kurban rolüne bürünmeden, kurtarıcı beklemeyip gerektiğinde yardım alarak ama her daim kendi merkezinde kalarak, kendi gücünü, sınırlarını, insanları, hayatı az çok tanımış olan insandır. özsaygısı yüksektir, hata yapınca telafi etmek için gerekeni yapan ama kendine de zulmetmeyen yani "dünyanın sonu değil yaa" deyip kendini motive etmesini de bilen, kendi kendini seven, onaylayan ve duygularının sorumluluğunu üstlenmiş olan insandır. başına gelenlerden dolayı bir suçlu aramaz, çünkü suçlu başkası ise olayları düzeltmenin mümkün olmadığını bilir. "ne olduysa oldu, ben şimdi burada ne yapabilirim?" diyerek sorumluluk ve inisiyatif alıp yoluna bakar.
devamını gör...

ben devletim.
neden üreteyim canım!
dünyada bunu yapanlardan alıp kendi vatandaşımın poposundan kan alırım.
anasından emdiği sütü, ağzından burnundan getirmek benim işim.
sen kimsin ki yurtdışından telefon getirirsin?
getirirsen eğer paşa paşa gidip vergi dairesine bu parayı ödeyeceksin.
bu bedelde her iki ayda yüzde 40 artış gösteriyor.
çok değiş iki yıl önce 180 tl idi.
dolardan bile daha hızlı yükseliyor.
hem öyle kendime alayım, anama da alayım olmaz!
o pasaporta iki yılda sadece bir kere kayıt işlemi yapacaksın!
rabbena hep bana!!!
vergilerle geçinen bir ülke düşünün ve bu vergileri sadece orta sınıftan kesintisiz bir şekilde alan ülke....
devamını gör...

irmik helvası yapayım derken yanlışlıkla kocaman bir kaya parçası yapmam.
devamını gör...

ve hala okulları açma derdine düşen malum yönetim ve özel eğitim kurumları.

her şey para zaten sizler için.
devamını gör...

t: tam adı "gülme: gülüncün anlamı üzerine deneme", orijinal adı "le rire: essai sur la signification du comique" olan bir henri bergson eseri.
şu an piyasada ayrıntı yayınları'ndan yaşar avunç ve iş bankası kültür yayınları'ndan devrim çetinkasap'ın çevirileri mevcut.* tercih sizin.* temel olarak üç bölümden oluşur, her bölüm de kendi içinde birkaç bölüme ayrılır.
kitap çok çok çok çok kabaca* "gülünç olan nedir, nasıl güleriz, gülmeye eşlik eden duygular nelerdir" gibi sorulara cevap verir ve gülme ile ilgili birçok konuyu irdeler. açıkçası, etkileyici ve düşündürücü bir eser. özetle zihin açıcı. zamanında hakkında bir yazı yazmıştım fakat kaybettim. alıntı ritüeli*:

"gülüncün doğal ortamı kayıtsızlıktır ve gülmenin en büyük düşmanı duygulardır." *
"gülme, insanlar ve olaylardaki özel bir tür dalgınlığı öne çıkartan ve cezalandıran toplumsal bir jesttir." *
"bulabileceğiniz en önemsiz kusuru tasvir edin bana, eğer bunu, bende sempati, endişe veya acıma doğuracak şekilde yaparsanız, her şey başlamadan bitmiştir, gülecek hiçbir şey bulamam." *
devamını gör...

çok düşündüm başlığı açmak için ama en sonunda açmaya karar verdim. çünkü bu ülkede namusluların da en az namussuzlar kadar sesi çıkmalı diye düşünüyorum.

--- alıntı ---

antalya'da bir genç kadın, mesai sonrası patronunun tanıdığı olan şahsın aracına binerek taksi durağına gitmek üzere yola çıktı. şahıs, kadını arabada dövdü, iş yerine götürüp saatlerce tecavüz etti. o sırada arayan kadının annesine ise 'kızına şu an tecavüz ediyorum' dedi. intihar teşebbüsünde bulunan mağdur, yüzde 99.9 engelli hale geldi.

--- alıntı ---

kadın kaçırılıyor, tecavüze uğruyor, darp ediliyor, uyuşturucu veriliyor, üstüne üstük bu yaşananlara annesi telefondan birebir şahit oluyor. avukatı dahi tehdit ediliyor. fakat sonunda ne mi oluyor? sanıklar 1 yıldır dışarda. çünkü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış. edit: (bkz: tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı)

olaylar uzun uzadıya burada anlatılmış. klasik olacak ama umarım adalet yerini bulur.
devamını gör...

tostumu yedim bekliyorum..
devamını gör...

bir saki kitabıdır.

asıl adı h.h.munro olan saki tarafından yazılmış olan kitap kısa öykülerden oluşmakta ve ismiyle oluşturduğu beklentiyi karşılamaktadır. çünkü her öyküde bir insan, bir hayvan ya da bir yırtıcı hayvan baş karakter olarak karşımıza çıkmakta.

benim en sevdiğim öykü daha önce tanımını da yazdığım, kısa film versiyonuna da bayıldığım açık pencere öyküsüdür ki bu öykü için lekesiz bir aklın ürünü demek hiç de yersiz ve haksız olmaz.

bazen fantastik öykü kıvamına gelen bazen gotik havalar estiren bazen bir halk hikayesini andıran bazen de sanki fabl olacakmış gibi kendini gösteren öyküler beni derinden etkiledi.

tobermory öyküsünü aklımdan çıkarmakta uzun süre zorlandım, hatta bu öyküden yola çıkarak bir iki tanım da yazdım. öte-kedi doğrudan tobermory için yazılmış bir tanımdır mesela.

içinizde amaçsızca dolaşan insanları hayvanları ve yırtıcı hayvanları daha yakından tanımak isterseniz bu kitabı okumanız elzemdir.
devamını gör...

kuzey karadeniz kıyılarından balkanlara gelmiş bir güney slav halkı. aslında slavlaşmış bir halktır.
devamını gör...

para ve seks'tir ya da seks ve para. birisi tek başına değil, ikisi birlikte.
ekleme: üsttekiler mutlu evliliğin sırrı, amaç evliliği sürdürmek ise alakasız pek çok değişken var. sadece "adım boşanmış olmasın" bile yeterli.
devamını gör...

diyardan diyara sürükleyen, iron maiden şarkısıdır. geceleyin hiç yalnız kaldın mı? arkanda ayak sesleri duyduğunu düşünüp, arkanı dönüp kimsenin olmadığını anlayarak. ve hızla başını çevirirsin, bir daha dönüp bakmak zor gelir. çünkü eminsindir. orada biri var. *
devamını gör...

bundan yaklaşık bir sene önce bir gece vakti geçmiş yaşamları keşfetme ve şifalandırma meditasyonu buradan yaptım. kendim üzerimde çalışmayı seviyorum. böyle çalışmalarda hissettiklerimi, yaşadıklarımı yazarım ve ilerleme kaydedip kaydetmediğimi görürüm kendimce.. bu meditasyon, benim için ilginç bir deneyim oldu. değişik bir meditasyondu, reenkarnasyona inanmıyorum ama kolektif bilince erişip hayatıma dair ipuçlarını aldığımı düşünüyorum. eski zamanlarda yaşayan rahibe teresa'nın kıyafetine benzer bir kıyafeti olan, 30 yaşlarında 3 çocuk annesi olan emma adında evli bir kadın gördüm. perişan bir haldeydi, eşi alkolikti ve onu dövüyor, sövüyor, her türlü kötü muameleyi yapıyordu. kadın, köy gibi bir yerde yaşıyordu. annesi babası ölmüş, kimsesiz bir kadındı. hayatında sadece eşi ve çocukları vardı. kendini çocuklarına adamış, fakirlik içinde pespaye bir hayat yaşıyordu. zalim eşine boyun eğmekten başka çaresi yoktu. en çok hissettiği duygu çaresizlik ve güçsüzlük ki fark ettim ki benim de hayatım boyunca en çok hissettiğim duygular güçsüzlük ve çaresizlik... eşinin yaptığı zulümden bir türlü kurtulamıyordu ama hayatının son yıllarına doğru eşi ölünce biraz daha rahatlıyordu. sonra 60 yaşındayken çocukları etrafındayken yatağında huzurlu bir şekilde ölüyordu. rahibe teresa kıyafetinin sembolik olduğunu düşünüyorum, kendini feda eden, boyun eğen, güçsüz, çaresiz bir kadın imajını temsil ediyordu sanki.. kendime çok dersler çıkardım umarım doğru dersler çıkarmışımdır. insan, kendisi olmayınca çok acı çekiyor, kendimi gerçekleştirmek için bu dünyaya geldim ve beni kendim olmaktan alıkoyan her şeyden korkmadan uzaklaşarak kendi duygu, düşünce ve fikirlerimi korkmadan ifade etmeliyim. hepimizin biriciğiz, tekiz, eşsiziz, bunun bilincinde olarak hiç kimsenin bize kötü muamele etmesine izin vermeyecek kadar güçlü ve cesur olmalıyız. yeri geldiğinde hayır diyebilen ve kendi haklarını agresif olmadan savunan özgür bireyler olmalıyız.
devamını gör...

dünya'da sayılı türkiye'de tek mersin şehir mezarlığı : dine bağlı ayrılıklar silinmiş gibi

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

apocalyptica'nın worlds collide albümünün en sert parçası. elbette bu duruma corey taylor'ın da etkisi oldukça yüksek. şarkının sözleri çocukluğunda muhtemelen bir rahip tarafından tacize uğramış, bir yetişkin olduğunda ise onunla ve tanrı ile yüzleşen bir adamın hikayesini konu alıyor. oldukça sert ve saldırgan sözlere sahip. şu an hatırlamadığım bir manganın bir bölümünde ana karakterlerden biri şöyle bir cümle kuruyordu:

" çocukların acı çekmesini, öldürülmesini, taciz edilmesini izleyen ve bunun hakkında hiçbir şey yapmayan bir tanrıyı reddediyorum!"

şarkının sözleri bu cümleleri hatırlatan cinsten hatta özellikle 'eğer tanrı bana doğru bakıyorsa, ben isa değilim. isa burada bile değildi!' cümlesi farklı kelimeler ile aynı düşünceyi ifade ediyor bana kalırsa. şarkının altında yatan hikayenin ağırlığı şarkının her yanına sirayet etmiş durumda. tamamen çürümüş olan ve hatta belki de aslında baştan beri tamamen koca bir çürümüşlükten ibaret olan dünyanın dibine ufak bir bakış sadece. ben isa değilim, affetmeyeceğim.


dirty little secret
dirty little lies
say your prayers and comb your hair
save your soul tonight


drift among the faithful
bury your desires
aberrations fill your head
you need a place to hide


and i am
do you remember me?
the kid ı used to be?
do you remember me?
when your world comes crashing down
ı want to be there
ıf god is looking down on me
ı'm not jesus
jesus wasn't there!

you confess it all away
but it's only shit to me
ıf god is looking down on me
ı'm not jesus
ı will not forgive
no ı won't
no ı won't
ı've thought you were a good man
ı've thought you talked to god
you hippocratic, messianic, child abusing, turned satanic
do you remember me?
do you remember me?
the kid ı used to be?
do you remember?
do you remember?
when your own world comes undone
let me be the one to say

(ıf god is looking down on me)
ı'm not jesus
you can't run away
and the innocence you spoil
found a way to live
ıf god is looking down on me
ı'm not jesus
ı will not forgive
ı will not forgive
ı won't be whatever you want to
ı will not forgive
ı won't be whatever you want to
do you remember me?
the kid ı used to be?
not the same as ı used to be
oh, do you remember me?
no
when your world comes crashing down
ı want to be there
ıf god is looking down on me
ı'm not jesus
jesus wasn't there
you confess it all away
but it only shit to me
ıf god is looking down on me
ı'm not jesus
ı will not
ı'm not jesus
ı will not forgive
oh, ı will not forgive, yeah yeah
no, ı will not forgive
devamını gör...

nickaltının niye böyle dutluk kaldığını merak ettiğim yazar. halbuki buraların da hobaaa3434 isimli sözlük fenomeninin nickaltı gibi sayfa sayfa dolması gerekiyor oysa.

neyse ki rutin nickaltı ziyaret rotama kendisini eklemiş bulunuyorum, bundan böyle buralar artık dutluk kalmayacak.*
devamını gör...

kendine iyi davranmak.
devamını gör...

aradığım şeyin yerinin değişmesi.
arkadaş ! neyi kullandıysan sonra götür aynı yere koy. niye değiştirirsin arkadaş ?
eski bir şef olarak aklıma bu geldi.
devamını gör...

herkes bunu diline dolamış ama doğru düzgün gerçekleştiren daha görmedim.
sistem bizi memleketimizden ayıramaz. gidenler eşi ile gitmediyse ya da orada bir aileye sahip değilse geri dönüp gelecektir.
ne olursa olsun gitmeyelim. yoksa yabancılar savaşla alamadıkları vatanımızı paralarıyla lanet iktidar hükümeti sebebiyle ele geçirecektir. bu vatan bizim. vatanın ne demek olduğunu kendimize hatırlatalım.
devamını gör...

ölümsüz ata;
bir tek senin hakkında yazamam
kalemin titrer
titrek yanan mum ışığı söner
yüreğim yangın yerine döner

çokkkkkk özlüyoruz seni
devamını gör...

ilk yemek yapma anımdır. 9 yaşındayım, babamla sahanda yumurta yapmak için mutfağa girdim. ben hazırlayacağım babamın desteğiyle ve gözeteminde.
önce ocak yakıldı, devamında tavaya yağ konuldu, bu aşamaları babam yaptı tabii, yağın ısınması beklendi biraz ve işte o kritik an...
yumurtaları ben kırıp tavaya dökeceğim. o an kendime güvenim hiçbir dağcının çıkamayacağı bir zirvede. iki yumurtayı iki elime aldım, babam izliyor. tezgaha vurup yumurtaları hafifçe çatlatıp tavaya aktaracağım, önce hayal ettim, sonra tamamdır bu iş dedim. yumurtayı heyecanlı tezgaha vurmamla,artık nasıl sert vurduysam,ortalık yumurta oldu. ben şaşkınım babam gülüyor. diğer yumurtayı da o başarısız olma hissiyle tezgaha attım o da kırıldı. babam olur böyle der gibi gülüyor hâlâ. tamam, bir şey olmaz;sen içeri geç,ben hazırlayayım,yine yaparız, dedi. ben hüzünlüyüm...
ilk yemek yapma deneyimim başarısız oldu ama nasıl iyi bir baba olunur o gün öğrenmeye başladım.
sonra yine yaptık, bu sefer oldu ama ertesi yıl babam yoktu...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim