onsuz ilk bayram
hayatınızın, eksikliğini hiç tatmadığınız parçası gün gelir ayrılır, yokluğunun boşluğuyla baş başa bırakır sizi. öyle bir duygudur ki kalbiniz bir türlü ısınmaz. aklınız bir şekilde sıyrılır bu işin içinden gündüz kargaşasında da kalp hep dargın kalır. ışık gidince, sesler kaybolunca işte o zaman baş başa kalınır o boşlukla.
güneş battığında gitti, güneş doğduğunda geri gelmeyecek. onsuz ilk sabah her şey pusluydu ama onsuz ilk bayram her şey çok sahi. çocuklar kapıyı çalmadı, temiz bayramlıklar giyilmedi, neşeli kahvaltı sofraları hazırlanmadı, harçlık toplanmadı, el öpülmedi. o gelmedi, bayram da gelmedi. o yok baklavanın tadı da yok. o yok çocukluk da yok. içimdeki çocuk gelmiyor niceleri zaten. geriye kalan kırık parçalı soğuk mutluluklar. o gitti, herkes gitti. o gelmedi, hiçkimse uğramadı ayrılıklar başkentine.
güneş battığında gitti, güneş doğduğunda geri gelmeyecek. onsuz ilk sabah her şey pusluydu ama onsuz ilk bayram her şey çok sahi. çocuklar kapıyı çalmadı, temiz bayramlıklar giyilmedi, neşeli kahvaltı sofraları hazırlanmadı, harçlık toplanmadı, el öpülmedi. o gelmedi, bayram da gelmedi. o yok baklavanın tadı da yok. o yok çocukluk da yok. içimdeki çocuk gelmiyor niceleri zaten. geriye kalan kırık parçalı soğuk mutluluklar. o gitti, herkes gitti. o gelmedi, hiçkimse uğramadı ayrılıklar başkentine.
devamını gör...
charles bukowski
6 ya da 8 basiretsiz siyasetçi
veya 8 ya da 10 havalı yazar, besteci ve ressam yeter
insanlığı 50 yıl ya da daha fazla geriletmeye.
size çok fazla gibi gelmeyebilir ama yarısıdır bir ömrün,
büyük sanatın o çok gerekli
doğal armağanını
duymak, görmek, okumak varken
mahrum kalacağın
uzun bir süreç.
size çok trajik gelmeyebilir
ama bazen, belki, sabah ya da gece ya da öğle vaktinde
kendinizi çok iyi hissetmediğinizde,
asıl nedeni
aslında sizin için olması gereken
ama olmayanın eksikliğidir.
üzerinden sadece külot bulunan
bir sarışından değil,
o olduğu zaman bile
ruhunuzu kemiren bir şeyden söz ediyorum.
dizelerinin sahibi yazar.
veya 8 ya da 10 havalı yazar, besteci ve ressam yeter
insanlığı 50 yıl ya da daha fazla geriletmeye.
size çok fazla gibi gelmeyebilir ama yarısıdır bir ömrün,
büyük sanatın o çok gerekli
doğal armağanını
duymak, görmek, okumak varken
mahrum kalacağın
uzun bir süreç.
size çok trajik gelmeyebilir
ama bazen, belki, sabah ya da gece ya da öğle vaktinde
kendinizi çok iyi hissetmediğinizde,
asıl nedeni
aslında sizin için olması gereken
ama olmayanın eksikliğidir.
üzerinden sadece külot bulunan
bir sarışından değil,
o olduğu zaman bile
ruhunuzu kemiren bir şeyden söz ediyorum.
dizelerinin sahibi yazar.
devamını gör...
türkiye'nin genel sorunları
türkiye'nin tek genel sorunu vardır, o da örgütsüzlüktür. ister kooperatifler, ister sendikalar, birlikler, komiteler veya siyasi partiler ve hatta apartman yönetimleri üzerinden olsun, halkın örgütlü olduğu yerde yönetenler at oynatamazlar, pervasızca yolsuzluk yapamazlar, halkın çıkarlarını öyle kolayca bir yana itemezler. çünkü gelebilecek tepkiden çekinirler. insan, toplumsal bağlam içinde evrimleşmiş ve her türlü erdemi de bu bağlamda geliştirmiştir. erdem, ister kendi vicdanımızdan, ister başka kişilerden gelebilecek tepkilere karşı duyduğumuz korkunun yansımasıdır. toplumsal denetimin bulunmadığı yerde, erdem ve ahlak gelişiminden söz edilemez. örgütlenin, nerede olursa olsun
devamını gör...
frisson
fransızca bir sözcüktür. iyi veya kötü olan ani duygu değişimlerinde, kişilerin heyecanlanması ve tüylerinin ürpermesi anlamına gelmektedir.
devamını gör...
eski sevgiliyle arkadaş olmak
şimdi diyelim ki elinizde bir çiçek var, gül ama siz bunun adını değiştirdiniz papatya diyorsunuz. koklayınız lütfen papatya dedin diye gül papatya kokar mı?
devamını gör...
yazarların şu an merak ettikleri bir şey
mezun olunca çok çektiğim hocanın suratına 'noldu lan mezun oldum işte' bakışı atabilecek miyim
devamını gör...
muhaliflerin arap düşmanlığının sebebi
şahsen arap düşmanı değilim, hiç bir ırka karşı nefret duygum yok. ancak karşıma geçip arap seviciliği yapanlara da elbette cevap vermek gerek.
atatürk filistin cephesinde savaşırken karşısındaki düşmanın bayrağı acaba neydi? bildiniz filistin bayrağı. hani şu israil protestolarında bizim arapseverlerin taşıdığı bayrak.
atatürk filistin cephesinde savaşırken karşısındaki düşmanın bayrağı acaba neydi? bildiniz filistin bayrağı. hani şu israil protestolarında bizim arapseverlerin taşıdığı bayrak.
devamını gör...
antisosyal kişilik bozukluğu
zorunlu askerlik hizmetinde sıklıkla denk geleceğiniz tahammülü zor bozukluk. tabip yüzbaşı bu tanıyı koyunca tertip emri çıkar ve eleman farklı birliğe gönderilir.
devamını gör...
kafa rock radyo yayını
yayıncı an itibarı ile, ayakkabılarını okul servisinde unutmasına neden olan parçayı bizlere dinletmekte.
(bkz: losing my religion)
(bkz: losing my religion)
devamını gör...
frequent wind operasyonu
amerika’nın 1975 yılında düzenlediği vietnam’ı tahliye operasyonu.
bu operasyonun planları öncesinden ‘acil tahliye planı’ detayında hazırlanmış , kod ve mesaj belirlenmişti. ama plan istenildiği gibi gitmedi. nedenlerine gelirsem;
amerika’ kuzey vietnam’ın bu kadar hızlı ilerleyebileceğini hesaplayamadı. bu konuda ya istihbaratı ya da öngörüsü zayıf kaldı ve bu yüzden planlananın çok altında kişi tahliye edildi.
tahliye planına gelirsek, radyoda şu anons ile birlikte beyaz noel şarkısı çalınacaktı. anons ise ‘saygon’da hava 105 derece ve yükseliyor’. bu kodu sadece amerikalılar bilecekti ve yakınları olan vietnamlılara bildirecekti. kodda sorun yoktu ama beyaz noel şarkısını bilen vietnamlı da yoktu*. bu nedenle tahliye edilecek vietnamlılar, amerikalılardan bu şarkıyı öğrenmek için mırıldanmalarını istemişlerdir.
tahliye esnasında, 4 görevlinin öldüğü belirtilmiş. çünkü tahliyeler devam ederken, kuzey vietnam çoktan saygon’a girmişti. havada uçuşan roketler eşliğinde 1000 amerikalı, 6000 vietnamlının tahliye edildiği söyleniyor.
bu operasyonun planları öncesinden ‘acil tahliye planı’ detayında hazırlanmış , kod ve mesaj belirlenmişti. ama plan istenildiği gibi gitmedi. nedenlerine gelirsem;
amerika’ kuzey vietnam’ın bu kadar hızlı ilerleyebileceğini hesaplayamadı. bu konuda ya istihbaratı ya da öngörüsü zayıf kaldı ve bu yüzden planlananın çok altında kişi tahliye edildi.
tahliye planına gelirsek, radyoda şu anons ile birlikte beyaz noel şarkısı çalınacaktı. anons ise ‘saygon’da hava 105 derece ve yükseliyor’. bu kodu sadece amerikalılar bilecekti ve yakınları olan vietnamlılara bildirecekti. kodda sorun yoktu ama beyaz noel şarkısını bilen vietnamlı da yoktu*. bu nedenle tahliye edilecek vietnamlılar, amerikalılardan bu şarkıyı öğrenmek için mırıldanmalarını istemişlerdir.
tahliye esnasında, 4 görevlinin öldüğü belirtilmiş. çünkü tahliyeler devam ederken, kuzey vietnam çoktan saygon’a girmişti. havada uçuşan roketler eşliğinde 1000 amerikalı, 6000 vietnamlının tahliye edildiği söyleniyor.
devamını gör...
2 şubat 2021 sivas depremi
can ve mal kaybı olmamasını diliyorum. geçen sene bu afetlerden hep ocaklara ateş düştü, bu sene bari kör talihimiz tersine dönse ya.
tüm sivaslılara geçmiş olsun.
tüm sivaslılara geçmiş olsun.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
yalnızlık sadece insanın çevresinde insan olmaması demek değil,insan düşündüklerini birisine aktaramadığı zaman da yalnız hisseder.
devamını gör...
bu yazara yakın zamanda çok fazla beğeni yaptığınız için oyunuz kaydedilmedi
okuyarak(!) üst üste beğenen ya da favorileyen beni üzmüştür.
geçenlerde favorilerde başıma gelmişti, bugün de beğenilerde. sevdiğim, takip ettiğim yazarların profiline girip okuyup beğenip ya da favorileyip çıkıyordum. her girdisini beğendiğim yazar da çok nadir zaten, beğenmeden geçtiklerim de oluyor. sonuçta seri gibi görünse de, her yazılanı da beğenmiyoruz. kime ne zararım vardı?*
bu arada uzun entry’leri okuyup beğenirken bu uyarı çıkmadı. sanırım uzun yazın diyorlar ya da çok fazla entry girmeyin, insanları üst üste beğenmeye itmeyin.*
geçenlerde favorilerde başıma gelmişti, bugün de beğenilerde. sevdiğim, takip ettiğim yazarların profiline girip okuyup beğenip ya da favorileyip çıkıyordum. her girdisini beğendiğim yazar da çok nadir zaten, beğenmeden geçtiklerim de oluyor. sonuçta seri gibi görünse de, her yazılanı da beğenmiyoruz. kime ne zararım vardı?*
bu arada uzun entry’leri okuyup beğenirken bu uyarı çıkmadı. sanırım uzun yazın diyorlar ya da çok fazla entry girmeyin, insanları üst üste beğenmeye itmeyin.*
devamını gör...
yedi numara dizisi replikleri
öyle vurucu replikler yok aklımda ama her hatırladığımda güldüğüm birkaç sahne var.
1.
manti siparişi gidecektir: bölüm 39
zeliha: adresi bulabilecek misin meryem
meryem: aaa tabi canım burayı biliyorum ben zaten kaç defa gittim bakın şimdi ilerdeki pasaja giriyom. sağdan üçüncü dükkana sokağı soruyom. onlar sana tarif edince sokağı buluyom. kunduracı amcaya gidiyom. kunduracı amca görür görmez: "allah cezanı versin, yine mi sen geldin !" diyo. sen : "hı" yapiyon. ondan sonra da apartmani tarif ediyo. asansöre biniyom. iki-üç kişi daha gelince asansör "fiyt" kalkıyo. ondan sonra lui...... ha sivali duvarı bekliyom. sivalı duvarı görünce "aaaaa ben burada inecektim. n'olur beni indirin!" diye bağırıyom. bu sefer herkes bi telaş, bi panik, asansörü durdurup seni aşağı kadar indiriyolar. tam karşındaki zile basıyon, işte orasi. bitti yani !
5:59
2.
vahit çocuğuna isim arıyordur*
vahit: değişik bir şey yok mu şöyle be
haydar: bizim sınıfta bi kız bi oğlan var ikisinin de adı okyanus
sabit: çok uzun emmi
haydar: deniz olsun
sabit: uzun uzun
haydar: göl
sabit: kısalt kısalt
haydar: su
sabit: daha kısalt
haydar: abooow kurudu çocuk be
28:05
1.
manti siparişi gidecektir: bölüm 39
zeliha: adresi bulabilecek misin meryem
meryem: aaa tabi canım burayı biliyorum ben zaten kaç defa gittim bakın şimdi ilerdeki pasaja giriyom. sağdan üçüncü dükkana sokağı soruyom. onlar sana tarif edince sokağı buluyom. kunduracı amcaya gidiyom. kunduracı amca görür görmez: "allah cezanı versin, yine mi sen geldin !" diyo. sen : "hı" yapiyon. ondan sonra da apartmani tarif ediyo. asansöre biniyom. iki-üç kişi daha gelince asansör "fiyt" kalkıyo. ondan sonra lui...... ha sivali duvarı bekliyom. sivalı duvarı görünce "aaaaa ben burada inecektim. n'olur beni indirin!" diye bağırıyom. bu sefer herkes bi telaş, bi panik, asansörü durdurup seni aşağı kadar indiriyolar. tam karşındaki zile basıyon, işte orasi. bitti yani !
5:59
2.
vahit çocuğuna isim arıyordur*
vahit: değişik bir şey yok mu şöyle be
haydar: bizim sınıfta bi kız bi oğlan var ikisinin de adı okyanus
sabit: çok uzun emmi
haydar: deniz olsun
sabit: uzun uzun
haydar: göl
sabit: kısalt kısalt
haydar: su
sabit: daha kısalt
haydar: abooow kurudu çocuk be
28:05
devamını gör...
amazon
1.7 trilyon dolarlık değeri ile türkiye ekonomisinden yaklaşık 2.4 kat daha değerlidir.
devamını gör...
dynamo
gerçek ismi steven frayne olan sahne adı ise dynamo olan sihirbaz.
(bkz: david copperfield) de neymiş dedim onu ilk izlediğimde. onu izlediğim program: dynamo: magician impossible.
kendisini şöyle tarif edeyim; çok uzun boylu değil, zayıf ve hayatı hastalıklarla geçmiş biri. onun hayatıyla ilgili bir program izlediğimde , bu sihir işine ( yaw sihir diyorum anlayın işte, illüzyon) büyükbabası vesilesiyle başlıyor ve hayatında en büyük desteği dedesinden görüyor. bu programda izlediğim kadarıyla, amatör olarak ve daha çok iskambil kağıtları numaralarıyla partilere katılıyor ve amatör çekim yapıyordu.
biraz önce bahsettiğim program ise tek kelime ile harikaydı. ülke ülke gezip sokakta alışılmadık gösteriler yapıyordu; herkesin ortasında bir de. yani bazılarını aklıma uydurabilirim ama aşağıda paylaşacağım gösteriyi defalarca izledim ama yok, bir türlü akıl erdiremedim.
gece gece nerden aklıma geldi derseniz; isa ile ilgili kitap oluyorum ve aklıma onun su üstünde yürümesi geldi; oradan da dynamo’nun göl üstünde yürümesi geldi ve sonuç. bir iki gösterisini paylaşıyorum; devamını izlemek isterseniz google efendide mevcut.
(bkz: david copperfield) de neymiş dedim onu ilk izlediğimde. onu izlediğim program: dynamo: magician impossible.
kendisini şöyle tarif edeyim; çok uzun boylu değil, zayıf ve hayatı hastalıklarla geçmiş biri. onun hayatıyla ilgili bir program izlediğimde , bu sihir işine ( yaw sihir diyorum anlayın işte, illüzyon) büyükbabası vesilesiyle başlıyor ve hayatında en büyük desteği dedesinden görüyor. bu programda izlediğim kadarıyla, amatör olarak ve daha çok iskambil kağıtları numaralarıyla partilere katılıyor ve amatör çekim yapıyordu.
biraz önce bahsettiğim program ise tek kelime ile harikaydı. ülke ülke gezip sokakta alışılmadık gösteriler yapıyordu; herkesin ortasında bir de. yani bazılarını aklıma uydurabilirim ama aşağıda paylaşacağım gösteriyi defalarca izledim ama yok, bir türlü akıl erdiremedim.
gece gece nerden aklıma geldi derseniz; isa ile ilgili kitap oluyorum ve aklıma onun su üstünde yürümesi geldi; oradan da dynamo’nun göl üstünde yürümesi geldi ve sonuç. bir iki gösterisini paylaşıyorum; devamını izlemek isterseniz google efendide mevcut.
devamını gör...
pame radyo yayını
normal sözlük demek sözlük radyosu bünyesinde cumartesi geceleri masterpiece ile çoşup pazar gecelerini sevgili marikaki ile huzur içinde geçirmek demektir.
işte geldi çattı yine marikakinin o güzel sunumunu ve çalma listesini dinleme vakti!
rapor yazarken, ödev hazırlarken, sınava çalışırken; yemek yerken, oda toplarken, kısacası herkesin arayıp bulamadığı huzur her ne yapıyorsanız tam da buralarda bi yerde.
o haldeeee pame*.
işte geldi çattı yine marikakinin o güzel sunumunu ve çalma listesini dinleme vakti!
rapor yazarken, ödev hazırlarken, sınava çalışırken; yemek yerken, oda toplarken, kısacası herkesin arayıp bulamadığı huzur her ne yapıyorsanız tam da buralarda bi yerde.
o haldeeee pame*.
devamını gör...
honore de balzac
her büyük servetin altında büyük bir suç yatar.*
devamını gör...

