normal sözlük'ün dergi projesi
edebî tiyatro yazmaya gönüllü olabileceğim dergidir.
devamını gör...
1 mayıs 2021 normal sözlük mobil görünümünün güncellenmesi
elim ayağım karışıyo arkadaşlar. neyin nerden geldiğini anlayamıyorum dediğim başlık.
devamını gör...
türk kızının merhaba sözüne vereceği yanıtlar
savcıya da merhaba dersin.
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
en en sevdiğim canım moderatör . o kadar güzel bir kalbi var ki hemen sevmemek elde değil. kendisi ayrıca tam bir yerlere not etmelik tavsiyeler veriyor. o tavsiye verince hepsini anında yapmak istiyorum, bu sihir mi ne?* çok güzel motive ediyor bir de. onunla konuşurken her şey çok güzel olacak gibi hissediyorum. yok yok kesin sihir yapıyor.*
nickine de ayrıca değineyim. her gördüğümde gülümserim, melankoli ama tatlı. hep bizimle ol öahs! seviyoruz seni, çok çok.*
nickine de ayrıca değineyim. her gördüğümde gülümserim, melankoli ama tatlı. hep bizimle ol öahs! seviyoruz seni, çok çok.*
devamını gör...
günah keçisi
eski toplumlarda, insanlar yıl boyunca işledikleri 'günah'ları bir keçiye yüklerlermiş. rivayete göre, her sene sonunda da onu çöle salar, sıcak, susuzluk ve vahşi hayvanların varlığı sayesinde ölmesini beklerlermiş. böylelikle, keçi öldüğünde, kendi günahlarının da yok olduğunu düşünürlermiş.. bu da zamanla günah keçisi deyiminin doğmasına yol açmış.
muhtemelen uydurma olan bu ansiklopedik bilgiden sonra, modern günah keçilerine gelelim biraz, realite konuşsun bu satırlarda..
1999 'da ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu. onbinlerce insan gölcük 'teki depremde ya hayatını kaybetti, ya da evsiz kaldı, yakınlarını kaybetti. facianın bu kadar büyük olmasında, yapıların maliyeti düşürmek amacıyla, depreme dayanıksız olarak yapılması gösterildi. ve günah keçisi; veli göçer. bu adamın yaptığı birçok bina çöktü ve kendisi açılan davalar sonucunda hapis yatan tek müteahhit oldu bu felaket sonrasında. bütün kötü yapılaşma, malzemeden çalma, bilinçsiz kentleşme günahları bu adamın üzerine atıldı. peki, depremde yıkılan bütün binaları bu adam mı yapmıştı? tabi ki hayır. diğer müteahhitler hapis yattı mı, ceza aldı mı? tabi ki hayır..
mehmet ali erbil, ülkenin en çok izlenen televizyon insanıydı bir zamanlar. sunduğu programlar reyting, oynadığı filmler seyirci rekoru kırıyordu. para üstüne para kazanıyor, arsız esprileri, muhafazakar türk toplumuna hiç de rahatsız edici gelmiyordu. adeta şeytan tüyü vardı kendisinde, hastalandığında hastanenin önünde insanlar dua ediyor, her hareketi olay yaratıyordu. sonra bir gün, bilerek veya bilmeyerek, alevilerle ilgili kırıcı bir 'mumsöndü' esprisi yaptı. o güne kadar, alevilere yapılan 3. sınıf insan muamelesinin, mumsöndü gibi aşağılık bir hikayenin uydurulmasının' günahı mehmet ali erbil 'e yüklenmiş oldu. sanki bu söylemi literatüre kazandıran adam mehmet ali erbilmiş gibi, kendisi bir anda televizyon dünyasında aforoz edildi. filmlerde oynayamaz oldu, 3. sınıf tv kanallarının en az izlenen kuşaklarında ucuz prodüksiyonlar sunmaya başladı. tek suç onun muydu? hayır.. peki bu olay sonrasında alevilere normal insan muamelesi yapılıyor mu artık? tabi ki kocaman bir hayır..
son günlerde, bir seda sayan 'dır gidiyor. eskiden 2 eşini öldürmüş bir insanı canlı yayına çıkartıp onu masumlaştırma çabasından bahsediliyor. seda sayan kimdir? kadırgalı aysel. sivri dilli. mehmet ali erbil 'in poposunu ellemesine ses çıkarmayan, sahneye dekolte kıyafetlerle çıktıktan sonra ramazan ayında, türbana girip program sunan, şarkıcı desen değil, oyuncu desen değil, sunucu desen hiç değil bir insan. 2 eşini öldüren adamın 3-4 ay önce başka bir programa canlı yayına çıktığını unutan halk, şimdi kadına şiddet, adaletsiz yargılamalar, toplumsal vicdan eksikliği gibi günahları seda sayan 'a yüklemeye çalışıyor. evet suçlu bulundu : kadırgalı aysel.. bu olaydan sonra, kadına şiddet vakalarında önemli bir düşüş olacak mı? güldürmeyin beni..
toplumsal bilincin gelişmediği bizim gibi toplumlarda, günah keçiliği haddinden de fazla bir yüktür. toplumun asla uzlaşmayacak kesimleri bu günah keçileri üzerinde mutabakata varır ve bir sonra toplumsal travma için yeni bir günah keçisi aramaya koyulurlar, el birliğiyle..
muhtemelen uydurma olan bu ansiklopedik bilgiden sonra, modern günah keçilerine gelelim biraz, realite konuşsun bu satırlarda..
1999 'da ülke tarihinin en büyük felaketlerinden biri oldu. onbinlerce insan gölcük 'teki depremde ya hayatını kaybetti, ya da evsiz kaldı, yakınlarını kaybetti. facianın bu kadar büyük olmasında, yapıların maliyeti düşürmek amacıyla, depreme dayanıksız olarak yapılması gösterildi. ve günah keçisi; veli göçer. bu adamın yaptığı birçok bina çöktü ve kendisi açılan davalar sonucunda hapis yatan tek müteahhit oldu bu felaket sonrasında. bütün kötü yapılaşma, malzemeden çalma, bilinçsiz kentleşme günahları bu adamın üzerine atıldı. peki, depremde yıkılan bütün binaları bu adam mı yapmıştı? tabi ki hayır. diğer müteahhitler hapis yattı mı, ceza aldı mı? tabi ki hayır..
mehmet ali erbil, ülkenin en çok izlenen televizyon insanıydı bir zamanlar. sunduğu programlar reyting, oynadığı filmler seyirci rekoru kırıyordu. para üstüne para kazanıyor, arsız esprileri, muhafazakar türk toplumuna hiç de rahatsız edici gelmiyordu. adeta şeytan tüyü vardı kendisinde, hastalandığında hastanenin önünde insanlar dua ediyor, her hareketi olay yaratıyordu. sonra bir gün, bilerek veya bilmeyerek, alevilerle ilgili kırıcı bir 'mumsöndü' esprisi yaptı. o güne kadar, alevilere yapılan 3. sınıf insan muamelesinin, mumsöndü gibi aşağılık bir hikayenin uydurulmasının' günahı mehmet ali erbil 'e yüklenmiş oldu. sanki bu söylemi literatüre kazandıran adam mehmet ali erbilmiş gibi, kendisi bir anda televizyon dünyasında aforoz edildi. filmlerde oynayamaz oldu, 3. sınıf tv kanallarının en az izlenen kuşaklarında ucuz prodüksiyonlar sunmaya başladı. tek suç onun muydu? hayır.. peki bu olay sonrasında alevilere normal insan muamelesi yapılıyor mu artık? tabi ki kocaman bir hayır..
son günlerde, bir seda sayan 'dır gidiyor. eskiden 2 eşini öldürmüş bir insanı canlı yayına çıkartıp onu masumlaştırma çabasından bahsediliyor. seda sayan kimdir? kadırgalı aysel. sivri dilli. mehmet ali erbil 'in poposunu ellemesine ses çıkarmayan, sahneye dekolte kıyafetlerle çıktıktan sonra ramazan ayında, türbana girip program sunan, şarkıcı desen değil, oyuncu desen değil, sunucu desen hiç değil bir insan. 2 eşini öldüren adamın 3-4 ay önce başka bir programa canlı yayına çıktığını unutan halk, şimdi kadına şiddet, adaletsiz yargılamalar, toplumsal vicdan eksikliği gibi günahları seda sayan 'a yüklemeye çalışıyor. evet suçlu bulundu : kadırgalı aysel.. bu olaydan sonra, kadına şiddet vakalarında önemli bir düşüş olacak mı? güldürmeyin beni..
toplumsal bilincin gelişmediği bizim gibi toplumlarda, günah keçiliği haddinden de fazla bir yüktür. toplumun asla uzlaşmayacak kesimleri bu günah keçileri üzerinde mutabakata varır ve bir sonra toplumsal travma için yeni bir günah keçisi aramaya koyulurlar, el birliğiyle..
devamını gör...
1984
büyük adammış eric arthur blair ya da bildiğimiz ismiyle (bkz: george orwell). 1949 yılında geleceği görerek bu kitabı yayınlamıştır. gerçi hayat hikayesine bakarsak belki geleceği görmek değil de yaşadığı çağı yorumlayıp teknolojiye uyarladığı bile düşünülebilir, çünkü kendisi hitler ve mussolini desteğini alan franco'ya karşı savaşmak için ispanya'ya gönüllü olarak gitmiştir (bu anıları daha sonra katalonya'ya selam olarak yayınlanacaktır).
aslında kitap zamyatin'in biz isimli romanından esinlenmiştir. ilk ismi avrupa'daki son adam olarak belirlenmesine rağmen yayıncı tarafından değiştirilerek bu isim seçilmiştir. aralarında yayınlanma yılları arasında 17, bahsettikleri tarihler arasında da yaklaşık beş yüz yıl olsa da konu olarak huxley'in "cesur yeni dünya"sı ile benzerlik gösterir.
1984'ü okurken bazen geçmişe gidersiniz, bazen kendinizi gelecekte bulursunuz, bazen de adam bu günü yazmış dersiniz. belki sürekli televizyon karşısında marş dinlemezsiniz ama romandaki gibi her an izlendiğinizi bilirsiniz. korkunun ne kadar güçlü olduğunu, insanların korku yüzünden nelerden vazgeçebileceğini suratımıza vurur.
v for vendetta'yı izlerken de "bu şey değil mi ya, 1984" dersiniz. her hissettiğiniz baskıda "abi adam yazmış ya" dersiniz. çok da uzatmaya gerek yok, güzel kitaptır, bazen üzer, bazen ümit verir. benim içinse gerçek dünyada özgürlüğün sadece bir illüzyon olduğunu ilan eden bir kitap.
aslında kitap zamyatin'in biz isimli romanından esinlenmiştir. ilk ismi avrupa'daki son adam olarak belirlenmesine rağmen yayıncı tarafından değiştirilerek bu isim seçilmiştir. aralarında yayınlanma yılları arasında 17, bahsettikleri tarihler arasında da yaklaşık beş yüz yıl olsa da konu olarak huxley'in "cesur yeni dünya"sı ile benzerlik gösterir.
1984'ü okurken bazen geçmişe gidersiniz, bazen kendinizi gelecekte bulursunuz, bazen de adam bu günü yazmış dersiniz. belki sürekli televizyon karşısında marş dinlemezsiniz ama romandaki gibi her an izlendiğinizi bilirsiniz. korkunun ne kadar güçlü olduğunu, insanların korku yüzünden nelerden vazgeçebileceğini suratımıza vurur.
v for vendetta'yı izlerken de "bu şey değil mi ya, 1984" dersiniz. her hissettiğiniz baskıda "abi adam yazmış ya" dersiniz. çok da uzatmaya gerek yok, güzel kitaptır, bazen üzer, bazen ümit verir. benim içinse gerçek dünyada özgürlüğün sadece bir illüzyon olduğunu ilan eden bir kitap.
devamını gör...
ruhların kaçışı
sen to chihiro no kamikakushi, hayao miyazaki tarafından yazılıp yönetilen "uzun metrajlı en iyi animasyon filmi" oscar'ını kazanan japon animasyon filmidir.
birçok ödül kazanan film aynı zamanda oscar kazanan ilk animedir.
kamikakushi kelimesi japon kültüründe gizemli bir biçimde ortadan kaybolan kişiler için, onların öfkeli bir tanrı tarafından kaçırıldığına inanıldığında kullanılır.
chihiro ise filmin kahramanı 10 yaşında sevgi dolu bir kızdır.
mükemmel senaryosu ve müzikleriyle çok severek izlenen bu film gerçek sevginin en yalın, en doğal anlatımıdır.
japon sinema tarihinin en başarılı filmi olarak gösterilen spirited away filminde chihiro sihirli yiyeceklerden yiyen ve domuza dönüşen anne babasını kurtarmaya çalışır.
japonların dini inancı shinto’ya göre ormanların, denizlerin her şeyin ruhu vardır. filmde hamama gelen müşteriler, shinto dininin dünya üzerinde bulunan her maddenin ruhunu temsil eden tanrılarıdır aslında. filmde her karakter ile mevcut sisteme de gönderme yapılır. örneğin kamaji ve yubaba arasındaki ilişki japonya’daki hiyerarşik sisteme göndermedir. hamamın en üst katında yaşayan yubaba patrondur ve bodrum katında çalışan kamai ise işçi.
alışılagelmiş animasyonlardan kendisini ayıran; insanların isimlerinin onların hayatını, kişiliğini etkilediğini anlatan bu filmden anlıyoruz ki… chihiro'nun ayak bastığı o büyülü dünya aslında bizim bulunduğumuz dünyadır. bu dünyaya ayak basan herkes kim olduğunu unutur. hatırlamak serüveni ise sancılıdır. bu dünyanın nimetlerine dalanlar chihiro'nun anne babası gibi hayvana dönüşmeye başlar. ölümcül bir büyü gibi gözüken bu durumdan kurtulmanın tek yolu saf sevgi ile sevmek ve sevilmektir.
birçok ödül kazanan film aynı zamanda oscar kazanan ilk animedir.
kamikakushi kelimesi japon kültüründe gizemli bir biçimde ortadan kaybolan kişiler için, onların öfkeli bir tanrı tarafından kaçırıldığına inanıldığında kullanılır.
mükemmel senaryosu ve müzikleriyle çok severek izlenen bu film gerçek sevginin en yalın, en doğal anlatımıdır.
japon sinema tarihinin en başarılı filmi olarak gösterilen spirited away filminde chihiro sihirli yiyeceklerden yiyen ve domuza dönüşen anne babasını kurtarmaya çalışır.
japonların dini inancı shinto’ya göre ormanların, denizlerin her şeyin ruhu vardır. filmde hamama gelen müşteriler, shinto dininin dünya üzerinde bulunan her maddenin ruhunu temsil eden tanrılarıdır aslında. filmde her karakter ile mevcut sisteme de gönderme yapılır. örneğin kamaji ve yubaba arasındaki ilişki japonya’daki hiyerarşik sisteme göndermedir. hamamın en üst katında yaşayan yubaba patrondur ve bodrum katında çalışan kamai ise işçi.
alışılagelmiş animasyonlardan kendisini ayıran; insanların isimlerinin onların hayatını, kişiliğini etkilediğini anlatan bu filmden anlıyoruz ki… chihiro'nun ayak bastığı o büyülü dünya aslında bizim bulunduğumuz dünyadır. bu dünyaya ayak basan herkes kim olduğunu unutur. hatırlamak serüveni ise sancılıdır. bu dünyanın nimetlerine dalanlar chihiro'nun anne babası gibi hayvana dönüşmeye başlar. ölümcül bir büyü gibi gözüken bu durumdan kurtulmanın tek yolu saf sevgi ile sevmek ve sevilmektir.
devamını gör...
her şeye yeniden başlamak
hayat yaptığı hataları telafi etmek isteyen
insanlar ile dolu.
yahut kendine yeni bir yol çizmek isteyen,
hayata yeni bir başlangıç yapmak isteyen insanlar ile dolu.
hatta herkes böyledir.
ama kimileri sanki sihirli bir değnek beklermişçesine sadece duruyorlar bir atalet içerisindedirler.
halbuki sihirli değnek yine kendileridir.
insanlar hep ikinci bir şans ister halbuki uyandığımız her yeni gün bize ikinci bir şanstır zaten.
hüsnü arkan - yeniden başlamalı
insanlar ile dolu.
yahut kendine yeni bir yol çizmek isteyen,
hayata yeni bir başlangıç yapmak isteyen insanlar ile dolu.
hatta herkes böyledir.
ama kimileri sanki sihirli bir değnek beklermişçesine sadece duruyorlar bir atalet içerisindedirler.
halbuki sihirli değnek yine kendileridir.
insanlar hep ikinci bir şans ister halbuki uyandığımız her yeni gün bize ikinci bir şanstır zaten.
hüsnü arkan - yeniden başlamalı
devamını gör...
beynimde tümör var diyerek 8 yıl boyunca eşi aldatmak
mallıklar silsilesi bir aldatma hikayesi. bu saftirik adamların hikayelerine hiç üzülmemekle birlikte çokça eğleniyorum.
ya abicim salak mısın sen? hangi sağlık hizmeti tekirdağ'da var ama istanbul'da yok. böyle bir şey olabilir mi ? karın şamana mi gidiyor tekirdağ'da. direk buradan uyanman lazımdı.
ayrıca eşinin beyninde tümör oldu, sen bir kez gitmedin 8 yıl yanına.
neyse bir dahakine dikkat edersin.
ya abicim salak mısın sen? hangi sağlık hizmeti tekirdağ'da var ama istanbul'da yok. böyle bir şey olabilir mi ? karın şamana mi gidiyor tekirdağ'da. direk buradan uyanman lazımdı.
ayrıca eşinin beyninde tümör oldu, sen bir kez gitmedin 8 yıl yanına.
neyse bir dahakine dikkat edersin.
devamını gör...
bir esnaf yalanı
aynısını evde ben de kullanıyorum
devamını gör...
ruhunu şeytana satmak
asil trajedinin şeytanin ruhunuzu satın alınmaya değer bulmadığında başladığını okumuştum.
devamını gör...
kitap alışveriş sitelerinde görülen sakin bir kafayla okuyun yorumu
hep konser alanında okuduğum için beni ilgilendirmeyen durum.
devamını gör...
bir cümleyle hayattan öğrendiklerimiz
“çok insan tanı, azını sev, hiçbirine güvenme.”
devamını gör...
batı karadeniz
kastamonu üniversitesini kazanmamla beraber başlamış olan yolculuğumdur batı karadeniz öncesinde oraya yolumun dahi düşeceğini tahmin etmezdim ama çok güzel yerdir kastamonu amasra safranbolu zonguldak gezebildigim kadar gezdim buraları çok da zevk aldım iyi ki diyorum her zaman
devamını gör...
toplanın beyler anlatıyorum
2010'lu yıllara damgasını vuran başlangıç cümlesidir. bunu okuduktan sonra 2 sene fıtık olup hikayenin bitmesini beklerdik.
başıboşlar denemesi vol.1
başıboşlar denemesi vol.1
devamını gör...
vis a vis
ispanyol yapımı, hapishane ve suç konulu bir televizyon dizisi. netflix'in satın almasıyla orada keşfettim kendisini. sevgilisi tarafından zimmetine para geçirmesi için kandırılan ve hapse düşen masum(!) macarena'nın hayatta kalma mücadelesi anlatılıyor.
ayrıca, kıvırcık sen nasıl bir afetsin öyle!
ayrıca, kıvırcık sen nasıl bir afetsin öyle!
devamını gör...
online kişi sayısının 300'ün altında kalması
bir durum tespiti.
dönem dönem sayıda azalma olabilir. bazı sınavlardan önce mesela... 1 yıl içerisinde üniversitelerin vize ve final sınavları, ales, kpss, yks ve adını tek tek sayamayacağım bir sürü sınav daha yapılıyor. bunların hepsine de birçok yaş grubundan insan giriyor. sözlük tek yaş grubundan oluşmadığı için, bazılarının sınavı yokken bazılarının olabiliyor ve böylece sürekli bir dalgalanma yaşanıyor olabilir online kişi sayısında.
tamamen alakasız sebeplerden dolayı da yazılmıyor bazen. mesela son 1-2 haftadır gündüz saatlerinde sık sık dışarıda oluyorum, akşamları da evde başka işlerim olduğundan tanım girmeye de okumaya da fazla vakit bulamıyorum. pc de, sekmelerin birinde sözlük de sürekli açık ama ben pc başında olmuyorum. online olarak görünsek de işe yaramıyoruz yani bazen. hal böyleyken, benim gibi farklı gerekçelere sahip olan birçok insan olabileceğini tahmin ederek diyorum ki, geçici bir durumdur büyük ihtimalle. şu an için fazla takılmamak gerek bu konuya. zaten "nicelik mi, nitelik mi?" dersek, düzgün bir ortam isteyen çoğu kişinin hangisini tercih edeceği belli.
***
aynı başlığa sürekli tanım girebilme serbestliği, troll başlıkların sürekli hortlatılması anlamına geliyor. bence yasak olması gayet yerinde bir karar. en azından şahsi fikrim, bu işin böyle devam ettirilmesinden yana. ben de bazen ikinci tanımı girip, ilkinde vermeyi unuttuğum bilgileri eklemek istiyorum. editlemek, daha önce okuyup geçen kişilerin görmemesi anlamına gelebiliyor ama kötü niyetli kullanılacaksa varsın ben de girmeyeyim yeni tanım.
dönem dönem sayıda azalma olabilir. bazı sınavlardan önce mesela... 1 yıl içerisinde üniversitelerin vize ve final sınavları, ales, kpss, yks ve adını tek tek sayamayacağım bir sürü sınav daha yapılıyor. bunların hepsine de birçok yaş grubundan insan giriyor. sözlük tek yaş grubundan oluşmadığı için, bazılarının sınavı yokken bazılarının olabiliyor ve böylece sürekli bir dalgalanma yaşanıyor olabilir online kişi sayısında.
tamamen alakasız sebeplerden dolayı da yazılmıyor bazen. mesela son 1-2 haftadır gündüz saatlerinde sık sık dışarıda oluyorum, akşamları da evde başka işlerim olduğundan tanım girmeye de okumaya da fazla vakit bulamıyorum. pc de, sekmelerin birinde sözlük de sürekli açık ama ben pc başında olmuyorum. online olarak görünsek de işe yaramıyoruz yani bazen. hal böyleyken, benim gibi farklı gerekçelere sahip olan birçok insan olabileceğini tahmin ederek diyorum ki, geçici bir durumdur büyük ihtimalle. şu an için fazla takılmamak gerek bu konuya. zaten "nicelik mi, nitelik mi?" dersek, düzgün bir ortam isteyen çoğu kişinin hangisini tercih edeceği belli.
***
aynı başlığa sürekli tanım girebilme serbestliği, troll başlıkların sürekli hortlatılması anlamına geliyor. bence yasak olması gayet yerinde bir karar. en azından şahsi fikrim, bu işin böyle devam ettirilmesinden yana. ben de bazen ikinci tanımı girip, ilkinde vermeyi unuttuğum bilgileri eklemek istiyorum. editlemek, daha önce okuyup geçen kişilerin görmemesi anlamına gelebiliyor ama kötü niyetli kullanılacaksa varsın ben de girmeyeyim yeni tanım.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
merhabalar turnuvacı portakallar!
ikinci turumuzun kuraları çekildi, gruplar aşağıdaki gibi.
yine önceki maçlarda olduğu gibi herkes kendi grubundaki yarışmacıyla iki maç (toplamda 8) yapıyor, maç sonucunun skorunu bana mesaj olarak atıyor ki tabloya işleyebilelim.*
maç süresini yine 12 saat olarak seçiyoruz.
her gruptan en yüksek puanı alan ilk iki kişi yani toplamda 4 kişi final oynuyor.
maçlarımız perşembe gecesine kadar biterse harika olur, en olmadı cuma olsun lütfen, sevgiler..
takıldığınız anlamadığınız bir yer olursa sormaktan çekinmeyin lütfen başarılar diliyorum.*
ikinci turumuzun kuraları çekildi, gruplar aşağıdaki gibi.
yine önceki maçlarda olduğu gibi herkes kendi grubundaki yarışmacıyla iki maç (toplamda 8) yapıyor, maç sonucunun skorunu bana mesaj olarak atıyor ki tabloya işleyebilelim.*
maç süresini yine 12 saat olarak seçiyoruz.
her gruptan en yüksek puanı alan ilk iki kişi yani toplamda 4 kişi final oynuyor.
maçlarımız perşembe gecesine kadar biterse harika olur, en olmadı cuma olsun lütfen, sevgiler..
takıldığınız anlamadığınız bir yer olursa sormaktan çekinmeyin lütfen başarılar diliyorum.*
devamını gör...
yazarların yaşadıklarını hissettiği anlar
hayattan keyif aldığın anlardır. iyi ki yaşıyorum dersin. bu anlar kişiden kişiye değişiklik gösterir.
devamını gör...
yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgi
intihar etme eşiğidir. arafta kalmaktır. çoktan ölmüşsünüzdür de bari biri gömsün de tam olsun diye düşünür durursunuz. karanlık düşüncelerle boğuştuğunuz bu ince çizgide usulca yürürsünüz. taa ki nerede olmak istediğinize karar verene dek..
devamını gör...