akedük
su üzerinde olan viyadüklere akedük denir. burada ake, latince "aqua=su" kelimesinden, ductus "ileten, nakleden"kelimelerinden gelir. ayrıca (bkz: viyadük)
devamını gör...
güne iyi başlatan şeyler
gece uykusunun rahatlığında bedenen dinlenmiş olarak, çalan alarm sesinde uyanınca gün başlar. sonrasında hazırlanıp işe gitmek ve ta uzaktan arabanın sesini duyup koşarak gelen kapı da bekleyen minik sevecen kedilerin olması. yoğun iş temposunda biz çalışırken kedilerimizin kapıda beklemesi, sevilmek istenmeleri, oyunlar yapmaları ve pencereden tatlış tatlış boncuk gözlerle bizi izlemeleri. var mı böyle güzel bir sevgi. her günümüz böyle başlar, mesai bitene kadar devam eder.
devamını gör...
aile içi siyasi görüş farklılığı
hiç umulmadık bir anda kısa süreli kargaşaya yol açıp huzursuzluk ortamı yaratabiliyor.
ebeveynlerin artık çocuklarının büyüdüğünü, kendilerine ait düşünceleri olabileceğini ve fikirlerini benimseyip saygı duymaları gerektiğini anlamaları lazım.
siyaset bağnazlığı yaparak çocuklarınızı yönlendirmek, sizi onların gözünde çekilmez kılıyor.
kendi dönemlerinde yaşadıkları siyasi gerilimler yüzünden bugünü değerlendirmeye çalışıyorlar.
sırf onlarla ayni siyasi görüşe sahip olmadığımız için babalık hakkını helal etmeyecek kadar fanatik olmasa'lar. keşke! ...
keşke 'o' siyasilerin kendi evlatlarını düşündüğü kadar sizlerde çocuklarınızı düşünseydiniz, belki bugunün gençleri olarak bizler de bu sıkıntıları çekmezdik.
ebeveynlerin artık çocuklarının büyüdüğünü, kendilerine ait düşünceleri olabileceğini ve fikirlerini benimseyip saygı duymaları gerektiğini anlamaları lazım.
siyaset bağnazlığı yaparak çocuklarınızı yönlendirmek, sizi onların gözünde çekilmez kılıyor.
kendi dönemlerinde yaşadıkları siyasi gerilimler yüzünden bugünü değerlendirmeye çalışıyorlar.
sırf onlarla ayni siyasi görüşe sahip olmadığımız için babalık hakkını helal etmeyecek kadar fanatik olmasa'lar. keşke! ...
keşke 'o' siyasilerin kendi evlatlarını düşündüğü kadar sizlerde çocuklarınızı düşünseydiniz, belki bugunün gençleri olarak bizler de bu sıkıntıları çekmezdik.
devamını gör...
türkiye'deki asgari ücretin bulgaristan hariç tüm ab ülkelerinin gerisinde olması
ab ülkeleri ile türkiye'yi kıyaslamak mı?
ab ülkelerini diktatörler yönetmiyor değerli arkadaşlar.
parlamenter sistem var onlarda, bizde ki gibi dingonun ahırı değil yani.
bizim ülkemizde önce diktatör ve avanesinin bir doyması lazım, onlardan arta kalırsa da biz işte fakirler kullar faydalanıyoruz.
hiç oy vermesek de bunlara oy veren kanser kitle sayesinde.
ab ülkelerini diktatörler yönetmiyor değerli arkadaşlar.
parlamenter sistem var onlarda, bizde ki gibi dingonun ahırı değil yani.
bizim ülkemizde önce diktatör ve avanesinin bir doyması lazım, onlardan arta kalırsa da biz işte fakirler kullar faydalanıyoruz.
hiç oy vermesek de bunlara oy veren kanser kitle sayesinde.
devamını gör...
gamsızlık
karşıt kavramı olan diğerkamlıktan daha değerli/değersiz değildir. mutluluğun mutsuzluktan yada yalnızlığın kalabalıktan daha değerli/değersiz olmadığı gibi ancak bir gerçeklik var ki o da; bir şeylerin başka bir şeyler karşısında daha kıymetli olduğu yanılgısıyla yaşlanıp ölmemiz. kavramlara bu kadar anlam yüklemeyi acilen bırakmamız gerek.
devamını gör...
köstebek
martin scorsese'nin filmlerine bu aralar doyum olmuyordu, buna ek olarak di caprio'da başrolde ise hemen izlemeliyim diye başladım seyretmeye.
film tabi ki daha önce yapılmış ancak içerde dizisini izleyen kişiler için çok benzer bir hikayeye sahip diyebiliriz. ben çok sevmiştim içerde dizisini buna da doğal olarak bayıldım.
mafyanın içinde polis, polisin içinde mafya.. ingilizce rat olarak farenin biraz büyük versiyonu türkçe'de köstebek olarak tabir ettiğimiz içteki ajan anlamında.
filmin sonuna doğru çok bomba anlar görüyoruz, gerçekten sonunda şaşkınlıktan kahkaha atmak bile olası.
filmin en sonundaki pencereden geçen rat ise tatlı bir mesajdı.
izlemenizi tavsiye ederim kesinlikle keyif alırsınız.
film tabi ki daha önce yapılmış ancak içerde dizisini izleyen kişiler için çok benzer bir hikayeye sahip diyebiliriz. ben çok sevmiştim içerde dizisini buna da doğal olarak bayıldım.
mafyanın içinde polis, polisin içinde mafya.. ingilizce rat olarak farenin biraz büyük versiyonu türkçe'de köstebek olarak tabir ettiğimiz içteki ajan anlamında.
filmin sonuna doğru çok bomba anlar görüyoruz, gerçekten sonunda şaşkınlıktan kahkaha atmak bile olası.
filmin en sonundaki pencereden geçen rat ise tatlı bir mesajdı.
izlemenizi tavsiye ederim kesinlikle keyif alırsınız.
devamını gör...
kalbe dokunan şarkı sözleri
...küsmenin ne faydası var, solup gidiyor bahar
güzelinden biriktir, öldüm derken diriltir
seven elbet sevilir, nefret işte nefret kadar...
adamlar - sarılırım birine
güzelinden biriktir, öldüm derken diriltir
seven elbet sevilir, nefret işte nefret kadar...
adamlar - sarılırım birine
devamını gör...
şule gürbüz
kambur kitabıyla gönlümün köşe başına oturan yazardır. sanki cümlelerinde insanı çeken bir şey var. ne kadar karamsar bir kitap olarak sanılsa da bende pozitif etki yaratan, bambaşka bir düşünce tarzına sahip, insanı bambaşka yerlere götüren, farklı bir bakış açısı katan bir kitap benim için. diğer kitaplarını da okuyacağım, canım yazarım.
devamını gör...
maskeli fotoğraf çektirmeyen insan
ileride torunlarıma ''bakın işte bu haldeydik'' diyebileceğim bir fotoğraf olsun çok mu.
devamını gör...
ajanda tutmak
11 senedir tutuyorum. bazen günlük olarak kullanıyorum, eskiden aklıma gelen şiirleri yazıyordum, aklıma bir fikir geldiyse yazarım hemen, yazarım da yazarım işte. sonradan geriye dönüp okuması çok zevkli oluyor. ''ha şu gün bunu yapmışım. şu gün şöyle bir olay yaşamışım, vay be...'' diyorum okudukça. ve saklıyorum hepsini.
devamını gör...
yazarların yazar takip etme kriterleri
bu başlığı görünce kendimi bir an evlilik programında hissettim. yazarların takibi benim karma puanıma yetmez. taliplerimi ona göre bekliyorum. sizin karma puanınız benim ihtiyaçlarımı karşılamaya yetecek mi?
devamını gör...
kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası (yazar)
ara ara mesajlaştığım sıcakkanlı,esprili, bazı yorumlarına koptuğum yazar.bazıları tarafından misillemeye uğraması da kaçınılmaz haliyle.
devamını gör...
dobralık ile patavatsızlık arasındaki ince çizgi
dobralıkta bir süre sonra patavatsızlığa evrildiğinden benim için ikisi arasında olmayan farktır.
yeni boyattığı saçları hakkında fikir soran arkadaşına;” çok kötü olmuş. sana hiç yakışmamış. zerre beğenmedim.” diyen insan dobradır. soruyu soran kişinin ne hissedeceğinden bağımsız olarak o an düşündüğünü söyler.
patavatsız insan ise daha görür görmez;” ay ne kadar çirkin olmuş, bir de buna para mı verdin? ben olsam anında gider eski rengine dönerdim.” der ve yine karşısındakinin ne düşüneceğinden bağımsız fikrini beyan eder.
ikiside kırıcıdır ikiside düşüncesizdir yine de dobralık, patavatsızlığın daha ehlileştirilmiş halidir gibi.
yeni boyattığı saçları hakkında fikir soran arkadaşına;” çok kötü olmuş. sana hiç yakışmamış. zerre beğenmedim.” diyen insan dobradır. soruyu soran kişinin ne hissedeceğinden bağımsız olarak o an düşündüğünü söyler.
patavatsız insan ise daha görür görmez;” ay ne kadar çirkin olmuş, bir de buna para mı verdin? ben olsam anında gider eski rengine dönerdim.” der ve yine karşısındakinin ne düşüneceğinden bağımsız fikrini beyan eder.
ikiside kırıcıdır ikiside düşüncesizdir yine de dobralık, patavatsızlığın daha ehlileştirilmiş halidir gibi.
devamını gör...
erik stinus
1934 doğumlu danimarkalı şair, yazar, çevirmen ve gezgin. yaşamda da şiirde de şarkılar'da dile getirdiği üzere danimarka'da küçük bir taşrada; kitapların ve müziğin iç içe olduğu bir evde dünyaya gelmiş ve sonrasında bu durumun hayatını yönlendirmesine izin vermiştir. şiir yazabilmek için o yaşanmışlığa sahip olmak gerektiğini düşünüp yıllarca ülke ülke gezmiş; faşizme şiirleri ile karşı çıkmıştır. ispanya'da, siyasi mahkumlar ve mülteciler için af hareketine destek olmuş, nükleer silahlara karşı kampanyalar yürütmüş, türkiye ve güney afrika'da komitelere katılmıştır. yıllarca bir çok dergide ve gazetede makale yazdığını da eklemek gerekir.
stinus'un bu gezgin hayatında dönüm noktası olan bir olay da; danmarks kommunistiske parti'de aktif olduğu yıllarda ivan malinowski ve uffe harder ile tanışmasıdır ve ölümle sonlanacak bir dostuluğun ilk düğümleri o yıllarda atılır. stinus'un yolu türkiye sınırlarına düştüğünde bir süre ayrı düşmek zorunda kalırlar.
stinus'u türkiye'nin orta yerine getiren düşünce ise kendi ağzından şu cümleler ile dökülüyor:
"solcuların günlük gazetesinde sanat eleştirmenliği de yapan danimarkali ozan otto gelsted'in 1952 yılında yayınlanan "soğuk savaş sırasında şarkılar" başlıklı şiir kitabında nazım hikmet'in iki şiirini görmüştüm. danimarkacaya fransızcadan çevrilmiş olan bu şiirler, karanlık bir çağda çevresine ışık saçabilecek, umudu güçlendirebilecek türdendi."
"hollanda'da bulundugum bir sürede, rastlantı sonucu, sybren polet, bert schierbeek, hugo claus gibi, kendime çok yakın bulduğum, yenilikçi hollanda ozanlarını bulguladım. hollanda dili ile yazınını incelemeye başladım, bu dilden danimarkacaya çeviriler yaptım. bu da bende büyük etki bıraktı. ama bu yönlü yazın yolculuğunda, daha işin başında beni etkileyen ozanları, özellikle nazım hikmet'i unutamadım. 1956 yılında hindistan'a giderken türkiye'ye uğramış, bir dostumun evinde nazım hikmet'in bir kitabını görmüştüm. daha o zaman nazım hikmet'in şiirlerinden danimarkaca bir seçki yapmayı tasarlamıştım. bu tasarı ancak 1974'te gerçekleşebildi. sekiz yıl sonra da ikinci nazım hikmet seçkisini gerçekleştirdim."
yaşamda da şiirde de şarkılar - çıkış noktam
(bkz: mørke over akropolis) -halfdan rasmussen, erik stinus-
(bkz: med solen ı ryggen)
(bkz: grænseland)
(stinus'un eserlerinin çoğunda rasmussen ve malinowski imzası vardır)
murat alpar çevirisi ile sevdiğim bir şiirini de not düşeyim:
göçmen kuşlar ilkyaz
kadınsın sen
göğsünde fundalık çiçekleri
alnında, yeni açmış çiçeklerden bir sis.
rüzgardan bir ata binmiş de
uçuyorsun unutulmuş ülkeme doğru
bir başkasının boynuna dolanmış kolun
oynaşım
yolculuğu yurt etmişsin kendine.
öpüşlerin bir yara, bir dans
arp eşliğinde
kiliseli tepelerde şeytanın çaldığı
ve uzun zaman titreyen kara toprak
evrende kimsesiz bir evin önünden
geçip gittikten sonra atlı ordular.
stinus'un bu gezgin hayatında dönüm noktası olan bir olay da; danmarks kommunistiske parti'de aktif olduğu yıllarda ivan malinowski ve uffe harder ile tanışmasıdır ve ölümle sonlanacak bir dostuluğun ilk düğümleri o yıllarda atılır. stinus'un yolu türkiye sınırlarına düştüğünde bir süre ayrı düşmek zorunda kalırlar.
stinus'u türkiye'nin orta yerine getiren düşünce ise kendi ağzından şu cümleler ile dökülüyor:
"solcuların günlük gazetesinde sanat eleştirmenliği de yapan danimarkali ozan otto gelsted'in 1952 yılında yayınlanan "soğuk savaş sırasında şarkılar" başlıklı şiir kitabında nazım hikmet'in iki şiirini görmüştüm. danimarkacaya fransızcadan çevrilmiş olan bu şiirler, karanlık bir çağda çevresine ışık saçabilecek, umudu güçlendirebilecek türdendi."
"hollanda'da bulundugum bir sürede, rastlantı sonucu, sybren polet, bert schierbeek, hugo claus gibi, kendime çok yakın bulduğum, yenilikçi hollanda ozanlarını bulguladım. hollanda dili ile yazınını incelemeye başladım, bu dilden danimarkacaya çeviriler yaptım. bu da bende büyük etki bıraktı. ama bu yönlü yazın yolculuğunda, daha işin başında beni etkileyen ozanları, özellikle nazım hikmet'i unutamadım. 1956 yılında hindistan'a giderken türkiye'ye uğramış, bir dostumun evinde nazım hikmet'in bir kitabını görmüştüm. daha o zaman nazım hikmet'in şiirlerinden danimarkaca bir seçki yapmayı tasarlamıştım. bu tasarı ancak 1974'te gerçekleşebildi. sekiz yıl sonra da ikinci nazım hikmet seçkisini gerçekleştirdim."
yaşamda da şiirde de şarkılar - çıkış noktam
(bkz: mørke over akropolis) -halfdan rasmussen, erik stinus-
(bkz: med solen ı ryggen)
(bkz: grænseland)
(stinus'un eserlerinin çoğunda rasmussen ve malinowski imzası vardır)
murat alpar çevirisi ile sevdiğim bir şiirini de not düşeyim:
göçmen kuşlar ilkyaz
kadınsın sen
göğsünde fundalık çiçekleri
alnında, yeni açmış çiçeklerden bir sis.
rüzgardan bir ata binmiş de
uçuyorsun unutulmuş ülkeme doğru
bir başkasının boynuna dolanmış kolun
oynaşım
yolculuğu yurt etmişsin kendine.
öpüşlerin bir yara, bir dans
arp eşliğinde
kiliseli tepelerde şeytanın çaldığı
ve uzun zaman titreyen kara toprak
evrende kimsesiz bir evin önünden
geçip gittikten sonra atlı ordular.
devamını gör...
fernweh
almanca olan bu kelime oldukça tanıdık bir hissi ifade ediyor. türkçe'ye tam olarak çevrilemeyen bu kelime, "uzağı özlemek, uzaklara gitmeyi istemek, daha önce gidilmeyen yerlere özlem duymak" anlamına geliyor.
bazen sadece gitmek isteriz, neresi olduğu önemli değildir sadece yolda olmak isteriz ya işte tam da bunu kasteden bir kelime.
bazen sadece gitmek isteriz, neresi olduğu önemli değildir sadece yolda olmak isteriz ya işte tam da bunu kasteden bir kelime.
devamını gör...
kur'an incil ve tevrat'ın sümer'deki kökeni
sümerolog muazzez ilmiye çığ tarafından yazılan eser. eserde 4 büyük dinin sümer'deki kökeni hakkında bilgi veriliyor. ufkunuzu açmak için iyi başlangıç eseridir.
devamını gör...
evolokumab
hepatositlerde ldl reseptörlerini yıkan pcsk9 inhibitörü ajandır.
ldl seviyesinde ciddi bir düşüş sağlar ayrıca lipoprotein a seviyesinde de azalma oluşturur.
ldl seviyesinde ciddi bir düşüş sağlar ayrıca lipoprotein a seviyesinde de azalma oluşturur.
devamını gör...
askere giden sevgiliden ayrılmak
askere gitmeden önceki hayatımda başıma gelmesinden en korktuğum şeylerden biriydi. askere gitmeden kırk beş gün önce ben ayrıldım da neyse ki korktuğum başıma gelmedi.
devamını gör...
