recep tayyip erdoğan'ın eski başdanışmanı adnan tanrıverdi tarafından kurulan şirket. uzun zamandır bu "şirket" hakkında yazı yazmak istiyordum 30 mayıs 2021 sedat peker'in 8. videosu sonrası gündeme gelince yazayım dedim.

geçtiğimiz yıllarda bu "şirket" hakkında onlarca iddia ortaya atılmıştı. bu iddialardan benim aklımda kalan iki tanesi:
iddia 1: sadat kamplarında akp gençlik kolları ve osmanlı ocakları üyesi gençlere silahlı eğitim veriliyor.
iddia 2: sadat kamplarında özgür suriye ordusu militanlarına silahlı eğitim veriliyor.

bildiğim kadarıyla bu iddiaların doğru olup olmadığı, eğer iddialar doğruysa askeri eğitim ve danışmanlık hizmeti vermek için hangi resmi devlet kurumlarından izin aldıkları verilen soru önergelerine rağmen hiçbir zaman araştırılmadı.

bugün ise sedat peker yayınladığı videoda -yakalanan mit tırları hakkında- suriye iç savaşı sırasında türkmenlere tırlarla insansız hava aracı, telsiz ve çelik yelek gönderdiğini söyledi, kendi gönderdiği tırlara ek tırlar verildiğini ve bu tırların içinde silah olduğunu iddia etti. tırların "sedat peker yardım konvoyu" ismiyle işlem ve kayıt yapılmadan suriye'ye gittiğini söyledi ve sevkiyatın sadat tarafından organize edildiği iddia etti. suriye'ye giden bu tırların sadat tarafından türkmenler yerine el-nusra'ya gönderildiğini iddia etti.

bakalım bu iddialar araştırılacak mı?
devamını gör...

kesinlikle margarita..
devamını gör...

- havanın güneşli ve ılık olduğu bir günde dışarıdan gelen kuş sesleri

- dolunay

- tatilde gece yatarken uzaklardan gelen dalga sesleri

- kumsalda yürürken denizkabuğu bulmak

- kucakta yatan kedinin çıkardığı gırgır sesi
...
devamını gör...

selin onbaşı
devamını gör...

sözlüğün piyanisti, benim için ise redingotunu giymiş bir rasko.* kaliteli tanımlarını ve kimi zaman duygularını döktüğü yazılarını ilgiyle takip ettiğim bir yazar.
devamını gör...

insanlık ayıbı...
devamını gör...

"ilk tanıdığım haline âşık, son tanıdığım haline ise kırgınım."
-ilhan berk

ne kadar da nahif bir söz değil mi? yüreğimi şuracığa bıraktım.
devamını gör...

bu gibi platformların en büyük sorunu ve kanayan yarasıdır. günlük hayattan arkadaş olan yada sözlükte ortamında tanışıp arkadaşlık yapan kişilerdir. her sözlükte mutlaka bir kaç kişi olur. genel olarak sözlük içerisinde özelden birbirlerini gaza getirip sevmedikleri yazarların nick altını uplayıp kavga çıkarmak, kendi adlarına kankalarına başlık açtırıp övgüler yapmak, her gün ısrarla aynı nickli yazar üzerinden espri yapmalar gibi gereksiz işlerle kendilerini tatmin eder dururlar. ekseriyette bu gibi kişilerle karşı cins bile olsa muhabbet etmeyin işler ters gittiğinde sizi satıp yarı yolda bırakır konuşmalarınızı sözlüğe yansıtırlar. ciddi anlamda ağır gerizekalı ve psikolojik vaka olduklarını düşünmekteyim. sanal platformda prim yapıp beğenilme ve fenomen olma kaygısı yüzünden komik durumlara düşüyorlar. bunların mantığıyla hareket edersek herkes sözlüğe 1 tane arkadaşını getirsin kendi adına başlık açtırsın, övgü dolu nickaltı girsin o zaman sözlüğün ne anlamı var git whatsapp ta takıl daha iyi. ayrıca bu tarz kişilerin girdiği saçma sapan entryler bile çok fazla oylanır. uzun lafın kısası kendi çalıp kendi oynayan insan davranışıdır.
devamını gör...

şöyle özetlenebilecek sebepler:

--- alıntı ---

yakovlev ve gorbaçov'un mayıs 1983'te kurdukları karşı devrim çetesine 1984'ün ocak-şubat aylarında katılan şevardnadze, kurmakla, korumakla yükümlü oldukları ortaklaşa sömürüsüz toplumcu düzeni neden kendi elleriyle yıkmaya davrandıklarını da şöyle açıklıyordu:

"çöküşün nedeni: silahlanma yarışı...

sadece afganistan savaşı 60 milyar rubleye maloldu. titizlikle yapılan değerlendirmelere göre, çin'le yaşanan çatışma sürecinin maliyeti de 200 milyar ruble: bu ülkenin sınırları boyunca -7500 km- yirmi otuz yıl süreyle dev boyutlu askeri altyapı oluşturduk. yıllardır çekoslovakya, macaristan ve polonya'da bulunan birliklerimizin kaça mal olduğunu kim söyleyebilir? ya da amerikalıların 1969'da durdurduğu kimyasal silah üretiminin maliyetini? "soğuk savaş", mali ve siyasi açıdan bize nelere maloldu? bazı değerlendirmelere göre, batıyla olan ideolojik çatışmanın son yirmi yılı, askeri harcamaları 700 milyar rubleye çıkardı.

büyük bir heyecan ve ateşle ideolojinin putlarına tapınırken, halkımızı, bütün ülkemizi yoksullaştırdık. bir halkın yoksulluğu da kesinlikle güvenliğin garantisi olamaz. gerçekçi olmayan, doğası gereği çatışmaya dönük doktrinler ve sistemin dış politikaya ilişkin önemli kararlardaki etkinliği, bize çok ama çok pahalıya maloldu. (...) ülkedeki gerçek durumla ilgili ulaştığım bilgi sayesinde, hastalığın tek tek insanlarda değil sistemin kendisinde olduğunu kavradım. ve eğer bazı insanlar bu sisteme karşı düşmanca bir
tutum almışsa, bu da o sistemin insan kişiliğini hiçe saymasından kaynaklanıyordu. çünkü totalitarizm koşulları altında insan haklarının ve özgürlüğün korunması, ülke kalkınmasının güvence altına alınması mümkün değildi.


sovyetler birliği'nde geriye dönüşün gerçek kuramcısı aleksandr yakovlev, şevardnadze'den önce bu konuyu dile getirirken, kendi görüşünü şöyle açıklamıştı:

"çöküşün nedeni: askeri harcamalar...

sovyet dış siyasetinin en büyük hatası , abd'ninkine öykünmesi ve askerileşmesidir. o zaman dizginsiz bir silahlanma yarışı başladı. bu bir zincir oluşturdu. dişe diş. giderek daha fazla silah üretir olduk. ve ne yapmak için? savaşta bile hepsine ihtiyacımız olacak mıydı? amerikalıların gerisine düşmemek için nükleer kapasitemizi geliştirmeyi sürdürdük. abd elektronik bir tank mı geliştirdi? biz de hemen bir tane edinmeliydik. abd toplarını elektronik araçlarla mı donatıyordu? biz de aynısını yapmalıydık. bu, ülkelere askeri-sanayi kompleksi tarafından dayatılan tamamen gereksiz bir yarış oldu!"


(...)

öyle ki, abd'nin pershing ıı ve cruise füzelerini avrupa topraklarına yerleştirip sovyet topraklarına doğrultmasından sonra, buna karşı koyacak araç gerecin üretimi için bütçeden kaynak aktarımında güçlük çeken çoğu sovyet yöneticileri, bu kuşatılmışlık ortamında, bu top tüfek yarışında, ortaklaşa toplumcu sömürüsüz düzenin gerçekleşmesinden umutlarını kesmişlerdi.

(...)

beş ay sonra eşi raisa'yı da yanına alarak çağrılı olduğu ingiltere'ye giden gorbaçov, ingiltere' de yaptığı konuşmada ortaklaşa toplumcu (sosyalist) üretimi bırakıp bireysel girişimci (kapitalist) üretime geçerek rusya'nın kapılarını yabancı yatırımcılara ardına dek açacaklarını yineleyip, bu arada afganistan' daki sovyet birliklerini uygun koşullarla geri çekeceklerini de duyurunca, ingiltere başbakanı thatcher onu ayakta alkışlamış; bu köklü dönüşüme karşı rusya' da bir direniş ya da ayaklanma olursa kendisini koruyacakları yönünde ona güvence vermişti.

(...)

abd önderliğindeki bireyci sömürgen batı yayılmacılığı, bir yandan kilise aracılığıyla sovyetlerdeki ortodoks hıristiyan gericileri azdırıp onları düzene başkaldırmaya iterken, öte yandan sscb çatısı altında toplanan değişik ulusları ayrılık yönünde kışkırtıyordu. bir yandan rusya' da yaşayan yahudilerin rusya'da edindikleri tüm varsıllıkları, altınları yanlarına alarak israil'e ya da amerika'ya gitme istemlerini kışkırtan abd, öte yandan polonya'da koyu katolik lech walesa önderliğindeki dinsel görünümlü ayrılıkçı eylemleri körüklüyor, rusya'da yaşayan müslüman türkleri de ayrılıkçılığa özendiriyordu.

iblis'in kıblesi adlı kitaptan alıntıdır.

--- alıntı ---

işin özü yine dışarıdan abd destekli oyunlar, içeriden de farklı niyetler peşinde olan birtakım yöneticilerin iş birliği diyebiliriz neden olarak.

edit: bu kitabı mutlaka okuyun derim. içinde türkiye'ye ilişkin neler neler var, şaşarsınız.
devamını gör...

tarihteki en ilginç savaş, 1788 yılında sebeş savaşı’nda 10 bin kişilik avusturya ordusu kendi askerlerini osmanlı askeri sanıp öldürmüş. osmanlı daha savaş alanına gelmeden savaşı kazanmıştır.

-güler misin ağlar mısın? ben üzülmekle beraber o zamanlar nasıl bir savaş stratejisine sahip olduklarını merak etmiş bulunmaktayım.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
asil çiçeğim benim :)
devamını gör...

masumiyet ya da suçsuzluk karinesi (presumption of innocence) olarak bilinen bu ilke kökenini çoğu hukukçuya göre 1215 tarihli ünlü magna carta belgesinin 39. maddesinde tıklayer alan ''adil yargılanma ilkesi''nden(right to due process) almaktadır.

anılan ilke yine 26 ağustos 1789 tarihli ''fransız kişi ve vatandaş hakları bildirgesi''tıklamadde 9'da: ''her insan suçlu olduğuna karar verilinceye kadar masum sayıldığı için...''

avrupa insan hakları sözleşmesi (aihs) madde 6/2'de: tıkla ''bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.''

ve t.c. anayasası'nın 38. maddesinde tıkla“suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." şeklinde karşımıza çıkmaktadır.

hukuk belgelerine girmesi her ne kadar uzun bir süreci gerektirse de bugün modern dünyada geniş uygulama alanı bulan bir ilkeden bahsediyoruz ''masumiyet karinesi'' ile. yukarıda yasa metinlerden alıntıyla ne olduğu zaten ortada olsa da en basit tanımı ''aksi %100 netlikte ispat edilene kadar suçsuzsundur arkadaş''tır. konu hukukun birçok alanında kendine yer bulsa da bugün ülkede en çok tartışıldığı alan ceza hukukudur. ceza hukukunda bir kişinin suçluluğu için kanaat, değerlendirme ya da hissettim oldu şeklinde bir anlayışın yeri yoktur. en azından teoride yoktur. kişinin suçluluğu en ufak bir şüpheye mahal bırakmayacak derecede ortada olması, her türlü akla mantığa uygun hukuki delille (delil serbestisi) ile ispatlanması gerekmektedir. özetle hedef ''maddi gerçeğe'' hukuka uygun şekilde ulaşmaktır. bu ilkenin olmaması durumunda özellikle otoriter yönetimlerde masum insanlar çeşitli araçlarla suçlu gibi yansıtılıp, toplum algısı ve sosyal medya baskısı ile şeytanlaştırılmakta maalesef cüppe giyse de adaleti sağlamakla sürgün edilmek arasında kalan hakimlerin kararıyla hayatlar zindanlarda yok edilmektedir.

konuyu ilerleyen zamanlarda daha çok duyacağımız için kısa kesiyorum.
devamını gör...

hoşlanmadığınız birinden gelen mesaj.
devamını gör...

turgut uyar şiirlerinin birinin adı gibi görülse de japonya'da insanların pandemi sebebi ile artan intihar vakalarını önleme amacıyla kurulmuş bakanlık.

kaynak
devamını gör...

diğer yedi ren geyiğinin bu yıl hediye dağıtımını coşkusuz yapacağı durumdur.

geyik 1 :oğlum bizimkine kötü bi şey olmasın lan. geçen gördüm noel baba kocaman bi bıçağı bileyliyordu.
geyik 3 :ağzından yel alsın lan.
geyik 4 :yok be aga ne olacak, biraz üşütmüştür. baytar getiritir bi fitamin iğne miğne bi şey yapar, kalkar o.
geyik 5 :beyler muhabbetinizi bölmek istemezdim ama siz her yavaşladığınızda kırbacı biz yiyoruz. hatırlatayım dedim!!??!
geyik 7 :aynen beyler hediye bitsin konuşuruz, şimdi biraz tempolu gidelim
noel baba : bırrrrssssst!! durun hele ben bi şu bacaya atlayıverem.
geyik 2 : aman dikkat et babuş ya..
geyik 4 : sizce ne hediye verir dersiniz? şu koca paket mi?
geyik 5 : ben biraz yokladım o paketi. muhtemelen pleysteyşın var abi
geyik 4 : hep aynı şeyler.
devamını gör...

çok kaliteli bir müzik grubudur.

özellikle 'hayde' türküsünü çok beğeniyorum bu grubun.

daha çok ünlü isimler ile videolar çekiyorlar daha çok kesime hitap etmesi adına.
devamını gör...

hayyam rubailerinden yola çıkarak tanıştığım, mutlu olma felsefesidir.
biraz da uzmanının kaleminden alıntılayacak olursak:
epiküryen felsefede insan huzur ve mutluluğu için varoluşu üzerinde düşünmeli, emek harcamalı, hayatına anlam kazandırmalıdır. boş ve umarsız yaşamak, amaçsız bir hayat sürmek iç huzursuzluğuna yol açacak bu da kronik mutsuzluğa sebep olacaktır. paylaşılmayan zenginlik, özgürlük içinde yaşanıp değerlendirilmeyen para, mal, mülk, kendinle ve dostlarınla fikir alış verişinde bulunup, düşünsel katkıda bulunmadan düşüncesizce, boş bir yaşam huzursuzluğu arttıracaktır.
daha ayrıntılı okumak isteyenler için buradan
devamını gör...

bizim buralarda bir kelime kullanılır, başka yerlerde kullanılır mı bilmiyorum. yanık, derler. yanık büyüdüm, yanık büyümüş, derler. işte bu insan yanık insandır. bi şey alınmıştır ondan tarif edilemeyen bi sey, ruhuna tecavüz edilmiştir, ego tamiri mümkün olmayacak sekilde yaralanmış, belki de parçalara ayrılmıştır. belki öyle bi şey yaşamıştır ki ağlayamamıştır bile. büyür, acı çekerek yaşar ve ölür.
devamını gör...

1931 yılında fizikçi georges lemaitre tarafından ortaya atılmış teoridir.
teorinin temel düşüncesi, genişlemeye devam eden evrenin geçmişteki belirli bir zamanda sıcak ve yoğun bir başlangıç durumundan itibaren genişlemiş olduğudur.
teoriye göre evrenin ilk zamanlarında, günümüz aksine madde değil, ışınım baskındı.
birçok tartışmaya sebep olmuş teori farklı bilim adamlarının sunduğu katkılarla geliştirilip, yeni eklemeler yapılmış var olan düşüncelerden farklı tezler ortaya konmuştur.
fakat bazı bilim adamları bu teoriye karşı çıktı sabit durum teorisi adlı teoriyi big bang'e karşı savundular.
bu teoriye göre ise genişleyen evrende madde yağunluğunun sabit kalmasının sebebi, evrende kendiliğinden madde yaratılmasıydı.
fakat bu teori amerikalı astronomların kaza eseri kozmik mikrodalga arka plan ışınımı 'nı keşfetmesiyle big bang teorisine yenik düştü.
devamını gör...

istiyoruz aslında, ama azınlık olunca olmuyor. büyük bir çoğunluk malum sisteme oy veriyor hala.

eğitim seviyesi bu kadar demek ki.

daha büyük bir kıpırdanayım desen mazallah yarın silivride ahmet altanla koğuş arkadaşı olursun.

anayasal düzeni değiştirmeye çalıştı derler ya da bu fetöcü derler olay biter.

bu kadar basit yani, o yüzden eleştirebiliyoruz belli sınırlar içerisinde ama en fazla bu kadar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim