(bkz: feridun abi yine hikaye yazıyor) *
devamını gör...

babasına -küçük bir çocukken çok korktuğu bir objeyi sürekli salonda piyanonun üzerine koyduğu için- içine ejekülasyon yaptığı bir kutuyu hediye eden ve salonun orta yerine pisleyen sürrealist ressam. walt disney ile ortaklaşa hazırladıkları destino adlı, ödüllü kısa metraj anime izlenmeye değer. un chien anadolu (bir endülüs köpeği, 1929) çok güzel. meraklılarına tavsiye ederim.
devamını gör...

tdk'ya göre içtima: birleştirme ,toplama anlamına gelen arapça kökenli bir sözcüktür.
ceza hukukunda ise bazen suçları ,bazen de cezaları birleştirmeyi ifade eden teknik bir hukuk terimidir.

ceza hukuku ve ceza yargılamalarında temel prensip, fiil kadar suç olduğu ve suç kadar da ceza gerektiği yaklaşımıdır.ancak öyle durumlar vardır ki, bazen tek bir fiille birden fazla suç işlemiş olursunuz ya da birden fazla fiille sadece tek bir suç işlemiş sayılırsınız.peki bu gibi durumlar nelerdir ve cezalandırmalar nasıl yapılacaktır? bu soruya cevap vermek ve daha somut hale getirebilmek için zincirleme suç, birleşik suç, fikri içtima ve gerçek içtima kavramlarını kabaca açıklayıp örneklendirelim.

zincirleme suç ,türk ceza kanununda 43.maddede düzenlenir.burda fail, bir suçu, aynı kişiye karşı birden fazla kez ve aynı suçun icrası kapsamında işlemektedir.ancak ayrı ayrı değil söz konusu tek suçtan cezalandırılmaktadır.yani kanun,burda suçları içtima etmekte(toplamakta) ve tek bir cezaya hükmetmektedir.
örneğin: hırsız, bir kişinin konutuna öğlen vakti girmiş ,arabanın yedek anahtarını çalmış, bir kaç saat sonra da kişinin ofisinin önüne gelip arabayı çalarak kaçmıştır. . anahtarı ve arabayı çalan hırsız iki farklı hırsızlık suçu işlemiş gibi görünmektedir.ancak hırsız, aynı suçun(hırsızlık)icrası kapsamında ,aynı kişiye karşı ,farklı zamanlarda işlediğinden ortada tek suç olduğu kabul edilir ve fail tek bir hırsızlık suçundan cezalandırılır. dediğimiz gibi burada suçlar toplanarak tek bir suça indirilmiştir ve tek bir cezaya hükmedilecektir.

birleşik suçta, biri diğerinin unsurunu veya nitelikli halini oluşturan iki veya daha fazla suç söz konusudur.bunlar birleşerek yeni bir suça vücud verir.birleşen suçlar yeni suçun içinde tabiri caizse adeta erimektedir. fail ,birleşen suçlardan ayrı ayrı değil,yalnızca oluşan yeni suçtan ceza alacaktır.
örnek verelim: cebir ve tehdit tck 'da ayrı ayrı düzenlenmiş farklı nitelikte suçlardır.yağma suçu ise cebir veya tehditle bir kişinin elinden malının zorla alınmasıdır. yağma yapan berke, aslında cebir ve tehdit suçlarını da işlemektedir.çünkü yağma suçunun unsurları malı zorla almanın cebir veya tehditle gerçekleştirilmesidir.ancak berke bu durumdan yırtmakta ve yalnızca yağma suçundan ceza almaktadır.berke boş yere sevinmemelidir.çünkü 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası alacaktır.

fikri içtima ise ikiye ayrılır: aynı neviden fikri içtima ve farklı neviden fikri içtima.
kanunumuz 44. maddede fikri içtima başlığı altında sadece farklı neviden fikri içtimayı düzenlemiştir.farklı neviden fikri içtimada fail tek bir fiil(tek hareket) ile birden fazla suçun oluşmasına sebebiyet vermektedir. hemen bir örnek verelim:
ingiliz subayı edward, savaşta çok canını yakan gazi revolversiz ittihatçıya kin güder. revolverini artık kullanmadığını bildiğinden cesaret alarak silahını çeker ve arabasında ışıkta bekleyen revolversizin başına doğru ateş eder.kurşun ön camı parçalar ve revolversizin omzuna isabet eder.. burada edward tek bir fiille(ateş etmek) hem kasten öldürmeye teşebbüs, hem kasten yaralama hem de mala zarar verme suçunu işlemiştir. fikri içtima kuralı gereği bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suç hangisiyse o suçtan tek bir ceza alacaktır.kasten öldürme ,kasten yaralama ve işkence gibi suçlarda kanun gereği fikri içtima değil gerçek içtima( cezaların birleştirilmesi) uygulanacağı için edward kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten yaralama suçları bakımından ayrı ayrı ceza alacaktır.mala zarar verme suçunda ise ceza almayacaktır.

böylelikle yukarıdaki örnekte gerçek içtimadan da bahsetmiş olduk.cezaları bu sefer ayrı ayrı topladık ve faile birleştirerek verdik.

aynı neviden fikri içtima ise zincirleme suçun tanımlandığı maddenin ikinci fıkrasında açıklanmıştır. özel bir başlığı yoktur. burada fail tek bir fiille birden fazla kişiye karşı aynı suçu işliyor.
örneğin: akşam üstü kahvehaneye giren hamdullah amca alkolün de etkisiyle içerdekilere ''hepiniz yavşaksınız,hepinizin sülalesinin silkeleyim''[(bkz: silkelemek)] diye bağırıyor.tek fiille 30 kişiye hakaret ediyor.elbette aynı neviden fikri içtima hükümleri (43/2)uygulanacak ve hamdullah amcaya tek bir hakaret suçundan ceza verilecektir.aksi halde gerçek içtima uygulansaydı 30×2 yıldan 60 yıl ceza alacaktı. yazık,hamdullah amcaya bu kadarı fazla olurdu.
devamını gör...

liseye başladığımız ilk gün sınıfta 11-12 yaşlarında gösteren, minyon, ufak tefek bir çocuk vardı. gözleri de snapchat efekti gibiydi masmavi kocaman.* biz bir hastalığı var sandık ama bir şeyi yokmuş sadece küçük gösteriyormuş. derse giren ilk hoca ona ''sen kimin kardeşisin oğlum'' deyince sınıf gülmekten koptu tabii, çocuk da sırıtıyor ama üzüldüğü belli. durumu anlattılar hoca özür diledi, çocuğu dersin sonlarına doğru gizli gizli ağlarken gördüm teneffüste yanına gittim. yakın arkadaşız yıllardır.
devamını gör...

batıda bilgeliğin, bizde uğursuzluğun * sembolü kuş.

asimetrik kulaklarından çok önce yüzüyle ses dalgalarını alırlar ve gözleri küp şeklindedir.
devamını gör...

teen wolf
devamını gör...

aynı ödevden 2 tane yapardım
devamını gör...

eserlerini fransızca yazan rumen yazar e.m. cioran'ın 1949 yılı çıkışlı kitabı. kitap, 1996 yılından itibaren metis yayınları tarafından ''çürümenin kitabı'' adıyla basılmaktadır. fransızca'dan başarıyla çeviren haldun bayrı, kitaba herhangi bir önsöz eklemeyi gerek görmemiş haklı olarak. metis basımının kapağında yer verilen resim micheal mathias prechti'nin portakallar adlı tablosudur.

eser cioran'ın bir kesim okura göre ''ergen aforizmalar dolu kitabı'', bir kısım okura göre ise ''başucu kitabı'' olarak nitelendirilmektedir. ilk okur kesimi genelde kitap hakkında ''yarıya kadar okuyamadım'', ''okudum ancak gereksizdi'' şeklinde yorumlar yapmakta iken; ikinci okur kesimi ''dikkate değer kişisel yargıları barındıran ve her zaman açıp okunabilecek bir kitap'' şeklinde yorumlar yapmaktadır.

esere ilk okuduğumda cioran'ın ben açıkçası nihilizmin de ötesinde durduğunu düşünmüştüm. son derece yokoluşçu yargılarla doldurmuştu kitabı*... ikinci ve üçüncü okuyuşumda hak verdim cioran'a ancak hakkında kapıldığım niçe'den daha hiç'çi düşüncesi yerini başka bir şeye bıraktı. çünkü o, sorgulamalarını değil yargılarını yazmıştı. çünkü cioran bu kitabı 1936 yılında yazmayı bitirmiş, ancak okuyup evirip çevirdikçe bazı yerlerini yeniden yazmış ve düzeltmişti. bu da eseri sadece bir ''kitap'' olmaktan öte bir noktaya koymuştur. eser, okuyucuya herhangi bir öğreticilikle gitmiyor. cioran her cümleyi son derece bencil bir içtenlikle, bireysel olarak kaleme almış. size herhangi bir fikri empoze etme amacı gütmüyor. 'bak evlat bu hayatta bunlar böyle böyledir' demiyor. buna karşılık 'bence' kelimesine de kitabın herhangi bir yerinde rastlamak mümkün değil. bazı okur kısımının hayat enerjisini elinden aldığı yönündeki söylentiler doğru olabilir çünkü anlatılar komple bir dürüstlük içinde yazılmış. bu da kişinin kendi varoluşuyla, insan türünün karakteriyle ilgili ciddi yargılar barındırmasından mütevellit yüzleşmesini sağlıyor. doğal olarak okuyucu da bu yüzleşmeden memnun kalmıyor: ''ne güzel takılıyordum kendi dalgamda'' durumunu yerle bir etmece... konforu bozmaca... rahatınızı elinizden almaca...

cioran, kitabın ''dolaylı hayvan'' bölümünde şöyle der: tabiatta bütün varlıkların kendi yerleri varken, insan, metafizik olarak başıboş dolaşan, hayatın içinde kaybolmuş, yaradılış içinde tuhaf kaçan bir yaratık olmayı sürdürmektedir.

''kurtuluş yoluyla iptal'' bölümünde ise şöyle der: bir kez selamete erdikten sonra, kendine hala canlı demeye kim cesaret edebilir?

''unsurlarla dönüş'' bölümünde felsefeye ilişkin düşündürücü bir yargı belirmiştir: sokrates-öncesi düşünürlerden beri felsefe hiçbir ilerleme kaydetmeseydi, şikayet edilecek bir durum olmazdı.


''vardım, varım, ya da olacağım; dilbilgisinin sorunudur bu, varoluşun değil.''



'' çünkü her dehanın içinde bir marsilyalı'yla* bir tanrı beraber yaşar.''


(* marsilyalılar, palavracılıklarıyla ünlüdür.)

insanın kendi ile olan yüzleşmesine farklı açılardan ve acılardan yaklaştığını söylemek mümkün. ya da cioran'ın marsilyalılığı fazla kalmış olabilir; emin değilim. esas saplantısı, kayıp nesil, oluşturduğumuz siteler (sistem), iyilik ve kötülük, felsefenin olmayışı, trajedinin koşullar, bilinç, doğanın küstahlığı, melankoli, müzik, özgürlük, metafizik hayvan, itaatsizlik, yaşamak alanındaki tüm yargılarınızı tekrar düşünmeye sevk ettiği ciddi bir gerçek.

en sevdiğim pasajlarından biri ise şudur (ne zaman kendini bir şey zanneden bir hiç ile karşılaşsam gelir aklıma) : her şeyi horgören kişi mükemmel bir asalet havası üstlenmeli, ötekileri hatta kendini bile yanıltmalıdır: sahte canlı görevini böylece daha rahat yerine getirecektir.

bu eserin başucumda durmasının sebeplerinden biri cioran'ın geçmişte nazizim ile ilişkililiği ve kitabın ''hayatın pazarları adlı bölümünde, evreni bir pazar öğleden sonrasına dönüştürmesidir -ki pasaj sonu olmayan bir sonluluğu, sonsuz olmayan bir sonluluğu çok iç gıcıklayıcı şekilde ifade etmektedir-

(bkz: bir pazar öğleden sonrasına dönüşmüş evren)


''pazar öğleden sonraları aylarca uzasaydı, ter dökmekten kurtulmuş, ilk lanetin ağırlığından sıyrılıp hafiflemiş olan insanlık nereye varırdı? yaşanmaya değer bir tecrübe olurdu bu. tek eğlencenin cinayet olacağı; sefahatın yürek temizliği, naranın melodi, sırıtmanın şefkat halinde görüneceği hayli muhtemel. zamanın sınırsızlığı duygusu, her saniyeyi dayanılmaz bir azaba, darağacına çevirirdi. şiirle dolu yüreklere şevksiz bir yamyamlık, bir sırtlan hüznü yerleştirirdi; kasap ve cellatlar bitkin düşüp tükenir, kiliseler ve genelevler iç çekişlerle dolardı. bir pazar öğleden sonrasına dönüşmüş evren... sıkıntının tasviridir bu - evrenin de sonu...''


okumadıysanız, kendinize benim gibi başucunuzda tutmama sözü vererek okuyabilirsiniz. en azından sevdiğiniz yada sevmediğiniz bir şey daha olur.
devamını gör...

güzel nick olur.
devamını gör...

bazı tip şizofrenilerde hastada görülen özel bir hareket bozukluğu. bu süreçte hasta tamamen hareketsizdir, bırakıldığı yerde durur, oturur veya yatar; bir nevi otomatik itaat halindedir. bu durum süreğen değildir fakat tekrarlayabilir.
devamını gör...

akıllara efsanevi umut sarıkaya karikatürünü getiren morarma olayı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şu yayınları dinlerken, iyi ki böyle bir sözlüğün açılması için adım atmışım diyorum.
onur, şeref, haysiyet, gurur ne varsa duyuyorum efendim.

(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...

cevap veremedikleri konularda bunlar terörist diyip geçen siyasetçilerin açıklaması. erdoğan'ın sözünü dinleyin; "seçilmişleri atanmışlara yedirmeyiz." atanmış rektörlere bütün üniversiteler karşı çıkmalı.
devamını gör...

"hakikaten şu insanlar pek müz'iç mahluklardı. kendi akıllarının üstünlüğüne inanarak başkasına öğüt vermekten vazgeçmiyorlar, fakat kendi gülünçlüklerini, zavallılıklarını da bir türlü idrak edemiyorlardı."

müz'iç : bıktıran, usandıran.
devamını gör...

simone de beauvoir kitabıdır. pek çok feminist için bir temel oluşturan klasikleşmiş bir eseridir.
devamını gör...

hatırladınız değil mi gereksiz egoyu? kaçtı değil mi tadınız? bunun bir de şeyi var (bkz: öğrenci işleri)
devamını gör...

hayatta hiçbir şeyin din kadar tutku duyulduğu, ilgi gördüğü, hayran kaldığı başka bir şey yoktur bulamazsınız. yaratıcının yaratma sanatı, yaşatma sanatı, kusursuz olma sanatı insanların ilgisini hep çekmiştir. bazen bir ezan okuyan müezzinin sesinde, bazen rengarenk kusursuzca yaratılmış bir tavus kuşunda, bazense geceleri baktığımız gökyüzünde sanatı ve dini birlikte görür insan. tabi bunca şeyi göremeyen ve zırvalayan kişilerde yok değil. bunlar da sanatın bir parçasıdır.
devamını gör...

bir an yanlış mı okudum dediğim başlık. ama evet, biz kayısılar için gelmeli bu özellik*. hem sonuçta bir malatyalı olarak ben de kayısıyım haha. hatta "uff malatya'nın kayısısı" diyerek o videoyu hemen bırakıyorum.
devamını gör...

çok pahalı ürünleri olan giyim mağazasıdır.
devamını gör...

' unutmak olmazsa insanoğlu nasıl yaşardı bunca acı ortasında.'
-mavi kuş, mustafa kutlu
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim