1982 yılında yavuz turgul tarafından yazılan ve her nasıl olduysa sinan çetin tarafından yönetilen bana göre tüm zamanların en iyi türk filmlerinden biri olan çiçek abbas’ta geçen bir sözdür.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
abbas “lan abbas”tır. muavinler camiasında sevilir ama çok da saygı duyulmaz ona. gerek var mıdır saygıya o da bilinmez ya. sonuçta abbas muavindir. aksaray, aksaray, aksaray diye bağırandır abbas.

abbas görünüş olarak da herkes gibidir, her muavin gibi. bütün muavinler nasıl görünüyorsa öyle görünür. renksiz kıyafetler için de ha abbas ha niyazi.

kahvede şoförün yancısıdır. herkese abbas’tan çay olamaz, çaylar şakir’dendir. abbas tavlada galip olana sevinir, pullara dokunamaz. abbas iki düz bir marstır.

abbas minibüsü alınca çiçek abbas olur. artık bir şahsiyeti vardır. abbas bir şahsiyettir artık. alelade bir muavin değildir. renkli renkli giyinebilir, çaylar abbas’tandır, hem de herkese, şakir hariç.

nazlı’yı almak için kuaförün önüne gittiğinde nazlı artık zavallı abbas’a değil minibüs sahabı abbas’a bakmaktadır. ve meraktadır nazlı: bu minibüs kimin?

artık hiç kimse olmaktan bir şahsiyet olmaya terfi etmiş biri olarak cevap verir abbas:

bu gördüğün şahsiyetin!
devamını gör...

yasal süre bu gibi durumlarda dikkate alınmayabiliyor diye biliyorum. lütfen öyle olsun. yoksa kızcağız kendi kardeşini doğuracak. çıldırırsın ya. deli olur insan.
devamını gör...

(bkz: alevi sevgilinin yanında mum söndürmekten çekinmek) gelde etme şimdi al.
devamını gör...

365 günün 302 günü "emekliye zam müjdesi" veren gazete(!)nin yeni icraatı.

link

bu kadar çok zam alan emekli neden üzülecekmiş ki markete girerken?
devamını gör...

kadının beyanının esas olduğu bu zamanda, az aklı olan adamın, bir kadınla asansöre binmeyip, kadını da korkmaktan kurtarması ile çözülebilen hede.
devamını gör...

bir gök cismi. hakkında çok fazla bilinmeyen olmasına rağmen bilinen az şeyin de toplum tarafından yanlış bilindiği veya abartıldığını düşünüyorum.

görme olayının, görmek istenilen cisimden gözlemciye ışık gelmesi koşulu sağlanmadığı zaman gerçekleşmesi imkansızdır. işte bu yüzden kara delikleri göremiyoruz.
bir gök cisminin çekim kuvvetinden kurtulmak için sahip olunması gereken bir hız vardır, buna kaçış hızı denir. kaçmak isteyen cismin kütlesinden bağımsız, gök cisimlerine göre farklılık gösteren bir hızdır. neyse uzatmayayım, bir kara deliğin kütle çekimi o kadar büyüktür ki belirli bir yakınlıktan sonra kaçış hızı ışık hızından büyük olur. ışık hızı evrenimiz için limit hız olduğu için bu sınırı geçen hiçbir şey geri dönemez. bahsedilen sınıra olay ufku denir.

bir zamanlar bilim adamlarının bir bölümü kara deliklerin bir sistemi tamamen yutabileceği ve hiçbir şey dönemediği için sistemin entropisini de yutacağını böylelikle evrendeki toplam entropinin azalacağını yani termodinamiğin ikinci yasasının ihlal edileceğini söyleyerek böyle bir gök cisminin var olamayacağını söylediler. sonra stephan hawking buldu ki kara delikler vardı ve yasalarla çelişmiyordu: (bkz: hawking radyasyonu).
devamını gör...

sağlık benim için en büyük özgürlük ve hazinemdir
devamını gör...

uludağ, kartepe, erciyes ve denizli gibi yerlerde kullandığım ; genelde kışın orda bulunduğum için o kadar yükseğe çıkarken resmen soğuktan donduğum durduğunda inmek için zor kıpırdadığım ulaşım aracı. gerçekten manzara çok güzel olsa da havaya bağlı olarak açık teleferiğe binmemenizi tavsiye ederim ama .*
devamını gör...

marina abramovic'in deneyi de buna benzer.

6 saat boyunca cansız manken gibi hareketsiz kalan marina'ya önce güller, çiçekler verilmiş, kekler yedirilmiş. daha sonra kadına tokat atılınca insanlar daha kötü şeyler yapmaya başlamış. kıyafetlerini çıkarmışlar, kafasına silah dayamışlar, bıçakla vücudunu kesmişler, tecavüz etmeye çalışmışlar.

içlerinden biri kadına sarılınca bunlara dayanamayan insanlar da kadını korumaya başlamışlar. kıyafetlerini giydirmişler, yaralarını temizleyip sigara içirmişler.

6 saatin sonunda kadın hareket etmeye başlayınca insanlar marina'dan kaçmaya başlamış.

kaynak
devamını gör...

bence helallik istiyorsa istifa edecek.
(bkz: ay hadi inşallah)
devamını gör...

ekinokok ailesinden tenya tipi parazitlerin yol açtığı bir hastalıktır. esasında kedi, köpek, kurt gibi hayvanların bir hastalığı olup ara konak olarak insanlara bulaşabilir. özellikle evcil hayvan besleyen ınsanlar hayvanlarının anüs bölgesindeki kıllara yapışan yumurtaların alınması ile hastalık riski altındadır. parazitler karaciğere yerleşir ve cerrahi müdahele dışında bir tedavi şansı düşüktür.
dolayısıyla özellikle evcil hayvan besleyen sevgili yazarlar , haynvanlarınızın rutin paraziter ilaç uygulamaları onların sağlığı açısından olduğu kadar sizin sağlığınız açısından da oldukça önemlidir. ıhmal edilmemesi gerekir.
devamını gör...

bu entryi açan kişinin kafa sözlükten gitmesi gerektiği..
devamını gör...

kimi zaman rüyalar bilinçaltımızın oyunu, kimi zaman da haberci rüyalardır. birçok kişi uyandıktan yarım saat sonra bile ne gördüğünü hatırlamaz. işte rüya defterinin amacı da hayatımıza dair ip uçlarını almak, aylar sonra okuyunca yaşadıklarımız arasında bağlantı kurabilmek. ömrümüzün büyük bir kısmını uykuda geçiriyoruz sonuçta iç dünyamızın bize neler anlattığını öğrenmek için güzel bir yöntem.
devamını gör...

koğuşunda makatına tornavida sokulması sonucu kan kaybından gebermesi dileğiyle...
devamını gör...

çölde görülen serap misali. var ama yok.
devamını gör...

brezilyalı bir yazar olan josé mauro de vasconcelos'un bu ölümsüz eseri ilk 1968 yılında yayıma girmiştir. normalde on iki günde yazdığı kitabı tam yirmi yıl sonra okuyucularına ulaştırır. bunu da şu sözlerle ifade eder. "ama onu yirmi yıldan fazla yüreğimde taşıdım," der yazar.

dünyada büyük bir ses uyandırmış olan bu kitap her ne kadar çocuklar için yazılmış gibi görünse de, aslında yazılanların çok derin ve anlam yüklü olduğunu görebiliriz okuduğumuzda. çünkü bu kitap bir çocuğun hayal gücünün sınırsız olduğunu ve yaşanılan zorlukların bir çocuğu nasıl büyüttüğünü gösterir bize. içinde bir sürü anlamlı ve güzel ifadeler var. insan, bu kitabı okuduğunda duygulanıyor ve ister istemez çocukluğuna dair buruk anıları canlanıyor beyninde. bu yüzden tekrardan okumak istesem de, okuyamıyorum. çünkü zeze'de kendi çocukluğumu görüyorum. hüzünlerimi, içime atışlarımı, pişmanlıklarımı, sevdiklerimi kaybedişimi, anlaşılmayışımı...

konusu, yoksul bir ailenin çocuğu olan zeze'nin hüzün dolu hayat hikayesini ele alıyor. zeze, hayal gücü yüksek ve çok derin yaşayan bir çocuk. aynı zamanda çok yaramaz ve herkesin kendisinden nefret ettiği birisi. bu yüzden herkes ona “şeytanın vaftiz oğlu” diye hitap eder. gerçekten de zeze, bazen ipin ucunu fazlaca kaçırabiliyor. okuldayken çok uslu ve çalışkan bir çocukken, sokakta ve evde çok yaramaz ve hiperaktiftir. bundan dolayı babasından dayak yese de, ablası onu korur ve kollar. aslında zeze'yi anlayan ve yardımcı olan tek kişi de ablasıdır.

bir gün maddi imkansızlıklardan dolayı taşınmak zorunda kalırlar. zeze, her ne kadar alıştığı yerden ayrılmak istemese de bunu kabullenmek zorunda kalır. taşındıkları yerde hayatını değiştirecek olan bir insandan da habersizdir. burada adını minguinho verdiği bir şeker portakalı ağacı olur. onunla hayaller kurar ve konuşur. tam bir dost olurlar. bir gün sokakta arkadaşlarıyla oynarken bir adam hedeflerindedirler. bu adama portekizli lakabını takarlar. zeze, bu adamın arabasının arkasına binerek adamı kızdırır ve bundan dolayı dayak yer. gururuna yediremeyen zeze, yolda giderken portekizliyle karşılaşır ve onu öldürmekle tehdit eder. adam ise onu affeder ve arabasına alır. ilk defa bu adamın arabasına binen zeze ise, artık onu bir düşmandan ziyade bir dost, bir yoldaş ve bir baba olarak görür. portekizliyle sıkı bir dostluk kuran zeze, onu çok sever ve babası olmasını ister. çünkü zeze, bir baba şefkatinden yoksun olarak büyümüştür. ama bir gün hiç beklemediği bir anda tren yolunda portekizlinin olduğu araba kaza yapmıştır ve onun öldüğünü görür. o günden sonra zeze'nin hayatı çok daha kötüleşir. portekizlinin ölümü üzerine yataklara düşer ve yaşama amacını kaybeder.

hüznün ve acının, mutluluğun ve sevginin bir arada olduğu, bir çocuğun içinde neler biriktirebileceği ve görünenden ziyade ne kadar güçlü ve zeki olduğunu gösteren bir kitap. bence çocuklara olan bakış açısının değişebileceğinin kanıtıdır şeker portakalı.

ayrıca bu serinin devamı olan güneşi uyandıralım ve delifişek kitaplarının da okunmasını tavsiye ederim. böylelikle zeze'nin çocukluğundan, gençliğine kadar hayatını öğrenebileceksiniz.

son olarak kitaptan bazı alıntılar eklemek istiyorum.



- neden hiç mutlu değilsin zeze ?
- neden mutlu olmalıyım ?
- çünkü dünyaya bir kere geliyoruz.
- iyi ki bir defa geliyoruz portuga.
- neden ?
- ikinci bir hayatı kaldıramazdım.

- - -

- acılarım kaç gün sürecek portuga?
- 40 gün.
- 40 gün sonra geçecek mi?
- hayır, alışacaksın...

- - -

"etrafımda konuşulanları işitiyordum. her şeyi anlıyordum, ama cevap vermek istemiyordum. konuşmak istemiyordum. tek düşündüğüm, gökyüzüne gitmekti."

- - -

onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek.
devamını gör...

"sınavda yorum sorusu soracak mısınız?" sorusuna, "yorum yok."
demiş olan sevgili hocamızı hatırlatmış cevaplardır.
devamını gör...

friedrich.
(bkz: tabi lan ne sandın)
devamını gör...

bir işte çalışacaklar, dostluk ve arkadaşlık kuracaklar, özellikle de evlenecek olanlar her bakımdan (zenginlik, makam, alışkanlık, karakter vb.) kendilerine uygun kimseleri seçmesi gerektiği aksi takdirde kısa zamanda anlaşmazlıklar başlayacağı,kurulan ilişkilerin bozulacağını anlatan atasözü.
devamını gör...

liseyi anadil almanca olarak okumuştum ama okulun anadil ingilizce bölümü de vardı. 11.sınıftım yanımda 9.sınıf ingilizcelerden bir çocuk vardı 2.yabancı dil almanca sınavındaydı. bütün ders kalem oynatmadı ben de üzülüp kendi kağıdıma kopya yazdım buna ama bir türlü bakmıyor çocuk. baksana ya derken öndeki kız döndü o sıra çocuk da benim kağıttan geçiriyor suçüstüyüz yani. kızı da tanıyordum gıcığın teki. hocaya söylemesin diye sanki ona seslenmiş gibi yapıp yapamadığın soru var mı demiştim. 2 kişinin sınavını yapıp kendi sınavımdan 60 alarak yılın enayisi seçildim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim