epeycesene sevdiğim değerli türk şair, yazar, manken, düşünür, pembe bir battaniye ve sosyopattır.

kendisiyle her gün düzenli olarak oyun oynarız. araya 6-7 saat koyunca yoksunluk belirtisi gösterip işi gücü bırakıp oyun oynamaya başlıyoruz. neyin kafasını yaşıyoruz onu da bilemiyorum. ne zaman kazansam arıyorum deli kadınlar gibi kahkahalar atıyorum, 4 dakika boyunca gülüyorum, olabildiğine sesli şekilde bu zaferi kutluyorum. ancak kendisi ne zaman yeniyor gibi olsa karnım ağrıyor, başım ağrıyor ya da ağzımdan kan geliyor bir dakika bahaneleri ile oyundan çıkıyorum ve ortadan kayboluyorum. saatlerce içime kapanıyorum. yenilmeye 5 gr tahammülüm varsa kendisine yenilmeye tahammülüm hiç yok. hırsımı alamayıp tartışmak için aradığım zaman telefonu "bekle teslim oluyorum" diye açıp zaferden vazgeçen bir komutandır. daha dün benimle hayvan gibi alay etti aha yenilirim bile demez, akıllı adamdır, dırdır ile uğraşmaz. lütfen abiiiii lütfen teslim olun, hadi be abbi diye yalvartabileceğini bildiği halde hiç o toplara girmez. bu nedenle pembe bir battaniyedir.

durup dururken garip garip laflar soktuğu, aynı anda iki işe birden odaklanamadığı için arayanı telefonun bir ucunda unuttuğu, basit bir yemek tarifini dinleyerek asla yapamadığı, kafası bir başka âlemde yaşadığı ve bir noktadan sonra (6-7 gün uğraşıp) sinirleri oynatıp tartışma başlattığı zaman telefonun ucundan sinsi sinsi güldüğü için sosyopattır.

pembe bir battaniyelik ve sosyopatlık arasında geçirdigi yaşamında başarılar diliyorum değerli dostuma. umarım bir gün kullandığı maddeyi hepimiz ile paylaşır çünkü herkesin bu kafaya ihtiyacı var.

hoşşa ğal.
devamını gör...

21 yaşında yazlıkta tavla turnuvası kazanmıştım. emekli amcaların korkulu rüyası olarak ün salmıştım. epey dalga geçtiler adamcağızlarla.
ertesi sene yaş sınırı koyup beni almadılar.
devamını gör...

halihazırda bulunan antibiyotiklerin etkilediği mikroorganizmaların antibiyotiklerin yanlış kullanımı sonucu mutasyon geçirerek bu ilaçlara karşı direnç sağlamalarıdır. gün geçtikçe küresel bir problem haline gelen antibiyotik direnci sadece yanlış kullanan kişiyi değil, bu bakteriyle karşılaşan neredeyse herkesi etkiler. fakat günümüzde maalesef ki antibiyotik yazmayan doktor kötü doktor sayılır, yazıldığında ise uyarılara kulak asılmadan kullanılır.
devamını gör...

türkiye' de 54 sene önce bugün seri olarak üretilmeye başlanan otomobildir. ülkemizde seri olarak üretilen ilk otomobil olarak bilinir ama 1958-61 arası nobel 200 adıyla küçük arabalar üretilmiştir.

ilk yerli araba diye de bilinir ama bu da yanlıştır çünkü şasi, motor ve şanzımanı ingiltere'den gelmekteydi.

gerçek anlamda yerli olarak tasarlanan ve üretilen ilk otomobilimiz devrim dir. ancak onda da seri üretime geçilememiştir.

anadol'un üretimine koç holding tarafından 19 aralık 1966'da başlamış, ilk kez 1 ocak 1967'de teşhir edilmiş ve 28 şubat 1967'de satışına başlanmıştır.

arabanın kaportası figerglas tır. arabanın niye saçtan değil de fiberglastan yapıldığının hikayesi ise tamamen para ile ilgilidir:

yerli otomobil üretilmesi için yapılan araştırmalarda sac karoser kalıpların üretilmesi için 50 milyon dolara yakın harcama yapmak gerektiği, her bir otomobilin kalıp maliyetinin de de 4 bin dolar civarında olduğu anlaşılır. bu da neredeyse otomobilin satılabileceği fiyatla aynı olduğu için daha önce vehbi koç' un yurtdışında bir fuarda gördüğü düşük maliyetli fiberglas malzeme de karar kılınır.

halk arasında anadolun kaportasının samandan olduğu ve eşeklerin yediği konusunda efsanelerde vardır. saçtan yapılmadığı için hasar gördüğündd tamiri kolaydır ve anadolunun en ücra köşelerinde bile tamir edilebilir.

üniversitedeyken şuanda istanbul'da akasya avm nin olduğu arazide olan eski otosan fabrikasında staj yapıyordum. o zamanlar anadol üretimi kamyonet olarak devam etmekteydi. şuanda adını tam olarak hatırlayamıyorum herhalde crf atölyesi denen bir yerde de fiberglasın hamuru yapılırdı. ne zaman o atölyenin önünden geçsek bally gibi keskin bir koku gelirdi. o zamanlar bize bu atölyede çalışanlar kanser oluyor dedikleri için bir süre sonra atölyenin önünden dahi geçmemeye başlamıştık.
devamını gör...

içip içip eski sevgiliyi aramak.
devamını gör...

fikir özgürlüğüdür. bir şeye saygı duyma zorunluluğu yok.
devamını gör...

hiç başıma gelmeyen durum ama gelse yıkılırdım herhalde. kadınlar bu konuda daha ciddi oluyor baştan belli ediyorlar. biz erkekler biraz daha maceraperestiz bu konuda.
devamını gör...

her ne kadar belli bir gerçekliği olsa da kadere mahkûmiyet anlamında kullanılmaması gereken bir önermedir. kendi coğrafyasına kaderi gibi mahkûm olanlar tarih yapamazlar, değişemezler, ilerleyemezler. değişim süpürgesi, bir zamanlar güç ve dirâyetleriyle dünya sahnesinde toz kaldıran nice esaslı aktörü, hiç farkına varmadan tarihin karanlık dehlizlerine süpürüvermiştir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sanırım hepimizin ara sıra istediği yegane şey bu. sorumlu olduğumuz, üzerimize yüklenen görevleri bir kenara bırakıp her şeyden sessizce uzaklaşmak... hayat yorduğunda, sorunların ardı arkası kesilmediğinde, üzüntülerin ve kederin dört bir yanımızı sardığında başvuracağımız kendimizi dinleme yolu... bir nevi tatildir bu yapılan, belki sorunlar bir yere gitmemiştir; ama yine de bir süreliğine sen onlardan ayrılmanın bir yolunu bulmuşsundur. uzaklaşmak, sanırım hepimizin istediği en yegane şey. özellikle de bu zamanlar.
devamını gör...

yaşamadığınız sancılar için ahkam kesmeyin bi zahmet.
devamını gör...

ben bu kadınla ilgili güzelliği, bir kaç şarkısı ve işveli bir kadın olması dışında hiçbir şey bilmezdim. armağan çağlayan'ın youtube da yaptığı hiçbir şeyi kaçırmadığımdan; az önce öğrendim hayatıyla ilgili sansasyonel gerçekleri, hastalığını ve tüm bunlarla bunca yıl tek başına küçücük bir çocuk, gencecik bir kız ve tek başına bir kadın olarak ve de en önemlisi her daim bu kadar güler yüzlü ve pozitif kalabilerek mücadele ettiğini, başa çıkabildiğini...

helal olsun, beni çok şaşırtan naif kadın.
devamını gör...

hem kendini hem söylemlerini haddinden fazla önemseyen, söylediği şeyin kendisi gibi biri tarafından söylendiği için önemsenmesi gerektiğini sadece düşünmeyip bir de dile getirmiş olan, kendini oksimoron sanan özelliksiz ve başarısız bir moronun kendini tanımlama biçimi.
devamını gör...

aramadan başlık açanlar zorla radyo programına çıkarılsın ve aramazsan arama yar şarkısını söylesin. bence çok anlamlı..
devamını gör...

ınsanların dünyasının 'küçük ' olmasının bir sonucudur.
dünyadaki gelişmelerden bihaber halkın, yapılan sıradan olaylara gösterdiği tepki, belki de geri kalmışlığın dışa vurumudur.

afrikadaki elektrik su'dan bihaber köye, elektrik götürmek gibi bir durumdur sanki.

oysa bu tür ihtiyaçların 21. yy. dünyasında artık insanlığın temel ihtiyaçları olarak görülüp, bunu yapanlar için ekstra bir puana ihtiyaç durulmamalı, bunlar asli görev olarak görülmelidir.
devamını gör...

mümkünü olmayan durum başlığı.boşuna uğraşma dostum insanların algısı kadarsın ! sen kendini memnun et kendini keşfet.
devamını gör...

bende mevcut olan ve 120 küsür kilo olmamın baş sebeplerinden biri olan lanet alışkanlıktır.

peşinizden atlılar koşturuyormuş gibi yemek yemektir.
devamını gör...

auguste comtekitabıdır.bu kitabında ;insan düşüncesini ve toplumsal gelişmeyi,teolojik,metafizik ve pozitif olmak üzere üç evrede incelemiştir.
devamını gör...

okunup üflendiyse her şekilde alınabilir.
zira onlar üflemeyi de çekmeyi de iyi bilir.
devamını gör...

amerikalı nobel ödüllü yazardır. en bilinen kitapları ses ve öfke, kırmızı yapraklar ve döşeğimde ölürken'dir.
ses ve öfke ile ilgili şöyle bir şey anlatılır yazarla ilgili. kitabı yazdıktan sonra güvendiği birkaç arkadaşına okutup anlaşılır olup olmadığını sormuş, anlaşılır olduğunu duyunca yeniden yazmıştır. rivayet de olabilir ama gerçekliği daha mümkün.
(bkz: ses ve öfke (kitap))
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim