uyku ile ilişkili olan, istirahat anında ayak ve bacaklarda rahatsız edici bir his ortaya çıkar. bu his, hastada bir hareket bozukluğuna sebep olur.

hastalığın emareleri, akşam olduktan sonra oturur veya yatar pozisyonda ortaya çıkıyor ve daha çok da uykunun yoğun olduğu saatlerde artıyor . hastalık, ileri aşamaya geldiğinde günün öteki saatlerine de yayılıyor. daha çok bacaklarda, sık bir biçimde diz aşağısı ve baldırlarda, bazen de diz üstünde ve arkasında, hatta ayaklara doğru farklı bir his oluşuyor.

nörolojik kaynaklı bir hastalık olmasına karşın, hastaların şikayetleri dinlenerek tanı konulmaktadır. hastalar, bu hissi tarif ederken zorlanıyorlar. ağrı değil ama bacakların içinde solucan dolaşıp huzursuz ettiği, bacakların çekildiği, bacaklarda titreme olduğu gibi şikayetlerde bulunuyorlar. bu da hastanın bacaklarını hareket ettirme gereksinimine yol açıyor. çare olarak, yataktan kalkıp evin içinde yürüyüş yapıyorlar, bazen de sıcak veya soğuk suyu bacaklarına tutarak rahatlamaya çalışıyorlar. hareket ve masaj yoluyla rahatsızlık veren bu his tamamen veya bir nebze de olsa uzaklaşıyor.
devamını gör...

kuşkusuz en tepeye adı yazılır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

haram olan gıdalar.
tercih etmediğim bir dünya gıda var ama aç kalsam yerim. açken ben ben değilim çünkü.
devamını gör...

çok zor, çok sancılı, hakikaten berbat bir durum vardır ki bir o kadar da gülünçtür ve kontrolünüzden çıkan kıkırdama ile suçluluk duygunuz eş zamanlı olarak açığa çıkar. bir anda gözünüz dolar ve kahkahayı yapıştırırsınız. bir o kadar da gerçek ve insani durumdur aslında.
devamını gör...

dün akşam dijital derginin çıktığını bende tüm arkadaşlarımla beraber öğrendim. ilk teşekkürümü ve tebriğimi, bu güzel röportajı benimle yapan sevgili karambol’e yapmak istemiştimki kendisinin kafa izninde olduğunu öğrendim. en kısa sürede burada olmasını bekliyoruz. teşekkürümü buradan kendisine iletmek istiyorum. öncelikle; (bkz: karambol), (bkz: eniyisipencere), (bkz: robnaja), (bkz: ölmedim ama hafif sürünüyorum)’ a sonrada bilmediğim emeği geçen yazan, okuyan herkese teşekkür ederim.
devamını gör...

2015'ten beri zevkle dinlediğim kıvırcık kardeşim.
kimsenin suçu yok , gitmem gerek favorilerim.
slow parçalarını çok beğeniyorum çünkü anılarımla bağdaşıyor.
devamını gör...

-her şeyinizi anlatmayın.
-onsuz yapamayacakmışsınız gibi davranmayın.
-beklentiye girmeyin.
-her şeyinizi ona adamayın.
herkes bir gün gider arkadaşlar, yaralarınızdan vururlar ve hiç yokmuşsunuz gibi davranırlar. kendinizi geliştirin, hayatınızın merkezi siz olun, huzurlu günler efendim.
devamını gör...

amerikalı besteci, orkestra şefi ve 100'den fazla film müziğinin* orkestratörüdür. koro ve elektronik unsurların entegrasyonu ve kelt müziği ile ilişkili motifleri sıkça kullanmasıyla bilinir.

bu adamın nasıl bir beyni nasıl bir hayal gücü vardı, merak etmemek imkansız. 2015 yılında aramızdan ayrılmıştır. böyle insanların artık üretmiyor olması gerçekten üzücü..*

favorim
devamını gör...

internetin derinliklerinde ortaya çıkmış yaratıcı küfürbaz alemin dayısı alemin reyizidir. en son twitchte yayın açmaya başlamıştı şu an ne yapıyor bilmiyorum. ayrıca eski sevgilimin attığı uzun mesaja sönmez reyizin kim okuyacak lan bunu videosunu gönderdiğim için kavga etmiştik.
devamını gör...

arkadaşlar, siz eski sevgilinizi özlemiyorsunuz.

eski günlerin, güzel olanlarını özlüyorsunuz.

kişiden bağımsız.
devamını gör...

francis bacon’ın “iyilikle huy güzelliği üstüne” denemesinde bu kişiler şu şekilde mevzu bahis oluyor;

“kötülüğün zararsız türü, terslik, dikbaşlılık, karşıtlık, uzlaşmazlık gibi durumlarda göze çarpar, ama daha tehlikeli bir türü çekememezlik ile kin gütmedir. böyleleri, başkalarının uğradığı yıkımlardan kıvanç duyarlar, yıkılanı daha da yıkmaya bakarlar. lazarus’un yaralarını yalayan iyi köpeklerden daha çok, her açık yaraya vızıldayarak üşüşen sinekleri andırırlar. bu insan düşmanı misanthropelar başkalarını kendini asacak duruma getirir, ama bahçelerinde dalından asılacak bir ağaç da bulunmaz , timon kadar bile olamazlar.”

görüldüğü üzere misanthrope kelimesi , asosyal , borderline kişilik bozukluğu ve benzeri durumlardan muzdarip kişileri karşılamıyor. örneğin, çoğu asosyal kişinin kötülüğü içe dönük iken misanthropelarınki dışa dönüktür. bazı kaynaklarda “insanlardan hoşlanmayan, onlara güvenmeyen ve onlardan kaçan kimse” olarak çevrilip daha genel bir anlama sahip olsa da bacon’ın dediği gibi insan düşmanı olarak algılansa daha yerinde olur.
devamını gör...

türkiye'deki ormanlarda en fazla meşe ağacı bulunuyor. ikinci sırada ise kızılçam ağacı var.

meşe ağaçları genellikle karadeniz, marmara, ege ve doğu anadolu bölgelerinde yoğunlaşmaktadır.
akdeniz ikliminin tipik bitkilerinden olan kızılçam ağaçları ise akdeniz, ege ve marmara bölgelerinde yayılış göstermektedir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: hallederiz kadir)
devamını gör...

yine başkalarının derdini düşünüyor bu yazarlar,bırakın onlar karar versin kime sığınacaklarına.
devamını gör...

aşağıya kendi entrymden(şuradan) bir alıntı bırakıyorum ama epey uzun. okunması gerekmiyor.

kısa bir özet çıkarmak gerekirse: zaman.
tuhaf gelecek kulağa ama akıp gidiyor. yaşam herkesi ve her şeyi etrafa saçıyor, tıpkı evrenin entropi yasası gibi zamanda ilerledikçe daima daha çok dağılıyoruz.
filozofların büyük çoğu, aydınlanma iddiasında olanlar, dervişler, ermişler, sahte peygamberler mutluluğu formülize etmeye çalışıyor. bu yanlış.
mutluluk sabun köpüğüdür. yaşamın doğal hali mutsuzluk üzerine kuruludur. ilerlemeyi de bu mutsuzluk haline ve acıdan kaçma güdüsüne borçluyuz zaten.
bir yerde okumuştum sanırım. bilim insanları üretilecek olan robotlara "acı duyma" özelliği koymayı düşündüklerini söylemişler. bu bilgiden pek emin değilim ama bu doğru bir fikir. çünkü acı çeken robot kendisini korumayı öğrenir.
bizi de kim kurduysa bu şekilde acı çekebilmemizi, mümkünse mutsuz olabilmemizi istiyor. mutsuzluk kötüdür ama sanıldığı kadar kötü değildir.

burada bir asketizm propagandası yapmıyorum ama. mutsuz olun, acı çekin demiyorum. bunu anlayın isterim sadece. mutsuzluk doğaldır. doğa üstü olan mutluluk zaten. o yüzden kimi dinler bu işin nihai halini postyaşam evresine bırakmıştır. çünkü yaşama entegre olabilecek bir şey değil bu.
kitap önerisi: cesur yeni dünya

neden mutsuzuz? çünkü yaşam akmaya devam ediyor, zaman daralıyor ve bedenim evrenle beraber dağılmaya devam ediyor.


cioran çürümenin kitabı'nda şöyle der; “ham varoluşun ötesinde inşa ettiğimiz her şeyi, dünyaya bir fizyonomi veren muhtelif tüm kuvvetleri, mutsuzluk’a borçluyuzdur -çeşitliliğin mimarı, eylemlerimizin anlaşılır etkeni.
onun çemberine girmeyen şeyler bizi aşar: altında ezilmediğimiz bir olayın bizim için ne anlamı olabilirdi ki? gelecek, bizi harcamak için bekler: ruh artık varoluşun sadece çatlamasını kaydeder ve duyuların hala titreşmesi için kötülük beklentisi gerekir..."

insanlar ne kadar farkında bilmiyorum ama inanılmaz bir bakış açısı bu. ben hala yaşıyorsam hala bu yaklaşımı benimsediğim için nefes alıyorum. başıma gelen her şeyi, yaşadığım tüm deneyimleri ve yıllardan beridir süregelen ve bir türlü yenemediğim mutsuzluk ve tatminsizlik hissini bir lütuf gibi gördüm hep.
şu an olduğum hali mutsuzluğuma borçluyum. buna şükrederken bugün artık limiti tükettiğimi hissediyorum.

...

hepimiz her şeyin daha çok başındayız her zaman ve bu beni çok korkutuyor.
yaşam; mutluluk ve acı üzerine kurulu bir sarkaca benzer. doğu felsefesi bu sarkacın aynı zamanda bir denge üzerine kurulu olduğuna inanıyordu. yalan! külliyen yalan bu. mutluluk ve acı denklemleri bir denge üzerine kurulu değiller. keşke öyle olsaydı.
mutluluk da acı da genel ortalamaya bakar ve istisnaları görmezden gelirsek uzun vadede sürekli artan değerlerdir.

sıradan bir insanın doğumundan ölümüne tüm hayatını ele alırsak mutluluk da acı da sürekli artarak birikir. ama burada küçük, çok ufacık bir detay var ki hayati bir önem arz ediyor.

mutluluk ve acı birikintisini matematiksel bir fonksiyon olarak ele alırsak eğer, mutluluğun artışı logaritmik olurken acının artışı da geometrik olarak birikir.

bu ne demek biliyor musunuz?

çoğunuzun hayatı mutluluğu yakalamak ve acıdan kaçmak üzerine kurulu olduğu halde aslında istatistiksel olarak geçen her zamanda koşar adım acıya yaklaşıyoruz demektir.
zaman ilerledikçe çuval çuval acı biriktirirken elde ettiğimiz mutluluk birikintisi de bir avuç tortudan ibaret kalıyor.
aslında mutlu olmaya değil mutsuzluğa programlanmış canlılarız. bunu uyuşturucu kullanmaya başlayan insanların giderek dozu artırarak kendi eşiklerini yükseltmelerinden ve giderek daha çok dibe çekilmelerinden gözlemleyebilirsiniz.
bu örneği kasten verdim nöropsikyatrik açıdan mutluluk da bir çeşit uyuşturucudur çünkü. benzer etkiler gösterir insan beyninde.
devamını gör...

karışık çerezdeki "antep fıstığı", gökyüzündeki kayan yıldız, sakızdaki kısa ömürlü aroma, pizzadaki ekstra mozarella, bahar ve geç gelen yazdaki ıhlamur kokusu, ilk defa dinlenen bir şarkıya tutulma ve ilk defa okunan bir kitaba kendini ait hissetme, yolda yürürken "random" birinin size gülümsemesi, sokaktaki kedinin sizi görünce kuyruğunu dikip soluğu yanınızda alması vs gibi ufak detayların da gizli öznesi ve tadında olan.

ama biz kısaca "o" diyoruz.
devamını gör...

w...
sonrası yok bende.

t: benim elendiğim başlık.
devamını gör...

ben ve sigarayı bırakmaya çalışmak.
devamını gör...

genelde şöyledir :kaç net yaptın knk?
-iyi knk
-eyvallah,görüşürüz.
ya da
-silgi var mı?
-var
-teşekkürler
en sonunda ise
-iyi akşamlar
-iyi akşamlar,güle güle.
devamını gör...

sakalinizi kesin de yuzyuze konusalim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim