aşıyla çip takılacağını savunan insanlar var ya, bazen onların halini gerçekten anlayabiliyorum. asla aşı karşıtı olmayan ben, böyle şeyler duyunca aşı karşıtlığı isteğim uyanıyor. aşıyla çip takacaklar diye propaganda yapasım geliyor. bir de kız vermek ne, batak oynarken mi açıklama yapmış?
devamını gör...

çoğu iyi niyetli muhalifin düştüğü yanılgıdır. akp ülkenin gelecek 20 yılını ipotek altına alacak kadar derin bir dış borç yükü bırakmıştır. öte taraftan mevcut chp kadrolarının akp'deki emsallerinden pek de farklı olmadığını bilmek gerekir. bugün akp bağnazlığının dini formu ne ise tam zıttı olan mezhep bağnazlığı mevcut chp kadrolarında fazlasıyla bulunmaktadır. tüm çıkarımlarımda haklı olduğumu, son zamanlarda yapılan anketlerde görülen %25 bandındaki kararsız seçmen oranından anlayabilirsiniz. kararsızlar, şu anda türkiye'nin en büyük muhalefet partisidir.
devamını gör...

b12 vitamini eksikliği olan insan olabilir.
devamını gör...

türk dil kurumu'na göre iadeiziyaret şeklinde yazılan, ziyaret eden kişiye yapılan karşı ziyareti anlatan sözcük.
devamını gör...

iç mi, dış mı? *
devamını gör...

7 yaşında bir kızım var, zaten son iki senedir bayramı idrak edebilir durumda. kaldı ki işten, güçten çok da aşılayamamışız ne yalan söyleyeyim. bir beyaz yakalı olarak, bayram tatillerinde o haftayı komple kapatır, bayram öncesinde büyükleri ziyaret edip hoopp tatile giderdik. çocuk ne bilsin bayramı.

ikinci sınıfa gidiyor ve ikinci sınıf hayat bilgisi ders müfredatında milli ve dini bayramlarımız var. online derste öğretmeni kızıma sordu, bayramları sayar mısın diye, ironi ya da şaka yapmıyorum. kızım cumhuriyet bayramı, et yeme bayramı, çocuk bayramı, yeni yıl bayramı, cadılar bayramı dedi. utandım gerçekten.

başlık trol olabilir. ama ben böyle geleneklerimizin aktarılmasını doğru bulanlardanım. herkesin şikayet ettiği düğünlerde cenazelerde bir araya gelmeler, bayram ziyaretleri, bayramlıklar, harçlıklar bence öğretilmeli. bizim insanlığımızı yüksek tutan şeyler bunlar bence.

bir kadın var uzaktan ölçü ile çalışan, senelerdir kızım için de kendim için de birşeyler diktirip alırım. bu bayram için ikimize de diktirdim şöyle güzel birer elbise. biliyorum kimse gelmeyecek ama aynı babaanneminki gibi, kristal kesme büyük bir kupaya benzeyen şekerlik ve çeşit çeşit şeker de aldım. şimdi bayram gelsin diye gün sayıyor, heyecanlı. biz de heyecanlanırdık, kuzenlerimle bir araya geleceğiz, oh deliler gibi kuduracağız hatta belki köye gideceğiz, dağa bayıra kendimizi atacağız diye.

belki yaş ilerledikçe, belki anne olunca hangisi tetikliyor bilmiyorum ama aileye isyan ettiğim tüm gelenekler için üzgünüm. artık çok daha dikkatliyim. pandemiye kaynatmayacağım kızımın bayramlarını. saçma da gelse bayramlık giyilecek, arefe günü banyosu yapılacak, annemin 'aaaa eve arefe suyu değsin, aklansın paklansın, bugün çeşmelerden akan su mübarektir' dayatmasıyla arefe günleri öfleye pöfleye yaptırdığı temizliği, kendi evimde de yapacağım. bayram yemekleri yapacağım. nerde o eski bayramlar diyenlere kızmayacağım, kendim de dememek için bu bayramı milat edindim kendime.

inanan, inanmayan, anlamlı ya da saçma bulan herkesin bayramını bu vesileyle kutluyorum.
devamını gör...


senaryosunu yavuz turgul'un yazdığı,yönetmenliğini atıf yılmaz'ın yaptığı,başrollerini,şener şen,ilyas salman,yaprak özdemiroğlu,şevket altuğ ve nazan ayas'ın paylaştığı 1983 yapımı film.

karakol amiri ziver bey ile çalışan ve ona çok saygı duyan cumali genelevde çalışan şekerpare'ye aşık olur. ancak şekerpare'ye ziver bey'de ilgi duymaktadır. şekerpare'nin de cumali'den hoşlandığını anlayan ziver genelev üzerindeki kontrolü arttırmaya çalışır. hatta işleri evi kapatmaya kadar götürür. ancak içlerine cumali'yi de alan letafet hanım ve kızları ziver'e hiç ummadığı bir oyun oynayacaktır.

film muhtemelen 1900'lü yılların istanbulu anlatıyor. ve çok sağlam sistem eleştirileri de mevcut. örneğin ziver'in hurşit'e "oğlum, bizim işimiz önce asayişi bozup sonra düzletmek değil mi?" cümlesi, dönemle ilgili söylenmiş başarılı bir özet gibidir.

peyker'in gayrimeşru hamileliğinin ardından ziver'in "ya adam kader kurbanıysa? ya karı zorladıysa?" cümlesi günümüzde yaşanan taciz ve tecavüz davalarındaki savunmalara, geçmişten tutulan ayna gibidir adeta.


rüşvet, haraç, vergi konularını işleyen muazzam bir sistem eleştirisidir bu film aynı zamanda. çarkın işleyişini ve ahlak olgusunun halkın gözünde güçlü bir kamufle aracı olduğunu gösterir.

film temel olarak bizlere "ahlak satanlar en büyük ahlaksızlardır" vurgusunu çok güzel örneklerle anlatır.
devamını gör...

kerem bursin'i vasat altı bir oyuncu bulsam da yaptığı hareket son derece doğru. sanane kardeşim adamın aldığı parayı açıklamak sana mı düştü?
devamını gör...

halka açık alanlarda "velev ki ibneyiz" pankartlarıyla gezerek onur(!) yürüyüşü yapanların, ortada normalmiş gibi tavır sergilemesi beni rahatsız ediyor. başkalarına örnek olduğunu mu sanıyorlar nedirse, onlar istediğini yapacak dışarda ama biz istemediğimizi bile yazmaktan aciz mi kalacağız? bu özgürlük sadece size mi var,sadece sizin için tolerans geçip limitsiz mi kılınmış arkadaş? bazıları yazım hakkında eleştiride bulunmuş. ama eleştiri yaparken kendileri çok düzgün ve benim şahsımı tanıyormuş gibi saldırmış. ne de olsa içindekileri kusmuş. beni tanımadan etmeden kendini kandırma demek kendini kandırmasıdır. kimsenin kalbini ve dini inancını hayatına yaşantısını bilemezsiniz. bol keseden kendi gibi düşünülmüyor diye kendilerini haklı sanmak, kendi yobazlıklarıdır. benim düşüncem bu, seninki de kendi yaşantına göre. kalkıp sen ve türevlerine dini inancımı ve yaşantımı anlatamam. kimsenin cinsel hayatına karıştığım da yok. eşlerini bırakıp kimle ne yaptıkları umrumda değil. fıtrata ters bana göre kadınlar yalnızlaştırılıyor ve bu üremeyi de psikolojiyi de toplumu da etkiliyor. gelecek nespi tehlikeye sokuyor. dini inancım gereği de bana bu durumlar yasak ve haram kılındı. eğer aksini iddia etseydim o zaman inancımla çelişmiş olurdum. ki zaten dini inancım bana ve yaşantımda iyiliği ve güzelliği emrediyor. ister inanın ister inanmayın. benim düşüncelerime sizinkiler saygı duyduğum gibi saygı duymak zorundasınız. mahalle kavgası yapıyormuş gibi saldırmayın sizden farklı düşünülüyor diye. bundan sonra yazdıklarınıza da zaman ayırıp okuyacak boş insan değilim ne de olsa sadece kin kusulup kendi dedikleri sadece doğruymuş gibi güya haklılığını yazmaya çalışacak... bana göre çocuklar etkilenir. onlar öyleler diye çocukların ve ilerde çocuklarım olursa onlar gibi olmalarını istemiyorum. yok sigara içermişim de kutsal kitaba sanki saygım yokmuş bilmem ney zırvalamışlar. beni bilen bilir. kimseye kanıtlama ihtiyacı da gütmem hayatımı dini yaşantıma göre yaşayamayacaksam bunu nerde yaşayacağım. sırf düşüncelerimi kendince ütopik bulup inanmayanlar/rahatsız olanlar var diye yalan yere sigara içiyorum, rutin olarak şu dini vecibelerimi yerine getirmiyorum istediğinizi dışarda yapın diyemem. bu işi sırf yapıyorlar diye doğrudur ve halka açık alanlarda çocukların ya/ da dini değerlerin önünde tepinin de diyemem. kafa sözlükte de zaten özgür bir platform değil(!) ya, bazılarının düşüncesiz saldırıları sonucu yazdığımdan vazgeçmem.sonuna kadar arkasındayım (öğrenin artık; herkes sizle aynı düşünmek zorunda değil bu kendinizce onları ve yaşantıları hakkında ileri geri konuşma hakkı da size tanımıyor. ne de olsa herkes kendinden bilirmiş bu nedenle bu tarz kendi bildiğini dikte etmeye çalışanların yazdıkları gözümde çöp mahiyetinde...) . kimseyi de benim düşüncelerim ve yaşantım "alâkadar " etmez. yaşantımda uygulamadıklarımı da tavsiye etmem.şov peşinde olsaydım herkesle yani seninle aynı fikirden olanların yazdıklarını yazar bu şekilde bol oy da alırdım. başkalarının kalbini ve hayatını biliyormuş gibi de ön yargılı davranırdım.
kadının yalnızlaştırılması, işlevi bakımından fıtrata ters durumların oluşumuna zemin hazırlaması ve inançların gereği bu tür durumları aşırı normal bir durummuş gibi toplumda sergileyenlere karşı tavrım nettir. nasıl ki onların da bana karşı tavırları ve söylemleri hoş olmasa da benim de onları sevmek gibi bir zorunluluğum yok. ne yapıyorsan yap dersek kendi özgürlüğümüze ve gelecek nesle karşı saygısızlık olur. kendi evinde kendin gibilerle hangi ortamda ne yaptığın ilgilendirmez de beni, çocukların camiinin veya hiç olunmadık yerlerde marifetmiş ve yayılması, duyulması isteniyor gibi hareketleri kabul etmek zorunda değiliz.
devamını gör...

dünya nüfusunun% 5-10'unu etkileyen kadınlarda daha sık görülen en yaygın kalp kapak anormalliği olan mitral kapak prolapsusudur 'tıklama üfürüm sendromu' olarak da bilinir.
çoğu hasta semptom göstermez ve tedavi gerektirmez. bununla birlikte, durum yorgunluk ve ani gelen çarpıntı ile ilişkilendirilebilir.
devamını gör...

geçmişte düdüklü tencere patlaması ile ilgili anısı veya duyumu olan birisinin sahip olabileceği fobi. bu fobiye sahip olanların sayısı da az değildir.

şahsen ben her ne kadar teknolojisi gelişmiş olsa da düdüklü tencereye bomba gözüyle bakıyorum. misafirliğe gittiğim evde ben kılpayı kurtulmuş olsam da kuzenim maalesef nasibini almış, uzun süre yanık tedavisi görmüştü. o zamandan beri ocakta düdüklü tencere olan mutfağa girmem.
devamını gör...

can insanlardır. çocuk gülümsemesine sahiptir kendileri. genel olarak güzel yürekli, merhametli insanlardır. gülmek, bir devrimci eylemse, güzel gülmek o devrimin gerçekleşmesini sağlamaktır. gülüşü güzel insanlar, lütfen gülümseminizi esirgemeyin. umutlarımızı canlı tutun.
devamını gör...

konuşma ve sadece getir...
devamını gör...

bir nevi felsefeye giriş 101 dersi kıvamında olan kitap felsefeye meraklı herkesin okumasını düşündüğüm, akıcı ve sürükleyiciliği ile beni kendine çeken, antik çağlardan günümüze kadar felsefe tarihini anlatan, sofi adlı küçük bir kızın posta kutusunda bulduğu mektubun içerisindeki ''kimsin? '' sorusu üzere sorgulamalara başlayan sofie‘nin başından geçenleri konu eden bir eserdir.
devamını gör...

(bkz: sen ne diyorsun lan deyişik)
devamını gör...

sözlüğe ilk üye olduğum günlerde takip etmeye başladığım, özellikle edebiyat alanındaki tanımlarıyla gönlümde taht kurmuş yazar. kalemi hep böyle sıcak olsun, tanımlarıyla gönüllerimizi ısıtmaya devam etsin.
devamını gör...

erişkinlerde görülen d vitamini eksikliği veya direncine bağlı kemikte mineralizasyon defekti ile karakterize tablodur.çocuklarda görülen bu duruma raşitizm adı verilir.
bu hastaların kemik kitlesi genellikle normaldir.
en sık nedeni d vitamini eksikliği olmakla beraber şikayet olarak genellikle yaygın ağrı,kas güçsüzlüğü görülür.

laboratuvar bulgularında 25-oh vitamin d düzeyi düşük belirlenir.d vitamini düşüklüğüne bağlı hipokalsemi ve hipofosfatemi görülür.bu iyonların düşüklüğünü düzeltmek için parathormon(pth) düzeyi artar ve kalsiyum atılımını azaltırken fosfor atılımını arttırır.

radyografide yalancı fraktürler ve bunun bir özel formu olan milkman fraktürü tipik bir bulgudur.

tedavisi d vitamini takviyesidir.
devamını gör...

oğlu hakkında "idam fermanı "çıktığında üzüntüsünden kısmı felç geçirdi,bacakları tutmaz oldu.

sürekli baskıya maruz kalıyordu.
işgal kuvvetleri sık sık evi basıyordu.
öyle olmadığını bildikleri halde, sanki mustafa kemal orada saklanıyormuş gibi arama yapıyolardı.

sarı ali diye meşhur bir muhbir vardı,
24 saat zübeyde hanımın evini gözlüyordu.
gelip gidenlerin listesini ingilizlere gammazlıyordu.
zübeyde hanım tüm bunlara rağmen geri durmuyordu.

oğlunun arkasında kapı gibi duruyordu.
mayıs 1921 istanbul 'da ki yurtsever kadınlar yetimhane yararına kermes düzenledi.
bu etkinlik vesilesiyle padişaha verilen mesaj gayet açıktı "milli mücadelede şehit düşen kahraman babaların evlatlarına sahip çıkıyoruz"
zübeyde hanım felçli bacağını sürükleye sürükleye kermese geldi.

yemenilerle dolu bir masanın başına oturdu.
bizzat satış yaptı.
mustafa kemal atatürk'ün annesi...
tüm şehit çocuklarının annesi olduğunu gösteriyordu..

mekanı cennet olsun.

ikizkare.com/makale/zubeyde...
devamını gör...

kendisini çok sevdiğim ve instagram dmden sürekli olarak ulaşmaya çalıştığım değerli şair.
--- alıntı ---

o günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç

dünya için. rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.

kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,

limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.

uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.

ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,

iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,

içimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.

bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte

bıraktın, unuttum, unutuldum.

seni kırdığım yerden beni de kırdılar,

ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.

--- alıntı ---
devamını gör...

turşu suyu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim