türkiye.
devamını gör...

(bkz: eksi butonu) na neden ihtiyacımızın olduğunu gösteren başlık.
devamını gör...

insan en yakınına bütün duygu ve tavırlarını en kolay gösterir. annemize de bağırırız bazen ama bir dükkan ya da devlet dairesindeki insana kibar davranırız. sevdiğimiz insana hemen sinirlenirken iş arkadaşımıza haketmediği sabrı gösteririz. biz böyleyiz maalesef. böyle olmamak gerekir. bir yerden başlayarak bu davranışı düzeltmemiz lazım. sizin için kıymetli olan kim var ise onları üzmeyin ve değerlerini bilin.
devamını gör...

sinir - stresin modumu ve iştahımı düşürdüğünü fark ettim. zayıfladığımı fark ettim. bile isteye niyetlensem bu denli zayıflayamazmışım. önceden sığamadığım şort 2 numara büyük geliyor. sevinemem zannettim ama modumun yükselmesi bi’ oynak şarkıya baktı. yuuooo murat övüç twiti falan okumadım. *
devamını gör...

(bkz: indomi noodle)
devamını gör...

bu isimde bir dizi vardı. aslında fena da başlamamıştı. zaten mevzu alcatraz olunca ben olaya balıklama atlarım. alcatraz'la ilgili film, belgesel ne varsa bulup buluşturup izlemişimdir. dizinin konusu da ilgi çekiydi. oyuncu kadrosu da fena değildi. diziyi çeken de j.j. abrams olunca, merak da etmedim değil. ha lost'un sonunda çuvallamış olsa da, bir yere kadar götürdü yani adam o diziyi. bu dizide de belki aynı haltı yer ama o zamana kadar bize de seyredecek bir şeyler çıkar diye düşünmüştüm.

orada rebeca madsen diye dedektif bir ablamız vardı. bayağıda takıntılı bir ablaydı. bir cinayeti çözeceğim derken taa 1960'lara doğru yol aldı hanımefendi. deliller ve belgeler kendisini o dönemlerde alcatraz'da kalmış bir suçluya doğru götürdü. işte orada işler çok pis karıştı. lanet olası federaller falan devreye girdi. bu arada jack sylvane denen şüphelinin de 80'leri aşkın bir yaşı var ama adam kamera kayıtlarına böyle zıpkın gibi fişek gibi gencecik yakalanıyor falan. sonra emerson hauser diye bir karakter var. adam adada gardiyanlık yapmış. jack'in yalnız olmadığını, o dönemde pek çok mahkumun onun gibi ortadan kaybolduğunu söylüyor. adamlar buharlaşıp yok olmuşlar. ve geri dönecekleri tutmuş.

alın size işte mis gibi gizem! alcatraz var, gizem var, çözülecek mevzu var, izlemeyip de ne yapacaksınız? izledik haliyle ve sonrası tam bir hayal kırıklığı.

bu adamlar yaşlanmıyor, niye yaşlanmıyor? niye geri dönüyorlar? dertleri ne?

el-cevap: bunların kanına o dönemin hapishane müdürü gümüş enjekte ettiriyor.

peki neden? bilmiyoruz abicim. adamın fantezisi buymuş herhalde.

sonracığıma anahtarlar var. bunlar ne ayak? müdür bunları niye toplatıyor? yine derin bir sessizlik. acaba anahtarlar için mi geri dönüyorlar? ona da yanıt yok. ortaya gizemi at. hiç birini açık etme. sonra da dedektifi öldür ve diziyi bitir. istiklal marşı ve kapanış...

bence abrams lost'dan daha beter nasıl batırırım sorusunu kendine sormuş ve bu diziyi çekmiş. başka bir açıklaması olamaz. varsa bile bu kadar zincirleme felaket sonrası bana hiç inandırıcı gelmez/gelmedi. öyle işte bilin istedim. hani denk gelip, başlayıp kursağınızda bırakmayın. yazık etmeyin kendinize *
devamını gör...

resim yapıyorum, deneme ve öykü yazıyorum. elimden geldiğince de sanatın birçok dalının takipçisi olmaya çalışıyorum.
devamını gör...

1995'te albert einstein'nin annalen der physik dergisinde ilk defa bir makale ile halka teorisini açmıştır. einstein'e göre zamanda dahil herşey göreceliydi (değişken) . zaman, mekan ve hareket birbirine bağlı olgulardır. einstein'nin görelilik(izafiyet) teorisi ile galileo' nun işığın hızının her zaman aynı ölçülceği teorisi ile uyuşuyordu. ama newton'nun mutlak uzay-zaman teorisi(zaman her yerde aynıdır) ile birbirine uyuşmamaktadır.

bunu daha kolay anlamanın yönü ;albert einstein’nin e=m² formülü. enerji = kütle x (ışık hızının karesi) olarak da tanımlayabileceğimiz formül, zamanın ne kadar değişken olabileceğini bize gösteriyor. teorinin temeli zamınım kişiye göreceli (değişiklik gösterebileceği) anlatılır.

peki zaman hangi durumlarda görecelik gösterir :
eğer bir ışık hızı sınırına yaklaştığımızda veya kütle çekimine ışık hızı sınırına yaklaştığımızda , zaman kişiler ve maddeler için yavaşlar. hata imkansız olmasaydı eğer ışık hızında hareket etmeyi başarabilseydik, zaman kavramı bizim için yok olmuş olurdu.mesela ışık hızına çok yakın hızlarda seyahat etmeyi başarabilirsek ya da kütle çekim kuvvetinin çok yüksek olduğu bir maddenin, gezegenin veya solucan deliğinin(kara delik) çok yakınında bulunursak , zaman bizim için yavaşlamaya başlar. bu konuya basitçe anlatmak istersek eğer "ikizler pardoksunu" kullanırız.

ikizler paradoksu :
dünyada bulunan tek yumurta ikizi kardeşler vardır. bu iki kardeşten birini uzaya, ışık hızına yakın hızlarda uzayda belirli bir süre boyunca seyahat ettirelim. yada kütle çekimi çok yüksek bir gezegen yada solucan deliğinin yakınlarına bir süre bekletelim. kardeşimizin dünyaya geri döndüğünde, kendisi için zaman daha yavaş aktığı için orta yaşlarda olacaktır. diğer kardeş ise yaşlanmıştır.

not : 1905’ten beridir bilim insanları bu teorinin doğruluğunu test etmek ya da eksik bulmak için deneyler yapmaktadırlar. ama sonuç herzaman einstein’in öngörülerinin doğruluğu üzerinedir.

not : konuyu daha iyi anlamak için interseller filimini izlemenizi öneririm.
devamını gör...

krem reklamlarının vazgeçilmezleridir.
devamını gör...

öncelikle bu bir ifade özgürlüğü değildir, bir duygu durumudur. toplumun hiçbir kesimini sevmek zorunda değilsiniz, eyvallah.
ama meseleyi sübjektif zeminde ele alıyorsanız kusura bakmayın da bilinçaltınızda bir hastalık var demektir.
yani şöyle bir şey olabilir mi: ben fransızları sevmiyorum yaa!
sevme kardeşim bana ne! ben de italyanlara hastayım noolacak şimdi?

abi şimdi gidiyorsun, toplu iğnenin ucuyla işaret parmağını hafifçe kanatıyorsun tamam mı? eğer kanın mavi akmıyorsa sonsuza kadar ifadeni özgürleştirmiyorsun. kapiş?
devamını gör...

bu biraz da tercih meselesi. çabalamakta alakalı belki. göstermeyi bilmiyor olabilir ama öğrenmeyi seçmek, bunun için çabalamak, emek vermek tercih meselesi. babam hiç babasından sevgi görememiş, dedem zamanında almanya’ya işçi olarak giderlerdenmiş. yılda sadece 2 hafta gelirmiş. yani ne bir baba rolü ne de sevgisini gösteren bir baba varmış. bunlara rağmen babam dedemin izinden gitmeyi tercih etmedi. “ben böyle gördüm böyle de devam edecek” demedi. çocuklarına tüm sevgisini gösterdi. sokakta omzunda taşıdı. alıp parka götürdü. “ben babamdan görmedim, siz eksik kalmayın” dedi. halâ da öyle. büyüdük ama yine de üstümüze titriyor. yıllar evvelinde seçmediği yolu hiçte seçecek gibi görünmüyor.
devamını gör...

bunun en büyük nedeni ucuz ve kolay olmasıdır. ben ilkokuldayken çeyrek ekmek alırdık. biraz durumu iyi olan yağlı çeyrek ekmek alırdı. zengin olanlar yarım tost alırdı. ekmek hep vardı ve hala var. bugün bile geleneksel ve ev yapımı sofralarda kültür karbonhidrat ağırlıklı. yapılan çalışmalarda sofraların%95'ini karbonhidrat oluşturuyormuş.

not: çeyrek ekmek lan. fakir bile değilmişiz. bugünlere şükürler olsun.
devamını gör...

çinli prenseslerdir.
devamını gör...

iki yüzlülük deyimini bilmeyenimiz yoktur herhalde peki gerçekten iki yüzlü olan insanlardan haberiniz var mıydı?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
nadir bir sendrom olan diprosopus kişilerin iki yüzlü doğmasına sebep oluyor. ama yapışık ikizlerle karıştırmayalım. bu hastalıkta tek birey söz konusu sadece simetrik iki yüzü var. yani ortada olan düzgün ayrılmayan ikiz veya kardeş embriyolar değil, tek bir bireyin iki adet yüzünün oluşması durumudur.
bu durum, shh proteinlerindeki* hatalardan meydana gelir.
shh, normalde yüz oluşumu ve yüzdeki unsurların yerleşimini belirleyen önemli bir proteindir. ancak olması gerekenden fazla üretilecek olursa, ikinci bir yüzü oluşturmaya başlar. ne kadar fazla üretilirse, o kadar detaylı bir ikinci yüz oluşur. aksine shh gerekenden az üretilirse, bu defa da yüzdeki unsurların tam olarak gelişmemesi veya oluşmaması durumu ortaya çıkar ki bunu da ileriki süreçte detaylı bir şekilde sizlerle paylaşacağım.
genelde hayvanlarda görülen bu problem nadiren de olsa insanlarda da görülür ancak diprosopus sendromuna sahip insanların ömrü günler veya aylar ile belirtilir diyebiliriz.

şimdi de vaka örneklerimize geçelim

1-)frank ve louie (1997-2014): iki ağzı 3 gözü ve bir beyni olan bu kedi 2012 yılında 15 yaşına basarak "dünyanın en uzun yaşayan iki yüzlü kedisi" olarak guinness rekorlar kitabına girmişti. ya da girmişlerdi mi demeliyim kestiremedim*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

2-)lali singh (hindistan):10 mart 2008 yılında delhi, hindistan yakınlarındaki sanai sampura'da doğdu. bu kız bebeği iki yüzlü doğumdan sonra kayıtlara geçecek kadar yaşamayı başaran tek insan bireyi bile olabilir. lali'nin iki çift gözü, iki burnu ve iki ağzı; ancak normal şekilde, bir çift kulağı vardı. öylesine ilginçti ki, birçokları kızın hindu tanrısı ganeş'in reenkarnasyonu olduğuna inanıyorlardı.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
doğumdan kısa süre sonra bazı hastalık belirtileri ortaya çıktı: lali'nin ailesi, doktorların kızın beyin taraması yapma isteğini ve böylece oluşabilecek sorunların tespiti talebini reddettiler. lali, köy koşullarında düzgün beslenemediği için kusmaya başladı ve vücudunda birçok farklı enfeksiyon görüldü. büyük ailesi ve köy muhtarının reddiyle, ailesinin isteğine rağmen hastaneye kaldırılmadı. sonunda hastalık ciddileşmeye ve aşırı kusma nedeniyle susuz kalmadan ötürü kız fenalaşmaya başlayınca, ailesi onu hastaneye götürdü. doktorların müdahalesi sayesinde kızın kusması durduruldu ve hastalıkları geçmeye başladı; ancak hastaneye yatırılmasından 6 saat sonra durumu birden kötüye gitmeye başladı ve henüz 2 aylıkken kalp krizi geçirerek öldü.
devamını gör...

bir insanın karaciğeri yaklaşık gram başına 575 ıu kadar vitamin a içerirken bir kutup ayısı karaciğeri gam başına yaklaşım 30.000 ıu kadar vitamin a içerir. çünkü kutup ayıları genel olarak fok ve balıklar gibi a vitamini çok olan canlılarla beslenir. ek olarak bu durum eğer kutup ayısı karaciğeri yerseniz ölebileceğiniz anlamına gelir.
devamını gör...

yüklemesi ayrı dert, kullanması bambaşka bir dert olan analiz programı. bence bilenler cv'ye eklesin spss kullanmayı biliyorum diye, ayırt edici bir özellik olduğunu düşünüyorum.

hayatta nefret ettiğim şeyler sorulduğunda ilk üçe kesinlikle girer, şu anki duygu ve düşüncem bu yönde en azından.

spss'i görünce koşarak uzaklaşın, ama bu işimize yarayacak demeyin, sadece kaçın. günlerdir şarkı bile dinleyemedim ödev teslim edeceğim diye. etimle, kemiğimle soğudum adından da, sayılardan da, grafiklerden de.
devamını gör...

türk müziğinin yetiştirdiği en iyi yorumculardan biri. 1935 doğumlu. fransa'da yaşıyor. öyle olağanüstü bir ses rengi ve yorum tarzı var ki doğru ellerde dünyanın en iyi kadın şarkıcıları arasına girebilirdi. ne yazık ki aynı zamanda menajerliğini yapan erdem buri'nin ellerinde ziyan olmuş gitmiştir.
hayatını "düşmemiş bir uçağın kara kutusu" adlı kitabında yazmıştır.
(bkz: burçak tarlası)
devamını gör...

hiroşima'ya ilk atom bombasının atıldığı uçağın adı. fark edileceği üzere enola bir kadın ismi, gay ise tahmin edilen anlamının dışında eskiden kullanıldığı anlamıyla mutlu demek. uçağın pilotu olan paul tibbets annesin adını bu uçağa vermiştir. radyolarda hiroşimanın haberi duyulduğunda pilotun annesi felç geçirmiş ve ölümüne kadar öyle yaşamıştır.

aynı zamanda 1980 çıkışlı bir orchestral manoeuvres in the dark şarkısının da adıdır. bu şarkının ilerleyen yıllarda bir çok versiyonu yapılsa da benim için 2011 tarihli the hillbilly moon explosion versiyonu en güzelidir.
devamını gör...

900 kişilik nüfusu bünyesinde barındıran alaskanın talkeetna adlı şehrinde kayda değer bir belediye başkanı adayı çıkmaması üzerine stubbs isimli kedi başkanlığına adaylığını koymuş ve 1997 yılından 2017 yılına kadar 20 yıllık bir süre içerisinde mamasını yediği memleketine olan vatandaşlık görevini itinayla yerine getirmiştir.
stubbs
devamını gör...

çayın yanında tatlı yemek için bahanem.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim