allah kelâmıdır, peygamber mucizesidir, arapça indirilmiştir, her müslümanın kurallarına uygun şekilde okumasını ve ondan da önemlisi anlamını öğrenerek, hayatına uygulaması hâlinde dünya ve âhiret saâdetine ulaştıracak olan, bir benzeri asla yazılamayacak olan, hakkı gâlip kılıp bâtılı dâima zâil olmaya mahkûm eden, ''her şeyin apaçık şekilde açıklanmış'' olduğu, allah'ın insanoğlunu tenezzülen muhâtab aldığı, inananlar için büyük bir ''şifâ ve rahmet'', inkârcılar ve zâlimler için ise ''ziyânlarını arttıran'' ilâhî bir kitap'tır.

''doğrusu kur'ân, sana ve kavmine bir şereftir. ileride ondan sorumlu tutulacaksınız.'' zuhruf sûresi-44. âyet
devamını gör...

kafanıza silah dayayıp üye yapılmadıysanız itiraz hakkınız yoktur. haa silah zoruyla üye olduysanız girmezsiniz, farklı platformlarda sağa sola küfür edersiniz olur biter.
devamını gör...

çoğu zaman severek yediğim bir yiyecektir.

hatta çaya şeker atmak yerine birkaç tane kuru üzüm yemeniz daha faydalı olacaktır.

ayrıca kekin hamurunun içine koymanız kek tadını katlar.
devamını gör...

triliçe, gaymaklı hemi?

tanım: bir yazar. genel puan tablosunun bir dönem değişmez birincisi, gerçek bir tanımatör*

seviyor ve takip ediyoruz efendim*
devamını gör...

cenazelerin ölenler için değil, kalanlar için olduğunun kanıtıdır.
devamını gör...

dinlenir dinlenir en son denilir ki ben bir daha dinliyim bi ya. ayrıca pentagram aslında bir semboldür. daire içerisinde el çizimi yıldızdır. satanik olduğu da bilinir.*
devamını gör...

türkiye'de yaşayan rum filozof ve akademisyen, türkiye felsefe kurumunun başkanı. halen maltepe üniversitesi'nde görev yapmaktadır. özellikle insan hakları, insan felsefesi, etik gibi alanlara önem verip bu konularda çalışma yapmaktadır.

www.maltepe.edu.tr/insanhak...
devamını gör...

cem yılmaz'ın esprilerine gülmüyorum. mizah doygunluğu da denilebilir belki. yok ya ben direkt komedi sevmiyorum.
devamını gör...

behçet aysan'ın kaleminden çıkmış en güzel şiirlerden biri. yoksulluğun şiiridir sesler ve küller; haksızlığın, eşit olmayan şartların, işçi sınıfının, ankara'nın şiiridir. sivas katliamında bir kibrit alevi ile yanıp kül olmuş bir şairin, insanların görmek istemediği karanlığa ışık tutmasıdır bir nevi. şiir aynı zamanda aysan'ın; "yüz yıldır ülkemizde güzel bir gelecek için seslere ve küllere, zincirlere ve ölümlere bütün acılara..." cümleleri ile başlayan şiir derlemesine de ismini vermiştir. ne zaman okusam onlarca jilet çiğniyormuşum gibi keskin bir kan tadı geliyor ağzıma. yanmış insan etinin kokusunu, geçmekten ürktüğümüz mahallerin rutubetini soluyorum. belki bilmeden ya da utanmadan parçası olduğumuz bu adaletsizliğin ağırlığı biniyor üzerime. suni ve anlık hatta belki tamamen ikiyüzlüce ama aysan'ın dediği gibi, yok başka cehennem yaşıyoruz işte.


orada duruyorsun, fırtınalar tanığımdır
terkedilmiş
beyaz ve nazlı,

yorgun bir hallacın
attığı
yünler
gibi
dokunaklı.

git diyorlar gidiyorsun
kal diyorlar

ne bir ses
ne bir şarkı.


ey saçlarına ak kuşlar üşüştüren
yüzünü peçesine saklamış

ayın altında
çam dalına asılan

gümüş
gölgesi

göle düşmüş.

kendine bıçaklar bileyen
devrilmiş
kağnı
gibi
yolda kalmış
sevgilim.

altın benekli
fundalıklarda

pusuya düşürülen

geceleyin gözleri bağlı
götürülen
karaca.

inilmedik ne bir deniz
çıkılmadık ne bir dağ

uğranmadık han
bırakmayan

yaralı koşma

sevdalı
im

halkım, sevgilim.

saz yok
mızrap yok

hep konmuş
hem göçebe

hem balık hem kuş
hem ingin hem yokuş

yanık otlar gibi
kavrulmuş

esmer ve yoksul.

iner şafağın alacasında
karıncalar ordusu
şehre
kenar
mahallelerden
yürüyerek
ve trenlerle.

su satan çocuklarıyla
kapılarında vagonların

çamaşırcı
kadınlarıyla
iner
şehre
sincan'dan
iner mamak'tan


battal gazi
destanı ve
kan kalesi

ve kılıcıyla alinin

mızraklı ilmihalle.

yok başka bir cehennem
yaşıyorsun işte


ellerine
bulaşmış

kara incirin sütü
ve kardeşinin

kanı

habil ile kabilin.

yaşıyorsun
sarışın

onurlu ve aşık

karasevdalar
içinde
aydınlık.

yok senin kayan bir yıldızın

puslu
seken dizin

çolpanın
görünmüyor.

bu gökyüzü

sana
bana dar


telliturnam uçamaz
gelinkuşum konamaz.

tel örgüyle
çevrilmiş

onlara
mavi ve alabildiğine
geniş.

hasretin çırağı
gurbetin

kalfası

ve aydınlıkların
ustasısın

sönünce
mum
sönünce
çarağı

karanlıklara
çarpan

pervanem.
halkım
sevgilim

yanar
güneşte etin kehribar

bir üzüm
çıngılı
gibi.

çıkrık iner
çıkar

çıkrık

varılmaz

dibi görülmedik
korkuyum.

süngerdedir
vurgun yemiş

tütün
düzer
inci
gibi.

karabükte
duman olur

savrulur

gıslavette işçi.

yıllar yılı

bilirim

döne döne
yıllar yılı

aynı
kitabı okur

adı acılarbilgisi

adı acılarbilgisi

acılarbilgisi.
devamını gör...

bu yılın oscar töreninde "en iyi uluslararası film" ödülünü danimarka'ya kazandıran "körkütük" filmini geçtiğimiz hafta izleme imkanı buldum.

lisede öğretmenlik yapan dört arkadaşın orta yaş bunalımı ve rutin hayatın getirdiği sorunların üstesinden gelmek için kalkıştığı içki deneyi ile şekilleniyor.

norveçli bir psikiyatristin öne sürdüğü şey şuydu: insan kanında % 0.05 oranında alkol eksikliği vardı ve bu eksiklik tamamlanırsa insan özgüven problemi yaşamadan sosyal rahatlığa erişiyordu.

ve dört kafadar her gün kanlarındaki alkol oranını 0.05'e çıkarmak için düzenli olarak alkol almaya başlarlar.
ve vücutlar içkiye alışmaya başladıkça artan özgüvenle mesleki ve özel hayatta bir şeyler yoluna girmeye başlar. ama insan doğası gereği hep daha fazlasını isteyen bir varlık olduğu için zamanla promil oranını arttırırlar. bu da kurdukları dengeyi kaybetmelerine sebep olur. ve bazı yaşamlar için fazlasını isteme duygusunun sahip oldukları güzellikleri kaybetmek anlamına geldiğini fark ederler. yani sonunda tehlikeli de olsa böyle bir deneye kalkışmanın faydalarını görürler.

temel teması içki gibi görülen filmin merkezinde esasında varoluşçu kaygı, orta yaş bunalımı, yalnızlık ve hayat amacını kaybetme konuları işlenmektedir. hayatın ağırlığına karşı verilen mücadele ve yapılan meydan okuma karakterleri filmin sonunda belli bir noktaya taşımıştır.

filmde en sevdiğim sahne baş karakterimiz martin'in dans ederek koştuğu an filmin afişini gördüğüm sahnedir. bununda notunu düşmek istedim

bu yazdıklarımın ardından aklıma gelen bir şiirin sadece bir kesitinin filmi özetleyebildiğini fark ettim. charles baudelaire'in paris sıkıntısı adlı kitabındaki "hep sarhoş olmalı" şiiri...

"hep sarhoş olmalı. her şey bunda; tek sorun bu.
omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.
ama neyle?
şarapla,
şiirle
ya da erdemle,
nasıl isterseniz.
ama sarhoş olun..."

bonus: muhteşem bir final sahnesine sahip olan filmin yönetmeni thomas vinterberg'e göre sondaki dans sahnesi, martin'in çıktığı yolculuğun bir yansımasıymış:
"bu bir duygu karışımı: bir parçası uçmak istiyor, bir parçası boğulmak istiyor." diye yorumlamış.

izlemek isteyenlere şimdiden iyi seyirler diliyorum.
devamını gör...

"kurşunlarınız var, ancak silahlarınız boşaldığında ölmüş olmamı ümit edin. şayet ayakta kalırsam silahlarınızı dolduramadan ölmüş olursunuz. sıra bende."
devamını gör...

kapitalizm,
ticaret, bankacılık,
siyonizm, illuminati, masonluk,
sömürgecilik vb.
devamını gör...

neden cemaat,tarikat ve üyelerinin kokunun kazinmasi gerektiğini gösteren bir haber.

ne türkler ne moğollar bu habeş maymunlarini boşa kesmedi.

edit: özelden bana saran bir adet tarikatçı cahile istinaden soracaksınız cevaplayayım bu habeş maymunlarını katleden her kim ise iyi yapmıştır. geleceği olan aydın çocuklar intihar edeceğine biz size soykırım uygulayalım fikrim budur ve değişmeyecektir. çoğunluğun iyiliği için azınlığa soykırım uygulanması benim açımdan sıkıntı değil. siz habis, ur ve veba dan başka bir şey değilsiniz ve olmayacaksınız. moğollar olsun, türkler olsun sizin kökünüzü kurutmadığı için kızgınım, atatürk te insafa gelip kökünüzü kazımadığı için. benim gözümde kanser hücresinden başka bir şey değilsiniz. gelip kıt kanaat bilginizle kafamı açmayın. katliniz vacip içiniz de az bir şey iyi insan varsa da umrumda değil.

edit 2: adam aile baskısına indirdi ya lan olayı. normalsozluk.com/entry/81913 al buradakileri taptığın hocanın ağzına sokarsın. vebasınız oğlum kabul edin. sanki bu ilk ve tek olaymış gibi. o kadar ki islamofobi nin hakkını sonuna kadar veriyorsunuz, insanları o kadar delirttiniz ki soykırım dediğin şeye koca sözlükte senden başka itiraz eden yok. yarası olan gocunur. al bunu nereye dayarsan daya.

edit 3: senin gibi babanın da ta.....
devamını gör...

beğenilince yazmaya heveslendirilen, küçük mutlulukları yakalamak isteyen, özgür olduğu platformda beğenilmeyi en çok isteyen yazardır.
devamını gör...

(bkz: cruciatus laneti) 3 yasak büyüden biri olup ölüm yiyenlerin şahı bellatrix lestrange tarafından longbottom ailesine işkence etmek için kullanılmıştır. lanet sonucunda deliren genç çiftin oğulları da hem seride hem de hogwarts savaşında önemli rol oynamıştır: (bkz: neville longbottom)
devamını gör...

her yapılana gülüp gülüp, ​küçük bir lafla gemileri yakmama sebep olan huyum.
kızım fark etti huyumu 14 yaşında haliyle. tavsiye veriyor bana
arada da kız biriktirme diyor.
olsa dükkan senin diyorum ona.
devamını gör...

aslında dilimize latince’den geçen, iştah açmak amacı ile içilen hafif alkollü içeceklere verilen tanımdır. fakat günümüzde ana yemek öncesi yenen ve atıştırmalık yiyecekler olarak kodladığımız yanlış bir anlam taşır. hatalar silsilesine “aperatif” olarak yanlış telaffuz edilmesi de eşlik eder.
devamını gör...

fiziksel açıdan çok mantıklı olmak ile beraber biyolojik olarak bir felakettir.*

fiziksel açıdan bakarsak yeni yıkanmış veya oda sıcaklığında bulunan cam bardağını sadece bir bardaktaki su ile ısıtırsanız çayın soğuma süresi baya düşer.

ama biyolojik açıdan bakarsak her bardak bi önceki bardakların mikrobunu alır.
devamını gör...

istifcilerin hepsi bilir ki; biletler, festival bileklikleri, kartlar, fisler falan devede kulak.

sakladigim en garip sey; kalemin yazip yazmadigi denenen pecete parcasi. islanmisti, kurutup kaldirdim ustelik. iflah olmaz bir takintiliyim.
devamını gör...

kendisinin intihar mektubunun türkçesi şöyle bir şeydir;


daha çocukça şikayetleri olan, tükenmiş, deneyimli bir ahmağın ağzından konuşuyor olmak. bu bayağı kolay anlaşılabilir bir not olmalı. yıllar boyunca,diyelim ki, cemiyetimizin serbestliği ve benimsemesi ile ilgili ahlak punk rock 101 derslerinden alınan öğütlerin ne kadar doğru olduğunu kanıtlamıştır. çok uzun yıllardır okuyup yazmakla birlikte dinlemekten, yaratmaktan da olduğu gibi heyecan almadım. bunlar için kelimelerle anlatılamayacak bir suçluluk duyuyorum.

mesela sahne arkasındayken ve ışıklar sönüp kalabalığın çılgın tezahüratı karşısında, beni hayran olduğum ve kıskandığım freddy mercury'e olduğu gibi etkilemedi. gerçek şu ki sizi aptal yerine koyamam. hiçbirinizi. bu basitçe ne sizin ne de benim için adil değil. aklıma gelen en kötü suç, insanlara karşı sahtekarlık yapıp 0 eğleniyormuşum gibi görünerek dolap çevirmek. bazen sahneye çıkmadan önce saati yumruklamak, zamanı durdurmak geçiyor içimden. kulisteyken, ışıklar söndüğünde duyduğum çığlıklar da etkilemiyor beni.
gücümün yettiğince değer vermek için her şeyi denedim ve deniyorum. tanrım, inan bana deniyorum, ama bu yeterli olmuyor. benim ve bizim birçok insanı etkilediğimiz ve eğlendirdiğimiz gerçeğine saygı duyuyorum. elden kaybolduktan sonra kıymet veren biri, o narsistlerden biri olur. ben çok hassasım. bir zamanlar bir çocukken sahip olduğum hevesi yeniden kazanmak için biraz uyuşmaya ihtiyacım var. son üç turumuzda şahsen tanıdıklarıma ve müziğimizin hayranı olan tüm insanlara daha çok değer verdim, ama hâlâ herkes için beslediğim asabiyet, suçluluk ve anlayışı aşamadım.

hepinizin içinde iyilik var ve sanırım insanları çok fazla seviyorum. öyle çok ki, bu beni mutsuz hissettiriyor. üzgün, küçük, hassas, değer vermeyen balık burcu. isa oğlum! neden tadını çıkarmıyorsunuz? bilmiyorum!ihtiras ve anlayış yemini eden cazibeli bir karım var ve bana eski halimi çok fazla hatırlatan bir kızım. sevgi ve neşe dolu, her gördüğü insanı öpüyor çünkü herkes çok iyidir ve ona kimse zarar vermez! frances' in üzgün, kendine zarar veren, ölü bir rock'çı olduğumu düşünecek olmasına dayanamıyorum. iyi yapıyorum, çok iyi. ve minnettarım, ama yedi yaşından beri insanlara karşı genel bir nefret duydum... sırf insanlara iyi geçinmek ve anlayış sahibi olmak çok kolay görünüyor diye. anlayış! sanırım sadece insanları çok sevdiğim ve onlara çok üzüldüğüm için. geçen yıllar boyunca mektuplarınız ve ilginiz için alevler içindeki mide ağrısı cehenneminden hepinize teşekkür ediyorum.

ben çok kararsızım, ümitsizim! artık eski tutkum yok, ve şunu hatırla, sönüp gitmektense yanmak daha iyidir.

barış, sevgi ve hoşgörü dileğiyle,frances ve courtney sunaginizda olacagim.lutfen devam et courtney.frances icin hayati cok daha mutlu olacak bensiz...sizi seviyorum, sizi seviyorum!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim