forrest gump'ın aslında ocağı açık unuttuğu için eve koşması
az önce filmi izlerken aklıma gelen ve detoks suyumu ekrana püskürtmeme neden olan düşünce. hiçkimse fark etmemiş lan herhalde.
bilen bilir senior yazılımcıyım fakat malumunuz enflasyon dijital ortamı da vurdu, işler pek iç açıcı gitmiyor. bu sebeple ek iş olarak haftanın iki günü geneli kadınların geldiği eğitici yoga seansları veriyorum. bugün de müjgan hanım karga pozisyonunun ne kadar zor olduğundan, biraz yavaş ilerlememiz gerektiğinden bahsetti. ulan dört haftadır aynı pozisyonu deniyoruz daha ne kadar yavaş ilerleyeceğiz anasını satim. kadın car car suratıma konuşuyor. o an kadının yüzüne odaklandığımda, suratının izzet altınmeşe'nin suratına ne kadar çok benzediğini gördükçe patlamamak için zor duruyor, adeta g*tüme g*tüme gülüyordum.
neyse bu yorucu günün akşamı salondan çıktım ve eve gittim. bir güzel kahvaltımı yaptım ve duşumu aldım. o an içimden forrest gump'ı izlemek geldi.
açtım izliyorum ama filmi baya unutmuşum. jenny diye bir kız var baya zarar veriyor bizim forrest oğlana. en son bu kafayı kırıyor ve abd'nin meşhur yolu route 66'i koşturuyor. bunu peygamber sanıyolar peşinden koşturuyorlar. hatta öyle ki eline tutuşturulan bir tişörte yüzünü silip veriyor. tişört sahibi "ohaa ananıııı bu ne lan! kanka baksana herif efsane logo yaptııı " diye aydınlanarak kendi markasını üretiyor.
ulan biri de bu saçı sakalı suavi'ye dönmüş adamcağıza demiyor ki "neden koşturuyorsun arkadaşım?"
ben söyleyeyim mi size neden koşturuyor? herif evdeki ocağı açık unutmuş. aynı alıklığı ben de yapıyom çünkü ordan biliyom. işten çıkarken ocağı açık unutuğumu anlattığımda koşa koşa geri geliyom. bu sır da burada çözülmüş oldu teşekküre gerek yok. cevval bir gözlemci olarak çok vaktimi almadığını söyleyebilirim.
bunun bir de "emrah koş..." versiyonu var. onda durum farklı ama. münasip bir vakitte anlatacağım onu da.
bilen bilir senior yazılımcıyım fakat malumunuz enflasyon dijital ortamı da vurdu, işler pek iç açıcı gitmiyor. bu sebeple ek iş olarak haftanın iki günü geneli kadınların geldiği eğitici yoga seansları veriyorum. bugün de müjgan hanım karga pozisyonunun ne kadar zor olduğundan, biraz yavaş ilerlememiz gerektiğinden bahsetti. ulan dört haftadır aynı pozisyonu deniyoruz daha ne kadar yavaş ilerleyeceğiz anasını satim. kadın car car suratıma konuşuyor. o an kadının yüzüne odaklandığımda, suratının izzet altınmeşe'nin suratına ne kadar çok benzediğini gördükçe patlamamak için zor duruyor, adeta g*tüme g*tüme gülüyordum.
neyse bu yorucu günün akşamı salondan çıktım ve eve gittim. bir güzel kahvaltımı yaptım ve duşumu aldım. o an içimden forrest gump'ı izlemek geldi.
açtım izliyorum ama filmi baya unutmuşum. jenny diye bir kız var baya zarar veriyor bizim forrest oğlana. en son bu kafayı kırıyor ve abd'nin meşhur yolu route 66'i koşturuyor. bunu peygamber sanıyolar peşinden koşturuyorlar. hatta öyle ki eline tutuşturulan bir tişörte yüzünü silip veriyor. tişört sahibi "ohaa ananıııı bu ne lan! kanka baksana herif efsane logo yaptııı " diye aydınlanarak kendi markasını üretiyor.
ulan biri de bu saçı sakalı suavi'ye dönmüş adamcağıza demiyor ki "neden koşturuyorsun arkadaşım?"
ben söyleyeyim mi size neden koşturuyor? herif evdeki ocağı açık unutmuş. aynı alıklığı ben de yapıyom çünkü ordan biliyom. işten çıkarken ocağı açık unutuğumu anlattığımda koşa koşa geri geliyom. bu sır da burada çözülmüş oldu teşekküre gerek yok. cevval bir gözlemci olarak çok vaktimi almadığını söyleyebilirim.
bunun bir de "emrah koş..." versiyonu var. onda durum farklı ama. münasip bir vakitte anlatacağım onu da.
devamını gör...
d vitamini
eksikliği sık görülen ve aktif hâle gelmesi uzun bir süreç gerektiren vitamin. güneşten gelen ultraviyole ışınlarla deride d3 formu oluşur. sonra karaciğerde 25-hidroksikolekalsiferol denilen formu oluşur. en sonunda da böbrekte 1,25-dihidroksikolekalsiferol formu oluşur ki bu en güçlü şeklidir diğer formlar çok güçsüzdür. ayrıca aktif hale gelmesinde paratiroid hormon çok önemlidir.
d vitamini bağırsaktan kalsiyum ve fosfat emilimini arttırır,böbreklerden kalsiyum ve fosfat atılımını azaltır. kemik kalsifikasyonunu sağlar. eksikliğinde kemiklerde yumuşama görülür. fazla d vitamini kemik yıkımına yol açar. ayrıca en toksik olan vitamindir. tabii bu zehirlenme güneşe fazla maruz kalmayla çıkmaz dışarıdan aşırı d vitamini almakla ortaya çıkar.
d vitamini bağırsaktan kalsiyum ve fosfat emilimini arttırır,böbreklerden kalsiyum ve fosfat atılımını azaltır. kemik kalsifikasyonunu sağlar. eksikliğinde kemiklerde yumuşama görülür. fazla d vitamini kemik yıkımına yol açar. ayrıca en toksik olan vitamindir. tabii bu zehirlenme güneşe fazla maruz kalmayla çıkmaz dışarıdan aşırı d vitamini almakla ortaya çıkar.
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
hayatınızın merkezinde bir tek siz olun.
devamını gör...
diksiyon geliştirici tekerlemeler
"bu tarlaya bir şinik, kekere mekere ekmişler.
bu tarlaya da bir şinik kekere mekere ekmişler.
bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış,
bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye de boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış,
o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk,...
diğer tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk'a demiş ki,
sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksun?
o da ona cevaben!
sen ne zaman o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk san,
bende o zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğum demiş.
haydi ödev veriyorum bunu yarına ezberleyerek söylüyorsunuz. *
bu tarlaya da bir şinik kekere mekere ekmişler.
bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış,
bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye de boz ala boz başlı pis porsuk dadanmış,
o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk,...
diğer tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk'a demiş ki,
sen ne zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuksun?
o da ona cevaben!
sen ne zaman o tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuk san,
bende o zamandan beri bu tarlaya ekilen bir şinik kekere mekereye dadanan boz ala boz başlı pis porsuğum demiş.
haydi ödev veriyorum bunu yarına ezberleyerek söylüyorsunuz. *
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ruh halleri
kar üstünde çıplak ayakla yürümüş gibi bir ruh hali.
devamını gör...
ölümün en iyi tanımı
kimsenin zihninde olmadığında , gerçekten ölmüş olur o toprağa gömülen. ne anısı kalmıştır ne kimsede bir izi. hiç olmamış sanki bu dünyâda o kişi. ışte asıl ölüm, unutulmaktır. benim düşüncem bu şekilde ve hepimiz unuttuklarımızın kâtiliyiz
devamını gör...
dış görünüşün her şey olduğu gerçeği
aslinda her sey degildir. bir zamana kadar cok seydir. kayda deger icsel bir hazine kesfedilirse eger sonrasinda yalnizca bir seydir.
devamını gör...
yazmak isteyip yazamamak
dünyanın en mutlu insanı olabilecekken huzursuz bir hayalet gibi gezinmenize yol açabilir.
devamını gör...
takip edilesi sözlük yazarları
kim hortlattı lan bu başlığı yine, silin çabuk entryleri çocuklar üzülüyor.
t: takiplenmesi önerilen yazarlardır.
t: takiplenmesi önerilen yazarlardır.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
kırka yakın ayakı vardır kırkayakın.
devamını gör...
adına şarkı yazılan isimler
yıllar önce barış manço'nun yaptığı, mehmet erdem' inde çok güzel yorumladığı
sarı çizmeli mehmet ağa şarkısı,
yeni türkü'nün
(bkz: cevriye hanım)
şarkısı gibi şarkılardır.
kıskandığım isimlerdir. *
sarı çizmeli mehmet ağa şarkısı,
yeni türkü'nün
(bkz: cevriye hanım)
şarkısı gibi şarkılardır.
kıskandığım isimlerdir. *
devamını gör...
cennette bir seksin 1000 yıl sürecek olması
bu nasıl tasvir etmektir ya. sanki gidip gördüler. canları ne istiyorsa, onu anlatıyor olacak diye. bunlar kadınla, seksle kafayı bozmuşlar, din adı altında zihniyetlerini örtmeye çalışıyorlar. sonra en ufak şeyden tahrik oluyorlar, kendilerini suçlu görmek yerine, kadını suçluyorlar.
bir de neden cennette hep sadece erkekler zevk alıyor her şeyden? hayır gideceğimden/gidebileceğimden değil de, bu nasıl çifte standart?
bir de neden cennette hep sadece erkekler zevk alıyor her şeyden? hayır gideceğimden/gidebileceğimden değil de, bu nasıl çifte standart?
devamını gör...
sözlükte sevilmenin verdiği büyük sorumluluk
öyle bir sorumluluğum yok hamdolsun. gelişine çakıyorum tanımları valla. ne yapalım kardeşim nabza göre şerbet vermeyi bilmiyoruz ki. neyse sevene can feda sevmeyene elveda demişler. yapacak bir şey yok.
devamını gör...
trabzon hurması
ilk gördüğümde ham halini yeşil ekşi elma sanıp, dalından koparıp ısırmamla hayatımın en tıknaz ve buruğumsu tadını keşfetmiş olduğum meyve. sonra olgunlaşmışınıda denedim. bir meyvenin hamı bu kadar kötüyken olgunlaşmışı nasıl bu kadar lezzetli oluyor bilmiyorum. ayrıca ham halini toplayıp, güneş gören bir yerde bekletirseniz olgunlaşıyor. tansiyonu ve kolestürolü dengelediğini, kansızlık ve bağırsak iltihaplarına iyi geldiğini biliyorum ayrıca c vitamini yüksek bir meyve.
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
hayla,
herkez,
herşey,
direk,
beyenme,
benmi?
bak yazarken bile elim ayağım titredi.
herkez,
herşey,
direk,
beyenme,
benmi?
bak yazarken bile elim ayağım titredi.
devamını gör...
normal sözlük erkek yazarlarının dürüstlüğü
ayarsız enteller hariç hepsi kral delikanlılardır. ben gram dansözlüklerini görmedim.
farkındalıkları had safhada. bu çocuklar istese yeni bir hesap açıp entel rolünün de hakkını verirler züppe rolünün de. ne isterlerse yaparlar.
şu dakika x adıyla yeni hesap açıp entel rolüne bürünse biri kimse farkına varmaz, bu kadar basit.
bunu yapmıyorlarsa dürüst olduklarından. neyseler o şekilde devam ediyorlar. bunu umarım görüyorsunuzdur.
burda bizi gömen samimiyetsiz bir kitle var. istiyorlar ki tekerlerine çomak sokmayalım. siz bize karışmayın, biz size.. noo sir. sorry.
summer queen bugün net biçimde yazdı. yazdığı entryi dilerim tüm sözlük kadınları distur edinir. bir halk bilinçleniyor.
yayalım bunu.
farkındalıkları had safhada. bu çocuklar istese yeni bir hesap açıp entel rolünün de hakkını verirler züppe rolünün de. ne isterlerse yaparlar.
şu dakika x adıyla yeni hesap açıp entel rolüne bürünse biri kimse farkına varmaz, bu kadar basit.
bunu yapmıyorlarsa dürüst olduklarından. neyseler o şekilde devam ediyorlar. bunu umarım görüyorsunuzdur.
burda bizi gömen samimiyetsiz bir kitle var. istiyorlar ki tekerlerine çomak sokmayalım. siz bize karışmayın, biz size.. noo sir. sorry.
summer queen bugün net biçimde yazdı. yazdığı entryi dilerim tüm sözlük kadınları distur edinir. bir halk bilinçleniyor.
yayalım bunu.
devamını gör...
mülksüzler
ursula k. le guin'in 1974 yılı çıkışlı bilim kurgu(?) olarak adlandırılan romanı. romanın adı tam anlamıyla ''mülksüzler''. bu bağlamda adı, ursula'nın tasvir ettiği anarşist toplumu nitelemek anlamında oldukça önemli. çünkü annares evreninde yaşayan odocuların en önemli özelliği mutlak mülksüzlük. (ayrıca marx işçi sınıfını tanımlarken de bu adı sık sık kullanmıştır)
roman olay örgüsü ve olguları bakımından hemen hemen diyalektik karşıtlık ilkesine dayanıyor diyebiliriz. anlatılanlarda her şey zıttıyla birlikte var olmaktadır: (bkz: annares) ve (bkz: urras) ya da gidiş ve dönüş... kitaptaki pek çok özel-kurgulanmış ismin aslında günümüz uluslararası devletler sisteminden ilham alınarak uydurulduğu aşikar. kelime oyunları oldukça başarılı. böylece iletilmek istenen mesaj daha doğrudan iletilmiş oluyor.
anarşizmi, devletçiliği, mülkiyetçiliği, kapitalizmi, doğayı, bilimi, felsefeyi, insanı, insanı ve insanı didik didik eden bir roman. son derece sorgulayıcı, şüpheci ve tüm bunlara rağmen yumuşak. brave new world'deki direkt dil yok mesela, sudan çıkmış balığa çevirmek yerine okuyucuyu yavaş yavaş yoruyor ve yoğuruyor. bu bakımdan son derece dikkatle okunması gerektiği kanısındayım. elbette brave new world ile içerik analizi bakımından kıyaslamak doğru olmaz, biri 20. yüzyılın en önemli distopyalarından biri iken diğerinin amacı bir distopya yaratmaktan öte iki ''olabilir'' evreni kendi içinde kıyaslayarak sınırları zorlamak... ikinci kez okuyuşumda farkında olmadığım ya da atladığım bir takım detaylar romanı kafamdaki yerden alıp başka bir noktaya oturtmamı sağladı. yani mümkünse birkaç yıl sonra tekrar okuyunuz.
roman olay örgüsü ve olguları bakımından hemen hemen diyalektik karşıtlık ilkesine dayanıyor diyebiliriz. anlatılanlarda her şey zıttıyla birlikte var olmaktadır: (bkz: annares) ve (bkz: urras) ya da gidiş ve dönüş... kitaptaki pek çok özel-kurgulanmış ismin aslında günümüz uluslararası devletler sisteminden ilham alınarak uydurulduğu aşikar. kelime oyunları oldukça başarılı. böylece iletilmek istenen mesaj daha doğrudan iletilmiş oluyor.
anarşizmi, devletçiliği, mülkiyetçiliği, kapitalizmi, doğayı, bilimi, felsefeyi, insanı, insanı ve insanı didik didik eden bir roman. son derece sorgulayıcı, şüpheci ve tüm bunlara rağmen yumuşak. brave new world'deki direkt dil yok mesela, sudan çıkmış balığa çevirmek yerine okuyucuyu yavaş yavaş yoruyor ve yoğuruyor. bu bakımdan son derece dikkatle okunması gerektiği kanısındayım. elbette brave new world ile içerik analizi bakımından kıyaslamak doğru olmaz, biri 20. yüzyılın en önemli distopyalarından biri iken diğerinin amacı bir distopya yaratmaktan öte iki ''olabilir'' evreni kendi içinde kıyaslayarak sınırları zorlamak... ikinci kez okuyuşumda farkında olmadığım ya da atladığım bir takım detaylar romanı kafamdaki yerden alıp başka bir noktaya oturtmamı sağladı. yani mümkünse birkaç yıl sonra tekrar okuyunuz.
devamını gör...


