dünyanın en değerli şeyi
ne demiş ömer hayyam:
ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.
devamını gör...
günde 2 buçuk litre su içmek
neye göre, kime göre?
1.60/50 kilo birisi ile 1.90/95 kilo birisinin mesela aynı olabilir mi su ihtiyacı?
her bünyenin su ihtiyacı farklı. bazı kaynaklar kilo başına 30-40 ml diyor.
her şeyin fazlası gibi suyun da fazlası zararlı, böbrekleri yormaktan başka işe yaramıyor.
idrar evet koyu renk ise az sıvı alınıyor, ona göre artırabilirsiniz ama illa da 2,5 litre içmek için zorlamak nedir yani beni iyice sudan soğutuyor böyle kural gibi yapılan açıklamalar...
hımmsffff
1.60/50 kilo birisi ile 1.90/95 kilo birisinin mesela aynı olabilir mi su ihtiyacı?
her bünyenin su ihtiyacı farklı. bazı kaynaklar kilo başına 30-40 ml diyor.
her şeyin fazlası gibi suyun da fazlası zararlı, böbrekleri yormaktan başka işe yaramıyor.
idrar evet koyu renk ise az sıvı alınıyor, ona göre artırabilirsiniz ama illa da 2,5 litre içmek için zorlamak nedir yani beni iyice sudan soğutuyor böyle kural gibi yapılan açıklamalar...
hımmsffff
devamını gör...
şiir kitabı hediye etmek
kitabın her türlüsü güzel hediyedir ama şiir kitabının bence yeri bir ayrı
devamını gör...
güne bir alıntı bırak
devamını gör...
suffragette
sevgili bengaripsengüzeldünyaumutlu ukdesi.
ingiltere’de baş gösteren kadın hakları ve kadınlara seçim hakkı mücadelesi veren kadınların kendileri için buldukları kelimedir süfrajet.
suffrage kelimesinden gelir; bu kelime ingilizce’de oy hakkı anlamına geliyor. sonradan bu kelimeyi değiştirerek kendilerine suffragette demişlerdir.
bu hareketin büyüklüğünü görünce, atatürk sayesinde ne kadar şanslı olduğumuzu daha iyi anladım. bu nedenledir ki, türkiye’de seçme ve seçilme hakkı olan bir kadının, nasıl olur da atatürk’e düşman olabilir, anlamıyorum.
bu hareketin doğuşu emmeline pankhurst‘ın kızları sylvia ve christabel ile 1903’te kurdukları wspu(kadınların sosyal ve ekonomik birliği) örgütüyle oldu. bu örgütün amacı, işte kadın erkek eşitliği sağlamak ve kadınların seçim hakkı alması yönündeydi. bu uğurda da bir takım protestolar, sessiz eylemler yaptılar;bazıları tutuklandı, açlık grevi yaptılar. o dönem kadınların sokakta sigara içmesi dahi yasakmış, bu kutsal eylem sadece erkeklere serbestmiş. bu konuda da sokaklarda sigara içerek ve dükkanların camlarını kırarak seslerini duyurmak istemişler. yöntemin doğruluğunu ve yanlışlığını savunmayacağım. ama şöyle düşünün, haklarınızı kibarca istiyorsunuz ama kimse sizi dikkate almıyor. sesinizi kimse duymuyor. belki de bu yüzden seslerini yükseltme gereği duymuşlardır. olayları o dönemin şartlarına göre değerlendirmek gerekiyor bence.
neyse efendim, bu direnişin en önemli olayı ise emily davidson’dur. 1913 yılında düzenlenen at yarışında , piste çıkarak kendini kral v.george’un atının önüne atmış ve ‘suffrage’ diye bağırmış. atın hızını da baz alırsak, at durmaya fırsat bulamamış. ağır yaralanan emily, 4 gün sonra hastanede gözlerini yummuş.
kadınlara seçme hakkı ise 1918 yılında gelmiş. o da şartlı tabi. bir kadının oy kullanması için, 30 yaşını geçmiş ve belli bir malvarlığına sahip olması gerekiyordu.
bir cinsin savaşmadan kazandığı haklar için, kadınların mücadelesidir bu. şimdilerde ise feminist kadınları aşağılamak ve dalg geçmek amaçlı kullanılıyor bu süfrajet kelimesi. biraz empati diyorum sadece.
kaynak ve daha fazlası için:
amp.dw.com/tr/se%C3%A7me-ha...
ingiltere’de baş gösteren kadın hakları ve kadınlara seçim hakkı mücadelesi veren kadınların kendileri için buldukları kelimedir süfrajet.
suffrage kelimesinden gelir; bu kelime ingilizce’de oy hakkı anlamına geliyor. sonradan bu kelimeyi değiştirerek kendilerine suffragette demişlerdir.
bu hareketin büyüklüğünü görünce, atatürk sayesinde ne kadar şanslı olduğumuzu daha iyi anladım. bu nedenledir ki, türkiye’de seçme ve seçilme hakkı olan bir kadının, nasıl olur da atatürk’e düşman olabilir, anlamıyorum.
bu hareketin doğuşu emmeline pankhurst‘ın kızları sylvia ve christabel ile 1903’te kurdukları wspu(kadınların sosyal ve ekonomik birliği) örgütüyle oldu. bu örgütün amacı, işte kadın erkek eşitliği sağlamak ve kadınların seçim hakkı alması yönündeydi. bu uğurda da bir takım protestolar, sessiz eylemler yaptılar;bazıları tutuklandı, açlık grevi yaptılar. o dönem kadınların sokakta sigara içmesi dahi yasakmış, bu kutsal eylem sadece erkeklere serbestmiş. bu konuda da sokaklarda sigara içerek ve dükkanların camlarını kırarak seslerini duyurmak istemişler. yöntemin doğruluğunu ve yanlışlığını savunmayacağım. ama şöyle düşünün, haklarınızı kibarca istiyorsunuz ama kimse sizi dikkate almıyor. sesinizi kimse duymuyor. belki de bu yüzden seslerini yükseltme gereği duymuşlardır. olayları o dönemin şartlarına göre değerlendirmek gerekiyor bence.
neyse efendim, bu direnişin en önemli olayı ise emily davidson’dur. 1913 yılında düzenlenen at yarışında , piste çıkarak kendini kral v.george’un atının önüne atmış ve ‘suffrage’ diye bağırmış. atın hızını da baz alırsak, at durmaya fırsat bulamamış. ağır yaralanan emily, 4 gün sonra hastanede gözlerini yummuş.
kadınlara seçme hakkı ise 1918 yılında gelmiş. o da şartlı tabi. bir kadının oy kullanması için, 30 yaşını geçmiş ve belli bir malvarlığına sahip olması gerekiyordu.
bir cinsin savaşmadan kazandığı haklar için, kadınların mücadelesidir bu. şimdilerde ise feminist kadınları aşağılamak ve dalg geçmek amaçlı kullanılıyor bu süfrajet kelimesi. biraz empati diyorum sadece.
kaynak ve daha fazlası için:
amp.dw.com/tr/se%C3%A7me-ha...
devamını gör...
irmik helvası
sıcak tüketilmesi makbul olan bir helvadır. yanına hoşaf yakışır. zeytinle birlikte öğün yerine tüketilebilir. damağa yapışmaz, ağızda kolayca dağılır. keçiboynuzu tozu ve tahin ile karıştırılıp atom adı verilen süper bir karışım olarak tüketilir.
bana böyle şeylerle gelin..
bana böyle şeylerle gelin..
devamını gör...
kırkından sonra yazanı tebeşir paklar
var olmayan bir atasözü. olsaydı daha iyi olurdu ama yok.
belki de ben yazdığım için artık var.
belki de ben yazdığım için artık var.
devamını gör...
çocukken sevilmemenin acısı
hiçbir zaman acısı gecmiyor kaç yaşına gelirsen de geçmeyecek acıdır .
devamını gör...
madalyasız yazara kız vermeyiz diyen sözlük kızı babası
talip olduğum kafa sözlük yazarı değerli bir hanımefendinin saygı değer babasıdır. 2 aydır görüşüyoruz. beraber karar aldık, dedik bu işi nihayete erdirelim. ailemle toplandık gittik çikolata, çiçek, takım elbise hepsi tastamam. kahveler içildi, hava durumu kritikleri yapıldı; bu iş tam oluyor derken kayınpeder "bizim kızın 14 madalyası var" demesin mi? bana sordu "timothy sen epey eskisin, çok vardır sende. söylesene kaç madalyan var?" yok deyince işin rengi değişti. madalyan olsun öyle gelin dedi. mağdurum be sözlük. hatun da ağlıyor.
devamını gör...
aynen öyle
biriyle sohbet ederken kendimi açıklamak zorunda kalmadığım ya da onun düşüncelerine katıldığımda söylediğim sözdür. ama günümüzde karşıdaki bireyi geçiştirmek, susturmak gibi amaçlarla da kullanılabilmektedir.
devamını gör...
kedinin doğum gününü kutlamak
yarın kutlayacağım şeydir.
1. yaş günü hemde!
ciğerli pasta tarifi- enter.
1. yaş günü hemde!
ciğerli pasta tarifi- enter.
devamını gör...
hoş geldin kasım
dökülen sadece yapraklar olsun. hoşgeldin kasım yağmurların ile bereketinle gel, hepimize sağlık huzur ve mutluluk getir ..
kasım ayına anlam katan muhteşem bir de parça dinleyelim..
kasım ayına anlam katan muhteşem bir de parça dinleyelim..
devamını gör...
yazarların 2021 hedefleri
hedeflerinizi ve planlarınızı kimseye söylemeyin.insanlar güzel olan şeyleri mahvedebilme potansiyeline sahiptirler.
devamını gör...
et obducta lucet
latince bi söz. meali;
“üzeri örtülse bile parıldar.”
“en parlak ışıkla kıyaslandığında, hakikat asla tükenmez veya alelade bir ateşten farklı olarak sönmez. o bir örtüyle üzeri örtülemeyen daimi bir ışıktır.”

(philotei symbola christiana, 185)
books.google.fr/books?id=7B...
“üzeri örtülse bile parıldar.”
“en parlak ışıkla kıyaslandığında, hakikat asla tükenmez veya alelade bir ateşten farklı olarak sönmez. o bir örtüyle üzeri örtülemeyen daimi bir ışıktır.”

(philotei symbola christiana, 185)
books.google.fr/books?id=7B...
devamını gör...
aşkın bitme zamanı
aşkın ömrü, aşığım diyenin yüreği kadardir.
o yüzden kiminin aşkı okyanusa benzer kiminin ki kumdan kale yapmaya..
sığ aşklar, sığ aşıklarındır.
o yüzden kiminin aşkı okyanusa benzer kiminin ki kumdan kale yapmaya..
sığ aşklar, sığ aşıklarındır.
devamını gör...
geceye bir söz bırak
yalnızlığı çok seversek, bir gün o da çekip gider mi?
-oğuz atay
-oğuz atay
devamını gör...
kırk yılda bir gibisin
cezmi ersöz’ün bir kitabına da adını veren sözdür.
büyük bir sözdür bu. muhatabını bulması zordur. uzun bir zaman geçmesi gerekir, uzun bir arayış ve bulamayış gerektirir bu sözü birine söylemek. tam eşiğe erişmişken bulmaksa sadece çok talihsiz insanların hayatlarının şansıdır.
o kadar uzun bir arayıştan sonra bulup, kırk yıllık hatırını silip o zamana kadar yaşanan her şeyde karanlıkta ten yordamıyla sevişmek en büyük ödül olacaktır.
kırk yılda bir gibi olan insanı nasıl bulduğunuz da önemlidir elbette. belki bir filmin bir duvara yaslanmış duran iki çocuklu afişi, bazen bir bilgisayar oyunu karakterinin dehası, bazense yeri göğü inleten bir kahkaha neden olacaktır bu buluşmaya.
ömrünüzde “bu eşiği de aşayım yeter, daha da yaşamam, üstü kalsın” dediğiniz anda çorabını kaçıran kediye bile kızamayan bir kadın gibi süzülür bir hayal hayatınıza, gerçek olduğunu kanıtlamak için.
kırk yılda bir gibi bir masal. ve benim inanmadığım masal olmadı bu güne kadar.
büyük bir sözdür bu. muhatabını bulması zordur. uzun bir zaman geçmesi gerekir, uzun bir arayış ve bulamayış gerektirir bu sözü birine söylemek. tam eşiğe erişmişken bulmaksa sadece çok talihsiz insanların hayatlarının şansıdır.
o kadar uzun bir arayıştan sonra bulup, kırk yıllık hatırını silip o zamana kadar yaşanan her şeyde karanlıkta ten yordamıyla sevişmek en büyük ödül olacaktır.
kırk yılda bir gibi olan insanı nasıl bulduğunuz da önemlidir elbette. belki bir filmin bir duvara yaslanmış duran iki çocuklu afişi, bazen bir bilgisayar oyunu karakterinin dehası, bazense yeri göğü inleten bir kahkaha neden olacaktır bu buluşmaya.
ömrünüzde “bu eşiği de aşayım yeter, daha da yaşamam, üstü kalsın” dediğiniz anda çorabını kaçıran kediye bile kızamayan bir kadın gibi süzülür bir hayal hayatınıza, gerçek olduğunu kanıtlamak için.
kırk yılda bir gibi bir masal. ve benim inanmadığım masal olmadı bu güne kadar.
devamını gör...


