allah rızası için yardım edin gönderileridir. bilmiyorum doğru mu yanlış mı? dolandırıcılık mı sahtekarlık mı yoksa gerçekten ihtiyacı varmı?
tvitter da kafa dağıtmak için neşeli başlıklara giriyorum sonra 7,8 tane çocuk...
bu konunun ülkece konuşulması gerektiğine inanıyorum.
devamını gör...

yaşar kemal'in hayatıyla benzerlik taşıyan romanının ismidir. daha sonrasında sinemaya da uyarlanmıştır.

yaşar kemal dört buçuk yaşlarındayken, babasının öncesinde ölümden kurtarıp besleyip büyüttüğü yusuf adındaki çocuk, yaşar kemal'in babasını yüreğinden bıçaklayarak öldürüyor. tabi bu anlara yaşar kemal de tanık oluyor ve 12 yaşına kadar kekeliyor.

romanda da ana karakterin babası bir cinayete kurban gidiyor. bu olaydan sonra çevresi ve yaşar kemal'in deyimiyle adam öldürmeyi zanaat haline getirmiş kişiler, kitabın ana karakteri hasan'ın beynini yıkamaya çalışıyor. küçük çocuk adeta 'babanın kanı yerde kalmasın' diyerek cinayet işlemeye özendiriliyor. hem de kendi öz annesinin cinayetine özendiriliyor. peki neden? hiçbir kanıt olmamasına rağmen sırf annesi güzel bir kadın olduğu için hasan'ın babasını aldattığını ve babasını öldüren kişinin kadının sevgilisi olduğunu düşündükleri için.
dünya edebiyatındaki kırmızı pazartesi, bu kitaba konu olarak benzese de çok farklı işlenmişler. o kitapta da birinin ölümü bilinmesine rağmen hiç kimse engel olmuyordu. yılanı öldürseler'de kadının hiçbir suçu olmadığını bilmelerine rağmen kimsenin öldürülme fikrine engel olmaması gibi. ki bence yılanı öldürseler çok daha yüreğe dokunan bir anlatıma sahip. hasan'ın o iç hesaplaşması ve yaşar kemal'in bizlere aktardığı üstü kapalı psikolojik tahlili muazzamdı.

--- alıntı ---
bir adamın kıymeti parayla ölçülür mü, bir adamın değeri dünya malıyla ölçülmez, ölçülmez ama, gözü kör olsun biz adam öldürmeyi zanaat edinmişiz, ne yazık.
--- alıntı ---
devamını gör...

başlık her ne kadar akla lotr'daki entleri getirse de köklerininin derinliklerinde yaşayan mantarlar sayesinde ağaçların sanki internet ağı gibi bir ağ kurup birbirleriyle iletişim kurmaları ve dahası birbirleriyle kaynak paylaşımında dahi bulundukları bir sistem varmış. ve yine internet dünyasındaki virüsler, hackerlar gibi bu sistemde bazı zararlı bitki türleri bu iletişim ağını hackleyip zarar verebiliyorlarmış. çok ilginç gerçekten de.

devamını gör...

uppsala üniversitesi'nde, gülümsemenin gücünü öğrenmek için yapılan ilginç bir deneydir. öncelikle araştırmacılar iki insanın yanına genç bir maymun yerleştiriyorlar. insanlardan biri gülümsüyorken diğeri gülümsemiyor. bu durumda maymun gülümseyen kişiye yaklaşmış. deney birkaç kez daha tekrarlanmış ve yine aynı sonuç ortaya çıkmış.ayrıca maymun yerine insan koyularak da bu deney denenmiş sonuç yine aynı olmuş. bunun sonucunda gülümseyen insanların mutluluğunu bulaştırdığı ve daha çekici ve bulaşıcı olduğu kanıtlanmış. gülümsemenin insanları bir araya getiren sosyal bir tutkal olduğu anlaşılmış.
devamını gör...

çağdaş, çağın gereklerine uygun anlamında kullanılır. en sık nitelediği kelime mezarlıklardır.
mezarlığın çağdaşı olur mu demeyin, olur. osmanlı döneminden kalma mezarlıklarda osmanlıca mezar taşları ve kavuklu mezarlar olduğundan bunların olmadığı, mezar taşlarının türkçe yazıldığı mezarlıklara asri mezarlık denmiş.

çağdaşlık ve batılılığı bir tutanlar için zıt anlamlısı şarki olarak görülür.
devamını gör...

bana göre;

-bardak var mı?

t:yazarların yaratıcılıklarını ve tecrübelerini aktarabileceği bir anket başlığı.
devamını gör...

katıldığımı düşündüğüm önerme.

neden ilgim olmayan başlığa yazayım ki? o zaman millet demez mi; nedir bu kelime karmaşası, bu anlam kopukluğu, parça bütünsüzlüğü? girerim haklı olanı oylarım, sonra ilgi alanıma, bilgilerime yönelirim. mümkünse herkes böyle yapsın.

not: yazılanlar son feci mars isimli yazarın konu hakkındaki düşüncelerini içermektedir. hiçbir entrye istinaden yazılmamıştır.
devamını gör...

bugün de ahlakın kizil da olmadığını öğrendik.. hamd olsun..
soyleyiverin ahlaklı renkleri ona göre boyatalim..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ifşa iyidir bazen
devamını gör...

“ kısacık, bir günde okurum.”diye başlayıp, inceleye inceleye 3 günde zor bitirdiğim, küçük prens kitabının yazarı. sevdiğim bir alıntısını aşağıya bırakıyorum.


“ yaşantım tek düzedir. ben tavukları avlarım, insanlar da beni. bütün tavuklar birbirine benzer, insanlar da öyledir. bu yüzden de biraz canım sıkılıyor. fakat beni evcilleştirirsen hayatım aydınlanır. senin ayak sesini diğerlerininkinden ayırabilirim. başka ayak sesleri, beni gizlenmeye zorluyor. senin ayak seslerin ise tatlı bir ezgi beni inimden dışarı çıkarır. bak, şuradaki buğday tarlalarını görüyor musun? ben ekmek yemem. buğday benim için bir şey ifade etmez. buğday tarlaları bana bir şey çağrıştırmaz. bu da kötü bir şey. fakat senin altın rengi saçların var. bu yüzden beni evcilleştirirsen çok iyi olacak! o zaman, altın gibi parlayan buğdaylar bana seni hatırlatacak. böylece rüzgârın, buğday tarlalarından geçerken çıkardığı sesi seveceğim.”



kıssadan hisse: herkesi evcilleştiren biri, herkesinde evcilleştirilmeye bir dönem ihtiyacı vardır.
devamını gör...

eskiden avusturalya ülkesinde de bulunurken nesli tükenmiş, artık sadece tazmanya'da vardır.
devamını gör...

onur ünlü'nün yazıp yönettiği başrollerini (bkz: serkan keskin) (sait), (bkz: osman sonant) (orhan), (bkz: tansu biçer) (turgut), (bkz: nadir sarıbacak) (nazım),(bkz: fatih artman) (aziz) oynadığı 2015 yılında yayınlanmış kanal d dizisidir.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

beş parmağın beşi de bir olmaz misali, her bir kardeş ismini 5 ünlü edebiyatçımızdan almıştır. sait faik abasıyanık, orhan veli, turgut uyar, nazım hikmet, aziz nesin. her bir kardeşi ayrı ayrı tanıyıp sevmenizi sağlayan, aynı evde yaşayan dizideki karakterlere değinmek istiyorum.

beş kardeşin en büyüğü sait başeğmez; balıkçıdır. anne ve babalarını depremden kaybeden sait, ne olursa olsun her şekilde kardeşlerinin yanında olmuş, onlara önce babalık sonra ise abilik etmiştir. koruyup kollamış, zor zamanlarında destek olmuştur. azılı rakibi olsa da yine de en büyük dostu kudret olmuştur sait'in. ama iki dostun büyük aşkı fahriye'dir. fahriye ise ikisini de terkeder ve gider. dizinin ilerleyen kısımlarında gelse de ne sait'i bulur yerinde ne de kudret'i. her yer de karşınıza çıkacak o replik anlatır fahriye ile sait'in aşkını...

fahriye: gömleğin de güzelmiş.
sait: salı pazarından almıştık birlikte. hatırladın mı?
fahriye: sahi mi bu o gömlek mi ? ay,allah iyiliğini versin. eskimedi mi bu hala?
sait: hatırası olan şeyler eskimiyor be fahriye.


onu terkeden sonra da dönen fahriye'yi unutamamıştır sait. ama yine gideceğini bilir ve şu sözleri der, içine doğmuş gibi;

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

zamanla fahriye ile olamayacaklarını anlar sait. peşinden koştuğu fahriye'nin yerine , çocuk gibi peşinden koşan canan hanımcığına bir şans verir. "biz hep birlikte tatlı bir hayatımız olsun istiyoruz. çünkü sizi seviyoruz sait bey ''der. öyledir de. canan hanım abilerine muhtaç dört kardeşi de ayırmaz. sait için de önemli olan o'dur. canan hanıma "ben de sizi seviyorum" der.

nazım başeğmez karakteri: benim ve belki de çoğu kişinin en çok sevdiği karakterdir nazım. çocuk ruhludur. ismi gibi edebiyat aşığıdır. gazetecidir. abisi sait'e en düşkünü, çocuk gibi bakıma en muhtacı ve en hassas kalplisi o'dur. az ama öz konuşur. bazen öyle cümleler kurar ki, kelimeler susunca nazım konuşmuş olur. "sevelim! der . her şeye rağmen. hayat geçiyor, hayat geçecek. aralarda birbirimizi ne kadar çok seversek yanımıza o kar kalacak "der. mesleğine aşıktır nazım. gazete yazıları yayınlansın diye elinde kameralarla maceraya atılır. başı belaya girer ama yine de kalbinin saflığıyla kurtulur. şans eseri de hayatının aşkıyla tanışır.

korkma der ona. cebinden nazım hikmet'li defterini çıkarır veee "bakın nazım hikmet. kötü olan birisi cebinde nazım hikmet taşır mı?
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

evinin bahçesinde kullanılmayan kömürlüğü çalışma alanı yapar. ne zaman canı sıkılsa kapanır oraya, ve içini döker satırlara.

gelelim mahallenin imamı turgut'a; kardeşlerin en uysalı, sakini, en efendisi, en dini bütün olanı. varı yoğu işidir onun için. aşk onun için camiidir, dualardır,kıldığı namazlardır. aşık olur o da. sesine vurulur önce kızın. sonra eşsizliğine. aşkını, odasının kapısına yazdığı şu sözlerle anlatır. "bir derdim var. bin dermana değişmem, lütfen rahatsız etmeyin".
turgut denince akla hep şu sahne gelir ve dizinin fişinin çekilmesine neden olur."
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

camiye hırsız girer. fakat turgut camiye giren hırsızı yakalamak için kamera sistemi alır ve kamerayı televizyona bağlar.
bunun üzerine biri “camide televizyon olur mu? günah” şeklinde karşılık verir.
turgut ise buna cevaben “öyle mi diyorsun. e camide hırsız var o günah değil mi?”şeklinde cevap verir.

orhan başeğmez: dizinin en eğlenceli, en komik, en safı. tek gayesi vardır hayatında o da şarkı söylemek. isteği ile yeteneği arasında dağlar kadar fark vardır. ses yarışmasına katılmak, şarkıcı olmak ister. önce badigart'lık yapar ama sonra işler karışır ve şarkı söylemeye başlar. şanssızdır orhan. hatta bu şansızlığını şöyle dile getirir;" niye beni kimse ciddiye almıyor? biliyorum, herkes aptalın teki olduğumu düşünüyor ama aptal falan değilim. beni ciddiye almıyorlar çünkü ben insanlarda merhamet uyandırıyorum. insanlar birine acıdıkları zaman, onu ciddiye almıyorlar.saygı duyduklarını ciddiye alıyorlar.korktuklarını ciddiye alıyorlar.hatta sevdiklerini !ama kimse acıdığı birini ciddiye almıyor.dilenciye para verirsin ama nasılsın? diye sormazsın, onun gibi bir şey.ama hani bizim birbirimize karşı merhametli olmamız gerekiyordu ?kim uydurdu bunu ?kimin yalanı bu ?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

en haylazı, en yaramazı, nefes bile alsa başını belaya sokan, kardeşlerin en küçüğü aziz başeğmez: araba galerisinde araba teslimatı yapan aziz, kazandığı parayı at yarışına yatırır, bazen en yükseklere çıkar genel müdür olur, bazen ise dolmuşa binecek parayı zor bulur. behzat ç'deki harun gibidir aziz'de. küfürü sever, başını belaya sokar ama abilerine laf ettirtmez. kavga çıksa,mevzu olsa ilk o gider. başına buyruktur. her şeye eyvallahı da yoktur. kendini şöyle ifade eder aziz;" az biraz gamsız olduğumu söylerler, kahır keder tutmam. en büyük tutkum varsa yoksa atlar!bana soru sordunuz mu anında cevabını alırsınız. neyse o, yalan yok! abilerimi severim ama en çok kartay'ı severim.seviyorum ama at işte,az paramı yemedi".

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


her sabah kardeşlerini bu şarkıyla uyandırır sait. hangimiz sevmedik.
dizi bu şarkıyla başlar bu şarkıyla biter. kırmızı kamyonetle başlar, kırmızı kamyonetle biter. 5 kardeşle başlar ve 5 kardeşle biter.

ülkemizde iyi ve güzel olan şeylerin kıymeti bilinmediği gibi bu dizininde kıymeti bilinmez. 13. bölümde final yapar.

o güzel insanlar o güzel kırmızı kamyonete binip gittiler.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

benden -1 numara az giyen hemcinslerimin bulunduğu gruptur.
devamını gör...

cep boy şemsiye misali çantada taşıması portatif silah. aman emniyet kilidini kapalı tutun çantada açılır falan hadi çantayı geçtim bir yerinizi deşersiniz maazallah.
devamını gör...

güzellik göreceli değil ama dönemsel bence. eskiden küçük ağızlı, dolgun kadınlar güzel bulunurken şimdi büyük dudaklı, zayıf kadınlar güzel bulunuyor.
devamını gör...

bakıldığı zaman olmaması ayrımcılık gibi dursa da,bir kürt vatandaşın kürtçeyi zaten aileden öğrenmesi muhtemel ancak kürtçe eğitim alması ona ne kazandıracak bu soruyu da düşünüyorum.eğitim süreci ve sonrasında iş hayatında kullanmayacak,aksine eğitim hayatı ve sonrasında ingilizce,türkçe vs. dillere hakim olması gerek dolayısıyla o dilleri biliyor ve öğreniyor olması gerek.öğrenmek isteyen öğrenebilir,konuşmak isteyen konuşabilir ancak burası türkiye cumhuriyetidir ve ortak dili de türkçe olduğu için kürtçe eğitim almak pek de mantıklı olmayan bir durumdur bence.
devamını gör...

"expecto patronum"
devamını gör...

biri bana bakınca gözüne ışık tutulan tavşan gibi oluyorum.
görsel tam ben.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

naiplik devri* ve edward devri* arasında ki dönemdir.

büyük britanya sanayi devriminin yükselişi ve britanya imparatorluğu'nun zirvesi olarak kabul edilen, kraliçe victoria*nın hüküm sürdüğü 1837 ile 1901 yılları arasında ki dönemdir.

sanayi devrimiyle birlikte gündeme gelen emek sömürüsü ve işçi hakları, örgün eğitim kurumları, köleliğin kaldırılması gibi önemli tarihsel dönüşümler bu dönemde ortaya çıkmıştır.
devamını gör...

hepimiz insanız. ilgisizlik her şekilde karşıdakini yorar. ne sevgi kalır ne de bir şey.ilişki ile ilgili sorunlar varsa açıkça söyleyin, bu tavır hoş değil.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim