asklepios
yunan mitolojisi'nde tıbbın ve sağlığın tanrısıdır.
asklepios'a hekimlik sanatını öğreten de kheiron'dur. kherion doğada yaşayan, doğanın sırrına ermiş bir at adamdır. sağlığın kaynağı da doğadadır. asklepios böylece usta bir hekim olarak yetişir. asklepios'un kheiron'a verilmesi de oldukça ilginç bir hikayedir.
--- alıntı ---
teselya kralı’nın kızı koronis tanrı apollon ile ilişkiye girer ve ondan gebe kalır. ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır. bu haberi tanrıya kutsal kuşu olan karga verir.apollon kız kardeşi artemis'i koronis'i cezalandırmak üzere görevlendirir. artemis de kadını bir odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkûm eder. o ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur. kadın alevler üzerinde can vermek üzeredir ki; apollon çocuğunu koronis’in karnından alır. çocuğu yetiştirmesi için at adam kheiron’a verir.
bu olay hekim-tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simgesidir.
--- alıntı ---
bugün tıbbın simgesi olarak bildiğimiz yılan dolanmış asa da asklepios'un asasıdır. asklepios bu asasını hiç yanından ayırmaz, her yere onunla gidermiş. bu asa onun hastadan hastaya yorulmadan koşmasına yardım edermiş. daha da ileriye giderek bu asa ile ölüleri diriltmeye de çalışmıştır. bu olay mitolojide şöyle anlatılır:
--- alıntı ---
tanrıça athena, gorgon canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve asklepios’a vermiştir. gorgon’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan varmış. asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş.
ancak insanların ölümsüz olması fikri hem zeus'un iktidarını sarsmış, hem de yeraltınının tanrısı hades'i çok kızdırmış. ve hades kardeşini bir şeyler yapması konusunda kışkırtmış, zeus da asklepius'un başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüş. derler ki o an asklepius'un elinde reçete yazılı olan kâğıt toprağa düşmüş ve yağan yağmurla üzerindeki yazılar toprağa karışmış. oradan da her derde deva sarımsak bitmiş. apollon da, zeus’a yıldırımları bağışlayan kykloplar’ı öldürerek, oğlunun öcünü almış.
--- alıntı ---
asklepios ağrıları azaltan tanrıça olarak bilinen epione ile evlidir. bu evlilikten dört erkek, altı da kız çocuğu dünyaya gelmiştir. çocuklarının da sağlıkla ilgili görevleri vardır.
agleae doğal güzellikten, meditrina uzun yaşamdan, hygieia temizlik ve hastalıklardan korunmadan, aceso, panacea ve laso ise iyileşmeden sorumlu tanrıçalardır.
en önemlisi ise kızı hygieia'dır. babasının yok oluşundan sonra hekimlik sanatını devam ettirmiştir.
asklepios adına tapınaklar da kurulmuştur. atina'da, bergama'da ve izmir'de adına tapınaklar dikilmiştir. bergama'da bulunan ve asclepion olarak bilinen sağlık sitesi ise antik yunan'daki üç büyük sağlık sitesinden biri olarak kabul edilir. günümüze kadar ayakta kalan tek asklepion bergama’dakidir.
asklepios'a hekimlik sanatını öğreten de kheiron'dur. kherion doğada yaşayan, doğanın sırrına ermiş bir at adamdır. sağlığın kaynağı da doğadadır. asklepios böylece usta bir hekim olarak yetişir. asklepios'un kheiron'a verilmesi de oldukça ilginç bir hikayedir.
--- alıntı ---
teselya kralı’nın kızı koronis tanrı apollon ile ilişkiye girer ve ondan gebe kalır. ne var ki, tanrının çocuğunu karnında taşırken arkadya’dan gelen bir yabancıyı da yatağına alır. bu haberi tanrıya kutsal kuşu olan karga verir.apollon kız kardeşi artemis'i koronis'i cezalandırmak üzere görevlendirir. artemis de kadını bir odun yığınının üzerinde diri diri yanmaya mahkûm eder. o ateş öyle büyüktür ki, o zamanlar köpükler gibi ak olan karga tüyleri, o günden sonra is karası rengi olur. kadın alevler üzerinde can vermek üzeredir ki; apollon çocuğunu koronis’in karnından alır. çocuğu yetiştirmesi için at adam kheiron’a verir.
bu olay hekim-tanrının son anda kurtarıcı olarak yetişmesinin simgesidir.
--- alıntı ---
bugün tıbbın simgesi olarak bildiğimiz yılan dolanmış asa da asklepios'un asasıdır. asklepios bu asasını hiç yanından ayırmaz, her yere onunla gidermiş. bu asa onun hastadan hastaya yorulmadan koşmasına yardım edermiş. daha da ileriye giderek bu asa ile ölüleri diriltmeye de çalışmıştır. bu olay mitolojide şöyle anlatılır:
--- alıntı ---
tanrıça athena, gorgon canavarı öldüğü zaman bedeninden akan kanı toplamış ve asklepios’a vermiştir. gorgon’nun sağ tarafındaki damarlarda zehirli, sol tarafındaki damarlarda şifalı kan varmış. asklepios bu şifalı kanla ölüleri diriltme yoluna gitmiş.
ancak insanların ölümsüz olması fikri hem zeus'un iktidarını sarsmış, hem de yeraltınının tanrısı hades'i çok kızdırmış. ve hades kardeşini bir şeyler yapması konusunda kışkırtmış, zeus da asklepius'un başına bir şimşek fırlatarak onu öldürmüş. derler ki o an asklepius'un elinde reçete yazılı olan kâğıt toprağa düşmüş ve yağan yağmurla üzerindeki yazılar toprağa karışmış. oradan da her derde deva sarımsak bitmiş. apollon da, zeus’a yıldırımları bağışlayan kykloplar’ı öldürerek, oğlunun öcünü almış.
--- alıntı ---
asklepios ağrıları azaltan tanrıça olarak bilinen epione ile evlidir. bu evlilikten dört erkek, altı da kız çocuğu dünyaya gelmiştir. çocuklarının da sağlıkla ilgili görevleri vardır.
agleae doğal güzellikten, meditrina uzun yaşamdan, hygieia temizlik ve hastalıklardan korunmadan, aceso, panacea ve laso ise iyileşmeden sorumlu tanrıçalardır.
en önemlisi ise kızı hygieia'dır. babasının yok oluşundan sonra hekimlik sanatını devam ettirmiştir.
asklepios adına tapınaklar da kurulmuştur. atina'da, bergama'da ve izmir'de adına tapınaklar dikilmiştir. bergama'da bulunan ve asclepion olarak bilinen sağlık sitesi ise antik yunan'daki üç büyük sağlık sitesinden biri olarak kabul edilir. günümüze kadar ayakta kalan tek asklepion bergama’dakidir.
devamını gör...
bir kıza onu sevdiğimizi ne zaman söylemeliyiz sorunsalı
devamını gör...
yalnız yaşayanların nedense delirmemesi
tercih edilmiş yalnızlık ile mecburi yalnızlık arasındaki fark bu noktada ortaya çıkıyor. insanlardan nefret etmemek için onlardan uzaklaşıyorsanız o kadar delirtici olmayacaktır. bu dünyada yalnızlığı seven insanlar vardır yine de ona sonsuza kadar katlanabilecek kimse olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...
sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak sorunu
malul maaşı alacaklar.
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
loop'a alın, anca keser.*
peşin edit : tanım yok diye siler de bu şimdi, tanım bırakayım. turuncu mahlaslı kişi, hıh!
peşin edit : tanım yok diye siler de bu şimdi, tanım bırakayım. turuncu mahlaslı kişi, hıh!
devamını gör...
epidemic
lars von trier'in avrupa üçlemesinin ikinci filmi. diğeri (bkz: forbrydelsens element) en son diğeri (bkz: europa)
önceki film baz alınıp sürekli gömülür epidemic. oysaki epidemic element'ten daha derli topludur. gerçeklik-kurgusallık dümenlerini yansıtmada da element'ten daha başarılıdır.
makara gırgır ve ciddiyet dengesinin de boku çıkmamıştır. element'te bu denge ciddiyetten yanaydı. bu da sıkıyordu açıkçası. bu filmdeki özellikle priest abinin ilk priest olduğu vakitleri anlattığı sahne fena makaraydı:
"they gave me a book and tell me you are a priest. i open the book. it was goddamn latin. i told him 'this book is goddamn latin'.
they told me 'you are a catholic priest, what the hell?'" fena troll yerler de vardı.*
dünyayı bi salgının esir alması kurgudur, trier abide, en azından avrupa üçlemesinde kurgu gerçekliğe gerçeklik kurguya hizmet ediyor, dolayısıyla filmde salgın kurgusundan bahsedildiği an, aslında bir şekilde bunun gerçeğe dönüşeceği kesindi. ama gerçek gerçek mi, orası zaten sıkıntılı olan yer.
çıldırış sahnesinde (final) çalan zafer müziği tınısı acaba "he bakın işte salgını verdim avrupa'ya, ebesininkini gördüler" deme şekli miydi trier'in emin olamadım. bence öyle.. yine priestımız bi sahnede bi felaket senaryosu anlatırken şöyle bi cümle kuruyor: "alevler katedralden üniversitelere sıçradı." trier'in kafaya girmek zor ama bu sahnede ve özellikle bu cümlede kastettiği muhtemelen basitçe avrupa'da dinin bir zamanlar eğitimin odağında olmasına karşı bi eleştiri.
we all fall down sonuyla müsemma şarkı seçimi. adamsın reyiz.
önceki film baz alınıp sürekli gömülür epidemic. oysaki epidemic element'ten daha derli topludur. gerçeklik-kurgusallık dümenlerini yansıtmada da element'ten daha başarılıdır.
makara gırgır ve ciddiyet dengesinin de boku çıkmamıştır. element'te bu denge ciddiyetten yanaydı. bu da sıkıyordu açıkçası. bu filmdeki özellikle priest abinin ilk priest olduğu vakitleri anlattığı sahne fena makaraydı:
"they gave me a book and tell me you are a priest. i open the book. it was goddamn latin. i told him 'this book is goddamn latin'.
they told me 'you are a catholic priest, what the hell?'" fena troll yerler de vardı.*
dünyayı bi salgının esir alması kurgudur, trier abide, en azından avrupa üçlemesinde kurgu gerçekliğe gerçeklik kurguya hizmet ediyor, dolayısıyla filmde salgın kurgusundan bahsedildiği an, aslında bir şekilde bunun gerçeğe dönüşeceği kesindi. ama gerçek gerçek mi, orası zaten sıkıntılı olan yer.
çıldırış sahnesinde (final) çalan zafer müziği tınısı acaba "he bakın işte salgını verdim avrupa'ya, ebesininkini gördüler" deme şekli miydi trier'in emin olamadım. bence öyle.. yine priestımız bi sahnede bi felaket senaryosu anlatırken şöyle bi cümle kuruyor: "alevler katedralden üniversitelere sıçradı." trier'in kafaya girmek zor ama bu sahnede ve özellikle bu cümlede kastettiği muhtemelen basitçe avrupa'da dinin bir zamanlar eğitimin odağında olmasına karşı bi eleştiri.
we all fall down sonuyla müsemma şarkı seçimi. adamsın reyiz.
devamını gör...
ankara simidi
kara simit olarak da bilinir, çıtır çıtır olması ve koyu rengiyle diğerlerinden ayrılır.
devamını gör...
bir ibrahim tatlıses repliği
biraz insanlari uzak tutun benden.
yav çocuklar allah rızası için güneş gidiyor ya.
ne kadar anlayışsızsınız ya.
güneş gidiyor güneş!
yav çocuklar allah rızası için güneş gidiyor ya.
ne kadar anlayışsızsınız ya.
güneş gidiyor güneş!
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
pokemoon olaydı bu.* bugünün en yaratıcı tercihi. çocukken daha neşeliydik değil mi? çizgi filmi beklerken geçirdiğim o tatlı kalp çarpıntısını hissettim.
devamını gör...
benim anne tarafım komple elf biz ayrıkvadi göçmeniyiz diyen kızların ekseriyetle ork olması
144 yıldır ork'um, bir kez şaştığını görmedim. geçen gün isengard'ta devriyedeyim telefondan kızla yazışıyom konu nasıl olduysa ırklara geldi:
"tatlım ben aslında elf sayılırım, sana söylemiştimmm"
"nasıl yani?"
"çook önceden ayrıkvadi'den göçmüş bizimkiler ashdsf"
"hadi yaa :)) ee peki canımın içi babanlar ork değil miydi?"
"hayır ya dedemin dedesi falan orkmuş asdhf"
"yani elf sayılıyorum. zaten babamın orklarla işi yok biliyosun. baba tarafımı bilmiyorum"
"aynen aşkım :))"
bir kere de dürüst olun ork hatunlar. lütfen yaa.. hiç değilse şu sivri dişlerinden utan.. elfmiş, pehh!
"tatlım ben aslında elf sayılırım, sana söylemiştimmm"
"nasıl yani?"
"çook önceden ayrıkvadi'den göçmüş bizimkiler ashdsf"
"hadi yaa :)) ee peki canımın içi babanlar ork değil miydi?"
"hayır ya dedemin dedesi falan orkmuş asdhf"
"yani elf sayılıyorum. zaten babamın orklarla işi yok biliyosun. baba tarafımı bilmiyorum"
"aynen aşkım :))"
bir kere de dürüst olun ork hatunlar. lütfen yaa.. hiç değilse şu sivri dişlerinden utan.. elfmiş, pehh!
devamını gör...
çok entry giren yazarlara kurşun döktürelim kampanyası
tweet atar gibi entry girilmesini destekleyen bir kampanyadır.
desteklemiyorum ama dolu dolu bilgi içerikli entryler giren yazarlara bir kurşun döktürülse fena olmaz.
desteklemiyorum ama dolu dolu bilgi içerikli entryler giren yazarlara bir kurşun döktürülse fena olmaz.
devamını gör...
ayasofya
532 - 537 yılları arasında imparator jüstinyen tarafından yaptırılan depremlere ve istilalara rağmen 1453'e kadar kilise, o tarihten sonrada cami, cumhuriyet dönemi ile birlikte müze olarak yüzyıllardır ayakta duran, temmuz ayında iç siyasete meze olarak tekrar camiye çevrilen dünyanın en ihtişamlı yapılarının başında gelen önünde saygıyla eğildiğim dünya kültürel mirası.
devamını gör...
zebercet
kendisi bana her zaman taxi driver'daki travis bickle'ı hatırlatır. sonlarını saymazsak benzer yönleri vardır.
keşke zebercet de travis bickle gibi kendini yeniden yaratma cesareti gösterebilseydi. travis bickle, sosyopatlığını, kadınlarla olan garip ilişkisini ve uzakkalışını bir noktaya kanalize etmeyi başarıp kendine hediye edercesine bir kahraman yarattı kendinden. zebercet sadece gitmeyi seçti.
zebercet karakteri, bu coğrafyanın kaderi olmuş ve iliklerimize kadar işleyen vazgeçiş, boş veriş, lanet edişi çok güzel yansıtmış.
anayurt oteli'ni hiç okumadım. ama ömer kavur çok iyi anlamış, çok iyi çözmüş zebercet'i ve macit koper'in bu rolün altından kalkabileceğini anlamış ki ortaya türkiye sinema tarihinin hem en iyi roman uyarlaması filmini hem de en iyi işlenmiş karakterini çıkarmıştır.
zebercet bir edebiyat karakteri olarak var olmasının yanında artık bir de sinematik zebercet doğmuş oldu. filmin sonunu izlemedim, izlemek istemedim. bir nevi minik bir pasif direniştir benimki. bu toprakların kaderi olmayı bırakmasını umduğum, vazgeçişi artık görmeyi reddediyorum.
elbette dijital çağdaki spoiler yağmuruna ben de yakalandım, biliyorum zebercet'in sonunu. ancak zebercet'in sonunu görmemeye ne kadar dayanabilirsem o kadar dayanacağım.
yeri gelmişken can yayınları sen ne berbat bir kapak yapmışsın öyle. kitabın sonunu kapak yapmışlar olacak şey değil.
keşke zebercet de travis bickle gibi kendini yeniden yaratma cesareti gösterebilseydi. travis bickle, sosyopatlığını, kadınlarla olan garip ilişkisini ve uzakkalışını bir noktaya kanalize etmeyi başarıp kendine hediye edercesine bir kahraman yarattı kendinden. zebercet sadece gitmeyi seçti.
zebercet karakteri, bu coğrafyanın kaderi olmuş ve iliklerimize kadar işleyen vazgeçiş, boş veriş, lanet edişi çok güzel yansıtmış.
anayurt oteli'ni hiç okumadım. ama ömer kavur çok iyi anlamış, çok iyi çözmüş zebercet'i ve macit koper'in bu rolün altından kalkabileceğini anlamış ki ortaya türkiye sinema tarihinin hem en iyi roman uyarlaması filmini hem de en iyi işlenmiş karakterini çıkarmıştır.
zebercet bir edebiyat karakteri olarak var olmasının yanında artık bir de sinematik zebercet doğmuş oldu. filmin sonunu izlemedim, izlemek istemedim. bir nevi minik bir pasif direniştir benimki. bu toprakların kaderi olmayı bırakmasını umduğum, vazgeçişi artık görmeyi reddediyorum.
elbette dijital çağdaki spoiler yağmuruna ben de yakalandım, biliyorum zebercet'in sonunu. ancak zebercet'in sonunu görmemeye ne kadar dayanabilirsem o kadar dayanacağım.
yeri gelmişken can yayınları sen ne berbat bir kapak yapmışsın öyle. kitabın sonunu kapak yapmışlar olacak şey değil.
devamını gör...
kölelik
(bkz: asgari ücret)
devamını gör...
günaydın sözlük

günaaayydıınnn sözlük ahalisi..
hala uyanamayanlara, içi uyuyanlara, gözünden uyku akanlara, uyandım da keyif yapcam diyenlere salatadan kahve geldi cancağızım.
üşenmedim kalktım size kahve yaptım. herkese benden kahveee!
çok güzel bir gün olsun. herkese hayırlı işler, bol güneşler efenim.
gülümsüyoruz, bulaştırıyoruuuz.
devamını gör...
covid yalanına inanmıyorum
şimdi ben tam olarak nedir ne değildir uzman olmadığım bir alanla ilgili asla ahkam kesemeyeceğim. fakat medya aracılığıyla bize yansıtılanların çoğuna inanmıyorum. zekasını kullanan bireylerin de bunun farkında olduğunu düşünüyorum. yine çıkar ve para hırsıyla ilgili bir çok şeyin çarpıtılarak bize aktarıldığını düşünüyorum . tabi ki siz yine de maske takın o ayrı bir konu, dikkat edin . ama bir de şunu izleyin derim :
devamını gör...
daddy ucemak kızıl nelson üçlüsü
bir gün ben de sol frame de olabilecek miyim diye derin sorular ve sorunlara iten kıskandırıcı başlık. bak yine üzüldüm*
devamını gör...


