dewey onlu sınıflandırma sistemi
sadece halk kütüphanelerinde değil, dermesi 100.000 ciltten daha düşük sayıda basılı kitaptan oluşan kurum (özel araştırma kütüphanesi, okul kütüphanesi, çocuk kütüphanesi vb.) kütüphanelerinde kullanılması ideal olan sınıflama sistemidir. daha büyük koleksiyonlar için ise yaygın olarak lc sınıflama sistemi kullanılır.
türkçe'ye 4. cilt halinde 20. basımı çevrilmiş, dolayısıyla sonrasında yayımlanan 3 basımın güncel konularından türk kütüphanecileri mahrum kalmıştır. milli kütüphane'nin bin yıldır devam eden bir çeviri çalışması olduğu rivayet ediliyor. ama ben taa üniversitedeydim bunlar konuşulurken. hala çıkacak... yahu internetten satış kavramının bile direkt bir yer numarası karşılığı yok 20. basımda varın siz düşünün gerisini... 1990 yılında yayımlanmış bir baskıdan söz ediyoruz. bilim, teknoloji dünyasında neler neler yaşandı bilgi çağı dediğimiz bu 30 yılda.
dewey'de yer numaralarını özelleştirmek için tablolar kullanılıyor. akademik eğitim esnasında* uygulama örneği pek az yapıldığı için mesleğe yeni başlayan kütüphaneciler sudan çıkmış balığa dönüyor. dewey tabloları çok karışıktır. merak eden, desteğe ihtiyacı olana naçizane yardım önerim bakidir. baya kafa patlattık mesleğin ilk yıllarında.
türkçe'ye 4. cilt halinde 20. basımı çevrilmiş, dolayısıyla sonrasında yayımlanan 3 basımın güncel konularından türk kütüphanecileri mahrum kalmıştır. milli kütüphane'nin bin yıldır devam eden bir çeviri çalışması olduğu rivayet ediliyor. ama ben taa üniversitedeydim bunlar konuşulurken. hala çıkacak... yahu internetten satış kavramının bile direkt bir yer numarası karşılığı yok 20. basımda varın siz düşünün gerisini... 1990 yılında yayımlanmış bir baskıdan söz ediyoruz. bilim, teknoloji dünyasında neler neler yaşandı bilgi çağı dediğimiz bu 30 yılda.
dewey'de yer numaralarını özelleştirmek için tablolar kullanılıyor. akademik eğitim esnasında* uygulama örneği pek az yapıldığı için mesleğe yeni başlayan kütüphaneciler sudan çıkmış balığa dönüyor. dewey tabloları çok karışıktır. merak eden, desteğe ihtiyacı olana naçizane yardım önerim bakidir. baya kafa patlattık mesleğin ilk yıllarında.
devamını gör...
delicatessen
şarküteri (delicatessen) 1991 fransa yapımı bir kara komedidir. kült bir filmdir. zaman zaman güldüren zaman zaman üzen bir filmdir izlenilmesini şiddetle tavsiye ederim.
devamını gör...
ilk yardım
herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalardır.
kendinizin, sevdiklerinizin veya diğer insanların hayatını kolaylıkla kurtarabilirsiniz.
allah korusun deriz ama olası trafik kazası, deprem, yangın vb. durumlarda ilk yardımı uygulamanız gerekir.
ilkyardım sitesi
sağlık bakanlığı ilk yardım el kitabı pdf formatında ilk yardım kitabı
cep telefonunuza da ilk yardım mobil uygulamanızı yüklemek ve ilk yardımı öğrenmeniz tavsiye olunur.
kendinizin, sevdiklerinizin veya diğer insanların hayatını kolaylıkla kurtarabilirsiniz.
allah korusun deriz ama olası trafik kazası, deprem, yangın vb. durumlarda ilk yardımı uygulamanız gerekir.
ilkyardım sitesi
sağlık bakanlığı ilk yardım el kitabı pdf formatında ilk yardım kitabı
cep telefonunuza da ilk yardım mobil uygulamanızı yüklemek ve ilk yardımı öğrenmeniz tavsiye olunur.
devamını gör...
srebrenitsa katliamı
avrupalılara güvenmemeniz gerektiğini size öğreten tarihi olay.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının nicklerinin hikayesi
eğer ülkemizde bir uzay ajansı olsaydı, oraya astronot olmak için önce kpss ye girer sonra yıllarca atama beklerdin diye düşünmüştüm.
devamını gör...
sadece askerde karşılaşılan olaylar
yanan sobaya sarılmayacağına dair maddeler gibi birbirinden tuhaf maddeler yazan bir kağıt imzalamak. evet, sobaya sarılmayacağımı taahhüt ettim askerde. bu da değil tek, parmaklarımı prize sokmamak için de taahhütte bulundum. daha neler var da unuttum.
devamını gör...
kapı kapı gezip yine de korona olmayan kişiler
iyi dediğiniz üç gün yaşamıyor arkadaşlar, nazar etmeyin.
devamını gör...
3 fidan
bu bir rakam ve kelimeyi görür görmez aklıma gelen tek şey var. tam bağımsız türkiye için hayatlarını hiçe sayan ve ülkemizde bağımsızlık denilince akla ilk gelen, sembol haline gelmiş üç genç insan deniz gezmiş, yusuf aslan, hüseyin inan.. tabi onlardan bahsedince sinan cemgil, şirin cemgil, taylan özgür, mahir çayan, ibrahim kaypakkaya, ulaş bardakçı, cihan alptekin, gülten savaşçı, füsun özbilgen gibi ismini yazamadığım nicelerinin ve yitip gidenlerin aziz hatıraları önünde saygıyla eğilmek gerek.. selam olsun o zaman o fidanlara..
devamını gör...
mesele
çakal olabilmekte değildir. çakallarla dans edebilmektedir.
devamını gör...
yazarların kendine yakın hissettiği şirinler karakteri
şakacı şirindir. kafası bir milyondur.
devamını gör...
zeytindağı
türkçe şaheseri falih rıfkı atay eseri. ahmed'i kumarda kaybettik kısmı tekrar tekrar okunmalıdır.
--! spoiler !--
anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle
bakıyor. yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu
anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz, istasyonda bir kadın
durmuş, gelene geçene:
- benim ahmed'i gördünüz mü? diyor. hangi ahmed'i?
yüz bin ahmed'in hangisini? yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin
gideceği yolun, istanbul yolunun aksini gösteriyor: - bu tarafa gitmişti, diyor.
o tarafa? aden'e mi, medine'ye mi, kanal'a mı, sarıkamış'a mı, bağdat'a mı?
ahmed'ini buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? eğer
hepsinden kurtulmuşsa, ahmed'ini görsen, ona da soracaksın:
- ahmed'imi gördün mü?
hayır... hiçbirimiz ahmed'ini görmedik. fakat ahmed'in her şeyi gördü.
allah'ın muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü.
şimdi anadolu'ya, batıdan, doğudan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar bozgun
haykırışarak esiyor. anadolu, demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip
çömelmiş, oğlunu arıyor.
vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi, ondan, anadolu'dan utanır gibi, hepsi
istanbul'a doğru, perdelerini kapamış, gizli ve çabuk geçiyor.
anadolu ahmed'ini soruyor. ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha
ucuzlaşan ahmed, şimdi onun pahasını kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş,
bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.
ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir
anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... fakat biz ahmed'i
kumarda kaybettik!
--! spoiler !--
--! spoiler !--
anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle
bakıyor. yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu
anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz, istasyonda bir kadın
durmuş, gelene geçene:
- benim ahmed'i gördünüz mü? diyor. hangi ahmed'i?
yüz bin ahmed'in hangisini? yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin
gideceği yolun, istanbul yolunun aksini gösteriyor: - bu tarafa gitmişti, diyor.
o tarafa? aden'e mi, medine'ye mi, kanal'a mı, sarıkamış'a mı, bağdat'a mı?
ahmed'ini buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi? eğer
hepsinden kurtulmuşsa, ahmed'ini görsen, ona da soracaksın:
- ahmed'imi gördün mü?
hayır... hiçbirimiz ahmed'ini görmedik. fakat ahmed'in her şeyi gördü.
allah'ın muhammed'e bile anlatamadığı cehennemi gördü.
şimdi anadolu'ya, batıdan, doğudan, sağdan, soldan bütün rüzgârlar bozgun
haykırışarak esiyor. anadolu, demiryoluna, şoseye, han ve çeşme başlarına inip
çömelmiş, oğlunu arıyor.
vagonlar, arabalar, kamyonlar, hepsi, ondan, anadolu'dan utanır gibi, hepsi
istanbul'a doğru, perdelerini kapamış, gizli ve çabuk geçiyor.
anadolu ahmed'ini soruyor. ahmed, o daha dün bir kurşun istifinden daha
ucuzlaşan ahmed, şimdi onun pahasını kanadını kısmış, tırnaklarını büzmüş,
bize dimdik bakan ana kartalın gözlerinde okuyoruz.
ahmed'i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir
anaya anlatabilsek, onu övündürecek bir haber verebilsek... fakat biz ahmed'i
kumarda kaybettik!
--! spoiler !--
devamını gör...
kadın üniversitesi
gereksiz uygulamadir. japonya'da yapılıyor olması bu üniversitelerin mantıklı olduğu anlamına gelmiyor. norveç'te de olsa mantıksız olurdu. şöyle ki;
japon anayasasına göre kadın-erkek eşitliği var ancak olaya sosyolojik açıdan baktığımızda, budizm inancında, kadınlar her problemin kaynağı olarak görülmekte. hatta nirvana'ya ulaşabilmek için bir kadın önce erkeğe dönüşmelidir. kiz çocuklarınin erkeklerden daha farklı muamele gördükleri de söyleniyor.
3 yaşımdan beri erkekler ile birlikte okula gidiyorum. yani bu zamana kadar kötü ya da rahatsız edici bir şey yaşamadım. hatta sanırım sadece kızlar ile okusaydım kafayı yiyebilirdim.
edit: nikiforenko adlı değerli yazar bazı ilginç eklemelerde bulundu. ekstra bilgi olarak buraya da eklemek istedim. japonya'da budizm yaygın olsa da resmi din şintoizm olarak geçmekteymis. budizmin kutsal kitapları içerik itibariyle de birden fazlaymış ve benim bahsettiğim nirvana kısmı pitakalar'da yer alıyormuş. pitaka'da kullanılan dilin sembolik olduğunu, erkek ve kadından ziyade, benliğin çiftli yapısına gönderme yaptığından bahsetmistir.
japon anayasasına göre kadın-erkek eşitliği var ancak olaya sosyolojik açıdan baktığımızda, budizm inancında, kadınlar her problemin kaynağı olarak görülmekte. hatta nirvana'ya ulaşabilmek için bir kadın önce erkeğe dönüşmelidir. kiz çocuklarınin erkeklerden daha farklı muamele gördükleri de söyleniyor.
3 yaşımdan beri erkekler ile birlikte okula gidiyorum. yani bu zamana kadar kötü ya da rahatsız edici bir şey yaşamadım. hatta sanırım sadece kızlar ile okusaydım kafayı yiyebilirdim.
edit: nikiforenko adlı değerli yazar bazı ilginç eklemelerde bulundu. ekstra bilgi olarak buraya da eklemek istedim. japonya'da budizm yaygın olsa da resmi din şintoizm olarak geçmekteymis. budizmin kutsal kitapları içerik itibariyle de birden fazlaymış ve benim bahsettiğim nirvana kısmı pitakalar'da yer alıyormuş. pitaka'da kullanılan dilin sembolik olduğunu, erkek ve kadından ziyade, benliğin çiftli yapısına gönderme yaptığından bahsetmistir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
çok eski tarihlerde yazılmış ansiklopedileri bulup okumak. özellikle tarihle ilgili olanları.
devamını gör...
soyması yemesinden daha zevkli şeyler
örnek verebilirim ama üşürüm diye korkuyorum. zira bazı ilçelerin bazı kapalı mekanları çok soğukmuş. canım ülkem.
devamını gör...
mesleğini söylemeden üç kelime ile anlat
sınav, uzaktan, google.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
"beni affet
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç."
ahmet hamdi tanpınar
kaybetmek için erken, sevmek için çok geç."
ahmet hamdi tanpınar
devamını gör...
33'lük bira
33lük iki yudumda bitiyor. hiç tercih etmediğim biradır. kendimi zararda hissederim.
devamını gör...
kaç para lan bir tanım
ucuza gitmişiz diye düşündüren soru. başlık başına 1 tl alsam 555 tl param olacakmış ne güzel.
başlık başımda dumaaaan, ilk aşkım ilk heyecaaan...
başlık başımda dumaaaan, ilk aşkım ilk heyecaaan...
devamını gör...
ahmet hamdi tanpınar
saatleri ayarlama enstitüsü gibi bir kitabı yazan büyük insandır.
öyle bir eser yazmak ortaya çıkarmak gerçekten çok büyük bir şey.
huzur ve beş şehir kitaplarını da okudum ama saatleri ayarlama enstitüsü başka bir seviyedir.
bir insan halit ayarcı karakterini nasıl yazabilir helal olsun enfes.
huzur içinde uyusun.
öyle bir eser yazmak ortaya çıkarmak gerçekten çok büyük bir şey.
huzur ve beş şehir kitaplarını da okudum ama saatleri ayarlama enstitüsü başka bir seviyedir.
bir insan halit ayarcı karakterini nasıl yazabilir helal olsun enfes.
huzur içinde uyusun.
devamını gör...
2 nisan otizm farkındalık günü
bu gün üzerinizde mavi bir simge taşıyabilirsiniz farkındalık oluşturmak için.
sevginizin yüreğinizde bir gökyüzü kadar olduğunu anlayabilen bireyler için...
ayrıca mutlaka izlemeniz gereken bir film adı da bırakalım: temple grandin.
sevginizin yüreğinizde bir gökyüzü kadar olduğunu anlayabilen bireyler için...
ayrıca mutlaka izlemeniz gereken bir film adı da bırakalım: temple grandin.
devamını gör...