beyaz pantolon. gerçi yazılmış ama bir de dar pantolon. allahınız varsa dar giymeyin. sakallı adamlar kalçalar ortada geziyor mınaki.
devamını gör...

hayatımın arka planında tek bi müzik çaldırma şansım olsa evgeny grinko-valse olurdu yüksek ihtimalle.her daim dinleyebilceğim nadir şarkılardandır benim için.çok ayrıdır çok.
devamını gör...

yunan mitolojisinde kardeş tanrıçalardır, ilham perisi olarak bilinirler dokuz tanedirler.

euterpe; hoşnut etmek anlamına gelir. müzik ilham perisidir.
erato; arzulanan anlamına gelmektedir. lirik şiirlerin ilham perisidir.
kalliope; güzel sesli anlamına gelmektedir. epik şiir ve destanların ilham perisidir.
kleio; ünlü etmek anlamına gelmektedir. tarihi şiirlerin ilham perisidir.
melpomene; şarkı söylemek anlamına gelmektedir. trajedinin ilham perisidir.
polymnia; bir çok şarkı anlamına gelmektedir. dini şiir, ilahiler ve hitabetin ilham perisidir.
terpsikhore; dans etmenin zevki anlamına gelmektedir. dansın ve koronun ilham perisidir.
thalia; neşeli anlamına gelmektedir. komedi ve pastoral şiirin ilham perisidir.
urania; cennet gibi anlamına gelmektedir. astrolojinin ilham perisidir.
devamını gör...

acun ılıcalı - siyah tişört
devamını gör...

(bkz: şehzade).
devamını gör...

bence kişiden kişiye hatta durumdan duruma bile değişen bi şey bu. eğer bi olayın istediğiniz gibi gitmesini istiyorsanız aklınız ya da duygularınızdan hangisi size istediğiniz cevabı verecekse onu dinlemek isterseniz mesela. ayrıca hangisi daha doğrudur bilemem ama ben genelde mantık yerine duygularıyla hareket eden bi insanım çünkü ilerde hiçbi şeyden pişman olmamak adına içimden geleni istediğimi yapıyorum küçük kararlar verirken. ama dediğim gibi bu kararda bi doğru olduğuna inanmıyorum o yüzden sadece içinizden geleni yapmanız en doğrusu bence.
devamını gör...

maalesef ki cevabı aynı olan sorudur. insanlar felan değişiyor sadece.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hellenistik döneme ait olan; çağının ötesinde, çok zekice bir buluş ve de sanattır.
düşünsenize 2000 yıl önce yaşamışsınız, ne tv, ne radyo nede fotoğraf makinesi var.
çok sevdiğiniz bir yakınınızı kaybettiniz, acınız büyük ve yas tutuyorsunuz. bir adam gelip, bir ücret karşılığında ölen ve çok sevdiğiniz bir insanın yüzünün resmini yaşadığınız sürece onu her gün görebilmeniz için bir taşa kazımayı teklif ediyor.
ve tabiki parası olan hemen herkes bu müthiş cazip teklifi kabul ediyor.
ve derken bu taş ressamı bir adım ileri gidiyor, ölen yakınınız ve geride kalan yakınlarını, sizleri aynı taşta resmederek buluşturmaya başlıyor, ve bunu bir teatral sahne eşliğinde yapıyor. örneğin bu sahnede yeni doğum yapıp ölen genç kadn küçük çocuğu ile buluşturulur, ölen baba yada anne de oğulları ve kızlarıyla buluşturulur. bu sahnelerdeki yas ve acı olgusu da insanların yüzlerine işlenir.
taşa işlenen bu teatral resimde kimin kim olduğunu anlamayı kolaylaştırmak için zamanla bazı kurallar oluşturulmuştur:
örneğin 1: ölen kişi daima oturur resmedilir, sağ olanlar ona saygı unsuru olarak ayakta resmedilir.
2: ölen birey, teatral temalı mezar taşında genellikle daha büyük resmedilir, bazan eşi yada anne babası onunla aynı büyüklükte çizilir.
3:: hizmetçiler, erosu andıran melekler ve ufak çocuklar genellikle ayak hizasında ve küçük çizilir.
4: ölen kişinin sağlığında kullandığı yada sevdiği bazı objeler teatral mezar taşında yer alır, amaç ölen kişiye sanal bir armağan verme çabasıdır: örneğin yün eğirme ipi, oyuncaklar, ayna, çapa, bıçak vs.
5: ölen kişiye doğru uzatılan el: sevgi ifadesidir, bazan ölen ile sağ yakını stelde el sıkışırlar.
6: ölen kişiye sunulan armağan: bu bazan onun hayatta kullandığı bir eşya, bir takı, mücevher kutusu, bazan bir üzüm salkımı bazan da küçük bir bebektir.
7: taş üzerindeki taratral sahnede ölen birey mutlu ve verilen değerden memnun bir ifade ile , sağ kalanlar ise mahcup, üzgün ve acılarını belli eder tarzda resmedilmişlerdir. örneğin bai hafif bükülüyken, sol yada sağ elin başa destek olur tarzda yanağa konması veya baş eğikken sol elin göğüs üzerinde tutulması günümüzde bile bir hüzün işaretidir.
8: bazılarında ölen yatağa yarı uzanmış, memnun bir ifadeyle bir elinde kadeh, diğer eli yanıbaşında duran eş yada aile yakınına uzanır resmedilmiştir.
özetle bu teatral temalı mezar taşları, 2000 yıl öncesinde ölen bireylerin geride bıraktığı yas içindeki insanları psikolojik olarak rahatlatması bakımından çok zekice ve önemli bir buluştur.
devamını gör...

dilbilgisinde tabiat taklidi seslerdir. "çıtırtı, küt, pat, şırıltı, cız" gibi sözcükler, anlamsız gözükse de zihinde oluşan bazı çağrışımlar ve duygularla bir anlama kavuşur.
devamını gör...

amor fati iyi ve kötü başa gelen her şeyin kabul edilmesi ve geçmişe takılıp kalmadan hataların ve başarıların tamamını, gelişime katkı sağlaması için sevmektir. nietzsche'nin kullandığı bir terim olup kaderini sev anlamındadır.
yapsa mıydım yapmasa mıydım, söylesem mi iyiydi söylemesem mi gibi uzayıp gidecek kararsızlaklarla uğraşmak yerine her şekilde olanları kabullenmektir bir nevi.
devamını gör...

ben tam 30 ama kurtarıyor muyum? yoksa benimde ipimi çekecek misiniz amca?*
devamını gör...

arkadaşlar başlığı açan benmişim fazla yüklenmeyin olur mu. *
devamını gör...

kaymak seni takip ediyor mu? 1500 gaymeye gerek yok! hemen bir turuncu uzağındayım yazın takip edip etmediğimi öğrenin. kısa süreli "etmiyorsam da ederim alüminyum!" kampanyamızı da kaçırmayın. kaymak takip bürosu, giderken sağda gelirken solda.
devamını gör...

sahtekârlık, iki yüzlülük gibi anlamlarda kullanılan deyimdir.

peki timsahlar neden ağlarlar? avlarını yerken, avın çoluğunu çocuğunu düşünüp yetim kaldı yavrucaklar diye üzülürler de ondan.* *

söylenene göre timsahlar aslında ağlamıyorlarmış, ağızlarını fazla açtıklarında gözlerinde sıvı salgılanıyormuş. yani yediği avın çoluğunu çocuğunu düşünmüyormuş vicdansız timsahlar.
devamını gör...

eşek şakasına giriş dersi.
devamını gör...

meryem ana figürü.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zehirdir.

sevgili kıraç. niyetin iyi olabilir belki. ama her şeyin fazlası zarar derler ya. bu ülke gençleri yıllardır milliyetçilik ve islamcılık gibi tamamıyla soyut iki değerin yaylım ateşine tabi tutuluyor. bir kısım insan adeta zehirlendi. diğer bir grup milliyetçiliğin ve islamcılığın arkasına her türlü pisliğin gizlendiğini gördü, tiksindi.

bak sevgili kıraç. ben kendini ulusalcı diye tanımlayanlardan biriyim. sen de kendini atatürkçü olarak tanımlıyorsun. peki öyleyse sormak zorundayım, ne yapmıştı atatürk? savaştan sonra üniformasını çıkardı. o pırıl pırıl takım elbiselerini giydi. istese tam takım üniformasıyla orduyu arkasına alıp ittihatçılar gibi askeri diktatörlük kurardı.

ama o ne yaptı, konumuz o diye sadece müzikten örnek verelim. musiki muallim mektebini açtı, istanbul belediye konservatuarını ve ankara devlet konservatuarını kurdu. istanbul opera cemiyetini kurdu. özsoy operası bizzat onun denetimiyle yazıldı. sayısız opera, operet, müzikal, balolar ve bale gösterisi onun döneminde ülkemize girdi. onlarca saygın müzisyenin yetişmesine imkan tanıdı.

müziğe eşlik etti, dans etti, zeybek oynadı. ortadoğu diktatörleri gibi kamuflaj üstüne güneş gözlüğü takmadı. propaganda marşları ezberletmek yerine halka 'beyefendi' nedir, nasıl olunur onu öğretti. sanata saygıyı, beğeni edinmeyi, estetik zevkleri kazandırmak istedi.

ya sen ne yapıyorsun? şu yaptığın müzik hangi heyacanı, hangi coşkuyu, hangi estetik duygumuz uyandıracak içimizde allah aşkına. dandik bir ritim. içine biraz asker koyayım, biraz mehmetçik, biraz savaş, bir tutam da bayrak serpiştirdik mi tamamdır.

tamam değil kıraç kardeşim. yıllar yılı merkez sağ iktidarda. yıllar yılı bayrak ve din pompalanıyor. ama ne ekonomi toparlanıyor, ne yolsuzluğun önü alınabiliyor ne de toplumsal barış ve huzur sağlanabiliyor. gelişmiş ülkelerin çocukları her gün vatan, bayrak diye ortalıkta mı dolanıyor? elin ingilizi bayrak desenli çorap, hatta don giyiyorken senden 40 kat kaliteli hayat yaşıyor.

bu gençlik dünyayı tanıyor sevgili kıraç. artık soyut değerlerin hüküm sürdüğü romantik çağlarda yaşamıyoruz. bayrak deyip durmak karın doyurmuyor. seninse mehmetçikle bir tuttuğun topçu zaten milyonlar kazanıyor. sıkıntıyı çeken biziz yani, yapacaksan bize yap bir şarkı. yoksa da bırak iki maç izeleyecek garibanın sinirini bozma.
devamını gör...

dolaşım sisteminde bulunan kanın çeşitli nedenlerle azalması ve hücrelere yeterli oksijen gitmemesi sonucu ortaya çıkan durumdur.

öncelikle beyini etkiler.
devamını gör...

ölmüş olan yazarlar başlığı bir aydınlatırsa seviniriz, insan merak ediyor sonuçta.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim