saçma türk adetleri
düğün günlerinde, aile yakınlarının arabalarıyla konvoy oluşturup, korna çala çala giderek bütün mahallenin kafasını şişirmesi. sahi, niye böyle bir adet var?
edit: bir şaman adeti imiş meğer. eskiden yeni evlenen çiftlerin mutluluğu için davullar çalınarak, kötü ruhların kovulduğu inancından geliyormuş. günümüzde de yerini korna tutuyor anlaşılan. bilgilendirdiği için arkadaşa teşekkür ediyorum tekrardan.
edit: bir şaman adeti imiş meğer. eskiden yeni evlenen çiftlerin mutluluğu için davullar çalınarak, kötü ruhların kovulduğu inancından geliyormuş. günümüzde de yerini korna tutuyor anlaşılan. bilgilendirdiği için arkadaşa teşekkür ediyorum tekrardan.
devamını gör...
analitik düşünme
açık fikirli olmayı ve konu ne olursa olsun sorunları, fikirleri veya argümanları sistematik olarak bileşenlerine ayırmanızı gerektiren düşünme biçimi. yanılmış olabileceğinizi kabul etmek de dahil olmak üzere, önyargısız ve tarafsız bir yaklaşım gerektirir. her bakış açısını dikkate almak, düşünce dengesini sağlamaya yardımcı olur.
objektiflik anahtardır ve rasyonellik, mantıklı argümanlar geliştirmek için önemli bir araçtır.
durmadan sorular sorun: kim, ne, ne zaman, nerede, neden, nasıl? yüzeyin altına bakın. duygusal veya öznel faktörler rol oynuyor mu? ifade edilen bakış açılarının güçlü ve zayıf yönleri nelerdir? bunlar her durumda geçerli midir ve değilse, ne gibi müsamahalarda bulunulmalıdır? aranmadık yer bırakmayın. *
objektiflik anahtardır ve rasyonellik, mantıklı argümanlar geliştirmek için önemli bir araçtır.
durmadan sorular sorun: kim, ne, ne zaman, nerede, neden, nasıl? yüzeyin altına bakın. duygusal veya öznel faktörler rol oynuyor mu? ifade edilen bakış açılarının güçlü ve zayıf yönleri nelerdir? bunlar her durumda geçerli midir ve değilse, ne gibi müsamahalarda bulunulmalıdır? aranmadık yer bırakmayın. *
devamını gör...
ohiyesa
charles alexander eastman'ın kızılderili adıdır. başlığı bu şekilde açmayı uygun gördüm zira bu isim onun hak edilmiş ismidir ve hikayelerinde kendisinden hep bu şekilde bahseder. ohiyesa bir kızılderili olarak şöyle bir önemi haiz; o kızılderili toplumunun zorunlu dönüşüm dönemlerine bir çocuğun ve genç bir adamın gözünden şahitlik etmiştir. çılgın at ve oturan boğa ile at sürmüş, onlarla birlikte beyaz şeytana karşı savaşmıştır. savaşta gösterdiği cesaret sebebiyle de lakota kabilesinin geleneksel rutini olan savaşçı tüyünü takmaya hak kazanmıştır. bu savaş sonrasında rezervasyon alanlarını görmüş, çılgın at'ın katledilişi sürecini yaşamış, oturan boğa'ya karşı yapılan sinsice komplonun ise bizzat şahidi olmuştur. -o konu ile ilgili (bkz: hayalet dansı)-
sonrasında açılan kızılderili okullarında yaşananlara da bizzat tanıklık etmiştir. -konuyla ufak bir fikriniz olması açısından şu tanıma göz atabilirsiniz #446927- bu süreçlerin hepsi karakterinin oluşumunda önemli bir rol oynamış ve yaşanan tüm bu olumsuz süreçler konusunda, kızılderililerin sesi haline gelmiştir. bir hristiyan okulunda okumuş olması ve sonrasında tıp eğitimi almış olması sebebiyle, yetiştiği ve içinde yaşamak zorunda kaldığı iki toplum arasında tutarlı analizler yapabilmiştir. bu analizlerinden en önemlisi mülkiyet hırsına dair yaptığı saptamadır ki, düğme iliklenesi bir tespit olduğunu söyleyebilirim. -onunla ilgili de şu tanıma göz atabilirsiniz #378675 -
rezervasyon alanlarının şartlarının düzeltilmesi için çok ciddi çalışmalar yapmış, ulusal ve yerel gazetelerde bu konuyu gündeme getirmiş ancak yetersiz sonuçlar alabilmiştir. ayrıca rezervasyon alanlarında ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklarla da bir doktor olarak bizzat mücadele etmiştir. yazdığı kitaplar ise tarihe not düşülmesi açısından ziyadesi ile etkili olmuştur. türkiye'de en bilinen eseri ''kızılderilinin çocukluğu'' * adlı kitabıdır. bu kitap, çocukluk dönemi anlamında yayınlanan ilk kızılderili otobiyografilerinden birisi olma özelliği ile dikkat çeker ve ziyadesiyle değerlidir. bunun haricinde;
red hunters anda animal people
old indian days
the soul of the ındian: an interpretation
indian child life
indian heroes and great chieftains
the indian today: the past and future of the red american
adlı kitaplarıyla da zülfü yâre dokunmuştur. tabi burada çocukluk dönemlerini anlattığını ve otobiyografi özelliği taşıyan iki eseri çok daha samimi geliyor ve herkes tarafından okunabilir. diğerleri ise meseleye ilginiz varsa okumanız gereken kitaplar. aksi taktirde sıkıcı bulabilirsiniz.
başlığı kızılderili adı ile açtığımıza göre, kendisinin geleneksel kıyafetleri ile çekilmiş bir fotoğrafını koymak daha isabetli olur sanırım *
sonrasında açılan kızılderili okullarında yaşananlara da bizzat tanıklık etmiştir. -konuyla ufak bir fikriniz olması açısından şu tanıma göz atabilirsiniz #446927- bu süreçlerin hepsi karakterinin oluşumunda önemli bir rol oynamış ve yaşanan tüm bu olumsuz süreçler konusunda, kızılderililerin sesi haline gelmiştir. bir hristiyan okulunda okumuş olması ve sonrasında tıp eğitimi almış olması sebebiyle, yetiştiği ve içinde yaşamak zorunda kaldığı iki toplum arasında tutarlı analizler yapabilmiştir. bu analizlerinden en önemlisi mülkiyet hırsına dair yaptığı saptamadır ki, düğme iliklenesi bir tespit olduğunu söyleyebilirim. -onunla ilgili de şu tanıma göz atabilirsiniz #378675 -
rezervasyon alanlarının şartlarının düzeltilmesi için çok ciddi çalışmalar yapmış, ulusal ve yerel gazetelerde bu konuyu gündeme getirmiş ancak yetersiz sonuçlar alabilmiştir. ayrıca rezervasyon alanlarında ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklarla da bir doktor olarak bizzat mücadele etmiştir. yazdığı kitaplar ise tarihe not düşülmesi açısından ziyadesi ile etkili olmuştur. türkiye'de en bilinen eseri ''kızılderilinin çocukluğu'' * adlı kitabıdır. bu kitap, çocukluk dönemi anlamında yayınlanan ilk kızılderili otobiyografilerinden birisi olma özelliği ile dikkat çeker ve ziyadesiyle değerlidir. bunun haricinde;
red hunters anda animal people
old indian days
the soul of the ındian: an interpretation
indian child life
indian heroes and great chieftains
the indian today: the past and future of the red american
adlı kitaplarıyla da zülfü yâre dokunmuştur. tabi burada çocukluk dönemlerini anlattığını ve otobiyografi özelliği taşıyan iki eseri çok daha samimi geliyor ve herkes tarafından okunabilir. diğerleri ise meseleye ilginiz varsa okumanız gereken kitaplar. aksi taktirde sıkıcı bulabilirsiniz.
başlığı kızılderili adı ile açtığımıza göre, kendisinin geleneksel kıyafetleri ile çekilmiş bir fotoğrafını koymak daha isabetli olur sanırım *
devamını gör...
sabahları çorba içmek
bazıları köylü işi bulsa da, özellikle kış aylarında ilaç gibi gelir. yağlı, zararlı poğacalar yemekten on kat daha iyidir en azından.
devamını gör...
botan beyaz
yerli 2pac. "selamün aleyküm baba!" dan sonraki değişim inanılmaz.
ayrıca hands on! adlı bir orjinal parçası var ki üsttekinden daha çok sevdim.
ayrıca hands on! adlı bir orjinal parçası var ki üsttekinden daha çok sevdim.
devamını gör...
eğitim hayatı boyunca en sevilen ders
lise mezunu olduğum ve henüz üniversiteye başlamadığım için 12. sınıfa kadar olan derslerden bazılarını yazacağım başlıktır. birden çok olduğu için tek bir tane yazamam maalesef.
1) demokrasi ve insan hakları (lise)
2) hayat bilgisi (ilkokul)
3) felsefe (lise)
4) edebiyat (lise)
5) tarih (lise).
1) demokrasi ve insan hakları (lise)
2) hayat bilgisi (ilkokul)
3) felsefe (lise)
4) edebiyat (lise)
5) tarih (lise).
devamını gör...
halk tv'de tunceli'ye dersim denmesi
"bu boş milliyetçilikle uğraşacağınıza keşke ülkenin bu hale gelmesine yeterli tepkiyi verseydiniz " dedirten başlık. bir dersimli olarak hiçbir beis görmüyorum. doğu halkının her hassasiyetine tepki vermekten başka hiçbir işleviniz yok resmen. üzülerek söylüyorum doğuda yaşayan insanlara ve bu insanların hassasiyetlerine en ufak bir ilgi göstermeyip doğuyu kazanılmış toprak olarak görmekten yıllardır vazgeçemediğiniz için bu kadar ayrıştı bu toplum. atatürk ülkenin bu halini görse yüzünüze tükürürdü.
devamını gör...
kupa ile çay içmek
-siyah çay için konuşuyorum- çaykolik biri olarak mümkünse tercih etmeyeceğim eylemdir.
çabuk soğur, çayın tadı kupada değişir.
nedense porselen fincanda içtiğimde, porselenin tadı da geçiyor çaya, hoşuma gitmiyor. kaynar kaynar, demli ve cam çay bardağında içilir siyah çay.
çabuk soğur, çayın tadı kupada değişir.
nedense porselen fincanda içtiğimde, porselenin tadı da geçiyor çaya, hoşuma gitmiyor. kaynar kaynar, demli ve cam çay bardağında içilir siyah çay.
devamını gör...
sevdiğimiz insanları üzme nedenimiz
aktarım (transferans)* yaptığımız için... geçmişte ebeveynlerimizle yaşadıklarımızdan dolayı bastırdığımız duyguları en güvenlikli ilişkilerimizde açığa çıkarır, tekrar tekrar aynı döngüleri yaşayarak travmalarımızı çözümlemeye çalışırız. o yüzden de en mahrem ilişkilerimizde dahi eşimizle aramızda bir duygusal mesafe olmalı ki üzmeyelim/üzülmeyelim. çünkü insanlar, "ben ne yaparsam yapayım beni terk etmez" dedikleri insanları aşırı derece üzerken, kendisine saygısı olan ve belli değerler çerçevesinde bir gün bitme ihtimali olan ilişkilerde ise daha temkinli olup o geçmişten getirdikleri ruhsal sıkıntıları yansıtmamaya çalışıyorlar.. yani işin özü, hiç kimseye çantada keklik olduğunu hissettirmemek lazım.
devamını gör...
keşke ablam olsa dediğiniz yazarlar
‘teyzem olsa keşke’ demesinler de, ablaya razıyım.
devamını gör...
inflamatuar meme kanseri
sıklıkla kitle bulunmayan, cilt enfeksiyonlarıyla karışabildiği için bu ismi almış olan meme kanseridir.
en agresif meme kanseridir.
• klinik olarak eritem, sıcaklık artşı, portakalımsı görüntü ve deri kalınlaşması ile bir enfeksiyöz patoloji düşündürür.
• tanı cilt ve cilt alt doku biyopsisi ile konabilir.
• hızlı gelişen bir hastalıktır ve hastaların % 75’inde ilk başvuruda aksiller metastaz mevcuttur.
en agresif meme kanseridir.
• klinik olarak eritem, sıcaklık artşı, portakalımsı görüntü ve deri kalınlaşması ile bir enfeksiyöz patoloji düşündürür.
• tanı cilt ve cilt alt doku biyopsisi ile konabilir.
• hızlı gelişen bir hastalıktır ve hastaların % 75’inde ilk başvuruda aksiller metastaz mevcuttur.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
açtım sago cezadan neyim var ki çaldı. ayrıca sagoyu cezayı bir araya getiren kafa sözlük detayı güzeldi. hayırlı olsun.
devamını gör...
patatesin görünüş olarak pek bir şey vadetmemesi
gollomun açmış olduğunu düşündüğüm başlık.
evde ya da gittiğim herhangi bir yerde patates yemeği yapıldığında 'pattisss ne beee? ' diye tepki vererek kendi kendimi eğlendiriyorum ben de. ama o kadar sevmesem çok yemeyi tercih etmesem de yine de bu tutumu sergilemem asla.*
benim minnoş patatesimin kalbini kırdılar. yine bir yerde birileri öbürsüleştirildi yazıklar olsun. *
evde ya da gittiğim herhangi bir yerde patates yemeği yapıldığında 'pattisss ne beee? ' diye tepki vererek kendi kendimi eğlendiriyorum ben de. ama o kadar sevmesem çok yemeyi tercih etmesem de yine de bu tutumu sergilemem asla.*
benim minnoş patatesimin kalbini kırdılar. yine bir yerde birileri öbürsüleştirildi yazıklar olsun. *
devamını gör...
rusça
herhangi bir dildeki bir sözcüğü / bir ismi doğru telaffuz edemediğiniz için bilgiçlik taslayan denyo arkadaşlarınız oldu mu hiç? ben ki bir insanın başka bir dildeki özel ismi doğru telaffuz edememesini çok normal, yadırganmasını çok abes bulurum; sizlere bu metnin son paragrafında bir tüyo vereceğim. açıklama çok uzun gelirse en azından son paragrafa bakın ki bu duruma karşı küstahsavar bir argümanınız olsun. evet sözüm sana, "o bikeram çopin değil tamam mı şopeeğn. şopenhayır mı, hahaha yok daha neler. schopenhauer nasıl okunur bilmiyon mu sen?" diyen denyo arkadaş!
rusça öğrenmeye başlamadan önce okuduğum yorumların çoğunun bu dile başlamanın çok zor olmasıyla ilgili olduğu, ancak ilk seviyeyi bitince sıfırdan başlamayı kesinlikle zor bulmadığım doğu slav dil ailesine mensup lisandır. yalnız önceden belirteyim, yalnızca ilk seviyeyi bitirdim ve izlenimlerim derine inmemiş birinin ufku kadar olacak. orta ve ileri seviyede öğrenenler birtakım konularla ilgili bu lisanın aşırı zor olduğu yorumunu yapsa da, başlangıç seviyesi için de aşırı zor diyenlere rağmen aslında o kadar zor olmadığını görünce bunu üç sebebe bağladım.
birincisi, henüz daha türkçe konuşurken hangi cümle öğesinin, hangi ekin ne anlama geldiğini kavramamış bir kimsenin herhangi bir lisanı zaten öğrenmesi çok zor. rusça'da padejleri anlamak için öncelikle türkçe'deki ismin hallerini bilmek şart. başlangıç seviyesinde padejlerde zorlanan bir arkadaşın aslında ismin hallerini tam bilmediğini fark etmiştim.
ikincisi ise bizim lisanımızda konuşurken belirtmeyi yeğlemediğimiz bazı detayların bu lisanda var olması durumu. örneğin rusça'da bir yere gitmek, ama o yere atıyorum bir daha dönmemek üzere gitmek veya oraya koşarak gitmek gibi detaylar "gitmek" eyleminin içinde çözülüyor. bizdeki gibi ilave sözcük ekleyerek bu detayı vermiyorlar. fakat herhangi iki dili kıyaslarken bu mevzu zaten var. örneğin atıyorum bir alman, türkçe öğrenir iken "ulan ne kasıntı dil, adamlar ay ışığı denizden yansıyor dememişler, ona bir de yakamoz diye isim takmışlar" diye söylenmesi ne kadar abes ise, rusça'daki veya herhangi dildeki bu detaylara takılmak bana göre aynı şekilde abes. bu gibi kuralları ben daha çok bir toplumun genetik koduna inen mistik bir yol gibi algılıyor ve bundan keyif alıyorum. kendi lisanımda olmayıp da başka lisanlarda bulunan bu gibi garip kuralların, aslında iki toplum arasındaki yaşanmışlıkların, yaşanmışlıklar karşısındaki reaksiyonların, ve hatta belki tüm sevinç, acı, coşkunluk ve kederler arasındaki nüansların izi olması hasebiyle ilginç buluyorum. eminim tüm bunların bilimsel açıklamaları vardır, ancak lütfen beni uyandırmayınız. böyle hissetmek şu anda daha keyifli.
üçüncüsü ise, istisnaların çok olması ve bunların ezberlenmesinin zor bulunması. mesela bizde "-in -ın" geleceği zaman kelimenin son ünlüsüne göre ek seçilmesi gerekirken, (yanlışsam uyarınız) arapça kökenli ve l harfi ile biten sözcüklerde istisna var (edit: yanlıştım düzeltildim. (gbkz: gönlü geniş kafadar) sayesinde doğruyu bulduk, türkçe'ye yabancı dilden giren sözcüklerin genelinde bu kural geçerli. daha fazla bilgi için buradan)."bilal'ın halından hiç memnun değiliz" demiyoruz, "bilal'in halinden hiç memnun değiliz" diyoruz. türkçe öğrenen bir yabancı "bir de türkçe'ye arapça'dan girip l ile biten ünlüleri nasıl ezberleyeyim lan!??!" deyip zorlanabilir. biz de rusça'ya yabancı dillerden giren sözcüklerin cinsiyetinin rod kuralına uymamasından, bu yüzden bu sözcükleri ezberlemeksizin bir kelimenin cinsiyetini tayin edememekten yakınabiliriz. ancak bir dili öğrenmenin doğal zorluğu budur, herhangi bir dili öğrenmek için aşılması gereken bir adımdır.
herhangi bir dili öğrenirken o dilin zor olup olmaması, öğrenen kişinin ana diliyle ilgilidir kuşkusuz. ana dili türkçe olan biri için rusça, ingilizce'den daha kolaydır. daha fazla ortak kural vardır ve bu yüzden kavraması daha kolaydır. anlamını bilmeseniz bile karşınıza çıkan bir sözcüğü yazıdan telaffuz ederken doğru telaffuz etmeniz daha mümkündür (tek bir kural dışında). emergency görüp de imörcınsiy demeyi kavramak, prepodavatelnitsa * görüp prepadavatelnitsa demeyi kavramaktan daha zordur bence. ingilizce öğrenme zorluğu ile rusça öğrenme zorluğu arasında kıyas yaparak ifade etme gerekirse;
okunduğu gibi yazılır (az önce tek bir kural dışında dediğim o kural, birazdan değineceğim)
yalnızca 3 tane zaman vardır. (geçmiş, şimdiki ve geniş, gelecek)
rusça'da düzensiz eylemler yoktur. fiil çekimleri türkçe'deki gibi eklerle yapılır.
şimdi yukarıda iki yerde "tek bir kural" diye değindiğim bir abuk kural var ki dostlar, bir dili öğrenmenin tüm meşakkatlerini mazur görmeme rağmen bu kurala karşı acayip bir sinirim ve zaafım var. rusça'da bir kelimedeki ünlülerden birinin üzerinde vurgu vardır ve siz o sözcüğü telaffuz ederken o heceyi biraz daha yavaş söylersiniz. şayet cümlede o harfi var ise ve vurgu o harfinin üzerinde değil ise, o harfini a diye okumalısınız. örneğin "voda" diye yazılır, fakat vurgu a harfinde olduğu için "vada" diye okunur (bunun bir kuralı yok). örneğin "professiya" diye yazılır, vurgu e harfinde olduğu için "prafessiya" diye okunur. bir kitabı sesli okurken vurgu nerede bilmez iseniz, yanlış telaffuz edersiniz. veya bir rus size gelip bir kâğıda "vada" yazmanızı istese, vurguyu tam duyamayıp yanlış yazabilirsiniz.
o zaman sorarım size bre troykaların haşin düzlüklerde çırpınıp durduğu yüce rus halkı, neden voda yazıp vada okuyacağına direkt vada yazmazsın? yani bana çok anlamsız geliyor. lisanı yazıya dökerken, söyleniş halihazırda hep "vada" iken; hangi soysuz mujik çıktı "biz bunu o harfiyle yazalım da, vurgu zaten o harfinde olmayacağı için vada diye okunsun" dedi, rus dili için toplanan komisyonları tehdit etti, bu kuralı kabul ettirdi de yattığı yerde rahat uyudu? eğer bir hece zaten "a" ile söyleniyorsa neden "a" ile yazılmaz da "o" ile yazılır ki yeni öğrenenler sancılar içerisinde kıvransın kıvransın da sezgilerine rağmen bulamasın doğrusunu?
şimdi son olarak size bir tüyo vereceğim. bence bir insanın yabancı bir dildeki bir ismi doğru telaffuz edememesi gayet doğal. bu yüzden efendi gibi doğrusunu öğreteceğine, sırf küstahlık olsun diye çıkıntılık yapan biriyle karşılaştığınızda konuyu bir şekilde rus edebiyatına getirin. denyo arkadaş ne zaman ki "ben dostoyevski ve tolstoy çok seviyorum lan" diyecek, siz hemen orada kendilerinin sözünü kesip "bre mendebur! bre kalkacağı koltukta bile cehaletinden karalar bırakacak, bre ortamdaki nesnelerin bile cahilliğine sessiz kalmaktan çatır çatır çatlayacağı melun! sen ki bana schopenhauer diyemedim diye bilgiçlik tasladın, şimdi ananı laciverte boyadım. o bir defa dostoyevski değil, dastayevski; tolstoy değil talstoy diye okunur! rusça'da bir sözcükte iki o harfi asla olmaz çünkü vurgu hangi o harfinde ise a diye okunur!" diyebilirsiniz. "o zaman fyodor nasıl oluyor" derse de "fyodor'da iki tane sesli harf var. biri o, öteki ise yo harfidir. o sensin, yo da sana g..." evet herneyse. ahan şunlar da kanıtı:
dostoyevski'nin doğru telaffuzu
tolstoy'un doğru telaffuzu
rusça öğrenmeye başlamadan önce okuduğum yorumların çoğunun bu dile başlamanın çok zor olmasıyla ilgili olduğu, ancak ilk seviyeyi bitince sıfırdan başlamayı kesinlikle zor bulmadığım doğu slav dil ailesine mensup lisandır. yalnız önceden belirteyim, yalnızca ilk seviyeyi bitirdim ve izlenimlerim derine inmemiş birinin ufku kadar olacak. orta ve ileri seviyede öğrenenler birtakım konularla ilgili bu lisanın aşırı zor olduğu yorumunu yapsa da, başlangıç seviyesi için de aşırı zor diyenlere rağmen aslında o kadar zor olmadığını görünce bunu üç sebebe bağladım.
birincisi, henüz daha türkçe konuşurken hangi cümle öğesinin, hangi ekin ne anlama geldiğini kavramamış bir kimsenin herhangi bir lisanı zaten öğrenmesi çok zor. rusça'da padejleri anlamak için öncelikle türkçe'deki ismin hallerini bilmek şart. başlangıç seviyesinde padejlerde zorlanan bir arkadaşın aslında ismin hallerini tam bilmediğini fark etmiştim.
ikincisi ise bizim lisanımızda konuşurken belirtmeyi yeğlemediğimiz bazı detayların bu lisanda var olması durumu. örneğin rusça'da bir yere gitmek, ama o yere atıyorum bir daha dönmemek üzere gitmek veya oraya koşarak gitmek gibi detaylar "gitmek" eyleminin içinde çözülüyor. bizdeki gibi ilave sözcük ekleyerek bu detayı vermiyorlar. fakat herhangi iki dili kıyaslarken bu mevzu zaten var. örneğin atıyorum bir alman, türkçe öğrenir iken "ulan ne kasıntı dil, adamlar ay ışığı denizden yansıyor dememişler, ona bir de yakamoz diye isim takmışlar" diye söylenmesi ne kadar abes ise, rusça'daki veya herhangi dildeki bu detaylara takılmak bana göre aynı şekilde abes. bu gibi kuralları ben daha çok bir toplumun genetik koduna inen mistik bir yol gibi algılıyor ve bundan keyif alıyorum. kendi lisanımda olmayıp da başka lisanlarda bulunan bu gibi garip kuralların, aslında iki toplum arasındaki yaşanmışlıkların, yaşanmışlıklar karşısındaki reaksiyonların, ve hatta belki tüm sevinç, acı, coşkunluk ve kederler arasındaki nüansların izi olması hasebiyle ilginç buluyorum. eminim tüm bunların bilimsel açıklamaları vardır, ancak lütfen beni uyandırmayınız. böyle hissetmek şu anda daha keyifli.
üçüncüsü ise, istisnaların çok olması ve bunların ezberlenmesinin zor bulunması. mesela bizde "-in -ın" geleceği zaman kelimenin son ünlüsüne göre ek seçilmesi gerekirken, (yanlışsam uyarınız) arapça kökenli ve l harfi ile biten sözcüklerde istisna var (edit: yanlıştım düzeltildim. (gbkz: gönlü geniş kafadar) sayesinde doğruyu bulduk, türkçe'ye yabancı dilden giren sözcüklerin genelinde bu kural geçerli. daha fazla bilgi için buradan)."bilal'ın halından hiç memnun değiliz" demiyoruz, "bilal'in halinden hiç memnun değiliz" diyoruz. türkçe öğrenen bir yabancı "bir de türkçe'ye arapça'dan girip l ile biten ünlüleri nasıl ezberleyeyim lan!??!" deyip zorlanabilir. biz de rusça'ya yabancı dillerden giren sözcüklerin cinsiyetinin rod kuralına uymamasından, bu yüzden bu sözcükleri ezberlemeksizin bir kelimenin cinsiyetini tayin edememekten yakınabiliriz. ancak bir dili öğrenmenin doğal zorluğu budur, herhangi bir dili öğrenmek için aşılması gereken bir adımdır.
herhangi bir dili öğrenirken o dilin zor olup olmaması, öğrenen kişinin ana diliyle ilgilidir kuşkusuz. ana dili türkçe olan biri için rusça, ingilizce'den daha kolaydır. daha fazla ortak kural vardır ve bu yüzden kavraması daha kolaydır. anlamını bilmeseniz bile karşınıza çıkan bir sözcüğü yazıdan telaffuz ederken doğru telaffuz etmeniz daha mümkündür (tek bir kural dışında). emergency görüp de imörcınsiy demeyi kavramak, prepodavatelnitsa * görüp prepadavatelnitsa demeyi kavramaktan daha zordur bence. ingilizce öğrenme zorluğu ile rusça öğrenme zorluğu arasında kıyas yaparak ifade etme gerekirse;
okunduğu gibi yazılır (az önce tek bir kural dışında dediğim o kural, birazdan değineceğim)
yalnızca 3 tane zaman vardır. (geçmiş, şimdiki ve geniş, gelecek)
rusça'da düzensiz eylemler yoktur. fiil çekimleri türkçe'deki gibi eklerle yapılır.
şimdi yukarıda iki yerde "tek bir kural" diye değindiğim bir abuk kural var ki dostlar, bir dili öğrenmenin tüm meşakkatlerini mazur görmeme rağmen bu kurala karşı acayip bir sinirim ve zaafım var. rusça'da bir kelimedeki ünlülerden birinin üzerinde vurgu vardır ve siz o sözcüğü telaffuz ederken o heceyi biraz daha yavaş söylersiniz. şayet cümlede o harfi var ise ve vurgu o harfinin üzerinde değil ise, o harfini a diye okumalısınız. örneğin "voda" diye yazılır, fakat vurgu a harfinde olduğu için "vada" diye okunur (bunun bir kuralı yok). örneğin "professiya" diye yazılır, vurgu e harfinde olduğu için "prafessiya" diye okunur. bir kitabı sesli okurken vurgu nerede bilmez iseniz, yanlış telaffuz edersiniz. veya bir rus size gelip bir kâğıda "vada" yazmanızı istese, vurguyu tam duyamayıp yanlış yazabilirsiniz.
o zaman sorarım size bre troykaların haşin düzlüklerde çırpınıp durduğu yüce rus halkı, neden voda yazıp vada okuyacağına direkt vada yazmazsın? yani bana çok anlamsız geliyor. lisanı yazıya dökerken, söyleniş halihazırda hep "vada" iken; hangi soysuz mujik çıktı "biz bunu o harfiyle yazalım da, vurgu zaten o harfinde olmayacağı için vada diye okunsun" dedi, rus dili için toplanan komisyonları tehdit etti, bu kuralı kabul ettirdi de yattığı yerde rahat uyudu? eğer bir hece zaten "a" ile söyleniyorsa neden "a" ile yazılmaz da "o" ile yazılır ki yeni öğrenenler sancılar içerisinde kıvransın kıvransın da sezgilerine rağmen bulamasın doğrusunu?
şimdi son olarak size bir tüyo vereceğim. bence bir insanın yabancı bir dildeki bir ismi doğru telaffuz edememesi gayet doğal. bu yüzden efendi gibi doğrusunu öğreteceğine, sırf küstahlık olsun diye çıkıntılık yapan biriyle karşılaştığınızda konuyu bir şekilde rus edebiyatına getirin. denyo arkadaş ne zaman ki "ben dostoyevski ve tolstoy çok seviyorum lan" diyecek, siz hemen orada kendilerinin sözünü kesip "bre mendebur! bre kalkacağı koltukta bile cehaletinden karalar bırakacak, bre ortamdaki nesnelerin bile cahilliğine sessiz kalmaktan çatır çatır çatlayacağı melun! sen ki bana schopenhauer diyemedim diye bilgiçlik tasladın, şimdi ananı laciverte boyadım. o bir defa dostoyevski değil, dastayevski; tolstoy değil talstoy diye okunur! rusça'da bir sözcükte iki o harfi asla olmaz çünkü vurgu hangi o harfinde ise a diye okunur!" diyebilirsiniz. "o zaman fyodor nasıl oluyor" derse de "fyodor'da iki tane sesli harf var. biri o, öteki ise yo harfidir. o sensin, yo da sana g..." evet herneyse. ahan şunlar da kanıtı:
dostoyevski'nin doğru telaffuzu
tolstoy'un doğru telaffuzu
devamını gör...
tarikatlar ve cemaatler kapatılsın
#81913
bu listede sistematik olarak yenilen haltların çoğunu cemaat/tarikat/dini yerlerde olmuştur! bu artık münferit değil sistematiktir dolayısı ile kapatılması elzemdir!...
bizim çocuklarımız zaten buralara gitmez, biz sizin çocuklarınızın başına gelmesin diye debeleniyoruz!
kaldı ki tarihsel olarak bakıldığında bu şer yuvaları osmanlıdan selçukluya girdiği her yerin içini oyup ya yıkmışlardır ya isyan etmişlerdir (en son örneği 15 temmuz) dolayısı ile fırsatını bulsa adamlar hepimizin içinden geçecekler. atatürk bunları kapatarak en doğrusunu yaptı keşke kökünü de kurutsaydı!
bu listede sistematik olarak yenilen haltların çoğunu cemaat/tarikat/dini yerlerde olmuştur! bu artık münferit değil sistematiktir dolayısı ile kapatılması elzemdir!...
bizim çocuklarımız zaten buralara gitmez, biz sizin çocuklarınızın başına gelmesin diye debeleniyoruz!
kaldı ki tarihsel olarak bakıldığında bu şer yuvaları osmanlıdan selçukluya girdiği her yerin içini oyup ya yıkmışlardır ya isyan etmişlerdir (en son örneği 15 temmuz) dolayısı ile fırsatını bulsa adamlar hepimizin içinden geçecekler. atatürk bunları kapatarak en doğrusunu yaptı keşke kökünü de kurutsaydı!
devamını gör...
erkekler için doğum kontrol hapı
beyler ne kadar nazli ciktiniz siz de be. vucuduma hormon alamam kisir falan kalirim. kondom kullanamam hissiyati kotu. ee napcan isini halledip cekilecek misin kenara bu nasil bi mantik. kadinlar oral kontraseptifler yuzunden belki kanser oluyo ama simdiye kadar hic dedin mi ben korunurum diye. hayatin her alaninda bencilsiniz.
devamını gör...
evlenmek isteyip çocuk sahibi olmak istememek
evliliğe, çoluk çocuğa karışıp aile babası veya annesi olma gözüyle değil de bir hayat arkadaşı olsun, sadece birbirimize zaman ayıralım gözüyle bakan insandır.
zaman gerçekten çok kötü, istediğiniz kadar iyi eğitimli olun çocuğunuzu siz büyütemiyorsunuz. çocuk okulda, arkadaş ortamında, çevreden gördükleriyle büyüyor ve türkiye şartlarında ne okul ortamı ne arkadaş ortamları ne de çevre pek düzgün sayılır. durum böyle olunca da çocuğun sizin istediğiniz gibi bir çocuk olması biraz zor.
gerek çocuğu istediği gibi büyütemeyeceğinden gerek dünya halinden gerekse başka sebeplerden dolayı gayet anlaşılabilir bir düşünce ve istek.
zaman gerçekten çok kötü, istediğiniz kadar iyi eğitimli olun çocuğunuzu siz büyütemiyorsunuz. çocuk okulda, arkadaş ortamında, çevreden gördükleriyle büyüyor ve türkiye şartlarında ne okul ortamı ne arkadaş ortamları ne de çevre pek düzgün sayılır. durum böyle olunca da çocuğun sizin istediğiniz gibi bir çocuk olması biraz zor.
gerek çocuğu istediği gibi büyütemeyeceğinden gerek dünya halinden gerekse başka sebeplerden dolayı gayet anlaşılabilir bir düşünce ve istek.
devamını gör...
kafa sözlük
devamını gör...

