bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
cenk'in arka bahçesi'nin anonsunu nasıl oldu da kaçırdım anlayamadığım yayın*.
beşiktaşlı_bektaşi' nin seçtiği müthiş barış manço* şarkısıyla devam eden yayın*.
beşiktaşlı_bektaşi' nin seçtiği müthiş barış manço* şarkısıyla devam eden yayın*.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
enerjisine pozitifliğine hayran olduğum yazarın/modun programı ve sevdiğim yazarların ses kaydı,
mis o vakit.
bir daha ki programa ses kaydı atacam bende, azcık kıskanmış olabilirim. *
köyde, internet çeksin diye en üst kattan dinlemedeyim canlar ciğerler.
programı bana hatırlatan matçıabla
bi tanesin.
programı,doğanın göbeğinden dinliyorum.
dumanlı dağları, yağmuru çamuru, kopkoyu yeşi canı çekene selam olsun.
mis o vakit.
bir daha ki programa ses kaydı atacam bende, azcık kıskanmış olabilirim. *
köyde, internet çeksin diye en üst kattan dinlemedeyim canlar ciğerler.
programı bana hatırlatan matçıabla
bi tanesin.
programı,doğanın göbeğinden dinliyorum.
dumanlı dağları, yağmuru çamuru, kopkoyu yeşi canı çekene selam olsun.
devamını gör...
feministlik uğruna filozofları aşağılamaya kalkan cahil insan
iyi ki filozofların doğru veya yanlış, düşünmekten, düşünme aşkından başka kaygıları yok.
tarihteki gerçek düşünürler yaşadıkları dönemde kendilerini siyasilere veya topluma kabullendirmek, statü ve bir takım ayrıcalıklar elde etmek için gerçek düşüncelerini söylemekten geri kalmamışlar. en baskıcı yönetimlerde dahi alaylı veya hicivli üstü kapalı bir şekilde söylemiş, yazmışlar. machiavelli'nin prens'i en güzel örneğidir mesela bunun.
yaşadıkları dönem ve çevre, fiziksel, psikolojik rahatsızlıkları vs... beğensek de beğenmesek de hepsinin düşüncesine hükmetmiştir. mesela aynı siyaset felsefesi ve toplum sözleşmesi başlığı altında okutulan j.j. rousseau'nun ''doğa durumu'' ve t. hobbes'in ''doğa durumu'' birbirinden ne kadar farklı ve tam zıttır. birinde insanın özü iyi, diğerinde kötüdür. aynı şeyleri okuyan düşünürlerin biri anarşizm düşüncesini geliştirirken diğeri ''bırakınız yapsınlar'' der. ya da kimi büyük filozoflar evrensel bir ahlak yasasına ulaşılabileceğini düşünürken diğeri böyle bir şeyin ancak ütopyalarda mümkün olabileceğini söyler.
velhasıl filozoflar peygamberliğe veya tarikat liderliğine soyunmamışlardır, sonuna kadar eleştirmeye hakkımız vardır.
bilgimiz ve seviyemiz ölçüsünde.
tarihteki gerçek düşünürler yaşadıkları dönemde kendilerini siyasilere veya topluma kabullendirmek, statü ve bir takım ayrıcalıklar elde etmek için gerçek düşüncelerini söylemekten geri kalmamışlar. en baskıcı yönetimlerde dahi alaylı veya hicivli üstü kapalı bir şekilde söylemiş, yazmışlar. machiavelli'nin prens'i en güzel örneğidir mesela bunun.
yaşadıkları dönem ve çevre, fiziksel, psikolojik rahatsızlıkları vs... beğensek de beğenmesek de hepsinin düşüncesine hükmetmiştir. mesela aynı siyaset felsefesi ve toplum sözleşmesi başlığı altında okutulan j.j. rousseau'nun ''doğa durumu'' ve t. hobbes'in ''doğa durumu'' birbirinden ne kadar farklı ve tam zıttır. birinde insanın özü iyi, diğerinde kötüdür. aynı şeyleri okuyan düşünürlerin biri anarşizm düşüncesini geliştirirken diğeri ''bırakınız yapsınlar'' der. ya da kimi büyük filozoflar evrensel bir ahlak yasasına ulaşılabileceğini düşünürken diğeri böyle bir şeyin ancak ütopyalarda mümkün olabileceğini söyler.
velhasıl filozoflar peygamberliğe veya tarikat liderliğine soyunmamışlardır, sonuna kadar eleştirmeye hakkımız vardır.
bilgimiz ve seviyemiz ölçüsünde.
devamını gör...
ilginç telefon anıları
ders arasında sınıf arkadaşımız cep telefonunu aldı, bir yerleri aradı. sınıf da o an sessiz, herkes kendi halinde hocayı bekliyor. sonunda karşı taraf telefonu açtı herhalde, arkadaşın
-"alo, ben karınızın hastasıyım" demesiyle bütün sınıfın kopması bir oldu.
arkadaşın diş doktoru, eşi ile aynı muayenehaneyi paylaşıyormuş meğerse, telefonu dişçisinin kocası olan hekim bey açmış.
bizim içimiz fesatmış.
-"alo, ben karınızın hastasıyım" demesiyle bütün sınıfın kopması bir oldu.
arkadaşın diş doktoru, eşi ile aynı muayenehaneyi paylaşıyormuş meğerse, telefonu dişçisinin kocası olan hekim bey açmış.
bizim içimiz fesatmış.
devamını gör...
yabancı dil bilmeden yabancı müzik dinlemek
eğlenceli türkçe şarkılarda bile ağlayabilme potansiyeline sahip biri için(bkz: ben) elzemdir.*
devamını gör...
aşı
bir insan veya hayvana enjekte edilen, mikropların sebep olduğu hastalıklara karşı bağışıklık gösteren tıbbi madde. uygulanış şekli ister deri içinden, ister deri altından, isterse ağız yoluyla olsun, zayıflatılmış ve kimyasal yollarla hastalık yapma etkisi azaltılmış mikrop kökenli bir maddedir.
mikrobiyolojinin kurucusu olan louis pasteur ilk olarak kuduz aşısını bulmuştur. o zamana kadar öldürücü olan bu hastalığa karşı bulduğu aşıyı, ilk kez 1884 yılında insan üzerinde deneyerek zayıflatılmış virüslerle aşılama yolunu açmıştır. hazırlanmaları şekliyle de virüslü hastalıkların yaptığı aşılar ve bakterilerin yaptığı hastalıklara karşı savaşan aşılar olarak ikiye ayrılırlar.
aşı, son 300 yıl içinde yapılmış ve hepimizin yaşam kalitesini yükseltmiş, çocuk ölüm oranlarını azaltarak ortalama yaşam beklentisini artırmış en önemli tıbbi icatlardan biridir. anılarını anlatan yaşlı insanlardan öğrendiğimiz kadarıyla o dönemlerde yaşamış beş anneden birinin çocuğu ya da kendi ailesinden bireyi, bugün aşı ile önüne geçilebilecek bulaşıcı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmiş. sapasağlam çocukların, çocuk felci illetine yakalanıp ömür boyu sakat kaldığı ve ateşlenip hayatını kaybeden bebeklerin erken yaşta toprağa verildiği tarih, sadece iki nesil öncesi.
mikrobiyolojinin kurucusu olan louis pasteur ilk olarak kuduz aşısını bulmuştur. o zamana kadar öldürücü olan bu hastalığa karşı bulduğu aşıyı, ilk kez 1884 yılında insan üzerinde deneyerek zayıflatılmış virüslerle aşılama yolunu açmıştır. hazırlanmaları şekliyle de virüslü hastalıkların yaptığı aşılar ve bakterilerin yaptığı hastalıklara karşı savaşan aşılar olarak ikiye ayrılırlar.
aşı, son 300 yıl içinde yapılmış ve hepimizin yaşam kalitesini yükseltmiş, çocuk ölüm oranlarını azaltarak ortalama yaşam beklentisini artırmış en önemli tıbbi icatlardan biridir. anılarını anlatan yaşlı insanlardan öğrendiğimiz kadarıyla o dönemlerde yaşamış beş anneden birinin çocuğu ya da kendi ailesinden bireyi, bugün aşı ile önüne geçilebilecek bulaşıcı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetmiş. sapasağlam çocukların, çocuk felci illetine yakalanıp ömür boyu sakat kaldığı ve ateşlenip hayatını kaybeden bebeklerin erken yaşta toprağa verildiği tarih, sadece iki nesil öncesi.
devamını gör...
hayat gerçekten çok kısa
bugün akşam saatlerinde evimize yakın bir yerde kaza oldu. çığrış, bağrış,ambulanslar,itfaiye, jandarma... annem şiddetli bir çığlık duyduğunu dedi, ben sözlükten yazı okuyordum duymadım.
başta genç bir çocuk arabayla çarpıştı dediler,feryat figan annesi sandık. öyle değilmiş. sınıf arkadaşım ve babası arabalarıyla sarhoş biri ile çarpışmış. babası ölmüş. ne diyeceğimi bilmiyorum. bunu tahmin etmedik. babası gerçekten çok iyi biriydi. arkadaşımın annesiydi o bağıran, sinir krizi geçiren kadın. evimiz o kadar yakın değil ama kadının içi yandı. arkadaşım nasıl bilmiyorum. allah'ım onu önce annesine, kardeşine ve bize bağışlasın. babası oracıkta sarhoş birinin arabalarına çarpmasıyla öldü. hiçbir şey yapamıyoruz. arkadaşım, annesi, kardeşi, kim bilirdi son kahvaltılarını bugün yaptılar, babası son kez gülümsedi, onlara sarıldı. keşkelere boğulduk, gözyaşlarımız aktı, şok yaşadık, düşünemiyorum ben ne haldeler. hayat işte belli değil hiçbir şey. üzülmek, nefret, kötülük için değmez. sevdiklerimizi kırmayalım, yüzlerini gülümsetelim, ne olursa olsun sevdiğimiz kişiler biriciktir.
başta genç bir çocuk arabayla çarpıştı dediler,feryat figan annesi sandık. öyle değilmiş. sınıf arkadaşım ve babası arabalarıyla sarhoş biri ile çarpışmış. babası ölmüş. ne diyeceğimi bilmiyorum. bunu tahmin etmedik. babası gerçekten çok iyi biriydi. arkadaşımın annesiydi o bağıran, sinir krizi geçiren kadın. evimiz o kadar yakın değil ama kadının içi yandı. arkadaşım nasıl bilmiyorum. allah'ım onu önce annesine, kardeşine ve bize bağışlasın. babası oracıkta sarhoş birinin arabalarına çarpmasıyla öldü. hiçbir şey yapamıyoruz. arkadaşım, annesi, kardeşi, kim bilirdi son kahvaltılarını bugün yaptılar, babası son kez gülümsedi, onlara sarıldı. keşkelere boğulduk, gözyaşlarımız aktı, şok yaşadık, düşünemiyorum ben ne haldeler. hayat işte belli değil hiçbir şey. üzülmek, nefret, kötülük için değmez. sevdiklerimizi kırmayalım, yüzlerini gülümsetelim, ne olursa olsun sevdiğimiz kişiler biriciktir.
devamını gör...
ülkenin geri kalmışlık belirtileri
kasis çokluğu.mesela konya’da nerdeyse ana yollara 2'şer metre arayla koymuşlardı diyebileceğim kadar çoktur. artık nasıl bir trafik kurallarını ihlal varsa , belediye milleti yola getireceğim diye ne yapacağını şaşırmıştı resmen. arabam o yollarda perte çıkmadıysa daha da çıkmaz *
devamını gör...
ilkokuldan akılda kalanlar
geç kalanlar derse girmeden önce bahçeden çöp toplardı.
sınıftaki erkeklerden tiksinirdik eşyalarımız bile değse ağlar kavga çıkarırdık.
sınıftaki erkeklerden tiksinirdik eşyalarımız bile değse ağlar kavga çıkarırdık.
devamını gör...
sözlük kızı
devamını gör...
türkiye'den defolup gitmek
pandemi bittikten sonra gerçekleştireceğim eylem.
4 sene almanya’da okudum, 6 ayda amerika’da yaşadım. pandemi olmasaydı hayatta dönmezdim. türk olduğum içinde hiçbir şekilde sıkıntı yaşamadım.
4 sene almanya’da okudum, 6 ayda amerika’da yaşadım. pandemi olmasaydı hayatta dönmezdim. türk olduğum içinde hiçbir şekilde sıkıntı yaşamadım.
devamını gör...
hayatınızdan memnun musunuz sorunsalı
hayatımdan memnunum, ama başlıklardan değilim.
devamını gör...
eski sevgilinin geri dönmesi
geri döndüğü kişinin artık aynı kişi olmaması.
devamını gör...
tam kapanmaya giren x ve y'nin parantezden çıkmaması
parantezin dışına çıkınca benim de keyfim geliyor.
devamını gör...
matematik bir model olarak aşkı anlama kılavuzu
ekonomist gazeteci şeref oğuz'un 2020 yılında çıkardığı kitaptır.
ekonomistlerin, duygusal konularda nasıl olabileceğine dair fikir edinilmesi bakımından bile, okunabilecek bir kitaptar.
tüm hayatımızın matematik olduğununun farkında olmadan yaşıyoruz. 3 vakte kadar bir falımızda çıkacakları merak ediyor, 40 yıllık sirkeye itibar ediyor, 1 fincan kahveye 40 yıl hatır yüklüyoruz.
kitap, aşkın bir matematiği olduğunu savunuyor. hayatımıza girecek insana, onay verme süremizin sadece 3 saniye olduğunu, sonraki 3 senede bunun şükrünü ya da pişmanlığını yaşadığımızı anlatmayla başlıyor.
aralara çok hoş beyitler, hoyratlar, hikayeler, bilinmedik kelimeler koyup, çok akıcı bir anlatımla, aşkın kadına-erkeğe yaptığını aşık-maşuk gözüyle anlatıyor.
aşkın dönemlerine çok farklı tanımlamalar yapıyor.aşırı beklentiler zirvesi gibi.
yalan kelimesinin arapça kezzap kelimesine karşılık geldiğini, aşkı tahrip ettiğini anlatmak için kullanıyor.
aşkın bedensel boyutlarından da rahatsız edici bir boyuta varmadan tam dozunda bahsediyor.
aşk ve öksürük saklanmaz derler ha bir de aptallık.
a beyim hadi diyelim ki bu ay parçaları gökten zembille inmiş/peki bu çaresiz aşıklar yerden mi çıktılar?
fatih dönemi şairlerimden necati
ekonomistlerin, duygusal konularda nasıl olabileceğine dair fikir edinilmesi bakımından bile, okunabilecek bir kitaptar.
tüm hayatımızın matematik olduğununun farkında olmadan yaşıyoruz. 3 vakte kadar bir falımızda çıkacakları merak ediyor, 40 yıllık sirkeye itibar ediyor, 1 fincan kahveye 40 yıl hatır yüklüyoruz.
kitap, aşkın bir matematiği olduğunu savunuyor. hayatımıza girecek insana, onay verme süremizin sadece 3 saniye olduğunu, sonraki 3 senede bunun şükrünü ya da pişmanlığını yaşadığımızı anlatmayla başlıyor.
aralara çok hoş beyitler, hoyratlar, hikayeler, bilinmedik kelimeler koyup, çok akıcı bir anlatımla, aşkın kadına-erkeğe yaptığını aşık-maşuk gözüyle anlatıyor.
aşkın dönemlerine çok farklı tanımlamalar yapıyor.aşırı beklentiler zirvesi gibi.
yalan kelimesinin arapça kezzap kelimesine karşılık geldiğini, aşkı tahrip ettiğini anlatmak için kullanıyor.
aşkın bedensel boyutlarından da rahatsız edici bir boyuta varmadan tam dozunda bahsediyor.
aşk ve öksürük saklanmaz derler ha bir de aptallık.
a beyim hadi diyelim ki bu ay parçaları gökten zembille inmiş/peki bu çaresiz aşıklar yerden mi çıktılar?
fatih dönemi şairlerimden necati
devamını gör...
hazlar ve günler
bir marcel proust kitabıdır.
kendisinin efsane serisi olan "kayıp zamanın izinde" serisine başlamak istediğim için önce bu kitabı okudum. o kitap öncesi bir hazırlık kitabı gibi okunabilirmiş.
kitabı okudum ve genel olarak çok beğendim. bir roman değil anlatı gibi. duygular, hazlar, hayat, insan, ruh, psikoloji, felsefe gibi bir çok konuyu yazar kısa kısa hikayelerle, şiirlerle anlatıyor.
yazar bu eseri 20 yaşında kaleme alıyor ve anlatmak istediklerini kısa hikayelerle ve şiirlerle anlatıyor. genç yaşına göre bence harika bir kitap yazmış. çok başarılı ve lezzetli buldum.
okuduğum diğer kitaplara göre yani alıştığımız türlere göre farklıydı. uzun cümleler ve ilginç betimlemeler vardı. üslubu çok güzeldi. insana ve duygulara daha doğrusu hazlara olan gözlemleri çok yerindeydi. bildiğimiz şeyleri anlatıyordu ama çok eşsiz şekilde anlatıyordu. kayıp zamanın izinde serisinden önce beni baya heyecanlandırdı.
en çok hoşuma giden tarafı ise yazarın zaman ile ilgili anlattıklarıydı. çok ilgimi çekti. zaman kavramını bir çok yazar incelemiştir üzerinde kafa patlatmıştır ama proust bir başka geldi. yine ilgimi çeken bir başka konu ise hastalık konusuydu. yazar astım hastalığından mustarip olduğu için o konuları biraz hüzünlü şekilde aktarmış. kitabı okumadan önce yazarın hayatına bir kısa göz atarsak kitap daha keyifli ve anlamlı hale gelecektir.
alışılanın dışında bir kitap olduğu için okuyan kişi yer yer sıkılabilir. pes etmeyin ve okumaya devam edin. benim sıkılmama sebebim bu seriyi ve bu kitabı okumaya çok önceden karar vermiş olmamdı sanırım. bayadır proust ve eserlerini araştırıyorum nasıl okunması gerektiğini ve sırasını araştırıyorum. neyle karşılaşacağımı bildiğim için bana güzel geldi ve zorlanmadım. yazarın tarzını ve tavrını öğrenip okumaya başlamak en mantıklısı olacaktır.
özellikle içimizde bulunan hazları çok güzel betimlemiş proust. daha doğrusu içimizde olan ve fark edemediğimiz hazlar çok güzel anlatılmış. okurken değerini biliyor insan, önemini kavrıyor. doğa, sanat, insan gözlemlemesi olarak da nefisti. dediğim gibi okuyan bazı kişilere uzun betimlemeler yorucu gelecektir ama devam etmeliler tavsiyem bu yönde olur.
bizi mutlu eden insanlara minnet duyalım; onlar ruhumuza çiçek açtıran sevimli bahçıvanlardır.
sen istemesen de, dedi, senin boynunla benim dudaklarım, senin kulaklarınla benim bıyığım, senin ellerinle benim ellerim arasında özel, mahrem dostluklar var.
henüz aşkı tanımıyordu. kısa bir süre sonra aşk acısını tattı, ki bu da aşkla tanışmanın tek yoludur.
kendisinin efsane serisi olan "kayıp zamanın izinde" serisine başlamak istediğim için önce bu kitabı okudum. o kitap öncesi bir hazırlık kitabı gibi okunabilirmiş.
kitabı okudum ve genel olarak çok beğendim. bir roman değil anlatı gibi. duygular, hazlar, hayat, insan, ruh, psikoloji, felsefe gibi bir çok konuyu yazar kısa kısa hikayelerle, şiirlerle anlatıyor.
yazar bu eseri 20 yaşında kaleme alıyor ve anlatmak istediklerini kısa hikayelerle ve şiirlerle anlatıyor. genç yaşına göre bence harika bir kitap yazmış. çok başarılı ve lezzetli buldum.
okuduğum diğer kitaplara göre yani alıştığımız türlere göre farklıydı. uzun cümleler ve ilginç betimlemeler vardı. üslubu çok güzeldi. insana ve duygulara daha doğrusu hazlara olan gözlemleri çok yerindeydi. bildiğimiz şeyleri anlatıyordu ama çok eşsiz şekilde anlatıyordu. kayıp zamanın izinde serisinden önce beni baya heyecanlandırdı.
en çok hoşuma giden tarafı ise yazarın zaman ile ilgili anlattıklarıydı. çok ilgimi çekti. zaman kavramını bir çok yazar incelemiştir üzerinde kafa patlatmıştır ama proust bir başka geldi. yine ilgimi çeken bir başka konu ise hastalık konusuydu. yazar astım hastalığından mustarip olduğu için o konuları biraz hüzünlü şekilde aktarmış. kitabı okumadan önce yazarın hayatına bir kısa göz atarsak kitap daha keyifli ve anlamlı hale gelecektir.
alışılanın dışında bir kitap olduğu için okuyan kişi yer yer sıkılabilir. pes etmeyin ve okumaya devam edin. benim sıkılmama sebebim bu seriyi ve bu kitabı okumaya çok önceden karar vermiş olmamdı sanırım. bayadır proust ve eserlerini araştırıyorum nasıl okunması gerektiğini ve sırasını araştırıyorum. neyle karşılaşacağımı bildiğim için bana güzel geldi ve zorlanmadım. yazarın tarzını ve tavrını öğrenip okumaya başlamak en mantıklısı olacaktır.
özellikle içimizde bulunan hazları çok güzel betimlemiş proust. daha doğrusu içimizde olan ve fark edemediğimiz hazlar çok güzel anlatılmış. okurken değerini biliyor insan, önemini kavrıyor. doğa, sanat, insan gözlemlemesi olarak da nefisti. dediğim gibi okuyan bazı kişilere uzun betimlemeler yorucu gelecektir ama devam etmeliler tavsiyem bu yönde olur.
bizi mutlu eden insanlara minnet duyalım; onlar ruhumuza çiçek açtıran sevimli bahçıvanlardır.
sen istemesen de, dedi, senin boynunla benim dudaklarım, senin kulaklarınla benim bıyığım, senin ellerinle benim ellerim arasında özel, mahrem dostluklar var.
henüz aşkı tanımıyordu. kısa bir süre sonra aşk acısını tattı, ki bu da aşkla tanışmanın tek yoludur.
devamını gör...
anime
bazılarının çok fazla önyargı ile yaklaştığı japon usulü çizgi film ve dizilere verilen isim. evet, anime çizgi filmdir. ben ona karşı çıkan anime fanboylarından değilim. keyfine izliyorum arada sadece. konuya giriş yapmadan önce bunu belirtmek isterim.
bana kalırsa bu kadar önyargı ile yaklaşılmasının sebebi aşırıya kaçan anime fanlarıdır. profil resminden, duvar kağıdına; konuştuğu tüm konuları ve gördüğü her şeyi animeye bağlayan insanları, hele bir de hentaicileri görünce, daha önce anime izlememiş kişiler de biraz mesafeli yaklaşıyor doğal olarak. ancak ben yine de animelere haksızlık edildiğini düşünüyorum. death note, attack on titan, one piece gibi animelere yeni başladım ve çok güzel kurgulanmış senaryosunun olduğunu söyleyebilirim. hiç olmazsa animelerin yapımının arka planında çok ciddi bir emek ve çizim yeteneğinin bulunduğu gerçeği göz ardı edilmemeli, ve saygı duyulmalıdır.
bana kalırsa bu kadar önyargı ile yaklaşılmasının sebebi aşırıya kaçan anime fanlarıdır. profil resminden, duvar kağıdına; konuştuğu tüm konuları ve gördüğü her şeyi animeye bağlayan insanları, hele bir de hentaicileri görünce, daha önce anime izlememiş kişiler de biraz mesafeli yaklaşıyor doğal olarak. ancak ben yine de animelere haksızlık edildiğini düşünüyorum. death note, attack on titan, one piece gibi animelere yeni başladım ve çok güzel kurgulanmış senaryosunun olduğunu söyleyebilirim. hiç olmazsa animelerin yapımının arka planında çok ciddi bir emek ve çizim yeteneğinin bulunduğu gerçeği göz ardı edilmemeli, ve saygı duyulmalıdır.
devamını gör...


