aileyle asla anlaşamayıp hep farklı kafalarda olmak
(bkz: kuşak çatışması)
devamını gör...
yazarların sevdiği çiçekler
sümbül-öyle güzel bir koku olamaz.
gül- gerek kokusu gerek görüntüsü ile çiçeklerin kraliçesi
lale- inanılmaz estetik bir çiçek , ayrıca kültürümüzdeki yeri çok hoşuma gidiyor.
hanımeli- kokusu oldukça cezbedici. bir de çocukken bunun balını yerdik.
edit :
#1611254 no 'lu tanımın hatırlatması ile lavanta : muhteşem kokulu, sakinleştirici çiçekler... sevmemek mümkün mü?
gül- gerek kokusu gerek görüntüsü ile çiçeklerin kraliçesi
lale- inanılmaz estetik bir çiçek , ayrıca kültürümüzdeki yeri çok hoşuma gidiyor.
hanımeli- kokusu oldukça cezbedici. bir de çocukken bunun balını yerdik.
edit :
#1611254 no 'lu tanımın hatırlatması ile lavanta : muhteşem kokulu, sakinleştirici çiçekler... sevmemek mümkün mü?
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
sözlük için iyi niyetle yapıldığını düşündüğüm (ki başlığı açan arkadaş da bunu belirtmiş) ama yanlış anlaşılmaya da açık (ki öyle olduğu da görülmüş) bir çağrı içeren gözlemler.
artık abi mi demeliyim, siz mi bana abla demelisiniz, o kısmını şu an bilmiyorum. çok da önemli değil, takılmayayım buna.
yazının ilk birkaç paragrafı konusunda hemfikiriz.
sonrasına gelince...
bahsi geçen türden skor listelerini onaylamayan ama bir şekilde genelde ilk 5'te olan biri olarak 1-2 kelime edeyim isterim. açıkçası burada bulunma nedenim, herkes gibi kendimce geçerli olan ama başkalarınca yeterli bulunamayacak türden bir neden: yazmak, bildiklerimi paylaşmak. bunu yaparken etliye sütlüye karışayım ya da karışmayayım diye özel bir güdüye sahip değilim.
bazen yanlış olduğunu düşündüğüm bir şey görürsem kendimce fikrimi belirtip muhalefet ederim, bazen gözümden kaçar, bazen de bilerek karışmam. tamamen o anki ruh halimle ilgili bu, çünkü hepimizin sözlük dışında da bir hayatı var ve tabi ki her dakika gerginlik kaldıracak, bir şeylere karışacak durumda olmayabiliyoruz. hele de dediğiniz gibi, bu kadar çok şeyin ters gittiği bir ülkede...
ancak aslında tam da bu noktada devreye, yazının başındaki yaş konusu giriyor. bu ülkenin belli yaş üzeri insanları ciddi anlamda siyaset yorgunu... ben de onlardan biriyim.
siyasetle yatıp siyasetle kalkan bir ülkeyiz ve bizi buna o kadar alıştırmışlar ki, normal sanıyoruz böyle yaşamayı. oysa mesela avustralya'da ya da ne bileyim yeni zelanda'da insanlar böyle yaşamıyor. sadece kendi hayatlarını yaşayacak zamanları var. biz ise sürekli kavga gürültü...
ve inanır mısınız, ben bıktım ülkenin durumunu konuşmaktan da, etrafımda bunu görmeyen insanlara göstermeye çalışmaktan da. yoruldum insanların laf anlamamasından. bu ülkede yaşamaktan, siyasetten yoruldum. evde akşama kadar haber kanalları açık, sürekli aynı haberleri duymaktan da yoruldum. o yüzden ne bu sözlükte ne başka bir sözlükte siyasi konularda başlık da açmam, çok fazla yorum da yazmam. nadiren belirtirim kısa cümlelerle düşüncemi ama uzun uzadıya yazıp çizmem. bu, ülkede ne olup bittiğinin farkında olmadığımız anlamına gelmiyor. sadece sıradan ölümlüleriz ve bıktık...
ha diyorsanız ki siyaset sadece bir metafor, başka bir şeyi, sözlüğün yozlaştığını anlatmaya çalışıyorum, ona pek katkım olduğunu sanmıyorum açıkçası.
***
gündem belirleyen bir yazar değilim, yazının o kısmını üzerime alınmadım o nedenle. fakat yaşıma ve düşüncelerime uyan bir yer arayışı konusunda bir çeşit ortak paydadayız. ancak benim aradığım şey pek ülke gündemi sayılmaz. özellikle onu konuşmak isteyenlerle mesaj yoluyla onu da konuşurum, saygı çerçevesinde her türlü tartışırım ama genel olarak arayışım o yönde değil.
burada karşımıza şöyle bir sıkıntı çıkıyor (ki her ne kadar yazının genel ana fikrine katılsam da, katılamadığım kısmın nedeni de bu sıkıntı): hepimiz burada hayata bizim penceremizden bakan birilerini görmek istiyoruz ama hepimizin pencereleri farklı manzarayı görüyor. biz nasıl kendimize göre "biraz da siyaset konuşalım", "bugün de bilim konuşsak" gibi isteklere sahipsek, ne yazık ki ve hiç onaylamadığım bir şekilde birileri de sürekli olarak eğlenmek istiyor. yine ne yazık ki çoğunlukta olduklarından, her sözlükte rüzgar onlardan yana...
birçok sözlükte bunun mücadelesini kendi çapımın yettiği yere kadar vermeye çalıştım ama hiçbir şey değişmedi. burada da değişeceğinden şüpheliyim açıkçası. bu demek değil ki kimse mücadele etmesin, ben de etmeyeyim, burası da yozlaşsın ve bitsin... edelim tabi ama demek istediğim şu ki, insanların büyük kısmı aynı frekansta ve aynı görüşte olmadığı sürece bunu başarmak -imkânsız değil ama- çok çok zor. biz trollükten kaçıp yeni açılan yerlere hücum ederken, troller de aynı yerlerde trollük yapmaktan sıkılıp yeni açılan yerlere bizimle birlikte hücum ediyor çünkü. ben trollü eğlenceli başlıklar açan, okunması hoş olan esprili şeyler yazanlar anlamında kullanmıyorum. doğrudan bomboş başlıklar açanlar için kullanıyorum. kime göre neye göre boş demesin kimse, anladınız siz ne kastettiğimi.
bunu söyleyince eğlenceye karşı, mürebbiye ciddiliğinde birileri olduğumuz sanılıyor ama yanlış bir bakış açısı bu. eğlencenin 7/24 yani sürekli olmasına, her zaman ve her şeyin ama her şeyin önüne geçmesine karşıyız sadece.
"tüm bunları sen neden üzerine alınıyorsun? benim lafım sana ya da senin gibilere değildi zaten" de diyebilirsiniz. o zaman sağlık olsun derim. birkaç satır fazla yazı yazmaktan ellerimiz aşınacak değil sonuçta. *
artık abi mi demeliyim, siz mi bana abla demelisiniz, o kısmını şu an bilmiyorum. çok da önemli değil, takılmayayım buna.
yazının ilk birkaç paragrafı konusunda hemfikiriz.
sonrasına gelince...
bahsi geçen türden skor listelerini onaylamayan ama bir şekilde genelde ilk 5'te olan biri olarak 1-2 kelime edeyim isterim. açıkçası burada bulunma nedenim, herkes gibi kendimce geçerli olan ama başkalarınca yeterli bulunamayacak türden bir neden: yazmak, bildiklerimi paylaşmak. bunu yaparken etliye sütlüye karışayım ya da karışmayayım diye özel bir güdüye sahip değilim.
bazen yanlış olduğunu düşündüğüm bir şey görürsem kendimce fikrimi belirtip muhalefet ederim, bazen gözümden kaçar, bazen de bilerek karışmam. tamamen o anki ruh halimle ilgili bu, çünkü hepimizin sözlük dışında da bir hayatı var ve tabi ki her dakika gerginlik kaldıracak, bir şeylere karışacak durumda olmayabiliyoruz. hele de dediğiniz gibi, bu kadar çok şeyin ters gittiği bir ülkede...
ancak aslında tam da bu noktada devreye, yazının başındaki yaş konusu giriyor. bu ülkenin belli yaş üzeri insanları ciddi anlamda siyaset yorgunu... ben de onlardan biriyim.
siyasetle yatıp siyasetle kalkan bir ülkeyiz ve bizi buna o kadar alıştırmışlar ki, normal sanıyoruz böyle yaşamayı. oysa mesela avustralya'da ya da ne bileyim yeni zelanda'da insanlar böyle yaşamıyor. sadece kendi hayatlarını yaşayacak zamanları var. biz ise sürekli kavga gürültü...
ve inanır mısınız, ben bıktım ülkenin durumunu konuşmaktan da, etrafımda bunu görmeyen insanlara göstermeye çalışmaktan da. yoruldum insanların laf anlamamasından. bu ülkede yaşamaktan, siyasetten yoruldum. evde akşama kadar haber kanalları açık, sürekli aynı haberleri duymaktan da yoruldum. o yüzden ne bu sözlükte ne başka bir sözlükte siyasi konularda başlık da açmam, çok fazla yorum da yazmam. nadiren belirtirim kısa cümlelerle düşüncemi ama uzun uzadıya yazıp çizmem. bu, ülkede ne olup bittiğinin farkında olmadığımız anlamına gelmiyor. sadece sıradan ölümlüleriz ve bıktık...
ha diyorsanız ki siyaset sadece bir metafor, başka bir şeyi, sözlüğün yozlaştığını anlatmaya çalışıyorum, ona pek katkım olduğunu sanmıyorum açıkçası.
***
gündem belirleyen bir yazar değilim, yazının o kısmını üzerime alınmadım o nedenle. fakat yaşıma ve düşüncelerime uyan bir yer arayışı konusunda bir çeşit ortak paydadayız. ancak benim aradığım şey pek ülke gündemi sayılmaz. özellikle onu konuşmak isteyenlerle mesaj yoluyla onu da konuşurum, saygı çerçevesinde her türlü tartışırım ama genel olarak arayışım o yönde değil.
burada karşımıza şöyle bir sıkıntı çıkıyor (ki her ne kadar yazının genel ana fikrine katılsam da, katılamadığım kısmın nedeni de bu sıkıntı): hepimiz burada hayata bizim penceremizden bakan birilerini görmek istiyoruz ama hepimizin pencereleri farklı manzarayı görüyor. biz nasıl kendimize göre "biraz da siyaset konuşalım", "bugün de bilim konuşsak" gibi isteklere sahipsek, ne yazık ki ve hiç onaylamadığım bir şekilde birileri de sürekli olarak eğlenmek istiyor. yine ne yazık ki çoğunlukta olduklarından, her sözlükte rüzgar onlardan yana...
birçok sözlükte bunun mücadelesini kendi çapımın yettiği yere kadar vermeye çalıştım ama hiçbir şey değişmedi. burada da değişeceğinden şüpheliyim açıkçası. bu demek değil ki kimse mücadele etmesin, ben de etmeyeyim, burası da yozlaşsın ve bitsin... edelim tabi ama demek istediğim şu ki, insanların büyük kısmı aynı frekansta ve aynı görüşte olmadığı sürece bunu başarmak -imkânsız değil ama- çok çok zor. biz trollükten kaçıp yeni açılan yerlere hücum ederken, troller de aynı yerlerde trollük yapmaktan sıkılıp yeni açılan yerlere bizimle birlikte hücum ediyor çünkü. ben trollü eğlenceli başlıklar açan, okunması hoş olan esprili şeyler yazanlar anlamında kullanmıyorum. doğrudan bomboş başlıklar açanlar için kullanıyorum. kime göre neye göre boş demesin kimse, anladınız siz ne kastettiğimi.
bunu söyleyince eğlenceye karşı, mürebbiye ciddiliğinde birileri olduğumuz sanılıyor ama yanlış bir bakış açısı bu. eğlencenin 7/24 yani sürekli olmasına, her zaman ve her şeyin ama her şeyin önüne geçmesine karşıyız sadece.
"tüm bunları sen neden üzerine alınıyorsun? benim lafım sana ya da senin gibilere değildi zaten" de diyebilirsiniz. o zaman sağlık olsun derim. birkaç satır fazla yazı yazmaktan ellerimiz aşınacak değil sonuçta. *
devamını gör...
idam edilmeden söylenecek son söz
bir düşüncem yüzünden idam ediliyorsam "fikirlerime iyi bakın" derdim.
devamını gör...
çocukluğu hatırlatan yiyecekler
kaşığıyla birlikte satılan küçük çokokrem
devamını gör...
normal sözlük'teki kaos eksikliği
birçok kişinin "ya bir şey eksik ama ne?" dediği eksiklik bu işte. sözlükte hiç kaos yok, kavgaya izin yok. hep bir düzen, hep bir nizam var. böyle olmaz bu. biraz kaos olsun, skandal yaşansın. bu kadar insan sıkışmış bak, gerginiz hep. bu sıkışma, gerginlik kedi fotileriyle gitmez. bize arenanın kapılarını açın.
devamını gör...
kahkahayla gülmek
ortam yoktur benim. bu konuda da oldukça dengesizim. ya hiç gülmem ya da patlatıveririm kahkahayı. tutamam da kendimi. uzun süre olan mutsuzluğumu bastırmak ister gibi atarım kahkahaları.
devamını gör...
orhan pamuk'un rasim ozan kütahyalı ile çekilmiş fotoğrafı
karizma yüzdesinden koca bir pay gitmiş.
devamını gör...
bazı sözlük yazarlarının eleştiriye tahammülünün olmaması
eleştiri kaldıramıyorsan kimseyi eleştirmeye de hakkın olmamalı. sen çatır çatır eleştir, ondan sonra biri seni eleştirince de triplere gir. yok ya.
eleştiriden kastımın yapıcı eleştiri olduğunu belirtmeme gerek yok herhalde.
eleştiriden kastımın yapıcı eleştiri olduğunu belirtmeme gerek yok herhalde.
devamını gör...
at hırsızı (yazar)
adam gibi adamdır,sürekli paslaşırım.mesajınızı yanıtsız bırakmaz.
zaman zaman duygulansam da severek okurum paylaşımlarını.
müslüm gürses sever,iyi aşçıdır ve benim gibi "majesteleri" hayranıdır.
aynı kuşak olduğumuz için zevk ve tercihlerimiz de genelde uyuşur.hep var olsun.
zaman zaman duygulansam da severek okurum paylaşımlarını.
müslüm gürses sever,iyi aşçıdır ve benim gibi "majesteleri" hayranıdır.
aynı kuşak olduğumuz için zevk ve tercihlerimiz de genelde uyuşur.hep var olsun.
devamını gör...
yılmaz güney
eşinin kafasına meyve koyup ateş edecek kadar insanlıktan çıkmış biri ama bizim soft solcular ona "çirkin kral" lakabını vermiştir. yani siyasi görüşünüz sayesinde her türlü adam kabul edilirsiniz sağcısı solcusu farketmez ama kimse nasıl biri olduğunuza bakmaz.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının süper güçleri
100 lirayı saniyeler içinde yok edebiliyorum
devamını gör...
hiç kazıklı maria izlememiş insan
bu doğru bir pr taktiği değil. çoğunluğu yeni yazarlardan oluşan kitleyi başlık altına toplayıp izlemeyen insanlar için cahildir, ufku açılmamıştır, kültür sanatta geri kalmıştır diye aşağılayıcı ifadeler kullanırsanız izleme ihtimali olan kişiyi de kaybedersiniz. toplu tanım girmeyin demiyorum ancak neden izlenmesi gerektiğini anlatan tanımlar girin izlemeyenleri yeren tanımlar yerine. şahsen biraz göz gezdirdim, ilk izlenimim sözlükte çok daha ufuk açan yazarlar olduğu yönünde. bir süre daha kazıklı maria izlemek yerine onların tanımlarını okumayı tercih edeceğim.
devamını gör...
una nocte
şahsımın da derin sevgi, saygı ve sempatisini kazanmış değerli bir sözlük yazarı. kalemi daim olsun.
devamını gör...
yer yarılsa da içine girsem denilen anlar
arkadaşlarımızla geleneksel buluşmalarımızdan birine bir bey eklenmişti. şehir dışından memleketine dönmüş olan beyimiz çok hoş ve kibardı. ortamda herkesle aram çok iyiydi ve her biriyle saatlerce muhabbet edebilme yeteceğime rağmen ''beğendiğim bey'' ile iletişim kuramıyordum. heyecanlanıyordum, tıkanıyordum yapabildiğim tek şey, o konuşurken saçma ama en gereksiz laf oyunlarıyla espri yapmaktı. kimyam ile oynayan bu çocuğa karşı saçmalıklarımı farkeden bir kız arkadaşım hemen olaya el koydu. ''yahu neden bu kadar saçma hareketler yapıyorsun ki?'', ''normal davran, sağlıklı iletişim kur'', ''konuşurken gözlerinin içine bak'' dedi. bir dahakine diyerek geçiştirdim.
bir doğum günü etkinliğinde ve bir araya gelişimizin üçüncüsünde artık kendimi belli etme kararı almıştım, aslında niyetimi belli etme kararı almıştım. mekan zifiri karanlık, alkol alıyoruz ve sadece çocukla nasıl iletişim kurarız diye düşünüyordum. sigara içmek bahanesi ile dışarıda hava almaya çıkarmayı düşündüm. saatler geçti, cesaretimi topladım, ayağa kalktım ve çocuğa doğru eğilip elimi uzatacakken bir anda o da kalktı ve parmağım çocuğun gözüne girdi. parmağımın temas ettiği o gözbebeğini hissettim, resmen gözünü oydum. çocukcağızın gözünde lens varmış, hemen bir kaos ortamı oluştu, tek gözü kapalı olarak lavaboya koştu. arkasından bir kaç arkadaşım gitti. olayın şokuyla olduğum yerde kalakaldım. geri döndüğünde gözü küçülmüş ve kıpkırmızıydı. çocuğu o halde görünce çok utandım, o mahcubiyetle 5393005 kere özür diledim. beyimiz, bana doğru eğilip ''ben de tam senin yanına gelip seninle konuşmayı düşünüyordum fakat gözüme giren parmağın sebebiyle lensimi çıkarmak zorunda kaldım, gözüm çok yanıyor, eve gitmek zorundayım'' dedi. işte tam o anda yerin yarılmasını ve içine süzülmeyi istedim .
bir doğum günü etkinliğinde ve bir araya gelişimizin üçüncüsünde artık kendimi belli etme kararı almıştım, aslında niyetimi belli etme kararı almıştım. mekan zifiri karanlık, alkol alıyoruz ve sadece çocukla nasıl iletişim kurarız diye düşünüyordum. sigara içmek bahanesi ile dışarıda hava almaya çıkarmayı düşündüm. saatler geçti, cesaretimi topladım, ayağa kalktım ve çocuğa doğru eğilip elimi uzatacakken bir anda o da kalktı ve parmağım çocuğun gözüne girdi. parmağımın temas ettiği o gözbebeğini hissettim, resmen gözünü oydum. çocukcağızın gözünde lens varmış, hemen bir kaos ortamı oluştu, tek gözü kapalı olarak lavaboya koştu. arkasından bir kaç arkadaşım gitti. olayın şokuyla olduğum yerde kalakaldım. geri döndüğünde gözü küçülmüş ve kıpkırmızıydı. çocuğu o halde görünce çok utandım, o mahcubiyetle 5393005 kere özür diledim. beyimiz, bana doğru eğilip ''ben de tam senin yanına gelip seninle konuşmayı düşünüyordum fakat gözüme giren parmağın sebebiyle lensimi çıkarmak zorunda kaldım, gözüm çok yanıyor, eve gitmek zorundayım'' dedi. işte tam o anda yerin yarılmasını ve içine süzülmeyi istedim .
devamını gör...
tam kapanma günlükleri
15. gün
bu gün benim doğumgünüm sevgili günnük.
geçen yıl da böyle yasaklarla kutlamıştım ama bu yıl geçen yıldan daha iyi hissediyorum blöfümü görüp artırmışlar.
gazze bombalandı bu gece örneğin, bakanlığın turistik videosu ortaya çıktı. "enjoy i'm vaccinated"mış!
biz çıkalım isterseniz siz başbaşa takılın bakan bey.
sabah karın ağrısıyla uyandım ki regl olmuşum.
kendimi birinin eline şunu tutar mısın diye bırakıp koşarak uzaklaşmak istiyorum ya böyle doğumgünü mü olur?
3 dk sonra
ay gece gece evi süslemiş tatlımlar ya!* her şeye rağmen sizi çok seviyorum lan köftehorlar! hepinizi! hayatı, sözlüğü, arkadaşlarımı, ailemi, baharı, sabahı, sabah kuşunu, penceremin önündeki yemyeşil ağacı, ağaca yuva yapan kargayı, saksımın orta yerine s**çan kumruyu, her şeyi... her şeye rağmen şu an mutluyum işte.
anima şarkısındaki gibi...
sizinle her şey çok güzel
burda hayat sahiden de mükemmel...
o kadar şahane bir his ki nerdeyse kırıyor insanın kalbini.
bu gün benim doğumgünüm sevgili günnük.
geçen yıl da böyle yasaklarla kutlamıştım ama bu yıl geçen yıldan daha iyi hissediyorum blöfümü görüp artırmışlar.
gazze bombalandı bu gece örneğin, bakanlığın turistik videosu ortaya çıktı. "enjoy i'm vaccinated"mış!
biz çıkalım isterseniz siz başbaşa takılın bakan bey.
sabah karın ağrısıyla uyandım ki regl olmuşum.
kendimi birinin eline şunu tutar mısın diye bırakıp koşarak uzaklaşmak istiyorum ya böyle doğumgünü mü olur?
3 dk sonra
ay gece gece evi süslemiş tatlımlar ya!* her şeye rağmen sizi çok seviyorum lan köftehorlar! hepinizi! hayatı, sözlüğü, arkadaşlarımı, ailemi, baharı, sabahı, sabah kuşunu, penceremin önündeki yemyeşil ağacı, ağaca yuva yapan kargayı, saksımın orta yerine s**çan kumruyu, her şeyi... her şeye rağmen şu an mutluyum işte.
anima şarkısındaki gibi...
sizinle her şey çok güzel
burda hayat sahiden de mükemmel...
o kadar şahane bir his ki nerdeyse kırıyor insanın kalbini.
devamını gör...
şaka maka normal sözlük’ün keyifli olması
boş triplere giren insan silsilesi yerine kendi çapımızda sohbet muhabbet.
devamını gör...
1.55'lik kızların 1.75'lik erkekleri kısa bulması
özellikle türkiye'de rastlanan durumdur. hadi evrim olaylarını falan anlarım uzun boya ilgin olabilir ama 1.90'lık adamla veli toplantısına giden kurdeleli ecrin nur gibi gezmekten ne zevk alıyorsunuz? gerçekten çok komik duruyor.
(bkz: davul bile dengi dengine)
(bkz: davul bile dengi dengine)
devamını gör...

