şimdi hatırlayamadığım bir filminde isminin, şirket adı gibi, "eroltaş" şeklinde yazılmış olduğu akla gelmiş ve aynı kulvarlardaki diğer gönüllü meslektaşları gibi oldukça underrated olduğunu düşündüğüm değerli bir yeşilçam oyuncusu, sanatçı.
devamını gör...

farewell ballad parçasıyla gitara gözyaşları döktürmüş müzisyen.
buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hiç düşünmedim. eski olmak ve tanınır olmak önemli herhalde. ben öylesine içimden geldikçe yazıyorum. beğenilmek için değil yazmak istediğim için yazıyorum.
devamını gör...

bazen çift niyetli düşünmektir.

ne kendimi ne de karşımdaki insanı kırmak gelir içimden. kendimi ortada bir yerde bulurum.
devamını gör...

kalıcı hafıza kaybı yaşamak gerekiyor sanırım.

başlığı rahatsızın sandım.
devamını gör...

kehribar gözleri olan kadınla zencefil molası.

dün fırında şirket kavurması kodlarken, bariz bir şekilde blöf yaptığımı farkettim. bütün bunlar şeftali kuruntusu geçirdiğim için başıma geliyor. sabahları kaşarlı ahtapotla besleniyorum diye akşama kadar kariyerim ağrıyor. 3 boyutlu cinsellik çikolatası gibi eriyorum bu havalarda. üstümden metro istasyonu geçmişte gişelerimin haberi yokmuş minvalinde bahanelerle kendimi avutuyorum. ne yapayım organlarım halden anlamıyor, hormonlarımın omega bilmem kaç yağı aşermesine kayıtsız kalamıyorum.

annemle banka soymaya giderken yanında pazar arabası getirmesinden utanıyorum hala. galakside benim kadar şerefli bir keş olmadığına dair kendi üstüme tez yazıp bahis oynayacak kadar yolumu şaşırdım. biri omuzumdan tutup beni okula yazdırsa keşke. sevgilimi evde unutup sınavdan kalsaydımda bir şey değişmeyecekti. okuma engelli vatandaşlara kelime kolisi hazırlayıp yardımlayan yayın evlerindeki sobaların üzerinde mandalina kabuğu yakan teröristler kadar acımasız ve ozon düşmanı köpek balıklarına söyleyecek bir şey bulamıyorum diye oturup ağlayacak değilim ne yazıkki.

köylü biriyim ben, diğer insanlar gibi şehirlilikler yapamıyorum. ne kendime ne başkasına bir şehirliliğim yok. bütün köylülüğü kendime yapıyorum. tezek dolu kadehler kaldırıyoruz kızılay çadırında. dolum günü geçmiş bir yangın tüpü kadar çaresizim. başkentimin yüzünde patlayan sivilce kadar genç kalmak istiyorum. zaman porselen bir tabak gibi kırılıyor kalbimde, kehribar gözlü bir kadınla tam da şu havada müzelerden zencefil toplarken.
devamını gör...

sürgünümden çıkıp geldiğim renk.

hatta bir ara direkt mavi diye çağırdılar beni, kimi övme kimi dalga geçme amacıyla. duymadım hiç birini, kendime baktım.

daha dün gibi hatırlıyorum, ibrahim daldal'ın kahvesinin önünden gözüken fenerin ardındaki denizin tuzunun tadını. ilk kez o gün, orada tattım ve bir daha da unutmadım. kıyılarda yüzmek, kafamı çevirdiğimde toprak görmek istemiyordum artık, 7 yaşında denize açıldım ilk defa, bir daha da kapanmadım.

gökyüzü derler, kocamandır, kallavidir tüm göğümüzü kaplar ama bir deniz değil benim için, o mavilik yok gökyüzünde, hem de isteğiniz anda içine dalamıyorsunuz fütursuzca? n'apayım öyle maviliği?

ilk tuttuğum balık lidaki idi, pırıl pırıl, ışıl ışıl ufacık bir balık vardı oltanın ucunda, o çırpınıyordu, ben mavinin büyüsüne bir kez daha aşık oluyordum. ben istedim diye tekrar denize attılar onu, sandaldaki poşulu balıkçılar bir kez daha büyüdü gözümde. onlar, o güneş rengi tenleri, deniz tanrılarına adanmış becerileri ile öyle güzellerdi ki, onlardan biri olmak istedim, oldum da.

13 yaşımda ilk kez özgür oldum tam anlamıyla, dayımın teknesini kaçırdım, akranlarım büyüklerinin arabalarını çalar gezerlerdi, ben pancar motorun o deryayı göçüren sesine aşıktım, balıklara, yosunlara, maviye.

adımı deniz koymamışlar diye annemle kavga ettim, adım denize çok yakındı allahtan, fazla uğraşmadım.

ben denizin mavisine, denizin mavisi bana sevdalıydı, hep!
şimdi birbirimize çok uzak olsak da arşipel beni bekliyor biliyorum, yanına yaklaşıp "hişt!" diyeceğim günlerin hatırına yaşıyorum biraz da.

okuyanlara deli saçması bana hayat ışığı.

thalassa!
devamını gör...


"uykuların kaçar geceleri,
bir türlü sabah olmayı bilmez,
dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
deli eden uğultudur başlar kulaklarında,
ne çarşaf halden anlar, ne yastık
girmez pencerelerden beklediğin aydınlık,
kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın,
onun unutamadığın hayali,
sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine,
sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu,
şerefin, faziletin, iyiliğin güzelliğin.
gün gelir de, sesini bir kerecik duymak için,
vurursun başını soğuk, taş duvarlara,
büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
duyarsın.
ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın.
sevmek ne imiş bir gün anlarsın."
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
inşallah ben.
devamını gör...

ingilizce'de de kafiyeli bu iki kelime
devrim - revolution
evrim - evolution.
devamını gör...

ben bu çocuğa çok gülüyorum. zeki olabilir yaşıtlarına göre, ancak hayatın sillesini yemiş biri gibi konuşması çok komik. çünkü annesi yemek koymasa önüne, babası harçlık vermese ağlayacak yaşta henüz. önce çocuk ol, doyasıya yaşa çocukluğunu. sonra kız arkadaşın olsun. önce bunları bi tat atakan. bırak zorlu süreçleri amcaların düşünsün.

velhasılı ailesinin gazıyla medya maymunu olan çocuğun yeni incileri. yolu açık olsun da o yaşta kimseye de akıl verme gülüm.
devamını gör...

harika bir komplo teorisyeniyim.
devamını gör...

dertleşmek elbette.
devamını gör...

güzel insanlar gidiyor nasılsa...
devamını gör...

tokyo ghoul, tokyo ghoul a, tokyo ghoul:re ve re 2 olmak üzere 4 sezondan oluşan anime.izlediğim ilk anime olmasından sonra beni manga koleksiyonculuğuna iten ilk mangadır aynı zamanda.elimde 23 veya 24 tane mangası bulunmakta (çeviriler tam tamamlanmadığı için seriyi henüz tamamlamadım).korku, psikoloji, seinen etiketleri adı altında piyasaya sunulan bir manga.kahramanın bakış açısından da belirtildiği gibi bir 'trajedi' konsepti hakim.kısaca insanların ve ghoulların (insan eti ve kahve dışında vücuduna besin alamayan yaşam formu) mücadelesini konu alıyor.konusu özgün ve sade ancak ilk ciltte bile birçok karakteri sokuyor hikayeye çizer.yani tamam, zaten birçok karakter olmasına alışığım mangalarda fakat aniden birçok karakteri olaya dahil etmek okuru sıkacak ya da kafasını karıştıracak cinsten bir hata (aynı hata birçok mangada da mevcut, bu esere özgü değil).mangada bunun dışında bir kusur göremiyorum, çizimler -özellikle yüz ifadeleri, mimikler- harika açığa vurulmuş.mutluluğu ve üzgünlüğü kolayca açığa vurulabilir olarak görüyorum çizim konusunda, fakat deliliği resmetmek bir nevi delilik gerektiriyor sanki.mangakayı bu açıdan çok tapılası bulurum, mükemmel bir yetenek.

animeye gelirsek...gelmesek mi? re ve re 2 sezonlarına lafımı dokundurmayacağım çünkü en azından çizim konusunda iyiydi.animelerle ilgilenenler bilir, mangada 100 şey varsa animede 100 şeyin 10'u ya vardır ya yoktur.demek istediğim, ya o serinin uzunluğunu göze alarak bir anime çıkartın.tamam hadi kısa tuttunuz, ne diye mangaya göre ilerlerken mangadan ayrı bir sezon çıkartıyorsunuz? ilk sezon mangaya göre gidiyor, ikinci sezonda kafalarına göre bir senaryo yapıyorlar, 3.sezonda mangaya geri dönüyorlar fakat o aradaki kopukluğu mangayı okumayan anlayamıyor.2.sezon sonu ile 3.sezon başı arası o kadar bağlantısız ki, kimin kim olduğunu ve neden işlerin bu yönde ilerlediğini çözemeden animeyi bitiriyorsunuz.bu açıdan çok eleştirdiğim bir anime kendisi.
devamını gör...

ülkemizde akdeniz bölgesinde yetişen çeşitli isimleri olan dikenli kaktüs meyvesidir.
çeşitli isimleri; frenk inciri, frenk yemişi, dikenli incir ya da halk ağzında kaynanadili.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

filozof, şair ve ressam halil cibran, (1883-1931) lübnan'da dünyaya geldi. çok kültürlü bir hayatın içinde yetişen cibran’ın eserleri ilk günden itibaren büyük yankı uyandırdı.
eserlerinden bazı alıntılar…
. ağaçlar yerin gök üstüne yazdığı şiirlerdir. biz onları devirir, kağıda çeviririz, üstüne kofluğumuzu kaydedebilelim diye.
. bana kulak ver ki, sana ses verebileyim.
• baskıya başkaldırmayan kişi kendine karşı adaletsizdir.
• bir elmanın yüreğinde gizlenen tohum görülmez bir elma bahçesidir. ama bu tohum bir kayaya rastgelirse ondan hiçbir şey çıkmaz.
• bir gün, güzellik ve çirkinlik bir deniz kıyısında karşılaştılar ve dediler, 'haydi denize girelim.' giysilerini çıkartıp suda yüzdüler. bir süre sonra, çirkinlik kıyıya dönüp, güzelliğin giysilerine büründü ve yoluna gitti. güzellik de denizden çıktı, kendi giysilerini bulamadı; ama çıplak olmak utandırıyordu onu, çaresiz çirkinliğin giysilerine büründü ve yoluna devam etti güzellik. o gün bugündür, erkekler ve kadınlar onları birbirine karıştırır. ancak içlerinden güzelliğin yüzünü önceden görmüş kimileri vardır ki, giysilerine bakmaksızın tanırlar onu. ve yine çirkinliğin yüzünü bilen kimileri vardır ki, gözlerinden tanırlar çirkinliği.
. bir insanı ancak onun hakkında bildiklerinle yargılayabilirsin. ama onun hakkında neyi, ne kadar bilebilirsin ki!
• bir kişinin kalbini ve aklını anlamak için, başarmış olduğu işlere bakma, ancak arzu ettiklerine bak.
• doğa, hoşgeldin diyen kollarıyla uzanır bize ve onun kadınsı güzelliğinden haz almaya çağırır bizi; ama biz onun sükunetinden ürker, kalabalık kentlere akın ederiz ve orada tıpkı vahşi bir kurdun önünden kaçışan koyunlar gibi birbirimizi sıkıştırarak yaşarız.
• dünya kuruldu kurulalı bilinir: aşk, derinliğinin farkına, ancak ayrılık saati gelip çattığında varır.
• gözleri geceyle sınırlanmış ve gündüzleri kör bakan baykuş, aydınlığın gizeminden peçeyi kaldıramaz.
• hayatın bütün esrarını çözdüğün vakit ölümü arzularsın. çünkü o da hayatın sırlarından biridir.
• her kışın yüreğinde titreyen bir bahar vardır. her gecenin peçesinin ardında tebessümle bekleyen bir şafak vardır.
• insanın hakikati, sana gösterdiğinde değil gösteremediğindedir. bundan ötürü onu tanımak istersen dediklerine değil demediklerine kulak ver.
• ne gariptir ki toplum olarak aklı yavaş olana değil de ayağı yavaş olana; yüreği kör olana değil de gözü kör olana acırız.
• sırtını güneşe çevirirsen gölgenden gayrı bir şey göremezsin.
• suskunluğu gevezeden, hoşgörüyü hoşgörüsüzden ve kibarlığı kaba olandan öğrendim. ne garip ki, tüm bu öğretmenlerime karşı oldukça nankörüm.
• toprağın neresini kazarsan kaz bir define bulacaksın. ancak bir çiftçinin inancıyla kazmalısın.
• yanlışlarımızı doğrularımızdan daha büyük bir coşkuyla savunmamız ne gariptir!

dilimize çevrilmiş eserleri: bir damla yaş ve bir gülümseyiş (1997), sözler (1999), kendimle konuşmalar (2000), asi ruhlar (2001), dünya tanrıları (2002), insanoğlu isa (2004), dost mektupları (2004), lazarus ve sevgilisi (2004), haberci (2004), ermiş ve gezgin (2008), nebi (2009), kırık kanatlar (2010), kalbin sırları ilham veren yazılar (2010), sevgili ermiş (2010), kabuklar ve özler (2011), öncü (2012), gönlün sırları (2012), deli (2012), fırtınalar (2012), gözyaşları ve kahkahalar (2012), gece ile sabah arasında (2012), mezarların çığlığı (2012), yeryüzü tanrıları (2012), aşk mektupları (2012), vadinin perileri (2013), cibran neden evine gidemedi (2013), efendinin sesi (2013), başkaldıran ruhlar (2013), mezarlar ne söyler (2013), bir gözyaşı bir tebessüm (2013), aforizmalar (2013), rüzgâr gülü (2013), halil cibran - bütün eserleri 1 (2013), halil cibran - bütün eserleri 2 (2014), bilgelik kitabı (2014), meczup (2014), ermiş (2014), bilgelik ve erdem (2014), umutsuz aşık (2014), kum ve köpük (2014), mey'e mektuplar (2014), insanlık yalnızlığında oturur (2014), kum ve köpük (2014), gezgin (2015), çıkılamayan yolculukların dönüşü (2016), ermişin bahçesi (2016), bir ozanın ölümü onun yaşamıdır (2017), usta'nın sesi (2017), halil cibran sırlar ajandası (2017).
devamını gör...

cahit sıtkı tarancı galatasaray lisesi'nde okurken kendini çok yalnız hissedermiş. çünkü herkese mektup gelir ama ona gelmezmiş. o da çareyi kendine mektup yazıp postalamakta bulmuş. mektuplar eline ulaştığında başkasından gelmiş gibi sevinip mutlu olurmuş fakat bu geçici çözümler mutsuzluğunu gidermeye yetmemiş olacak ki şiirlerinde ölüm temasını sıkça işleyen, karamsar bir şair olup çıkmış.
devamını gör...

miami metro polis departmanı'nın temiz yüzlü kan uzmanı. abisini üvey kardeşi için kestiği sahne inanılmazdır. ve tabi üçlemeci katil ile olan mücadelesi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim