kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
sevdiğim bir kitaptan bir kare...
devamını gör...

aslında tüm akp'lilerin mentalitesini anlatan cümledir. birçok arkadaş beyaz tv sunucusunun dediklerini dikkate almayın demiş, haklılar aslında ama olay onlarda bitse keşke. inanın akp'lilerin çok ama çok büyük bir kısmı aynı düşüncede. resmen tayyibe tapıyor bu insanlar, asla suçlu bulmuyorlar ve bulmayacaklar da. tayyip ne yaparsa yapsın haklıdır, ne derse desin doğrudur. zıttı düşünülemez onlar için.

hangi zihniyetle karşı karşıyayız, neden bu kadar tehlikeliler ve neden kendilerine izin vermemeliyiz'in cevabını çok güzel veriyor bu cümle aslında.
devamını gör...

bulutların üstünden
bıraktım ben kendimi
...


devamını gör...

çünkü neden almayasınız?
devamını gör...

gustavo'nun better call saul'da çalışanın yaptığı detaylı temizliğe bakıp, kabul edilebilir demesiyle gönlümüze taht kurmuştur bir kere. paravan bile olsa böylesine temiz işletmelerde atıştırmak herkese nasip olmaz.

ilgili sahne

devamını gör...

bu nasıl yazılmamış acaba? ilk sıraya yazılması gerekirdi.

- iki yıllık mı? dört yıllık mı?
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: eyluling)
(bkz: hi my i run)
biri ayran hopurdetirken digeri havuc kemiriyor, moderator de olsalar yazarlar nihayetinde.

keske modlari engelleyebilsek*.
devamını gör...

nasıl başa çıkıyorsunuz merak ediyorum henüz psikolojisi bozuk olalı 5-6 sene olmuş bir birey olarak bu hayatta yaşamaya değer ne görüyorsunuz, ne yapmaktan keyif alıyorsunuz sizi bu hayata bağlayan nedir, bu hayatta iz bırakacak bir kişi değilseniz ne diye varsınız, inanın ben öylesine yaşıyorum ve bu her an son bulabilir.
devamını gör...

bir solukta okunamayacak, üstüne düşünülecek çok katmanlı bir sadık hidayet kitabıdır.iç sıkıntıları ve bunalımları geçirebilirsiniz okurken gayet normaldir. fakat oldukça güzel kitaptır, neredeyse her cümlesi altı çizilesidir.
devamını gör...

kıskanmak, dedikodu yapmak, başkasının başına gelen kötü bir durumdan zevk almak, rüşvet almak, çıkarcı olmak ve yalakalık yapmak gibi kötü alışkanlıklarım olmadı. mutluyum.
devamını gör...

uzayda yürüyen ve bunun için gerçekten ömrünü adamış olan ilk kanadalı astronot. güzel bir başarı hikâyesi var. motivasyon isteyenler okusun derim.

hadfield 1959 doğumlu. yani ay'a ayak basıldığı ilk görev onun çocukluğuna denk geliyor. kanada'da bir yaz tatili esnasında, kendi evlerinde televizyon olmadığı için bir komşularının evinde toplanıp ay'a inen neil armstrong'u izlediğinde henüz o yaştayken karar veriyor: "büyüyünce astronot olacağım."

herhangi bir 9-10 yaşındaki çocuğu ve onun yaşamını düşünün. doğal olarak gayet çocukça bir hayat sürer ve çoğunlukla işin makarasındadır. istisnaları hariç tutuyorum*. hadfield normal bir çocuk gibi düşünmek yerine "bir astronot olacaksam nasıl bir hayat sürmeliyim" diye düşünmeye başlıyor.

bu kararlılığı aslında daha televizyon izlediği o gece belli ediyor kendisini. eve dönerken gökteki ay'a bakıyor ve düşünüyor bir yandan. o günlerde kanada uzay ajansı henüz kurulmadığı ve nasa da sadece amerikalı astronotları kabul ettiğinden, küçük hadfield karamsarlığa düşmek üzereyken şunu düşünüyor: bu akşama kadar ay'a gitmek de imkânsızdı ama birileri gitti. öyleyse benin astronot olmamam için de bir neden yok.

hadfield hemen işe koyuluyor. astronotlar sebze, meyve gibi sağlıklı yiyecekler mi yer yoksa cips gibi zararlı şeyler mi? erkenden uyanıp kitap mı okurlar yoksa geç saatlere kadar oturup gündüz de geç mi kalkarlar? bu soruların cevaplarını doğru şekilde verecek bir yetişkin gibi davranıyor ve hayatını o şekilde yönlendirmeye başlıyor.

artık okula gitmek, çoğu öğrenciye olduğu gibi, ona eziyet gibi görünmemeye başlıyor. büyük bir hevesle okuyor ve bir yandan da zenginleştirilmiş bir eğitim programına katılıyor. traktör sürmeye çalışıyor babasının yerine çiftlikte, traktörün arkasındaki demiri kırınca lehim yapmayı öğreniyor... kısacası daha küçücük yaşında, öğrenebildiği her şeyi öğrenmeye çalışıyor ve bol bol da okuyarak kendini geliştiriyor.

***

ilgilenenler bilir; astronotlar, kozmonotlar vs genellikle test ya da savaş pilotluğu yapmıştır. hadfield bu konuda da şanslı çünkü uçaklar en sevdiği şeylerden biri. 13 yaşına geldiğinde bir çeşit havacılık programına katılıyor. 2 sene sonra planör pilotu lisansı alıyor. ondan 1 sene sonra da motorlu uçakları uçurmaya başlıyor.

bir taraftan "ya astronot olamazsam" diye düşünse de bir yandan bu hayalinden asla vazgeçmiyor. hayali uğruna yaptığı, öğrendiği şeyler ona keyif verdiği için zaten durumdan da asla sıkıntı duymuyor.

biraz daha büyüyor, evleniyor, askerlik, çocuk falan derken ve önce olumsuz gibi görünüp bir anda onun lehine dönen bazı hayat şartları neticesinde, 1991 yılında, 2 yıl önce kurulmuş olan kanada uzay ajansı'ndan, hayat boyu beklediği haber geliyor: "astronot aranıyor."

hadfield hemen bir cv dolduruyor. tabii cv dediği şey öyle yarısı boş tek bir kâğıttan ibaret değil. öyle uzun ve dolu bir cv yazıyorlar ki eşiyle birlikte oturup, en sonunda neredeyse bir kitapçık kadar olan cv'yi ciltletiyor ve o şekilde gönderiyorlar. 5329 başvuru arasından ilk 500'e kalıyor. ardından ilk 100, 50 derken bir gün çalan telefonda ajansın en önemli elemanlarından birinin "astronot olmak ister misin?" sorusuyla seçildiğini öğreniyor. 10 yaşından 32 yaşına kadar bu uğurda harcanmış bir hayatın boşa harcanmadığını görmenin nasıl bir şey olduğunu ve insanın çocukluk hayalini gerçekleştirmesinin nasıl hissetirmiş olabileceğini tahmin edebiliyorsunuz, değil mi?

***
hadfield 3 kez uzay görevine atandı. uzaya ilk gidişi "yuvarlak kapıdan geçmesi gereken köşeli bir astronottum" şeklinde anlatır. malumunuz, uzay giysileri pek de öyle yuvarlak hatlı değildir. çocukluk hayali olan uzayla arasında bulunan son engel olan araç çıkış kapısı ise yuvarlaktır. o kapıyı açınca karşısında gördüğü manzarayı düşündüğümüzde, "tüm bu zorluklara değdi mi?" sorusunun cevabı da kendiliğinden geliyor.

bence hadfield'ın hayatından hepimizin çıkarması gereken çok ders var.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

genellikle yönelimi anlaşılan lgbt bireylere iş imkanı sağlanmaz, aileden ve toplumdan tecrit edilir. acımsızca yargılanırlar. oysa bilinmez ki bize gösterilen lgbt bireylerin sadece bir yüzüdür. her lgbt birey taşkın hareketler yapmaz, teşhirciliği amaçlamaz. eminim ki pek çok insan günlük hayatında lgbt bir bireyle pek çok kez karşılaşmış fakat onun yöneliminin kendi alışılmışının dışında olduğunu anlamamıştır bile. bir insanın lgbt olması onu insan olma durumundan ya da eylemlerini her insan gibi gerçekleştirme imkanından soyutlamaz. medyanın insanlara dayattığı pek çok yanlış algı var bu konuda. en yaygını gay karakterler mevzu bahis olduğunda gerçekleştirilir mesela. ağzı yayarak konuşma, şekerim canım benzeri ifadeler kullanma, çok renkli kıyafetler tercih etme, ciddiyetsizlik medyanın bizde oluşturduğu genel gay insan kalıbıdır. elbette bu davranışları sergileyen gay bireyler vardır ama bu her bireye mal edilemez, tıpkı her heteroseksüel bireyin aynı özelliği, karakteri taşımadığı gibi.
örgütlü harekete katılımın temel nedeni lgbt bireylerin yalnız ve çaresiz bırakılması, ötekileştirilmesidir. insanlar benzer durumları, mücadeleleri ve tecrübeleri paylaştıkları için birbirine yaslanarak hareket ederler. lgbt bireyler bir keyfiyetin değil var olmanın mücadelesini vermektedir çünkü.
devamını gör...

niye ya? niye bir kere? toy ve aptal halimizle bir hata ettik diye; tek hakkımızı aptalca mı harcamış oluyoruz?
yok efendim öyle yağma!!!
insan sadece bir kere aşık olmaz. yüzünü bile hatırlamadığım biri yüzünden niye bu hakkımı kaybetmiş olayım?
devamını gör...

sen kendini nereye konumlandırırsan insanlar seni orada görür. ona göre davranır. kendine saygını kaybetme/kaybettirme ki sonunda hayal kırıklığın olmasın.
devamını gör...

konu bir marmaris gibi anılmamasıdır. bunun için başlık açılmasının sebebi budur. gözünüze sokmak değil bir olay'ın varlığından haberdar olmak. onu yok saymamak. tartışmalara bakıyorum. yangın ile alakasız. yine bir grup tunceli-dersim tartışması yapıyor. hedef şaşırtmaktan başka bir şey değildir. oradaki yangındır konu. söndürülmemesidir ya da söndürülememesidir. yanıyor anlatabiliyor muyum?
eğer konuyu siyasetten açacaksanız ki bazıları bunu buraya çekmeye bayılıyor. o toprakları çok uzun zamandır hep yakmakla tehtid ettiler. yaka yaka bitirelemeyen yerlerden. oysa orası bu ülkenin topraklarından, hani bir şarkı var,bir başkadır benim memleketim. orasıda bizim memleketimiz. havasına, suyuna, taşına, toprağına bin can verdiğiniz.
ayrımcı tanımları görünce artık kan beynime çıkıyor. marmaris yangını için başlık açıldığında hiç böyle tartışmalara girilmedi. gerçekten bazı insanlara tahammül edemiyorum artık.
o memleket eğitim oranın yüksek olduğu, kadına şiddet'in az olduğu(hiç olmasa bunu yazarken bile utanıyorum), vergi sıralamasında altta kalmayan bir il'imizdir. bilmem anlatabiliyor muyum?

on gündür yanan, memleketim'in güzide bir köşesinin haberi'nin yapıldığı başlıktır.
devamını gör...

biliyorum, yanlış yoldayım ama yol nasıl güzel bir bilsen.
devamını gör...

sözleri ve müziği demir demirkan'a ait, şebnem ferah tarafından aynı adı taşıyan sinema filmi için seslendirilen şarkı. sanırım hiçbir albümüne girmedi şebnem ferah'ın ve bence keşke bu tarzda devam etseydi.

film 90'larda yayınlandı. aydan şener ve toprak sergen başroldeydi.
o dönem bir kadının güzel olduğunu belirtmek için aydan şener'e benzediği söylenirdi. bence halen de öyle.
toprak sergen'in zaten ses tonu yeter, ama peruğu sanki olmamış gibiydi. senaryosu güzeldi ve en önemlisi kadına edilgen bir rol verilmemişti. beyaz atlı prensi beklemek yerine arabasına beyaz güvercin diyen güçlü bir kadın olması hoşuma gitmişti.

devamını gör...

büyük sevaptır.
siz söylemeseniz kadın kilolu olduğundan haberi bile olmayacaktı zaten. yani nerden bilsin kadın kilo aldığını? allah razı olsun
hala böyle düşünceli, zeki,herşeye karışması gerektiğini düşünen insanlar var.
devamını gör...

toprak kabul etmeyecek neyse.

bu bizim milletin adalet anlayışı bazen hoşuma gitmiyor değil açıkçası.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim