ortaokulda yapılan zorbalıklar
çocukların komik ya da eğlenceli sanıp kırıcı davranmaları durumudur. bazen çok acımasız olabiliyorlar. neyin doğru, neyin yanlış, neyin komik, neyin kötü olduğunun tam ayırdına varamayabiliyorlar. burada aileye çok iş düşüyor. çocuklarını kibar, sevgi dolu, iyi, anlayışlı, kimsenin kalbini kırmamaya özen gösteren bireyler olarak yetiştirmelidirler. tabi böyle yetiştirdiğiniz çocuğunuzun okuldan eve ağlayarak gelmesi mümkündür. ama ötekinden daha iyidir diye düşünüyorum.
devamını gör...
gelmiş geçmiş en büyük rekabetler
dogu - batı medeniyetleri
ıslam-hristiyanlık
katolik-ortodoks
varlık-yokluk
galatasaray-fenerbahçe
ıslam-hristiyanlık
katolik-ortodoks
varlık-yokluk
galatasaray-fenerbahçe
devamını gör...
geceye bir fotoğraf bırak

+kahraman: bana bak, sana bir şey söyliyim mi?
-söyle
+kimseye söylemek yok ama!
-iyi ya söylemem.
+yemin et bakiyim.
-valla billa söylemem.
+ben ölücekmişim.
-ne var oğlum bunda yemin ettiricek?
+hiiiiç.. ama abimle halit abim “duydun mu?” diye bağırdılar akşam bana. ben de korkudan “duymadım” dedim.
-sen sahiden ölürsen bilyalar nolucak?
+ne biliyim ben.
-bana versene?
+iyi ya, ölünce abimden alırsın.
-yaşa ulan!
devamını gör...
çok mutsuz olmasına rağmen gülebilen insan
hayatta çok acı çekmiş insanların ortak noktaları mizahlarının iyi gelişmiş olmasıdır. hayat kendine genelde kötü yüzünü gösterdiği için hayatta kalabilmek için kendine bir çıkış noktası aramış, mecburen izahı olmayan şeylerin mizahını yapmak, alaya almak zorunda kalmıştır.
devamını gör...
ayraç olarak kullanılan nesneler
genelde ayraç kullanırım, olması gerekende budur zaten. ama ayracımı bulamıyorsam, müsvedde kağıt ya da cetvel kullanırım.
devamını gör...
erkek arkadaşı tarafından boğazı kesilerek öldürülen kadın
yine öldürülen kadını suçlayan, her fırsatta kadınlara nasihat vererek ahkam kesen iyi erkekler(!) ile dolmuş başlık.
biz anlatmaktan yorulduk siz kadınlara akıl vermekten yorulmadınız yeter yahu.
biz anlatmaktan yorulduk siz kadınlara akıl vermekten yorulmadınız yeter yahu.
devamını gör...
hipomagnezemi
vücutta 300den fazla reaksiyonda rol oynayan magnezyumun eksikliğidir ve baya sık görülür. magnezyum; protein sentezi, hücresel enerji üretimi,üreme, dna ve rna sentezi,sinir iletimi, kalp uyarılabilirliği, nöromüsküler(sinir-kas) ileti, kas kasılması, vazomotor tonu(damarların kasılıp gevşemesi), kan basıncı ve glikoz ve insülin metabolizması gibi çok fazla şeyde rol oynar.
devamını gör...
kafede yalnız başına oturan insan
öyle birisini gördüğümde içten içe üzülüyorum bazen, neden kimsen yok!
ama ben de yaparım, güzel oluyor.
ama ben de yaparım, güzel oluyor.
devamını gör...
çaylaklara oy verirken gelen his
devamını gör...
aziz nesin
kendisi hakkında, yakın arkadaşı demirtaş ceyhun'un yazdığı, güzel anekdotlar ve hikayelerle dolu "asılacak adam aziz nesin" adlı bir de kitap vardır. aziz nesin'in nasıl biri olduğunu anlamak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.
devamını gör...
kryptos
kriptolar; virginia, langley’deki cia karargahının bahçesinde bulunan, dünyada ki şifre kırıcıların bir türlü çözemediği şifreli heykelin adı.
kryptos eski yunancada 'gizli' demektir ve hekelin teması 'zeka toplama'dır. kağıt parçasına benzeyen büyük dikey s şekilli dört parça bakır plakadan oluşan heykel 1990 yılında ed scheidt* ve jim sanborn* tarafından yapıldı. heykelin üzerinde latin alfabesinin harfleri kullanılarak yazılmış yaklaşık iki bin harften oluşan dört ayrı mesaj bulunuyor. mesajların çözümlerini zorlaştırmak adına kasten yapılmış yazım hatalarına rağmen, mesajları takıntı haline getiren şifre kırıcılar 1999'da mesajların üçünü çözmeyi başardılar. dördüncüsü hala çözülebilmiş değildir.
kryptos eski yunancada 'gizli' demektir ve hekelin teması 'zeka toplama'dır. kağıt parçasına benzeyen büyük dikey s şekilli dört parça bakır plakadan oluşan heykel 1990 yılında ed scheidt* ve jim sanborn* tarafından yapıldı. heykelin üzerinde latin alfabesinin harfleri kullanılarak yazılmış yaklaşık iki bin harften oluşan dört ayrı mesaj bulunuyor. mesajların çözümlerini zorlaştırmak adına kasten yapılmış yazım hatalarına rağmen, mesajları takıntı haline getiren şifre kırıcılar 1999'da mesajların üçünü çözmeyi başardılar. dördüncüsü hala çözülebilmiş değildir.
devamını gör...
yalnızız
bir peyami safa romanıdır.
ben çokça roman okudum, hala da okumaya devam ediyorum ve gönül rahatlığıyla bu romanı okuduğum en iyi romanlar arasında sayabilirim. sadece yalnız ve güzel ülkemin delik delik sınırları arasında kalmaması gereken dünya çapında bir roman olduğunu söylersem de abartmış olmayacağımı umuyorum.
roman yetmiş yıl önce yayımlanmış olmasına rağmen dün yazılmış gibi güncel bir kitap. çünkü biz tıpkı o zaman olduğu gibi, tıpkı o zaman olduğu kadar yalnızız.
o kadar yalnızız ki dünya hiç olmadığı kadar kalabalık bir hale geldiği halde biz kendi başımıza umutsuz ve çaresizce etrafımıza bakınarak bir şeyler olur umuduyla bekliyoruz.
dünya sanki yeterince yuvarlak değilmiş gibi küreselleştikçe küreselleşirken bu tekerleme mizaçlarına bizi gark etme hevesiyle dilimizi düğümlemiş durumda. ne yanda olduğumuzu şaşırdık. diyalektik bir tahterevallide sabahlar olmasın dercesine yükselip alçalmaya devam ediyoruz.
her iniş çıkış, her savruluş bizi birbirimizden ayrı düşüyor, birbirimizden farklılaştıkça yalnızlığımız o oranda artıyor. yetmiş yılda dere tepe düz gidip aldığımız bir arpa boyu yolu anlamak için yeniden ve yeniden okunması gereken bir roman.
çünkü yalnızız.
ben çokça roman okudum, hala da okumaya devam ediyorum ve gönül rahatlığıyla bu romanı okuduğum en iyi romanlar arasında sayabilirim. sadece yalnız ve güzel ülkemin delik delik sınırları arasında kalmaması gereken dünya çapında bir roman olduğunu söylersem de abartmış olmayacağımı umuyorum.
roman yetmiş yıl önce yayımlanmış olmasına rağmen dün yazılmış gibi güncel bir kitap. çünkü biz tıpkı o zaman olduğu gibi, tıpkı o zaman olduğu kadar yalnızız.
o kadar yalnızız ki dünya hiç olmadığı kadar kalabalık bir hale geldiği halde biz kendi başımıza umutsuz ve çaresizce etrafımıza bakınarak bir şeyler olur umuduyla bekliyoruz.
dünya sanki yeterince yuvarlak değilmiş gibi küreselleştikçe küreselleşirken bu tekerleme mizaçlarına bizi gark etme hevesiyle dilimizi düğümlemiş durumda. ne yanda olduğumuzu şaşırdık. diyalektik bir tahterevallide sabahlar olmasın dercesine yükselip alçalmaya devam ediyoruz.
her iniş çıkış, her savruluş bizi birbirimizden ayrı düşüyor, birbirimizden farklılaştıkça yalnızlığımız o oranda artıyor. yetmiş yılda dere tepe düz gidip aldığımız bir arpa boyu yolu anlamak için yeniden ve yeniden okunması gereken bir roman.
çünkü yalnızız.
devamını gör...
içinde gitme kelimesi geçen şarkı
devamını gör...
kralların yolu fırtına arşivi serisi
stormlight archive
brandon sanderson abimizin basımına 2014'te başladığı şahane bir seri kitaptır. şu ana kadar 3 serisi yayınlanmış, 4. kitap yazımı tamamlanmış türkçe çevirisi piyasada yoktur bildiğim kadarıyla.
türü: epik fantezi.
konusu: orta dünya benzeri fantastik bir evrende geçmektedir. karakter zenginliği bakımından çatır çutur acımayıp her türlü kişilik ve karakteri bulunduran elinizden düşürülmeyecek bir roman. genellikle savaş ve aşkı barındıran romanın hikayesini bir noktadan anlatmak mümkün değildir. birden fazla olay ve olayların birleştiği noktaları düşününce detaya boğmadan doyuran bir seri.
arşivin ilk 4 kitabı,
kralların yolu
parlayan sözler
oatbringer
rhytm of war
sanderson'ın röportajına göre seri 10 kitapla tamamlanacak. daha gelmesi gereken 6 kitap [4'ün türkçe basımı henüz yok.] daha var. iki yılda bir çıkarıyor zannımca, diğer serilerin arasına sıkıştırıyor.
her karakteri sevmeyebilirsiniz, ben sevmemiştim. moash ve kralın şımarık yeğenini. olaylar yavaş gelişip kitabın sonuna doğru hızlanıyor. akımı bakımından fena değil bazı ara karakterler sıkıyor. örneğin moash ve parshendiler. anlam çıkara bilene güzel kitap. fantastik dünya bile olsa dünya işte. savaşlar ve ırkçılık yapılan köle olarak görülen parshendileri kötü karaktere soksalar da, anlıyorsunuz. kaladin anlıyor, diğerleri düzene uyuyor. alınması gereken tek mesaj bu değil elbette. kadınların sol elleri mahrem yeri olarak kapalı ve asla görünmüyor. eldiven takıyorlar ya da dikili kumaşları parmaklarına kadar her yerini kapatıyor sol tarafta. tek ellerini kullanıyorlar. ilginç mitleri var. nedenini çözemediğim bir durum. yine de kadınlar okuma yazma bilen, bürokrasi işiyle ilgilenen kısımdalar. erkekler savaşır kadınlar eğitim görür. okuma yazma bilen bir erkek ayıplanıyor, kadınsı görülüyor. şartlar değişiyor cinsiyetçilik değişmiyor. bu kısımları pek rahatsız etmedi, kadınlar güçlü. kılıç kullananlar da var, özel gücü olanları da. kendi dünyamızdan bir parça olarak meslekte yolsuzluk ve adil olmamak fantastik dünyaya da işliyor tabi. kaladin'i kılıcını almak için makamından eden ve köle yapan soysuzu okuyanlar bilir. sinirden dişlerinizi sıktığınız kısımlar.
favorim shallan, kaladin, adolin ve akıl.
aşk kısmını dolduran shallan ve adolin uyumlu ikili ve kadının erkekten güçlü olması, erkeğin de fena olmaması güzel detaylar. toplum görevlerinden sıkılan kadından da bahsetmişler söylemeden geçemeyeceğim. bu kadar detaylı ve mesaj alarak okumadım ama almışım.
fantastik dünya severleri için biçilmiş kaftan, okuyun derim. bayılacaksınız.
brandon sanderson abimizin basımına 2014'te başladığı şahane bir seri kitaptır. şu ana kadar 3 serisi yayınlanmış, 4. kitap yazımı tamamlanmış türkçe çevirisi piyasada yoktur bildiğim kadarıyla.
türü: epik fantezi.
konusu: orta dünya benzeri fantastik bir evrende geçmektedir. karakter zenginliği bakımından çatır çutur acımayıp her türlü kişilik ve karakteri bulunduran elinizden düşürülmeyecek bir roman. genellikle savaş ve aşkı barındıran romanın hikayesini bir noktadan anlatmak mümkün değildir. birden fazla olay ve olayların birleştiği noktaları düşününce detaya boğmadan doyuran bir seri.
arşivin ilk 4 kitabı,
kralların yolu
parlayan sözler
oatbringer
rhytm of war
sanderson'ın röportajına göre seri 10 kitapla tamamlanacak. daha gelmesi gereken 6 kitap [4'ün türkçe basımı henüz yok.] daha var. iki yılda bir çıkarıyor zannımca, diğer serilerin arasına sıkıştırıyor.
her karakteri sevmeyebilirsiniz, ben sevmemiştim. moash ve kralın şımarık yeğenini. olaylar yavaş gelişip kitabın sonuna doğru hızlanıyor. akımı bakımından fena değil bazı ara karakterler sıkıyor. örneğin moash ve parshendiler. anlam çıkara bilene güzel kitap. fantastik dünya bile olsa dünya işte. savaşlar ve ırkçılık yapılan köle olarak görülen parshendileri kötü karaktere soksalar da, anlıyorsunuz. kaladin anlıyor, diğerleri düzene uyuyor. alınması gereken tek mesaj bu değil elbette. kadınların sol elleri mahrem yeri olarak kapalı ve asla görünmüyor. eldiven takıyorlar ya da dikili kumaşları parmaklarına kadar her yerini kapatıyor sol tarafta. tek ellerini kullanıyorlar. ilginç mitleri var. nedenini çözemediğim bir durum. yine de kadınlar okuma yazma bilen, bürokrasi işiyle ilgilenen kısımdalar. erkekler savaşır kadınlar eğitim görür. okuma yazma bilen bir erkek ayıplanıyor, kadınsı görülüyor. şartlar değişiyor cinsiyetçilik değişmiyor. bu kısımları pek rahatsız etmedi, kadınlar güçlü. kılıç kullananlar da var, özel gücü olanları da. kendi dünyamızdan bir parça olarak meslekte yolsuzluk ve adil olmamak fantastik dünyaya da işliyor tabi. kaladin'i kılıcını almak için makamından eden ve köle yapan soysuzu okuyanlar bilir. sinirden dişlerinizi sıktığınız kısımlar.
favorim shallan, kaladin, adolin ve akıl.
aşk kısmını dolduran shallan ve adolin uyumlu ikili ve kadının erkekten güçlü olması, erkeğin de fena olmaması güzel detaylar. toplum görevlerinden sıkılan kadından da bahsetmişler söylemeden geçemeyeceğim. bu kadar detaylı ve mesaj alarak okumadım ama almışım.
fantastik dünya severleri için biçilmiş kaftan, okuyun derim. bayılacaksınız.
devamını gör...








