nickaltı
şahsımın sadece sözlükten kafa izni tatiline çıktığında doldurulan alan.
girin bakın nickaltima, çoğu yazarın onu terk eden eski sevgilisine serzenişte bulunması gibi "geri dön tülayyy,seni çok özledim aşgııımm"nidalarinda seslenmesi gibi "gitmesiyle üzen yazar, acilen dönmesi gereken yazar, iyi ki vardi niye gittiydii" .. neyim ben eski sevgiliniz falan mı?
ulan sözlükteyken girsenize şöyle güzel 2,3 nickalti. ılla sözlükten gitmemiz mi gerekiyor?
söyle bana ilhami abi ben sözlükten gidince mi varoluyorum ?
girin bakın nickaltima, çoğu yazarın onu terk eden eski sevgilisine serzenişte bulunması gibi "geri dön tülayyy,seni çok özledim aşgııımm"nidalarinda seslenmesi gibi "gitmesiyle üzen yazar, acilen dönmesi gereken yazar, iyi ki vardi niye gittiydii" .. neyim ben eski sevgiliniz falan mı?
ulan sözlükteyken girsenize şöyle güzel 2,3 nickalti. ılla sözlükten gitmemiz mi gerekiyor?
söyle bana ilhami abi ben sözlükten gidince mi varoluyorum ?
devamını gör...
20 ocak 2021 bakan soylu tweet'i
millet tecavüze uğrayıp, intihara teşebbüs ederken komalık oluyor, failleride mahkeme çıkışı davul zurnayla karşılanıyor sayın bakan. hanginize yanalım...
devamını gör...
salına salına sinsice
tarkan'ın ölürüm sana albümünden bir şarkı. ne albümmüş be, resmen tarkan efendinin millete dilli milli dalma isteğini dinlemişiz tüm albüm boyunca. neyse.
bu şarkıda da tarkan bir esmer güzelinin belindeki kemer, saçındaki toka falan olmak ister.
bu şarkıda da tarkan bir esmer güzelinin belindeki kemer, saçındaki toka falan olmak ister.
devamını gör...
acemi katır kapı önünde yük indirir
genel olarak maymun iştahlı olan ve yaptığı her işi yarım bırakan insanları anlatan bir atasözü.
devamını gör...
hiçbir şeyin şarkısı
birbirinden güzel şarkılarının, kendimce birinci sırasındaki bandista şarkısıdır.
devamını gör...
en iyi maden suyu
perier her türlü alır. oda yoksa san pellegrino der susarım. yerli markalardan bepazarı hariç bir cacık olmaz.
devamını gör...
giordano bruno
giardano bruno (1548-1600), italyan filozof, gökbilimci ve okültist.

(yakıldığı meydana dikilen heykeli)
soylu bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, çocukluğundan itibaren o zamanlar yasaklı olan kitapları okumuş ve üzerlerine düşünmekten, fikir üretmekten çekinmemiştir.
hristiyanlık dahil her şeyi sorguladığı ve hatta yanlış bulduğunu ifade ettiği için kiliseyle arası tüm yaşamı boyunca bozuk olmuştur. gittiği her yerde sapkın olarak yaftalanıp sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. bu gezginliğin brunonun fikir dünyasına ayrı bir renk kattığını düşünmekteyim.
kiliseyle çatışmasının temelinde aristonun evren modelini (birbirinin içine geçmiş kürelerin merkezindeki küre dünyadır, evren dünyanın çevresinde şekillenir) reddedip kopernik destekçisi olması (evren bizimki gibi pek çok güneş sisteminden oluşmaktadır ve merkezinde dünya münya yoktur), hristiyanlık hakkında meryemin bekaretine varan sorgulamaları vardır. kafasına çivi gibi çakılmak istenen onca düşünceyi elinin tersiyle kenara itip kendi fikirlerini üretme cesaretini göstermiştir.
fikirleri, yayınlatmaya çalıştığı bilimsel eserleri, hayat görüşü ve kiliseye karşı duruşuyla maalesef uzun bir yaşamı olamamış, soylu sınıfından ters düştüğü bir gammaz tarafından kiliseye teslim edilmiş, yargılanıp dilinden çiviyle asılarak canlı canlı yakılmıştır.
kendisi hakkında günümüzde "bilim şehidi ühühühü" romantizmi yapılsa da düşüncelerinin tamamıyla bilimsel olmadığı, doğaüstü şeylere düşkünlüğüyle de bilindiği sadece bunlar kilisenin dayatmalarıyla çeliştiği için dışlandığını belirtmek gerekir.
kendisi illa övülerek göklere çıkartılacaksa bu yarı-bilimsel, yer yer fantastik olan düşünceleri yüzünden değil; döneminin tüm baskılarına rağmen kafasını dik tutup bu düşüncelerini cesurca haykırması yüzünden olmalıdır. kendisi bir bilim şehidi değil "bizden olmayan herkes ölsün" fikrinin kurbanıdır. ölümü gereksizce romantize edilmemeli, medeniyetin ne aşamalardan geçerek bu noktaya taşındığı (bazı coğrafyalarda hala bunun için uğraş verildiği) her daim hatırda tutulmalıdır.
son olarak, bu inatçı duruşuyla bilim tarihindeki klasik bir tartışmaya da konu olmuştur: galileo mu bruno mu? buradaki ikilemin temelinde yatan şudur: bruno gibi fikirlerin uğruna ölmek mi, galileo gibi baskı halinde caymak (ya da -mış gibi yapmak) mı? aslında galileonun durumu bence bir istisna çünkü kiliseden idam değil ev hapsi cezası almıştı ve artık peşinde olmadığını söylediği çalışmalarını rahatça yürütmüştü. kendisinin bilime yaptığı katkılar da göz ardı edilecek boyutta değil elbette. yine de şimdiye dek brunonun izinden gittiğimi ve yaşamımı da bu şekilde sürdürmek istediğimi ancak galileo gibi olanlara da kendi gururlarını bir kenara bırakıp bilime hizmet etmek için eğilip büküldükleri için içten içe hayran olduğumu belirteyim.

(yakıldığı meydana dikilen heykeli)
soylu bir ailede doğmuş, iyi bir eğitim almış, çocukluğundan itibaren o zamanlar yasaklı olan kitapları okumuş ve üzerlerine düşünmekten, fikir üretmekten çekinmemiştir.
hristiyanlık dahil her şeyi sorguladığı ve hatta yanlış bulduğunu ifade ettiği için kiliseyle arası tüm yaşamı boyunca bozuk olmuştur. gittiği her yerde sapkın olarak yaftalanıp sürekli yer değiştirmek zorunda kalmıştır. bu gezginliğin brunonun fikir dünyasına ayrı bir renk kattığını düşünmekteyim.
kiliseyle çatışmasının temelinde aristonun evren modelini (birbirinin içine geçmiş kürelerin merkezindeki küre dünyadır, evren dünyanın çevresinde şekillenir) reddedip kopernik destekçisi olması (evren bizimki gibi pek çok güneş sisteminden oluşmaktadır ve merkezinde dünya münya yoktur), hristiyanlık hakkında meryemin bekaretine varan sorgulamaları vardır. kafasına çivi gibi çakılmak istenen onca düşünceyi elinin tersiyle kenara itip kendi fikirlerini üretme cesaretini göstermiştir.
fikirleri, yayınlatmaya çalıştığı bilimsel eserleri, hayat görüşü ve kiliseye karşı duruşuyla maalesef uzun bir yaşamı olamamış, soylu sınıfından ters düştüğü bir gammaz tarafından kiliseye teslim edilmiş, yargılanıp dilinden çiviyle asılarak canlı canlı yakılmıştır.
kendisi hakkında günümüzde "bilim şehidi ühühühü" romantizmi yapılsa da düşüncelerinin tamamıyla bilimsel olmadığı, doğaüstü şeylere düşkünlüğüyle de bilindiği sadece bunlar kilisenin dayatmalarıyla çeliştiği için dışlandığını belirtmek gerekir.
kendisi illa övülerek göklere çıkartılacaksa bu yarı-bilimsel, yer yer fantastik olan düşünceleri yüzünden değil; döneminin tüm baskılarına rağmen kafasını dik tutup bu düşüncelerini cesurca haykırması yüzünden olmalıdır. kendisi bir bilim şehidi değil "bizden olmayan herkes ölsün" fikrinin kurbanıdır. ölümü gereksizce romantize edilmemeli, medeniyetin ne aşamalardan geçerek bu noktaya taşındığı (bazı coğrafyalarda hala bunun için uğraş verildiği) her daim hatırda tutulmalıdır.
son olarak, bu inatçı duruşuyla bilim tarihindeki klasik bir tartışmaya da konu olmuştur: galileo mu bruno mu? buradaki ikilemin temelinde yatan şudur: bruno gibi fikirlerin uğruna ölmek mi, galileo gibi baskı halinde caymak (ya da -mış gibi yapmak) mı? aslında galileonun durumu bence bir istisna çünkü kiliseden idam değil ev hapsi cezası almıştı ve artık peşinde olmadığını söylediği çalışmalarını rahatça yürütmüştü. kendisinin bilime yaptığı katkılar da göz ardı edilecek boyutta değil elbette. yine de şimdiye dek brunonun izinden gittiğimi ve yaşamımı da bu şekilde sürdürmek istediğimi ancak galileo gibi olanlara da kendi gururlarını bir kenara bırakıp bilime hizmet etmek için eğilip büküldükleri için içten içe hayran olduğumu belirteyim.
devamını gör...
birden fazla kitabı beraber okumak
birden fazla diziyi haftanın belirli günlerinde televizyondan izleyen insanların, birden fazla kitabı haftanın belirli günlerinde okumama şaşırmalarına anlam veremeyişim.
devamını gör...
müslüman yazarlara sorular
ras as ghul'e cevap
1.soru
şimdi bu 9 yaş hadisesi tam olarak kesin olmamakla birlikte sahih hadislere bakıldığında hz.ayşe'nin evlendiğinde 17-18 yaşlarında olduğunu anlıyoruz. çünkü hz. ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur. dolayısıyla hz. aişenin peygamberimizle evlendiği yaşın on yedi-on sekiz olduğu ortaya çıkıyor. ayrıca hz.ayşe'nin ablası esma'nın hicretin 73.yılında öldüğünü biliyoruz. hicret vakti esma 27 yaşındaydı. hz.ayşe ile ablası esma'nın aralarında 10 yaş vardı. buna bakarsak yine evlilik yaşı 17 çıkıyor. ayrıca hz.ayşe'nin hz.muhammed'le evlenmeden önce başka biriyle nişanlı olduğu hadislerde geçmektedir bunu da yine hz.ayşe'nin yaşının 9 yaşlarında olmadığını çıkartabiliriz. ayrıca evlilikten hemen sonra hz. ayşe'nin gelişen bütün dini olaylara vakıf olup konular hakkında bilinçli ve bilgi verici konuşmalari olduğu sahih hadisleri verdiği biliniyor bu da hz. ayşe'nin evlendiğinde her şeyi takip edebilecek bir bilince sahip olduğu çocuk bilinci olmadığı anlamına geliyor. biraz daha araştırmak istersen yaş durumuyla alakalı tarih örtüşmeleri var ben hepsini hatırlayamadım şimdi.
2.sorunun cevabı
islam'a göre islamiyeti hiç duymayanlar ve duyduğunda yanlış şekilde duyanlar sorumlu olmazlar. bu kişiler cennete giderler.
müslüman bir ülkede doğmak bir avantaj olabilir ama müslüman ülkede doğup müslüman olmayan ya da farklı dine mensup bir ülkede doğup müslüman olan birçok insan var. aklımız ve irademiz var araştırıp kendimize en yakın bulduğumuz dini seçmeliyiz. türkiye'de ki müslümanlar bunu uygulamıyor ve taklidi imana sahip oluyorlar. yani çevresi müslüman olduğu için müslüman olan kişiler bunlar. bunda da şöyle bir sorun ortaya çıkıyor dinin kötülüğünden ziyade kişinin yaptığı yanlışlar. özellikle kişi yaptığı yanlışları dinle meşrulaştırmaya çalışınca ne yazık ki dinin kötü olduğu fikri ortaya çıkıyor. halbuki tahkiki imana sahip olmak için kendi dinini ve diğer dinleri araştırsa böyle bir sorun çıkmayacak ortaya. araştırdığında kesinlikle müslüman olacak demiyorum tabiki ama en azından yaşamak istediği dini bulacak onu en doğru şekilde uygulamaya çalışacak ya da hiçbir dine inanmayacaktır.
son olarak tamamiyle samimi kendi yorumu söylemek istiyorum. bu konularda çok tereddüte düşmüş çok kafası karışmış o yüzden diğer dinlerin kitaplarını araştırmış kur'an-ı kerim'in meal ve tefsirini okumuş biri olarak sana şunu söyleyebilirim. din dogmatik bir şey ve bir paket olarak geliyor. yani müslümansan şunu kabul edeyim bunu etmeyeyim diyemezsin. ha uygularsın uygulamazsın o kişinin bileceği iş. ama her şeyden önce bütün dinlerin ve insanlığın temelinde olan hoşgörüyü birbirimize göstermemiz gerektiğini düşünüyorum.
1.soru
şimdi bu 9 yaş hadisesi tam olarak kesin olmamakla birlikte sahih hadislere bakıldığında hz.ayşe'nin evlendiğinde 17-18 yaşlarında olduğunu anlıyoruz. çünkü hz. ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur. dolayısıyla hz. aişenin peygamberimizle evlendiği yaşın on yedi-on sekiz olduğu ortaya çıkıyor. ayrıca hz.ayşe'nin ablası esma'nın hicretin 73.yılında öldüğünü biliyoruz. hicret vakti esma 27 yaşındaydı. hz.ayşe ile ablası esma'nın aralarında 10 yaş vardı. buna bakarsak yine evlilik yaşı 17 çıkıyor. ayrıca hz.ayşe'nin hz.muhammed'le evlenmeden önce başka biriyle nişanlı olduğu hadislerde geçmektedir bunu da yine hz.ayşe'nin yaşının 9 yaşlarında olmadığını çıkartabiliriz. ayrıca evlilikten hemen sonra hz. ayşe'nin gelişen bütün dini olaylara vakıf olup konular hakkında bilinçli ve bilgi verici konuşmalari olduğu sahih hadisleri verdiği biliniyor bu da hz. ayşe'nin evlendiğinde her şeyi takip edebilecek bir bilince sahip olduğu çocuk bilinci olmadığı anlamına geliyor. biraz daha araştırmak istersen yaş durumuyla alakalı tarih örtüşmeleri var ben hepsini hatırlayamadım şimdi.
2.sorunun cevabı
islam'a göre islamiyeti hiç duymayanlar ve duyduğunda yanlış şekilde duyanlar sorumlu olmazlar. bu kişiler cennete giderler.
müslüman bir ülkede doğmak bir avantaj olabilir ama müslüman ülkede doğup müslüman olmayan ya da farklı dine mensup bir ülkede doğup müslüman olan birçok insan var. aklımız ve irademiz var araştırıp kendimize en yakın bulduğumuz dini seçmeliyiz. türkiye'de ki müslümanlar bunu uygulamıyor ve taklidi imana sahip oluyorlar. yani çevresi müslüman olduğu için müslüman olan kişiler bunlar. bunda da şöyle bir sorun ortaya çıkıyor dinin kötülüğünden ziyade kişinin yaptığı yanlışlar. özellikle kişi yaptığı yanlışları dinle meşrulaştırmaya çalışınca ne yazık ki dinin kötü olduğu fikri ortaya çıkıyor. halbuki tahkiki imana sahip olmak için kendi dinini ve diğer dinleri araştırsa böyle bir sorun çıkmayacak ortaya. araştırdığında kesinlikle müslüman olacak demiyorum tabiki ama en azından yaşamak istediği dini bulacak onu en doğru şekilde uygulamaya çalışacak ya da hiçbir dine inanmayacaktır.
son olarak tamamiyle samimi kendi yorumu söylemek istiyorum. bu konularda çok tereddüte düşmüş çok kafası karışmış o yüzden diğer dinlerin kitaplarını araştırmış kur'an-ı kerim'in meal ve tefsirini okumuş biri olarak sana şunu söyleyebilirim. din dogmatik bir şey ve bir paket olarak geliyor. yani müslümansan şunu kabul edeyim bunu etmeyeyim diyemezsin. ha uygularsın uygulamazsın o kişinin bileceği iş. ama her şeyden önce bütün dinlerin ve insanlığın temelinde olan hoşgörüyü birbirimize göstermemiz gerektiğini düşünüyorum.
devamını gör...
yazarların uykudan uyanmasına sebep olan en kötü şey
ölümcül bir yaz sıcağıyla beraber çok çılgın bi karar ile balkonda yatma kararı aldığımda başıma gelen hadisedir.
önceden uyarılsam da tecrübe edicez ya illa ansını satim. ama onlar beni soğuktan dolayı uyarmışlardı. her neyse, uykuya dalarken atmosfer müthiş... üzerimde yldızlı gök, içimde ahlak yasası hesabı. böyle self-romantic bir gecede nasıl uyanırsam beğenirsiniz. ağzımdan arı sokarak... evet ağzımdan.. evet arı.. evet sokarak...
önceden uyarılsam da tecrübe edicez ya illa ansını satim. ama onlar beni soğuktan dolayı uyarmışlardı. her neyse, uykuya dalarken atmosfer müthiş... üzerimde yldızlı gök, içimde ahlak yasası hesabı. böyle self-romantic bir gecede nasıl uyanırsam beğenirsiniz. ağzımdan arı sokarak... evet ağzımdan.. evet arı.. evet sokarak...
devamını gör...
aşırı romantizmin baydığı gerçeği
30 yaşından sonra anladığım gerçek. böyle vıcık vıcık sevgi gösterileri ortamdan kaçma isteği uyandırıyor bende. insan sevdiğini, verdiği değeri gün içerisindeki hareketleriyle göstermeli ve en azından kendi düşünceme göre böylesi yeterli.
hele dizilerde uzun uzun izletilen romantik sahnelerde içim bayılıyor, televizyona kafa atasım geliyor resmen.
hele dizilerde uzun uzun izletilen romantik sahnelerde içim bayılıyor, televizyona kafa atasım geliyor resmen.
devamını gör...
kaymakamı gören ismet inönü
yazdığı tanımlarla aşağıdaki gibi bir simaya sahip olduğunu düşündüğüm trolldür. hoş geldiniz, bir siz eksiktiniz.

#192970 kur'an için bol aksiyonlu, kovalamacalı kitap demiş.
#207998 bir evi yaşanılabilir kılan detaylar için köle örneği vermiş.
#211378 türk ateistlerinin cahil olduğu iddiasında bulunmuş.
#211290 ateistlere, aleni olarak vatan haini demiş.
#199663 bir de yetmezmiş gibi sözlükte çok ergen var demiş.
evet yazar arkadaş, sen sözlüğe katıldığın için ergenler çoğaldı. tenezzül edip tanımlarını okumasaydım keşke.
edit: uç uç böceğim. annen sana insaniyet alacak.

#192970 kur'an için bol aksiyonlu, kovalamacalı kitap demiş.
#207998 bir evi yaşanılabilir kılan detaylar için köle örneği vermiş.
#211378 türk ateistlerinin cahil olduğu iddiasında bulunmuş.
#211290 ateistlere, aleni olarak vatan haini demiş.
#199663 bir de yetmezmiş gibi sözlükte çok ergen var demiş.
evet yazar arkadaş, sen sözlüğe katıldığın için ergenler çoğaldı. tenezzül edip tanımlarını okumasaydım keşke.
edit: uç uç böceğim. annen sana insaniyet alacak.
devamını gör...
eskortluk yapan kızın tecavüze uğrayıp ağlamasının bir anlamı yok
siz rıza kavramından haberdar değilsiniz sanırım. çomarca bir başlık. acilen düşünce yapınızı değiştirmenizi ve mağaranızdan çıkmanızı öneririm.
devamını gör...
whatsapp'ta sürekli sesli mesaj atan arkadaş
bazen toplum önünde yanlışlıkla açınca müstehcen şeyler söylediği zaman gebertmek istediğiniz arkadaş olur kendileri.
devamını gör...
kötü yazı yazmanın deha göstergesi olması
genellikle kötü yazı yazanlar ellerinin beyinlerindeki düşünce hızına yetişememesinden veya yazı yazarken başka konuları derinlemesine düşünmelerinden dolayı yüksek zekaya sahiptirler. ayrıca tarihte birçok büyük ismin de yazı şekli çirkindir.
devamını gör...
ya kızım beni deli etme ben aradığımda o telefon açılacak diyen erkek
iktidarsız, özgüvensiz, kontrol manyağıdır. sürekli kaygılıdır. hayatı zindana çevirir, bu tip erkeğin alıcısıda o kadar çoktur ki ülkemizde, üzülüyorum. iyi aile ortamında yetişenin bu tercihi biraz heyecan arama ile belki açıklanabilir ( ki bence açıklanamaz )fakat kötü aile ortamında yetişmiş kız kardeşler, bacılar, yengeler neden neden bu erkekleri tercih eder anlamış değilim. büyürken zaten bir ilişkinin nasıl olmaması gerektiğini en yakından sen deneyimlemişsin. bu tür arkadaşlar koşar adım gidip bu erkekleri nasıl bulurlar ve bulup ısrar ederler aynı adreste, anlamak anlatmak mümkün değildir.
devamını gör...
seri artı oy verme botu
takipçileriyle circle jerk yapmaya üşenen bir yazarın kodlamayı planladığı bot. duyduğuma göre bunu yazmaya da üşeniyormuş. bir üşengeçlik paradoksuna girip karadeliğe dönüşmüş yazarımız en sonunda. babaannesinin gözleri neden bu kadar büyük, dişleri neden bu denli keskinmiş, bilmiyormuş.
devamını gör...
para kazanılan en saçma eylem
okulda ipek böceği satmıştım. ha bir de barda yoldan geleni geçeni kolundan tutup alkol denettirmiştim o da ayrı bir tuhaftı.
devamını gör...

