o şey her neyse belli bir umut beslenilmiş ama artık kaybedilmiştir. çabalanmış ama sonuç hep bir belirsizlik olmuştur ve belirsizliğin verdiği boşluk yormuştur. bir süreden sonra da gerçek, hayal kırıklığıyla kabul edilmiştir.
devamını gör...

keşke elin mültecisini korumak yerine, kendi vatandaşı, geleceği, en kıymetli hazinesi olan kadınları korumak için bu kadar çaba gösterseler. nerede boş beleş iş var onun peşindeler. elin afgan iti 17 yaşında gencecik bir fidanın aylarca ölmeyi beklemesine sebep oldu, çıkıp da demediler ki biz bu itleri geri göndereceğiz, bunu yapan iti geldiği yere geri gönderip kaderine terk edeceğiz. ne lan bu mülteci sevicilik?
devamını gör...

brothers düğüm salonu iftiharla sorar!
cebimiz fakir ruhumuz zengin mi?!
küçük ama pahalı lüksleriniz nedir?
bu akşam zengin gösteren şeylerden bahsediyoruz millet!
burma bileziğini kalın altın zincirini takan gelsin! yazın anlatın! komşular çarşıda pazarda görsün! şöyle bir salının da elalem zenginlik öğrensin!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu haftaki görselimiz için gönlü zengin arkadaşımız cenk'in arka bahçesi'ne ayrıca teşekkürler.*
devamını gör...

o da bir şey mi? ben iskandinav yarım adası çocuğuydum. bozkırda dura dura ortama uyum sağlayıp karardım.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

katip bartleby ile konuşmak isterdim ama muhtemelen bana "konuşmamayı tercih ederim" derdi...
devamını gör...

üroporfirinojen dekarboksilaz eksikliği sonucu oluşan, en sık görülen porfiria hastalığıdır.
ışığa hassasiyet vardır.
hastalarda üroporfirin düzeyleri yüksektir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sanatçı: lorenzo quinn
eser adı: support
yer: venedik/italya
aşağıda görmüş olduğunuz binaya destek olan eller heykeli küresel ısınmaya ve venedik'teki artan su seviyesine dikkat çekilmek amacıyla yapılmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biz * g*tümüzü selamete aldık, artık kıyamet kopabilir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tez-antitez-sentez
varlık-yokluk-oluş
karşıt olanların birliği ve savaşı.
(bkz: georg wilhelm friedrich hegel)
devamını gör...

ilk defa sevdiğim birinden mektup almıştım. ağlamıştım mutluluktan. hala da saklıyorum. arada açıp okuyorum.
devamını gör...

3 kez sünnet olacak demek!
o değil de herkesin aklında tek bir soru...
devamını gör...

hakan günday’ın bana göre bir romanda okuduğum, okuyabileceğim, insana-insanoğluna dair en kısa, en net, en özet ve en derin tespiti 2 cümle ile yaptığı kitabıdır ziyan…

‘’insanın hayvandan farkı alet kullanabilmesiydi. insanın kullandığı ilk alet de başka bir insandı…’’

kitap, hayatı boyunca defalarca suikast girişimine uğramış mustafa kemal atatürk’ün, izmir suikasti teşebbüsünden başarısızlıkla çıkan, ama idam edilmekten kurtulamayan ziya hurşit ve onun birkaç kuşak sonraki torunu olan bir jandarma erinin etrafında şekillenen olayları anlatmaktadır.

bana göre hakan günday’ın en güzel kitabıdır. ama öyle kurgu falan filan teknik şeylerden ötürü demiyorum bunu. her şeyi ile, kapak tasarımından tutun kitaba verilen ismin seçilmesine kadar her şeyiyle ama her şeyiyle beni memnun eden bir kitaptı. ya o kadar seviyorum ki bu kitabı, şu an alıp kitabı önüme açıp, satır satır tanım olarak girebilirim.

neresine baksam, hangi sayfasını açsam bir sürü alıntı, aforizma çıkartasım geliyor. hangisini alıntı yapsam diye şu an karar vermekte zorlanıyorum. mesela bir devlet tanımı var ki, evlere şenlik… oturduğum yerde kalkıp önümü ilikleyesim geldi okurken:

‘’devlet öyle bir binadır ki; çöktüğü zaman altında sadece halk kalır. yıkıntılarının arasından çıkan tek ceset, halka ait olandır. devleti yönetenlerse hayatta kalmak için, pazarlık yapar. buna can pazarlığı denir. mide bulandıran bir alışveriştir…’’

ya müthiş eleştiriler barındırıyor mesela kitap kendi içerisinde. sorgulamadan karşı çıktığımız bir çok şeyi sorgulatıyor:

‘’ kürtçe-türkçe sözlük var mı?” diye sorduğumdaysa, “otuz yıldır bu dükkânı işletiyorum. ilk defa biri bunu soruyor” yanıtını alıyordum. oysa önünde, istanbul life’ın eski sayıları ve kapaklarında, onlara bakanlardan bambaşka yüzlerin sıralandığı bir tezgahı bile vardı. ama sözlük yoktu. demek ki, anlaşmamak için anlaşmıştık. sorun yok. nasıl olsa, midyatlı doğu beyazıtlıyı, harranlı da cizreliyi anlamıyordu. sorun yok.
hiçbir sorun yok. nasıl olsa geberip gideceğiz. sözlüğe ne gerek var?’’

mesela şu kısmı okuyup da içi köpürmeyen, gözleri dolmayan, lanet olsun diye çığlık atmayan var mıdır merak ediyorum gerçekten:

‘’ o**spu televizyonun çocuğu haberler! kar seviyesi mi? kayak için uygun! peki, yolları kara batmış köylerin, bir yaşındaki çocukları böcek gibi ölürken dili kıpırdamayan leşlerinin, yüz bir yaşındaki dedelerini yaşatmak için fatiha dağını kızakla aşıp van yoluna çıkmaları için de uygun mu?kar seviyesi! ‘’

gerçekten okuyun. çünkü yazdıklarım sahiden yetersiz bu kitap için. anlamanız için kitabı paylaşmam lazım.

ki, bu suçu işlemeye değecek bir kitap benim için…

ayrıca; her ne kadar konu ile ilgili hakan günday'ın ağzından bir açıklama olmadıysa da bugüne kadar ( varsa da ben bilmiyorum) ziya hurşit bir rivayete göre hakan günday'ın dedesinin kardeşi imiş...
devamını gör...

yapılmaması gereken yer.

lan bu ekonomik krizde hala kanal istanbul derdindeler

afedersiniz ama derdinizi **** ya.
devamını gör...

abimden bana kalan şortla havuza girmiştim. herkes el ele tutuşup yuvarlak oluşturmuştu ve rastgele birilerini çekip, kollar üzerinden kaydırıyorlardı. benim sıram gelince, beni de çektiler tabi. şort malum abimden kalma. paraşüt gibi bir açıldı ya haak. kıbrıs'a inen türk askeri gibi indim kollarına. takım taklavat ne varsa düşmana göz dağı verildi.
çok utanmıştım da sonradan umursamayıp hunharca güldüm.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bağda gecenin güzelliği
devamını gör...

küçükken gittiğim berber trabzonluydu, hatırlıyorum dükkanında duvarda uzungöl' ün resimi asılıydı. yemyeşil bir yer, çift minareli cami ve göl.

çok sonra oraya gitmiş ve o cennet gibi yeri görmüştüm, arabadan iner inmez tertemiz havasından resmen sarhoş oluyordunuz. sonra araplara yaranacağız diye aşağıdaki hale getirmişler, şimdi o yapıların bir kısmını yıkacaklarmış, ne diyeyim allah.....

her şeyi allah' a havale ediyoruz zaten, yapacak bir şey yok maalesef.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yıldız tilbenin de yıllar öncesinde değinmiş olduğu konudur. ne tanımlar sildim gençler intihar etmesin diye...
devamını gör...



*
devamını gör...

yalnızlık bir seçimken özgürlüktür bana kalırsa.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim