şarap yoksa orada olmayacağım yemektir.
şarap varsa ben de varım.

koca sözlük iki şişe şarap ayarlar herhalde.
devamını gör...

15 yaşında evlenen annemim lafı. babam da muhtemelen 70 kiloydu, oda 17 yaşındaydı çünkü.
devamını gör...

blaise pascal'ın ortaya attığı, tanrı'ya inanıp inanmamak konusunda bir karşılaştırma yapan argüman.

buna göre pascal şöyle der:
tanrı'nın varlığı ya da yokluğu, eşit olasılıklardadır. varlığına inanan bir kişi için konuşursak; eğer tanrı gerçekten varsa bu kişi için sonsuz bir kazanç vardır. eğer tanrı yoksa, bu kişinin kaybı fazla değildir.

tanrı'nın varlığına inanmayan kişi için konuşursak; tanrı gerçekten yoksa, bu kişinin kazancı fazla değildir. eğer tanrı varsa, bu kişinin kaybı sonsuzdur.

bu iki durumu kıyasladığımızda sonsuz kazanç ağır basacaktır. o halde tanrı'nın var olduğunu düşünmek, olmadığını düşünmekten daha mantıklıdır.

***

pascal'ın bu argümanına tutarsız vahiy argümanı ile karşı çıkılmıştır.
devamını gör...

bir kez bulunduğum yer.
koştur koştur çalışan tatlı down sendromu arkadaşlarımızı görmek harika bir his.
gelip sana gülümseyerek servis yapması ve senin nazik bir şekilde teşekkür ederim demen onları fazlasıyla mutlu ediyor.
anadolu yakasında biraz ters kaldığı için çok uğrama şansım olmuyor ancak gitmenizi öneririm.
devamını gör...

"devamlı burada yaşayınca burayı dünyanın merkezi sanıyorsun.
hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanırsın. sonra bir ya da iki seneligine gidersin. döndüğünde her şeyi değişmiş bulursun. aradıklarını bulamazsın. eskiden senin olanlar şimdi çoktan gitmiştir bile."
devamında da şunu diyordu sanırım.
"git ve bir daha dönme toto."
devamını gör...

uzaklaştırma kararı ne kadar da etkili bir önlem?(!)
zavallı kadın pisi pisine bir vahşete kurban gitmiş.
devamını gör...

hepimiz farklı meslekler icra ediyoruz, farklı mesailer yapıyoruz, farklı hayatlar yaşıyoruz. bunca çeşitliliğin arasında hepimiz farklı olaylara şahit oluyoruz. bu olaylar kimi zaman sadece anlık bir duygu değişimine sebep olurken kimi zaman aylarca rüyalarımıza giriyor, kimi zaman da hayatımızın yönünü tamamen değiştiriyor.

bu başlığın çıkış noktası munchausen sendromu başlığında yaptığım tanıma ilaveten anlatmak istediğim, bizzat yaşadığım ve kendimce çarpıcı bulduğum birkaç olayı anlatmak istememdi. sonradan düşündüm de, neden diğer portakalseverler de kendi yaşadıkları çarpıcı meslek hikayelerini anlatmasınlar? umarım bu başlık, henüz meslek seçimi yapmamış/mesleği eline almamış genç portakalseverler için de nelerle karşılaşabileceklerini önceden görebildikleri hikayeleri barındırır.

ilk hikaye:

munchausen sendromu ile ilgili tek bilgim yıllar evvel dersin birinde bir hocamın kısaca bahsettiği kadardı. ve ben ilk gerçek munchausen vakasını gördüğümde bunun öyle üstünkörü anlatılıp geçilecek bir şey olmadığını farketmiştim.

20'li yaşların sonlarında bir adam gelmişti acil servise, kucağında yarı baygın karısı ile. ben henüz toy bir öğrenciyim, koşuşturmaca içinde duyuyorum bütün olanları. adam eve geldiğinde kadını defalarca kusmuş ve yarı baygın halde bulmuş, hemen kucaklayıp arabayla acile getirmiş.

acilde koşuşturmaca başladı, kadının zehirlendiğine kanaat getirildi, midesi yıkandı vs.

hocanın odasında birkaç asistan doktor, hemşire ve ben vardım, kadın hastanın tedavisi bitirilmiş henüz taburcu edilmemişti. hoca ile asistanların konuşmalarına kulak kabarttım:
asistan doktor 1: hocam bu kadını daha önce de bu şekilde acile getirdi adam. acaba kadına bir şey yapıyor olmasın bilerek?
hoca: hasta kayıt dökümüne baktınız mı?
asistan doktor 2: baktım hocam, son 3 ay içinde 4 defa giriş yapılmış.
hoca: şikayetler hep aynı mı?
asistan doktor 1: aynı sayılır, çok benzer: neredeyse hepsinde kusmuş ve yarı baygın getirilmiş.
asistan doktor 2: polise haber verelim mi hocam?
hoca: kadınla ve kocasıyla ayrı ayrı konuşayım bi, sonra bakarız.

aradan zaman geçti, arada ne oldu ne bitti takip edemedim, zira o aralar acile hasta yağıyordu adeta. fakat sonradan öğrendim tüm hikayeyi: kadın, kocası onunla yeteri kadar ilgilenemediği için (adamın işleri çok yoğunmuş o sıralar ve şehir dışına gidip geliyormuş sürekli) ilgisini çekmek istemiş, ilk başlarda hasta numarası yapmış fakat kocasından yeteri kadar ilgiyi görememiş yine. ardından ilaçlar içmeye başlamış, bu da yetmeyince temizleyici kimyasallar içmeye başlamış. bu son gelişinde de kadının 1-1buçuk litre çamaşır suyu içtiğini farketmişler, sırf kocasının ilgisini çekebilmek için..
ilk karşılaştığım munchausen sendromu bu olsa da maalesef zaman içinde çok daha kötülerini gördüm. belki onları da başka zaman eklerim buraya.
devamını gör...

sanki çok gitmek istediğim bir yere gidip de gelmişim gibi çok mutlu ve ferah uyandım.
devamını gör...

#294936daha açık konuşmak gerekirse.

bir kişinin bir şeyi yapmasını istersiniz fakat kibarca sorsanız bile onu yapmayacağından neredeyse eminsinizdir. bu nedenle gerçekte yapmasını istediğiniz şeyin tam tersini ondan isteyerek veya ona yapmasını söyleyerek onu istediğinizi yapması için oyuna getirmeye çalışırsınız.
devamını gör...

bir canlı yayın platformudur. dolabında zeytin olmayan ama bir yayıncıya para basan çokça kerizin bulunduğu bir ortamdır.
devamını gör...

tarihini yanlış hatırlamıyorsam eğer 2011 yıllarında çekilmiş bobby fischer against the world isimli bir belgesele sahip efsanevi satranç oyuncusu. kendisinin satranç üzerine yazdığı kitaplar bulunmaktadır bildiğim bir kaç tanesini alta not düşeceğim. zamanında ortalığı fırtına gibi yıkıp geçmiş bir efsane fischer, bazı efsaneler toza bazıları ise altına dönüşür ve biz biliyoruz ki bu tozdan kurulmuş bir imparatorluk değil.

(bkz: my 60 memorable games)
(bkz: the games of robert j. fischer)
(bkz: bobby fischer teaches chess)
devamını gör...

özgürce nefes alabilmek, tiyatro, tatil vb.
devamını gör...

hayallerime şöyle bir köpeği soktu ve hiç çıkmıyor. ah "beethoven" ah iki gözümün çiçeği neredesin.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


not: resimler blog.n11.com ve sinematv.com sitelerinden alınmıştır.
devamını gör...

yazma konusunda türk edebiyatının yazı makinesi ahmet mithat efendiyi kıskandıracak kadar yazan yazar.
devamını gör...

pudra şekerinden oluyor bunlar
devamını gör...

ablam sınıf öğretmeni . kendi öğrenciliğimi ve onun öğretmenliğini referans alarak bağıra bağıra söyleyebilirimki öğretmenlerimizin kalitesi inanılmaz yüksek .
devamını gör...

bir şey yapmasan da beni baştan çıkarıyorsun. *
devamını gör...

savrularak yağan kar anlamına gelmektedir.
devamını gör...

ciğerlerinin kıymetini biliyordur. kendine yapılabilecek en kötü şeylerden birinden uzak duruyordur.
devamını gör...

uyku, aile, meşgale.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim