göbeklitepe'nin yeni adı
2. beştepe koysunlar. ya da betontepe koysunlar. doğuş içinden geçmiş. klaus schmidt garibim üzüntüden ölüp gitti.
devamını gör...
dursune şirin
türk sinemasında arap bacı rolünü ilk kez canlandıran afrika kökenli oyuncu.
devamını gör...
abdullah quilliam
1856'da liverpool'da doğan william henry quilliam, islam'a ilgi duymaya fas'a yaptığı seyahatlerde başlamıştır. 1887 yılında abdullah quilliam adını alarak islam dinine geçmiştir. elizabeth cates ile birlikte liverpool müslüman enstitüsü'nü kurmuştur.
iki yıl içinde liverpool'da bulunan evlerinin içine küçük bir cami inşa ettiler. böylece 1891 yılında liverpool camii ve müslüman enstitüsü resmi olarak kuruldu.
1893 yılında aylık olarak çıkartılan the islamic world (islam dünyası) dergisini desteklemek için, binalarının bodrum katında kendi çabalarıyla geliştirdikleri matbaa sistemi sayesinde haftalık olarak the crescent (hilal) dergisini yayınlamaya başladılar. bu dergiyle birlikte uluslararası bir okuyucu kitlesine (yaklaşık 20 ülke) sahip oldular.
1900'lü yılların başında, çoğu ingiliz olan 150 kişiye yakın bir cemaatleri vardı. etraflarındaki binalara yerleşerek birbirlerine yakın yaşamayı tercih eden bu cemaat kısa bir süre içerisinde bir okul inşaa etmeyi de başardı. ayrıca bir kütüphane, okuma odası, müze ve bilim laboratuvarı geliştirdiler ve hem müslümanlar hem de gayrimüslimler için akşam dersleri verdiler.
quilliam liverpool'dan ayrıldıktan sonra oğlu cami ve islam merkezi olarak kullanılan mülkü elden çıkardı ve liverpool'daki müslüman cemaat dağıldı.
iki yıl içinde liverpool'da bulunan evlerinin içine küçük bir cami inşa ettiler. böylece 1891 yılında liverpool camii ve müslüman enstitüsü resmi olarak kuruldu.
1893 yılında aylık olarak çıkartılan the islamic world (islam dünyası) dergisini desteklemek için, binalarının bodrum katında kendi çabalarıyla geliştirdikleri matbaa sistemi sayesinde haftalık olarak the crescent (hilal) dergisini yayınlamaya başladılar. bu dergiyle birlikte uluslararası bir okuyucu kitlesine (yaklaşık 20 ülke) sahip oldular.
1900'lü yılların başında, çoğu ingiliz olan 150 kişiye yakın bir cemaatleri vardı. etraflarındaki binalara yerleşerek birbirlerine yakın yaşamayı tercih eden bu cemaat kısa bir süre içerisinde bir okul inşaa etmeyi de başardı. ayrıca bir kütüphane, okuma odası, müze ve bilim laboratuvarı geliştirdiler ve hem müslümanlar hem de gayrimüslimler için akşam dersleri verdiler.
quilliam liverpool'dan ayrıldıktan sonra oğlu cami ve islam merkezi olarak kullanılan mülkü elden çıkardı ve liverpool'daki müslüman cemaat dağıldı.
devamını gör...
bekaret
yukarıdaki entriyi okuyunca üniversitede yemediği halt kalmayan fakat sonuncu partnerine/kocişine kendisini basbakire sunan hanım arkadaşlar aklıma geldi. bu ülkede bir grup erkek ayakta uyutulduğu halde delikanlılık, genişlik muhabbeti yapıyor ya ona çok gülüyorum. hiç acımıyorum, kadınları da eleştirmiyorum. talep buysa, arz da bu olacak.
devamını gör...
çaylakların açmak istediği başlıklar
yazar olunca ne oluyoruz sait faik abasıyanık mı? çaylak kelimesini duyunca da çay demleyip içesim geliyor. yine konu dışına çıktım. konu neydi?
çaylaklar başlık açarlar açmazlar yazarlar çizerler karışmayalım.. çay içelim..
çaylaklar başlık açarlar açmazlar yazarlar çizerler karışmayalım.. çay içelim..
devamını gör...
dışarıdan soğuk görünen insan
soğuk değil o aslında, normal olandır,
bizde insanlar dikkat ettiyseniz ya sinirli, ya laubali, ikisinin arasını pek göremezsiniz, ciddi olmayı soğukluk zannediyorlar.
bizde insanlar dikkat ettiyseniz ya sinirli, ya laubali, ikisinin arasını pek göremezsiniz, ciddi olmayı soğukluk zannediyorlar.
devamını gör...
dönence
1989 çıkışlı barış manço şarkısı.. türk müziğinin gelmiş olduğu en yüksek zirveyi temsil eder. introsu, ritmleri, sözleriyle bir rüya gibidir. barış manço 'nun müzikal yeteneğinin gerçek yansımasıdır..
devamını gör...
şibumi
"hel ona aslında önemli olanın bu 'küçük' hareketler olduğunu belki söyleyebilirdi. terbiye her zaman için merhametten de, sadakatten de, yardımdan da, içtenlikten de daha güvenilir bir şeydi. tıpkı hak yememenin, karşıdakine eşit şans tanımanın, adaletten önemli olması gibi. büyük sayılan değerler, baskı altına girdiklerinde türlü mantık oyunlarıyla çözülüverirlerdi. ama terbiye terbiyeydi. koşullar ne olursa olsun, hiçbir zaman değişmezdi." (s. 351).
şimdi düşünüyorum da sanki çok sayıda kitabı birlikte okumuşum gibi. üstelik bu kitapların hepsi çok güzeldi.
devamını gör...
çağımızın hastalığı
gösteriş hastalığı, her kes bir havalarda , nasıl gösteriş yaparım derdinde.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
vişne ağacı ateş olacak*
barut olup patlayacak*
fıkraya benzemez bu
laflar üzerinize yağacak
barut olup patlayacak*
fıkraya benzemez bu
laflar üzerinize yağacak
devamını gör...
ha bu diyar
bir opera sanatçısı olan ruhi su yorumu ile dinlenilesi erzurum türküsüdür ve sözleri anonimdir.
ben ne zaman bir terapiye ihtiyaç duysam, bir süre ruhi su dinlerim. çünkü üstat, dinleyeni dinlendirir.
bu güzel türküyü söyleyen çoktur. cem karaca yorumu da ayrı güzeldir. hani şu türküyü bizim deli çocuk hayko cepkin söylese şok fena olur. hayko oku buraları la.
“almış yari koynuna,
hem öper, hem söyletir.”
abooooo
“doğru söylen a dostlar,
o yar bensiz olur mu?”
ayrıca sözleri dile takılır ve insanı sinir edebilir.
ha bu diyar, ha bu diyar, ha bu di.
ben ne zaman bir terapiye ihtiyaç duysam, bir süre ruhi su dinlerim. çünkü üstat, dinleyeni dinlendirir.
bu güzel türküyü söyleyen çoktur. cem karaca yorumu da ayrı güzeldir. hani şu türküyü bizim deli çocuk hayko cepkin söylese şok fena olur. hayko oku buraları la.
“almış yari koynuna,
hem öper, hem söyletir.”
abooooo
“doğru söylen a dostlar,
o yar bensiz olur mu?”
ayrıca sözleri dile takılır ve insanı sinir edebilir.
ha bu diyar, ha bu diyar, ha bu di.
devamını gör...
durduk yere insanın aklına gelen replikler
beni konuşturmayın!
devamını gör...
köylü yazardan ironiler
çok uzun zamandır birçok sözlükte yazarlık yaparım. ondan öncesi oyun forumlarında takılırdım. nick-kişilik uyumu bu kadar kötü yazar hakikaten görmedim.
tahminim inanılmaz bir egosu var. ironileri bile ciddiye alıyor gibi. ama bunu ciddiye alırsın herhalde ya artık? açık açık yazdım yani dümdüz. sıfır ironi.
bu oyuna bir süre daha devam edebilirdim. ama kendinden olmayana nasıl bir nefretle baktığını bugün yine gördüm.
#1473185
kendinden olmayana nasıl saldırdığını, ikiyüzlülüğünü yine gün yüzüne serdin.
edit: ufak da bi uyarı. nickaltında yazılanların yarısı ironi içermektedir. ama yine de sen bilirsin tabi.*
tahminim inanılmaz bir egosu var. ironileri bile ciddiye alıyor gibi. ama bunu ciddiye alırsın herhalde ya artık? açık açık yazdım yani dümdüz. sıfır ironi.
bu oyuna bir süre daha devam edebilirdim. ama kendinden olmayana nasıl bir nefretle baktığını bugün yine gördüm.
#1473185
kendinden olmayana nasıl saldırdığını, ikiyüzlülüğünü yine gün yüzüne serdin.
edit: ufak da bi uyarı. nickaltında yazılanların yarısı ironi içermektedir. ama yine de sen bilirsin tabi.*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının sözlüğü sahiplenmesi
ilk üyeleriyiz diye mi böyle olduğunu bilemediğim durumdur.
şahsen bu platform başarıya ulaşırsa neden bilmiyorum kendim başarmışım gibi gurur duyacağım. iki gündür buradayım ve benim gibi düşünenler olduğuna eminim.
şahsen bu platform başarıya ulaşırsa neden bilmiyorum kendim başarmışım gibi gurur duyacağım. iki gündür buradayım ve benim gibi düşünenler olduğuna eminim.
devamını gör...
movie frenzy
üniversitenin ilk yıllarında yalnız ve bol paralı olmam sonuncunda uydurduğum bir boş zaman etkinliğidir. diğer bir versiyonu ise daha sonra başka bir tanımda anlatacağım book frenzy’dir.
movie frenzy haftasonları yaptığım bir nerd aktivitesi idi aslında. küçük bir karadeniz şehrinden benim için dünyanın başkenti ankara’ya gelince ilk senemi tamamen kendime ayırmaya karar verip ne bir sevgili ne bir arkadaş edinmiştim. 18 yaşında çantasında kitapları, dergileri ve defteri ve kalemleri ile dolaşan bir adamdım.
genellikle meşrûtiyet caddesi üzerindeki metropol sinemalarını seçiyordum bu akitivite için. kitaplara olan tutkum çok küçük yaşta başlamış olmasına rağmen sinemaya olan bağımlılığımın son halini alması için 18 yaşına ulaşmam gerekti.
arkadaşım ya da sevgilim olmadığı ve bolca da param olduğu için haftasonlarını tek başıma geçirirken bir gün sabahın ilk seansı olan 11.00 seansına girip bir film izledim. ve çok beğendim filmi. filmden çıkınca henüz sinema açlığımın yatışmadığını fark ettim. başka bir salonda başka bir film izlemek geldi içimden ve bu bana nedense müthiş bir özgürlük hissi verdi. o film bitince de diğer salondaki filmi bekleyip o filmi de izledim. bu macera bittiğinde son seanstaki filmi izlemiştim. aynı gün içinde beş film izleyerek movie frenzy’yi başlatmış oldum.
böylelikle her haftasonu bir günümü movie frenzy’ye adamaya başladım. hafta sonuna kadar normal bir hayat sürüp haftasonları bir sinema canavarına dönüşüyordum. arkadaş edinmeye başladıktan sonra da devam etti bu durum. diğer günler arkadaşlarla ve kız arkadaşımla zaman geçirip kendimizi alkole banarken haftasonu bir gün sadece bana ait oluyordu.
hayatınızda en azından bir kez denemeniz gerekir bence. insanı yeniden başlatan bir etkinlik bu bahsettiğim. iyi seyirler efendim.
movie frenzy haftasonları yaptığım bir nerd aktivitesi idi aslında. küçük bir karadeniz şehrinden benim için dünyanın başkenti ankara’ya gelince ilk senemi tamamen kendime ayırmaya karar verip ne bir sevgili ne bir arkadaş edinmiştim. 18 yaşında çantasında kitapları, dergileri ve defteri ve kalemleri ile dolaşan bir adamdım.
genellikle meşrûtiyet caddesi üzerindeki metropol sinemalarını seçiyordum bu akitivite için. kitaplara olan tutkum çok küçük yaşta başlamış olmasına rağmen sinemaya olan bağımlılığımın son halini alması için 18 yaşına ulaşmam gerekti.
arkadaşım ya da sevgilim olmadığı ve bolca da param olduğu için haftasonlarını tek başıma geçirirken bir gün sabahın ilk seansı olan 11.00 seansına girip bir film izledim. ve çok beğendim filmi. filmden çıkınca henüz sinema açlığımın yatışmadığını fark ettim. başka bir salonda başka bir film izlemek geldi içimden ve bu bana nedense müthiş bir özgürlük hissi verdi. o film bitince de diğer salondaki filmi bekleyip o filmi de izledim. bu macera bittiğinde son seanstaki filmi izlemiştim. aynı gün içinde beş film izleyerek movie frenzy’yi başlatmış oldum.
böylelikle her haftasonu bir günümü movie frenzy’ye adamaya başladım. hafta sonuna kadar normal bir hayat sürüp haftasonları bir sinema canavarına dönüşüyordum. arkadaş edinmeye başladıktan sonra da devam etti bu durum. diğer günler arkadaşlarla ve kız arkadaşımla zaman geçirip kendimizi alkole banarken haftasonu bir gün sadece bana ait oluyordu.
hayatınızda en azından bir kez denemeniz gerekir bence. insanı yeniden başlatan bir etkinlik bu bahsettiğim. iyi seyirler efendim.
devamını gör...
beyaz çikolata vs bitter çikolata
her alanda bitter çikolatanın ezip gececegine inandigim versustur. bitter cikolatayi herkes sevmez bu dogrudur lakin, bu cikolatayi sevenler bilir ki, bir cikolatadan alinacak hazzın en top noktasini bitter verir. ustelik sagliklidir, en iyi antioksidanlardan biridir, kalp dostudur. gunde ufak bir miktar bile olsa tuketilmesi onerilir. ayrica kahvenin yanina en cok bu cikolata yakisir...
devamını gör...
evlendikten 1 sene sonraki erkek
çevremden gözlemlediğim erkek.
yavaş yavaş evlenmeden önceki erkekten uzaklaşan erkektir. köprüyü geçmiştir cinsellik tabusu artık sıkıcı olağan gelmesiyle, gerçek kimlikler dökülmeye başlamıştır. önemli olanın sohbet muhabbet edebilme, ortak paydada buluşabilme olduğunu pişman olarak anlayan erkektir. yüz güzelliğine doymuştur, gönül güzelliğine aç kalmıştır.
bekarlık zamanlarını özleyen,sorumluluk altında ezilen, hayattan aldığı zevk azalan erkektir. kabullenmek ya da ayrılmak arasında ilerleyen yıllarda çıkmaza düşücek erkektir. geçmiş olsun denilen erkektir.
not:mutlu evli erkek görmedim.
yavaş yavaş evlenmeden önceki erkekten uzaklaşan erkektir. köprüyü geçmiştir cinsellik tabusu artık sıkıcı olağan gelmesiyle, gerçek kimlikler dökülmeye başlamıştır. önemli olanın sohbet muhabbet edebilme, ortak paydada buluşabilme olduğunu pişman olarak anlayan erkektir. yüz güzelliğine doymuştur, gönül güzelliğine aç kalmıştır.
bekarlık zamanlarını özleyen,sorumluluk altında ezilen, hayattan aldığı zevk azalan erkektir. kabullenmek ya da ayrılmak arasında ilerleyen yıllarda çıkmaza düşücek erkektir. geçmiş olsun denilen erkektir.
not:mutlu evli erkek görmedim.
devamını gör...
atlantik
sözlüğe yeni katılmış olmasına rağmen kısa sürede kendini göstermiş ve dikkatimi çekmiş yazar. tanımlarına aşırı derecede katılıyorum ve takip ediyorum. sözlükte başarılar diliyorum.
edit: ayni zamanda nickaltı açılışını yaptığım için mutlu olduğum yazar. ileride buralar değerlenir, demedi demeyin dostlar.
edit: ayni zamanda nickaltı açılışını yaptığım için mutlu olduğum yazar. ileride buralar değerlenir, demedi demeyin dostlar.
devamını gör...



