10pele
yazdığı tanımlarla bilgisine hayran bırakan bilgi küpü yazarımız. *
bilgi dolu tanımları bol olsun.
bilgi dolu tanımları bol olsun.
devamını gör...
engin günaydın'ı hangi yapımda izlersem izleyeyim burhan altıntop olarak göreceğim gerçeği
bir burhan altıntop kolay yetişmiyor.
devamını gör...
benjamin franklin’in gaz ile ilgili makalesi
benjamin franklin’in (fart proudly) adlı makalesi.
brüksel kraliyet akademisi, franklin’den bilimsel bir makale yazmasını rica ediyor. o dönemlerde, akademik çevrelerin daha çok bilimsel alana yönelmesi ve gündelik alanlarda makale üretmemesine tepki olarak bu makaleyi kaleme aldığı rivayet edilir. başlığı gaz diye açtım, nispeten doğru ama asıl makale konusu havadaki gazlar değil, insan vücudundaki gaz yani osuruk.
makalenin içeriğinde osuruğun nedenleri, hangi gıdaların osuruğa neden olduğu gibi konuları işlemiş. makale akademiye gönderildi mi bilmiyorum ama makaleyi çoğalttığını ve yakın çevresine dağıttığını söyleyebilirim.
makaleden kısa bir alıntı :
takip eden yıl için doğa felsefesi'nde bir soru yerine önerilen geç matematiksel ödüllü sorunuzu inceledim ... öğrenilmiş doktorlar , kimyagerler, &c'nin ciddi şekilde sorgulanması. bu aydınlanmış çağın . ortak yiyeceğimizi sindirirken bağırsaklarda yaratıldığı veya üretildiği evrensel olarak iyi bilinmektedir.insan yaratıkları, büyük miktarda rüzgar. bu havanın kaçmasına ve atmosfere karışmasına izin vermek, ona eşlik eden kokuşmuş kokudan dolayı genellikle şirket için rahatsız edicidir. bu nedenle, tüm iyi yetiştirilmiş insanlar, bu tür suçlardan kaçınmak için, doğanın bu rüzgarı boşaltma çabalarını zorla kısıtlasınlar.
kaynak: en.m.wikipedia.org/wiki/Far...
brüksel kraliyet akademisi, franklin’den bilimsel bir makale yazmasını rica ediyor. o dönemlerde, akademik çevrelerin daha çok bilimsel alana yönelmesi ve gündelik alanlarda makale üretmemesine tepki olarak bu makaleyi kaleme aldığı rivayet edilir. başlığı gaz diye açtım, nispeten doğru ama asıl makale konusu havadaki gazlar değil, insan vücudundaki gaz yani osuruk.
makalenin içeriğinde osuruğun nedenleri, hangi gıdaların osuruğa neden olduğu gibi konuları işlemiş. makale akademiye gönderildi mi bilmiyorum ama makaleyi çoğalttığını ve yakın çevresine dağıttığını söyleyebilirim.
makaleden kısa bir alıntı :
takip eden yıl için doğa felsefesi'nde bir soru yerine önerilen geç matematiksel ödüllü sorunuzu inceledim ... öğrenilmiş doktorlar , kimyagerler, &c'nin ciddi şekilde sorgulanması. bu aydınlanmış çağın . ortak yiyeceğimizi sindirirken bağırsaklarda yaratıldığı veya üretildiği evrensel olarak iyi bilinmektedir.insan yaratıkları, büyük miktarda rüzgar. bu havanın kaçmasına ve atmosfere karışmasına izin vermek, ona eşlik eden kokuşmuş kokudan dolayı genellikle şirket için rahatsız edicidir. bu nedenle, tüm iyi yetiştirilmiş insanlar, bu tür suçlardan kaçınmak için, doğanın bu rüzgarı boşaltma çabalarını zorla kısıtlasınlar.
kaynak: en.m.wikipedia.org/wiki/Far...
devamını gör...
bir kadının güzelliğinin farkında olması
ya farkındalığı çok yüksek bir kadındır ya da kendini seven kadındır. aynaya baktığında gözünün ışığından anlar bunu. bir erkeğin bakışlarına ihtiyacı yoktur. zaman zaman ''çok güzelsin be maşallah kız sana''diye de kendine söyler efenim.
devamını gör...
galileo galilei
sokrates’in ölümünden yaklaşık iki bin yıl sonra italya’da genç ve hırslı bir profesör pisa kulesi’nin tepesine çıkarak kendisiyle dalga geçmeye hazır olan öğrencilerinin ve meslektaşlarının bakışları karşısında, farklı ağırlık ve aynı büyüklükteki kurşun topları aşağı doğru atmaya başlar. profesörün amacı aristoteles’in yaklaşık iki bin yıl önce ortaya attığı ve o güne dek mutlak doğru olarak kabul edilen ''cisimler ağırlıklarıyla orantılı hızda düşerler'' tezini çürütmekti.
bu çılgın adamın adı galileo galilei idi. tezi çürütmüş ama dönemin yöneticilerinin ve kilise’nin ilk tepkisini çekmişti bile. galileo iki bin yıldır hiç bir şekilde sorgulanmayan bir ''doğru''nun yanlış olduğunu kanıtlamıştı. bu ''düzen bozucu'' bilim insanı daha sonra kilise’nin çok daha büyük öfkesini çekecek bir alana daha el atacaktı.
bilinenin aksine dünya'nın yapısının dünya merkezli olmadığını, dünya'nın sabit olmayıp güneş'in çevresinde dönen bir gezegen olduğunu ileri sürer. en önemli iddiası olan “dünya tepsi gibi değil, bir top gibidir ve sürekli olarak hem kendi etrafında, hem de güneş'in çevresinde dönmektedir”i öne sürdüğü an ise kilise’yi ayaklandırır. kilise’nin doğrularına karşı çıkmak kimsenin haddi değildi. öyle ki engizisyon mahkemesi daha on altı yıl önce doğa filozofu giordano bruno’yu kilise’nin dogmalarına aykırı fikirlerinden dolayı kafir ilan etmiş ve yakmıştı.
galileo galilei, bugün bile hala tartışılan bir karar alarak “insanlığın boş kahramanlara değil, onu ileriye götürecek bilim insanlarına ihtiyacı var” der ve bulgularının yanlış olduğunu ve bu nedenle bağışlanmasını talep eder. bunun üzerine affedilerek müebbet ev hapsine mahkum olur. mahkemeden çıkarken ''eppur si muove'' (bkz: dünya yine de dönüyor) şeklinde bağırdığı kilise’nin kayıtlarında yer alır. affedilen galileo daha sonraki hayatında gizlice köşesinde çalışmalara devam eder. onun geri çekilmesi aslında bilimin gelişmesi, ve insanlığın evrilmesi için yapılmış taktiksel bir tavırdı.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
tanımlarını okumaktan keyif aldığım sayın firavunum tutankamonun laneti hanımefendinin yayını olacağı için en ön sıralardaki yerimi alacağım yayındır. diğer katılımcılara şöyle bir baktım da ekip şahaneymiş. konu da enteresanmış.
allah'ım! n'olur başlasın bir an önce. n'olur allah'ım!
allah'ım! n'olur başlasın bir an önce. n'olur allah'ım!
devamını gör...
yaratıcı drama
bir grupla ve grup üyelerinin yaşantılarından yola çıkarak, bir amacın, bir düşüncenin, doğaçlama, rol oynama gibi tiyatro tekniklerinden yararlanarak canlandırılmasıdır. günümüzde kalıcı öğrenme modelleri araştırılırken bulduğumuz ilk kavram yaratıcı dramadır. çünkü yaratıcı drama, “yaparak yaşayarak öğrenme” tanımıyla da karşımıza çıkar. sadece katılımcıların aktif olarak katılabilmesi herhangi bir araç -gereç zorunluluğunun olmaması ve her yerde uygulanabilir oluşu eğitim de kullanılmasında da önemli bir etkendir.
devamını gör...
voltran’ı oluşturma
güçleri birleştirme anlamında kullanılan bir deyimdir. 1980’li yıllarda televizyon için yapılmış japon çizgi dizisi voltron’da 5 farklı gücü taşıyan mekanik aslan bir araya geldiklerinde voltran’ı oluşturarak düşmanlarını alt ederler. aslanların ikisi bacakları, ikisi kolları ve gövdeyi, biri de başı oluşturur.
öğrencilerin sıkça kullandıkları bir terimdir. toplu halde ders çalışmak için örnek gösterilen birliktelik ve dayanışmadır.
öğrencilerin sıkça kullandıkları bir terimdir. toplu halde ders çalışmak için örnek gösterilen birliktelik ve dayanışmadır.
devamını gör...
palto (öykü)
nikolay gogol'un çok harika bir öyküsü burada ayrıntı verirsem tadını kaçırmış olurum. bir palto mücadelesiyle hayatı anlatan bir öyküdür.okunmasını şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...
çok emek verilmiş tanımların tutmaması sorunsalı
zaman zaman çeşitli sözlüklerde ve minnoş sözlüğümüz kafa'da başıma gelen durumdur.
hani böyle görünce dur şuna harika bir tanım gireyim diyip 1 saat tanım yazıp sonra tek bir + bile almadan, tek bir dönüş dahi olmadan tanımın öylece kalakalması insanı üzüyor be sözlük .
mesela bakınız #768470 şu tanımı yazarken kalktım arapça sözlerin leksikolojik incelemelerini not aldığım defterlerimi buldum. sürekli, latin ve arap alfabesi kullanmak için klavye değiştirdim. farklı osmanlıca türkçe sözlüklere baktım. hem kamus-i türki'den hem de ferit devellioğlu'ndan teyit ettim.
baya baya uğraştım. sonra tek bir kişinin bile dikkatini çekmedi tanım.
ya da #768229 tanımında tek tek yönetmenleriyle birlikte çiçek gibi film listesi yaptım. yok asla tutmadı.
bu arada tabii ki 'tutması' için tanım girmiyorum, ama insan bir tanıma çok uğraşınca görülsün istiyor kimsecikler de görmeyince üzülüyor. en azından ben üzülüyorum.
öyle işte sözlük bu sabah da içimi döktüm şimdi işime gücüme dönebilirim.
edit: #875287 şunu da şuraya bırakayım sevgili sözlük şaka değil, 2 saatten fazla sürdü yazması.*
hani böyle görünce dur şuna harika bir tanım gireyim diyip 1 saat tanım yazıp sonra tek bir + bile almadan, tek bir dönüş dahi olmadan tanımın öylece kalakalması insanı üzüyor be sözlük .
mesela bakınız #768470 şu tanımı yazarken kalktım arapça sözlerin leksikolojik incelemelerini not aldığım defterlerimi buldum. sürekli, latin ve arap alfabesi kullanmak için klavye değiştirdim. farklı osmanlıca türkçe sözlüklere baktım. hem kamus-i türki'den hem de ferit devellioğlu'ndan teyit ettim.
baya baya uğraştım. sonra tek bir kişinin bile dikkatini çekmedi tanım.
ya da #768229 tanımında tek tek yönetmenleriyle birlikte çiçek gibi film listesi yaptım. yok asla tutmadı.
bu arada tabii ki 'tutması' için tanım girmiyorum, ama insan bir tanıma çok uğraşınca görülsün istiyor kimsecikler de görmeyince üzülüyor. en azından ben üzülüyorum.
öyle işte sözlük bu sabah da içimi döktüm şimdi işime gücüme dönebilirim.
edit: #875287 şunu da şuraya bırakayım sevgili sözlük şaka değil, 2 saatten fazla sürdü yazması.*
devamını gör...
likit radyo yayını
herkese merhabalar,
uzun süren bir takım kişisel sorunlar sebebiyle yayında olamayan programımız, bu akşam türkiye saati 10.30 itibariyle sözlük radyosunda olacak.
sevgili dim_martin ile bu hafta cevaplarını arayacağımız sorular;
online alışveriş alışkanlıklarımız zaman içinde ne gibi değişimler gösterdi? ve neye verilmeye başladı.
ınfluencerların toplumun alışveriş alışkanlıklarına etkisini nasıl yorumlayabiliriz?
firmalar ve ülkeler üzerinde boykot kültürünün yaptırım gücü nedir?
sözlük radyosunda buluşalım*
uzun süren bir takım kişisel sorunlar sebebiyle yayında olamayan programımız, bu akşam türkiye saati 10.30 itibariyle sözlük radyosunda olacak.
sevgili dim_martin ile bu hafta cevaplarını arayacağımız sorular;
online alışveriş alışkanlıklarımız zaman içinde ne gibi değişimler gösterdi? ve neye verilmeye başladı.
ınfluencerların toplumun alışveriş alışkanlıklarına etkisini nasıl yorumlayabiliriz?
firmalar ve ülkeler üzerinde boykot kültürünün yaptırım gücü nedir?
sözlük radyosunda buluşalım*
devamını gör...
hülya avşar'ın zenginlik ile ilgili açıklaması
bu şey değil mi ya alamanyayı kötüleyen alamancı stili.
devamını gör...
insanlar ne ister sorunsalı
insanlar herşeyden ama herşeyden önce "değer görmek" ister...
burada kişiyi besleyecek olan şey, değer görmesi beklenen şey, sadece kişinin kendisidir, sahip olduğu fiziksel güzellik, somut varlıklar, para, mülk den bağımsız olarak, değerli olanın kişinin kendisi olduğunu hissetmenin peşinden koşar insan,
bunun için yaşar, bunun için çalışır, bunun için para kazanır, bunun için komiklik yapar, bunun için sever, bunun için fedakarlık yapar, bunun için evlenir, bunun için sözlükte yazar vs....
ve bunu göremediği için küser, bunu göremezse sevgilisinden/eşinden ayrılır, bunu göremezse bırakır, bunu göremezse sevmez, bunu göremezse fedakarlığı bırakır, bırakması da gerekir, sevmemesi gerekir, konuşmaması gerekir, gitmesi gerekir... bir insan değer görmeyen hiçbir emeğini, gram sevgisini, ilgisini, vaktini, sesini bile kimseye karşılıksız bedavaya vermemeli, bedavaya derken aldığının ne kadar kıymetli olduğunun farkında olmayan birine vermemeli, farkında olup görüp, imkanı varken (*....... den) karşılığını vermeyen kadına/erkeğe hiç vermemeli, ama maalesef bizim toplumumuzda herkes ezbere yaşıyor, ezberlediklerini çocuklarına öğretiyor, ve dolayısıyla değer görmenin de, vermenin de, nasıl birşey olduğunu bilmiyoruz, öğrenmiyoruzda, hep bir şeyler olmuyor ilişkilerde, güya yürümüyor, var birşey, var bir sıkıntı hissediyoruz ama bulamıyoruz, çünkü ezberletilen rolleri oynuyor herkes, diyaloglar bile aynı...
bazen bu sokaklardaki şarapçılara bakıyorum, yada youtube da filan izliyorum, o kadar bilge konuşuyorlarki, genelde bu insanlar, hayatlarında öngörmedikleri şanssızlıklar yaşamışlar, ve o halde olmalarından da anlayacağınız üzere, kimsede hiçbirşeyini paylaşmamış onlarla, paylaşmak istememiş, bknz. değer verdiği için kimse yardım etmemiş, ihtiyacı olduğunda iyilik (karşılıksız ve gizli olan) yapmamış (maddi karşılığını alamayacağı için karşılıklı da yardım etmemiş) bu insanlara, velhasıl +-0 belkide - ye düşmüşler, mücadeleyi bırakmışlar, o günki şarabın ekmeğin hesabına indirgemişler hayatlarını, pes etmişler türkçesi, işte o pes etmekten sonra gelişiyor bence insan, o aşama öyle bir noktada ki, yenilgini kendin ilan ediyorsun, bakıyorsunki ölmüyorsun, ölünmüyormuş yani, işte bu insanların bakışlarında ortak bir derinlik görüyorum, hüzünlü değil ama, etraflarında koşturan insanların, ne için tırmaladığını çözmüş olmanın rahatlığını görüyorum, ve o bilince ulaşmak için de gerçekten insanın hayatında bir defa da olsa köşeye sıkışması gerekiyor, net.
ve değer görüp görmediğini anlaması için de, neyin "ne için" olduğunu anlayabilecek farkedebilecek bilince ulaşması gerekiyor... zaten oraları aşıp buralara geldiğinde de, geçmişte olan herşeyle ilgili bütün jetonlar, bozuk para döken atm gibi şakır şakır düşecektir
edit 1 : (*..... den) burayı siz doldurun,
edit 2 : jeton; eskiden telefon kulübelerinde görüşme yapmak için kullanılan madeni para benzeri birşey, 90 ları görmüş kişilerin klişe esprisidir, geç anlamak anlamında kullanılır, söylemek istediğim şeyi daha iyi anlatabilecek birşey gelmedi aklıma :)
burada kişiyi besleyecek olan şey, değer görmesi beklenen şey, sadece kişinin kendisidir, sahip olduğu fiziksel güzellik, somut varlıklar, para, mülk den bağımsız olarak, değerli olanın kişinin kendisi olduğunu hissetmenin peşinden koşar insan,
bunun için yaşar, bunun için çalışır, bunun için para kazanır, bunun için komiklik yapar, bunun için sever, bunun için fedakarlık yapar, bunun için evlenir, bunun için sözlükte yazar vs....
ve bunu göremediği için küser, bunu göremezse sevgilisinden/eşinden ayrılır, bunu göremezse bırakır, bunu göremezse sevmez, bunu göremezse fedakarlığı bırakır, bırakması da gerekir, sevmemesi gerekir, konuşmaması gerekir, gitmesi gerekir... bir insan değer görmeyen hiçbir emeğini, gram sevgisini, ilgisini, vaktini, sesini bile kimseye karşılıksız bedavaya vermemeli, bedavaya derken aldığının ne kadar kıymetli olduğunun farkında olmayan birine vermemeli, farkında olup görüp, imkanı varken (*....... den) karşılığını vermeyen kadına/erkeğe hiç vermemeli, ama maalesef bizim toplumumuzda herkes ezbere yaşıyor, ezberlediklerini çocuklarına öğretiyor, ve dolayısıyla değer görmenin de, vermenin de, nasıl birşey olduğunu bilmiyoruz, öğrenmiyoruzda, hep bir şeyler olmuyor ilişkilerde, güya yürümüyor, var birşey, var bir sıkıntı hissediyoruz ama bulamıyoruz, çünkü ezberletilen rolleri oynuyor herkes, diyaloglar bile aynı...
bazen bu sokaklardaki şarapçılara bakıyorum, yada youtube da filan izliyorum, o kadar bilge konuşuyorlarki, genelde bu insanlar, hayatlarında öngörmedikleri şanssızlıklar yaşamışlar, ve o halde olmalarından da anlayacağınız üzere, kimsede hiçbirşeyini paylaşmamış onlarla, paylaşmak istememiş, bknz. değer verdiği için kimse yardım etmemiş, ihtiyacı olduğunda iyilik (karşılıksız ve gizli olan) yapmamış (maddi karşılığını alamayacağı için karşılıklı da yardım etmemiş) bu insanlara, velhasıl +-0 belkide - ye düşmüşler, mücadeleyi bırakmışlar, o günki şarabın ekmeğin hesabına indirgemişler hayatlarını, pes etmişler türkçesi, işte o pes etmekten sonra gelişiyor bence insan, o aşama öyle bir noktada ki, yenilgini kendin ilan ediyorsun, bakıyorsunki ölmüyorsun, ölünmüyormuş yani, işte bu insanların bakışlarında ortak bir derinlik görüyorum, hüzünlü değil ama, etraflarında koşturan insanların, ne için tırmaladığını çözmüş olmanın rahatlığını görüyorum, ve o bilince ulaşmak için de gerçekten insanın hayatında bir defa da olsa köşeye sıkışması gerekiyor, net.
ve değer görüp görmediğini anlaması için de, neyin "ne için" olduğunu anlayabilecek farkedebilecek bilince ulaşması gerekiyor... zaten oraları aşıp buralara geldiğinde de, geçmişte olan herşeyle ilgili bütün jetonlar, bozuk para döken atm gibi şakır şakır düşecektir
edit 1 : (*..... den) burayı siz doldurun,
edit 2 : jeton; eskiden telefon kulübelerinde görüşme yapmak için kullanılan madeni para benzeri birşey, 90 ları görmüş kişilerin klişe esprisidir, geç anlamak anlamında kullanılır, söylemek istediğim şeyi daha iyi anlatabilecek birşey gelmedi aklıma :)
devamını gör...
yazarların göz renkleri
mor.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
hooaydaa, yine yola çıkıyoruz desene?
hadi hayırlısı bakalım, o zaman yola çıkma zamanı.
bu sefer kesin bak, hem sen bana şey attın ama ben ilk yayında vardım? hatırladım sonradan? hıh!
hadi hayırlısı bakalım, o zaman yola çıkma zamanı.
bu sefer kesin bak, hem sen bana şey attın ama ben ilk yayında vardım? hatırladım sonradan? hıh!
devamını gör...
oyun konsolu vs bilgisayar
konsol biraz daha keyif işi gibi geliyor bana.koltuga uzanıp sakin sakin oynayacaksın.şahsen ben bilgisayarcıyım.çamur gibi görüntülerde iki adam vurucaz diye kafayı yiyenlerden.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
merdumgiriz_ kulaklarımızı kanatmak mı? duymamış olayım. oradaki en güzel ses seninkiydi. ( değerli yazarlar şarkı armağan etti idare edin) şaka bir yana*. cansın güzel insan teşekkür ediyorum.
devamını gör...
valery legasov
chernobyl dizisini izleyenlerin iyi bildiği bir isimdir. --! spoiler !--
dizinin giriş sahnesinde intiharı öncesi kayıtlarını yaparken son sahnesinde ise intiharını görüyoruz.
--! spoiler !-- ölümüyle beraber milyonlarca insanın hayatını kurtardı. 1936 doğumlu legasov iyi bir kimya profesörüydü. parlak bir akademik geçmişi vardır.
1986 yılında yaşanan chernobyl nükleer felaketi sonrasında kendisine bölge incelemesi yapacak ekipte bulunma görevi verildi. legasov bölge incelemesi yaptığı sırada hükümet olayın sadece yakıt tanklarında yaşanan bir sorun olduğunu söyleyip olayı büyütmüyordu. legasov ise helikopter ile havadan yaptığı ilk incelemede bu olayın daha büyük bir şey olduğunu ve rektörlerle ilgili olduğunu anlamıştı. insanların tahliyesini hükümete iletmiş ama 36 saat sonra bu tahliye gerçekleştirilmiş. insanlar tahliye edilse bile geriye büyük bir reaktör ve onun bekleyen etkileri kalmıştı. legasov, chernobyl bölgesinde kalan herkesin maruz kaldığı yüksek radyasyondan dolayı uzun süre yaşayamayacağını biliyordu. kendi canı pahasına orada kaldı.
o dönemlerde patlamanın haberleri dönemin kapalılığına rağmen avrupa ülkeleri tarafından havadaki değişimler sebebiyle fark edilmiş ve anormallik anlaşılmış. rusya uluslararası alanda itibarını kaybediyordu ve bunun üzerine legasov uluslararası viyana atom enerjisi grup toplantısında 400 sayfa bir rapor sundu. suçun sovyet rusya'ya ait olmadığını söyledi. tabi kendi isteğiyle söylediği söylenemez dönemin siyasi baskıları var ki sonrasında bunları notlarında kendisi açıklayacaktı.
büyük bilgiler biliyordu. kimsenin bilmediği bilgiler. legasov intiharı öncesinde chernobyl felaketinin tüm perde arkasında yaşanan detayları ses kaydı olarak bıraktı. patlamanın ikinci yıldönümü sırasında intihar etti. intihar etmese bile radyasondan dolayı daha fazla yaşayamayacaktı.
felaket fırasında büyük fedakarlıklar yaptı. bunun üzerine kendisine "rusya federasyonu onursal kahramanı" unvanı verildi. kendi canını hiçe saydı ama gelecekte ve kendi döneminde çok fazla insanı kurtardı.
valery legasov hakkında daha detaylı bilgi ve dönemin olaylarını güzel bir sinematik gözle görmek isterseniz (bkz: chernobyl) dizisine bakmanızı kesinlikle öneririm.
dizinin giriş sahnesinde intiharı öncesi kayıtlarını yaparken son sahnesinde ise intiharını görüyoruz.
--! spoiler !-- ölümüyle beraber milyonlarca insanın hayatını kurtardı. 1936 doğumlu legasov iyi bir kimya profesörüydü. parlak bir akademik geçmişi vardır.
1986 yılında yaşanan chernobyl nükleer felaketi sonrasında kendisine bölge incelemesi yapacak ekipte bulunma görevi verildi. legasov bölge incelemesi yaptığı sırada hükümet olayın sadece yakıt tanklarında yaşanan bir sorun olduğunu söyleyip olayı büyütmüyordu. legasov ise helikopter ile havadan yaptığı ilk incelemede bu olayın daha büyük bir şey olduğunu ve rektörlerle ilgili olduğunu anlamıştı. insanların tahliyesini hükümete iletmiş ama 36 saat sonra bu tahliye gerçekleştirilmiş. insanlar tahliye edilse bile geriye büyük bir reaktör ve onun bekleyen etkileri kalmıştı. legasov, chernobyl bölgesinde kalan herkesin maruz kaldığı yüksek radyasyondan dolayı uzun süre yaşayamayacağını biliyordu. kendi canı pahasına orada kaldı.
o dönemlerde patlamanın haberleri dönemin kapalılığına rağmen avrupa ülkeleri tarafından havadaki değişimler sebebiyle fark edilmiş ve anormallik anlaşılmış. rusya uluslararası alanda itibarını kaybediyordu ve bunun üzerine legasov uluslararası viyana atom enerjisi grup toplantısında 400 sayfa bir rapor sundu. suçun sovyet rusya'ya ait olmadığını söyledi. tabi kendi isteğiyle söylediği söylenemez dönemin siyasi baskıları var ki sonrasında bunları notlarında kendisi açıklayacaktı.
büyük bilgiler biliyordu. kimsenin bilmediği bilgiler. legasov intiharı öncesinde chernobyl felaketinin tüm perde arkasında yaşanan detayları ses kaydı olarak bıraktı. patlamanın ikinci yıldönümü sırasında intihar etti. intihar etmese bile radyasondan dolayı daha fazla yaşayamayacaktı.
felaket fırasında büyük fedakarlıklar yaptı. bunun üzerine kendisine "rusya federasyonu onursal kahramanı" unvanı verildi. kendi canını hiçe saydı ama gelecekte ve kendi döneminde çok fazla insanı kurtardı.
valery legasov hakkında daha detaylı bilgi ve dönemin olaylarını güzel bir sinematik gözle görmek isterseniz (bkz: chernobyl) dizisine bakmanızı kesinlikle öneririm.
devamını gör...
çirkin kalplilere tavsiyeler
tanım: kendini dünyanın en güzeli/yakışıklısı/zekisi sanan kibirlilere verilen tavsiyeler.
(bkz: çirkin kadınlara tavsiyeler)
çirkin buluyorsan konuşma evladım...
başkasına göre belki dünyanın en çekici kadını.
insanlardan uzak durup, az konuşmak.
bilinçaltınızı temizlemek
(bkz: çirkin kadınlara tavsiyeler)
çirkin buluyorsan konuşma evladım...
başkasına göre belki dünyanın en çekici kadını.
insanlardan uzak durup, az konuşmak.
bilinçaltınızı temizlemek
devamını gör...
karamazov kardeşler
çoğu insanımızın karadağlar olarak
bildiği, tolstoy'un da evini ve ailesini terkederken yanına aldığı tek eser.
bildiği, tolstoy'un da evini ve ailesini terkederken yanına aldığı tek eser.
devamını gör...