lichess üzerinden oynaması zevkli olan strateji oyunu.

yeni başlayacak olanlara da birkaç akıl vereyim de, tam olsun.

öncelikli olarak, açılışları tamamen salıyoruz arkadaşlar. italyan açılışı varmış, yok sicilya savunması varmış, yok vezir gambitiymiş. bunların hepsini salıyoruz.

önce bir güzel kuralları öğreniyoruz. basit bir şekilde. at bir düz bir diyagonal gider. fil üç puandır. fil çifti çok iş yapar. vezir adamdır falan.

sonra taktikleri öğreniyoruz. açmaz nasıl yapılır, çatal nedir, karşı taraf böyle acımasız olmayı nereden öğrendi.

sonra oyun sonu öğreniyoruz. iki kaleyle mat nası olur, bi şah bi vezirle mat nasıl olur? nasıl hainlik yaparsam maç berabere biter?

sonra oynamaya başlıyoruz.

bunun için lichess çok güzel bir yer. sonrasında bayağı bir oynayıp, kaybettikten sonra, iki açılış öğreniyoruz. biri beyazlar için, biri siyahlar için.

beyazlar için italyan, siyahlar için sicilya.

bunları bir güzel çalışıyoruz? nasıl çalışıyoruz?

giriyoruz blitz seçeneğine. 3 dakikalık oyunlar. seri bir şekilde açıyoruz taşlarımızı. bir yerden sonra elimiz alışıyor tabii. fil buraya gidecek, şurayı tehdit edecek, at oraya gelecek, şuraya taşıyacağım. açılışın temel mantığını kavrıyoruz.

yine kaybedeceğiz, olsun. yılmak yok.

bu iki açılıştan sonra, tuzaklara bakmakta fayda var. şimdi diyeceksiniz ki, önce tuzaklara baksak, sonra oynasak?

tuzağa düşünce insanın öğrenme şevki daha da bir artıyor.

herkese iyi oyunlar.
devamını gör...

bunu diyen imam umarım bir damla suya muhtaç kalır.
devamını gör...

(bkz: memurland)

bir eskişehirli olarak kalbimdeki yeri ayrı olan şehirdir ayrıca.
devamını gör...

halini hatrını sorduğun kişinin iyiyim sağ ol dedikten sonra senin halini hatrını sormaması.
devamını gör...

kitap okumayı çok sevsem de okuduğum hiçbir kitabı birkaç gün sonra hatırlayamıyorum. sadece bununla da ibaret değil, bir şeye üzülüp sonrasında neye üzüldüğümü unutacak kadar unutuyorum her şeyi. ya gerçekten unutmuyorum ya da hatırlamak istemiyorum.
devamını gör...

türküsünde dediği gibi: "harcanıp gidiyor ömür dediğin". izin vermediler yaşamana seni harcadılar üstad. huzurlu uyu.
devamını gör...

bu aralar yapmayi dusundugum borek cesitidir. adina kurt boregi diyen bir kisimla beraber, kut boregi diyen de mevcut. pudra sekeriyle servis edilir genellikle, tatli olarak yenen tek borektir. oldukca lezzetli olmasina karsi yapiminda bol miktarda yag kullanilir. dolayisiyla biraz agir bir borektir. sanirim bu boregi yemeyeli bir on sene gecmistir. yorum yazinca yemis kadar oldum
devamını gör...

"yeterince yakından bakıldığında kimse normal değildir.."
devamını gör...

malum rozetlerin en ucuzu 500 gayme.
bizleri köle olarak değilse bile "yaz-üle" olarak kullanan yüce yoldaş'tan bu emekçi çalışanlarına vermediği ssk ödemelerinin yerine en azından herkese bir rozet alacak kadar kafa store kredisi açması talebimizi iletiriz.
---------
sinkafa hep karşıyız.
biz kafsözün harcıyız.
bize yazar'sın derler.
bak sözlüğün marşıyız.
---------
rozet alalım yeter.
vallah çaylaklık beter.
yoldaş bizi sevirsen ?
yoksam çekeriz eter.
---------
tüm yazarlar favlasın
modların gözü cavlasın
bu entry'yi görmeyen
papağan gibi havlasın.
---------
"kafsözyazkorder"
(kafa sözlük yazarları koruma derneği) *
devamını gör...

ısrarlı cahillere laf anlatmak. artık tamam sen haklısın demeyi tercih ediyorum.
devamını gör...

salona gecip kısık sesle cizgi film izlemek.
devamını gör...

malabadi köprüsü’nün ismiyle ilgili bir efsane anlatılır:

mervaniler döneminden kalan malabadi, ismini sevdiği kız suda boğulunca, köprüyü yapan bad’dan alır. bad, nehrin karşı kıyısında yaşayan bir kıza âşıktır. nehrin üzerinde köprü yoktur, bad sevdiği kıza ulaşamaz. her ikisi sadece nehrin kıyısından karşı karşıya konuşurlar. kız bir gün, bad’ın yanına gitmeye çalışır fakat daha karşı tarafa ulaşamadan suya kapılır. genç bad, tüm aramalarına rağmen, sevdiği kızı bulamaz. 

bad, o dönem silvan bey'i meya farqin’in yanına gider ve “sevdiğim kız yanıma gelmeye çalışırken suya kapılıp boğuldu. gelin burada bir köprü yapalım, insanlar rahatça geçebilsinler, sevdiklerine kavuşabilsinler ”der. silvan beyi'nin adamları köprüyü yarıya kadar yapar ancak köprünün kemer açıklığı istanbul’daki ayasofya camisi’nin kubbesinden daha büyük olur. bad’ı yanına çağıran bey, köprünün kalan yarısını yapıp yapamayacağını sorar. yapabileceğini söyleyen bad, beye şu şartı koşar; “köprünün kalan yarısını tamamlarsam, senin sağ elini bilek hizasından keseceğim.” aynı şekilde silvan bey'i de bad’a köprüyü tamamlayamazsa sağ kolunu keseceğini söyler. her ikisi şartları kabul eder ve bad köprünün kalan yarısını yapmak için kolları sıvar. bad köprünün kalan yarısını tamamlar ve beyin sağ kolunu bilekten keser. daha sonra köprüye, kürtçe ‘mal’ (ev) ve bad ismini birleştirerek ‘malabadi’ adı verildiği rivayet edilir.
devamını gör...

herşeye cinsiyetçi yaklaşmak zorunda mıyız?sorunusu akıllara getiren başlık.he valla neden?
devamını gör...

sekiz köşe kasketiyle online listesinde mor iç aydınlatmalı dolmuş gibi parlaması dosta güven düşmana korku veriyor.
devamını gör...

insanın yazı yazma ihtiyacını ve zorunluluğunu yerinde bir şekilde gösteren, sait faik abasıyanık hikâyesidir. sait faik'in 1952 yılında yayınlanan son kuşlar adlı öykü kitabında yer alır.

sait faik diğer öykülerinin aksine bu öyküsünde anlatıcının ta kendisidir. öykünün hissiyatı tam olarak böyledir ve bireyin iç dünyasına yönelmiş, duygu, düşünce ve arayışlarını gözler önüne sermiştir.

hikâye o kadar güzel, en önemli yerinde öyle kalbe dokunan bir hikâye ki, okumamış olmak büyük eksiklik olacaktır.
hayatta çoğu zaman arayış içerisindeyizdir. bazı şeylerden sıkılırız, bazı şeyleri yapmak içimizden gelmez, her şey monotonlaşmıştır ve kendimize artık hiçbir şey için canımızı sıkmayacağımıza ve can sıkan şeyleri umursamayacağımıza dair söz veririz. fakat yaşam öyle ilerlemez ve verdiğimiz sözü bozmak zorunda kalırız. çünkü biliriz, sessiz kalmak rahatsız olduğumuz şeyleri daha berbat ve içerisinden çıkılmayacak bir hâle getirir. işte bu zamanlarda insanın yazı yazma ihtiyacı doğar. hatta bu zamanlarda artık bir zorunluluk hâlini alır. çünkü sait faik'in de dediği gibi,

"yazmasam deli olacaktım."
devamını gör...

yakışmadığı bir şey göremediğim için bir çok madde sıralayacağım başlık.
- elbise
-topuklu ayakkabı
- kitap kılıfı
- kahve fincani
- nevresim takımı
- oje*
-yemek takımı
- perde
- çorap*.

tek yakışmadığını düşündüğüm şey böcekler, onlara karşı fobiliyim.
devamını gör...

bir ırkın bir din, veya dil mensubu bir toplumun kitle halinde yok edilmesini (exterminasyon) amaçlayan harekete denir ve diğer bir ismi de "soykırım"dır. bu hareketler, genellikle politik amaçla yapılır. jenosid bazı yönlerdenırk ayrımına benzese de amaç ve metod bakımından tamamen farklıdır. çünkü, ırk ayrımında, bir topluluğun horlanması, kötü muamele görmesi, bir kısım haklarının kısıtlanması veya kamu hayatında önemsiz durumda bırakılması varken, jenosid de bir topluluğun kökünün kazınması şeklinde yok edilmesi esas amaçtır.

tarih boyunca birçok jenosid olayları görülmüştür. en önemli olanı, nazi almanyası'nın ikinci dünya savaşı öncesi ve savaş sırasında yahudilere karşı izlediği politikadır. polonya "varşova gettos", alman topraklarında da "auschwitz, buchenwald ve dachau kampları" şeklinde anılan bu yerlerdeki uygulamalar sonucu yaklaşık 6 milyon kadaryahudinin yok edilmesi üzerine savaştan sonra harp suçlularını yargılamak üzere kurulmuş bulunan müttefiklerin nürnberg mahkemesi'nde bir kısım nazi sorumluları jenosidden yargılanarak idam ve diğer ağır cezalara çarptırılmışlardır. ayrıca, stalin devrinde savaş sırasında rusya'daki kırım tatarlarının da kitle halinde sibirya'ya ağır şartlardaki kamplara sürülmesi ve kırım'da hiç tatar bırakılmaması da bu tür savaşlardan sayılmaktadır. daha sonra kruçev devrinde bu olay bir suç olarak resmen kınanmış ve sözü geçen toplumdan arda kalan yerlerine dönme müsaadesi hükümetçe resmen verilmiştir.

1940'da birleşmiş milletlerce, jenosid hareketi resmen bir suç olarak tanınmış ve tescil edilmiştir.
devamını gör...

kıskanç biri değilimdir. kıskanma duygusunu da sevmem. ama kendisiyle barışık insanları kıslanıyorum. hem de çok.
keşke ben de onlar gibi kendimi sevebilse, kendimle barışık bir insan olabilseydim...
devamını gör...

ikisine de insanlık tarihinin belirli dönemlerinde önce tanrı olarak görülerek tapılmış, sonrasında ise özellikle ortaçağ'da katolik kilisesi tarafından şeytanla bağdaştırılarak vahşice katledilmişlerdir.

bunun haricinde her ikisine de pek çok toplumda aslında gerçekle bağlantısı olmayan olumsuz kişilik özellikleri ve mistik güçler atfedilmiştir.

bunun dışında esneklik ve estetik yapı açısından da benzer oldukları söylenebilir.

t: fizyolojiye ek olarak tarihsel süreçte yaşanılanlar bakımından da varolan benzerliklerdir.
devamını gör...

moderatörlerden başlığı "ilk buluşmada masaya kusmak" olarak değişirmesini rica ediyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim