çok güzel sevdiği halde sevilmeyen insan
dostlar maalesef ki her sevilen kalp karşısındakini sevemiyor. unuttuğunuz bir şey var. siz karşınızdakini çok güzel severken karşınızdaki de başkasını kendi içerisinde güzel seviyor olabilir. he bunun dışında da birçok sebep olabilir. binlerce sebeple farklı kombinasyonlar yaratabilirim size. ama maalesef ki ne kadar güzel severseniz sevin, toprağı siz değilseniz ne yaparsanız yapın, karşınızdaki kişiye çiçek açtıramazsınız.
devamını gör...
şöyle koyayım böyle koyayım
lütfen yeni bir bkz olsun.bir gelenek olsun.
edit: sanırım başardık
edit: sanırım başardık
devamını gör...
bir kişiye hem sabah güneşi hem de akşam güneşi vuruyorsa o kişi nedir sorunsalı
dünyalıdır.
devamını gör...
dan dan
bir modern sabahlar * jingle'ı sayesinde haberdar olduğum şarkı, son derece ilginç bir aranjman.
söz konusu jingle şurada:
söz konusu jingle şurada:
devamını gör...
mum çiçeği
mum çiçeği, apocynaceae familyasından hoya cinsinden ılıman bölgelerde saksı çiçeği olarak yetiştirilen bir bitkidir. her bir çiçeği beş köşeli olan mum çiçeğinin açtığı anda ortaya çıkan muhteşem görüntü insanı hayran bırakır.
çiçeklerinin balmumundan yapılmış görüntüye sahip olmasından dolayı bu ismi almıştır. çiçekleri ufacık olmasına rağmen muhteşem kokusu tüm odayı sarıp huzur verir. çiçeklerinden akan balımsı maddenin tadı ise enfestir.
çiçeklerinin balmumundan yapılmış görüntüye sahip olmasından dolayı bu ismi almıştır. çiçekleri ufacık olmasına rağmen muhteşem kokusu tüm odayı sarıp huzur verir. çiçeklerinden akan balımsı maddenin tadı ise enfestir.
devamını gör...
çalışmak
asla eğlence demek değildir. çalışmak kelimesinin fransızca "travail" ve ispanyolca "trabajo" sözcüklerinin etimolojisine baktığımız zaman latince* "işkence etmek veya acı vermek" ten geldiğini görürüz.
kaynak: yedi ucuz şey üzerinden dünya tarihi, raj patel, sayfa: 101
kaynak: yedi ucuz şey üzerinden dünya tarihi, raj patel, sayfa: 101
devamını gör...
sahafta tanışılan kişiyle evlenmek
kiminin dünyanın en sıkıcı işi dediği şey, kimilerinin hayali. hayat çok garip değil mi ya?
arada tanımı da yapmışım. bu gurur hepimizin.
arada tanımı da yapmışım. bu gurur hepimizin.
devamını gör...
normal sözlük'teki en iyi nick
(bkz: ickiliydibilmemne)
devamını gör...
hasan ali yücel'in atatürk'ün ardından yazdığı yazı
ilkeleri ve kendisine sevgi ve saygıyla bağlı olduğu atatürk'ün defnedilmesinin ardından kaleme aldığı efsane yazıdır.
bkz:
kendime söylüyorum
biliyor musun, bu ağaçtan kolunu tutarak taşıdığın tabutun içinde kim var? o insan mı? olamaz. o bir cihandı. fezalara sığmamalıydı; nasıl bir soğuk mahfazanın içinde durabiliyor? oraya niçin girdi, nasıl girdi? biliyor musun? bilemezsin! anlayamazsın. sen bu muammayı çözemezsin! önüne bak, işine bak. taşı, o cihanı bu tabutun içinde belleyerek taşı.
sen onu daima kendi arzularına göre yürür ve yaşar görmüştün. şimdi o, hareketlerini sizin iradelerinize bırakmıştır. istediğiniz yere koyup dilediğiniz yere kaldırıyorsunuz. mukavemet etmiyor, hayır demiyor. kendini size terk etmiş gibidir. niçin? niçin bu hür, hareketlerine sahip insan, hürriyetinden ve iradesinden vazgeçmiştir? zihnini yorma; halledemezsin. taşı, senin götürmek istediğin yer, şimdi o’nun gitmek istediği yerdir. gözlerinin nemini kurutmadan, bol bol göz yaşı dökerek o’nu taşımak, vazifendir. o kadar! sen onu yap ve başka şey sorma!..
taşı!..
taşı o’nu… bir cihan götürüyorsun. cihanlar yaratan bir insan götürüyorsun. korkma, ezilmezsin. o, kendini ezilmeden taşıtmak için sana kendi kudretinden vermiştir. başka şey düşünme. dikkat et, bu tabutun içindeki varlığında da o seni taşıyor. sen kendini taşıyor gibisin. karanlık meçhullere dalma. ellerinin üstünde en büyük hakikati götürüyorsun. o’na bütün katılığı, bütün acılığıyla dokunmaktasın. buna mazhariyet her zaman mümkün olmaz. kadrini bil. başını önüne eğ. gözlerinin yaşını silmeyi düşünmeden o’nu taşı! taşı, omuzlar üstünde en büyük hakikati taşımaktasın. sen de bir yanından tut ve taşı!…
bırakma zaman dar; çünkü hayat kısadır. bu kısa mesafelere sonsuzluğu sığdırabilmek, herkese müyesser olmaz. taşı, omzunda bir nâmütenahilik olduğunu bilerek taşı. asırlar götürüyorsun. bu ağırlık ondan. asırlar ve asırlar, o’nda bir hayat olmuştu; o’nun yarım asrı birkaç yıl geçebilmiş ömrüne sığınmıştı. gaflet etme; bir tarih taşıyorsun. istikbal olmuş bir mazi götürüyorsun. maziyi istikbale naklediyorsun. taşı; yükün ağır, fakat paha biçilmez bir kıymettedir. taşı; o’nu taşıyarak sen de tarih oluyorsun. bunu bilerek taşı!….
yer nemli, gök nemli, gözlerin nemli. bu ıslak hava içinde kaskatı ve kupkuru bir şey taşımaktasın. üzülme. maddenin ve ruhun bu çiseleyen yaşlarıyla o katılık yumuşuyor. o kuruluk yavaş yavaş yok oluyor. hissetmiyor musun, taşıdığın cansız şeye yepyeni, başka bir hayat gelmektedir. ve onun için değil midir ki o’nu taşırken bu hayat sana da sirayet ederek o aziz yükün altında dipdirisin. canlısınız; taşınan da, taşıyan da. ölüm artık siliniyor. fanilik beka ile omuz omuza… bu kadar yakınlık içerisinde o’nu hayatta hissetmiyor musun? taşı; bir ölü değil, bir diri taşıyorsun. hayatın kendini taşıyorsun. taşı. o’nu taşıyarak yaşayacaksın. yaşadıkça o’nu taşıyacaksın. taşı, taşı!….
hasan âli yücel
bkz:
kendime söylüyorum
biliyor musun, bu ağaçtan kolunu tutarak taşıdığın tabutun içinde kim var? o insan mı? olamaz. o bir cihandı. fezalara sığmamalıydı; nasıl bir soğuk mahfazanın içinde durabiliyor? oraya niçin girdi, nasıl girdi? biliyor musun? bilemezsin! anlayamazsın. sen bu muammayı çözemezsin! önüne bak, işine bak. taşı, o cihanı bu tabutun içinde belleyerek taşı.
sen onu daima kendi arzularına göre yürür ve yaşar görmüştün. şimdi o, hareketlerini sizin iradelerinize bırakmıştır. istediğiniz yere koyup dilediğiniz yere kaldırıyorsunuz. mukavemet etmiyor, hayır demiyor. kendini size terk etmiş gibidir. niçin? niçin bu hür, hareketlerine sahip insan, hürriyetinden ve iradesinden vazgeçmiştir? zihnini yorma; halledemezsin. taşı, senin götürmek istediğin yer, şimdi o’nun gitmek istediği yerdir. gözlerinin nemini kurutmadan, bol bol göz yaşı dökerek o’nu taşımak, vazifendir. o kadar! sen onu yap ve başka şey sorma!..
taşı!..
taşı o’nu… bir cihan götürüyorsun. cihanlar yaratan bir insan götürüyorsun. korkma, ezilmezsin. o, kendini ezilmeden taşıtmak için sana kendi kudretinden vermiştir. başka şey düşünme. dikkat et, bu tabutun içindeki varlığında da o seni taşıyor. sen kendini taşıyor gibisin. karanlık meçhullere dalma. ellerinin üstünde en büyük hakikati götürüyorsun. o’na bütün katılığı, bütün acılığıyla dokunmaktasın. buna mazhariyet her zaman mümkün olmaz. kadrini bil. başını önüne eğ. gözlerinin yaşını silmeyi düşünmeden o’nu taşı! taşı, omuzlar üstünde en büyük hakikati taşımaktasın. sen de bir yanından tut ve taşı!…
bırakma zaman dar; çünkü hayat kısadır. bu kısa mesafelere sonsuzluğu sığdırabilmek, herkese müyesser olmaz. taşı, omzunda bir nâmütenahilik olduğunu bilerek taşı. asırlar götürüyorsun. bu ağırlık ondan. asırlar ve asırlar, o’nda bir hayat olmuştu; o’nun yarım asrı birkaç yıl geçebilmiş ömrüne sığınmıştı. gaflet etme; bir tarih taşıyorsun. istikbal olmuş bir mazi götürüyorsun. maziyi istikbale naklediyorsun. taşı; yükün ağır, fakat paha biçilmez bir kıymettedir. taşı; o’nu taşıyarak sen de tarih oluyorsun. bunu bilerek taşı!….
yer nemli, gök nemli, gözlerin nemli. bu ıslak hava içinde kaskatı ve kupkuru bir şey taşımaktasın. üzülme. maddenin ve ruhun bu çiseleyen yaşlarıyla o katılık yumuşuyor. o kuruluk yavaş yavaş yok oluyor. hissetmiyor musun, taşıdığın cansız şeye yepyeni, başka bir hayat gelmektedir. ve onun için değil midir ki o’nu taşırken bu hayat sana da sirayet ederek o aziz yükün altında dipdirisin. canlısınız; taşınan da, taşıyan da. ölüm artık siliniyor. fanilik beka ile omuz omuza… bu kadar yakınlık içerisinde o’nu hayatta hissetmiyor musun? taşı; bir ölü değil, bir diri taşıyorsun. hayatın kendini taşıyorsun. taşı. o’nu taşıyarak yaşayacaksın. yaşadıkça o’nu taşıyacaksın. taşı, taşı!….
hasan âli yücel
devamını gör...
o ölünce asla üzülmem dediğiniz kişiler
bu cümleyi kimse için kurmadım henüz. insan ilişkilerinin diğer her şeyden daha önemli olduğunu düşünüyorum. ne ölümüne üzülürüm, ne dirisine uğrarım.
devamını gör...
1.80 boyundaki türk erkeği
ortalamanın 174 olduğunu düşünürsek halâ uzun boydur.
ayrıca genelde 180 diyen 180 değildir ya 179 ya da 181’dir.
not: bu boyda erkek diye konuşan kadınların babaları sandalye bacağı kadar, kendileri de sandalye bacakları arasındaki kiriş kadar olurlar genelde. ondandır böyle konuşmaları.
ayrıca genelde 180 diyen 180 değildir ya 179 ya da 181’dir.
not: bu boyda erkek diye konuşan kadınların babaları sandalye bacağı kadar, kendileri de sandalye bacakları arasındaki kiriş kadar olurlar genelde. ondandır böyle konuşmaları.
devamını gör...
fahrenheit 451
son özel basımında kitabı okuyabilmeniz için sayfayı yakmanız gerekiyor. ateşi sayfanın üzerinde gezdirdikçe cümleler ortaya çıkıyor.
devamını gör...
iletişim kurmanın önündeki engeller
önyargı.
devamını gör...
coğrafya kader midir sorunsalı
kesinlikle kaderdir demek istediğim başlıktır.
hatta aile de kaderdir. hakan günday daha kitabında insan kaçakçısı bir adamın oğlunu anlatıyordu. o kitabı okuduktan sonra coğrafyanın da ailenin de kader ve keder olduğunu anladım.
hatta aile de kaderdir. hakan günday daha kitabında insan kaçakçısı bir adamın oğlunu anlatıyordu. o kitabı okuduktan sonra coğrafyanın da ailenin de kader ve keder olduğunu anladım.
devamını gör...
film indirme sitesi
bunu söylemek acı veriyor ama (bkz: hayırlı forumlar).
devamını gör...
şehirlerarası otobüs molaları namaz vaktine göre ayarlanmalı
show amaçlıdır.zırhlı mercedesle gezip milyonları götüren güruh gene yolunda. seferi kabul ediliyorsunuz zaten canım neyin peşindesin. bazı insanlar var kimseye göstermeden ibadetini yapıyor ne güzel dimi. bunları toplumsal yaşama norm olarak getirmek saçma üstü saçma. bende tahin helvasına inanıyorum yemeyin ozaman.
devamını gör...
mandalina kabuğu
doğramak stres için bire birdir.*
devamını gör...
yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi
yiidim aslanım.
devamını gör...

