kendinle aran nasıl sorunsalı
bugün iyiyiz. bir mutluluk var hanımefendinin üzerinde. insanlara gerektiğinden fazla değer vermemeyi öğrenmeye başladık sonunda.* bu mutluluk çok sürer mi? sanmam. ama olsun be sözlük. gece çok güzel değil mi?
devamını gör...
tin tin tini mini hanım
başlığı düz okuma şansınız yok. ister istemez melodisiyle okunuyor.
devamını gör...
12 ocak 2021 brezilya'nın açıkladığı çin aşısı etkinlik değeri
fahrettin'e an itibarı ile sorulacak olan soru;
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hayatımdan çıkan insanların bana bıraktığı anıları çok özlüyorum. şu anda bulunduğum yerden ve tanıştığım insanlardan o kadar nefret ediyorum ki bu nefret beni akıl sağlığımı korumak için geçmişte yaşamaya itiyor. gidenler beni unutmuştur belki ama ben pek çoğunu günaşırı anıyor ve hatırlıyorum. en çok da o'nu özlüyor ve unutamıyorum. bazen kendime ne olacaksa olsun dünyaya bir kere geleceksin yaz gitsin diyorum ama bunun sonucunda gelebilecek olan bir üzüntüyü kaldıramayacağımı biliyorum. terazide mutluluğun getirisi çok büyük ama üzüntünün ağırlığı katbekat fazla, göze alamıyorum.
devamını gör...
doğum gününü kutlayan herkesi instagram hikayesinde paylaşan insanlar
doğum günü olduğunu farkettiğim insanların hikayelerine 2 gün bakmıyorum. zira bı bakmaya başlarsam 1 saat sürecek diye korkuyorum.
devamını gör...
kaos çıkmasın diye seviştiğin yazarı belli etmemek
neyse ki öyle bi derdimiz yok. biz günde 234454 entry giren yazarlar olarak özel mesajda fingirdemek yerine akışı akıtmayı tercih ediyoruz. açık ve net, evet.
devamını gör...
güne bir şiir bırak
tut yüreğimden ustam
ustam
aklım firarda.
göz bebeklerimde müebbet hüzün,
dilimde ay kesiği bir yara,
düşüm kırık dökük,
umudumun boynu bükük,
bir öksüzün omuzlarında sûkût.
yüreğim sana emanet sıkı tut.
tut ki; kancık pusulara düşmesin.
bir hain kurşunu gelip deşmesin.
ustam,
ne zaman o senin bildiğin zaman,
ne sevda gördüğün masallardaki.
eskiden, eskiden
halı tezgahında dokunurdu aşklar,
nakış nakış, körpe kız ellerinde.
mendillere yazılırdı isimler,
yüreklere kazılırdı gizlice.
sevdalılar asil ve de yürekli
sevdalar, kavgalar iki kişilik.
oysa şimdi;
çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
meşru sevdalardan,
gayrî meşru acılar doğuyor kundaklara,
günahkar gecelerden.
beni herkes sevdaya asi sanır,
oysa aşk, beni nerde görse tanır,
hasret tanır,
zulüm tanır,
ölüm tanır,
yüzüm yüzümden utanır. *
yorgunum ustam;
ne katıksız somun isterim senden,
ne bir tas su,
ne taş yastıkta bir gece uykusu.
var gücünle asıl sûkûnetime,
çığlığım kopsun,
uzat ellerini güneşe dokun,
uyandır uykusundan,
tut yüreğimden ustam tut,
tut beni, sür güne…
tut beni, sür güne…
devamını gör...
avukat arkadaşlar yardım
henüz avukat değilim ama elimden geldiğince sorularınızı cevaplayabilirim.*)
devamını gör...
imbolc
1 şubat'da yer alan baharın gelişi kutlamalarına verilen ad. neopaganlar için olan dini anlam ve önemine ve yaygın olan çeşitli ritüellere değineceğim.
imbolc adını irlanda bölgesinin kelt dilindeki oimelc kelimesinden alır, bu da koyun sütü demektir. bağlantılı olarak, kış sonunda yeni doğan koyunların beslendiği zamanlardan hemen önce gelir bu.
en basitinden, imbolc'un en temel noktası: şubat geldiğinde, çoğumuz karlı, soğuk mevsimden bıkmış oluruz. imbolc bize baharın geldiğini, kışın kısa bir süre sonra ortadan kaybolacağını hatırlatır. güneş biraz daha açık olur, etrafımızdaki dünya biraz daha sıcaklaşır ve toprağın altında hayat parlamaya başlar. yani bu öncelikli olarak da doğurganlığın kutlanışıdır. imbolc arınma, ilham bulma ve iyileşme vaktidir.
(bkz: paganizm) yalnızca şemsiye bir terim olduğundan, bu gün farklı pagan geleneklerinde farklı şekillerde kutlanabilir, bazı insanlar brighid'e, onun ateş ve doğurganlık tanrıçası olması gibi yönlerine odaklanırlar. diğerleri ritüellerini daha çok mevsim döngülerine ve tarımsal öğelere adarlar.
altar. geleneksel olarak ve yaygın olarak, bir imbolc altarında kırmızı, beyaz ve yeşil renklerde öğeler bulunur. beyaz ve kırmızı brighid ile bağdaştırılır, beyaz karın, kırmızı da yükselen güneşin rengidir. ayrıca bazı gelenekler için kırmızı hayatın kaynağı olarak görülen kan ile bağlantılıdır. yeşil ise brighid'in yeşil örtüsünü ya da toprağın altında büyüyen hayatı simgeleyebilir. genellikle beyaz bir altar örtüsü kullanılır, üzerine bir parça kırmızı örtü uzatılır, mumlar da yeşil olur. mevsime uygun çiçekler de altarda yer alabilir, isteğe bağlı olarak bir pentacle, bir brighid biblosu ve tütsüler eşliğinde.
ritüeller. öncelikle ve en çok ilham alınan ritüellerden birisi, yedi mum ritüelidir. mumlardan birisi aile ocaklarının saflaştırıcı sıcaklığını, başka birisi hayatındaki negatif ve pozitif şeyler arasında bulunan bariyeri simgeler. bir diğeri bilgeliğin ve ilhamın büyüsünü, aşk hayatımıza girdiğinde kalbimizde yanan ışığı temsil eder. geri kalanlar kış gittiğinde hayatımıza giren ışık ve sıcaklığı simgeler. ritüele başlamadan önce, ritüele odaklanarak saflaştırıcı bir duş alınır, duş sırasında saflaşma konsepti üzerinde meditasyon yapılır. bunun ardından eğer kişinin geleneği bunu gerektiriyorsa uygun ritüel kıyafetleri giyilir ve ritüele başlanır. tekrardan kişinin geleneği gerektiriyorsa koruyucu ve arındırıcı çember uygulanır ve altarın üzerindeki yedi mumdan ilki yakılır. ilk mum yandığı gibi, bu veya benzeri bir söz söylenir: "şimdi karanlık olsa da, ben ışığı aramaya geldim. kışın soğukluğunda, ben hayatı aramaya geldim." ikinci mum yakılır ve bu sözler söylenir: "karı eriten ve aile ocağını ısıtan ateşi çağırıyorum. ışığı getiren ve yeni hayat yaratan ateşi çağırıyorum. beni saflaştırması için ateşi çağırıyorum." üçüncü mum yakılır: "ışık, negatif ve pozitif arasındaki bir sınırdır. dışarıda olan, dışarıda kalmalıdır. içeride olan, içeride kalmalıdır." dördüncü mum yakılır ve ilk mumda söylenenler tekrarlanır. beşinci mum yakılır: "ateş gibi, aşk ve ışık daima büyüyecektir. ateş gibi, ilham ve bilgelik daima büyüyecektir." altıncı mum yakılır ve birincide söylenen şeyler tekrarlanır. final olarak, yedinci mum yakılır. yedinci mum yakılırken, yedi mumun bir olmak üzere birleştiği gözde canlandırılır. bir araya gelen ışıklar büyüdükçe, onlardan çıkan temizleyici parlama görülür. "aile ocağının ateşi, güneşin yangını, beni parlayan ışığında koru. senin parlaklığında yıkandım ve bu gece temizlenip saflaştırıldım." bir süre beklenilir ve mumların ışığına odaklı meditasyon yapılır. arınma, ilham bulma ve iyileşme olarak günün önemi hakkında düşünülür. bir şeyden zarar gördüğümü mü düşünüyorsun? hayatında eksiklik, isteksizlik mi var? hayatının belirli yönlerinden rahatsız mısın? bu noktada ışığı büyüyen ve seni saran bir enerji olarak canlandır, zarar görmüş bulunan her yanını arındırıyor ve sana yaratıcılık kıvılcımlarını veriyor.
imbolc adını irlanda bölgesinin kelt dilindeki oimelc kelimesinden alır, bu da koyun sütü demektir. bağlantılı olarak, kış sonunda yeni doğan koyunların beslendiği zamanlardan hemen önce gelir bu.
en basitinden, imbolc'un en temel noktası: şubat geldiğinde, çoğumuz karlı, soğuk mevsimden bıkmış oluruz. imbolc bize baharın geldiğini, kışın kısa bir süre sonra ortadan kaybolacağını hatırlatır. güneş biraz daha açık olur, etrafımızdaki dünya biraz daha sıcaklaşır ve toprağın altında hayat parlamaya başlar. yani bu öncelikli olarak da doğurganlığın kutlanışıdır. imbolc arınma, ilham bulma ve iyileşme vaktidir.
(bkz: paganizm) yalnızca şemsiye bir terim olduğundan, bu gün farklı pagan geleneklerinde farklı şekillerde kutlanabilir, bazı insanlar brighid'e, onun ateş ve doğurganlık tanrıçası olması gibi yönlerine odaklanırlar. diğerleri ritüellerini daha çok mevsim döngülerine ve tarımsal öğelere adarlar.
altar. geleneksel olarak ve yaygın olarak, bir imbolc altarında kırmızı, beyaz ve yeşil renklerde öğeler bulunur. beyaz ve kırmızı brighid ile bağdaştırılır, beyaz karın, kırmızı da yükselen güneşin rengidir. ayrıca bazı gelenekler için kırmızı hayatın kaynağı olarak görülen kan ile bağlantılıdır. yeşil ise brighid'in yeşil örtüsünü ya da toprağın altında büyüyen hayatı simgeleyebilir. genellikle beyaz bir altar örtüsü kullanılır, üzerine bir parça kırmızı örtü uzatılır, mumlar da yeşil olur. mevsime uygun çiçekler de altarda yer alabilir, isteğe bağlı olarak bir pentacle, bir brighid biblosu ve tütsüler eşliğinde.
ritüeller. öncelikle ve en çok ilham alınan ritüellerden birisi, yedi mum ritüelidir. mumlardan birisi aile ocaklarının saflaştırıcı sıcaklığını, başka birisi hayatındaki negatif ve pozitif şeyler arasında bulunan bariyeri simgeler. bir diğeri bilgeliğin ve ilhamın büyüsünü, aşk hayatımıza girdiğinde kalbimizde yanan ışığı temsil eder. geri kalanlar kış gittiğinde hayatımıza giren ışık ve sıcaklığı simgeler. ritüele başlamadan önce, ritüele odaklanarak saflaştırıcı bir duş alınır, duş sırasında saflaşma konsepti üzerinde meditasyon yapılır. bunun ardından eğer kişinin geleneği bunu gerektiriyorsa uygun ritüel kıyafetleri giyilir ve ritüele başlanır. tekrardan kişinin geleneği gerektiriyorsa koruyucu ve arındırıcı çember uygulanır ve altarın üzerindeki yedi mumdan ilki yakılır. ilk mum yandığı gibi, bu veya benzeri bir söz söylenir: "şimdi karanlık olsa da, ben ışığı aramaya geldim. kışın soğukluğunda, ben hayatı aramaya geldim." ikinci mum yakılır ve bu sözler söylenir: "karı eriten ve aile ocağını ısıtan ateşi çağırıyorum. ışığı getiren ve yeni hayat yaratan ateşi çağırıyorum. beni saflaştırması için ateşi çağırıyorum." üçüncü mum yakılır: "ışık, negatif ve pozitif arasındaki bir sınırdır. dışarıda olan, dışarıda kalmalıdır. içeride olan, içeride kalmalıdır." dördüncü mum yakılır ve ilk mumda söylenenler tekrarlanır. beşinci mum yakılır: "ateş gibi, aşk ve ışık daima büyüyecektir. ateş gibi, ilham ve bilgelik daima büyüyecektir." altıncı mum yakılır ve birincide söylenen şeyler tekrarlanır. final olarak, yedinci mum yakılır. yedinci mum yakılırken, yedi mumun bir olmak üzere birleştiği gözde canlandırılır. bir araya gelen ışıklar büyüdükçe, onlardan çıkan temizleyici parlama görülür. "aile ocağının ateşi, güneşin yangını, beni parlayan ışığında koru. senin parlaklığında yıkandım ve bu gece temizlenip saflaştırıldım." bir süre beklenilir ve mumların ışığına odaklı meditasyon yapılır. arınma, ilham bulma ve iyileşme olarak günün önemi hakkında düşünülür. bir şeyden zarar gördüğümü mü düşünüyorsun? hayatında eksiklik, isteksizlik mi var? hayatının belirli yönlerinden rahatsız mısın? bu noktada ışığı büyüyen ve seni saran bir enerji olarak canlandır, zarar görmüş bulunan her yanını arındırıyor ve sana yaratıcılık kıvılcımlarını veriyor.
devamını gör...
yaşadıklarına tepki olarak oturup çay içmek
ülke olarak neden fazla çay tükettiğimizin sebeplerinden biri bence de.
devamını gör...
kant ahlakı
duygular ve eğilimler, ahlaki kararlarda temel olamayacağını vurgulamıştır.
devamını gör...
bir filmde başrol olsanız ne olurdu sorunsalı
güzin abla. ama mahrem sorular, ahlaksız sorular istemeyeninden.
devamını gör...
camdaki kız
televizyonda denk geldiğim doktor (bkz: gülseren budayıcıoğlu)'nun "camdaki kız" adlı eserinden uyarlanmış dizi. ama ne dizi. cimrisinden,obsesifin, despotundan şımarık zengin çocuğunun kısacası bir sürü psikopatın toplandığı dizi. bir de masum kızımız var tabii adı nalan. dizi nalan, ve koroğlu ailesi etrafında dönüyor. nalan anneannesi ve dedesini anne babası bilerek büyüyen bir kız çocuğu. anneannesi kızını kaybettikten sonra delirip bu kızcağıza yaşatmadığını bırakmıyor. düşünün ki bekaretini kaybetmesin diye hergün korse giydirip korseyi mühürlüyor. insan izlerken bu nasıl bir psikopatlık ulan demekten kendini alamıyor. babası da annesinin aksine çok naif ve kızına çok düşkün, anlayışlı bir baba. neyse kızımız 20li yaşlarına kadar delirmemeyi başarıyor mimar oluyor ama annesinden çok korkuyor. koroğlu ailesinin yanında çalışmaya başlıyor. koroğlu ailesi de kızın ailesinden beter. adam aşırı cimri,o kadar zenginliğin içinde kahvaltıya zeytinleri sayılı koyduruyor, bunları kontrol etmesi için çalışanı bile var, onu da yetimhaneden almış. karısı bu cimriliğe dayanamıyor gizlice kıyafetler alıyor bodrumda saklıyor giyememesine rağmen. bir de ailenin selen, muzo ve sedat adında üç çocuğu var. selen ailenin akıllı kalabilen tek insanı, bir de vasıfsız bir kocası var. muzonun ise nasıl bir problemi var çözemedim, odasından çok nadir çıkıyor sedat ise tam şımarık zengin çocuğu. cana adında evli bir kadınla ilişkisi var. bunu öğrenen ailesi sedatın ayıbını kapatıp evlendirmek istiyorlar. selen de nalanı görüp "evet aradığım namuslu temiz kız bu" edasıyla yapışıyor nalana. sanki kızın yaşadıkları yetmemiş gibi,bir de bu manyak ailenin içine düşüyor. saf kızımız bir de aşık oluyor sedata. yapma etme kızım diye ekrana sarılasınız geliyor. tam aile oğlumuz nalanla evlendi kurtulduk cana belasından derken sedat ne yapıyor dersiniz? düğün günü cana ile tuvalette ilişkiye giriyor ve annesi bunu duyuyor. seyirciye bugünlük bu kadar televizyon yeter allah belanızı versin dedirtiyor adeta. sedat beyimiz doymuyor tabii nalan kızımızın da tadına bakmak istiyor, ama nalan annesinin kendisine yaşattıkları yüzünden o kadar korkuyor ki ağlayarak kaçıyor odadan. annesinin kapısına dayanıyor annesi de kapıyı yüzüne çarpıyor, sanki sizin yüzünüze çarpmış gibi oluyorsunuz. yine allah belanızı versin demekten başka çare kalmıyor.
devamını gör...
yazarların cahil oldukları konular
devamını gör...
erkeklerin güzel göründüğünü sandığı şeyler
saçlarını peaky blinders style yapmaları. olmuyor ağalar kardeşler, biz birer cillian murphy değiliz maalesef.*
devamını gör...
şiir alıntıları
devamını gör...


