harry potter serisinden favori replikler
'' ölüler için üzülme harry, yaşayanlar için üzül. her şeyden önce de sevgisiz yaşayanlar için. ''
-dumbledore
-dumbledore
devamını gör...
yarım yamalak
(bkz: yalap şalap)
devamını gör...
ceyda düvenci'nin kızının regl olmasını sosyal medyadan duyurması
kutsal oğlumuzun kutsal pipisi kesildiğinde dünyayı ayağa kaldırır, davullu zurnalı kutlama yaparız ama kızımız regl mi oldu? owww haram. kutlamak ne hem insanların bir özeli olmalı dimi? bu gerzek türk toplumu ikiyüzlülüğünden gına geldi bana. korkmayın bu kadar kadınlıktan ya. reglden rahatsız olan varsa mağarasında yaşamaya devam edebilir.
devamını gör...
julia
jül sezar ahlaksızının tek meşru çocuğudur. tabi kimsenin hayatına karışmak haddime değil ama bu sezar o daldan dala atlayan kleopatra hayırsızını sevdiği için ben buna çok kızgınım. hatta bundan bile gayri meşru çocuğu var, caesarion adında. zaten başlığını açmıştım. julia adından anlayacağınız üzere kız. ilk veya ikinci karısı olan cornelia cinna'dandır bu çocuğu. kendisi pompey ile evlendi ve güzelliği ve erdemiyle ünlendi. yani rabbime bin şükür babasına çekmedi.
annesi cornelia, julia sadece 7 yaşındayken öldü. bunun üzerine kendisini babası olacak o hayırsız değil de, babaannesi aurelia cotta büyüttü. babası onu servilius caepio ile nişanladı. peki sizce bu servilius denen herif kim? brütüs! sen de mi brütüs? tabi bu sadece bir varsayımdır. yani bu kişinin brütüs olup olmadığı kesin değildir, sadece bir görüş, bir varsayımdır.
neyse sonra sezar bu nişanı bozdu ve julia pompey ile evlendi. sezar, pompey ile müttefik oldu. dost oldular. pompey, zaten julia'ya aşıktı, yani öyle iddia edilmişti zaten. julia çekici bir kadındı, güzeldi, erdemliydi, nazikti. pompey'den 30 yaş da küçüktü. buna rağmen pompey sadık bir kocaydı ve julia da ona bağlıydı. bir söylentiye göre, pompey, julia ile evlendikten sonra daha çok ev hayatına yönelmiş, siyasete ilgisini kaybetmiştir. gör bunları sezar! senin kleopatra denen çıyanla olan aşkın mı daha büyük, yoksa kızın ile pompey'in aşkı mı?....
fakat, julia öldü.... evet, öldü maalesef. ki, babası ve kocası arasındaki bir anlaşmazlık kaçınılmaz hale gelmeden önce öldü. evet, sezar ve pompey'in dostluğu bozulacak ve pompey, sezar'a düşman olacaktır....
şimdi bir isyan çıkmıştı, pompey bir kalabalık tarafından çevrelenmişti. cüppesi de bazı isyancıların kanıyla lekelenmişti. cüppe dediğim de toga denen giysidir, hâkim cüppesi olarak bilinir. julia bunun üzerine kocasının öldürüldüğünü düşünmüş ve erken doğum yapmıştı. düşük yaşanınca da sağlığı onarılamaz bir şekilde hasar gördü. ertesi yılın ağustos ayında, m.ö. 54 tarihinde, doğum sırasında ölmüştür. bebeği (ki bazılarına göre erkek bazılarına göre kızdır) hayatta kalamadı ve julia ile birlikte öldü....
ve sizce sezar, julia'nın ölüm haberini aldığında nerdeydi? durun ben söyleyeyim: britanya'da! kızı ve torunu can verirken beyefendi alem yapıyordu!....
sonra da pompey ve sezar'ın ittifakı zayıfladı ve iç savaş çıktı.
ah be sezar.. senin içinde bulunduğun olaydan, hiçbir zaman, hiçbir kimseye hayır gelmedi....
bu arada, pompey, karısının küllerinin çok sevdiği alban villasına konulmasını istedi ancak julia'yı sevenler tarafından campus martius'a defnedildi. babası sezar'ın naaşı da 10 yıl sonra onun mezarının yanında yakıldı.
annesi cornelia, julia sadece 7 yaşındayken öldü. bunun üzerine kendisini babası olacak o hayırsız değil de, babaannesi aurelia cotta büyüttü. babası onu servilius caepio ile nişanladı. peki sizce bu servilius denen herif kim? brütüs! sen de mi brütüs? tabi bu sadece bir varsayımdır. yani bu kişinin brütüs olup olmadığı kesin değildir, sadece bir görüş, bir varsayımdır.
neyse sonra sezar bu nişanı bozdu ve julia pompey ile evlendi. sezar, pompey ile müttefik oldu. dost oldular. pompey, zaten julia'ya aşıktı, yani öyle iddia edilmişti zaten. julia çekici bir kadındı, güzeldi, erdemliydi, nazikti. pompey'den 30 yaş da küçüktü. buna rağmen pompey sadık bir kocaydı ve julia da ona bağlıydı. bir söylentiye göre, pompey, julia ile evlendikten sonra daha çok ev hayatına yönelmiş, siyasete ilgisini kaybetmiştir. gör bunları sezar! senin kleopatra denen çıyanla olan aşkın mı daha büyük, yoksa kızın ile pompey'in aşkı mı?....
fakat, julia öldü.... evet, öldü maalesef. ki, babası ve kocası arasındaki bir anlaşmazlık kaçınılmaz hale gelmeden önce öldü. evet, sezar ve pompey'in dostluğu bozulacak ve pompey, sezar'a düşman olacaktır....
şimdi bir isyan çıkmıştı, pompey bir kalabalık tarafından çevrelenmişti. cüppesi de bazı isyancıların kanıyla lekelenmişti. cüppe dediğim de toga denen giysidir, hâkim cüppesi olarak bilinir. julia bunun üzerine kocasının öldürüldüğünü düşünmüş ve erken doğum yapmıştı. düşük yaşanınca da sağlığı onarılamaz bir şekilde hasar gördü. ertesi yılın ağustos ayında, m.ö. 54 tarihinde, doğum sırasında ölmüştür. bebeği (ki bazılarına göre erkek bazılarına göre kızdır) hayatta kalamadı ve julia ile birlikte öldü....
ve sizce sezar, julia'nın ölüm haberini aldığında nerdeydi? durun ben söyleyeyim: britanya'da! kızı ve torunu can verirken beyefendi alem yapıyordu!....
sonra da pompey ve sezar'ın ittifakı zayıfladı ve iç savaş çıktı.
ah be sezar.. senin içinde bulunduğun olaydan, hiçbir zaman, hiçbir kimseye hayır gelmedi....
bu arada, pompey, karısının küllerinin çok sevdiği alban villasına konulmasını istedi ancak julia'yı sevenler tarafından campus martius'a defnedildi. babası sezar'ın naaşı da 10 yıl sonra onun mezarının yanında yakıldı.
devamını gör...
hayvan sahiplenirken cins istemek
iki yıl önce ailemle yaptığımız, şimdi yapmış olduğumuz için üzüldüğüm bir şeydir.
keşke bir barınaktan veya sokaktan sahiplenseydik.
yine de hayvan ticaretine kurban gidebilecek bir canı sahiplendiğimiz için mutluyum.
ha, bir daha yapar mıyım? asla.
keşke bir barınaktan veya sokaktan sahiplenseydik.
yine de hayvan ticaretine kurban gidebilecek bir canı sahiplendiğimiz için mutluyum.
ha, bir daha yapar mıyım? asla.
devamını gör...
bağıra bağıra söylenebilecek şarkılar
devamını gör...
haklıyım ama mutlu değilim
hoş gelmiş yeni moderatör. daim olsmndfngn.
devamını gör...
sahilde yürüyüş yapmak
başlığı görünce gözümde canlandı o güzel yürüyüşlerim. hem öyle kısa yürüyüşler de değil, sahil şeridi boyunca 30-35 km kadar yürürüm.
yürüyorum saatime bakmadan, yolun sonu olacak mı diye düşünmeden.
sol tarafımda deniz, sağ tarafımda yeşillik. işte benim için yaşam işte benim için sevinç.
bazen durur seyrederim; martılar uçuşuyor, karabataklar denize dalıp dalıp çıkıyor,
bir kayboluyor bir görünüyorlar. deniz anaları kıyıya geliyorlar.
koşuyorum kumsala. çıkarıyorum ayakkabılarımı, çorabımı.
katlıyorum pantolonumu. yavaş yavaş ilerliyorum suda,
hissediyorum soğukluğunu. diz boyuna kadar ilerliyorum,
gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyorum. sonra gözlerimi açıp gökyüzünü
seyrediyorum. yaşadığımı hissediyorum. yaşadığımı...
ağzın varken ye, gözlerin varken gör, dilin varken tat al; hissedebiliyorken sev, ellerin varken tokalaş ve yardım et; kolların varken sarıl, ayakların varken yürü hatta koş koşa bildiğin kadar. bugünün tekrarı yok. - servet saygınoğlu
yürüyorum saatime bakmadan, yolun sonu olacak mı diye düşünmeden.
sol tarafımda deniz, sağ tarafımda yeşillik. işte benim için yaşam işte benim için sevinç.
bazen durur seyrederim; martılar uçuşuyor, karabataklar denize dalıp dalıp çıkıyor,
bir kayboluyor bir görünüyorlar. deniz anaları kıyıya geliyorlar.
koşuyorum kumsala. çıkarıyorum ayakkabılarımı, çorabımı.
katlıyorum pantolonumu. yavaş yavaş ilerliyorum suda,
hissediyorum soğukluğunu. diz boyuna kadar ilerliyorum,
gözlerimi kapatıp derin bir nefes alıyorum. sonra gözlerimi açıp gökyüzünü
seyrediyorum. yaşadığımı hissediyorum. yaşadığımı...
ağzın varken ye, gözlerin varken gör, dilin varken tat al; hissedebiliyorken sev, ellerin varken tokalaş ve yardım et; kolların varken sarıl, ayakların varken yürü hatta koş koşa bildiğin kadar. bugünün tekrarı yok. - servet saygınoğlu
devamını gör...
sevgilinin telefonunu kurcalamak
bir eylem.
genellikle sürecin nasıl işlediğini ben size anlatayım.
kadınlar hislerinde çok kolay yanılmazlar ama istisna durumlar da mutlaka olur. bir şeyler hissetmeye başlayan kadın, sadece bir his uğruna ilişkisini bozmak istemez. hissettiğinin doğru olup olmadığından emin olmak ister çünkü bir erkeğin bazen biraz uzaklaşmasının nedeni sadece aldatmak değildir. iş yerinde yaşadığı bir problem olabilir, kendi içerisinde birtakım değişimler geçiriyor olabilir, biraz kafa dinlemek istiyor olabilir vesaire... her erkek aynı değildir sonuçta. üstelik aynı davranış da her zaman aynı koşullar altında gösterilmez. "ben onu iyi tanıyorum. şundan dolayı uzaklaşıyor." demek, olayı çözmez yani her zaman.
kadın emin olmak için en yakın kaynak olarak genellikle telefonu görür çünkü günümüzde hemen hemen herkes, her işini telefonla hallediyor. aldatmak da genelde buna dahil.
işte genellikle telefon kurcalamanın altında bu yatar. durduk yere "güvenmiyorum, o zaman bu ilişki yürümez" deyip ayrılmak hiçbir şeyi çözmez çünkü güven sorunu olan, telefonu kurcalayan taraf da olabilir. belki karşı taraf şüpheli bir hareket yapmamıştır ama diğeri güvenmekte zorlandığı için bu duruma düşüyor olabilir falan filan...
çözüm? durup dururken güvensizlik yaşayan ve de hiç ama hiç kimseye güvenemeyen biriyseniz profesyonel yardım almak. bir de telefonunuzu define gibi saklamaya çalışmamak. bir halt karıştırmayan insanların telefonu gizli saklı olmaz.
***
ben verir miyim şifremi sevgilime, eşime? evet veririm. ister bakar ister bakmaz. özel bir durum da varsa "şu konuşmadaki kişi kuzenim. kendi özel sorunlarını anlattığı için okumasan daha iyi olur" şeklinde önceden söylerim. "vay efendim nasıl karıştırırsın telefonumuuu!" diye kıyamet koparmam. içinin rahat etmesi için buna ihtiyaç duyuyorsa buyursun yapsın. bu, her şeyime karışmasına izin vereceğim anlamına gelmez ama tek başına telefonumun kurcalanması hiiiç umurumda değil.
genellikle sürecin nasıl işlediğini ben size anlatayım.
kadınlar hislerinde çok kolay yanılmazlar ama istisna durumlar da mutlaka olur. bir şeyler hissetmeye başlayan kadın, sadece bir his uğruna ilişkisini bozmak istemez. hissettiğinin doğru olup olmadığından emin olmak ister çünkü bir erkeğin bazen biraz uzaklaşmasının nedeni sadece aldatmak değildir. iş yerinde yaşadığı bir problem olabilir, kendi içerisinde birtakım değişimler geçiriyor olabilir, biraz kafa dinlemek istiyor olabilir vesaire... her erkek aynı değildir sonuçta. üstelik aynı davranış da her zaman aynı koşullar altında gösterilmez. "ben onu iyi tanıyorum. şundan dolayı uzaklaşıyor." demek, olayı çözmez yani her zaman.
kadın emin olmak için en yakın kaynak olarak genellikle telefonu görür çünkü günümüzde hemen hemen herkes, her işini telefonla hallediyor. aldatmak da genelde buna dahil.
işte genellikle telefon kurcalamanın altında bu yatar. durduk yere "güvenmiyorum, o zaman bu ilişki yürümez" deyip ayrılmak hiçbir şeyi çözmez çünkü güven sorunu olan, telefonu kurcalayan taraf da olabilir. belki karşı taraf şüpheli bir hareket yapmamıştır ama diğeri güvenmekte zorlandığı için bu duruma düşüyor olabilir falan filan...
çözüm? durup dururken güvensizlik yaşayan ve de hiç ama hiç kimseye güvenemeyen biriyseniz profesyonel yardım almak. bir de telefonunuzu define gibi saklamaya çalışmamak. bir halt karıştırmayan insanların telefonu gizli saklı olmaz.
***
ben verir miyim şifremi sevgilime, eşime? evet veririm. ister bakar ister bakmaz. özel bir durum da varsa "şu konuşmadaki kişi kuzenim. kendi özel sorunlarını anlattığı için okumasan daha iyi olur" şeklinde önceden söylerim. "vay efendim nasıl karıştırırsın telefonumuuu!" diye kıyamet koparmam. içinin rahat etmesi için buna ihtiyaç duyuyorsa buyursun yapsın. bu, her şeyime karışmasına izin vereceğim anlamına gelmez ama tek başına telefonumun kurcalanması hiiiç umurumda değil.
devamını gör...
ağlamak için yatağa atlayıp yatağı kırmak
bundan güzel nick olur. (bkz: ağlamakiçinyatağaatlayıpyatağıkıraninsan)
devamını gör...
bir öz eleştiri yap
kararsız ve istikrarsızım.
devamını gör...
sanal arkadaşlığı reel hayata taşımak
iki tane böyle arkadaşım olmuştu. biriyle 5 diğeriyle 6 sene arkadaşlığımız sürdü. sonra çeşitli sebeplerden eski samimiyet kayboldu. bundan bir 5-6 sene önceki sanal dostluklar bile daha samimiydi. şimdilerde kimse mesajlaşmayı bırakın, telefonla konuşmaktan aciz. herkes başbakan olmuş, ne zaman konuşmak istesem aşırı meşgul.
devamını gör...
nereye gidiyoruz baba
jean-louis fournier'in, -engelli çocuk sahibi bir baba olarak- yaşadığı tüm zorlukları, hayal kırıklıklarını, acılarını, üzüntülerini ve elbette özlemlerini kaleme aldığı anlatısı.
yazara bu eseri 2008 prix femina ödülünü kazandırmıştır.
kitap gerçekten çok üzücü.hassas insanların gözleri dolmadan okuyabilmesi mucize olur gibi gözüküyor.engellilerin, engelli yakınlarının yaşadıklarına tanık olmak isteyen , onları birazcık daha iyi anlamak isteyenlerin okuması gereken bir kitap.
not :ben kitabın yarısını ağlayarak okudum.yazar hiçbir şey saklamadan tüm çıplaklığı ile içini dökmüş . bir engelli yakını olarak zaten birebir tanık olduğum olaylar olduğu için belki beni daha çok etkiledi. kesinlikle tavsiye ederim.
daha detaylı bilgi için
ilgili başlık (bkz: asla kimseyi öldürmedi benim babam)
yazara bu eseri 2008 prix femina ödülünü kazandırmıştır.
kitap gerçekten çok üzücü.hassas insanların gözleri dolmadan okuyabilmesi mucize olur gibi gözüküyor.engellilerin, engelli yakınlarının yaşadıklarına tanık olmak isteyen , onları birazcık daha iyi anlamak isteyenlerin okuması gereken bir kitap.
not :ben kitabın yarısını ağlayarak okudum.yazar hiçbir şey saklamadan tüm çıplaklığı ile içini dökmüş . bir engelli yakını olarak zaten birebir tanık olduğum olaylar olduğu için belki beni daha çok etkiledi. kesinlikle tavsiye ederim.
daha detaylı bilgi için
ilgili başlık (bkz: asla kimseyi öldürmedi benim babam)
devamını gör...
erkeğin erkek gibi davranmaması meselesi
erkek gibi davranmak, kültüre bağlı şekillenmiş bir ölçüt olduğundan katılmadığım tespit.
bir kadının nasıl ki dedikodu yapmak kadınlığını belirleyen bir unsur değilse erkeğin de kaşını aldırıyor olması cinsiyetini belirlemede bir unsur değil. son dönemde elbette cinsiyetler arasında bir flulaşma, sınırları hafifletme durumu baş gösterdi ancak bu kasıtlı hamleyi dahil etmiyorum değerlendirmeye. ben bugün bir erkeğe "ya erkek adamsın yakışıyor mu hiç kaş aldırmalar, canımlı cicimli konuşmalar?" dersem bir gün tutar biri de bana "kadınsın sen, ne işin var orada burada. erkek değilsin ki gece vakti tek başına dışarı çıkasın." der.
toplumsal cinsiyet normlarının boyunduruğundan kadınları kurtarmaya çalışırken erkekleri mahkum etmek olarak değerlendiriyorum bunu.
bir kadının nasıl ki dedikodu yapmak kadınlığını belirleyen bir unsur değilse erkeğin de kaşını aldırıyor olması cinsiyetini belirlemede bir unsur değil. son dönemde elbette cinsiyetler arasında bir flulaşma, sınırları hafifletme durumu baş gösterdi ancak bu kasıtlı hamleyi dahil etmiyorum değerlendirmeye. ben bugün bir erkeğe "ya erkek adamsın yakışıyor mu hiç kaş aldırmalar, canımlı cicimli konuşmalar?" dersem bir gün tutar biri de bana "kadınsın sen, ne işin var orada burada. erkek değilsin ki gece vakti tek başına dışarı çıkasın." der.
toplumsal cinsiyet normlarının boyunduruğundan kadınları kurtarmaya çalışırken erkekleri mahkum etmek olarak değerlendiriyorum bunu.
devamını gör...
normal sözlük'ün dünyanın en iyi sözlüğü olması
sözlüğü bilmem de yazarları arasından dünyanın en yalakası falan çıkabilir.
devamını gör...
anne olmak istemeyen kadın
nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsunuz hayret ediyorum. anneniz kadar normal bir kadındır. kendimi tanımlıyorum resmen bu başlığa. sizin tabirinizle "adam" gibi bir erkek bulamamakla hiçbir alakası yok bunun. ya da 35 yaşıma gelince isterim zaten diye de düşünmüyorum. belki öyle "adam" gibi bir erkek aramıyorumdur. belki hemcinsimden hoşlanıyorumdur (ki bu anne olmaya engel değildir.)belki de erkek arkadaşım olmasına rağmen kendim istemiyorumdur. illa altında bir sebep aramaya gerek yok. bu bir tercihtir ve istemek kadar istememek de normaldir. her kadın anne olmak istemez yani anlayacağınız.
devamını gör...
sevgililer günü
kerametinden sual olunmaz atsan atılmaz satsan satılmaz şubat ayının tam ortasına yapıştırılmış gün.
püh senin gibi güne.
püh senin gibi güne.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
geceye ağır toplarla giriş yapılmış bakıyorum ama yine kalite akıyor. neyse ki ben tam ponçik eğlenmelik bir şarkı seçtim yanin bir başka seçecektim onu seçseymişim iyice ağlama duvarına dönermişiz bugün*. şarkıda ne dendiğini ben de anlamıyorum ama keyifli bence cıstıklı dıstıklı.
devamını gör...

