babamın bana ilkokul 4. sınıftayken aldığı oyuncak pandadır.bizimkilerin huyudur hep doğum günlerini unutmuş pozlarına girerler.o gün de yine öyle yapmışlardı.ama babam ortalıklarda görünmüyordu.sonra bir anda kapı çaldı ve babam koca pandanın arkasına kendini gizleyerek pandayı bana uzatıp iyi ki doğdun kızım demişti.özlenen anlar *
devamını gör...

ozaman bundan sonra 4beğenide kalıcaz mecbur!! 4ten sonrası portakal atsın.
devamını gör...

ilişkilerde belirli kategorilere ayrılmış türler altında incelenir. çevremizde ve hatta kendimizde gördüğümüz, çoğu zaman bilinçsizce yapılsa da çokça var olan şiddet çeşitleri vardır.

en sık görülenleri başlık başlık incelemek gerekirse;

(bkz: ghosting)

sevgilinin ya da flörtün herhangi bir sebep ya da iletişim olmadan ortadan kaybolması durumu. ortada ayrılığa dair bir konuşma ya da bir durum yoktur, şahıs birden buharlaşırcasına kaybolur. "kanka ben ayrılamıyorum ya o benden ayrılsın" kafası sanıyorum bunun bir türüdür. ayrılık kararı karşıya yüklenir.

(bkz: stashing)

stashing saklama durumudur. mantıklı sebepler olmaksızın sizi ailesinden, arkadaşlarından, kısaca çevresinden saklaması durumu. (hatta herkesten) stashing durumunda buluşmalar genellikle ücra yerlerde, çoğunlukla evde ya da hiç kimsenin sizi tanımadığı yerlerde olur. sizinle bir ilişkisi olduğuna dair kesinlikle sinyal verilmez hatta maksimum derecede gizlenir. bu hikayenin nasıl bittiği malum, fazla yoruma gerek yok.

(bkz: benching)

kenarda tutma durumudur. türkiyede "yedekte tutma" olarak kullanılır. ilişki flört aşamasından ileriye gidemez hatta genelde sosyal medyada görüşmekle sınırlandırılır. sebebi aşikar.

(bkz: love bombing)

aşk bombardımanı durumu. hani üçüncü gün "hayatımda kimseyi böyle sevmedim" durumu da denebilir. genellikle karşı tarafı yoğun sevgi ve ilgiyle ezer, karşılık veremiyorum/layık değilim psikolojisi yaratır. love bombing'in bir diğer özelliği ise aynı hızda bitmesidir. böylelikle yerini yoksunluğa bırakır.

(bkz: gaslighting)

en ilginç terimlerden biri bu. anlatmak için önce nerden geldiğine inelim.
adını 1938 yapımı "gas light" isimli bir oyundan almaktadır. oyunda erkek karakter odada bulunan gaz lambasının her gün ayarını biraz daha düşürmektedir. kadınsa bunu söylediğinde gaz lambasının ayarının aynı olduğunu, kadının paranoya yaptığını, hayal gördüğünü hatta uydurduğunu söyler. oyun sanıyorum gaz lambasının tamamen sönmesiyle son buluyor.

nerden geldiğine bakınca ne olduğunu anlamak ve anlatmak daha kolay oluyor. gaslighting en minimal haliyle "ben asla öyle bir şey söylemedim/yapmadım" durumudur. kişi suçlu olduğunda karşısındakine böyle bir şeyin olmadığını/yaşanmadığını defaatle tekrar ederek onu akıl karışıklığına ve kendinden şüphe etmeye sürükler.

aklıma geldikçe diğer türleri de eklemek üzere burada noktalıyorum.
devamını gör...

bin tane sözüm ona sanatçıyı toplasan bir zeki müren etmiyor hala. adamın ölümünden sonra bile bu kadar çok sevilmesi birilerine batmış olsa gerek. ozdemir erdoğanı severdim ama benim için bitmiştir. cunku benim için sanatçının sadece müziği değil kişiliği de çok önemlidir. saygı duymayı bilmeyene saygı duymuyorum. bir insanın cinsel kimliği ölümünden bilmem kaç yıl sonra bile dert oluyor bu millete. erkek çocuklara zeki müren travma yaratmadı aksine bu toplumun yetiştirdiği toksik maskülen erkekler kadınıyla, erkeğiyle hepimizi mahvetti.
devamını gör...

bir evi gerçekten yuva yapabilecek tek şey sizsinizdir.
yaşadığınız yeri kendiniz için güvenli, huzurlu, besleyici, dinlendirici kılacak özellikleri bir tek siz bilebilirsiniz. bu koşulları kendiniz için az biraz çabayla sağlayabilir, bu alanı uzun vadede alışabileceğiniz şekilde düzenleyebilirsiniz. dahası bu yaşam alanını sizi yansıtacak bir hale getirebilirsiniz. bu maddi durumla belki bir derece alakalı olsa da asla tamamen buna bağlı değildir. birkaç sevdiğiniz eşya, sevdiğiniz müziği dinleyebileceğiniz bir ortam, rahat uyuyabileceğiniz bir köşe size "ben burada iyiyim" hissini sunabilir. en önemlisi de, bir yerde huzurla barınabilmek için bir tür iç huzuru bulabilmek gerek. insan kendini yuva bildiğinde dünyanın neresine giderse gitsin orada huzur bulabiliyormuş, öteki türlüsü fena. çünkü siz ruhen ve fiziken var ve iyi olmadığınız sürece kapladığınız yer yuva da olmuyor .
devamını gör...

gökyüzüne daha yakın olamamı sağlayacak kadar yüksek bir uçurum ve aşağısı da deniz olsa kendimi özgürlüğe çok ama çok yakın hissederim.
devamını gör...

lakota kabilemle birlikte arada bir bizon avlayıp, taze taze yerdim. geri kalanları güneşte kurutup, kış ayları için saklardım. diğer zamanlarda yer, içer, yatardım.
devamını gör...

....
eski bir aşk,
yeni bir ayrılıktır her zaman.
bunu kuşlar sorar, yıldızlar da anlatır;
kimse bilmez be canım
bir yara bir ömrü nasıl kanatır…

| yılmaz odabaşı
devamını gör...

bazı insanlar için zordur gerçekten ama yalnızlığı kanıksamış insanlar için normaldir.

esasında konuşacak insan vardır ama derdini anlatacağın samimiyet düzeyi yoktur. insan vardır ama o heves yoktur. öyle dönemlerden geçeriz ki; sitem etmek fayda etmiyordur, öğrenmişizdir bunu. sitem etmeyip vaziyyetleri anlatmak, iç dökmek isteriz ama bu da rahatlatmıyordur bizi. işte böyle zamanlarda kimseye dönmeyiz yüzümüzü. kimseye bir şey anlatasımız gelmez. bunun diğer ayağı da bu yalnızlaşma sürecinin getirdiği öfke haliyle yakınlarımızın sorunlarını da görmezden geliriz ve "kendi derdim bana yeter" tavrı takınırız. bu, bizi iyice yanlızlaştırır.

ancak bu yaşam, kolektif bir duruş olmadan katlanılacak bir şey değildir. bazen tanımadıklarımız, tanıdıklarımızdan daha iyi gelir insana. bazen ilacımız, birilerinin olaylar karşısındaki duruşudur. biri vardır karşımızda ve olaylara, durumlara hatta bütünüyle hayata karşı koyduğu tavır, bizim aradığımız tavırdır. o gücü buluruz kendimizde, "işte budur anasını satayım" deriz. ya da karşımızda iki lafı bir araya getiremiyordur, boşa zaman kaybetmişizdir ve yeni bir kötü deneyim yaşamış oluruz. allah bereket versin, hiçbir şey yapmamaktansa her türlü bir deneyim kazanmış oluruz. olmaması gereken bir bakış açısına maruz kalmış oluruz ve bir dahaki sefer bundan şeytan görmüş gibi kaçarız. bu birlikteliği sağlamak zorundayız. bu yaşamı çekilir kılan şeylerden biri de fayda gözetmeksizin birbirimize yardımcı olmamızdır. hepimiz bir şekilde acıların cenderesinden geçtik. deneyimlerimizi aktararak, bazen sırf birileri rahatlasın diye onları dinlemek zorundayız. bu şuur, dünyayı hiçbir fiziksel efor sarfetmeden yaşanabilir kılacaktır.

o yüzden buralardayız. anonimiz, yargılamakla işimiz olmaz. yazın, konuşuruz. çekinmeye gerek yok.
devamını gör...

urfa doğumlu olup hemşehrim olan, müziğe dayısının hediye ettiği bağlamayla başlayan ve müzik piyasasına tırnaklarıyla kazıya kazıya giren bir sanatçıdır.

üç üniversite mezunu olan bu sanatçı ilk albümünü kendi imkanlarıyla çıkarmış, yetmeyince geceleri taksiye çıkmaya başlamıştır. 2008 yılında akademi türkiye ses yarışması'nda birinci oldu.

peki, halen hak ettiği değeri görüyor mu? bana sorarsanız hayır. çünkü adamın kır papatyası, sınırımız gökyüzü ve gidiyor gibiyim gibi şaheserleri var olmasına rağmen asla olması gereken yere gelemiyor. popüler kültür mahvediyor kendisini.

meraklısına bir röportaj bırakayım.
devamını gör...

yanlış hatırlamıyorsan stress dayanım testlerinin de max 2030 gösteriyordu. 10 yıl içersin de 7.1 ile 7.5 arasında olması akademik camiasınca kesin, halk içinse bir o kadar uzak olduğu düşünülen deprem.

ibb'nin güzel hazırlanmış bir raporu vardır. rapor çok başarılı olsa da ölüm sayılarını en az 10 ile çarpmak gerekir diye düşünüyorum.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gönül kimi severse güzel odur. aşk güzelliği doğurur. dünyanın en yakışıklı erkeği benim gözümde sevgi olmayınca sıradanlaşır. benim yarim en güzelidir.
devamını gör...

gelişip gelişmediği mensubu olunan din ile alakası olmayan ülkedir.

zamanında avrupa da çok gerideydi. ne zaman avrupa'da rönesans ve reform faaliyetleri başladı ve vatikan'a "dur orada, haddini bil" dendi, işte avrupa o zaman gelişti. o dönemin avrupası hristiyandı. avrupa hala hristiyan ve biz sadece örnek olarak belirttim; iki dev otomotiv markasıyla bu gelişmişliğe şahit olmaktayız.

mesele inanç değil. mesele inancın akıl ve mantığa engel yapılıp yapılmaması. malum; batı araba üretirken doğu o arabaların depolarını dolduruyor.
devamını gör...

doyulur mu sana.
devamını gör...

hz. muhammed'in miraç'a çıkarken bindiği binek. bence bir at olabilir. bunun nedeni şu, allah, hz. muhammed'i miraç'a uzay aracıyla çıkaracak değil ya. şahsen burak'ın mucizevi bir at olduğunu düşünmek bana uzay aracı olduğunu düşünmekten daha mantıklı geliyor. fakat rivayetler bu hayvanın at olmadığını gösteriyor. çünkü kaynaklara göre bu hayvan merkepten büyük. eşeğin boyu zaten 79-160 cm arası. hayvanın at olduğunu düşünürsek bu durumda atın merkepten büyük olması gerekir. ama atlar da 1,4-1,8 metre arası. at olması ihtimali az.

burak'ın at olmadığına dair bir diğer kanıt şöyle bir rivayettir:

resulullah tebük ya da hayber savaşından gelmişti. hz. aişe'nin sofrasının önünde bir perde vardı. tam o sırada rüzgar esip hz. aişe'ye ait olan oyuncak bebeklerin üzerinden ilgili perdenin bir ucunu açtı. bunun üzerine hz. muhammed buyurdu:

"bunlar da ne ey aişe?"

hz. aişe dedi: "bunlar oyuncaklarım." o sırada resulullah bebekleri arasında bir de çaputtan yapılmış bir at gördü. ve buyurdu:

"bebekler arasında gördüğüm bu oyuncak da nedir?" hz. aişe dedi: "attır."

resulullah buyurdu: "peki bunun üzerindekiler nedir?" hz. aişe dedi: "kanatlarıdır." hz. muhammed buyurdu: "atın kanatları olur mu?"

hz. aişe dedi: "sen hz. süleyman'ın kanatlı atları olduğunu duymadın mı?"

hz. aişe bu rivayeti anlattıktan sonra dedi: "bunun üzerine resulullah öyle bir güldü ki, azı dişlerini bile gördüm."

--

evet bu rivayette, hz. muhammed'in "atın kanatları olur mu?" diye sormasından, onun "kanatlı bir atın" varoluşunu anormal karşıladığını anlayabiliriz. bu durumda burak'ın bir at olmadığı sonucunu çıkarabiliriz. miraç hicretten 1 yıl ya da 16 ay önce gerçekleştiyse eğer, hicret 622 yılı, 1 yıl öncesi miraç herhalde 621'li yıllarda gerçekleşti.

tebük 630'da falan, hayber ise 629'da gerçekleşti. yani iki olay da muhtemelen miraç'tan sonra gerçekleşti. eğer burak kanatlı bir at olsa, hz. muhammed bu atı görmesine rağmen hz. aişe'nin "kanatlı at" dediğinde şaşırması garip olurdu. demek ki burak kanatlı bir at değil.

burak merkep de değil çünkü rivayete göre burak merkepden büyük. burak bir katır da değil. çünkü rivayete göre katırdan küçük. burak katırdan küçükse, katırın boyu 120 ila 180 cm arası sanırsam. bu durumda burak'ın at olmadığı kanıtlanıyor. çünkü katırlar max 180 cm oluyor atlar da öyle. burak katırdan küçükse muhtemelen attan da küçük.

hayvanın normal dünyevî hayvanlardan biri olmadığı anlaşılıyor. çünkü rivayetler bize bu hayvanın normalden daha hızlı olduğunu, daha hızlı adım attığını söylüyor. demek ki bu hayvan özel bir hayvan. dabbe gibi.

nitekim bu hayvanın, allah'ın yarattığı özel bir hayvan olduğunu düşünmek, hz. muhammed'in uzay aracıyla uzaya çıktığını düşünmekten daha mantıklıdır.
devamını gör...

ne sen bunun farkındasın, ne polis farkında.
devamını gör...

sözlüğü zarara uğratan, fitili ateşleyen ilk yazardır ayrıca *
devamını gör...

bütünleşmiş kişiler birey haline gelir. ama toplum, sizin birey olmamanızı ister. size bireysellik yerine kişilik kazandırır.
kişilik sözcüğünün kökeni, persona’dan gelir. persona, maske demektir. yani toplum, size kim olduğunuza dair sahte bir kimlik verir. bir oyuncak sunar. siz de bu oyuncağa ömrünüz boyunca sarılmayı sürdürürsünüz.
devamını gör...

eğer whatsapp'ta ya da telegram'da ffi yazarsanız, yazınız tek karakter olan, ffi(0xfb03) ile yer değiştirir. işte bunlar hep sıkıştırma.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim