi ki, bunun kim olduğu önemli değil, bir burun bile olsa. burnun onu önemsememesi de , kovalev’in alt ünvanda olması ve burnun geldiği makama haketmeyerek gelmesinden dolayı oluşan kibrinden kaynaklıdır. aynı zamanda memurlar arası ‘kast ‘sistemi de söz konusudur. kovalev burnun sahtekar olduğunu ve o makamı hak etmediğini anlatmaya çalışır ama dinleyen olmaz.

kovalev aslında burnunu kaubetmesinden çok ,burunsuz nasıl memuriyet yapacağının( tek övünç kaynağı budur) ve o çok övündüğü arkadaş çevresinin onunla görüşmeyeceği derdindedir. ‘burunsuz’ nasıl memur olacaktır ki?

yazar öyküyü de yine hicivle bitirir. içinde bulundurduğu ince dokunduruşları anlayabilen için benzersiz, anlayamayan için absürd sayılabilicek bir öyküdür.
devamını gör...

öncelikle teori kelimesini günlük hayatta istemeden yanlış kullanıyoruz. benim şöyle bir teorim var cümlesi aslında bilimde teoriye değil hipoteze denk gelir. yani sadece bir fikrimiz var doğru veya yanlış ama bunu daha ileriye götürüp teori ve yasa yapmanız için bazı bilimsel aşamalar gerekiyor. bu yüzden benim fikrim var o da şu dememiz gerek, teori çok iddalı ve bilimsel anlamda hatalı bir kelime.

teori, gözlemlediğimiz bir olguyu, yani doğa kanunlarını açıklama amacı güden ve kanıtlarla desteklenebilen açıklamalar bütünüdür. kanun ise zaten var olan bir şeydir. istesenizde istemesenizde iki cisim birbirini çekecek (kütle çekim kanunu), havaya atılan taş mutlaka yere düşecek (yerçekimi kanunu).

örnek verelim: evrim bir doğa kanunudur ve evrim teorisi bu doğa kanununun işleyiş mekanizmasını açıklamaya çalışır. evrim teorisinin hatalı veya eksik olması, bir doğa kanunu olan evrim gerçeğini ortadan kaldırmaz. diyelim teori hatalı çıktı, o zaman da destekleyici teorilerle o teori ayağa kaldırılır, nadir olarak da olsa çöpe atılır.
devamını gör...

"sıkılmak çağımızın hastalığı ve ilacı henüz bulunmadı."

bana müsade. herkese iyi sözlükler.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim