erkeksiz de kadınsız da bir dünya olmaz. üreme devam etmez.*
devamını gör...

bir çok şiiri bağıra bağıra söylenen şarkılara dönüşmüş bir şairimizdir kendisi, o muhteşem şiirlerinden birini bırakayım buraya..

hani erken inerdi karanlık,
hani yağmur yağardı inceden,
hani okuldan, işten dönerken,
ışıklar yanardı evlerde,
eskidendi, çok eskiden.

hani ay herkese gülümserken,
mevsimler kimseyi dinlemezken…
hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
eskidendi, çok eskiden.

hani hepimiz arkadaşken,
hani oyunlar tükenmemişken,
henüz kimse bize ihanet etmemiş,
biz kimseyi aldatmamışken,
eskidendi, çok eskiden.

hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
daha biz kimseye küsmemiş,
daha kimse ölmemişken,
eskidendi, çok eskiden.

şimdi ay usul, yıldızlar eski
hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
geçen geçti,
geçen geçti,
geceyi söndür kalbim
geceler de gençlik gibi eskidendi
şimdi uykusuzluk vakti.
devamını gör...

kandırma kendini.. hep kötülük kazanır..
devamını gör...

iktidarın ılımlı halidir. bahsettikleri cumhuriyete sahip çıktıklarını asla düşünmüyorum. mesela istanbul seçimlerinde bütün ülke demokrasiye, oylarımızla sahip çıktık. ama cumhuriyetci partililer mardinde veya batmanda iktidarın kayyum atamasına istikrarlı ve kararlı bir direniş göstermedi. konu burda hdp değil. konu oradaki halkın iradesinin yok sayılması. savunduğumuz cumhuriyet ve cumhuriyetçilik bu değil.
bir başka konu ise chp sadece seçimden seçime oy toplamanın bilincine varıyor ve çalışıyor. halkubi akp seçim kazanıp ertesi gün tekrar taban oluşturmaya ve oy toplamaya çalışıyor. bu kafayla zor iktidar olur zaten.
devamını gör...

birkaç hafta öncesine kadar yaratılışın hatası olarak gördüğüm gerçekti. hiçbir zaman korkmamış olsam da hep karmaşık ve anlamsız gelmiştir ölüm.

yakın bir zamanda izlediğim birkaç şey ve okuduğum birkaç kitapla ise bakış açım değişti diyebilirim. eğer bir bitiş çizgisi olmasaydı koşmaya da zahmet etmezdik. yani, hayatı anlamlı kılan aslında bitiyor olmasındaki gizem değil mi? sanırım bir hatadan çok, yaşamın kilit taşıymış.

özetle ölüm, dalganın okyanusa geri dönüşüdür.
devamını gör...

kör nokta tabiri gerçekte var olan bir varlığı göremediğimiz zaman, görememe durumundaki boşluğu ifade etmemize yarar.
günlük yaşantımızda da kullanırız. kameranın çekmediği bir nokta görüldüğünde "kör noktaya denk gelmiş, görünmüyor" gibi cümleler kullanırız.
sosyal kör nokta ise toplumun acı veren olgularına zihnin kendisini kapatması demektir. adeta görmediğine "kör nokta" adını takan kamera gibi, zihin de acıya karşı savunma olarak kolektif bir boşluk yaratır. bu boşlukta birey kendini kandırır, farkındalığı yok olur ve dikkat koşarak uzaklaşır. stres olmamak, kaygı duymamak ve de acı verme ihtimali olan olguya duyarsız kalmak için farkındalığın önemli kısımları zihnen terk edilir.
bu kaçma durumunun sonucunda ise içsel bir huzur yaşanır. birey rahatladığını, acı verenin tek seferde yok olduğunu hisseder. konfor alanına dönüşen sosyal kör noktası gerçeği görmemesine neden olur. tabii, gözler aslolanına açıldığında eski kaygıların su yüzeyine çıkması beklenmeyen değil. o zaman ise kaçınılmaz bir anksiyete krizi yakayı tutabilir.

kurtulmanın çeşitli yolları vardır;
-kişi toplumla yüzleşmeli, yaşanan her ne var ise kendini onunla baş edebilecek biri olarak görmelidir.
-duyarsızlaşmayı oluşturan etkenlerden uzakta kalmalıdır.

edit: kelime hatası.
devamını gör...

istediğin ne?
devamını gör...

şu yayınları dinlerken, iyi ki böyle bir sözlüğün açılması için adım atmışım diyorum.
onur, şeref, haysiyet, gurur ne varsa duyuyorum efendim.

(bkz: kocaman alkış)
devamını gör...

van münit!!!

t:racon diye mafya özentilerinin toplandığı başlık. racon dediğin yukarıdaki video gibi olur.
devamını gör...

çiçekleri açtığında çok mükemmel kokan, nemli, deniz kıyı semtlerinde bolca karşılaşabileceğiniz nadide ağaç. yaprakları zeytin dallaranı anımsatır.
anadolu insanının kutsal saydığı, gazi mustafa kemal paşa’nın çok sevdiği bir ağaçtır aynı zamanda.
nezihe araz’ın atatürk’ü ağlatan ağaç yazısı;

ankara kurtuluş savaşı’nın eşsiz önderine kollarını açtığı günlerde, çankaya’dan şehre inen yol üzerinde tek bir iğde ağacı varmış, ağaç olarak. mustafa kemal o ağacın yanından geçerken yanındakilere” bak dermiş, bu benim iğde ağacım” dermiş
bu sevgiden haberi olmayanlar, bir gün yolu genişletmek amacıyla iğde ağacını kesmişler.
mustafa kemal bu yoldan geçişi sarasında iğde ağacını selamlamak için başını çevirdiğinde ağacın yenini bom boş görmüş.”heyecanla sormuş, ne oldu benim ağacım” diye. ağacın kesildiğini öğrendiği zaman iki elini yüzüne kapatarak, ağlamaya başlamış.
koca bozkırda on binlerce ağacın yeşerip göverdiği bir ankara, gazi orman çiftliği varsa…
bunu mustafa kemal’in o günkü gözyaşlarına borçluyuz.
bir iğde ağacı yerine bir orman, on binlerce ağaç on binlerce sevgi” deniliyor.
-nezihe araz
devamını gör...

hayattaki en zor şeylerden biridir.
doğru olduğunu düşündüğümüz insanların aslında öyle olmadığını gösteren bir turnusol olsa fena olmaz mıydı? ya da tam olarak şöyle biri;
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

emek verdiğin çabaladığın şeylerin karşılığını alamamak.
devamını gör...

doğduğum yıl. her yıl çöküş yavaş yavaş gerçekleşiyor. tam olarak ne zaman tam bir enkaz olacak merak içerisindeyim.
devamını gör...

dosta güven düşmana korku verir.
devamını gör...

diğer adı yumuşama olan ses olayıdır.

sert ünsüzlerle biten sözcüklerin, ünlüyle başlayan bir ek aldıklarında, sözcüklerin sonundaki ç, k, p, t ünsüzlerinin yumuşayarak - sırasıyla- c, g/ğ, b ve d'ye dönüşmesidir.

örneğin:
kitap-ı = kitabı
dolap-a = dolaba
devamını gör...

başbakanın yakasından tutup hesap soruluyordu yahut yazar kasa atılıp protesto ediliyordu.
şimdi mi ?
-yooo dostum , o yazar kasayı adama silivride monte ederler , fabrika çıkışı öyleymiş dersin. o denli güzel işçilik yaparlar , aklın gider.


-bereket artık yazar kasalar küçük.
devamını gör...

ruhumun sırtladığı bütün yükü versem rahatlarım . ama başka birine verip bu yükle ezilmesini istemem .dağa taşa da vermek istemem dünyanın bütün dertlerini onlar sırtlıyor zaten .uzayın boşluklarına kaybolsa dertlerim. kimseye dokunmadan geçip gitse
devamını gör...

afişe bak şampiyonlar ligi gibi.
benzer işler.

yoldaş benjamin de bizi görecek mi???*
devamını gör...

bir hastanın ne çektiğini, hekim değil hasta bilir anlamındaki atasözü.
sebep olarak ateş düştüğü yeri yakar sözünden bir nebze esinlenilmiş olduğunu düşünüyorum
bunun gibi bir derde düşenin,sıkıntılar içinde kıvrananın çektiği çileyi, ancak kendisi bilir denmektedir. ancak;
arkadaşlar tabiki böyle yapmıyoruz doktora danışıyoruz.
çünkü hastalık yoktur, hasta vardır. herkes de her durum aynı olacak diye bir şey söylenemez,bu yüzden hasta odaklı tedavi esastır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim