olay öyküsü yazmanın durum öyküsü yazmaktan daha zor olması
durum öyküsü* kişilerle ve içsel dünyayla alakalıyken olay öyküsü* adından da anlaşılacağı üzere olaylar zincirine bağlıdır. ortaya insanları heyecanlandıran, meraklandıran tutarlı bir hikaye atmak, iç dünyayı anlatmaktan çok daha zor bana kalırsa. herhangi bir kişi olarak güzel bir durum öyküsü yazabilirim ama olay öyküsü için ciddi çabalamam gerekir, çoğu insanda da bu böyledir. olay öyküsü yazarlarına çok saygı duyuyorum efendim.
bir dakika.. sanki bu konuyu başkalarıyla daha önce tartışmış gibi hissettim hem de küçükken. deja vu oldum, ilginç. gerçekten tartıştım mı acaba?
bir dakika.. sanki bu konuyu başkalarıyla daha önce tartışmış gibi hissettim hem de küçükken. deja vu oldum, ilginç. gerçekten tartıştım mı acaba?
devamını gör...
müslüman olmayanların kötü olması
hiç de bilem.
devamını gör...
yakın arkadaştan bir anda soğutan şeyler
ortak arkadaşımızın yaşadığı bir şeyi kendi başına gelmiş gibi anlatmıştı. ben utandım o utanmadı.
devamını gör...
rakıyla sevilen favori üç meze
arnavut ciğeri, özenli bir şekilde yapılmış olacak, özellikle zarının sıyrılmış olması ve kızartıldığı yağın ayçiçek yağı olmaması şart.
ananas, ne kadar taze kesilmiş o kadar iyi. ortasında ki o sert tabaka alınıp o şekilde yenmeli ki tadına doyum olmasın.
ve en önemlisi bir çift güzel göz. böyle iri iri, kocaman iki kiraz misali. baktıkça daha bir için gidecek, kapılacaksın.
ananas, ne kadar taze kesilmiş o kadar iyi. ortasında ki o sert tabaka alınıp o şekilde yenmeli ki tadına doyum olmasın.
ve en önemlisi bir çift güzel göz. böyle iri iri, kocaman iki kiraz misali. baktıkça daha bir için gidecek, kapılacaksın.
devamını gör...
nutuk okumamış türk genci
das kapital'i okumayan komünist-sosyalist
kur'an'ı okumayan müslüman olabiliyorsa
nutuk'u okumayan da atatürkçü olabilir kanımca.
mesela henüz ben de okumadım tam. ama birçok okuyandan daha iyi tahlilini yapabilecek gruptayımdır kanımca. zira dönüşüm'ü okuyup böcek hikayesi sanan bir toplumuz epistemik okuma konusunda.
kur'an'ı okumayan müslüman olabiliyorsa
nutuk'u okumayan da atatürkçü olabilir kanımca.
mesela henüz ben de okumadım tam. ama birçok okuyandan daha iyi tahlilini yapabilecek gruptayımdır kanımca. zira dönüşüm'ü okuyup böcek hikayesi sanan bir toplumuz epistemik okuma konusunda.
devamını gör...
ptt
posta ve kargo işleri için herhangi bir diğer kargo şirketinin, telefon işleri için herhangi bir diğer operatörün, banka işlemleri için herhangi bir diğer bankanın ve diğer bilimum alanda da olası herhangi bir muadilinin tercih edilmesinin kullanıcılarının yararına olacağı, hizmet kalitesizliğinde eşsiz kuruluş.
bir firmanın elini attığı istisnasız her iş falso olur mu? olur.
geçen biri twitter'da yazmıştı ya, "bana ptt'den bir şey yollayacak olan varsa, hangi şehirdeyseniz ben gelip elden alayım" diye. hatta tam olarak şu. görüyorum ve arttırıyorum: bana ptt'den bir şey yollayacak olan varsa direkt yollamasın. kendi kendine ayaklanıp gelme ihtimali daha yüksek çünkü.
bir firmanın elini attığı istisnasız her iş falso olur mu? olur.
geçen biri twitter'da yazmıştı ya, "bana ptt'den bir şey yollayacak olan varsa, hangi şehirdeyseniz ben gelip elden alayım" diye. hatta tam olarak şu. görüyorum ve arttırıyorum: bana ptt'den bir şey yollayacak olan varsa direkt yollamasın. kendi kendine ayaklanıp gelme ihtimali daha yüksek çünkü.
devamını gör...
barbarları beklerken (john maxwell coetzee)
mevzu barbarları beklemek değil. mevzu barbar olarak nitelenenlerin gerçek barbarların yüzüne yüzüne onların barbarlıklarını haykırması. sorun ırkçılık, dincilik, ayrımcılık vesaire de değil. sorun insanoğlunun ta kendisi. hastalıklı zihinlerden çıkan tüm bu iğdiş edilmiş fikirlere meyletmesi. meylederken de üzerine düşünmemesi. zaten yaşanan onca yıkım, onca acı, dökülen onca gözyaşının sebebi bu. insan hastalıklı fikirler atlası gibi bir yaratık. hemen hemen her türlü hastalıklı düşünceyi coğrafi keşifler misali kendi beyninde keşfeder ve evraka evraka diyerek ortalıkta koşuşturmaya başlar. onu gören diğer deli danalar da onun peşi sıra koşturur ve bingo. alın size nur topu gibi yeni bir hastalıklı düşünce. savaşlar, katliamlar, haksızlıklar, toplumsal kutuplaşmalar ve daha nicesi peşi sıra gelir.
işte böyle hastalıklı bir uygulama biçimi üzerine düşündürüyor coetzee... evet hikaye bilindik, çokça kez filmlere ve hikayelere konu oldu lakin, içsel yolculuklar ve sorgulamalar anlamında değerli bir kitaptır. apartheid dönemini anlatır ama sadece anlatmakla kalmaz üzerine yığınla sorgulanacak mevzu bırakır. misal yargıcın soruları üzerine uzun uzadıya düşünmek gerekir. ama tabi bunu derinlemesine yapmak gerekir ki, kendi cevaplarınız sizi tatmin edebilsin. yoksa üzerinden usulca geçtiğiniz zaman hiç bir anlamı kalmaz. bir bakmışsınız deli danalar sirkinin gösteri maymunu oluvermişsiniz. adalet kavramını şöyle bir masaya yatırırsınız bu kitabı okurken, hatta otopsisini yaparsınız. nasıl ve ne şekilde öldüğü konusundaki bulgularınız sizin barbarları bekleyip beklemediğinizi, hangi barbar olduğunuzu, daha önemlisi, barbarın ne olduğunu kavramanıza yol açar. elbette bu tek kitaplık bir yolculuk ya da tek kitapla halledilebilecek bir mevzu değil. bu kitap sadece bir kilometre taşıdır ve okunmasında fayda vardır. naçizane okuyunuz okutunuz.
işte böyle hastalıklı bir uygulama biçimi üzerine düşündürüyor coetzee... evet hikaye bilindik, çokça kez filmlere ve hikayelere konu oldu lakin, içsel yolculuklar ve sorgulamalar anlamında değerli bir kitaptır. apartheid dönemini anlatır ama sadece anlatmakla kalmaz üzerine yığınla sorgulanacak mevzu bırakır. misal yargıcın soruları üzerine uzun uzadıya düşünmek gerekir. ama tabi bunu derinlemesine yapmak gerekir ki, kendi cevaplarınız sizi tatmin edebilsin. yoksa üzerinden usulca geçtiğiniz zaman hiç bir anlamı kalmaz. bir bakmışsınız deli danalar sirkinin gösteri maymunu oluvermişsiniz. adalet kavramını şöyle bir masaya yatırırsınız bu kitabı okurken, hatta otopsisini yaparsınız. nasıl ve ne şekilde öldüğü konusundaki bulgularınız sizin barbarları bekleyip beklemediğinizi, hangi barbar olduğunuzu, daha önemlisi, barbarın ne olduğunu kavramanıza yol açar. elbette bu tek kitaplık bir yolculuk ya da tek kitapla halledilebilecek bir mevzu değil. bu kitap sadece bir kilometre taşıdır ve okunmasında fayda vardır. naçizane okuyunuz okutunuz.
devamını gör...
nazın geçtiği insanlar
hayata bakışa göre, yaşla artabilen insanlardır.
geçilmeyen insanlardır.
kimseye o insanları ile gelmeyin.
geçilmeyen insanlardır.
kimseye o insanları ile gelmeyin.
devamını gör...
#pkkyaktı
turizmin uyuşturucu kaçırmaktan daha fazla kazandırmayacağına inandığımdan, inanmayacağım iddiadır. neticede örgüt oraya otel dikmedikten sonra, niye yaksın değil mi?
ha, uyuşturucu kaçıran büyük babalardan bir tanesi, çeşitli yol ve bağlantılarla örgüte taşere etmiş olamaz mı, olabilir elbet. olabilir de; hayatımda duyduğum en saçma eylem olurdu o halde. yani orman yakarak ne elde edebilir örgüt, bilemedim...
dikilecek oteller için, izlemede kalınız...
sonradan gelen edit: iktidar bulmuş kolayını valla... pkk yaptı diyor, alıyor tüm gazı. gerçek sorumlunun, suçlunun peşine düşmüyor hiç kimse... ben demiyorum pkk ya da başka bağlantısı yapmadı... olabilir, taşere edilmiştir, karşılığında uyuşturucu ticaretinden pay verilmiştir, ne bileyim olmuştur bir şeyler... lakin soruyorum kardeşim size, sorumlusu kim? gerçek suçlu kim? geçtiğimiz sene, söndürme uçaklarının pilotlarını, teknisyenlerini işten atan kim? koca devlet yahu, yangın söndürmeye nasıl muktedir olmaz. 1 tane söndürme uçağı mı bizim ülkemizin ciğerlerini teminat altında tutan?
boş konuşuyorsunuz, boş...
adana'da niye çıkmış yangın... otel yapmazsa toplu konut yapar, dün sığınan mülteciyi yerleştirir, 2 sene sonra vatandaşlık verir, oy kullandırır...
güç delisi iktidar, gerek görürse savaş çıkarır savaş, koltuk uğruna (!) orman mı yakmayacak....
hepiniz pembe bakıyorsunuz. terör eylemlerinden devletlerin de, hatta teröre maruz kalan iktidarların da beslendiğini görün ulan artık...
ha, uyuşturucu kaçıran büyük babalardan bir tanesi, çeşitli yol ve bağlantılarla örgüte taşere etmiş olamaz mı, olabilir elbet. olabilir de; hayatımda duyduğum en saçma eylem olurdu o halde. yani orman yakarak ne elde edebilir örgüt, bilemedim...
dikilecek oteller için, izlemede kalınız...
sonradan gelen edit: iktidar bulmuş kolayını valla... pkk yaptı diyor, alıyor tüm gazı. gerçek sorumlunun, suçlunun peşine düşmüyor hiç kimse... ben demiyorum pkk ya da başka bağlantısı yapmadı... olabilir, taşere edilmiştir, karşılığında uyuşturucu ticaretinden pay verilmiştir, ne bileyim olmuştur bir şeyler... lakin soruyorum kardeşim size, sorumlusu kim? gerçek suçlu kim? geçtiğimiz sene, söndürme uçaklarının pilotlarını, teknisyenlerini işten atan kim? koca devlet yahu, yangın söndürmeye nasıl muktedir olmaz. 1 tane söndürme uçağı mı bizim ülkemizin ciğerlerini teminat altında tutan?
boş konuşuyorsunuz, boş...
adana'da niye çıkmış yangın... otel yapmazsa toplu konut yapar, dün sığınan mülteciyi yerleştirir, 2 sene sonra vatandaşlık verir, oy kullandırır...
güç delisi iktidar, gerek görürse savaş çıkarır savaş, koltuk uğruna (!) orman mı yakmayacak....
hepiniz pembe bakıyorsunuz. terör eylemlerinden devletlerin de, hatta teröre maruz kalan iktidarların da beslendiğini görün ulan artık...
devamını gör...
ingilizce öğretmeni
her zaman hamile ve uzun deri çizmeli olanlardır. ama iyi insanlardır.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
mutluluk yaşanmaz, hatırlanır.
devamını gör...
ironi tekniği
ironi, en basit tabiri ile söylenenin tam tersini kast etmek olarak kullanılan sözcüktür.
edebi türlerde bu sözcüğün kullanımı ise biraz daha farklı bir boyut kazanır.
ironi, postmodernist anlayışla yazılan metinlerde kullanılan bir metinler arasılık tekniğidir.
yazar kimi zaman gülünç ve eğlendirici eser ortaya koymak için kimi zaman da örnek alınan metnin içerik özelliklerini, kurgu tekniklerini alaya almak için bu tekniğe başvurur.
yani yazar, ironi tekniği ile metnin bir yazar tarafından kaleme alındığını okura hissettirir ve bunu bilinçli bir şekilde yapar. (postmodernizmden önceki akımlarda bir metinde yazarın varlığının sezilmesi teknik açıdan bir kusur olarak görülmektedir.) aynı zamanda bu teknik ile yazılan metinlerde karakterlerin birer kurgu olduğu da okura belli edilir. metnin de diğer metinlerin yeniden yazımının olduğu anlatılmaya çalışılır.
hemen aşağıya adalet ağaoğlu'nun 'sen ey kutsal ışık' kitabından tekniğin kullanıldığı bir bölümü iliştireyim.
"bu masal çok yeni uydurulmuş bir masal olduğu için pek çok kimse bilmiyor. masalı yeni duyanlar da onu başkalarına anlatmaya kalktıklarında ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. birçok yerine de yeni bölümler uyduruyorlar. bir kez uydurmaya başlayınca ise - şimdi olduğu gibi- uydurdukça uyduruyorlar."
edebi türlerde bu sözcüğün kullanımı ise biraz daha farklı bir boyut kazanır.
ironi, postmodernist anlayışla yazılan metinlerde kullanılan bir metinler arasılık tekniğidir.
yazar kimi zaman gülünç ve eğlendirici eser ortaya koymak için kimi zaman da örnek alınan metnin içerik özelliklerini, kurgu tekniklerini alaya almak için bu tekniğe başvurur.
yani yazar, ironi tekniği ile metnin bir yazar tarafından kaleme alındığını okura hissettirir ve bunu bilinçli bir şekilde yapar. (postmodernizmden önceki akımlarda bir metinde yazarın varlığının sezilmesi teknik açıdan bir kusur olarak görülmektedir.) aynı zamanda bu teknik ile yazılan metinlerde karakterlerin birer kurgu olduğu da okura belli edilir. metnin de diğer metinlerin yeniden yazımının olduğu anlatılmaya çalışılır.
hemen aşağıya adalet ağaoğlu'nun 'sen ey kutsal ışık' kitabından tekniğin kullanıldığı bir bölümü iliştireyim.
"bu masal çok yeni uydurulmuş bir masal olduğu için pek çok kimse bilmiyor. masalı yeni duyanlar da onu başkalarına anlatmaya kalktıklarında ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar. birçok yerine de yeni bölümler uyduruyorlar. bir kez uydurmaya başlayınca ise - şimdi olduğu gibi- uydurdukça uyduruyorlar."
devamını gör...
kanada
mezun olunca sosyal hizmet uzmanı olarak gitmek istediğim ülkedir.
bilgisi olan yazarlar iletişime geçerse müteşekkir olurum.
edit: daha önce buraya kanada engelli göçmen kabul etmiyormuş yazmıştım ama durum öyle değilmiş arkadaşlar. gidebiliyormuşuz. değerli bir yazar arkadaş uyardı sağolsun.
bilgisi olan yazarlar iletişime geçerse müteşekkir olurum.
edit: daha önce buraya kanada engelli göçmen kabul etmiyormuş yazmıştım ama durum öyle değilmiş arkadaşlar. gidebiliyormuşuz. değerli bir yazar arkadaş uyardı sağolsun.
devamını gör...
felsefe
insanoğlunun hiçbir zaman ulaşamayacağı bilgeliğe ulaşma çabasıdır.
devamını gör...
çalıntı tanım girmek
bünyesinde bir sürü e-kitap paylaşıldığı iddia edilen link ve web sayfası yönlendirmesi bulunan bir mecrada yapılması gayet normaldir. adam emek hırsızlığı yapıyor ya da buna ortak oluyor ses çıkmıyor tanım çalmış çok mu?
ayrıca selçukspordan maç izleyen, hdfilmcehenneminden film izleyen, torrente takla attıran, bilgisayarında yüklü uygulamaların hemen hepsi crackli olan, pdfarsivim ve türevi sitelerden telif hakkına konu kitapların pdfsini kovalayan insanların * "aaa bak bu tanımı şu web sayfasından çalmışlar" demesi de tuhaf.
şikayet et butonu ile ilgili linki de vererek moderasyona iletirsin iş biter. herkesin görebileceği şekilde insanları ifşa edip, "hırsızlık"la itham etmek bana pek sağlıklı gelmiyor.
ayrıca selçukspordan maç izleyen, hdfilmcehenneminden film izleyen, torrente takla attıran, bilgisayarında yüklü uygulamaların hemen hepsi crackli olan, pdfarsivim ve türevi sitelerden telif hakkına konu kitapların pdfsini kovalayan insanların * "aaa bak bu tanımı şu web sayfasından çalmışlar" demesi de tuhaf.
şikayet et butonu ile ilgili linki de vererek moderasyona iletirsin iş biter. herkesin görebileceği şekilde insanları ifşa edip, "hırsızlık"la itham etmek bana pek sağlıklı gelmiyor.
devamını gör...
john stuart mill
aynı zamanda kadınların oy kullanmasına yönelik kanun teklifi sunan ilk milletvekilidir. john stuart mill (1806-1873), kapitalizmin önde gelen savunucularından birisiyken son dönemlerinde fikirleri sosyalist düşünceye kaymıştır.
devamını gör...
eşkıya dünyaya hükümdar olmaz
atv'nin yeni sezonda yayınlamayacağı mafya dizisi.
senaryosunu, oyunculuklarını vs. bilemem. kimileri silahlardan ve çatışma sahnelerinden dolayı diziyi yadırgayabilir, anlarım... ancak atv için bu karar bir yıkımdır. altı sezondur yayınlanmasına rağmen hala reytinglerde tepeye oynayan, tv izleyicisini uzun soluklu ekrana bağlayan bir diziden bahsediyoruz. türkiye'de beş sezonun üstünde yayınlanıp izleyiciyi bu denli ekrana bağlayan dizi sayısı azdır. ek olarak edho, tahmin edileceği üzere youtube yerine televizyonda tercih ediliyor. yani dizi, reklamları izleyen, her yayın günü çayını, kahvesini, meyvesini alıp televizyonun başına kurulan ve gece 12 buçuğa kadar kanalı değiştirmeyen bir izleyici kitlesi barındırıyor. diziyi illaki youtube'dan izleyenler de vardır ancak genel izleyici portresi, hafta boyu edho ile alakalı tek kare takip etmeyip yayın gününde televizyonun başına kurulan bir kitle. günümüz televizyoncularının youtube ve dijital platformlar karşısında uğradığı hezimeti de düşünürsek, edho ulusal bir kanal için bulunmaz nimet.
atv'nin diziyi yayından kaldırmasının iki sebebi olabilir:
1 - oyuncu maaşlarının çok yüksek olması: edho, maliyetli bir dizi değil. tarihi diziler gibi herhangi bir platforma, ya da bilim kurgu dizileri gibi video efektlerine ihtiyaç duymuyor. olup olabilecek en büyük efekt, silahlardan çıkan ateşleme efekti ya da bomba/patlama efekti. bunların haricinde efekt ya da prodüksiyon olarak ağır masraflar istemiyor. ancak yapım şirketinin ya da kanalın belini kırabilecek bir alternatif var: oyuncu maaşları! türkiye'de özellikle mafya dizilerinin oyuncuları, gerçek mafya babası gibi muamele görüyor ve izleyici tarafından hürmet görüyor. mesela ilyas karakterini canlandıran ozan akbaba... kuzey güney dizisinde dakika başı kıvanç tatlıtuğ'dan dayak yiyen bir karakteri canlandırırken hiç de göz önünde değildi ve tahminimce cüzi bir ücret alıyordu. ancak bugün, sokağa çıktığında sanki bir mafya ailesinin lideriymişçesine ilgi ve hürmet görüyor.
2 - siyasi sebepler
özellikle sedat peker mevzularının patlamasının ardından, dizi pek çok insan için (dolaylı olarak da kanal için) bambaşka bir anlam ihtiva etmeye başladı. dizi bu sebeple de, büyük yerlerden gelen emirler doğrultusunda yayından kaldırılmış olabilir.
ben bir kanal sahibi olsaydım edho'nun kendi kanalımda yayınlanması için elimden geleni yapardım. izleyici kitlesinin youtube'a ve netflix gibi dijital platformlara kaydığı şu günlerde, 200 bölüm boyunca reytingde tepeye oynamış, deli gibi reklam geliri olan ve pek de masraflı olmayan bir diziden bahsediyoruz. belki yayınlanır, belki yayınlanmaz bilemem. ancak yayınlanmadığı takdirde pek çok kişi üzülecek ve atv'yi boykot bile edecek.
senaryosunu, oyunculuklarını vs. bilemem. kimileri silahlardan ve çatışma sahnelerinden dolayı diziyi yadırgayabilir, anlarım... ancak atv için bu karar bir yıkımdır. altı sezondur yayınlanmasına rağmen hala reytinglerde tepeye oynayan, tv izleyicisini uzun soluklu ekrana bağlayan bir diziden bahsediyoruz. türkiye'de beş sezonun üstünde yayınlanıp izleyiciyi bu denli ekrana bağlayan dizi sayısı azdır. ek olarak edho, tahmin edileceği üzere youtube yerine televizyonda tercih ediliyor. yani dizi, reklamları izleyen, her yayın günü çayını, kahvesini, meyvesini alıp televizyonun başına kurulan ve gece 12 buçuğa kadar kanalı değiştirmeyen bir izleyici kitlesi barındırıyor. diziyi illaki youtube'dan izleyenler de vardır ancak genel izleyici portresi, hafta boyu edho ile alakalı tek kare takip etmeyip yayın gününde televizyonun başına kurulan bir kitle. günümüz televizyoncularının youtube ve dijital platformlar karşısında uğradığı hezimeti de düşünürsek, edho ulusal bir kanal için bulunmaz nimet.
atv'nin diziyi yayından kaldırmasının iki sebebi olabilir:
1 - oyuncu maaşlarının çok yüksek olması: edho, maliyetli bir dizi değil. tarihi diziler gibi herhangi bir platforma, ya da bilim kurgu dizileri gibi video efektlerine ihtiyaç duymuyor. olup olabilecek en büyük efekt, silahlardan çıkan ateşleme efekti ya da bomba/patlama efekti. bunların haricinde efekt ya da prodüksiyon olarak ağır masraflar istemiyor. ancak yapım şirketinin ya da kanalın belini kırabilecek bir alternatif var: oyuncu maaşları! türkiye'de özellikle mafya dizilerinin oyuncuları, gerçek mafya babası gibi muamele görüyor ve izleyici tarafından hürmet görüyor. mesela ilyas karakterini canlandıran ozan akbaba... kuzey güney dizisinde dakika başı kıvanç tatlıtuğ'dan dayak yiyen bir karakteri canlandırırken hiç de göz önünde değildi ve tahminimce cüzi bir ücret alıyordu. ancak bugün, sokağa çıktığında sanki bir mafya ailesinin lideriymişçesine ilgi ve hürmet görüyor.
2 - siyasi sebepler
özellikle sedat peker mevzularının patlamasının ardından, dizi pek çok insan için (dolaylı olarak da kanal için) bambaşka bir anlam ihtiva etmeye başladı. dizi bu sebeple de, büyük yerlerden gelen emirler doğrultusunda yayından kaldırılmış olabilir.
ben bir kanal sahibi olsaydım edho'nun kendi kanalımda yayınlanması için elimden geleni yapardım. izleyici kitlesinin youtube'a ve netflix gibi dijital platformlara kaydığı şu günlerde, 200 bölüm boyunca reytingde tepeye oynamış, deli gibi reklam geliri olan ve pek de masraflı olmayan bir diziden bahsediyoruz. belki yayınlanır, belki yayınlanmaz bilemem. ancak yayınlanmadığı takdirde pek çok kişi üzülecek ve atv'yi boykot bile edecek.
devamını gör...
öd tengri aysar kişi oglı kop ölgeli törümiş
bilge kağanın, kardeşi kül tigin'in ölümü üzerine söylediği sözdür. köktürk anıtlarında geçer.
zaman tanrısı buyurur, insanoğlu hep ölmek için türemiş şeklinde çevrilebilir.
zaman tanrısı buyurur, insanoğlu hep ölmek için türemiş şeklinde çevrilebilir.
devamını gör...
nuruosmaniye camii
osmanlı barok tarzının bir örneğidir. iki padişah döneminde tamamlandığı için bu ismi taşır. 18.yüzyıla ait olan bu eserin giriş kısmından kubbesine kadar kendine has bir havası vardır.
devamını gör...
sigara içen insanları sevmemek
sigara kullanan, özellikle de sigara kullanan yurdum insanını sevmemek, vermiş oldukları rahatsızlıktan habersizce yaşadıkları için, ve bencillikleri yüzünden öfke ve kin gütmektir.
bu hususta hassasiyet sahibiyiz belki arkadaşım. o sigaranın kokusundan nefret ediyorumdur. olamaz mı?
günde 5-10 dal sigara içeni anlarım. ama dudak tiryakiliğini, canı sıkıldıkça sigara yakanı anlamam. kafasını oracıkta masaya geçiririm. b*k için arkadaşım. benim bulunduğum ortamda sigara içecek delikanlının ızdırabına girişirim.
yolda sigara dumanını yüzüme yüzüme üfleyen biri olmasın. hiç çekinmem vallahi çirkinleşirim.
iradesi zayıf, bağımlı, rezil tiplere saygı duymuyorum. hepsinin canı cehenneme. ağızları da b*ktan farksız kokuyor zaten...
ekleme: günde beş on sigara içenler alınmasın. sözüm paket paket sigara içen manyaklaradır.
bu hususta hassasiyet sahibiyiz belki arkadaşım. o sigaranın kokusundan nefret ediyorumdur. olamaz mı?
günde 5-10 dal sigara içeni anlarım. ama dudak tiryakiliğini, canı sıkıldıkça sigara yakanı anlamam. kafasını oracıkta masaya geçiririm. b*k için arkadaşım. benim bulunduğum ortamda sigara içecek delikanlının ızdırabına girişirim.
yolda sigara dumanını yüzüme yüzüme üfleyen biri olmasın. hiç çekinmem vallahi çirkinleşirim.
iradesi zayıf, bağımlı, rezil tiplere saygı duymuyorum. hepsinin canı cehenneme. ağızları da b*ktan farksız kokuyor zaten...
ekleme: günde beş on sigara içenler alınmasın. sözüm paket paket sigara içen manyaklaradır.
devamını gör...