ilk radyocu olarak tanıdım kendisini ama sonra "sevdiğim ikinci kadınsın sen" kitabını kışın ve hayatımda ilk defa giitiğim konya'da kitapçılar çarşısında gezerken almıştım. ben beğendim bir çok şiirini, bilmeyenler için paylaşıyım..

sevdiğim ikinci kadınsın sen
ilkini sevmeye mecburdum çok iyiliği oldu bana
ve hayatımda hiçbir mecburiyeti onun kadar sevmedim

sevdiğim ikinci kadınsın sen
ilkinin yerini alman mümkün değil
o öğretti bana sevmeyi
o öğretmese sevemezdim seni bile, inan

o tuttuğu için ellerimden yürümeyi öğrendim, koşabildim sana
onun gözlerine benzediği için gözlerin, alamadım gözlerimi senden
sana aşığım, seni seviyorum
sevdiğim ikinci kadınsın sen

hayatım boyunca omzumda taşıyorum onu
ve sen her sabahımdasın
kıskanma
alfabede bile senin adının baş harfi ondan sonra gelir
kalbim şimdi senin
onun kadar sev beni, kâfi
o doğurdu sen öldürme.

ceyhun yılmaz
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

istanbul / kadıköy'de bir caddenin adıdır. cadde üzerinde kâzım karabekir müzesi bulunmaktadır.
devamını gör...

kendime normal sözlük konsepti yaptım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şu benim site açılsa da asıl diyarıma dönsem.
devamını gör...

yurtdışına giderken bagajınızı vermeden önce “hemşerim bende fazla bagaj var, sana vereyim, ekstra para vermeyeyim” diye bir ses duyarsınız. milletin bavulunda ne olduğunu nerden bileceksiniz. kabul etmeyince bir de söylenirler.
uçaklarda ayakta yolculuk edilmez ama daha bineceğiniz uçak piste inmeden uçağa binmek için millet kuyruk olur. görevliler “daha zaman var, oturun” der ama nafile. yabancılar oturur, bizimkiler ayakta.
kuyruğa kaynak yapanlar olur, aralarında tartışma çıkar. yabancılar garip garip bakar.
nedense pencere kenarlarına göz diken çok olur. “benim koltuğuma oturmuşsunuz” dersiniz, “ne fark eder, sen ortada otur” cevabını alırsınız.
uçak piste inince yurdum insanı hemen ayağa kalkıp üst kattaki çantalarını almaya başlar. 15 kg kabin içi valizler uçak ani fren yapınca yolcuları yaralayabilir. hostesler “lütfen oturun” diye ikaz eder ama nafile. uçak daha durmadı, kapılar açılmadı, bu ne acele. bir keresinde pilot ani fren yapınca bir amca elindeki valiziyle yere serilmişti.
bazı havalimanlarında yolcu çıkış kapıları içerden açılır. yurdum insanı kapıyı sürekli itmeye alıştığından bazen kapıyı açamaz, cam kapıyı yumruklar, birbirini ezer.
yurdum insanının sohbeti güzeldir bu arada. kadın olsun erkek olsun hemen muhabbete başlar. yolculuk boyunca hayat hikayelerini dinlersiniz, gideceğiniz yerde de çok yardımcı olurlar.
azerbaycan’a yolculuk yaparken hostesler eskiden “kemerlerinizi takın, uçak düşüyor” diye anons yapardı. “uçak düşüyor” kelimesini “uçak havalimanına iniyor” anlamında kullanırlardı. yurdum insanı da topluca kelime-i şehadet” getirirdi. yurdumun yeşilçam uçak sahneleri bile bir başkadır.
devamını gör...

hata yapmalarına izin verin. düştüğü yerden kendi başına kalkabileceğini idrak edebilecek hareketlerde bulunun. bir konu hakkında fikirlerini sunarken dinleyin (bkz: gerçekten dinleyin) ona saygı duyduğunuzu gösterin. çocuklar ailelerini görerek öğrenir, büyür. çocukları yetiştirmekten önce kendinizi yetiştirin ki güzel örnek olabilesiniz.
devamını gör...

nepal, dünyada dikdörtgen/kare bayrağa sahip olmayan tek ülkedir.
devamını gör...

bunca yıldır tiksindiğim insan tabiatına karşı bazı zamanlar dizginlenmesi zor bir hayranlık besliyorum. ruhum bu ikilemin çarkları arasında ne zaman ezilse delirdiğimi düşünmekteyim. muhtemelen çoktan delirdim.
devamını gör...

rütbesini tam anlamıyla hak eden bir yazar, hayırlı uğurlu olsun.

nice güzel tanımlara ve çizimlere...
devamını gör...

nicki hamdi23 olsaydı buralar çöldü.
devamını gör...

baktım gülüşünden güzel şiir olur
sevdim gitti…
sen yüzüne sürgün olduğum kadın,
madem sevmiyorsun
o zaman sahip çık gözlerine…
dönüp,
dolaşıp,
değmesinler gözlerime.
belki de konuşuyordur gözlerin,
ama ben gözce bilmiyorum ki…
sessizce biliyorum,
usulca biliyorum,
masumca biliyorum…
sahi sarkıntılığa girer mi acaba
ayrılırken gözlerimin sana sulanması?
dökmeye niyetim yok içimi…
zor sığdırdım zaten.
özledim.
söyleyeceklerim bu kadar…
kısa ve derin.
bu arada
” kimse benimle oynamıyor ” diye ağlayan çocuk
sen büyü hele
ne oyunlar oynayacaklar seninle
ve bugün bir kez daha anladım
adamlığı kadınlardan öğrenecek erkek çok…
devamını gör...

portakallandın demektir. siz de portakallandırılamadıklarımızdan mısınız.
devamını gör...

fatih sultan mehmet'e yakınlığıyla bilinir .fatih sultan mehmet'in istanbul' un fethinin ardından sadrazamlığa getirdiği devlet adamıdır. fetih de önemli rol oynamıştır.
devamını gör...

ezanı allah okuyo sanmak…
devamını gör...

bazı yazarların yaptığı harekettir. stalk butonundan arada bakıyorum birilerine herkes kendi profilinde veya nickaltında geziyor. bilerek mi yapıyorlar yoksa sürekli kendilerini mi okuyorlar anlamıyorum.
devamını gör...

josé claudio antolínez, 1635–1675 yılları arasında yaşamış ispanyol bir barok dönem ressamıydı. madrid'li olan jose, marangoz bir babanın oğlu olarak dünyay gelmesine rağmen, yani halkın alt tabakalarında gözlerini açmış olmasına rağmen sarayda prestijli bir konum elde etmiş ve büyük müşteriler kazanmıştı. sert mizaçlı, kibirli ve alaycı bir sanatçıydı. bu ona çağdaşları arasında düşmanlar da kazandırmıştı.

madrid'de doğan ve burada ölen sanatçı ilk eğitimini francisco rizi'nin stüdyosunda almıştı. antolinez özellikle yaptığı farklı -madrid okulu içinde en başarılı sayılabilecek- ''immaculate conception'' tasarımları ile tanınmıştı. onun kadar narin ve nazik olmasa da büyük sevilla'lı sanatçı bartolomé esteban murillo'ın muadili sayılabilecek saygınlığını da bu eserlerine borçluydu.

bir parantez açmak gerekirse de ''immaculate conception'' terimi, meryem'in günahsız gebeliği şeklinde çevrilir. bir katolik kilisesi dogması olan bu olay sanılan aksine meryem'in isa'ya kutsal bir şekilde gebe kalmasını (annunciation, beşaret) değil; meryem'in kendisinin günahsız, normal bir insandan daha temiz bir şekilde bir gebelik sonucu doğmasını anlatır.

sanatçının insan tipleri dönemine göre eski, arkaik kalmış olsa da kendisi atmosfer ve mekan betimlemelerinde diego velázquez'in devamı sayılabilir. dini ve mitolojik eserler yanında çeşitli portreler ve tür resimleri (günlük yaşamdan karelerin konu edildiği eserler) de yapmış olan sanatçının tekniği, güzellik kavramı, dekoratif zenginliği genellikle venetian (bir boyama tekniği) ve peter paul rubens ile ilişkilendirilirdi ve ressam ustaca bir renk kullanımı sergilerdi.

ressam antonio palomino'ya göre, kendini aşırı yorduktan ve bir eskrim maçında aldığı yaralardan sonra ateşten ölen sanatçının eserleri günümüzde, museo del prado - madrid, bilbao güzel sanatlar müzesi, romanya ulusal sanat müzesi, budapeşte güzel sanatlar müzesi, irlanda ulusal galerisi gibi müzelerde sergilenmektedir.

kaynakça ve daha fazlası: museodelprado.es/en, artuk.org, wikipedia, useum.org - bazı eserleri
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

off cidden tek erkekler yaşıyor bu ülkede hepsi sizin sorununuz. anlıyorum harika düşünceli varlıklarsınız. cidden bu konuda bile nasıl ötekileştirme yaptığınıza şaşırıyorum. sen yaşıyorsun ya bu ülkede inanmayacaksın ama bende yaşıyorum. senin almak zorunda olduğun her şeyi bende alıyorum. farklı bir gelire sahip değilim. bir kriz varsa ortada kundaktaki çocuk bile etkileniyor. bu tanımda sanırım yüzyıl öncesinden girildi “iş hayatına atılma oranı düşük” diyerek kanıtlanmış oluyor.
cidden yoruyorsunuz
devamını gör...

çok fazla değer verdiğiniz insanın sesini yavaş yavaş unutmaya başladığınız ya da toprağına sarıldığınız an.
devamını gör...

güneydoğu asya’da bulunan ve yirmi yıl boyunca kendi içinde savaşan, bu savaşın on yıllık bölümünde dünyanın şerefsiz onbaşıamerika birleşik devletlerinin de dahil olmasıyla dünyada ün kazanan ülkesi olan vietnamda çok yaygın olan bir inançtır.

birçok geleneksel inanç gibi bu inanç da biraz metafizik görünse de bence aslında bilimsel kökeni olan düşüncelerin büyülü bir gerçeklikle açıklanması gibi bir şeydir bu.

bu geleneksel inanca göre eğer bir insanın vücudunda kötü rüzgarla dolaşıyorsa bu rüzgarlar o insanın hasta olmasına ve belki de sonunda ölmesine neden olabilir.

bu rüzgarlar insanın bedeninde dört ana yönde estikçe insan farklı farklı hastalıkların pençesine düşer. hem fiziksel hem ruhsal rahatsızlıklara neden olabilen bu kötü rüzgarlardan kurtulamak çok zor olmasa da düzenli bir tedavi gerektirir.

kötü rüzgarlarla savrulan bir insanın bedenine bu işi iyi bilen bir insan tarafından yapılacak masaj ile o rüzgarlar vücuttan salınmalıdır. rüzgarlar bedenden dışarı da esmeye başladığında beden de bir ikileme sürecine girecektir.

bedenimizin içindeki ormanı oluşturan ağaçların kötü rüzgarlar tarafından yıkılmasına izin vermemeliyiz çünkü be ormanda bir ağaç devrilirse ve bunu kimse görmez ya da duymazsa o ağaç devrilmiş sayılmaz. kötü rüzgarlar kazanır her sessizlikte.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim