okumak
okuduğunuzu anlayın lütfen.
"hayvanları çok sevdiğim için hayvan çiftliği kitabını aldım"
"hayvanları çok sevdiğim için hayvan çiftliği kitabını aldım"
devamını gör...
film uyarlamaları kendinden iyi olan kitaplar
1. forrest gump
2. ingiliz hasta
3. the constant gardener
4. jackie brown
5. yabana doğru
6. blade runner
7. sapık
8. v for vendetta
9. tiffanyde kahvaltı
10. motosiklet günlükleri
2. ingiliz hasta
3. the constant gardener
4. jackie brown
5. yabana doğru
6. blade runner
7. sapık
8. v for vendetta
9. tiffanyde kahvaltı
10. motosiklet günlükleri
devamını gör...
bir kadına en çok yakışan aksesuar
tabiki gülüşü.
ne kadar süslenirsen süslen, gülebildiğin kadar güzelsin.
güldüren-keyif veren adama denk gelen kadın, birde kendi kolay gülen-kaprisi olmayan kadın, işte bu dünyadaki en uyumlu çift-en şanslı çift.
ne kadar süslenirsen süslen, gülebildiğin kadar güzelsin.
güldüren-keyif veren adama denk gelen kadın, birde kendi kolay gülen-kaprisi olmayan kadın, işte bu dünyadaki en uyumlu çift-en şanslı çift.
devamını gör...
hz. ali
"imam ali" olarak da bilinir. ali bin ebu talib, haşimoğulları'ından muhammed'in amcası olan ebu talib'in (abdümenaf bin abdulmüttalib bin haşim el-kureyşi) oğludur. daha sonra da muhammedin kızı fatıma (fatıma binti muhammed) ile evlenmiştir. islam dinini kabul ederek müslüman olan ilk erkek sahabedir. islam devletinin 4. halifesi olmuş 656-661 yılları arasında arap yarımadası'nda siyasi iktidar olmuştur. kendisinden önceki halife hz. osman'dır. halife hz ali döneminde (656-661) müslümanlar arasındaki ilk iç savaş çıkmıştır. nasıl çıkmasın ki? kendisinden önceki halife suikaste kurban gitmiştir. (bkz: fitne)
ali bin ebu talip, mekke şehrinde 599 yılında kabe'de doğmuştur. ali'nin annesi fatıma (fatıma bint esed) kabe'de 4 gün doğum sancısı çekmiştir.
not: kabe gibi kutsal bir mekanda çocuk doğurmak ne demektir? islam peygamberi muhammed'in siyasi iktidarının veliahtı ali bin ebu talip olacak demektir. zaten muhammed bizzat ali'yi himayesine almıştır. böylece haşimoğulları'nın siyasi hakimiyetlerine tanrısal bir dayanak kazandırmışlardır. ayrıca muhammed bu hamlesiyle amcası ebu talib'e vefa borcunu ödemiştir. çünkü muhammed'in babası abdullah (abdullah bin abdulmuttalib), muhammed daha bebekken ölmüştür ve amcası ebu talib onu büyütmüştür.
hz. ali, eşlerinden ve cariyelerinden toplam 32 çocuk (14 oğlan 18 kız) sahibiydi. oğullarından çoğu kerbela savaşı'nda öldürülmüştür.
632 yılında muhammed'in ölümüyle ilk halifenin kim olacağı merak ediliyordu. ali, muhammed'in en yakın akrabası olduğu için defin işlemleriyle ilgilenirken (bkz: gasil) siyasi yandaşlar edinen hz. ebu bekir ilk halife olarak seçildi. oysa rivayetlere göre ilk halifenin ali olması gerektiğini bizzat muhammed söylemiştir.
muhammed'in ölümünün ardından mirasçıları arasında medine yakınlarındaki yahudilerin yaşadığı fedek arazisi krizi çıktı. (bkz: hayber) ilk halife hz. ebu bekir, haşimoğulları'na bu toprakları vermek istemedi. ancak ikinci halife hz. ömer(ömer bin hattab) medine'deki arazileri muhammed'in kişisel mirası sayarak haşimoğulları'na verirken fedek ve haber arazilerini devlet malı olarak hazineye kayıt ettirmiştir.
hz. ali 658 yılında nehrevan muharebesi'nde harici mezhebi taraftarları ile savaştı ve çoğunu öldürdü. hariciler kufe mescidinin mihrabında namaz kılan hz. ali'ye suikast düzenlemiş ve zehirli bir kılıçla yaralanan hz. ali 21 gün sonra yatağında ölmüştür (661). hariciler'in bölgedeki yahudilerden de destek aldığı rivayet edilir.
dip not: hz. ali, amcasının oğlunun kızıyla evlenmiştir. bu bir akraba evliliğidir. bildiğiniz üzere akraba evlilikleri siyasi bir gücü pekiştirmek, maddi mirası bölmemek, meşru iktidar sağlamak gibi amaçlarla yapılmaktadır.
ali bin ebu talip, mekke şehrinde 599 yılında kabe'de doğmuştur. ali'nin annesi fatıma (fatıma bint esed) kabe'de 4 gün doğum sancısı çekmiştir.
not: kabe gibi kutsal bir mekanda çocuk doğurmak ne demektir? islam peygamberi muhammed'in siyasi iktidarının veliahtı ali bin ebu talip olacak demektir. zaten muhammed bizzat ali'yi himayesine almıştır. böylece haşimoğulları'nın siyasi hakimiyetlerine tanrısal bir dayanak kazandırmışlardır. ayrıca muhammed bu hamlesiyle amcası ebu talib'e vefa borcunu ödemiştir. çünkü muhammed'in babası abdullah (abdullah bin abdulmuttalib), muhammed daha bebekken ölmüştür ve amcası ebu talib onu büyütmüştür.
hz. ali, eşlerinden ve cariyelerinden toplam 32 çocuk (14 oğlan 18 kız) sahibiydi. oğullarından çoğu kerbela savaşı'nda öldürülmüştür.
632 yılında muhammed'in ölümüyle ilk halifenin kim olacağı merak ediliyordu. ali, muhammed'in en yakın akrabası olduğu için defin işlemleriyle ilgilenirken (bkz: gasil) siyasi yandaşlar edinen hz. ebu bekir ilk halife olarak seçildi. oysa rivayetlere göre ilk halifenin ali olması gerektiğini bizzat muhammed söylemiştir.
muhammed'in ölümünün ardından mirasçıları arasında medine yakınlarındaki yahudilerin yaşadığı fedek arazisi krizi çıktı. (bkz: hayber) ilk halife hz. ebu bekir, haşimoğulları'na bu toprakları vermek istemedi. ancak ikinci halife hz. ömer(ömer bin hattab) medine'deki arazileri muhammed'in kişisel mirası sayarak haşimoğulları'na verirken fedek ve haber arazilerini devlet malı olarak hazineye kayıt ettirmiştir.
hz. ali 658 yılında nehrevan muharebesi'nde harici mezhebi taraftarları ile savaştı ve çoğunu öldürdü. hariciler kufe mescidinin mihrabında namaz kılan hz. ali'ye suikast düzenlemiş ve zehirli bir kılıçla yaralanan hz. ali 21 gün sonra yatağında ölmüştür (661). hariciler'in bölgedeki yahudilerden de destek aldığı rivayet edilir.
dip not: hz. ali, amcasının oğlunun kızıyla evlenmiştir. bu bir akraba evliliğidir. bildiğiniz üzere akraba evlilikleri siyasi bir gücü pekiştirmek, maddi mirası bölmemek, meşru iktidar sağlamak gibi amaçlarla yapılmaktadır.
devamını gör...
kendime not
“ güzel konuşan birine değil, güzel davranan birine itimat et. can ol, yeri gelince yol, düşerse kanat ol. çünkü sevilmelerin ve değer vermelerin en güzeline layıktır böyleleri. nasıl ki 'söz gümüşse sukût altın' . davranışta huzura açılan kapıdır benim gözümde.”
devamını gör...
we were in auschwitz
ikinci dünya savaşı sırasında nazi toplama kamplarında bulunmuş olan üç yazar; tadeusz borowski,janusz nel siedlecki ve krystyn olszewski'nin 14 kısa öyküsünün yer aldığı eser. bu öykülerden yalnızca 4 tanesi borowski'ye ait olsa bile diğer öykülere de katkıda bulunduğu bilinmekte. nazi kamplarının iç yüzünü belgelemek amacı ile yazılmış olan bu eserde en dikkat çekici nokta, aynı anda hem edebi hem otobiyografik hem de belge niteliği taşıması. savaşın dışında da bir vahşet vardı ve hatta savaşın kendisinden bile daha kanlıydı. işte bu eserin bize söylediği budur. insanoğlunun dönüşebileceği canavarın en kesin tanımı bu öykülerde yatıyor. anneler gazdan kaçınmak için çocuklarını geride bırakabildiği, ırkçılığın onları bu şartlara getirdiğini bilmelerine rağmen tutsakların kendi aralarında dahi ırkçılık yaptığı, insanların biraz daha yaşayabilmek için çaldığı, kendini sattığı, değerli eşyaları yağmaladığı kaotik bir atmosfer. geçişler hızlı ve düzensiz olsa bile bu eserin tutsaklıktan hemen sonra aktarılan deneyimler olduğunu bilmek bir nebze bu yazınsal karmaşayı aktarılan olaylar ile kurulmuş hoş bir köprü olarak görmeye sebep oluyor.
eser yalnızca siedlecki'nin ve olszewski'nin öykülerinden oluşsaydı şüphesiz edebi olarak yaklaşmaya pek müsait olmayacaktı ve daha çok ansiklopedik bir yaklaşım gerektirecekti ama 28 yaşında intihar etmiş olan borowski'nin ortaya çıkardığı muhteşem edebi üslup oldukça eşsiz. ölü bedenlerin tasvirleri ve karakterlerin psikolojik tahlillerindeki başarısı çarpıcılığı üst noktaya taşıyan bir etken. ki yine borowski'nin kaleminden çıkan this way for the gas, ladies and gentlemen muhtemelen kitabın en etkileyici öykülerinden biri. primo levi'nin if this is a man'i ile üst üste okunduğunda eserin çarpıcılığı ikiye katlanıyor.
despite the madness of war, we lived for a world that would be different. for a better world to come when all this is over. and perhaps even our being here is a step towards that world. do you really think that, without the hope that such a world is possible, that the rights of man will be restored again, we could stand the concentration camp even for one day? ıt is that very hope that makes people go without a murmur to the gas chambers, keeps them from risking a revolt, paralyses them into numb inactivity. ıt is hope that breaks down family ties, makes mothers renounce their children, or wives sell their bodies for bread, or husbands kill. ıt is hope that compels man to hold on to one more day of life, because that day may be the day of liberation. ah, and not even the hope for a different, better world, but simply for life, a life of peace and rest. never before in the history of mankind has hope been stronger than man, but never also has it done so much harm as it has in the war, in this concentration camp. we were never taught how to give up hope, and this is why today we perish in gas chambers.
eser yalnızca siedlecki'nin ve olszewski'nin öykülerinden oluşsaydı şüphesiz edebi olarak yaklaşmaya pek müsait olmayacaktı ve daha çok ansiklopedik bir yaklaşım gerektirecekti ama 28 yaşında intihar etmiş olan borowski'nin ortaya çıkardığı muhteşem edebi üslup oldukça eşsiz. ölü bedenlerin tasvirleri ve karakterlerin psikolojik tahlillerindeki başarısı çarpıcılığı üst noktaya taşıyan bir etken. ki yine borowski'nin kaleminden çıkan this way for the gas, ladies and gentlemen muhtemelen kitabın en etkileyici öykülerinden biri. primo levi'nin if this is a man'i ile üst üste okunduğunda eserin çarpıcılığı ikiye katlanıyor.
despite the madness of war, we lived for a world that would be different. for a better world to come when all this is over. and perhaps even our being here is a step towards that world. do you really think that, without the hope that such a world is possible, that the rights of man will be restored again, we could stand the concentration camp even for one day? ıt is that very hope that makes people go without a murmur to the gas chambers, keeps them from risking a revolt, paralyses them into numb inactivity. ıt is hope that breaks down family ties, makes mothers renounce their children, or wives sell their bodies for bread, or husbands kill. ıt is hope that compels man to hold on to one more day of life, because that day may be the day of liberation. ah, and not even the hope for a different, better world, but simply for life, a life of peace and rest. never before in the history of mankind has hope been stronger than man, but never also has it done so much harm as it has in the war, in this concentration camp. we were never taught how to give up hope, and this is why today we perish in gas chambers.
devamını gör...
berber dayaması
sapıklıktır. bir gelenektir.
dünyanın en pahalı kuaförü olsun yine kolunuza taciz eder.
çıraklıktan öğretilir ve müşteriye uygulanır.
eğer samimi bir müşteri iseniz tadını kaçırana kadar uygular.
dünyanın en pahalı kuaförü olsun yine kolunuza taciz eder.
çıraklıktan öğretilir ve müşteriye uygulanır.
eğer samimi bir müşteri iseniz tadını kaçırana kadar uygular.
devamını gör...
yazmaktan keyif almak
karantinada sevdiğimi fark ettiğim, buraya üye olduktan sonra neredeyse bağımlısı olduğum bir şey yazmak. özellikle söyleyemediğim, içimi kemiren şeyleri bir şekilde dökebilmek inanılmaz rahatlatıyor beni. herkese iyi gelmez belki ama bana çok iyi geliyor, ruhumu kemiren şeyleri bir şekilde akıtmış oluyorum.
devamını gör...
türkiye'de bastırılmış cinsellik sorunu
ciddi bir sorun. cinsellik bir insanın ihtiyacı değil de sanki ayıp bir şeymiş gibi davranılıyor ve öyle kabul ediliyor. iki insanın öpüşmesi kadar doğal olan bir davranış bile, özellikle aile ortamındayken filmlerde veya dizilerde karşılaştığımızda 'ayıp' farzedildiği için ister istemez tedirginlik doğuruyor. bu tedirginliğe örnek olarak kanal değiştirmek veya ortamda bulunan çocuğun ailesinden utanıp ekrana bakamamasını gösterebiliriz.
bir diğer konu ise, ailelerin özellikle kız çocuklarına yaptıkları 'namus' baskısı bazen kötü sonuçlar doğurabiliyor. bahsettiğim 'namus baskısı' türban baskısıyla çok benzerdir. ikisi de saçmalık.
üniversitenin ilk yılı özel bir yurtta kalıyordum ve kayıt olmaya gittiğimde bizden hariç bir aile daha vardı kayıt olmak için gelen. yanlarında benim yaşlarımda bir kız. ama görseniz, karalara bürünmüş, sus pus olmuş, başı hep öne eğik, insanların yüzüne çekinmeden bakamıyor bile. çok çekingen olduğunu düşündüm ve o gün öyle geçti. aradan aylar geçti. bir gün yurdun bahçesindeyim sigara içiyorum. biri çakmak istemek için yanaştı bir baktım o kız. saçlar açılmış, benim bile giymediğim kadar mini bir etek giymiş,file çorap, makyaj desen gırla. o da dışarıya çıkacak belli. şoka girdim çünkü o gün gördüğüm kızla alakası bile yoktu karşımdakinin. bir yandan da sevindim kendi benliğini bulmuş ve istediği gibi yaşayabiliyor diye. saatler sonrasında gittiğim mekanda da karşılaştım aynı kızla. gördüğüm manzara pek hoş değildi. açıkça anlatmak istemiyorum ama o kadar kalabalık ortamda senin benim gibi rahat insanların bile yapabileceği şeyler değildi. ve buna farklı günlerde de birkaç kez şahit oldum. istanbul'a dönerken aynı otobüse denk geldiğimizde ise kendisini yine tesettürlü haliyle gördüm. sırf ailesi yüzünden sürekli kendini değiştirmesi beni ne kadar üzdü anlatamam.
o kadın yıllardır bastırıldığı için ilk özgürlüğüne kavuştuğu anda afalladı ve belki asıl benliğinden bile daha fazlasını yaparak yılların acısını çıkardı. buna hayatında hiç tanımadığı bir şeyle tanışınca kendini fazla kaptırdı da denebilir. benim şahit olduğum görüntüye onun ailesi şahit olsa 'namus cinayeti' adı altında, sırf böyle yaşamayı tercih ettiği için bir kadının canına kıyabilirdi veya en iyi ihtimalle evlatlıktan reddederdi.
kendimi düşünüyorum. ailem tarafından cinsellik hakkında iyi veya kötü bir yorumla karşılaşmadım. rahat büyütüldüm. bu yaşa gelene kadar da cinselliği rahat bir şekilde yaşadım. bu konuda rahat olan ben, o kadının yaptıklarını yapar mıyım diye düşündüğümde hayır diyorum. konuyu bağlamak istediğim şey şu: aileler bir şeyleri yasaklayarak, bastırarak aslında çocuklarını ona itmekten başka birşey yapmıyorlar. yasak olan her zaman cazip gelir diye boşa dememişler. serbest bıraksalar benim 'yapmam' dediğim şeyleri o kadın da yapmazdı eminim. insanımızın artık cinselliğin kadın içinde erkek içinde bir ihtiyaç olduğunu kabul etmesi gerek ve çocuklarını buna göre yetiştirmesi gerek.
bir diğer konu ise, ailelerin özellikle kız çocuklarına yaptıkları 'namus' baskısı bazen kötü sonuçlar doğurabiliyor. bahsettiğim 'namus baskısı' türban baskısıyla çok benzerdir. ikisi de saçmalık.
üniversitenin ilk yılı özel bir yurtta kalıyordum ve kayıt olmaya gittiğimde bizden hariç bir aile daha vardı kayıt olmak için gelen. yanlarında benim yaşlarımda bir kız. ama görseniz, karalara bürünmüş, sus pus olmuş, başı hep öne eğik, insanların yüzüne çekinmeden bakamıyor bile. çok çekingen olduğunu düşündüm ve o gün öyle geçti. aradan aylar geçti. bir gün yurdun bahçesindeyim sigara içiyorum. biri çakmak istemek için yanaştı bir baktım o kız. saçlar açılmış, benim bile giymediğim kadar mini bir etek giymiş,file çorap, makyaj desen gırla. o da dışarıya çıkacak belli. şoka girdim çünkü o gün gördüğüm kızla alakası bile yoktu karşımdakinin. bir yandan da sevindim kendi benliğini bulmuş ve istediği gibi yaşayabiliyor diye. saatler sonrasında gittiğim mekanda da karşılaştım aynı kızla. gördüğüm manzara pek hoş değildi. açıkça anlatmak istemiyorum ama o kadar kalabalık ortamda senin benim gibi rahat insanların bile yapabileceği şeyler değildi. ve buna farklı günlerde de birkaç kez şahit oldum. istanbul'a dönerken aynı otobüse denk geldiğimizde ise kendisini yine tesettürlü haliyle gördüm. sırf ailesi yüzünden sürekli kendini değiştirmesi beni ne kadar üzdü anlatamam.
o kadın yıllardır bastırıldığı için ilk özgürlüğüne kavuştuğu anda afalladı ve belki asıl benliğinden bile daha fazlasını yaparak yılların acısını çıkardı. buna hayatında hiç tanımadığı bir şeyle tanışınca kendini fazla kaptırdı da denebilir. benim şahit olduğum görüntüye onun ailesi şahit olsa 'namus cinayeti' adı altında, sırf böyle yaşamayı tercih ettiği için bir kadının canına kıyabilirdi veya en iyi ihtimalle evlatlıktan reddederdi.
kendimi düşünüyorum. ailem tarafından cinsellik hakkında iyi veya kötü bir yorumla karşılaşmadım. rahat büyütüldüm. bu yaşa gelene kadar da cinselliği rahat bir şekilde yaşadım. bu konuda rahat olan ben, o kadının yaptıklarını yapar mıyım diye düşündüğümde hayır diyorum. konuyu bağlamak istediğim şey şu: aileler bir şeyleri yasaklayarak, bastırarak aslında çocuklarını ona itmekten başka birşey yapmıyorlar. yasak olan her zaman cazip gelir diye boşa dememişler. serbest bıraksalar benim 'yapmam' dediğim şeyleri o kadın da yapmazdı eminim. insanımızın artık cinselliğin kadın içinde erkek içinde bir ihtiyaç olduğunu kabul etmesi gerek ve çocuklarını buna göre yetiştirmesi gerek.
devamını gör...
sokaktaki mama kaplarına çamaşır suyu döken kadın
kimisi elsiz doğar, kimisi kolsuz, kimisi de vicdansız doğmuştur bu başlıktaki mahlukat gibi.
devamını gör...
doğuştan güzel burunlu olmak
doğuştan güzel olan burnumu koşarken elektrik direğine çarparak kırdım, sonra doğuştan olmayan ama nispeten güzel bir burun için iki ameliyat geçirdim.
yukarıdaki uzun paragrafta anlatmak istediğim burnunuza iyi bakın, ve arkanıza bakarak koşmayın.
yukarıdaki uzun paragrafta anlatmak istediğim burnunuza iyi bakın, ve arkanıza bakarak koşmayın.
devamını gör...
sadece ayaklarımı değil kalbimi çaldılar
işte bu haber bir toplum için artık tükenmişliğin belgesidir.
içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik atmosferi de özetler niteliktedir.
umarım mağdur vatandaşımıza yardım eli uzatan bir hayırsever bulunur.
içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik atmosferi de özetler niteliktedir.
umarım mağdur vatandaşımıza yardım eli uzatan bir hayırsever bulunur.
devamını gör...
deniz kenarında oturan çok düşünceli tip
bu benim ya. deniz görünce rahatlayan biri olarak, düşüncelerimi denize akıtıp rahatlamak için öyle oturuyorum. çoğu zaman boşaltamıyoruz kafayı ama olsundu.. özür dilerim...
devamını gör...
öd tengri aysar kişi oglı kop ölgeli törümiş
bilge kağanın, kardeşi kül tigin'in ölümü üzerine söylediği sözdür. köktürk anıtlarında geçer.
zaman tanrısı buyurur, insanoğlu hep ölmek için türemiş şeklinde çevrilebilir.
zaman tanrısı buyurur, insanoğlu hep ölmek için türemiş şeklinde çevrilebilir.
devamını gör...
6 dilim baklavayı üst üste yemek
türkçe öğretmeninize selamlar.
devamını gör...
sevgilisine tektaş alamayan erkek
tırnakları sökülüp, dişleri çekilip, üzerine benzin döküp yakılası erkektir. tamam sakinim, biraz fazla abarttım sanırım. sevgilisine tektaş almak istemeyen veya alacak maddi imkanı olmayan erkektir.
devamını gör...



