yazarların başından geçen tebessüm ettiren olaylar
125 tanımı okuyup kendi kendime deli deli gülmem annemin kapıyı birden açıp bana bakması 3 saniye bakışmamız
devamını gör...
zamanın en yavaş işlediği anlar
gecenin bir yarısı alakasız bir dişe anlamsız bir sancı girer ve sabahı beklersin. bir türlü gelmeyen sabahı.
devamını gör...
bim sözlük olsa alınabilecek nickler
yumurta bili bili, sözlüğe girdim şimdi.
devamını gör...
doğal seçilim
güçsüz olanın ölmesi, güçlü olanın hayatına devam edip soyunu da devam ettirmesi üzerine kurulu doğa sistemi. tüm doğa, tüm gezegen bu şekilde işler. türlerin devamının, yani iyi genlerin aktarılmasının en büyük nedenidir. bir tür, doğal seçilim sayesinde hayatta kalır. yüz milyonlarca yıldır hayatta kalan türler (mesela köpekbalıkları ve çoğu sürüngen), bütün iyi genlerin aktarılması ile oluşmuşken, 10 milyon sene önce yok olan bir tür, doğa ile başa çıkamayacak kadar zayıf olduğu için artık ortada yoktur. zira "adaptasyon" yeteneği de doğal seçilimin bir parçasıdır.
besin zincirinin dışında olduğumuz için, insanlarda doğal seçilim, genelde "zeka" ile işler. ne de güzel yapar.
sırf bu nedenden dolayı, artık teknolojimiz bunu doğum öncesi farkedebildiği halde, ileri derecede zihinsel engelli olacak bir çocuğu doğurmanın yasa dışı olması gerektiğinin taraftarıyım.
örnek olarak;
(bkz: el bombasıyla polise kafa tutarken patlayarak ölen rus)
(bkz: pandemi yurdundan çarşafla kaçmaya çalışmak)
mesela bu gerizekalılara üzülmüyor, aksine, zayıf zekalarına sebep olan genleri sonraki nesillere geçiremedikleri, bu nedenle de türü zayıflatamadıkları için ölmelerine seviniyoruz.
ters örnek olarak;
(bkz: johhny kim)
kendisinin üreyerek, kendi kalitesine sahip çocukları dünyaya getirmesi ve türün gelişimini bir adım ileri götürmesini umuyoruz.
doğa romantizme bakmaz. etik değerleri yoktur. homo sapiens 100,000 yaşında bir türken, doğa 4.55 milyar yaşındadır. yani kolumuzu ileri uzattığımız zaman, kolumuzun uzunluğunu dünya tarihi olarak düşünürsek, homo sapiens, sadece kesip attığımız tırnak kadar bir zamandır gezegen üzerindedir.
doğal seçilim böyle bir şey.
besin zincirinin dışında olduğumuz için, insanlarda doğal seçilim, genelde "zeka" ile işler. ne de güzel yapar.
sırf bu nedenden dolayı, artık teknolojimiz bunu doğum öncesi farkedebildiği halde, ileri derecede zihinsel engelli olacak bir çocuğu doğurmanın yasa dışı olması gerektiğinin taraftarıyım.
örnek olarak;
(bkz: el bombasıyla polise kafa tutarken patlayarak ölen rus)
(bkz: pandemi yurdundan çarşafla kaçmaya çalışmak)
mesela bu gerizekalılara üzülmüyor, aksine, zayıf zekalarına sebep olan genleri sonraki nesillere geçiremedikleri, bu nedenle de türü zayıflatamadıkları için ölmelerine seviniyoruz.
ters örnek olarak;
(bkz: johhny kim)
kendisinin üreyerek, kendi kalitesine sahip çocukları dünyaya getirmesi ve türün gelişimini bir adım ileri götürmesini umuyoruz.
doğa romantizme bakmaz. etik değerleri yoktur. homo sapiens 100,000 yaşında bir türken, doğa 4.55 milyar yaşındadır. yani kolumuzu ileri uzattığımız zaman, kolumuzun uzunluğunu dünya tarihi olarak düşünürsek, homo sapiens, sadece kesip attığımız tırnak kadar bir zamandır gezegen üzerindedir.
doğal seçilim böyle bir şey.
devamını gör...
sevgiliyle ortak açılan instagram hesabı
birbirine güvenmeyen iki insanın sevgili olması saçmadır. ergen misiniz, geri zekalı mı? ha bir de ayrılınca zor olmuyor mu yahu ?
devamını gör...
güne bir söz bırak
"vakit varken tomurcukları topla. zaman hala uçup gidiyor ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir" - ölü ozanlar derneği
devamını gör...
hata yapmayı kazanım olarak görmek
hata yapmadan doğruya ulaşılmaz. bütün başarılı insanların yaptığı bir çok hata vardır. kendimden örnek vermek gerekirse yapmadığım şeyler için pişman oldum, hiçbir zaman yaptığım şey için pişman olmadım çünkü o hatalar doğruyu bulmamı sağladı. en azından hiçbir şey yapmamaktan iyidir o yüzden hata yapmaktan korkmamak lazım.
devamını gör...
maxim tsigalko
fırat günayer'in anlattığına göre ne oyundan, ne oyundaki durumundan haberi olmayan rahmetli eski futbolcu.
devamını gör...
okuduğun kitaptan bir alıntı bırak
tanrım, beni dostlarımdan koru, düşmanlarımla kendim baş edebilirim.
beyaz zambaklar ülkesinde, grigory petrov.
beyaz zambaklar ülkesinde, grigory petrov.
devamını gör...
plak ve vida sahibi yazarlar veri tabanı
sol diz kapağında 4 vidaya sahip yazar olarak biri benimdir.
istediğim bir durum değildi ama son diz döndürme seferimden sonra sol dizime hiç yüklenemediğim için mecburen ameliyat oldum. ameliyat olmadan önce bu tarz ameliyat deneyimlerini paylaşan çok kişi bulamadığım için çok gergindim. ayrıca ameliyat bittiğinde de ne olacağını hiç bilmiyordum. bu yüzden deneyimimi paylaşmak istedim. diğer arkadaşlar da paylaşırsa peşimizden gelenlere destek vermiş oluruz.
ilk şokum bacağımın tamamının alçıya alındığını fark etmek oldu, bunu sanırım dizimi kırmamı en net şekilde engellemek için yaptılar. sonrasında ağrılı bir üç günün üstüne yerimden kalkıp yürüyebildim, tabi yürüteç eşliğinde. bu safhada her şey çok hızlı geçecek gibi hissediyordum derken 10 gün boyunca asla sağ veya sola dönemeden uyumak zorunda kaldım, ne kadar rahatsız edici olduğunu tahmin edebilirsiniz. bir süre kan sulandırıcı ve varis çorabıyla da uğraştıktan sonra her şey yavaş yavaş düzelmeye başladı. ama yine de her şeyin eskisi gibi olması bir yıla yakın sürdü. ameliyattan sonra fark ettiğim bir şey de spor yapmanın dizimi güçlendirdiği oldu. aman squat çekmeyeyim bir şey olur şimdi diye düşünme, aksine dizini güçlendirmek için çok yardımcı oluyor. son olarak da en büyük tatsızlığımı söylemek istiyorum; vidanın yarattığı çıkıntı dışardan belli oluyor, yapacak bir şey maalesef yok.
istediğim bir durum değildi ama son diz döndürme seferimden sonra sol dizime hiç yüklenemediğim için mecburen ameliyat oldum. ameliyat olmadan önce bu tarz ameliyat deneyimlerini paylaşan çok kişi bulamadığım için çok gergindim. ayrıca ameliyat bittiğinde de ne olacağını hiç bilmiyordum. bu yüzden deneyimimi paylaşmak istedim. diğer arkadaşlar da paylaşırsa peşimizden gelenlere destek vermiş oluruz.
ilk şokum bacağımın tamamının alçıya alındığını fark etmek oldu, bunu sanırım dizimi kırmamı en net şekilde engellemek için yaptılar. sonrasında ağrılı bir üç günün üstüne yerimden kalkıp yürüyebildim, tabi yürüteç eşliğinde. bu safhada her şey çok hızlı geçecek gibi hissediyordum derken 10 gün boyunca asla sağ veya sola dönemeden uyumak zorunda kaldım, ne kadar rahatsız edici olduğunu tahmin edebilirsiniz. bir süre kan sulandırıcı ve varis çorabıyla da uğraştıktan sonra her şey yavaş yavaş düzelmeye başladı. ama yine de her şeyin eskisi gibi olması bir yıla yakın sürdü. ameliyattan sonra fark ettiğim bir şey de spor yapmanın dizimi güçlendirdiği oldu. aman squat çekmeyeyim bir şey olur şimdi diye düşünme, aksine dizini güçlendirmek için çok yardımcı oluyor. son olarak da en büyük tatsızlığımı söylemek istiyorum; vidanın yarattığı çıkıntı dışardan belli oluyor, yapacak bir şey maalesef yok.
devamını gör...
sahibinin sesiyle okunan cümleler
sağlam basıcan bu hayatta
devamını gör...
hyundai boston dynamics'in paylaştığı çılgın video
boston dynamics'in yeni yıl için yayınladığı ve 2021'in olmasa da daha sonraki yılların çetin geçeceğine dair insanı derin düşüncelere gark ettiren robişkolardır.
devamını gör...
mahlasını t-shirt'üne baskı yaptırıp gezmek
(bkz: anonim kalmanın önemi) çerçevesinde yapamayacağım eylemdir.
devamını gör...
siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak
müslümanların en ufak bir saygısızlık içermeyen sorgulamalarda bile saldırıya geçtiğini gösteren başlıktır. sevgili inançlı arkadaşlar, inanmayanlar sizin inanma özgürlüğünüze saygı duymak zorunda. o kadar. bu demek değil ki sizin inançlarınızı sorgulayamaz, sizin inandıklarınıza karşı çıkamaz. siz sürekli özgürlük istiyorsunuz ama hiçbir saygısızlık içermeyen, sadece bir şeyleri sorgulayan yazılara bile tüm gücünüzle karşı çıkıyorsunuz.
sorgulamaktan, düşünmekten korkmayın. insanların sorgulamasını da engellemeye çalışmayın, çünkü özellikle bu devirde nafile bir eylem olacaktır.
bir de, en ufak şeyden mağduriyet yaratmayın. insanları bıktırıp islamofobi diye ağlıyorsunuz sonra. müslümanların diğer dinlere ya da inanç sistemlerine olan mükemmel saygısı, diğerlerinin özgürlüklerine karışmaması tüm dünyanın dilinde bildiğiniz gibi. :)
sorgulamaktan, düşünmekten korkmayın. insanların sorgulamasını da engellemeye çalışmayın, çünkü özellikle bu devirde nafile bir eylem olacaktır.
bir de, en ufak şeyden mağduriyet yaratmayın. insanları bıktırıp islamofobi diye ağlıyorsunuz sonra. müslümanların diğer dinlere ya da inanç sistemlerine olan mükemmel saygısı, diğerlerinin özgürlüklerine karışmaması tüm dünyanın dilinde bildiğiniz gibi. :)
devamını gör...
spor yapmayan erkek
kasların da bir kullanım ömrü olduğunu düşünen, onları erkenden bitirip yaşlanınca pert olmanın sürdürülebilir olmadığına kanaat eden, spor yapmayan kadın gibi düşünendir.
devamını gör...
israil'in mescid-i aksa'ya saldırması
mescid-i-aksa
mescid-i aksa’yı gördüm düşümde
bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
varıp eşiğine alnımı koydum
sanki bir yer altı nehr çağlıyordu
gözlerim yollarda bekler dururum
nerde kardeşlerim diyordu bir ses
ilk kıblesi benim ulu nebi’nin
unuttu mu bunu acaba herkes
şimdi kimsecikler varmaz yanıma
resulden yoksunum, tek ve tenhayım.
rüzgarlar silemez gözyaşlarımı
çöllerde kayıp bir yetim vahayım.
mescid-i aksa'yı gördüm düşümde
götür müslüman'a selam diyordu.
dayanamıyorum bu ayrılığa
kucaklasın beni islâm diyordu.
(mehmet akif inan)
son zamanlarda yaşanan zulümler üzerinde düşündüğüm,hak verdiğim şiir. sanırım çok haklı bir şiir.
mescid-i aksa’yı gördüm düşümde
bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu
varıp eşiğine alnımı koydum
sanki bir yer altı nehr çağlıyordu
gözlerim yollarda bekler dururum
nerde kardeşlerim diyordu bir ses
ilk kıblesi benim ulu nebi’nin
unuttu mu bunu acaba herkes
şimdi kimsecikler varmaz yanıma
resulden yoksunum, tek ve tenhayım.
rüzgarlar silemez gözyaşlarımı
çöllerde kayıp bir yetim vahayım.
mescid-i aksa'yı gördüm düşümde
götür müslüman'a selam diyordu.
dayanamıyorum bu ayrılığa
kucaklasın beni islâm diyordu.
(mehmet akif inan)
son zamanlarda yaşanan zulümler üzerinde düşündüğüm,hak verdiğim şiir. sanırım çok haklı bir şiir.
devamını gör...
sound of metal
süper bir film.
devamında söyleyeceklerim spoiler içerebilir!!
bana kalırsa film bağımlılık üzerine. ruben ve lou, birbirlerini bulmazdan önce problemli hayatlara sahip kişiler. ruben'in uyuşturucu bağımlılığı var. lou ise ailevi problemler yaşayıyor ve kendini jiletlediğini kolundaki yaralardan anlıyoruz. fakat birlikte geliştirdikleri hayat tarzı ikisine de iyi gelmiş görünüyor. ruben uyuşturucuyu bırakmış ve lou kendini jiletlemeyi bırakmış. ancak daha önceki bağımlılıklarının yerini birbirlerine olan bağımlılıkları almış. (zaten aşk acısı dediğimiz şey aslında bir alışkanlık ve bağımlılık ızdırabı değil midir?) fakat beraber kurdukları hayat ruben'in sağırlaşmaya başlaması ile çökmeye başlıyor. bunun üzerine ruben sağırların rehabilite olduğu bir kampa katılıyor. kampın yöneticisi, daha önce alkol bağımlılığı yaşamış ve bunu atlatmış bir kişi. fakat hal ve hareketlerinden hayatın anlamını keşfetmiş gibi durduyor: sakin ve kontrollü. sürekli olarak farkında. kendinin ve isteklerinin bilincinde gibi. yani gerçek anlamda bağlılığını yenmiş. çünkü bağımlılığın en büyük semptomu, kendinin farkında olmamaktadır. yaptıklarının, düşündüklerinin farkında olmamaktır ve bağımlılığın seni yönlendirmesine izin vermektir. ancak lou karakteri, yukarıda belirttiğim gibi, bir bağımlılığı başka bir bağımlılık ile değiştirmiştir: uyuşturucu ile olan bağımlılığının yerine lou almıştır. sağır olması sebebi ile lou'yu kaybetmeyi bu yüzden kabullenememektedir ve sürekli olarak bunun çarelerini aramaktadır. eroin alabilmek için varını yoğunu satan kişiler gibi, onu lou'ya ulaştaracağını düşündüğü ameliyat için varını yoğunu satar hatta daha önemlisi hayatına yeni bir anlam katabilecek ve başkalarına (lou) ya da başka şeylere (uyuşturucular) referansla değil, kendine referansla hayatını devam ettirmesini sağlayacak uğraşları da elinin tersi ile bir kenara iter. fakat ameliyatın sonucu bir felakettir ve lou, ruben'e olan bağımlılığından kurtularak kendisine başka bir hayat inşa etmiştir.
devamında söyleyeceklerim spoiler içerebilir!!
bana kalırsa film bağımlılık üzerine. ruben ve lou, birbirlerini bulmazdan önce problemli hayatlara sahip kişiler. ruben'in uyuşturucu bağımlılığı var. lou ise ailevi problemler yaşayıyor ve kendini jiletlediğini kolundaki yaralardan anlıyoruz. fakat birlikte geliştirdikleri hayat tarzı ikisine de iyi gelmiş görünüyor. ruben uyuşturucuyu bırakmış ve lou kendini jiletlemeyi bırakmış. ancak daha önceki bağımlılıklarının yerini birbirlerine olan bağımlılıkları almış. (zaten aşk acısı dediğimiz şey aslında bir alışkanlık ve bağımlılık ızdırabı değil midir?) fakat beraber kurdukları hayat ruben'in sağırlaşmaya başlaması ile çökmeye başlıyor. bunun üzerine ruben sağırların rehabilite olduğu bir kampa katılıyor. kampın yöneticisi, daha önce alkol bağımlılığı yaşamış ve bunu atlatmış bir kişi. fakat hal ve hareketlerinden hayatın anlamını keşfetmiş gibi durduyor: sakin ve kontrollü. sürekli olarak farkında. kendinin ve isteklerinin bilincinde gibi. yani gerçek anlamda bağlılığını yenmiş. çünkü bağımlılığın en büyük semptomu, kendinin farkında olmamaktadır. yaptıklarının, düşündüklerinin farkında olmamaktır ve bağımlılığın seni yönlendirmesine izin vermektir. ancak lou karakteri, yukarıda belirttiğim gibi, bir bağımlılığı başka bir bağımlılık ile değiştirmiştir: uyuşturucu ile olan bağımlılığının yerine lou almıştır. sağır olması sebebi ile lou'yu kaybetmeyi bu yüzden kabullenememektedir ve sürekli olarak bunun çarelerini aramaktadır. eroin alabilmek için varını yoğunu satan kişiler gibi, onu lou'ya ulaştaracağını düşündüğü ameliyat için varını yoğunu satar hatta daha önemlisi hayatına yeni bir anlam katabilecek ve başkalarına (lou) ya da başka şeylere (uyuşturucular) referansla değil, kendine referansla hayatını devam ettirmesini sağlayacak uğraşları da elinin tersi ile bir kenara iter. fakat ameliyatın sonucu bir felakettir ve lou, ruben'e olan bağımlılığından kurtularak kendisine başka bir hayat inşa etmiştir.
devamını gör...


