normal sözlük’te tanıdık birilerine rastlamak
iki gündür bu hissiyattaydım. ama neyse ki tahmin ettiğim kişi değilmiş.
tehlike geçti summer..
tehlike geçti summer..
devamını gör...
eniştesi tarafından tecavüze uğrayan adam
önce başlık yanlış açıldı bir bakıp düzelteyim*dedim ama detayına bakınca yapacak yorum bulamadığım haber.
sahi bu adam neden hala dışarda ?
sahi bu adam neden hala dışarda ?
devamını gör...
eski sevgilinin geri dönmesi
"aynı nehirde iki defa yıkanılmaz" sözünü akıllara getiren bir durumdur..
devamını gör...
tecrübeyle öğrenmek vs nasihatle öğrenmek
bir musibet bin nasihatten yeğdir.
bir şeyi deneyimlemek ve gerekirse onun için acı çekmek daha öğretici ve ders vericidir.
bir şeyi deneyimlemek ve gerekirse onun için acı çekmek daha öğretici ve ders vericidir.
devamını gör...
afrika için neler yapılabilir sorunsalı
sömürgecilik anlayışı yüzünden.
devamını gör...
para kazanılan en saçma eylem
yanlışlıkla düğün konvoyundan kazanmıştım. adamlar yanimda durup para vermişti.*
devamını gör...
plan yaparken hayatın karşına çıkardıkları
sürekli planlarımızdan ve hedeflerimizden sapmamıza sebep olan durumdur ancak insan, her yıl yeni planlar yapmaya itinayla devam eder.
john lennon: “hayat, sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir.”
john lennon: “hayat, sen başka planlar yaparken başına gelenlerdir.”
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
ay geldim geldim, azıcık rötar yaptım ama olsun.
4. kez geçtik radyonun başına bay impoş'un yayını için.
gökyüzünde ne çok yıldız var...
evet var, bakın*:

her hafta gibi bu hafta da uyarlama şarkımızı aldık, teşekkürler sayın yayıncımıza.
bu hafta anlatacak anım yok ama benim için lezzetli bi bilgiyi sizinle paylaşmak isterim. grubun ismi olan pinhani, gizli anlamına gelen pinhan kelimesinden geliyormuş. ve bu kelime ise, pinhani'nin vokalisti olan sinan kaynakçı'nın dedesinin mahlası imiş zamanında*. böyle ince düşünceleri seviyorum.
kaynak için şuraya bir yere tıklayıverin efenim.
4. kez geçtik radyonun başına bay impoş'un yayını için.
gökyüzünde ne çok yıldız var...
evet var, bakın*:

her hafta gibi bu hafta da uyarlama şarkımızı aldık, teşekkürler sayın yayıncımıza.
bu hafta anlatacak anım yok ama benim için lezzetli bi bilgiyi sizinle paylaşmak isterim. grubun ismi olan pinhani, gizli anlamına gelen pinhan kelimesinden geliyormuş. ve bu kelime ise, pinhani'nin vokalisti olan sinan kaynakçı'nın dedesinin mahlası imiş zamanında*. böyle ince düşünceleri seviyorum.
kaynak için şuraya bir yere tıklayıverin efenim.
devamını gör...
bilinmeyen bir kadının mektubu
bilinmeyen bir sebepten tam da yeni okuyup bitirdiğim stefan zweig kitabıdır.
sanırım 2 yıl kadar önce de okumuştum ama ben okuduğum kitapları okur ve unuturum genelde. okuduğum kitaplar kötü olduğundan değil ya da onları önemsemediğimden, dikkatli okumadığımdan değil, tam tersi bazen konsantre olamadığım için bırakıp sonra başladığım kitaplar vardır. sanırım hayata ve insana dair o kadar fazla şey geziniyor ki beynimin kıvrımlarında kitapları tek tek hatırlamaya yer kalmıyor. ya da tüm sevdiğimiz şeyler gibi unutulmaya mahkum oluyor kitaplardaki sevdiğimiz öyküler, konular ya da kahramanlar da.
kitaba gelecek olursak;
konusundan zaten ziyadesiyle bahsedilmiştir.
daha küçük bir kızken aşık olduğu adama bir ömür -bedenen değil belki ama ruhen- sadık kalan ama hiçbir zaman adamın hatırlamadığı, kitapta bile adı bilinmeyen bir kadının bu büyük aşkını ölürken birkaç sayfalık mektupla anlatışının öyküsüdür.
çok acıdır ki bazen bazı insanlar bizim hayatlarımıza iznimiz olmadan, öylece pat diye girerler. sonra her şey olurlar. devleşirler. her yaptıkları ya da yapmadıkları bizde hayranlık ya da üzüntü uyandırır. bu insanlar genelde sadece bizim değil bir çok insanın her şeyidir. dünyaya geliş amaçları budur çünkü. herkesi bir parça mutlu etmek ama en çok kendi mutlu olmak.
benim okuduğum sanırım çok iyi bir çeviri değildi ama benim en etkilendiğim bölüm; kadının belki bir gün yeniden onu çağırır diye kimseye bağlanmaması, o çağırdığında gidebilmek için hep özgür olmayı seçmesiydi aslında kendini neye ve nasıl da hapsettiğini bilmeden...tanıdık gelmesi muhtemel bazılarımıza. hatta geçenlerde bir başlık vardı (bkz: ayrılmayı bilmeyen insan)
çok sevmek, bir ömür beklemek, geleceğini ummak, fark edilmeyi beklemek.
biz sanırım vazgeçmeyi bilmiyoruz, gitmeyi, geride bırakmayı bilmiyoruz...
bence şebnem ferah'a kulak vermeliyiz burada;
sil baştan başlamak gerek bazen,
hayatı sıfırlamak.
sil baştan sevmek gerek bazen,
her şeyi unutmak...
hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?
sanırım 2 yıl kadar önce de okumuştum ama ben okuduğum kitapları okur ve unuturum genelde. okuduğum kitaplar kötü olduğundan değil ya da onları önemsemediğimden, dikkatli okumadığımdan değil, tam tersi bazen konsantre olamadığım için bırakıp sonra başladığım kitaplar vardır. sanırım hayata ve insana dair o kadar fazla şey geziniyor ki beynimin kıvrımlarında kitapları tek tek hatırlamaya yer kalmıyor. ya da tüm sevdiğimiz şeyler gibi unutulmaya mahkum oluyor kitaplardaki sevdiğimiz öyküler, konular ya da kahramanlar da.
kitaba gelecek olursak;
konusundan zaten ziyadesiyle bahsedilmiştir.
daha küçük bir kızken aşık olduğu adama bir ömür -bedenen değil belki ama ruhen- sadık kalan ama hiçbir zaman adamın hatırlamadığı, kitapta bile adı bilinmeyen bir kadının bu büyük aşkını ölürken birkaç sayfalık mektupla anlatışının öyküsüdür.
çok acıdır ki bazen bazı insanlar bizim hayatlarımıza iznimiz olmadan, öylece pat diye girerler. sonra her şey olurlar. devleşirler. her yaptıkları ya da yapmadıkları bizde hayranlık ya da üzüntü uyandırır. bu insanlar genelde sadece bizim değil bir çok insanın her şeyidir. dünyaya geliş amaçları budur çünkü. herkesi bir parça mutlu etmek ama en çok kendi mutlu olmak.
benim okuduğum sanırım çok iyi bir çeviri değildi ama benim en etkilendiğim bölüm; kadının belki bir gün yeniden onu çağırır diye kimseye bağlanmaması, o çağırdığında gidebilmek için hep özgür olmayı seçmesiydi aslında kendini neye ve nasıl da hapsettiğini bilmeden...tanıdık gelmesi muhtemel bazılarımıza. hatta geçenlerde bir başlık vardı (bkz: ayrılmayı bilmeyen insan)
çok sevmek, bir ömür beklemek, geleceğini ummak, fark edilmeyi beklemek.
biz sanırım vazgeçmeyi bilmiyoruz, gitmeyi, geride bırakmayı bilmiyoruz...
bence şebnem ferah'a kulak vermeliyiz burada;
sil baştan başlamak gerek bazen,
hayatı sıfırlamak.
sil baştan sevmek gerek bazen,
her şeyi unutmak...
hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?
devamını gör...
pencere (yazar)
şahane bir yazardır. kıymeti bilinmemiş değil, henüz keşfedilmemiş bir incidir. var olsun, hep yazmaya devam etsin.
tatlı insan kendini hemen belli ediyor. *
tatlı insan kendini hemen belli ediyor. *
devamını gör...
hz. ali'den hikmetler
-insanlar bilmedikleri şeyin düşmanıdır
-ahlak ve fazilet aklın dışarıdan görünüşüdür.
-kalp kör olduktan sonra,gözlerin görmesinin bir faydası yoktur.
-ahlak ve fazilet aklın dışarıdan görünüşüdür.
-kalp kör olduktan sonra,gözlerin görmesinin bir faydası yoktur.
devamını gör...
dizilerde asıl kadının asıl erkeğin arkadaşı olmak
kendi hayatları yoktur. sürekli asıl kadını/erkeği pohpohlarlar.
devamını gör...
kadın yüksek sesle gülmez
son osmanlı olan neslişah'ın, murat bardakçı tarafından yazılan kitabında saraylı olmanın bir kaidesi olarak geçen durum.
saraylı olan gülemiyor ama ben köylü olduğum için basabilirim kahkahayı en seslisinden. neşem geçsin de mi?
hah hah ha*.
saraylı olan gülemiyor ama ben köylü olduğum için basabilirim kahkahayı en seslisinden. neşem geçsin de mi?
hah hah ha*.
devamını gör...
wie geht es dir
danke, es geht mir gut şeklinde cevaplanabilen, almanca "nasılsın" anlamındaki soru.
başlık başa kalmasın.
başlık başa kalmasın.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
bilmezden gelişim, aptala yatışım, karşımdakinin yalan söyleme potansiyeline olan merakımdandır.
(bkz: nazım hikmet).
(bkz: nazım hikmet).
devamını gör...
güzel erkek isimleri
özgür
devamını gör...



