sözlükte kim kadın kim erkek anlayamama sorunsalı
regl ağrısı gibi kadın turnusolu başlıklarda dolaşıldığı takdirde kendi kendini yok ederek toz bulutuna karışacak olan sorunsaldır.
ağrıların şiddeti, kendini gösteriş şekli ve sıklığından bahseden kadınlarımız ile onlara sen palevera bırah diyerek kontra atak yapan erkeklerimiz arasındaki amansız söz dalaşını okuyarak siz de "aaa bu kadınmış, anaaa buna naber prenses yazmıştım e bu erkekmiş" tarzı aydınlanmalar yaşayabilirsiniz. üzmeyin tatlı canınızı.
ağrıların şiddeti, kendini gösteriş şekli ve sıklığından bahseden kadınlarımız ile onlara sen palevera bırah diyerek kontra atak yapan erkeklerimiz arasındaki amansız söz dalaşını okuyarak siz de "aaa bu kadınmış, anaaa buna naber prenses yazmıştım e bu erkekmiş" tarzı aydınlanmalar yaşayabilirsiniz. üzmeyin tatlı canınızı.
devamını gör...
apartman boşluğunun yayından kaldırılması hakkında
aynı arkadaşımız gelip "ilk canlı yayın neden supportgirl? neden ben ya da bir başkası değil?" gibi sorularla da yordu bizi. yetmedi, supportgirl'e özel mesaj atarak, kendisine torpilli olduğunu söyleyerek yayın ekibimizin sinerjisini bozdu.
şaka gibi durum.* ergenlikten olsa gerek.
unutmadan, açıklama gayet yerinde oldu. ben zamanında demiştim demeyi sevmem ama yine de diyorum.*
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin'e verdiğim ayar
yoldaş benjaminin kim olduğunu tanımayan yazarın açtığı başlıktır.
adam çok güçlü sen gibi bir yazar racon keseyim dedi çocuğu evinden aldırdı.
haberin olsun tehlikeli birisi kendisi.
adam çok güçlü sen gibi bir yazar racon keseyim dedi çocuğu evinden aldırdı.
haberin olsun tehlikeli birisi kendisi.
devamını gör...
her şeye ve herkese rağmen yalnız hissetmek
zihnimiz sonsuz şekilde geniş ve içinde boğuldukça kimsenin seni tutmaması gerçeği ile yüzleşilen durum. yalnızız ve hepimiz yalnız öleceğiz
devamını gör...
ilkokulda dışlanmak
babamın iflası ile istanbul' a geldik.
ıstanbul bana mersin'den sonra vahşi hayvanlarla dolu bir orman gibiydi...
mersin'deki kolejden, başka bir şehirin fakir semtindeki ilköğretim okuluna gelmek ayrı travmayken; o varlıklı hayattan bu görülmemiş yokluğa düşmenin ağırlığı daha da zordu. beslenmeme koyacak ekmeği zor bulduğumuz zamanlardı.
8 yaşındaydım, ilk gün okula üstümde kolej üniformasıyla gittim. öğretmen 'yarın önlükle gel' dedi.
annemler o akşam bir komşumuzun çocuğunun eskimiş önlüğünü yakası olmadan, başka başka düğmeler dikerek bana uydurdular. tabi yeni olduğum yetmiyormuş gibi bir de fakir olunca dikkatler üstüme yöneldi. zaten yaşca hepsinden iki yaş küçüktüm. doktor raporu ile ıq'su yüksek denilerek 5,5 yaşında birinci sınıfa başlamıştım.
sınıfta her beslenme saati, beslenmemi alıp çöpe ya da yere atan bir çocuk vardı. teneffüste "önümüze gelene bin tekme" ayağına bahçede duvara sıkıştırıp döverlerdi. hatta okulun merdivenlerinden ikinci kattan attıkları bile oldu. olaydan sonra aylarca kaburgalarım ağrıdı. gece yatağımda sessizce ağlardım. annem dayak yediğimi duyarsa buna kızıp döver korkusuyla, bu ağrılı süreci kendi başıma yaşadım. çünkü annem, dayak yedim diye dayak atardı.
okulda dövenlere ek bir de komşumzun 11 yaşındaki kızı döverdi beni. onlar 4 kardeşti en küçüğü benimle yaşıttı. ona gelinceye kadar, yolüstü 14-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu önüme geçer bana sarılmaya çalışırdı. o sapık olan çocuğu babam fark edip ağız burun dağıttı ama diğerlerini bertaraf edemedim.
ıki sene boyunca okuldakiler, komsunun kızı, üstüne bir de annem döverdi cift dikiş olurdu dayaklarım.
bu sebeple okul yıllarında yaşananlar kaç yıl olursa olsun insanın benliğinde iz bırakıyor. *
ıstanbul bana mersin'den sonra vahşi hayvanlarla dolu bir orman gibiydi...
mersin'deki kolejden, başka bir şehirin fakir semtindeki ilköğretim okuluna gelmek ayrı travmayken; o varlıklı hayattan bu görülmemiş yokluğa düşmenin ağırlığı daha da zordu. beslenmeme koyacak ekmeği zor bulduğumuz zamanlardı.
8 yaşındaydım, ilk gün okula üstümde kolej üniformasıyla gittim. öğretmen 'yarın önlükle gel' dedi.
annemler o akşam bir komşumuzun çocuğunun eskimiş önlüğünü yakası olmadan, başka başka düğmeler dikerek bana uydurdular. tabi yeni olduğum yetmiyormuş gibi bir de fakir olunca dikkatler üstüme yöneldi. zaten yaşca hepsinden iki yaş küçüktüm. doktor raporu ile ıq'su yüksek denilerek 5,5 yaşında birinci sınıfa başlamıştım.
sınıfta her beslenme saati, beslenmemi alıp çöpe ya da yere atan bir çocuk vardı. teneffüste "önümüze gelene bin tekme" ayağına bahçede duvara sıkıştırıp döverlerdi. hatta okulun merdivenlerinden ikinci kattan attıkları bile oldu. olaydan sonra aylarca kaburgalarım ağrıdı. gece yatağımda sessizce ağlardım. annem dayak yediğimi duyarsa buna kızıp döver korkusuyla, bu ağrılı süreci kendi başıma yaşadım. çünkü annem, dayak yedim diye dayak atardı.
okulda dövenlere ek bir de komşumzun 11 yaşındaki kızı döverdi beni. onlar 4 kardeşti en küçüğü benimle yaşıttı. ona gelinceye kadar, yolüstü 14-15 yaşlarında bir oğlan çocuğu önüme geçer bana sarılmaya çalışırdı. o sapık olan çocuğu babam fark edip ağız burun dağıttı ama diğerlerini bertaraf edemedim.
ıki sene boyunca okuldakiler, komsunun kızı, üstüne bir de annem döverdi cift dikiş olurdu dayaklarım.
bu sebeple okul yıllarında yaşananlar kaç yıl olursa olsun insanın benliğinde iz bırakıyor. *
devamını gör...
gereksiz abartılan şeyler
(bkz: mutluluk)
devamını gör...
50m2
burak aksak'ın kaleminden olduğu için izlemeyi düşündüğüm dizi.
devamını gör...
basilisk
çeşitli kültürlerde farklı anlamlar atfedilerek yer alan bir yaratıktır. misal; romalılar için bu yaratık yılanların kralı olarak anılıyor. her türlü canlıya atarı gideri var. yalnız işin komik kısmı herkese posta koymasıyla meşhur olsa dahi romalılara göre beyzade gelincikten tırsıyor. vardır muhakkak bir sebebi. artık gelincikle arasında ne yaşandıysa, gelincik gördü mü arazi oluyormuş. netice olarak böyle yaratıklar için karizmayı çizdirmemek mühim.
tabi o zamanlar bizim basilisk daha çok yılan kütlesi ile ortada arzı endam ediyor. henüz mutasyona uğramamış. yani en azından romalılar için şimdilerde bilinen fiziksel formda değil. boynuzlu bir yılan işte. boynuzlarda kral tacı gibi bir şey olsa gerek * sağ olsunlar, hıristiyanlar onu yeni bir mertebeye taşıyor. horozla siyam ikizi olması ortaçağ dönemlerine denk gelir. artık nasıl bir kafa yaşadılarsa, yaratığı hemen hemen bugünlerde bilinen formuna taşıyorlar. daha erken dönemlerde bir sürü mitolojik yaratığın çeşitli melezliklere sahip olduğunu biliyoruz ama basilisk melezlikten en geç nasibini alan yaratıklardan birisi. yani bir nevi son dönem gudubeti. doğumu da enteresan, horozdan doğuyor. adamlar bildiğiniz her şeyi alt üst etmişler. yunan mitolojisinde de öküzden doğan yaratıklar var ama o konular çetrefilli. bunun durumu net. basilisk elde etmeniz için yapmanız gereken şey ise şu; siyah ve yedi yaşında bir horoz bulacaksınız, onu yumurtlatacaksınız sonra bir kurbağa bulup onu yumurtanın üzerinde kuluçkaya yatıracaksınız. yedi gün sonra nur topu gibi bir basiliskiniz olacak. genel hatları ile çokta zor bir şey değil gibi. ama evde denememek lazım. ne olur ne olmaz zira sıkıntılı yaratık. ötmesi ayrı dert, sokması ayrı dert hele ki bakması en büyük dert. birde söylenenlere göre nefesi pek kötü kokuyormuş. ağız sağlığına çok dikkat eden bir yaratık değil anlayacağınız.
kimilerine göre bu arkadaş bir çöl canavarı, kimilerine göre yer altı canavarı. kimileri içinse gecenin kötücül güçlerinden birisi. artı bu kerkenezin özgüven sorunu var. hani uçandan, kaçandan, ondan bundan korkmuyor ya! garibim kendini görünce küt diye pençeleri dikiyor havaya. artık nasıl bir irkilme yaşıyorsa, yok olup gidiyor. değersizlik hissi kadar kötü bir şey yok şu dünyada. bak elin abidik gubidik, şekilli şukullu yaratığı bile aynı dertten muzdarip. aynayı kendinize tuttuğunuzda karşılaşacağınız şeyi bilip ona göre vaziyet almakta fayda var. yüzleşmek iyidir. yoksa basilisk gibi heder olursunuz. neyse beter olsun hergele.
tabi o zamanlar bizim basilisk daha çok yılan kütlesi ile ortada arzı endam ediyor. henüz mutasyona uğramamış. yani en azından romalılar için şimdilerde bilinen fiziksel formda değil. boynuzlu bir yılan işte. boynuzlarda kral tacı gibi bir şey olsa gerek * sağ olsunlar, hıristiyanlar onu yeni bir mertebeye taşıyor. horozla siyam ikizi olması ortaçağ dönemlerine denk gelir. artık nasıl bir kafa yaşadılarsa, yaratığı hemen hemen bugünlerde bilinen formuna taşıyorlar. daha erken dönemlerde bir sürü mitolojik yaratığın çeşitli melezliklere sahip olduğunu biliyoruz ama basilisk melezlikten en geç nasibini alan yaratıklardan birisi. yani bir nevi son dönem gudubeti. doğumu da enteresan, horozdan doğuyor. adamlar bildiğiniz her şeyi alt üst etmişler. yunan mitolojisinde de öküzden doğan yaratıklar var ama o konular çetrefilli. bunun durumu net. basilisk elde etmeniz için yapmanız gereken şey ise şu; siyah ve yedi yaşında bir horoz bulacaksınız, onu yumurtlatacaksınız sonra bir kurbağa bulup onu yumurtanın üzerinde kuluçkaya yatıracaksınız. yedi gün sonra nur topu gibi bir basiliskiniz olacak. genel hatları ile çokta zor bir şey değil gibi. ama evde denememek lazım. ne olur ne olmaz zira sıkıntılı yaratık. ötmesi ayrı dert, sokması ayrı dert hele ki bakması en büyük dert. birde söylenenlere göre nefesi pek kötü kokuyormuş. ağız sağlığına çok dikkat eden bir yaratık değil anlayacağınız.
kimilerine göre bu arkadaş bir çöl canavarı, kimilerine göre yer altı canavarı. kimileri içinse gecenin kötücül güçlerinden birisi. artı bu kerkenezin özgüven sorunu var. hani uçandan, kaçandan, ondan bundan korkmuyor ya! garibim kendini görünce küt diye pençeleri dikiyor havaya. artık nasıl bir irkilme yaşıyorsa, yok olup gidiyor. değersizlik hissi kadar kötü bir şey yok şu dünyada. bak elin abidik gubidik, şekilli şukullu yaratığı bile aynı dertten muzdarip. aynayı kendinize tuttuğunuzda karşılaşacağınız şeyi bilip ona göre vaziyet almakta fayda var. yüzleşmek iyidir. yoksa basilisk gibi heder olursunuz. neyse beter olsun hergele.
devamını gör...
yazarların tepkisinden çekinip özgürce yazamamak
düşünmeyin bu kadar, telefonun ekranını kilitleyince gidiyor bu insanlar tepki gösterseler ne olacak? rahat olun ya.
devamını gör...
ne zaman gitti tren (yazar)
çok tatlı, gönlü geniş, artı yönünden eli açık tatlış bir yazar. geç fark ettim, hatta artı oyları olmazsa belki daha geç fark ederdim. kusuruma bakmayın efendim, benim hatam. bazen yazmaya başlayınca akışa falan hiç bakamıyorum.
umarım bana küsmemiştir. değerlidir. *
umarım bana küsmemiştir. değerlidir. *
devamını gör...
yazarların hatırladığı ilk hayal kırıklığı
annemin beni istemediğini ve hamileyken bunun için çaba sarf ettiğini öğrendiğim gündür.
devamını gör...
9 mayıs 2021 sözlük store indirimi
öncelikle ekibe tişikkirlir ediyorum. *
gözlerim yarı açık, solda akıyodum yine* başlığı gördüm, ben bi sevin... bu efsanevi günleri bekliyodum. şimdi sistanıza bi yardım edin.
3333 karma puanım var 1 tane g.o.t ya da queen’e yine yetmiyor da neyse daha çok yazıcaz artık...
9 tane 350 lik mi alayım, 3 tane 1050 lik mi, 1 tane 2100 lük ve 1050 lik mi, 2100 lük ve bikaç tane 350 lik mi alayım?
günaydın bu arada.
edit: karmamın 3500 olmasını bekleyip saniyesinde g.o.t. rozeti aldım. fırsat gördüm, yakaladım.* onca hesabı boşuna yapmışım sabahın köründe.*
gözlerim yarı açık, solda akıyodum yine* başlığı gördüm, ben bi sevin... bu efsanevi günleri bekliyodum. şimdi sistanıza bi yardım edin.
3333 karma puanım var 1 tane g.o.t ya da queen’e yine yetmiyor da neyse daha çok yazıcaz artık...
9 tane 350 lik mi alayım, 3 tane 1050 lik mi, 1 tane 2100 lük ve 1050 lik mi, 2100 lük ve bikaç tane 350 lik mi alayım?
günaydın bu arada.
edit: karmamın 3500 olmasını bekleyip saniyesinde g.o.t. rozeti aldım. fırsat gördüm, yakaladım.* onca hesabı boşuna yapmışım sabahın köründe.*
devamını gör...
1 mayıs işçi ve emekçi bayramı
işçiler hakkında atıp tutacaklar, hak arayacaklar , pankart açacaklar, baĝıracaklar, konuşacaklar.
işçiden ve kapitalizmden dem vuracak ve bol sıfırlı hesap bakiyelerini kullanmak için bir starbuks a gidecekler.
günün sonunda o yürüyüşün bıraktığı çöpleri toplamak işçiye kalacak.
adını bile bilmediğimiz o işçiye.
hak arayan , ter döken, çalışan, hakkı yenilse de çalışmaktan başka çaresi olmayan herkesin günü kutlu olsun.
işçiden ve kapitalizmden dem vuracak ve bol sıfırlı hesap bakiyelerini kullanmak için bir starbuks a gidecekler.
günün sonunda o yürüyüşün bıraktığı çöpleri toplamak işçiye kalacak.
adını bile bilmediğimiz o işçiye.
hak arayan , ter döken, çalışan, hakkı yenilse de çalışmaktan başka çaresi olmayan herkesin günü kutlu olsun.
devamını gör...
çok takipçisi olduğu halde bir numarası olmayan yazar
normal yazardır.
siz bu sözlük mevzusunda ne bekliyorsunuz anlamıyorum.
ne numarası olacak anlamıyorum.
yazı yazıyoruz işte ne numaramız olacak.
siz bu sözlük mevzusunda ne bekliyorsunuz anlamıyorum.
ne numarası olacak anlamıyorum.
yazı yazıyoruz işte ne numaramız olacak.
devamını gör...
normal sözlük'te çifte standart olması
birbirine benzer ama zıt olan iki başlık açıyorsunuz birisi başıboşlara girerken diğeri gitmiyor. şöyle anlatayım;
1. başlık: elma yerken muz tadı gelsin istiyorum
2. başlık: muz yerken elma tadı gelsin istiyorum
başlıklar bu şekilde lakin bir tanesi başıboşlara giderken diğeri gitmiyor. ben bundan moderatötlerin keyfi iş yaptığı anlamından başka bir şey çıkarmam.
aylar sonra gelen edit: bu başlığı da sözlük sekmesine atarak bu durumu kanıtlamış ve devam ettirmişler.*
1. başlık: elma yerken muz tadı gelsin istiyorum
2. başlık: muz yerken elma tadı gelsin istiyorum
başlıklar bu şekilde lakin bir tanesi başıboşlara giderken diğeri gitmiyor. ben bundan moderatötlerin keyfi iş yaptığı anlamından başka bir şey çıkarmam.
aylar sonra gelen edit: bu başlığı da sözlük sekmesine atarak bu durumu kanıtlamış ve devam ettirmişler.*
devamını gör...
mutluluğun formülü
kendini sevmek derdim ben.çünkü insan kimden ne kötülük görürse görsün,çevresinde ne kadar insan olursa olsun belirli bi zaman sonra kendiyle kalıyo. o yüzden herkesi ve her şeyi bırakıp önce kendinizi sevin ki mutlu olabilesiniz.
devamını gör...
ilker kaleli
türk dizi ve sinema oyuncusudur. poyraz karayel’de oyunculuğu üst düzeydir. aynı zamanda değişik bir karizması vardır yakışıklı desen değil, çirkin desen değil ilginçtir.
devamını gör...
ahmet beyin ceketi
barış manço'nun 1988 yılında çıkardığı sahibinden ihtiyaçtan isimli uzunçalarının şarkılarından biri. bu ilginç şarkıda sanatçı, hayat görüşünü yansıtan bu bestesini, şarkıdaki gibi adeta bir terzi ustalığı ile ölçüp biçip oluşturmuş.
barış manço'nun anlatımına göre özel biri olan kul ahmet kimselerin çalışmaya yanaşmadığı bir mahallede yaşayan bir adam. sabahtan erken kalkıp akşamdan erken yatıyor ve dolayısıyla da nasipten kısmetten payını alıyor. kul ahmet, sırtına bir ceket geçirmiş, kendi kesmiş, biçmiş, dikmiş sırtındaki ceketi. ve günlerden bir gün mahallelinin biri ölüyor. adama kefen parası bulamıyorlar. kul ahmet, imdada yetişiyor. ceketini söküp kefen yapıyor. kul ahmet, cenazeyi tek başına kaldırıyor. mahalleli erken yatıp erken kalkmanın yararını anlıyor. kul ahmet, bundan sonra ahmet bey olarak anılıyor.
şarkının özelliği, nadir rastlanan aşk harici konuya değinmesidir. aşk temalı olmamasına rağmen duygulandırma gücü yüksektir. halil ibrahim sofrası şarkısındaki gibi içinde fazlaca mesajlar barındırır. esasında kul ahmet'in sırtında taşıdığı ceketi, diktirdiği kefenidir bir anlamda. ama yoksulun biri ölünce o kefen niyetine taşıdığı ceketini, o yoksulun üzerine örtüyor. kendi için aldığı o kefen, yoksula nasip oluyor.
barış manço'nun anlatımına göre özel biri olan kul ahmet kimselerin çalışmaya yanaşmadığı bir mahallede yaşayan bir adam. sabahtan erken kalkıp akşamdan erken yatıyor ve dolayısıyla da nasipten kısmetten payını alıyor. kul ahmet, sırtına bir ceket geçirmiş, kendi kesmiş, biçmiş, dikmiş sırtındaki ceketi. ve günlerden bir gün mahallelinin biri ölüyor. adama kefen parası bulamıyorlar. kul ahmet, imdada yetişiyor. ceketini söküp kefen yapıyor. kul ahmet, cenazeyi tek başına kaldırıyor. mahalleli erken yatıp erken kalkmanın yararını anlıyor. kul ahmet, bundan sonra ahmet bey olarak anılıyor.
şarkının özelliği, nadir rastlanan aşk harici konuya değinmesidir. aşk temalı olmamasına rağmen duygulandırma gücü yüksektir. halil ibrahim sofrası şarkısındaki gibi içinde fazlaca mesajlar barındırır. esasında kul ahmet'in sırtında taşıdığı ceketi, diktirdiği kefenidir bir anlamda. ama yoksulun biri ölünce o kefen niyetine taşıdığı ceketini, o yoksulun üzerine örtüyor. kendi için aldığı o kefen, yoksula nasip oluyor.
devamını gör...

