normal sözlük'te sütyen reklamı görmek istemiyorum
sayın ybf dedi ki,siz neye bakıyorsanız reklam olarak o çıkacak karşınıza.öhöm lütfen açık vermeyin bari.*
devamını gör...
gerekirse adam gibi ölürüz kadın gibi yaşamayız
bir zamanlar trabzonspor eski başkanı tarafından söylenmiş olan leş gibi cinsiyetçilik kokan cümle.
devamını gör...
unutulmayan lise anıları
derste batak atarken müdür yardımcısının birden arama yapmak için girmesi ve bizim kağıtları toplayacak vaktimizin olmaması herkesin kahkaha atarak dakikalarca gülmesi müdürde dahil.
devamını gör...
ateş yakmak
jack london, kuzey topraklarını konu alan eserlerinde okurlarını buzla sarmalanmış bir diyarda adım adım gezdirir. biri 1902’de, öbürü 1908’de yayımlanan ve “ateş yakmak” başlığını paylaşsalar da birbirlerinden olay örgüsü yönünden ayrılan iki hikâyeyle, “yaşama azmi” adlı üçüncü bir hikâyenin bir araya getirildiği derlemede de jack london insanın buz kaplı doğayla ve kendi benliğiyle yüzleşmesini anlatır. gençliğinde klondike bölgesine altın aramaya giden ve soğuğun hüküm sürdüğü bu topraklarda bizzat yaşamış olan london, alaska’dan yukon’a, kolondike’ten kanada tundralarına kadar yörenin coğrafyasına ve sakinlerine oldukça hâkimdir. jack london’ın karakterleri kuzey’in dört bir yanda uzanan bembeyaz topraklarında vahşi doğanın gücüyle amansız bir mücadele halindedir. doğanın, soğuğun ve pek iyi bilmedikleri bir coğrafyanın pençesinde, hayata tutunmaya çalışırlar. ve ateş yakmak, bu varoluş mücadelesinin ilk adımıdır.
(arka kapak)
güneşsiz günlere alışıktı.
sayfa 1
devamını gör...
elfida
yıl kaç olursa olsun dinlemekten asla vazgeçmeyeceğim şarkı, yazılış hikayesi bu hayatın en büyük gerçeklerinden.
sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu
yorulmuşsun, hakkını almış yılların.
sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu
yorulmuşsun, hakkını almış yılların.
devamını gör...
hayvanlardan tanrılara sapiens
genel görüşün aksine benim beğenmediğim kitaptır.
tamam, medeniyetin geçmişten günümüze yolculuğunu anlatıyor, güzel bilgiler veriyor. bu konulara yabancı insanlar için mükemmel. benim içinse derli toplu bilgidir. iyi hoş.
ama kitabını, bu böyle olmasaydı şöyle olsaydı, öyle olmasaydı böyle olsaydı... şeklinde soru ve cevaplarla ilginç kılıyor. bu da bana boş geliyor. çünkü gelişme aşamaları ve tek tek adımlarını düşündüğünüzde, öyle olmasaydı böyle olsaydı kombinasyonu sonsuz.
dünya tarihini incelediğinizde sonsuz ihtimalde olay-olgu bulursunuz. bunlardan bir kaç tanesine öyle değil böyle olsaydı diye sorup ardından şu anda yaşanmayan ihtimali güzellerseniz ikinci bir sapiens yaratırsınız.
tamam, medeniyetin geçmişten günümüze yolculuğunu anlatıyor, güzel bilgiler veriyor. bu konulara yabancı insanlar için mükemmel. benim içinse derli toplu bilgidir. iyi hoş.
ama kitabını, bu böyle olmasaydı şöyle olsaydı, öyle olmasaydı böyle olsaydı... şeklinde soru ve cevaplarla ilginç kılıyor. bu da bana boş geliyor. çünkü gelişme aşamaları ve tek tek adımlarını düşündüğünüzde, öyle olmasaydı böyle olsaydı kombinasyonu sonsuz.
dünya tarihini incelediğinizde sonsuz ihtimalde olay-olgu bulursunuz. bunlardan bir kaç tanesine öyle değil böyle olsaydı diye sorup ardından şu anda yaşanmayan ihtimali güzellerseniz ikinci bir sapiens yaratırsınız.
devamını gör...
fıstıklıbörek
benim de bugün bir kelimenin doğru yazılışını öğrenmemi sağlamış olan, oldukça da kibar ve açıklayıcı olan yazar arkadaşımızdır kendileri.
takibe aldım kendilerini. saygılarımla.
takibe aldım kendilerini. saygılarımla.
devamını gör...
normal sözlük
derdi bitmiyor. ne zaman düzlüğe çıksa bi tayfa türüyor sözlükte ve bu sözlüğe zarar veriyor. fark ediyorlar ama çok geç kalıyorlar.
kazıklı maria'dan gelenler formatın içinden geçiyorlar dedik. geçtiler gittiler.
onlar gitti seri beğenen tayfa geldi. burayı instagram'a çevirdiler. en son işin de boku çıktı discordlarda binbir olay. birbirlerinin arkasından çevirmedikleri olaylar kalmadı.
şimdi de sözde özgürlükçü pkk sempatizanları. her görüşe saygılı olacağız, dinleyeceğiz falan ayağına takılıyorlar burada. bakalım bunun da zararlı olduğunu ne zaman anlayacaksınız.
ben söyleyeyim. çok geç olduğunda.
kazıklı maria'dan gelenler formatın içinden geçiyorlar dedik. geçtiler gittiler.
onlar gitti seri beğenen tayfa geldi. burayı instagram'a çevirdiler. en son işin de boku çıktı discordlarda binbir olay. birbirlerinin arkasından çevirmedikleri olaylar kalmadı.
şimdi de sözde özgürlükçü pkk sempatizanları. her görüşe saygılı olacağız, dinleyeceğiz falan ayağına takılıyorlar burada. bakalım bunun da zararlı olduğunu ne zaman anlayacaksınız.
ben söyleyeyim. çok geç olduğunda.
devamını gör...
normal sözlük istatistiklerinin dibe çakılması


üzülesi bir durum... yeni kayıt olan yazar sayısı da, entry sayısı da çok düşmüş. her gün onlarca online var. gel gelelim entry giren çok az.
sözlüğün tamamen sohbet aracı olarak görülmesi durumuna dönüşmüş olay sanırım. ayrıca sözlüğün tanıtımı vs gibi mevzularda da yönetim maalesef ki yönetememiş mevzuyu. zaten daha önce youtube kanalı hakkında yaptığım yorumlar belli. işi profesyonelce yönetmek önemli. sözlük içi gruplaşma, belli kişilere karşı aşırı samimi yaklaşımlar (bunu yapmayın demiyorum ama sürekli entry ve nick altlarında görmek sıkıcı). çoğu entry'nin içinin boş, tanımdan uzak, ironi yapmayı bile beceremeyip laf salatası yapılması gibi bir sürü sorun var. el birliği ile şu güzelim sözlüğü daha güzel hala getirelim sayın yazar dostlar. yoksa olmayacak böyle... bir iki entryli yığınla başlık var. üzücü...
edit büdüt:
topyekun bir cevap: normalleşme ve tatil, havaların güzelleşmesi falan gibi sebepler sayıp ukalaca sanki ben ve diğer arkadaşlar bunun farkında değilmiş gibi konuşanlar. sizelere üzüldüm açıkçası.... güzel bir tesbit bunun farkındayız zaten hepimiz sanırım lakin bazılarının üslubu çok çok yanlış. neyse bu etki illaki olacak lakin sözlük yönetiminin de daha çok kişiye ulaşmak gibi bir dertleri kaygıları yok ben sözlerimde bunu dile getirmek istedim. onlar olympos dağlarında mutlu mesut yaşayıp takılıyorlar şu an sadece. ben de dürterek kendilerine getirmek istedim. mevzu bu sadece. tek bir moderatörle veya kurucu ile bir yakınlığım ilişkim mesajlaşmışlığım bile yok umrumda da değil bu durum ben girilen entrylere, açılan başlıklara bakarım. yoksa burayı daha iyi bir yer yapalım gibi bir cümle de kurmam umrumda da olmaz. ben bir hususu farkettim ve bu başlık altında sizlere iletip paylaştım burada beyin fırtınası oluşsun faydalı olalım yönetime diye. bu söylediklerimin dışında bir amaç veyahut da düşüncem olmadı.
devamını gör...
muhammed el durra olayı
cemal el durra'nın 11-12 yaşlarında olan filistinli oğlu muhammed el durra'nın babasının kucağında israil askerleri tarafından katledilmesi olayıdır. olay 2000 senesinde gerçekleşti. muhammed, 1989 doğumlu, mülteci bir ailenin çocuğuydu. mülteci kampında, orta halli bir ailenin çocuğuydu ve öğrenciydi. babası cemal şöyle der,
muhammed yüzmeyi ve futbol oynamayı seven bir çocuktu. israil askerlerinin hemen her gün kampa düzenlediği baskınlara şahit olması sebebiyle filistin kimliği güçlenmişti ve bu yüzden komutan olmak istiyordu.
30 eylül 2000 tarihinde cemal, oğlu muhammed ile araba almak için gazze'deki bir oto pazarına giderler ama istedikleri arabayı bulamazlar. eve dönerken israil askerlerinin rastgele mermilerine maruz kalırlar. selahaddin caddesine varırlar ve israil askerlerinin yağdırdıkları mermilerin ortasında kalırlar. cemal, oğlu ile birlikte sığınmaya çalıştığı metal blokun yanından bağırmasına rağmen israil askerleri mermi yağdırmaya devam eder. cemal, elinden ve ayağından vurulur ve vücuduyla oğluna siper olmaya çalışır. ama muhammed önce sağ bacağı, sonra da karnından vurularak şehid olur.
cemal, oğlunun bağırarak kendisine "baba, bize neden ateş ediyorlar?" dediğini söyler. ve şöyle der:
ben ellerimle işaret ediyor ve bağırıyordum. fakat mermiler yağmur gibi üzerimize yağıyordu ve çocuğumu kurtaramadım. o sahne çok acıydı. ama halkımıza yönelik katliamlar yapan ve yapmaya devam eden işgal devleti için bu hiç de yeni bir durum değildi.
babasının, çocuk var, ateş etmeyin diye bağırmasına rağmen şehid edilir muhammed. cemal, bir süre sonra oğlunun kanlı bedenini görünce, muhammed'in şehid olduğunu anladı. ve, çocuk öldü, çocuk öldü. dedi.
muhammed şimdi yaşasa, 31-32 yaşlarında olacaktı.
muhammed yüzmeyi ve futbol oynamayı seven bir çocuktu. israil askerlerinin hemen her gün kampa düzenlediği baskınlara şahit olması sebebiyle filistin kimliği güçlenmişti ve bu yüzden komutan olmak istiyordu.
30 eylül 2000 tarihinde cemal, oğlu muhammed ile araba almak için gazze'deki bir oto pazarına giderler ama istedikleri arabayı bulamazlar. eve dönerken israil askerlerinin rastgele mermilerine maruz kalırlar. selahaddin caddesine varırlar ve israil askerlerinin yağdırdıkları mermilerin ortasında kalırlar. cemal, oğlu ile birlikte sığınmaya çalıştığı metal blokun yanından bağırmasına rağmen israil askerleri mermi yağdırmaya devam eder. cemal, elinden ve ayağından vurulur ve vücuduyla oğluna siper olmaya çalışır. ama muhammed önce sağ bacağı, sonra da karnından vurularak şehid olur.
cemal, oğlunun bağırarak kendisine "baba, bize neden ateş ediyorlar?" dediğini söyler. ve şöyle der:
ben ellerimle işaret ediyor ve bağırıyordum. fakat mermiler yağmur gibi üzerimize yağıyordu ve çocuğumu kurtaramadım. o sahne çok acıydı. ama halkımıza yönelik katliamlar yapan ve yapmaya devam eden işgal devleti için bu hiç de yeni bir durum değildi.
babasının, çocuk var, ateş etmeyin diye bağırmasına rağmen şehid edilir muhammed. cemal, bir süre sonra oğlunun kanlı bedenini görünce, muhammed'in şehid olduğunu anladı. ve, çocuk öldü, çocuk öldü. dedi.
muhammed şimdi yaşasa, 31-32 yaşlarında olacaktı.
devamını gör...
dudak yemekten kurtulamamak
dudakları mahveden eylem. pudra şekeri bağımlıları gibi ben de dudak yeme bağımlısıyım.*
devamını gör...
bir kelime ile içini dökmek
bekleyiş.
devamını gör...
exxen'e üye olmamak için bir sebep bırak
şeyma subaşı için ödenen afaki nafaka efendim. şahsen o kadına yada gudubet eski kocası acuna gidecek bir lira dahi cebimden çıkmayacak. televizyon kanalını veyahut yaptığı diğer s2m sonik programlarıda izlemiyorum. kurduğu dandik platform'a girip bakmadım bile.
devamını gör...
kerkayas
süleyman kerkaya. doğu batı sentezi ile çok kaliteli mixler hazırlayan dj, müzisyen. kerkayas olarak biliniyor. bu adam gerçekten sanatını çok güzel icra ediyor. anadolu'nun harika eserlerini ve yabancı eserleri aynı anda dinleme olanağı sunuyor. bu tarz mixleri sevenlere ısrarla tavsiye ediyorum. şuraya bir icrasını bırakalım o halde.
devamını gör...
biz bir voleybol ülkesiyiz
artık kabul etmeliyiz ki biz bir voleybol ülkesiyiz. ve yine artık kabul etmeliyiz ki istatistiklerle çok açık ve net olan çok başarılı bir kadin voleybol takımımız var. yaşattığınız onur ve gurur için teşekkürler. nokta.
devamını gör...
çok entry giren gerçek hayatta çok konuşanlar mıdır sorunsalı
buraya konuştuklarımı değil çoğu zaman sustuklarımı yazıyorum.
şimdi mevzuya böyle bakınca daha bir anlamlı oldu değil mi?
konuşmak ve yazmak aynı şey değil zannımca, bir kere verdiği tad aynı değil.
bütün günümü soru sorulmazsa konuşmadan bitirebilirim ama görüldüğü üzere günde minimum 30 entry girmeden rahatlayamıyorum.
demek ki daha anlatacak çok şeyimiz var.
şimdi mevzuya böyle bakınca daha bir anlamlı oldu değil mi?
konuşmak ve yazmak aynı şey değil zannımca, bir kere verdiği tad aynı değil.
bütün günümü soru sorulmazsa konuşmadan bitirebilirim ama görüldüğü üzere günde minimum 30 entry girmeden rahatlayamıyorum.
demek ki daha anlatacak çok şeyimiz var.
devamını gör...
yazarların yazdığı hikayeler
kafa yazarların, kafa hikayelerini barındıran bir başlık olması dileğiyle...
jetonum bitmese geri dönüp son bir şey daha söylemek için tekrar arardım, uzun zamandır parasızdım ama bir şekilde karnım doyuyor çöplerden çıkardıklarım onlarca kediyle birlikte ziyafet çekmemize yetiyordu. 5 aydır sokaklardayım daha önce nerdeydim hatırlamıyorum aslında ben hayatımın sadece son 5 ayını hatırlıyorum sokakta uyandım kar yağıyordu ama sıcaktı dizlerimi karnıma çekmiş ayaklarıma sarılmıştım üşüdüğümden değil sanki anne karnındaydım. önceden neredeydim kimdim bilmiyorum hatırladığım tek şey sokakta uyandığım belkide ben önceden yoktum bir anneden doğmadım, bir anda bu sokakta belirdim. belki tanrı beni kedilerle birlikte çöpleri karıştırayım diye bi anda bu şekilde yarattı buraya bıraktı beni.
iyi ama konuşmayı düşünmeyi bunca şeyi nerden öğrendim belliki önceden de vardım. hafızamı kaybetmişsem falan belki ondan biliyorum konuşmayı, belkide tanrı full paket program yarattı beni. bilmiyorum, tek bildiğim sokakta uyandığım. 5 aydır burayı terketmedim nereye gideceğimi bilmiyorum esasında korkuyorum, bu sokak doğurmuş sanki beni, ilk bu çöp kutusundan emzirmişim, kediler kardeşlerimmiş, sokaktaki tabelalar gelip geçen binlerce insan hepsi bir evin içindeki eşyalar gibi. kokuyorum diye kimse benimle konuşmaz, bazen öylece kaldırımın kenarında oturmuşken önüme bozukluk paralar atarlar. bir sürü topladım ama hiç bir zaman bişey satın almadım. bir türlü bir şeye ihtiyacım olmadı. 5 aydır hiç bir şey istemedi canım. ayakkabısızlığa öyle alıştım ki asfaltı kaldırımı hissetmek çok hoşuma gidiyor. daha önce hiç ayakkabım oldu mu acaba. hiç bir şeye ihtiyacım olmadı taa ki o güne kadar.
ben henüz 3 aylıkken -sokak yaşımdan bahsediyorum- çöpten topladıklarımla sokağın güneşli köşesinde kahvaltı yaparken gazete kağıdında bir resim gördüm bana çok benzeyen traşlı giyimli bir adam altında da ünlü oyuncu 3 aydır kayıp yazıyordu. hayatım altüst oldu o an bu lavuk ben miyim acaba diye sıkıntıya düştüm. parkeden araçlardan kendi suratıma bakıp bu ben değilimdir diye defalarca baktım burnumun kenarında ve sol yanağımda iki ben var resimdeki lavuğunkilerde aynı yerde gülüşümde aynı delirecektim neredeyse.
bütün dünyam yerle bir olmuştu, artık sokakta çöpten bulduğum bereyi ve gözlüğü takmaya başladım ya biri beni tanırda polise ihbar ederse diye korkuyordum. ben sokakta doğduğuma daha doğrusu belirdiğime inanıyordum öyle huzurluydumki anne karnında gibiydim çöplük bana her şeyi veriyordu hergün başka bir süprizle doluyordu hiç bir ihtiyacım yoktu onlarca kedim vardı hiç bir sorunum yoktu üstelik tanrı beni bir anda böylece yaratıp bu sokağa göndermişti bana bir çöplük vermişti herşeyim tastamamdı. şimdi bir anda karşıma çıkan bu resim bu ben kılıklı adam...
iki ay boyunca çok sıkıntı çektim yüzümü insanlardan gizleyerek yaşadım daha sonra dayanamadım gazetedeki numarayı aramak istedim. eğer o adam gerçekten bensem şuan beni arayan bir ailem olabilir diye düşündüm. yaşadığımı bilmelerimi gerek yoksa öldüğümü düşünmeleri daha mı iyi bilemedim. büfeden jeton alıp sokaktaki ankesörlü telefondan numarayı çevirdim.
-sabah gazetesi ihbar hattı.
-alo.
-buyrun beyefendi.
-kaybolan ünlü oyuncu için aramıştım.
-ferit utku mu?
-evet onun için.
-evet anlatın dinliyorum bir bilginiz var mı onun hakkında?
-önce sormak istediğim bazı şeyler var.
-tabi buyrun.
-bu adamın bir ailesi var mıydı?
-bildiğim kadarıyla bir sevgilisi var sadece evli değildi.
-peki adamı seviyor muydu o kadın.
-nasıl anlamadım.
-adamı seviyor muydu?
-beyfendi lütfen beni oyalamayın bi bilginiz yoksa lütfen meşgul etmeyin bizimde işimiz gücümüz var yüzlerce gereksiz ihbar alıyoruz yormayın bizi lütfen bir bilginiz var mı kayıp şahısla ilgili?
-....
telefonu kapattığımda nasıl rahatladığımı anlatamam çocuğum yok karım yok. sadece sevgili, sevgili dediğin nedir ki çoktan beni unutup başkasını bulmuştur bile zaten artık ben bambaşka biriyim evim sokak adım hiç kimse. burda belirdim ben, tanrı beni bu sokağa gönderdi burda varoldum ben.
jetonum bitmese dönüp son bir şey daha söylemek için tekrar arardım, uzun zamandır parasızdım ama bir şekilde karnım doyuyor.
jetonum bitmese geri dönüp son bir şey daha söylemek için tekrar arardım, uzun zamandır parasızdım ama bir şekilde karnım doyuyor çöplerden çıkardıklarım onlarca kediyle birlikte ziyafet çekmemize yetiyordu. 5 aydır sokaklardayım daha önce nerdeydim hatırlamıyorum aslında ben hayatımın sadece son 5 ayını hatırlıyorum sokakta uyandım kar yağıyordu ama sıcaktı dizlerimi karnıma çekmiş ayaklarıma sarılmıştım üşüdüğümden değil sanki anne karnındaydım. önceden neredeydim kimdim bilmiyorum hatırladığım tek şey sokakta uyandığım belkide ben önceden yoktum bir anneden doğmadım, bir anda bu sokakta belirdim. belki tanrı beni kedilerle birlikte çöpleri karıştırayım diye bi anda bu şekilde yarattı buraya bıraktı beni.
iyi ama konuşmayı düşünmeyi bunca şeyi nerden öğrendim belliki önceden de vardım. hafızamı kaybetmişsem falan belki ondan biliyorum konuşmayı, belkide tanrı full paket program yarattı beni. bilmiyorum, tek bildiğim sokakta uyandığım. 5 aydır burayı terketmedim nereye gideceğimi bilmiyorum esasında korkuyorum, bu sokak doğurmuş sanki beni, ilk bu çöp kutusundan emzirmişim, kediler kardeşlerimmiş, sokaktaki tabelalar gelip geçen binlerce insan hepsi bir evin içindeki eşyalar gibi. kokuyorum diye kimse benimle konuşmaz, bazen öylece kaldırımın kenarında oturmuşken önüme bozukluk paralar atarlar. bir sürü topladım ama hiç bir zaman bişey satın almadım. bir türlü bir şeye ihtiyacım olmadı. 5 aydır hiç bir şey istemedi canım. ayakkabısızlığa öyle alıştım ki asfaltı kaldırımı hissetmek çok hoşuma gidiyor. daha önce hiç ayakkabım oldu mu acaba. hiç bir şeye ihtiyacım olmadı taa ki o güne kadar.
ben henüz 3 aylıkken -sokak yaşımdan bahsediyorum- çöpten topladıklarımla sokağın güneşli köşesinde kahvaltı yaparken gazete kağıdında bir resim gördüm bana çok benzeyen traşlı giyimli bir adam altında da ünlü oyuncu 3 aydır kayıp yazıyordu. hayatım altüst oldu o an bu lavuk ben miyim acaba diye sıkıntıya düştüm. parkeden araçlardan kendi suratıma bakıp bu ben değilimdir diye defalarca baktım burnumun kenarında ve sol yanağımda iki ben var resimdeki lavuğunkilerde aynı yerde gülüşümde aynı delirecektim neredeyse.
bütün dünyam yerle bir olmuştu, artık sokakta çöpten bulduğum bereyi ve gözlüğü takmaya başladım ya biri beni tanırda polise ihbar ederse diye korkuyordum. ben sokakta doğduğuma daha doğrusu belirdiğime inanıyordum öyle huzurluydumki anne karnında gibiydim çöplük bana her şeyi veriyordu hergün başka bir süprizle doluyordu hiç bir ihtiyacım yoktu onlarca kedim vardı hiç bir sorunum yoktu üstelik tanrı beni bir anda böylece yaratıp bu sokağa göndermişti bana bir çöplük vermişti herşeyim tastamamdı. şimdi bir anda karşıma çıkan bu resim bu ben kılıklı adam...
iki ay boyunca çok sıkıntı çektim yüzümü insanlardan gizleyerek yaşadım daha sonra dayanamadım gazetedeki numarayı aramak istedim. eğer o adam gerçekten bensem şuan beni arayan bir ailem olabilir diye düşündüm. yaşadığımı bilmelerimi gerek yoksa öldüğümü düşünmeleri daha mı iyi bilemedim. büfeden jeton alıp sokaktaki ankesörlü telefondan numarayı çevirdim.
-sabah gazetesi ihbar hattı.
-alo.
-buyrun beyefendi.
-kaybolan ünlü oyuncu için aramıştım.
-ferit utku mu?
-evet onun için.
-evet anlatın dinliyorum bir bilginiz var mı onun hakkında?
-önce sormak istediğim bazı şeyler var.
-tabi buyrun.
-bu adamın bir ailesi var mıydı?
-bildiğim kadarıyla bir sevgilisi var sadece evli değildi.
-peki adamı seviyor muydu o kadın.
-nasıl anlamadım.
-adamı seviyor muydu?
-beyfendi lütfen beni oyalamayın bi bilginiz yoksa lütfen meşgul etmeyin bizimde işimiz gücümüz var yüzlerce gereksiz ihbar alıyoruz yormayın bizi lütfen bir bilginiz var mı kayıp şahısla ilgili?
-....
telefonu kapattığımda nasıl rahatladığımı anlatamam çocuğum yok karım yok. sadece sevgili, sevgili dediğin nedir ki çoktan beni unutup başkasını bulmuştur bile zaten artık ben bambaşka biriyim evim sokak adım hiç kimse. burda belirdim ben, tanrı beni bu sokağa gönderdi burda varoldum ben.
jetonum bitmese dönüp son bir şey daha söylemek için tekrar arardım, uzun zamandır parasızdım ama bir şekilde karnım doyuyor.
devamını gör...
baklagiller
kuru fasulye, nohut, mercimek gibi yağ bakımından düşük ve lif bakımından zengin besinlerin genel adı.
baklagiller, azot bağlayıcı özellikleriyle toprak verimliliğini artırarak katkıda bulunuyor. bu anlamda toprak biyoçeşitliliği de desteklenmiş oluyor. azotu toprağa yapay katmak için kullanılan sentetik gübrelere olan bağımlılığı da azaltıyor.
baklagiller, azot bağlayıcı özellikleriyle toprak verimliliğini artırarak katkıda bulunuyor. bu anlamda toprak biyoçeşitliliği de desteklenmiş oluyor. azotu toprağa yapay katmak için kullanılan sentetik gübrelere olan bağımlılığı da azaltıyor.
devamını gör...

