halıda yuvarlanmak, kanepenin kenarından baş aşağı sarkmak.
devamını gör...

konforlu bir araba ve yol boyu deli karışık en sevdiğim parçaları dinlemek .
devamını gör...

ingilizce: ı am ox
almanca: ıch bin ein ochse
arapça: انا ثور
çince: 我是牛
fransızca: je suis un boeuf
hintçe: मैं एक बैल हूं
ispanyolca: soy un buey
italyanca: sono un bue
japonca: 私は牛です
korece: 나는 황소 다
latince: ego bovi
portekizce: eu sou um boi
rusça: я бык
yunanca: είμαι βόδι

sonuç: öküzlük her dilde farklı olsa da
öküz heryerde öküzdür.
devamını gör...

bu yıl yapmış olduğum bir eylemdir. tavsiye edilir.
devamını gör...

bir hoş bakış, yarım gülüş.
devamını gör...

en sık görülen iskelet displazisi ve cüceliğin majör sebebidir.
büyüme kıkırdaklarında sorun vardır.
fgfr-3 mutasyonu sonucu epifiz kıkırdakları erken kapanır.
otozomal dominant geçen bir hastalıktır.
hastalarda gövde uzunluğu normalken ekstremite uzunlukları(uzuvları) kısadır.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birkaç saat öncesine kadar kesinlikle desteklediğim kampanya idi. fakat artık desteklemiyorum. sözlük dedik, tanım dedik, bilgi içersin dedik ve yazılarımızı en doğru bilgilerle, en yalın haliyle sunmaya çalıştık. sadece 1 tane tanım için 3 makale, 6 tane bilim dergisi okudum ve sonunda istediğim gibi bir tanım çıkaramayınca paylaşmaktan geri durdum. çünkü biliyorum ki bir anlam ifade etmeyecek.
ayrıca bilgi içeren, formata uyan, beğendiğiniz tanımları ne kadar artılıyorsunuz ki beğenmediklerinizi ya da formata uymayanları eksilemek için buton istiyorsunuz? eksileme ihtiyacı duyduğunuzda bir başkasının fikri üzerinde fikrinizi belirtmek yerine yeni bir tanımda "kendi" fikrinizi yazabilirsiniz. eminim ki, sözlük böyle daha güzel olacaktır.
tavrımı gereksiz ya da fazla bulacak yazarlarımızdan ricam meja kullanıcı adlı yazarımızın tanımlarına bir göz gezdirmeleri. sayın yazar çok güzel bir dille tanımlar yazıyor, emek ayırıyor fakat tanım başı artı sayısı* 1,15. sizce bu sayı bu yazarımız için yeterli mi?
devamını gör...

o günü asla unutmam. televizyonun sesi evi ele geçirmiş gibiydi. annemi ve babamı o güne kadar hiç öyle görmemiştim. sanki başka bir boyuttaydılar.

alışık olmadığım kadar ilgisizler bana. etraflarında dolaşıyorum ama sanki beni görmüyorlar bile. televizyonda sürekli görüntüler dönüyor. işin aslında çok fazla bir şey anlamıyorum. sadece birinin öldüğünün farkındaydım.

babamın ve annemin durumunu düşününce, her halde bir yakınımız öldü diyorum içimden. babam anneme bir şeyler söylüyor. fısıldar gibi. gürdür aslında babamın sesi. alışık değilim o kadar boğuk çıkmasına.

''kıydılar sonunda adama'' diyor.

annem sessizce başını sallıyor.

kendimi göstermem lazım. annemin yanına sokuluyorum. nazikçe kavrıyor beni, sarılıyor. ama alışık olduğum sevgi sözlerini duyamıyorum. ikisi de televizyona kilitlenmiş durumdalar. ne yapsam ilgilerini çekemiyorum.

bir ara babamın sesi yeniden gürleşiyor. ''görüyor musun süpürüyorlar! '' neyi süpürüyorlar, niye süpürüyorlar bilmiyorum. sormaya da çekiniyorum. sonra öğreniyoruz tabi neyin süpürüldüğünü...

babamın gözleri dolmuş, yaşlar hafifçe yanaklarına doğru süzülüyor. babalar öyle çok ağlamaz. ağlasalar da pek görmezsiniz. onların gözüne sadece çöp batar.

aniden fırlıyor yerinden, balkona doğru gidiyor. sigara yakıyor. fırsat bu fırsat diyorum.

anneme soruyorum; '' tanıdığımız biri mi öldü anne ?'' ''evet oğlum, diyor.'' ses tonu devamını getirme der gibi. mesajı alıyorum. bende onlar gibi sessizleşiyorum.

ertesi gün oluyor. uyandığımda babam evde yok. benim uyanmamdan biraz sonra eve geliyor. elinde bir gazete var. mutfağa giriyor. yüzü yine asık. yüzünün asık olmasına da pek alışkın değilim. gazeteyi masaya koyuyor. gazetenin üzerinde kocaman puntolarla ''susturamayacaklar'' yazılmış. altında ton ton yanaklı bir amcanın resmi var. ölen akrabamız bu herhalde diyorum.

sonrasında yine annemle babamın konuşmaları. pek çoğu hayal meyal kafamın içerisinde. ''saat kaçta?'' ''ne zaman gideceğiz?'' gibi konuşmalar...

aradan yanılmıyorsam bir iki gün geçiyor. çok net hatırlamıyorum o kısımları. güzelce giyinip çıkıyoruz evden. cenazeye gittiğimizi biliyorum. annem en güzel kıyafetlerimi, çıkarmış hazırlamış.

sonra hayatımda gördüğüm en büyük insan kalabalığının içerisinde buluyorum kendimi. mahşeri bir kalabalık var. annemin elini sıkı sıkı tutuyorum. korkuyorum bir nebze. bir sürü insanın elinde, babamın bir kaç gün önce eve getirdiği gazete var. havaya kaldırmışlar. o görüntüyü de hiç unutmam. asıl unutmadığımsa babamın o gür sesinin onca insan arasından sıyrılıp, yükselmesi. yumruğunu büyük bir hınçla sıkıp, sürekli havaya kaldırması. öfkeli sanki babam. daha önce onu bu kadar öfkeli de görmemiştim...

neyse çok uzatmayacağım, ben uğur mumcu ile babamın bir kaç damla gözyaşı ve haykırışları, annemin o derin suskunluğu ile tanıştım. akrabamız değildi, yakınımız değildi ama ölümü/öldürülüşü evimizde böyle bir etki doğurmuştu. türkiye'nin aydınlık yarınlarına inanan pek çok insanın evinde de, haberin bu şekilde karşılandığını düşünüyorum.

bu hazin tanışma sonrası, ilerleyen süreçte, uğur mumcu'nun tüm köşe yazılarını, kitaplarını okudum. babamın ve annemin verdiği tepkileri yerli yerine oturtmak ondan sonra kolay oldu. yıllar sonra babam da, ceketini alıp gitti bu haksızlıklarla dolu dünyadan. o gazete halen bende. ikisinin de yadigarıdır.

uğurlar olsun... devirleri daim olsun...
devamını gör...

işte bu haber bir toplum için artık tükenmişliğin belgesidir.

içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik atmosferi de özetler niteliktedir.

umarım mağdur vatandaşımıza yardım eli uzatan bir hayırsever bulunur.
devamını gör...

hem profil fotoğrafından,hem 'özgür ruh' nick seçiminden hem de keyifli tanımlarından yeni şehirler, ülkeler,mekanlar görmeyi epeyce sevdiğini anladığım,bizi genel kültürüne hayran bırakan sözlük yazarıdır.
profilinde dolaşmanın zihin açıklığı ve ruh ferahlığı gibi yan etkileri olduğu tecrübe ile gösterilmiştir. kültür şokuna girmemeniz için takibini dikkatli, özenli ve günü gününe yapmanızı tavsiye ederim.
devamını gör...

arardım, bulurdum. maddi durumları benden iyiyse "garip anamm, çilekeş bubamm." nidaları eşliğinde aile buluşması yaşarız. yok fakir iseler zaten bırakmışlar beni yok benim öyle anam babam. pis fakirler.
devamını gör...

abi bi dur ya eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürme..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

boşver bak x şeyler yaşayan da var y şeyler yaşayan da. sen yine iyisin. böyle de olabilirdi, şöyle de.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

zodyak’ın 12 burcunun üçüncüsü ikizler burcudur. 21 mayıs – 21 haziran tarihleri arasında doğanlar bu burca mensuptur.

--- alıntı ---

sembolü: ikizler
elementi: hava
olumlu özellikleri: etkileyici, özgün, iş bilen, alımlı, akıllı, maceracı
olumsuz özellikleri: vesveseli, dengesiz, değişken, yargılayıcı, depresif
en sevdiği şeyler: müzik, kitaplar, dergiler, sohbet etmek, kısa gezintiler
nefret ettiği şeyler: yalnız olmak, sınırlandırılmak, tekrar ve rutin, dar görüşlü insanlar, geleneksel moda, otorite figürleri, sessizlik
gizli tutkuları: tüm cevapları bulmak
güçlü yanları: kibar, sevecen, meraklı, uyumlu, yeni fikirleri çabucak öğrenebilir olmaları
zayıf yanları: gergin, tutarsız ve kararsız olmaları

--- alıntı ---
devamını gör...

not: eser miktarda spoiler içerir.
gabriel garcia marquez tarafından yazılan, 90 yaşında bir erkeğin 14 yaşında bir çocuğa aşkını konu edinmesi nedeniyle rahatsız edici bulduğum kitap. keşke iki yetişkin konu edilseydi demeden edemedim. bunun dışında erkek karakterin duygu ve düşünceleriyle ilgili tahlil ve çıkarımlarda bulunmak epey keyifli. kendisi aşkı 90 yaşından sonra tadıyor ve bambaşka şekillerde yansıtıyor. aşkını yaşayış ve gösteriş biçimi ilgi çekici.
kitap genel itibarıyle empati kurdurma ya da duyguları istismar etme amacı taşımıyor, okuyucu olayların bir şahidi konumunda. tercih edilen dil ve eserin hacmi kolay okunmaya uygun, birkaç saat içinde bitirilebilir. mutlaka okuyun diyemem ama okumak tabii ki güzel bir deneyimdi. bazı cümleler, değerlendirmeler, adamın aşkla birlikte hayata dönüşü dikkat çekiciydi.
devamını gör...

ahmet haşim bir süredir hasta olarak yattığı yatağından, bir gün bir anda telaşla fırlar. kendisine bakmakta olan ve maaşını kendisine bırakmak maksadıyla yakın bir dönemde evlenmiş olduğu eşi, onun yatağından hasta hasta kalktığını görünce hemen terliklerini getirir. ahmet haşim "canım, şimdi sırası mı!" diye bağırır ve yatağa yığılıp kalır. son sözleri bunlar olmuştur.
devamını gör...

yakın zamanda okuyup bir yükten kurtulduğumu düşündüren kitaptır.
bilişsel bir yük. herhangi bir sohbet labirentinde oğuz atay ve tutunamayanlar'ı karşıma çıktığında "okudun mu", " ondan etkikenmişsin sanki", " muhakkak okumalısın", "kendini bulacaksın" gibi dialogların ağırlığını göğüslemek zorunda kalmaktan usanmıştım. nihayetinde okudum. bencilliğe övgü'nün ( şimdi kitabın yılmaz savunucuları nasıl bir bencillik diye üşüşürler, maddi bir bencillikten bahsetmiyorum, "herkes beni sevsin, herkes beni anlasın bencilliği". öyle bir herkes ki bu, hakkın rahmetine kavuşmuş yazarlar düşünürler ve daha sonra gelecekler de dahil buna). işte bu bencil takıntı karakterlerin "disconnectus erectus" sıfatıyla kendilerini ödüllendirmelerine kadar götürüyor.
olmayacak korkuları, kaygıları kendilerine dert edinmiş ve bunu matah bir şeymiş gibi zaman zaman şiirle, destanla, kurmaca öykülerle donatmış yazar. okuduktan sonra kimsenin ne selim'i,ne turgut'u, ne günseli'yi ne de başka bir karakteri anladığını sanmıyorum. tam bir "kral çıplak" illüzyonu var. entelektüel birikimine b.k sürdürmek istemeyen bir deli kuyuya " hepimiz bir tutunamayanız, kitap bizi bize anlatıyor" demiş ve ardından gelen herkes benzer kaygılarla birbirine çok yakın cümleler kurarak aynı söylemi telaffuz etmiş. tutunamayanlarıbirhaltbellemişgillerden olmaya lüzum yok. kitabın bana göre güzel yanı, okuyanı birşeyler öğrenmek bilmek dürtüsüyle coşturması. adı geçen yazarları merak ettiriyor, onları tanımak okumak isteği uyandırıyor.
ayrıca eklemek zorundayım, oğuz atay'ın bazı bölümlerde hayata, insana dair enfes tanımları/tespitleri var. şöyle ki;
"

insan akıllı bir görünüşle, en saçma sözleri bırakabilir çevresindeki insanların yarattığı boşluğa.
"
tutunamayanlar s.403
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim