türkiye'de tarımın bitmesinin nedenleri
bitmesi demeyelim de temel sorunları diyelim:
- kooperatifçiliğin sınırlı olması,
- maliyeti artırıcı şeylere (mazot, gübre vb.) çözüm yolu üretememek,
- arazilerin parçalı ve dağınık yapıda olması,
- tarımın küçük aile işletmelerinden oluşması,
- tarım alanlarının etkin kullanılmaması, vahşi sulama ve
- tarım 4.0 ve 5.0 gibi dijital dönüşümlere adapte olmakta gecikmelerimiz.
- kooperatifçiliğin sınırlı olması,
- maliyeti artırıcı şeylere (mazot, gübre vb.) çözüm yolu üretememek,
- arazilerin parçalı ve dağınık yapıda olması,
- tarımın küçük aile işletmelerinden oluşması,
- tarım alanlarının etkin kullanılmaması, vahşi sulama ve
- tarım 4.0 ve 5.0 gibi dijital dönüşümlere adapte olmakta gecikmelerimiz.
devamını gör...
antalya denince akla gelenler
sonradan görme öküzler, dolandırıcı, güven vermeyen insanlar, nemli vıcık vıcık sıcak hava, trafik canavarı şoförler.
devamını gör...
geceye bir kuş bırak
devamını gör...
3 mart 1924 halifeliğin kaldırılması
dini değil siyasi bir kurum olan halifelik makamının kaldırılması ve son halife abdülmecid efendinin makamından indirilmesi olayıdır. ayrıca tevhid-i tedrisat kanunu da çıkartılmış türkiye yeni bir döneme girmiştir.
kutlu olsun!
kutlu olsun!
devamını gör...
grup sekste mastürbasyon yapan erkek
insanların arasına girmek istemiyor da olabilir.
devamını gör...
pozitif olmak için tavsiyeler
sevdiğin işi yap. yoksa dünyanın en mutsuz insanı sen olmaya devam edeceksin. bkz:ben.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
kimse beni, gerçek beni asla tanımıyor. dışarıdan gösterdiğim ben ile benliğimdeki gerçek ben, birbirinden çok farklı. beni ne annem, ne babam, ne de arkadaşlarım tanıyor. okuldaki ben ve evdeki ben çok farklıyız. ruhuma takmış olduğum maske benim gerçeğim oldu artık.
sorunlarımı bir halının altına süpürmeye çalışıyorum fakat halı artık buna izin vermiyor. içime atmaktan yoruldum, aslında çoğu şeyden çok yoruldum sözlük. beni anlayacak, anlamaya çalışacak insanların olmasını bekliyorum fakat saçma bir beklenti içerisindeyim. beklentiler insanı üzmekten başka bir işe yaramıyor çünkü.
sorunlarımı bir halının altına süpürmeye çalışıyorum fakat halı artık buna izin vermiyor. içime atmaktan yoruldum, aslında çoğu şeyden çok yoruldum sözlük. beni anlayacak, anlamaya çalışacak insanların olmasını bekliyorum fakat saçma bir beklenti içerisindeyim. beklentiler insanı üzmekten başka bir işe yaramıyor çünkü.
devamını gör...
bir anı paylaş
18 ağustos 2021/çarşamba
18:30/21:30 saatleri arası...
bildiğiniz tüm ayrılıkları ve vazgeçişleri unutun.
dün hayatımda "4 senelik" bir devir nasıl kapandı anlatıyorum.
ne onunla ne de onsuz denilen ilişkiler vardır. benim başımdaki aynen bu cümlenin karşılığıydı. adam kişisi "evlilik korkusu" adı altında ya bitirelim ya da geleceğe dair benden bir şey bekleme kafasında bir aşık...?
kadın kişisinin ise zaafı, sevgisi tavan...aldatıldığını öğrendiği halde denemeye çalışan 21.yy aşıklarından.
yalnız kadının dayanamadığı ve onu yiyip bitiren bu belirsizlik de tavan yapmış durumda. yemek bile yiyemez halde, uykular haram... bu durumu kaldıramadığını bir türlü konuşamıyor. taa ki dün'e kadar.
kadın adamı akşam bir yemek yiyelim mi? diye zarflıyor da adamın haberi yok başına geleceklerden. tamam bebiş diyor, akşam spor çıkışı alırım seni diyor. kadın arabaya biniyor, buzz gibi. adam çakıyor yavaştan.
yemek yenmeden kadın kusuyor her şeyi. korkuna benden daha çok değer verdiğin belli, savaşmıyorsun bununla. ben buna katlanamıyorum. günlerdir yanıyorum, aldatılma da bindi üstüne sistemim çöktü görmüyor musun?
adam evliliklerin nasıl yozlaştığından bahsediyor. kadının kalbi gözyaşlarıyla dolmuş. içinden ne anlatıyorsun bok herif diyor...! ne anlatıyorsun? desene seni kaybedemem. bunu aşmak için elimden geleni yaparım. adam söylemiyor. kadın kaskatı kesiliyor.
yemek yeniyor. kadın kedileri de besliyor etraftaki. adam kedileri sevmediğinden bahsediyor. kadın içinden kin kusuyor. adam mısın sen? sus ye şu yemeğini diyor.
1 bardak çay. ardından hesap. adam hesabın 124tl gelmesinden yakınıyor. kadın sessiz kalıyor.
deniz kenarına gidiyorlar. yan yana 2 saat denize bakıyorlar. kadın arada ağlıyor. adam suskun. en önemli anlarda hep susar zaten. kediler var etrafta adam yine kedilere laf söylüyor. kadın bir kez daha onun yanlış adam olduğunu anlıyor.
kalkalım mı diyor adam?
kalkıyorlar.
yol boyunca susuyorlar.
eve bırakıyor kadını. acil durumda lütfen ulaş bana diyor. çaresizce! sarılıyorlar son kez. kadın adamın son kez bakışını yakalıyor bir ara.
adam:" benim için üzülürsen "hakkımı helal etmem" diyor." kadın acı acı" tamam" diyor.
kapı şifresini hatırlayamıyor bi 10 sn'ye. adam uzaklaşıyor. kadın arkasına bakmıyor.
kadın evde 2 kere hıçkırarak ağlıyor.
ruhunu denize salmışcasına içi bomboş.
gerisi boşluk.
19.08.2021
...
18:30/21:30 saatleri arası...
bildiğiniz tüm ayrılıkları ve vazgeçişleri unutun.
dün hayatımda "4 senelik" bir devir nasıl kapandı anlatıyorum.
ne onunla ne de onsuz denilen ilişkiler vardır. benim başımdaki aynen bu cümlenin karşılığıydı. adam kişisi "evlilik korkusu" adı altında ya bitirelim ya da geleceğe dair benden bir şey bekleme kafasında bir aşık...?
kadın kişisinin ise zaafı, sevgisi tavan...aldatıldığını öğrendiği halde denemeye çalışan 21.yy aşıklarından.
yalnız kadının dayanamadığı ve onu yiyip bitiren bu belirsizlik de tavan yapmış durumda. yemek bile yiyemez halde, uykular haram... bu durumu kaldıramadığını bir türlü konuşamıyor. taa ki dün'e kadar.
kadın adamı akşam bir yemek yiyelim mi? diye zarflıyor da adamın haberi yok başına geleceklerden. tamam bebiş diyor, akşam spor çıkışı alırım seni diyor. kadın arabaya biniyor, buzz gibi. adam çakıyor yavaştan.
yemek yenmeden kadın kusuyor her şeyi. korkuna benden daha çok değer verdiğin belli, savaşmıyorsun bununla. ben buna katlanamıyorum. günlerdir yanıyorum, aldatılma da bindi üstüne sistemim çöktü görmüyor musun?
adam evliliklerin nasıl yozlaştığından bahsediyor. kadının kalbi gözyaşlarıyla dolmuş. içinden ne anlatıyorsun bok herif diyor...! ne anlatıyorsun? desene seni kaybedemem. bunu aşmak için elimden geleni yaparım. adam söylemiyor. kadın kaskatı kesiliyor.
yemek yeniyor. kadın kedileri de besliyor etraftaki. adam kedileri sevmediğinden bahsediyor. kadın içinden kin kusuyor. adam mısın sen? sus ye şu yemeğini diyor.
1 bardak çay. ardından hesap. adam hesabın 124tl gelmesinden yakınıyor. kadın sessiz kalıyor.
deniz kenarına gidiyorlar. yan yana 2 saat denize bakıyorlar. kadın arada ağlıyor. adam suskun. en önemli anlarda hep susar zaten. kediler var etrafta adam yine kedilere laf söylüyor. kadın bir kez daha onun yanlış adam olduğunu anlıyor.
kalkalım mı diyor adam?
kalkıyorlar.
yol boyunca susuyorlar.
eve bırakıyor kadını. acil durumda lütfen ulaş bana diyor. çaresizce! sarılıyorlar son kez. kadın adamın son kez bakışını yakalıyor bir ara.
adam:" benim için üzülürsen "hakkımı helal etmem" diyor." kadın acı acı" tamam" diyor.
kapı şifresini hatırlayamıyor bi 10 sn'ye. adam uzaklaşıyor. kadın arkasına bakmıyor.
kadın evde 2 kere hıçkırarak ağlıyor.
ruhunu denize salmışcasına içi bomboş.
gerisi boşluk.
19.08.2021
...
devamını gör...
çanakkale
1915'de tüm dünyanın öğrendiği bir şekilde geçilemeyen bir marmara bölgesi şehri.
devamını gör...
sevilen türkünün en vurucu sözleri
beni hor görme kardeşim
sen altınsın, ben tunç muyum?
aynı vardan var olmuşuz
sen gümüşsün, ben sac mıyım?
(bkz: aşık veysel şatıroğlu)
yoksulun sırtından doyan doyana
bunu gören yürek nasıl dayana?
yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
bilmem söylesem mi söylemesem mi?
(bkz: aşık mahzuni şerif)
sen altınsın, ben tunç muyum?
aynı vardan var olmuşuz
sen gümüşsün, ben sac mıyım?
(bkz: aşık veysel şatıroğlu)
yoksulun sırtından doyan doyana
bunu gören yürek nasıl dayana?
yiğit muhtaç olmuş kuru soğana
bilmem söylesem mi söylemesem mi?
(bkz: aşık mahzuni şerif)
devamını gör...
aliya izzetbegoviç
"ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır." sözünün sahibi bilge kral.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
çayım ve kitaplarım dışında hemen hiçbir şey aramıyorum.
ölüm,hastalık,deprem ve benzeri haberlere tepki vermiyorum.
gereksiz her ses fazlasıyla rahatsız ediyor.
ölüm,hastalık,deprem ve benzeri haberlere tepki vermiyorum.
gereksiz her ses fazlasıyla rahatsız ediyor.
devamını gör...
erdoğan'ı sağlıklı gösterme çalışmaları
(bkz: vergi cennetine para kaçıranların artması)
sebebi malum ve onların yerine koyarsam kendimi çok mantıklı. bütün yapı tek bir adama bakıyor. tüm her şey. haliyle korkuyorlar. erkenden giderse biteceklerinin farkındalar. illagel işleri tasfiye ediyorlar, illegallikleri legal olunca kimseye gerek kalmıcak.aa ne tesadüf 2023 geliyor. 2 yıldan az bir zamanları kaldı tasfiye için. var gücüyle aklamaya çalışacaklar kirli paraları. haliyle zaman lazım. şuan erken o yüzden böyle bir başlık var. ve rte güçlü! olur olur yeriz yeriz.
sebebi malum ve onların yerine koyarsam kendimi çok mantıklı. bütün yapı tek bir adama bakıyor. tüm her şey. haliyle korkuyorlar. erkenden giderse biteceklerinin farkındalar. illagel işleri tasfiye ediyorlar, illegallikleri legal olunca kimseye gerek kalmıcak.aa ne tesadüf 2023 geliyor. 2 yıldan az bir zamanları kaldı tasfiye için. var gücüyle aklamaya çalışacaklar kirli paraları. haliyle zaman lazım. şuan erken o yüzden böyle bir başlık var. ve rte güçlü! olur olur yeriz yeriz.
devamını gör...
kutu bira vs şişe bira
biri evde veya bar/cafe/restaurant vs gibi bir mekanda, öteki de kamp, piknik veya mobil bir durumda tercih edilesi opsiyon, versus.
devamını gör...
antika titanik
bir murat menteş kitabıdır. kitabı yarım saat önce bitirdim.
kitap 360 sayfalık bir polisiye kitabı. genel olarak tarz olarak diğer murat menteş kitaplarına benziyor. ruhi mücerret, korkma ben varım, dublörün dilemması kitapları gibi bir tarzı var. hızlı okunuyor. çabuk tüketiliyor. hızlı bir okuma keyfi vadediyor. bence murat menteş'in alameti farikası bu konu. kısa kelimeler süratli bir okuma deneyimi sunuyor.
kitap konu olarak tekrar inşa edilen titanik gemisini anlatıyor. kitapta bazı karakterler bölüm bölüm ayrılmışlar hikaye anlatımı yapıyorlar. tıpkı diğer romanları gibi.
kitaptaki karakterlerden bahsedecek olursak.
refik risk, şifa şavk, marco montes, ıgor jaguar, dr. akula, apo calpyso, jojo jaguar ve owen wow.
karakterlerin bazıları gerçekten çok eğlenceliydi. bazı karakterler ise sıkıcı ve zorlamaydı.
murat menteş bu kitabında bence diğer kitaplarını taklit etmeye çalışmış ve zorlama bir kitap ortaya çıkarmış. kendi çok sevilen tarzını taklit etmeye çalışmış. sanırım diğer üç kitap çok başarılı olduğu için üzerinde bir baskı vardı. şahsen üzüldüm murat menteş'ten böyle bir kitap beklemiyordum olmamış.
haa tabii kitabın eksi yönleri olduğu gibi artı yönleri de var.
çok araştırılmış ve çok düşünülmüş bir kitap olduğu çok belli oluyor. bu kitabı yazmak için baya bir kafa patlatmış. hatta fazla patlatmış belki o yüzden böyle olmuş.
hızlı bir okuma imkanı sunuyor. bir solukta okuyorsunuz. komik ve mizahi öğeler çok fazla. kelime oyunları her zaman olduğu gibi çok başarılı.
eksi yönleri ise artı yönlerinden fazla. zorlama cümleler, sıkıcı ve eksik kurgu, saçma söylemler, sürekli tekrara düşmesi, sık sık okuyucuyla sohbet etmeye çalışması gibi şeyler kitabın havasını mahvetmiş.
kitapta çok fazla şey olmasını istemiş ama bunu yaparken kocaman bir çorba metni hazırlamış. mesela bir karakter kitaptan nefret ettirdi.
sürekli şöyle cümleler kuruyor ve hepsi çok basit, itici cümleler.
"hani bazen şöyle şeyler olur ve şu olur ya " bu tarzda bir sürü sıkıcı, berbat, anlamsız cümle vardı. diğer kitaplarına çok fazla alakasız gönderme vardı. beğenmediğim kısımlar bunlardı.
yapmaya çalıştığı şeye çok fazla saygı duyuyorum. kariyerinde benim için nazarlık olabilecek kötü bir kitap olmuş. korkma ben varım, ruhi mücerret, dublörün dilemması gibi müthiş kitaplar ile çıtayı çok yükseğe koymuştu. umarım tekrar o çıtaya yetişecek kitaplar yazar.
kitap 360 sayfalık bir polisiye kitabı. genel olarak tarz olarak diğer murat menteş kitaplarına benziyor. ruhi mücerret, korkma ben varım, dublörün dilemması kitapları gibi bir tarzı var. hızlı okunuyor. çabuk tüketiliyor. hızlı bir okuma keyfi vadediyor. bence murat menteş'in alameti farikası bu konu. kısa kelimeler süratli bir okuma deneyimi sunuyor.
kitap konu olarak tekrar inşa edilen titanik gemisini anlatıyor. kitapta bazı karakterler bölüm bölüm ayrılmışlar hikaye anlatımı yapıyorlar. tıpkı diğer romanları gibi.
kitaptaki karakterlerden bahsedecek olursak.
refik risk, şifa şavk, marco montes, ıgor jaguar, dr. akula, apo calpyso, jojo jaguar ve owen wow.
karakterlerin bazıları gerçekten çok eğlenceliydi. bazı karakterler ise sıkıcı ve zorlamaydı.
murat menteş bu kitabında bence diğer kitaplarını taklit etmeye çalışmış ve zorlama bir kitap ortaya çıkarmış. kendi çok sevilen tarzını taklit etmeye çalışmış. sanırım diğer üç kitap çok başarılı olduğu için üzerinde bir baskı vardı. şahsen üzüldüm murat menteş'ten böyle bir kitap beklemiyordum olmamış.
haa tabii kitabın eksi yönleri olduğu gibi artı yönleri de var.
çok araştırılmış ve çok düşünülmüş bir kitap olduğu çok belli oluyor. bu kitabı yazmak için baya bir kafa patlatmış. hatta fazla patlatmış belki o yüzden böyle olmuş.
hızlı bir okuma imkanı sunuyor. bir solukta okuyorsunuz. komik ve mizahi öğeler çok fazla. kelime oyunları her zaman olduğu gibi çok başarılı.
eksi yönleri ise artı yönlerinden fazla. zorlama cümleler, sıkıcı ve eksik kurgu, saçma söylemler, sürekli tekrara düşmesi, sık sık okuyucuyla sohbet etmeye çalışması gibi şeyler kitabın havasını mahvetmiş.
kitapta çok fazla şey olmasını istemiş ama bunu yaparken kocaman bir çorba metni hazırlamış. mesela bir karakter kitaptan nefret ettirdi.
sürekli şöyle cümleler kuruyor ve hepsi çok basit, itici cümleler.
"hani bazen şöyle şeyler olur ve şu olur ya " bu tarzda bir sürü sıkıcı, berbat, anlamsız cümle vardı. diğer kitaplarına çok fazla alakasız gönderme vardı. beğenmediğim kısımlar bunlardı.
yapmaya çalıştığı şeye çok fazla saygı duyuyorum. kariyerinde benim için nazarlık olabilecek kötü bir kitap olmuş. korkma ben varım, ruhi mücerret, dublörün dilemması gibi müthiş kitaplar ile çıtayı çok yükseğe koymuştu. umarım tekrar o çıtaya yetişecek kitaplar yazar.
devamını gör...
diyanet'ten domuz proteinli aşı açıklaması
bir bitmediniz alümünyum.
devamını gör...
ülkemizde matematiğin sevilmeme nedeni
#1239249 mümkündür bu.
(bkz: turgut uyar) rakamlarla pek de güzel bir şiir yazar:
sibernetik
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
kare kökü de yoktur
(bkz: turgut uyar) rakamlarla pek de güzel bir şiir yazar:
sibernetik
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
kare kökü de yoktur
devamını gör...
7 mayıs 2021 bazı marketlerin ped satışını durdurması
omg!komedi gibi...pet satışının yasaklanmasının ardından bir sonraki haber türkiye kana bulandı.
bu kadınlar çok oldu, pandemi döneminde de regl olmasınlar canım mantığıyla yapılmış olsa gerek. biri bu kararları alan adamlara keyfimizden regl olmadığımızı anlatsın. ped, tampon tıpkı tuvalet kağıdı gibi temel ihtiyaçtır.
bunun üstüne prezervatif ve doğum kontrol haplarını da yasaklayalım. ortalığa kanamamız yetmediği gibi aynı zamanda az olan türkiye nüfusunu karantina döneminde 5'e katlayalım.
biri şunlara temel ihtiyaçlar nedir ve insan fizyolojisi konusunda ders versin.
bu kadınlar çok oldu, pandemi döneminde de regl olmasınlar canım mantığıyla yapılmış olsa gerek. biri bu kararları alan adamlara keyfimizden regl olmadığımızı anlatsın. ped, tampon tıpkı tuvalet kağıdı gibi temel ihtiyaçtır.
bunun üstüne prezervatif ve doğum kontrol haplarını da yasaklayalım. ortalığa kanamamız yetmediği gibi aynı zamanda az olan türkiye nüfusunu karantina döneminde 5'e katlayalım.
biri şunlara temel ihtiyaçlar nedir ve insan fizyolojisi konusunda ders versin.
devamını gör...
nazar boncuğu
nazar boncuğunun tarihi bilinen insanlık tarihi ile beraber yürümektedir..
ilk olarak eski mısırda rastlanan bu göz bir gözü ay diğer gözü güneşi temsil eden horus'a aittir. horus seth ile yaptığı savaşı kazandıktan sonra yaşamın krallığına yerleşmiştir ve bu sebeple kötü bakışları alt edebileceği inancı eski mısırda yerleşmiş bir gelenektir.

mısırın o dönemde ticaretin kalbi olması dolayısı ile bu göz ticaret rotalarını takip ederek fenikeliler ve asurluların sayesinde anadoluya giriş yapmıştır..
fakat türklerin nazar boncuğu kullanımı mısır etkisinden ziyade orta asya kökenli şamanik etkilerden kaynaklanmaktadır ve orta asyadaki eski türk toplumlar nazar boncuğuna munçuk, moncuk, monşak, monçak, monçok, muyınçak gibi isimler vermişlerdir. aynı zamanda şamanik kültürdeki gök tanrı yaklaşımı sebebiyle tengri'nin rengini anımsatması sebebiyle bu rengin benimsenmiş olabileceğine dair yorumlar bulunmaktadır. * (bkz: mısır öncesi dünya tarihi) (bkz: atlantis)

bu bakış açısı ile çok geniş bir coğrafyada kendini koruma simgesi olarak gösteren nazar boncuğunu sadece bir süs eşyası olarak görmek altında yatan tarihe haksızlık olacaktır. bu küçük koruyucu simge insanlık tarihi ile yaşıt şekilde derin ve kalıcı adetler oluşturmuş şekilde toplumdaki yerini korumaktadır..
ilk olarak eski mısırda rastlanan bu göz bir gözü ay diğer gözü güneşi temsil eden horus'a aittir. horus seth ile yaptığı savaşı kazandıktan sonra yaşamın krallığına yerleşmiştir ve bu sebeple kötü bakışları alt edebileceği inancı eski mısırda yerleşmiş bir gelenektir.

mısırın o dönemde ticaretin kalbi olması dolayısı ile bu göz ticaret rotalarını takip ederek fenikeliler ve asurluların sayesinde anadoluya giriş yapmıştır..
fakat türklerin nazar boncuğu kullanımı mısır etkisinden ziyade orta asya kökenli şamanik etkilerden kaynaklanmaktadır ve orta asyadaki eski türk toplumlar nazar boncuğuna munçuk, moncuk, monşak, monçak, monçok, muyınçak gibi isimler vermişlerdir. aynı zamanda şamanik kültürdeki gök tanrı yaklaşımı sebebiyle tengri'nin rengini anımsatması sebebiyle bu rengin benimsenmiş olabileceğine dair yorumlar bulunmaktadır. * (bkz: mısır öncesi dünya tarihi) (bkz: atlantis)

bu bakış açısı ile çok geniş bir coğrafyada kendini koruma simgesi olarak gösteren nazar boncuğunu sadece bir süs eşyası olarak görmek altında yatan tarihe haksızlık olacaktır. bu küçük koruyucu simge insanlık tarihi ile yaşıt şekilde derin ve kalıcı adetler oluşturmuş şekilde toplumdaki yerini korumaktadır..
devamını gör...

