kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yeni bir şehirde yepyeni bir insanla yeni bir hayata başlamak.
devamını gör...

bugün kendisinin doğum günüüüüü!!!!!!!!*
canım benim; iyi ki doğdun, iyi ki varsın!!!

bende yeri ayrı olan bir yazardır. sözlük dışında da her türlü dırdırıma katlanır. çok sabırlıdır.* şansımıza ortaokulu da liseyi de aynı sınıfta okuduk. bence mükemmel bir olay. acısıyla tatlısıyla bir sürü şey yaşadık. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi diyebilirim yani. duygulandım bak, ağlayacağım şimdi.*
neyse...

umarım çok güzell bir yaş geçirirsin.
umarım karşına senin gibi güzel insanlar çıkar.*

seviyorum seni güzelim.*
*
son olarak da bu şarkı benden size gelsinn.*


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dadaizm'in öncülerinden biri olan ve sürrealizm'in temellerini atan fransız şair ve yazar. gayrimeşru bir çocuk olarak dünyaya gelen aragon, kötü ebeveynlerin büyük kırgınlıklarla beraber bazı zamanlar büyük şairleri de inşa ettiğinin yansıması gibidir. zaman zaman babasının onu istemeyişi, bu uzak ve isteksiz tutumu onun şiirlerine yansımıştır. sanat hayatına da yön veren sol görüşlerinden dolayı ikinci dünya savaşı yıllarında faşizm'e karşı büyük bir tutku ile direnmiştir ve bu süreçte okurken insanın kanının akışını dahi hızlandıran eserler ortaya koymuştur. aragon'un şiirleri; aşk, direniş, başkaldırı, politika ve tutku üzerineydi ama yalnızca şiir yazmadı, onlarca kısa hikaye ve roman yazmıştır ve aynı zamanda uzun yıllar gazetede (l'humanité) denemeler yayımladığını da eklemek gerek.

aragon söz konusu olduğunda; o öldüğünde günleri bile saymayı bıraktığı ve bir çok şiirini adadığı elsa triolet'i anmamak olmaz. 40'lı yıllarda elsa ile evlenen aragon şiirlerinde elsa'dan sık sık bahseder ve zaten bilinen bir gerçek ki aragon elsa'yı daima ilham perisi olarak görmüş ve eserlerine bunu yansıtmaktan da çekinmemiştir.

"ne çok kişi olmuşum yazdıklarımda" der aragon ama bana kalırsa bana baktın gözlerinle şiiri onun aslıdır. sait maden çevirisi ile;

--- alıntı ---

bana baktın gözlerinle

bana baktın gözlerinle ıssız ufka dek
anılardan yıkanmış gözlerinle
bana baktın saf unutuş olan gözlerinle
bana baktın üzerinden belleğin
başıboş nakaratlar üzerinden
solmuş güller üzerinden
aldanmış mutluluklar üzerinden
yürürlükten kalkmış günler üzerinden
mavi unutuş olan gözlerinle baktın bana.


bir şeyler hatırlamıyorsun olan bitenden
ve ilk defa dolaşıyorsun göğü bir baştan bir başa
o lav ve yavaşlık gözlerinle
önündedir dünya tıpkı göz kapaklarının
altında düşündüğün gibi sen onu
başlıyormuş gibi seninle senin önünde
senin rahat bakışınla bitimsizcesine genç
ben de oradayım kıskana kıskana güzelliğini
zavallı sararmış resimlerimle
sen ki yüz çeviriyorsun bunlardan
yeni çayırlar görmek için


sana söz geçmişten konuşmayacağım bir daha
bugün adımlarından başlıyor her şey
elbisenin bir kıvrımıdır bana yaşamaktan kalan
başka şeyin yeri olmadı seni buluyorum en sonunda ben
sevgilim sevgilim inanıyorum sana.

--- alıntı ---

(bkz: le paysan de paris)
(bkz: le mouvement perpétuel)
(bkz: les yeux d'elsa)
(bkz: anicet ou le panorama)
(bkz: pour un réalisme socialiste)
devamını gör...

basılmamış kara basmak.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

komşu komşu hoşgeldiniz?
uzak diyarlardan bana ne getirdiniz?
manileri ustalarından öğrenmeye geldim
yeni yetmeler kenara çekiliniz.
devamını gör...

ailem. ardından sağlığım gelir. gerisi faso fiso. her şey hallolur.
devamını gör...

günümüzdeki en büyük psikolojik hastalıktır. yaşanan haksızlıklar, çalınan özgüvenler ve ihanetler insanların sevgiye, güvene, sadakatle olan inancını alıp götürmesini sebep oluyor.
devamını gör...

şu an nickaltı duvarında bulunduğum kıymetli yazar arkadaşıma #1007349iletisinden sonra iade-i ziyaret yapacağımı söylememe rağmen ,inatla nickaltımın pencerelerine taş şeklinde ileti #1058341 atmak suretiyle kırma çabaları içinde olmasına istinaden bu iletiyi girmek zorunda hissettim.

siz camı pencereyi indirene kadar, içinde bulunduğum durumu ve ortamı anlatayım

kıymetli yazar arkadaşım.
açmışım sertab erener'i son ses, evimde uzanmışım şezlong gibi koltuğuma, tv den sahil videosu açmışım ayaklarımı uzatmışım sanki tatildeymişim gibi ayak ve kitap özçekimi paylaşıyorum.ayrıca şu sözleri kafamda tekrarlıyorum.
"uzanmışım kumsala, güneş damlar yüzüme"




peki sonra ne oluyorr bir ses duyuyorum evin ortasında kocaman bir taş.hayır sizden önce başka bir arkadaşıma söyledim bu durumumu ne güzel anlayışla karşıladı ama siz hemen taş atın camı indirin. efendim kibarlıkta bir yere kadar aaa. artık gerçek hikayenizi paylaşma zamanımız geldi de geçiyor.

öncelikle "sen hayırdır kızım aloo" durumunu açıklayayım.

o zamanlar 20'li yaşlardayım üniversitenin 3.senesindeyim.* troll avcılığı bölümü okuyorum.sizin anlayacağınız hızlı olduğumuz dönemler.erasmus ile far far away krallığı enstitüsüne gitmeye hak kazanmışım.nasıl mutluyum nasıl mutluyum havalarda uçuyorum kanatsız bir şekilde. ah gitmez olaydım oraya, sizi kurtarmaz olaydım o kuleden de bugünleri görmez olaydım.neyse öncelikle krallığı tanıtan bir iki resim bırakıyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


böyle güzel bir krallıkta her gün bir köşeyi geziyorum,farklı türden yaratıklar ve büyülü şeylerle tanışıyorum. çok tatlı arkadaşlar edinmişim ki sormayın onlarla birlikte olduğumuz bir resim karesini şuraya bırakıyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bir gün krallıktan haber geldi enstitüdeki tüm avcıları kral çağırıyormuş.

haydaa koskoca kral çağırıyor gitmesen atar vallahi krallıktan.oflayıp puflayıp
krallığa gittik arkadaşlarla. yok efendim bir kızları varmış dünya güzeliymiş, kulede uyuyormuş ,ejderhaa koruyormuş. dedim ben bu kızı tanıyorum adı "aurora" mı ? yok dediler prensesimizin ismi fiona banu. o nasıl isim ? böyle prenses ismi mi olur dedim.kral ben koydum oldu itirazın mı var diyince kellem vücuduma ağır gelmediği için ses çıkaramadım.

toplandık pikniğe gider gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya prensesi kurtarmaya gidiyoruz.karşımıza şöyle bir manzara çıktı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

takımın yarısının korkudan kapleri durdu.içinde bulunduğum diğer yarısından ise ben ve iki arkadaşım kaldı.claire,toby ve ben jimbo. claire bir gölge geçit açtı ejderha durumu anlamadan kuleye girmiş olduk. ne görelim efendim prenses horul horul uyuyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

o sırada karşımıza prensesin evcil sevimli dostu çıktı.uyandırmayalım diye önce biraz dil döktü, "olmaz dedim", tırnaklarını gösterdi yine "olmaz dedim" en son şöyle bir bakış attı ki neredeyse bizi kandırıyordu yine "olmaz dedim".

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel



dürtüyorum uyanmıyor, bağırıyorum uyanmıyor, türlü türlü şeyler denedik yok efendim uyanmıyorum sanki ölüm uykusuna yatmış. oturdum kara kara düşünüyorum nasıl uyandırsam diye. aklıma annemden kalma taktikler geldi. çok kibar biri olduğum için istemeden bunu yapmak zorunda kaldım.

"sen hayırdır kızım aloo, kalk yerine yat bak sırtın tutulacak orada" dediğim gibi bunun gözler bir anda açılmasın mı? meğer anne tarafından hemşehriymişiz tabi bunu sonradan öğrendik.efendim uyandı ama karşıma adeta bir seda sayan çıktı.bir atarlı giderli konuşmalar işte efendim yok prens gelecekmiş yok öpecekmiş bir ton hikaye saydı. dedim bana değil hanımefendi kral olacak babanıza anlatın bunları.

efendim krallığa dönene kadar dır dır dır bir susmadı.kendi kendimde şunu dedim
"keşke erasmusla öğrenci olmaz olaydım ,susmayıpta o kuleye inmez olaydım"


hayır gündüz başka gece başka biri çıkmasın mı bir de.hanımefendi görünür ama içinden bir başka prenses çıkabilir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


efendim geleyim çamur olayına. kendisi geceleri bir acayip hallere girdiği için shrek kardeşimi evinden kovdurmuş yerine geçmiş ve bataklıkta çamur banyoları yapar olmuş. yetmezmiş gibi beni çağırıyor çay içelim çamurdan kale yaparız. ya efendim diyorum ben anlamam çamur işlerinden sonra nasıl temizlerim üstümü başımı. bu zırh öyle kolay kolay temizlenmez masrafı çoktur diyorum
dinletemiyorum. babamın parası çok temizletiriz diyor. baba parasıyla övünmesine çok kızdım ve hemen yanından ayrıldım.

hayır ben memlekete geri döndüm arkamdan atıp tutuyormuş. "sen bana hayır dedin kala kala bu shrek devine kaldım seninle şöyle olabilirdik zalımın oğlu"

neyse hikayemiz böyleydi kusura bakma ama siz zorladınız efendim. o kadar yolu tepmiş gelmişsiniz sırf nickaltı penceremi kırmak için.

şimdi gelelim asıl fiona'yı tanıtmaya.

silivri'nin soğukluğundan korkmadan alttan alttan sağlam muhafelet yapan,kedilerini canı kadar seven, goy goy ise goy goy, siyaset ise siyaset, gitar ise gitar ne ararsanız azar azar ama her şeyden var.tam bir şoför nebahat abladır.isterse en tatlı hanımefendi olur isterse eli maşalı bir kavgacı.adeta bir mevsim salata gibidir. iletilerinden ne kadar samimi olduğunu zaten anlayacaksınız.kedili kadın olduğu için tanımlarını okurken genelde ekranıma kedi tüyleri gelir. karikatür paylaşmayı ve onlardan alıntılar yapmayı çok sever.bu paylaşımları ve alıntıları ile beni çok güldürür. bir ara kendisinden ters yapma eğitimi alacağımı bilmektedir.iletilerinden tersinin nasıl olduğunu çok net anlayabilirsiniz ki her an nickaltınıza bir levye ile saldırabilecek izlenimi vermektedir. ayrıca fırsatı olsa sözlükte kayıtlı her yazara nickaltı iletisi yazabilecek kadar sevgi dolu bir kalbe sahiptir. hepsi mutlu olsun yazmaya hevesli olsunlar diye defalarca nickaltı iletisi girebilir. keşke camları indirmese ama ne yapalım o da böyle biri.efendim beni tehdit ediyor ama bu kadar sevimli şekilde tehditte edilmez ki insan. kedilerini üstüme salmadan ben kaçayım artık. ziyaretim yeterlidir diye düşünüyorum. esen kalın efendim. elinize, ruhunuza, aklınıza sağlık.


takipteyiz şoför nebahat abla.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kahve zincirlerinden kahve içmelik arkadaş veritabanımı yoksa termosta kahve getirdim gel parkta içelim arkadaş veri tabanı mi?
devamını gör...

(bkz: ercümen çözer)
devamını gör...

latince via "yol" ve ductus "ileten, nakleden"kelimelerinin birleşiminden gelmiş ingilizcesi viaduct olan kelimedir. bir vadinin, bir ırmağın üstünden karayolu veya demiryolunun geçişini sağlayan, ayaklar üzerine oturtulmuş, yüksek ve uzun köprü manasındadır.

ayrıca (bkz: akedük)

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

oğlum siz manyak mısınız? bi de utanmadan kuralları okumadım, kurallarda var mı yok mu bilmem falan diyenler spawn olmuş sözlükte. yazdığın ortamın kurallarını zahmet edip okumaya erinen kimseler "hayırdır birader tanım benim malım ister silerim ister silmem" diye adamlara polat alemdarcılık yapıyor *.

bak birader, bak güzel kardeşim, top bu adamların. "maç daha bitmedi, ne demek topu alır giderim" diyemezsin. top da onun, saha da onun. sen sadece oyuncusun. istemezse gönderir, sen de bunu kabul ederek burada oynamaya başlıyorsun. oynadığın oyunun kurallarını bilmeden burada olman senin hatan. açaydın da okuyaydın yani. bak şuraya yazmışlar niye tanım silemezsiniz, amacı nedir bu kuralın falan şurada tane tane anlatmış canlarım benim. açınız okuyunuz. beyin kıvrımlarınız acımaz *.

ay çok güzel yazıyorum azıcık da moderasyonu taşlayayım. "tanım ve başlık spamlama, forumsal içerik ve tanımsız fotoğraf paylaşımı" ile ifade edilen birtakım sözlük yazarlığına uymayan davranışlar için uyarı verilmemesi kendi kurallarınıza aykırı. zira "13-) formata uymama gibi aykırılık durumunda öncelikle uyarı, sonrasında ise cezai hükümler uygulanır ve bunlar katlanarak yazar azline kadar gider." gibi bir ifade kullanılmış format nedir tanımında. yani demem o ki, adama ceza veriyorsanız sadece tanım sildiği için değil bomboş bir çar olduğu için vermelisiniz (bence). çünkü yani bu tarz yazarlar sol freymi doldur boşaltla parçalıyor. vallahi hevesim kaçtı gencolar, az bi el atın, aba altından sopa değilse de çubuk neyim bişey gösterin. parmak falan sallayın bari. hani imam pırt yaparsa cemaat defekasyon eyler diye güzide bir atasözümüz var bilirsiniz, yani göbek bey bu entrisi ile "trollük mrollük bizim ceza verdiğimiz şey değil, biz entri silmeyle ilgileniyoruz" demiş gibi bişeyler olmuş. "e o zaman silmedikçe trollük yapabiliriz" fikrini genç dimağlara ekmeden önce azıcık düşünsek mi?

hayır ben yani engellemekten bıktım bu tayfayı. o kadar çok adam engellemişim ki gündem sekmesine başlık düşmüyor. bkz. ekran.

tanım. boş çar. engellemişim bi ara. aferin bana *.

edit. ben pavlov'u tutuyorum. bence göbekle falan vurup bu versusu kazanır *. hem göbeğine başımı yaslayıp uyumak istiyorum *
devamını gör...

oo gözleri aşka gülen taze söğüt dalı dolmuş ortalık.
devamını gör...

hizmetçilik olarak gören kadın değildir; kadına hizmetçilik yaptığı hissettirilmiştir. bunu da genelde eşleri yapar. eve gelen eş, hal hatır sormadan ‘ne yemek var?’ derse ve kadının duygusal ihtiyaçlarını tatmin etmezse, kadın da haliyle kendini ‘hizmetçi’ olarak görür.
devamını gör...

ozellikle cocuklarda olusan pisikler, gunes yaniklari, buhar yanigi gibi rahatsizlar icin kullanilan kremdir. hem antibakteriyel hem antiseptiktir. bu kremin en buyuk ozelligi iceriginde zinc oxide (cinko oksit) ve lanolin bulunmasidir. anti bakteriyel olmasindan oturu yeni olusmus sivilcelerinde kizarikligini kisa surede gecirmektedir.(sadece sivilcenin bulundugu lokal bolgeye kullanilmalidir) tum cildine maske olarak kullanan, nemlendirici niyetine yuzune bocalayan kisilere denk geldim, bu sekilde kullanimi ozellikle yuz bolgesi icin pek tavsiye etmem... kremin iceriginde bulunan lanolin maddesi cilt yuzeyi tarafindan kolay emilen bir madde degildir, yani krem sanilanin aksine gozenekleri tikayip sivilce yapabilir.
devamını gör...

1961 doğumlu fransız gazeteci yazar. kitapları 30'dan fazla dile çevrilmiştir.
#223354 nolu tanımda belirtilen kitaplarından sonra (bkz: küllerin günü) isimli bir kitabı daha yayımlanmıştır.

yazarin kitapları ile üniversite yıllarında tanışmıştım. kızıl nehirler gibi 328 sayfalık hem ebat olarak büyük hem yazı puntosu küçük kitabı bir gecede bitirip hayran olduğumu hatırlıyorum.
bilgiye özellikle de adli tıp gibi konulardaki bilgiye ulaşmanın zor olduğu yıllarda kitaplarında suçlu psikolojisi, ölüm anı, ölüm nedeni,cesetler gibi konularda roman içinde yazan bilgiler ve aksiyon sahneleri ile yazdıkları değerliydi.
ne yazık ki ben sisle gelen yolcu'dan sonraki kitaplarını zorlama ve piyasa şartlarına uyum sağlamak için yazılmış kitaplar olarak görüyorum. yine de kitapligimin başköşesi kendisine aittir.

kitaplarında belirgin olarak geçmişte suçlar işlemiş bekar ve 40'larin sonunda bir polis ile onunla birlikte çalışan hatta bazen katilin kendisi çıkan yardımcısı ya da ortağı olur. polis muhtemelen suç mahalinden birisi ile sevişir. bir iki saat uyuyup rüyasında cinayet ile ilgili bilgileri geçmişinin karanlığı ile birleştirir. kahramanlar hep filitre kahve ya da bir iki kadeh kaliteli kırmızı şarap icer. olaylar ünlü bir tablo ya da bilinen bir müzik ile ilişkilendirilir, kitap boyunca kulağınızda o müziğin çalması ya da o tablonun görüntüsü kalsın istenir, katil çoğu zaman görünür olmak fark edilmek için cinayet işler vs ...

bu alanda kurgu, katili saklama, bilgi ile cinayeti birleştirme alanında tess gerritsen ile glean meade arasında bir yerlerde olduğunu düşünüyorum.
devamını gör...

bir tür karıncayiyen olan bu hayvan keskin koku yeteneği sayesinde toprak altındaki karınca ve termitleri bularak onlarla beslenir.
devamını gör...

hoşlanmadığınız birinden gelen mesaj.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim