gereğinden fazla abartılan kitaplar
george orwell 1984 demek istediğim başlıktır. güzel kitap tamam ama çok abartıyorlar be. bu kitabı okuyup psikoz geçiren elemanlar var.
devamını gör...
karakum çölü
bu bir arolium ukdesidir.
bugünlerde biraz ukdelere göz atıyorum. geçenlerde karakum çölünde bulunan, cehennem kapısısondaj kuyusu ile ilgili bir yazı yazmıştım. cehennem kapısına başlığına ilk tanımı ''ukde sahibi'' yapmış.
ukde sahibinin yazıları dopdolu... belli ki; bu başlığa yazamayacak biri değil. madem öyle; azcık karakum çölünden bahsedip övgüyü kapayım dedim.
henüz sosyal medyanın olmadığı dönemlerde yaşamış olan biruni diye bir ağbimiz, karakum'un eskiden bir deniz olduğunu söylemiş. tr.wikipedia.org/wiki/Karak...
öncelikle bunun zerinde duralım.
dünya’nın % 36.3’ü çöllerle kaplıdır. afrika’nın % 55’i, asya’nın % 34’ü, güney amerika’nın % 20’si çöllerle kaplıdır. 48.3 milyon km2 tutan bu alanın 9.1 milyon km2'si antropojen çöl niteliğindedir.
antropojen çöl: yanlış arazi kullanımı orman örtüsünün tahribi gibi nedenlerle eninde sonunda çölleşmiş yerlere denir.
bu alanlarda yaklaşık 400 milyon kişi hayatını sürdürüyor. bu da dünya nüfusunun % 12.8’i demektir.
türkmenistan, yaklaşık 492 bin km2 lik bir alandır ve yaklaşık %80'i karakurum çölünden oluşmaktadır.
düşünün ülkenin %80' şöyle bir görüntüye sahip
''
''
eskiden buraların deniz olması ve şu anda çöl olmasının en büyük nedenlerden biri, teeee tarihi devirlere rastlar. amu derya denilen bir nehir, güzel güzel hazar denizine doğru akarken, biden yatak değiştirip, aral gölüne dökülmeye başladı. bu sebeple iç deniz küçüldü. ve sonunda kurudu. üstüne birde yanlış otlatma ve orman arazilerin tahribi eklenince, gördüğünüz görüntü kaçınılmaz hale geldi.
biruni ağbimiz haklıydı yani efem ve bunu 10 yy da söylemişti.
çöl genelde, barkan denilen hareketli kum tepeciklerinden oluşuyor.
biliyorsunuz ki deniz diplerinde fosil artıklar daha çok bulunur. bu sebeple petrol ve doğalgaz rezervi bakımından, önemli bir yere sahip türkmenistan.
bu çölden bahsetmişken birde ceytun kültüründen bahsetmek lazım. aslında ayrı bir başlıkta açabiliriz. bir yerine iki madalya daha avantajlı olabilir. neyse her şey karma değil!
ceytun kültürü, güney türkmenistan'da , karakum'da bulunan kum sırtlarından biri üzerinde kurulmuş olan, ceytun yerleşkesinden adını alıyor. türkistan'da yerleşik yaşamı benimseyen ilk yerleşik tarım kültürü olarak biliniyor.
ceytun kültürü’ne ait ilk kalıntıları, hidrojeolog rospopov tarafından bulunmuş üstelik, aynı indus vadisinin bulunuşundaki gibi demir yolu döşemesi yapmaya çalışırken. kelyata-aşkabat demiryolu döşemeleri civarındaki kazı çalışmaları sırasında rastlanılmıştır.
avlu bulunduran, tek odalı, kare veya dikdörtgen yapı olan evler kilden yapılmış kerpiçlerden oluşmaktadır. ilginçtir sıvada kullanılmıştır. evlerin kiler olarak kullanılan bölümü de vardır.
ceytun’da o dönemde , yaşamış olan halka ait, çok geniş bir alet topluluğu da ortaya çıkarılmıştır.malzemelere baktığımızda özellikle çakmaktaşından malzemelerin çokluğu dikkat çekiyor. el aletleri yelpazesi içinde seramik kaplar, topraktan, taştan, kemikten yapılmış, çeşitli miktarlarda ev aletleri bulunmuştur.
''encrypted-tbn0.gstatic.com/...''
bugünlerde biraz ukdelere göz atıyorum. geçenlerde karakum çölünde bulunan, cehennem kapısısondaj kuyusu ile ilgili bir yazı yazmıştım. cehennem kapısına başlığına ilk tanımı ''ukde sahibi'' yapmış.
ukde sahibinin yazıları dopdolu... belli ki; bu başlığa yazamayacak biri değil. madem öyle; azcık karakum çölünden bahsedip övgüyü kapayım dedim.
henüz sosyal medyanın olmadığı dönemlerde yaşamış olan biruni diye bir ağbimiz, karakum'un eskiden bir deniz olduğunu söylemiş. tr.wikipedia.org/wiki/Karak...
öncelikle bunun zerinde duralım.
dünya’nın % 36.3’ü çöllerle kaplıdır. afrika’nın % 55’i, asya’nın % 34’ü, güney amerika’nın % 20’si çöllerle kaplıdır. 48.3 milyon km2 tutan bu alanın 9.1 milyon km2'si antropojen çöl niteliğindedir.
antropojen çöl: yanlış arazi kullanımı orman örtüsünün tahribi gibi nedenlerle eninde sonunda çölleşmiş yerlere denir.
bu alanlarda yaklaşık 400 milyon kişi hayatını sürdürüyor. bu da dünya nüfusunun % 12.8’i demektir.
türkmenistan, yaklaşık 492 bin km2 lik bir alandır ve yaklaşık %80'i karakurum çölünden oluşmaktadır.
düşünün ülkenin %80' şöyle bir görüntüye sahip
''
''eskiden buraların deniz olması ve şu anda çöl olmasının en büyük nedenlerden biri, teeee tarihi devirlere rastlar. amu derya denilen bir nehir, güzel güzel hazar denizine doğru akarken, biden yatak değiştirip, aral gölüne dökülmeye başladı. bu sebeple iç deniz küçüldü. ve sonunda kurudu. üstüne birde yanlış otlatma ve orman arazilerin tahribi eklenince, gördüğünüz görüntü kaçınılmaz hale geldi.
biruni ağbimiz haklıydı yani efem ve bunu 10 yy da söylemişti.
çöl genelde, barkan denilen hareketli kum tepeciklerinden oluşuyor.
biliyorsunuz ki deniz diplerinde fosil artıklar daha çok bulunur. bu sebeple petrol ve doğalgaz rezervi bakımından, önemli bir yere sahip türkmenistan.
bu çölden bahsetmişken birde ceytun kültüründen bahsetmek lazım. aslında ayrı bir başlıkta açabiliriz. bir yerine iki madalya daha avantajlı olabilir. neyse her şey karma değil!
ceytun kültürü, güney türkmenistan'da , karakum'da bulunan kum sırtlarından biri üzerinde kurulmuş olan, ceytun yerleşkesinden adını alıyor. türkistan'da yerleşik yaşamı benimseyen ilk yerleşik tarım kültürü olarak biliniyor.
ceytun kültürü’ne ait ilk kalıntıları, hidrojeolog rospopov tarafından bulunmuş üstelik, aynı indus vadisinin bulunuşundaki gibi demir yolu döşemesi yapmaya çalışırken. kelyata-aşkabat demiryolu döşemeleri civarındaki kazı çalışmaları sırasında rastlanılmıştır.
avlu bulunduran, tek odalı, kare veya dikdörtgen yapı olan evler kilden yapılmış kerpiçlerden oluşmaktadır. ilginçtir sıvada kullanılmıştır. evlerin kiler olarak kullanılan bölümü de vardır.
ceytun’da o dönemde , yaşamış olan halka ait, çok geniş bir alet topluluğu da ortaya çıkarılmıştır.malzemelere baktığımızda özellikle çakmaktaşından malzemelerin çokluğu dikkat çekiyor. el aletleri yelpazesi içinde seramik kaplar, topraktan, taştan, kemikten yapılmış, çeşitli miktarlarda ev aletleri bulunmuştur.
''encrypted-tbn0.gstatic.com/...''
devamını gör...
ebu euroclassic notturno
bbc radio 3 editörlüğünde klasik, romantik ve barok döneme ait klasik eserlerin yayınladığı gece kuşağı programıdır. ana yayıncı/dağıtıcısının avrupa yayın birliği (bkz: european broadcasting union) (ebu) olduğu programdaki eserler dünya'nın (çoğu zaman avrupa'nın) önde gelen bestecilerinin eserleridir ve dünya'nın önde gelen orkestraları tarafından çalınırlar. önceden planlanmış 2 saatlik 3 modül halinde toplam 6 saat olarak yayınlanan program ilk kez 1998 yılında avrupa'daki klasik müzik dinleyicileri ile buluşmuştur. günümüzde 11 ebu üyesi ülke ve bu ülkelerin kamu radyoları tarafından bbc ve ebu'nun ürettiği uluslararası frekanstan canlı yayınlanır. avrupa yayın birliği (ebu), radyolar arası bu alışverişe "euroradio live operations" adını vermektedir. yayıncı ülkeler bulgaristan (hristo botev, bnr), hırvatistan (hr3), yunanistan (ert webradio), macaristan (bartok radio, mtva), polonya (pr2), romanya (radio romana muzical, ror), slovenya (radio devin, rtv), isveç (p2, sveriges radio), türkiye (trt radyo3, trt) ve programın editörü birleşik krallık (radio 3, (gbkz: bbc))'tır. türkiye saati ile 01:00-07:00 saatleri arasında dinlenebilmektedir. ayrıca programda dinlediğiniz eserleri isim olarak bulabileceğiniz şöyle bir sitesi de mevcuttur.
devamını gör...
bağıra bağıra susmak
sessizliğim bir çığlıktı,hepiniz mi sağırdınız? sözünü aklıma getirdi başlık.
kişi konuştuğu zaman yeterli etkileşim alamayınca dolu dolu susmaya başlar.ağırlığı olur.bir zaman sonra o sessizliğin kişiliği olur.karakter değişikliği olur. isyan edersin ama olan olmuştur.
artık duvarlarda sessizliğin sessiz çığlıkları yankılanır.
zera ama kartal olan ukdesi
kişi konuştuğu zaman yeterli etkileşim alamayınca dolu dolu susmaya başlar.ağırlığı olur.bir zaman sonra o sessizliğin kişiliği olur.karakter değişikliği olur. isyan edersin ama olan olmuştur.
artık duvarlarda sessizliğin sessiz çığlıkları yankılanır.
zera ama kartal olan ukdesi
devamını gör...
hem çirkin olup hem profiline foto koyan yazar
adam başlık açmış. bir de ciddi ciddi tanım yazmış. belki fikir sahibi olurum diye profiline baktım. çirkinsiniz, hepiniz çok çirkinsiniz, ben hümanist olmak zorunda mıyım. ben sizi böyle kabul etmek zorunda mıyım tarzı yazılar.
şimdi bu tarz durumlarla ilgili genel hislerimi yazayım. bir kere kimse kimseye göre güzel olmak zorunda değil. bir kişi kendini aynaya baktığında güzel hissetsin, yüreği güzel bir insan olsun yeterli. ortalık merhametten, insanlıktan nasibini almamış düzgün yüzlü insan kaynıyor.
bir insanın şeklinden dolayı fotoğraf bile koymaması gerektiğini söyleyebilecek yetkiyi kim size nasıl ne ara verdi bilemiyorum ama bana soracak olursanız dünyanın en çirkin kadını diye adlandırdığınız insan bile yüreği kör insanlardan bin kat daha güzel geliyor bana.
düşünüyor olabilirsiniz ama soran yok. mümkünse içinizde kalsın fikirleriniz.
şimdi bu tarz durumlarla ilgili genel hislerimi yazayım. bir kere kimse kimseye göre güzel olmak zorunda değil. bir kişi kendini aynaya baktığında güzel hissetsin, yüreği güzel bir insan olsun yeterli. ortalık merhametten, insanlıktan nasibini almamış düzgün yüzlü insan kaynıyor.
bir insanın şeklinden dolayı fotoğraf bile koymaması gerektiğini söyleyebilecek yetkiyi kim size nasıl ne ara verdi bilemiyorum ama bana soracak olursanız dünyanın en çirkin kadını diye adlandırdığınız insan bile yüreği kör insanlardan bin kat daha güzel geliyor bana.
düşünüyor olabilirsiniz ama soran yok. mümkünse içinizde kalsın fikirleriniz.
devamını gör...
bim vs a101 vs şok
ürün yelpazesi açısından a101 alır götürür.
devamını gör...
türk kadınlarının iyi makyaj yapmaması
türk kadınlarını bi rahat bırakın. sözlükte bari nefes alsınlar.
devamını gör...
kahvaltıda portakal suyu içmek
çocukken kahvaltıda sıkça yaptığım eylem. meyve yemediğim için az buçuk da olsa vitamin alayım diye canım anam sağolsun taze taze sıkar, koyardı önüme. sırf hoşuma gittiği için sonraları da ara ara kendim sıkıp içmeye başladım ama asla çaysız kahvaltı yapmadım. yanına o çayı da illa koydum. şantiyede kahvaltılarında ise (görseldeki gibi) nar suyuyla şenlendirirdim.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün normal sözlük sansürü
edit: şimdi gittim ekşide bir şeyler okudum. normal sözlük birilerine para veriyormuş. ekşide reklam yaptırıyormuş. ulan bu sözlüğün parası olsa önce uygulama çıkartır. aaa gerizekalı aptallar. yoldaş daha götüne don, sözlüğe uygulama alamıyor, millete gidip para verip reklam yaptırabilir mi? cahil herifler.
küçük hesaplar yapan ekşi sözlüğün korkaklığıdır.
reklam yaptılar sağ olsunlar. senelerdir böyle aptalca şeyler yapıyorlar, insanların tahammülü kalmadı artık. sürekli yazar kaybediyorlar. kaybetmeye devam edecekler.
yukarıda bok muhabbeti geçmiş. arkadaşlar normal sözlük küfürsüz bir sözlük platformu. adamlar sözlüğün tabelasına yazmışlar. sen burada küfür sansürlü diyorsun bu mantıklı değil.
ekşi sözlüğün tabelasında normal sözlüğe sansür uygulayacağız veya başka sözlüklerden korkup gizleyeceğiz mi yazıyor.
burada küfür edersen sansürlenir. kurallar böyle. adamlar en başında diyor.
küçük hesaplar yapan ekşi sözlüğün korkaklığıdır.
reklam yaptılar sağ olsunlar. senelerdir böyle aptalca şeyler yapıyorlar, insanların tahammülü kalmadı artık. sürekli yazar kaybediyorlar. kaybetmeye devam edecekler.
yukarıda bok muhabbeti geçmiş. arkadaşlar normal sözlük küfürsüz bir sözlük platformu. adamlar sözlüğün tabelasına yazmışlar. sen burada küfür sansürlü diyorsun bu mantıklı değil.
ekşi sözlüğün tabelasında normal sözlüğe sansür uygulayacağız veya başka sözlüklerden korkup gizleyeceğiz mi yazıyor.
burada küfür edersen sansürlenir. kurallar böyle. adamlar en başında diyor.
devamını gör...
insanlarla tartışmaktan bıkmak
bazıları için, insanlara zarar vermekten korkmaktır.*
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
atiye -teoman -kal
devamını gör...
sözlük yazarlarının uzuvlarını görmekten gına gelmesi
yolda görsem hepsini tanıyacak duruma geldim artık ben.
murat boz misali "kimini dudağından, kimini gözünden,kimini düşündüren zeki sözünden,
kimini uzun bacaklarından,kimini profilden, kimini belinden,kenarından ya da köşesinden
kimini kıvır kıvır saçlarından".
t: yok tanım manım. öyle uzva böyle tanım.
murat boz misali "kimini dudağından, kimini gözünden,kimini düşündüren zeki sözünden,
kimini uzun bacaklarından,kimini profilden, kimini belinden,kenarından ya da köşesinden
kimini kıvır kıvır saçlarından".
t: yok tanım manım. öyle uzva böyle tanım.
devamını gör...
mimarlık fakültesine ilahiyat profesörünün dekan olması
isleri allaha emanet yapan bir ulke oldugumuz icin cok seyetmedim ben. artik bina yaparken dua ile korurlar.
devamını gör...
kız kesen kişiyi kesmek
kaçamak bakışlar atanı,bön bön bakanı, düşünenleri..bir çok şekli mevcut.insan analizi yapıyoruz efendim.bakışlar kişi hakkında birçok şeyi ele veriyor.
devamını gör...
bekaret sorgulayan adamla evlenilir mi sorunsalı
teşekkür ediyorum başlık için..
bekaret sorgulayan adamla da kadınla da evlenilmez. zira fiziksel özellik biriyle evlenip evlenmemek için bir kriter olmaktan çok, bu olayda kişiye sahip olma hakim olma gibi ilkel altyapılar yatar. sizden değil size sahip olmaktan hoşlanıyor demektir, buna razı olan evlenir. cevabı basit ama işte ah ortadoğu erkeği, yoruyorsun kardeşim yoruyorsun..
bekaret sorgulayan adamla da kadınla da evlenilmez. zira fiziksel özellik biriyle evlenip evlenmemek için bir kriter olmaktan çok, bu olayda kişiye sahip olma hakim olma gibi ilkel altyapılar yatar. sizden değil size sahip olmaktan hoşlanıyor demektir, buna razı olan evlenir. cevabı basit ama işte ah ortadoğu erkeği, yoruyorsun kardeşim yoruyorsun..
devamını gör...
boğulmamak için
george orwell’ın 1939 yılı eseridir. orwell’ı az çok tanıyan okurlar, onun olaylardan çok karakterin zihin çözümlemesi üzerine yazdığını bilir. bu nedenle kitaplarında hareket çok azdır; karamsardır ama karakterin zihnine sizi sokar ve karakterle aynı şekilde düşünmeye, üzülmeye, sevinmeye(kahramanları genelde sevinmese de) başlarsınız.
orwell’ın okunabilir ama okuduğum diğer kitapları arasında daha alt sıraya koyacağım kitabıdır bu kitap.
kitabın başlangıcında kısa bir söz geçer:
‘ölmüş ama yatmak nedir bilmiyor’.
kitabı okumaya başladıkça, bu sözün kitabın ana fikri olduğu anlaşılacaktır. bizdeki ‘ölmüş de ağlayanı yok’ sözü gibi. burada kahramanın hayatın monotonluğunda hissettiği duygudur bu. hala taksitlerini ödediği banliyödeki evinde , ailesiyle beraber sıradan (fazlasıyla sıradan’ bir hayat sürmektedir. orwell yine bildiği yerden gidip, karakteri kıt kanaat geçinen biri olarak resmetmiş.
karakterimiz george bowling, takma dişlerinden sonra artık yaşlandığını ve bir şeyleri kaçırdığının farkına varır. ‘en son ne zaman mutlu olmuştum’ sorusunu kendisine sorar. bu sorunun cevabı onu doğduğu kasabaya getirir. olayların savaş zamanı geçtiğini de belirtelim. kasabadayken, bu savaşın korkusunu da yansıtır.
karakter o kadar sıradandır ki etrafınıza baktığınızda mutlaka ona benzer binlercesini görürsünüz. kahraman, hayatının en mutlu anını yakalamak ister; küçükken balık avladığı zamanları.
george orwell’a aşina ve yazım tarzını bilen bir okuyucu için tercih edilebilir bir kitap. ama yazarı çok iyi tanımıyorsanız, onun okuyacağınız ilk kitabı bu olmasın, sizde hayal kırıklığı yaratabilir. mümkünse tüm kitaplarını okuduktan sonra bunu en sona bırakın diye tavsiye verebilirim.
orwell’ın okunabilir ama okuduğum diğer kitapları arasında daha alt sıraya koyacağım kitabıdır bu kitap.
kitabın başlangıcında kısa bir söz geçer:
‘ölmüş ama yatmak nedir bilmiyor’.
kitabı okumaya başladıkça, bu sözün kitabın ana fikri olduğu anlaşılacaktır. bizdeki ‘ölmüş de ağlayanı yok’ sözü gibi. burada kahramanın hayatın monotonluğunda hissettiği duygudur bu. hala taksitlerini ödediği banliyödeki evinde , ailesiyle beraber sıradan (fazlasıyla sıradan’ bir hayat sürmektedir. orwell yine bildiği yerden gidip, karakteri kıt kanaat geçinen biri olarak resmetmiş.
karakterimiz george bowling, takma dişlerinden sonra artık yaşlandığını ve bir şeyleri kaçırdığının farkına varır. ‘en son ne zaman mutlu olmuştum’ sorusunu kendisine sorar. bu sorunun cevabı onu doğduğu kasabaya getirir. olayların savaş zamanı geçtiğini de belirtelim. kasabadayken, bu savaşın korkusunu da yansıtır.
karakter o kadar sıradandır ki etrafınıza baktığınızda mutlaka ona benzer binlercesini görürsünüz. kahraman, hayatının en mutlu anını yakalamak ister; küçükken balık avladığı zamanları.
george orwell’a aşina ve yazım tarzını bilen bir okuyucu için tercih edilebilir bir kitap. ama yazarı çok iyi tanımıyorsanız, onun okuyacağınız ilk kitabı bu olmasın, sizde hayal kırıklığı yaratabilir. mümkünse tüm kitaplarını okuduktan sonra bunu en sona bırakın diye tavsiye verebilirim.
devamını gör...
histrionik kişilik bozukluğu
duyguları uçta yaşamak, sürekli tatmin ve onay arayışı, somatik belirtileri kullanarak ilgi beklemek gibi bir sürü belirtileri olan kişilik bozukluğu.
betimlemek için;
(bkz: serumlu kol fotoğrafı paylaşmak)
betimlemek için;
(bkz: serumlu kol fotoğrafı paylaşmak)
devamını gör...
köy enstitüleri
hasan alî yucel'i rahmetle anıyorum..
devamını gör...

