pembe gezegen gj 504b
2013 yılında keşfedilen dünya'dan 57 ışık yılı uzaklıkta bulunan bu güzel pembe gezegen kız çocuklarının gitmek istediği ilk gezegen olarak biliniyor.

gezegenin oluşumu hakkındaki sırlar şu an kesin olmaktan çok uzak. meja daha iyi bilir.
yıldız sistemlerinin oluşumlarını anlatan teorilere göre; böylesi büyük kütlede bir gaz devi gezegenin, çok genç diyebileceğimiz bu sistemde yıldızına bu kadar uzak olmaması gerekiyordu.
çünkü büyük gaz devleri, yıldızlarına yakın bölgelerde oluşuyor.
pembe gezegen kendi yıldızına 4,05 milyar mil uzaklıkta. bu uzaklık, dünya ile güneş arasındaki mesafenin 43,5 katı olarak biliniyor.
pembe görünmesinin nedeninin hala sıcak olduğu için yapmış olduğu ışımadan kaynaklandığı; milyon yıllar geçip gezegen soğudukça, pembe rengini de kaybedeceği söyleniyor.
goddard uzay uçuş merkezi’nde görevli astrofizikçi michael mcelwain, “eğer bu gezegene seyahat etme şansımız olsaydı, sahip olduğu ısıyla parlayan, koyu bir kiraz çiçeği rengini andıran bir dünya görecektik” dedi.

gezegenin oluşumu hakkındaki sırlar şu an kesin olmaktan çok uzak. meja daha iyi bilir.
yıldız sistemlerinin oluşumlarını anlatan teorilere göre; böylesi büyük kütlede bir gaz devi gezegenin, çok genç diyebileceğimiz bu sistemde yıldızına bu kadar uzak olmaması gerekiyordu.
çünkü büyük gaz devleri, yıldızlarına yakın bölgelerde oluşuyor.
pembe gezegen kendi yıldızına 4,05 milyar mil uzaklıkta. bu uzaklık, dünya ile güneş arasındaki mesafenin 43,5 katı olarak biliniyor.
pembe görünmesinin nedeninin hala sıcak olduğu için yapmış olduğu ışımadan kaynaklandığı; milyon yıllar geçip gezegen soğudukça, pembe rengini de kaybedeceği söyleniyor.
goddard uzay uçuş merkezi’nde görevli astrofizikçi michael mcelwain, “eğer bu gezegene seyahat etme şansımız olsaydı, sahip olduğu ısıyla parlayan, koyu bir kiraz çiçeği rengini andıran bir dünya görecektik” dedi.
devamını gör...
akıllı telefon olmadan önce beklerken yapılan şeyler
birilerini oylesine hal hatir sormak icin ariyorduk.
devamını gör...
epr paradoksu
adını albert einstein, boris podolsky ve nathan rosen adlı bilim insanlarının soyadlarının baş harflerinden alan, einstein - podolsky - rosen paradoksu olarak da bilinen ve kuantum dolanıklık adlı fiziksel olayın, niels bohr ve werner heisenberg'e ait kopenhag yorumu'nu geçersiz kıldığını iddia eden çalışma.
***
meraklısına biraz detay...
1- işin özüne gelmeden bilmemiz gereken 2 önemli konudan ilki süperpozisyon.
iki olasılıklı bir olay düşünün; örneğin bilgisayarlardaki bitlerin değerleri... bu bitler ya 0 ya da 1 değerine sahip olabilir. başka bir seçenekleri yoktur.
fakat atom altı parçacıklardan bahsederken durum değişir. bu parçacıklar, mesela iki olasılıklı bir olayda "ya şudur ya da budur" mekanizmasıyla çalışmazlar. bu parçacıklar "aynı anda hem şudur hem de budur." yani olasılıkların ikisine de aynı anda sahiptirler. örneğin kuantum bilgisayarı dediğimiz aletlerdeki kübitler, bitlerin aksine hem 0 hem de 1 değerini aynı anda alır.
bu konu özellikle spin adlı kavram üzerinden anlatılır. spin basitçe, parçacığın kendi ekseni etrafındaki dönüşüdür. burada +1/2 ve -1/2 spinleri üzerinden devam edelim konuya ve + olanı yukarı spin, - olanı aşağı spin olarak adlandıralım ki kolaylık olsun.
şimdi elimizde bu bilgi var artık: parçacığımız her iki spin durumuna da aynı anda sahip ve biz bu duruma süperpozisyon adını veriyoruz.
2- bilmemiz gereken ikinci konu, ölçüm denen eylem. biz örneğin bir parayı atmadığımız sürece onun yazı mı tura mı geleceğini bilemeyiz. bu nedenle parayı atıp sonucu almak, bir ölçüm yapmak anlamına gelir. aynı şekilde, süperpozisyon durumundaki bir parçacık hakkında da bir ölçüm yapabilir ve onun aynı anda sahip olduğu tüm durumları tek bir duruma indirebilirsiniz ki buna da süperpozisyonun çökmesi denir.
***
şimdi gelelim işin özü dediğim şeye.
kuantum dolanıklık adını verdiğimiz olaya göre, birbiriyle dolanık olan 2 parçacıktan biri ile ilgili bir gözlem yaptığınızda, anında diğer parçacıkla ilgili bilginiz olur. nasıl? şöyle:
spini 0 olan dolanık bir sistem düşünelim. yukarıda bahsettiğim yukarı ve aşağı spinlerin matematiksel değerini düşünürseniz, bu ikisinin toplamının 0 olduğunu göreceksiniz. o halde elimizde bir tane yukarı, bir tane de aşağı spinli dolanık parçacıklar olursa, bunların toplam spininin 0 olacağı bilgisi cepte.
şimdi biliyoruz ki bu 2 parçacıktan birinin spin durumunu ölçer ve onun süperpozisyon durumunu çökertirsek, diğer parçacığın spin durumuyla ilgili anında bilgi sahibi olacağız. yani ölçüm sonucumuz yukarı spin olursa bileceğiz ki diğer parçacık aşağı spinli; ölçümümüz aşağı spinli olursa bileceğiz ki diğer parçacık yukarı spinli.
bu durum, parçacıklar arasındaki mesafeden bağımsızdır. yani parçacığın biri dünyada, diğeri andromeda galaksisi'nde olsa da durum değişmez ve birini ölçtüğümüz anda diğeri hakkında bilgimiz olur. zira bunların ikisi de aynı dalga fonksiyonu ile temsil edilmektedir.
*** burada parçacıkların ayrı ayrı ölçülmesi durumunda, klasik fiziktekinden farklı bir sonuç var. normal şartlarda 2 parayı fırlattığınızda bunların ayrı ayrı yazı veya tura gelmeleri ihtimali, kendi içlerinde %50'şer ihtimaldir. fakat dolanık parçacıklardan birini ölçtüğünüzde mesela yukarı spin gelirse ve diğer parçacığı ayrıca ölçmeye kalkarsanız, onu mutlaka aşağı spinli ölçersiniz. başka şans yoktur zira dalga fonksiyonları ortak olduğundan, birinin süperpozisyonu çökünce diğerininki de çökmüş olur. evet almanya yenilince diğer parçacık da yenilmiş sayılıyor yani. ***
***
ve bingo! aklımıza "ışıktan hızlı bilgi mi ilettik?" sorusu gelir. zira ışığın oradan buraya ya da buradan oraya seyahati için yaklaşık 2,5 milyon yıl gerekirken, biz anında bilgi sahibi oluverdik.
işte epr paradoksu bu duruma karşı çıktı ve bunun özel görelilik postülalarına aykırı olduğunu savundu çünkü hiçbir şeyin ışıktan hızlı seyahat edemeyeceği biliniyordu. bunun yerine epr paradoksu şöyle bir iddia attı ortaya: aslında parçacıklar başından beri bir iş birliği içerisindeydi ve sahip olacakları durumlar önceden belirlenmişti. bu nedenle birbirlerinden ayrılmaları durumunda aralarında bir iletişim olması gerekmeksizin ölçüm sonuçları önceden belliydi. ölçtüğümüz bilgilerin başından beri parçacıkların içinde gizli olduğu ve adına "yerel gizli değişkenler" denilen bir özellik...
1964'e kadar bu durumun doğru ya da yanlış olduğu kanıtlanamadı. ta ki john bell sahneye çıkana kadar... bell teoremi ya da bell eşitsizliği adı verilen ve burada detaylarına girerek kafa karıştırmak istemediğim basit bir matematiksel düşünce ile durum açıklığa kavuşmuş oldu. gözlemsel durumlar ve bell eşitsizliği birlikte göz önüne alındığında, gerçek durumun "yerel gizli değişkenler"in varlığına izin vermediği görüldü.
***
meraklısına biraz detay...
1- işin özüne gelmeden bilmemiz gereken 2 önemli konudan ilki süperpozisyon.
iki olasılıklı bir olay düşünün; örneğin bilgisayarlardaki bitlerin değerleri... bu bitler ya 0 ya da 1 değerine sahip olabilir. başka bir seçenekleri yoktur.
fakat atom altı parçacıklardan bahsederken durum değişir. bu parçacıklar, mesela iki olasılıklı bir olayda "ya şudur ya da budur" mekanizmasıyla çalışmazlar. bu parçacıklar "aynı anda hem şudur hem de budur." yani olasılıkların ikisine de aynı anda sahiptirler. örneğin kuantum bilgisayarı dediğimiz aletlerdeki kübitler, bitlerin aksine hem 0 hem de 1 değerini aynı anda alır.
bu konu özellikle spin adlı kavram üzerinden anlatılır. spin basitçe, parçacığın kendi ekseni etrafındaki dönüşüdür. burada +1/2 ve -1/2 spinleri üzerinden devam edelim konuya ve + olanı yukarı spin, - olanı aşağı spin olarak adlandıralım ki kolaylık olsun.
şimdi elimizde bu bilgi var artık: parçacığımız her iki spin durumuna da aynı anda sahip ve biz bu duruma süperpozisyon adını veriyoruz.
2- bilmemiz gereken ikinci konu, ölçüm denen eylem. biz örneğin bir parayı atmadığımız sürece onun yazı mı tura mı geleceğini bilemeyiz. bu nedenle parayı atıp sonucu almak, bir ölçüm yapmak anlamına gelir. aynı şekilde, süperpozisyon durumundaki bir parçacık hakkında da bir ölçüm yapabilir ve onun aynı anda sahip olduğu tüm durumları tek bir duruma indirebilirsiniz ki buna da süperpozisyonun çökmesi denir.
***
şimdi gelelim işin özü dediğim şeye.
kuantum dolanıklık adını verdiğimiz olaya göre, birbiriyle dolanık olan 2 parçacıktan biri ile ilgili bir gözlem yaptığınızda, anında diğer parçacıkla ilgili bilginiz olur. nasıl? şöyle:
spini 0 olan dolanık bir sistem düşünelim. yukarıda bahsettiğim yukarı ve aşağı spinlerin matematiksel değerini düşünürseniz, bu ikisinin toplamının 0 olduğunu göreceksiniz. o halde elimizde bir tane yukarı, bir tane de aşağı spinli dolanık parçacıklar olursa, bunların toplam spininin 0 olacağı bilgisi cepte.
şimdi biliyoruz ki bu 2 parçacıktan birinin spin durumunu ölçer ve onun süperpozisyon durumunu çökertirsek, diğer parçacığın spin durumuyla ilgili anında bilgi sahibi olacağız. yani ölçüm sonucumuz yukarı spin olursa bileceğiz ki diğer parçacık aşağı spinli; ölçümümüz aşağı spinli olursa bileceğiz ki diğer parçacık yukarı spinli.
bu durum, parçacıklar arasındaki mesafeden bağımsızdır. yani parçacığın biri dünyada, diğeri andromeda galaksisi'nde olsa da durum değişmez ve birini ölçtüğümüz anda diğeri hakkında bilgimiz olur. zira bunların ikisi de aynı dalga fonksiyonu ile temsil edilmektedir.
*** burada parçacıkların ayrı ayrı ölçülmesi durumunda, klasik fiziktekinden farklı bir sonuç var. normal şartlarda 2 parayı fırlattığınızda bunların ayrı ayrı yazı veya tura gelmeleri ihtimali, kendi içlerinde %50'şer ihtimaldir. fakat dolanık parçacıklardan birini ölçtüğünüzde mesela yukarı spin gelirse ve diğer parçacığı ayrıca ölçmeye kalkarsanız, onu mutlaka aşağı spinli ölçersiniz. başka şans yoktur zira dalga fonksiyonları ortak olduğundan, birinin süperpozisyonu çökünce diğerininki de çökmüş olur. evet almanya yenilince diğer parçacık da yenilmiş sayılıyor yani. ***
***
ve bingo! aklımıza "ışıktan hızlı bilgi mi ilettik?" sorusu gelir. zira ışığın oradan buraya ya da buradan oraya seyahati için yaklaşık 2,5 milyon yıl gerekirken, biz anında bilgi sahibi oluverdik.
işte epr paradoksu bu duruma karşı çıktı ve bunun özel görelilik postülalarına aykırı olduğunu savundu çünkü hiçbir şeyin ışıktan hızlı seyahat edemeyeceği biliniyordu. bunun yerine epr paradoksu şöyle bir iddia attı ortaya: aslında parçacıklar başından beri bir iş birliği içerisindeydi ve sahip olacakları durumlar önceden belirlenmişti. bu nedenle birbirlerinden ayrılmaları durumunda aralarında bir iletişim olması gerekmeksizin ölçüm sonuçları önceden belliydi. ölçtüğümüz bilgilerin başından beri parçacıkların içinde gizli olduğu ve adına "yerel gizli değişkenler" denilen bir özellik...
1964'e kadar bu durumun doğru ya da yanlış olduğu kanıtlanamadı. ta ki john bell sahneye çıkana kadar... bell teoremi ya da bell eşitsizliği adı verilen ve burada detaylarına girerek kafa karıştırmak istemediğim basit bir matematiksel düşünce ile durum açıklığa kavuşmuş oldu. gözlemsel durumlar ve bell eşitsizliği birlikte göz önüne alındığında, gerçek durumun "yerel gizli değişkenler"in varlığına izin vermediği görüldü.
devamını gör...
bir insanı tanımak
tüm ilişkilerde güven vericidir.
bakışından ne hissettiğini, aslında o cümleyi neden kurduğunu, neye güldüğünü, neye sinirlendiğini bilmek tanıdık bir evde, herşey yerli yerindeymiş gibi hissettiriyor bana.
bakışından ne hissettiğini, aslında o cümleyi neden kurduğunu, neye güldüğünü, neye sinirlendiğini bilmek tanıdık bir evde, herşey yerli yerindeymiş gibi hissettiriyor bana.
devamını gör...
doğa için çal
aklima geldikce acip dinledigim, turk muziginin guzel kompozisyonlarini barindiran bir muzik projesi.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hobileri
edebî metin yazmak, akrilik boyayla resim yapmak, sürekli bir şeyler araştırıp öğrenmek.
devamını gör...
filburt
cinsiyetçi tanımlar girme konusunda doktora yapmış çakma profesör yazarımızdır. şu kadın böyledir, bu kadın şöyledir... yok eğer böyle ise kadın kesin şöyledir vs.
acilen kendine çeki düzen vermesi gerektiğini düşündüğümdür.
edit: sürekli sözlüğü küçümsüyorsun veya imada bulunuyorsun. kimse sana zorla tanım yazdırmıyor. ilgi çekmek için kendini şekilden şekle sokma.
acilen kendine çeki düzen vermesi gerektiğini düşündüğümdür.
edit: sürekli sözlüğü küçümsüyorsun veya imada bulunuyorsun. kimse sana zorla tanım yazdırmıyor. ilgi çekmek için kendini şekilden şekle sokma.
devamını gör...
ağlayan birine ağlıyor musun diye sormak
"yok ben timsahım, seni avlamak için göz yaşı döküyorum" diye cevaplanması gereken sorudur. ya da cevaplamayın, ağlayan birine ağlıyor musun diye soran buna da inanabilir*.
devamını gör...
kitap alıntıları
"evren devasa bir fotokopi makinesidir. sürekli düşüncelerini kopyalayarak çoğaltır."
(bkz: tanrı ile sohbet) (bkz: neale donald walsch)
(bkz: tanrı ile sohbet) (bkz: neale donald walsch)
devamını gör...
normal sözlük’e girince bildirim görmek
zevk verir. egomuzu tatmin etmenin oldukça kolay ve ucuz bir yoludur. onun için bol bol artılayalım birbirimizi sayın yazarlar. güldürelim yüzleri. sadece, okumadan önce oy atmayalım ki herkes hakkını alsın.
devamını gör...
ben hariç herkesin tatilde olması
ben de tatilde değilim. üzülmeyin.
tatilde bile evde kapalı kalanlar birliği olarak bu günleri de atlatacağız!!
tatilde bile evde kapalı kalanlar birliği olarak bu günleri de atlatacağız!!
devamını gör...
kafa kağıdı
nüfus cüzdanı.
1845' te yapılan nüfus sayımı sonrasında, erkeklere "mecidiye" denilen kimlik belgeleri verildi. bu kimlikler büyük defter şeklinde ve biraz ağırcaydı. nüfus cüzdanını yanında taşıyan kişiler ceplerine koymak yerinde feslerinin içinde taşırlardı. kimisi fesin içine cep yaptırır kimileri de direk cüzdanı fese dikerlerdi. istenildiğinde kafa üzerindeki fes içerisinden çıkarılan kimliklere halk arasında kafa kağıdı denmiştir.
1845' te yapılan nüfus sayımı sonrasında, erkeklere "mecidiye" denilen kimlik belgeleri verildi. bu kimlikler büyük defter şeklinde ve biraz ağırcaydı. nüfus cüzdanını yanında taşıyan kişiler ceplerine koymak yerinde feslerinin içinde taşırlardı. kimisi fesin içine cep yaptırır kimileri de direk cüzdanı fese dikerlerdi. istenildiğinde kafa üzerindeki fes içerisinden çıkarılan kimliklere halk arasında kafa kağıdı denmiştir.
devamını gör...
karakter analizi
alfred adler' in insanı tanıma sanatı kitabında bu konuda ifade edilmiş.ayrıca halit ziya uşaklıgilin ruhun lisanı ilm-i sima (kitap) ) kitabında insanların yüzlerinde görebildiğimiz göz, ağız, burun, kulak, çene gibi uzuvlara bakarak karakteri hakkında çıkarımlarda bulunabileceğimizi anlatıyor. bu ilim ile ilgilenen birçok bilim insanı mevcut. erzurumlu ibrahım hakkı'nın marifetname (kitap) kitabında da bu konudan bahsedilmiş.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
yaz dostum, güzel sevmeyene adam denir mi?
yaz dostum, selam almayana yiğit denir mi?
yaz dostum, altı üstü beş metrelik bez için
yaz dostum, boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz dostum, yoksul görsen besle kaymak bal ile
yaz dostum, garipleri giydir ipek şal ile
yaz dostum, öksüz görsen sar kanadın kolunu
yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile..
yaz dostum, selam almayana yiğit denir mi?
yaz dostum, altı üstü beş metrelik bez için
yaz dostum, boşa geçmiş ömre yaşam denir mi?
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz tahtaya bir daha, tut defteri kitabı
sarı çizmeli mehmet ağa, bir gün öder hesabı
yaz dostum, yoksul görsen besle kaymak bal ile
yaz dostum, garipleri giydir ipek şal ile
yaz dostum, öksüz görsen sar kanadın kolunu
yaz dostum, kimse göçmez bu dünyadan mal ile..
devamını gör...
emin olunan ama kanıtlanamayan şeyler
değer verdiğiniz birinin aniden size soğuk davrandığını hissetmek. çoğu zaman somut bir örnekle anlatılamaz. hissedilir...
devamını gör...
kısa entry giren yazar sayısındaki artış
oldukça moralimi bozan şeydir.
adamlar, sırf 800 tanımları oldu diye hak etmedikleri halde kitap hediyesini kazanacaklar. düşünsenize yüzlerce karakterli tanım yazan yazarla, bu karakter * sayısı ayakkabı numaralarıyla aynı olan yazar eşdeğer. taş olsa çatlar be, insaf!
çaylaklık sistemi gelse de kurtulsam, diye bas bas bağırmaktayım sözlüğe her girişimde.
eskiden uzun tanımlarımızın, bilgi tanımlarımızın bir değeri vardı. şimdi kısacık tanımlardan, forumsal başlıklardan değerleri türk lirasının amerika'daki değerine düştü. yazık günah.
neyse, gelmişken başlıklarımın primini yapayım, başka türlü dikkat çekmiyorlar;
(bkz: hashima adası)
(bkz: alex)
(bkz: gökyüzü havuzu)
(bkz: kıyamet ambarı)
edit: imla.
adamlar, sırf 800 tanımları oldu diye hak etmedikleri halde kitap hediyesini kazanacaklar. düşünsenize yüzlerce karakterli tanım yazan yazarla, bu karakter * sayısı ayakkabı numaralarıyla aynı olan yazar eşdeğer. taş olsa çatlar be, insaf!
çaylaklık sistemi gelse de kurtulsam, diye bas bas bağırmaktayım sözlüğe her girişimde.
eskiden uzun tanımlarımızın, bilgi tanımlarımızın bir değeri vardı. şimdi kısacık tanımlardan, forumsal başlıklardan değerleri türk lirasının amerika'daki değerine düştü. yazık günah.
neyse, gelmişken başlıklarımın primini yapayım, başka türlü dikkat çekmiyorlar;
(bkz: hashima adası)
(bkz: alex)
(bkz: gökyüzü havuzu)
(bkz: kıyamet ambarı)
edit: imla.
devamını gör...
aniden gelen sebepsizce uzaklara gitme isteği
başımı alıp gidesim var uzaya.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu
maşallah en az benim kadar seviliyor.
(bkz: kıskançlığı çaktırmamak)
karikatürleri, mahlası ve tanımları hep pozitif, bana ve sözlüğe iyi gelen yazar kız kardeş.
yaşasın şen kadınlar
(bkz: kıskançlığı çaktırmamak)
karikatürleri, mahlası ve tanımları hep pozitif, bana ve sözlüğe iyi gelen yazar kız kardeş.
yaşasın şen kadınlar
devamını gör...

