normal sözlük'ün en yaşlı yazarı
en yaşlı ben değilmişim, yaşasın.
devamını gör...
çamaşır kurutma makinesi
geçenlerde kara para aklıyorum. attım makineye paraları. bir güzel kuruttu. sonra bi’ takım değişik sesler gelmeye başladı makineden. açtım filtresini. bir güzel temizledim. her zaman ki gibi çöpüme attım. meğer fbi’da çalışan labaratuvar sakinleri de benim çöp poşetimden çıkan kimyasallardan çözmüşler bu işi yaptığımı. neyse efendim, beni kelepçelerle götürdüler. turuncu tulum giydirdiler. iğrenç yemekler yedirdiler ve suçumu itiraf ettirdiler. şimdi günlük yarım saatlik telefon kullanım hakkım bitti. gardiyan çimleri biçmemi emrediyor, ben kaçtım.
hayır!
henüz hapishaneden kaçmadım. henüz.
hayır!
henüz hapishaneden kaçmadım. henüz.
devamını gör...
aşk ve gurur
jane austen'in sayısız defa beyaz perdeye ve televizyon ekranlarına uyarlanmış kült romanı. kitabın temel konusu aşk olsa da ön planda yer alan aşk hikayesinin arkasında ingiliz toplumunun yaşantısına dair yönelen ince dokundurmalar mevcut. austen'ın roman boyunca sahici bir dil kullanması ve olayların yalın bir üslupla aktarımı yıllar geçse de eserin etkinliğinden bir şey kaybetmemesine sebep olmuş. başroldeki elizabeth benneth oldukça etkileyici bir karakterdi benim için. zekası, hazırcevaplığı, zaman zaman kabaran eğlenceli ve muzip tavırları hoşuma gitti. bir diğer başrolümüz darcy ise elizabeth ile zıt bir kutupta yer alıyor. kibirli, egoist ve kendi sınıfından olmayanlara karşı hodbin bir insan görüntüsünde olan kahramanımızın kabuğunun altında şefkatli ve yardımsever bir adam olduğunu sonradan öğreniyoruz. genel anlamda sınıf farkı ve karakterlerin çatışması üzerinden işlenen bir aşk öyküsü denilebilir roman için. wickham, collins gibi başarılı ve renkli yan karakterler de mevcut romanda. benim için en etkileyici kısım mrs.gardiner'in elizabeth'e darcy hakkında her şeyi açıklayan ve onun özünde nasıl bir insan olduğunu açığa çıkaran mektubu olmuştu.
devamını gör...
yazarların olmak istediği fantastik yerler
yıldızlararasındaki dev dalgalar.
devamını gör...
sözlükte yer yerinden oynarken online olmayan yazar
sözlüğe girdiğinde "aman aman nerelere geldik" diyecek yazardır.
gel hele gel panayır var gel.
gel hele gel panayır var gel.
devamını gör...
bir ömer hayyam rubaisi bırak
bir testici gördüm, çamur içindeydi:
ayağı çarkında, elinde bir testi;
testinin başında bir yoksulun ayağı
kulpunda bir padişahın kellesi.
ne yazık, pişmiş ekmek çiğlerin elinde;
ne yazık, çeşmeler cimrilerin elinde.
o canım türk güzeli kömür gözleriyle,
çaylakların, uğruların, eğrilerin elinde.
bilir misin, yüceler yücesi tanrı,
şarap ne zaman çoşturur içenleri?
pazar, pazartesi, salı, çarşamba, perşembe,
bir de cuma, cumartesi günleri
devamını gör...
on kusurlu hareket
dünyanın en çok sevilen ve en çok eleştirilen oyunu futbolda faul atışı ile cezalandırılacak hareketlerdir.
eskiden dokuz kusurlu hareket iken sonradan eklenen bir ihlalle sayısı ona çıkmıştır. bu onuncu kural futbolun yavaş yavaş güç oyununa dönüşmesinin bir sonucudur.
bu hareketlerin ilki rakibine tekme atmaktır. bu hareketin açıklanacak bir yanı elbette yok. benim aklımda kalan örnek real madrid’de oynarken pepe’nin rakibi casquero‘ya attığı tekmedir:

ikinci hareketimiz ise rakibe çelme takmak, bu hareket futbol sahalarında bolca gördüğümüz bir harekettir. çalım yemeyi egosuna yediremeyen oyuncu geçip giden rakibini bir çelme ile yerle yeksan eder. bu benim için genelde messi’nin top sürmeye başladığında olmasını beklediğim harekettir:

üçüncü hareketimiz hava topu esnasında rakibin üstüne sıçramaktır. bu her üç hava topu mücadelesinin ikisinde mutlaka görülen bir harekettir. yükselirken rakibin omuzlarına bastırmak en yaygın olanıdır.
dördüncü hareket rakibi engelleyici şarj. bu harekette ise rakip sizi geçmiş giderken formasına yapışıp “ getme deyeydim” diye bağırmaktır. tromsö - sandefjord maçında yapılan faul aklımdan hiç çıkmaz mesela:

sonraki hareketimiz rakibe kasti olarak vurmak. bu hareket de çok açıklanmaya ihtiyaç duymuyor ama hagi’nin uefa kupası finalinde tony adams’a yaptığı hareket akıllardan çıkmaz. ne yaptın hagi, oooo çok sert:

altıncı hareketimiz rakibi itmek. bu hareket de zaten ismi ile müsemma bir harekettir. bu hareket sonucunda birçok futbolcunun reklam panolarına çarptığına şahit olmuşuzdur.
yedinci hareketimiz topa müdahale etmeden önce rakibe temas etmektir. bence tespiti en zor olanlardan biri budur. anlık bir refleks gerekir hangisinin önce olduğunu bulmak için.
sekizinci hareketimiz rakibe tükürmek ya da uygunsuz harekette bulunmak. bu uygunsuz hareketlerden biri de rakibi ısıtmaktır ki bunu suarez’den iyi kimse yapamaz:

dokuzuncu hareket topa elle müdahale etmek ki bu da gayet açık ve net bir ihlaldir. ve tabii ki tanrının elini hatırladınız:

son hareketimiz ise orantısız güç kullanmak. rakibin omuzuna omuzla vurmakta bir sakınca yok ancak rakibe orantısız kullanarak kendine avantaj sağlamak net bir fauldür.
evet, birçok hareketi gördük, birçok hareketi tanıdık. şimdi geldik en civcivli bölüme.
eskiden dokuz kusurlu hareket iken sonradan eklenen bir ihlalle sayısı ona çıkmıştır. bu onuncu kural futbolun yavaş yavaş güç oyununa dönüşmesinin bir sonucudur.
bu hareketlerin ilki rakibine tekme atmaktır. bu hareketin açıklanacak bir yanı elbette yok. benim aklımda kalan örnek real madrid’de oynarken pepe’nin rakibi casquero‘ya attığı tekmedir:

ikinci hareketimiz ise rakibe çelme takmak, bu hareket futbol sahalarında bolca gördüğümüz bir harekettir. çalım yemeyi egosuna yediremeyen oyuncu geçip giden rakibini bir çelme ile yerle yeksan eder. bu benim için genelde messi’nin top sürmeye başladığında olmasını beklediğim harekettir:

üçüncü hareketimiz hava topu esnasında rakibin üstüne sıçramaktır. bu her üç hava topu mücadelesinin ikisinde mutlaka görülen bir harekettir. yükselirken rakibin omuzlarına bastırmak en yaygın olanıdır.
dördüncü hareket rakibi engelleyici şarj. bu harekette ise rakip sizi geçmiş giderken formasına yapışıp “ getme deyeydim” diye bağırmaktır. tromsö - sandefjord maçında yapılan faul aklımdan hiç çıkmaz mesela:

sonraki hareketimiz rakibe kasti olarak vurmak. bu hareket de çok açıklanmaya ihtiyaç duymuyor ama hagi’nin uefa kupası finalinde tony adams’a yaptığı hareket akıllardan çıkmaz. ne yaptın hagi, oooo çok sert:

altıncı hareketimiz rakibi itmek. bu hareket de zaten ismi ile müsemma bir harekettir. bu hareket sonucunda birçok futbolcunun reklam panolarına çarptığına şahit olmuşuzdur.
yedinci hareketimiz topa müdahale etmeden önce rakibe temas etmektir. bence tespiti en zor olanlardan biri budur. anlık bir refleks gerekir hangisinin önce olduğunu bulmak için.
sekizinci hareketimiz rakibe tükürmek ya da uygunsuz harekette bulunmak. bu uygunsuz hareketlerden biri de rakibi ısıtmaktır ki bunu suarez’den iyi kimse yapamaz:

dokuzuncu hareket topa elle müdahale etmek ki bu da gayet açık ve net bir ihlaldir. ve tabii ki tanrının elini hatırladınız:

son hareketimiz ise orantısız güç kullanmak. rakibin omuzuna omuzla vurmakta bir sakınca yok ancak rakibe orantısız kullanarak kendine avantaj sağlamak net bir fauldür.
evet, birçok hareketi gördük, birçok hareketi tanıdık. şimdi geldik en civcivli bölüme.
devamını gör...
taylor swift
kendisini severim ama müzik tarzı cidden çeşitli olan nadir sanatçılardan biri ve bu hem çok garip hem de güzel..
demek istediğim şey, kariyerine country ile başlayıp sonrasında pop türüne yönelik albümler çıkarması, sonra biraz daha olgunlaşıp rock'a yönelmesi..
sonra 2017'de yine soluğu pop'da alıp 2018-2019 arasında daha da indie/ alternative/folk üçlüsüne yaklaşması yani lover albmünde kullandığı sound'lardan bahsediyorum.
2020 yılında covid ile birlikte, folk/indie türünü içine alan "folklere" albümü 4 ay gibi kısa sürede çıkarmış olamsı çok hayaranlık duyulası..
insana ciddrn 90'ların trendinden daha güçlü geldiğini gösteriyor..
2020'nin son everlerinde ise bizlere evermore albümünü bahşetmiştir ve cidden çok üretken bir sanatçı olduğunu kanıtlamış oldu.
bundan yıllar sonra adı efsanelerin arasına yazılacak sanatçı kişi diye de denilebilir taylor swift'e.
champagne problems tam beni anlatan bir şarkı, tşkler taylor ağlarken dinlemek çok iyi hissettiriyor..
unutmadan eski şarkılarının kendi versiyonlarını yayınlayacakmış ki yayınladı.
demek istediğim şey, kariyerine country ile başlayıp sonrasında pop türüne yönelik albümler çıkarması, sonra biraz daha olgunlaşıp rock'a yönelmesi..
sonra 2017'de yine soluğu pop'da alıp 2018-2019 arasında daha da indie/ alternative/folk üçlüsüne yaklaşması yani lover albmünde kullandığı sound'lardan bahsediyorum.
2020 yılında covid ile birlikte, folk/indie türünü içine alan "folklere" albümü 4 ay gibi kısa sürede çıkarmış olamsı çok hayaranlık duyulası..
insana ciddrn 90'ların trendinden daha güçlü geldiğini gösteriyor..
2020'nin son everlerinde ise bizlere evermore albümünü bahşetmiştir ve cidden çok üretken bir sanatçı olduğunu kanıtlamış oldu.
bundan yıllar sonra adı efsanelerin arasına yazılacak sanatçı kişi diye de denilebilir taylor swift'e.
champagne problems tam beni anlatan bir şarkı, tşkler taylor ağlarken dinlemek çok iyi hissettiriyor..
unutmadan eski şarkılarının kendi versiyonlarını yayınlayacakmış ki yayınladı.
devamını gör...
tamer karadağlı'nın ülkenin en iyi oyuncusu olması
tamerciğim sen misin?
devamını gör...
30 yaş üstü yazarlar uçurulsun kampanyası
yavrucum, annenden izin babandan harçlık aldın da gelip bize mi racon kesiyorsun?
devamını gör...
uzun entry şovenizmi
uzun uzun okumayı ve yazmayı* seven bir ben mi varım bu sözlükte??!! ne yalan söyleyeyim kimse okumaz diye emek verip yazdıktan sonra orasından burasından kırpıp yarım yamalak hale getirdiğim çok tanım oldu, artık yapmıyorum sizlere inat yapmayacağım da.*
zaten genelde belli bir konuda yazıyorum, onu da belli 3-5 insan okuyor. buna da dertlenemeyeceğim valla...
zaten genelde belli bir konuda yazıyorum, onu da belli 3-5 insan okuyor. buna da dertlenemeyeceğim valla...
devamını gör...
seni anlayan kimsenin olmaması
kimse kimseyi anlayamaz. çevrendekilerin zihninde tasavvur eden sene göre, kendi yakıştırdığı sıfatlar kadarsın. birilerinden seni anlamalarını beklemek tuhaf geliyor. ne kadar anlayacak, nasıl anlayacak? bunu bilemezsin. emin olamazsın. anlamasın daha iyi. neyi anlamadığını biliyorsun en azından.
devamını gör...
parkinson
beynin substansia nigra'daki dopaminerjik desarjın azalmasına bağlı görülen nörolojik hastalıktır.
bu hastalarda para sayar şekilde istirahat tremoru, dişli çark rijiditesi ve hareketleri başlamada güçsüzlük, yavaşlık ile karakterize bradikinezi en temel semptomlarıdır.
buna ek olarak maske yüz, küçük adımlarla yürüme, göz kırpma sayısında azalma,postüral reflekslerin kaybı görülebilmektedir.
bu insanlarda medulla spinalis tutulumu görülmez, derin tendon reflekslerinde artış olmaz.
tedavisinde ilk seçenek ilaç levodopa'dır. buna ek olarak santral sisteme daha yoğun geçebilmesi için dopa dekarboksilaz inhibitörü karbidopa veya benserazid ile kombine kullanılır.
ek olarak santral antikolinerjik biperiden, dopamin agonisti bromokriptin ,kabergolin gibi ajanlar da kullanılabilmektedir.
bu hastalarda para sayar şekilde istirahat tremoru, dişli çark rijiditesi ve hareketleri başlamada güçsüzlük, yavaşlık ile karakterize bradikinezi en temel semptomlarıdır.
buna ek olarak maske yüz, küçük adımlarla yürüme, göz kırpma sayısında azalma,postüral reflekslerin kaybı görülebilmektedir.
bu insanlarda medulla spinalis tutulumu görülmez, derin tendon reflekslerinde artış olmaz.
tedavisinde ilk seçenek ilaç levodopa'dır. buna ek olarak santral sisteme daha yoğun geçebilmesi için dopa dekarboksilaz inhibitörü karbidopa veya benserazid ile kombine kullanılır.
ek olarak santral antikolinerjik biperiden, dopamin agonisti bromokriptin ,kabergolin gibi ajanlar da kullanılabilmektedir.
devamını gör...
2020 2021 süper lig şampiyonu beşiktaş
fanatik olamasam da vasat dedikleri kadroyla şampiyonluk yaşayan beşiktaş’ımı can-ı gönülden kutluyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
nefret. insanlara karşı nefret. bir hava alayım diye kitabımı aldım sahile indim, çimlerde oturan epey de insan var, ben de bir yere oturdum. fakat o da ne, ülkemin pastoral kırolarından üçü ağaca hoparlör asmış, açtılar müziklerini tüm insanlara dinletiyorlar. kimse de bir şey demiyor yahu, bir ben miyim bu kadar ortak yaşam kuralları hassasiyeti olan? ben dinlemek istemiyorum senin müziğini, denizin sesini, çocukların seslerini dinlemek istiyorum ama ne mümkün. dayanamıyorum bazen insanların düşüncesizliklerine. al işte iki nefes alayım diye geldim, sinirlenip döneceğim.
devamını gör...
asansöre yabancı biriyle binmek
telefonun ekranına bakıp zamanın bir an önce geçmesini beklerim.
devamını gör...



