troll'ü besleme.
dikkat troll.
troll beyanıdır, dikkate almayınız.
gibi anlamlar içeren söz öbeği.
devamını gör...

arapça kökenli kelimedir. arapça sabab sözcüğünden alıntılanmış. bir şeyin olmasına yol açan şey, neden manasına gelir.

"insan dünyaya sadece yemek, içmek, koynuna birini alıp yatmak için gelmiş olamazdı. daha büyük ve insanca bir sebep lazımdı."
- sabahattin ali
devamını gör...

üst truncus lezyonudur. omurilikten omza, kollara ve evlere sinir taşıyan bir sinir ağı olan plexus brachialis'in üst kısımlarında meydana gelen bir hasar sebebiyle oluşur. n. subclavicus, n. musculocutaneus, n. axillaris ve n. suprascapularis etkilenir.

kolda abdüksiyon kaybı olur çünkü musculus supraspinatus ve musculus deltoideus kasları etkilenir.

kolda fleksiyon kaybı olur çünkü gbkz: musculus deltiodeus, musculus coracobrachialis, musculus pectoralis majör ve musculus biceps brachii'nin caput longum'u etkilenir.

kolda dış rotasyon kaybı olur çünkü musculus teres minör, musculus infraspinatus ve musculus deltoideus kasları etkilenir.

ön kolda supinasyon ve fleksiyon etkilenir çünkü musculus biceps brachii ve musculus supinator kasları etkilenir.

el bileği ekstensiyonu azalır. parmaklar ekstensiyondadır. zedelenmenin olduğu sinirlere göre duygu kaybı değişir. 5. servikal sinir hasarında pek duyu kaybı görünmez fakat servikal 5. ve 6. sinirler beraber etkilenirse omuz, kol, ön kol, el gibi bölgelerin tamamı ya da bazı bölgelerinde duyu kaybı olur. uzuvların farklı pozisyonlarda kalmasına sebep olabilir. kol sarkık, addüksiyon ve pronasyonda; el bileği bir miktar fleksiyonda kalır. bahşişçi eli de denir bu pozisyona.

doğumsal bir travma, cerrahi müdahele veya yaralanmalar buna sebep olabilir. biceps refleksi alınmaz.
devamını gör...

devlet grisi her türlü resmi evrak üzerinde iskele mahallesi olarak geçen, izmir ili, urla ilçesine bağlı bir mahalle.

bana ve iskelenin yasal olmayan varislerine göre sadece iskele, az daha yabancı olanlar için urla iskele.

devlet grisi her türlü resmi evrak üzerinde yaklaşık bir senedir adres kaydı bulunmayan ben için yeni ikamet adresi, yuvaya dönüş, sılaya kavuşma.

ağustos demiştim kendime, sözümü tuttum, sayılıdır benim kendime verdiğim sözleri tutmam, bu da onlardan biri. ağustos ortası gibi evim, yuvam artık orası, büyük ihtimalle mezar yerim de?
ufacık, eski bir ev, 2 oda, ufacık bahçe, tam benlik. tam kedilik, tam belki 2 kedilik, bakacağız?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yaklaşık 1920 tarihli hali bu, daha yorgo seferis karşıya geçmemiş, necati cumalı urlaya geldi gelmek üzere, anaksagoras sorgularını bitireli asırlar olmuş, tanju okan daha dünyada yok.

adaşım batis'in kahvesi var, evler var, huzur var.
deniz var, gömülü halde klazomenai var az ötede, bi ben yokum.

tanrılarımın bana dur artık işareti burası, görmezden gelinmez..

beklerim, çıkın çıkın gelin.*

devamını gör...

evet bunu hatırlayanlar olarak gelin sarılalım demek isterdim ama bunu izleyenler olarak birbirimizden uzak duralım ve sosyal mesafemizi koruyalım, bu link katiyen kapanmıyordu adi şerefsizler ölü babannem görmüştü bunu mezarında ters döndü karı sizin yüzünüzden bunu kim bulup karşıma çıkardıysa ilk babannesinin mezarına röveşata çekeyim emi...
devamını gör...

genellikle istekleriniz onların isteklerine uymuyorsa yargılanırsınız. istediğiniz bir yaşamı kendi maddi kazancınızı sağlayamadan elde edemezsiniz. baskılar neticesinde yalanlar söyleme ve manipüle etme yeteneğiniz bile artabilir. nitekim bu kız çocuklarında erkeklerden daha baskındır. çünkü daha çok kız çocukları bastırılır. ama ne olursa olsun okuyup kendi kazancınızı elde ederek kendi hayatınızı kurmalısınız. o andan sonra bile aileniz size karşı çıkarsa en fazla ne olabilir ki? siz artık bir bireysiniz, istekleriniz ve hayalleriniz var. bunları gerçekleştirmek de kendinize olan saygınızı besleyip sizi olgun bir insana dönüştürecektir.
devamını gör...

bugün herkes madımak'ı konuştu. biraz da kimsenin hatırlamadığı şeyleri hatırlatalım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu güzel tarihi alanı ışid gördüğünüz hale getirdi. kendisi bir yağmur tanrısı baal tapınağıdır. (baal'in diğer adı da molektir. tanıdık gelmiştir belki. molek-malik-melek-melik-mülk aramice ve arapça'da hepsi mlk kökünden neyse bambaşka bir konu bu.) bir de buranın bilim şehidi arkeolog halil esad vardır ama ondan evernevergreen bahsetmiş zaten. söylemediği bir şeyi söyleyeyim halil esad'ı 1 aya yakın işkenceyle öldürdükten sonra kellesini de bir süre palmira'ya asmış adiler. inançlı arkadaşlar ruhuna bir fatiha okusun. hayatta çok az kişiye lanet ettim fakat ışid kadar lanet ettiğim başka bir embesil topluluğu yok heralde. çocukluğumdan beri arkeolojiye aşık birisi olarak bir ışidli görsem tek kaşık suda boğarım. pislik herifler.
devamını gör...


bütün iyi kitapların sonunda
bütün gündüzlerin,
bütün gecelerin sonunda
meltemi senden esen
soluğu sende olan,
yeni bir başlangıç vardır.

edip cansever - umuş.
devamını gör...

ilk günü böyle geçecektir. sonrakiler de böyle geçecektir. başta anlamayacaktır. biraz daha eski acemiler ona anlatmaya çalışacak, ne olduğunu, nasıl olduğunu, ne yapılması gerektiğini ve ne yapılmaması gerektiğini bazen ona açıklamaya çabalayacaklardır. ama çoğu zaman, bunu başaramayacaklardır. keşfettiği şeyin korkutucu bir şey olmadığı, bir kâbus olmadığı, birden uyanacağı bir şey olmadığı,
zihninden kovacağı bir şey olmadığı nasıl açıklanır, her gün bunun olacağı, var olan şeyin bu olduğu ve başka bir şey olmadığı, başka bir şeyin var olduğuna inanmanın, başka bir şeye inanır gibi yapmanın lüzumsuz olduğu, bunu gizlemeye çalışmaya bile değmediği, bunun arkasında ya da altında, ya da üstünde olacağı varsayılan başka bir şeye inanır gibi yapmaya değmediği nasıl açıklanır. bu vardır, hepsi o kadar.
her gün yarışmalar, zaferler ve hezimetler vardır. yaşamak için dövüşmek gerekmektedir. başka tercih yoktur.
ama en eski atletler bile, iki müsabaka arasında pistlerde soytarılık yapmaya gelen ve neşeli kalabalığın çürük meyve çöpleriyle beslediği bunak emekliler bile, onlar bile başka bir şey olduğuna inanırlar, gökyüzünün daha mavi olabileceğine, çorbanın daha iyi olabileceğine, yasanın daha az katı olabileceğine; yeteneğin ödüllendirileceğine inanırlar, zaferin onlara güleceğine inanırlar.
daha hızlı,daha yüksek, daha güçlü çok azı intihar etmeye kalkışır, çok azı gerçekten delirir.
bir kaçı haykırmayı sürdürür, ama çoğu susar, inatla.

georges perec - “ w ou le souvenir d’enfance ”
devamını gör...

2 adet ismi var. evde onunla eğlenirken kuddusi. normalde kullandığım yani; 2,5 aylıkken bana geldiğinde 3 kere kulağına fısıldadığım ise shakespeare (kısaca şeks)(uzunca şekopello). hiç bir isme de bakıp tepki vermiyor o ayrı. *
devamını gör...

üzgünlüğümü arttırmak için her şeyi yapmak. yaşadığımız her şeyi fazlasıyla yaşamalıyız diye düşünüyorum. mutluysak en mutlu, üzgünsek en üzgün. yaptığım şeylerden bazıları;
-beni ağlatan şarkıları kulaklıkla son ses dinlemek.
-karanlıkta oturmak.
-yataktan çıkmamak. evdekilere yorgun hissediyorum, biraz uyuyacağım demek.
-aynanın karşısına geçip beni üzenlerle konuştuğumu hayal edip, söyleyemediklerimi söylemek.
-bir şeyler yemek.
-ağlamak.
üzüntümü iyice yaşadıktan sonra birde tedavi süreci var. burada artık iyice acı çektiğime kanaat getirip yeniden mutlu hissetmeye çalışıyorum. bunlardan bazıları;
-kitap okumak. bana kendi derdimi unutturup kitaptaki olaylara odaklanmamı sağlıyor.
-gökyüzünü izlemek.*
-canım istemese bile hareketli müzik açıp dans etmek.
-son olarak dostumla konuşmak. onunla konuşursam iyi hissederim zaten.
devamını gör...

yerimizi aldık bekliyoruz. küfürlerin havada uçuştuğu ve tek gündemin futbol olduğu bi yerden uzakta olmak dileğiyle...
devamını gör...

böyle küçük göz boyamalara inanıp sulanan tüm arkadaşları gülerek selamlıyorum. adamlar mesut özil doğu türkistan paylaşımı yaptı diye herifi oynatmadılar liglerinde, şimdi de "aa maçı durdurmuşlar, ne kadar saygılı ne kadar hoş görülü insanlar bu ingilizler :))" dememiz bekleniyor sanırım. yok hocam öyle, demokrasiyi ortadoğuya getiren amerika'nın da tüm dünyayı sömüren ingiltere'nin de bu tatlış hareketlerine kanmıyorum.
devamını gör...

mizah ile alakası olmayan dergi.

yaptıkları şey kara mizah bile değildir.

yalayarak nereye kadar gidebileceklerini ispatlama derdine düşmüş gibiler.
devamını gör...

2006 yılında yayımlanmış bir ahmet ümit kitabıdır. aynı zamanda, artık yazarla özleşmiş, yazarın en popüler karakteri olan başkomser nevzat kitabıdır.
olaylar, haç kabzalı bir bıçakla iki kez bıçaklanan yusuf'la başlıyor. cesedin yanında bulunan kitab-ı mukaddes, maktulün kanıyla altı çizilmiş ayet, yine maktulun kanıyla kenarına iliştirilmiş 'mor gabriel' sözcükleriyle iyice karışıyor ortalık. bu cinayet birçok olayın başlangıcı, ilk zinciri oluyor. olaylar çorap söküğü gibi yaşansa da bazen ne olduğunu algılayamıyorsunuz.
başkomser nevzat, yardımcısı ali, krimonolog zeynep ile olayı çözmeye çalışırken biz okuyucular da birçok kavim hakkında bilgi sahibi oluyoruz, dahası için araştırma yapma isteği uyandırıyor içimizde. katili buldum derken hep ters köşeye yatırıyor sizi ahmet ümit, kitap bir anafor gibi gibi içine çekiyor sizi. son ana kadar heyecan hep uç noktada, hiç azalmıyor. bazen nefesinizi tutarak okuyorsunuz bazı sayfaları. bazen kafanız karışıyor, bazen sinirleniyorsunuz. gerçekten çok farklı duygular uyandıran bir kitap olmuş kavim.
bir kere okumuş, olayları biliyor olmanıza rağmen tekrar okumakta beis görmeyeceğiniz polisiyelerden biri.
devamını gör...

evet. çok takipçim var. neden biliyor musunuz? şimdi şöyle işliyor süreç, anlatıyorum:

önce erkek olduğundan emin olduğum yazarlara mesaj atıyorum, masumane şekilde. bir şey sormak ya da herhangi bir tanımlarından dolayı teşekkür etmek ister gibi. sonra sohbeti iyice koyultuyorum. birkaç gün sürmeden hepsinden her türlü sosyal medya adresi, telefon falan, aklınıza ne geliyorsa alıyorum. adres veren bile var, inanır mısınız? birkaç gün içinde genellikle kıvama gelmiş oluyorlar. eh, güzel kadınım neticede. zorlanmıyorum pek.

çoğunlukla file çoraplı bacak fotoğrafı atıyorum. fazlasına gerek kalmıyor. her istediğimi yaptırabileceğim duruma geldiklerini anladığımda "takip etsene şekerim! ben de seni takip ederim." diyorum. adam salaklaşmış çoktan, ne desem yapacak. değil takip, dünyayı istesem getirecek ayağıma.

bazen içlerinden bazıları cidden hoşuma gidiyor. onlarla buluşma da ayarlıyorum. felekten bir gün ve gece çaldıktan sonra eve gelip sözlüğü açıyorum ve seri beğeni yapıyorum. gerçi eskisi gibi seri de olmuyor ama olsun... beğeni şart. yoksa elden gider adam, takipten çıkar maazallah. takibi bırakırlarsa ne yaparım ben? bak o kadar güzel, havalı falanım ama hayatım bu takiplere bağlı. beni bırakırlarsa ölürüm.

yav çocuk musunuz! yazıyoruz, beğeniyorlar işte. amma kurcaladınız bu işleri. ben bu takipçilerin %80'ini böyle boş şeyler yazmadan önce kazanmıştım. sağ olsunlar, hâlâ bir ışık görüyor olmalılar ki takibe devam ediyorlar. arada özüme dönüp fizikti, kuantumdu parçalıyorum bir şeyler ama son zamanlarda pek keyif almadığım için boş konuşmaya başladım. bakalım, gittiği yere kadar...

bu arada, çok takipçisi olan erkek yazarlar biliyorum. adresini veren olursa nickini söylerim. belki birlikte bir içki de içebiliriz bu bilgi karşısında, ne dersin?
devamını gör...

sanırım kaynak yazarın mabadı oluyor.
devamını gör...

güney kore’nin başkenti seul'de han nehri üzerine kurulmuş mapo köprüsü'ndeki intihar vakaları çoğalınca “ölüm köprüsü” olarak anılmaya başlamış. intiharları azaltmak için köprünün adı "yaşam köprüsü" olarak değiştirilmiş.
köprünün üzerine hayat ile ilgili güzel sözler eklenmiş. mesajlar arasında “en iyi günlerini daha görmedin”, “seni seviyorum”, “bir şey yedin mi” gibi sözler yer almış.
ertesi sene intihar oranı yüzde 77 düşmüş. ancak daha sonra intihar oranı 6 kat artmış. güney kore, intihar vakalarının en fazla görüldüğü ülkelerden biri olarak biliniyor.
bugün bir köprünün tam ortasında durdum, aşağıda alevler, arkamda melek, önümde şeytan. ikisi de aynı soruyu sordu… kimsin sen? kimin tarafındasın…aşk mı, intikam mı, mahkum mu, cellat mı… hep ikisinden birini seçmem istendi… ama hep bir üçüncü şık var… o da ateşe atlamak” (ramiz dayı).
devamını gör...

tedavülden kalkmış para gibi hissettiriyor hayat bazen insana;
adın var ama değerin yok,
senden bir şey olmuyor, yetkili merci dışında imha da edilemiyorsun.
olsa olsa nostaljik bir hatıra diye saklanırsın, bin yılda bir yüzüne bakılır.
o da eski liralar, delikli kuruşlar gibi itibar bekleme yani,
gereksiz bir gereklilik gibi...
devamını gör...

bence biz kör olmadık, biz zaten kördük

gören körler mi?

gördüğü halde göremeyen körler. jose saramago - körlük
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim