girift radyo yayını
aykut her ne yapıyorsan benimle olan yayında da yapsana karşim. ses sorunu var yazmaya gelmiştim ama yok!
devamını gör...
uğur şahin'in covid-19'un 10 sene daha aramızda olacak demesi
yani mantıken öyle, domuz gribi bitti mi? hayır. hala birileri her sene domuz gribi oluyor. ama haber değeri yok, salgın yok. kontrol edilebilmiş eski bir salgın. covid de aynı kaderi yaşayacak. her sene yapılan aşıların içinde risk grubuna vurulucak sadece. yani yeni bir şey değil ki bu, ebola da bitmedi kuş gribi de. arada patlak veriyor lokal olarak. hatta tanım o kadar genel ki corona vürus evvelden beri var ve hep olucak.
devamını gör...
ışık eğrisi
bir yıldızın zaman içerisindeki parlaklık değişimini gösteren grafik.
çok çeşitli şekillerde çıkabilir karşımıza. aşağıda örneklerden bir tanesini görüyorsunuz:

(görsel, cosmos.esa. int'ten alıntıdır.)
burada grafiğin dikey ekseni yıldızın parlaklığını gösterirken, yatay ekseni değişim evresini, yani zamanı gösterir.
çok çeşitli şekillerde çıkabilir karşımıza. aşağıda örneklerden bir tanesini görüyorsunuz:

(görsel, cosmos.esa. int'ten alıntıdır.)
burada grafiğin dikey ekseni yıldızın parlaklığını gösterirken, yatay ekseni değişim evresini, yani zamanı gösterir.
devamını gör...
ahterbin (yazar)
iyiki doğmuşum ben
devamını gör...
üniversitelerde terörist istemiyoruz
engel list detected.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
19. yüzyıl sonlarında, kentucky'deki içki kaçakçılarının giydiği "toynaklı ayakkabı"...
bu ayakkabı, yetkililer tarafından ilk kez port tampa adlı bölgede bulunmuş ve böylece bazı gerçekler ortaya çıkmış. içki yasağı nedeniyle o dönem içki kaçakçıları türemiş ve ayakkabıları da onların giydiği sonradan anlaşılmış. üstelik yasağa rağmen talep daha da artmış.
***
alkolün üretilmesinin ve taşınmasının yasak olduğu o yıllarda, kaçakçılar çareyi, ormanlık bölgelerde bu tür ayakkabılar giyip izlerini gizleyerek üretim yapmakta bulmuş. neticede polisin, ormana girip çıkan toynak izlerinden şüphelenmesi için bir neden olmadığında hepimiz hemfikirizdir sanırım.
bu kaçakçılar "moonshiner" adıyla anılırmış. büyük ihtimalle gece karanlığında, ay ışığında böyle gizli saklı işler yaptıkları için... moonshine kelimesi, damıtılmış içki anlamında da kullanılıyor. hatta hükümet vergi alamadığı için, yine moonshine isimli ev yapımı likörhâlâ bazı yerlerde yasak. üstelik alkol oranı çok yüksek olduğundan ölüm riski de taşıyor.
bahsi geçen alkol yasağı 1933 yılında sona ermiş aslında ama kaçakçılık sektörü o kadar gelişmiş ki, maalesef yasağın kaldırılması da bu işi önlemeye yetmemiş. zira bu tür işlerde kârın yüksek olduğunu biliyoruz. kaçakçılar da bunun tadını aldıklarından, bu işler neredeyse bir sektör haline gelmiş.

görselin kaynağı
bu ayakkabı, yetkililer tarafından ilk kez port tampa adlı bölgede bulunmuş ve böylece bazı gerçekler ortaya çıkmış. içki yasağı nedeniyle o dönem içki kaçakçıları türemiş ve ayakkabıları da onların giydiği sonradan anlaşılmış. üstelik yasağa rağmen talep daha da artmış.
***
alkolün üretilmesinin ve taşınmasının yasak olduğu o yıllarda, kaçakçılar çareyi, ormanlık bölgelerde bu tür ayakkabılar giyip izlerini gizleyerek üretim yapmakta bulmuş. neticede polisin, ormana girip çıkan toynak izlerinden şüphelenmesi için bir neden olmadığında hepimiz hemfikirizdir sanırım.
bu kaçakçılar "moonshiner" adıyla anılırmış. büyük ihtimalle gece karanlığında, ay ışığında böyle gizli saklı işler yaptıkları için... moonshine kelimesi, damıtılmış içki anlamında da kullanılıyor. hatta hükümet vergi alamadığı için, yine moonshine isimli ev yapımı likörhâlâ bazı yerlerde yasak. üstelik alkol oranı çok yüksek olduğundan ölüm riski de taşıyor.
bahsi geçen alkol yasağı 1933 yılında sona ermiş aslında ama kaçakçılık sektörü o kadar gelişmiş ki, maalesef yasağın kaldırılması da bu işi önlemeye yetmemiş. zira bu tür işlerde kârın yüksek olduğunu biliyoruz. kaçakçılar da bunun tadını aldıklarından, bu işler neredeyse bir sektör haline gelmiş.

görselin kaynağı
devamını gör...
necati şaşmaz'ın kendisini mehdi olarak görmesi
39 sezon sürmüş olan dizide ölmeyen tek karakter. mehdi olduğuna inanmış olması çok doğal.
kurşuna kafa atmış adam ibrahim tatlıses idi, pardon.
polat’a kurşunlara gelesinnnn demek istiyorum.
kurşuna kafa atmış adam ibrahim tatlıses idi, pardon.
polat’a kurşunlara gelesinnnn demek istiyorum.
devamını gör...
dragonkemal
bana hiç kafa tokuşturulacak bir adam izlenimi vermiyor. kafa bir adam ama sanki kafa tokuşturmaya kalkarsanız kafayı burnunuzun ortasına gömermiş gibi hissettim ben. o yüzden elini sıkmak daha iyi gibi sanki. müzik zevki falan klastır bu adamın. sözlük kültürü de ziyadesiyle vardır. ponçik savar bir ruhu olması hasebiyle de yeri geldikçe ilgi ile takip ederiz. tanımları da az ve özdür. nokta atışı yapar. e ne diyelim, alevin bol olsun ejderha kardeş, bol bol üflemeye devam edesin...
devamını gör...
theodor adorno
"yanlış bir hayat doğru yaşanmaz" demiş kişi. behzat ç.'nin baş karakter olduğu her temas iz bırakır (kitap)'ında çok güzel bir pasaj vardır bu sözle ilgili.
"ben istifa edip idman ocağı'na döndüm. yarın öbür gün, 'gel sana emekli maaş: bağlayalım,' derlerse ne diyeceğimi bilemiyorum, sonuçta idman ocağı'nın durumu malum, bu da benim hakkım sayılır, yirmi bir yılımı verdim cinayet bürosu'na, içim karardı. bahar'ı arayıp, sen haklıymışsın diyeceğim, yanlış bir hayat doğru yaşanmaz. artık bu söz kime aitse o daha iyi bilir, tornalı, pornolu bir adı vardı, işte bıraktım. kendi dişlimi alıp, bu çarktan ayrıldım."
"ben istifa edip idman ocağı'na döndüm. yarın öbür gün, 'gel sana emekli maaş: bağlayalım,' derlerse ne diyeceğimi bilemiyorum, sonuçta idman ocağı'nın durumu malum, bu da benim hakkım sayılır, yirmi bir yılımı verdim cinayet bürosu'na, içim karardı. bahar'ı arayıp, sen haklıymışsın diyeceğim, yanlış bir hayat doğru yaşanmaz. artık bu söz kime aitse o daha iyi bilir, tornalı, pornolu bir adı vardı, işte bıraktım. kendi dişlimi alıp, bu çarktan ayrıldım."
devamını gör...
yazarların seslendirdiği şiirler
devamını gör...
farmakoloji
yorar da yorar, meslek hayatında görmediğin,kullanmayacağın, hatta türkiye'de olmayan bilmem kaç tane ilaç ve etki mekanizması ezberlersin.
devamını gör...
1000kitap
severek kullandigim bir uygulama. genellikle okumadan önce seçtiğim kitabın yorumlarına, incelemelerine bakar fikir edinirim. okuduktan sonra da yine yorumumu paylaşır ,başkalarıyla sohbet edebilirim. ne okusam kısmından kitap önerisi alabilirim. kitap severler için güzel bir uygulama.
devamını gör...
kapa çeneni
"shut up!" şeklinde de telefuz edilebilir. daha havalıdır.
devamını gör...
süreyya serdengeçti
ikinci vatanı (bkz: arnavutluk)'u ekonomik krizden kurtaran kemal derviş, bülent ecevit tarafından türkiye'yi 2001 ekonomik krizi ve şurada bahsettiğim #467395 dönemdeki kritik dönemde türkiye'ye geldi. kemal derviş türkiye cumhuriyeti merkez bankası 'na başkan olarak süreyya serdengeçti'yi atadı. 2001-2006 yılları arasında tcmb başkanı olarak görev alan serdengeçti'nin göreve başladığı yılda tüketici enflasyonu %37.5 idi. bu rakamı ilerleyen yıllarda %8' kadar düşürdü.
türk lirası daha değerli hale gelmiş ve 6 sıfırın atılmasını önermişti. 2005 yılında, ekonomik krizin aşıldığını sanarak zafer sarhoşu olan siyasetçiler partide içkileri toplayan adam olurum faizleri artırabilirim dediğinde baya konuşuldu. türkçe'de böyle bir deyime karşılık tam olarak yok ama özetle şu anlama geliyor: arpası fazla gelen hayvan nasıl coşar, yerinde duramaz, etrafı dağıtır işte gavurlar da böyle diyor. içkili bir partide herkes içkiyi fazla kaçırınca biri partinin sonu bok gibi olmasın herkes edebiyle ayrılsın diye içkileri toplarmış. monşer allerjisi olan türk halkı bunu nasıl anlayacak?
ekonomik kriz aşılmak üzereyken ve türkiye siyaseti biraz durulmuşken devlet bahçeli çıkıp erken seçim istedi. namık kemal zeybek o kararı şöyle anlatıyor:
" 7 temmuz 2002 günü mhp'nin gelenek haline getirdiği yörük şöleninde (11. kocayayla türkmen kurultayı) çadırda birisiyle telefonda görüştü. (çadırdan) çıktığında yüzü sapsarıydı. beş dakika sonra kürsüye çıkıp "3 kasım'da erken seçim var" diye konuştu. bir anda oldu. "cumhuriyet gzt
türkiye'yi atatürk'den sonra uçurumun kıyısından döndüren kişilerden biridir süreyya serdengeçti. piyasaların güvenini ve takdirini kazanmış, türkiye ekonomi tarihindeki en başarılı merkez bankası başkanıydı. ama onun ve kemal derviş'in emekleri hiç edildi. gene yağma, talan, yolsuzluk, islamcılık, yobazlık, milli duyguların sömürüsü aldı başını gitti. ali babacan'ın başarılı bir ekonomist gibi görünmesi de onlar sayesinde oldu. çünkü ali babacan 2001 yılında akp kurucu üyesiydi ve akp'ye tabi iken 2002-2007 yıllarında 2 dönem ekonomi bakanı olarak atandı. yani kemal derviş'in ve süreyya serdengeçti'nin ekonomi politikalarının kaymağını yedi. 60. hükümet döneminde avrupa birliği uyum sürecinden çıkıldığında ali babacan bu geminin batacağını taa o zamanlardan görmüş ve bakanlıkları bırakıp önce danışmanlık sonra da akp'den istifa etmişti.
babacan hayranları, tanıyın görün peşinden koştuğunuz adamı. amcasına taze kuru gıdayı verip hisse fiyatını bin yüz kat yükselten, spk'yı oyuncak etmiş, yatırımcıyı korumayan o ekonomi kararlarının, yani şimdi türkiye'ye yabancı sermayenin gelmemesinin sebebi ali babacan'dır. resmen tayyip erdoğan'ın tahtının altına saatli bomba koyup gitti ali babacan.
galatasaray lisesi ve sonrasında orta doğu teknik üniversitesi ekonomi bölümü mezunu olan süreyya serdengeçti şu an tepav istikrar enstitüsü direktörü olarak çalışmalarını sürdürüyor, fikirlerini paylaşıyor.
ama türkiye'nin saatini mekke'ye göre ayarlayan bir zihniyeti bu ülkeye başkan eden halk bütün bunları hak ediyor.
türkiye saaati mekkeye mi ayarlandı
türk lirası daha değerli hale gelmiş ve 6 sıfırın atılmasını önermişti. 2005 yılında, ekonomik krizin aşıldığını sanarak zafer sarhoşu olan siyasetçiler partide içkileri toplayan adam olurum faizleri artırabilirim dediğinde baya konuşuldu. türkçe'de böyle bir deyime karşılık tam olarak yok ama özetle şu anlama geliyor: arpası fazla gelen hayvan nasıl coşar, yerinde duramaz, etrafı dağıtır işte gavurlar da böyle diyor. içkili bir partide herkes içkiyi fazla kaçırınca biri partinin sonu bok gibi olmasın herkes edebiyle ayrılsın diye içkileri toplarmış. monşer allerjisi olan türk halkı bunu nasıl anlayacak?
ekonomik kriz aşılmak üzereyken ve türkiye siyaseti biraz durulmuşken devlet bahçeli çıkıp erken seçim istedi. namık kemal zeybek o kararı şöyle anlatıyor:
" 7 temmuz 2002 günü mhp'nin gelenek haline getirdiği yörük şöleninde (11. kocayayla türkmen kurultayı) çadırda birisiyle telefonda görüştü. (çadırdan) çıktığında yüzü sapsarıydı. beş dakika sonra kürsüye çıkıp "3 kasım'da erken seçim var" diye konuştu. bir anda oldu. "cumhuriyet gzt
türkiye'yi atatürk'den sonra uçurumun kıyısından döndüren kişilerden biridir süreyya serdengeçti. piyasaların güvenini ve takdirini kazanmış, türkiye ekonomi tarihindeki en başarılı merkez bankası başkanıydı. ama onun ve kemal derviş'in emekleri hiç edildi. gene yağma, talan, yolsuzluk, islamcılık, yobazlık, milli duyguların sömürüsü aldı başını gitti. ali babacan'ın başarılı bir ekonomist gibi görünmesi de onlar sayesinde oldu. çünkü ali babacan 2001 yılında akp kurucu üyesiydi ve akp'ye tabi iken 2002-2007 yıllarında 2 dönem ekonomi bakanı olarak atandı. yani kemal derviş'in ve süreyya serdengeçti'nin ekonomi politikalarının kaymağını yedi. 60. hükümet döneminde avrupa birliği uyum sürecinden çıkıldığında ali babacan bu geminin batacağını taa o zamanlardan görmüş ve bakanlıkları bırakıp önce danışmanlık sonra da akp'den istifa etmişti.
babacan hayranları, tanıyın görün peşinden koştuğunuz adamı. amcasına taze kuru gıdayı verip hisse fiyatını bin yüz kat yükselten, spk'yı oyuncak etmiş, yatırımcıyı korumayan o ekonomi kararlarının, yani şimdi türkiye'ye yabancı sermayenin gelmemesinin sebebi ali babacan'dır. resmen tayyip erdoğan'ın tahtının altına saatli bomba koyup gitti ali babacan.
galatasaray lisesi ve sonrasında orta doğu teknik üniversitesi ekonomi bölümü mezunu olan süreyya serdengeçti şu an tepav istikrar enstitüsü direktörü olarak çalışmalarını sürdürüyor, fikirlerini paylaşıyor.
ama türkiye'nin saatini mekke'ye göre ayarlayan bir zihniyeti bu ülkeye başkan eden halk bütün bunları hak ediyor.
türkiye saaati mekkeye mi ayarlandı
devamını gör...
damat sıfatı başarısının önüne geçti
ulan adamın hangi deliğe girdiği belli değil.
ne kadar götürdüğü, nereye götürdüğü zaten meçhul, ve hala bunlara inanan bir kitle var içimizde şaka gibi.
daha bu halk bu kafa ile gittiği sürece bunlar ya da bunlar gibi adamlar başa gelmeye devam edecek.
bizde buralardan sesimizi duyurmaya çalışacağız işte, belki ihbar edileceğiz, kamera görünce dayanamayıp konuşup sonra savcı karşısına çıkarılacağız. yazık şu ülkenin geldiği duruma, çok yazık.
ne kadar götürdüğü, nereye götürdüğü zaten meçhul, ve hala bunlara inanan bir kitle var içimizde şaka gibi.
daha bu halk bu kafa ile gittiği sürece bunlar ya da bunlar gibi adamlar başa gelmeye devam edecek.
bizde buralardan sesimizi duyurmaya çalışacağız işte, belki ihbar edileceğiz, kamera görünce dayanamayıp konuşup sonra savcı karşısına çıkarılacağız. yazık şu ülkenin geldiği duruma, çok yazık.
devamını gör...
protesto
protestanlıktan gelir. haktır, hukuktur. martin luther kilisenin yaptıklarını doğru bulmayıp wittenberg saray kilisesi'nin kapısına mıh gibi sayfalarca yazıyı astıktan sonra anlamını kazanmıştır. gidişat ile ilgili şirket veya devlet olsun büyük çaplı nota vermektir. ''si'' notasıdır, notanın sonuna ekleyeceğiniz harfler size bağlıdır.
başkaldırabilirsiniz, isyan edebilirsiniz, eleştirebilirsiniz. bu haklarınızı kimse sizden alamaz. şu an özgürseniz, bunu yapacak cesareti bulan insanlar sayesindedir. siz kendinizde bu cesareti bulamıyorsanız hem tarihe, hem gelişme ve ilerlemeye hem de insanlığa ihanet ediyorsunuzdur. bilincinizin olma sebebi özgürlüktür, yoksa tekerlekte dönen hamster'dan farkınız yoktur. peynirinizi yiyin, laktoz intoleransınıza dertlenin.
almanya-avusturya'da martin luther protesto etmiştir. fransa'da robespierre ve diğer aydınlar protesto etmiştir.hindistanda gandhi, rusya'da lenin , afrika'da mandela, amerika'da siyahiler, ortadoğu'da mustafa kemal atatürk. bu insanlar protesto edip eyleme geçerek kendi halklarına haklar ve özgürlükler kazandırmışlardır. yoksa herkes kendi kendine eleştirmeyi bilir. bunda bir sıkıntı yok.
protest müzikler her zaman beni etkilemiştir. janrası ne olursa olsun hep toplumsal olaylara duyarlı ve bilinçli şarkıların keyfi ayrıdır.
ratm- killing in the name of
bu şarkı polis vahşetine ve kötü güç kullanımına-güç zehirlenmesine tepki olarak yazılmıştır. albümün kapağında ise 1963 yılında vietnam başkanı diktatör ngô đình diệm'in budistleri bastırmaya ve yasaklamaya çalışması üzerine vietnamlı bir keşişin kendini yakmasının fotoğrafıdır. bu keşiş kendini yaktıktan sonra hiç hareket etmemiş ve yüzünde çektiği acının esamesi okunmamıştır.
architects- royal beggars
bu şarkıda ise architects günümüzde sorgulamadan, önüne verileni kabul eden, ot gibi yaşayıp ot gibi ölecek olan insanları anlatmıştır. bunun suçlusunun da sistem olduğunu ve bu sistemden bir kurtarıcıya ihtiyaç olduğunu önermektedir. protesto etmesi gerekirken uyuyan insanları protesto etmiştir. protestepşın or whatever.
''kafeste bir kuş gibi
uçmaya çalışan
ödememiz gereken bedel bu mu?
öfkeyle dolup taşarken
yine de itaat ediyoruz
çünkü kasırganın ortasında uyuyakalmışız''
dinliyor musun, farketmemiş olabilirsin,
yolumuzu tamamen kaybettik,
bulutların arasında kayıp mı oldun?
odaklanabilir misin?
ihanet edeceğimiz insanlar kendimiziz.''
savaş her zaman korkunçtur. kazananı yoktur. masum insanlar ölür. bunları çocukluktan beri biliyoruz. peki ne kadar kanıksıyoruz? düşüncesi bile neden korkutmuyor bizi? körfez savaşını televizyonlardan izledik, nasıl duygulanmadık orada ölen masum insanlara, nasıl geceleri rahat uyuduk?
trivium- down from the sky
''gözlerimi açtım
dünyanın değerini gördüm.
gökyüzünden gözyaşları yağıyor.
taş üstünde taş bırakmayacaklar.
kimin tanrısı daha güçlü kanıtlamak için.
gökyüzünden ateş yağıyor.''
bunları yapan, bunlara izin veren katillere nasıl geçit verdik? neden protesto etmedik?
''vampirler insanoğlunun savaşlarından beslenirler.
imparatorluğunun tahtında şişmanlayan diktatör;
korkunç alevler tehditiyle yönetiyor.''
ve bu devletlerin vatandaşları nasıl kendi devletlerinin bunu yapmasına izin verdiler? ingiliz grubu architect hem kendi ülkesine hem de amerika birleşik devletlerine söyleyecek çok fazla sözü olan bir grup. ''a match made in heaven'' bana kalırsa son dönemlerde çıkmış en iyi protest şarkıdır. abd'nin ortadoğu politikasına lanetler okuyor, açık açık siz zalimsiniz diyor. kaç siyasetçi bunu açık açık söyleyebilir? kaç gazeteci bunları yazabilir? o kadar az ki ve o kadar baskı altında ki bunları yazmaya çalışanlar bile. işte müzik bu yüzden güzeldir. adamlar açık açık siz kökünüze kadar çürümüşsünüz diyebiliyor.
a match made in heaven- architects
''söylesene bana, değdi mi bunlar krallığının büyümesine?
kim kaldı geriye zararı hesaplayacak?
yıkıntıların altında kaybedilen hayatların hikayeleri yatıyor.
şimdi biz gittik, iz bile bırakmadan.
ama onların asla yerine koyamayacakları bir şey aldık onlardan''
-abd özgürlük getirmeye girdiği ülkelerden insan hayatları alarak çıkmıştır. ölen insanlar asla geri gelmeyecektir, geriye kalanlar asla tam olmayacaklardır.
''cennette yapılan savaş, cehennemin yolunu açtı.
bu yoldan daha önce yürüdük.
soğuk kanlı intikam,
sizin devriminize sıçayım.''
-vietnam, kore ve ortadoğu savaşları.
''barışı çiğniyorsunuz ve savaş olarak tükürüyorsunuz.
kapıda bekleyen kurdu besliyorsunuz.
kökünüze kadar çürümüşsünüz''
-işidi, boko haram'ı, talibanı, uzakdoğu dikdatörlerini fonlayan ve besleyen abd ve avrupa devletleri.
''tetiğin üzerinde parmak izlerini bulduk,
eğer zalim diktatör nerede diye arıyorsan, aynaya bak''
-zalim ve katil diktatörleri besleyip, onlar adına muhalifleri öldüren abd ve batı devletleri. asıl zalimler kim belli.
''en başından beri biliyordun, kanser sıçrayacak,
başına ödül koydukları zaman şaşırma''
-bu terör örgütlerini fonlayan devletlerin, etki alanındaki ülkelerde terörün yaygınlığı ve en sonunda kendi ülkelerinde bombalar patlaması.
''üzgünüm çocuk, evini yokettik
aileni katlettik, artık kendi başınasın.
kafamız kuma gömük,
domino taşları gibi düşüyor,her şey plan dahilinde''
-dünyanın farklı yerlerinde terör ve savaşlar yüzünden yetim ve öksüz kalan çocuklara, bu çocukları ailesiz bırakan devletlerin yaklaşımları. umurlarında değil.
korkmayın.
geçmişini hatırlamayanlar, onu tekrar yaşamak üzere lanetlenmişlerdir.
başkaldırabilirsiniz, isyan edebilirsiniz, eleştirebilirsiniz. bu haklarınızı kimse sizden alamaz. şu an özgürseniz, bunu yapacak cesareti bulan insanlar sayesindedir. siz kendinizde bu cesareti bulamıyorsanız hem tarihe, hem gelişme ve ilerlemeye hem de insanlığa ihanet ediyorsunuzdur. bilincinizin olma sebebi özgürlüktür, yoksa tekerlekte dönen hamster'dan farkınız yoktur. peynirinizi yiyin, laktoz intoleransınıza dertlenin.
almanya-avusturya'da martin luther protesto etmiştir. fransa'da robespierre ve diğer aydınlar protesto etmiştir.hindistanda gandhi, rusya'da lenin , afrika'da mandela, amerika'da siyahiler, ortadoğu'da mustafa kemal atatürk. bu insanlar protesto edip eyleme geçerek kendi halklarına haklar ve özgürlükler kazandırmışlardır. yoksa herkes kendi kendine eleştirmeyi bilir. bunda bir sıkıntı yok.
protest müzikler her zaman beni etkilemiştir. janrası ne olursa olsun hep toplumsal olaylara duyarlı ve bilinçli şarkıların keyfi ayrıdır.
ratm- killing in the name of
bu şarkı polis vahşetine ve kötü güç kullanımına-güç zehirlenmesine tepki olarak yazılmıştır. albümün kapağında ise 1963 yılında vietnam başkanı diktatör ngô đình diệm'in budistleri bastırmaya ve yasaklamaya çalışması üzerine vietnamlı bir keşişin kendini yakmasının fotoğrafıdır. bu keşiş kendini yaktıktan sonra hiç hareket etmemiş ve yüzünde çektiği acının esamesi okunmamıştır.
architects- royal beggars
bu şarkıda ise architects günümüzde sorgulamadan, önüne verileni kabul eden, ot gibi yaşayıp ot gibi ölecek olan insanları anlatmıştır. bunun suçlusunun da sistem olduğunu ve bu sistemden bir kurtarıcıya ihtiyaç olduğunu önermektedir. protesto etmesi gerekirken uyuyan insanları protesto etmiştir. protestepşın or whatever.
''kafeste bir kuş gibi
uçmaya çalışan
ödememiz gereken bedel bu mu?
öfkeyle dolup taşarken
yine de itaat ediyoruz
çünkü kasırganın ortasında uyuyakalmışız''
dinliyor musun, farketmemiş olabilirsin,
yolumuzu tamamen kaybettik,
bulutların arasında kayıp mı oldun?
odaklanabilir misin?
ihanet edeceğimiz insanlar kendimiziz.''
savaş her zaman korkunçtur. kazananı yoktur. masum insanlar ölür. bunları çocukluktan beri biliyoruz. peki ne kadar kanıksıyoruz? düşüncesi bile neden korkutmuyor bizi? körfez savaşını televizyonlardan izledik, nasıl duygulanmadık orada ölen masum insanlara, nasıl geceleri rahat uyuduk?
trivium- down from the sky
''gözlerimi açtım
dünyanın değerini gördüm.
gökyüzünden gözyaşları yağıyor.
taş üstünde taş bırakmayacaklar.
kimin tanrısı daha güçlü kanıtlamak için.
gökyüzünden ateş yağıyor.''
bunları yapan, bunlara izin veren katillere nasıl geçit verdik? neden protesto etmedik?
''vampirler insanoğlunun savaşlarından beslenirler.
imparatorluğunun tahtında şişmanlayan diktatör;
korkunç alevler tehditiyle yönetiyor.''
ve bu devletlerin vatandaşları nasıl kendi devletlerinin bunu yapmasına izin verdiler? ingiliz grubu architect hem kendi ülkesine hem de amerika birleşik devletlerine söyleyecek çok fazla sözü olan bir grup. ''a match made in heaven'' bana kalırsa son dönemlerde çıkmış en iyi protest şarkıdır. abd'nin ortadoğu politikasına lanetler okuyor, açık açık siz zalimsiniz diyor. kaç siyasetçi bunu açık açık söyleyebilir? kaç gazeteci bunları yazabilir? o kadar az ki ve o kadar baskı altında ki bunları yazmaya çalışanlar bile. işte müzik bu yüzden güzeldir. adamlar açık açık siz kökünüze kadar çürümüşsünüz diyebiliyor.
a match made in heaven- architects
''söylesene bana, değdi mi bunlar krallığının büyümesine?
kim kaldı geriye zararı hesaplayacak?
yıkıntıların altında kaybedilen hayatların hikayeleri yatıyor.
şimdi biz gittik, iz bile bırakmadan.
ama onların asla yerine koyamayacakları bir şey aldık onlardan''
-abd özgürlük getirmeye girdiği ülkelerden insan hayatları alarak çıkmıştır. ölen insanlar asla geri gelmeyecektir, geriye kalanlar asla tam olmayacaklardır.
''cennette yapılan savaş, cehennemin yolunu açtı.
bu yoldan daha önce yürüdük.
soğuk kanlı intikam,
sizin devriminize sıçayım.''
-vietnam, kore ve ortadoğu savaşları.
''barışı çiğniyorsunuz ve savaş olarak tükürüyorsunuz.
kapıda bekleyen kurdu besliyorsunuz.
kökünüze kadar çürümüşsünüz''
-işidi, boko haram'ı, talibanı, uzakdoğu dikdatörlerini fonlayan ve besleyen abd ve avrupa devletleri.
''tetiğin üzerinde parmak izlerini bulduk,
eğer zalim diktatör nerede diye arıyorsan, aynaya bak''
-zalim ve katil diktatörleri besleyip, onlar adına muhalifleri öldüren abd ve batı devletleri. asıl zalimler kim belli.
''en başından beri biliyordun, kanser sıçrayacak,
başına ödül koydukları zaman şaşırma''
-bu terör örgütlerini fonlayan devletlerin, etki alanındaki ülkelerde terörün yaygınlığı ve en sonunda kendi ülkelerinde bombalar patlaması.
''üzgünüm çocuk, evini yokettik
aileni katlettik, artık kendi başınasın.
kafamız kuma gömük,
domino taşları gibi düşüyor,her şey plan dahilinde''
-dünyanın farklı yerlerinde terör ve savaşlar yüzünden yetim ve öksüz kalan çocuklara, bu çocukları ailesiz bırakan devletlerin yaklaşımları. umurlarında değil.
korkmayın.
geçmişini hatırlamayanlar, onu tekrar yaşamak üzere lanetlenmişlerdir.
devamını gör...
gut hastalığı
"kralların hastalığı ve hastalıkların kralı" olarak adlandırılır. hipokrat zamanından (mö 5.yy) beri bilinmektedir. ürat (monosodyumürat monohidrat) yada ürik asit kristallerinin birikimi ile ortaya çıkan, akut ve tekrarlayan artrit ataklarıyla karakterize bir klinik tablodur. erkeklerin yaklaşık %0.7, kadınların %0.1’inde gut görülür. en çok 45 yaş üstü erkeklerde ve obezlerde görülür. ataklar çok hızlı olarak gelişir ve ilk atak genellikle gece olur. tüm romatizma türleri içinde en ağrılı olanıdır.

gut hastalığı dört klinik evreden oluşur;
1. asemptomatik hiperürisemi (gut’a göre 10 kat daha yaygın):hastalık değil, sadece bir risk faktörüdür. serum ürat konsantrasyonunun >6.8mg/dl olması ile ürat kristalleri oluşmaya başlar ve bu kristaller organ hasarına katkıda bulunur. bu durum genellikle tedavi gerektirmez ancak; hastanın böbrek fonksiyonlarının yakından izlenmesi gereklidir.
2. akut gut artriti: eklem çevresinde yeterli ürat kristali oluşumu ve bazı travmatik tetikleyicilerin kristalleri eklem arasına salmalarından sonra hasta akut gut atağı şeklinde, genellikle monoartiküler(ayak baş parmağı eklemi ve diğer küçük ayak parmakları, ayak bileği, dirsek ve diz eklemleri) ve düşük dereceli inflamasyon ile gözlenen, kendiliğinden geçip tekrar oluşma eğilimindeki ataklardır.
3. kritik evre: gut ataklarının akut alevlenmeleri arasında geçen süredir, eklemlerde kristaller hala mevcuttur.
4. ilerlemiş gut / kronik tofüslü gut / gut nefropatisi: kontrol edilemeyen hiperüriseminin, kronik artrit ve tofüs ile karakterize uzun dönem komplikasyonlarını içerir. tofüs, vücutta farklı yumuşak dokularda birikir. genellikle bu evre, (tedaviler sebebiyle hastalarda) gözlenmez. ancak; etkili tedavi sağlanamazsa ciddi komplikasyon olan gut nefropatisi gözlenebilir.
gutlu hastaların %10-20’sinde fizik muayenede saptanabilen tofüs gelişmektedir. ilk artrit atağından 10-15 yıl sonra ortaya çıkar. en sık görüldüğü yerler dış kulak, aşil tendonuve olekranon bursaları’dır. saf ürat içerirler. tofüslerin kendileri ağrısız olmasına karşın, eklem içinde ve çevrelerinde bulunmalarından dolayı eklem hareketlerini kısıtlarlar ve artropatiye neden olurlar.

gut hastalığı dört klinik evreden oluşur;
1. asemptomatik hiperürisemi (gut’a göre 10 kat daha yaygın):hastalık değil, sadece bir risk faktörüdür. serum ürat konsantrasyonunun >6.8mg/dl olması ile ürat kristalleri oluşmaya başlar ve bu kristaller organ hasarına katkıda bulunur. bu durum genellikle tedavi gerektirmez ancak; hastanın böbrek fonksiyonlarının yakından izlenmesi gereklidir.
2. akut gut artriti: eklem çevresinde yeterli ürat kristali oluşumu ve bazı travmatik tetikleyicilerin kristalleri eklem arasına salmalarından sonra hasta akut gut atağı şeklinde, genellikle monoartiküler(ayak baş parmağı eklemi ve diğer küçük ayak parmakları, ayak bileği, dirsek ve diz eklemleri) ve düşük dereceli inflamasyon ile gözlenen, kendiliğinden geçip tekrar oluşma eğilimindeki ataklardır.
3. kritik evre: gut ataklarının akut alevlenmeleri arasında geçen süredir, eklemlerde kristaller hala mevcuttur.
4. ilerlemiş gut / kronik tofüslü gut / gut nefropatisi: kontrol edilemeyen hiperüriseminin, kronik artrit ve tofüs ile karakterize uzun dönem komplikasyonlarını içerir. tofüs, vücutta farklı yumuşak dokularda birikir. genellikle bu evre, (tedaviler sebebiyle hastalarda) gözlenmez. ancak; etkili tedavi sağlanamazsa ciddi komplikasyon olan gut nefropatisi gözlenebilir.
gutlu hastaların %10-20’sinde fizik muayenede saptanabilen tofüs gelişmektedir. ilk artrit atağından 10-15 yıl sonra ortaya çıkar. en sık görüldüğü yerler dış kulak, aşil tendonuve olekranon bursaları’dır. saf ürat içerirler. tofüslerin kendileri ağrısız olmasına karşın, eklem içinde ve çevrelerinde bulunmalarından dolayı eklem hareketlerini kısıtlarlar ve artropatiye neden olurlar.
devamını gör...
günahların için allah'a savunma yaz
ilgili savunma yıllar önce aşık veysel tarafından yapılmış olup; pentagram tarafından da bir kısmı seslendirilmiştir.
şöylelemesine bırakıyorum, faydalanın...
''bu âlemi gören sensin
yok gözünde perde senin
haksıza yol veren sensin
yok mu suçun burda senin
kâinâtı sen yarattın
her şeyi yoktan vâr ettin
beni çıplah dışar'attın
cömertliğin nerde senin
evli misin ergen misin
eşin yoktur bir sen misin
çarh-ı semâ nûr sen misin
bu balkıyan nûr da senin
kilisede despot keşiş
is'allah'ın oğlu demiş
meryem ana neyin imiş
bu işin var bir de senin
kimden gorhtun da gizlendin
çok arandın çok izlendin
göster yüzün çok nazlandın
yüzün mehrem ferde senin
binbir ismin bir cismin var
oğlun kızın ne hısmın var
her bir renkte iresmin var
nerde baksam orda senin
türlü türlü dillerin var
ne acâyip hallerin var
ne garanlık yolların var
sırat köprün nerde senin
âdemi sürdün bahmadın
cennette de bırahmadın
şeytânı niçin yahmadın
cehennemin var da senin
veysel néden ahlın ermez
uzun kısa dilin durmaz
eller tutmaz gözler görmez
bu acâyip sır da senin...''
şöylelemesine bırakıyorum, faydalanın...
''bu âlemi gören sensin
yok gözünde perde senin
haksıza yol veren sensin
yok mu suçun burda senin
kâinâtı sen yarattın
her şeyi yoktan vâr ettin
beni çıplah dışar'attın
cömertliğin nerde senin
evli misin ergen misin
eşin yoktur bir sen misin
çarh-ı semâ nûr sen misin
bu balkıyan nûr da senin
kilisede despot keşiş
is'allah'ın oğlu demiş
meryem ana neyin imiş
bu işin var bir de senin
kimden gorhtun da gizlendin
çok arandın çok izlendin
göster yüzün çok nazlandın
yüzün mehrem ferde senin
binbir ismin bir cismin var
oğlun kızın ne hısmın var
her bir renkte iresmin var
nerde baksam orda senin
türlü türlü dillerin var
ne acâyip hallerin var
ne garanlık yolların var
sırat köprün nerde senin
âdemi sürdün bahmadın
cennette de bırahmadın
şeytânı niçin yahmadın
cehennemin var da senin
veysel néden ahlın ermez
uzun kısa dilin durmaz
eller tutmaz gözler görmez
bu acâyip sır da senin...''
devamını gör...

