geleceği oluşturacak her yeni günün bir öncekinden daha güzel, isteklerinize uygun ve sizi daha da mutlu etmesi dileğiyle. mutlu yıllar sözlük!
devamını gör...

önemli not: buradaki sevişen ibaresi yeşilçam filmlerindeki gibi, yani türkçemizde eski 'sevmek' anlamına gelmektedir.

birini seven -kadın erkek fark etmeksizin- yazara mesaj atılabilir.
-birini sevdik diye kendimizi tüm insanlıktan soyutlamadık ya?
denilesi kişidir.

acılıvegankebabı gizli ukdesi
*
devamını gör...

insanların birbirleri hakkında nasıl düşündükleri, birbirlerini nasıl etkiledikleri ve birbirleriyle nasıl ilişki kurdukları konusundaki bilimsel çalışma alanıdır.

sosyal psikoloji'nin belki de en doğru tanımını gordon willard allport (1954) yapmıştır:

''sosyal psikoloji; bireylerin, davranış, duygu ve düşüncelerinin başkalarının gerçek, hayal edilen veya ima edilen varlığından nasıl etkilendiğinin bilimsel yollarla araştırılmasıdır.''


yukarıda alıntı yaptığım allport'un tanımının eksiksiz olmasının nedeni insanların sadece gerçek varlıklardan değil, hayal ettikleri veya kendilerine ima edilen varlıklardan da etkilendiklerinin üzerinde durmamız gerektiğidir.
sosyal psikolojinin genelde ilgilendiği konular önyargı, ayrımcılık, kalıp yargılar [stereotip], benlik kavramı vb.'dir.

doğamız gereği sosyal varlıklarız ve iletişime muhtacız. toplum olarak birbirimizi etkiliyor ve birbirimizden etkileniyoruz. bir bireyin karakterinin hem genetik hem çevre faktörlerinden (nature and nurture) etkilenerek oluştuğunu düşündüğümüzde, sosyal psikoloji önemli bir yere sahip oluyor. günümüzde şiddetin, cinsiyetler arası ayrımcılığın, belli gruplara duyulan öfkenin de araştırılması bu alanda fazlasıyla yapılıyor.

sosyal psikolojinin en ünlü deneylerinden biri milgram deneyi'dir. araştırmacı, deneklere; cezalandırmanın öğrenmede etkili olup olmadığını öğrenmek için bir araştırma yaptıklarını söyler ve katılımcıların ''öğretmen rolü''nü canlandıracaklarını belirtir. elbette deneyin amacı bu değildir. öğrenci rolünde olanların kendileri gibi katılımcı olduklarını sansalar da aslında öğrenciler, araştırmacılar tarafından anlaşmalı olarak getirilen kişilerdir. yani her şeyden haberleri vardır.
bundan haberleri olmayan öğretmen katılımcılar, öğrencilere bir dizi soru sorar. yanlış cevap veren öğrencilere elektrik akımı uygularlar. bunun zararlı olmadığı fakat acı verdiği zaten öncesinden kendilerine bildirilmiştir. peki deneyin sonunda ne olacaktır? akım arttıkça ceza vermeye devam mı edeceklerdir yoksa bu acıya dur mu diyeceklerdir?
devamını gör...

enis batur - acı bilgi.
enis batur, enis batur , enis batur. enisssss! enes değil enis!
devamını gör...


“mutsuzluğun son basamağı mutluluğun ilk basamağı demektir.”

dossi
devamını gör...

tanrım, "bayramlarda bile ziyaretlerinize gelmiyorum, internette bari bi salın" dedirten durumdur.
yaşı kemale ermiş akrabalar hele daha bir çekilmiyor. fotoğrafıma yorum olarak "yavrum çogzel çıkmışsın maşallah, annengiller nassı?" yazıp duran gülfidan yenge, annemi arayıp bunu ona sormaya ne dersin?

tanrım babamda ileri derece şiir yazma hastalığı var; adam duygusal, adam sanatçı, her yerinden sanat fışkırıyor. şu gazetelere "garip aşık" mahlasıyla şiir gönderen dayılar var ya, onların bir laciverti de babam efenim bunu utanarak itiraf ediyorum şu an. kendisini tutamıyoruz, dörtlükler halinde pastoral, lirik şiirler yazıyor. ağaç, kuş, börtü böceği coşkuyla anlattığı şiirlerine "beğendim" yapmayınca da trip yiyorum üstelik. baba, seni görmezden geliyorum ben facebookta ve instada!!111

şimdi babacığım, ailemle beraber yaşadığım dönemde benim internet kullanımıma takmıştı, ısrarla internet bağımlısı olduğumun altını çiziyor ve sürekli uyku saatini bana hatırlatarak tepemden ayrılmıyordu. annem yüzünden efenim, annem "şu kızına bir şey söyle!" diyerek babamı üzerime salıp duruyordu işte. elimde kahvem, laptobum kucağımda sanal alemlerde fink atıyorum; federaller baskın yapıyormuş gibi şak diye babam giriyor odaya ve her seferinde aynı soruyu soruyor:

-morticia, saat kaç oldu?!1
-arkanda duvar saati var baba, bak oradan.
-onu mu diyorum ben! saat olmuş iki kızım, iki!
(saat 1:30'dur)

böyle saati yarım saat, bir saat ileri söyleyerek, internette takılma işini abarttığımı vurgular dururdu.

sonra noooldu ha?
bir akıllı telefonu oldu.
facebook denilen o dayı cennetini keşfetti.
vee... sürekli orada şiir yazmaya başladı.

evet tutamıyoruz kendisini efenim. sülaleyle beraber beni de şiirlere etiketleyip duruyor, abi ölü taklidi yapmaktan bir hal oldum.
bana "internet bağımlısısın" diyen adam, sabahın 4 buçuğunda facebookta şiir paylaşıyor, evet. birinde oturuyorum evimde, çizim yetiştirmem gerekiyor, onlarla uğraşıyorum, sabahlayacağım; klinnkk bildirim sesi telefonumda. bi bakıyorum babam sabah namazına kalktığına dair durum güncellemiş ve lirik bir şiir paylaşmış. sabah'ın dördü yahu dördü. bana bağımlı diyene bakın, facebook bağımlısı oldu çıktı kendisi.

insta'da çaktırmadan takipten çıkayım dedim babamı, çıktım da. fark etmiş "beni niye takip etmiyon?" diye mesaj attı."ediyom ediyom, instagram bazen öyle bozuluyor göstermiyor bazı takipçileri, bana da oluyor" dedim kandırdım. vallahi yıldım kendisinden ve şiirlerinden. tanrım, babam yani atsan atılmıyor, satsan satılmıyor.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bugün gittiğim kafede çekmiştim.
devamını gör...

(bkz: ona küçük tokatlar atın)
devamını gör...

mutluluğu çalan üç tuzak vardır: geçmiş için pişmanlık, gelecek için kaygı ve şimdiye nankörlük! kendinizi değiştirmenin ne kadar zor olduğunu düşünün ve başkalarını değiştirmek için sahip olduğunuz fırsatların ne kadar önemsiz olduğunu anlayacaksınız.

dört şey geri gelmez: atılan taş... söylenen söz... kaçırılan fırsat... ve geçen zaman.
devamını gör...

tanım: şık harekettir.
iç ses : olmaz olsun dediğim indirimdir. beş saat önce 500'e aldığım ürün olmuş 365. cepte ne kadar var? 117. oldu mu şimdi bu? indirimsiz ürünü iade ederek indirimli ürünlerden faydalansam olmuyor mu? çirkef tüketici miyim neyim?
devamını gör...

kötü bir şey. bu eyleme karşı bazı laflar hazırladım.
bilen bilir* genelde 34 saniye içinde uykuya teslim olurum. ancak bu hafta iki günüm inanılmaz güzel geçti, ayaklarım yerde değildi resmen ve gecesinde uyuyamıyorum. bu ne demek ya? bünyem mutlu olduğunda illa bir şekilde acı çektirmek zorunda mı hissediyor kendine, anlamadım ki. normalde heyecanlı bir gün öncesinde uyunmaz. beynim benimle oyun peşinde.
devamını gör...

hıçkıra hıçkıra gülüyorum şuna yarım saattir. evet.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


-sen-

en güzel günlerimin
            üç mel'un adamı var:
ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
en güzel günlerimin bu üç mel'un adamını
yer yer tırnaklarımla kazıdım
                     hatıralarımın camını..

en güzel günlerimin
            üç mel'un adamı var:
biri sensin,
      biri o,
          biri ötekisi..
düşmanımdır ikisi..
sana gelince...
yazıyorsun..
okuyorum..
kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
insanın
     bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..

ne yazık!..
ne kadar
      beraber geçmiş günlerimiz var;
senin
     ve benim
         en güzel günlerimiz..

kalbimin kanıyla götüreceğim
                  ebediyete
                     ben o günleri..
sana gelince, sen o günleri -
kendi oğluyla yatan,
kızlarının körpe etini satan
                  bir ana gibi satıyorsun!.
satıyorsun:
günde on kâat,
bir çift rugan pabuç,
            sıcak bir döşek
                  ve üç yüz papellik rahat
                                          için...
en güzel günlerimin
            üç mel'un adamı var:
biri sensin,
          biri o,
             biri ötekisi...
kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
sana gelince...

ne ben sezarım,
ne de sen brütüssün...
ne ben sana kızarım
ne de zatın zahmet edip bana küssün..
artık seninle biz,
            düşman bile değiliz..

1933
devamını gör...

kış mevsiminde olduğunu işaret eder.
devamını gör...

türkçe'ye dair çok büyük bir kaynaktır.

eserin genel olarak, derlemek için toplandığı alan; kırım yarımadası ve kuzey kafkasya dolaylarıdır. aynı zamanda eser kırım tatarcası hakkında en eski kaynaktır. kıpçakça - kırım tatarcası ilişkisi de biraz buradan kaynaklanmaktadır.

kumanlar'ın elinden çıkma olan bu eser sözlük-vari bir yapıda olup, dönemin got ve güney franklar'ı tarafından 14. yüzyıl dolaylarında iki parçaya bölünerek yeniden derlenmiştir. dolayısıyla bu derleme de onların kullandığı dil olan latince'dir.

günümüzde orijinal hali, italya'nın venedik'te san marco kütüphanesi'nde bulunmaktadır.

güney frankları'nın derlediği kısım nispeten got'ların derlediğine göre 45-46 sayfa daha uzundur.

franklar'ın yazdığı kısımda ortalama 2500-3000 sözcükten bahsedilir ve bu sözlükte rünik türkçe, farsça, rünik rusça ve latince gibi diller barındırır.

benzer şekilde got'ların derlediği sözlük biraz daha kısıtlı durumda; latince, almanca, rünik türkçe ve almanca-farsça bir imla içerir.

aynı zamanda iki derleme de, kıpçakça'ya dair şiirler ve kısa metinler de içermektedir.
bu metinlerde kimi zaman kıpçak kültürü'ne dair yaşantı ve örnekler, kimi zaman ise savaşlardan sahneler yer verilmiştir.
şiir kısmında ise, doğrudan latince'ye çevrildiğinden anlam kayması yaşayarak güncel kaynak olma özelliğinden biraz dışarı çıkmıştır.

genel olarak özetlememiz gerekirse, divan-ı lügati't-türk'ten sonra türkçe'ye dair, günümüze kadar ulaşabilmiş, türkoloji'ye dair en büyük kaynaklardan birisidir. yakın zamanlarda ortaya çıkan ali şir nevai'nin verdiği eserler de bu codex'ten sonra incelenebilir.
devamını gör...

insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız. yalnız...

-satranç-
devamını gör...

ne için utandığına göre değişiklik yaratacak bir durumdur. eğer ailesinde tacizci, tecavüzcü, katil varsa bence gayet mümkün olabilir ve bu yüzden utanan kişiyi suçlamakta çok doğru olmaz bence.
devamını gör...

her seferinde bir daha giyersem ne olayım dediğimdir. ama her seferinde de giyiyorum. kendime işkence
devamını gör...

bazı sorularım var.
ne derdiniz var bizimle? sizin takılmak istediğiniz kadınlar da evde oturursa siz birbirinizle mi takılacaksınız? neden sürekli namus kavramı kadın üzerinden işlemekte? bizim de biraz dağıtmaya, çalışmaya, hayatı dibine kadar yaşama hakkımız yok mu? neden tüm görevler kadınların üzerine yapışmış?
böyle başlıklar gördüğümde nefret ediyorum, içimde büyük bi öfke patlaması yaşıyorum. kibar, naif ve karşısındakini sorgulamadan birliktelik kurmak isteyen adamlara hasret kaldık (azınlıkta olanları ayrı tutuyorum). her şeyden önce insanız biz. söylemek istediğim çok şey var fakat son olarak böyle düşünen herkes için - kadın veya erkek- kendi pisliğinizde boğulun.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim