çok üst düzey bir espri
kamusal mizah isimli youtube kanalıyla tanıdığımız özgür turhan'ın başlıkla aynı ismi taşıyan skecinde, ağzıma pelesenk ettiği malum sözdür. skecin tamamı şöyledir:
hahaha oğlum çok komik espri lan valla yemin ediyom. baya komik çok üst düzey bir espri bu ya. bunun düzeyini millet de öğrenmesi lazım. fazla komik yani, hani mesela bazı espriler yapıyorlar mahmut bu kadar komik değil. hahaha. ben şimdi buna gülüyorum ya, yarın gülemiycem diye üzülecem kendim. hani genel olarak baktığında espri şeylerine bunun çok üst düzey kalıyo bu espri. hahaha. ulan biraz az komik yap da gülmekten altıma sıçmayım. hahaha. sen bu espriyi bi tane uçak kirala, arkasına koy bu espriyi, yedi düvel duysun bunu. ulan gülmekten öldüm yemin ediyom bu kadar komik aaa. yani biraz az komiğini yap bunun, gene gülecem. çıkalım dağların başına hep beraber halay çekerek bu espriye gülelim, yani bu esprinin karşılığı çok daha kaliteli esprilerin önünü de açar, ülke olarak kalkınırız yani. sen bu espriyi yap afrikadaki çocuklar açlıktan ölmesin...
hahaha oğlum çok komik espri lan valla yemin ediyom. baya komik çok üst düzey bir espri bu ya. bunun düzeyini millet de öğrenmesi lazım. fazla komik yani, hani mesela bazı espriler yapıyorlar mahmut bu kadar komik değil. hahaha. ben şimdi buna gülüyorum ya, yarın gülemiycem diye üzülecem kendim. hani genel olarak baktığında espri şeylerine bunun çok üst düzey kalıyo bu espri. hahaha. ulan biraz az komik yap da gülmekten altıma sıçmayım. hahaha. sen bu espriyi bi tane uçak kirala, arkasına koy bu espriyi, yedi düvel duysun bunu. ulan gülmekten öldüm yemin ediyom bu kadar komik aaa. yani biraz az komiğini yap bunun, gene gülecem. çıkalım dağların başına hep beraber halay çekerek bu espriye gülelim, yani bu esprinin karşılığı çok daha kaliteli esprilerin önünü de açar, ülke olarak kalkınırız yani. sen bu espriyi yap afrikadaki çocuklar açlıktan ölmesin...
devamını gör...
sevilen kişiden vazgeçme eşiği
kırıla kırıla kırılmayacak kadar ufaldığın an...
sonra karşı tarafta feryat figan ağlamalar başlar; lâkin neye yarar? son tahlilde, nefret bile hissetmeyecek kadar gözünde küçülmüş, seni kırarak ufaltırken aslında onun ufaldığı gerçeği gün gibi ortaya çıkar. artık her şey için çok geçtir. o kişi bir yabancı bile değildir.
"kaç kere daha çalarsın bilmem
saz değil ki gönül bu kardeşim
kaç kere daha kırarsın bilmem
cam değil ki gönül bu kardeşim
"
sonra karşı tarafta feryat figan ağlamalar başlar; lâkin neye yarar? son tahlilde, nefret bile hissetmeyecek kadar gözünde küçülmüş, seni kırarak ufaltırken aslında onun ufaldığı gerçeği gün gibi ortaya çıkar. artık her şey için çok geçtir. o kişi bir yabancı bile değildir.
"kaç kere daha çalarsın bilmem
saz değil ki gönül bu kardeşim
kaç kere daha kırarsın bilmem
cam değil ki gönül bu kardeşim
"
devamını gör...
islam ve kadın
kadını dilediği gibi sömüremeyen, işsizlerin derdi.
ben 46 yaşında müslüman bir kadın olarak, dinimden, bana sağladığı huzurdan, beni muhafaza etmesinden memnunum.
ben 46 yaşında müslüman bir kadın olarak, dinimden, bana sağladığı huzurdan, beni muhafaza etmesinden memnunum.
devamını gör...
rukuya eğilip çıplak ayakla karşılaşmak
son sünneti kılarken ezanı duymuş insanım. ne diyelim; "ameller niyetlere göredir."
devamını gör...
anneye alınabilecek en güzel hediye
*** yardım çağrısı mode on ***
yetişin ya sevgili yazar arkadaşlar. önümde 5 günüm var robot aldım. kettle... kıyafet parfüm vs... ne alacağım allah aşkına kafam durmuş vaziyette... kendisi hacı. dini sembolü olan bir şeyler mi baksam? el emeği göz nuru gibi yapılacak şeyler pek elimden gelmez...
imdat...
*** yardım çağrısı mode off ***
yetişin ya sevgili yazar arkadaşlar. önümde 5 günüm var robot aldım. kettle... kıyafet parfüm vs... ne alacağım allah aşkına kafam durmuş vaziyette... kendisi hacı. dini sembolü olan bir şeyler mi baksam? el emeği göz nuru gibi yapılacak şeyler pek elimden gelmez...
imdat...
*** yardım çağrısı mode off ***
devamını gör...
beğendiği tanımı artılamakla kalmayıp tebrik mesajı da atan yazar
kimi tanımlara sadece beğeni ve favori yeterli gelmiyor.nadiren de olsa ayrıca beğendiğini, kahkahalarla güldüğünü ya da şiddetle katıldığını belli etme ihtiyacı hissediyorsun.bak aynıyız,bak ben de senin gibiyim demek gibi bu..
devamını gör...
alüminyum
alüminyum temel vücuda giriş yolu sindirim sistemidir. su ise alüminyumu en fazla taşıma potansiyeline sahip etkendir. sindirim sisteminden direk kana geçen alüminyum miktarı % 1’den azdır. alüminyumun bugüne kadar saptanan en önemli etkisi sinir sistemi üzerinedir. alüminyumun güçlü bir nörotoksik madde olduğunu gösteren ilk çalışmalar deneyseldir ve geçmişleri 100 yıla dayanmaktadır. 1965 yılında yapılan tavşan deneyleri, alüminyum ile alzheimer arasında ilişki olabileceğini düşündürmüştür. 1973 yılında ise ad hastalarının beyinlerinde alüminyum miktarının artmış olduğu gösterilmiştir. dünyanın farklı bölgelerinde yapılan epidemiyolojik çalışmalarda ise içme sularındaki alüminyum seviyesi ile alzheimer hastalığı, demans veya kognitif hasarlanma arasında ilişki saptanmıştır. post-mortem çalışmalarda alzheımer, amyotrofik lateral skleroz ve parkinson gibi hastalıklarda beyinde al miktarının artmış olduğu gözlenmiştir.
devamını gör...
yazarların olmak istedikleri dizi karakterleri
doctor who' nun yaveri.
devamını gör...
aşkım evlenmeden olmaz diyen erkek
hassasiyeti olan insanların ruh hastası ilan edildiği başlık. müthiş alkış size ya! benim bu. hatta başta belirtirim. benim yaşama biçimim bu, prensiplerim bu, hassasiyetlerim bu derim. beğenmeyen çıkar gider. tercihlere saygı duyulmalı artık. istediğin haltı yerken özgürsün ama başkası dikkat ediyorsa o ruh hastası ya da tutucu mu oluyor? ne biçim bi algılama mekanizmanız var lan sizin?
(bkz: hadi ordan)
edit: her türlü kavgaya çağırılır, beş dakikada dövülür hemen teslim edilir. overlok makinesi gibi adamım heyt ulan!
(bkz: hadi ordan)
edit: her türlü kavgaya çağırılır, beş dakikada dövülür hemen teslim edilir. overlok makinesi gibi adamım heyt ulan!
devamını gör...
anın fotoğrafı
her sabah basmane, her sabah çay?
yo dostum yooo artık inaf!
kordon / filtre kahve

edit : elit bey arayan qıslar eklesin, yaklaşık yarım saat böyleyim, sonra araba da bal kabaana dönüşecek..
yo dostum yooo artık inaf!
kordon / filtre kahve

edit : elit bey arayan qıslar eklesin, yaklaşık yarım saat böyleyim, sonra araba da bal kabaana dönüşecek..
devamını gör...
daddy (yazar)
merhabalar sevgili sözlük ahalisi. bu aralar özel işlerimin yoğunluğu nedeniyle sözlüğe bir parça dahi zaman ayırıp yazamıyorum, epeydir salmış olduğum herşey üst üste geldi diyebilirim*
sözlük dışı mecralarda iletişimde olduğumuz yazarlardan soranlar biliyor zaten, buradan da gerek mesaj yoluyla gerek nickalti yoluyla düşünüp dile getiren arkadaşlara teşekkür ederim*
hesabımı dondurma gereği duymadım, kısıtlı zamanlarda girip okuyor bir iki parça tanım beğenip çıkıyorum.
sözlüğün zamanla geliştiğini görmek çok güzel.. herkese eğlenceli günler diliyorum.*
sözlük dışı mecralarda iletişimde olduğumuz yazarlardan soranlar biliyor zaten, buradan da gerek mesaj yoluyla gerek nickalti yoluyla düşünüp dile getiren arkadaşlara teşekkür ederim*
hesabımı dondurma gereği duymadım, kısıtlı zamanlarda girip okuyor bir iki parça tanım beğenip çıkıyorum.
sözlüğün zamanla geliştiğini görmek çok güzel.. herkese eğlenceli günler diliyorum.*
devamını gör...
toplumun mcdonaldlaştırılması
george ritzer tarafından yazılan kitaptır.
ritzer bu kitapta hesaplanabilirlik ve öngörülebilirlik , denetim , akılcılığın akıldışılığı gibi kavramlarla mcdonalds şirketinin neler yaptığını ve amerikan toplumunun nasıl değiştiğini anlatıyor.
tüketim çılgınlığı özellikle çok güzel anlatılıyor. toplumların nasıl değiştiği inceleniyor. acayip güzel detaylarla ve çok güzel bilgilerle basitçe anlatılmış hoş bir eserdi tavsiye ederim.
toplum yaşamımızın değiştiğini mcdonalds üzerinden anlatmak bana çok şaşırtıcı ve garip geldi o yüzden çok başarılı bulduğum bir kitap oldu. bunu tavsiye eden öğretmenime buradan kucak dolusu saygılar ulan.
babacım ne anlatıyorsun sen benim vaktim yok okuyamam kitap falan diyen yazarlar için ritzer kısaca şöyle anlatır.
toplumun mcdonaldlaştırılması kavramının temsil ettiği akılcılaşma süreci, modern yaşamın ihtiyaçlarına hızlı ve etkili yanıtlar sağlayan dört temel unsura dayanır : verimlilik, hesaplanabilirlilik, öngörülebilirlilik ve denetim. akılcılaşma tüm yaşamlarına hakim olmakla kalmaz, yaşamın öncesine ve sonrasına da el atar : mcdoğumlar ve mccenazeler hep bu elden çıkmadır. ancak akılcılaşma ister istemez kendi içinde akıldışılığı barındırmaktadır ve bu da beraberinde insansızlaşmayı, insanlıktan çıkmayı getirir : standart büyüklük ve lezzetteki patateslerin ardında korkunç bir çevre tahribatı; parlak renklerle döşenmiş bol ışıklı ekonomik, pratik, öngörülemezliğin tehliklerinden uzak sofralarında "benliğin sınırlandığı, duyguların denetlendiği, ruhun boyun eğdiği" bir dünya vardır.
bu kavramları teker teker inceleyecek olursak basit şekilde
verimlilik: az ürünle çok ürün elde etme. mesela mcdonalds sınırlı bir menüye sahip seçenekler kısıtlı hamburger patates kola lan işte. mesela patatesler hileli uzun kesim kıvrımlı oluyor sebebi daha fazla görünmesi. ( vaay bütün sırrı çözdün demeyin )
hesaplanabilirlik: mesela mcdonaldslarda hız çok önemlidir gittiğiniz zaman 5 dakikada yemeğinizin geleceğini bilirsiniz. veya tadını bilirsiniz tadı kötü veya iyi değildir hep aynıdır. istanbul da yediğin big mac ile uganda da yediğin big mac aynıdır bunu bilirsin.
öngörülebilirlik: ne olacağını bilirsiniz gittiğiniz zaman robot gibi size aynı kelimeleri söylerler. hee kardeşim büyüt benim menüyü dersiniz. mcdonaldsa gittiğiniz zaman hemen karar vermek zorunda gibi hissedersiniz bunun sebebi onların öyle istemesidir. fiyatlar klasik ve öngörülebilir dünyanın her yerinde hemen hemen aynıdır.
denetim: mesela mcdonaldsa gittiğimiz zaman sandalyeler serttir ve rahatsızdır bunun sebebi orada daha fazla oturmaman içindir. orada bulunma süren denetlenmiştir. mcdonaldlaşmada hem müşteriler hem çalışanlar için denetim çok önemli bir olaydır. menüleri kaç dakikada sipariş verebileceğimize kadar her şey denetlenmiştir. sistem çok güzel kurulmuştur. patateslerin köftelerin kızardıktan sonra öteceğine kadar denetlenmiş bir sistemdir bu denetim meselesi.
akılcılığın akıldışılığı: ritzer bu konuyu sezaryen doğumu örneği üzerinden anlatıyor. normal doğum yerine sezaryen doğumun tercih edilme sebebinin bu bahsedilen kavramlar olduğunu savunuyor. hesaplanabilirlik , denetim ve öngörülebilirlik.
not: karnım acıktı. okunması gereken başarılı bir eser herkese tavsiye ederim. kitabın tek sıkıntısı bir süre sonra aynı olayları farklı farklı anlatmaya çalışmasıydı. okurken sürekli lan bunu biliyorum öğrendim işte tepkisi verdim. onun dışında gayet iyiydi.
ritzer bu kitapta hesaplanabilirlik ve öngörülebilirlik , denetim , akılcılığın akıldışılığı gibi kavramlarla mcdonalds şirketinin neler yaptığını ve amerikan toplumunun nasıl değiştiğini anlatıyor.
tüketim çılgınlığı özellikle çok güzel anlatılıyor. toplumların nasıl değiştiği inceleniyor. acayip güzel detaylarla ve çok güzel bilgilerle basitçe anlatılmış hoş bir eserdi tavsiye ederim.
toplum yaşamımızın değiştiğini mcdonalds üzerinden anlatmak bana çok şaşırtıcı ve garip geldi o yüzden çok başarılı bulduğum bir kitap oldu. bunu tavsiye eden öğretmenime buradan kucak dolusu saygılar ulan.
babacım ne anlatıyorsun sen benim vaktim yok okuyamam kitap falan diyen yazarlar için ritzer kısaca şöyle anlatır.
toplumun mcdonaldlaştırılması kavramının temsil ettiği akılcılaşma süreci, modern yaşamın ihtiyaçlarına hızlı ve etkili yanıtlar sağlayan dört temel unsura dayanır : verimlilik, hesaplanabilirlilik, öngörülebilirlilik ve denetim. akılcılaşma tüm yaşamlarına hakim olmakla kalmaz, yaşamın öncesine ve sonrasına da el atar : mcdoğumlar ve mccenazeler hep bu elden çıkmadır. ancak akılcılaşma ister istemez kendi içinde akıldışılığı barındırmaktadır ve bu da beraberinde insansızlaşmayı, insanlıktan çıkmayı getirir : standart büyüklük ve lezzetteki patateslerin ardında korkunç bir çevre tahribatı; parlak renklerle döşenmiş bol ışıklı ekonomik, pratik, öngörülemezliğin tehliklerinden uzak sofralarında "benliğin sınırlandığı, duyguların denetlendiği, ruhun boyun eğdiği" bir dünya vardır.
bu kavramları teker teker inceleyecek olursak basit şekilde
verimlilik: az ürünle çok ürün elde etme. mesela mcdonalds sınırlı bir menüye sahip seçenekler kısıtlı hamburger patates kola lan işte. mesela patatesler hileli uzun kesim kıvrımlı oluyor sebebi daha fazla görünmesi. ( vaay bütün sırrı çözdün demeyin )
hesaplanabilirlik: mesela mcdonaldslarda hız çok önemlidir gittiğiniz zaman 5 dakikada yemeğinizin geleceğini bilirsiniz. veya tadını bilirsiniz tadı kötü veya iyi değildir hep aynıdır. istanbul da yediğin big mac ile uganda da yediğin big mac aynıdır bunu bilirsin.
öngörülebilirlik: ne olacağını bilirsiniz gittiğiniz zaman robot gibi size aynı kelimeleri söylerler. hee kardeşim büyüt benim menüyü dersiniz. mcdonaldsa gittiğiniz zaman hemen karar vermek zorunda gibi hissedersiniz bunun sebebi onların öyle istemesidir. fiyatlar klasik ve öngörülebilir dünyanın her yerinde hemen hemen aynıdır.
denetim: mesela mcdonaldsa gittiğimiz zaman sandalyeler serttir ve rahatsızdır bunun sebebi orada daha fazla oturmaman içindir. orada bulunma süren denetlenmiştir. mcdonaldlaşmada hem müşteriler hem çalışanlar için denetim çok önemli bir olaydır. menüleri kaç dakikada sipariş verebileceğimize kadar her şey denetlenmiştir. sistem çok güzel kurulmuştur. patateslerin köftelerin kızardıktan sonra öteceğine kadar denetlenmiş bir sistemdir bu denetim meselesi.
akılcılığın akıldışılığı: ritzer bu konuyu sezaryen doğumu örneği üzerinden anlatıyor. normal doğum yerine sezaryen doğumun tercih edilme sebebinin bu bahsedilen kavramlar olduğunu savunuyor. hesaplanabilirlik , denetim ve öngörülebilirlik.
not: karnım acıktı. okunması gereken başarılı bir eser herkese tavsiye ederim. kitabın tek sıkıntısı bir süre sonra aynı olayları farklı farklı anlatmaya çalışmasıydı. okurken sürekli lan bunu biliyorum öğrendim işte tepkisi verdim. onun dışında gayet iyiydi.
devamını gör...
turbun büyüğü heybede
gölgede kalmış gizli bir tehlikenin varlığını belirtmek amacıyla söylenmiş " bunlar nedir ki? asıl fırtına bundan sonra kopacak " anlamına gelen deyim.
devamını gör...
martin eden
"oysa ben martin eden'in ta kendisiydim...
john barleycorn (kitap)".
john barleycorn (kitap)".
devamını gör...
homeoffice çalışmak
pandemi başında çok güzeldi. virüsten korunup ev ortamında çalışmak çok keyifli gelmişti. geç kalkıyor, duş alıp kahvaltı edip üzerine kahve içmeye bile zaman kalıyordu. hazırlanma, servis, yol, trafik, aynı şekilde dönüş ve eve geç gelme dertleri ortadan kalkınca çok mutluyduk...
ama yıllar geçti evde çalışırken. pandemi bitse bile evden çalışmak maliyetleri düşürdüğü için patronlar bunu çok sevdi. ve bu devam edecek.
ama işte sorunlar da başladı.
evdeki çalışma ortamı ofisteki kadar rahat değil uzun süre oturmak ekran başında ciddi sorunlara yol açtı. tüm gün hareketsiz bir yaşam. mesai bitince de yemekti çaydı derken çöken tembellik yüzünden dışarı çıkamadık. sanki dünya evden ibaretti. ve bu yüzden ufkumuz daraldı. tüm konuşmalar sanal. her şey ekran üzerinden. arada cep telefonu ile konuşsak da yüzyüze iletişimi özledik. asosyal olduk. hareketsiz yaşam nedeniyle bel, boyun ağrıları başladı. ofise giderken ortalama 10 bin adım atıyormuşuz şimdi max 1.000 adım. o da ev içinde yürürken.
pandemi bitse de evden çalışma devam edecek. ideali dönüşümlü ofis - ev olması gerekiyor. ha bu arada sadece kayıtlı ev adresinden çalışma zorunluluğu da ayrı bir sorun. yaz dönemi yazlıktan ya da cafeden çalışmak da mümkün olsa belki biraz daha rahat olur. her gün ev ev ev cidden bunaltıyor.
ama yıllar geçti evde çalışırken. pandemi bitse bile evden çalışmak maliyetleri düşürdüğü için patronlar bunu çok sevdi. ve bu devam edecek.
ama işte sorunlar da başladı.
evdeki çalışma ortamı ofisteki kadar rahat değil uzun süre oturmak ekran başında ciddi sorunlara yol açtı. tüm gün hareketsiz bir yaşam. mesai bitince de yemekti çaydı derken çöken tembellik yüzünden dışarı çıkamadık. sanki dünya evden ibaretti. ve bu yüzden ufkumuz daraldı. tüm konuşmalar sanal. her şey ekran üzerinden. arada cep telefonu ile konuşsak da yüzyüze iletişimi özledik. asosyal olduk. hareketsiz yaşam nedeniyle bel, boyun ağrıları başladı. ofise giderken ortalama 10 bin adım atıyormuşuz şimdi max 1.000 adım. o da ev içinde yürürken.
pandemi bitse de evden çalışma devam edecek. ideali dönüşümlü ofis - ev olması gerekiyor. ha bu arada sadece kayıtlı ev adresinden çalışma zorunluluğu da ayrı bir sorun. yaz dönemi yazlıktan ya da cafeden çalışmak da mümkün olsa belki biraz daha rahat olur. her gün ev ev ev cidden bunaltıyor.
devamını gör...
denizden babam çıksa yerim
tanım : deniz ve deniz altında yaşayan canlı bilgisi çok az olan ama denizi çok sevdiğini, deniz canlıları konusunda bilgisi olduğu hissini uyandırmaya çalışan mal beyanı
bu konu çok derin fakat çok kısa olarak balık özelinden sıkılmayacak kafacılar için özetliyeyim
balık zehirlenmeleri - yemekten dolayı oluşan zehirlenmeden bahsediyorum.yoksa ısırma, sokma vb aktivileri de sayarsak zehirli balık anlamında 1200 den fazla tür var, iş çok uzar - 3 ana başlık altında toplanır bunlar tetradoksik, ciguatera ve scomborid zehirlenmeleridir .
tetrodoksik zehirlenmeler ttx içeren diodontidae ve tetradontidae familyaları altında yer alan balon balıklarının yenmesinden oluşan zehirlenmelerdir. bu nörotoksinin vücuda alınmasından sonra ölümle dahi sonuçlanan bir sürü vaka mevcuttur. hatta yapılan son güncel araştırmalardan birinde bu balıklardan elde edilen toksinin cinayette bile kullanıldığını göstermektedir.
cigueratoksik zehirlenmeler genellikle epiptik deniz bentik filgellatı olan gambierdiscus toxicus un besin zinciri içerisinde tüketilerek balıklara ulaşması sonucunda, bu balıkların yenmesi sonucu oluşur. genellikle resif balıklarında bu zehir bulunabilmektedir. ciguatera balık zehirlenmesi (cfp) genelde orta ila şiddetli gastrointestinal semptomlar (kusma, ishal ve karın krampları) yanında nörolojik belirtiler (miyalji, parestezi, soğuk allodini ve ataksi), kaşıntı ve daha az yaygın olarak kardiyovasküler etkiler ile karakterize edilmektedir.
scomborid zehirlenmesi ise scomboridae familyası içerisinde yer alan uskumru, uskumru benzeri balıklar ve orkinos türevi balıkların avcılık sonrasında yanlış depolanması sonucunda etteki olan değişimlerden dolayı oluşan zehirlenmelerdir. balıkların 20 sanigrat derecenin üstündeki sıcaklıklarda tutulması veya güneş altında bırakılması durumunda balıklarda proteus morganii, p. vulgaris, clostridium, escherichia, salmonella ve shigella üreyebilmektedir. bu üreyen bakteriler de balık etindeki histamin seviyesinin artmasına sebep olmakta ve histamin zehirlenmesi ile aynı belirtileri gösteren bir zehirlenme çıkabilmektedir.
bu konuda uzun uzun şeyler yazmaktan ziyade konuyu sözlük formatına da uyması açısından bu şekilde toparladım.
bu konu çok derin fakat çok kısa olarak balık özelinden sıkılmayacak kafacılar için özetliyeyim
balık zehirlenmeleri - yemekten dolayı oluşan zehirlenmeden bahsediyorum.yoksa ısırma, sokma vb aktivileri de sayarsak zehirli balık anlamında 1200 den fazla tür var, iş çok uzar - 3 ana başlık altında toplanır bunlar tetradoksik, ciguatera ve scomborid zehirlenmeleridir .
tetrodoksik zehirlenmeler ttx içeren diodontidae ve tetradontidae familyaları altında yer alan balon balıklarının yenmesinden oluşan zehirlenmelerdir. bu nörotoksinin vücuda alınmasından sonra ölümle dahi sonuçlanan bir sürü vaka mevcuttur. hatta yapılan son güncel araştırmalardan birinde bu balıklardan elde edilen toksinin cinayette bile kullanıldığını göstermektedir.
cigueratoksik zehirlenmeler genellikle epiptik deniz bentik filgellatı olan gambierdiscus toxicus un besin zinciri içerisinde tüketilerek balıklara ulaşması sonucunda, bu balıkların yenmesi sonucu oluşur. genellikle resif balıklarında bu zehir bulunabilmektedir. ciguatera balık zehirlenmesi (cfp) genelde orta ila şiddetli gastrointestinal semptomlar (kusma, ishal ve karın krampları) yanında nörolojik belirtiler (miyalji, parestezi, soğuk allodini ve ataksi), kaşıntı ve daha az yaygın olarak kardiyovasküler etkiler ile karakterize edilmektedir.
scomborid zehirlenmesi ise scomboridae familyası içerisinde yer alan uskumru, uskumru benzeri balıklar ve orkinos türevi balıkların avcılık sonrasında yanlış depolanması sonucunda etteki olan değişimlerden dolayı oluşan zehirlenmelerdir. balıkların 20 sanigrat derecenin üstündeki sıcaklıklarda tutulması veya güneş altında bırakılması durumunda balıklarda proteus morganii, p. vulgaris, clostridium, escherichia, salmonella ve shigella üreyebilmektedir. bu üreyen bakteriler de balık etindeki histamin seviyesinin artmasına sebep olmakta ve histamin zehirlenmesi ile aynı belirtileri gösteren bir zehirlenme çıkabilmektedir.
bu konuda uzun uzun şeyler yazmaktan ziyade konuyu sözlük formatına da uyması açısından bu şekilde toparladım.
devamını gör...
en sevilen ahmet kaya şarkısı
devamını gör...
postkoital kontrasepsiyon
cinsel birleşme sonrası emin olunamadığı durumlarda hamileliği önlemek için kullanılan kontraseptif yöntemdir.
5 farklı yolla bu denenebilir.
1- yüksek doz östrojen tedavisi
2- yuzpe yöntemi
3- tek başına levonorgestrel kullanımı
4- bakırlı rahim içi araç
5-ulipristal
bu yöntemler içinde en koruyucu olan bakırlı rahim içi araçtır. hormonal olarak en etkili olan ise ulipristal'dir.
5 farklı yolla bu denenebilir.
1- yüksek doz östrojen tedavisi
2- yuzpe yöntemi
3- tek başına levonorgestrel kullanımı
4- bakırlı rahim içi araç
5-ulipristal
bu yöntemler içinde en koruyucu olan bakırlı rahim içi araçtır. hormonal olarak en etkili olan ise ulipristal'dir.
devamını gör...
ismet özel
》 bir dönem ataol behramoğlu ile yakın arkadaş, aralarından su sızmıyor, askerde iken ataol behramoğlu na mektup yazabilmek için, tedavi ile kurtulabilecek bir dişini çektirmiş (diş çektirince iki gün rapor alındığı için,) iki günde uzun uzun mektup yazmıştır.
》1973 te, bileğini keserek intihar etmeye kalkışıyor, hastaneye filan kaldırılıyor, bu dakikadan sonra meşhur "amentü" şiirini yazıyor.
》ondan sonra islâmi kanada geçiyor, yazdığı yazılar çok müthiş ama sağ/muhafazakâr kesim bu adama karşı hep truva atı gözü ile bakıyor, muhafazakâr kesim tarafından kitapları çok okunmuyor.
》ismet özel in babası polis memurudur, şiirlerinde bundan bahseder zaman zaman.
》orijinal bir şairdir; yalnızca ismini yazdığı ancak henüz dizilerini yazmadığı şiirleri vardır, sanırım bu yönü ile başka bir örneği yoktur. yani şiir kitabında, şiirin ismi var, örneğin "üvey kardeşim cesar" ama şiir dizeleri henüz yok.
》tek bir şiir dizesini yazmak için günlerce uğraşır, grameri harikadır.
》başta "tahrir vazifeleri" olmak üzere, makale tarzı yazıları çok harikadır, insanı düşünmeye sevk eder, yazıları sanki güncel bir olay için yazılmış gibi düşünsekte, bugün okuduğunuzda hala güncelliğini koruduğunu fark edersiniz.
》idealist bir insan/yazar/şairdir. kitapların, best seller olması gibi bir kaygısı yoktur. herkes benim kitabımı okumak zorunda değildir, diye kendisi ile barışık bir insandır.
》şiirleri çok anlaşılmaz, yazıları ise daha da anlaşılmazdır. onun kitabını okuyan, ve seven onu terk etmez, tüm kitaplarını okur.
》 ona karşı, intihar sonrası değişimi nedeni ile kızgın olan sol veya sosyal demokrat düşünceye sahip kişiler, onu yerden yere vururlar (kendisinin bu eleştirilere cevap verdiğini hiç görmedim; en güzel cevabı veriyor görmezden geliyor.)
》 sağ/muhafazakar kesim ise ona hep truva atı muamelesi yapmıştır. onun kitaplarını veya makalelerini okumaktan imtina etmiş, hatta zerre sevgi dahi göstermemişlerdir. ancak islâmi konulara hakimiyeti, kökten sağ/ muhafazakâr çizgide olan kişilerden daha berraktır. sanırım, konuyu çok basit ve yalın ifade edebilmesi de kıskanılmasına sebep olmuştur.
》ilk kez, ismet özel okuyacaklara ilk kitap olarak, "tahrir vazifeleri" kitabından başlamaları önerilir.
》1973 te, bileğini keserek intihar etmeye kalkışıyor, hastaneye filan kaldırılıyor, bu dakikadan sonra meşhur "amentü" şiirini yazıyor.
》ondan sonra islâmi kanada geçiyor, yazdığı yazılar çok müthiş ama sağ/muhafazakâr kesim bu adama karşı hep truva atı gözü ile bakıyor, muhafazakâr kesim tarafından kitapları çok okunmuyor.
》ismet özel in babası polis memurudur, şiirlerinde bundan bahseder zaman zaman.
》orijinal bir şairdir; yalnızca ismini yazdığı ancak henüz dizilerini yazmadığı şiirleri vardır, sanırım bu yönü ile başka bir örneği yoktur. yani şiir kitabında, şiirin ismi var, örneğin "üvey kardeşim cesar" ama şiir dizeleri henüz yok.
》tek bir şiir dizesini yazmak için günlerce uğraşır, grameri harikadır.
》başta "tahrir vazifeleri" olmak üzere, makale tarzı yazıları çok harikadır, insanı düşünmeye sevk eder, yazıları sanki güncel bir olay için yazılmış gibi düşünsekte, bugün okuduğunuzda hala güncelliğini koruduğunu fark edersiniz.
》idealist bir insan/yazar/şairdir. kitapların, best seller olması gibi bir kaygısı yoktur. herkes benim kitabımı okumak zorunda değildir, diye kendisi ile barışık bir insandır.
》şiirleri çok anlaşılmaz, yazıları ise daha da anlaşılmazdır. onun kitabını okuyan, ve seven onu terk etmez, tüm kitaplarını okur.
》 ona karşı, intihar sonrası değişimi nedeni ile kızgın olan sol veya sosyal demokrat düşünceye sahip kişiler, onu yerden yere vururlar (kendisinin bu eleştirilere cevap verdiğini hiç görmedim; en güzel cevabı veriyor görmezden geliyor.)
》 sağ/muhafazakar kesim ise ona hep truva atı muamelesi yapmıştır. onun kitaplarını veya makalelerini okumaktan imtina etmiş, hatta zerre sevgi dahi göstermemişlerdir. ancak islâmi konulara hakimiyeti, kökten sağ/ muhafazakâr çizgide olan kişilerden daha berraktır. sanırım, konuyu çok basit ve yalın ifade edebilmesi de kıskanılmasına sebep olmuştur.
》ilk kez, ismet özel okuyacaklara ilk kitap olarak, "tahrir vazifeleri" kitabından başlamaları önerilir.
devamını gör...
