yaşamın kıyısında
casey affleck ve michelle williams'ın başrollerinde olduğu 2016 yapımı dram filmi. casey affleck bu filmdeki oyunculuğuyla en iyi erkek oyuncu oscar'ı ödülünü kazandı. öncelikle film herkesin beğeneceği bir film değil. lee'nin randi ile sokak ortasındaki konuşmasını kaç kez izledim bilmiyorum. bir filmden bu kadar etkileneceğimi tahmin etmezdim. filmi izlememin üzerinden 4 yıl geçti ama bana hissettirdiği duygular hâlâ canlı. kesinlikle bir daha izleyeceğim film.
devamını gör...
fobik temsil
medyanın belli bir gurubu, örneğin yoksulları haberleştirirken, izleyicide o grup hakkında nefret ve korku uyandıran bir dil ve semboller kullanmasına verilen addır.
devamını gör...
şemsiyemin ucu kare
mükemmel bir rumeli türküsüdür.
şemsiyemin ucu kare
yok mu şu derdime çare
o yar güzel ben biçare
çaresiz dertlere düştüm
bir vefasız yare düştüm
şemsiyemin ucu baston
söyle canım kimdir dostun
öldürmeye var mı kastın
kastın azabına düştüm
bir vefasız ele düştüm
ocak ocak kum eşerim
sensin benim yar şekerim
bilmez misin ne çekerim
çektiklerim yar elinden
şivekarım o dilinden
şemsiyemin ucu kare
yok mu şu derdime çare
o yar güzel ben biçare
çaresiz dertlere düştüm
bir vefasız yare düştüm
şemsiyemin ucu baston
söyle canım kimdir dostun
öldürmeye var mı kastın
kastın azabına düştüm
bir vefasız ele düştüm
ocak ocak kum eşerim
sensin benim yar şekerim
bilmez misin ne çekerim
çektiklerim yar elinden
şivekarım o dilinden
devamını gör...
yazarlardan şiir kitabı önerileri
buna benzer bir başlık bulamadım var ise aşağıda belirtmenizi rica ediyorum.
attila ilhan - ben sana mecburum.
can yücel - sevgi duvarı.
charles baudelaire - kötülük çiçekleri.
ahmet telli - belki yine gelirim.
attila ilhan - ben sana mecburum.
can yücel - sevgi duvarı.
charles baudelaire - kötülük çiçekleri.
ahmet telli - belki yine gelirim.
devamını gör...
fahrettin altun'un tweet'lerini rt'leyen hesaplar
trollük tipinden akıyor zaten. önceden hesaplamış her şeyi.
destek alamayacağını biliyor normal yollardan, paralı trollere iş yaptırıyor.
ama işte bir insanın zekası neleri ortaya çıkarıyor.
destek alamayacağını biliyor normal yollardan, paralı trollere iş yaptırıyor.
ama işte bir insanın zekası neleri ortaya çıkarıyor.
devamını gör...
24 mart 2021 fahrettin koca tweeti
'kongre'tulations.
devamını gör...
hayvancılık gezegene zarar veriyor iddiası
yıllardır anlata anlata dilimde tüyün bittiği, iddia ile uzaktan yakından bir ilgisi olmayan rasyonel gerçekliktir.
izninizle bir de burada açıklayayım.
endüstriyel hayvancılık, gezegenimiz için kapitalizmin yarattığı ekolojik yıkımın en büyük pay sahiplerinden birisidir. benim et tüketmememin tek sebebi elbette bu değildir, ama ekolojik yıkım da bunun bir sebebidir.
size şu açıklıkla ifade edeyim, kapitalizmin üretim ilişkilerinin tümü, enerji üretim yolları ve endüstriyel hayvancılık sürdüğü sürece insan ve insan dışı bütün türler ve varlıklar için bir yaşam, sürdürülebilir bir şey değildir. fakat bunun çözümünün bill gates'in yapay eti olduğu kanaatinde değilim. bunu savunmak gülünç olurdu.
niye mi?
çünkü gezegenimizi yok eden şey, tek başına endüstüriyel hayvancılık değildir. gezegenimizi yok eden şey kapitalizmdir.
zira kapitalizm, özgür bilimin ve yaşamın önüne sermayeyi ve burjuvazinin çıkarlarını koymak gibi var oluşsal bir eğilime sahiptir.
aşı adaletsizliği ve patent sistemi buna en yakın çeperden kanıt olarak sunulabilir. zira covid 19 pandemisi sürecinde aşının bulunduğu ilk günden bu güne milyonlarca insanın ölümüyle devam eden süreç de bunu kanıtlar niteliktedir.
çünkü kapitalizm sermayeyi yaşamın önünde tutmak zorunda olan üretim ilişkileri ile var olur.
şöyle açık olarak bir kere daha ifade edeyim bill gates'in yapay eti yaygınlaşsa dahi yalnızca dünyanın ayrıcalıklı bir azınlığı için ulaşılabilir olmaktan uzağa düşemeyecektir.
fakat kapitalizmin bütün üretim ilişkilerinin tarumar edildiği, yani yeryüzünde cenneti yarattığımız bir yarında bilimin önünden sermayenin boyunduruğu çekildiğinde elbette endüstüriyel hayvancılığın terk edilmesi için alternatif proteinler yaratılabilir ve ulaşılabilir kılınabilir.
peki yeniden endüstüriyel hayvancılığın gezegende yarattığı tahribata ve iklim değişikliği, suların tükenişi, ormanların yok oluşu ve ekolojik talan noktasındaki payına dönersek, siz sevgili yazarlarımıza bilimsel verilerle bir miktar daha bu konuyu açıklamak sorumluluğunda olduğumu düşünüyorum.
sera gazlarını kısmından başlarsak, hayvancılık ve yan ürünlerinden kaynaklanan karbondioksit (co2) yıllık 32.000 milyon ton ve bu miktar dünya çağındaki sera gazı emisyonunun %51’ini oluşturmakta.
ayrıca 20 yıllık çerçevede, metan gazı, karbondioksit gazından 86 kat daha fazla küresel ısınmaya sebep olma potansiyeline sahip. ve ineklerin tümü her gün 150 milyar galon (567 milyat litre) metan gazı üretiyor. bu ortalama dünya çapında günlük 150 milyar galon methan gazı (ch4) demek.
ve biz endüstüriyel hayvancılıkla bu rakamı her gün daha çok arttırıyoruz.
fakat daha korkunç olanıysa hayvancılık, insan kaynaklı diazot monoksit gazı (nitroz oksit-n2o) emisyonun %62’sinden sorumlu. diazot monoksit gazı, karbondioksitten 296 kat daha fazla iklim değişikliğine sebep olabilecek bir sera gazı çeşidi ve atmosferde kalış süresi 150 yıl.
son olarak bütünüyle fosil yakıtların vazgeçsek dahi, endistüriyel hayvancılığın bu boyutlarıyla 565 gigatonluk karbondioksit limitini hayvan yetiştirme ile 2030 yılında geçmiş olacağız.
su bahsindeyse tablo yine aynı korkunçlukla devam ediyor. hayvansal tarım için kullanılan su yıllık 34-76 trilyon galon.
bunun oransal dağılımını yapmak gerekirse, hayvancılık için kullanılacak yemler için yapılan ekim, amerika’nın su harcamasının %56’sını oluşturuyor. abd’nin su harcamasında kişisel ev kullanımları ise %5’ten ibaret.
şöyle özetleyelim, 450 gram etin üretimi için 2.500 galon suya ihtiyaç duyuluyor.
450 gram yumurta için 477 galon, 450 gram peynir içinse yaklaşık 900 galon suya ihtiyaç var. 1 galon süt için 1.000 galon suya ihtiyaç duyuluyor.
bu korkunç tabloyu şöyle bağlayabiliriz; bugün dünyadaki temiz su harcamalarının %20-33’ünün sebebi, hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık sektörü.
tarım alanları bahsinde ise hayvancılık ve hayvancılık için yem üretimi, yeryüzünün donmamış buzsuz alanının 3’te 1’i, yeryüzü toprağının ise %45’i gibi rakamlara tekabül ediyor.
ve canlı türlerinin yok olmasının, okyanus ölü alanlarının oluşmasının, su kirliliğinin ve habitat bozulmasının başlıca nedeni de yine hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık. zira hayvansal tarım, ağaçları yok ederek hayvancılıkta kullanılacak yemlerin ekimi için alanlara, otlaklara, meralara dönüştürüyor.
bu gelinen nokta ise gezegenimizin 65 milyon yıldır yaşadığı en büyük soy tükenişi.
tarım alanlarının kullanımı basinde şu netlikte ifade etmem gerekirse, her inek için 2-5 dönüm arazi kullanılıyor.
ve örneğin abd’nin neredeyse sınırlarının yarısı hayvansal tarıma tahsis edilmiş durumda. oysa herhangi bir toprakta, bitki temelli kaynaklardan elde edilecek protein miktarı, etten elde edilecek miktarın 15 katı kadar.
türlerin yok oluşu noktasında ise okyanuslardan her yıl 90-100 milyon ton balık çıkarılıyor. halbuki okyanuslardan her yıl çıkarılan canlı miktarı 2.7 trilyon.
bu; yakalanan her 450 gram balık için, yaklaşık 2.5 kilo hedef olmayan deniz canlısı da yakalanıyor ve ıskartaya çıkıyor ve üretim fazlası olarak atılıyor, demek.
bu bakımdan gezegenimizdeki tür çeşitliliğindeki azalmanın ve büyün yok oluşların sebeplerinden birisi de balıkçılık sektörü.
bir diğer büyük yok oluşu ve türlerin tükenişini yaratan faktör de hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık kaynaklı yağmur ormanlarının yok edilişi.
şöyle rakamlandırabiliriz; hayvansal tarım, amazon katliamının %91 kadarından sorumlu. ve her saniye yağmur ormanlarından 1-2 akre yok olmakta.
yağmur ormanlarının yok edilmesinin sebebi de yine endüstriyel hayvancılık ve hayvancılıkta kullanılan yemlerin üretimi için ortaya çıkan tarım alanı ihtiyacı.
ve yağmur ormanları katliamına bağlı olarak her gün yok olan tür sayısı ise 137.
son olarak hayvansal tarım nedeniyle bugüne kadar yok edilen yağmur ormanı 136 milyon dönüm gibi korkunç bir rakama ulaşmış bulunmakta.
buraya kadar okumayı sürdüren olur mu bilmem ama, bu karanlık tabloyu dönüştürmek için size son bir kaç kıyas vereyim sevgili sözlük. * belki aklınızda bazı şeyler netleşir.
1 kişiyi 1 yıl beslemek için ihtiyaç duyulan toprak, hayvansal ürün tüketmediğinde 650 metrekare. hayvansal ürün tüketildiğinde ise bu oran bunun 18 katı.
şöyle de ifade edilebilir, 1.5 akrelik bir arazide 16.700 kilo bitki bazlı yiyecek üretilebilirken, aynı büyüklükte bir arazide üretebilecek et miktarı 170 kilo.
daha da uzatılabilecek bu kıyasları şöyle özetleyeceğim;
bütün bu tablodaki faktörleri toptan değerlendirirsek, hayvansal ürün tüketmeyen bir kişi, hayvansal ürünlerle beslenen bir kişiden %50 daha az karbondioksit üretiyor, 11’de 1’i kadar fosil yakıtı tüketiyor, 13’te 1’i kadar su tüketiyor ve 18’de 1’i kadar toprak kullanıyor.
yani uzun lafın kısası, evet endüstüriyel hayvancılığın gezegene zarar verdiği bir iddia değildir. ayan beyan bir gerçekliktir.
şimdi buraya geniş bir kaynakça havuzu da bırakayım da laf olmasın. hem belki gerçekten bu upuzun tanımı okuyup gerisini merak edenler de olur.
pandemi ve endüstriyel hayvancılık ilişkisi
vegan yaşamak hangi yok oluşu önler
hayvancılık endüstrisi
iklim ve çevre
değişim tabaktan başlar
elbette kaynak metinler daha da genişletilebilir. samimiyetle daha fazlasını merak eden varsa bir mesaj uzağınızdayım. *
izninizle bir de burada açıklayayım.
endüstriyel hayvancılık, gezegenimiz için kapitalizmin yarattığı ekolojik yıkımın en büyük pay sahiplerinden birisidir. benim et tüketmememin tek sebebi elbette bu değildir, ama ekolojik yıkım da bunun bir sebebidir.
size şu açıklıkla ifade edeyim, kapitalizmin üretim ilişkilerinin tümü, enerji üretim yolları ve endüstriyel hayvancılık sürdüğü sürece insan ve insan dışı bütün türler ve varlıklar için bir yaşam, sürdürülebilir bir şey değildir. fakat bunun çözümünün bill gates'in yapay eti olduğu kanaatinde değilim. bunu savunmak gülünç olurdu.
niye mi?
çünkü gezegenimizi yok eden şey, tek başına endüstüriyel hayvancılık değildir. gezegenimizi yok eden şey kapitalizmdir.
zira kapitalizm, özgür bilimin ve yaşamın önüne sermayeyi ve burjuvazinin çıkarlarını koymak gibi var oluşsal bir eğilime sahiptir.
aşı adaletsizliği ve patent sistemi buna en yakın çeperden kanıt olarak sunulabilir. zira covid 19 pandemisi sürecinde aşının bulunduğu ilk günden bu güne milyonlarca insanın ölümüyle devam eden süreç de bunu kanıtlar niteliktedir.
çünkü kapitalizm sermayeyi yaşamın önünde tutmak zorunda olan üretim ilişkileri ile var olur.
şöyle açık olarak bir kere daha ifade edeyim bill gates'in yapay eti yaygınlaşsa dahi yalnızca dünyanın ayrıcalıklı bir azınlığı için ulaşılabilir olmaktan uzağa düşemeyecektir.
fakat kapitalizmin bütün üretim ilişkilerinin tarumar edildiği, yani yeryüzünde cenneti yarattığımız bir yarında bilimin önünden sermayenin boyunduruğu çekildiğinde elbette endüstüriyel hayvancılığın terk edilmesi için alternatif proteinler yaratılabilir ve ulaşılabilir kılınabilir.
peki yeniden endüstüriyel hayvancılığın gezegende yarattığı tahribata ve iklim değişikliği, suların tükenişi, ormanların yok oluşu ve ekolojik talan noktasındaki payına dönersek, siz sevgili yazarlarımıza bilimsel verilerle bir miktar daha bu konuyu açıklamak sorumluluğunda olduğumu düşünüyorum.
sera gazlarını kısmından başlarsak, hayvancılık ve yan ürünlerinden kaynaklanan karbondioksit (co2) yıllık 32.000 milyon ton ve bu miktar dünya çağındaki sera gazı emisyonunun %51’ini oluşturmakta.
ayrıca 20 yıllık çerçevede, metan gazı, karbondioksit gazından 86 kat daha fazla küresel ısınmaya sebep olma potansiyeline sahip. ve ineklerin tümü her gün 150 milyar galon (567 milyat litre) metan gazı üretiyor. bu ortalama dünya çapında günlük 150 milyar galon methan gazı (ch4) demek.
ve biz endüstüriyel hayvancılıkla bu rakamı her gün daha çok arttırıyoruz.
fakat daha korkunç olanıysa hayvancılık, insan kaynaklı diazot monoksit gazı (nitroz oksit-n2o) emisyonun %62’sinden sorumlu. diazot monoksit gazı, karbondioksitten 296 kat daha fazla iklim değişikliğine sebep olabilecek bir sera gazı çeşidi ve atmosferde kalış süresi 150 yıl.
son olarak bütünüyle fosil yakıtların vazgeçsek dahi, endistüriyel hayvancılığın bu boyutlarıyla 565 gigatonluk karbondioksit limitini hayvan yetiştirme ile 2030 yılında geçmiş olacağız.
su bahsindeyse tablo yine aynı korkunçlukla devam ediyor. hayvansal tarım için kullanılan su yıllık 34-76 trilyon galon.
bunun oransal dağılımını yapmak gerekirse, hayvancılık için kullanılacak yemler için yapılan ekim, amerika’nın su harcamasının %56’sını oluşturuyor. abd’nin su harcamasında kişisel ev kullanımları ise %5’ten ibaret.
şöyle özetleyelim, 450 gram etin üretimi için 2.500 galon suya ihtiyaç duyuluyor.
450 gram yumurta için 477 galon, 450 gram peynir içinse yaklaşık 900 galon suya ihtiyaç var. 1 galon süt için 1.000 galon suya ihtiyaç duyuluyor.
bu korkunç tabloyu şöyle bağlayabiliriz; bugün dünyadaki temiz su harcamalarının %20-33’ünün sebebi, hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık sektörü.
tarım alanları bahsinde ise hayvancılık ve hayvancılık için yem üretimi, yeryüzünün donmamış buzsuz alanının 3’te 1’i, yeryüzü toprağının ise %45’i gibi rakamlara tekabül ediyor.
ve canlı türlerinin yok olmasının, okyanus ölü alanlarının oluşmasının, su kirliliğinin ve habitat bozulmasının başlıca nedeni de yine hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık. zira hayvansal tarım, ağaçları yok ederek hayvancılıkta kullanılacak yemlerin ekimi için alanlara, otlaklara, meralara dönüştürüyor.
bu gelinen nokta ise gezegenimizin 65 milyon yıldır yaşadığı en büyük soy tükenişi.
tarım alanlarının kullanımı basinde şu netlikte ifade etmem gerekirse, her inek için 2-5 dönüm arazi kullanılıyor.
ve örneğin abd’nin neredeyse sınırlarının yarısı hayvansal tarıma tahsis edilmiş durumda. oysa herhangi bir toprakta, bitki temelli kaynaklardan elde edilecek protein miktarı, etten elde edilecek miktarın 15 katı kadar.
türlerin yok oluşu noktasında ise okyanuslardan her yıl 90-100 milyon ton balık çıkarılıyor. halbuki okyanuslardan her yıl çıkarılan canlı miktarı 2.7 trilyon.
bu; yakalanan her 450 gram balık için, yaklaşık 2.5 kilo hedef olmayan deniz canlısı da yakalanıyor ve ıskartaya çıkıyor ve üretim fazlası olarak atılıyor, demek.
bu bakımdan gezegenimizdeki tür çeşitliliğindeki azalmanın ve büyün yok oluşların sebeplerinden birisi de balıkçılık sektörü.
bir diğer büyük yok oluşu ve türlerin tükenişini yaratan faktör de hayvansal tarımcılık ve endüstriyel hayvancılık kaynaklı yağmur ormanlarının yok edilişi.
şöyle rakamlandırabiliriz; hayvansal tarım, amazon katliamının %91 kadarından sorumlu. ve her saniye yağmur ormanlarından 1-2 akre yok olmakta.
yağmur ormanlarının yok edilmesinin sebebi de yine endüstriyel hayvancılık ve hayvancılıkta kullanılan yemlerin üretimi için ortaya çıkan tarım alanı ihtiyacı.
ve yağmur ormanları katliamına bağlı olarak her gün yok olan tür sayısı ise 137.
son olarak hayvansal tarım nedeniyle bugüne kadar yok edilen yağmur ormanı 136 milyon dönüm gibi korkunç bir rakama ulaşmış bulunmakta.
buraya kadar okumayı sürdüren olur mu bilmem ama, bu karanlık tabloyu dönüştürmek için size son bir kaç kıyas vereyim sevgili sözlük. * belki aklınızda bazı şeyler netleşir.
1 kişiyi 1 yıl beslemek için ihtiyaç duyulan toprak, hayvansal ürün tüketmediğinde 650 metrekare. hayvansal ürün tüketildiğinde ise bu oran bunun 18 katı.
şöyle de ifade edilebilir, 1.5 akrelik bir arazide 16.700 kilo bitki bazlı yiyecek üretilebilirken, aynı büyüklükte bir arazide üretebilecek et miktarı 170 kilo.
daha da uzatılabilecek bu kıyasları şöyle özetleyeceğim;
bütün bu tablodaki faktörleri toptan değerlendirirsek, hayvansal ürün tüketmeyen bir kişi, hayvansal ürünlerle beslenen bir kişiden %50 daha az karbondioksit üretiyor, 11’de 1’i kadar fosil yakıtı tüketiyor, 13’te 1’i kadar su tüketiyor ve 18’de 1’i kadar toprak kullanıyor.
yani uzun lafın kısası, evet endüstüriyel hayvancılığın gezegene zarar verdiği bir iddia değildir. ayan beyan bir gerçekliktir.
şimdi buraya geniş bir kaynakça havuzu da bırakayım da laf olmasın. hem belki gerçekten bu upuzun tanımı okuyup gerisini merak edenler de olur.
pandemi ve endüstriyel hayvancılık ilişkisi
vegan yaşamak hangi yok oluşu önler
hayvancılık endüstrisi
iklim ve çevre
değişim tabaktan başlar
elbette kaynak metinler daha da genişletilebilir. samimiyetle daha fazlasını merak eden varsa bir mesaj uzağınızdayım. *
devamını gör...
dünyanın öbür ucuna ışınlanıp aygaz açık kaldı mı ikilemine düşünce tekrar eve ışınlanan insan
cyberpunk bir evreninde görülebilecek sıradan bir türk vatandaşıdır.
*fiçuvvv* ışınlanır
"hasss aygazı kapatmış mıydım lan ben acaba? kapatmıştım aynen... lan! ya kapatmadıysam, off ya hep bu oluyo..."
*fiçuvvv* eve tekrar ışınlanır
*fiçuvvv* ışınlanır
"hasss aygazı kapatmış mıydım lan ben acaba? kapatmıştım aynen... lan! ya kapatmadıysam, off ya hep bu oluyo..."
*fiçuvvv* eve tekrar ışınlanır
devamını gör...
kur'an'daki saçma ayetler
ayeti okudum.
sonra başlığı açan yazara baktım.
anlatmaya kalksam, anlar mı diye kendimi yokladım.
açıklama getirmek yerine, başlığı terketmenin daha doğru olacağına karar verdim.
tanım: kuran-ı kerim in bir ayeti hakkında, metodolojik hiçbir kanıt getirilmeden, küstahça ayet yorumlama çabası.
sonra başlığı açan yazara baktım.
anlatmaya kalksam, anlar mı diye kendimi yokladım.
açıklama getirmek yerine, başlığı terketmenin daha doğru olacağına karar verdim.
tanım: kuran-ı kerim in bir ayeti hakkında, metodolojik hiçbir kanıt getirilmeden, küstahça ayet yorumlama çabası.
devamını gör...
acı
...
ben acı’yı tanırım öfkesinden, diyor
mühürlenmişzaman yolcusu
ayaklarımın topraktan çektiği iç
ürpertisi telaşsız
gülümsüyor
tüm tanrıları kardeş ilan eden
haylaz gül hırsızı bahse giriyor
acı’nın hiçbir şey olmadığı üzerine
bir kadeh
dermanıyok dağların şerefine!
bir kadeh daha
nefessiz yaşayan ölülerin
yorulmuşların
sevişmek için şiir yazan adamların
yazmak için sevişen tüm kadınların şerefine!
gülümsüyor
...
ben acı’yı tanırım öfkesinden, diyor
mühürlenmişzaman yolcusu
ayaklarımın topraktan çektiği iç
ürpertisi telaşsız
gülümsüyor
tüm tanrıları kardeş ilan eden
haylaz gül hırsızı bahse giriyor
acı’nın hiçbir şey olmadığı üzerine
bir kadeh
dermanıyok dağların şerefine!
bir kadeh daha
nefessiz yaşayan ölülerin
yorulmuşların
sevişmek için şiir yazan adamların
yazmak için sevişen tüm kadınların şerefine!
gülümsüyor
...
devamını gör...
kendi kendine konuşmak
kişinin kendi kendine konuşması durumudur.
uzmanlar, kendi kendine kaldığında, kendisiyle yüksek sesle konuşmaya yatkın olanların duygusal olarak daha sabit, daha mantıklı kararlar alabilen, daha etkili olma potansiyeline sahip kişiler olduğunu belirtiyor. bazı araştırmalar, kendi kendine konuşmanın beyni düzenleyici ve özellikle hatırlanması gereken şeyleri daha kolay hafızada tutmayı sağlayıcı bir etkisi olduğunu ortaya koymuş. burada komedyen ve yazar franklin p. jones'un sözünü hatırlatmak gerekirse:
"kendi kendinize konuşmanın bir faydası, en azından birilerinin sizi dinliyor olduğunu bilmektir."
prof. dr. nevzat tarhan'a göre ise; ''kisi eğer kendi kendine konuştuğunun farkındaysa sorun yoktur; hatta faydası dahi vardır der, kisi kendisi ile konuşarak rahatlar, fakat kisi, kendi kendisiyle konuştuğunun farkında değilse; hatta bu durumu inkar ediyorsa bu ciddi bir durumdur'' der.
uzmanlar, kendi kendine kaldığında, kendisiyle yüksek sesle konuşmaya yatkın olanların duygusal olarak daha sabit, daha mantıklı kararlar alabilen, daha etkili olma potansiyeline sahip kişiler olduğunu belirtiyor. bazı araştırmalar, kendi kendine konuşmanın beyni düzenleyici ve özellikle hatırlanması gereken şeyleri daha kolay hafızada tutmayı sağlayıcı bir etkisi olduğunu ortaya koymuş. burada komedyen ve yazar franklin p. jones'un sözünü hatırlatmak gerekirse:
"kendi kendinize konuşmanın bir faydası, en azından birilerinin sizi dinliyor olduğunu bilmektir."
prof. dr. nevzat tarhan'a göre ise; ''kisi eğer kendi kendine konuştuğunun farkındaysa sorun yoktur; hatta faydası dahi vardır der, kisi kendisi ile konuşarak rahatlar, fakat kisi, kendi kendisiyle konuştuğunun farkında değilse; hatta bu durumu inkar ediyorsa bu ciddi bir durumdur'' der.
devamını gör...
olağanüstü bir gece
*kimse kırlarda dolaşmıyordu. insanlar sanki konsolun üstüne bırakılan birer biblodan farksızdı.
* gülen, sohbet eden binlerce insanın içinde ben kendi içimdeki o kayıp insanı arıyordum.
* gülen, sohbet eden binlerce insanın içinde ben kendi içimdeki o kayıp insanı arıyordum.
devamını gör...
büyük harf içeren entry girmek
allahin yardimi ile yapilabilecek eylemdir
devamını gör...
bir kadını kırmadan ona şişman olduğunu söylemek
neden söylüyorsun yahu?
umarım söylersinde o senin bir yerlerini kırar diyeceğim başlıktır. *
umarım söylersinde o senin bir yerlerini kırar diyeceğim başlıktır. *
devamını gör...
ansiklopedi savaşları
1990'lı yılların başında hürriyet, milliyet, sabah gazeteleri ansiklopedi savaşına başlamışlardı. hürriyet, ana britannica ve temel britannica, sabah meydan larousse ve gelişim hachette, milliyet de büyük larousse ve sonradan thema, dictionnary, junior larousse serisi ile savaşa dahil oldular.
benim burada favorim ana britannica ansiklopedisiydi. kağıt hamuru kaliteli, bilgiler derinlemesine ve entelektüel bir hava katıyordu. en baş sayfalarında yer alan emeği geçenler listesinde sayısız profesör ve akademisyenin adı geçiyordu. aklımda kalanlar baskın oran, murat belge, turgut tarhanlı , bilgi işlemde derya köroğlu (yeni türkü'nün solisti) ve ara güler, izzet keribar, şemsi güner gibi fotoğraf ustaları da harika görsellerle katkı sağlamışlardı. benim için o yüzden bir numaraydı.
sonraki ise büyük larousse hem ansiklopedi hem sözlük formatındaydı. aynı formatta sabah'ın verdiği meydan larousse saman kağıda basılmışken gelişim hachette kuşe kağıda basılmıştı. sonradan sabah, grolier americana adında tuğla kadar bir ansiklopedi vermişti. kapak tasarımı şaheser niteliğinde ve içeriği de bir o kadar tatmin ediciydi.
şimdi bu ansiklopediler pek çok evde hala raftalar, kimi bağış olarak okul kitaplıklarında, kimi de sahaflara düşmüş ve belki ileride kıymetlenecek.
benim burada favorim ana britannica ansiklopedisiydi. kağıt hamuru kaliteli, bilgiler derinlemesine ve entelektüel bir hava katıyordu. en baş sayfalarında yer alan emeği geçenler listesinde sayısız profesör ve akademisyenin adı geçiyordu. aklımda kalanlar baskın oran, murat belge, turgut tarhanlı , bilgi işlemde derya köroğlu (yeni türkü'nün solisti) ve ara güler, izzet keribar, şemsi güner gibi fotoğraf ustaları da harika görsellerle katkı sağlamışlardı. benim için o yüzden bir numaraydı.
sonraki ise büyük larousse hem ansiklopedi hem sözlük formatındaydı. aynı formatta sabah'ın verdiği meydan larousse saman kağıda basılmışken gelişim hachette kuşe kağıda basılmıştı. sonradan sabah, grolier americana adında tuğla kadar bir ansiklopedi vermişti. kapak tasarımı şaheser niteliğinde ve içeriği de bir o kadar tatmin ediciydi.
şimdi bu ansiklopediler pek çok evde hala raftalar, kimi bağış olarak okul kitaplıklarında, kimi de sahaflara düşmüş ve belki ileride kıymetlenecek.
devamını gör...
exxen'de üyeliğin iptal edilememesi
7 günlük ücretsiz denemede de üyelik almak zorundasınız. yine sizden kredi kartı/sanal kart bilgilerinizi üyelik için sistem istiyor. sistemi denemiyorsunuz ama fikir üretiyorsunuz.
(bkz: her şeyi ben bilirim) kafası.
(bkz: her şeyi ben bilirim) kafası.
devamını gör...
kabak tatlısı
hiç sevemediğim tatlılardan birisi.
t: kabak tatlısından bahsedilen bir başlık.
t: kabak tatlısından bahsedilen bir başlık.
devamını gör...
nazım hikmet ran
ideolojik şiirleri pek ilgimi çekmese de geri kalan şiirlerinde dudak uçuklatacak kadar iyi olduğunu düşünürüm hep size bir şiirini bırakıyorum. nasiplenirsiniz:
erkek kadına dedi ki:
- seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
erkek kadına dedi ki:
- seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
kadın erkeğe dedi ki:
- baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
ve artık
biliyorum:
toprağın
yüzü güneşli bir ana gibi
en son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...
fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...
sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
kadın sustu.
sarıldılar
bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...
ayrıldılar...
nazım hikmet - bir ayrılış hikayesi
erkek kadına dedi ki:
- seni seviyorum,
ama nasıl?
avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya,
çıldırasıya...
erkek kadına dedi ki:
- seni seviyorum,
ama nasıl?
kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beşyüz
yüzde hudutsuz kere yüz...
kadın erkeğe dedi ki:
- baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana...
ve artık
biliyorum:
toprağın
yüzü güneşli bir ana gibi
en son, en güzel çocuğunu emzirdiğini...
fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olanın parmaklarına
başımı kurtarmam kâbil
değil!
sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak...
sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
kadın sustu.
sarıldılar
bir kitap düştü yere...
kapandı bir pencere...
ayrıldılar...
nazım hikmet - bir ayrılış hikayesi
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
3 ay boyunca bağ evinde kalsam bile sıkılmayan bir insanım. ben oturayım kitabımı okuyayım, kahvemi içeyim; komşunun köpeğini gezdireyim, ormanlardan geçeyim; mangal olsun, izleyecek filmim olsun, hamağım olsun, şarabım olsun; varsın zombi salgını olsun kılımı kıpırdatmam.*
devamını gör...
biyoeşdeğerlik
ing. bioequivalence
bir ilacın, orijinal ilaç ile biyoyararlanım kıyaslaması sonucu varılan sonuçtur. yani türkçesiyle, piyasadaki bir ilacın aynısını yaptığınızda "bak kardeş, ben bunun şeklen şemalen aynısını yaptım ama içi de aynı, yutulunca etki ettiği mekanizması da aynı" deme şeklidir.
örnek vereyim, augmentin 500/125mg bir orijinal ilaçtır, gsk tarafından üretilir. diyelim ki biyoyararlanımı, 1 tablet kullanıldıktan sonra kandaki amoksisilin (augmentin'in etken maddesi antibiyotik) miktarı 10 birim olsun. amoklavin bid 500/125mg ise bu augmentin'e muadil ilaçtır [veya jenerik ilaç] ve deva ilaç tarafından üretilir. amoklavinden 1 tablet kullanıldıktan sonra kandaki amoksisilin miktarı kaç birim çıkarsa biyoeşdeğerlik buna göre hesaplanır.
diyelim ki orijinal ilaç 10 birimken muadil ilaç 9 birim çıktı. %90 biyoeşdeğer deniliyor, yani %90 oranında benzer, yani orijinal ilaçtan aldığınız etkinin %90ını alıyorsunuz bu muadili kullanınca.
diyelim ki orijinal ilaç 10 birimken muadil ilaç 5 birim çıktı. yarı yarıya kayıp var verimde. bu durumda ya 2 tane muadil ilaçtan içeceksiniz, ya da orijinal ilacı alacaksınız. gerçi böyle bir durumda muadil dediğim ilaç muadil olmuyor, bambaşka bir ilaç olarak piyasaya çıkar sanırım. muadil olabilmesi için belirli bir düzeyin üstünde biyoeşdeğer olması lazım, %65 olması lazım ama bir ara bakar editlerim.
diyelim ki orijinal ilaç 10 birimken muadil ilaç 12 birim çıktı. çıkmaz da, hadi çıktı diyelim. öyle bir durum da olmaz, çünkü siz orijinal ilaçtan daha etkili bir çakma yapmışsınız demektir. bu durumda muhtemelen etken madde değişmiştir, ya da ilaç teknolojisini değiştirmişsinizdir. hiçbir şey yapmadan öyle bir sonuç çıkartamazsınız. ha çıktıysa koşun patentini alın, muadil değil orijinal ilaç olarak satın onu. piyasadakinden daha iyi ilaç yapmışsınız oğlum, afferim lan. elin amerikalısı %100 çalışan ilaç yapmış, seninki %120 çalışıyor işte. fenasın karşim fena!
bir ilacın, orijinal ilaç ile biyoyararlanım kıyaslaması sonucu varılan sonuçtur. yani türkçesiyle, piyasadaki bir ilacın aynısını yaptığınızda "bak kardeş, ben bunun şeklen şemalen aynısını yaptım ama içi de aynı, yutulunca etki ettiği mekanizması da aynı" deme şeklidir.
örnek vereyim, augmentin 500/125mg bir orijinal ilaçtır, gsk tarafından üretilir. diyelim ki biyoyararlanımı, 1 tablet kullanıldıktan sonra kandaki amoksisilin (augmentin'in etken maddesi antibiyotik) miktarı 10 birim olsun. amoklavin bid 500/125mg ise bu augmentin'e muadil ilaçtır [veya jenerik ilaç] ve deva ilaç tarafından üretilir. amoklavinden 1 tablet kullanıldıktan sonra kandaki amoksisilin miktarı kaç birim çıkarsa biyoeşdeğerlik buna göre hesaplanır.
diyelim ki orijinal ilaç 10 birimken muadil ilaç 9 birim çıktı. %90 biyoeşdeğer deniliyor, yani %90 oranında benzer, yani orijinal ilaçtan aldığınız etkinin %90ını alıyorsunuz bu muadili kullanınca.
diyelim ki orijinal ilaç 10 birimken muadil ilaç 5 birim çıktı. yarı yarıya kayıp var verimde. bu durumda ya 2 tane muadil ilaçtan içeceksiniz, ya da orijinal ilacı alacaksınız. gerçi böyle bir durumda muadil dediğim ilaç muadil olmuyor, bambaşka bir ilaç olarak piyasaya çıkar sanırım. muadil olabilmesi için belirli bir düzeyin üstünde biyoeşdeğer olması lazım, %65 olması lazım ama bir ara bakar editlerim.
diyelim ki orijinal ilaç 10 birimken muadil ilaç 12 birim çıktı. çıkmaz da, hadi çıktı diyelim. öyle bir durum da olmaz, çünkü siz orijinal ilaçtan daha etkili bir çakma yapmışsınız demektir. bu durumda muhtemelen etken madde değişmiştir, ya da ilaç teknolojisini değiştirmişsinizdir. hiçbir şey yapmadan öyle bir sonuç çıkartamazsınız. ha çıktıysa koşun patentini alın, muadil değil orijinal ilaç olarak satın onu. piyasadakinden daha iyi ilaç yapmışsınız oğlum, afferim lan. elin amerikalısı %100 çalışan ilaç yapmış, seninki %120 çalışıyor işte. fenasın karşim fena!
devamını gör...