elti ve görümce sözcüklerinden bile entrika akıyor. oysa elti sözcük anlamı olarak götüren, taşıyan demek. görümce ise görücü*, falcı ve müneccim anlamlarında.
devamını gör...

en sevdiğim müzik grubudur. her şarkısı ayrı bir güzeldir. konseri olsa da gitsek.
devamını gör...

müslümanlıkta kısas diye bir kavram vardır. bir suçu kısasa kısas mantığıyla cezalandırırsın. siyasal islamcılar da aynısını yaptılar. türban taktığı için üniversitelere giremeyen kadınlara karşılık kısas olarak renkli saçlı kadınlar polisler tarafından 'özel muameleye', mini şort giyen kadınlar otobüste tekmeye maruz kaldılar. bir ayrıştırılmayı başka bir ayrıştırmayla çözebilmeyi düşünmek üzgünüm ama çok budalaca.

ben üniversitede staj yaparken saçlarımın yarısı maviydi, staj için görüşmeye gittiğim şirket stajımı kabul etti ve dedi ki "fakat pazartesi günü bu saçla buraya gelemezsiniz :)" ben de toy bir üniversite öğrencisi olarak pazartesiden önce saçımı kahverengiye boyadım :) ne büyük aptallık, şimdi olsa asla yapmazdım. oraya gelmiş türbanlı bir kadına "fakat pazartesi günü bu şekilde buraya gelemezsiniz :)" diyemeyecekken bana bunu diyebileceğini ona düşündüren şey bu kısas olayı maalesef.
devamını gör...

"kuş ölür, sen uçuşu hatırla!"
devamını gör...

kadronun güzelliğine?

hey maaşallah!

lucifer, gözünü seveyim gün yüzü gösterme şu kadına!*
devamını gör...

iki komşu ailenin çocukları olan thisbe ve pyramus birbirlerine aşık olurlar. ancak aileler evlenmelerine karşı çıkar ve görüşmelerini yasaklar. bir gün, sevgililer evin duvarında bir çatlak keşfederler ve bu çatlaktaki delikten konuşmaya başlarlar. ancak bu durum giderek canlarını sıkmaktadır ve beyaz dut ağacının altında buluşmaya karar verirler. thisbe gizlice evden çıkarak ağacın altında beklemeye başlar. birden ağzı kanlı bir aslanın yaklaştığını gören thisbe korkarak kaçar ve o sırada şalını düşürür. thisbe'nin şalını gören aslan kanlı ağzıyla şalını parçalar ve ormana döner. bir süre sonra pyramus gelir. thisbe'nin kanlı şalını gören pyramus sevgilisini kurtaramadığı için kahrolur. thisbe'ye kavuşmak için kılıcını çıkarıp kendine saplar. pyramus'un kanları beyaz dut ağacını kırmızıya boyar. thisbe bir süre sonra saklandığı yerden çıkar. beyaz dut ağacını bulamayan thisbe kara bir dut ağacının altında pyramus'u bulur. sevgilisine son bir kez zorlukla bakan pyramus orada ölür. bunun üzerine thisbe 'bizi ancak ölüm ayırabilirdi oysa şimdi o birleştirecek' diyerek sevgilisinin kılıcını alıp kendine saplar.

tanrılar, acıdılar sevgililere. o günden sonra pyramus ve thisbe'nin anısını yaşatmak için kara dut ağacı yetiştirdiler.
pyramus kanını bu ağacın meyvelerine, thisbe ise göz yaşlarını ağacın yapraklarına verdi.

o zamandan beri kara dut ağacının çıkmayan lekesini yalnız dut ağacının yaprakları temizler.
devamını gör...

şu an çok sevdiğim gönül yarası ** çalıyor
paramparçayız sağ olun, emeği geçenlere selam olsun...*
devamını gör...

dünyayı değiştiremeyeceğimi anladığım,insanların yanlışlarından inatla dönmediklerini ve daha kötüye gittiklerini gördüğüm yaştayım . bir umut varsa bile üç kuruş için çoktan şerefle birlikte satılmıştır.
devamını gör...

çok güzel bir düşünce aslında ama ben eski deyimleri kullanmaya devam edeceğim.

büyük düşünürün de dediği gibi herkesin hayatına kimse karışamaz.
devamını gör...

diyelim ki kürtçe ana dilde ilkokullar, ortaokullar hadi bir de liseler kuruldu. ee üniversiteler onca bölüm. hadi o da oldu. sonra iş yerinde ne olacak peki türkiye’de çalışacaksınız ya hani. ilkokul düzeyinde türkçe öğrenemeyen biri sonra yarım yamalak öğrendiği türkçe ile ne kadar iş hayatına atılabilecek. bir zahmet yaşadığınız ülkenin dilini öğrenip, o dilde eğitim alın. tabi ben talep etmeyin demiyorum siz yine edin. yarın araplar da başlar arapça eğitim diye zaten.
devamını gör...

bu ay kayıt olsaymışım 1 ay içinde kazanabileceğim puanmış.
nasıl oldu bende anlamadım. o kadar kankacılık yaparken 3 ayda 10 bine ulaşamamıştım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

imdaaaaaat! mala bağladım.

bin kere dedim kendime bak gerizekalı, sakın sakın iş hayatıyla özel hayatı birbirine karıştırma. iş yerinden kimseyle dışarda arkadaş olma. orada olan orda kalsın, çalış, konuşma, dinleme, çalış, dön evine.

gerizekalı gibi bi’ boş bakış, bi’ yarım gülüşe kanmak üzereyim. belki de kandım, henüz o raddedemiyim emin olamıyorum.

çok kibar birine sırf gözleri güzel diye, çene yapısı ve dişleri güzel görünüyor diye, sırf onunla çalışmak, diğer insanları görmekten daha iyi hissettiriyor diye, çok güzel kirpikleri var diye, okumayı seven biri diye, kültürlü ve hoşgörülü diye, sırf diğerleriyle dalga geçip benle geçmiyor sessizce birlikte gülmeye başladık diğerlerine diye, sırf burnu güzel diye, bi’ kaç kelime türkçe biliyor ve beni gördüğünde türkçe günaydın diyor diye, başkalarından bunalıp, gözleriyle beni arayıp, gözlerini deviriyor o insandan şikayetçiymişcesine diye, beni güldürmeye çalışıyor diye, sırf ses tonu bana yumuşak diğerlerine hoyrat diye tutulmak üzereyim. engel olamıyorum onun bana kitap okuması nasıl olurdu, benimle aynı evde yaşaması nasıl olurdu diyen düşüncelerime…

bugün çalışmadığım halde düzenli yapılan teste gittim iş yerindeki. bu mecburi bir şey. her çalışan gelmek zorunda. onun vardiyası bitmiş bahçede diğer çalışanlarla oturuyordu. küçük bebeğimle gördü bizi, uzaktan selamladı, çok bakmadı. artık diğerleri anlamasın diye mi? bakmak istemedi diyemi? bilmiyorum. boşandığımı biliyor. hayat hakkında konuşuyorduk çalışırken vs… neyse, bugüne dönelim.

ben evrak bekliyorum diye oturuyorum, o evine gitmeden arkadaşlarıyla konuşmak için oturuyor. benim evrak hala gelmedi. o ortamından kalktı, bebeğimle benim yanıma geldi. normalde diğer bebeğim yanımdaysa herkes onu seviyor, küçük bebeğimi çok görmüyorlar bile… o geldi, bana gülümsedi, bebeğimin yanına eğildi, onunla konuştu, adını sordu, elini sıktı ve en kalbimin dışardan duyuluyor mu şuan dediğim şey gerçekleşti;
bebeğimin saçını okşadı ve başından öpmek için uzandı. bu arada nasıl tutuyorum kendimi, aşırı tepki vermemeliyim, sadece gülümse geç, sakın gülme, çok mutlu olduğunu gösterme diye nasıl kasıyorum anlatamam. içim kıpır kıpır… tınlanmayan bebeğimle ilgilendi. ben nerelere gideyim? ben manyak oldum galiba.

havadan nem mi kapıyorum ya? bi’ ince harekete düşecek kadar mı kötü davranıldı bana? yemin ederim çözemiyorum.

of offf. bitmedi.

ben salak eve geldim, kırk bin yıl önce kapanan devirdeki facebook olayına girdim. adı soyadı zaten ezberimde, direkt onu arattım, ve tüm ihtişamıyla orada duruyordu. ilkokuldan tut, şimdiye kadar kimle çalıştıysam, patronlarım dahil herkesi arkadaş ekledim. gerizekalıyım ben. iş hayatını hiç karıştırmadım özel hayatıma bak al mis gibim oldu şimdi. sonra dank etti. lan dedim burada arkadaşlarını gizleme olayı vardı. kitleyim bari de 5 kişiyle rezil olmayayım. hahahahahhahahahhaha… yaaa! nasıl… neyse…

zaaaaaar, zor, mideme kramp girdi düşünmekten. acabalarda boğuldum. yine de o boku yedim evet.

adını milyonuncu kez arat… arkadaş ekle. done.
devamını gör...

kainatta kaç boyut var ? insan olarak biz 4 tanesini biliyoruz ancak 4 ile sınırlıdır dememiz mümkün müdür ? bunu kesin olarak söylememiz imkansız. bu sorunun cevabı üzerinde çalışılan veya çalışılmayan hipotezlere göre değişiyor. ama bilim camiası kainatta en az 4 boyut olduğu konusunda hemfikir olmuş durumda. en baştan başlayalım;

0. boyut yalnızca bir noktadan ibarettir. eni, boyu, yüksekliği gibi herhangi bir özelliğe sahip değil. sadece var olduğu bilinir.
1. boyut ise bu noktayı bir çizgi haline getirmemizle oluşmuştur. düz bir çizgi sadece. bu çizgi üzerinde iki yana, sağa ve sola gitmeniz mümkün ancak yukarı veya aşağı gidemezsiniz. çünkü eni veya yüksekliği gibi özelliklere halen sahip değil.
2. boyutu oluşturmak için bir kare çiziyoruz. artık hem yanlara yani sağ ve sola doğru, hem de ön ve arkaya doğru gitmemiz mümkün. ancak bir yüksekliğimiz olmadığı için halen yukarı ve aşağı gitmemiz mümkün değil.
3. boyutta bir küp yapmış oluyoruz. 6 tane düzgün ve aynı boyuttaki kareden bir küp elde ettik. bu küpte, sağa ve sola gitmemiz mümkün. ileri ve geri de gidebiliriz. artık yüksekliğimiz olduğu için yukarı aşağı da gitmemiz söz konusu.

buraya kadar herşey tamam. bunların hepsi, insanlık olarak bizim bildiklerimizden ibaret. bu 4 boyutun ne olduğunu artık en küçük çocuklar bile öğrenmiş durumda. ancak bundan sonrası da var gibi. bilim insanları artık 5. bir boyutun varlığını kanıtlamanın peşinde.

0-1-2-3 diye adlandırdığımız boyutlardan sonra peki "4. boyut nedir" diye düşünecek olursak ? cevabımız ne olabilir ?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi şöyle düşünelim, son boyutta elde ettiğimiz küpü tüm kenarlarından tutup şekilin oranlarını bozmadan genişletirsek, işte orada 4. boyuta ulaşmış olabileceğimiz düşünülmektedir. insan gözü yalnızca 3 boyutlu görmeye programlanmış olduğu için aslında bulduğumuz bu boyutta yine 3 boyutlu görüntüsünü görmüş oluruz. çünkü bizim gözlerimizin 4. boyut maddesini algılaması mümkün değildir. işte buradan yola çıkarak bilim insanları 4. boyutun "zaman" olduğunu savunmakta. bu yapıya ise "hiper küp" veya "tesseract" denmektedir. tesseract tabiri bir çoğumuza yabancı gelmeyecektir. "ıron man, avengers, thor vb." marvel filmlerinde tesseract'tan oldukça fazla söz edilmektedir.

bilim camiasında bir maddeye bilinen tüm özellikleri ekledikten sonra ona eklenecek tek şey zaman olduğu konusunda görüş birliği söz konusudur. 0. boyutu saymazsak eğer yani düz bir noktayı, 3 boyutlu bir dünyada yaşayan canlılarız. 3 boyuta sahip herşeyi 2 boyutlu gören canlılarız. işin garibi ise 2 boyutlu gördüğümüz herşey, kendimiz de dahil olmak üzere esasında 3 boyutluyuz. işte böylesine aciz mahluklar olan bizlerin zihinlerimizin 4. boyutu algılayabilmesi, hayalini kurabilmesi açıkçası çok zor görünüyor. bizler bir tesseract çizmeye çalışsak dahi çizeceğimiz veya göreceğimiz şey 4 boyutlu olan bu küpün 3 boyuta indirgenmiş hali olacaktır.

4. boyutun zaman boyutu olmasını savunan en ünlü fizikçi hepimizin tanıdığı "albert einstein"dir. einstein yaptığı hesaplamalara göre 4. boyutun her zaman var olduğunu ve bu boyutun ismine zaman demezse hiç bir sorunun cevabını bulamadığını, hiç bir problemi çözemediğini dile getirmiştir. ancak bu boyuta zaman dediğinde sonuçlara ulaşabildiğini de eklemiştir. aslında gerçek şu ki; bir küpü karşınıza alıp baktığınızda onu bir kare olarak göreceksiniz. ancak ışık, yansıma, dokunma vb. durumlardan ötürü onun yine de bir küp olduğunu bileceksiniz. sadece gördüğünüz bir kare olacak.

özetleyecek olursam eğer; 3 boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. tüm nesneleri ve tüm maddeleri 2 boyutlu olarak görüyoruz. 3 boyutlu dünyamıza herhangi bir 4 boyutlu nesne gönderilse dahi onun 4 boyutlu bir nesne olduğunu algılayabilmemiz mümkün değil.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çimlere basma yazısı her yerde vardır ama o çimlere bizim insanımız basar. kurallar çiğnenmek için vardır gibi çağ dışı bir anlayıştan ötürü çekici geldiği kanaatindeyim. sözlük için konuşacak olursak eğer küfür yasak argo yasak ama önemli bir kısım halen bu yasağı nasıl delerim onun peşinde.

edit: ulan adem bile o kadar meyvenin arasından yasak olanı yemedi mi biz daha ne konuşuyoruz ki.
devamını gör...

tüm yazarların sesi seçtiği şarkılar o kadar güzel ve yerinde ki. ne yaptınız böyle bengaripsengüzeldünyaumutlu gibi yayına hazırlanmışsınız bravo.
beşiktaşlı_bektaşi heyt be diyorum.
pastirmalicorek orkide severler olarak dinlemedeyim.*
beklediğim şarkı da geldi. güzel günler göreceğiz güneşli günler...
sillage de tatlı ses , huzurlu.
devamını gör...

bir mağazada çalışıyorum. çocuğun biri eline balık tutma oyunu almış annesine bu kaç lira diye soruyordu ben de 100 lira dedim. bana baktı sonra annesine döndü bu kaç lira dedi tekrar. annesi de bak abla söyledi ya 100müş dedi. çocuk da anne ona inanma yalan söylüyodur o dedi. sonra annesi de onaylayınca dönüp bana bağırmaya başladı neden 2 3 liraya bi' şey yok bu dükkanda diye..
devamını gör...

deniztemiz derneği / turmepa'nın bir etkinliğinde öğrendiğime göre en büyük sorumlusu araba lastikleri olan kirlilik çeşidi. büyük oranda araç lastiklerinden kopan parçacıklar sebebiyle deniz ve deniz hayatı mikroplastiklere maruz kalıyor.

not: ayrıca biberonlara koyulan besin, olması gerekenin üzerinde bir ısıya sahipse mikroplastikler bu besinlere karışabiliyor. bunun sonucunda oldukça tehlikeli olan bu parçacıklar farkında olmadan bebek tarafından tüketiliyor.
devamını gör...

dinlemekten her daim çok büyük zevk aldığım, finlandiya'nın soğuk ve karamsar havasını yaptıkları müziğe çok iyi yedirip bunalımın dibine vuran grubum.
1989'da bir kaç demoyla başlayıp, 2005'te the funeral album ile biten müzik kariyerleri, işe death metal yaparak başlayan ilk kadronun neredeyse tamamen değişmesi ve miika tenkula'nın da etkisiyle daha melodik ve melankolik bir yapıda şekillendi. sert, karanlık ve her şeyden önce - kimilerinin basitlik olarak algıladığı - temiz ve net bir sounda sahiptiler.
devamını gör...

devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim