benim üstümde bir yazar olmadığına göre, cümle kurmayı size bırakıyorum.

t: yazarların, bir üstündeki yazarın mahlasını kuracağı cümle içinde yazmak/kullanmak.
devamını gör...

modernizm'in önemli temsilcilerinden polon asıllı ingiliz yazar joseph conrad tarafından yazılmış olan roman. xix. yüzyılın ikinci yarısında, fransa'nın en ünlü liman kentlerinden biri olan marsilya'da geçer ana hikaye. la terza guerra carlista döneminde madrid dükü carlo maria di borbone-spagna'yı destekleyen karakter etrafında dönen ana hikaye, olayların da merkezinde olan gizemli ve belirsiz bir anlatıcı tarafından aktarılır. conrad'ın pek çok hikaye, öykü ve romanında -emperyalizm'e eleştiriler sunduğu heart of darkness, pişmanlığın insan üzerine etkisini muhteşem bir betimleme ile aktardığı lord jim, yarı-otobiyografik bir öykü olan ve marlow'un adının ilk kez resmi olarak geçtiği youth ve flora de barral gibi muhteşem bir karaktere sahip olan chance- olan okuyucunun karşısına çıkardığı yinelenen bir karakter olan denizci charles marlow, the arrow of gold'un belirsiz anlatıcısı olmaya çok uygun olsa da -ki düşünce biçimleri çok benzerdir- kesinliği çok belirsiz. bana kalırsa conrad yalnızca eski karakterlerine alışıldık bir bağlılık gösterdiğinden ötürü istemsizce bu belirsiz anlatıcı marlow'un izlerini taşıyordu ama marlow değildi. conrad'ın kendine has karmaşık bir sadeliğin* ürünü olan üslubu, bazen olaydan koparacak kadar abartılı olan betimlemeleri ile -ki bu yine de conrad'a özgü bir güzelliktir- gerçek anlamda okunması gerekenler listesinden başı çeken conrad eserlerinden biri. conrad'ın isimsiz lord için i. arbelaiz kontu tirso de olazábal'dan esinlenildiği de söylenmekte.


"it was a kind of deaf-and-dumb house. the black-and-white hall was empty and everything was perfectly still. blunt himself had no doubt gone away with his mother in the brougham, but as to the others, the dancing girls, therese, or anybody else that its walls may have contained, they might have been all murdering each other in perfect assurance that the house would not betray them by indulging in any unseemly murmurs. i emitted a low whistle which didn’t seem to travel in that peculiar atmosphere more than two feet away from my lips, but all the same rose came tripping down the stairs at once. with just a nod to my whisper: “take a fiacre,” she glided out and i shut the door noiselessly behind her." p.139

"i felt suddenly extremely exhausted, absolutely overcome with fatigue since i had moved; as if to sit on that pompeiian chair had been a task almost beyond human strength, a sort of labour that must end in collapse. i fought against it for a moment and then my resistance gave way. not all at once but as if yielding to an irresistible pressure (for i was not conscious of any irresistible attraction) i found myself with my head resting, with a weight i felt must be crushing, on doña rita’s shoulder which yet did not give way, did not flinch at all. a faint scent of violets filled the tragic emptiness of my head and it seemed impossible to me that i should not cry from sheer weakness. but i remained dry-eyed. i only felt myself slipping lower and lower and i caught her round the waist clinging to her not from any intention but purely by instinct. all that time she hadn’t stirred. there was only the slight movement of her breathing that showed her to be alive; and with closed eyes i imagined her to be lost in thought, removed by an incredible meditation while i clung to her, to an immense distance from the earth. the distance must have been immense because the silence was so perfect, the feeling as if of eternal stillness. i had a distinct impression of being in contact with an infinity that had the slightest possible rise and fall, was pervaded by a warm, delicate scent of violets and through which came a hand from somewhere to rest lightly on my head. presently my ear caught the faint and regular pulsation of her heart, firm and quick, infinitely touching in its persistent mystery, disclosing itself into my very ear—and my felicity became complete. ıt was a dreamlike state combined with a dreamlike sense of insecurity." p.156

devamını gör...

ben şahsen bu kadının tam olarak freudiyen manada açıklanması gereken ciddi cinsel ve psikolojik sorunları olduğuna inanıyorum. davranışları hakkaten çok histerik. sadece para kazanmakla açıklanamaz.
devamını gör...

en sevdiğim fotoğraf kent müzesinin merdivenlerinde çekmiştim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kapanma yüzünden doğum günüm tam olarak böyle geçecek.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hmm peki nude atıyor musun..

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

judas priest grubunun 1980 tarihli british steel albümünden son derece basit bir ana riffe sahip olmasına rağmen (bazılarınca) gelmiş geçmiş en iyi heavy metal şarkılarından biri olarak kabul edilen gaz şarkısıdır. "kanunu çiğnemek" demektir.

sözlerinde sıradan bir hayat yaşayan, hayatı gün geçtikçe sıkıcı bir hal alan ve her şeyden bıkan, işsiz birinin artık "kanunu çiğnemesini" anlatır. şarkının sözlerini de yazan frontman rob halford sözleri yazarken 1979 da ingiltere' de iktidara gelen margaret thatcher hükümetinin icraatlarından hoşlanmadığı için bu sözleri yazdığını belirtir. demir lady iktidara geldiğinde ülkenin ağır sanayisinin olduğu orta kesimlerinde patronlar, işçiler ile çatışma halindedirler ve fabrika kapatmaktan bahsetmektedirler. işsizlik artmaktadır ve daha da kötüsü, milyonlarca gencin işlerin düzeleceğinden pekte bir umudu yoktur, halford, "sözleri yazarken kendimi onlardan birinin yerine koymaya çalıştım. " demiş.

bu kadar güzel ve özel bir şarkının maalesef klibi iğrenç ötesidir. dio' nun holy diver' ın klibi ile yarışır. böyle taş gibi şarkılara böyle klipler yapılması, üstelikte rob halford ve dio' nun bu klipleri kabul etmesi nasıl bir kafa anlayamadım.

not: benim için bu şarkının en güzel yanı; bu şarkı her çaldığında tam şuradan itibaren "air drum" yapmamdır (01:47-02:00 arası).
devamını gör...

yangınla tek başına mücadele etmeye çalışan halkın, hükümetin propagandasını yapan ve hükümeti aklamak-yalamak adına "hisarönü yangını söndürüldü" diye yalan haber yapan muhabirin "hisarönü'ne kurtuldu demişsiniz dün, yalan haber veriyorsunuz gidin buradan" denilerek dövülmesi ve kovulması durumudur. yapanların ellerine sağlık. en azından kalemlerini ve kendilerini satmamayı, yarın bir gün iktidar el değiştirdiğinde neler olacağını görmüş olurlar.

buradan
devamını gör...

kul emrah'a ait erzurum türküsüdür.

hangi ara yine bu kadar sardım yine bu türkülere bilmiyorum ama fena ya, çok fena.
bir de bu alışık türkü formatından bir tık ilerde, daha bir başka.


"tutam yar elinden tutam
çıkam dağlara dağlara
olam bir yareli bülbül
inem bağlara bağlara

birin bilir birin bilmez
bu dünya kimseye kalmaz
yar ismini desem olmaz
düşer dillere dillere

emrah eydür bu günümdür
arşa çıkan tütünümdür
yare gidecek günümdür
düşem yollara yollara"



cengiz özkan / spotify

/ harbiden, kaç kilometre lan bir ankara? /
devamını gör...




"başkaları gitmiş olur gidince,
bir sen yakınsın uzakta kalınca..."
devamını gör...

yılbaşından sonra serpilen suya kadar burnumuzdan getirecekleri için mantıksız, temelsiz ve yandaş açıklamadır.
devamını gör...

denemişliğimiz var evet ama hayattayız iste.

yaşamaktan nasibini alamayıp ölümü düşünmüş, istemiş, uygulamış yazarlardir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kişiye pek bir kazanç sağlamayacak işlerin peşinden gitmek, gerçekçi olmayan hedefler peşinde koşmak gibi anlamlara gelen ifade.

pumalar avlarını kovalarken, avın çeşidine göre, onu kaybederken harcayacakları enerjiyi ayarlarlar. bu da onların avlanırken aklını etkili bir şekilde kullanan hayvanlar olduğunu gösterir. eğer aptalca davranan bir puma görseydik, bunun tam tersini yapıyor olurdu. işte bu nedenle bu tabir bu şekilde isimlendirilmiş.
devamını gör...

üniversitede tarih bölümü okuduğum için olmayan mesleğimdir. daha bebeyim ben.
devamını gör...

her şekilde her kafaya hitap eden iki kafadar. hasan adil böyle sanki edi ile büdü gibiler.* yolunuzu temasızlığa döşedik koşun yardırın gelin!
devamını gör...

je m'appelle kelimesinin anlamını biliyorum.
devamını gör...

geliyorlar...

kaynak için sizi buraya alalım.

2013 yılında rock'n coke'ta izlemek nasip olmuştu, beklediğimden daha iyi bir sahne performansları vardı, umarım bu konsere de gitmek nasip olur diye iç geçiriyorum ama zor, çok zor hem de.

zira, konser biletleri bizim korkunç ekonomimizden dolayı 500-600 lirayı bulur gibime geliyor, o zaman da asıl soru ister istemez beynimizde yankılanacak; "o kadar paraya değer mi?"

zamanında, özellikle 2009-14 zaman diliminde birçok festivale çok uygun fiyatlarla katıldığımdan dolayı bana bu çok yüksek bir miktar olarak gözüküyor, şahsen bence değmez, 600 liraya george harrison ve john lennon'u diriltip beatles'ı tekrar birleştirip getirseler dahi vermem lakin verebilecek arkadaşlar olursa şimdiden iyi izlemeler.
devamını gör...

ülke siyaseti
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim