geceye bir şiir bırak
nazım hikmet'in yaşamaya dair adlı şiirinin 3. bölümü:
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya
"yaşadım" diyebilmen için...
devamını gör...
21 yaşındaki sana nasihat bırak
okul bitecek buna inan.
ıstatistik sınavlarından 100 aldığın bile olacak.
seninle gezen arkadaşların, uzatacak okulu sen uzatmayacaksın.
kafan çalışıyor senin kızım.
az çalışsan varya aya bile çıkarsın.
sonrası evli mutlu ve çocuklu olacaksın.
sonrasını da yaşa ve gör bi zahmet.
ıstatistik sınavlarından 100 aldığın bile olacak.
seninle gezen arkadaşların, uzatacak okulu sen uzatmayacaksın.
kafan çalışıyor senin kızım.
az çalışsan varya aya bile çıkarsın.
sonrası evli mutlu ve çocuklu olacaksın.
sonrasını da yaşa ve gör bi zahmet.
devamını gör...
sadece türkiye'de karşılaşılabileceği düşünülen şeyler
her yer ve ortamda,siyaset konuşulması ve yapılması.
devamını gör...
felsefe hocalarının ortak özellikleri
asla ama asla dini inançlarını söylemezler. mesleğe başlamadan önce inancını söylememe yemini filan ediyorlar galiba.
devamını gör...
küs gibi davranıp ne oldu diye sorulduğunda yok bir şey denmesi
ben yapıyorum böyle. sahiden kırılınca değil ama nazlanasım gelince yapıyorum. hatta davranışlarımdan baktım anlamıyor, ya küstüm derim ya da mesajla kendisine iletirim küsmüşlüğümü, gönlümü almaya çalışıyorsa bu sefer boşversene çoktan küstüm derim, yüz vermem.
civciv; samimiyetle soruyorum, ruh hastası mısın diye soracak arkadaşlar için cevap veriyorum. evet. kabataş meydanında üstü çıplak deri eldivenli 20-30 erkek tarafından kırbaçlandığım günden beri böyleyim. bir şeyler değişti o günden sonra.
bi de herkesin bir tarzı vardır. kardeşimin kedisi kendisini sevdirmek istediği zaman odanın ortasında durup miyov diye epey bağırıyor, gelip sevince gidiyor. benim kedim 5 kiloluk vücuduyla seni ezer, yüzünü yalar, vücudunda gezer, yüzüne oturur ve en sonunda kendisini fark ettirir, seversin, gider. biz de nazlanarak kendini sevdirmeye çalışan kedileriz. öyle kolay olmuyor demek kendimizi sevdirmemiz. biraz mücadele istiyor.
çünkü biraz düşünün. neden olmasın?
civciv; samimiyetle soruyorum, ruh hastası mısın diye soracak arkadaşlar için cevap veriyorum. evet. kabataş meydanında üstü çıplak deri eldivenli 20-30 erkek tarafından kırbaçlandığım günden beri böyleyim. bir şeyler değişti o günden sonra.
bi de herkesin bir tarzı vardır. kardeşimin kedisi kendisini sevdirmek istediği zaman odanın ortasında durup miyov diye epey bağırıyor, gelip sevince gidiyor. benim kedim 5 kiloluk vücuduyla seni ezer, yüzünü yalar, vücudunda gezer, yüzüne oturur ve en sonunda kendisini fark ettirir, seversin, gider. biz de nazlanarak kendini sevdirmeye çalışan kedileriz. öyle kolay olmuyor demek kendimizi sevdirmemiz. biraz mücadele istiyor.
çünkü biraz düşünün. neden olmasın?
devamını gör...
garip fobiler
bilgisayarım bir hacker tarafından ele geçirilirse fobisi. cidden böyle bir korkum var. bir yanım diyor ki ya yaşanırsa diğer yanım diyor ki ulan hacker seni ne yapsın basit insan. bu ne yaman çelişkidir...
devamını gör...
babayla olan ilişki
"benim babam ölmüş lan!" (baba deyince aklıma hep bu replik geliyor)
ben babamla konuştuğumuzu, güldüğümüzü, tartıştığımızı bile hatırlamam. beni hiç sevmemiştir, saçımı okşamamıştır, nasılsın diye sormamıştır. birden ölüp gitti sonra.
bana tek bir şey öğretmiştir ama; nasıl baba olmamam gerektiğini... şimdi ben de babayım, kızımın mutlu olması için her şeyi yaparım.
ben babamla konuştuğumuzu, güldüğümüzü, tartıştığımızı bile hatırlamam. beni hiç sevmemiştir, saçımı okşamamıştır, nasılsın diye sormamıştır. birden ölüp gitti sonra.
bana tek bir şey öğretmiştir ama; nasıl baba olmamam gerektiğini... şimdi ben de babayım, kızımın mutlu olması için her şeyi yaparım.
devamını gör...
sezen aksu şarkılarında geçen mükemmel sözler
"eller günahkâr, diller günahkâr,
bir çağ yangını bu, bütün dünya günahkâr."
nazarımda en güzel dizelerden biridir.
bir çağ yangını bu, bütün dünya günahkâr."
nazarımda en güzel dizelerden biridir.
devamını gör...
gençlerin kolay evlenip kolay boşanması
evlenirken de boşanırken de, kişinin "önce" kendini düşünmesi, koruması gerekir,
bunu hızlı yapması,
içinde bulunduğu durumların kendisi için oluşturduğu mutsuzluğu, huzursuzluğu, tehlikeyi hızlı anlayıp, karar verip uygulaması,
kendine güvendiğini, evlenmeye boşanmaya "gereğinden fazla" anlam yüklemediğini,
önceliğinin kendi sağlığı olduğunu gösterir.
bunu hızlı yapması,
içinde bulunduğu durumların kendisi için oluşturduğu mutsuzluğu, huzursuzluğu, tehlikeyi hızlı anlayıp, karar verip uygulaması,
kendine güvendiğini, evlenmeye boşanmaya "gereğinden fazla" anlam yüklemediğini,
önceliğinin kendi sağlığı olduğunu gösterir.
devamını gör...
babayla girilen diyaloglar
kardeşimle tarot kartları aldık, pratik olsun diye evde birbirimize soru sordurup kart açıyoruz. babam geldi yanımıza, kardeşim gel otur baba sana tarot bakıyım dedi tamam dedi babam.
kardeşim:
"evet baba sormak istediğin bir şey var mı?"
babam:
"var. bu tarot kartlarına kaç para verdiniz?"
kardeşim:
"evet baba sormak istediğin bir şey var mı?"
babam:
"var. bu tarot kartlarına kaç para verdiniz?"
devamını gör...
çoğunluğun eğitimsiz olduğu toplumlarda demokrasinin anlamsızlığı
demokrasi türkiye'ye geldiğinden beri bir işe yaramıyor. ki bu gidişle bi' 30-40 yıl daha yaramayacağı aşikar. bazen bu vakitleri bir geçiş dönemi, bazen de gittikçe dibe batış dönemi olarak görüyorum, bilmiyorum. sokrates bile kendi zamanında demokrasinin mantıksızlıklarını ortaya koyuyor. dünyanın bu halini görse intihar ederdi herhalde.
türkiye demokrasiye uygun değil maalesef. yapacak bir şey yok, gerçek bu. bu durumu atatürk de biliyordu tabii. zamanla oturur diye düşünmüştür. ama eminim ki biraz daha yaşasaydı, sistemde değişiklikler yapardı. zaten bir şeyleri radikal olarak değiştirebilecek tek kişiydi, maalesef artık yok. bu sistem belli ki uzun yıllar devam edecek, ya batacağız ya da sancılarını çekerek ileride düzelmesini umacağız.
eğitimli bir toplum değiliz. bırak eğitimliyi, okuma-yazmayı 80 yıl önce çözdük. hadi nüfusumuz az olsa gam yemeyeceğim, bir şekilde halkı eğitirsin. az nüfus derken 40 milyona bile razıyım. elde ne var: 80 küsur milyon nüfus; 55 milyonu seçmen, önümüzdeki seçimlerde 60 milyonun üzerinde seçmen. iyi geceler.
"eğitim cehaleti alır, eşeklik bakidir" derseniz, tam olarak öyle değil işte. eğitim eğitimdir, az buçuk farkındalık oluşturuyor. "gecenin bi' köründe niye bunu dert edindin şimdi?" derseniz, bilmiyorum. birkaç gündür ülkenin gündemi hasebiyle düştüğüm umutsuzluktan veya içime aysun kayacı kaçtığından olabilir.
gereğinden fazla duygusalız, mantıklı karar almada son derece büyük sorunlarımız var. her konuda ikiye bölünmüş durumdayız. e, doğal olarak siyasette de böyle. akp'li değilsen chp'lisin. bazılarına göre mhp'liysen aynı zamanda akp'lisin, bazılarına göre de hdp'liysen chp'lisin. böyle bir düşünce nakıslığına sahip insanlardan -ki bu insanlar toplumun genelinden de fazlasını içeriyor- nasıl sağlıklı bir zihne sahip olduklarını varsayıp etraflıca düşünüp karar vererek oy kullanmalarını bekleyebilirsin ki? tabii, bu durum siyasilerin işine geliyor, orası ayrı.
ya referandum oldu, 49'a 51 mi neydi oranlar. demokrasi bu mu yani?
türkiye demokrasiye uygun değil maalesef. yapacak bir şey yok, gerçek bu. bu durumu atatürk de biliyordu tabii. zamanla oturur diye düşünmüştür. ama eminim ki biraz daha yaşasaydı, sistemde değişiklikler yapardı. zaten bir şeyleri radikal olarak değiştirebilecek tek kişiydi, maalesef artık yok. bu sistem belli ki uzun yıllar devam edecek, ya batacağız ya da sancılarını çekerek ileride düzelmesini umacağız.
eğitimli bir toplum değiliz. bırak eğitimliyi, okuma-yazmayı 80 yıl önce çözdük. hadi nüfusumuz az olsa gam yemeyeceğim, bir şekilde halkı eğitirsin. az nüfus derken 40 milyona bile razıyım. elde ne var: 80 küsur milyon nüfus; 55 milyonu seçmen, önümüzdeki seçimlerde 60 milyonun üzerinde seçmen. iyi geceler.
"eğitim cehaleti alır, eşeklik bakidir" derseniz, tam olarak öyle değil işte. eğitim eğitimdir, az buçuk farkındalık oluşturuyor. "gecenin bi' köründe niye bunu dert edindin şimdi?" derseniz, bilmiyorum. birkaç gündür ülkenin gündemi hasebiyle düştüğüm umutsuzluktan veya içime aysun kayacı kaçtığından olabilir.
gereğinden fazla duygusalız, mantıklı karar almada son derece büyük sorunlarımız var. her konuda ikiye bölünmüş durumdayız. e, doğal olarak siyasette de böyle. akp'li değilsen chp'lisin. bazılarına göre mhp'liysen aynı zamanda akp'lisin, bazılarına göre de hdp'liysen chp'lisin. böyle bir düşünce nakıslığına sahip insanlardan -ki bu insanlar toplumun genelinden de fazlasını içeriyor- nasıl sağlıklı bir zihne sahip olduklarını varsayıp etraflıca düşünüp karar vererek oy kullanmalarını bekleyebilirsin ki? tabii, bu durum siyasilerin işine geliyor, orası ayrı.
ya referandum oldu, 49'a 51 mi neydi oranlar. demokrasi bu mu yani?
devamını gör...
hastanede yatak bulamadığı için yaşamını yitiren vatandaş
bir kaç gün önce kanal d ve bir çok kanalda anahaberlerde avrupa'nın nasıl süreci kötü yönettiği anlatılıyordu. kendi halkının gazını almak için bu propagandaya bile başvuruyorlar. türkiye başarısızlıkta başı çeken ülkelerden biridir bunu her gün iliklerimize kadar hissediyoruz.
devamını gör...
delifişek
jose mauro de vasconcelos'un çok ünlü şeker portakal'ının 3. kitabıdır. zeze artık büyümüş, bizim tabirimizle delikanlı olmuştur bu kitapta. hayat karşısındaki meseleleri de değişmiştir haliyle. aşk, hayat kurma, iş bulma, özgürlüğü kanıtlama çabaları ön plandadır.
hepsini lisede okumuş olmama rağmen şeker portakal'ı bir tık daha ön planda olmuş ve etkisi de öyle devam etmiştir.
ahh zeze... sekiz yüz elli iki bin kilometre'yi hayatıma sokan karakter. sayende insanlar nasıl öldürülür öğrenmiştim. ve kalbimi kıranlara hep senin hükmünü verdim.
hepsini lisede okumuş olmama rağmen şeker portakal'ı bir tık daha ön planda olmuş ve etkisi de öyle devam etmiştir.
ahh zeze... sekiz yüz elli iki bin kilometre'yi hayatıma sokan karakter. sayende insanlar nasıl öldürülür öğrenmiştim. ve kalbimi kıranlara hep senin hükmünü verdim.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
günde 8 kere kendimden, 7 kere dünyadan, 6 kere herkesten, 5 kere bazılarınız dan, 4 kere biriniz den, 3 kere paranızdan, 2 kere evinizden, 1 kere barkınızdan nefret ediyorum. ve bunun bir şarkısı vardı galiba take my money adında, sazında, güftesinde.
devamını gör...
mezarlık
çocukluğumdan beri içinde bulunmaktan hiç hoşlanmadığım alan.
iki sebep var, çok eskiden beri tesir eden. biri insan bedeninin toprak altında uğradığı değişim. hayal etmesi bile ürkütücü. bu yüzden yakılmayı dilerim nazım gibi. ki bunu anlattığı 'ben senden önce ölmek isterim' şiirini de çok severim.
ben senden önce ölmek isterim.
gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?
ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun.
kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni gorebilesin
fedakarliğimi anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için.
ikincisi de gözü yaşlı insanları görmeye çokça dayanamıyor oluşum. acının göz önüne açık bir şekilde serildiği tek yer oluşu sebep. hiçbir umudun kalmadığı bir nokta. minicik bir 'belki' bile yok. bitti. gitti.
işte bu yüzden sevmiyorum. vedaları da sevmiyorum. ama son iki haftadır çokça gitmek zorunda kaldım mezarlığa. kendi kayıplarımda tercihti ama eşimin canı yanarken onu yalnız bırakamadım. oradaydım. dua da etmediğim için etrafta minik yürüşlere çıktım, ona alan bırakmak için. içim daralsa da mezarlara baktıkça huzursuz olsam da çiçekleri suladım. mezar taşlarını okudum. bir yanda bebeleri, bir yanda yaşlı insanları gördükçe adaletsiz hayata kızdım.
ama en zoru sanırım mezara bırakıldığı ilk andı. haberi aldıktan sonra afallayıp 800 km yol boyunca biriktirdiğim; vedaydı, namazdı derken güçlü durmaya çalıştığım 16 saatin sonunda mezarlığın bir köşesinde başımı farklı bir yana çevirmiş olsam da zihnimden gitmeyen şu kelimeler dağılmama, içimi çeke çeke ağlamama sebep oldu "baba toprak altına bırakılır mı?"
iki sebep var, çok eskiden beri tesir eden. biri insan bedeninin toprak altında uğradığı değişim. hayal etmesi bile ürkütücü. bu yüzden yakılmayı dilerim nazım gibi. ki bunu anlattığı 'ben senden önce ölmek isterim' şiirini de çok severim.
ben senden önce ölmek isterim.
gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun?
ben zannetmiyorum bunu.
iyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun.
kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni gorebilesin
fedakarliğimi anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için.
ikincisi de gözü yaşlı insanları görmeye çokça dayanamıyor oluşum. acının göz önüne açık bir şekilde serildiği tek yer oluşu sebep. hiçbir umudun kalmadığı bir nokta. minicik bir 'belki' bile yok. bitti. gitti.
işte bu yüzden sevmiyorum. vedaları da sevmiyorum. ama son iki haftadır çokça gitmek zorunda kaldım mezarlığa. kendi kayıplarımda tercihti ama eşimin canı yanarken onu yalnız bırakamadım. oradaydım. dua da etmediğim için etrafta minik yürüşlere çıktım, ona alan bırakmak için. içim daralsa da mezarlara baktıkça huzursuz olsam da çiçekleri suladım. mezar taşlarını okudum. bir yanda bebeleri, bir yanda yaşlı insanları gördükçe adaletsiz hayata kızdım.
ama en zoru sanırım mezara bırakıldığı ilk andı. haberi aldıktan sonra afallayıp 800 km yol boyunca biriktirdiğim; vedaydı, namazdı derken güçlü durmaya çalıştığım 16 saatin sonunda mezarlığın bir köşesinde başımı farklı bir yana çevirmiş olsam da zihnimden gitmeyen şu kelimeler dağılmama, içimi çeke çeke ağlamama sebep oldu "baba toprak altına bırakılır mı?"
devamını gör...
pame radyo yayını
sesinde huzur olan şeker kadının tıpkı temasında olduğu gibi rüya tadında geçecek yayını. götür bizi marikaki!*
devamını gör...
rahatsız (yazar)
arkadaşlar napıyonuz kalbim sizinle zannettim.
devamını gör...
şah hatayi
yaşadığı döneme göre epey safi bir dil kullanmış şair. yedi ulu ozandan biri.
deyişleri, demeleri hükümdarlığından büyüktür *
bestelenmiş hallerinin de her biri birbirinden güzeldir.
ayrıca (bkz: şah ismail)
deyişleri, demeleri hükümdarlığından büyüktür *
bestelenmiş hallerinin de her biri birbirinden güzeldir.
ayrıca (bkz: şah ismail)
devamını gör...
