ben edinin derim. burda çok farklı insanlar tanıyorsunuz bu size bir şeyler katar. ayrıca aynı zevklere ilgi alanlarına sahip olduğunuz insanlarla konuşmak güzel.
devamını gör...

atomu parçalamış gibi bir havası vardır. özellikle belirtir ortamlarda. çaya şeker atmıyorum ya ben. atmayınca tadını anlıyor insan gibi lafları vardır.
devamını gör...

mevcut yönetime büyük faydası var.

zira adamlar gözünü açmış, okumuş ve değerlendirme yapmasını bilen insanları sevmiyorlar.

istiyorlar ki haline şükreden fakirler olsun hep, bizleri seçsinler istediğimiz gibi at oynatalım.

ne demiş aziz nesin;"%70'i gerizekalı olan bir ülkede en geçerli ticaret din tüccarlığıdır" boşa dememiş işte.
devamını gör...

hayatımdan tamamen çıkarmama neden olmuştur.üzülüyor muyum tabi ki hayır.
devamını gör...

geri sayımın devam ettiği program.
bu gece, konsepte uygun olarak istemiş olduğum kardeş türküler'den kara üzüm habbesi'ni dinlemeyi sakın kaçırmayın! sonra pişman olursunuz!!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bir idam mahkumunun son günü - victor hugo
devamını gör...

yapanı gebertme isteği uyandıran hayvani davranış.hayvanlar bile yapmaz o ayrı.
devamını gör...

sözlükte iyi ki var dediğimiz yazar arkadaşlardan birisidir.
devamını gör...

asla kendinden fedakarlıkta bulunma!
gün gelir şu cevabı alırsın “yapmasaydın”
devamını gör...

şu hava olayı sebebiyle yapmam gereken tüm işleri hiç durmadan hallettim bitirdim. bugün asla kalkmamak suretiyle cam kenarına geçiyorum şimdi. ne de güzel yağıyor. canım kar.
devamını gör...

kahramanımdır. çünkü jül sezar denen hayırsızı öldürmüştür. bu arada 3 ay önce sezar hayırsızının 2065. ölüm yılına girdik, bu sebepten hepinizi kutlarım. brütüs, romalı siyasetçi ve konuşmacıydı. bazı kaynaklara göre sezar'ın evlatlık oğluyken, bazı kaynaklara göre öz oğludur. ayrıca sezar'ın en ünlü suikastçılarındandır. brütüs, insanlara göre zalim bir diktatörün hayatına son vermiş kahramanken, o zalim diktatöre* göre bir haindir.

brütüs'ün genelde babası olarak kabul edilen kişinin adı da brütüs'tür. hatta adları birebir aynıdır, brütüs'ün adı marcus junius brütüs iken, babası olarak kabul edilen kişinin adı da tıpatıp bu şekildedir. bu arada ilginç bir bilgi vereyim: brütüs'ün babası olarak kabul edilen brütüs isimli kişiyi, pompey yakalamış ve bu kişi haince idam edilmiştir. peki sizce pompey kim? sezar'ın kızının kocası ayrıca sezar'ın ilk dönem dostu olmuş kişi! kız doğum sırasında ölünce(ki doğacak olan evladı da kendisiyle birlikte ölmüştür), sezar ve pompey'in arası açılmış ve pompey, sezar'a düşman olmuştur.

yani efendiler, demem o ki, ultimate sezar(yani pompey), ultimate brütüs'ü(yani brütüs'ün babası olarak kabul edilen kişiyi) öldürmüş, ve orjinal brütüs de, orjinal sezar'ı öldürmüş. yani bir nevi, ultimate brütüs'ün intikamını orjinal sezar'dan almış. tabi sezar'ın hakkı sezar'a ona diyecek lafımız yok da, yahu ultimate sezar'ın hakkının ultimate sezar'a olması gerekmez mi ey brütüs. orjinalinden ne istedin. çakmasını öldürseydin ya.

neyse brütüs junior ve brütüs amcadan devam edelim. şimdi, brütüs amcayı, çakma sezar* öldürünce, brütüs, sen de mi pompey demiş, sezar bu konuda hiçbir hesap vermemiş. çünkü hani çakma sezar, bizim orjinal güllü sezar'a yakın ya, şimdi sezar'ın da hesap vermesi lazım. sonuçta kızının kocası adam. ama bir şey dememiş. brütüs de, bu adam benim babam diyerek babasının hakkını aramış. bir nevi, brütüs'ün hakkını brütüs aramış. brütüs, sezar'a karşı gelmiş. adam haklı, sonuçta babası ölmüş. adamın babasından, brütüs emmiden ne istiyorsunuz değil mi? sonra iç savaş çıktı(ki bu iç savaş 4 yıl sürdü).

bu arada arkadaşlar bu iç savaş döneminde, pompey de sezar'a karşı çıktı. çünkü pompey'in karısı yani sezar'ın kızı ölünce, pompey yavaş-yavaş sezar'a düşman oldu. ve brütüs de nedense pompey ile birlikte yer aldı. yani demek ki brütüs babasını çoktan unutmuş. yani sonuçta babasının katiliyle müttefik olacak kadar haysiyetsiz bir adammış brütüs.* pompey en sonunda m.ö. 48 yılında yenilince, brütüs sezar'a teslim olmuş, ki sezar da, brütüs'ü, "seni severim bilirsin" diyerek affetmiştir.

iç savaş sonrası orjinal sezarımızın mabadı hafiften kalktı arkadaşlar. yani artık devleti tek başına yönetmeye başladı. o zaman da diğer siyasetçiler dediler ki, ee biz neden varız? varlıklarını sorguladı adamlar. 200 siyasetçi filozof oldu ve hatta bir rivayete göre, "olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu" lafı da bu dönemde çıktı, ki tabi bu kısım şaka. daha sonra kendilerine kurtarıcılar adını veren birkaç senatör, sezar'a suikast düzenlemeyi planladı. m.ö. 44 yılında suikast başarıyla gerçekleşti ki, brütüs bu zaman başrolü üstlenmişti.

sonra bu kurtarıcılar denen suikastçılar affedildi. fakat halk ayaklandı, "biz malızz, bizden kimseye hayır gelmeez, diktatöre beddua ederiz ama ölünce onu mumla ararızz, neden böyleyiz biz de bilmiyoruuzz" nidaları eşliğinde isyan çıkardılar. bunun üzerine brütüs ve eniştesi olan ayrıca suikastçılar arasında yer alan gaius cassius longinus(yeni karakter açıldı) roma'yı terketmek zorunda kaldılar.

sonra augustus yani namıdiğer ağustos reis(ki sezar'ın üvey oğludur) kendini konsül yaptı. ve brütüs ve diğer komplocuları katil ilan eden bir yasa çıkardı. ve bunun üzerine ikinci bir iç savaş çıktı. brütüs ve cassius orduları m.ö. 42 yılında yenilince, brütüs gözünden akan bir damla yaş eşliğinde sahi, yüzümüz güldü mü bizim?.... deyip daha sonra acı bir tebessüm ederek intihar etti. evet bu kısım da şakaydı, bu şekilde intihar edilmez. öyle kuru kuruya intihar etti işte. ama şunun garantisini verebilirim: adam intihar ederken bundan daha fazlasını düşünmüştür. ulan adam diktatörü öldürdü, neye uğradığını şaşırdı. en talihsiz adamdır brütüs benim gözümde....

o değil de oğlum 1 adamı öldüreceksiniz hayvan gibi çullanmışsınız. elalem bir garip.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

tarih boyunca yaşamış her millette kendisine yer bulmuş renk. o zamandan bu zamana kadar geliştirilen ve değişen bir renk. doğanın en temel renklerinden olan, insanların kendine yakın bulduğu ve çok tercih edilen renklerden biri.
devamını gör...

yapmayı oldukça sevdiğim eylemdir. buna dair olan anılarımdan birini de anlatmak isterim.

bundan yaklaşık 8 ay kadar öncesi, bir kafede çalışıyorum, malum kafe sektörü gece geç çıkıyoruz işten. o vakitlerde de sokaklarda in cin top oynuyor hızlı hızlı biraz da ürkerek * yürüyorum durağa. oturup otobüsü beklerken yanıma bir erkek çocuğu geldi elinde bir adet cüz var bana satmak istedi. böyle çocukları görünce oturup saatlerce konuşmak istiyorum onlarla, ona da sorular sormaya başladım. kaç yaşındasın? annen baban nerede? okula gidiyor musun?...
yanıma oturdu o da, sohbet etmeye başladık. babası hapisteymiş annesi de çalışmayıp çocuğu çalıştırıyormuş işte, onun da bir şikayeti yok gerçi başka bir ihtimal olduğundan haberi yok ki. bizim ailede kadınlar çalışmaz abla, evin erkeği çalışır o da benim diyor. okul falan hak getire. o gün otobüsüm gelinceye kadar sohbet ettik. ertesi gün yine aynı yer, aynı saat karşılaştık. oturdu yanıma bekledi benimle otobüsü. ertesi gün yine... sonra yine...
bir gün arkadaşlarından biri de geldi yanımıza, yaşı ondan daha küçük bir erkek çocuğu, hikayeleri aynı. baba hapiste annenin ya bebeği var ya çalışmıyor. tek dertleri izleyemediği çizgi filmler, oynayamadığı oyunlar olması gerekirken ekmek derdine düşmüşler.
velhasıl alıştık birbirimize her gün gözüm onu arardı, sonrasında işten çıktım bir daha hiç göremedim hâlâ dışarda zaman zaman gözüm arıyor, bir gün yine denk gelmek umuduyla mehmet.
devamını gör...

matrakçı münir
devamını gör...

merhaba efem,
eşşekten düşenin halini eşşekten düşmüş anlar diyerek bu klubü kurmuş bulunmaktayım.
ses verin sayımızı bilelim.
tecrübesizleri bilgilendirelim.
devamını gör...

ingilizce ''automatic teller machine (otomatik vezne-veznedar makinesi)'' sözcüklerinin kısaltılmış halidir.

bu makinaların tasarımcısı, osmanlı imparatorluğu'nda doğmuş olan ermeni asıllı abd vatandaşı luther george simciyan'dır.

1930'lu yıllarda amerika birleşik devletleri'nde pek ilgi görmediği için kullanımdan kalkmıştır.

bu olaydan sonra ingiliz vatandaşı john shepherd-barron tam elektronik bankamatiği icat etmiştir.

tam anlamıyla atm olarak sayılabilecek olan ilk cihaz ise de la rue firması tarafından barclays bankası için üretilmiş ve ingiltere'nin başkenti londra'nın enfield kasabasında hizmete açılmıştır.

bu makineler ile günümüzde bankaya gitmeden para çekme, para yatırma, kira ödeme, kart bilgilerini görüntüleme, kart şifresini değiştirme, havale-eft, kredi kartı borcu sorgulama, kredi kartı borcu ödeme gibi işlemler kolaylıkla yapılabilir.

bir de son zamanlarda oluşmaya başlamış olan ortak atm'ler var. bu ortak atm mevzusu ise bankaların anlaşmalarına göre şekilleniyor.

ortak atm'lerde ise yalnızca para yatırma, para çekme gibi temel işlemleri yapabiliyorsunuz.

tabii ki yine bankaların anlaşmalarına göre belirlenen hizmet ücretleri var, bu ücretler yapacağınız işleme göre değişiyor.

bazı bankalar ise aylık belli bir işleme kadar ücretsiz ortak atm kullanımı hizmetini sunuyor.

buna kendi kullandığım, bir finansbank ürünü olan enpara ile örnek vermek istiyorum.

enpara kartınız ile teb ve denizbank atm'lerinden ay boyunca yapacağınız 3 işlem ücretsiz olarak sunuluyor.

diğer işlemlerde ise dediğim gibi verilen hizmete göre belli ücretlendirmeler var.

şimdi de en çok bankamatiği olan bankayı ve en çok bankamatik bulunduran ilimizi paylaşacağım:


ülkemizde en çok bankamatiği olan banka, 3718 bankamatik (atm) ile iş bankası'dır.

ülkemizde en çok bankamatik bulunan il ise 7170 adet bankamatik ile istanbul'dur.


kaynak 1.

kaynak 2.
devamını gör...

sanat eserini yorumlamakta önem arz eden şey, bence sanat tüketicisinin kendisidir. duygusal etki kuramı bağlamında bir eseri yorumlamak nasıl olmalı ?

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bu fotoğrafta en önemli imge, kuşkusuz, yere saçılan hamburger ve patates cipsleri.

ikinci önemli unsur ise cadde ve yağmur suyu ızgarası.

kadrajın ortasına, bağrı açık, baygın halde yatan bir erkek ve ona yatak odasında uyuyormuşçasına sarılan bir kadın koyarak, kompozisyonu başarıyla tamamlamış sanatçı.

tam olarak sanat tüketicisine hitap eden bir eser bu.

fast food yaşam tarzının insan ilişkilerindeki rolü, diye bir başlık açıp değerlendirebiliriz bu eseri.

ınsanların insanlarla olan ilişkisi,

vucutların vucutlarla olan ilişkisi,

kadın erkek ilişkilerindeki; partnerini tüketme arzusu,

ılişkilerdeki saplantılı eğilimler,

herşeyin maddiyata endeksli olduğu toplumsal yaşamda, yalnızca cinsellikle karşılanan haz alma paradigması,

samimiyet ve bağlılık mı? yoksa simbiyotik ilişkiler ve eğlence mi?

gibi alt başlıklar açarak değerlendirmeler yapılabilir. ayrıca kadrajdaki imgeler arasında farklı metaforlarda kurgulanabilir.
devamını gör...

bu kadar cinayete istifa etmesi gereken bakanın ölüm sayısı düştü diye attığı tweettir. gerçekten sevinmemizi mi bekliyorsun sayın bakan.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim