türk milletinin gereksiz kutsallaştırdığı şeyler
penis ve vajina.
devamını gör...
çıkmaza girip yolunuzu kaybettiğinizde yaptıklarınız
önce temiz bi söver rahatlarım.sonrasına da bakarız işte.
devamını gör...
take me to church
hozier 'in şarkısı.benim için tam bir başyapıt.
devamını gör...
online terapi
yüzyüze olanı gibi hiçbir şeye yaramayan aynı b.kun laciverti*
t:boş para masrafı mesleğin online olanı.
t:boş para masrafı mesleğin online olanı.
devamını gör...
tarkan cem yılmaz gökhan köhne hazımsız ve çapsızdır
beynin üstüne oturmuş ağzının bundan haberi yok...
tanım: beyin ölümü gerçekleşmiş bir siyasal islamcının hezeyanları
tanım: beyin ölümü gerçekleşmiş bir siyasal islamcının hezeyanları
devamını gör...
sürekli ayrılıp barışan çiftler
prüzlü zeminlerde ilerleyen ilişkiler için söylenen "uzatmalı" nitelemesine konu ve örnek teşkil eden çiftlerdir.
bu tip örneğin bir de, "taşıma su ile..." diye başlayanı vardır.
bu tip örneğin bir de, "taşıma su ile..." diye başlayanı vardır.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bir kadın düşlüyorum hep.
beni kavgalarımdan çekip alacak,
kısa saçlı kafamı göğsüne bastırıp,
her deliliğimi yaşamama bağlayacak,
dengesizliklerimden keyif alacak bir kadın,
güzel kokacak. teni mezarım olacak bir kadın. gamzesi olacak.. dudakları güzel,
öleceğim onda. nefesim kesilecek. kalbim duracak. topuklarını okşayıp. sırtını öpeceğim.
ellerini koklayacağım. parmaklarını öpüp, saçlarını okşayacağım..
bir kadın sadece. bu kadar çok dişi varken evrende, benim istediğim, arzuladığım, sadece bir kadın.
arınmış olacak tüm insani hırs ve bencilliklerden
konu ben olduğumda, yok sayacak her şeyi. gerekirse kendini. bir kadın sadece.
derdimin dermanı o çünkü. ruhumun ilacı o
ben onun ruhuna ve tenine girdiğimde, orada kalacağım.
bir daha incinmeyecek ruhum. kırılmayacak kemiklerim. etlerim dökülmeyecek.
gözlerim açılmayacak sonuna kadar. yumacağım.. ve öylece kalacağım. o'nda.
-zaman benim. geleceğe düşüyorum...
-inancım yok artık. tanrı sanırım beni yanlış anladı.
-bu kadar çok yaşamayı isterken, nedir bu ölüm sevdam. bilmiyorum. benim cehennemim de bu olsa gerek.
-"başkaları cehennemdir" demiş üstad. yanılıyor. başkaları kabir azabıdır. diş ağrısıdır. doğum sancısıdır.
-kedinin oynayıp da karman çorman ettiği bir yumağım lütfen ucumu bul ve sök beni!!
-zaman akıp geçiyor. ve ben hala önümden akıp geçen zamanla elimi yüzümü yıkayamıyorum.
-sigarayı günde 2 pakete çıkardım. elimden gelse, ekmeğin arasına azık ederim.
-şimdi yastığa kafamı koysam, geceye kadar uyurum. çok mutsuz olduğumdan olsa gerek. ya da çok yorgun. bilmiyorum.
-uykuya doymadan öleceğim ben. gözlerim şiş olacak yeniden dirildiğimde.
-kendime ait en sevdiğim özelliğim çok mutsuz olduğumda güzel şeyler yazmam olsa gerek.
-hep mutsuz olmalıyım sanırım. mutsuzken daha çok seviyorum kendimi. gözlerimden öpüyorum çaktırmadan.
elimden tutup sinemaya götürüyorum. geçenlerde bir pantolon hediye ettim kendime. sanırım şizofrenim.
-birazdan bir kase yoğurt yiyeceğim.
-çevremde, yapmam gereken şeyleri söyleyen o kadar çok insan var ki, bir tanesi bile ne yapmayı istediğimi sormuyor. annem bile.
-akşam bir filme gitmek istiyorum. tek başıma. mısırımı alıp da. gece de rakı içmek istiyorum. yine tek başıma. mum ışığı altında jeff buckley dinleyerek
-bence sizde yapmalısınız.
-ölümü çok merak ediyorum. ölene kadar ne olduğunu bilemeyeceğim ama.
-öpüşmeyi çok seviyorum. mucizevi geliyor bana.
-özlediğim tek bir insan yok. bir sürü insan bıraktım geçmişimde...
-zihnimden geçenlere yetişemiyorum.
-bir zamanlar sevdiğim kadının gecenin bir yarısı avuç içlerine bastırdığımda pilli bebekler gibi "ı love you" demişti.
belki size çok aptalca gelecek, bilmiyorum. ama ben bayılmıştım.
-jeff’i çok seviyorum. şarkı sözleri müthiş şiirler gibi geliyor bana.
-itiraf edecek bir şey yok aslında.
-hayat bir iftira gibi yapışmışken yakama.
-bilmiyorum.
-varlıkla yokluk arası bir şey işte.
-belki emeklemeden yürümüşüm.bilmiyorum.
-ve avuç içlerim soyuk.
-sanırım yaşıyorum. çünkü hala kanıyor bedenim.
-sanırım ölüyüm. hala mezarda gibiyim.
-sanırım can çekişiyorum. hala ve hala ölemedim bir türlü.
-bilmiyorum.
-ölüm-kalım meselesine döndü varoluşum.
-zaman denen kavrama hapsoldum.
-çıkışım geçmişte kaldı.
-ilk önce beynim çürüsün isterdim oysa.
-tüm sanatlar ilhamını ölümden alır derler.
-ben yaşamdan besleniyorum. vitamin eksikliğimin nedeni bu.
-içerimde bu kadar çok gurur ne ara gelip de yerleşti. haberim yok.
-savaşta atını gereksiz yere yoran bir savaşçının acemiliği var ruhumda.
-ben kendimi yordum.
-tüm kadınların bana bir seviş ve sevişme borçlu olduğunu inandım hep.
-nasıl bir ahmaklıksa bu. anlamadım gitti..
-ben hiç yalnız kalmadım aslında.. hep kendimle konuştum çünkü.
-delirmemin nedeni kalabalık olmammış meğerse.
-bir yüzleşme yaşıyorum aylardır.
-bu yüzden kayıbım aynalarda.. silüetim yok. bir hayaleti tıraş ediyorum sabahları. o ise dişlerimi fırçalıyor benim.
-büyük harflerle bağırıyorum aslında.
-duyan yok..
-kayıtsız bir sırıtış var artık yüzümde.
-hıçkırık ve ağlama arası bir gülüşün dış sesi.
-sabır taşım kırıldı.
-ben taş oldum.
-artık tanrıya kafa tutmuyorum..vazgeçtikleriminin arasında yada bilmiyorum.
-bir çok kişi yazılarımda kendilerini bulduğundan bahsediyor.
-ben kayboluyorum oysa yazarken..
-kendimi bulma arayışımın satır izleri bunlar..
-sadece uyumak istiyorum..
-gözlerim yuvalarından düşecek gibi.. ellerimle yerleştiriyorum çukurlarına.
-bir insanın hissettiği tek duygu sadece "zaman" olabilir mi?
-hayat arsızı oldum.
-yaşam yüzsüzü.
-yoruldum. hayatın molası olmalı.
-çok sevdiğim bir kitabı, filmi ya da şarkıyı eskiden herkesle paylaşmak isterdim. şimdilerde sadece kendime saklıyorum. bencillik mi bu?
-bir gün bir kitap yazmak istiyorum.
bir türlü intihar etmeyi başaramayıp,
her intihar denemesinde birilerinin mükemmel hayatını allak bullak eden bir adamın hikayesini.
ve bunun filmini çekmeyi düşünüyorum. (çalmayın fikrimi)
-balık yemeye bayılıyorum.
-ızgara tavuğa.
-rakı'ya.
-artık aşık olamıyorum galiba. vazgeçmem çok kolay oluyor çünkü.
-kendimi sevmememe karşın kendimden değerli tek bir insan ya da olgu göremiyorum.
-deliriyorum.
-kendimi öldürmekten korkuyorum.
-babamdan hiç öyle çok dayak yemedim. ama beni hiç öptüğünü de hatırlamam. keşke dövseydi. en azından elleri yüzüme değmiş olurdu.
-tanrı benim için koca bir hayal kırıklığı. eminim ki ben de o'nun için koca bir hayal kırıklığıyım.
-hayatta en dibe vurduğum tek bir an yok. hala gidiyorum o dibe.
-keşke ölüm stilimi seçme şansım olsaydı. tıraş olup, tamamen simsiyah giyinmek isterdim.
-kulaklıkla müzik dinlemek çok güzel. dışarıdan gelebilecek her sesi bastırıyor.
-batıl inançlarım yok, ama ekmeğin ters çevrilmesi ruhumu acıtır.
-tanrı olsaydım, insanlığı kendi haline bırakıp giderdim bir gün.
-büyüyünce ne olacaksın diye bir kere sorulmadı bana. ben de bu yüzden hiçbir şey olamadım.
-artık musluk suyunu hiç kimse içmiyor.
-yapay çiçekler kadar dekorasyon ayıbı başka bir şey yok.
-kronik olabilir mutsuzluğum.. bilmiyorum.
-insanların aşktan daha önemli işleri var. garip geliyor bu bana...
-çok şey itiraf ettim kendime. bunca zaman. belki de hepsi bir iftiraydı...
kendime atıp, yüzüme ve gözüme bulaştırdığım.. bilmiyorum.
-boşvermenin ne demek olduğunu öğrendim artık.
-insanı da terbiye eden bir şey var. ve o şey, en rütbeli olan. ne mi o şey; tabi ki zaman!!
-bir kavgaya tutuşmuş gibi yaşıyorum hayatı.
-geceleri manik, gündüzleri depresifim..
-içimde koca bir adam varmış gibi hissediyorum hep..
-kendimden korkuyorum.
-zamansız terkettiğim sevgililerin ardından bağırmak istiyorum; "dön lütfen, yoksa dünyayı ters çevireceğim öfkemle.. sonunda kaçtığına toslayacaksın.."
-ilk tanışma faslında "memnun oldum" demekten daha samimiyetsiz ne var?
-beni linç etmeli birileri. ama şimdi değil. önceden. zamanda geriye dönüş yok değil mi? geç kaldınız! sizin için üzgünüm!
-geçmişte bir gün bir yazı okumuştum; 'doğuda doğmak suç olsaydı en büyük suçlu güneş olurdu' demiş birisi yüreğine hayran kalmıştım yazanın.
-bugün babama kızdım uzun bir aradan sonra."bu zamana kadar yaptığın hiçbir şey doğru değildi" dedim.
-beni duyabildi mi bilmiyorum...
-en çok ellerim üşür. eldiven takmayı hiçbir zaman sevemedim.
-şemsiye taşımayı dansevmiyorum.
-bir kadının köprücük kemiğine yuva yapmak isterdim.
-benim esaretim, özgürlüğüm.
-bugün saçlarımı kazıtmayı da düşündüm.
-dünya, üstündekileri fırlatacak kadar hızlı dönmeli ya da kendini kusturacak kadar hızlı dönmeli.
-zihnim ve ruhum uyuşuyor.
-muhteşem bir boşvermişliği yaşarken bu kadar hassas olmamın nedeni ne? sanırım buna yenilmek deniliyor.
-duvarlarında ayna olan bir mekanda çok güzel bir kadınla o aynalardan kesişmekten daha lezzetli ne olabilir?
-büyünce ölü olacağım...
-bir gün istanbul havaalanında kendi uçuş kapımı bulmak için üç kişiye bir şey sorabilir miyim dedim. üçü de aynı cevabı verdi, "hayır"
-ellerimi çok severdi sevgililerim..
-dün çok şahane bir deri mont beğendim. üzerimdekinin kahve renkli olanı.
-birisi gönüllü dinlese beni, hiçbir hastalığım olmaz ama.
-insanlara gıcık olup yalnızlıktan nefret ediyorum.
-ciğerim yanıyor.
-geberene kadar ayakta durup da öyle gebermek istiyorum. dimdik. küfür gibi.
-tıka-basa öfkeyle doluyum.
-iki gece üst üste ağladım. hayatım, zincirleme yaşam kazasına döndü.
beni kavgalarımdan çekip alacak,
kısa saçlı kafamı göğsüne bastırıp,
her deliliğimi yaşamama bağlayacak,
dengesizliklerimden keyif alacak bir kadın,
güzel kokacak. teni mezarım olacak bir kadın. gamzesi olacak.. dudakları güzel,
öleceğim onda. nefesim kesilecek. kalbim duracak. topuklarını okşayıp. sırtını öpeceğim.
ellerini koklayacağım. parmaklarını öpüp, saçlarını okşayacağım..
bir kadın sadece. bu kadar çok dişi varken evrende, benim istediğim, arzuladığım, sadece bir kadın.
arınmış olacak tüm insani hırs ve bencilliklerden
konu ben olduğumda, yok sayacak her şeyi. gerekirse kendini. bir kadın sadece.
derdimin dermanı o çünkü. ruhumun ilacı o
ben onun ruhuna ve tenine girdiğimde, orada kalacağım.
bir daha incinmeyecek ruhum. kırılmayacak kemiklerim. etlerim dökülmeyecek.
gözlerim açılmayacak sonuna kadar. yumacağım.. ve öylece kalacağım. o'nda.
-zaman benim. geleceğe düşüyorum...
-inancım yok artık. tanrı sanırım beni yanlış anladı.
-bu kadar çok yaşamayı isterken, nedir bu ölüm sevdam. bilmiyorum. benim cehennemim de bu olsa gerek.
-"başkaları cehennemdir" demiş üstad. yanılıyor. başkaları kabir azabıdır. diş ağrısıdır. doğum sancısıdır.
-kedinin oynayıp da karman çorman ettiği bir yumağım lütfen ucumu bul ve sök beni!!
-zaman akıp geçiyor. ve ben hala önümden akıp geçen zamanla elimi yüzümü yıkayamıyorum.
-sigarayı günde 2 pakete çıkardım. elimden gelse, ekmeğin arasına azık ederim.
-şimdi yastığa kafamı koysam, geceye kadar uyurum. çok mutsuz olduğumdan olsa gerek. ya da çok yorgun. bilmiyorum.
-uykuya doymadan öleceğim ben. gözlerim şiş olacak yeniden dirildiğimde.
-kendime ait en sevdiğim özelliğim çok mutsuz olduğumda güzel şeyler yazmam olsa gerek.
-hep mutsuz olmalıyım sanırım. mutsuzken daha çok seviyorum kendimi. gözlerimden öpüyorum çaktırmadan.
elimden tutup sinemaya götürüyorum. geçenlerde bir pantolon hediye ettim kendime. sanırım şizofrenim.
-birazdan bir kase yoğurt yiyeceğim.
-çevremde, yapmam gereken şeyleri söyleyen o kadar çok insan var ki, bir tanesi bile ne yapmayı istediğimi sormuyor. annem bile.
-akşam bir filme gitmek istiyorum. tek başıma. mısırımı alıp da. gece de rakı içmek istiyorum. yine tek başıma. mum ışığı altında jeff buckley dinleyerek
-bence sizde yapmalısınız.
-ölümü çok merak ediyorum. ölene kadar ne olduğunu bilemeyeceğim ama.
-öpüşmeyi çok seviyorum. mucizevi geliyor bana.
-özlediğim tek bir insan yok. bir sürü insan bıraktım geçmişimde...
-zihnimden geçenlere yetişemiyorum.
-bir zamanlar sevdiğim kadının gecenin bir yarısı avuç içlerine bastırdığımda pilli bebekler gibi "ı love you" demişti.
belki size çok aptalca gelecek, bilmiyorum. ama ben bayılmıştım.
-jeff’i çok seviyorum. şarkı sözleri müthiş şiirler gibi geliyor bana.
-itiraf edecek bir şey yok aslında.
-hayat bir iftira gibi yapışmışken yakama.
-bilmiyorum.
-varlıkla yokluk arası bir şey işte.
-belki emeklemeden yürümüşüm.bilmiyorum.
-ve avuç içlerim soyuk.
-sanırım yaşıyorum. çünkü hala kanıyor bedenim.
-sanırım ölüyüm. hala mezarda gibiyim.
-sanırım can çekişiyorum. hala ve hala ölemedim bir türlü.
-bilmiyorum.
-ölüm-kalım meselesine döndü varoluşum.
-zaman denen kavrama hapsoldum.
-çıkışım geçmişte kaldı.
-ilk önce beynim çürüsün isterdim oysa.
-tüm sanatlar ilhamını ölümden alır derler.
-ben yaşamdan besleniyorum. vitamin eksikliğimin nedeni bu.
-içerimde bu kadar çok gurur ne ara gelip de yerleşti. haberim yok.
-savaşta atını gereksiz yere yoran bir savaşçının acemiliği var ruhumda.
-ben kendimi yordum.
-tüm kadınların bana bir seviş ve sevişme borçlu olduğunu inandım hep.
-nasıl bir ahmaklıksa bu. anlamadım gitti..
-ben hiç yalnız kalmadım aslında.. hep kendimle konuştum çünkü.
-delirmemin nedeni kalabalık olmammış meğerse.
-bir yüzleşme yaşıyorum aylardır.
-bu yüzden kayıbım aynalarda.. silüetim yok. bir hayaleti tıraş ediyorum sabahları. o ise dişlerimi fırçalıyor benim.
-büyük harflerle bağırıyorum aslında.
-duyan yok..
-kayıtsız bir sırıtış var artık yüzümde.
-hıçkırık ve ağlama arası bir gülüşün dış sesi.
-sabır taşım kırıldı.
-ben taş oldum.
-artık tanrıya kafa tutmuyorum..vazgeçtikleriminin arasında yada bilmiyorum.
-bir çok kişi yazılarımda kendilerini bulduğundan bahsediyor.
-ben kayboluyorum oysa yazarken..
-kendimi bulma arayışımın satır izleri bunlar..
-sadece uyumak istiyorum..
-gözlerim yuvalarından düşecek gibi.. ellerimle yerleştiriyorum çukurlarına.
-bir insanın hissettiği tek duygu sadece "zaman" olabilir mi?
-hayat arsızı oldum.
-yaşam yüzsüzü.
-yoruldum. hayatın molası olmalı.
-çok sevdiğim bir kitabı, filmi ya da şarkıyı eskiden herkesle paylaşmak isterdim. şimdilerde sadece kendime saklıyorum. bencillik mi bu?
-bir gün bir kitap yazmak istiyorum.
bir türlü intihar etmeyi başaramayıp,
her intihar denemesinde birilerinin mükemmel hayatını allak bullak eden bir adamın hikayesini.
ve bunun filmini çekmeyi düşünüyorum. (çalmayın fikrimi)
-balık yemeye bayılıyorum.
-ızgara tavuğa.
-rakı'ya.
-artık aşık olamıyorum galiba. vazgeçmem çok kolay oluyor çünkü.
-kendimi sevmememe karşın kendimden değerli tek bir insan ya da olgu göremiyorum.
-deliriyorum.
-kendimi öldürmekten korkuyorum.
-babamdan hiç öyle çok dayak yemedim. ama beni hiç öptüğünü de hatırlamam. keşke dövseydi. en azından elleri yüzüme değmiş olurdu.
-tanrı benim için koca bir hayal kırıklığı. eminim ki ben de o'nun için koca bir hayal kırıklığıyım.
-hayatta en dibe vurduğum tek bir an yok. hala gidiyorum o dibe.
-keşke ölüm stilimi seçme şansım olsaydı. tıraş olup, tamamen simsiyah giyinmek isterdim.
-kulaklıkla müzik dinlemek çok güzel. dışarıdan gelebilecek her sesi bastırıyor.
-batıl inançlarım yok, ama ekmeğin ters çevrilmesi ruhumu acıtır.
-tanrı olsaydım, insanlığı kendi haline bırakıp giderdim bir gün.
-büyüyünce ne olacaksın diye bir kere sorulmadı bana. ben de bu yüzden hiçbir şey olamadım.
-artık musluk suyunu hiç kimse içmiyor.
-yapay çiçekler kadar dekorasyon ayıbı başka bir şey yok.
-kronik olabilir mutsuzluğum.. bilmiyorum.
-insanların aşktan daha önemli işleri var. garip geliyor bu bana...
-çok şey itiraf ettim kendime. bunca zaman. belki de hepsi bir iftiraydı...
kendime atıp, yüzüme ve gözüme bulaştırdığım.. bilmiyorum.
-boşvermenin ne demek olduğunu öğrendim artık.
-insanı da terbiye eden bir şey var. ve o şey, en rütbeli olan. ne mi o şey; tabi ki zaman!!
-bir kavgaya tutuşmuş gibi yaşıyorum hayatı.
-geceleri manik, gündüzleri depresifim..
-içimde koca bir adam varmış gibi hissediyorum hep..
-kendimden korkuyorum.
-zamansız terkettiğim sevgililerin ardından bağırmak istiyorum; "dön lütfen, yoksa dünyayı ters çevireceğim öfkemle.. sonunda kaçtığına toslayacaksın.."
-ilk tanışma faslında "memnun oldum" demekten daha samimiyetsiz ne var?
-beni linç etmeli birileri. ama şimdi değil. önceden. zamanda geriye dönüş yok değil mi? geç kaldınız! sizin için üzgünüm!
-geçmişte bir gün bir yazı okumuştum; 'doğuda doğmak suç olsaydı en büyük suçlu güneş olurdu' demiş birisi yüreğine hayran kalmıştım yazanın.
-bugün babama kızdım uzun bir aradan sonra."bu zamana kadar yaptığın hiçbir şey doğru değildi" dedim.
-beni duyabildi mi bilmiyorum...
-en çok ellerim üşür. eldiven takmayı hiçbir zaman sevemedim.
-şemsiye taşımayı dansevmiyorum.
-bir kadının köprücük kemiğine yuva yapmak isterdim.
-benim esaretim, özgürlüğüm.
-bugün saçlarımı kazıtmayı da düşündüm.
-dünya, üstündekileri fırlatacak kadar hızlı dönmeli ya da kendini kusturacak kadar hızlı dönmeli.
-zihnim ve ruhum uyuşuyor.
-muhteşem bir boşvermişliği yaşarken bu kadar hassas olmamın nedeni ne? sanırım buna yenilmek deniliyor.
-duvarlarında ayna olan bir mekanda çok güzel bir kadınla o aynalardan kesişmekten daha lezzetli ne olabilir?
-büyünce ölü olacağım...
-bir gün istanbul havaalanında kendi uçuş kapımı bulmak için üç kişiye bir şey sorabilir miyim dedim. üçü de aynı cevabı verdi, "hayır"
-ellerimi çok severdi sevgililerim..
-dün çok şahane bir deri mont beğendim. üzerimdekinin kahve renkli olanı.
-birisi gönüllü dinlese beni, hiçbir hastalığım olmaz ama.
-insanlara gıcık olup yalnızlıktan nefret ediyorum.
-ciğerim yanıyor.
-geberene kadar ayakta durup da öyle gebermek istiyorum. dimdik. küfür gibi.
-tıka-basa öfkeyle doluyum.
-iki gece üst üste ağladım. hayatım, zincirleme yaşam kazasına döndü.
devamını gör...
bir dizide keşke olmasaydı dediğiniz karakterler
kurtlar vadisi pusu disizinde yer alan cahit. gerçekten bu adamın oyunculuğu çok donuk ve diğer karakterler ile çok uyumsuz. laz ziya'nın kedisi bile dizi için daha önemli kalıyor cahit'in yanında.
devamını gör...
düşünüyorum öyleyse entry gireyim
en büyük erdemin düşünmek olduğunu bilen ve düşüncelerini sözlüğe yazmaya karar veren birinin lafıdır.
devamını gör...
tarihte bugün
1915 - çanakkale boğazı'nda ağır hasar gören birleşik donanma'nın geri çekilmesi ile çanakkale deniz harekâtı sona erdi.
devamını gör...
emile munier
2 haziran 1840'da paris'de doğan fransız akademesi sanatçısıdır. 3 erkek kardeşi vardır.
ilk portresini 1854 yılında yani 14 yaşında yapmıştır ve 3 madalya kazanmıştır. eserlerine baktığımızda hep anne- çocuk sevgisi, hayvan sevgisi ve doğa sevgisi gibi resmedilmesi en zor duyguyu yani sevgiyi resmetmiş bir sanatçı olduğunu görürüz. hani bazen bir kişiye veya duruma olan sevginizi anlatacak kelimeler bulamazsınız ya, sadece gözlerinizle anlatabilirsiniz, émile munier da aynı o şekilde; sevgiyi, resmettiği kişilerin gözleriyle ve bakışlarıyla anlatmaya çalışmış ve bunda fazlasıyla başarılı olmuş. çizdiği resimlerdeki kişilerin gözlerinden huzuru, sevgiyi, şefkati ve dinginliği görmek hiç zor değil. o his direkt olarak yayılıyor bedeninize.
zaten ''çocuklarından ilham alan ressam'' olarak da bilinir. eserlerinin çoğunda çocukları, özellikle kızı kendisine modellik etmiştir.
ressamlığının yanında ayrıca öğrencilerine resim dersleri de vermiş, hatta en son dersini ölümünden birkaç gün önce gerçekleştirmiştir. 1895 yılında da hayata veda etmiştir.
kısaca, nahif şeylerin hastası biri olarak émile munier beni eserleriyle büyülemiş bir ressam. bazı eserleri için:
fishing for minnows (1893)

a tender embrace (1887)

her best friend (1882).
ilk portresini 1854 yılında yani 14 yaşında yapmıştır ve 3 madalya kazanmıştır. eserlerine baktığımızda hep anne- çocuk sevgisi, hayvan sevgisi ve doğa sevgisi gibi resmedilmesi en zor duyguyu yani sevgiyi resmetmiş bir sanatçı olduğunu görürüz. hani bazen bir kişiye veya duruma olan sevginizi anlatacak kelimeler bulamazsınız ya, sadece gözlerinizle anlatabilirsiniz, émile munier da aynı o şekilde; sevgiyi, resmettiği kişilerin gözleriyle ve bakışlarıyla anlatmaya çalışmış ve bunda fazlasıyla başarılı olmuş. çizdiği resimlerdeki kişilerin gözlerinden huzuru, sevgiyi, şefkati ve dinginliği görmek hiç zor değil. o his direkt olarak yayılıyor bedeninize.
zaten ''çocuklarından ilham alan ressam'' olarak da bilinir. eserlerinin çoğunda çocukları, özellikle kızı kendisine modellik etmiştir.
ressamlığının yanında ayrıca öğrencilerine resim dersleri de vermiş, hatta en son dersini ölümünden birkaç gün önce gerçekleştirmiştir. 1895 yılında da hayata veda etmiştir.
kısaca, nahif şeylerin hastası biri olarak émile munier beni eserleriyle büyülemiş bir ressam. bazı eserleri için:
fishing for minnows (1893)

a tender embrace (1887)

her best friend (1882).
devamını gör...
sözlükte 30'luk teyzelerin cirit atması
dün gece attığım ciritler bu sabah düşmüş demek.
devamını gör...
şecaat arz ederken merd-i kıptî sirkatin söyler
"çingenenin merdi kendini överken hırsızlığını söyler" manasında bir deyim. övünülmeyecek şeyler ile övünenlere söylenir genelde.
devamını gör...
bruce dickinson
iron maiden grubunun efsane vokalisti, günlük hayatında boeing 757 uçurabilen başarılı bir pilot, yazar, senarist, yapımcı ve eskrimci mükemmel insan. 62 yaşında olmasına karşın sahnedeki inanılmaz enerjisi ve yıllandıkça bir şarap gibi daha da güzelleşen sesi ile bana göre heavy metal tarzında gelmiş geçmiş en iyi vokalisttir.
devamını gör...
bir kitap yazsanız adı ne olurdu sorunsalı
sessiz tanık.
devamını gör...
kalender'in ağlama duvarı
neden bu arkadaşa böyle davranıyorlar bilmiyorum o yüzden anlamadığım başlıktır.
şimdi gidip bu arkadaşın nickaltını okuyacağım.
okudum pek bir şey yokmuş bir kaç kişi garip yorumlarda bulunmuş.
galiba yönetimle arasında problem olmuş eee olabilir tabiki zaten olmaması garip bir olay olurdu her yazar böyle şeyler yaşar.
ben kendisini severek takip ediyorum.
kendisi popoya popo demeyi seven bir yazar.
büyük ihtimalle o popoya popo yerine g** g** yazardı işte bu yüzden sorun yaşıyor insanlarla.
tabi bunlar benim görüşüm kendisine hak verdiğim kısımlar var ama hak vermediğim kısımlarda var.
ayrıca kim sürü psikolojisiyle bu adamı taşlamaya kalkıyorsa yazıklar olsun.
efendi gibi sitem edenler alınmaz zaten.
şimdi gidip bu arkadaşın nickaltını okuyacağım.
okudum pek bir şey yokmuş bir kaç kişi garip yorumlarda bulunmuş.
galiba yönetimle arasında problem olmuş eee olabilir tabiki zaten olmaması garip bir olay olurdu her yazar böyle şeyler yaşar.
ben kendisini severek takip ediyorum.
kendisi popoya popo demeyi seven bir yazar.
büyük ihtimalle o popoya popo yerine g** g** yazardı işte bu yüzden sorun yaşıyor insanlarla.
tabi bunlar benim görüşüm kendisine hak verdiğim kısımlar var ama hak vermediğim kısımlarda var.
ayrıca kim sürü psikolojisiyle bu adamı taşlamaya kalkıyorsa yazıklar olsun.
efendi gibi sitem edenler alınmaz zaten.
devamını gör...
sevgilisi olmayan ezik erkek
niye ezik oluyorum acaba diye sorarım.
olmuyorsa bunun benim suçum mu olması gerekiyor veya sevgilim olacak kişinin suçu mu olması gerekiyor?
benim için imkânsız bir ilişki türüdür sevgili olmak mesela.
geleceği olmayan biri olarak karşımdaki insana neyi nasıl vaad edebilirim ?
engeller sadece kişiliklerle alakalı olmayabilir.
insanları yargılarken biraz ama biraz empati yapabilirsiniz. bu sizi küçültmek yerine yuceltir inanın.
olmuyorsa bunun benim suçum mu olması gerekiyor veya sevgilim olacak kişinin suçu mu olması gerekiyor?
benim için imkânsız bir ilişki türüdür sevgili olmak mesela.
geleceği olmayan biri olarak karşımdaki insana neyi nasıl vaad edebilirim ?
engeller sadece kişiliklerle alakalı olmayabilir.
insanları yargılarken biraz ama biraz empati yapabilirsiniz. bu sizi küçültmek yerine yuceltir inanın.
devamını gör...
sokak hayvanlarını besliyoruz kampanyası
biliyorsunuz bu zorlu soğuk, karlı günlerde sokak hayvanlarının yemek bulması bir hayli zor oluyor. en azından bu çarşambaya kadar herkes evinin önüne birer kap mama, su koyarsa birazda olsa onlara yardımcı olabiliriz. bu başlığı açma amacım farkındalık olması için benim gibi yaz, kış demeden hayvanları besleyen arkadaşlarımız zaten bu konuda bilinçli. *
devamını gör...
dede yadigarı olup hala saklanan şeyler
uçlarına çentik attığı 6 yemek kaşığı.
babam onlardan başka kaşık kullanmaz.
babam onlardan başka kaşık kullanmaz.
devamını gör...
honda
2019 yılında sadece amerika da 1,608,176 ünite otomobil satışı yapan, amerikada her sene yapılan pazar araştırmalarında satış adetlerinde rakiplerine deliler gibi fark atan, sorunsuzluğu ile bilinen japon otomobil markası. ancak honda'yı sadece otomotiv üzerinden değerlendirmek yanlış olur.
honda esasında 1946 yılında 'honda' marka haklarına sahip olmasına rağmen aslında markanın kurucusu ve isim babası olan, azmin, başarının, başarısızlığın, mücadele etmenin kelime anlamlarının ayaklı hali olan soichiro honda tarafından kuruldu.
soichiro honda 1906 yılında japonya'nın hamamatsu şehrinde dünyaya geldi. dört zamanlı motorların verimliliği konusunda aklındaki ufak tefek fikirleri küçük atölyesinde uygulayıp, bu fikirleri zamanının ve şimdinin en büyük japon otomobil şirketi olan toyota'ya sunduğunda ve alay edilerek toyota'dan fikirleri için ödenek bulamadığı zaman yaşamıştı hayatındaki en büyük hayal kırılığını. başından kaynar sular dökülme hissi.
honda yılmayan, asla pes etmeyen bir yapıya sahipti. küçük atölyesinde tekrar ve tekrar dört zamanlı motorlar üzerine çalışarak hem verimlilik anlamında kayda değer sonuçlar elde etmeye çalışıyor hem de iki zamanlı motorlara sahip ufak mobiletler üretip satıyordu.
soichiro honda birkaç sene süren atölye çalışmalarından sonra toyota'dan ödenek almayı başardı ve toyota ile birlikte dört zamanlı motorlar geliştirmeye başladılar. verimli, sorunsuz motorlar.
soichiro honda hem mobilet üretiyor hemde toyota ile birlikte çalışarak edindiği tecrübelerle kendini yavaş yavaş iki teker üzerinden dört teker üzerine geçmek için hazırlıyordu.
honda kendi seri imalat fabrikasını hayata geçirmişti. ancak bu fabrikanın ömrü pek kısa oldu. zira fabrika amerikalılar tarafından 2. dünya savaşında yok edildi. tekrar fabrika inşa etti. bu fabrika'da deprem sırasında hasar görerek kullanılmaz hale geldi.
japonya'da bir şeyler inşa etmek için çimento bulunmadığı o kıtlık zamanlarında soichiro honda kendi çimentosunu icat etti. şu an hamamatsu'da bulunan fabrika hala cvt şanzıman üniteleri üreterek honda'nın adına yakışır şekilde üretime devam ediyor.
honda markası ise fabrikası 3 kez bombalanmasına rağmen şu an amerikalılar tarafından en çok tercih edilen otomobil markalarda her zaman ilk üç veya beşin içinde oluyor.
soichiro honda'nın dediği gibi "başarının yüzde doksan dokuzu, başarısızlıktır."
velhasıl önemli bir markadır, japon üretim felsefesine uygun üretim alışkanlıklarıyla üretime devam eder. sorunsuzluğunun temelinde ise basitlik yatar. basit, güvenilir. ancak sorunsuz.
honda esasında 1946 yılında 'honda' marka haklarına sahip olmasına rağmen aslında markanın kurucusu ve isim babası olan, azmin, başarının, başarısızlığın, mücadele etmenin kelime anlamlarının ayaklı hali olan soichiro honda tarafından kuruldu.
soichiro honda 1906 yılında japonya'nın hamamatsu şehrinde dünyaya geldi. dört zamanlı motorların verimliliği konusunda aklındaki ufak tefek fikirleri küçük atölyesinde uygulayıp, bu fikirleri zamanının ve şimdinin en büyük japon otomobil şirketi olan toyota'ya sunduğunda ve alay edilerek toyota'dan fikirleri için ödenek bulamadığı zaman yaşamıştı hayatındaki en büyük hayal kırılığını. başından kaynar sular dökülme hissi.
honda yılmayan, asla pes etmeyen bir yapıya sahipti. küçük atölyesinde tekrar ve tekrar dört zamanlı motorlar üzerine çalışarak hem verimlilik anlamında kayda değer sonuçlar elde etmeye çalışıyor hem de iki zamanlı motorlara sahip ufak mobiletler üretip satıyordu.
soichiro honda birkaç sene süren atölye çalışmalarından sonra toyota'dan ödenek almayı başardı ve toyota ile birlikte dört zamanlı motorlar geliştirmeye başladılar. verimli, sorunsuz motorlar.
soichiro honda hem mobilet üretiyor hemde toyota ile birlikte çalışarak edindiği tecrübelerle kendini yavaş yavaş iki teker üzerinden dört teker üzerine geçmek için hazırlıyordu.
honda kendi seri imalat fabrikasını hayata geçirmişti. ancak bu fabrikanın ömrü pek kısa oldu. zira fabrika amerikalılar tarafından 2. dünya savaşında yok edildi. tekrar fabrika inşa etti. bu fabrika'da deprem sırasında hasar görerek kullanılmaz hale geldi.
japonya'da bir şeyler inşa etmek için çimento bulunmadığı o kıtlık zamanlarında soichiro honda kendi çimentosunu icat etti. şu an hamamatsu'da bulunan fabrika hala cvt şanzıman üniteleri üreterek honda'nın adına yakışır şekilde üretime devam ediyor.
honda markası ise fabrikası 3 kez bombalanmasına rağmen şu an amerikalılar tarafından en çok tercih edilen otomobil markalarda her zaman ilk üç veya beşin içinde oluyor.
soichiro honda'nın dediği gibi "başarının yüzde doksan dokuzu, başarısızlıktır."
velhasıl önemli bir markadır, japon üretim felsefesine uygun üretim alışkanlıklarıyla üretime devam eder. sorunsuzluğunun temelinde ise basitlik yatar. basit, güvenilir. ancak sorunsuz.
devamını gör...