uzak durulmasını tavsiye ettiğim antidepresan.
tabi her bünyede farklı reaksiyonlar verebiliyor.
bende biraz dikkat dağınıklığı ve unutkanlık yapmakta.
gerçi, belki de depresyonu böyle önlüyordur, hiç böyle düşünmemiştim bak sözlük.
devamını gör...

bademciklerdeki deliklerde yemek kalıntıları, mukus, bakteri birikimi sonucu oluşan iğrenç kokulu ve beyazımsı "taşlar". bu taşlar çok sert değildir. ağızda inanılmaz kötü bir kokuya sebep olur ve ara ara bademciklerinizden çıkar, sonra tekrar oluşur. ağız ve diş sağlığınıza ne kadar dikkat ederseniz edin geçmez -taş oluşumunu geciktirir-

çok fazla bademcik iltihabı, bronşit vb. geçiren insanların bademciklerinde delikler oluşur ve bu delikler büyür. ayrıca genetik olarak bademciklerinizin zaten büyük olması da buna zemin hazırlar.

gargara geçici bir çözüm olabilir. bazı kişiler bu taşları çeşitli nesnelerle bademciklere bastırarak çıkarmaya çalışır. bademcikler hassastır, çabuk kanar. zarar vermemek için bu tarz uygulamalar yapmamalısınız. kulak-burun-boğaz doktorları bademcikleri temizleyebiliyor. tabii ki bunların hepsi geçici çözümler.
kalıcı olan tek çözüm bademcikleri aldırmak.

bademcikleri lazerle "tıraşlama" uygulaması varmış, çok bilgim olmadığı için yorum yapamıyorum. tıpkı ameliyatın riskleri olduğı gibi bu işlemin de kendine göre riskleri vardır mutlaka. doktorunuz sizin için en uygun yöntemi size söyleyecektir.

bademcik taşları ağızda kokuya neden olduğu için ağız çalkalama suyu kullanan insanlar olabiliyor. ağız çalkalama suları ağzınızdaki kötü kokuyu yok etmez, kokuya maske takar. özellikle bademciklerle ilgili bir sorunda ağız çalkalama suları tamamen etkisiz bile sayılabilir. üstelik bu suların birçoğu alkol içeriyor, alkol ağızda daha fazla kokuya sebep olabilir.

tuzlu gargara iyi gelebilir ama dediğim gibi bu sadece geçici bir çözüm.

geçmiş olsun.

ek: bende de bademcik taşı olduğundan kbb doktoruna gittim. yaşım gereği ameliyat olamayacağımı, ameliyattan sonra ölüm riski olduğunu söyledi. bademcik taşlarının çıkması için sakız çiğnememi önerdi. fakat sakız çiğnemek de pek yararlı değil bildiğiniz gibi. zaten hiçbir işe yaramıyor. bademcik taşları belli bir boyuta ulaştığında onları çıkarmanın zararsız bir yöntemini buldum ve sizinle paylaşmak istedim. sağa veya sola dönerek yatın, esneyin. eğer taşlar belli bir boyuta ulaştıysa anında çıkıyor.
devamını gör...

artık savaşlar psikolojik daha öncede söylemiştim ve biz tarumar olmak üzereyiz, umarım bu fotoğraf daha iyi anlatmıştır. öyle evde tencere kapaa ve kör bıçak alıp tv karşısından bilenmekle olmuyor bu işler.
devamını gör...

benimdir. birkaç yıl önce "kendimi küfür etmeden de ifade edebilirim" düşüncesiyle küfrü terk etmemin sonucudur. başlarda eksikliğini hissetsem de iyi ki bırakmışım diyorum. artık duyduğum küfürlerin %90'ı itici geliyor. siz de bırakın, özellikle cinsiyetçi olanları. meğer küfür ederken ne iticiymişim...
devamını gör...

evet bedava ama gerçek hayata dönüp baktığımda çoğu zaman büyük bir hayal kırıklığı ile sonuçlanıyor benim için.
devamını gör...

cismin her noktasına etki eden yer çekimi kuvvetinin bileşkesinin yeri.

ağırlık merkezinden asılan ya da desteklenen cisim yatay şekilde dengede kalır.

herhangi bir noktasından asılan cisimde ise, cismi asmak için kullandığımız ipin doğrultusu, cismin ağırlık merkezinden geçecek şekilde yönlenir.
devamını gör...

halk arasında genellikle çirkin şansı tabiri vardır. ama bana paradoks gibi geliyor. hem çirkinim hem şanssızım, allah yardımcım olsun.
devamını gör...

sene 2006 ya da 2007 yazı.1.sınıftan beri yazları okuduğum kuran kursunda artık yükselmiş ve hocanın bebeğine bakmaya başlamıştım.aylık 300 tl . çocuğun adı da 300 tl'lik çocuk* kaldı.üç ay baktım.ilk telefonumu aldım,bizimkilere lahmacun ısmarladım.güzel para ve zamanlardı.
devamını gör...

1964'ten acımasızlığın fotoğrafı... fotoğraftaki havuza siyahların girmesi yasaktır. siyah beyaz ayrımını protesto etmek amacında olan karışık bir grup, hep birlikte havuza atlarlar. ancak havuzun ait olduğu otelin james brock adlı yöneticisi, elinde bir kutu asit ile havuzun yanına gelerek onu siyah insanların üzerine döker.

neyse ki asit, havuz suyunun yanında, miktar olarak oldukça düşük olduğundan kimseye zarar vermez. ancak kötülüğün bedenlenmiş hali, bu fotoğrafla ölümsüzleşir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görsel, theafricanamericanathlete. com'dan alıntıdır.)
devamını gör...

eşit olsaydık.. bunu konusmazdik..
devamını gör...

hemen hemen herkesin sevdiği, birbirine çok yakışan ikili yemektir.
olsada yesek dedirtir.
devamını gör...

(bkz: davay davay).
devamını gör...

insanların birbirlerini öldürmek için aradığı bahanedir.
hırslı avamlar rekabetçi cahiller.
devamını gör...

sözlüğün "o olmasa bir şeyler eksik kalır" yazarı. her profilini ziyaret edişimde aklıma perihan abla gelir. onun gibi sıcak, sanki kırk yıldır tanıyormuşum gibi. varlığı daim olur sözlükte umarım. bol bol sevgiler bırakıyorum ahanda buraya.* iyi ki doğdun sevgili yazar*
devamını gör...

abd'li şair denise levertov'un, vietnam savaşı'nı ve amerika'yı eleştirdiği şiiridir.

çevirisi, cevat çapan tarafından yapılmıştır.

1-vietnamlılar taştan fenerler
kullanıyorlar mıydı?

2-törenlerle kutluyorlar mıydı
tomurcukların açışını?

3-sessizce gülme eğilimleri var mıydı?

4-süs olarak kemik ve fildişi,
yeşim taşı ve gümüş takınıyorlar mıydı?

5-destanları var mıydı?

6-konuşmakla türkü söylemek arasında
bir ayırım yapıyorlar mıydı?


1-efendim, yumuşak yürekleri taşa dönüşmüştü.
taş fenerlerin bahçelerde güzel yolları
aydınlatıp aydınlatmadığı hatırlanmıyor.

2-belki bir kez tomurcukları kutlamak için
toplanmışlardı,
ama çocuklar öldürüldükten sonra
tomurcuklar açmadı.

3-efendim, yanık ağızlara acı verir gülmek.

4-bir düş önce, belki. sevinmek içindir süs.
bütün kemikler kömür olmuştu.

5-hatırlanmıyor. unutmayın ki,
çoğu köylüydü; pirinç ve bambuyla
yaşıyorlardı.

sessiz bulutlar çeltik tarlalarında yansıdığında
ve bayırdaki setlerde korkusuzca yürürken manda,
belki babalar eski masallar anlatmışlardır oğullarına.
bombalar bu aynaları parçalayınca,
ancak çığlık atmaya vakit kalmıştı.

6-hâlâ türküye benzer bir yankısı
duyuluyor konuşmalarının.
anlatıldığına göre türkü söyleyişleri
pervanelerin ay ışığında
uçuşuna benzermiş.
kim bilebilir? artık her yer sessiz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gerçekten anlamak istediklerini düşünmüyorum. isteyen anlıyor çünkü. atla deve değil. kuantum mekaniği de değil. anlamıyorsanız gariplik sizdedir bence.

hatta bana kalırsa zaten anlıyorlar da yukarıdaki yazar arkadaşın da dediği gibi işlerine gelmiyor.

örnek üzerinden anlatayım derdimi. mesela kadınlar genellikle ilgiyi seven bir cins. kendi ağzıyla diyor ki "beni her gün ara". adam bunu bildiği halde "ben böyleyim kızım, işine gelirse!" modunda takılıyor. kadın başlıyor ilişkide istediği ilgiyi almadığı için hırçınlaşmaya. bir bakıyorsunuz adam "yemini suyunu veriyorum, yine de mutsuz" havalarında. sanki karşısında kedisi köpeği var... kardeşim, sen ilişkide olduğun gibi kabullenilmek istiyorsun. kadın senin istediğin gibi davransın istiyorsun. o arkadaşlarıyla görüşmesin istiyorsun, sana her gün yemek yapsın istiyorsun. istiyorsun da istiyorsun... kadın bir şey isteyince "ben yapmam" demeyeceksin o zaman. ilişki karşılıklı yürütülür. bir telefon etsen eline yapışmaz, karşındakini bu kadar kolay mutlu etme şansını niye tepersin hem?

***

bu işi telefon etmeye indirgemeyin. örnek olsun diye yazdım onu. genellikle yaşanan şey bu. kadın çoğunlukla ilişkide ne istediğini açıkça konuşuyor, söylüyor. bu her gün aranmak olur, dürüstlük olur, başka bir şey olur. çoğu istek de yapamayacağınız şeyler değil. hatta normal bir insanın zaten yapıyor olması gereken şeyler. siz işi inada bindirip özgürlüğünüze müdahale diye düşünürseniz ve hiçbir şey yapmaya yanaşmazsanız kadın da yavaş yavaş fokurdamaya başlar. kaynayıp üzerinize dökülünce de "kadınları anlamıyom yeaa!"... bu kafayla -kadınları geçtim- herhangi başka bir şeyi anladığınıza emin misiniz peki?

bir de kıskançlık meselesi var. bunun kuralı basit: kendinize yapılmasını istemediğiniz hiçbir şeyi kadına yapmayın. bu kadar sadece.

hiç kızıp gücenmeyin arkadaşlar! karşınızdaki insanın sizden makul beklentileri olduğunda bunu yapmıyorsanız ilişkiniz karışık bir yün yumağına döner. bu aile ilişkilerinde de böyledir, normal arkadaşlıkta da... bunu olay haline siz getiriyorsunuz.

ilişki dediğinizde dürüstlük, sevgi, saygı, ilgi, samimiyet, merhamet gibi duyguların hepsi vardır, olmalıdır. siz bunlara uygun davrandığınızda bunun kıymetini bilmeyen insan zaten normal değildir, uzak durun ondan. fakat siz insanlara saygı duymaz, sevgi vermez, dürüst olmaz ve insan gibi davranmazsanız, her fırsatta onları aldatırsanız doğal ve haklı olarak tepki görürsünüz. bunun adı kadınları anlamamak değil işine geldiği gibi davranmaktan vazgeçmemek ve buna rağmen sürekli anlayış beklemektir.

belirli bir olgunluğa erişmiş normal insanlar için konuştum ve henüz reşit olmuş ama aslında ergenlik dönemi henüz bitmemiş olan kadınları ayrı tuttum burada. o dönemde hormonlar aklın ve mantığın önüne geçtiğinden ne kadından ne erkekten fazla beklentiniz olmasın.
devamını gör...

unvanının neden helianthus olduğunu anlayamadığım yazar, neden ayçiçeği ya da günebakan değil de helianthus?
devamını gör...

nagehan muharrem'den sonra toparlanamadı.kimin rahat olduğunu çok iyi biliyoruz biz.
devamını gör...

bilmiyorum. ben sormuyorum, o söylemiyor. konuşmayalı çok oldu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim