hidano
en iyi dostlarımdan biriydi. neden gittin hidanoooo?
geri gellll.
geri gellll.
devamını gör...
ağlatan kafe
ruhunun derinliklerinde hissedebilenler için “ ağlamıyorum, sadece gözüme bir şey kaçtı. “ dedirten bir çerkes ezgisidir.
ezgideki hüzün, insanın yüreğine damla damla işler belki de bu yüzden bu ezgiye ait birçok aşk hikayesi vardır.ezgiye uygun olarak bu hikayeler çoğunlukla trajedi ile biter.kiminde aşık olduğu kızı, düğünde gelin olarak gören müzisyenin acı acı bu ezgiyi çalması, bir diğerinde ise -karşılıksız aşkının aslında nişanlı olduğunu öğrendiği için- son nefesini vermeden önce yüreğinin çığlığını bu ezgiyle dile getiren bir çerkes kızı.
ağlatan kafe
ağlatan kafe ile düğünde dans eden bir çift
ağlatan kafe sesli hikaye anlatımı : şamil ve janset.
ezgideki hüzün, insanın yüreğine damla damla işler belki de bu yüzden bu ezgiye ait birçok aşk hikayesi vardır.ezgiye uygun olarak bu hikayeler çoğunlukla trajedi ile biter.kiminde aşık olduğu kızı, düğünde gelin olarak gören müzisyenin acı acı bu ezgiyi çalması, bir diğerinde ise -karşılıksız aşkının aslında nişanlı olduğunu öğrendiği için- son nefesini vermeden önce yüreğinin çığlığını bu ezgiyle dile getiren bir çerkes kızı.
ağlatan kafe
ağlatan kafe ile düğünde dans eden bir çift
ağlatan kafe sesli hikaye anlatımı : şamil ve janset.
devamını gör...
aladere şelalesi
fethiye'nin faralya köyünde kabak koyu sınırlarında olan doğa harikası diyebileceğimiz şelalelerden biri.
meşhur (bkz: likya yolu) üzerinde olması merak etmek için farklı bir sebep tabi ki.
kabak'ta konaklıyorsanız mutlaka gidin görün diye tavsiye verebileceğim ve buz gibi suyunu vücudunuza değdirince arınacağınız bir yer burası. kabak sahilden devam ederek ya da orman içinden de ulaşabileceğiniz ve zamanında gönüllüler gidiş rotasındaki taşları kırmızıya boyayarak yolunuzu bulmanıza yardımcı olmuşlardır. yani mesaj ''boyalı taşları takip et''tir aladereyi bulmak için.
yalnız gidecek ve o arada engebeyi size hissettirecek dağ yollarını aşacaksanız şort veya bacaklarınızı açıkta bırakacak herhangi bir kıyafet giymemenizi öneririm,şort giyecekseniz altına da mutlaka uzun tayt giyin ve yanınızda uzun kollu ya da extra kıyafet bulundurun(hem terlediğiniz için hem de kirlenme ya da yaralanma ihtimaline karşı (u: işte bunlar hep tecrübe) dönüş yolunda şelaleye gitmek için bikini ve şıpıdık terlikleriyle devam edenleri görünce bir ''ana'' edasıyla uyarmıştım ama tabi dinleyen gençlik nerede * neyse bu başka bir konu,geçelim. yine uyarmam gereken bir konu var ki ''domuzlar'' , evet domuzlar , malumunuz her ne kadar popüler bir mekan olmuş olsa da sonuçta dağın başı ve açlıktan insanların olduğu yere kadar inen cesaretli yabani domuzlar var , yani demem o ki yanınıza bir de sopa tarzı bir şey alın ve de çakmak ile flaşör tarzı aydınlatıcı(her ne kadar gündüz olsa da hayvanları geri iter ışıklı bir şeyler) , hayır domuz saldırısına uğramadım fakat ''boyalı taşlar''ı bir ara kaybedip yanlış rotaya girmişim! neyse ki serde kampçılık ve doğaseverlik var da az çok yolumu nasıl bulacağımı tahmin edebildim! sonra da bir kaç güzel insanla karşılaştım doğru yolu bulmuşken de birlikte devam ettik. kabaktan yaklaşık 1 saatlik tempolu bir yürüyüşle öncelikle aladere bu mu lan? diyerek onun jr. versiyonuna ulaşıyorsunuz(şimdi onun da adı vardı da unuttum) yalnız hepsi ayrı güzel , orada da kurbağa larvalarıyla buz gibi suyun tadını çıkarıp yıkanıyorsunuz falan,mataranıza su dolduruyorsunuz vs
bundan sonrası devasa yana yatmış ağaçların üzerinden geçerek takribi 10-15 dk lık yürüyüşle artık ulaşmak istediğiniz rotaya gelebiliyorsunuz. ama ne rota! ama ne şelale! sabah kahvaltısından hemen sonra çıkmalısınız ki kavurucu güneşin mevcut alanı kavurduğu saatlere denk gelmeyin ve keyfini daha fazla çıkarın. devasa bir kayalıktan düşmemeyi başararak inip harika şırıltıların eşliğinde manzaraya aşık oluyorsunuz (keşke hiç insan olmasa tabi gittiğiniz an ama maalesef) herneyse o kadar harika ki hemen demir gibi suyla bütünleşmek istiyorsunuz,kafanız yerine geliyor,doğaya bir kez daha aşık mı oluyorsunuz ne? evet! ama o da ne her yerden akın akın insan sürüsü geliyor. son sesi patlattıkları hoparlörleri bozuyor şelalenin sesini de oranın verdiği huzuru da.. oysa ki müziğe gerek mi var? ona bile gerek yok.. ama nasıl anlatacaksın ki kafası bir dünya olmuş ve çevresindeki konuşmaların ne olduğunu bile algılayamayacak insana!
neyse diyorsun yine.. bir bakıyorsun şelalenin alt tarafından tırmanarak gelmiş insanlar üst taraftan gelen arkadaşlarıyla bağıra çağıra buluşmalarını kutluyorlar! alkol gırla , sarhoş olunuyor , ee hani aladereye gelmiştiniz? asıl mevzu doğayla buluşmaktı hani? değil miydi yoksa?! yine neyse diyerek kendi huzurunuzu tamamlamaya çalışıyorsunuz. oluyor da , sadece o sese , o suya , o kuş seslerine kanalize oluyorsunuz yani oluyorum , bir daha ki buluşmamızda görüşmek üzere diyerek aladereye dokunmaktan son derece haz alarak ayrılıyorum. keşke doğa'ya cidden saygı duysanız , duyabilseniz ey insanoğlu..
meşhur (bkz: likya yolu) üzerinde olması merak etmek için farklı bir sebep tabi ki.
kabak'ta konaklıyorsanız mutlaka gidin görün diye tavsiye verebileceğim ve buz gibi suyunu vücudunuza değdirince arınacağınız bir yer burası. kabak sahilden devam ederek ya da orman içinden de ulaşabileceğiniz ve zamanında gönüllüler gidiş rotasındaki taşları kırmızıya boyayarak yolunuzu bulmanıza yardımcı olmuşlardır. yani mesaj ''boyalı taşları takip et''tir aladereyi bulmak için.
yalnız gidecek ve o arada engebeyi size hissettirecek dağ yollarını aşacaksanız şort veya bacaklarınızı açıkta bırakacak herhangi bir kıyafet giymemenizi öneririm,şort giyecekseniz altına da mutlaka uzun tayt giyin ve yanınızda uzun kollu ya da extra kıyafet bulundurun(hem terlediğiniz için hem de kirlenme ya da yaralanma ihtimaline karşı (u: işte bunlar hep tecrübe) dönüş yolunda şelaleye gitmek için bikini ve şıpıdık terlikleriyle devam edenleri görünce bir ''ana'' edasıyla uyarmıştım ama tabi dinleyen gençlik nerede * neyse bu başka bir konu,geçelim. yine uyarmam gereken bir konu var ki ''domuzlar'' , evet domuzlar , malumunuz her ne kadar popüler bir mekan olmuş olsa da sonuçta dağın başı ve açlıktan insanların olduğu yere kadar inen cesaretli yabani domuzlar var , yani demem o ki yanınıza bir de sopa tarzı bir şey alın ve de çakmak ile flaşör tarzı aydınlatıcı(her ne kadar gündüz olsa da hayvanları geri iter ışıklı bir şeyler) , hayır domuz saldırısına uğramadım fakat ''boyalı taşlar''ı bir ara kaybedip yanlış rotaya girmişim! neyse ki serde kampçılık ve doğaseverlik var da az çok yolumu nasıl bulacağımı tahmin edebildim! sonra da bir kaç güzel insanla karşılaştım doğru yolu bulmuşken de birlikte devam ettik. kabaktan yaklaşık 1 saatlik tempolu bir yürüyüşle öncelikle aladere bu mu lan? diyerek onun jr. versiyonuna ulaşıyorsunuz(şimdi onun da adı vardı da unuttum) yalnız hepsi ayrı güzel , orada da kurbağa larvalarıyla buz gibi suyun tadını çıkarıp yıkanıyorsunuz falan,mataranıza su dolduruyorsunuz vs
bundan sonrası devasa yana yatmış ağaçların üzerinden geçerek takribi 10-15 dk lık yürüyüşle artık ulaşmak istediğiniz rotaya gelebiliyorsunuz. ama ne rota! ama ne şelale! sabah kahvaltısından hemen sonra çıkmalısınız ki kavurucu güneşin mevcut alanı kavurduğu saatlere denk gelmeyin ve keyfini daha fazla çıkarın. devasa bir kayalıktan düşmemeyi başararak inip harika şırıltıların eşliğinde manzaraya aşık oluyorsunuz (keşke hiç insan olmasa tabi gittiğiniz an ama maalesef) herneyse o kadar harika ki hemen demir gibi suyla bütünleşmek istiyorsunuz,kafanız yerine geliyor,doğaya bir kez daha aşık mı oluyorsunuz ne? evet! ama o da ne her yerden akın akın insan sürüsü geliyor. son sesi patlattıkları hoparlörleri bozuyor şelalenin sesini de oranın verdiği huzuru da.. oysa ki müziğe gerek mi var? ona bile gerek yok.. ama nasıl anlatacaksın ki kafası bir dünya olmuş ve çevresindeki konuşmaların ne olduğunu bile algılayamayacak insana!
neyse diyorsun yine.. bir bakıyorsun şelalenin alt tarafından tırmanarak gelmiş insanlar üst taraftan gelen arkadaşlarıyla bağıra çağıra buluşmalarını kutluyorlar! alkol gırla , sarhoş olunuyor , ee hani aladereye gelmiştiniz? asıl mevzu doğayla buluşmaktı hani? değil miydi yoksa?! yine neyse diyerek kendi huzurunuzu tamamlamaya çalışıyorsunuz. oluyor da , sadece o sese , o suya , o kuş seslerine kanalize oluyorsunuz yani oluyorum , bir daha ki buluşmamızda görüşmek üzere diyerek aladereye dokunmaktan son derece haz alarak ayrılıyorum. keşke doğa'ya cidden saygı duysanız , duyabilseniz ey insanoğlu..
devamını gör...
kendime not
!..ölüm var ölüm..!!
herhangi bak her - han - gi bir sebeple hüzünlendiğinde, üzüldüğünde, kırıldığında, kızdığında, hırslandığında, korktuğunda, merak ettiğinde ve baş edemediğinde, mutsuz hissettiğinde, özlem duyduğunda, acı hissettiğinde, aklına gelmeyen tüm o-lum-suz duygularında ha-tır-la…
edit: insan oğlunun veya kızının, bazen bir saat bazen yıllar sonrası için unutmak istemedikleridir.
ama bu tüm anlara bir not, bunu da hatırla..!
herhangi bak her - han - gi bir sebeple hüzünlendiğinde, üzüldüğünde, kırıldığında, kızdığında, hırslandığında, korktuğunda, merak ettiğinde ve baş edemediğinde, mutsuz hissettiğinde, özlem duyduğunda, acı hissettiğinde, aklına gelmeyen tüm o-lum-suz duygularında ha-tır-la…
edit: insan oğlunun veya kızının, bazen bir saat bazen yıllar sonrası için unutmak istemedikleridir.
ama bu tüm anlara bir not, bunu da hatırla..!
devamını gör...
neandertaller
şu sıralar sözlükte başlık açıyorlar.
devamını gör...
murathan mungan
bir çok şiiri bağıra bağıra söylenen şarkılara dönüşmüş bir şairimizdir kendisi, o muhteşem şiirlerinden birini bırakayım buraya..
hani erken inerdi karanlık,
hani yağmur yağardı inceden,
hani okuldan, işten dönerken,
ışıklar yanardı evlerde,
eskidendi, çok eskiden.
hani ay herkese gülümserken,
mevsimler kimseyi dinlemezken…
hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
eskidendi, çok eskiden.
hani hepimiz arkadaşken,
hani oyunlar tükenmemişken,
henüz kimse bize ihanet etmemiş,
biz kimseyi aldatmamışken,
eskidendi, çok eskiden.
hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
daha biz kimseye küsmemiş,
daha kimse ölmemişken,
eskidendi, çok eskiden.
şimdi ay usul, yıldızlar eski
hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
geçen geçti,
geçen geçti,
geceyi söndür kalbim
geceler de gençlik gibi eskidendi
şimdi uykusuzluk vakti.
hani erken inerdi karanlık,
hani yağmur yağardı inceden,
hani okuldan, işten dönerken,
ışıklar yanardı evlerde,
eskidendi, çok eskiden.
hani ay herkese gülümserken,
mevsimler kimseyi dinlemezken…
hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
eskidendi, çok eskiden.
hani hepimiz arkadaşken,
hani oyunlar tükenmemişken,
henüz kimse bize ihanet etmemiş,
biz kimseyi aldatmamışken,
eskidendi, çok eskiden.
hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
daha biz kimseye küsmemiş,
daha kimse ölmemişken,
eskidendi, çok eskiden.
şimdi ay usul, yıldızlar eski
hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
geçen geçti,
geçen geçti,
geceyi söndür kalbim
geceler de gençlik gibi eskidendi
şimdi uykusuzluk vakti.
devamını gör...
dalak
kan yapar diyen annemin telkinleri ile her kurban bayramında yediğim organdır.
kalsiyum ve potasyum bakımından zengin olduğu için kemik gelişimine; vitamin ve antioksidan kaynağı olarak bağışıklığın güçlenmesine; protein kaynağı olarak merkezi sinir sistemini koruma amaçlı hafızayı güçlendirmesine; barındırdığı b vitamini sayesinde de göz sağlığının korunmasına yardımcı olan katkılarından dolayı kendisine teşekkürü bir borç biliriz efendim.
kalsiyum ve potasyum bakımından zengin olduğu için kemik gelişimine; vitamin ve antioksidan kaynağı olarak bağışıklığın güçlenmesine; protein kaynağı olarak merkezi sinir sistemini koruma amaçlı hafızayı güçlendirmesine; barındırdığı b vitamini sayesinde de göz sağlığının korunmasına yardımcı olan katkılarından dolayı kendisine teşekkürü bir borç biliriz efendim.
devamını gör...
ivanmilinski
biraz irdelesek akraba çıkabileceğimiz takibimde olan yazardır, yazmalıdır. zira güldürüyor baya.*
devamını gör...
kapıya tekme atıp komutanın odasına girmek
ölmeden önce yapılacaklar listesinin son maddesidir. diğerlerini de gerçekleştirebilmek adına son olması önemli.
devamını gör...
normalleşmiş garip olaylar
doğum. bir insanın içinden kalbi atabilen, nefes alabilen yeni bir canlının çıkması.
devamını gör...
kürtlerin ve suriyeli arapların türkiye'de doğurganlık oranının türkleri geçmesi
savaşmayıp seviştikleri içindir.
devamını gör...
burning heart
rock iv filmininde olan survivor grubunun şarkısı, her rocky soundtrackinde olan şarkı gibi gazdır ve güzeldir.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
zaten sevdiklerimi yazmışlar ama tekrar zikretmem gerekecek isimlerini, birkaç tane de kendim eklerim. bı kişi yazıp bırakamam. hâlâ eklemek istediklerim var ama cidden baş edemiyorum artık, beş dakikada bir buraya isim eklemek çok zor.
hame
örnek vatandaş
azalea
homeros
nickimicalmislar
hi my i run
mırmır
onistanbul
ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi
top sakalsız arkeolog
kedi olmuş gidiyorsun
sekerportakalı
son feci mars
celebrant
hame
örnek vatandaş
azalea
homeros
nickimicalmislar
hi my i run
mırmır
onistanbul
ilkokuldamasaaltındaunutulanresimcantasi
top sakalsız arkeolog
kedi olmuş gidiyorsun
sekerportakalı
son feci mars
celebrant
devamını gör...
siddal
güneş ile birlikte son yaşananlardan beri içerik üretmemekte olan yazar. senin, benim, onun gibi değil, gerçekten üreten, eğiten, düşündüren, feyz veren insanlar bunlar. gören, anlamasını bilen ya da bunu öğrenmekte olan kişiler için kendi kişisel bloglarında ya da defterlerinde değil burada yazmayı tercih ediyor olmaları büyük şans. dolayısıyla bu kişiler kıymet biliyorlar. bundan daha doğal ne olabilir anlatmaya çalışmak bile saçma ama şunu söylemek zorundayım çünkü entry sayıları da düşüyor gün be gün ne yazık ki; lütfen saçma sapan yorumları da sahiplerini de görmezden gelin. bunu samimiyetle rica etmekten başka bir şey gelebilse elimden keşke. evet kim olurlarsa olsunlar; görmeyin, duymayın… hiçbir şeyi ifade/temsil etmiyorlar!
tarafım. anlayacakları dilden konuşayım, kendisiyle hiçbir diyalogum, temasım olmamasına rağmen kankacıyım. bundan da hiç gocunmuyorum. çünkü kişi kendinden bilir işi. siz taraf olduğunuz kişiler ve durumlarla ilgili sebeplerinizi saklama ihtiyacı duyacak kadar çıkarcı ya da mantıklı argümanlarla savunamayacağınız kadar toksik durumlar, kişilerle taraf olabilen biriyseniz ancak, allah kolaylık versin. benim/bizim böyle bir durumumuz yok.
selametle.
tarafım. anlayacakları dilden konuşayım, kendisiyle hiçbir diyalogum, temasım olmamasına rağmen kankacıyım. bundan da hiç gocunmuyorum. çünkü kişi kendinden bilir işi. siz taraf olduğunuz kişiler ve durumlarla ilgili sebeplerinizi saklama ihtiyacı duyacak kadar çıkarcı ya da mantıklı argümanlarla savunamayacağınız kadar toksik durumlar, kişilerle taraf olabilen biriyseniz ancak, allah kolaylık versin. benim/bizim böyle bir durumumuz yok.
selametle.
devamını gör...
okuduğun bir kitabı pudra şekerine uyarla
insan pudra şekeri ile yaşar
insan ne ile yaşar- tolstoy
insan ne ile yaşar- tolstoy
devamını gör...
içinde hapsolmak istediğiniz yıl
2012.
devamını gör...
şebnem ferah
ben şarkımı söylerken şarkısı hayatımda hiç aldatılmama rağmen (henüz hiç sevgilim olmadı zaten) bana o duyguyu yaşatabilen şarkıdır, çok çok güzeldir. buradan dinleyebilirsiniz, dinlemelisiniz.
devamını gör...
bir kızıl goncaya benzer dudağın
türk sanat müziği'nin en nadide eserlerinden biridir.
en güzel yorumlardan
en güzel yorumlardan
devamını gör...
annenin en iyi olduğu konu
karşılıksız destek olması,sevmesi.her zaman çocuğu olarak görmesi.kimse yanınızda yoktur ama o vardır.
ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar.
ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar.
devamını gör...

