ermeni soykırımı iddiası
başlıktaki otosansürün aksine yaşanmış olan olaydır.
türkiye'de -yukarıdaki entrylerde de görülebileceği üzere- soykırımla alakalı yapılan tartışmaların ve soykırımın inkarıyla alakalı söylemlerin büyük çoğunluğu ermeni karşıtlığı ve ermenistan'ın agresif tutumu üzerinden dönmekte, bu da tarihi bir olgu olarak ermeni soykırımı'nın önüne geçmekte haliyle.
amaç devletlerin çıkarlarından ve yersiz propagandalarından ziyade milyonlaca kişinin etkilendiği bu olayın tüm gerçekleriyle açığa çıkarılması ve tarihi bir "bilinmezi" sona erdirmek olmalıdır. zira soykırımın kabulünün ermenilerin türklere gerçekleştirdiği pogromları ve seksenlerde yaşanmış olan azeri-ermeni pogromlarını da kapsadığını düşünüyorum.
bir de "bizim atalarımız öyle şey yapmaz" tutumunun hissedildiğini düşünüyorum doğal olarak. ancak adana'da yaşananları, yeni bir türkiye burjuvazisi oluşturma gayesiyle ermenilerin mülklerine el koyulmasını, tehcir öncesi ve sonrasındaki türkleştirme hareketini ve sonucunda yaşananları yadsımak aptallık olur.
tarihini sadece görkemli günleriyle değil yaşanmış her şeyiyle kabul eden bir devlet ve toplum olabilmemiz dileğiyle.
dipnot: gerçekten objektif olduğunu düşündüğüm bir kitap var: raymond kevorkyan'dan ermeni soykırımı. şiddetle tavsiye ederim. ilerleyen günlerde erinmezsem tekrar gözden geçirip bu entry'i editleyeceğim.
türkiye'de -yukarıdaki entrylerde de görülebileceği üzere- soykırımla alakalı yapılan tartışmaların ve soykırımın inkarıyla alakalı söylemlerin büyük çoğunluğu ermeni karşıtlığı ve ermenistan'ın agresif tutumu üzerinden dönmekte, bu da tarihi bir olgu olarak ermeni soykırımı'nın önüne geçmekte haliyle.
amaç devletlerin çıkarlarından ve yersiz propagandalarından ziyade milyonlaca kişinin etkilendiği bu olayın tüm gerçekleriyle açığa çıkarılması ve tarihi bir "bilinmezi" sona erdirmek olmalıdır. zira soykırımın kabulünün ermenilerin türklere gerçekleştirdiği pogromları ve seksenlerde yaşanmış olan azeri-ermeni pogromlarını da kapsadığını düşünüyorum.
bir de "bizim atalarımız öyle şey yapmaz" tutumunun hissedildiğini düşünüyorum doğal olarak. ancak adana'da yaşananları, yeni bir türkiye burjuvazisi oluşturma gayesiyle ermenilerin mülklerine el koyulmasını, tehcir öncesi ve sonrasındaki türkleştirme hareketini ve sonucunda yaşananları yadsımak aptallık olur.
tarihini sadece görkemli günleriyle değil yaşanmış her şeyiyle kabul eden bir devlet ve toplum olabilmemiz dileğiyle.
dipnot: gerçekten objektif olduğunu düşündüğüm bir kitap var: raymond kevorkyan'dan ermeni soykırımı. şiddetle tavsiye ederim. ilerleyen günlerde erinmezsem tekrar gözden geçirip bu entry'i editleyeceğim.
devamını gör...
çaylakların aşırı ezik olduğu gerçeği
sözlüğe daha önce kaydolarak büyük bir başarı elde ettiğini zanneden yazardır. eğer şaka yapmıyorsa tabii...
devamını gör...
at bordagalları
''the lord of the portakals'' filminin alameti farikası olan replik.
o sahne yok mu o sahne. neyse filmi izleyin. ipucu vermeyeyim.
***yedinci dem uktesidir.
o sahne yok mu o sahne. neyse filmi izleyin. ipucu vermeyeyim.
***yedinci dem uktesidir.
devamını gör...
anormal sözlük haber ajansı
henüz çiçeği burnunda* bir yazar olarak beni şaşırtmış olaylar silsilesini anlatan haberin ajansıdır aynı zaman.
(bkz: vay anam vay neler dönmüş serhat ya)
(bkz: vay anam vay neler dönmüş serhat ya)
devamını gör...
küpkök yasası
galileo galilei tarafından tanımlanan, katı cisimlerin dayanıklılığı hakkındaki ilke. bu ilkeye göre bir katı cismin boyutları artılırsa, boyut artışının küpü oranında, cismin hacmi de artar. cismin dayanıklılığı ise aynı oranda azalır. bu durum, mukavemet adlı mekanik konusunun temelini oluşturur.
devamını gör...
müzik dinlemek
delisiyimdir. evimde 3 radyo, 4 kulaklık*, 2 hoparlör ve 1 pikap olması yapmayı ne kadar sevdiğimin ispatıdır.
tanım: kendisini dinlemek isteyen insan davranışıdır.
tanım: kendisini dinlemek isteyen insan davranışıdır.
devamını gör...
yazarların en türk özelliği
türkçe konuşmak.
devamını gör...
mafya sözlük olsa alınabilecek nick
kim pekeryan *
devamını gör...
hastanede seks skandalı
(bkz: hani marjinal bizdik)
devamını gör...
pandemiden sonra da ekim-mayıs arasında maske takmanın zorunlu olması gerektiği
ben bu pandemiden sonra çantamda cebimde bir maske taşıyacağım. kalabalık ortamlara girerken o maskeyi takacağım. çünkü maskenin koronavirüs'ün yayılımını bu kadar etkilemesine karşın normalde bize bukaşan çoğu hastalığın içinden geçer. hem bu sadece benim değil milyonlarca insanın uygulayacağı bir şey. buna yeni normal diyoruz. yani maske takmanın ayı olmaz. tehlikeli olan her yerde maske takın.
kamu spotunu da verdik elham.
edit: yemi normal yazmışız kimse de uyarmıyor rezil olduk.
kamu spotunu da verdik elham.
edit: yemi normal yazmışız kimse de uyarmıyor rezil olduk.
devamını gör...
eve kahve makinesi almak
ben de isterdim evimde olsun basayım bir düğmeye kahvem dolsun ama; çok pahalı be
devamını gör...
sabah erken kalkamamak
kalkamamak lükstür. zorunda olan mecburen bir şekilde uyanacaktır.
devamını gör...
yazarların paralel evrendeki alternatif nick'leri
tanım: sözlük yazarlarının paralel evrendeki versiyonu için nick versiyonlarını yazdığı başlık.
we couldn't meet again
we couldn't meet again
devamını gör...
yaşlı adam ve deniz
belki de balıkçı olmamalıydım diye düşündü. ama bunun için doğmuşum ben.
kör talih, direnme, her gün yeni baştan edilinen sürekli tekrarlanan tecrübe. insanın yenilmek için yaratılmadığını kendine fısıldıyor yaşlı adam. aslında derdi hayatta kalmak. umut etmekten başka ne var elinde?
yıllardır bu benim işim dediği iş ona sanki oyun oynuyordu. o balık oltaya bir türlü gelmiyordu. en iyi bildiği iş her gün onu başarısızlık ile karşılıyor, bu onu mahvediyordu. aynı zamanda kader onu bu zamana kadar hiç tutmadığı büyük balık ile karşılaştırıyor. gücünün tükendiği hiç verim alamadığı bir zamanda. bu umut ışığı oraya gelme amacını, tükeneni tekrar doldurmasını hatırlatıyor. talihini doğru kullanmak için mücadele veriyor. ama bu o kadar basit değil onun için. arada kendini motive ediyor.
daha başka şeyler, neşeli şeyler düşün be moruk. bu duygu hiç yabancı değil insana. hadi dayan yapacaksın..
emeği boşa çıkan yaşlı adam, başarısız olsa da çocuk dostunun yardımıyla tekrar yeşertiyor umudunu. çocuğun ben de ikimize yetecek kadar şans var sözü kitap sonunda bizi biraz olsun teselli ediyor.
kitaptaki metaforlar
yaşlı adam: biz
deniz: hayat
köpekbalığı: düşman
yakalanan balık: hayaller, umut.
rüzgar: dost.
ve mücadelemiz.
hemingway’in küba'da yaşadığı zamanlarda pillar isimli teknesiyle çıktığı avlar, bu esere ilham kaynağı olmuştur. sonrasında gelen nobel ödülü ile de yazma başarısı tasdiklenmiştir. yazarın yaşam öyküsü oldukça etkileyicidir. hayattaki tüm olumsuzluklara ve kötü giden talihine rağmen tıpkı bu eserdeki yaşlı adam gibi direnmiş fakat psikolojisi bozulmuştur. sonu intihar ile biten bir yaşam öyküsüne konu olmuştur.
denizcilik kitapları artık çok dikkatimi çekiyor. bir nebze olsa günlük hayattan kopmama biraz seyir yapmama vesile oluyor. tüm bu koşuşturmanın içinde hemingway beni o sandala atıp deniz ile baş başa bıraktı. dinlenmeye, yalnızlığa kuşlarla konuşmaya ihtiyaç vardı. o huzuru hissettim bu kitapta.
mecazen değil gerçekten o deniz yolculuğuna özlem var içimde. fakat hırçınlığını göze almam için cesaretimi toplamalıyım. baştan yenilmediğim günlere adıyorum bu yazımı.
teşekürler ernest hemingway..
kör talih, direnme, her gün yeni baştan edilinen sürekli tekrarlanan tecrübe. insanın yenilmek için yaratılmadığını kendine fısıldıyor yaşlı adam. aslında derdi hayatta kalmak. umut etmekten başka ne var elinde?
yıllardır bu benim işim dediği iş ona sanki oyun oynuyordu. o balık oltaya bir türlü gelmiyordu. en iyi bildiği iş her gün onu başarısızlık ile karşılıyor, bu onu mahvediyordu. aynı zamanda kader onu bu zamana kadar hiç tutmadığı büyük balık ile karşılaştırıyor. gücünün tükendiği hiç verim alamadığı bir zamanda. bu umut ışığı oraya gelme amacını, tükeneni tekrar doldurmasını hatırlatıyor. talihini doğru kullanmak için mücadele veriyor. ama bu o kadar basit değil onun için. arada kendini motive ediyor.
daha başka şeyler, neşeli şeyler düşün be moruk. bu duygu hiç yabancı değil insana. hadi dayan yapacaksın..
emeği boşa çıkan yaşlı adam, başarısız olsa da çocuk dostunun yardımıyla tekrar yeşertiyor umudunu. çocuğun ben de ikimize yetecek kadar şans var sözü kitap sonunda bizi biraz olsun teselli ediyor.
kitaptaki metaforlar
yaşlı adam: biz
deniz: hayat
köpekbalığı: düşman
yakalanan balık: hayaller, umut.
rüzgar: dost.
ve mücadelemiz.
hemingway’in küba'da yaşadığı zamanlarda pillar isimli teknesiyle çıktığı avlar, bu esere ilham kaynağı olmuştur. sonrasında gelen nobel ödülü ile de yazma başarısı tasdiklenmiştir. yazarın yaşam öyküsü oldukça etkileyicidir. hayattaki tüm olumsuzluklara ve kötü giden talihine rağmen tıpkı bu eserdeki yaşlı adam gibi direnmiş fakat psikolojisi bozulmuştur. sonu intihar ile biten bir yaşam öyküsüne konu olmuştur.
denizcilik kitapları artık çok dikkatimi çekiyor. bir nebze olsa günlük hayattan kopmama biraz seyir yapmama vesile oluyor. tüm bu koşuşturmanın içinde hemingway beni o sandala atıp deniz ile baş başa bıraktı. dinlenmeye, yalnızlığa kuşlarla konuşmaya ihtiyaç vardı. o huzuru hissettim bu kitapta.
mecazen değil gerçekten o deniz yolculuğuna özlem var içimde. fakat hırçınlığını göze almam için cesaretimi toplamalıyım. baştan yenilmediğim günlere adıyorum bu yazımı.
teşekürler ernest hemingway..
devamını gör...
üniversiteyi bırakıp yurt dışına yerleşmek
üniversiteden yakın arkadaşım hilmi'nin 21 yaşındayken gerçekleştirdiği aksiyon. bir yaz mevsiminde fethiye'de beach boy'luk yaparken tanıştığı 30'larındaki bir danirmarkalıyla apar topar dünya evine girip peşi sıra danimarka'ya yerleşti. ''seviyor musun??'' sorusuna da ''yok be oğluuum ne sevmesi'' diye cevaplardı. ben de 20'sine merdiven dayamış bir insan olarak ''abi manyak mısın sevmediğin bir insanla evlenilir mi'' filan diyordum. hilmi'nin şimdi danimarka'da bir barı var, karısı ve çocuklarıyla mutlu mesut bir hayat sürüyor. ben mi? ben de sürüne sürüne evrim geçirdim, tosbağa oldum.
ah ulan hilmi! sen ne vizyoner, sen ne uz görüşlü çıktın öyle yiğidim! tarih seni haklı çıkardı.
ah ulan hilmi! sen ne vizyoner, sen ne uz görüşlü çıktın öyle yiğidim! tarih seni haklı çıkardı.
devamını gör...
kitt
knight technologies two thousand isimli yapay zeka arabanın kısa adıdır.
1980li yılların sonunda 1990lı yılların başına kadar eskiden devlet televizyonu olan trt kanalında yayınlanan dizi asıl kaynağı olan amerika birleşik devletleri gibi türkiye’de de büyük ilgi görmüştür.

siyah ve havalı bir pontiac olan kitt kendi kendine hareket edebilme, konuşabilme ve hatta ara sıra sahibi michael knight’a espiriler yapabilme özelliklerine sahiptir.
1980’li yıllarda öngörülen hayat asla gerçekleşmediği için biz asla kitt benzeri bir arabaya sahip olamadık. insan evrimini etkileyecek olan etkenin bilgisayar olacağını düşünüyordu herkes ancak internet tersine bir evrim başlattığı için beklenilen seviye asla gerçekleşmedi.

michael knight ile maceradan maceraya koşan bu araba binaların içinde olan biteni hissedebilir, son teknoloji ekranı ile sahibine bileği iletilebilir, hatta sahibi zor durumda kaldığında bir yüzlük ateşleyebilirdi.
bir dönem bütün siyah arabalara kitt denmesine neden olan bu arabanın orijinali güzel bir fiyata satılmıştır yakın zamanda.
arabanın bulunduğu dizi türkiye’de kara şimşek adı ile yayınlanmıştır.
1980li yılların sonunda 1990lı yılların başına kadar eskiden devlet televizyonu olan trt kanalında yayınlanan dizi asıl kaynağı olan amerika birleşik devletleri gibi türkiye’de de büyük ilgi görmüştür.

siyah ve havalı bir pontiac olan kitt kendi kendine hareket edebilme, konuşabilme ve hatta ara sıra sahibi michael knight’a espiriler yapabilme özelliklerine sahiptir.
1980’li yıllarda öngörülen hayat asla gerçekleşmediği için biz asla kitt benzeri bir arabaya sahip olamadık. insan evrimini etkileyecek olan etkenin bilgisayar olacağını düşünüyordu herkes ancak internet tersine bir evrim başlattığı için beklenilen seviye asla gerçekleşmedi.

michael knight ile maceradan maceraya koşan bu araba binaların içinde olan biteni hissedebilir, son teknoloji ekranı ile sahibine bileği iletilebilir, hatta sahibi zor durumda kaldığında bir yüzlük ateşleyebilirdi.
bir dönem bütün siyah arabalara kitt denmesine neden olan bu arabanın orijinali güzel bir fiyata satılmıştır yakın zamanda.
arabanın bulunduğu dizi türkiye’de kara şimşek adı ile yayınlanmıştır.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
aynı evde yaşıyormuş gibi girilen entrylerdir. fakat benim gibi bazı illegal psikopat yazarlar tabuları yıkıp tanımı yapıp direkt çekip gitmektedirler.
devamını gör...



