son zamanlarda hemen hemen her şey şeklinde cevap verebileceğim anket sorusu. tahammülüm yok uzun uzun konuşma, film ya da benzeri şeyler dinlemeye. yüz yüze sohbetler dışındaki hiçbir şeyin hızlandırılmamışına dayanamıyorum.

edit: sık sık 1,75 oluyor o aslında.
devamını gör...

adminin de çok derdindeydi dedirten başlık.

geçen gece site çökmüş, kimse ne yapacağını bilmiyor, millet feryat figan, çocuklar ağlıyor, ortalıkta bir kasvet havası, admin "olmazsa okey oynarız hocut ekikikii" diye tanım giriyor.

gamsız adam, gamsız.
eşek yükü ile para versen kılını kıpırdatmaz.
devamını gör...

kadın figürünün tanrı olarak kabul edildiği dönemlerden erkek tanrı figürüne geçiş aynı zamanda anaerkil olarak nitelenebilecek toplumdan ataerkile geçiş olarak nitelenebilir. anaerkil dönemde - toplumlarda kadının önderliği söz konusu olmakla birlikte hala kadının yönetimde tam hakimiyeti ve otoritesinden ziyade sadece belli konularda kısmi bir hakimiyeti var. alt yapılanmadaysa soy kadından geçmekle birlikte ataerkil toplumla kıyaslandığında pek çok konuda cinsiyet eşitliği söz konusu. hopi amerikan yerlilerinin geçmişteki anaerkil - anasoy yapısı, kadın liderliğinde ancak alt yapıda cinsiyet eşitliğinin olduğu topluma örnek olarak verilebilir.
bugün ise tam anaerkil toplumlardan çok aslında matriline (anasoylu - kadının soyun devamını sağladığı, miras hakkının kadında olduğu ve aile konularında kadının karar aldığı yapı ) matrilocal ( evli çiftin kadının soyunun olduğu yere yerleşmesi ) toplumlara rastlanmakta.
bugün hala genel anlamda anasoylu olarak tanımlanabilecek (matriline veya matrilocal) olarak tanımlanabilecek toplumlar mevcut. kimi amerikan yerli kabileleri, güney amerikada bulunan kimi kabileler, hindistan'da khasi, endonezya'da minangkabau, kenya'da umoja, çin'de masuo, kosta rica'da bribri, cezayir'de tuareg, gana'da akan kabilesi gibi.
cezayir'de tuareg yine anaerkilden ziyade anasoy (matriline) kabileler kapsamında olup tıpkı diğer anasoy kabileler ve toplumlar gibi bugün bu özelliğini yavaş yavaş kaybetmektedir. anasoy yapının değişmesinde bu kabilelerin artık eskisi gibi izole bir yaşam sürmemeleri ve bulundukları ülke ve bölgedeki yaygın sosyal kültür ve din anlayışının etkisi gösterilebilir.
devamını gör...

bir baran güzel öykü kitabıdır.

bu zamana kadar okuduğum en iyi öykü kitabı diyemem elbette ama okuduğum öykü kitapları arasında beni en çok etkileyenlerden biri olduğu kesin. bazı öykülerde gözlerimin dolmasına engel olamadım. ya yaşlandığım için çok sulu göz birine dönüşmeye başladım ya da yazar gerçekten çok etkileyici bir anlatımla aktarmış yaralarını.

ben zaten kitabın ithaf sayfasına bu kitabı okurken başıma gelecekleri anlamıştım. daha ilk öyküye başlamadan içimde bir acı baş gösterdi ama daha önce de bu acıyı duyduğum için önemsemedim başta. bu sahte aldırmazlıkla kitaba başladığımda aslında kartondan bir kahramanlık yapmaya çalıştığımı anladım. unutmadan yazayım baran güzel kitabımın ithaf cümlesi olarak “ babamın ciğerlerine” yazmış.

dokuz farklı öyküde dokuz farklı dünyaya girip çıkıyoruz kitabı okurken ama ciğerlerinden hırıltılar çıkaran ve eski ihtişamını, görkemini kaybetmiş bir babanın sesi, kokusu ve gölgesi peşimizi bir türlü bırakmıyor.

her kötü geceden sonra aynı özgürlük duygusunun sahte ferahlığını yaşarken korkunç döngümüze kapılacağımız anın tedirginliğini hissediyoruz domates, salatalık ektiğimiz taze bir mezarın başında.
devamını gör...

bilim adamlarının kalbini kırmayın. adamlar hayatımızı kolaylaştırmak ve iyileştirmek için aylarca, yıllarca düşünüyor.
her 3 saniyede bir malafata giden kafa ile gelişim mümkün değildir.
genellemeler yanlıştır.
devamını gör...

21.55'te minik bir karşılama müziğinin ardından başlıyoruuuuuuz ! (sakiler'i gomercan çaldı, ona vurun. bir dahakine pinhani ile gireriz tamam )*
radyolar açılsın, kulaklıklar takılsın!
haydi kalkıyoruuuuuz!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ölümsüz serisinin 2. filmi. seri sırasıyla: unbreakable, split ve glass'dan oluşuyor.

filmde, 23 farklı alter egosu olan kevin'in son olarak ortaya çıkardığı ''canavar'' kişiliği ile insanların hayatlarını değiştirmesi konu alınıyor. ve tabii kendi hayatını da. çoklu kişilik bozukluğu çok ilgimi çeken bir hastalık, öncesinde kill me heal me (dizi)'yi izlediğimde de bu hastalık konu alınıyordu ve fazlasıyla araştırma yapmıştım. çoklu kişilik bozukluğunun en önemli nedenlerinden biri tahmin edilebileceği üzere travma'dır. özellikle çocuk yaşlarda fiziksel ve cinsel istismar görmek, savaş, doğal felakete şahit olmak gibi faktörler yer alır. çocuğun bedenine acı, üzüntü ve stres artık taşıyamayacağı kadar ağır geldiğinden olsa gerek, kendine farklı alt kişilikler yaratır. bu kişiliklerin yaşları, ırkları, cinsiyetleri, hobileri, düşünce tarzları, hayalleri, kısacası neredeyse her şeyi farklıdır. 30 yaşında çoklu kişilik bozukluğundan muzdarip bir adam düşünün, 9 yaşında bir kız çocuğu kişiliği de olabilir, 18 yaşında üniversiteye hazırlanan bir ergen de... hatta 70lerinde emekli bir karakteri de içinde barındırıyor olabilir.

ayrıca, bu hastalıkla ilgili dizi-film çekenler muhakkak bu ''canavar'' yani karanlık kişiliğe de yer veriyor. hatta bu kişilik o kadar güçlü ki, diğer tüm karakterlere baskın olabilir ve onların ortaya çıkmasını engelleyebilir. ve kişinin kendi benliğinin de. bu açıdan başarılı bir filmdi. kevin'i canlandıran james mcavoy'un oyunculuğu da muazzamdı.

--- alıntı ---
you are different from the rest. your heart is pure! rejoice! the broken are the more evolved. rejoice.
devamını gör...

1986 yılında ilhan şeşen'in bestelediği, grup gündoğarken'in de seslendirdiği şarkıdır.

devamını gör...

ne zaman ortaya çıkacağı ve ne zaman kaybolacağı halk tarafından kestirilemeyen bu ışık patlamaları, yüzyıllar boyunca mistik işaretler olarak yorumlanmalarıyla da dikkate değer.
yeşil, mor, kırmızı, sarı ve tonlarının gökyüzünde yaratacağı muazzam etkiyi hayal etmek ya da bu görüntüye şahit olmak muazzam bir duygu olsa gerek.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kocaeli'den..
devamını gör...

senaryosu sırrı abe*'ye ait 2008 yapımı film.
fazla bilinmeyen ama benim çok sevdiğim bir filmdir, belki de o...' lara ve gerçekten o... çocukları olan insanlara ayrı bir ilgim olduğundan, bilmiyorum.


o... çocukları, yönetmenliğini murat saraçoğlu'nun yaptığı, başrollerinde altan erkekli, demet akbağ, özgü namal, ipek tuzcuoğlu, sarp apak ve sezin akbaşoğulları gibi oyuncuların oynadığı dramatik/psikolojik bir filmdir.
ilk gösterim tarihi: 16 mayıs 2008
yönetmeni: murat saraçoğlu
senaryo: sırrı süreyya önder


bu filmin bendeki apayrı bir izi de müziği, bu film olmasa benim gibi küçük bir azınlık tarafından bilinen bir şarkı kıraç sayesinde geniş kitlelere ulaştı, o da yaşamam artık.
ali seven imzalı bu şarkı senelerce bilinmedi, anca jargonu / anca yaşamak / olan küçük bir kısım tarafından dinlendi. acılı mı, evet. arabesk mi, evet. basit sayılabilecek bir düzlükte mi, evet.
ama bizdendi ve bu filme de çok yakıştı. kıraç sırf bunun için bile ayrı bir teşekkürü hak eder benim gözümde.

kıraç yorumu, filmdeki hali ;



ali seven yorumu, orijinal hali;

devamını gör...

seni anliyorum ve yanindayim. zorluksa zorluk bunu birlikte aşarız. ben korkmuyorum.
devamını gör...

kalender birine benziyordu, kırışmış yüzü utanmış bakışları ile.
devamını gör...


anarşizmin ünlü düşünürlerinden biri olan kropotkin, anarşi, anarşizm ve anarşist komünizmin temellerini ve ilkelerini irdelediği bu çalışmasında, felsefesi ve idealleri üzerinde durduğu anarşi kavramını bütün boyutlarıyla ele alarak bilimsel bir temele oturtuyor. anarşinin bir düş değil, insanın doğal bir davranışı olduğu ve toplum yaşamında kendiliğinden ortaya çıktığını ileri süren kropotkin, uygar insanın, günün birinde yargıçsız, jandarmasız, gardiyansız kalıvermesi fikrinden korktuğunu söyler; ve bunu, eğitim yoluyla insanın kafasına yerleştirilen otoritenin vazgeçilmezliği zihniyetine bağlar:

"çocukluktan mezara tüm eğitimimiz yönetimin gerekliliğine ve yararlı etkilerine inançla beslenir. felsefi sistemler bu bakış açısını desteklemek için oluşturulmuştur; tarih bu görüş noktasından yazılmıştır; hukuk teorileri aynı amaçla dolaşıma sokulmuş ve tasarlanmıştır. tüm siyaset aynı ilkeye dayanır; yönetim gücünü ele geçirmek!"



- gerçekten de, iktisadi kölelik var oldukça özgürlükten söz etmenin nafile olduğunu günümüzde çok iyi bilmekteyiz. "özgürlükten söz etme-yoksulluk köleliktir." sözü boş bir söz değildir: bu söz geniş işçi kitlelerinin fikirlerinde yer etmiştir, dönemin tüm edebiyatına sinmiştir, başkalarının yoksulluğuyla yaşayanları bile peşinden sürükler ve geçmişte, sömürüye hakları olduğunu ortaya koyuşlarındaki kibri geri alır onlardan. sy 18

- halkın zihniyeti şunu da hissetmektedir ki eğer patronun işgücünü satın alma ve denetleme rolünü devlet üstlenmek zorunda kalırsa, bu da iğrenç bir zorbalıktan başka bir şey olmayacaktır. sy 27

-anarşistlerin geleceğe dair bir düş dünyasında yaşadıkları ve bugünün dünyasına gözlerini kapadıkları sık söylenen bir şeydir. belki de, bugünün dünyasını fazlasıyla görüyoruz, gerçek renkleriyle hem de, yakamızı bırakmayan bu otoriter önyargılar ormanında baltayla dolaşmamızın nedeni budur. bizler ne hayal aleminde yaşıyoruz, ne de insanları olduklarından daha iyi hayal ediyoruz, onları oldukları gibi görüyoruz. bu nedenle, insanların en iyisinin bile otoritenin uygulamalarıyla özde kötü kılındığını; güçler dengesi ve yetkililerin denetimi teorisinin, iktidara sahip olanların, aşağıladıkları egemen halkı, yönetenin kendileri olduğuna inandırmak için ürettikleri ikiyüzlü bir formül olduğunu ileri sürüyoruz. bu insanları tanıdığımız için, yokluklarında insanların birbirlerini boğazlayacaklarını düşünenlere şöyle sesleniyoruz. "sınır dışı edilirken, yoksul tebam bensiz ne yapar." diye haykıran kral gibi düşünüyorsunuz. sy 35-36

- ve onlar, değerden düşmüş insan metasını boğazlayanlar , katledenler, öldürenler, kamu esenliği için boğazlamak, kurşuna dizmek ve öldürmek gerektiğini öğütleyen özdeyişi din bellemiş olanlar, insan yaşamına yeterince saygı gösterilmiyor diye şikayet ediyorlar! hayır, bayan ve bay yurttaşlar, toplum kısasa kısas yasasına başvurdukça, din ve yasa, kışla ve adalet sarayı, hapishane ve sanayi zindanı, basın ve okul, bireyin yaşamını azami oranda küçümsemeyi öğrettikçe, isyancıların bu topluma saygı göstermesini beklemeyin! bu, toplumda asla rastlanmayan yumuşaklığı ve gönül yüceliğini onlardan beklemek olur.
siz de bizim gibi, bireyin tam özgürlüğüne ve sonuç olarak yaşamına saygı gösterilmesini istiyorsanız, hangi biçim altında olursa olsun, insanın insan tarafından yönetilmesini mecburen reddetmek zorundasınız, uzun süre şiddetle karşı çıktığınız anarşinin ilkelerini kabul etmek zorundasınız. bu ideali en iyi gerçekleştirebilecek ve sizi isyan ettiren her türlü şiddete son verecek toplum biçimlerini siz de bizimle birlikte aramalısınız. sy 50
devamını gör...

ekonomiyle alakalı bir durum. şehrime sagopa kajmer geliyor bilet fiyatları çok pahalı. cüzdanımda olan para yetiyor ama konsere gidersem diğer temel şeyleri karşılayamam.

eskiden festivaller olurdu. çadırda sevişip rock dinlerdik, hem ucuz olurdu, hem eğlenceli. şimdi onlar kalmadı. dolayısıyla yeni nesil veya eski nesil konserlere gidemiyor.

bir konsere gidince alkol alıyorsanız 400 lük oluyorsunuz.
devamını gör...

içemeyen değil içmeyenim ben. alkol kullanmıyorum, bir kere denedim zehir gibiydi..
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

hazel grace
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

moda

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yoğurt kaymağı.
devamını gör...

200 yıldan daha uzun süre önce goethe genç wertherin acıları adında bir roman yayımladı bildiğiniz gibi. bu kitap yayınlandıktan sonra toplumda bir çok insan kitaptaki karaktere özenip intihar etmiştir. bu kitap yüzünden toplumdaki intihar sayısı yükselmiştir. bu o kadar büyük bir etkiydi ki bazı avrupa ülkelerinde roman yasaklanmıştı. david phillips adında abi bir araştırma yapıyor. werther etkisini modern zamana taşıyor. yaptığı araştırma şu bir intihar hikayesini gazetelerin ilk sayfalarında yayımlanmasının hemen ardından hikayenin çok fazla konu edildiği o bölgede intihar oranları büyük derecede artıyor. phillipse göre başkasının kendini öldürdüğünü okuyan sorunlu insanlar onları taklit etmek için intihar etmektedirler. toplumsal kanıtın daha hastalıklı bir göstergesi olarak bu insanlar diğer sorunlu insanların davrandığı şekilde davranmaya karar vermektedirler. yani başkasının intihar ettiğini duyan çok sayıda insan kendi intiharının da uygun bir davranış olduğuna karar veriyor ve kendini öldürüyor. bu çok ilginç ve çok üzücü bir araştırma. iknanın psikolojisi adlı kitabı okurken hoşuma giden bir bölümdü bende okuyup buraya tanım girmek istedim. okuduğunuz için teşekkür ederim sayın yazarlar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim