kur'an'daki saçma ayetler
ya yeter vallahi yeter ya! bi bitmediniz avk.
devamını gör...
amores perros
meksikalı ünlü yönetmen alejandro gonzalez inarritu 'nun ismini dünyaya duyurduğu 2000 yapımı filmidir. film, bir araba kazasının üç farklı ve birbirini tanımayan insanın yaşamına yaptığı etkiyi anlatıyor.
filmin hem senaryosu hem de kurgusu çok başarılı. film içinde 3 tane kısa film barındırıyor. ve hepside kalite olarak çok yukarılarda, her biri için ayrı bir film rahatlıkla çekilebilir. innaritu aslında bu tarz karmaşık senaryoları alıp anlamamızı oldukça kolaylaştırarak ve aynı zamanda akıcı anlatımı koruyacak şekilde filmlerini çeken bir yönetmen. bu film de bana kalırsa bu özelliğini gösterebildiği en başarılı filmi.
filmde sevgi kavramı üzerinde çok durulmuş. bence filmin aslında görmemizi istediği şey de bu. insanların hayatları ne kadar farklı olursa olsun aslında birçok şeyleri de ortaktır.
yaratılan karakterler de gerçekten tam oturmuş. herkesin ne istediği gayet net ve hepsini gerçek hayatla bağdaştırmak kolay. karakter çeşitliliği konusundan çok başarılı.
izlemesi gayet keyifli ve akıcı olan ve türünde pek örneği olmayan bir film olarak nitelendirebilirim.
filmin hem senaryosu hem de kurgusu çok başarılı. film içinde 3 tane kısa film barındırıyor. ve hepside kalite olarak çok yukarılarda, her biri için ayrı bir film rahatlıkla çekilebilir. innaritu aslında bu tarz karmaşık senaryoları alıp anlamamızı oldukça kolaylaştırarak ve aynı zamanda akıcı anlatımı koruyacak şekilde filmlerini çeken bir yönetmen. bu film de bana kalırsa bu özelliğini gösterebildiği en başarılı filmi.
filmde sevgi kavramı üzerinde çok durulmuş. bence filmin aslında görmemizi istediği şey de bu. insanların hayatları ne kadar farklı olursa olsun aslında birçok şeyleri de ortaktır.
yaratılan karakterler de gerçekten tam oturmuş. herkesin ne istediği gayet net ve hepsini gerçek hayatla bağdaştırmak kolay. karakter çeşitliliği konusundan çok başarılı.
izlemesi gayet keyifli ve akıcı olan ve türünde pek örneği olmayan bir film olarak nitelendirebilirim.
devamını gör...
erdoğan'ın bir sonraki seçimde kazanamayacak olması
bu önerme, başlığı açan sevgili yazar kardeşimizin oldukça naif olduğunu göstermiştir. akp hükümetinin seçim ile gideceğini düşünmek tam anlamıyla bu naifliği gösteren bir durumdur. buna kanıt olarak ise 21 aralık 2020 tarihli şu haberi gösterebilirim. ayrıca daha önceki seçimlere neler yaşandığını hepimiz çok iyi biliyoruz.
devamını gör...
varlık ve hiçlik
jean paul sartre bu eserin de radikal bir insan özgürlüğü doktrin'ini savunmaktadır. kendi özgürlüğümüzün farkında olmamız endişe şekline dönüşmekte ve dolayısıyla bu farkında oluştan kaçmaya çabaladığımız için de sartre'ın deyimiyle " kötü kanaate " girmekteyiz.
devamını gör...
yağmurun elleri
çeviri bir şiire ait olmaktan çok daha güzel, harika sözlere sahip şarkı. içinde sevginin yanında kırılganlık da mevcut olup sevilen nesnenin iyi ve kötü özelliklerini birlikte görebilen olgun kişilik yapısı göze çarpmaktadır
devamını gör...
1 ocak 2022 sözlükte patlayan havai fişekler
teşekkürler sözlük yalnız hissettirmedin. çok hoşuma gitti yahu.
devamını gör...
online dilencilik
o kadar çok var ki sizden yalvar yakar isteyip satan mı dersiniz, marka kıyafet soran mı dersiniz. sanal dilenciliktir.
devamını gör...
bilgisayara yüklenen ilk oyun
gta 2
win95
64mb sd ram
3 gb harddisk
pentium celeron 2. nesil
3dfx voodoo vga card vs. vs.
bu oyunları şimdi kullandığımız cep telefonu donunda sallandırıyor.
win95
64mb sd ram
3 gb harddisk
pentium celeron 2. nesil
3dfx voodoo vga card vs. vs.
bu oyunları şimdi kullandığımız cep telefonu donunda sallandırıyor.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
para.
devamını gör...
sonbahar
hep garip bir hüznün kollarında gelen ve hep hüznü çağrıştıran bir mevsimdir sonbahar. sonbahar hep hüzün müdür, pekala?
bu soruya “evet” dersek, sonbahara biraz haksızlık etmiş oluruz, gibi geliyor bana.
sonbahar, bir anlamda, yazın aldatıcı sarhoşluğundan hayata ve gerçeklere ayılmaktır, aslında. güneşli, sıcak ve uzun yaz günlerinin günlük yaşantılarımızda dağıttığı her şeye sonbaharın bir çeki düzen verişini sevmişimdir, hep.
sonbaharda aradığınız her şey yerli yerindedir ve ulaşmak istediğiniz herkes olmaları gereken yerdedir. sonbahar bir kanadıyla hüzün getirirken diğer kanadıyla da hareket getirir hayatımıza. insanlar yeniden şehirlere dönüp yazın bıraktıkları işlerine sarılırlar ve bir kez daha çalışmanın ve bir şeyler üretmenin keyfini yaşarlar. caddeler yeniden kalabalıklaşır; okullar gerçek sahipleriyle yeniden hayat bulur.
bu soruya “evet” dersek, sonbahara biraz haksızlık etmiş oluruz, gibi geliyor bana.
sonbahar, bir anlamda, yazın aldatıcı sarhoşluğundan hayata ve gerçeklere ayılmaktır, aslında. güneşli, sıcak ve uzun yaz günlerinin günlük yaşantılarımızda dağıttığı her şeye sonbaharın bir çeki düzen verişini sevmişimdir, hep.
sonbaharda aradığınız her şey yerli yerindedir ve ulaşmak istediğiniz herkes olmaları gereken yerdedir. sonbahar bir kanadıyla hüzün getirirken diğer kanadıyla da hareket getirir hayatımıza. insanlar yeniden şehirlere dönüp yazın bıraktıkları işlerine sarılırlar ve bir kez daha çalışmanın ve bir şeyler üretmenin keyfini yaşarlar. caddeler yeniden kalabalıklaşır; okullar gerçek sahipleriyle yeniden hayat bulur.
devamını gör...
güne bir söz bırak
devamını gör...
4. boyut
kainatta kaç boyut var ? insan olarak biz 4 tanesini biliyoruz ancak 4 ile sınırlıdır dememiz mümkün müdür ? bunu kesin olarak söylememiz imkansız. bu sorunun cevabı üzerinde çalışılan veya çalışılmayan hipotezlere göre değişiyor. ama bilim camiası kainatta en az 4 boyut olduğu konusunda hemfikir olmuş durumda. en baştan başlayalım;
0. boyut yalnızca bir noktadan ibarettir. eni, boyu, yüksekliği gibi herhangi bir özelliğe sahip değil. sadece var olduğu bilinir.
1. boyut ise bu noktayı bir çizgi haline getirmemizle oluşmuştur. düz bir çizgi sadece. bu çizgi üzerinde iki yana, sağa ve sola gitmeniz mümkün ancak yukarı veya aşağı gidemezsiniz. çünkü eni veya yüksekliği gibi özelliklere halen sahip değil.
2. boyutu oluşturmak için bir kare çiziyoruz. artık hem yanlara yani sağ ve sola doğru, hem de ön ve arkaya doğru gitmemiz mümkün. ancak bir yüksekliğimiz olmadığı için halen yukarı ve aşağı gitmemiz mümkün değil.
3. boyutta bir küp yapmış oluyoruz. 6 tane düzgün ve aynı boyuttaki kareden bir küp elde ettik. bu küpte, sağa ve sola gitmemiz mümkün. ileri ve geri de gidebiliriz. artık yüksekliğimiz olduğu için yukarı aşağı da gitmemiz söz konusu.
buraya kadar herşey tamam. bunların hepsi, insanlık olarak bizim bildiklerimizden ibaret. bu 4 boyutun ne olduğunu artık en küçük çocuklar bile öğrenmiş durumda. ancak bundan sonrası da var gibi. bilim insanları artık 5. bir boyutun varlığını kanıtlamanın peşinde.
0-1-2-3 diye adlandırdığımız boyutlardan sonra peki "4. boyut nedir" diye düşünecek olursak ? cevabımız ne olabilir ?

şimdi şöyle düşünelim, son boyutta elde ettiğimiz küpü tüm kenarlarından tutup şekilin oranlarını bozmadan genişletirsek, işte orada 4. boyuta ulaşmış olabileceğimiz düşünülmektedir. insan gözü yalnızca 3 boyutlu görmeye programlanmış olduğu için aslında bulduğumuz bu boyutta yine 3 boyutlu görüntüsünü görmüş oluruz. çünkü bizim gözlerimizin 4. boyut maddesini algılaması mümkün değildir. işte buradan yola çıkarak bilim insanları 4. boyutun "zaman" olduğunu savunmakta. bu yapıya ise "hiper küp" veya "tesseract" denmektedir. tesseract tabiri bir çoğumuza yabancı gelmeyecektir. "ıron man, avengers, thor vb." marvel filmlerinde tesseract'tan oldukça fazla söz edilmektedir.
bilim camiasında bir maddeye bilinen tüm özellikleri ekledikten sonra ona eklenecek tek şey zaman olduğu konusunda görüş birliği söz konusudur. 0. boyutu saymazsak eğer yani düz bir noktayı, 3 boyutlu bir dünyada yaşayan canlılarız. 3 boyuta sahip herşeyi 2 boyutlu gören canlılarız. işin garibi ise 2 boyutlu gördüğümüz herşey, kendimiz de dahil olmak üzere esasında 3 boyutluyuz. işte böylesine aciz mahluklar olan bizlerin zihinlerimizin 4. boyutu algılayabilmesi, hayalini kurabilmesi açıkçası çok zor görünüyor. bizler bir tesseract çizmeye çalışsak dahi çizeceğimiz veya göreceğimiz şey 4 boyutlu olan bu küpün 3 boyuta indirgenmiş hali olacaktır.
4. boyutun zaman boyutu olmasını savunan en ünlü fizikçi hepimizin tanıdığı "albert einstein"dir. einstein yaptığı hesaplamalara göre 4. boyutun her zaman var olduğunu ve bu boyutun ismine zaman demezse hiç bir sorunun cevabını bulamadığını, hiç bir problemi çözemediğini dile getirmiştir. ancak bu boyuta zaman dediğinde sonuçlara ulaşabildiğini de eklemiştir. aslında gerçek şu ki; bir küpü karşınıza alıp baktığınızda onu bir kare olarak göreceksiniz. ancak ışık, yansıma, dokunma vb. durumlardan ötürü onun yine de bir küp olduğunu bileceksiniz. sadece gördüğünüz bir kare olacak.
özetleyecek olursam eğer; 3 boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. tüm nesneleri ve tüm maddeleri 2 boyutlu olarak görüyoruz. 3 boyutlu dünyamıza herhangi bir 4 boyutlu nesne gönderilse dahi onun 4 boyutlu bir nesne olduğunu algılayabilmemiz mümkün değil.
0. boyut yalnızca bir noktadan ibarettir. eni, boyu, yüksekliği gibi herhangi bir özelliğe sahip değil. sadece var olduğu bilinir.
1. boyut ise bu noktayı bir çizgi haline getirmemizle oluşmuştur. düz bir çizgi sadece. bu çizgi üzerinde iki yana, sağa ve sola gitmeniz mümkün ancak yukarı veya aşağı gidemezsiniz. çünkü eni veya yüksekliği gibi özelliklere halen sahip değil.
2. boyutu oluşturmak için bir kare çiziyoruz. artık hem yanlara yani sağ ve sola doğru, hem de ön ve arkaya doğru gitmemiz mümkün. ancak bir yüksekliğimiz olmadığı için halen yukarı ve aşağı gitmemiz mümkün değil.
3. boyutta bir küp yapmış oluyoruz. 6 tane düzgün ve aynı boyuttaki kareden bir küp elde ettik. bu küpte, sağa ve sola gitmemiz mümkün. ileri ve geri de gidebiliriz. artık yüksekliğimiz olduğu için yukarı aşağı da gitmemiz söz konusu.
buraya kadar herşey tamam. bunların hepsi, insanlık olarak bizim bildiklerimizden ibaret. bu 4 boyutun ne olduğunu artık en küçük çocuklar bile öğrenmiş durumda. ancak bundan sonrası da var gibi. bilim insanları artık 5. bir boyutun varlığını kanıtlamanın peşinde.
0-1-2-3 diye adlandırdığımız boyutlardan sonra peki "4. boyut nedir" diye düşünecek olursak ? cevabımız ne olabilir ?

şimdi şöyle düşünelim, son boyutta elde ettiğimiz küpü tüm kenarlarından tutup şekilin oranlarını bozmadan genişletirsek, işte orada 4. boyuta ulaşmış olabileceğimiz düşünülmektedir. insan gözü yalnızca 3 boyutlu görmeye programlanmış olduğu için aslında bulduğumuz bu boyutta yine 3 boyutlu görüntüsünü görmüş oluruz. çünkü bizim gözlerimizin 4. boyut maddesini algılaması mümkün değildir. işte buradan yola çıkarak bilim insanları 4. boyutun "zaman" olduğunu savunmakta. bu yapıya ise "hiper küp" veya "tesseract" denmektedir. tesseract tabiri bir çoğumuza yabancı gelmeyecektir. "ıron man, avengers, thor vb." marvel filmlerinde tesseract'tan oldukça fazla söz edilmektedir.
bilim camiasında bir maddeye bilinen tüm özellikleri ekledikten sonra ona eklenecek tek şey zaman olduğu konusunda görüş birliği söz konusudur. 0. boyutu saymazsak eğer yani düz bir noktayı, 3 boyutlu bir dünyada yaşayan canlılarız. 3 boyuta sahip herşeyi 2 boyutlu gören canlılarız. işin garibi ise 2 boyutlu gördüğümüz herşey, kendimiz de dahil olmak üzere esasında 3 boyutluyuz. işte böylesine aciz mahluklar olan bizlerin zihinlerimizin 4. boyutu algılayabilmesi, hayalini kurabilmesi açıkçası çok zor görünüyor. bizler bir tesseract çizmeye çalışsak dahi çizeceğimiz veya göreceğimiz şey 4 boyutlu olan bu küpün 3 boyuta indirgenmiş hali olacaktır.
4. boyutun zaman boyutu olmasını savunan en ünlü fizikçi hepimizin tanıdığı "albert einstein"dir. einstein yaptığı hesaplamalara göre 4. boyutun her zaman var olduğunu ve bu boyutun ismine zaman demezse hiç bir sorunun cevabını bulamadığını, hiç bir problemi çözemediğini dile getirmiştir. ancak bu boyuta zaman dediğinde sonuçlara ulaşabildiğini de eklemiştir. aslında gerçek şu ki; bir küpü karşınıza alıp baktığınızda onu bir kare olarak göreceksiniz. ancak ışık, yansıma, dokunma vb. durumlardan ötürü onun yine de bir küp olduğunu bileceksiniz. sadece gördüğünüz bir kare olacak.
özetleyecek olursam eğer; 3 boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. tüm nesneleri ve tüm maddeleri 2 boyutlu olarak görüyoruz. 3 boyutlu dünyamıza herhangi bir 4 boyutlu nesne gönderilse dahi onun 4 boyutlu bir nesne olduğunu algılayabilmemiz mümkün değil.
devamını gör...
galaksilerin çarpışması
tahmini olarak 4,5 milyar yıl sonra gerçekleşmesi öngörülen ve aslında çarpışma değil birleşme olarak tanımlanması daha doğru olan olay.
olup bitecek bu olaylar için hazırlanmış bir simülasyon:
genellikle akıllara birkaç soru geliyor bu konu gündeme geldiğinde:
1- andromeda galaksisi'nin bize doğru geldiğini nereden biliyoruz?
doppler etkisi adlı olayın gözlemlerinden elde edilen sonuçlardan. ilgili başlığı okuyabilirsiniz detay için.
yaklaşma hızı saniyede yaklaşık 110 km.
2- evren genişliyorsa ve her şey birbirinden uzaklaşıyorsa, nasıl oluyor da galaksiler birbiriyle çarpışıyor?
burada devreye kütle çekim kuvveti giriyor. yeterince büyük iki kütlenin arasında yeterince küçük mesafe varsa, bu kütleler birbirini çekecektir. andromeda galaksisi ile samanyolu galaksisi arasındaki mesafe evren ölçeğinde bakıldığında küçüktür. bu nedenle ikisi arasındaki kütle çekimi, genişlemeden kaynaklanan koşullara galip gelir ve bu galaksiler birbirine doğru hareket eder. bir yandan da yine birlikte, uzak galaksilerden daha fazla uzaklaşmaya da devam ederler.
3- çarpışınca dünya ya da diğer gezegen ve yıldızların durumu ne olacak?
öncelikle şunu söyleyelim, bu bildiğimiz anlamda bir çarpışma değil. örneğin birbirine çarpan 2 bilardo topunu düşünürseniz ve bunların dağılabilecek malzemeden yapıldığını varsayarsanız, bu çarpışma oldukça hasar verici olabilir. galaksilerin birleşmesi ise boyutları ve içindeki cisimlerin aralarında bulunan mesafeler de göz önünde bulundurulunca daha yumuşak etkili sayılabilecek bir olay. birçok cisim bu tür birleşmelerden "sağ" çıkıyor.
bu birleşme esnasında normal şartlarda dünya'ya da pek bir şey olmaz. ancak karşısına büyük kütleli bir cisim denk gelirse o zaman parçalanabilir. yalnız hemen hatırlatmakta fayda var, yaklaşık 4,5 milyar yıl sonra gerçekleşecek dedik bu olay için. güneş'in kalan ömrü de hemen hemen o kadar. yani zaten dünya üzerindeki hayat çoktan son bulmuş da olabilir, bu olay gerçekleştiğinde. üstelik birleşmenin tamamlanması için yaklaşık 10 milyar yıllık bir süre öngörülüyor. bu da yine süre bakımından düşünüldüğünde, yeni galakside güneş'in (eğer bir nedenle birleşirken dağılmamış olursa) zaten enerji üretmekte olan bir yıldız olarak değil ancak ölü bir yıldız, bir beyaz cüce olarak var olabileceğini gösteriyor.
4- sonuç ne olacak?
dev bir galaksi... yalnız bu yeni galaksi, birleşen iki galaksi gibi spiral değil eliptik bir galaksi olacak. merkezdeki kara deliklerin de çarpışacağı ve ortaya daha küçük kütleli bir kara delik çıkacağı tahmin ediliyor.
her ne kadar o günleri göremeyecek olsak da, birleşmeden sonraki yeni galaksinin adı milkomeda ya da milkdromeda olarak anılıyor.
5- bu bir tek bizim galaksimizin başına gelecek bir olay mı?
hayır, değil. galaksimiz herhangi bir bakımdan diğer galaksilerden farklı bir durumda değil. hatta bu birleşme ilk de olmayacak. yaklaşık 3 milyar yıl önce samanyolu'nun bir cüce galaksi ile birleştiğine dair kanıtlar mevcut.
daha önce birleşen 2 galaksiye ait şu görüntü, bizim başımıza geleceklerin de bir özeti sayılır:

görselin kaynağı
olup bitecek bu olaylar için hazırlanmış bir simülasyon:
genellikle akıllara birkaç soru geliyor bu konu gündeme geldiğinde:
1- andromeda galaksisi'nin bize doğru geldiğini nereden biliyoruz?
doppler etkisi adlı olayın gözlemlerinden elde edilen sonuçlardan. ilgili başlığı okuyabilirsiniz detay için.
yaklaşma hızı saniyede yaklaşık 110 km.
2- evren genişliyorsa ve her şey birbirinden uzaklaşıyorsa, nasıl oluyor da galaksiler birbiriyle çarpışıyor?
burada devreye kütle çekim kuvveti giriyor. yeterince büyük iki kütlenin arasında yeterince küçük mesafe varsa, bu kütleler birbirini çekecektir. andromeda galaksisi ile samanyolu galaksisi arasındaki mesafe evren ölçeğinde bakıldığında küçüktür. bu nedenle ikisi arasındaki kütle çekimi, genişlemeden kaynaklanan koşullara galip gelir ve bu galaksiler birbirine doğru hareket eder. bir yandan da yine birlikte, uzak galaksilerden daha fazla uzaklaşmaya da devam ederler.
3- çarpışınca dünya ya da diğer gezegen ve yıldızların durumu ne olacak?
öncelikle şunu söyleyelim, bu bildiğimiz anlamda bir çarpışma değil. örneğin birbirine çarpan 2 bilardo topunu düşünürseniz ve bunların dağılabilecek malzemeden yapıldığını varsayarsanız, bu çarpışma oldukça hasar verici olabilir. galaksilerin birleşmesi ise boyutları ve içindeki cisimlerin aralarında bulunan mesafeler de göz önünde bulundurulunca daha yumuşak etkili sayılabilecek bir olay. birçok cisim bu tür birleşmelerden "sağ" çıkıyor.
bu birleşme esnasında normal şartlarda dünya'ya da pek bir şey olmaz. ancak karşısına büyük kütleli bir cisim denk gelirse o zaman parçalanabilir. yalnız hemen hatırlatmakta fayda var, yaklaşık 4,5 milyar yıl sonra gerçekleşecek dedik bu olay için. güneş'in kalan ömrü de hemen hemen o kadar. yani zaten dünya üzerindeki hayat çoktan son bulmuş da olabilir, bu olay gerçekleştiğinde. üstelik birleşmenin tamamlanması için yaklaşık 10 milyar yıllık bir süre öngörülüyor. bu da yine süre bakımından düşünüldüğünde, yeni galakside güneş'in (eğer bir nedenle birleşirken dağılmamış olursa) zaten enerji üretmekte olan bir yıldız olarak değil ancak ölü bir yıldız, bir beyaz cüce olarak var olabileceğini gösteriyor.
4- sonuç ne olacak?
dev bir galaksi... yalnız bu yeni galaksi, birleşen iki galaksi gibi spiral değil eliptik bir galaksi olacak. merkezdeki kara deliklerin de çarpışacağı ve ortaya daha küçük kütleli bir kara delik çıkacağı tahmin ediliyor.
her ne kadar o günleri göremeyecek olsak da, birleşmeden sonraki yeni galaksinin adı milkomeda ya da milkdromeda olarak anılıyor.
5- bu bir tek bizim galaksimizin başına gelecek bir olay mı?
hayır, değil. galaksimiz herhangi bir bakımdan diğer galaksilerden farklı bir durumda değil. hatta bu birleşme ilk de olmayacak. yaklaşık 3 milyar yıl önce samanyolu'nun bir cüce galaksi ile birleştiğine dair kanıtlar mevcut.
daha önce birleşen 2 galaksiye ait şu görüntü, bizim başımıza geleceklerin de bir özeti sayılır:

görselin kaynağı
devamını gör...
gezgin satıcı problemi
bir satıcının, bir şehirden yola çıkarak her şehre yalnızca tek bir kez uğrayarak başladığı yere dönmesi ve bunu yaparken en kısa ve en düşük maliyetli yolu kullanması üzerine kurgulanmış problem.
günlük hayatta da karşımıza çıkan bir problem aslında. kargo dağıtıcılarının zamandan kazanmak için en kısa ve trafiği açık yolları kullanması ya da evinizden çıkıp kitapçıya, markete, balıkçıya uğrayıp eve döneceğiniz en kısa yolu bulmanız gibi durumlarda karşılaştığımız bir optimizasyon sorunu.
çözüm için en kolay yöntem, bir sonraki şehrin en yakındaki şehir olarak seçilmesi adımlarıyla uygulanır. ancak hata payı vardır ve en iyi rota sonucu elde etmek için pek de güvenilir değildir. bir başka plan da yakıt ve zamandan en fazla tasarruf yapılabilecek alternatifler oluşturmaktır ama yine de en iyi rotayı vermeyebilir.
belki ufak tefek işler ya da kısa mesafelerde çok da önemli olmayan bu sorun, örneğin 20 tane şehir gezecek olan bir dağıtım aracı için gerçekten büyük bir maliyeti beraberinde getirebilir. üstelik nasıl bir güzergâh belirlenmesi gerektiği de son derece çetrefillidir. zira 20 şehir demek, 20'den 1'e kadar tüm sayıları çarptığınızda karşınıza çıkacak sayı, yani 20 faktöriyel kadar alternatif anlamına gelir. bu durumda eleme yapmak için çeşitli yöntemler geliştirmek gerekir ve bunun en iyi yolu da genellikle bilgisayar algoritmalarından geçer. örneğin karınca kolonisi algoritması ya da benzer bir algoritma, bu sorunun çözümü için biçilmiş kaftandır.
gezgin satıcı probleminin çözümleri yalnızca seyahat rotaları için kullanılmaz. elektronik devre tasarımları, matbaa çalışmaları, uydu sistemleri, malzeme akış sistemleri, baz istasyonu konumlandırma gibi birçok alanda bu çözümlerden yararlanılır.
günlük hayatta da karşımıza çıkan bir problem aslında. kargo dağıtıcılarının zamandan kazanmak için en kısa ve trafiği açık yolları kullanması ya da evinizden çıkıp kitapçıya, markete, balıkçıya uğrayıp eve döneceğiniz en kısa yolu bulmanız gibi durumlarda karşılaştığımız bir optimizasyon sorunu.
çözüm için en kolay yöntem, bir sonraki şehrin en yakındaki şehir olarak seçilmesi adımlarıyla uygulanır. ancak hata payı vardır ve en iyi rota sonucu elde etmek için pek de güvenilir değildir. bir başka plan da yakıt ve zamandan en fazla tasarruf yapılabilecek alternatifler oluşturmaktır ama yine de en iyi rotayı vermeyebilir.
belki ufak tefek işler ya da kısa mesafelerde çok da önemli olmayan bu sorun, örneğin 20 tane şehir gezecek olan bir dağıtım aracı için gerçekten büyük bir maliyeti beraberinde getirebilir. üstelik nasıl bir güzergâh belirlenmesi gerektiği de son derece çetrefillidir. zira 20 şehir demek, 20'den 1'e kadar tüm sayıları çarptığınızda karşınıza çıkacak sayı, yani 20 faktöriyel kadar alternatif anlamına gelir. bu durumda eleme yapmak için çeşitli yöntemler geliştirmek gerekir ve bunun en iyi yolu da genellikle bilgisayar algoritmalarından geçer. örneğin karınca kolonisi algoritması ya da benzer bir algoritma, bu sorunun çözümü için biçilmiş kaftandır.
gezgin satıcı probleminin çözümleri yalnızca seyahat rotaları için kullanılmaz. elektronik devre tasarımları, matbaa çalışmaları, uydu sistemleri, malzeme akış sistemleri, baz istasyonu konumlandırma gibi birçok alanda bu çözümlerden yararlanılır.
devamını gör...





