sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek
kadın tarafından "sen benim kocama karışamazsın" diyerek sizin dövülmeniz ile sonuçlanabilir. en temizi polisi aramaktır.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar
devamını gör...
hatayi (yazar)
az evvel keşfettiğim, anlatımı sade, özgün ve pırıl pırıl olan yazar. gizli gezinenler gibi olduğundan keşfedilmesi uzun sürmüş belli ki ama olsun. assolistler sahneye en son çıkar, değil mi? *
eksik olmasın, hep yazsın.
eksik olmasın, hep yazsın.
devamını gör...
domates
canı çektiği için değil, evde olması gerekenler arasında olduğu için yöneldi ihtiyar adam domates reyonuna, markette kalan az sayıda kişiden biriydi. lambaların o parlak ve aldatıcı ışıklarının altındaki 7 çeşit domatese baktı, baktı. aralarından eski tadını alabileceğini umduğu bir çeşidine doğru yöneldi, eline bir tane alıp kokladı, yerine koydu, çocukluk gibi kokmasını umduğu bir başkasını kokladı. reyondaki tüm domatesler gibi bol renkli, hiç kokusuz ve olağan sıradanlıktaydı elindeki genetik harikası kırmızılık, söylendi. almadı hiçbir şey, yarı dolu sepetini de oracıkta yere bıraktı, dışarı çıktı, o bilmese bile arkasından bakan ve olayı fark eden market görevlisi gülümsedi, "bravo sana ihtiyar" diye mutlu oldu, yerine geri dönerken küçük de olsa bir isyanın tanığı olduğu için mutluydu.
devamını gör...
laf körüğü
asla saadete gelmeyen, konuyu uzattıkça uzatan kimseler için söylenir.
sokak ağzında geveze kimseler için de söylenir.
misal, var benim böyle arkadaşlarım.
sokak ağzında geveze kimseler için de söylenir.
misal, var benim böyle arkadaşlarım.
devamını gör...
olmasaydı da olurduk
''nankör köpek'' diye sınıflandırdığım insanların söylediği söz.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
modern talking-geronimo's cadillac.
devamını gör...
james webb uzay teleskobu'nun çektiği ilk fotoğraf
birincil aynaların hizalanması aşamasında alınan deneme fotoğrafı. tam da beklendiği gibi bulanık ve tekrarlayan bir görüntü...
bu fotoğraf gökyüzünde dolunay kadar bir yer kaplayan bölgeye ait. fotoğraftaki hd 84406 adlı yıldız dünyadan teleskopsuz bakıldığında görünmüyor.
görüntünün 1'den fazla olmasının nedeni, ayna sayısının 18 olması. her bir aynadan ışık alındığı için (ki bu iyi bir haber) yıldız da 18 taneymiş gibi görünüyor. yani bu aslında bir tek görüntü değil bir mozaik. yakın kızılötesi kamera ile çekilmiş 1500'den fazla karenin birleştirilmesiyle ortaya çıkan bir mozaik... elde edilmesi 25 saat kadar sürdü.
bu ilk görüntüyü alırken yakın kızılötesi kamera, namıdiğer near infrared camera'nın* kullanılmasının nedeni, bu kameranın, ideal sıcaklığın üzerindeyken de iyi görüntü alabilmesi. normal şartlarda bu dahil tüm kameraların belirli bir sıcaklığa kadar soğutulması gerekiyor ki işlerini en iyi şekilde yapabilsinler. tabii ki henüz teleskobun en iyi şekilde çalışması için gereken tüm ayarlar yapılmadığından, bu kameradan da en etkili görüntüyü beklemek gerekmiyor şu an için. ancak aynaların hizalanması öncesinde dedektörlerin doğru çalışıp çalışmadığını yahut aynalarda herhangi bir kusur olup olmadığını görmek için bu kadarı şimdilik yeterli.
görünüşe göre her şey umulduğundan iyi gidiyor. yani projenin senelerce ertelenmesine değmiş belli ki.
james webb'in ilk düzgün görüntülerini ve verilerini ancak yaz aylarında alabileceğiz. şimdilik böyle küçük mutluluklarla idare edeceğiz gibi görünüyor.
bu fotoğraf gökyüzünde dolunay kadar bir yer kaplayan bölgeye ait. fotoğraftaki hd 84406 adlı yıldız dünyadan teleskopsuz bakıldığında görünmüyor.
görüntünün 1'den fazla olmasının nedeni, ayna sayısının 18 olması. her bir aynadan ışık alındığı için (ki bu iyi bir haber) yıldız da 18 taneymiş gibi görünüyor. yani bu aslında bir tek görüntü değil bir mozaik. yakın kızılötesi kamera ile çekilmiş 1500'den fazla karenin birleştirilmesiyle ortaya çıkan bir mozaik... elde edilmesi 25 saat kadar sürdü.
bu ilk görüntüyü alırken yakın kızılötesi kamera, namıdiğer near infrared camera'nın* kullanılmasının nedeni, bu kameranın, ideal sıcaklığın üzerindeyken de iyi görüntü alabilmesi. normal şartlarda bu dahil tüm kameraların belirli bir sıcaklığa kadar soğutulması gerekiyor ki işlerini en iyi şekilde yapabilsinler. tabii ki henüz teleskobun en iyi şekilde çalışması için gereken tüm ayarlar yapılmadığından, bu kameradan da en etkili görüntüyü beklemek gerekmiyor şu an için. ancak aynaların hizalanması öncesinde dedektörlerin doğru çalışıp çalışmadığını yahut aynalarda herhangi bir kusur olup olmadığını görmek için bu kadarı şimdilik yeterli.
görünüşe göre her şey umulduğundan iyi gidiyor. yani projenin senelerce ertelenmesine değmiş belli ki.
james webb'in ilk düzgün görüntülerini ve verilerini ancak yaz aylarında alabileceğiz. şimdilik böyle küçük mutluluklarla idare edeceğiz gibi görünüyor.
devamını gör...
hokkabaz
her şey çok güzel olacak filminden beri cem yılmaz'ın iyi bir karakter oyuncusu olduğunu düşünürüm. bu filmdeki iskender karakteri ise her şey çok güzel olacak filmindeki altan'a göre bir kaç gömlek üstün.
aslında filmdeki tüm karakterleri çok beğenirim. cem yılmaz'ın diğer komedi filmleri gibi absürt karakterler içermez. hayatın içinden rol çalan yapıdadır hepsi. bu nedenle de film aslında dramatiktir. biraz da kara komedi.
hikayeye gelirsek de ailesi tarafından hor görülen ve sürekli kendini ispat etmeye, hatta bu şekilde toplumda yer edinmeye çalışan iskender'in hikayesini izleriz. maradona ise bu uğurda yol arkadaşıdır.
hikaye özgün gibi görünse de ilk izlediğimden beri yavuz turgul efsanesi gölge oyunu filminden esinlendiğini düşünürüm.
aslında filmdeki tüm karakterleri çok beğenirim. cem yılmaz'ın diğer komedi filmleri gibi absürt karakterler içermez. hayatın içinden rol çalan yapıdadır hepsi. bu nedenle de film aslında dramatiktir. biraz da kara komedi.
hikayeye gelirsek de ailesi tarafından hor görülen ve sürekli kendini ispat etmeye, hatta bu şekilde toplumda yer edinmeye çalışan iskender'in hikayesini izleriz. maradona ise bu uğurda yol arkadaşıdır.
hikaye özgün gibi görünse de ilk izlediğimden beri yavuz turgul efsanesi gölge oyunu filminden esinlendiğini düşünürüm.
devamını gör...
türkiye’de hobi edinmenin çok zor olması
hobi ediniyorsun da devam ettirmek vakit ve bütçe ayırmak çok zor. acemilikte boyadığım tuvallerin üzerine şuan başka resim çalışıyorum ben. olay sadece paramın olmaması degil sükür param var ama bakıyorum degecek fiyatlar degil her sey uçmuş. bir ressam olmak gibi amacım yok diyorum niye bir tuvale bu kadar para vereyim yada kursa gidemedigim günler arada telafi dersine gitmem gerekiyor mesela, o kadar yorgun oluyorum ki yaa boşver diyorum bu yorgunlukla resim yapmak icin taa oraya gidilir mi yat aşagı diyorum. yorgunuz, depresifiz, fakiriz ülkede büyük cogunluk.
devamını gör...
en cool anime karakteri
devamını gör...
mutlu olmanın mümkün olmaması
"doğuştan gelen bir kusurumuz var; hepimiz mutlu olmak için dünyaya geldiğimizi sanıyoruz. bu kusurumuzu gidermedikçe, dünya gözümüze çelişkilerle dolu bir yer görünecektir. çünkü her adımımızda, ister büyük ister küçük bir şey yapmış olalım, dünyanın ve insan hayatının, mutlu bir yaşam sürdürmeye olanak verecek biçimde tasarlanmadığını anlayacağız. işte bu yüzden bütün yaşlıların yüzlerinde aynı ifadeyi, yani düş kırıklığını görmek mümkündür."
arthur schopenhauer
arthur schopenhauer
devamını gör...
çocuklara verilmiş tuhaf isimler
insan kişisine dünyaya gözünü açtığında şişt demek için uydurulmuş seslenme şeysinin tuhaf seçilmiş halleri.
çok fazla tuhaf isim duymadım.
bir teyze vardı adı pamuk'tu. çok garibime gitmişti. her halde saçları beyaz diye pamuk diyorlar diyordum değilmiş.
isim demişken bana da hep tuba derler. yani şu yaşıma kadar yeni tanıştığım bir çok insan illa birkaç kere bu şekilde seslenmiştir bana. nedenini çözemedim. ne çağrıştırıyor hiç bilemedim. soruyorum hatta bilmem öyle anımsadım ismini diyorlar. kimisi özür falan diliyor. yok arkadaşım sorun değil ben sadece dünya halkı olarak bir araya gelip 'biz bu banu'ya tuba diyelim kafası karışsın, sorgulasın' diye bir karar mı aldınız? onu merak ediyorum. yoksa istersen cabbar de bana sorun olmaz.
çok fazla tuhaf isim duymadım.
bir teyze vardı adı pamuk'tu. çok garibime gitmişti. her halde saçları beyaz diye pamuk diyorlar diyordum değilmiş.
isim demişken bana da hep tuba derler. yani şu yaşıma kadar yeni tanıştığım bir çok insan illa birkaç kere bu şekilde seslenmiştir bana. nedenini çözemedim. ne çağrıştırıyor hiç bilemedim. soruyorum hatta bilmem öyle anımsadım ismini diyorlar. kimisi özür falan diliyor. yok arkadaşım sorun değil ben sadece dünya halkı olarak bir araya gelip 'biz bu banu'ya tuba diyelim kafası karışsın, sorgulasın' diye bir karar mı aldınız? onu merak ediyorum. yoksa istersen cabbar de bana sorun olmaz.
devamını gör...
dolandırıldığınızı anladığınız an
mersin'de tatil yapmak için yola çıktığımız bir zaman, tren garından gideceğimiz ilçe için otobüslere bakalım diye durağa doğru yürüdük. taksici amca yabancı olduğumuzu anlamış olsa gerek "kızım nereye gideceksiniz?" tarzında soru yöneltti. söyledik "heh işte şu otobüs" deyip bizi karşıya geçiriyordu ki ordan alakasız bir şekilde dolmuşçunun biri "abi bırak ya, gelin siz gelin ben sizi durağa bırakırım" dedi. bu cümleyi de taksici amcayı azarlar gibi söyledi, gören de sanar ki taksici amca bizi kaçırıyordu dolmuşçu imdadımıza yetişti. neyse dolmuşçu adam o kadar kesin ve net konuşuyor ki "yok binmicem" diyemiyorsunuz. biz taksici abiyi yüzüstü bırakıp bindik dolmuşa*. dolmuşçu yol boyu "bunlar yabancı olduğunuzu anladı ya dolandıracak hemen, öyle insanlara hemen güvenilir mi, allahtan ben çıktım karşınıza" diye bayaaaaa bir konuştu. otobüste de bizim dışımızda bir tane beyefendi var, "siz kızları bu durakta indirmeyecek miydiniz?" dedi azarlar gibi. şoför de "aa evet iyi ki hatırlattın abi daldırmışım ben" dedi ama sırf yalan yani, "ben yalanııımm" diye bağırıyor cümle. biz inerken "birazcık kararın ya, çok beyazsınız höhöhöhö" diye eklemeyi de unutmadı. bu olayda nerede dolandırıldınız derseniz eğer; adam bizden resmen 3 katı fiyat almış. 4 kişiden hesap edince daha çok dolandırılmış oluyoruz.* "burda sizi dolandırırlar" diye diye kendisi dolandırmış şerefsizin. siz siz olun ilk konuşmada cıvıklığa yakın samimiyete girenlerden koşarak uzaklaşın. allah muhafaza tokalaşınca parmağınızı sayacak hale getirebilirler.
devamını gör...
sırma saç
altın sarısı renginde saç.
devamını gör...
havuza girmek için site sakinlerini darp eden suriyeliler
mudanya'da yaşayan biri olarak söylüyorum bu suriyeliler kadar yazlık mekan seven bir millet ben görmedim. kış vakti s. olup gidiyorlar, yazın ise biz artık sahile gidip yüzemiyoruz öyle söyleyeyim yani.
seriyorlar halıları 30 kişi, eşimiz, kızımız mayo giysin denize girsin imkanı yok.
ben yıllardır o sebeple sahile gidip yüzmüyorum mudanya'da. paralı plajlara gidiyoruz mecburi. oda bulursak. belediye paralı plajları kapattı sosyalist takılmak için fakat şunu bilmiyorlar ki, kapitalizm veya özel sermaye yerine göre güzeldir.
ben allah'ın kafa kesen, eşek tecavüzcülerinin olduğu yerde eşimle dostumla denize girmem baba. halk plajları onların olsun biz parası neyse verir özel plajlarda takılırız ne yapalım.
düşünün arkadaşlar, bu senede bir kez yazlığa gittiğiniz bir hikaye değil. ben burada oturuyorum. yani hayatım mudanya'da geçiyor. burada oturduğunuz müddetçe bu güvensiz ortama maruz kalmak zorundasınız.
evde şöyle bir karar aldım, arabasız hiçbir yere gidilmeyecek. yakıt parası neyse ona özel bütçe ayrılacak ve yakıta verilen paradan tasarruf edilmeye kalkılmayacak. sokaklar bile artık çok tehlikeli.
seriyorlar halıları 30 kişi, eşimiz, kızımız mayo giysin denize girsin imkanı yok.
ben yıllardır o sebeple sahile gidip yüzmüyorum mudanya'da. paralı plajlara gidiyoruz mecburi. oda bulursak. belediye paralı plajları kapattı sosyalist takılmak için fakat şunu bilmiyorlar ki, kapitalizm veya özel sermaye yerine göre güzeldir.
ben allah'ın kafa kesen, eşek tecavüzcülerinin olduğu yerde eşimle dostumla denize girmem baba. halk plajları onların olsun biz parası neyse verir özel plajlarda takılırız ne yapalım.
düşünün arkadaşlar, bu senede bir kez yazlığa gittiğiniz bir hikaye değil. ben burada oturuyorum. yani hayatım mudanya'da geçiyor. burada oturduğunuz müddetçe bu güvensiz ortama maruz kalmak zorundasınız.
evde şöyle bir karar aldım, arabasız hiçbir yere gidilmeyecek. yakıt parası neyse ona özel bütçe ayrılacak ve yakıta verilen paradan tasarruf edilmeye kalkılmayacak. sokaklar bile artık çok tehlikeli.
devamını gör...
kafasına dank etmek
güncel türkçe sözlüğe göre “bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak” anlamına gelen deyimdir.
bir şeyin kafanıza dank ettiği an uzun zamandır yanlış bildiğiniz bir şeye aniden aydığınız bir an olabilir. benim için genelde öyle olur. tabii ki başlığı açan yazarın verdiği cümledeki gibi anlık bir aydınlanma anı için de bu deyimi kullanabiliriz ama dediğim gibi; benim dank etme anlarım genelde daha büyük bir yanılgının farkına varmam ile gerçekleşir.
o zaman hemen bir örnek vermem gerek. ben sürekli bir şeyleri yanlış anlayan bir insanım. halbuki bir zamanlar çok zeki olduğuma inanırdım. ama işte bu dank etme anlarının hepsinin sonunda kendimi salak gibi hissede hissede zeka seviyem gözle görülür oranda düştü. belki bu zeka düşüşünün nedeni saman balyası idi, belki de yalak ama kesinlikle dank etme anlarının etkisi azımsanamaz.
mesela bugün akşam üzeri kafama yine bir şey dank etti. önce anlamadım okuduğum şeyi ama sonra bir daha, bir daha okuyunca kafamın arkasına bir kürekle vurulmuş gibi aydım. dank sesi de burada geliyor zaten. kafanıza vuran küreğin sesinden. en azından benim hatrım için öyle olsun.
bunu bir daha düşünmek gerektiğini söyleyen mesajı okuduktan sonra her şey normal idi aslında. çünkü birçok şeyi bir daha düşünmek gerekir. benim zaten vücudumun yüzde doksanı düşünceden oluşuyor. kalan yüzde onu da fanta diye biliyorum ama bundan pek emin değilim.
sonra dört cümle öncesine dönüp iki cümleyi birleştirince kendimi hadron çarpıştrıcısına kahve döken sakar bir dahi gibi hissettim. çocukluğumdan beri dört işlemde çok iyiyimdir. bu konuda tevazu gösteremem ama toplama işlemine gelince en yetenekli fındık amelesi elime su dökemez.
velhasılı bu iki cümle bir araya gelince rodin’in düşünen adamı gibi elimi çeneme koyup oturdum bir süre ve tıpkı o adam gibiydim. taşlamış. yani hem bedenim taş gibiydi -ki göbeğim hariç her zaman öyleyim- hem de zihnim.
iki cümlenin bir kombo yaparak oluşturduğu anlam kafama dank edince en sevdiğim komedi filmlerinden biri olan dumb and dumber’a üçüncü olduğumu hissettim: the dumbest!
sonra geçti tabii ki hissettiğim tüm kötü duygular. oluyor hayatta böyle tökezleme anları. çok uzun ve anlamsız yazdım yine. şu an kafama dank etti.
bir şeyin kafanıza dank ettiği an uzun zamandır yanlış bildiğiniz bir şeye aniden aydığınız bir an olabilir. benim için genelde öyle olur. tabii ki başlığı açan yazarın verdiği cümledeki gibi anlık bir aydınlanma anı için de bu deyimi kullanabiliriz ama dediğim gibi; benim dank etme anlarım genelde daha büyük bir yanılgının farkına varmam ile gerçekleşir.
o zaman hemen bir örnek vermem gerek. ben sürekli bir şeyleri yanlış anlayan bir insanım. halbuki bir zamanlar çok zeki olduğuma inanırdım. ama işte bu dank etme anlarının hepsinin sonunda kendimi salak gibi hissede hissede zeka seviyem gözle görülür oranda düştü. belki bu zeka düşüşünün nedeni saman balyası idi, belki de yalak ama kesinlikle dank etme anlarının etkisi azımsanamaz.
mesela bugün akşam üzeri kafama yine bir şey dank etti. önce anlamadım okuduğum şeyi ama sonra bir daha, bir daha okuyunca kafamın arkasına bir kürekle vurulmuş gibi aydım. dank sesi de burada geliyor zaten. kafanıza vuran küreğin sesinden. en azından benim hatrım için öyle olsun.
bunu bir daha düşünmek gerektiğini söyleyen mesajı okuduktan sonra her şey normal idi aslında. çünkü birçok şeyi bir daha düşünmek gerekir. benim zaten vücudumun yüzde doksanı düşünceden oluşuyor. kalan yüzde onu da fanta diye biliyorum ama bundan pek emin değilim.
sonra dört cümle öncesine dönüp iki cümleyi birleştirince kendimi hadron çarpıştrıcısına kahve döken sakar bir dahi gibi hissettim. çocukluğumdan beri dört işlemde çok iyiyimdir. bu konuda tevazu gösteremem ama toplama işlemine gelince en yetenekli fındık amelesi elime su dökemez.
velhasılı bu iki cümle bir araya gelince rodin’in düşünen adamı gibi elimi çeneme koyup oturdum bir süre ve tıpkı o adam gibiydim. taşlamış. yani hem bedenim taş gibiydi -ki göbeğim hariç her zaman öyleyim- hem de zihnim.
iki cümlenin bir kombo yaparak oluşturduğu anlam kafama dank edince en sevdiğim komedi filmlerinden biri olan dumb and dumber’a üçüncü olduğumu hissettim: the dumbest!
sonra geçti tabii ki hissettiğim tüm kötü duygular. oluyor hayatta böyle tökezleme anları. çok uzun ve anlamsız yazdım yine. şu an kafama dank etti.
devamını gör...
diş hekimi
trismus ukdesidir.
tıbbı bir meslek.
wiki’ye göre; ağız, diş ve dudaklardan oluşan ağız boşluğu ve çevre dokularının hekimidir.
milletimizin belki de en çekindiği hekimdir aynı zamanda, ağız , diş bakımı olmayınca bu hekimlere de çok ihtiyaç oluyor.
ağzınız bir karış açıkken sizinle sohbet etmeye çalışmaları, soru sormaları en büyük eksileri. ya da hastanın aklını başka bir yere çekme çabasıdır belki. eğer öyleyse o zaman gayet başarılılar. *
tıbbı bir meslek.
wiki’ye göre; ağız, diş ve dudaklardan oluşan ağız boşluğu ve çevre dokularının hekimidir.
milletimizin belki de en çekindiği hekimdir aynı zamanda, ağız , diş bakımı olmayınca bu hekimlere de çok ihtiyaç oluyor.
ağzınız bir karış açıkken sizinle sohbet etmeye çalışmaları, soru sormaları en büyük eksileri. ya da hastanın aklını başka bir yere çekme çabasıdır belki. eğer öyleyse o zaman gayet başarılılar. *
devamını gör...


