deniz ve mehtap
tanju okan'ın seslendirdiği kült şarkılardan.
orjinal versiyonunu dario moreno söylemiştir, türkçe uyarlama sözleri fecri ebcioğlu'na aittir.
orjinal versiyonunu dario moreno söylemiştir, türkçe uyarlama sözleri fecri ebcioğlu'na aittir.
devamını gör...
pandemi nedeniyle ölmeye yüz tutan türk gelenekleri
düğünler .hadi inşallah.
devamını gör...
intikam almak vs bağışlamak
büyük sözü dinleyin ve ıkisinin dışında bir seçenek olarak, hayatınızdan çıkartın.
çünkü bağışladım desenizde içiniz soğumuyor. ya da bir tek benim mi soğumuyor bilemedim şimdi.
fakat bu işin sonu hiç hoş değil onu bilin.
bir dönem bana büyük kötülük yapan birini bağışladım. bağışlamamışım, ben öyle zannetmişim. sonra ilk fırsatını bulduğumda intikam aldım. hem de kendime saygımı yitirme pahasına. o intikamı almasaydım mı daha kötü olurdum, yoksa aldıktan sonraki ben mi daha kötü oldu, ondan emin değilim.
tek emin olduğum şey, benden bir şeyler götürdüğü.
çünkü bağışladım desenizde içiniz soğumuyor. ya da bir tek benim mi soğumuyor bilemedim şimdi.
fakat bu işin sonu hiç hoş değil onu bilin.
bir dönem bana büyük kötülük yapan birini bağışladım. bağışlamamışım, ben öyle zannetmişim. sonra ilk fırsatını bulduğumda intikam aldım. hem de kendime saygımı yitirme pahasına. o intikamı almasaydım mı daha kötü olurdum, yoksa aldıktan sonraki ben mi daha kötü oldu, ondan emin değilim.
tek emin olduğum şey, benden bir şeyler götürdüğü.
devamını gör...
günah keçisi
eski toplumlarda, insanlar yıl boyunca işledikleri 'günah'ları bir keçiye yüklerlermiş. rivayete göre, her sene sonunda da onu çöle salar, sıcak, susuzluk ve vahşi hayvanların varlığı sayesinde ölmesini beklerlermiş. böylelikle, keçi öldüğünde, kendi günahlarının da yok olduğunu düşünürlermiş.. bu da zamanla günah keçisi deyiminin doğmasına yol açmış.
muhtemelen uydurma olan bu ansiklopedik bilgiden sonra, modern günah keçilerine gelelim biraz, realite konuşsun bu satırlarda..
1999 'da ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu. onbinlerce insan gölcük 'teki depremde ya hayatını kaybetti, ya da evsiz kaldı, yakınlarını kaybetti. facianın bu kadar büyük olmasında, yapıların maliyeti düşürmek amacıyla, depreme dayanıksız olarak yapılması gösterildi. ve günah keçisi; veli göçer. bu adamın yaptığı birçok bina çöktü ve kendisi açılan davalar sonucunda hapis yatan tek müteahhit oldu bu felaket sonrasında. bütün kötü yapılaşma, malzemeden çalma, bilinçsiz kentleşme günahları bu adamın üzerine atıldı. peki, depremde yıkılan bütün binaları bu adam mı yapmıştı? tabi ki hayır. diğer müteahhitler hapis yattı mı, ceza aldı mı? tabi ki hayır..
mehmet ali erbil, ülkenin en çok izlenen televizyon insanıydı bir zamanlar. sunduğu programlar reyting, oynadığı filmler seyirci rekoru kırıyordu. para üstüne para kazanıyor, arsız esprileri, muhafazakar türk toplumuna hiç de rahatsız edici gelmiyordu. adeta şeytan tüyü vardı kendisinde, hastalandığında hastanenin önünde insanlar dua ediyor, her hareketi olay yaratıyordu. sonra bir gün, bilerek veya bilmeyerek, alevilerle ilgili kırıcı bir 'mumsöndü' esprisi yaptı. o güne kadar, alevilere yapılan 3. sınıf insan muamelesinin, mumsöndü gibi aşağılık bir hikayenin uydurulmasının' günahı mehmet ali erbil 'e yüklenmiş oldu. sanki bu söylemi literatüre kazandıran adam mehmet ali erbilmiş gibi, kendisi bir anda televizyon dünyasında aforoz edildi. filmlerde oynayamaz oldu, 3. sınıf tv kanallarının en az izlenen kuşaklarında ucuz prodüksiyonlar sunmaya başladı. tek suç onun muydu? hayır.. peki bu olay sonrasında alevilere normal insan muamelesi yapılıyor mu artık? tabi ki kocaman bir hayır..
son günlerde, bir seda sayan 'dır gidiyor. eskiden 2 eşini öldürmüş bir insanı canlı yayına çıkartıp onu masumlaştırma çabasından bahsediliyor. seda sayan kimdir? kadırgalı aysel. sivri dilli. mehmet ali erbil 'in poposunu ellemesine ses çıkarmayan, sahneye dekolte kıyafetlerle çıktıktan sonra ramazan ayında, türbana girip program sunan, şarkıcı desen değil, oyuncu desen değil, sunucu desen hiç değil bir insan. 2 eşini öldüren adamın 3-4 ay önce başka bir programa canlı yayına çıktığını unutan halk, şimdi kadına şiddet, adaletsiz yargılamalar, toplumsal vicdan eksikliği gibi günahları seda sayan 'a yüklemeye çalışıyor. evet suçlu bulundu : kadırgalı aysel.. bu olaydan sonra, kadına şiddet vakalarında önemli bir düşüş olacak mı? güldürmeyin beni..
toplumsal bilincin gelişmediği bizim gibi toplumlarda, günah keçiliği haddinden de fazla bir yüktür. toplumun asla uzlaşmayacak kesimleri bu günah keçileri üzerinde mutabakata varır ve bir sonra toplumsal travma için yeni bir günah keçisi aramaya koyulurlar, el birliğiyle..
muhtemelen uydurma olan bu ansiklopedik bilgiden sonra, modern günah keçilerine gelelim biraz, realite konuşsun bu satırlarda..
1999 'da ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu. onbinlerce insan gölcük 'teki depremde ya hayatını kaybetti, ya da evsiz kaldı, yakınlarını kaybetti. facianın bu kadar büyük olmasında, yapıların maliyeti düşürmek amacıyla, depreme dayanıksız olarak yapılması gösterildi. ve günah keçisi; veli göçer. bu adamın yaptığı birçok bina çöktü ve kendisi açılan davalar sonucunda hapis yatan tek müteahhit oldu bu felaket sonrasında. bütün kötü yapılaşma, malzemeden çalma, bilinçsiz kentleşme günahları bu adamın üzerine atıldı. peki, depremde yıkılan bütün binaları bu adam mı yapmıştı? tabi ki hayır. diğer müteahhitler hapis yattı mı, ceza aldı mı? tabi ki hayır..
mehmet ali erbil, ülkenin en çok izlenen televizyon insanıydı bir zamanlar. sunduğu programlar reyting, oynadığı filmler seyirci rekoru kırıyordu. para üstüne para kazanıyor, arsız esprileri, muhafazakar türk toplumuna hiç de rahatsız edici gelmiyordu. adeta şeytan tüyü vardı kendisinde, hastalandığında hastanenin önünde insanlar dua ediyor, her hareketi olay yaratıyordu. sonra bir gün, bilerek veya bilmeyerek, alevilerle ilgili kırıcı bir 'mumsöndü' esprisi yaptı. o güne kadar, alevilere yapılan 3. sınıf insan muamelesinin, mumsöndü gibi aşağılık bir hikayenin uydurulmasının' günahı mehmet ali erbil 'e yüklenmiş oldu. sanki bu söylemi literatüre kazandıran adam mehmet ali erbilmiş gibi, kendisi bir anda televizyon dünyasında aforoz edildi. filmlerde oynayamaz oldu, 3. sınıf tv kanallarının en az izlenen kuşaklarında ucuz prodüksiyonlar sunmaya başladı. tek suç onun muydu? hayır.. peki bu olay sonrasında alevilere normal insan muamelesi yapılıyor mu artık? tabi ki kocaman bir hayır..
son günlerde, bir seda sayan 'dır gidiyor. eskiden 2 eşini öldürmüş bir insanı canlı yayına çıkartıp onu masumlaştırma çabasından bahsediliyor. seda sayan kimdir? kadırgalı aysel. sivri dilli. mehmet ali erbil 'in poposunu ellemesine ses çıkarmayan, sahneye dekolte kıyafetlerle çıktıktan sonra ramazan ayında, türbana girip program sunan, şarkıcı desen değil, oyuncu desen değil, sunucu desen hiç değil bir insan. 2 eşini öldüren adamın 3-4 ay önce başka bir programa canlı yayına çıktığını unutan halk, şimdi kadına şiddet, adaletsiz yargılamalar, toplumsal vicdan eksikliği gibi günahları seda sayan 'a yüklemeye çalışıyor. evet suçlu bulundu : kadırgalı aysel.. bu olaydan sonra, kadına şiddet vakalarında önemli bir düşüş olacak mı? güldürmeyin beni..
toplumsal bilincin gelişmediği bizim gibi toplumlarda, günah keçiliği haddinden de fazla bir yüktür. toplumun asla uzlaşmayacak kesimleri bu günah keçileri üzerinde mutabakata varır ve bir sonra toplumsal travma için yeni bir günah keçisi aramaya koyulurlar, el birliğiyle..
devamını gör...
modların tarafsız olduğuna inanıyor musun sorunsalı
boşu boşuna dert edinme gününde bugün.
benim tek bir tarafım var o da fenerbahçe !
diğerleri ile öyle fanatik bağım yok.
yazarlarla da mümkün olduğu kadar yardımcı bir tavırla davranmaya çalışıyorum.
illa ki eksik, hata olacaktır.
varsa kusurum affola...
benim tek bir tarafım var o da fenerbahçe !
diğerleri ile öyle fanatik bağım yok.
yazarlarla da mümkün olduğu kadar yardımcı bir tavırla davranmaya çalışıyorum.
illa ki eksik, hata olacaktır.
varsa kusurum affola...
devamını gör...
izmir
ara ara istanbul’un karmaşasından uzaklaşıp kafa dinlemek için uğradığım güzel kadın.
karşıyaka’sını pek severim, çok da güzel arkadaşlıklar biriktirdim.
kısacası olmasa eksik olurdum şehri.
karşıyaka’sını pek severim, çok da güzel arkadaşlıklar biriktirdim.
kısacası olmasa eksik olurdum şehri.
devamını gör...
ağladıkça
ahmet kaya'nın efsane eseridir. dinlerken ustanın muhteşem sesi insanı sayısız evrende yolculuk yaptırır. sonra pürü pak bir ruhunuzun şiiriyle başbaşa kalır dinlenirsiniz.
güneşi tutacağız göreceksin!!! dağlarımız yeşerecek görecek göreceksin!!!
güneşi tutacağız göreceksin!!! dağlarımız yeşerecek görecek göreceksin!!!
devamını gör...
devlet üniversitelerine siyasetçi isimleri vermek
ülkede o kadar bilim insanı varken neden yani.
(bkz: adana alparslan türkeş bilim ve teknoloji üniversitesi)
(bkz: adana alparslan türkeş bilim ve teknoloji üniversitesi)
devamını gör...
x kelimenin geçtiği başlıkları engelle
rica ederim yanlış anlamayın ama sterillik düşünce özgürlüğünü çok engelliyor. her geçen gün saçma bir hassasiyetle sözlüğü kendi küçük dünyanızın bi yansımasına dönüştüreceğiniz eylemlerde bulunuyosunuz. küfürsüzlük politikasını ben de destekliyorum ve uyguluyorum. fakat bu neyi değiştiriyor? etkisizliği sadece kendi çıkarımıza göre belli bi süreliğine kullanıyoruz. sözlük hayatın, güncel pratiklerimizin bir yansıması. "o gitsin, şu yazmasın, böyle durun, şöyle düşünün"cü tavrı takınmak kimsenin haddi değil. çoğumuz yirmili yaşların ortalarında ve sonlarında olan insanlarız. dev bir fanusta yaşamayı, hayatın doğal akışındaki meseleleri reddetmeyi, tertemiz bir günlük sayfası gibi sözlüğü de sadece kendi bakış açımızdan değerlendirmeyi istiyoruz.
güçsüzlüğünüz, rica ederim kırılmayın ama her halinizden, paçalarınızdan akıyor. "o gitsin bu gelmesin şu sussun bu böyle düşünsün" diye diye nereye kadar gidilecek?
hani şu bitmiş olan ekşi sözlük'te her fikirden insan var. çeşitlilik bizi koruyan temel şeydir. onu engelle. ee? sonra? bu da engelle... sonra? şu da gitsin. sonra? bütün gün güya şiir okuyan, yer sofrasında bulgur kaşıklarken vivaldi dinleyen, iki nesil evveli dağda koyun güden tiplerin diktası hakim olacak burada. riya döngüsü her sosyal platformu esir alacak.
sev sevme kardeşim, iste ya da isteme nasıl düşüneceğimize, nasıl yazacağımıza kararı siz, sen o bu şu veremez. kurallar var ve uyuyoruz. uyacağız da. ama talepleriniz bitmiyor. çünkü size bi kere taviz verildiğinde ilk defa ciddiye alınmanın hırsıyla her şeyi mahvediyorsunuz.
bıktım, bezdim bu halden. çirkin bir sterillik her yerde hüküm sürüyor. gerçeklikten öyle kopuk ki bu hal. ülkemizin hali ortada, kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri, iktisadi iflas ve milyonlarca diğer sorun, hepsi burada ve biz, mor saçlı kızlarla onlara yanık romantik delikanlıların silik hayatlarını aktardıkları bir platform, bir pembiş günlük istiyoruz. rahatsız olduğun şeyden başını çevir. onu yok etmek için uğraşma. sen ne kadar var olma hakkına sahipsen o da var olma hakkına o kadar sahip. hakikaten yoruldum. sözlüğe her girişimde elimde şampanya kadehi beliriyor. öyle sapmış, öyle çarpıtılmış bir havası var ki buranın kitlesel bir manyaklık yaşanıyor adeta. sürekli bir yüceltme hali. bitmiyor. övgüler ve övgüler... kime ve neye? üç beş sığırın gönlü olsun diye bu çirkinliği devam ettirmek çok yersiz.
bakın şekerim dünya sandığınız kadar renkli değil. kimse size çiçek atarak selamlamayacak gerçeklikle karşılaştığınızda. ayılın biraz. sevmemeniz, istememeniz, görmeyi reddetmeniz hiçbir şeyi değiştirmeyecek. hakikaten acıklı bir hal bu. sıktı çok.
güçsüzlüğünüz, rica ederim kırılmayın ama her halinizden, paçalarınızdan akıyor. "o gitsin bu gelmesin şu sussun bu böyle düşünsün" diye diye nereye kadar gidilecek?
hani şu bitmiş olan ekşi sözlük'te her fikirden insan var. çeşitlilik bizi koruyan temel şeydir. onu engelle. ee? sonra? bu da engelle... sonra? şu da gitsin. sonra? bütün gün güya şiir okuyan, yer sofrasında bulgur kaşıklarken vivaldi dinleyen, iki nesil evveli dağda koyun güden tiplerin diktası hakim olacak burada. riya döngüsü her sosyal platformu esir alacak.
sev sevme kardeşim, iste ya da isteme nasıl düşüneceğimize, nasıl yazacağımıza kararı siz, sen o bu şu veremez. kurallar var ve uyuyoruz. uyacağız da. ama talepleriniz bitmiyor. çünkü size bi kere taviz verildiğinde ilk defa ciddiye alınmanın hırsıyla her şeyi mahvediyorsunuz.
bıktım, bezdim bu halden. çirkin bir sterillik her yerde hüküm sürüyor. gerçeklikten öyle kopuk ki bu hal. ülkemizin hali ortada, kadın cinayetleri, çocuk tecavüzleri, iktisadi iflas ve milyonlarca diğer sorun, hepsi burada ve biz, mor saçlı kızlarla onlara yanık romantik delikanlıların silik hayatlarını aktardıkları bir platform, bir pembiş günlük istiyoruz. rahatsız olduğun şeyden başını çevir. onu yok etmek için uğraşma. sen ne kadar var olma hakkına sahipsen o da var olma hakkına o kadar sahip. hakikaten yoruldum. sözlüğe her girişimde elimde şampanya kadehi beliriyor. öyle sapmış, öyle çarpıtılmış bir havası var ki buranın kitlesel bir manyaklık yaşanıyor adeta. sürekli bir yüceltme hali. bitmiyor. övgüler ve övgüler... kime ve neye? üç beş sığırın gönlü olsun diye bu çirkinliği devam ettirmek çok yersiz.
bakın şekerim dünya sandığınız kadar renkli değil. kimse size çiçek atarak selamlamayacak gerçeklikle karşılaştığınızda. ayılın biraz. sevmemeniz, istememeniz, görmeyi reddetmeniz hiçbir şeyi değiştirmeyecek. hakikaten acıklı bir hal bu. sıktı çok.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
an itibari ile (bkz: ahmed arif) ile gönlümüzü hoş etmiş radyo yayını…
kayıt kiminse bol bol teşekkürler…
sonradan gelen edit: kayıt sevgili cenk'in arka bahçesi ‘ninmiş, bir kere daha teşekkür edeyim buradan…
kayıt kiminse bol bol teşekkürler…
sonradan gelen edit: kayıt sevgili cenk'in arka bahçesi ‘ninmiş, bir kere daha teşekkür edeyim buradan…
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
son zamanlarda hayatımı tümden değiştirmek için canımı sıkan çok güçlü bir istek duyuyorum. bir de sanki hayatımdaki kimse beni gerçekten tanımıyormuş gibi bir hisse kapılmaya başladım. bu sinsi düşünceler tam da gelecek zamanı buldu, neden şimdi bilmiyorum ama bir şeyler yapmazsam ufukta hüzünlü zamanlar beni bekliyor. ağlayarak günlüğüme yazıp* topraklama yapmam gerek.
devamını gör...
sanat eserinin analizi

primavera
sandro botticelli, 1470’lerin sonu, 1480’lerin başı
sanat eleştirmenlerinin “hakkında en fazla konuşulan, en tartışmalı tablolardan” dediği primavera tablosu, venüs’ün doğuşu tablosu gibi botticelli’ye ait. botticelli, 14-17. yy arasında floransa’da yaşayan meşhur ve güçlü olan medici ailesi için çalışan bir ressamdı. dolayısıyla primavera tablosunun medici ailesinden birilerinin evliliği için yapıldığına dair düşünceler var. tabloyu tartışmalı kılan şey, hikayesi konusunda fikir birliğine varılamaması. tabloda klasik mitolojiden aşina olduğumuz bir grup figür resmediliyor ancak bu figürleri bir araya getiren şeyin ne olduğu, neden orada oldukları bilinmiyor.
tabloya baktığımızda, ortada roma tanrıçası venüs’ü görüyoruz. venüs’ün tabloda olması, o zamanlar floransa’da klasiklere duyulan ilgiyle alakalı. venüs’ün arkasında gözleri bağlı şekilde (venüs’ün oğlu) aşk tanrısı cupid’i görüyoruz. cupid’in altındaki ağacın venüs’ü korurcasına kemer biçimli olduğunu fark edeceksiniz. bu, tanrıçanın tablodaki ayrıcalıklı konumunu ifade ediyor.
en sol tarafta mayıs ayı tanrısı merkür, kış bulutlarını uzaklaştırmak için bir sopa taşıyor. merkür’ü kanatlı sandaletlerinden tanımak da mümkün. onun sağında, üç güzeller (three graces) yer alıyor. bu üç kadın mitolojide bekaret, güzellik ve sevgi olmak üzere üç dişi erdemi temsil ediyor. cupid’in okunu üç güzeller’e yöneltmiş olması, evlilik fikrini güçlendiriyor.
sağ tarafta aralarında batı rüzgarı tanrısı zephyrus ile tuttuğu chloris adlı nemf (su perisi) bulunan bir başka grup var. zephyrus chloris ile evlendikten sonra bahar tanrıçası flora’ya dönüşüyor. burada flora’yı elbisesinin eteklerine topladığı çiçekleri serpiştirirken görüyoruz. bu, hem doğurganlığı hem de baharı temsil ediyor. bütün şekilde ele aldığımızda, primavera barındırdığı tanrılar/tanrıçalar ve anlattıklarıyla gerçekten de evlilik üzerine yapılmış bir tablo gibi görünüyor.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
devamını gör...
çiçek
saksıda güzeldir. demete çelenge dönüşünce ziyan olur.
devamını gör...
renkli kalem kullanarak not tutan post it'le özet çıkartan sınavda hiçbir şey yapamayan tip
sonra bunlar böyle yaparken tüm haber kanallarından şu ses yükselir:
- koyunları otlatırken ders çalışan çoban türkiye birincisi oldu
- koyunları otlatırken ders çalışan çoban türkiye birincisi oldu
devamını gör...
hz. ömer
hazreti ömer devlet başkanı iken, herhangi birinin bir derdi, ihtiyacı varmı, ağlayan ama yardım istemeye utanan kimse varmı diye gecenin sessizliğinde medine sokaklarında gezermiş.
bir gece gezerken bir kadının şiir okuduğunu duymuş ve dinlemiş. kadın "ey allah'ım eğer senden korkmasam, bu yatak şimdi sallanıyordu" diyormuş. hazreti ömer şaşırmış ve hangi ev olduğuna bakıp gitmiş.
ertesi gün o evin olduğu sokağa gelmiş ve komşulardan tanıdığına, burada yaşayan kadın evlimi değilmi, evliyse kocası nerede diye sormuş.
komşusu, kadının kocasının savaşa gittiğini ve yıllar geçsede hâla gelmediğini söylemiş. hazreti ömer evine gitmiş ve yakın ailesinden kadınlara, müslümanların bir sıkıntısı var o yüzden soruyorum, bir kadın ilişkiye girmeden ne kadar durabilir diye sormuş ve kadınlar belki dört ay durabilir demişler.
hazreti ömer islam devletinin tüm şehirlerine haber göndermiş ve savaşa giden askerlerin altı ayda bir ailelerini ziyaret etmelerini emretmiş.
o güne kadar askerlik, islam ordusuna gönüllü savaşa katılanların yaptığı ve istedikleri zaman gelip gittikleri bir yerken hazreti ömer orduyu düzenlemiştir.
bir gece gezerken bir kadının şiir okuduğunu duymuş ve dinlemiş. kadın "ey allah'ım eğer senden korkmasam, bu yatak şimdi sallanıyordu" diyormuş. hazreti ömer şaşırmış ve hangi ev olduğuna bakıp gitmiş.
ertesi gün o evin olduğu sokağa gelmiş ve komşulardan tanıdığına, burada yaşayan kadın evlimi değilmi, evliyse kocası nerede diye sormuş.
komşusu, kadının kocasının savaşa gittiğini ve yıllar geçsede hâla gelmediğini söylemiş. hazreti ömer evine gitmiş ve yakın ailesinden kadınlara, müslümanların bir sıkıntısı var o yüzden soruyorum, bir kadın ilişkiye girmeden ne kadar durabilir diye sormuş ve kadınlar belki dört ay durabilir demişler.
hazreti ömer islam devletinin tüm şehirlerine haber göndermiş ve savaşa giden askerlerin altı ayda bir ailelerini ziyaret etmelerini emretmiş.
o güne kadar askerlik, islam ordusuna gönüllü savaşa katılanların yaptığı ve istedikleri zaman gelip gittikleri bir yerken hazreti ömer orduyu düzenlemiştir.
devamını gör...
kinoa
oldukça yararlı, öve öve bitiremeyeceğimiz bir tahıl.
protein deposu maşallah.
yiyin ve yedirtin efendim.
protein deposu maşallah.
yiyin ve yedirtin efendim.
devamını gör...
17 ocak 2021 normal sözlük güncellemeleri
çalışıyorlar ve yapıyorlar. iko reis, yeniliklerinle milleti sözlüğe bağlayıp böyle böyle yeni bir koloninin altyapısını mı kuracaksın?
devamını gör...
sözlükte ulu orta aşk yaşamak
well... (valla...)
takdir ettiğim olay. her zaman bu cesareti beğenmişimdir. yani şu kadar hırbonun içinde "bu yazar benimkisi!" demek nereden baksan takdirlik, çelik gibi sinir gerektiren bişiğy. allah tamamına erdirsin. sevin sevişin güzel abilerim ablalarım.
takdir ettiğim olay. her zaman bu cesareti beğenmişimdir. yani şu kadar hırbonun içinde "bu yazar benimkisi!" demek nereden baksan takdirlik, çelik gibi sinir gerektiren bişiğy. allah tamamına erdirsin. sevin sevişin güzel abilerim ablalarım.
devamını gör...
