(bkz: güven kurtul)

mesleğini tahmin edemeyen varsa bana mesaj atsın ki onu ifşa edeyim şuracıkta.

eki eki: ben başlığı yeni bir boyuta taşıyıp; meslek ile ad-soyad uyumu yakalamışım.
devamını gör...

aşırı ağlak yazarlardır. o kadar ki yakında sözlükte sel olacak sanırım. bu ne ya! arkadaş bir nickaltı kategorisine girdim kayboldum tanımda tanıma giderek xkxöcölx.

anladık, sen en iyisisin, narsistliğin tüm vücudunu ele geçirmiş ama bizi bir sal ya. git moderatörlere yaz silindi bu niye silindi diye. bir de tepki gösterenlere laf etmiş çok komik fkldöfşfş.

ya şimdi diyorsunuz ki kaçkın kardeş ne diye okuyorsun, engelle geçsin. engellememe nedenim bana çok komik gelmesi. ciddi anlamda tavırları ve yazma şekli çok komik. bir de biraz şükür sebebim oluyor.

kişi bazlıdan sonra başlık hakkında konuşayım azıcık da. fazla gaza maruz kalmıştır, bir hava alsın gelsin iyi gelir. gelmiyorsa da gitsin yahu kimse de tutmuyor zorla. yok illa duracağım diyorsa da ben ne dersem o tavrındansa engelleyip geçsin.
devamını gör...

meslektaşım da olan tebriz doğumlu öğretmen-yazar.
bizzat küçük kara balık'ın kendisidir yaşamıyla.
29 yaşında aras nehrinde bulunmuştur cesedi.
güya yüzerken boğulmuş, oysaki gencecik insanların özgürlük seslerinin büyükleri(!) nasıl korkuttuğunu gayet iyi biliriz.
devamını gör...

her kuşağa gençliğinde tü kaka dendi. ciddiye almayın. hayatın tadını çıkarmaya bakın*.
devamını gör...

beklenmedik yerde gelen nasılsın mesajı.
devamını gör...

birisi üzdüğünde, kırdığında ondan çok üzülüp kırılmak, sinirlenmek. onu tüm kötülüklerden korumak istemek.
devamını gör...

aslında kadın erkek farketmez her ikisininde güven duygusunun çok güçlü olması gerekiyor. kimse güvenmediği insana kendini açamaz ve onunla yola çıkamaz. çok basitmiş gibi görünsede hassas noktadır aslında evliliğin mihenk taşıdır güven ve en çok beklenilen duygudur.
devamını gör...

"big bang'i ne tetikledi ?" " big bang'den önce ne vardı ? "
uzay ve zaman sonsuza doğru bükülüyordu. (bkz: singularity)

bilmediğin bir konuya açıklık getirmek için hakkında hiçbir şey bilmediğin varlıkları cevap olarak sunmak biraz anlamsız gibi. tıpkı bilimsel konular hakkında konuşurken, hiçbir kaynak göstermeden kendi anlamsız yorumlayış tarzını sunmaya benziyor.

link

lawrence krauss - hiç yoktan bir evren kitabı yine bu konular için güzel bir okuma önerisi olur diye düşünüyorum.
devamını gör...

öpüşmek yasaktı, bilir misiniz,
düşünmek yasak,
işgücünü savunmak yasak!

(bkz: oktay rifat)
devamını gör...

aslında fazla bilindik bir hikâyedir. amma velâkin onu özel kılan 1836 yılında yazılmış olması ve stevenson'un dilidir. bir de kitabın ve yazarın şöyle talihli bir yanı var; stevenson'un kitabı kaleme aldığı yıllarda karındeşen jack abimiz ortalıkta fırtına gibi esmektedir. özellikle kitabın yazılmasından 2 sene sonra karındeşen jack tartışmaları iyice artınca, kitapla ilgili de yığınla teori ortaya atılmaya başlanmış ve kitap umulandan daha da ünlü bir hale gelmiştir. hyde efendinin karındeşen olduğu yönünde o dönemde bile pek çok makale kaleme almışlar. bu konuyla ilgili stevenson pek kelam etmemiş ama sükut ikrardan gelir derler * belli mi olur belki de bir rüyadan yola çıkarak yazdım dediği eser cidden karındeşen kaynaklıdır kim bilir? işin aslı insanın kendi içerisindeki mücadele işte. kitapta her şey bir iksire bakıyor. insanların yaşamlarında ise bambaşka olaylar jeykll'dan hyde'a dönüşmenize sebep olabiliyor. metaforlar falan efendim. bu noktalar fularlı olduğu için çok çabuk geçmekte fayda var. hele ki ben bu tanımı napoli- atalanta maçını izledikten sonra yazıyorum ki, fularlı kardeşlerimizin canını sıkmadan bu kısımları kazasız belasız geçmekte fayda var *

tabi konu insanların ilgisini çekebilecek bir konu olduğu için sinema sektörü ekmeğini güzel yemiştir. kitabı uyarlama manyağı yapmaktan çekinmemişlerdir. ikisi bir fidanın güller açan dalı olan bu iki karakterin çok farklı eserlerde farklı karakterlere de vücut verdiğini söylemek gerek. çok uzağa gitmeye gerek yok. bu ikilinin fantastik kurgu alemdeki karşılığı smeagol ve gollumdur. her ne kadar basit gibi görünen bir konu ele alınmış olsa da, sonraki dönemi ve eserleri etkilemesi açısından önemli bir mihenk taşıdır. filmleri eh iştedir. kitap fena değildir özellikle bir yerden sonra tavan yapar. tiyatro içinse sahneye koyandan koyana farklılık arz eder. ama en azından #1547514 nolu tanımda söylendiği gibi sizi içine çeker. bu arada maç da zımba gibi bir maçtı onu da söylemeden geçemeyeceğim.
devamını gör...

şey... ben çayı da zevk aldığım için içiyorum da; o da haram oluyor mu acaba? zira, siz de çayı zorunluluktan değil de; lezzetli bir içecek olduğundan ötürü içiyorsunuzdur, değil mi?

diye bir soru sormak istediğim, yobazın telaffuz ettiği cümle.
devamını gör...

hadi geçmiş olsun, vatana millete hayırlı olsun.

ben takmaya devam edeceğim, burnum üşüyor.
devamını gör...

du bakalım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kurallar ile ilgili ciddi problemimiz var;
bir kural konulduğu zaman bu kuralın tüm herkese uygulanabilir olmasını kabul edemiyoruz.
mesela, araçta kemer takma zorunluluğu hakkında ciddi sıkıntımız var, bu kuraldan muhaf tutulma derindeyiz.
bu kurallardan muaf tutulma, kuralları ve kanunları delme sorunu tepeden tırnağa her yerde var.
bundan bir kaç yıl önce araç muayenesi yapan tüvtürk yönünden, araç camında bulunan bant yasaktı, valiliklere ait makam araçları dahi bu muayeneden geçemiyordu, hatta bununla ilgili tüvtürk e baskı yapılması bile gündeme gelmişti, sonunda baskı işe yaramayınca gidip camdaki filmi söküp muayeneyeden geçirdikten sonra tekrar film yapılmıştı. şimdi kamu araçları dahil tüm araçlar, mafyatik bir şekilde filmli camlı. sorsan niye böyle diye; içinde ailem var diye savunma geliştirirler.

yada başka bir örnek, hız sınırına uymayıp, radara yakalanan kişinin her türlü çirkefliği yaparak cezayı kaldırtma çabası; yabancı bir ülkede olsa, hız sınırını aşan kişi tıpış tıpış cezayı öder, bir daha da hız sınırını aşmamaya dikkat eder; ya türkiye de cezası çirkeflikle kaldırılan kişi hız sınırı kuralı ihlaline zerre dikkat etmez, çünkü bilir ki bir daha ceza yese, her türlü çirkeflikle cezayı tekrar kaldırtır. zaten üç yılda bir vergi affı gelen bir ülkeden söz ediyoruz.

şimdi güncel piercing vakasına dönecek olursak; bu takılı takan kızın ailesi cimer dahil her türlü yola başvurur, hatta ösym dahil bir çok kişi ve kuruma karşı tazminat davası açması yakındır.
devamını gör...

önce ağır üzülüyorum, baya bi dramatize ediyorum, ama öyle böyle değil, komik bi melankoli benimkisi, bir noktaya kitlenip, karanlıkta uyanık yatmalar filan :)))

sanırım çocukluğumuzda çok fazla televizyona maruz kaldığımızdan, öğrenilmiş tepkilerimiz var,
daha ileriki yaşlarda, (bende 40+)
aslında "kendi" halinizi "bulduğunuzda" yani sürekli izlemek, duymak, görmek durumunda bırakıldığınız ve otomatik olarak öğrendiğiniz şeyleri, aslında "kendi" nizin yapmayı tercih etmediğini görüyorsunuz...

işte bu yaşadığım melankoli gittikçe daha da kısa sürüyor, hele bir de hava güzelse :) değilse de :)
son 10 yıldır genelde tanışma ve başlangıç aşamasından öteye gidemediği için hiçbir deneme, ertesi gün filan, ufak bir "oh be" durumu yaşadığımı farkettim, resmen seviniyorum :) kendime kavuştuğum için..

hemen kahvemi alıp, atıyorum kendimi, kadıköy, moda, eskici antikacı, retro vitntage, bir de vapura binersem, karaköy, cihangir, tasarımcı dükkanları, hem yürüyorum, hem de bir yandan çay/kahve, tatlı tuzlu bir şeyler yiyorum, işler iyiyse bir doz da ayakkabı (antidepresan) alabilirsem, hiç bir şeyim kalmıyor :)
eve çok mutlu dönüyorum.

zaten benim bu güzergahımdaki dükkanlar ve sahipleri hatta müşterileri bile ahbabım olduğu için, en az bir aydır da beni görmedikleri için, akşama kadar, nerelerdesin, niye gelmiyorsun ne yaptın işlerin ne oldu, zayıflamışsın, şu saçının rengini değiştir noolur :) muhabbetleriyle, (saçım mavi filan değil, bakır rengi ama, benimkiler tekrar esmer olmamı istiyor :) bütün gazımı alıyorlar sağolsunlar,
şimdi yazınca farkettim, gerçekten yalnızken ne kadar mutluyum ya :)
tek başıma sağladığım huzuru aratmayacak birisi ile karşılaşmam çok zor galiba...
devamını gör...

ilacı kullanan deneğin intihar ettiğini iddia ediyorlar. insanları korkutmak istemesem de mühim olan bir haber.
devamını gör...

"avrupa 16. yüzyılın başında 30 yıl süren köylü ayaklanmalarıyla çalkalandı durdu. 13. ve 14. yüzyılların başkaldırılarını 15. ve 16. yüzyılların şanlı ayaklanmaları takip etti. tahtlar yıkılmış, komüncü devletler kurulmuştu, cephelerde kızıl bayraklar görünmüştü ama bu başkaldırıların tamamı kanla bastırıldı. işte campanellanın güneş ülkesi, yüzyıllar süren bu ayaklanmaların manifestosudur..."

diyor kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısında. kitabı en iyi anlatan cümleler bunlar sanırım. ben de bu incelememde bu cümlelere ek olarak kitapta dikkatimi çeken noktaları, bu noktalarla ilgili ve kitabın kendisiyle ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.

öncelikle kitabın yazarı olan campanella ile başlayalım. campanella dominiken koluna bağlı olarak yetişen, yayımladığı kitap yüzünden 27 yıl boyunca hapis yatan bir rahip. o dönemde en masum insanın bile hapse girebiliyor olmasını bir tarafa bırakırsak campanellanın o kadar yıl yatmasının haklı sebepleri var zira kendisi dönemine göre oldukça radikal fikirlere sahip. fakat o dönemin zihniyetinden de tam anlamıyla sıyrılabilmiş değil, böyle düşünmemin sebebini birazdan açıklayacağım.

bu arada baştan söylemeliyim ki kitabın edebi yönü çok güçlü değil, bu durumun başlıca nedeni yazarın edebi bir kaygı taşımaması, yazarın esas amacı kendi fikirlerini okura iletmek. dolayısıyla ben de kitabın edebi yönünden ziyade anlatmak istediği fikirler üzerinde duracağım daha çok.

kitap cenevizli bir kaptan ile bilge bir kişi arasında geçen diyaloglardan oluşuyor. bu diyaloglarda cenevizli kaptan bilgeye güneş ülkesi adı verilen ütopik bir ülkeyi anlatıyor. ülkenin yönetiminden tutun ekonomisine, mimarisine, sosyokültürel özelliklerine, ülkedeki bilim ve teknolojinin durumuna kadar her şey oldukça detaylı bir şekilde okura aktarılıyor. bilime, teknolojiye, tarihe, astrolojiye ve dine (hatta öyle ki ülkeyi yöneten kişinin aynı zamanda din adamı olması şartı aranıyor.) oldukça önem verdiğini görüyoruz güneş ülkelilerin. tabi söz konusu bilim olunca geniş bir perspektif beklememek lazım yazardan, sonuçta kendisi astımın sebebini kanın pıhtılaşmasına bağlıyor. kitabın yayımlandığı dönemi de düşünecek olursak çok da rahatsız olmadım bu durumdan açıkçası. beni asıl rahatsız eden şey güneş ülkelilerin şiddet temelli ve bazı açılardan yobaz bir toplum olmaları. örneğin anneliği bir statü göstergesi olarak görüyorlar mesela, anne olmayanları cezalandırıyorlar. dine çok önem verdiklerinden bahsetmiştim* hatta öyle ki aynı şekilde din düşmanlarını da cezalandırıyorlar. eğer bu ceza ölüm cezası olacaksa önce cezalandırılan kişinin kendisini öldürmesini istiyorlar, kabul etmezse topluca taşlayarak öldürüyorlar. ayrıca kadın ve erkek bazı alanlarda beraber çalışsa bile bazı alanların kadına uygun olmadığını düşünüyorlar. tabi bunlar kitabın beni rahatsız eden kısımları. köleliğin olmaması, iş alımı yapılırken kişinin ahlaki özelliklerine de bakılması, çocukların eğilimlerine göre meslek seçimi gibi dönemine göre oldukça radikal fikirleri de var yazarın.

tüm bunları değerlendirirsek kitabın okunabilir nitelikte bir ütopya olduğunu söyleyebiliriz ama yüzyıllar önce yazıldığını da unutmayın.
devamını gör...

karşıdan bakıldığında insan suretini andıran görüntüye sahip, esas ismi thomisus onistus olan örümcek.
çiçekler üzerinde pusuya yatar. renk değiştirme özelliğine sahiptir. beyaz, sarı, pembe renge bürünür. en çok funda çiçeğini sever, burada pusuda bekleyip sinek ve arıları avlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gülşen-saz mı caz mı.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


bu sıralar böyle.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim