kendimi daha rahat hissettiğim durum.

yoksa koyarım profile bir fotoğraf takılırım. ama yapasım yok. çünkü böyle daha rahatım. daha mutluyum. bu durum benim samimiyetsiz olduğumu gösterecekse ve kendim gibi davranmadığımı hissettirecekse size evet her ikisiyim. istediğinizi düşünebilirsiniz , umrumda da değil.

ben dilediğimi yazarım, yazıyorum da. sözlükte anonim olmak/olmamaktan ziyade iyi bir yazar olmak, kurallara uymak daha önemli benim için.
yoksa yemişim resmini, cismini *

herkes nasıl rahat ediyorsa öyle takılsın. ayy anksiyetem tuttu yine.

uslu bir çocuk olursaniz whisper'ı da görebilirsiniz bir gün.
devamını gör...

kaçak içki yüzünden hayatını kaybedecek insanların doğrudan doğruya müsebbibi olacak zamcıktır.

devamını gör...

hakkında kötü yorum görmenin zor olacağını düşünmüştüm fakat hiç yok sanıyorum. kendisini çok kısa bir süre evvel tanımış bulunmaktayım. lakin herkese karşı sabırlı ve sıcak kanlı tutumları ile gönüllere taht kurmuş bir moderatördür. başlıkları ve yazılarını da severek takip ettiğimizi söylemekte fayda var. umarım daha çok yazılarına rastlarız, pozitifliğin ve güzel yazıların daim olsun.
devamını gör...

bazı gençlerin hali.
patavatsız olduğunun, nobran olduğunun farkında olmayan kendini terbiye edememiş gençler. *
devamını gör...

keşke herkes bu kadar basit bir olayı anlayabilse ve olayı saçma sapan yerlere çekmese diye katıldığım başlık.
devamını gör...

hafta içi 5 gün,hafta sonu 2 gün artıdasınız demektir.her günü birbirinden kötü geçene ne demeli.birazcıkta boşluk hissi olsun. o kadar dan bir şey olmaz.
devamını gör...

göz gıcıklayan formatlara geliştirilen küfürsüz (bkz: bkz) hizmeti.

sözlük kullanmayı henüz keşfeden yazarlar alınmasın, öğrenmemek ayıp *.
devamını gör...

en iyi kripto para yoktur.

en çok bekleyen yatırımcı vardır.

t: zamana göre değişkenlik gösteren dijital para
devamını gör...

galatasaray taraftarı iken babamın erzincan'dan aldığı galatasaray formasıdır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük,
akşam dizi izleyip çok uykum gelince amaan sabah duş alırım diyen beni zamanda geri gidip ıslak odunla dövmek istiyorum.
sabah su yoktu yine. boş yere erkenden uyandım yani. sonra geri de uyuyamadım.
neyse, bu akşam abim geliyor, o yüzden susuzluk bile keyfimi kaçıramaz.
hepinize benden kahve.
devamını gör...

çocuk yaşta amcasının oğlu ile başlayıp metrobüslere kadar uzanan bir kadın yolculuğudur.*
ebeveynlerin özellikle çocuk yaşlarda çok dikkat etmesini gerektirir zira o yaşlarda çocuklar da çok bilincinde olmuyor.
devamını gör...

711 yılında emevi valisi musa bin nusayr tarafından iber yarımadası'na keşif maksatlı ve sınırlı bir harekât için gönderilen, ancak şartların müsait olduğunu görüp inisiyatif alarak yarımadada 700 yıl sürecek arap hâkimiyetinin yolunu açan kumandan.

dört halife ve emevi dönemlerinde bugünkü mısır, libya, tunus, cezayir ve fas fethedilmiş; kuzey afrika'nın en uzak ucuna kadar ulaşılmıştır. atlas okyanusu ile karşılaşan emeviler için artık iki seçenek vardır. ya güneydeki sahra bölgesi ya da vizigotların hüküm sürdüğü iber yarımadası. dönemin ifrikıye ve mağrip valisi musa bin nusayr, musevi asıllı septe* kontunun da teşvikiyle karşı tarafa keşif gücü göndermeye karar verir. bunun üzerine berberilerden oluşan 7000 kişilik bir kuvvet tarık bin ziyad kumandasında yola çıkar. cebelitarık olarak anılacak tepelik bölgeye ulaşan keşif birliği karaya çıktıktan hemen sonra, kullandıkları mavnaların tamamı (rivayete göre sadece bir kısmı) tarık'ın emriyle yakılır. yapılan keşif neticesinde vizigot kralı rodrigo'nun kuzey taraflarında sefere çıktığı ve franklarla mücadele ettiği öğrenilir. ilerlemeye devam eden tarık bin ziyad, üzerine gönderilen vizigot öncü kuvvetlerini mağlup etmekte zorlanmaz. bir müddet sonra kral rodrigo'nun büyük bir ordu ile yaklaştığını haber alınca musa bin nusayr'dan yardım ister. afrika'dan gelen 5000 kişilik kuvvet de eklenince 12000 kişilik ordusuyla guadalete'de vizigotlarla karşı karşıya gelinir. bazı rivayetlerde vizigot ordusu'nun 100 bin kişi olduğu söylense de bu abartılı bir rakamdır. muhtemelen 30- 40 bin kişilik bir kuvvettir. ancak tarık bin ziyad'ın tamamen yabancı topraklarda, kendinden en az 3 kat büyük bir orduyla savaşa girdiğinin altını çizmek gerekir. yapılan meydan muharebesi 8 gün sürer ve vizigot ordusu mağlup olur. kral rodrigo kimi rivayetlere göre muharebenin dördüncü günü bizzat tarık bin ziyad tarafından öldürülmüştür, başka bir rivayete göre nehirde boğulmuştur. cesedinin bulunamadığı ise mutabık kalınan bir konudur. neticede emevi ordusu kesin bir şekilde galip gelmiştir ve tarik bin ziyad'ın önünde iki seçenek vardır: ya sahipsiz kalan toprakları fethetmeye devam edecek ya da sorumlu olduğu musa bin nusayr'ın "dur" emrine uyacaktır. zaferin getirdiği avantajı kaçırmak istemeyen tarık bin ziyad ileri harekâta devam eder ve malaga, toledo, granada, cordoba gibi önemli şehirleri birer birer düşürür. musa bin nusayr'ın ordusu ile birlikte yarımadaya çıkmasıyla fetihler iyice hızlanır, emeviler 3 yıl içinde pirene dağlarına kadar dayanırlar. bu süreçte adam akıllı tek direniş "şövalyeler şehri" namıyla bilinen merida'da yaşanır. kale önünde gerçekleşen zorlu meydan muharebesini musa bin nusayr komutasındaki emeviler kazanır. rodrigo'nun dul eşi egilo (ila) emevilere esir düşer ve musa bin nusayr sabık kraliçeyi oğlu abdülaziz ile evlendirir. (bu da başka bir tanımın konusu olsun)

bu arada tarık bin ziyad ile musa bin nusayr toledo'da 712 yılında bir araya gelmiş ve "dur" emri dinlenmeyen vali musa, tarık'a büyük tepki göstermiştir. tarık'ı bizzat kırbaçladığı rivayet edilse de azarlama ihtimali daha ağır basar. 714 yılında halife velid, her iki kumandanı da başkent şam'a çağırır. endülüs (vandal isminden türemiştir) olarak anılacak topraklardan ele geçirdikleri ganimetleri yanlarına alıp şam'a giden vali ve kumandan, orada yeni halife süleyman ile karşılaşırlar. (halife süleyman da ayrı bir tanım konusudur. bugün islam nüfuzu doğuda indus, batıda kuzey afrika ile sınırlı kaldıysa bunda aslan payı kendisine aittir.) veraset meselesi nedeniyle velid dönemi valilerine mesafeli olan süleyman, musa bin nusayr ve tarık bin ziyad'a "söyleyin bakalım, endülüs'ün gerçek fatihi kim?" diye sorar. musa bin nusayr "benim," der. fakat tarık bin ziyad bunun doğru olmadığını söyleyerek vizigotlardan ele geçirdiği hz. süleyman'a atfedilen paha biçilmez masanın eksik ayağını koynundan çıkarıp gösterir. bunun üzerine hiddetlenen halife süleyman, musa bin nusayr'ı valilikten azleder. bütün mal ve mülkünü müsadere eder.

tarık'ın şam'daki muhakeme ve ganimet tesliminden sonra ne yaptığına dair bilgi yoktur. herhangi bir görev almadan 720'de vefat ettiği söylenir. dikkat ederseniz tanım boyunca sürekli olarak -rivayete göre- demek zorunda kaldım. zira fethedilen şehirler ve belli başlı harekâtlar haricinde tarihçilerin mutabık olduğu konu çok az. neredeyse her olay hakkında birden fazla rivayet yazılmış. en çok örtüşen bilgileri buraya aktarmaya çalıştım.

kaynakça:
endülüs tarihi - ziya paşa
tdv islam ansiklopedisi
ismail hakkı atçeken'in konuyla ilgili akademik makalesi
devamını gör...

günaydın sözlük, günaydın diğerleri.

ne güzel eriyoruz di mi? mis gibi olduk, mis!
ülkece kayba gidiyoruz ya, her açıdan.
kimse de çıkıp "aga bu ne iştir?" demiyor, herkes boşvermiş..

katinaki sen de bi dur ya aman! bişi anlatıyorum şurada!

devamını gör...

lisede en başarısız olduğum iki dersten biri beden biri müzik olduğu için, o efsane nesil kim, ben kim olanlardan ben.
devamını gör...

bir çocuk; kahverengi gözlü, siyah saçları alabulus traşlı, güleç yüzünde çilleri olan, kepçe kulakları her daim kızarık, küçücük burnu çoğu zaman akma halinde olan, kolları vücuduna oranla uzun, minicik ellerindeki parmakları dolgun dolgun, genelde pantolonu belinden düşen, beyaz tenli bir çocuk.
bir sokak, çıkmaz bir sokak, üzerinde elektrik telleri olan, yeri gelince çocukların çift kale maç yaptığı, yeri gelince en ateşli tartışmalara ev sahipliği yapan, kenarında beyaz badanalı evlerin hanımeli ile örülü çitlerinin bulunduğu, cılız ışıklarıyla ancak kendisinin farkedilmesini sağlayan lambalarının olduğu, yemek kokularının birbirine karıştığı, delik deşik asfaltında fakirliğin yalın ayak yürüdüğü bir sokak.
minicik ellerinde kocaman hayaller tutan çocuk.
bir tarafından yaşamları sıkıştıran çıkmaz sokak.
çocuk çok sever sokağını. gece gündüz dışarıda. sokak çeker onu içine. çektikçe sokak, korkmaya başlar çocuk. düşen pantolonunu çekerken kocaman hayallerini, minicik elleriyle tutmakta zorlanır çocuk. bir de akan burnu yok mu?

çıkar sokaktan, evine çok uzak olmayan, arada bir gittiği boş arsanın hemen hemen ortasında olan selvi ağacının serin gölgesine oturur. öylece kalır orda. bir an yüreğine uçurtma sevdası ip salar.
sevda bu işte yüreğe düştü mü, hemen harekete geçirir insanı.
çocuk minicik elleriyle, minicik bir uçurtma yapmayı başarır. heyecanlıdır, mutludur.
yaptığı uçurtmayı havalandırmaya çalışır. tutar ipinden koşturmaya başlar. arkasına da bakamadan edemez çocuk. onun bir an önce yükselmesini görmek ister. görmez ki hiç önünü, düşer defalarca. bir çocuk, kısacık bir sürede bu kadar çok düşmüş müdür acaba?
işte daha ilk gün dizlerini paramparça eder çocuk. paramparça eder de dizlerini, ancak bir türlü havalandıramaz uçurtmayı. yine de mutludur çocuk. yüreğine sevda düşmüştür bir kere. o sokağın çıkmaz kısmından, bir çıkış ihtimali bulmuştur ya.
günler birbirini kovalarken çocuk yavaş yavaş uçurtmayı havalandırmayı başarır. yükselir uçurtma, güler çocuk.
uçar uçar, tellere takılır. elektrik tellerine. mutludur yine de çocuk. yeniden yapar uçurtmayı. yeniden takılır tellere.
sürekli sürekli takılır tellere. çocuk bıkmadan usanmadan tekrar tekrar dener. bir çocuk hiç bu kadar çok teli uçurtma ile süslemeyi başarabilmiş midir acaba? sokak sakinleri sürekli elektrik kesintilerinden muzdarip şekilde çocuğa kızarken bile mutludur çocuk.
gökyüzünün masmavi göründüğü bulutsuz bir günde çocuk o bir sürü teli atlatmayı başararak uçurtmasını yükseklere doğru gönderir. ip salmaya başlar hayallerine. en sonunda ipi biter. imdadına, mahalleli yetişir. uçurtmaya ip eklerken mahalleli, kocaman hayaller taşımaktan yorulan minicik elleri rahatlamaya başlayan çocuk daha kolay ip salar. uçurtma yükseldikçe yükselir. artık görünmez olmaya başlar.
çocuk bırakır elinden ipi. evine gider, uyur. yorulmuştur çocuk. sabah kalktığında mutsuz olduğunu hisseder. gridir çocuk. ankara’nın kış mevsimine hakim olan gri havası kadar gridir.
devamını gör...

bana göre birbirilerine duydukları mecburiyet hissidir. artık evlilikte dahi kimsenin kimseye eyvallah etmediği bir hayat tarzına geçiş yapıldığı için x kuşağı evlilikleri başarılı sanılmaktadır.
devamını gör...

(bkz: #1290640) kurucu degil sahip diyeceksiniz, zira ben agzimin payini aldim özel mesaj yoluyla. sizin ne dusundugunuzun bir önemi yok begenmiyorsan git diyor kisaca. gözümde karisini yazar yapan adamdan bir farki yok ben buraya buna tepki olarak gelmistim. farkli seslere tahammulleri yok cocuk gibi aslansin kaplansin diye pispislayiniz.
devamını gör...

şiirde gerçeküstücülüktür.
devamını gör...

yere tüküren primatlarla aynı soydan gelen kişilerin yaptığı eylem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim