kaos güzeldir, çatlaklardan içeri ışık sızar, keşke her gün olsa!
devamını gör...

kunduzlar. güçlü ön dişleri ile kestikleri ağaçlardan sulara baraj yapmaları ile bildiğimiz tatlı kemirgenlerdir. ismi kültürlere de yerleşmiş olan ve çalışkanlıkla, endüstri ile bağdaş kunduzlar tarih boyunca da insanların ilgilendiği hayvanlar olmuşlardır. mitolojilerde veyahut yerel geleneklerde, söylencelerde izlerine rastlanmıştır. eski metinlerde de bunları görmek mümkündür. kimi söylentilerde büyük tufan denen dünya seli olayına bir kunduz ve barajı yol açmıştır. bir başka hikayede de bir kadın, şeytani kocasından evcil hayvanı bir kunduz sayesinde kaçmıştır. 17. ve 18. yüzyıllar arasında yaşamış nicolas de fer, niagara şelalerinin üstünde, sanki inşaat ustalarıymış gibi barajlar yapan kunduzlar resmetmiştir. dante'nin ilahi komedya'sında veyahut athanasius kircher'in yazılarında da kunduzlara rastlanır.

kunduzlara rastladığımız bir diğer nokta da antik yazılardır. ve bu rastlantı biraz ilgi çekici! hayvanların anlatıldığı ansiklopedilerde veyahut fabl, masal, hikaye olarak korunan olaylarda rastlayabiliyoruz kunduzlara. ve ilginç olan şey de başlıyor, kunduzlar resimlerde kendi testislerini ısırıyorlar. peki neden?

aslında bu hikayenin başlangıcı ortaçağ yazılarından da önceye, antik mısır'a kadar uzanıyor. metinlerde insanlar arasındaki evlilik dışı ilişkilerin cezalandırılmasını temsilen testislerini ısıran bir kunduz betimleniyor. batı'da ise ilk izlerine milattan önce 6. yüzyılda, yunan masal-fabl yazarı aesop'un ''aesop's fables'' (aesop'un fablları) kitabında denk geliyoruz. tıbbi amaçlar uğrunda testisleri için avlanan kunduzların, kaçacak yerleri olmadığı zaman testislerini ısırdığı ve onları avcıya atarak kaçtıkları, ölümden kurtuldukları anlatılıyor. tabii ki burada hayatı kurtarmak için yapılan bir feda gibi çıkarımlar da yapılıyor ve farklı dinlerde farklı temsiller kullanılıyor. hristiyanlığa geçtiğimiz zaman bunun, bir erkeğin günahlara olan, fani davranışlara olan bağını koparması şeklinde yorumlandığını görüyoruz. kunduzun bu hareketi, avcıya eğer isterse günahlardan arınmış bir yaşam yaşayabileceğini hatırlatıyor. fakat yazılar burada bitmiyor. yüzyıllar boyunca eserlerini bilimsel kaynak olarak kullandığımız roma'lı yazar plinius (yaşlı plinius) naturalis historia (doğa bilimi) kitabında kunduzların testisleri için avlandıklarından bahsediyor. ve avcılar tarafından tehlikeli durumlara sokuldukları zaman kendilerini kısırlaştırdıklarını da ekliyor.

7. yüzyıla geldiğimizde de sevilla'lı isidor tıbbi amaçlardan, kunduzlardan ve hadım olaylarından bahsediyor. 12. yüzyılda da wales'li gerald karşımıza çıkıyor. ''the journey through wales'' (wales'de yolculuk) eserinde kunduzların hayatları için, bedenlerinin bir parçalarını feda ettiklerini doğruluyor. hayvanlar bilerek yüksek bir yere koşuyor ve bacaklarını kaldırarak avcıya, peşinde olduğu şeyin artık olmadığını gösteriyor. fakat doğuda tıbbi amaç ile testisleri için avlanan bu hayvanın batıda ne yazık ki derisi için de avlandığı için tam olarak kurtulamıyor. balık tadına ve rengine sahip kuyruklarının da yendiği yazılıyor.

fakat 17. yüzyıla geldiğimizde işin aslını öğreniyoruz. ingiliz yazar sir thomas browne, anatomik olarak kunduzların kendilerini hadım etmelerinin imkansız, sonuçsuz bir uğraş olacağını söylüyor. eski insanların testisler ile karıştırdıkları şeyin, içinde castoreum denen maddenin bulunduğu iç kastor keselerine ait yapılar olduğunu söylüyor. bu maddeyi kunduzlar bölge işaretlemek için kullanıyorlar ve insanlar için değeri olan şey aslında bu. castor oil olarak da bilinen bu yağın kelime kökenini de yine thomas browne anlatıyor.

ingilizce'de hadım etmek kelimesi ''castration'' ile ifade ediliyor. castor/castoreum kelimelerinin acaba kunduzların kendilerini hadım etmelerinden mi geldiğini düşünüyoruz fakat castor kelimesinin kökeninin sanskrit dilindeki ''misk'' kelimesinden geldiğini söylüyor. yani anlatılara yardımcı olmuyor. yüzyıllar boyunca yanlış anlatılan bir hikaye de böylelikle gün yüzüne çıkıyor.

kaynak ve daha fazlası: bestiary.ca, blogs.bl.uk, blogs.getty.edu, wired.com, wikipedia, wikipedia
devamını gör...

serin bir izmir sabahından herkese günaydın dostlar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şu zamanlarda ben de böyleyim dostlar. hem yazacak başlıklarda hem tanımlarda zorlandığım zamanlar oluyor. bazen ise hiç yazasim gelmiyor. e bir şeyler araştırıp da yazayım diyorum ona da useniyorum. amaaan bosver diyip geçiyorum.
devamını gör...

gözünün ucuyla da olsa bakıyorsun buralara biliyorum.

dön yuvana. ne yiyorsun ne içiyorsun oralarda!! fanila giyiyon mu içine? öğünleri aksatıyoo musun? kalın çorabın var mııı
devamını gör...

fonda neşet ertaş, yolda gökkuşağı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çok ama çok sevdiğim değerli hekimdir kendisi. otizm hakkında şurada değerli fikirlerini belirtmiş. yorumlarda biri hocam siz asperger değilsiniz diyip teşhisi koymuş. bir doktora mevcut sağlık durumu hakkında teşhis koyabilen muhtemel ev hanımı hanımefendiye buradan çok selamlarımı iletiyorum.

bir ara biriyle sohbet ederken asperger sendromu olduğumu söylemiştim. bu teşhis bir hekim ve bir psikolog tarafından doğrulandığı halde bana asperger sendromu olamayacağımı söylemişti. yalan söylediğimi çok açık şekilde belirtmişti. bir başkası ise canımı yakmak için asperger sendromu ile kendimi acındırdığımı iddia etmişti. asperger sendromunun bana getirdiği müthiş yetenekler var ve bu sendrom ile kendimi acındırıyorum? nasıl mümkün olabilir bilemiyorum. bir başka seferinde oyuna her seferinde tam söylediğim saatte girmem oyuncuların dikatimi çekmişti. bu dakikliğimin sebebinin asperger sendromu olduğunu söylediğim zaman ah canım diyip müthiş bir sefkat ile yaklaşmışlardı. bunun gurur kırıcı olduğunu bile anlamayan empatiden yoksun tipler sanıyor ben empati yapamıyorum. canları sağ olsun.

asperger sendromu olduğumu elimden geldiği kadar çok fazla insana söylüyorum. bunu yapma sebebim benim gibi asperger sendromluların önünü açabilmek aslında. bakın asperger sendromluyum ve çalışabiliyorum, sohbet edebiliyorum, elimden geldiği kadar bu çevreye uyum sağlayabiliyorum. yarın bir işe asperger sendromlu biri başvurunca beni tanıyan nerdeyse herkes o kişiye öncelik verecek. çünkü disiplinli, dakik, kendine has yetenekleri olan biriyle çalışacağını bilecekler. otizmli diyip bir köşeye atmayacaklar onu. bu yüzden özellikle belirtiyorum bu durumu. otizmlilere destek olmaya çalışıyorum.

bu nedenle ben oytun hocayı çok seviyorum. müthiş iyi bir örnek. bir asperger sendromlunun kendisini gayet iyi şekilde ifade edebileceğini, toplumda bir yeri olduğunu ve dahi hekimlik yapabileceğini gösteriyor. ve daha önemlisi otizmli olduğu halde bir şekilde hayata var gücü ile tutunmuş bu insan çoğunluk tarafından bu yönüyle değil, tek bir yanlışı ile bilinir hale geldi. alkışlamak gerekirken o elleri linç etmek için kullandılar. klavye üzerinden vatan kurtarma sevdasına yenik düştüler haspamlar.

ne hissetti çok merak ediyorum. düşünsene farklı doğuyorsun. yaşıtların sokaklarda koştururken sen evde oturup 2 saat boyunca dönen çamaşır makinesini izliyorsun. okuma yazmayı kendi başına öğreniyorsun ama seni kitaptan bakarak ders anlatan öğretmenlerin içine atıyorlar. sesleri, kokuları ve ısıyı diğerlerinden daha şiddetli şekilde hissediyorsun. insanların mimiklerini anlamıyorsun. empati yapmak çok zor. ve öyle böyle çoğunluk gibi davranmayı öğreniyorsun. bunu anlatmaktan vazgeçmiyorsun, konuşmalar yapıyorsun ki bir otizmli için çok zordur kalabalık karşısında konuşmak ama inatla insanları bilgilendirmeye çalışıyorsun. seni 30 kişi tanıyor.

ve bir gün bir başka konuda bilgi verince hata yaptığın için seni 300 bin kişi linç ediyor. ölmeni bile istiyorlar. belki 30 yıl boyunca bu peşinden gelecek. hep bu sözlerin ile hatırlanacaksın.

kendisi umarım bu konu hakkında bir gün oturur uzun bir konuşma yapar. bu durumun bir otizmliye ne hissettirdiğini anlatır. çünkü anlatmalı.

otizmi anlattığı konuşma için buyrunuz.



oytun sen ben kalp biz ve rica ediyorum otistik deme yav. otizmli. mucuk.
devamını gör...

zıvana, eskiden sigaranın ağza gelen kısmına konulan kağıttan yapılmış bir borudur. ayrıca çok parçalı eşyalarda, parçaların birbirine geçmesini sağlayan girinti ve çıkıntılara da zıvana denir.
zıvanaların olması gerektiği yerden ayrılması tabi ki de, beklenen amaca hizmet etmeyecektir. işte bu yüzden eskiden olaylar karşısında "çok öfkelenmek, delirmek" manasında "zıvanadan çıkmak" tabiri kullanılmıştır.
devamını gör...

öldürülenler müslüman kürtler olduğu için saddama ve baasçılara birşey denilmemiştir. ama saddam ve ekibi kuveytin petrolüne el koyunca, anında birleşmiş milletler öncülüğünde batı ülkeleri hesap sordu. petrol insan canından daha değerliymiş.
devamını gör...

o bir giriz. o sözlüğün tezer özlüsü gamlı prensesi. ama o herşeyden önce artık bir editör şak şak şak. tebrik ediyorum kız seni. bu vesileyle buradan yetkililere sesleniyorum ben de moderatör olmak istiyorum her saat buradayım. alın beni.
devamını gör...

köpek saldırısını zarar görmeden savuşturabilme yöntemleridir.

bu duruma sabahın ilk ışıkları ile sahil şeridinde koşu yaptığımdan ya da bisiklet sürdüğümden dolayı bir çok kez maruz kaldım. çok tavsiye okudum. inanın bir çoğu işe yaramıyor. bir köpekte yarayan diğerinde yaramıyor.

söz konusu tek köpek ise sığınılacak bir yer yoksa, hareketsiz kalma ya da yerden taş alır gibi yapma, o da çözüm olmuyorsa çantanızı oda yoksa artık kolunuzu feda etme zamanı gelmiştir fakat genelde bir sorun olmuyor.

kalabalık köpek çetesi ise inanın çözüm yok. köpeklerin insafına kalmışsınız. iki kez yaşadım. ilkinde allahtan birileri aracını durdurdu da yardım etti. diğerinde de kendimi kayalıklara attım. allahtan gelemediler. kış vakti elbiselerle denize girecektim.
devamını gör...

bir türlü alışamadığım şey. su içmenin sağlık için gerçekten önemli ve gerekli olduğunu bilsem de sevemiyorum. hatta sırf su içiyo olmak için limonlu suya alıştırmaya çalışıyorum kendimi.*
devamını gör...

çok para tutar uğraşamam.(bkz: swh)
devamını gör...

çukur kapalı ise kapıda kapalı olsa gerek dediğim başlık.
ölesi gelen ölebilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

berber saç tıraşına 20 lira saç tasarım merkezi 80 lira ister. berber her zamankinden yapar saç tasarım merkezi ise son moda ne ise ortaya karışık.
devamını gör...

arkasında oldukça hüzünlü bir hikaye taşıyan florence + the machine şarkısı. kitapların ve dizinin geçtiği zamandan çok daha öncesine gitmemiz gerekiyor bu eski hikaye için hatta henüz summerhall trajedisi'nin yaşanmadığı zamanlara. o zamanlar tahtta aegon v. targaryen var ve aegon yaptığı reformlar ile westeros'un gördüğü en iyi krallardan biri olarak anılıyor fakat büyük lordlar bu durumdan hoşnutsuzlar. bu hoşnutsuzluğu gidermek için çocuklarını baratheon, arynn gibi soylu ailelerin çocukları ile evlendirmeyi düşünen aegon çocuklarından biri olan duncan targaryen'i* lyonel baratheon'ın kızı ile evlendirmek istiyor fakat duncan targaryen lyonel baratheon'ın kızı ile nişanlı olduğu dönemlerde ormanın çocuklarının soyundan geldiğini iddia eden jenny'e aşık oluyor ve tüm taht hakkından vazgeçerek nişanı bozuyor tabii bu tüm taht sırasını da değiştiriyor.

jenny o zamanlar tarihin seyrini nasıl değiştireceğinin bilincinde olmadan en yakın dostu olan orman cadısı ile beraber saraya geliyor. woods witch veya seride gördüğümüz( kitaplarda) ismi ile ghost of high heart fiziksel özelliklerinin tasvirine baktığımızda ormanın çocuklarından biri gibi görünüyor ki bu uzun bir süre yaşamış olmasını da anlamlandırır ama sadece ormanın çocuklarının soyundan geliyor da olabilir. jenny ile beraber gelen woods witch vadedilmiş prens hakkında bir kehanette bulunuyor ve onun bizim mad king olarak bildiğimiz aerys ii. targaryen ile kız kardeşi rhaella targaryen'den doğacak bir çocuk olduğunu söylüyor. targaryenlerde ensest zaten kan bozulmasın diye aile geleneği gibi bir şey olduğundan kimse karşı çıkmıyor elbette ve birbirlerini pek sevmeyen bu iki kardeş aegon v. targaryen ve babaları jaehaerys ii targaryen tarafından zorla evlendiriliyor. summerhall trajedisine geçmeden önce burada durup biraz günümüzde westeros'un durumuna bakmak gerek.

dizide sonlanmış olsa bile kitapta mevcut durumun kökenine indiğimizde mad king ve oğlu rhaegar targaryen'in kilit isimler olduğu aşikar. jenny yüzünden taht sırası değişmemiş olsaydı ki bu durumda yüksek ihtimalle mad king tahta geçerek targaryen hanesinin neredeyse yok olmasına sebep olmazdı ve beraberinde getirdiği woods witch'in kehanetleri olmasaydı muhtemelen targaryen hanesi birbiri ardına bu felaketleri yaşamayacaktı ve günümüzde gördüğümüz westeros portresi oldukça farklı olacaktı.

gelelim summerhall trajedisine. hakkında çok az bilginin olduğu bu trajedi rhaella ve mad king'in çocuğu olan rhaegar targaryen'in doğduğu gün gerçekleşiyor. blackfyre komplosu, ters giden bir ejderha uyandırma ayini veya woods witch'in sebebiyet verdiği bir yangın olduğu düşünülen bu trajedi jenny, duncan ve aegon'u ölüme sürükleyen bir faica. yazlık sarayda aniden ortaya çıkan ve içindeki herkesin yanmasına sebep olan bu yangın muhtemelen woods witch'in işi. bilerek yapılıp yapılmadığı kesinlikle tartışmaya açık ve bir gizem ama muhtemelen onun kehanetlerinin sebebiyet verdiği bir durum. eskitaşlı jenny veya eskitaş'ın jenny'si olarak anılan bu karakterin beraberinde gelen woods witch neredeyse targaryen soyunu farkında olmadan korkunç bir sona sürüklüyor.

şarkının sözleri oturup üzerine düşünülerek dinlenildiğinde oldukça huzursuz edici bir hüzün taşıyor bu yüzden. kesin olmamakla beraber sanıyorum şarkıyı yazan kişi bu trajedinin yaşandığı gün doğan rhaegar targaryen. hatta rivayet o ki harrenhall turnuvasında lyanna stark'ı ağlatan meşhur şarkı jenny of oldstones'dur.

muhtemelen 8. sezonun en güzel yanı olan - başka var mı sanki? - şarkının podrick versiyonu da ayrı güzel.
devamını gör...

kapatıyorsa benden 1 adım önde olan kişi. ben ciddi anlamda geriliyorum.

artık kötü şeylere nasıl hazırsak toplum olarak, hiçbir konuda aklımıza iyi bir şey gelmiyor.
devamını gör...

bu bir şiir başlığı değil ama olsaydı da hiç fena olmazdı değil mi?
evet böyle bir hastalık var gerçekten.
tanı konulamayan bir hastalık olduğundan da bu şekilde girmek zorunda kaldım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


dünyanın farklı yerlerinde bu hastalıktan muzdarip üç kadın yaşıyor.*
1-) satenik karazyan (ermenistan):
satenik 24 yaşında genç bir kadın. yaklaşık iki yıldır bu hastalıktan muzdarip. ilk başta satenik, diş doktorundayken gözüne toz kaçtığını düşündü, yakınları ilse gözünde cam parçacıkları olduğunu zannetti. ancak o günden bu güne karazyan her gün sayısı 50’ye kadar varabilen keskin kristalleri gözünden çıkarmak zorunda kalıyor.
buradan

2-) laura ponce (brezilya):
41 yaşında bir öğretmen olan laura'nın gözlerinden beyaz plaklar çıkıyor. hava ile temas edince sertleşip kristalize olan bu plaklar laura için bazen günlerce hatta haftalarca süregelen bir kabus oluyor . laura 15 yaşından beri bu hastalıkla mücadelede ediyor. doktoru hastalığın nedeninin aşırı keratin üretiminden kaynaklanabileceğini düşündüğünü belirtiyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


3-) hasnah mohamed meselmani (lübnan):
1996 yılında daha 12 yaşındayken dökmeye başladı ilk kristal göz yaşlarını. oldukça keskin olmasına rağmen gözüne zarar vermeyen kristaller başta oldukça popüler bir hal alsa da sonrasında yalanlandı. kızın babasının sihirbazlık yaptığı bile söylendi. hasnah ise hala kristal gözyaşları döküyor.

buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

su ılık bile olsa sıkıntı çıkarmayacak hadise. denize girmek gibi düşün ilk başta soğuk geliyor ama bir süre sonra alışıyosun. soğuğu hissetmemeye çalışacaksın.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim