tam bir yaz dizisi. tutmaması mümkün değil. kız bıcır bıcır, patron karizma. ortaya da 2-3 garip arkadaş serp tamamdır.
devamını gör...

an itibariyle güzel bir gol. geçmiş olsun fenevbahce.*
devamını gör...

sizi korkutan şeyler yapmak aslında sizi daha çok mutlu eder.
adrenalin mutluluğu
devamını gör...

kutlu olsun
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

klasik eserleri okuyan insanlar genelde insanları sınıflandırmaz, aşağılamaktan kaçınırlar. çünkü bu kitapların çoğu baskılardan, adaletsizlikten, insanların aşağılanmasından ötürü yazılmıştır. bulundukları toplumu, sınıfsal ayrımları anlattıkları için klasik olup her dönem okunmuştur. o yüzden ne diyeyim, okumak bir meziyet değil anlamak mesele.

günümüzde yaşamın hızlı akması sebebiyle klasik kitapların içeriğinin ona bir şey katmayacağı yanılgısına düşen gençtir. eğitilmeli yetiştirilmeli ve hoşgörü ile kitaplarla tanıştırılmalıdır.
devamını gör...


beşiktaş metro istasyonu olacak alanda istanbul arkeoloji müzeleri tarafından yürütülen kazılarda, m.ö 3500-3000 yılları arasında tarihlenen kurgan tipi mezarlar bulundu.

kabataş-beşiktaş-mecidiyeköy-mahmutbey metro hattının beşiktaş istasyonu olacak alanda, istanbul arkeoloji müzeleri tarafından 2016'dan bu yana arkeolojik kazılar yapılıyor.

tüm hızıyla devam eden kazıları sekteye uğratacak hava olaylarından alanın korunması için, dev bir iskele kuruldu ve üzerine branda serildi.

yapılan çalışmalarda 1910 yılında yapılmış tramvay hattı ve depolarına ait kalıntıların yanı sıra geç osmanlı dönemi ve ardından orta ve geç bizans dönemi kalıntılarına rastlandı.

bu katmandan hemen sonra ise, boğaz hattı için çok önemli olan helenistik ve roma dönemine ait küçük buluntular ortaya çıkarıldı. ancak beşiktaş'taki kazılarda arkeologları en çok heyecanlandıran buluntularla, bu katmanlardan sonra karşılaşıldı.

günümüz deniz seviyesinden 1 buçuk metre derinlikte, dairesel plan veren taş dizileri görüldü. çalışmalar ilerledikçe bu yapıların, kurgan tipi mezarlar olduğu ortaya çıktı.

türkiye'de bulunmuş en eski kurgan tipi mezarların, ilk tunç çağına ait olanların hepsi 'kremasyon' yani yakılarak gömüldüğü için, kemikler çatlamış ve ufalanmış durumda. o nedenle alandaki arkeologlar çalışmalarını, dişçi aletleriyle ve titizlikle sürdürüyor. çok ince bir çalışma yapılarak tüm mezarlar açılıyor ve belgeleniyor.

buradan
devamını gör...

hayret nasıl açılmamış dediğim başlıktır. güncelleyeceğim üçüncü başlıktır. özgün adı "the taming of the shrew" olan william shakespeare eseridir. ah katerina ah. ayrıca bu eserle alakalı önereceğim film 10 things i hate about you (1999). *
devamını gör...

(bkz: kalifat)
devamını gör...

özellikle kafayı kadın erkek ilişkilerine takmış abazanlar beni çok güldürüyor. "bilmemne yapan sevgili", "bilmemne yaparken sevgilinin bilmemne yapması", "fuck buddy'yle bilmemne yaparken sevgilinin basması" falan filan. delinin biri* bir kuyuya taş atıyor, diğerleri de varıyla yoğuyla troll besliyor.

ah yavrularım benim. yokluğun içerisinde amansızca kıvrılan kimsesiz seks yoksunlarım benim. kıyamam.
devamını gör...

en beteri ise; gördüğün bolluktan, görülmemiş yokluğa düşmek olmalı...
ben dünyaya geldiğim zamanlar, ailemin durumu fena sayılmazdı. babam iki işi vardı. kardeşim ve ben özel okula gidiyorduk. babamın oturduğumuz ev dışında iki tane daha ev, mercedes arabasının dışında, herkese aşırı güveni vardı.
benim dedemin köydeki evinin balkonunu boyama vakamdan sonraki haftasonu köye gelen babam, daha evvelki eve su doldurma olaylarımı da düşünüp dedemin evinin tadilatına girişti. yaklaşık iki ay toprak damı beton yapmak için uğraştı. babam evle uğraşa dursun, mersin'deki halı mağazasının ortağı, uçan kuşa bile borç takıp paralarla halep'e kaçmıştı.

biz mersin'e döndük, kapıya gelen alacaklılar kuyruk olmuş. sanki elvis presley, ızzet altınmeşe, bob marley ve frank sinatra aynı anda bizim evde imza günü düzenliyordu, yok böyle bir izdiham!
tabii bu dönemde babam evleri, arabası, nesi var nesi yok satıp borçları kapatmaya çalıştı. evimizdeki eşyalara bile icra geldi.

babama her şeyini kaybetmek değil, itibarini kaybetmek zor gelmis olacak ki mersin'den istanbul'a göçmek zorunda kaldık.
....
istanbul'daki ilk iki sene çok zorlu geçti. odun kömür dahi alamadık. zaten "inancli müminlere" karşı iyi niyetin yaşayan son temsilcisi babamı mersin olayı da akıllandırmamış olacak ki, aldığı koca demir döküm sobayı evin bahcesine koyunca, sabahına sobayı yerinde bulamadık.
ilk aylar parasızlıktan tavana duy alıp takamadık ama mersin'den getirdigimiz çalışma masalarımızın lambalarıyla aydınlandık. resmen varlik içinde yokluk.
...

asıl yokluk ise benim yüreğimdeydi...
o dönem içimde aileme karş korkunç kin ve kırgınlık vardı. gün içerisinde okulda ve annemden yediğim dayaklardan çok benden gizli iş çevirdikleri için dolap ve kapı arkalarinda gizli gizli ağlardım.

sözde kuru ekmeğe muhtaç gibi halleri var ama gerçek bana göre öyle degildi. kardeşlerim ve annem hep meyve ve başka yiyecekler kokuyor, bana hic vermiyorlar sadece kendileri yiyordu.

defalarca dolapları aradim, o yiyecekleri nerede sakladıklarını hiç bulmadım. iyi ama bana sadece şekerli, yağlı ve hamurlu şeyler yasaktı. mesela annemin yediği çilek bana yasak degildi ama o bana hicbir zaman yediginden vermiyordu. bu durum yüzünden anneme olan kırgınlığım daha da derinleşmisti.
...
bir gün kardeşimi annemlerin odasına çekip kapıyı kapattım. kapının arkasinda fısıltıyla;
-"kardeşim bana yediğin mandalinalardan bir tane verir misin? söz anneme demeyeceğim."dedim.
+abla evde mandalina mi var? dedi.

onun bu soruyu sorarken bile ağzının mandalina kokması, gözlerimden yaşları boşaltmaya yetti... ağlayarak bağırmaya başladım.
-var işte! var! hepiniz benden gizli bir şeyler yiyorsunuz bir tek bana vermiyorsunuz. nefret ediyorum hepinizden! hep beni ayırıyorsunuz! keşke ölsem!
...
seslerimizi duyup gelen babama da aynısını dedim. babamın gözleri doldu kocaman açıldı bana sarılıp ağlamaya başladı. ona göre ben şizofrendim.
...
beni sizofreni korkusuyla bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine götürdü. uzun uzun incelediler. nihayetinde bana sinestezi teşhisi konuldu. bendeki sinestezinin seslerin ve renklerin tadını kokusunu alan, renklerini gören türüydü. diğer insanlar serçelerin şarkısının pırıltılarını görmezken ben görüyordum. oysa ben herkesi benim gibi görüyor sanıyordum.
devamını gör...

biri bana “sana bir şey soracağım/söyleyeceğim” dediğinde inanılmaz geriliyorum acaba ne oldu diye.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rework denince akla gelendir.

devamını gör...

andolsun ki sözlerini onlara soracak olsan: “lafa dalmış, eğleniyorduk.” diyeceklerdir. de ki: “allah’ı, ayetlerini ve resûl’ünü mü alaya alıyorsunuz?” (9/tevbe 65)
devamını gör...

serdar ortaç cupid'in okuyla yaralanmış ve yarası aşırı kanadığı için her yer kan olmuştur. ahmet haşim gibi batan güneşi ömrünün bitişi ile bağdaştıran serdar bu her yerin kan gölü olmasını akşam güneşinin kızıllığına benzetme bayrağını ileri taşıyarak kızıldan da öte kızıl ötesi olarak tasvir etmiştir.

insanlar müzelere giderek eski insanların yaşayışları hakkında fikir sahibi olurlar ve böylelikle onların hatalarını tekrarlamazlar. işte serdar da diyor ki benim bu ahvalim aşk yarası sonucu bu hale düşenler durumu görüp ibret alsın diye aşk yaralıları müzesinde sergilensin ve ben de balmumu bir heykel gibi durarak yeni kuşaklara bir ibret hikayesi olayım.

(bkz: eyyorlamam bu kadar)
devamını gör...

üniversite sınavından sonra en heyecanlandığım test oldu. terörist çıktım bu arada.
devamını gör...

vakti zamanında babam 'avatar' ı beni bahane ederek açardı sonra oturur keyifle izlerdik. hala yeri ayrıdır. süngerbob da aynı hissi doğurur bende. 60 yaşıma da gelsem aynı mutlulukla izleyeceğim herhal.
devamını gör...

eğer bir gün olursa, toplumca kanıksanan tüm arap isimleri hayranlığını kenara bırakıp öz türkçe bir isim koyacağım.
devamını gör...

cape town şehrinin hemen açıklarında bulunan küçük bir adadır. apartheid zamanında, hapishane olarak kullanılmıştır. nelson mandela'da burada hapis yatmıştır. şimdi müzedir.
devamını gör...

bize travmalar yaşattı, maaşı az diye bizi dövdü. ben onunla görüşemem ki. görüşenleri kıskanırım. ama ben o dayakları unutursam içimdeki çocuk beni affetmez ki.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim