en büyük hayali devlet memurluğu olan üniversiteli
300 liraya kpss kitapları alarak ben de katıldım bu hayale
devamını gör...
üniversitedeki kadınların yüzde 70’i başörtülü değilse orada özgürlük yoktur
erkek kadın demeden %100 eğitim odaklı ve kişisel tercihlere saygılı okul kadrosu görmeden özgürlük yoktur.
devamını gör...
dizi izleyen insan zekası
aynen aynen hepimiz gerizekalıyız. en zeki sizlersiniz. bu dünyanın aydın yüzleri olarak duvarları izlemenizi bölmek istemem.
devamını gör...
sözlük mağazası
çok istememe rağmen 1500 olduğu için alamadığım behzat ç. rozeti yerine peşin fiyatına sadece ve sadece 500'e the matrix rozeti alarak kazıkladığım dükkan. şimdi cebimde 38 kuruşum kaldı.
(bkz: ekonomi çok iyi diyen kafa sözlük yazarı)
(bkz: ekonomi çok iyi diyen kafa sözlük yazarı)
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
devamını gör...
girift radyo yayını
bugün saat 20:45'ten sonra herhangi bir anda başlayabilecek olan ve onur haftası kapsamında lgbt+ yazarlarımıza kapılarımızın sonuna kadar açık olduğu radyo yayını.
mesajla iletişime geçip, yayına katılarak derdinizi, yaşadığınız zorlukları ve ne istiyorsanız anlatabilir, farkındalık oluşturabilirsiniz. istediğiniz tüm bilgiler de (nick dahil) gizli kalabilir.
mesajla iletişime geçip, yayına katılarak derdinizi, yaşadığınız zorlukları ve ne istiyorsanız anlatabilir, farkındalık oluşturabilirsiniz. istediğiniz tüm bilgiler de (nick dahil) gizli kalabilir.
devamını gör...
senden nefret ediyor olabilirim
burasi dolacak,
loading %78.
*
editingo: here we go.
sozluk’te iticilik yarisina sokulan ama bir o kadar da haksizliga ugratilan cilekes yazar tanesi. tam bir tanisan seversin insani ya, alni opulesi.
lafi dolandirip, egip bukup konusmayi beceremiyor; aklindan geceni soyleyiveriyor, boyle kabul etmek lazim. bizim koyde cana can* diyenler pek sevilmez, bu gariban da bu dertten muzdarip naparsin.
karasal iklim ruhuna nufuz etmis olsa da, profilinde kedi fotografi var lan, kedi! nefret ediyormus gibi davraniyor ama ne kadar poncik oldugunu buradan anlayabilirsiniz, cakma istanbul beyefendisi.*
temiz hava alinca, gider dert etmeler; ayrica en yaglisindan rezil bir yemek borcun var, unuttum sanma.
bobreklere dikkat.
loading %78.
*
editingo: here we go.
sozluk’te iticilik yarisina sokulan ama bir o kadar da haksizliga ugratilan cilekes yazar tanesi. tam bir tanisan seversin insani ya, alni opulesi.
lafi dolandirip, egip bukup konusmayi beceremiyor; aklindan geceni soyleyiveriyor, boyle kabul etmek lazim. bizim koyde cana can* diyenler pek sevilmez, bu gariban da bu dertten muzdarip naparsin.
karasal iklim ruhuna nufuz etmis olsa da, profilinde kedi fotografi var lan, kedi! nefret ediyormus gibi davraniyor ama ne kadar poncik oldugunu buradan anlayabilirsiniz, cakma istanbul beyefendisi.*
temiz hava alinca, gider dert etmeler; ayrica en yaglisindan rezil bir yemek borcun var, unuttum sanma.
bobreklere dikkat.
devamını gör...
hayatınızın mottosu olan sözler
neye inanırsan bir gün onu yaşarsın.
devamını gör...
kitaplardaki en etkileyici giriş cümlesi
"gregor samsa bir sabah yatağında sıkıntılı rüyalarından uyandığında, kendini dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu."
dönüşüm, franz kafka
dönüşüm, franz kafka
devamını gör...
yazarların yastığa kafasını koyduğunda düşündükleri
yastığa beş kala uykusuzluktan bayıldığımdan, benim için mevzu bahis olmayan düşüncelerdir. gün içerisinde yedi düvenin yedi ceddini detaylı olarak düşünüyorum bir de yatakta kimseyi düşünemem valla. yatın, uyuyun...
devamını gör...
joe biden'in daha ikinci gününde ortadoğu’nun kana bulanması
klişe olacak ama , yine düğmeye basıldı. üzücü olan giden canların , göç eden insanların, yerini yurdunu kaybedenlerin sadece sayıdan ibaret olması. kimsenin umurunda da değiller ne acıdır. hele hele bu pandemi ortamında sıra bu insani konulara gelemiyor bile. biden koltuğa oturdu ve iki günde neler oldu?
bir yandan israil bombalarken, 40 araçlık asker ve ağır silahlar taşıyan amerikan askeri konvoyu suriye’ye giriş yaptı. ırakta canlı bomba bağdat’ta 32 can aldı, yemen ağırlaştıran abd yaptırımları nedeniyle derin bir kıtlık ve açlığa mahkum edildi.
sırada önce iran sonra da biz varız. bölgedeki enerji ve petrol alanlarına kürtleri koruyucu yaparak çökme operasyonu tam gaz gidiyor.
ama olsun kamala çok tatlış.
twitter.com/richimedhurst/s...
twitter.com/johncardillo/st...
bir yandan israil bombalarken, 40 araçlık asker ve ağır silahlar taşıyan amerikan askeri konvoyu suriye’ye giriş yaptı. ırakta canlı bomba bağdat’ta 32 can aldı, yemen ağırlaştıran abd yaptırımları nedeniyle derin bir kıtlık ve açlığa mahkum edildi.
sırada önce iran sonra da biz varız. bölgedeki enerji ve petrol alanlarına kürtleri koruyucu yaparak çökme operasyonu tam gaz gidiyor.
ama olsun kamala çok tatlış.
twitter.com/richimedhurst/s...
twitter.com/johncardillo/st...
devamını gör...
akut farenjit
a grubu beta hemolitik streptekoklar sebep olur. iyi tedavi edilmezse ya da tedavi yarıda bırakılırsa akut romatizmal ateş hastalığına çevirir. o da kalp, eklem, santral sinir sistemini ve böbrekleri tutar. başınıza oldukça büyük iş açmış olursunuz. tedavisi streptekok kökenli olduğunda penisilindir. penisilin allerjisi olan hastalarda ise eritromisin ya da azotromisin verilir.
devamını gör...
endoplazmik retikulum
bir defa duyan zavallı öğrencilerin ömürlerinin sonuna kadar unutamadığı lanetli biyoloji terimi.
bir de granüllüsü vardır bu zımbırtının; düşman başına.*
bir de granüllüsü vardır bu zımbırtının; düşman başına.*
devamını gör...
kış uykusu
entelektüel kesime ait çoğu insanın özünü gerçekçi bir anlatımla sunan filmdir. diğer insanlarla arasındaki o incecik ama kuvvetli ayrım insanlara açıkça gösterilir. bu da muhtemelen sizi rahatsız eder. okuyup, öğrenip, izleyip, kibirlenip dünyada sizden daha üstün, -ki ya bilgi birikimi olarak ya da statü olarak üstün görebileceğiniz insanlardır bunlar.- olanlar dışında, kalan herkese, bambaşka yaratıklar gibi bakacağınızdan korkarsınız.
buradan sonrası biraz spoiler olabilir ama pek de bir şey yok. bu yüzden uyarı koymayı tercih etmedim.
filmde bunun en güzel anlatıldığı yer ise hiç şüphesiz hamdi geldiğinde, aydın'ın içerisi havasız kalmış bahanesiyle camı açmasıdır. daha sonraki sahnelerde hamdi'nin kokusundan rahatsız olduğu da söylenir. fakat söylenmese bile aydın'ın oradaki belli belirsiz tavrından bunu çok net anlayabilirsiniz.
bir başka detay ise necla ve aydın'ın tartışmasının ardından bir daha necla'yı filmde göremememizdir. aydın sözde gerçekçiliği ile necla'yı kendinden uzaklaştırmış fakat necla'nın söylediklerini ilk duyduğu andan itibaren ona hak da vermiştir. fakat bunu kabullenmek onun için zordur.
çünkü filmde de dendiği gibi insan yaşlandığı zaman kemikleşir. kendine çocukluk ve gençlik zamanlarında belirlediği değişmezlerini katı bir şekilde uygulamak ister. bükülmez bir hal alır. biz de aydın'ın karakterinde oluşan çatlaklara göz atarız. ilk önce mezarları ziyaret eder, atı serbest bırakır, trene binmekten vazgeçer. ama öğretmen ve suavi ile konuşurken anlarız ki aydın hala aynı aydın. bir türlü kendine oluşturduğu o kabuktan çıktığı bir sahne göremeyiz. film zaten burada kendine daha da çeker bizi. fakat son sahnede yarı huzurlu yarı huzursuz, bir şekilde anlarız onun halinden. buraya kadar anladıklarımızdan daha başka bir biçimde.
son olarak filmin sinematografisi ayrıca güzeldir. izlerken kapılıp gider, diyalogların anlamlarını doğrudan kavrayabilirsiniz. ne eksik, ne fazla. tam anlamıyla olmuş bir filmdir.
buradan sonrası biraz spoiler olabilir ama pek de bir şey yok. bu yüzden uyarı koymayı tercih etmedim.
filmde bunun en güzel anlatıldığı yer ise hiç şüphesiz hamdi geldiğinde, aydın'ın içerisi havasız kalmış bahanesiyle camı açmasıdır. daha sonraki sahnelerde hamdi'nin kokusundan rahatsız olduğu da söylenir. fakat söylenmese bile aydın'ın oradaki belli belirsiz tavrından bunu çok net anlayabilirsiniz.
bir başka detay ise necla ve aydın'ın tartışmasının ardından bir daha necla'yı filmde göremememizdir. aydın sözde gerçekçiliği ile necla'yı kendinden uzaklaştırmış fakat necla'nın söylediklerini ilk duyduğu andan itibaren ona hak da vermiştir. fakat bunu kabullenmek onun için zordur.
çünkü filmde de dendiği gibi insan yaşlandığı zaman kemikleşir. kendine çocukluk ve gençlik zamanlarında belirlediği değişmezlerini katı bir şekilde uygulamak ister. bükülmez bir hal alır. biz de aydın'ın karakterinde oluşan çatlaklara göz atarız. ilk önce mezarları ziyaret eder, atı serbest bırakır, trene binmekten vazgeçer. ama öğretmen ve suavi ile konuşurken anlarız ki aydın hala aynı aydın. bir türlü kendine oluşturduğu o kabuktan çıktığı bir sahne göremeyiz. film zaten burada kendine daha da çeker bizi. fakat son sahnede yarı huzurlu yarı huzursuz, bir şekilde anlarız onun halinden. buraya kadar anladıklarımızdan daha başka bir biçimde.
son olarak filmin sinematografisi ayrıca güzeldir. izlerken kapılıp gider, diyalogların anlamlarını doğrudan kavrayabilirsiniz. ne eksik, ne fazla. tam anlamıyla olmuş bir filmdir.
devamını gör...
sözlük yazarlarının favori normal sözlük yazarları
yine beni yazmamışsınız.
püü sizin sıfatınıza.
püü sizin sıfatınıza.
devamını gör...
çocukken aşık olunan ünlüler
minnak kalplerimizi ilk kıranlar. *
küçükken ile hangi yaş kast edilmiş bilemedim ama sıralama yaparak hayranlık beslediğim o güzellikleri hep beraber bir yad edelim istedim.
öncelikle "tsubasa"; yarabbim bir futbol sahası ne kadar büyük olabilir havsalam almazken o koştukça, koştukça ve koştukça bende bir kalp çarpıntısı. hele o kaleye yollanan top ve tam o anda sonlanan bölümler sayesinde epey ter döktüm. *
sonra çelik: "ateşteyim ateşte ateşte aklım gitti bir kıza işte" derken içimde yangınlar büyüten adam. uzun saçlarını savurdukça o, kalbim pır pır. çok severdim çoook. *
son olarak şebnem ferah: canım şebom, onun için 1779 km yol yaptım, rock fastlerden atılıyordum, sabahtan akşama birçok konser kapısında bekledim de hiçbirinden gram pişman değilim. yine olsa yine yaparım. hâlâ ve çooook hayran olduğum tek kadın. *
edit: küçükken aşık olduğumuz ünlülere yaptığım tanım, çocukluğa evrilince birden anlamsız gibi oldu ama benim ruhum hala çocuk klişesinden devam edip öylece bırakıyorum düzenlemeden.
küçükken ile hangi yaş kast edilmiş bilemedim ama sıralama yaparak hayranlık beslediğim o güzellikleri hep beraber bir yad edelim istedim.
öncelikle "tsubasa"; yarabbim bir futbol sahası ne kadar büyük olabilir havsalam almazken o koştukça, koştukça ve koştukça bende bir kalp çarpıntısı. hele o kaleye yollanan top ve tam o anda sonlanan bölümler sayesinde epey ter döktüm. *
sonra çelik: "ateşteyim ateşte ateşte aklım gitti bir kıza işte" derken içimde yangınlar büyüten adam. uzun saçlarını savurdukça o, kalbim pır pır. çok severdim çoook. *
son olarak şebnem ferah: canım şebom, onun için 1779 km yol yaptım, rock fastlerden atılıyordum, sabahtan akşama birçok konser kapısında bekledim de hiçbirinden gram pişman değilim. yine olsa yine yaparım. hâlâ ve çooook hayran olduğum tek kadın. *
edit: küçükken aşık olduğumuz ünlülere yaptığım tanım, çocukluğa evrilince birden anlamsız gibi oldu ama benim ruhum hala çocuk klişesinden devam edip öylece bırakıyorum düzenlemeden.
devamını gör...
zîc
yıldızların yerlerini ve hareketlerini gösteren cetvel.
devamını gör...
nickaltı nickaltında kalmalı
sol frame'de "nickaltı şelalesi oluşması" *
devamını gör...

