insan olmaktan turer. ya da "insan kalabilmenin kosuludur bu" da denilebilir. zira insan; merhametini, vicdanini, adalet duygusunu bunyesinde barindirandir.
zordur ama... dunyanin o sert gerceklerinden uzak bir sekilde buyundugunde kismen kolaydir. cunku iyilik disinda baska opsiyon tecrube edilmemistir. aslinda bu zorunlu iyilik halidir.
lakin aci deneyimlere ragmen iyi kalmak bir tercihdir. bu hem cok zordur; ciddi bir direnc gerektirir. hem de cok buyuk erdemdir.
devamını gör...

istemsiz yaptığım ve yaptığımı fark ettikten sonra utandığım hareket. millet aşık oldum sanacak diye korkuyorum.*
devamını gör...

yunan mitolojisi'nde ağrı yatıştırma tanrıçasıdır. tıbbın ve sağlığın tanrısı asklepios ile evlidir.
devamını gör...

"ya biri ben sayarken elimden alıp kaçarsa?" paranoyasıyla hiç olamadığım insan türüdür. onun yerine hızlıca alıp cüzdanım koyduktan sonra yol boyunca "ya eksik verdiyse, keşke saysaydım" diye düşüne düşüne kendimi yemek her zaman tercih ettiğim diğer saçma opsiyondur.
devamını gör...

tanımlardan anladığım kadarıyla genel görüş, bildiğini zanneden ego yüklü insanlar bir başkalarınca tahammül edilemiyor.
insan ay'a benzer. eğer ayın devirlerine bakarsanız, önce ince bir hilal şeklinde göründüğünü, sonra dolunay olana dek yavaş yavaş büyüdüğünü, daha sonra da yavaş yavaş başka bir hilal olana dek küçüldüğünü ve en sonunda da kaybolduğunu görürsünüz. ay, insanların bilgiyi yansıtması gibi size ışığı yansıtır. bizler de (aynen ay gibi) önce hilale sonra da bir dolunaya dönüştüğümüzde, egolarımız doludur. bir bilgiye sahip olduğumuzu sanırız ancak bu bilgi aslında saftır. kimseye ait değildir. tıpkı ayın ışığını güneşten ödünç alması gibidir. aslında ay, sadece güneşten aldığı ışığı yansıtmaktadır. ego ile yüklü olduğumuzda ayın ışıksız hali gibi olduğumuzu anlamak zorundayız. ay ve bizler sadece birer yansıtıcıyız. ego, bilgiden sorumlu değildir. ego bilgiyi bir çok yaratıcı yolla yansıtabilir, ancak bilginin kendisi saftır.
devamını gör...

nazende sevgilim.
devamını gör...

bir süre acısını yaşayın ve hayatınıza kaldığınız yerden devam edin. hiçbir aşkın hep sürmediği gibi hiçbir acı da hep sürmez. iki ağlarsınız iki burnunuzu kolunuza silersiniz birkaç kavanoz nutella filan yersiniz sonra salya sümük uyursunuz. bu biraz böyle devam eder. bir süre sonra yeni bir güne yeni ufuklara, temiz bir sayfaya merhaba.
devamını gör...

yazdığımız bir tanım etiketlendiğinde bildirim alsak güzel olabilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

birçok kitabı filme de çevrilen ünlü roman yazarı john katzenbach’ın gerilim yüklü romanı.
ikinci el kitap da satan , hep gittiğim kitapçıya ‘hep aynı türlerden kitap okuyorum, var mı tavsiyeniz’ dediğimde yine aynı yazarın ‘şizofren’ kitabı ile birlikte tavsiye ettiği kitap. kitap toplam 491 sayfa(koridor yayıncılık). her ne kadar bu tür hakkında önyargılı olsam da , beni yanıltan bir kitap oldu.
konusuna gelirsek, kitabı 3 bölüm olarak ayırmak doğru olur. kitap ,olayların başlangıcı, kayboluş ve intikam olarak 3 bölüme ayrılır. karısı 3 yıl önce ölen new york’lu bir psikanakist olan dr.frederick starks , doğumgününe 2 hafta kala, hem ev hem de muayenehane olarak kullanılan evinde gizemli bir mektup alır: ‘53.doğumgünün kutlu olsun doktor.ölümünün ilk gününe hoşgeldin’. mektup geçmişinden bir yerlerden gelen birindendi. mektupta onu oyuna davet eder. mektubu gönderen kişinin kim olduğunu 15 gün içinde bulmak zorundadır. bulamadığı takdirde ya kendisini öldürecek ya da sevdikleri teker teker öldürülecekti.
temposu hiç bitmeyen ve bitirdikten sonra uzun bir süre beni etkileyen bir kitaptı. dibe vuran dr.starks öyle dibe vurmuştu ki, ne mal varlığı, ne parası ne de itibarı kalmıştı.
ilk bölüm daha hareketli ilerlerken, aslında
daha sakin olan 2.bölüm beni daha da etkiledi. dibe vurmuş bir adam, tekrar nasıl sıfırdan bir hayat kuracaktı? 3.bölüm
temponun en yüksek olduğu, nefesinizi tutarak okuyacağınız doktorun intikamı bölümü.
yazarın sonrasında şizofren kitabını da okudum; o da güzel bir kitaptı ama bu kitaptaki etkiyi uyandırmadı bende.
bu tür kitaplar için değerlendirmem 10/8. tercih edenler için iyi okumalar.
devamını gör...

gelenler adamdı, buldukları insandı
insan yalnız tanrının yarattığı mâhluk
insan mâhluktan, adam insandan çıktı.
tanrının insanı yer ve içer.
insanın adamı düşünür ve yaratır.

mustafa kemal atatürk
devamını gör...

bar mı kaldı alüminyum, barda bardağı ağzımıza götürmeyi unuttuk muhabbeti kusur kalsın dediğim klişelerdir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

takım kravat bir köşede oturmuş ben bu sözlüğe nasıl katkıda bulunabilirim diye düşünüyor kesin..sözlüğümüzün bilgi açlığını gideren her şeyi usulüyle yapan her daim aktif yazarımız.sözlüğün inşaatında çalışmış gibi,o derece emeği var ve sahipleniyor buraları.
devamını gör...
(tematik)

fransızcada can çekişen bir canlının acısını sonlandırmak için uygulanan öldürücü vuruş, bir şeyi bitirmek için vurulan son darbe demektir. “merhamet vuruşu” olarak bilinir. ayağı sakatlanan atın vurulması örnek olarak gösterilebilir.
devamını gör...

gayet olası bir iletişim.
a, çok teşekkür ederim diye cevaplar gülümserim.
gülümsedim hatta şu an.
hadi size iyi akşamlar.
devamını gör...

ermo valla dokundurtmam rütbeli kankilerime. *

yooo yanlış, başlık komple yanılıyor. hatta çelişki* bak. yanlışlığı o kadar kesin.
devamını gör...

"ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden"
diyorum kendime.
devamını gör...

evvela şunu belirtmekte fayda var; misak-ı milli günümüzde bir hedef haritası değildir. teknik olarak, 30 ekim 1918 tarihi itibarıyla elde kalmış olan toprakların korunmasını amaçlamış bir metindir ve o döneme has bir nitelik arz eder. emperyalizmin çiğ çiğ yemek için 32500 takla attığı avuçta kalan toprakları müdafaa edebilmek adına ortaya atılmış bir belgedir ki, bu belgeyi daha sonra ortaya çıkan proje belgelerle karşılaştırmak benim indimde af buyurunuz cahillik olarak addedilir. misal misak-ı milli de batı trakya için halk oylaması talep edilmiştir. yani orayı da alalım burayı da alalım kafası yoktur o metinde. bir ulusun kendini savunma meşru hakkının tezahürüdür.

artı misak-ı milli haritası olarak internette dolanan haritaların çoğu da tahribata uğramıştır. çok zor değil 30 ekim 1918'de elde hangi topraklar varmış bakarsınız ve bu toprakların ne olduğunu görürsünüz. başka ülkelerin topraklarını gösteriyor derken musul'u falan kast ediyorsanız, ingiltere'nin musul'u işgali 11 kasımdır. altını çiziyorum kelimenin; işgal! musul'un işgalden kurtulabilmesi içinde gerekli girişimler yapılmıştır ancak isyanlar vesaire buna mani olmuştur. *

netice olarak polatlı'ya kadar gelmiş işgal güçlerini geri püskürtüp, müdafaa hedefi konulan toprakları büyük oranda savunabilmiş ve türkiye cumhuriyeti'ni kurmuş kadronun misak-ı milli'yi tam olarak tecelli ettirememiş olması yüzünden o günkü haritayı yayılım ve proje haritaları ile aynı kefeye koymak cidden fahiş bir hatadır. misal musul sorunu zaten 1926 ankara antlaşması ile çözülmüş bitmiş. günümüzde böyle bir mesele uluslar arası antlaşmalar kapsamında zaten yok.

ha bölgede yaşanan yeni gelişmeler vesaireler de misak-ı milliyi yayılmacı bir harita gibi göstermek isteyenleri haklı çıkarmaz. zira tarihi olaylar o dönem şartlarına göre değerlendirilir. bunu yapmıyorsanız üzerinize anakronizm yorganını çekmiş uykuya dalmışsınız demektir. bunun da, olayları analiz etmek açısından kimseye faydası olmaz. fikirsel anlamda güzel rüyalar ya da kabuslar görürsünüz o kadar.
devamını gör...

eminim hakkında güzel şeyler yazılsa söylediği her şeyi unutacaktır. aslında biraz da baskın basanındır demek oluyor bu.

böyle hurra saldırıcan, gözüne far tutulmuş tavşan gibi kalakalacak.

bariz hasetinizden çatlıyorsunuz lan işte, farkedilmiyor mu zannediyorsunuz.

ne yapsın insanlar küfür mü etsinler birbirlerine ne istiyorsunuz açık konuşun kıvırmaya gerek yok.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim