idlib'deki bir sığınmacı kampında babasının zincirlediği ve baygın halde götürüldüğü hastanede açlık nedeniyle çok hızlı yemek yediği için boğularak ölen nahla osman isimli 6 yaşındaki çocuk.

adaletini sökeyim dünya. seni bu hale getirenleri de. içim parçalandı resmen.


nahla osman... altı yaşındaydı. suriye'nin idlib vilayetindeki bir mülteci kampında, babası ve ablasıyla yaşıyordu. annesi türkiye'ye kaçmıştı; babasının ise onu kampta dolaşmaması için zincirlediği, hatta bazen bir kafese koyduğu herkesçe biliniyordu.

4 mayıs günü kampta yaşayanlar onu baygın halde buldu ve yakındaki killi köyünün hastanesine götürdü. ablasının anlatımına göre, bu sırada çok aç kalmış olan nahla kendisine verilen yemeği o kadar hızlı yedi ki, boğularak öldü...


kaynak: www.gazeteduvar.com.tr/idli...
devamını gör...

gitmek.
elim hep kapıdadır benim. kırıldığımda söylemeden giderim. mutsuzsam giderim. huzursuzsam giderim. düzeltmeye çalışmaya mecalim yok, o yüzden giderim.
devamını gör...

ay o da neydi ya hu!
#899279 numaralı tanımını görüp profilini gezdiğim ve oradan instagram hesabı vasıtasıyla blogunda paylaştığı yazıları görüp okuduğum ve pek bi beğendiğim yazar.
gördüğüm kadarıyla, şu an için blogunda ve sanal yazı/kitap paylaşım platformlarında yazıyor. ama inanıyorum ki, ileride, ülkemizde henüz tam gelişmemiş olan fantastik edebiyat alanında güzel işler yapacaktır. umulur ki, o zamanlar hala sözlükte oluruz ve imza için mesaj kutusunu portakallarız*.
devamını gör...

benim tanımlarımı begenmesiyle tanımış olduğum, severek takip ettiğim bir yazar. arada sayfasına girip seri beğeni yapmaktan kendimi alıkoyamiyorum. yazarliginin devamını diliyorummm.
devamını gör...

ey ruhum..!

"gidelim istersen..
ırmağın sesine aldanarak.."
devamını gör...

80'li yılların sonlarında taze sebze-meyve ihracatı karşılığında macaristan'dan satın alınan otobüslerdir. uzun yıllar büyük şehirlerde, şehiriçi toplu taşımacılığına hizmet etmiştir.

kağıt biletlerin atıldığı çelikten bilet kutusunun içinde yakıldığı, ilk modellerinin egsoz borusunun otobüsün sol arka köşesinden tavana doğru yükselerek çıktığı (kış aylarında bu köşe çok kıymetliydi) , fazla sürat yaptığında (fazla dediğimiz 70-80 km civarı) her yanı dağılacakmış gibi titreyen, acayip sert çarpan otomatik kapısı olan, altı fazla yüksek olduğu için yaşlıların binmek için olimpik hareketler sergilediği, kabız ama dayanıklı otobüs markasıdır.

istanbul'dakilerinin gümrük vergisi belediye tarafından ödenmediği için plakasız ve ruhsatsız, geçici permiyle yıllarca kullanılmıştı.

mitolajik tanım: labirentten kaçmak için kendisine ve babasına balmumu kanatlar yaparak yükselen ama güneşe fazla yaklaştığı için kanatların sıcaktan erimesiyle ege denizine düşüp ölen karakterdir.
devamını gör...

polisin yüzde yüz haksız olduğu mesele. ortada oğlu senin teşkilatın tarafından öldürülmüş bir anne var, devletin hesap vermemesi var, hukukun yüz karası edildiği, adaletin tersine döndüğü bir süreç var. sen de gelip "iyi ki öldürmüşüm" diyorsun. geliyor bir densiz de bunu "refleks olarak kızgınlıkla öyle söylemiş" diyor.

bak güzel kardeşim, bu adam polis. halkın güvenliğini sağlamakla sorumlu. acılı bir ananın "oğlumu sen öldürdün" sözü onu tetikliyor, reflekslerini harekete geçiriyorsa ya devletin onu eğitmesinde ya da onun aldığı eğitimi idrak etmesinde bir sıkıntı var. bu kadar çabuk "sinirlenen", "refleksleri" harekete geçen bir kişinin çelik gibi bir sinir isteyen bir mesleği yapması ne kadar doğru, bunu sormuyorum bile.

ondan sonra türkiye neden otoriteryenleşiyor, türkiye neden polis devleti oluyor.

yönetilmeye, hükmedilmeye bu denli meraklı, hükmedeni aklamaya bu kadar meyilli bir kitle olduğu sürece daha neler olur.

edit: densize densiz demek hakaret olmuş. arkadaşlar, ifade özgürlüğü çift taraflı işleyen bir şey. densiz "saygısız" demektir. birine saygısız demek de hakaret değildir. tribünlere oynamayı bırakalım lütfen. *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şöyle bi yorgunluk kahvesi alır mıyız, bu serin akşam havasına iyi gider hem.
devamını gör...

1989 yılında, kilim kasedi ile bir anda tüm ülkenin en çok dinlenen şarkıcısı olan, benim en çok kara sevda şarkısını sevdiğim sanatçı.
devamını gör...

bizi bu hale getirmek için bilinçli olarak yaptılar. cezalarını çekmeleri, insanlık adına bunun hesabını vermeleri gerek.
devamını gör...

tanımlarını okumak daha çok görmek istediğiniz yazarlardır.
devamını gör...

büyük dinlere karşı kullanılacak iki silahtan biridir. darwinzm yeterli olmayınca imdada yetişir. oysa ki darwin dindar bir adam olarak ölmüştür. yeni bir din yarattığını fark edemeden üstelik.

sümerler gibi tanrısı bereketli bir uygarlığın, dinlerin eşleniği yerine kopyalandığı yer olarak gösterilmesi çağdaş, didaktik, ruhtan arınmış, entellektüel, münevverliği sonucu her şeyi bilen insanın bir marifeti olsa gerek.

bilene sormalı.
devamını gör...

size kızdıysa bilin ki bir yerlerde cezanızı planlıyordur. ve gerçekten bu konuda çok yaratıcılar.
insan eğitmesi zor, kediler de haklı.
devamını gör...

ilk buluşma pardon buluşamamadan sonra insanı hüsrana sürükler. sen tanımlara bakarsın amanın dersin bu adam 3 kere atar 4 kere tutar. profil de gayet yerindedir. sonra bir görüşürsün meğer fotoğraf 15 yıl öncesine ait. herif bildiğin bakımsız herkül gibi bişey. saç baş dökülmüş gözleri içine göçmüş ağzı falan kokuyor salak salak bakıp gülüyor. siz ise diri halinizle karşısında şaşkınlıktan şaşkınlığa sürüklenirsiniz bir bahane bulup ortamdan kaçmak istersiniz.

velhasılı kelam. yaş işlerdir. yapmayın.
devamını gör...

bugünü de böyle bitirdik.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
yürüdük, koştuk falan.
3 miller yuvarladık.
evet evet yine kapanışı yapamadık. *
neysem yatıyoruz hade çav.
herkeslere iyi, güzel, tatlı geceler...
devamını gör...

bin yıl önce ortadoğu "binbir gece masalları" yaşarken avrupa ne yapıyorsa, onu yapıyorlardı. tarih boyunca hiçbir devlet, ideoloji sonsuz değildir, yükselir, alçalırlar.
çin'liler, kâğıt bulmuş, barut bulmuş ve onlardan araplara ve sonrada avrupaya gitmiş. kağıt olmasa matbaa olmayacak, kitaplar bu kadar yaygınlaşmayacaktı, barut olmasa top, tüfek kullanamayan avrupayı düşünün, işgal etmeye gittikleri kıtalarda ne yapabilirlerdi.
mesela kanada'ya ilk gelenlerin vikingler olduğunu tarihçiler söylüyor ama kızılderililer tarafından yok edilmiş oldukları iddia ediliyor, çünkü henüz çinlilerin barutu, topu, tüfeği onlara ulaşmamıştı.
devamını gör...

yollardaki yarıklar,
su birikintisi,
koltuk.
devamını gör...

mfö'nün ali desidero adlı şarkısında da hiciv ve çaresizlikle değinilen yöntem(ler)dir.



"ne kibar çocuk" diyor kız içinden
"hem samimi hem vefalı yani"
"bir imtihan çekeyim şuna" diyor
"serseri mi yoksa bir dahi mi?"

diyor "felsefeyi sever misiniz?"
ali diyor "biz hep dönerciyiz!"
"luther" diyor kız "machiavelli"
"şampiyon biziz!' diyor ali
"attığımız gollerden belli!"


devamını gör...

ortalık yerde ana avrat küfredilse yaşlısı da, çocuğu da anlar, ama argo öyle değil. mesela daleden gaftiyim, argo bir tabir, yani doğuştan hırsızım demek. bunu da sadece ilgilisi anlar. yani küfür açık seçik iken, argo kriptodur.
devamını gör...

(bkz: çabuk düştü dikkat edersen)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim