benim gibi doğallıktan yana saf tutmuş erkeklerin mottosu.

tüysüz tavuk gibi dolaşmakta ne ki? tamam dağ kaçkını, kaptan mağara adamı gibi gezmeyelim ortalıkta fakat tavuk g.tüne dönmenin de pek manası yok.

ayrıca kıllı erkek bakımsız olur pis olur gibi kalıplara da gelmeyelim lütfen. bunlar hep protein çocukları yüzünden.

hem döşü kıllı erkek merhametli olur diyen söz vardır.
devamını gör...

gerek olmayan yollardır. bunun yerine adet oldum demenin alternatif yollarını düşündüren toplumun düşünce yapısını değiştirme yollarını arayabiliriz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ilk sezonu güzeldi, tam netflix teki projelerin bizim ülkemize uyarlanmış versiyonu gibiydi içeriği. ancak ikinci sezon o kadar kötüydü ki, son bölümleri artık ciddiye alarak izleyemedim bile. gerçekten bazı bölümlerde sadece dalga geçtim. ortalama bir senaryo ancak bu kadar mahvedilebilirdi, tebrikler.
devamını gör...

sözlüğe üye olurken haberdar olunan ve mevcut oldukları halde yazılıp çizildikten sonra vay bu kurallar var yazmayı bırakalım demek pek samimi gelmiyor bana. ayrıca bırakana da bırakma denmiyor bildiğim kadarıyla. *

arkamda iz bırakmayayım istiyorsanız bir yönetici ile irtibata geçin sildirin bütün hesabı ve tanımları.

(bkz: kafa sözlük'ten süresiz uzaklaştırılan yazar)
devamını gör...

sene 1992.. ağlıyorum anne farkında değil misin? sensiz olmak ne zor, ben daha 11 yaşındayım ama senden ayrı, yurtta okumak ne kadar zor biliyor musun? haftada bir kez jetonum yettiğince seninle telefonla konuşmak, bazı hafta sonları ise seni yüz yüze görmek bana yetmiyor ama ben kime ne anlatıyorum ki.. bunların hiçbiri senin umrunda değil, biliyorum... anca bunları günlüğüme yazıp geceleri yorganıma sarılıp ağlarım...
devamını gör...

birinci dünya savaşı’nın bittiği yıllar… kıbrıs’ın magosa kentinde, arnavut mahallesi’nde yaşamaktadır arap mahmut…

mahmut’un küçük oğlu arap ali ele avuca sığmayan, tuttuğunu koparan bir delikanlıdır. hovardalıkta da kimsenin boy ölçüşemediği ve yemeğe, içmeğe meraklı olan arap ali’ye leymos sokaklarında yürüdüğünde, ona herkes dikkatli yaklaşmaktadır.yüreği insan sevgisi ile dolu olan arap ali, daima haklının yanında yer alır.

meyhane muhabbetlerini çok seven arap ali’nin cebinde hiç para bulunmaz. elinde avucunda ne varsa “arkadaşları ile” bölüşmeyi sever. genellikle meyhanelere müdavim olduğu için ailesinden para alır.

yine para istediği bir gün annesinin “artık yeter” diyerek tepki göstermesi üzerine, arap ali kız kardeşinin boğazını sıkıp öldürmekle tehdit etmesiyle, çaresiz kalan annesi mecburen parayı verir. arap ali'nin, çok sevdiği kız kardeşine asla zarar verme niyeti yoktur.

arap ali bir gün poli köyüne gider, dolaşırken “ayakla taş” oynayan bir kıza gözleri takılır. bu kızın, yeşil ve kumral olan saçları arap ali’nin gönlüne ışık saçar. o anda kalbinin heyecanlanla çarpmasıyla .....yaşındaki seniha’yı kendisine eş yapmak için annesine koşar ve seniha hemen istenir, ardından güzel bir düğünle dünya evine girerler.


***
arnavut mahallesi, mahalleler arasında tanınmış bir mahalledir... çünkü, sakinlerin çoğu kavgacı ve ağızlarından küfür eksik olmayan kişilerdir. arap ali ise sadece bu mahallenin değil, bütün leymos’un kabadayısı olarak tanınır. yolda yürürken, kimse yan gözle bile bakamaz, her an bela arayan bir kişi görünümündedir. ancak, daima haklının yanında yer aldığından kimin ne sorunu varsa arap ali’ye gelir.

bu arada ali, evlenmesine rağmen kendi zevklerinden, meyhane muhabbetleri gibi alışkanlıklarından vaz geçemez. nasıl olsa ailesi seniha’ya iki gözü gibi bakmaktadır. arap

ali bir gece yine bir meyhanede konyağını yavaş yavaş zevkine vara vara yudumlamaktadır..tam o sırada meyhaneye kendisi gibi sert görünümlü ve aynı zamanda boksör olan bir kabadayı girer..

adam içeride olduğunu farkettiği arap ali’ye sataşmaya başlar. duyduğu laflara çok kızan arap ali; “bana sakın bulaşma, pişman olursun” diye karşılık veririr. fakat kabadayı bunun üzerine daha ağır konuşmaya başlar.

arap ali buna fırsat vermeden, masadaki bıçağı kaptığı gibi mekanda bulunanların şaşkın bakışları arasında, boksörün kendisine vurmak için havaya kaldırdığı eline saplar. ne olduğunu anlayamayan boksör elinden büyük yara alır, bu olaydan sonra kavga da sona erer. yaralanan boksör bir daha arap ali’ye bulaşmaz ve üstelik her yerde kendisinden övgüyle bahseder.

haksızlıklara karşı göğsünü geren ali, kadınlara karşı hassastır.
zira, herhangi bir kadın kocasından dayak yiyecek olsa, soluğu arap ali’nin yanında alır ve dayaktan kurtulur.


***
ali de babası ve amcası gibi limanda hamal olarak çalışır. güçlü kolları ve çevik vücudu ile işini iyi yapan genç adam, babası gibi hamal başı olur.

arkadaş canlısı ve daima haklının yanında olan ali, bir gün yevmiyesini almak için herkes gibi sıraya girer. iskele başında masa kuran patron, işçilere paralarını dağıtmaktadır. ali de diğer işçiler de parasını alır.

işçilerle yürürken bir kaç gencin paralarını eksik almasından şikayet ettiklerini duyar. gençlerden meseleyi öğrenen arap ali onlara beklemelerini söyler.

hemen parayı dağıtan patronun yanına giderek bunun nedenini sorar ve “sen paranı tamam almadın mı ali?” diyerek tepki gösterir. ali ısrarla, “onlar da benim gibi sabahtan akşama kadar çalıştılar. haklarını vermen lazım” diye çıkışır.

arap ali’nin kim ve ne olduğunu bilen adam paranın verdiği güçle; “senin kabadayılığın burada sökmez ali, çekip git başımdan” diye cevap verince,ali işverinin suratına öyle bir yumruk atar ki, paralar ve evraklar masa ile birlikte iskeleden denize dökülür. olay polise intikal ettiği gibi hakkında dava açılarak hapse mahkum olup cezaevine girer.

ali birkaç ay yattıktan sonra tahliye olur ve evine döner ama arap ali, patrona hesap sormak için zaman kollar. leymos’un fırtınalı bir gecesinde yağmurluğunu ve çizmelerini giyererek limana giden ali, gece geç bir saatte bir takanın altındaki tıpayı çekip ve bağlı olduğu demiri serbest bırakarak tekneyi batırır.

fırtınanın dindiği, güneşin parladığı yeni bir gün başlamıştır ali de işine gider.
fakat herkeste bir telaş ve iskelede bir koşuşturma vardır. patron ise çok kızgın, sağa sola küfürler sallayıp bunu kimin yaptığını sormaktadır.

bu işi arap ali’den başka kimsenin yapamayacağını herkes tahmin etmektedir. zaten arap ali de inkar etmeyip, işverene yaklaşarak kulağına;
“ben yaptım. ama ispat edebilirsen et bakalım. istersen polis çağır” diye fısıldar.


arap ali ile başa çıkamayacağını anlayan patron, bütün teknelere hasar verebilir düşüncesiyle ali’ye bulaşmaktan vazgeçer.

***

takvimler 1943’ü gösterirken, alman harbi başlamış ingiliz’ler tetikte, her yerde silahlı ingiliz askerleri dolaşmaktadır...

ingiliz askerleri kıbrıs’ın her köşesinde adım adım yer almaktadır, arap ali işi gereği limandan limana gitmekte, her gittiği limanda ise meyhanelere uğramaktadır.

yine böyle bir gece, arap ali işini bitirip gittiği meyhanelerden birisinde ingiliz askerleri de yiyip içmektedirler. . ama, kimsenin yan bakmaya cesaret dahi edemediği arap ali’ye ilk kez ingiliz askerleri bakıp bakıp dururlar ancak, buna dayanamayan ali, askerlere saldırıp yumrukları askerleri perişan eder.

gece saatler ilerlerken alkolü fazla kaçıran ali, evine gitmek üzere dışarı çıkar. ancak ingiliz askerleri meyhane dışında ali’ye pusu kurmuş, onu beklemektedirler ve dışarı çıkar çıkmaz ingiliz askerleri ali’nin üstüne çullanır. bunu gören arap ali toparlanmaya çalışarak, dövüşmeye başlar. işte tam o sırada aniden bir süngü saplanır sırtına. hepsi birden arka arkaya süngülemeye başlarlar ali’yi..yedinci süngü darbesiyle yere yığılır ve öylece kalır arap ali..

ingiliz askerleri bununla da yetinmeyip, arabaları ile üstünden geçip ölüsünü de havaalanı yakınlarına götürüp atarlar.

acı haber, arnavut mahallesi mescit sokağına hemen ulaşır. kimse arap ali’nin ölümüne inanamaz. geride üç çocuğunu ve sevdiği kadını bırakan arap ali’nin ölümü herkesi yasa boğar. annesi hatice de dayanamayıp kısa bir süre sonra vefat eder.

babası arap mahmut, bu büyük acıya dayanamayıp eşi hatice’nin ardından o da hayata veda eder. arap ali’nin ölümü sadece leymos’da değil, tüm adada herkesi üzüntüye boğar..onun yiğitliği, fakirden ve haklıdan yana yaptıkları daima anlatılır.

bedeni ingiliz süngüleriyle delik deşik olan arap ali’nin akan kanı, bir direnişin türküsüne dönüşür ve “uyan alim uyan” dizelerinin yer aldığı ünlü, “magusa limanı” türküsü bir ağıta dönüşüp, o günden günümüze kadar dillerde dolaştığı gibi, sonsuza kadar da söylenecek…

söz ve müziği anonim olan türküye, selda bağcan da bir albümünde yer vermişti.
devamını gör...

vicdan ve merhamet sahibi insandır..
devamını gör...

"kimse görmek istemeyen kadar kör olamaz" derler.
-james bowen
devamını gör...

sorumlusu kafasını kuma gömmüş siyasal islamcı kokuşmuş zihniyettir.
devamını gör...

divanü lügati't-türk'te geçen anlamı parola olan, halk arasında işaret, alamet anlamıyla yaşayan, atatürk'ün öncülüğünde gerçekleşen dil devrimi sırasında eski eserlerin taranmasıyla yeniden dile kazandırılan isim soylu bir sözcük im.
imge veimleç sözcükleri de im sözcüğünden doğmuş.

cümlelerde; anlam yüklenilen şey, anlamlı iz şeklinde kullanılıyor.
(bilgisayar ve internet dünyasında da im sözcüğünün karşıladığı anlamlar var.)

"kitabın bazı sayfalarını senin için imledim, o sayfaları daha dikkatli oku."
devamını gör...

hayatım boyunca hep resim çizmeye meraklı olmuşumdur. bu da hiç eğitim almadan acemice çizdiklerimden biri.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu kedicikte promosyon.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ferenc molnar tarafından yazılmış çocuk kitabı.

kitap özetle, bir grup yoksul çocuğun yaşantılarından bazı kesitleri anlatır. aslında, mahallelerinde oyun oynadıkları arsayı, diğer mahallelerin çocuklarından korumak için verdikleri savaş, insanoğlu olarak hayatta kalma mücadelemizin bir sembolüdür.

kitabın, 1969'da bir de filmi çekildi ve yabancı dilde en iyi film oscar'ına aday gösterildi.

son olarak, kitabı okuyanlar için erno nemecsek'i anmadan geçmeyeyim. kesinlikle çoğunuz onun hikayesinde gözyaşlarına boğulmuşsunuzdur diye düşünüyorum ve kitabı çocuk yaştayken okuyan hemen hemen herkesin mutlaka bir kahramanı vardır bu kitapta.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: nerede lütfen söyleyin)
devamını gör...

sarah jio'ya ait, ll. dünya savaşı'nda cepheye gönüllü olarak hemşirelik yapmaya giden anne calloway'i ve eve dönene kadar yaşadığı olağanüstü aşkı konu eden roman.

yazar her zamanki yalın dili, kuvvetli tasvir yeteneği ve insana o savaşın ortasında yaşanan mükemmel aşka şahitlik yaptıran anlatımıyla insanı resmen büyülüyor. başrol karakterler arasında yaşanan aşk, araya giren olaylar etkilemekle kalmıyor, kitabı unutturmuyor.

--- alıntı ---
"ama bazı hikayelerin anlatılmaması gerekir. "
--- alıntı ---

diyen yazar, kitaba eklediği birçok şarkıyla da karakterleri canlandırıyor. okumadıysanız ve romantik/dram türü kitaplar seviyorsanız tavsiye ederim.

"kerkesin bir hikayesi vardır."
"kalbimde görmezden gelemeyeceğim bir acı vardı."
devamını gör...

hurdacıya antikacı, antikacıya hurdacı diyen kanal.
kendini saatlerce izlettirebilen, nadir kanallardan birisidir o ayrı.
devamını gör...

yakın olmadığın insandan gelen "canım" kelimesi. tüylerim ürperdi.
devamını gör...

bırak karşılıklı aşkı, bırak platoniği, insan görmüyorum insan! ne aşkı? kafamda kendimi elele hayal edebileceğim bir allahın cool’una denk gelmiyorum dışarda.
aşk devri bitti, yaşasın tek başınalığın yolcusu olmak!
devamını gör...

100tl=4.07 kuveyt dinarı.
devamını gör...

özellikle adana ve mersin şehirlerinde bulunan ağaçlardan gelen portakal çiçeği ve zakkum kokusu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim