islamın en büyük düşmanı bile olsa, kimseden ümidi kesmemek gerektiğini, dün bizi kesen kılıçın yarın tersine dönebileceğini gösteren bir sahabedir.
hz. ömer'in onu komutanlıktan azletmesi, müslümanların, onun komutan olduğu ordunun yenilmeyeceği düşüncesine karşı bir adımdır. hz. ömer'inde gösterdiği yol üzere hiç kimseyi kusursuz, mükemmel göremeyiz.
devamını gör...

onun gibi gerçek vatansever, gerçek gazeteci, gerçek araştırmacı ve gerçek atatürkçüler artık neredeyse yok gibi. çünkü hepsini öldürdüler. bunun olacağını bildiği halde kendisi yılmadan üzerine düşeni en mükemmel şekilde yaptı. seni unutmayacağız, içimiz yanıyor ve bu yangın hiç sönmeyecek.
devamını gör...

her tür şarkıyı kendince yorumlayan ve seslendirdiği şarkılara anlam katan çok değerli bir ses.
devamını gör...

uzak diyarlara dalıp götürüyor bu yayın beni. hayır korkuyorum geri dönemem diye. neyse cem babanın sesiyle kendime geldim şimdi.
devamını gör...

savaşma seviş mottosuyla..
görünce ben mutlu oluyorum..
devamını gör...

bir konunun her ne açıdan bakılırsa bakılsın aynı sonuca varıldığını gösteren bir önermedir.
devamını gör...

yoldaş abi sevdiğimiz bir abimizdi.
janti adamdı,
adabı giyinmeyi çok iyi bilirdi,
mesela ben bilmem.
çok gülerdi, ben gülmem!
bu sözlükteki çaylak, abi karma puan dediğinde sırtını dönerdi,
ben dönmem!
bir bilsen, yoldaş abi sözlüğü düzelt, dediğinde
dalga geçerdi,
ben geçmem.
yoldaş abi sevdiğimiz bir abimizdi ama;
beğeniyi de bi'tuhaf dağıtırdı,
ne varsa elinde yine döner dolaşır onun elinde kalırdı
benim kalmaz!
bizde beğeni, masaya konur.
herkes hak ettiği kadar alır.
yoldaş abi fake hesabını adamına taşıttırırdı
ben de fake hesabımı saklamam!
abim bu sözlükte; şöyle fiyakalı ama biraz da yamuk yazardı
ben arkamı çaylaklara verince
şöyle yaslanırım bi'geriye.
devamını gör...

biraz içimi dökeceğim.

ortaokul son sınıfta ikiz kardeşimin mide kanseri her yerine yayılmıştı, çektiği acıları görünce hayattan soğudum, vefatıyla çöktüm. odamız, kıyafetlerimiz, takı tokalarımız her şeyimiz ortaktı, en iyi arkadaşım ikizimdi. aylarca odamda uyuyamadım salonda yattım, ortak kıyafetlerimizi giyemedim şekerli parfümünün kokusu burnuma geliyordu. tüm dolabı boşalttık üç beş parça yeni şey aldık onlarla idare etmeye başladım. kimseyle konuşmak gelmiyordu içimden, ailemle dahi konuşamıyordum çünkü onların ne beni ne kendilerini teselli edecek güçleri kalmıştı. lise üçüncü sınıfa kadar öz güvensizliğim, mutsuzluğum en üst noktaya gelmişti ve insanların mutluluğunu, kahkahalarını, arkadaş ortamlarını kıskanmaya başladım. öyle karamsar ve yalnızdım ki lise birinci sınıfın yaz tatilinde kendimi bodrumda asmayı bile denedim, ip çürük çıktı daha düğümü sıkarken parçalandı. gözyaşlarım, stres yüzünden burnumdan akan kan kıyafetlerime, küflü zemine aktı. uzun uzun düşündüm, eve çıktım, annem beni o halde görüp beyninden vurulmuşa döndü başıma bir şey geldi sandı, onu öyle görünce hâlâ nefes almamı isteyen biri var diye düşündüm. en azından hayata tutunmalıyım, eskisi gibi neşeli olup insanlarla konuşmalı, yeni yerler görmeli, yeni arkadaşlar edinmeliyim.

teoride ayağa kalkmış olsam da pratikte yapamadım, zaten aynı okuldaysanız ve bir yılı yalnız geçirdiyseniz diğer yıl aynı insanlarla kaynaşmanız zor olacaktır. konuşmayı denedim, derdimi anlatacak, sarılacağım gerçek birileri olmalıydı, yapamadım. bu travma bana yepyeni bir fobi hediye etti, psikoloğa gittim, antidepresanlar kullandım ama biriyle konuşsam söyleyeceğim her kelime yanlışmış gibi hissediyor, doğru düzgün diyalog kuramıyordum. gelmediğim günün notlarını istemeye çekiniyordum, bunun beni daha da öz güvensiz göstereceğini hissediyordum. zaten isteyeceğim tek arkadaşım bile yoktu. bir gün sınıfta herkesin ortasında ağlamaya başladım, sebebi sınıf grubuna* atılmış sınav notlarından haberimin olmaması ve hocanın sınav yapmaya gelmesiydi. alacağım not umurumda değildi de, bu kadar izole yaşadığım için çok içerlemiştim. gözler bana döndü, sadece izlediler. ertesi yıl aileme anlatıp okul değiştirdim, evimize çok yakın bir fen lisesindeydim hep okumak istediğim okuldu ama bana yaramamıştı. ya merkezdeki anadolu lisesine gidecektim ya ilçedeki fen lisesine. ilçeyi seçtim, küçük de olsa farklı bir yer bana iyi gelecekti, hem yurtta kalacaktım.

lise üçüncü sınıfta gözlüklerimi çıkarıp* yeni sınıfıma girdim, gözlerim 6 numara miyop astigmat dolayısıyla gözlüğü çıkarınca görme engelliden hallice oluyorum. onların yüzlerini seçememek beni garip şekilde çok rahat hissettirdi* ve kendimi enerjik şekilde tanıttım, hatta olduğumdan daha da mutlu göründüğüme eminim. ''aranıza yeni bir rakip geldi'' tarzında laflar ettim, gülümsedim. onlar da gülümsediler, görmüyor olsam da pozitif enerjiyi hissettim. başlangıcı güzel yaptığımdan devamı çorap söküğü gibi geldi, bir süre sadece derslerde gözlük kullandım. arkadaşlarımın gözlerine 1-2 hafta sonra doğrudan bakabildim, artık o gereksiz stresi hissetmiyor, aklıma geleni söylüyor, komiklikler şakalar yapıyordum. kardeşim adına iki kat fazladan konuşuyordum. arkadaşlarım senin gelmediğin günler gülemiyoruz tarzı şeyler söylüyor, sınıfın neşesisin diyorlardı. hayatımın en iyi dönemini o iki yılda, o okulda, o yurtta geçirdim. yıllar geçti ama yurt ve okul arkadaşlarımla hala konuşuruz. belki yapmasaydım soğuk insanların arasında zorla mezun olacak, mezuniyetime bile gitmeyecektim. hayatımda aldığım doğru kararlardan biriydi.
devamını gör...

okurken neredeyse tiksinti uyandırabilen, anlatımı o denli güçlü ve etkileyici kitap. insanlık olarak geçmişte ve günümüzde ne kadar vahşi olabildiğimizi ve olabileceğimizi gözler önüne seriyor.

adeta tiksindirici bir durumun içerisine sürüklüyor okuyanı ve belki de dönemin insanlığına, alınan kararlara iğrenerek bakarak olayların gelişimini inceletiyor. bu denli rahatsız edici ancak aynı zamanda mükemmel bir kitabın oluşu gerçekten inanılmaz.

insanlığın bu denli aşağılık oluşu da aynı şekilde. kitabı okurken bu konuda çeşitli sorgulamalar yapabilme ve yeni bakış açıları kazanma şansı veriyor okuyucuya. kitapta giyotin anlatılırken idama, idamlara kayıyor akıl ve idam üzerine de derin sorgulamalar yapmaya sebebiyet veriyor.

ezcümle, gerçekten bir şeyler katabilen, okunması gereken bir kitap.
devamını gör...

önyargı.
devamını gör...

en az küfür eden erkek kadar normaldir. durumu kendi kişisel ahlaki görüş ve etik algınızca ele alabilirsiniz fakat bu şekilde cinsiyetçi bir ayrımda bulunmak oldukça anlamsızdır. başlığın muhtemel sebebi ise kadına biçilen cinsiyet rolleridir. aksine, ısrarla üzerinde durulmak isteniyorsa küfür eden insan olarak ele alınmalıdır.

(bkz: toplumsal cinsiyet rolleri)
devamını gör...

survivor barış ile nisa'nın öpüşmesi gibi vasat konulara verilen tek cümlelik yanıt.
devamını gör...

melek sesligillerden hollandalı bir solist, gitarist, sanatçı...

ilk olarak (bkz: the gathering) ile tanınmış, hem sesi hem de güzelliğiyle bir jenerasyonun üzerinden tırla, tankla geçmişti. akabinde kendi solo projeleri ve başka güzel projelere (bkz: ayreon) katılıp arz-ı endam etmişti. kusursuzdur.

buraya da bir pandemi konserini bırakayım. mücevher gibi bişi :

devamını gör...

sözlüğün efsanelerinden olduğunu düşündüğüm yazar. kendisi yazdı mı tam yazar.
tatlı mı tatlı birisi. ayrıca onunla konuşma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. * iyi ki yazıyor. iyi ki var.
devamını gör...

insanlığımın, utanmaz yüzleri.
yüzülsün derileriniz.

küçücük bir kız çocuğu,
kırlarda gezinirken,
şarkılar söylerdi.

ruhumun, kirli yüzleri.
kan emiciler, emsin ruhlarınızı

on iki yaşında bir melek,
koşturup oynarken,
mutluluktan uçardı.

beynimin örümcek ağları.
süpürgeler koparsın etlerinizi.

minicik bir yürek,
hayaller kurarken,
saçlarına çiçekler takardı.

yüreğimin karanlık odaları.
kendi kanlarınız, bassın yuvalarınızı.

geleceğimiz, prensesimiz,
bir yaratığın ayak seslerini duyarken,
ayağına taşlar takıldı.

umutlarımın katilleri.
hücreler paklasın benliğinizi.

canımız ciğerimiz,
çirkin sesler yakınlaşırken,
panikten düşeyazdı.

yazımı kışa çevirenler.
fırtınalar boğsun sizi.

insanımız, kardeşimiz,
üstüne çöken vahşetle,
mücadele bile edemedi.
canı çok yanarken,
eli bir taşa çarptı.
canı acıdıkça,
tırnaklarını taşa geçiriyordu.
kahrolan taş dile geldi de,
meleğin tırnaklarına yön vererek,
neler yaşadığını anlattı bize.

ciğerimizi yaktı çığlıkları.
gökyüzü; karardı, şimşeklerini saldı üzerimize.
acıyla karışık, koca koca dolular yağdırdı.

umutlarımın katilleri.
vicdanlarınız boğsun sizi.
devamını gör...

doğru olmayan önerme, kadınların arzuları yok mu sanıyorsunuz? ergenken* bağımlılık yapmıştı neredeyse her gün izliyordum ama hayatıma farklı zamanlarda iyi partnerler girdi derken azalttım çünkü ihtiyacım azalmıştı, en son sahte kadın seslerinden, kameranın sürekli meme fokuslamasından bıktığım için gayleri izlemeye başlamıştım. muhafazakar, tesettürlü bir arkadaşım vardı onun geçmişinde bile görmüştüm hatta şaşırmıştım, tesettürlü kadınların izlemesini yanlış bulduğumdan falan değil de ''bu da izlemiyordur yahu'' diyebileceğim biriydi, her şeyi günah sevap haram caiz diye ayırırdı çünkü. aseksüel olmayan herkes bu şeyleri arada da olsa izliyor çünkü insanız.
devamını gör...

bir yanımın en büyük isteğidir.
devamını gör...

bir kısım, tiktok çekip vasıfsız fenomenler olma yoluna gidiyor. bir kısmı durmadan inekleyip ya okumuş işsiz, ya da yurtdışı yoluna gidiyor. azınlıkta olan bir kısım var, onlar da ne olur ne olmaz diye hafiften ders çalışıp gençliğini imkanları dahilinde ne kadar yaşayabiliyorsa o kadar yaşamaya çalışıyor.*
devamını gör...

mardin'dir. her sokak denize çıktığı için türkiye'de bulunan bütün midyeciler mardinlidir.
devamını gör...

--- alıntı ---

+bu hangi film

-fight club?

+o soru işaretini devenin kulağına sokarım şıpıdık evladı

--- alıntı ---

şeklinde efsanevi bir diyaloğa yol açmış david fincher filmi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim