bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız?
devamını gör...

bu harika yayını ve enerjiyi kaçırsam üzülürmüşüm. neyden mahrum kaldığımı bilmesem dahi üzülürmüşüm, öyle güzelsiniz. böyle yayın olur mu? aaa, onlar nasıl güzel kahkahalar!
devamını gör...

ucuz olan herhangi bir şeyi düşünmem uzun zaman aldi. oyumu çikolatadan yana kullanıyorum.
devamını gör...

erkekler zannediyor ki kız hangi konuda yetenekliyse kendini tamamen onun için kullanacak. mantı yapmayı biliyorum da bunun bir erkeği ilgilendirmediği gerçeğini ne zaman anlayacaksınız acaba çok üzülüyorum size. mantı yiyebilmek için bile başkasına ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz yazık...
devamını gör...

toplumun ahlakına zarar vermiyorlar, toplum zaten ahlaksız.
devamını gör...

evin duvarlarını incelemek,odaları keşfetmek, evdekileri daha yakından tanımak daha daha nasılsınız tadında ilerlemeyi düşünüyorum.
devamını gör...

tam olarak neden yapıldığını merak ettiğim bir harekettir! sözlük ile forum farkını bilmeyen insanların rahatça yaptığı ve artık altında kötü niyet aradığım türden bu anketlerde gerçekten merak ettiğim tek şey, bunu bilmek senin ne işine yarayacak?
ben bir iş görüşmesine gittiğimde bana bilmediğim bir soru sorulduğu zaman "bilmiyorum" diyorum yazarlarımızdan bazıları da başlık açmayı, sözlük ile forum arasındaki farkı bilmiyorlarsa başlık açmasınlar.
devamını gör...

-biten şampuanın içine su koyup kullanmaya devam etmek
devamını gör...

aslında çok sebep vardır.
devamını gör...

“onu bir görseniz sanırsınız o bir deniz yanılırsınız, o benim, güneş sistemim” diye başlayan son feci bisiklet grubunun şarkıları hem eğlenceli hem de düşündürücüdür. grubun gökbilim ile ilgili şarkıları akla hemen mars’ı getirir. insanoğlunun uzay yolculuğunda en merak ettiği gezegen hiç şüphesiz ki mars'tır. evrende bulunan çok farklı özelliklere sahip gezegenlerden biridir kafa sözlük’teki son feci mars nickli yazar gibi.
çizimleri güzel, tanımları bilgi dolu, hem güldüren hem de düşündüren yazılar yazan takip edilesi bir yazar. “ilim bil, irfan bil, söz bil, usul bil, üslup bil, adap bil!” felsefesi ile yazdığı kaliteli tanımları ile beğenileri toplar son feci mars.
devamını gör...

(bkz: kuzum)
devamını gör...

(bkz: organize suç örgütü)

son günlerde gündem olan bu söz öbeğini ister istemez çoğumuz yanlış kullanıyoruz. organize sözcüğü, dilimizde yabancı bir sözcüktür ve bu sözcüğün türkçe karşılığı örgütlenmiş anlamına gelir. yani örgütlenmiş suç örgütü denilemez. doğru kullanımı sadece suç örgütü olmalıdır.
devamını gör...

blade runner gibi sapına kadar bilim-kurgu özellikleri taşıyan, ancak sin city kadar karanlık, insanı düşünmeye iten, dönüp dolaşıp "insan" ve "ruh" kavramının üzerinden çıkarımlar yapan harika bir yapım... hayatınızın merkezinde, sizi yöneten neler var hiç düşündünüz mü? dark city bambaşka yaklaşıyor bu olaya..

rufus sewell. william hurt. jennifer connelly, 24 ve lost boys'dan tanıdığımız kiefer sutherland...

karşınızda alex proyas denilen deha'nın yönettiği, dark city.

dark city hakkında ne düşünüyorum...

en başta bu filme saygı duyuyorum.. zira film, amerikan film endüstrisinin hoşuna gidecek ve hayvanlar gibi para kazandıracak şekilde klişe de yapılabilirdi. işlenen konu bok edilmeye çok ama çok müsait bir çizgide..

kesinlikle kolaya kaçılmamış. binlerce kez aynılarını dinlediğimiz diyalog satırları yerine sadece seyirciyi düşünmeye iten diyaloglarla bezenmiş.

bu film, yaşadığımız ve "gerçeklik" olarak addettiğimiz şeyi irdelemek konusunda matrix gibi bir yapıma esin kaynağı olmuştur. hem de milyonlarca kurşun, binlerce dövüş hareketi katmadan, nokia - duracell reklamları yapmadan (ki yanlış anlaşılmasın, matrix bence hiç de kötü bir yapım değildir, sadece "olmamış" diyebileceğim noktalara da sahiptir)

çağrışımlar yapmama neden oldu dark city..

hepimiz arada sırada düşünürüz, neyiz biz, amacımız ne, nereye gidiyoruz? film içten içe sadece yaşadığım hayatı, bulunduğum, nefes aldığım, acılar çektiğim, sevindiğim, seviştiğim, yani bir şekilde kendisiyle etkileşimde bulunduğum hayatı değil, bunun amacını düşünmemi sağladı.

bizi insan yapan neydi?

farklı olmamızı sağlayan şey?

hani deli gibi aradıkları ruh var ya, keşfederlerse insanı neyin insan yaptığını bulabileceklerini düşündükleri,

onun gerçekten zihnimde, hatıralarımda, tecrübelerimde mi şekillendiğini, yoksa insan olarak dünyaya gelmenin bir getirisi mi olduğunu düşündüm..

hepimiz farkedemediğimiz şeylerden bir şekilde çekiniriz ya, hayatımızın bize söylenmeyen bir amacı olabilir miydi?

belki de dark city'de bulunan "yabancı" (bilerek uzaylı kelimesini kullanmıyorum, çünkü gerçekten tam anlamıyla "yabancı" portresi çizilmiş..) teması sadece yönetmenin elinde bir enstrumandı?

bilemiyorum, belki de amerikan sinemasının yöntemlerini sorgulamaya başladım bu aralar. ancak;

eğer bugün "dark city" deyince aklımıza "ghost in the shell", "blade runner" hatta "donnie darko" gibi isimler geliyorsa,

izlemeye değerdir bu film.
devamını gör...

hayatımda tanıştığım en mükemmel insandın ve ben bunu batırdım. keşke yanlış yerde ve yanlış zamanda tanışmasaydık, sana hak ettiğin önemi veremediğim için çok özür dilerim. umarım mükemmel bir hayatın olur ve o harika enerjini hep korursun. keşke hala dost olabilseydik. seninle geçirdiğim zamanlar benim için bir altın değerinde ve bilmeni isterim ki seni asla unutmayacağım. beni ben yaptığın için sana minnetarım.
devamını gör...

bizimkiler 4 yıl nişanlı kalmışlar. sonrasında bakmışlar evlenecek para pul birikim bir türlü olmuyor, kaçmışlar. naapsınlar garipler. ben aşk çocuğuyum lan.
devamını gör...

genelde düşük kültür ve medeniyet seviyesine sahip kişilerdir. kullandıkları kelimelerin kalitesinin ses düzeyiyle ayarlanabileceğini sanırlar.
devamını gör...

yenilesi erkektirler. sempatik atletik esprili ve maceraperesttirler.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

aslında dilimizde kullanımında almanca kökenli olan "angst" yani "kaygı, endişe" iyi bir karşılayıcı olmasına rağmen, anksiyetenin türkçe'ye uygun çevrimini prof. dr. orhan öztürk, "bunaltı" olarak yapmıştır.

kliniklere başvuran birsürü hastanın veya danışanın(hangisini söylemeyi seviyorsanız) tanı kitabı dsm'ye uymayan kriterlerinin olması nedeniyle aslında "tanısız danışan" dediğimiz kimselere "anksiyete bozukluğu" deme eğiliminde oluyoruz. hepsi tam manasıyla o bilinen yaygın anksiyete bozukluğu veya panik bozukluk benzeri sempatik sinir sistemi bulgularını karşılamaz, haliyle o kişiyle kendini kıyaslar ve bende anksiyete yok bu tanı yanlış konuldu gibi düşünür. oysa ki dediğim gibi mevcut durumda "hastaya bir tanı verelim, kendini boşlukta hissetmesin" tanısı da olabilir anksiyete bozukluğu.

gelelim nedir anksiyete ve anksiyete bozukluğu. anksiyete bozukluğunda kişi, öncelikle otonom sinir sistemi nedir, sempatik-parasempatik sinir sistemi nedir bunları çok iyi bilmelidir. vücudundaki tepkiler neden kaynaklanıyor, savaş-kaç tepkisi nedir bunları iyice anlatmalıdır hekim veya psikolog. kendinde ne olduğunu bilmeyen bir insan, öz-yardımı nasıl yapabilir ki? bunu iyice oturttuktan sonra anksiyeteye neden olan düşünceleri yakalamayı ve bu düşünceler neticesinde duygu ve davranışlarındaki değişmeyi nasıl oluşturduğunu kesinlikle öğrenmelidir. çoğu hastadan şunu duyarız, "bilmiyorum işte bir anda geliyor, durdurmaya çalışıyorum durduramıyorum." oysa ki mikroskopla yaklaştırıp düşünceleri tek tek yakalayınca altındaki meseleyi anlayabiliriz.

güncel yaklaşım olarak metakognitif beceriler ilgimi çekiyor bir yandan da. anksiyetenin kişiye kazancı, anksiyete yaratan semptomlara uzun uzun odaklanma, düşünceleri hemen kabul etmeden uzaktan inceleme gibi konularda hastayla konuşulmalı ve yine psikoeğitim etraflıca yapılmalı.

anksiyetede amacımız kişiyi gamsız biri yapmak değil, var olan mizacı kökten değiştirmek çok zor bir mesele. buradaki asıl gayemiz anksiyeteyi nasıl yöneteceğini, kontrol altına alacağını bilmek. bunu bilerek tedavi yapmak, kişinin üzerindeki baskıyı da alacak, beklentiyi gerçekçi konuma sokacaktır.

herkese sağlıklı günler dilerim. anksiyete düşman değildir, bazen koruyucudur bunu da unutmamak lazım.
devamını gör...

alkol içmek zevklidir ve haramdır.
istediğini bolca yemek yasaktır ; çünkü obezite ve kalp hastalıklarına sebep olur.
sex zevklidir fakat karın dışındakilerle haramdır.
süratli araba kullanmak zevklidir fakat yasaktır.
çalıp çırpmak, rüşvet almak zevklidir fakat hem haram hemde kanunen yasaktır.

monoton günleriniz içinde ; size mutluluklar diliyorum.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim