kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: kahve) ile ilgili yazdığı entry şahane olan, eline sağlık olası yazar.
devamını gör...

süzülmüş olması ve bol limonlu olması diyerek katıldığım başlıktır.
devamını gör...

söylerken bile kavramlar kendi farklarını ortaya koymaktadır.
kıskanmak, serttir. onda olmasın sadece bende olsun.
imrenmek, naiftir. paylaşımcıdır. ikimizde de olsundur.
devamını gör...

"bir elim sağ cebimde, bir elim sol cebimde.
bu hüznü siz de bilirsiniz.."
devamını gör...

içindeki kahramana dudak bükme! en yüce umudunu diri tut.
devamını gör...

yaşadığı şeyleri hak etmediğini düşünen insan tepkisidir.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insana huzur veren bir havası vardır. mezarlık, kimine huzur vermez, ölüm ve korkuyu hatırlatır ama o mezarda yatan şey ölünün çürümüş bedenidir, ruhu değildir. köyün serin havası, ölümün soğuk yüzünü hissettirmez, unutturur hatta.
kavak, dut, ceviz ağaçlarının serinlik verdiği, etrafında yıkılacak gibi duran duvarla çevrili, içinde dokunulmamış çeşitli bitkilerin bittiği, ücra köylerin mezarlıklarında mola vererek bir fatiha okumak, kıyısında biraz oturup dinlenmek, toprağa yeşile dokunmak, oranın kendine has kokusunu içine çekmek ve bu şehir hayatında karşılaştığımız bir şey değildir. arada bir karşılaşınca bu da insana farklı bir hissiyat katar.

bazen, uzun yolculuğa çıkıldığında camdan bakıldığında, bir tepenin üst kısmında, etrafı derme çatma bir duvar veya çitle çevrili, üzerinde farklı ağaçlar bulunan ama en çok da servi ağaçlarının hafif rüzgarın vurmasıyla ağır ağır sallandığı yeşillik bir alan gözümüze çarpar. ağacı olmayan, duvarı alçak, yolla aynı hizada olduğu için rahatlıkla görülebilen mezarlıklarda, mezar taşları beyaz mermerden olduğu için de uzaktan bakınca da ilk başta koyun sürüsü sanılabilir.
devamını gör...

lise'de tekrar tekrar okuduğum kitabın kahramanıdır.dönem ödevimdi "dönüşüm' kitabı ilk okuduğumda anlamamıştım(anlamak için çok boğuştum,ne zor kitap diye veryansın ettim)ikinci okuduğumda parçaları birleştirmiş mesajı almıştım, üçüncü okuduğumda (alışkanlık olmuştu okumak)franz kafka hayranlığımı ilan etmiştim.sağ olsun edebiyat öğretmenim saygılarımı iletirim. konu gregor samsa'ydı değil mi, o böceklerin efendisidir.
devamını gör...

6 ay zor sabrettiğim saç rengi.

ama kızıl dediysek öyle mahalle hanımı kızılı değil tabi. 'lâl' ne kırmızı ne pembe. girdiğiniz her ortamda 3 kere dönüp bakılmasını garanti veren renk.

aslında hem ben çok yakıştırmıştım kendime hemde çevrem çok yakıştırmıştı. fakat koruması bakımı o kadar zor ki. çarşaf takımından, havlusuna... değiştirmek zorunda kalıyorsun bu renk yüzünden ve şu ki 15 günde bir boya şart. yoksa akmış pembeyle turuncu arası berbat bir renge dönüyor saçların. tabi sürekli boyamanın saça verdiği zarar tartışılmaz.

velhasıl kelam eski rengime (sarı) dönebilmem de 1 yılımı aldı. zor bir renk, karar vermek geçmek ve o renkte sebat etmek. başaran arkadaşlara tebrikler. isteyenler bir kez daha düşünün derim. sevgiler...
devamını gör...

telefon numarasının son 4 hanesi. bu sözlük de dahil olmak üzere ekşi, uludağ ve kısa süre bulunduğum instela daki tüm şifrelerim eski sevgilimin telefonunun son 4 hanesiyle başlıyor. sonuna çeşitli kombinasyonlar ekledim ama başı hep o son 4 hane.

sadece bunlar da değil. 2 kredi kartım ve e mail şifrem de yine o son 4 hane. evet biliyorum aptalca ve riskli ancak o telefon numarası benim hayatımın tam merkeziydi. 17 yıllık bir cep telefonu numarası o. kullanımda da degil.

böyle işte. galiba iyi değilim.
devamını gör...

çalışılan iş kolunda ki müşteriler. kibarlığınız ve gösterdiğiniz nezaket sonrası , kendilerine iltimas geçilmesini bekleyen kurnaz insanlar ve absürt istekleri.
devamını gör...

bu cougar'lardan biri, 1997'de haliç'te düşmüş, 2 polis ve 1 teknisyen ölmüştü. olayın birebir şahidiyim. tuhaf şekilde alçalan helikopteri görür görmez bir tuhaflık olduğu anlaşılıyordu zaten. pilot muhtemelen uygun bir yere inmeye çalışıyordu ama ne şanssızlık ki eminönü gibi civcivli bir yerin üstündeydi.
www.hurriyet.com.tr/gundem/...
devamını gör...

tek dostum içkim sigaramdı.onları da elimden almak istedi.direndim.okudum.evrimi ve freudu öğrendim.ben öğrendikçe o daha da sinirlendi.müritlerini üstüme saldı.saçımız uzun diye,metal dinliyoruz diye,içki içiyoruz diye dayak yedik,öldürüldük.ben geliştikçe o beni küçültmeye çalıştı.ben gelişmeye yöneliktim,mücadeleciydim.o ise pasifistti.direnenleri sevmezdi.doğu kültürüydü o.afgan bir çiftçinin topladığı haşhaş sütündeki moleküllerdi o.kitlelerin afyonuydu.ben afyonu almamak için direndim.hep çalıştım çabaladım. asla şükretmedim.ben böyle geliştikçe büyüdükçe,o daha da sinirlendi.

şimdi son kozlarımızı oynuyoruz.ben her geçen gün gelişiyorum.o ise başı bağlı, ağzı bağlı,afyonu bitmiş.sonunda mutlu olucam.özgür olucam.
devamını gör...

istanbul'daki aynı adlı ormandir. ormanin içinde yürüyüş yaparsanız kuyulara çok dikkat etmelisiniz. yapraklarla kamufle olabiliyor. milli park sınırlarında kamp yasak fakat goletin etrafında yapabilirsiniz ama gece su içmeye gelen yaban domuzlarınin seslerini duyarsınız. *
devamını gör...

rafet el roman-amerika.
devamını gör...

sözlüğün demirbaşı. sözlük kavramının hakkını veren güzellik . bakış açısına hipotenüs olduğum. bugün buradan günaydın demek istiyorum kime ne ! *
devamını gör...

yaratıcılıkta sınır tanımayan öğrencilerin nokta atışı bir isabetle öğretmenlerine taktıkları isimlerdir.

lise yıllarında sınıfımdaki arkadaşlarım bu konuda çok başarılı idiler. zaten başka bir konuda başarılı olduklarını söylemek de yalan olur. hepsi iyi yerlere geldi ama nasıl geldikleri ile ilgili pek bir fikrim yok, belki de bu yaratıcılıklarını daha da geliştirdiler zamanla. öğretmenlerimize takılan bazı lakaplar şöyleydi:

at bey: kendisi bizim din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenimiz olup bir şekilde japonya’ya gidip gelmiş olduğu için bize sürekli japonya’nın tuvaletlerinin ne kadar temiz olduğunu anlatan ve dersi bitirir bitirmez sınıfın en güzel kızları ile kızların kafalarını karıştıran soruları tartışmaya can atan bir hocamızdı. lakabını fiziksel özellikleri yüzünden almıştı ve de ondan yediğimiz tokatlarla attan düşmüşe dönmemizin de etkisi vardı bu lakapta.

çimen bıyık: coğrafya öğretmenimiz olan çimen bıyık hiçbir özelliği olmayan, ders anlatmayı kitaptan sesli olarak bize paragraflar okumak zaten bir zavallı idi. lakabı için çok düşünülmedi. bıyıkları ağzından çim adamlar fışkırmış görüntüsü verdiği için bu adı hakkıyla kazandı.

jefferson: kimya öğretmenimiz olan jefferson öğretmenlerin en kibarı, en efendisi, en inanarak ders anlatanı idi. sadece bir gün sıra arkadaşımın beynini yumruğuyla delmişti ve sanırım haklıydı bunu yapmakta. lakabını ise ten rengi ile kazanmıştı. çünkü hayatımda gördüğüm en koyu tenli beyaz adamdı.

öküz kont: kendisi matematik bilmeyen matematik öğretmenimizdi. ingilizce de bilmezdi. ama harika milli eğitimimiz matematik derslerinin ingilizce okutulmasını istemişti. matematik bilmeyen öğretmenimiz bilmediği konuyu bize bilmediği bir dil de anlattı iki sene. paranın havada dönüşünü “ oğlum, tiri tayms diyim a!” diyerek açıklayan öğretmenimiz lakabını 30 saniyede bir gırtlağını pöhöhöy diye temizlemesi ile kazanmıştı.

benim için en akıl da kalan lakaplar bunlardı. bir öğretmen olarak benim de birkaç lakabım var. ve hepsi için minnettarım öğrencilerime. onlar benim arkadaşlarım kadar acımasız değiller çünkü.
devamını gör...

baştan bir uyarı yapmak isterim, spoiler içeren uzun bir yazı okuyacaksınız. filmi izlemeyen kişiler lütfen okumasın, teşekkürler.

yılların eskitemediği, birden çok izlenebilecek nadir filmlerden biri.

filmi izlemeye başladığım ilk anda, yani filmle ilgili henüz hiçbir fikrim yokken, o minik kuş tüyünün forrest'ın ayağının ucuna düşmesi ve onu alıp elindeki çantasına koyması bana kendi anı kutumu hatırlatmıştı. bir gün ben de önüme çıkan her şeyi saklayan biri olur muyum diye düşünmüştüm. o kuş tüyünün neyi ifade ettiğini filmin sonunda anladım, üzücüydü.

jenny ile arasındaki ilişki bana herkesin herkese öğretebileceği bir şeylerin olabileceğini düşündüren ilk deneyimlerimden biriydi sanırım, deneyim denirse tabii. herkes birilerinden bir şey öğrenebilir ve bence insanlar bir şeyler öğrendikleri ve öğretebildikleri kişilerin yanında daha huzurlu ve mutludur.

forrest'ın koşmaya başladığı ilk anda insanların hayatında her zaman var olan ama farkında olamadıkları engeller geliyor akla. bu engelleri görmek bazen uzun yıllar sürüyor, bazen hiç göremiyoruz. engellerden kurtulmak, özgür olmak için bazen çok sevdiğimiz ya da bizi çok seven birinin iki kelimesi ya da minicik bir dokunuşu yeterli olabiliyor.

jenny'nin forres'ta sen sevgi nedir bilmiyorsun dediği an sevgiyi bilmeyen forrest mı yoksa kendini normal olarak addeden bizler miyiz diye düşünmeden edemiyor insan. çünkü sanırım çoğu insan saf sevgiyi genç yaşında unutmaya başlıyor. hem zeki bir adam olmasa da sevginin ne olduğunu çok iyi biliyor forrest.

forrest'ın bubba'yı bulmak için koşup durması, hedefe kitlenme şekli ve çoğu insanın herhangi bir hedefinin bile olmaması. bubba'nın son sözleri... "eve gitmek istiyorum."

forrest'ın kendisine yapılan zorbalıkları algılamıyor olması, dünya üzerinde kötü denen şeyden haberdar olmaması ne kadar güzel ama hüzünlü. keşke ben de bazı kötülükleri anlamasaydım, keşke kötü diye bir şey hiç olmasaydı.

kaçımız verdiğimiz sözleri gerçekten tutabiliyoruz hayatta? forrest tuttu, forrest her şeye rağmen karides teknesi kaptanı olmayı başardı, forrest pek çok şey başardı.

"hayat bir kutu çikolataya benzer forrest, içinden ne çıkacağını bilemezsin." annesi gerçekten de bir şeyleri forrest'ın anlayacağı şekilde anlatmayı çok güzel başarıyordu.

tüm bunlar olurken, hayatı değişirken, bir sürü paranın içinde yüzerken bile her şeye rağmen jenny'yi düşünmeye devam etmek. sevgi ya da aşk, adı neyse işte, sanırım böyle bir şey.

bazen yeterince taş bulunmuyor...

neden döndüğünü bilmiyordum ama umurumda değildi diyor ya forrest, bunun sevince olduğundan çok eminim.

'beni neden sevmiyorsun jenny? zeki bir adam değilim ama sevmenin ne olduğunu biliyorum.'

koşmak, koşmak ve koşmak. her şeye rağmen hiçbir şey bilmeden ve bir sürü insana umut olarak koşmak. "hayatta devam edebilmek için geçmişi arkada bırakmak gerekir."

"babasının adı da mı forrest" saflık böyle bir şey mi? çocuğuyla ilgili sorduğu ilk sorunun "zeki mi yoksa..." diye başlaması...

annesinin yattığı o yatakta aynı şekilde jenny'yi görmek kim bilir neler hissettirmiştir. ölüm de hayatın bir parçası ve jenny bir kuş olmayı başardı sonunda. bir tüy olup ayakucuna kondu ve bir tüy hafifliğinde savrulup gitti.
devamını gör...

"ulan bir milimden daha yakın olup da nasıl tarifsiz uzaklıkta olabiliyor iki insan?" ~abnie~
kalemin hiç tükenmesin ilhami algör.
tanım: okuyanı bol olsun dediğim başlıktır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim