25 ocak 2021 fenerbahçe kayserispor maçı
şükrü saraçoğlu stadyumunda saat 19.00'da başlayacak olan karşılaşmadır. maçın hakemi ise geçen yıl tüm spor camiasına "6 saniye" kuralını tekrar hatırlatmış olan alper ulusoy'dur. iki takıma da başarılar diliyor, iyi olanın kazanmasını umut ediyorum.
devamını gör...
fakirliğini tek cümleyle anlat
buna ne gerek vardı şimdi? diye sorabiliyorum.
devamını gör...
beğenileriyle mutlu eden yazar
sözlükte beğeni sınırı 3 ile sınırlı iken bazı nickaltlarında hala “ seri beğenileri ile farkettiğim” veya “ oy vermede bonkör” veya “ seri artılayan ....” gibi tanımlar görüyorum. en fazla 3 oy verebiliyorken bunun neresi seri oluyor? hani eskiden olsa anlarım, beğenide sınır yoktu. eh şimdi o da yok. seri artılama ne alaka?
beğeni için teşekkür etmek istiyorsanız mesaj kutusundan bunu yapabilirsiniz. nickaltına yazmak, yazarın tanımlarına ve emeğine karşı hoş bir davranış biçimi değil. aylar önce şu an profilinde “ kalbimizde yaşıyor” yazan bir yazar nickaltıma gelip öyle bir şeyler yazmıştı. ilk defa onunkinden rahatsız olmuştum çünkü sadece üç tanımını beğenmiştim ve o zamanlar sınırlama yoktu beğenide. bunu bile seri algılayıp oradan ego yapan bir zihniyet olduğunu düşünmüştüm. nornalde hiç takmam. beğendiğim her tanıma beğeni bırakır, oylarım. takibime aldığım yazar arkadaşlarımıda fırsat buldukça okur beğenilerimi bırakırım. bazen hiç ilgi alanım olmayan tanımlarlada karşılaşıyorum ama öyle özenle yazılmış, emek sarfedildiği her halinden belli olan tanımlarki asıl onlara beğenilerimi gururla bırakıyorum. her yazarın okunmaya değer farklı farklı tanımları var. bugüne kadar okumadan bıraktığım bir beğeni olmadı. özellikle okumaya dikkat ederim çünkü beğeni bırakmak bir nevi sanal imzadır. neye beğeni bıraktığımız önemli. “bu düşünceye katılıyorum, onaylıyorum, doğru” anlamına geliyor beğeni. siyaset hariç her konuyu okur, beğendiklerimi de oylamaktan keyif alırım. herkes yazdıkları takdir edilsin ister. nickaltına seri artılardan ziyade tanımları ve övgüye değer davranışları ile bir yazı bırakmak daha doğru olur.
beğeni için teşekkür etmek istiyorsanız mesaj kutusundan bunu yapabilirsiniz. nickaltına yazmak, yazarın tanımlarına ve emeğine karşı hoş bir davranış biçimi değil. aylar önce şu an profilinde “ kalbimizde yaşıyor” yazan bir yazar nickaltıma gelip öyle bir şeyler yazmıştı. ilk defa onunkinden rahatsız olmuştum çünkü sadece üç tanımını beğenmiştim ve o zamanlar sınırlama yoktu beğenide. bunu bile seri algılayıp oradan ego yapan bir zihniyet olduğunu düşünmüştüm. nornalde hiç takmam. beğendiğim her tanıma beğeni bırakır, oylarım. takibime aldığım yazar arkadaşlarımıda fırsat buldukça okur beğenilerimi bırakırım. bazen hiç ilgi alanım olmayan tanımlarlada karşılaşıyorum ama öyle özenle yazılmış, emek sarfedildiği her halinden belli olan tanımlarki asıl onlara beğenilerimi gururla bırakıyorum. her yazarın okunmaya değer farklı farklı tanımları var. bugüne kadar okumadan bıraktığım bir beğeni olmadı. özellikle okumaya dikkat ederim çünkü beğeni bırakmak bir nevi sanal imzadır. neye beğeni bıraktığımız önemli. “bu düşünceye katılıyorum, onaylıyorum, doğru” anlamına geliyor beğeni. siyaset hariç her konuyu okur, beğendiklerimi de oylamaktan keyif alırım. herkes yazdıkları takdir edilsin ister. nickaltına seri artılardan ziyade tanımları ve övgüye değer davranışları ile bir yazı bırakmak daha doğru olur.
devamını gör...
sezgin baran korkmaz'ın yurt dışına çıkışı operasyondan önce serbest bırakılması
t24 haberine göre; sbk holding ve yönetim kurulu başkanı sezgin baran korkmaz'a yönelik 30 aralık 2020 tarihinde başlatılan, 10 kişinin gözaltına alındığı, aralarında korkmaz'ın da bulunduğu 9 kişinin arandığı operasyonun yankıları devam ediyor.
operasyondan kısa süre önce yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ve yurt dışına giden korkmaz'ın, istanbul başsavcılığı'nın aldığı karar ve başvurulurlarla bu imkanı elde ettiği ortaya çıktı. 6 kasım'da, yargıtay'a 27 kasım'da üye seçilen istanbul başsavcısı irfan fidan henüz görevindeyken, korkmaz'ın malvarlıklarına el koyma kararı, istanbul başsavcılığı tarafından resen kaldırıldı. istanbul 7. sulh ceza hakimliği de başsavcılığın başvurusu üzerine, 17 kasım'da, korkmaz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı.
kaynak
cüneyt özdemir'in yönelttiği soruları cevaplayan sezgin baran korkmaz, basında yer alan bütün iddialara gerçeği yansıtmadığını ve 04 ocak 2021 tarihinde türkiye döneceğini beyan etti.
ilgili röportaj ; cüneyt özdemir'in sezgin baran korkmaz röportajı
operasyondan kısa süre önce yurt dışına çıkış yasağı kaldırılan ve yurt dışına giden korkmaz'ın, istanbul başsavcılığı'nın aldığı karar ve başvurulurlarla bu imkanı elde ettiği ortaya çıktı. 6 kasım'da, yargıtay'a 27 kasım'da üye seçilen istanbul başsavcısı irfan fidan henüz görevindeyken, korkmaz'ın malvarlıklarına el koyma kararı, istanbul başsavcılığı tarafından resen kaldırıldı. istanbul 7. sulh ceza hakimliği de başsavcılığın başvurusu üzerine, 17 kasım'da, korkmaz hakkındaki yurt dışına çıkış yasağını kaldırdı.
kaynak
cüneyt özdemir'in yönelttiği soruları cevaplayan sezgin baran korkmaz, basında yer alan bütün iddialara gerçeği yansıtmadığını ve 04 ocak 2021 tarihinde türkiye döneceğini beyan etti.
ilgili röportaj ; cüneyt özdemir'in sezgin baran korkmaz röportajı
devamını gör...
kürtçenin dünya üzerindeki en eski dil olduğu iddiası
kürtlerin haberi olmayan başlıktır.
devamını gör...
girolamo savonarola
piyanist ukdesi.
1452-1498 yıllarında yaşamış, 4 yıl boyunca floransa'nın yöneticiliğini yapmış olan din adamı. eğitimine tıp okuyarak başlamış ama yarıda bırakıp floransa'da din adamı olmayı seçmiş.
floransa bu dönemde sanatın ve bilimin şehri, rönesans'ın merkezi. tüm sanatçılar burada, medici ailesinin himayesinde.
vaazlarında medici ailesini, yöneticileri kötü yönetim ve yolsuzlukla suçluyor, kiliseyi eleştirip reform yapılması gerektiğini savunuyor ve bu vaazları halkın dikkatini çektikçe etrafı kalabalıklaşıyor. lorenzo de' medici bile kendisinden çekiniyor.
lorenzo'nun ölümü ve oğlu ii. piero'nun zayıf yönetimi sonucu halkın sığındığı yeni lider oluyor kendisi. medici ailesi şehirden sürülüyor ve savonarola floransa'yı ''tanrı'nın şehri'' yapabilmek için yeni bir cumhuriyet kuruyor.
ahlaksızlıkla mücadele için yeni yasalar çıkarıyor, şenlikler ve oyunlar yasaklanıyor, kıyafet reformu getiriliyor. kadınların sokakta dolaşmaması gerektiğini savunuyor, günahkarlar şehri olan floransa'nın tanrı'nın şehri olabilmesi için bu reformlara ihtiyaç olduğuna halkı ikna etmeyi de başarıyor.
savonarola'ya göre insan eliyle yaratılmış her şey şeytan eliyle yapılmış sayılır ve günahtır. bu fikirle 1497'den itibaren sanat ve bilimle ilgili tüm eserlerin toplanıp yakılması için harekete geçiyor: bonfire of the vanities. şehir merkezinde yakılan ateşlerde mücevherler, heykeller, aynalar, süslü kıyafetler, kitaplar, satranç takımları ve enstrümanlar, yani lüks olarak görülebilecek her şey yakılmaya başlanmış. halk bu din adamına o kadar bağlı ki evlerinde ne varsa getirip ateşe atıyorlar.
ludwig von langenmantel - savonarola preaching against prodigality (1879)
sanat eserleri yakılması gereken eşyaların başında geliyor ve floransa sanatın beşiği olduğu için bulmak çok zor değil. burada sandro botticelli'den bahsetmek lazım çünkü kendisi savonarola'nın sıkı takipçisi. vaazlarından etkilenerek resim yapmayı bırakıyor ve bu ateşe kendi eserlerini yakarak katkıda bulunuyor. evet botticelli. vasari ''sanatçıların hayat hikayeleri'' eserinde botticelli için şunu not düşmüş:
“botticelli savonarola’nın yandaşıydı, işte bu yüzden resmi bıraktı ve başka gelir kaynağı olmadığı için de epey sıkıntıya düştü. yine de cemaatin üyesi olarak kalmakta direterek piagnoni’ye (o zamanki adıyla “sızlananlar”) katıldı ve çalışmalarını bir yana bıraktı; dolayısıyla ihtiyarladığında o kadar yoksul düştü ki eğer lorenzo de medici, dostları ve başka değerli kimseler yeteneğinden ötürü onu sevdikleri için yardımına koşmasalardı neredeyse açlıktan ölecekti.”
neyse ki bu çılgınlık çok uzun sürmüyor. kilise aleyhine verdiği vaazlar papa'nın hoşuna gitmemiş olacak, 1497'de aforoz ediliyor ve 1498'de tutuklanması için emir veriliyor. bu arada halk da kendisine sırt çevirmeye başlıyor doğal olarak. savonarola insanları ikna edebilmek için özel güçleri olduğuna ve mucizeler yaptığına inandırmaya çalışsa da tutuklanıyor ve 1498'in mayıs ayında yakılarak idam ediliyor.
insanlık tarihinin en önemli dönemlerinden birinde, botticelli'yi bile müridi yapabilmiş, kim bilir kaç eseri yok etmiş sanat ve bilim düşmanı bir insan, kendi yaktığı ateşte yanarak yok olup gidiyor böylece.
kaynak
kaynak
1452-1498 yıllarında yaşamış, 4 yıl boyunca floransa'nın yöneticiliğini yapmış olan din adamı. eğitimine tıp okuyarak başlamış ama yarıda bırakıp floransa'da din adamı olmayı seçmiş.
floransa bu dönemde sanatın ve bilimin şehri, rönesans'ın merkezi. tüm sanatçılar burada, medici ailesinin himayesinde.
vaazlarında medici ailesini, yöneticileri kötü yönetim ve yolsuzlukla suçluyor, kiliseyi eleştirip reform yapılması gerektiğini savunuyor ve bu vaazları halkın dikkatini çektikçe etrafı kalabalıklaşıyor. lorenzo de' medici bile kendisinden çekiniyor.
lorenzo'nun ölümü ve oğlu ii. piero'nun zayıf yönetimi sonucu halkın sığındığı yeni lider oluyor kendisi. medici ailesi şehirden sürülüyor ve savonarola floransa'yı ''tanrı'nın şehri'' yapabilmek için yeni bir cumhuriyet kuruyor.
ahlaksızlıkla mücadele için yeni yasalar çıkarıyor, şenlikler ve oyunlar yasaklanıyor, kıyafet reformu getiriliyor. kadınların sokakta dolaşmaması gerektiğini savunuyor, günahkarlar şehri olan floransa'nın tanrı'nın şehri olabilmesi için bu reformlara ihtiyaç olduğuna halkı ikna etmeyi de başarıyor.
savonarola'ya göre insan eliyle yaratılmış her şey şeytan eliyle yapılmış sayılır ve günahtır. bu fikirle 1497'den itibaren sanat ve bilimle ilgili tüm eserlerin toplanıp yakılması için harekete geçiyor: bonfire of the vanities. şehir merkezinde yakılan ateşlerde mücevherler, heykeller, aynalar, süslü kıyafetler, kitaplar, satranç takımları ve enstrümanlar, yani lüks olarak görülebilecek her şey yakılmaya başlanmış. halk bu din adamına o kadar bağlı ki evlerinde ne varsa getirip ateşe atıyorlar.
sanat eserleri yakılması gereken eşyaların başında geliyor ve floransa sanatın beşiği olduğu için bulmak çok zor değil. burada sandro botticelli'den bahsetmek lazım çünkü kendisi savonarola'nın sıkı takipçisi. vaazlarından etkilenerek resim yapmayı bırakıyor ve bu ateşe kendi eserlerini yakarak katkıda bulunuyor. evet botticelli. vasari ''sanatçıların hayat hikayeleri'' eserinde botticelli için şunu not düşmüş:
“botticelli savonarola’nın yandaşıydı, işte bu yüzden resmi bıraktı ve başka gelir kaynağı olmadığı için de epey sıkıntıya düştü. yine de cemaatin üyesi olarak kalmakta direterek piagnoni’ye (o zamanki adıyla “sızlananlar”) katıldı ve çalışmalarını bir yana bıraktı; dolayısıyla ihtiyarladığında o kadar yoksul düştü ki eğer lorenzo de medici, dostları ve başka değerli kimseler yeteneğinden ötürü onu sevdikleri için yardımına koşmasalardı neredeyse açlıktan ölecekti.”
neyse ki bu çılgınlık çok uzun sürmüyor. kilise aleyhine verdiği vaazlar papa'nın hoşuna gitmemiş olacak, 1497'de aforoz ediliyor ve 1498'de tutuklanması için emir veriliyor. bu arada halk da kendisine sırt çevirmeye başlıyor doğal olarak. savonarola insanları ikna edebilmek için özel güçleri olduğuna ve mucizeler yaptığına inandırmaya çalışsa da tutuklanıyor ve 1498'in mayıs ayında yakılarak idam ediliyor.
insanlık tarihinin en önemli dönemlerinden birinde, botticelli'yi bile müridi yapabilmiş, kim bilir kaç eseri yok etmiş sanat ve bilim düşmanı bir insan, kendi yaktığı ateşte yanarak yok olup gidiyor böylece.
kaynak
kaynak
devamını gör...
bugün kendin için ne yaptın sorusu
mantı.
devamını gör...
zeytinyağının meyve suyu olması
yanlış olan önermedir. meyve suyu sıkılarak, zeytinyağı ise ekstraksiyon düzeneği ile bir nevi damıtılarak özütünün çıkarılması ile elde edilir.
devamını gör...
belki de dünya başka bir gezegenin cehennemidir
aldous huxley aforizmasi, bu günlerde okudugum gördügüm seyler beni buna inandiriyor.
devamını gör...
normal sözlük şikayet hattı
sözlük kurallarından sıkılmış yazar(lar)ın ortaya koyduğu tepki. ama gerçekten film adı gibi olmuş. hatta seri bile yapılabilir. *
mevzuya gelecek olursak kurallardan şikayetçiyiz, kendimizi baskı altında hissediyoruz ve sıkıştırılıyoruz argümanı savunuluyor. ama buna neden hangi kurallar olduğundan bahsedilmemiş. dolayısıyla hangi kuralların değişmesi gerektiği konusunda bir eleştiri yapılmamış. eleştiriyi yuvarlak cümlelerle yapmak eleştiri yapmak değil.
kendimden örnek vermem gerekirse, birkaç haftadır aktif olarak kullanıyorum sözlüğü ama kendimi hiç baskı altında hissetmedim ya da kısıtlandığım hissine kapılmadım. aklıma geleni yazdığım için bir yazar arkadaş tarafından yazarımsı ve troll olarak bile nitelendirildim ancak amacım asla trollük yapmak değil. sadece bilgim olan bir konuda bilgimi paylaşıyorum. arada eğleniyorum, fikrimi beyan ediyorum falan. ama bugüne kadar bir tane tanımım dahi silinmedi.
demem o ki kendini baskı altında hissedip özgürlüğünün kısıtlandığını düşünenler ne konuda olduğunu da söylerse mantıklı ise beraber savunalım. ama burada çok kural var diye hayıflanıyorlarsa biraz öz eleştiri yapmaları gerek sanırım.
mevzuya gelecek olursak kurallardan şikayetçiyiz, kendimizi baskı altında hissediyoruz ve sıkıştırılıyoruz argümanı savunuluyor. ama buna neden hangi kurallar olduğundan bahsedilmemiş. dolayısıyla hangi kuralların değişmesi gerektiği konusunda bir eleştiri yapılmamış. eleştiriyi yuvarlak cümlelerle yapmak eleştiri yapmak değil.
kendimden örnek vermem gerekirse, birkaç haftadır aktif olarak kullanıyorum sözlüğü ama kendimi hiç baskı altında hissetmedim ya da kısıtlandığım hissine kapılmadım. aklıma geleni yazdığım için bir yazar arkadaş tarafından yazarımsı ve troll olarak bile nitelendirildim ancak amacım asla trollük yapmak değil. sadece bilgim olan bir konuda bilgimi paylaşıyorum. arada eğleniyorum, fikrimi beyan ediyorum falan. ama bugüne kadar bir tane tanımım dahi silinmedi.
demem o ki kendini baskı altında hissedip özgürlüğünün kısıtlandığını düşünenler ne konuda olduğunu da söylerse mantıklı ise beraber savunalım. ama burada çok kural var diye hayıflanıyorlarsa biraz öz eleştiri yapmaları gerek sanırım.
devamını gör...
bir kıza onu sevdiğimizi ne zaman söylemeliyiz sorunsalı
devamını gör...
nickaltı
kendiminki dışında herkesinkinin dolu olduğunu gördüğüm kısımdır bgv.
devamını gör...
harry potter vs lord of the rings
gözüm kapalı harry potter diyorum. kendimden çok daha fazla şey var. bir insan kendini elinde yüzükle savaşırken hayal edemiyor , ama dışlanan daha gerçekçi karakterlerin oldugu bir okulda okuyabiliyor.
devamını gör...
en son kırıldığınız kişi
ne kırılması canımmmm bükülebilme özelliğim var benim..
devamını gör...
keşke yeniden başlasa denilen dizi
acun abinin kızı demiyorsa hiç başlamayacak olan dizidir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şu an ihtiyacı olan şey
anlaşılmak. tek bir bakışımızdan, ses tonumuzdan hatta susuşlarımızdan anlaşılmak.
devamını gör...
ailesiyle yaşayanların yapamayacakları şeyler
evde bile istediği kadar rahat giyinememek.
devamını gör...



