eşşek hoş laftan ne anlar diyerek silinen tanımlardır. sözlükte arada sırada yapılır.
devamını gör...

geri gelmeyiş.
devamını gör...

unutmak, ne büyük mucize...

"insan kulağı ancak 20 hertz ile 20 bin hertz frekans aralığındaki sesleri duyabilir. diğer sesleri duysaydı muhtemelen çıldırarak can verirdi"

tıpkı bu durumda olduğu gibi, yaşadığım kötü şeyleri, mucizevi bir şekilde, unutmasaydım mutsuzluğun dayanılmaz ıstırabına katlanmam mümkün olamayacaktı.

filhakika bu mucize günün birinde başıma bela olacak. tuvaletin yolunu bulamaz olacağım. çocuklarım bana bakmak istemeyecek, hayatlarını zehir edeceğim. bu tatlı unutmak eylemi, bütün hayatımı mis gibi geçirmemi sağlayan minnoş şey, farkına varmadığım ancak etrafımdakilerin hayatını zehir eden bir kabusa dönüşecek.

bu mucizenin kümülatif artışı, içinden acı fışkıran fıskiyenin kaynağı olacak ve fiyakasız bir ölüm beni bekleyecek.

unutmak, ne büyük mucize...
devamını gör...

insanlar...
devamını gör...

geçici bir süre bilinç kaybı yaşayan beynin kendisini kapatarak vücudun olduğu yere yığılma durumu.
devamını gör...

(bkz: kafa matik)
devamını gör...

müslümden nilüfer dicektim de herkes yabancı yazmış nskfnskdjdkdk. çok garip kalcak şimdi bu şarkı.
"zamanın eli değdi bize çoktan değişti her şey aynı değiliz ikimiz de zaaflarına bir gece hatalarına bir nilüfer sevgisizliğine bir kalp verdim artık geri ver geri veremezsin aldıklarını artık geri ver
geri verilmez hiçbir yanılgı yokluğuma emanet et sende benden kalanları
her şeyi al bana beni geri ver bir şansım olsun başka yer başka zaman sensiz ömrüm olsun...." sizi bilmem ama benim bundan başka bi şarkı dokunur mu yüreğime sanmam.. sensiz ömrüm olsun diyor adam...
devamını gör...

grup anemi şarkısı.



peşin edit : g*t yazdığımız için başlık silen moderasyon hadi siktir başlığına izin verirse ve müzik diye tag koyarsa, o başlığın emsal alınarak bu başlığa ve şarkıya da aynı şekilde davranılmasını talep ediyorum.

o da şarkı bu da şarkı, o da küfür bu da..
devamını gör...

murathan mungan'ın öykü(ler) kitabıdır.
yüreğinize okurken kor düşmemesi imkansızdır, insan kalabildiyseniz.
her öyküsü boğazına takılır. insanın, insana yaptığına bir kez daha hayretinle beraber şaşar kalırsın.

yazarın ön sözde dediği gibi "zihniyetlerdir, kirli olan."

--- alıntı ---

''... edebiyat kin tazelemek için değil, hafıza tazelemek için yapılır. iyi edebiyat insanlara gerçekleri algılama, hakikatleri üstlenme, sorumluluk alma, gerçeğe dayanma gücü kazandırmak ister. kırımları, kıyımları, katliamları halklar yapmaz, zihniyetler yapar. barbar olan iktidarlar ve onun kurumlarıdır. sosyolojik kumaşı amaçlarını gerçekleştirmek için devletin ideolojik aygıtlarıyla dokumak, ''iktidar olma''nın polikasıdır. bu nedenle mücadele edilmesi gereken halkalar, uluslar değil, zihniyetlerdir. iyi edebiyat bunu bilir, bunu gösterir...''

--- alıntı ---
devamını gör...

kaba insanlar.
devamını gör...

verem'den ölmeden önce ingiltere veiskoçya'da konserler vermiştir.
devamını gör...

'belki de seninle aynı cümleye gülümsemiş , aynı cümleye takılıp kalmışızdır . belki de farklı cümlelerdir bunlar . olsun , düşüncelerimiz , sevdiklerimiz , sevmediklerimiz aynı ya da farklı farketmez . ne olursa olsun seni çok seviyorum . ' yazardım şuan . ama her an her kişiye göre değişir dediğim başlık .
devamını gör...

geceye bir göbek bıraktığım başlık.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
cokcok beyefendi bugün beni seçti pek bahtiyarım.
o da beni seviyor galiba aman sabahlar olmasın.

herkeslere huzurlu, tatlı, en bi güzel uykular.
rüyanızda cokcok'u görün emi?
sevgiyle kalın dostlar... *
devamını gör...

normalde latin harfleriyle yazılmayan bir dilin* öğrenimi ve okunması kolaylaşsın diye latin harfleriyle yazılması işi ve bunun için getirilen kurallar bütünü.

---

bir de ek bilgi: bizim kültürümüz için tek bir istisnası vardır, osmanlıca.

mesela:

عشق اميش هر نه وار عالمده
علم بر قيل و قال اميش انجق

yukarıda okuduğunuz fuzûlî alıntısının çevirisi şu şekildedir:

aşk imiş her ne var âlemde
ilm bir kîyl-ü kâl imiş ancak


görüldüğü üzere, yaptığımız işe her ne kadar "osmanlıcadan çeviri" desek de*, aslında çevirmeyiz; transkripte ederiz, romanize etmiş oluruz. normalde çeviri tabirinden anlamamız gereken olsa olsa günümüz türkçesiyle anlaşılabilir hâle getirmek olmalıydı. o da şöyle bir şey olurdu:

evrende her ne varsa aşkmış
ilim yalnızca bir dedikodudan ibaretmiş


osmanlıca hakkındaki kötü düşüncelerimi [#237019] hâlâ bütün benliğimle korumakla birlikte, buradan tarihçi meslektaşlarıma sesleniyorum: "ey tarihçiler, kendinize gelin."
devamını gör...

21. yy'da varlığımın kokuştuğunu aynaya bakmadan görebiliyorum. artık bir kanalizasyon faresinin dedikodularına bile konu olamıyorum. odamdaki kılıç çiçeği tozlanmış, balıklarımın yemini vermeyi unutmuşum gibi hissediyorum. en yakın arkadaşımı kaybetmiş ,aslında hiç bulamadığını anlayamamışım gibi. kulaklığımı düşürdüğüm koltuk kenarına geçen sene bıraktığım umutlarımı çorabımın teki ile birlikte bulmama vesile olduğu için teşekkür ediyorum. camımın önündeki menekşeler solmuş, kumrular artık şafakta penceremi ziyaret etmez olmuş. sivri dilim bile kesmez olmuş tenimin nemini. var neyleyim sensiz bedenimi. zat-ı muhterem tekilim, şahtı şahbaz gönlümün ehval'i olmuş.
sirtaki yapmak isteyen bir palyoçaya minnetlerim bunlar. kalk hadi -
rakı içelim,
çifte telli oynayalım,
mutlu olalım.
devamını gör...

bu ülkenin açık görüşlü gençlere ihtiyacı var. bununda dinle ne ilgisi var allah aşkına, benim bilim üretmem için müslüman mı olmam lazım, çok saçma. biz laik bir ülkede yaşıyoruz devletin görevi din,dil,ırk veya cinsel yönelim farketmeksizin herkesin hakkını koruması. sonra diyorsunuz ki neden yurtdışına beyin göçü oluyor, olur tabi ki bu şekilde davranırsanız. insanların başka çaresi kalmıyor mecbur kalıyorlar, her gün kadınlar tacize uğruyor metroda ve ya otobüste, onlara dik dik bakan hanzolara katlanmak zorundalar mı tabi ki gidecekler peki erkekler her gün karısıyla yolda yürürken acaba başıma bir şey gelir mi korkusuyla yaşamak zorundalar mı tabi ki gidecekler. herkes attığı tweetten bile korkar oldu ben neden yaşamak isteyeyim bu ülkede, yok benim değerlerim falan diyorsunuz da bunlar müslüman olmayanı ilgilendirmiyor ki siz önce saygı göstereceksiniz ki onlarda saygı göstersin. ben de müslümanım ama kimsye hakaret etmemeyi öğrendim neden sadece müsümanları eleştiriyorum biliyor musunuz çünkü bu hataları en fazla yapan yine müslümanlar ,insanları ötekeleştiren herkesi kafir ilan eden yine müslümanlar. bırakın eğer cehenneme gideceğini düşünüyorsunuz kendi kararı zaten sanki yanacak olan sizsiniz. hepsi için geçerli değil ama okumamış çoğu müslüman çok katı bazı konularda ve o yüzden de çok büyük acılar çektik.
devamını gör...

banu kırbağ'ın 1998 yılı yapımı türküler yolladım sana albümü.
en güzel şarkısı defaatle dinlenesi... *
"gönül senin derdindeyim
yine gece ardındayım
yetiş imdadıma çarem
yine istim üstündeyim."
devamını gör...

id ve süperego dengesi için ego'ya sahip çıkalım ki zihinsel sağlamlığını evine götürebilsin, evinde bir keyif çayı içebilsin.
devamını gör...

"en uzun yoldur insanın içi "

cahit zarifoğlu
devamını gör...

guillermo del toro'nun 2006 yılında gösterime giren, ''büyülü gerçeklik'' tarzının başyapıtlarından birisi olan filminin türkçe adı.

orjinal adı ise''el laberinto del fauno''...

film ispanya iç savaşının henüz yeni bittiği ve franco rejiminin ispanyol halkının tepesine kabus gibi çöktüğü bir dönemi, küçük bir kız çocuğunun gözünden anlatıyor. bunu öyle bir şekilde yapıyor ki, bir yandan ''ay carmelo''nun tüm melodisi kulaklarınızın içerisinde dans ederken, öte yandan ''küçük prens''in gözünden yıldızlara bakıp, yine onun gözünden yıldızların çiçek açtığını görüyorsunuz.

fantastik bir dünyayı baz alarak, gerçek bir dünyanın politik taşlaması nasıl yapılır sorusunun beyaz perdedeki yanıtı tartışmasız ''pan'ın labirenti''dir.

filmi izlemeyenler de olduğunu düşünerek, mümkün mertebe ipucu vermekten uzak durmak iyi olacak. o yüzden karakterleri ve karakterlerin kimi/neyi temsil ettiği kısmına hiç girmeyeceğim.

zira herkes, kendi dünya penceresinden bakıp, gerekli eşleştirmeleri yapacaktır diye düşünüyorum.

onun yerine filmle ilgili bir kaç anekdot aktarmak daha isabetli olacaktır sanırım.

filmin ismiyle başlayalım. yönetmen'in de altını çizdiği üzere filmin adının, ingilizce ''pan’s labyrinth'' olarak çevrilmesi aslında bir çeviri hatası.

filmin orjinal isminde geçen ''fauno'' esasen roma mitolojisindeki ''faun''. pan ile benzerlikleri olsa da, onu yunan mitolojisinde karşılayan karakter ''satir''ler. filmi izlerken bu nokta göz önünde bulundurulmalı zira filmi ilk izleyişimde ben de aynı yanılgıya düşmüştüm ve bu durumu filmdeki bir açık olarak değerlendirmiştim. tabi baltayı taşa vurduğumuzu sonrasında öğrenmiş olduk. ***

filmin müziklerini javier navarrete yapmış ki, filmden sonra dinlediğinizde bile sizi farklı diyarlara götürüyor.

''pan'ın labirenti''ni izlediyseniz, ''şeytan'ın belkemiği''ni de izlemenizde fayda olacaktır. her iki filmi izlememiş olanlar içinse mantıklı olan önce ''şeytan'ın belkemiği''ni izlemek olacaktır. böylece hem ''pan'ın labirenti'' hakkında bir sürü teori üretebilme fırsatı elinize geçecek, hem de dost meclislerinde tartışacak güzel bir mevzunuz olacaktır.

şu güzel görseli de ekler kaçarım... herkese iyi seyirler **

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim