kişinin cenazesinde dağıtılmasını istediği yemek
en absürt şeylerden birisi.neden benim acım varken milletin karnını düşünmek zorundayım.onlar misafir değil,e ben de ev sahibi değilim.
konuya dönecek olursak; onlar çiğ köfteyi*benim kadar zevkle yiyemezler. onlarda ne o ağız ne de o damak tadı yoktur eminim.o yüzden yaşarken bolca yemeliyim.
konuya dönecek olursak; onlar çiğ köfteyi*benim kadar zevkle yiyemezler. onlarda ne o ağız ne de o damak tadı yoktur eminim.o yüzden yaşarken bolca yemeliyim.
devamını gör...
değeri bilinmeyen anlar
evladın bebeklik ve çocukluk dönemleri. gazıydı, uykusuzluğuydu, iştahsızlığıydı derken bir bakıyorsun büyümüş ve sen o hallerine doyamamışsın.
devamını gör...
normal sözlük'te küfrün yasak olması saçmalığı
özgürce kufredilen gayet çeşitli sözlükler var dostlar. eğer küfür etmek istiyorsanız o sözlüklere gidebilirsiniz.
devamını gör...
17 eylül 1961 başbakan adnan menderes'in idam edilişi
mercedes
d:kardeşim kaçamak girmiş ve yazmış,neyse bu da burada hatıra kalsın o dingilden.
d:kardeşim kaçamak girmiş ve yazmış,neyse bu da burada hatıra kalsın o dingilden.
devamını gör...
türk halkının cahil kalma nedeni
okuyup araştırıp kendi fikirlerini edinmeye çalışmak yerine başkalarının fikirlerini benimsemek,bu fikirlere körü körüne bağlı olmak.
devamını gör...
kalitesiz insanların övündükleri şeyler
(bkz: kocası)
devamını gör...
kafa sözlük'ün en zengin yazarı
saĝlıklıyım. sevdiklerim hayatta. zengin olmak budur.
devamını gör...
işçi b.’nin öyküleri
işçi b’nin hikayeleri, peter maiwald tarafından kaleme alınan kısacık öykülerdir, aslında şiirlerdir.
türkçe’ye yılmaz onay tarafından çevrilen kitap, bir solukta okunabilecek kadar hacimsiz görünse bile aslında nitelik olarak oldukça hacimli bir kitaptır.
işçi b. kıvrak zekalı ve hazırcevap biridir. çok eğlenceli olmasına rağmen sivri diliyle seni düşünmeye iteceğini garanti edebilirim. yüzünde bir gülümseme belirecek bazen ama düşünmeye başlayınca b.’nin söylediklerini gülümsemenin niteliği yavaş yavaş değişecek.
hikayeler almanya ekseninde dönüyor görünse de b.’yi brian’nın kısaltması olarak düşünürsen amerika’da, bünyamin’in kısaltması olarak düşünürsen türkiye’de ve başka kısaltmalarla başka ülkelerde geçiyormuş gibi düşünebilirsin.
işçi b. kardeşleri hakkında -işçiler, sömürülenler- fikirler ileri sürer, kurtuluş yolları bulur. nüktedan uslubuyla çözümler üretir. bir papazla, bir yazarla ya da patronuyla tartışırken görebilirsin b.’yi ve mutlukla b.’nin galibiyetini alkışlayabilirsin.
işçi b.’; “ güzel günler gelmez bize,biz güzel günlere yürümedikçe” der.
“haber şöyle geldi işçi b’ye, o memlekette durum umutsuz. işçi b. sordu: – orada hiçbir işçi yaşamıyor mu?”
işçi b. kardeşlerine sonsuz bir güven besler, onların sömürü düzenini yıkacaklarına inancı tamdır. işte bu söyledikleri de bunu kanıtıdır.
işçi b.’ye “siyasetle ilgilenir misin diye sorulduğunda”, “ilgilenir misin ekmekle, suyla.” diye yanıtlar. işçi b. siyasetin tam göbeğindedir, ama bilinçsiz bir inananış değildir bu. temeli olan, güçlü bir inançtır.
günümüz roman yazarlarına ve köşelerine sinmiş yazarcıklara da söyleyecekleri vardır b.’nin. bunlardan biri b.’ye “ben zaten az kişi için yazarım”der.işçi b. bunu bilmektedir ve duraksamaz;”biliyorum, yayınevi patronları için yazarsınız, değil mi?”
işçi b. büyük bir ihtimalle çıkardığı dergi yüzünden alman komünist partisi’nden atılmış olan peter maiwald’ın kendisidir.
türkçe’ye yılmaz onay tarafından çevrilen kitap, bir solukta okunabilecek kadar hacimsiz görünse bile aslında nitelik olarak oldukça hacimli bir kitaptır.
işçi b. kıvrak zekalı ve hazırcevap biridir. çok eğlenceli olmasına rağmen sivri diliyle seni düşünmeye iteceğini garanti edebilirim. yüzünde bir gülümseme belirecek bazen ama düşünmeye başlayınca b.’nin söylediklerini gülümsemenin niteliği yavaş yavaş değişecek.
hikayeler almanya ekseninde dönüyor görünse de b.’yi brian’nın kısaltması olarak düşünürsen amerika’da, bünyamin’in kısaltması olarak düşünürsen türkiye’de ve başka kısaltmalarla başka ülkelerde geçiyormuş gibi düşünebilirsin.
işçi b. kardeşleri hakkında -işçiler, sömürülenler- fikirler ileri sürer, kurtuluş yolları bulur. nüktedan uslubuyla çözümler üretir. bir papazla, bir yazarla ya da patronuyla tartışırken görebilirsin b.’yi ve mutlukla b.’nin galibiyetini alkışlayabilirsin.
işçi b.’; “ güzel günler gelmez bize,biz güzel günlere yürümedikçe” der.
“haber şöyle geldi işçi b’ye, o memlekette durum umutsuz. işçi b. sordu: – orada hiçbir işçi yaşamıyor mu?”
işçi b. kardeşlerine sonsuz bir güven besler, onların sömürü düzenini yıkacaklarına inancı tamdır. işte bu söyledikleri de bunu kanıtıdır.
işçi b.’ye “siyasetle ilgilenir misin diye sorulduğunda”, “ilgilenir misin ekmekle, suyla.” diye yanıtlar. işçi b. siyasetin tam göbeğindedir, ama bilinçsiz bir inananış değildir bu. temeli olan, güçlü bir inançtır.
günümüz roman yazarlarına ve köşelerine sinmiş yazarcıklara da söyleyecekleri vardır b.’nin. bunlardan biri b.’ye “ben zaten az kişi için yazarım”der.işçi b. bunu bilmektedir ve duraksamaz;”biliyorum, yayınevi patronları için yazarsınız, değil mi?”
işçi b. büyük bir ihtimalle çıkardığı dergi yüzünden alman komünist partisi’nden atılmış olan peter maiwald’ın kendisidir.
devamını gör...
boğaziçi öğrencilerinin videosu vs tgb öğrencilerinin videosu
ülkesini hem sevip, hem de ülkenin geldiği son noktaya üzülen bir kişi olarak, iki videoyu da aynı tepkiyle izledim. "ülkem adına üzgünüm" sözünün karşılığı "ülkemi seviyorum" olamaz bana göre. aklı başında bir insan hem sevip, hem üzülür. zaten üzülmek, sevgi barındıran bir tabirdir. sevmesen, "amaan banane" dersin ve sadece kendi hayatına bakarsın. ama ülkesi adına üzülen insan, ülkesini daha iyi yerlerde, daha farklı koşullarda görmek istiyor demektir.
ben de üzülüyorum. üzüldüğüm çok şey var. onları sıralamıycam şimdi ama bu başlığın konusu olduğu için söyleyim, üzüldüğüm şeylerden biri de; gençlerin bu şekilde kutuplaştırılıp, ayrıştırılması.
65 yaşında bir adam bu ülkenin geleceği değil, bu gençler ülkenin geleceği. zihinlerini, zekalarını sadece bilime yormaları gereken yaşta uğraştıkları, uğraştırıldıkları şeylere bak.
ben de üzülüyorum. üzüldüğüm çok şey var. onları sıralamıycam şimdi ama bu başlığın konusu olduğu için söyleyim, üzüldüğüm şeylerden biri de; gençlerin bu şekilde kutuplaştırılıp, ayrıştırılması.
65 yaşında bir adam bu ülkenin geleceği değil, bu gençler ülkenin geleceği. zihinlerini, zekalarını sadece bilime yormaları gereken yaşta uğraştıkları, uğraştırıldıkları şeylere bak.
devamını gör...
günde 1 litre süt içmek
süt, insan yaşamına genel bir besin maddesi olarak henüz 20. yy başlarında katılmıştır. insan varlığıyla karşılaştırdığımızda bunun çok erken bir tarih olduğunu söyleyebiliriz. günde 1 litre süt içmek kemiklerdeki kalsiyum yoğunluğunu azaltıp kemik kırıklarına davetiye çıkarabilir. dikkat etmek gerek, 1 litre az bir miktar değil.
devamını gör...
mitomani
yalan söyleme hastalığı olarak tanımlayabileceğimiz mitomani, ilk olarak 1891 yılında alman doktor anton delbrueck tarafından tanımlanmıştır.
mitomani hastaları yalan söylediklerinin farkında değildirler. bu hastalar, büyüsel düşünce tarzında hayal gücüyle ürettikleri düşünceleri doğru olarak kabul ederler. yani kendi dünyasında oluşturduğu düşüncelere inanıp bunların yalan olduğunu bilmeden söylerler. bu yüzden mitomani hastaları yalan söylediklerinde herhangi bir suçluluk ya da pişmanlık hissetmezler. çünkü onlara göre doğru olan kendi söyledikleridir.
oldukça yüksek bir sözel yeteneğe sahip olan bu hastalar, yalan söyleyerek kendilerini önemli bir insan gibi gösterirler. eski yalanlarını destekleyebilmek adına daha fazla yalan söylerler. kendi kendisine üretmiş olduğu hayali senaryolara, hayali kişilere kendisi de inanır. yani hayatları aslında yalan üzerine kuruludur.
mitomani genellikle ergenlik çağında başlar. düşük özgüven mitomani hastalığının temelinde yatar. kişi bu eksikliğini yalan söyleyerek kapatmaya çalışır. mitomani hastalığının ileri evreleri nevroz ve psikozdur.
devamını gör...
tanrı'nın dua kabul oranını çok düşük tutması
dünyada birden fazla din olmasından dolayı olduğunu düşündüğüm durum. hangi birine yetişeceğini şaşırıp kitapları karıştırma ihtimali olduğundan dolayı olabilir. en iyisi hiç duymamış gibi yapayım diyordur.
devamını gör...
ukdelerin namus bekçisi olmak
yapılması gereken durumdur. yazara bildirim gidip gitmemesi önemli değildir. tanımın başına kimin ukdesi olduğunu yazmak diğer yazarları bilgilendirmek içindir. bakın ben bu başlığın ilk tanımını yapıyorum ama fikir bu yazara ait demektir. emek hırsızlığı yapmamaktır.
ayrıca tanıma kimin ukdesi olduğunun yazılması bir insanı neden bu kadar sinirlendirir? yani "sana ne? sana neee?" sonuçta değil mi? *
ayrıca tanıma kimin ukdesi olduğunun yazılması bir insanı neden bu kadar sinirlendirir? yani "sana ne? sana neee?" sonuçta değil mi? *
devamını gör...
ben hame sorularınızı yanıtlıyorum
ünlü bir yazar olduğunda buraya gelip ye kürküm ye diyecek misin merak ediyorum
not: izdihamdan kapıda kaldık..
not: izdihamdan kapıda kaldık..
devamını gör...
futboldan pek anlamayan kadın
aslında erkeklerde pek anlamıyor. anlasalar 90 dakika süren bir maçın pozisyonlarını 1 hafta tartışmazlardı.
devamını gör...
sevilen kızın 40 numara ayakkabı giymesi
ya ne saçma bu tarz düşünceler anlayamıyorum.bana çok mantıksız geliyor.bırakalım bu beden algılarını.insanlar sırf bu algılar yüzünden kendilerinden nefret ediyor.
devamını gör...
tubokürarin
histamin salınımına yol açan nondepolarizan blokördür.
bu yüzden hipotansiyon ve bronkokonstriksiyon(bronş kaslarının kasılması) yapar.
astım hastalarında kullanılmamalıdır.
bu yüzden hipotansiyon ve bronkokonstriksiyon(bronş kaslarının kasılması) yapar.
astım hastalarında kullanılmamalıdır.
devamını gör...
kitap bastırmak
wattpad kullanıcısı iseniz oldukça kolay olandır. 2017-2018 yılları arasında wattpad tonlarca kitap bastı sırf birkaç bin okuyucusu ve oyu var diye.
emre gül'ü biliyorsunuzdur; bastığı nar kitabının okuyucu sayısı kaçtı biliyor musunuz? 344 bin. (ilk basım zamanı baz alınmıştır)
344 bin okuyuculu kitabı bastı adamlar, hem de adını sanını duyurmuş bir yayıneviydi. malum yayınevi, evet.
eğer kitabınızı basacak olan yayınevi adını sanını duyurmuşsa ve iyi bir reklam geliriniz varsa hiç durmayın. emin olun en az 1 milyon kitleye ulaşırsınız. miraç çağrı aktaş, zeus kabadayı gibi yazar(!)lar nasıl bu kadar kitleye ulaştılar sanıyorsunuz? reklam ve yayınevi tabii ki. ha yok, ben yeteneğimle öne çıkayım derseniz; gogolun dar paltosu'nun da dediği gibi öncelikle yarışmalara ve dergilere yönelmelisiniz. başka türlüsü olmaz. şeyma subaşı'nın kitap çıkardığı bir devirdeyiz.
emre gül'ü biliyorsunuzdur; bastığı nar kitabının okuyucu sayısı kaçtı biliyor musunuz? 344 bin. (ilk basım zamanı baz alınmıştır)
344 bin okuyuculu kitabı bastı adamlar, hem de adını sanını duyurmuş bir yayıneviydi. malum yayınevi, evet.
eğer kitabınızı basacak olan yayınevi adını sanını duyurmuşsa ve iyi bir reklam geliriniz varsa hiç durmayın. emin olun en az 1 milyon kitleye ulaşırsınız. miraç çağrı aktaş, zeus kabadayı gibi yazar(!)lar nasıl bu kadar kitleye ulaştılar sanıyorsunuz? reklam ve yayınevi tabii ki. ha yok, ben yeteneğimle öne çıkayım derseniz; gogolun dar paltosu'nun da dediği gibi öncelikle yarışmalara ve dergilere yönelmelisiniz. başka türlüsü olmaz. şeyma subaşı'nın kitap çıkardığı bir devirdeyiz.
devamını gör...
mektup arkadaşlığı
günümüz teknolojisi yüzünden kaybolmuş arkadaşlık çeşididir.
milenaya mektuplar kitabını okurken bol bol düşünmüştüm bu konu hakkında. ne kadar zor ne kadar ilginç diyordum kendi kendime.
bir mektup yazıp cevabını günlerce beklemek ne kadar garip. sanırım eskiden sevgi daha değerliydi daha önemliydi.
milenaya mektuplar kitabını okurken bol bol düşünmüştüm bu konu hakkında. ne kadar zor ne kadar ilginç diyordum kendi kendime.
bir mektup yazıp cevabını günlerce beklemek ne kadar garip. sanırım eskiden sevgi daha değerliydi daha önemliydi.
devamını gör...
