'insan özgür doğar, ama her yerde zincire vurulmuştur." der rousseau.
devamını gör...

bir virüsün ağırlığı 0,85 attogam veya 0,85 × 10 - 18 gram. çarpım tablosunu beş senede ancak öğrenen vatan evlatlarına biraz eziyetli gelecek.
hesabı yapanlardan alınan verilere göre bir adet virüs eşittir bir gramın trilyonda birinin milyarda biri oluyor. bir ana kuzusunu hasta etmek için 70 milyar adet virüs gerekiyor, bu da 0,0000005 gram çekiyor. şu an dünyayı sızım sızım sızlatan vaka sayısına bakılırsa bir insan evladı ortalama 2 gram virüsle kavga ediyor.

not : şu kadarcık virüse karşı o kadar nükleer silah, o kadar akıllı ya da aptal füze, bu kadar ordu, her milletten devletten onca istihbaratçı, komando, piyade hiçbir fayda gösteremiyor.
devamını gör...

ağlayarak ödev yapmak.
devamını gör...

benim ne suçm var ben evde teleğvizion izloom
devamını gör...

yalnızlığın dibine vurmustur, muhtemelen yalnız başına cafe ye gitme alışkanlığı yoktur,kendine yoldaş olsun diye yanına kitap almıştır.
ben yanımda kitap olduğunda yan masadakiler ne konusuyo diye dinlemekten,kitaba pek konsantre olamıyorum.
devamını gör...

devamını gör...

en önemli sebeplerden biri sigara ve hava kirliliği. hastalar öksürük ve nefes darlığından şikayetçi. hastalığa nefes ölçüm cihazı ile tanı konulabiliyor. dünyada en çok ölüme sebebiyet veren üçüncü hastalık.

türkiye'de en sık görülen üçüncü ölüm sebebi arasında bulunan solunum sistemi hastalıklarının yüzde 61.5'ini koah hastalığı oluşturuyor. koah, soluk alıp verirken akciğerlere giren havanın kolayca dışa verilmemesi olarak tanımlanıyor.

hastalığın başlıca sebebi olarak 40 yaşını geçtiği halde sigara içmeye devam etme, bunun dışındaki pipo, nargile, puro tütünlerinin ve çevreden gelen tütünün dumanı, meslek olarak tozlu ortam içinde bulunma da, koah oluşumunda büyük etken. toplumun, hastalığa yabancı olması da, hastalıkta tanı ve tedaviyi güçleştiriyor.

hastalıkla ilgili en büyük şikayetler nefes darlığı, öksürük balgam çıkarmadır. bunlar dışında göğüste sıkışma, yorgunluk, bitkinlik, ağız, göz ve tırnak çevresinde cildin mavimsi bir renk alması, ayak ve bacaklarda şişme gibi belirtiler de görülebiliyor.

bu nefes darlığı yüzünden, hastalığı taşıyan kişi, yol yürüyemez, fazla harekette bulunamaz, günlük işlerini azaltır.
devamını gör...

söndürün kalbimi
gidiyor gönlümün efendisi
durdurun onsuz olamam artık
yaktığın gururumu
uzaktan uzağa dayanamam
hiç kimselere yaramam artık
bu şarkı benden sana gelsin güzel insan çok duygulandım. elveda güzel insan elveda...
devamını gör...

45 dakikalık 8 bölümden oluşan isveç yapımı mini dizi. türkçe ismi hilafet olan dizi.

konusu, isveç’ten kaçıp ışid’e katılmak isteyen veya çoktan katılmış olan müslüman göçmen çocuklarının yaşadıkları… ışid’in isveç’te gerçekleştirmek istediği saldırı, avrupa’dan militan devşirme yöntemleri, örgüte katılmak isteyen isveçli gençlerin beyinlerinin nasıl yıkandığı hatta bu ülkedeki genç müslümanlar için örgütün ne kadar çekici olduğu ve rakka’ya götürülenlerin yaşadıkları gibi konuları gözler önüne seriyor.

şahsen sevdiğim bir dizi oldu. her bölümü gerilim dolu bir dizi. dizi bittiğinde bir müddet gerginliğim devam etti diyebilirim.

finalden anlaşıldığına göre 2. sezon yapacak gibi duruyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tokyo ghoul, tokyo ghoul a, tokyo ghoul:re ve re 2 olmak üzere 4 sezondan oluşan anime.izlediğim ilk anime olmasından sonra beni manga koleksiyonculuğuna iten ilk mangadır aynı zamanda.elimde 23 veya 24 tane mangası bulunmakta (çeviriler tam tamamlanmadığı için seriyi henüz tamamlamadım).korku, psikoloji, seinen etiketleri adı altında piyasaya sunulan bir manga.kahramanın bakış açısından da belirtildiği gibi bir 'trajedi' konsepti hakim.kısaca insanların ve ghoulların (insan eti ve kahve dışında vücuduna besin alamayan yaşam formu) mücadelesini konu alıyor.konusu özgün ve sade ancak ilk ciltte bile birçok karakteri sokuyor hikayeye çizer.yani tamam, zaten birçok karakter olmasına alışığım mangalarda fakat aniden birçok karakteri olaya dahil etmek okuru sıkacak ya da kafasını karıştıracak cinsten bir hata (aynı hata birçok mangada da mevcut, bu esere özgü değil).mangada bunun dışında bir kusur göremiyorum, çizimler -özellikle yüz ifadeleri, mimikler- harika açığa vurulmuş.mutluluğu ve üzgünlüğü kolayca açığa vurulabilir olarak görüyorum çizim konusunda, fakat deliliği resmetmek bir nevi delilik gerektiriyor sanki.mangakayı bu açıdan çok tapılası bulurum, mükemmel bir yetenek.

animeye gelirsek...gelmesek mi? re ve re 2 sezonlarına lafımı dokundurmayacağım çünkü en azından çizim konusunda iyiydi.animelerle ilgilenenler bilir, mangada 100 şey varsa animede 100 şeyin 10'u ya vardır ya yoktur.demek istediğim, ya o serinin uzunluğunu göze alarak bir anime çıkartın.tamam hadi kısa tuttunuz, ne diye mangaya göre ilerlerken mangadan ayrı bir sezon çıkartıyorsunuz? ilk sezon mangaya göre gidiyor, ikinci sezonda kafalarına göre bir senaryo yapıyorlar, 3.sezonda mangaya geri dönüyorlar fakat o aradaki kopukluğu mangayı okumayan anlayamıyor.2.sezon sonu ile 3.sezon başı arası o kadar bağlantısız ki, kimin kim olduğunu ve neden işlerin bu yönde ilerlediğini çözemeden animeyi bitiriyorsunuz.bu açıdan çok eleştirdiğim bir anime kendisi.
devamını gör...

harika!.
devamını gör...

nancy a. noel-early spring
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük kulüpleri'nin şu pandemi döneminde ne kadar yararlı olduğunu gösteren kulüplerden sadece biri.

bugün yaşlı adam ve deniz hakkında konuştuk. toplantıdan önce beni pek etkilemeyen kitap, toplantıdan ve dolayısıyla arkadaşlarla tartışma ve fikir alışverişimizden sonra soru işaretleriyle birlikte bambaşka yönlerden de bakmamı sağlayan bir kitaba dönüştü. kulüp olmasa okuyup kendimce çıkarımlarda bulunduktan sonra kitaplığıma kaldıracaktım lakin serin ama üşütmeyen bir sonbahar akşamı* gerçekleştirdiğimiz sohbetle anlamlı bir hâl aldı.
devamını gör...

the dark knight. caped crusader. ya da kişisel tanımımla; maskelenmiş kapitalizm. eyvah midem bulandı, sanırım analiz kusucam!

malumunuz bruce wayne gotham'daki en azılı kapitalist. geceleri ise ailesinden miras kalan wayne corps. adındaki şirketinde üretilen teknolojik oyuncakları kullanarak kahramancılık oynamakta. buraya kadarı bilinen hikaye ancak asıl gizlenen, wayne ailesinin malvarlığının nasıl oluştuğu. muhtemelen wayne corps'un hükümetler ve çeşitli örgütler ile kallavi antlaşmaları var, yani o silahlar bir yerlerde acı ve yıkım yaratmakta kullanılıyor. fakat asıl önemli olan benim gothamlı hemşehrimin selameti değil mi? ancak bir kahramana ihtiyaç duyulduğuna göre gotham'da da işler iyi gitmiyor olsa gerek. nitekim küçük bruce da adaletsizlik ile küçük yaşta tanışır ve bireysel bir adalet arayışına girer. bu arayış zamanla toplumsal bir kimlik kazanır ve batman doğar. fakat kurumsal adaletin tesis edilememesi sonucu adaletsizlik sürüp gider ve bu adaletsizlik batman hikayelerinin temelini oluşturur. bruce, belki de sırf vicdanını rahatlatmak için, tıpkı babasının yaptığı gibi adaletsizlikle savaşmaya başlar fakat babasından farklı olarak bunu iş adamı kimliği altında bir hayırsever olarak değil yarattığı alternatif kimliği kullanarak suçla savaşmak suretiyle yapar. kendini topluma adayan batman'in; gerçek suçluların yanı sıra hakkını bireysel yoldan arayan mr. freeze gibi mağdurlara ve catwoman ve blue ivy gibi aktivistlere savaş açması, olayın yerleşik düzeni güzellemek olduğunun göstergesidir.

bu konuda nolan'ın batman üçlemesinin üçüncü filmi olan the dark rises ayrıca önemli. yurttaş bane önderliğinde bir devrimin ayak sesleri gelmekteyken nolan son çıkıştan döner ve sahneye batman'i çıkarır. fazla geçmeden bir kaosa evrilen ayaklanma, batman dokunuşuyla sona ererken yönetmenin verdiği mesaj açıktır: mevcut düzen, olabilecek düzenlerin en iyisi. yine de wayneler gibi hayırsever ailelerin çok sayida olması, topluma bir nebze refah getirir. tabi burada olayın bir halk ayaklanması değil, bir despotun önderlik ettiği bir isyan olduğunu göz önünde bulundurmak gerekli. bu toplumsal değil kişisel çıkarlara hizmet eden bir hareket. toplumsal çıkarlar uğruna gelişen bir hareket başarıya ulaşıp ardından müreffeh bir toplumsal hayatı getirebilir mi? henüz bilemiyoruz.

evet sözlük, bir konuyu daha açıklığa kavuşturduğumuza göre artık rahatça uyuyabiliriz. süper kahramanlara ihtiyaç duymayacağımız bir dünyanın hayali ile. esen kalınız.
devamını gör...

unutulmayan sevgililer günü reklamı*
"arçelik demek yenilik demek seninle birlikte bir ömür demek"
devamını gör...

sohbete, muhabbete en çok yakışan alkollü içecektir. yalnız içilirse pek keyif vermeyebilir, ağzıyla içen* bilumum kimselerle müzik eşliğinde lezizz..
devamını gör...

hafta:
türkçede sıkça kullanılan hafta sözcüğü farsça heft sözcüğünden gelmektedir. heft farsça'da 7 anlamındadır yani haftanın 7 gününü temsil etmektedir.

pençe:
farsça'daki beş yani "penç" sözcüğünden gelmektedir. bir eldeki 5 parmağı ifade eder ve pençe sözcüğü 5 sayısından türemiştir.
devamını gör...

bugün itibariyle bir tanesine sahip olmaya hak kazandığım t-shirtlerdir.

medium beden gece modu kadın t-shirt'ü rici idiciim pls.

o tişört ya gelecek ya gelecek aga!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

topu topu 25 yazarız zaten be kardeşim; yapın bi güzellik.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim