mercimek çorbasını bir üst noktaya taşıyan detaylar
süzülmüş olması ve bol limonlu olması diyerek katıldığım başlıktır.
devamını gör...
yazarların yazar engelleme kriterleri
ağır hakaret, küfür ve saygısız üslup kullananları engellerim. daha da olursa moderasyona havale ederim. davranış bozukluğu olanı ben tedavi edemem.
devamını gör...
fakirlik belirten detaylar
para saymayı bilmemek.
devamını gör...
probis
küçük paketlileri tedavülden kalkmış büyük paketi ise altı lira civarı olan yılların vazgeçilmezi proteinli muz aromalı bisküvi.
devamını gör...
iyi kazanıp fakir gibi yaşayan insanlar
fakir gibi yaşamak diye bir şey yoktur. fakirler, hayati ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde bir standartta yaşarlar. onların yaşam kalitesi sosyal devlet ilkesiyle koruma altına alınmıştır.
bunun dışında her şey lükstür ve vergilendirilir. örneğin ekmekte vergi %1'dir ki bu semboliktir. türkiye cumhuriyeti sosyal bir devlettir ancak sosyal düzenlemeler çok değişmez. sosyal refahla ilgili bir kanun çıkacaksa bu genellikle toplumsal baskıyla olur. örneğin covid-19 yardım paketi, diğer devletlerin kendi vatandaşına helikopter para dağıttığını gören türk halkının twitter üzerinden kampanya başlatmasıyla çıkan bir düzenlemedir.
yani almanya'da zengin ile fakiri arasında sosyal olarak denklik vardır. her ikisi standart kalitede bir hayat yaşar. ancak alman zengin ile alman fakir arasındaki sosyal fark tatil planlamasında, otomotivde, lüks çanta ve giyimde, emlak-konutta ortaya çıkmaktadır.
bir alman için çok pahalı bir arabaya binmek zenginlik göstergesi değil aptallık göstergesidir. çünkü pahalı arabaların vergisi çok olur, daha fazla yakıt tüketirler ve saire. oysa araba nedir? bir taşıttır. görevi nedir? seni bir yerden uzak bir yere taşımaktır.
alman için araba budur işte. bir zenginlik göstergesi olarak görülmez.
ama türkiye'de tam tersidir. zenginlik demek çok para harcamaktır. oysa çok para harcarsan zengin olamazsın ki. denklem yanlış.
liseyi bitirseniz çok güzel olacak aslında.
bunun dışında her şey lükstür ve vergilendirilir. örneğin ekmekte vergi %1'dir ki bu semboliktir. türkiye cumhuriyeti sosyal bir devlettir ancak sosyal düzenlemeler çok değişmez. sosyal refahla ilgili bir kanun çıkacaksa bu genellikle toplumsal baskıyla olur. örneğin covid-19 yardım paketi, diğer devletlerin kendi vatandaşına helikopter para dağıttığını gören türk halkının twitter üzerinden kampanya başlatmasıyla çıkan bir düzenlemedir.
yani almanya'da zengin ile fakiri arasında sosyal olarak denklik vardır. her ikisi standart kalitede bir hayat yaşar. ancak alman zengin ile alman fakir arasındaki sosyal fark tatil planlamasında, otomotivde, lüks çanta ve giyimde, emlak-konutta ortaya çıkmaktadır.
bir alman için çok pahalı bir arabaya binmek zenginlik göstergesi değil aptallık göstergesidir. çünkü pahalı arabaların vergisi çok olur, daha fazla yakıt tüketirler ve saire. oysa araba nedir? bir taşıttır. görevi nedir? seni bir yerden uzak bir yere taşımaktır.
alman için araba budur işte. bir zenginlik göstergesi olarak görülmez.
ama türkiye'de tam tersidir. zenginlik demek çok para harcamaktır. oysa çok para harcarsan zengin olamazsın ki. denklem yanlış.
liseyi bitirseniz çok güzel olacak aslında.
devamını gör...
kaçış sendromu
en önemli belirtilerinden biri yorgunluktur. dünyada az kişide görülen bu hastalığın tıbbi tanımını yapmayacağım. ben olaya yine biraz farklı bakayım.
yorulduk!
siyasetin seviyesizliğinden, insanların ilgisizliğinden, dinci yobazların gürültüsünden, kadına şiddet uygulayan şerefsizlerden, hayvanların canına kıyan gözü dönmüşlerden, doğanın içine tüküren beşli müteahhitlerden, bitmek bilmeyen salgının yedi sülalesinden, havanın nenimden, şehirlerin oksijensizliğinden, dostların kadir bilmezliğinden, birilerinin hep görmezden gelmesinden....
yağmurun hep sağanak yağışından, insanın yavşağından, aşkın aldatmacasından, samimiyetin hiç kalmamasından, egzoz gazlarının salınımından, şarkıların hep yalan olmasından, eğitimin ezberci, düşünmenin gereksiz görülmesinden, iyiye doğruya kimsenin değer vermemesinden, vergilerin yüksekliğinden, insan hayatının ucuzluğundan, yolsuzlukların ayyuka çıkmasından, mafyanın youtube kanalından, toplumların örgütsüz yaşamlarından, sorgulamadan fikir sahibi olanlardan....
henüz 14 yaşındaki çocukların önlerine sınav koyanlardan, ayrıca soruların kazık olmasından, milli eğitimin yerle yeksan edilmesinden rahatsızlık duymayanlardan...
kapitalist sistemde borç içinde sürünerek yaşayıp, hiç bilgisi olmadan komünizme yardıranlardan, solcuyum deyip, das kapitali okumayanlardan, ekonominin serbest piyasasından, dünyada açlıktan ölen çocukları görmeyip, tv dizilerine ağlayanlardan....
rakının durmadan zamlanmasından, meze tabaklarının çok küçük olmasından, meyhanelerin hesap kabartmasından, müziğin sesinin kısılmasından, hayatında hiç türkü dinlememiş olanlardan, aydınları benzin döküp yakan yaratıklardan, gece vakti pusu kurup ali ismail korkmaza tekmeler atanlardan....
cennette huri var diye ellerini ovuşturanlardan, ırmaklarından şarap içeceğini sanan dangalaklardan, kilisenin çanından, günah çıkarma odalarının darlığından, sakalına boncuk dizen hahamlarından....
ekmeğin gramajından, balın arısından çalanlardan, gökyüzüne bakmayı unutanlardan, birilerine “nasılsın” demeyi akıl edemeyenlerden, vicdanın körlüğünden, ırkçıların söylemlerinden, futbolun şikesinden, sanatın çökmesinden, dürüstlüğün beş para etmemesinden, adaletin terazisinden, elmalı davasına bakan mahkeme heyetinin cübbesinden, bir tane bile yolsuzluk soruşturması açmayan savcıların cemi cümlesinden, insanların sahtesinden....
ve tüm bu yazdıklarıma kader diyen tek hücreli amiplerden, yarına söyleyecek sözü olmayanlardan, zulme karşı susanlardan, akıl tutulması yaşayıp, içinde yaşadığımız sorunun bir sendrom olduğunu göremeyenlerden,
yorulduk!
ve yine manas destanı gibi tanım girmişsin diyenlerden, yazabilmenin önemini küçümseyenlerden de ayrıca ben yoruldum.
(bkz: kaç kaç kaç)
kamu spotu editi: sözlüğe bir yazı girdikten sonra 10 defa düzenlemeye tık tıklayan, zaten imlayı hayatından çıkarmış ancak çok güzel cümle deviren ve harf hataları yazan, kendimden de yoruldum.
yorulduk!
siyasetin seviyesizliğinden, insanların ilgisizliğinden, dinci yobazların gürültüsünden, kadına şiddet uygulayan şerefsizlerden, hayvanların canına kıyan gözü dönmüşlerden, doğanın içine tüküren beşli müteahhitlerden, bitmek bilmeyen salgının yedi sülalesinden, havanın nenimden, şehirlerin oksijensizliğinden, dostların kadir bilmezliğinden, birilerinin hep görmezden gelmesinden....
yağmurun hep sağanak yağışından, insanın yavşağından, aşkın aldatmacasından, samimiyetin hiç kalmamasından, egzoz gazlarının salınımından, şarkıların hep yalan olmasından, eğitimin ezberci, düşünmenin gereksiz görülmesinden, iyiye doğruya kimsenin değer vermemesinden, vergilerin yüksekliğinden, insan hayatının ucuzluğundan, yolsuzlukların ayyuka çıkmasından, mafyanın youtube kanalından, toplumların örgütsüz yaşamlarından, sorgulamadan fikir sahibi olanlardan....
henüz 14 yaşındaki çocukların önlerine sınav koyanlardan, ayrıca soruların kazık olmasından, milli eğitimin yerle yeksan edilmesinden rahatsızlık duymayanlardan...
kapitalist sistemde borç içinde sürünerek yaşayıp, hiç bilgisi olmadan komünizme yardıranlardan, solcuyum deyip, das kapitali okumayanlardan, ekonominin serbest piyasasından, dünyada açlıktan ölen çocukları görmeyip, tv dizilerine ağlayanlardan....
rakının durmadan zamlanmasından, meze tabaklarının çok küçük olmasından, meyhanelerin hesap kabartmasından, müziğin sesinin kısılmasından, hayatında hiç türkü dinlememiş olanlardan, aydınları benzin döküp yakan yaratıklardan, gece vakti pusu kurup ali ismail korkmaza tekmeler atanlardan....
cennette huri var diye ellerini ovuşturanlardan, ırmaklarından şarap içeceğini sanan dangalaklardan, kilisenin çanından, günah çıkarma odalarının darlığından, sakalına boncuk dizen hahamlarından....
ekmeğin gramajından, balın arısından çalanlardan, gökyüzüne bakmayı unutanlardan, birilerine “nasılsın” demeyi akıl edemeyenlerden, vicdanın körlüğünden, ırkçıların söylemlerinden, futbolun şikesinden, sanatın çökmesinden, dürüstlüğün beş para etmemesinden, adaletin terazisinden, elmalı davasına bakan mahkeme heyetinin cübbesinden, bir tane bile yolsuzluk soruşturması açmayan savcıların cemi cümlesinden, insanların sahtesinden....
ve tüm bu yazdıklarıma kader diyen tek hücreli amiplerden, yarına söyleyecek sözü olmayanlardan, zulme karşı susanlardan, akıl tutulması yaşayıp, içinde yaşadığımız sorunun bir sendrom olduğunu göremeyenlerden,
yorulduk!
ve yine manas destanı gibi tanım girmişsin diyenlerden, yazabilmenin önemini küçümseyenlerden de ayrıca ben yoruldum.
(bkz: kaç kaç kaç)
kamu spotu editi: sözlüğe bir yazı girdikten sonra 10 defa düzenlemeye tık tıklayan, zaten imlayı hayatından çıkarmış ancak çok güzel cümle deviren ve harf hataları yazan, kendimden de yoruldum.
devamını gör...
çiçek açmış genç kızların gölgesinde
kayıp zamanın izinde kitabının ikinci cildi olan çiçek açmış genç kızların gölgesinde tam içinde anlatılanlara uygun bir isme sahip. kitabı okumaya başladığımızda karşımıza ilk kitapta okuduğumuz ünü kendinden büyük odette'yi mme swann olmuş halde hayatını izlerken buluyoruz kendimizi. birinci kitapta bize film izler gibi anlatılan odette'nin hayatı bu sefer anlatıcının onunla yakın ilişkiler kurmasıyla daha da üstümüze başımıza bulaşıyor. gilbert ve anlatıcının ona karşı olan duyguları, gençliğin damarda alev alev akan kanıyla kurulan hayaller, beslenen umutlar büyük bir yer kaplıyor kitabın ilk kısmında. ikinci kısımda balbec'e gidilen bir tatil ve orayı anlatıcı için cennete çeviren cıvıl cıvıl genç kızlar topluluğu, onlarla tanışmak için anlatıcının çabaları, küçük çete (kızlar topluluğuna taktığı isim) ve sonrasında anlatıcının da içlerine dahil olup tatilde geçirdiği günler büyük bir yer kaplıyor kitapta. ikinci kitap anlatıcının ergenliğinin getirdiği telaşları anlatsa da bunu o kadar incelikle yapıyor ki okuyucuyu hiç rahatsız etmiyor.
devamını gör...
spontane radyo yayını
ahahah dinozor şarkısıyla bir anda ergenliğime döndüğüm yayındır.
devamını gör...
9 mayıs 2021 kafa sözlük radyocusunun müslümanlığı övmesi
(bkz: zoruna mı gitti)
imza : kuduruk bir ateist.
kanzuk mutlu musun eserinden??
yok lan o başka tarafın lafı.. ahahah
imza : kuduruk bir ateist.
kanzuk mutlu musun eserinden??
yok lan o başka tarafın lafı.. ahahah
devamını gör...
her lisan bir insan
insan insandır lisan babandır duyarcılarının hâlâ gelmediğine şaşırdığım başlıktır.
devamını gör...
uyku kalitesini düşüren şeyler
gecenin bir vakti yenen yiyecekler, asitli içecekler.
devamını gör...
12 angry men
tek odada neler yapılabileceğini göstermiş. dahası şimdiye kadar yapılamamış başyapıt.
bu filmi 10 yaşından küçük kuzenlerime açtım (4-5 kişi) filmi tek solukta izlediler ve çok beğendiler.
animasyon olmazsa izlemem çok sıkıcı diyen çocuklar bile tek odada geçen siyah beyaz bir filmi izliyorsa bir açın bakın sizde yani.
bu filmi 10 yaşından küçük kuzenlerime açtım (4-5 kişi) filmi tek solukta izlediler ve çok beğendiler.
animasyon olmazsa izlemem çok sıkıcı diyen çocuklar bile tek odada geçen siyah beyaz bir filmi izliyorsa bir açın bakın sizde yani.
devamını gör...
yavrum diyen erkek
istanbul beyefendisi ağzıyla söylediğim ve söylerken zevk aldığım bir kelime.
devamını gör...
moderasyonu sevememek
olsun, biz yine de sizleri seviyoruz...
devamını gör...
kapalı alanda maskesini indirenler
gözlükleri buğulanıyor olabilir.
devamını gör...
kendini kandırma sözleri
mutlu olabilirim.
devamını gör...


