yazar: ataol behramoğlu
yayım yılı: 1999
şairin 1959-1975 yılları arasında yazmış bulunduğu seçme şiirlerinin yer aldığı şiir kitabıdır.
yayım yılı: 1999
şairin 1959-1975 yılları arasında yazmış bulunduğu seçme şiirlerinin yer aldığı şiir kitabıdır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "editör" tarafından 30.05.2023 21:54 tarihinde açılmıştır.
1.
bu gün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz.
kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telaş.
gencim daha, dünyayı görmek istiyorum,
öpüşmek ne güzel, düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları!
ey kaz kafalılar!
ey sadrazam!
sevgilim on sekizinde bir kız, yürüyoruz bulvarda, sandviç yiyoruz, dünyadan konuşuyoruz.
çiçekler açıyor durmadan, savaşlar oluyor, her şey nasıl bitebilir bir bombayla, nasıl kazanabilir o kirli adamlar?
uzun uzun düşünüyor, sularla yıkıyorum yüzümü, temiz bir gömlek giyiyorum.
bitecek bir gün bu zulüm, bitecek bu han-i yağma !
ama yorgunum şimdi, çok sigara içiyorum, sırtımda kirli bir pardesü...
kalorifer dumanları çıkıyor göğe, cebimde vietnamca şiir kitapları.
dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları.
bir kız sessizce ölüyor, sessizce ölüyor orda
köprülerden geçiyorum, karanlık yağmurlu bir gün, yürüyorum istasyona.
bu evler hüzünlendiriyor beni, bu derme çatma dünya.
insanlar, motor sesleri, sis, akıp giden su
ne yapsam... ne yapsam her yerde bir hüzün tortusu...
alnımı soğuk bir demire dayıyorum, o eski günler geliyor aklıma.
ben de çocuktum, sevgililerim olacaktı elbette
sinema dönüşlerini düşünüyorum, annemi, her şey nasıl ölebilir, nasıl unutulur insan?
ey gök!
senin altında sessizce yatardım, ey pırıl pırıl tarlalar.
ne yapsam... ne yapsam... dekart okuyorum sonradan...
sakallarım uzuyor, ben bu kızı seviyorum, ufak bir yürüyüş.
çankaya'ya...
bir pazar, güneşli bir pazar, nasıl coşuyor... yüreğim, nasıl karışıyorum insanlara !
bir çocuk bakıyor pencereden hülyalı kocaman gözlü nefis bir çocuk.
lermontov'un çocukluk fotoğraflarına benzeyen kardeşi bakıyor sonra.
ben şiir yazıyorum daktiloda, gazeteleri merak ediyorum,
kuş sesleri geliyor kulağıma.
ben mütevazi bir şairim, sevgilim, her şey coşkulandırıyor beni.
sanki ağlayacak ne var bakarken bir halk adamına.
bakıyorum adamın kulaklarına, boynuna, gözlerine, kaşlarına.
yüzünün oynamasına...
ey halk diyorum, ey çocuk, derken bende bir ağlama !
ilençliyorum bütün bireyci şairleri, hale gidiyorum portakal almaya.
ilençliyorum o laf kalabaklıklarını, kurumuş yürekleri, bireyin kurtuluşunu filan...
ilençliyorum o kitap kurtlarını, bağışlıyorum sonradan.
uzun kış gecelerinden sonra kim bilir nasıl olur her şey?
uzun kış gecelerinden sonra, masallarda anlatılan...
durup durup bunları düşünüyorum, bir sevinci bir hüzün izliyor arkadan.
yüreğim ipe sapa gelmez bir bahar göğü, türkçe bir yürek.
kısaca,
beklemek usandırıyor, telaşlı telaşlı bir şeyler anlatıyorum sağda solda.
bir otobüse biniyorum, inceliyorum bir böceği tutarak kanatlarından merakla.
yürürdüm eskiden baharda, o yıkıntıların ve çayırların olduğu alanlara.
aklıma şiiri gelirdi o yaşlı amerikalının, sonbaharı anlatan şiiri.
çayırlar vardı o şiirde, baharı anımsatan ne de olsa.
böylece yeniden hazırlanıyorum bir coşkuya, yeniden sokaklara fırlamaya.
kendimi atmak için bir uçurumdan balıklama.
büyük ve mavi bir şey izlenimi var bende, gördüğüm filmlerden mi ne bir şapka, telaşlı bir gök, sıcak yapay bir dünya.
anlat anlat bitmiyor, bitmiyor bendeki daüssıla.
bütün sevgilerimi harcayabilirim bir çırpıda, yağmurlu o yollar geliyor aklıma.
benzin kokuları, ıslak direkler, babamın esmer bir somun gibi tombul ve sıcak elleri
uyurdum.
bir de bakmışsın yeni bir film sinemada, şehirde
yeni bir kız, kahvede yeni bir garson
o üzgün ve sabahlıklı dururdu balkonda...
şimdi ne var hüzünlenecek burda, nedir bu çatlatan yüreğimi bu telaş ?
sanki ölecek gibiyim, sanki birazdan polisler gelecek.
ya da gelip alacaklar kitaplarımı, bu şiiri, sevgilimin fotoğrafını duvarda.
soracaklar babanın adı ne, nerde doğdun, teşrif eder misiniz karakola ?
dünyanın öbür ucundaki dostları düşünüyorum, öbür ucundaki ırmakları.
bir kız sessizce ölüyor, sessizce vietnam'da.
ağlayarak bir yürek resmi çiziyorum havaya
uyanıyorum ağlayarak, bir gün mutlaka yeneceğiz!
bir gün mutlaka yeneceğiz, ey ithalatçılar, ihracatçılar, ey şeyhülislam!
bir gün mutlaka yeneceğiz!
bir gün mutlaka yeneceğiz!
bunu söyleyeceğiz bin defa!
sonra bin defa daha, sonra bin defa daha, çoğaltacağız marşlarla.
ben ve sevgilim ve arkadaşlar yürüyeceğiz bulvarda.
yürüyeceğiz yeniden yaratılmanın coşkusuyla,
yürüyeceğiz çoğala çoğala !
bir gün mutlaka !
ataol behramoğlu
devamını gör...
2.
ataol behramoğlu'nun yazmış olduğu 56 sayfalık şiir kitabı olup lirik ve epik tadındaki şiirleri yer alıyor.
tek seferde biten, güzel şiirlerin yer aldığı bir kitaptı.
pdf okumak isteyenler için linki ve kitaptan bir şiiri bırakıyorum.


buradan
tek seferde biten, güzel şiirlerin yer aldığı bir kitaptı.
pdf okumak isteyenler için linki ve kitaptan bir şiiri bırakıyorum.


buradan
devamını gör...
3.
bir günlük kitapin bir ömür boyu yaşatmak
devamını gör...
4.
türk yazar, şair ve çevirmen olarak bilinen ataol behramoğlu imzalı eser; oldukça kısa bir şiir kitabı ve 1999 yılında yayınlanmıştır.
şairin 1959 yılından 1975 yılına değin yazmış olduğu şiirleri yer alıyor.
bu kitabı geçen sene okumuşum,
bir kez daha yazmışım, yeniden okumak istedim.
ne zaman ataol behramoğlu şiirlerini okusam bir uçurumdan düşmüş gibi hissediyorum ve öyle hissetmeyi de sevmediğim söylenemez, belki de öyle hissetmek için onu okuyorum.
şimdi kitaptaki şiirler hakkında biraz konuşalım, şairin 17 yaşlarında iken yazdığı şiirler de yer alıyor, biraz daha yetişkin iken yazdığı şiirler de, hepsinde bambaşka bir ataol behramoğlu ile karşılaşıyoruz.
üslup ve duygu yoğunluğu da zamana ve hayatın bizde aldıklarına göre şekil alıyor.
şiirleri her zamanki gibi oldukça iyiydi,
sanki ruhundan sürekli bir şeylerin eksilmesine alışmış kırgın bir insanın şiir yazmaktan başka çaresi yokmuş gibi hissettiren şiirlerdi.
şiirlerde yalnızca duyguları yok, toplumcu gerçekçi bir şiir anlayışı da hâkim gibi,
devrimciliğin yoğun olduğu belki söylenemese de birlik beraberlik ve güzel günlerin geleceğine duyulan inanç faktörü şiirlerde yadsınamaz şekilde karşımıza çıkıyor.
ciddiye alınmamak, kaybetmek, annesizlik, bazen intiharı düşünmek, unutulma hissi ile yaşamak, öleceğini hissetmek, umutlu olmaya çalışmak gibi durumların şiirlerde karşılaşabileceğimiz konular olduğu söylenebilir.
birkaç dize bırakıp burada bitiriyorum.
her şey biter zaten bir gün mutlaka..

bir elma bir insanı şaşırtabilir
oysa şimdi herhalde kimse beni ciddiye almaz.
benim annem şeker annem
gençlik elden gitti gider.
her şey nasıl ölebilir
nasıl unutulur insan?
sanki yarın ölecek gibiyim,
birazdan polisler gelecek ya da.
ölümsüz ne var kahrolası evrende?
filimler yarım, öyküler yarım, bitse de.
sen çirkin bir ihtiyar olmadan burnundan öpmeliyim..
bana bir sigara verin, annem öldü
unutmak ve ölmek o kadar kolaydı..
şairin 1959 yılından 1975 yılına değin yazmış olduğu şiirleri yer alıyor.
bu kitabı geçen sene okumuşum,
bir kez daha yazmışım, yeniden okumak istedim.
ne zaman ataol behramoğlu şiirlerini okusam bir uçurumdan düşmüş gibi hissediyorum ve öyle hissetmeyi de sevmediğim söylenemez, belki de öyle hissetmek için onu okuyorum.
şimdi kitaptaki şiirler hakkında biraz konuşalım, şairin 17 yaşlarında iken yazdığı şiirler de yer alıyor, biraz daha yetişkin iken yazdığı şiirler de, hepsinde bambaşka bir ataol behramoğlu ile karşılaşıyoruz.
üslup ve duygu yoğunluğu da zamana ve hayatın bizde aldıklarına göre şekil alıyor.
şiirleri her zamanki gibi oldukça iyiydi,
sanki ruhundan sürekli bir şeylerin eksilmesine alışmış kırgın bir insanın şiir yazmaktan başka çaresi yokmuş gibi hissettiren şiirlerdi.
şiirlerde yalnızca duyguları yok, toplumcu gerçekçi bir şiir anlayışı da hâkim gibi,
devrimciliğin yoğun olduğu belki söylenemese de birlik beraberlik ve güzel günlerin geleceğine duyulan inanç faktörü şiirlerde yadsınamaz şekilde karşımıza çıkıyor.
ciddiye alınmamak, kaybetmek, annesizlik, bazen intiharı düşünmek, unutulma hissi ile yaşamak, öleceğini hissetmek, umutlu olmaya çalışmak gibi durumların şiirlerde karşılaşabileceğimiz konular olduğu söylenebilir.
birkaç dize bırakıp burada bitiriyorum.
her şey biter zaten bir gün mutlaka..

bir elma bir insanı şaşırtabilir
oysa şimdi herhalde kimse beni ciddiye almaz.
benim annem şeker annem
gençlik elden gitti gider.
her şey nasıl ölebilir
nasıl unutulur insan?
sanki yarın ölecek gibiyim,
birazdan polisler gelecek ya da.
ölümsüz ne var kahrolası evrende?
filimler yarım, öyküler yarım, bitse de.
sen çirkin bir ihtiyar olmadan burnundan öpmeliyim..
bana bir sigara verin, annem öldü
unutmak ve ölmek o kadar kolaydı..
devamını gör...
