insan neden okumalı sorunsalı
insan olabilmek için.
kitap okumakla ilgili uzun ve ben bilirim havasında bir tanım yazacak değilim. tamam uzun yazacağım ama çok bilimsel bir yazı olmayacak bu.
sorunun cevabını bulmak için laboratuvar olarak kafa sözlük’ü seçmiş olalım. akışta nadir gelişen osasuna atakları gibi sürekli kitap okuyanlara vur kaç taktiği uygulamaya çalışan bir ekip var mesela. kitap okuyanların şöyle ya da böyle olduğunu söyleyip duruyorlar ama meramlarını anlatmak için yazdıkları tanım çingene düğününden farksız. hepsi birer goran bregoviç mübarek. tanımın başının oturma organıyla* denk olmadığı birçok örnek okudunuz.
kendi derdini daha iyi anlatmak için kitap okumak, kitabın üzerine düşünmek bence en etkili gelişme yöntemi olabilir. kimse beni anlamıyor havalarında dolaşan bazı kitapsızlar aslında dertlerini anlatamadıklarının farkında değil. babasına kızıp odasına girerek kapıyı sertçe ittiren sonra da kapı çarpmasın diye reflekslerine fazla mesai yaptıran yarım kalmış ergenler gibi ona buna saldırmak zorunda kalmaz kitap okuyan insan. kelimelerin gücü ile şıpın işi çözer sorunları.
düşünme gücünüzü arttıracağını da düşünüyorum. düşünüyorum bunu çünkü okuyorum bolca. okuyorum o halde varım. sözcük dağarcığınız büyüdükçe düşünme gücünüz de artacaktır. ne kadar çok kelime varsa cebinizde o kadar yakın olursunuz mega brain olmaya.
insan okumalı ve bunun için bir nedene gerek duymamalı ama ille de bir neden gerekiyorsa yukarıda gerekli bilgi var. yukarı kaydırın.
kitap okumakla ilgili uzun ve ben bilirim havasında bir tanım yazacak değilim. tamam uzun yazacağım ama çok bilimsel bir yazı olmayacak bu.
sorunun cevabını bulmak için laboratuvar olarak kafa sözlük’ü seçmiş olalım. akışta nadir gelişen osasuna atakları gibi sürekli kitap okuyanlara vur kaç taktiği uygulamaya çalışan bir ekip var mesela. kitap okuyanların şöyle ya da böyle olduğunu söyleyip duruyorlar ama meramlarını anlatmak için yazdıkları tanım çingene düğününden farksız. hepsi birer goran bregoviç mübarek. tanımın başının oturma organıyla* denk olmadığı birçok örnek okudunuz.
kendi derdini daha iyi anlatmak için kitap okumak, kitabın üzerine düşünmek bence en etkili gelişme yöntemi olabilir. kimse beni anlamıyor havalarında dolaşan bazı kitapsızlar aslında dertlerini anlatamadıklarının farkında değil. babasına kızıp odasına girerek kapıyı sertçe ittiren sonra da kapı çarpmasın diye reflekslerine fazla mesai yaptıran yarım kalmış ergenler gibi ona buna saldırmak zorunda kalmaz kitap okuyan insan. kelimelerin gücü ile şıpın işi çözer sorunları.
düşünme gücünüzü arttıracağını da düşünüyorum. düşünüyorum bunu çünkü okuyorum bolca. okuyorum o halde varım. sözcük dağarcığınız büyüdükçe düşünme gücünüz de artacaktır. ne kadar çok kelime varsa cebinizde o kadar yakın olursunuz mega brain olmaya.
insan okumalı ve bunun için bir nedene gerek duymamalı ama ille de bir neden gerekiyorsa yukarıda gerekli bilgi var. yukarı kaydırın.
devamını gör...
15 yaşında 2 lise öğrencisinin intihar etmesi
genç işi veda.
üzücü, allah ailelerine sabır versin.
ilk intihar düşüncem, ilkokulda iken zihnime düşmüştü.
beşinci sınıftaydım, takdir almak istiyordum.
ülkenin, fakirlik anlamında yerlerde olduğu zamanlardı.
her sınıftan, sadece 3 kişiye takdir verilecekti.
bir kaç karton kağıt bile alınamayacak zamanlar.
öğretmenimiz, takdirlik olanlar kuraya tabii tutulacak dedi.
bende onlardan biriydim.
eğer kurada çıkmazsam, takdirim yok.
bundan büyük dram mı olur?
olmaz tabii.
ıntihar edeyim en iyisi, dedim.
nasıl yapsam, evde babamın ilaçları var
onlardan yutarım.
aldım bir ilacı elime başladım ağlamaya
ama ben ölmek istemiyorum, diyorum kendime.
öyle öyle kendimi ikna ettim.
ertesi gün, şiş gözlerle okula gittim.
tüm okul toplandı, müdür konuşmayı yaptı.
takdir alacak kişileri okumaya başladı.
a birde ne göreyim,
köylü yazar, diyor müdür.
a ben,
vallahi ben,
nasıl kızdım kendime,
ya o ilaçları içseydim.
o gün bu gündür, her intihara niyet ettiğimde bu anımı hatırlar gülerim.
dünyadan geçmeye karar veren gençler,
bir gün daha verin dünyaya.
o sizi kazanmaya çalışacak, emin olun.
dünya sizsiz yapamaz, bizde.
üzücü, allah ailelerine sabır versin.
ilk intihar düşüncem, ilkokulda iken zihnime düşmüştü.
beşinci sınıftaydım, takdir almak istiyordum.
ülkenin, fakirlik anlamında yerlerde olduğu zamanlardı.
her sınıftan, sadece 3 kişiye takdir verilecekti.
bir kaç karton kağıt bile alınamayacak zamanlar.
öğretmenimiz, takdirlik olanlar kuraya tabii tutulacak dedi.
bende onlardan biriydim.
eğer kurada çıkmazsam, takdirim yok.
bundan büyük dram mı olur?
olmaz tabii.
ıntihar edeyim en iyisi, dedim.
nasıl yapsam, evde babamın ilaçları var
onlardan yutarım.
aldım bir ilacı elime başladım ağlamaya
ama ben ölmek istemiyorum, diyorum kendime.
öyle öyle kendimi ikna ettim.
ertesi gün, şiş gözlerle okula gittim.
tüm okul toplandı, müdür konuşmayı yaptı.
takdir alacak kişileri okumaya başladı.
a birde ne göreyim,
köylü yazar, diyor müdür.
a ben,
vallahi ben,
nasıl kızdım kendime,
ya o ilaçları içseydim.
o gün bu gündür, her intihara niyet ettiğimde bu anımı hatırlar gülerim.
dünyadan geçmeye karar veren gençler,
bir gün daha verin dünyaya.
o sizi kazanmaya çalışacak, emin olun.
dünya sizsiz yapamaz, bizde.
devamını gör...
türk gençliğinin haksızlıklara ses çıkarmaması
çünkü ses çıkarırsa nerede olacağı bellidir. çok da durumu yoksa ve ailesini düşünüyorsa ses çıkartmamak durumunda kalır. elbetteki yanlıştır fakat günümüzde gelinen yer bundan ibarettir. tabii bir de öğrenilmiş çaresizlik durumu vardır ki ailesi ona böyle öğretmiştir. çevresinden hep böyle görmüştür ve o da yaşamını böyle idame ettirir.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
miko'nun rüyasını anlatmasıyla benim için daha da eğlenceli hale gelen, dışınızdaki irlandalı' nın rüyalarını da rüya yorumlarını da keyifle dinlediğim radyo yayını.
devamını gör...
mitosfer
kafa sözlük'ün yeni transferi.
editörlükten moderatörlüğe yatay geçiş yaptı.
sayesinde, bir adet de olsa erkek moderatörümüz olmuş oldu.
hoş gelmiştir.
editörlükten moderatörlüğe yatay geçiş yaptı.
sayesinde, bir adet de olsa erkek moderatörümüz olmuş oldu.
hoş gelmiştir.
devamını gör...
evcil hayvanların sahiplerinin sağlık sigortasından yararlanması
uygulamaya geçirilmesinin mümkün olup olmadığını merak ettiğim durum.
işin duygusal boyutu açısından bakacak olursak halihazırda evcil hayvanlar sahipleri açısından kendi çocukları gibi ancak; diğer açıdan böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesi yoluyla hayvan bakım maliyetleri bir nebze olsun hafifletilerek daha çok hayvanın sahiplenmesinin önü açılabilir gibi geliyor bana. tabii işin bürokratik boyutunu bilmiyorum, sadece bir fikir bu.
bunun dışında veterinerlik hizmetlerinin de en azından belirli bir ölçüde devlet destekli hâle getirilmesi sağlanabilir. aynı devlet hastaneleri gibi hayvanlar için de bu tür devlet destekli klinikler açılabilir diye düşünüyorum. aslında hayvan barınakları gibi yerlerde belediyelere bağlı olarak zaten var sanırsam ancak; bu benim bahsettiğim koşulları karşılamak için çok yetersiz.
işin duygusal boyutu açısından bakacak olursak halihazırda evcil hayvanlar sahipleri açısından kendi çocukları gibi ancak; diğer açıdan böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesi yoluyla hayvan bakım maliyetleri bir nebze olsun hafifletilerek daha çok hayvanın sahiplenmesinin önü açılabilir gibi geliyor bana. tabii işin bürokratik boyutunu bilmiyorum, sadece bir fikir bu.
bunun dışında veterinerlik hizmetlerinin de en azından belirli bir ölçüde devlet destekli hâle getirilmesi sağlanabilir. aynı devlet hastaneleri gibi hayvanlar için de bu tür devlet destekli klinikler açılabilir diye düşünüyorum. aslında hayvan barınakları gibi yerlerde belediyelere bağlı olarak zaten var sanırsam ancak; bu benim bahsettiğim koşulları karşılamak için çok yetersiz.
devamını gör...
haklıyım ama mutlu değilim
bu aralar ben de kafayı yemekte çok haklıyım ve tabii ki mutlu değilim. ya ne olacağıdı?
hala mod olan ve sevdiğimiz yazar. böyle böyle sözlüğü üstüne yaparlar ha benden demesi.
hala mod olan ve sevdiğimiz yazar. böyle böyle sözlüğü üstüne yaparlar ha benden demesi.
devamını gör...
zippodan çıkan elveda sesi
yine mi bir veda diye başlığa girdim. sözlük yaprak dökümündeki hayriye hanıma benzetti beni. ağzımızın tadı bozulmasın diyerek başlıktan çıkıyorum.
devamını gör...
unutulmayan roman karakterleri
oblomov.
devamını gör...
insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders
- "dürüstlük" diye kendilerini paralayanlar, en büyük yalanları söylerler.
kişi neyden yoksunsa onu diline dolar.
bir de şey der bunlar:
" yalandan nefret ederim, tahammülüm yoktur." şunun kadar gereksiz ve beni irite eden çok az cümle var.
aynen bir tek sen nefret ediyorsun, biz bayılıyoruz, istiyoruz ki herkes bize yalan söylesin.
bu konuda marcus aurelius'a kulak verelim:
"sana dürüst davranmak istiyorum, diyen birisi nasıl çürümüş ve sahtekardır. ey insan, sen ne yapıyorsun? bunu söylemene gerek yok. dürüstlük kendiliğinden anlaşılmalı. yüzünde yazmalı, sesinde çınlamalı. tıpkı sevgilinin bir bakışında her şeyi anlayabilmesi gibi dürüstlük baktığın an gözlerinden taşmalıdır."
- insanlara verdiğimiz değeri hissettirme durumu ile onların bizden uzaklaşma hızı doğru orantılıdır.
ne kadar değerli hissettirirsek o kadar çok uzaklaşırlar bizden.
ne demiş schopenhauer reis:
"birisi sizin için gerçekten çok değerliyse, bunu ondan bir suçmuş gibi gizleyin.
bu hoş bir şey değildir ama doğrudur.
çünkü bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar."
kişi neyden yoksunsa onu diline dolar.
bir de şey der bunlar:
" yalandan nefret ederim, tahammülüm yoktur." şunun kadar gereksiz ve beni irite eden çok az cümle var.
aynen bir tek sen nefret ediyorsun, biz bayılıyoruz, istiyoruz ki herkes bize yalan söylesin.
bu konuda marcus aurelius'a kulak verelim:
"sana dürüst davranmak istiyorum, diyen birisi nasıl çürümüş ve sahtekardır. ey insan, sen ne yapıyorsun? bunu söylemene gerek yok. dürüstlük kendiliğinden anlaşılmalı. yüzünde yazmalı, sesinde çınlamalı. tıpkı sevgilinin bir bakışında her şeyi anlayabilmesi gibi dürüstlük baktığın an gözlerinden taşmalıdır."
- insanlara verdiğimiz değeri hissettirme durumu ile onların bizden uzaklaşma hızı doğru orantılıdır.
ne kadar değerli hissettirirsek o kadar çok uzaklaşırlar bizden.
ne demiş schopenhauer reis:
"birisi sizin için gerçekten çok değerliyse, bunu ondan bir suçmuş gibi gizleyin.
bu hoş bir şey değildir ama doğrudur.
çünkü bırakın insanları, köpekler bile büyük dostluklara katlanamazlar."
devamını gör...
uzayda piknik
arkadi strugatski ve boris strugatski kardeşlerin muhteşem romanıdır. bilimkurgu dünyasında güçlerini birleştirip voltranı oluşturan biraderler harikalar yaratmak konusunda oldukça cömerttir. daha önce kendileri hakkındaki hayranlığımı yokuştaki salyangoz kitabı ile ilgili yazdığım tanımda belirtmiştim.
uzaylılarla ilgili aklımızdan geçen her şey yanlış olabilir. fiziksel olarak gözümüzde canlandırdığımızdan çok farklı görünüyor olabilirler. yeşil olmayabilirler mesela. görünmez bile olabilirler hatta. kullandıkları lisan hiç ummadığımız bir şekilde olabilir. dil kullanmıyor da olabilirler. belki telepati kullanıyor bile olabilirler. medeni olmayabilirler umduğumuz kadar, ya da o kadar zeki olmayabilirler.
uzaylıların bize bakış açıları da çok beklenmedik olabilir. belki bizi hiç ciddiye almıyorlar. otobanda yanından geçerken bakmadığımız bir kasaba gibi görüyor olabilir mesela bizi. ya da arada bir ziyaret ettikleri ve hoş vakit geçirdikleri bir hayvanat bahçesiyiz onlar için. ya da bizi o kadar önemsemiyorlardır. mesela pikniğe gelip çöplerini bırakıp döndükleri bir ormanlık alan olabiliriz onlar için.
iki tarafın birbirlerine bakış açısını anlamamız belki asla mümkün olmayacak ama en azından bir yere kadar fikir yürüyebiliriz belki.
gerçekten bilemiyorum. siz okuyup karar verin.
uzaylılarla ilgili aklımızdan geçen her şey yanlış olabilir. fiziksel olarak gözümüzde canlandırdığımızdan çok farklı görünüyor olabilirler. yeşil olmayabilirler mesela. görünmez bile olabilirler hatta. kullandıkları lisan hiç ummadığımız bir şekilde olabilir. dil kullanmıyor da olabilirler. belki telepati kullanıyor bile olabilirler. medeni olmayabilirler umduğumuz kadar, ya da o kadar zeki olmayabilirler.
uzaylıların bize bakış açıları da çok beklenmedik olabilir. belki bizi hiç ciddiye almıyorlar. otobanda yanından geçerken bakmadığımız bir kasaba gibi görüyor olabilir mesela bizi. ya da arada bir ziyaret ettikleri ve hoş vakit geçirdikleri bir hayvanat bahçesiyiz onlar için. ya da bizi o kadar önemsemiyorlardır. mesela pikniğe gelip çöplerini bırakıp döndükleri bir ormanlık alan olabiliriz onlar için.
iki tarafın birbirlerine bakış açısını anlamamız belki asla mümkün olmayacak ama en azından bir yere kadar fikir yürüyebiliriz belki.
gerçekten bilemiyorum. siz okuyup karar verin.
devamını gör...











