kasımda '22' beni bekler. garip.18'den sonrası çok hızlı geçiyor.anlayamıyorsun bile.
devamını gör...

(bkz: alohomora) kilit açma büyüsü
devamını gör...

“yüreğin temiz olmadıktan sonra kaç para, hacı hoca oluşun! tespih, hırka, post, seccade, hepsi güzel; ama kanar mı tanrı bunlara? “

iranlı şâir, filozof, matematikçi ve astronom.
devamını gör...

güneydoğu anadolu bölgesinde sıkça tüketilen ekmek türüdür.
o bölgelere giderseniz, neredeyse her evin bahçesinde, ya da her apartmanın ortaklaşa kullandığı bir tandırı olduğunu görürsünüz.
bir evin tandırının olmaması, büyük bir eksiklik olarak görülür.
tandırı olmayanlar, komşularının tandırına vururlar ekmeğini, o da rica, minnet ile.

öyle lezzetli bir ekmektir ki bu.
hele de hamuru süt ve tereyağıyla yoğrulduysa...
üzerine de bol yumurta ve çörek otu... allah'ım sana geliyorum.

kokusu bile mutlu eder.
tandır başında edilen sohbetler de cabası.
diyarbakır'a her gittiğimde beni en mutlu eden şeylerin başında tandır ekmeği gelir.
küçükken, babaannem bize özel olarak, küçücük yapardı ona da, " kılorék" derdik.
nasıl mutlu ederdi, o küçük yuvarlak ekmek.
en son bütün ekmekleri bitirdikten sonra, kalan ateşin içine patates atardık.
şu an belki de ihtiyacım olan tek şey, o samimi ortam, o sıcak ekmeğin kokusu ve bir de o patates.
acıkmış olabilirim bilmiyorum.
devamını gör...

+1.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"başka bir yol söylesem bana inanır mısın?
başka bir gezegen mümkün desem bana inanır mısın?
inanır mısın?

dışı ışıltılı içi darmadağın
süzül boşlukta
bu kez ışıklar olmadan
atılgan
galaksiler
ve kayıp yıldızlar"


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
şu sıra sıkıldıkça gif yapıyorum. uzay balinası zaafım nüksetti :)
devamını gör...

ayışığı diyorum, hele dolunayda, gece yaşanan o ışığa, aydınlığa bayılıyorum, istanbul da yüksek bir noktada ve terasta sabaha kadar oturabilirim,

gün batımını da çok abarttıklarını düşünüyorum, akşam olurken benim içim sıkılır, özel olarak sevmem, sevmeyebilirim, buda benim sevmeme özgürlüğümdür, hakkımdır, illaki birini seçmek gerekiyorsa, sabah güneşin doğuşunu tercih ederim, özellikle yaz mevsiminde deniz kenarında harikadır,

bir akşam yazlık bir yerde bir tesisteyiz, çok methedilen bahçeli salıncaklı filan bir yerde yemek yemişiz, kahve içiyoruz, bende haddim olmayarak gün batımına sırtımı dönmüşüm, zaten meraklısı da değilim, orada bulunan kokoş bir teyzemiz, bir iki edebiyat eseri parçaladı, ve bir erkeğin bir kadınla olan randevusunda aynen benim gibi manzaraya sırtını dönen kadına, "gün batımına sırtını dönen bir insan beni nasıl anlayabilir" minvalinde bir şey söylediğinden bahsetti, ve bana da sordu neden izlemiyorsun...
teyzecim sen seviyorsun izliyorsun, ben sevmiyorum, izlemiyorum...

neden?
çünkü istemiyorum...

zevkler ve renkler gerçekten tartışılmamalı, ve sorgulanmamalı,
herkes aynı şeyleri sevecek isteyecek diye bir şey yok, sen seviyorsun, sen sensin...
ben sevmiyorum, ben benim...
devamını gör...

sahi uzaklar nasıl?
ne kadar daha kararlısın gelmemeye?
beklemek bir yana,
canın yanarken gülümsemeyi nasıl öğrendin?
alışmak yoruyor insanı.
alışmak istemiyorum!
iyisi mi,
sen beni uzaklara götür...
özlemek ölümün diğer adı değil mi ?
özlüyorum.
devamını gör...

anlamlı sorulardan biridir.
bu zamanlarda kendimi dinliyorum.şu an ikimize de iyi gelen tek şey.
canım kendim.
devamını gör...

urfa kökenli bekçi bakır'a ait olan uzun havanın ismi. çocuğunun ölümü ve sonrasında eşinin hastalanması üzerine dertlenen bekçi bu uzun havayı yazmış.
hababam sınıfı'nda güdük necmi'nin okuduğu ve semra hoca'nın bozlak olmayıp uzun hava olduğunu söylemesi doğru tespit.
ardından söylenen dolana ay dolana performansı ise uzun hava değil türkü sınıfındadır.
devamını gör...

bu haftaki konsepti ile kalbimize dokunan radyo yayını...
elimizden gelen unutmamak ve anmak. bu yüzden yayın boyunca hüzünleneceğimizi bilsek de unutturmamak için bir arada olacağımız bu yayın çok değerli.
emeği geçen herkese şimdiden teşekkürler.
devamını gör...

sokrates'in tanrıdan geldiğine inandığı doğru ve yanlışı ayırmamıza sebep olan iç ses. bir nevi vicdan.
ilahi olan ile ölümlü olan arasındaki her şey daimoniktir.
-sokrates
devamını gör...

saygılarımla.
devamını gör...

resmi dili türkçe olan türkiye cumhuriyeti devleti'nde yaşayan azınlık grubun boş bir isteğidir. bu isteği sürekli gündeme getirenler, sert tepkilerle karşılaşınca faşizm ve ırkçılık ile suçlayıp daha da gülünç duruma düşüyor. bu ülke işgalcilere ve bölücülere saygı duyularak kurulmadı. onları ezip geçerek kuruldu. siz damarınıza dokunulunca ''çocuklar duymasın saygısı'' mı gösteriyorsunuz? bölücülük bölücülüktür.

daha türkçe yeteri kadar öğrenilmiyor ve öğretilmiyor ve tv kanallarıyla darbe vurulurken- cahil spikerler, danilolar, onlar bunlar- siz bir kenarda durun ve susun.

üniversitelerdeki yabancı dilde eğitimi mi sayayım, anaokullarına giren yabancı dil eğitimini mi?..
türkçe bilimsel dil olamaz diyen aymazları mı sayayım, yabancı dil eğitimi ile yabancı dilde eğitimi ayıramayan sözde aydın kesimi ve onların kör takipçilerini mi sayayım?

söyleyin ne vereyim abime?

''diyarbakırlı, vanlı, erzurumlu, trabzonlu, istanbullu, trakyalı ve makedonyalı, hep aynı cevherin damarlarıdır. bu damarlar, birbirini tanısın. türk milletinin toplumsal düzenini bozmaya yönelik çabalar boğulmaya mahkûmdur. türk milleti kendinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen bozguncu, alçak, vatansız ve milliyetsiz beyinsizlerin saçmalamalarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara hoşgörü gösterecek bir topluluk değildir.''

mustafa kemal atatürk.
devamını gör...

"çocuklar nedir derdiniz, anlatın" diyen müdür gibi durmuş bence*.
devamını gör...

bir cümle.

evet, mesela üst komşunun gürültüsünden kaçmanın en güzel yolu, sesi kökleyip şarkı dinlemek. hatta tavana, yukarıya dönük şekilde monte edilebilecek bir ses sistemiyle "iadeigürültü"de bulunarak bir taşla iki kuş da vurabilirsiniz.
devamını gör...

rahmetli ilhan selçuk tarafından dolaşıma sokulmuş olan sözcük.
amerikan hayranlarını anlatıyor. hani tarihimizdeki amerikan mandacıları ve ingiliz muhipleri gibi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şaka yapıyor. *
devamını gör...

nika ayaklanmalarinda sehrin buyuk bir kismi ile beraber ikinci ayasofya da yanmisti. nika ayaklanmalari bastirildiktan sonra basileus justinianus yani bir ayasofya'nin insaasi icin ise koyuldu. bu yeni ayasofya, onceki iki ayasofya gibi olmayacakti. justinianus'un restauratio imperii, roman imparatorlugu'nun restorasyonu projesinin ihtisamina yakisacak, yeni roma'nin baskentinin sembolu olacak bir ayasofya olacakti.

justinianus, yeni ayasofya'nin tasarimi icin iki tane matematikciyi gorevlendirdi: trallesli anthemios ve miletuslu isidoros. ayasofya'nin insaasi 5 yil surdu ve 537'de tamamlandi. justinianus, o zamana kadar gorulmus en buyuk kilise ve en buyuk kubbeyi 5 yilda insaa etmeyi basarmisti. (bkz: justinianus)

ayasofya'nun oncellikle cok ciddi bir kubbe sikintisi var. ilk yapildiginda, kubbe sacma derecede buyuk. zaten kubbe iki veya uc defa cokuyor. en son, mimar sinan'in yerlestirdigi dis desteklerden sonra daha saglam bir hale geliyor ve 16. yuzyildan sonra bir daha cokmuyor.

bu kadar kudretli bir yapi tabii ki gorenleri etkiliyor. gec antik mimarinin en son buyuk eseri ve bizans mimarisinin ilk buyuk eseri olarak kabul ediliyor ayasofya. bati hristiyan dunyasi da, dogu hristiyan dunyasi da, islam dunyasi da ayasofya'dan cok ciddi sekilde esinleniyor. ayasofya'nin yeri, klasik osmali mimarisinde cok onemli. kubbe yapisi, neredeyse her zaman ayasofya'dan esinlenerek tasarlaniyor ve ayasofya'nin kubbesini gecmek bir obsesyon haline geliyor.

ayasofya'nin mozaikleri konusu sanildigindan cok farkli aslina bakarsaniz. ayasofya ilk insaa edildiginde tabii ki mozaikler var. ancak 9. yuzyildaki ikonoklazm akimiyla mozaikler sokuluyor. ıkonoklazmin, bizans kraliyetindeki etkisini kaybetmesiyle 10. yuzyilda yeni mozaikler yaptiriliyor ve bu mozaiklerin orijinallerinden daha etkileyici oldugu iddia ediliyor. 4. hacli seferlerinde, 1204'te istanbul latinler tarafindan yagmalandiginda, cahil ve vandal haclilar mozaiklerin bazi parcalarini caliyorlar. (bkz: dördüncü haçlı seferi) bundan sonra mozaiklere pek dokunulmuyor aslina bakarsaniz.

1453'de, fatih sultan mehmet ayasofya'yi camiye cevirdikten sonra mozaiklere dokunmuyor. ustlerini de kapatmiyor. hristiyanlar ayasofya'yi kullanmaya da devam ediyorlar bir taraftan. cami olsa bile. (fatih kafirmis gorunuse bakilirsa?). mozaiklerin ustu, ilk kez 18.inci yuzyilda siva ile kapatiliyor. sonra, 19. yuzyilda mozaiklerin ustunun tekrar acilmasi icin calismalar oluyor. (yanlis hatirlamiyorsam abdulmecit bir takim calismalarda bulunuyor). ancak ustu acilan kisimlar, cemaat tarafindan yagmalandigi icin calismalar duruyor.

ayasofya'yi bu kadar essiz kilan bir suru ozelligi var: bizans mimarisi, outlier kubbesi, dort farkli din tarafindan kullanilmasi (hellenik paganizm, ortodoks ve katolikler, sunni islam), vs. ancak benim ozellikle parmak basmak istedigim bir nokta var: ayasofya, dogu ile batinin en basarili sentezlerinden biri ve bundan mutevellit, istanbul'u cok iyi yansitiyor. bizans imparatorlugu, bir avrupa imparatorlugu degil. bizans, osmanli gibi dogu ve bati arasinda sikisip kalmis, medeniyetler arasi bir gecis haline gelmis bir imparatorluk. osmanli da boyle. ayasofya'nin icine girdiginiz de ise gordugunuz tek sey bizans eseri degil, osmanli doneminde eklenmis bir suru sey. ayasofya, bizans ve osmanli'nin kusursuz bir sentezi, ki bu iki imparatorluk da dogu ve batinin bir sentezi.

bundan mutevellit, ayasofya'nin muze olmasi cami olmasindan daha uygun. ayasofya, dinler uzeri, kulturler uzeri bir eser. ayasofya, sadece bir dinin, bir kulturun basarisi degil. ayasofya, bir karisim, dinlerin ve kulturlerin uzerinde bir sembol. ayasofya, butun insanligin eseri.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim