jorge luis borges tarafından hazırlanan babil kitaplığında bir franz kafka kitabıdır.

kafka okumak benim için bir tutkudur. yazdığı her şeyi okudum, hakkında yazılan her şeyi de. kendim için görünen o ki okumaya da devam edeceğim.

bu bir öykü kitabı ve içindeki en önemli öykülerden biri de kitaba adını vermiş olan akbaba. her okuduğumda bu dünya üzerinde nasıl yalnız ve çaresiz bırakıldığımızı, zaten kaybetmiş olduğumuz bir savaşı sürdürmek konusunda ne kadar gereksiz bir heves duyduğumuzu hatırlarım.

akbaba, bu kitabı ilk okuduğumdan beri kemirmekte vücudumu ve ben yardım etmeye söz veren o adamın gelmesini bekliyorum.

yaklaşık 20 yıl aradan sonra tekrar okudum... aslında insan aradan bunca zaman geçince bir kitabı yeninden okuduğunda farklı duygular hisseder, farklı fikirler edinir, farklı yerlerin altını çizer. ancak benim kafka’yla ilişkim sanırım biraz farklı, sanki ezberimdeki bir metni okur gibi okudum kitabı yeniden, her sözcüğe aşinaydım. aynı duygu yoğunluğu, aynı hayranlıkla... elbette yeni fark ettiğim şeyler de oldu ama eski bir dostla karşılaşınca şakaklarındaki kırları fark etmek gibiydi. okuyunuz efendim, tekrar tekrar okuyunuz...
devamını gör...

maske ile gönlümü fethetmiş, ağzını burnunu ayrı oynatan aşırı yetenekli adam.
devamını gör...

konuşurken, özellikle kelime sonlarındaki türkçe karakterleri söyleyemediği için yapay zekâ sandığım bir acayip kişi.

"ankara'ya kar yağdi."
"dünyayi saran efsane cuma çılgınlıği türkiye'ye de sıçradi."
gibi tuhaf cümleler kuruyor. trt türkçesi diye bir tabirin türediği yıllardan, kendi dilindeki kelimeleri telaffuz edemeyen tiplerin türediği yıllara... böyle bir konuda bile geri gitmeyi nasıl başardı bu medya?
devamını gör...

birbirlerinden oldukca farkli , farklarindan oturu de oldukca degerli iki rus yazar. birini ustun tutmak, otekine yapilan bir haksizliktir diye dusunuyorum. dostoyevski' nin o isyankar hallerinin kalemine yansimasi, tolstoy'un ise aksine dinginlestiren uslubu ikisini de gokkusaginin iki farkli rengi kilmaktadir. pollyanna donemlerim de tolstoy'u tercih ederim, isyankar zamanlarimda ise, damardan dostoyevski alirim...
devamını gör...

belirsizlik,
arkanızdan dönen dolaplar,
yalan...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içimde çocukluktan kalma bir boşluk,
gittikçe büyüyen,
büyüdükçe aksi ve hırçın yapan dünkü çocuğu,
büyüdükçe kendime kol kanat germek için yine kendi canımı yaktığım,
iç çekişlerime karışırken tuzlu gözyaşlarım,
ayakları gökyüzüne uzanmış bir çocuk salıncakta ruhum...

sonra sonra anlıyor insan;
gökten üç elmanın düştüğü masallar anlatılmamış çocuklar hiçbir zaman büyüyemiyormuş,
ve hiçbir şey ile dolmuyormuş o boşluk.
insan ona o masalı anlatıp, saçlarını okşayacak şefkati arayıp duruyormuş ömür boyu,
yine canını yakanda arıyormuş dermanı...


şanssız mücadeleci...
devamını gör...

felsefeme ve yaşam biçimime denk düşen bir müzik türü olmasından ötürü severim.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

düşüncelerim daima bir dans halindedir. belirli bir koreografisi yok fikirlerimin, canım isterse sallanırım, canım isterse zıplarım olduğum yerde.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

genellikle doğaçlarım ama ekseriyetle tasarlamaktan da kaçınmam. bazı şeyleri zorlarım, sınırları görmek için derinden yoklayıp hislerimden emin olmalıyım. çerçevelere sığmam, çizgilerim yoktur. karmaşadaki ahengi yakalamak için ritmi arar dururum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

mücadele ediyorum..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çocukluğumda annemin kapaklı telefonunda sık sık oynadığım, benim için (bkz: çocukluğumuzu yemiş oyunlar)dan biridir.

hatta bu oyuna özenip 3 metrelik bir yerden atlamıştım. her tarafım yara bere olmuştu. çocukluk işte. o günden sonra annem de oyunu sildi telefonundan ve o güzel oyunla bir daha karşılaşmadık.
devamını gör...

ders çalışmak.
devamını gör...

hiçbiri bunun kadar güzel olmayan bir avuç şarkı:
devamını gör...

bilime ve sanata önem vermeyen toplumlar yok olmaya mahkumdur.
devamını gör...

'ben de seni' diyerek eli yükseltebileceğiniz durum. dumur olsun pilav kafalı.
devamını gör...

ortadoğu'da soğuk savaş olmaz, ılık savaşta olmaz; ortadoğu'da binlerce bebeğin ve çocuğun daha "neredeyim, ne yaşıyorum ben?" diyemeden öleceği kavurucu-sıcak savaşlar olur!
devamını gör...

dün o raporu paylaşan başka bir yazar vardı ama kim olduğunu söylememişti bunu da geç görüyorum, gerçekten şaşırdım çünkü okumayı yazmayı seven, pozitif, hayata bağlı bir kişi olduğunu düşünüyordum. böyle güzel insanlar atlarına binip giderlerse biz kimlerle beraber kalacağız? fikirlerimizle, benliğimizle var olmalı ve ayakta kalmalıyız; hayat bu noktada mücadele etmeye değer. sevgili rimbaud, umarım sorunların çözüme kavuşur, mutluluk seninle olsun. sevgiler.
devamını gör...




"başkaları gitmiş olur gidince,
bir sen yakınsın uzakta kalınca..."
devamını gör...

eski filmlerde seyyar hıyarcılar vardı taneyle satarlardı.oraya doğru gidiyoruz galiba.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
acılıvegankebabı ıvanka'ya yüzme öğretirken...
devamını gör...

çok pis kelime oyunları yaparım sonra da tek başıma gülerim, canınızı sıkarım..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

t: bir çeşit itlik ve serserilik..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim