cemre
ilkbahar başlangıcında yedişer gün arayla; önce havada sonra su ve toprakta oluşan sıcaklık artışını belirtmek için kullanılan bir kelime.
arapça da "kor ateş" anlamına gelir.
arapça da "kor ateş" anlamına gelir.
devamını gör...
moderasyona yazar şikayet eden yazar
normal yazardır. yaşı belli değildir. moderasyona bir yazar ile ilgili şikayetini dile getirmiştir. sivilcesi var mıdır yok mudur bilinmez. daha önce rahatsız olduğum tanımları çok şikayet ettim oradan biliyorum.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
çok mutluyum şu an. az önce hafif üşüyerek uyandım yataktan. odanın penceresi açıktı ve rüzgar çok güzel esiyordu. yemin ediyorum harika bir his. özlemişim bugünleri.
devamını gör...
türkiye'de gençlerin yüzde 77'sinin işinden memnun olması
tüik'in iyi çalıştığını gösteren araştırma.
tüik bu ülkede açık ara en sevdiğim kurumdur. enflasyon olsun, bu tür anketler olsun çok başarılılar.
geçtiğimiz mart ayının başında genel müdürü de değiştirip çok daha başarılı işlere imza attıklarını görüyoruz. aşağıdaki arkadaş da genel müdür bu arada. kaaveden çağırmadık.
tüik bu ülkede açık ara en sevdiğim kurumdur. enflasyon olsun, bu tür anketler olsun çok başarılılar.
geçtiğimiz mart ayının başında genel müdürü de değiştirip çok daha başarılı işlere imza attıklarını görüyoruz. aşağıdaki arkadaş da genel müdür bu arada. kaaveden çağırmadık.
devamını gör...
gitmek
arabayla yapılacaksa aklıma amerika'nın meksika sınırına yakın tek şeritli yolları, klasik bir araba ve uçsuz bucaksız bir manzara getirendir.

hollywood etkisi işte.
bu manzaraya hepimiz aşinayızdır.
o filmlerden biri ise: thelma & louise.

filmimiz 91 yapımı. geena davis thelma'ya susan sarandon ise louise karakterine hayat veriyor.
iki arkadaş kaçamak bir tatil için anlaşırlar, çevrelerini saran muhafazakar ortamdan biraz olsun uzaklaşmak ve kafa dağıtmak için.
louise hayat tecrübesine sahip sezgileri güçlü biri. thelma ise daha naif bir karakter.
zaten filmin gidişatını ikilinin kişisel özellikleri ve aralarındaki iletişim birçok bakımdan etkiliyor.
eğlenceli, dramatik ve samimi bir film. feminist bakış açısı iyi yansıtılmış diyebiliriz.
hâlâ seyretmediyseniz bir şansı çokça hak ediyor.
bir de brad pitt sürprizi var. renk katıyor kesinlikle.
film aynı zamanda altın küre en iyi senaryo ödülü'nün ve en iyi özgün senaryo oscar'ının sahibi.
rotten tomatoes'ta %85 eleştirmen ve %82 seyirci puanına sahip.
görseller için:buradan ve buradan

hollywood etkisi işte.
bu manzaraya hepimiz aşinayızdır.
o filmlerden biri ise: thelma & louise.

filmimiz 91 yapımı. geena davis thelma'ya susan sarandon ise louise karakterine hayat veriyor.
iki arkadaş kaçamak bir tatil için anlaşırlar, çevrelerini saran muhafazakar ortamdan biraz olsun uzaklaşmak ve kafa dağıtmak için.
louise hayat tecrübesine sahip sezgileri güçlü biri. thelma ise daha naif bir karakter.
zaten filmin gidişatını ikilinin kişisel özellikleri ve aralarındaki iletişim birçok bakımdan etkiliyor.
eğlenceli, dramatik ve samimi bir film. feminist bakış açısı iyi yansıtılmış diyebiliriz.
hâlâ seyretmediyseniz bir şansı çokça hak ediyor.
bir de brad pitt sürprizi var. renk katıyor kesinlikle.
film aynı zamanda altın küre en iyi senaryo ödülü'nün ve en iyi özgün senaryo oscar'ının sahibi.
rotten tomatoes'ta %85 eleştirmen ve %82 seyirci puanına sahip.
görseller için:buradan ve buradan
devamını gör...
jean-leon gerome
1824-1904 yıllarında yaşamış ressam ve heykeltıraş. akademizm ve oryantalizmin en önemli temsilcilerinden.
paris'te (bkz: osman hamdi bey) ve şeker ahmed paşa'ya resim dersleri vermiştir.
osmanlı topraklarına seyahat etmiş istanbul'u, mısır'ı ve kuzey afrika'yı gezmiş ve gezdiği yerlerde gördüğü manzaralar ve tarihi olaylar eserlerinin başlıca kaynağını oluşturmuştur.
bir eseriyle mısır'a gidip napolyon boneparte'ı gize sfenks'iyle bakışırken görebilir bonaparte before the sphinx (1886),
başka bir eserinde kendinizi israil'de ağlama duvarının önünde bulabilir the wailing wall (1867),
başka bir eserinde ise diyojen'i dürüst bir adam bulabilmek için kullandığı lambasıyla uğraşırken görebilirsiniz. diogenes (1860)
aslanın minicik bir kelebeğe kükrediği bir tablosu bile var. lion snapping at a butterfly (1889)

the carpet merchant (1887) eseri oryantalizm akımının en güzel örneklerinden. 1885'te yaptığı kahire gezisinde gördüğü bir halı pazarından esinlenerek yaptığı eserde türk halılarını görüyoruz.
eserlerinde çok farklı coğrafyalardan manzaraları, bu bölgelerden farklı insanların portrelerini, köle pazarlarını, camileri, bazen tarihi bir karakter veya bir olayı ya da mitolojik karakterleri görebilirsiniz. eserlerindeki renklerin canlılığına ve detaylara özellikle hayranım.
bir kaç tane daha eser bırakıyorum çünkü neden olmasın:
the death of caesar (1867)
a joke (1882)
harem women feeding pigeons in a courtyard
le barde noir (c. 1888)
painting breathes life into sculpture (1893)
daha fazla eserini görmek isteyenler için buradan
paris'te (bkz: osman hamdi bey) ve şeker ahmed paşa'ya resim dersleri vermiştir.
osmanlı topraklarına seyahat etmiş istanbul'u, mısır'ı ve kuzey afrika'yı gezmiş ve gezdiği yerlerde gördüğü manzaralar ve tarihi olaylar eserlerinin başlıca kaynağını oluşturmuştur.
bir eseriyle mısır'a gidip napolyon boneparte'ı gize sfenks'iyle bakışırken görebilir bonaparte before the sphinx (1886),
başka bir eserinde kendinizi israil'de ağlama duvarının önünde bulabilir the wailing wall (1867),
başka bir eserinde ise diyojen'i dürüst bir adam bulabilmek için kullandığı lambasıyla uğraşırken görebilirsiniz. diogenes (1860)
aslanın minicik bir kelebeğe kükrediği bir tablosu bile var. lion snapping at a butterfly (1889)
the carpet merchant (1887) eseri oryantalizm akımının en güzel örneklerinden. 1885'te yaptığı kahire gezisinde gördüğü bir halı pazarından esinlenerek yaptığı eserde türk halılarını görüyoruz.
eserlerinde çok farklı coğrafyalardan manzaraları, bu bölgelerden farklı insanların portrelerini, köle pazarlarını, camileri, bazen tarihi bir karakter veya bir olayı ya da mitolojik karakterleri görebilirsiniz. eserlerindeki renklerin canlılığına ve detaylara özellikle hayranım.
bir kaç tane daha eser bırakıyorum çünkü neden olmasın:
the death of caesar (1867)
a joke (1882)
harem women feeding pigeons in a courtyard
le barde noir (c. 1888)
painting breathes life into sculpture (1893)
daha fazla eserini görmek isteyenler için buradan
devamını gör...
incubus
incubus latince kökenli bir sözcüktür ve “ üzerine uzanmak” anlamına gelen incubare sözcüğünden türemiştir.
incubus erkek insan formunu almış bir ruhtur. insan formuna girme nedeni ise uykularında kadınlarla cinsel birliktelik yaşamaktır.
incubuslar mitolojik eserlerde, destanlarda ve edebi eserlerde defalarca karşımıza çıkmıştır ve çıkmaya da devam edecektir belli ki.
incubuslar cinsiyet değiştirme yetisine de sahiptir ayrıca. önce succubus olup kadın formuna girip erkeklerle birlikte olurlar. erkeklerden topladıkları spermleri incubus olduklarında kullanıp uykularında birlikte olukları kadınları döllerler.
birçok kültürde rastlabileceğimiz incubuslar türk kültüründe de karabasan olarak nitelenebilir. ama biz daha farklı ibareler kullanıyoruz bu tür mistik olayları açıklamak için. bence diğer kültürlerden daha samimi açıklamalarımız var konu ile ilgili. rüyada rüyalanmak bence en harika tanımdır. incubusların coğrafya konusunda seçici olması gerektiğinin bir göstergesidir de bu. çünkü muhtemelen biz değil miki yapmıştır.
incubuslar ile uzun süreli ya da uzun bir süreç boyunca birlikte olmak çeşitli sinirsel ya da fiziksel hastalıklara neden olmaktadır. her şeyin fazlası zarar.
incubus erkek insan formunu almış bir ruhtur. insan formuna girme nedeni ise uykularında kadınlarla cinsel birliktelik yaşamaktır.
incubuslar mitolojik eserlerde, destanlarda ve edebi eserlerde defalarca karşımıza çıkmıştır ve çıkmaya da devam edecektir belli ki.
incubuslar cinsiyet değiştirme yetisine de sahiptir ayrıca. önce succubus olup kadın formuna girip erkeklerle birlikte olurlar. erkeklerden topladıkları spermleri incubus olduklarında kullanıp uykularında birlikte olukları kadınları döllerler.
birçok kültürde rastlabileceğimiz incubuslar türk kültüründe de karabasan olarak nitelenebilir. ama biz daha farklı ibareler kullanıyoruz bu tür mistik olayları açıklamak için. bence diğer kültürlerden daha samimi açıklamalarımız var konu ile ilgili. rüyada rüyalanmak bence en harika tanımdır. incubusların coğrafya konusunda seçici olması gerektiğinin bir göstergesidir de bu. çünkü muhtemelen biz değil miki yapmıştır.
incubuslar ile uzun süreli ya da uzun bir süreç boyunca birlikte olmak çeşitli sinirsel ya da fiziksel hastalıklara neden olmaktadır. her şeyin fazlası zarar.
devamını gör...
kral kaybederse
kendi hayatınızıda sorgulayacağınız, kader motifinin insanı nasıl terketmediğini göreceğiniz gülseren budayıcıoğlu kitabı. kenan baran’ın hikayesini konu alıyor. zaman zaman kenan’a kızarken bulacaksınız kendinizi. tüm kitapları gibi edebi yönü olmayan ancak psikolojik yönü ağır basan bir kitap.
"mutluluk yaramaz, hareketli, yakalanması çok zor bir kuştur"
"mutluluk yaramaz, hareketli, yakalanması çok zor bir kuştur"
devamını gör...
ruşen çakır
takip ettiğim bir kaç gazeteciden birisidir.
nezdimde, siyasal islamcıları en iyi tanıyan objektif gazeteci olma unvanına da sahiptir.
youtube kanalında haftalık olarak gündemi yorumlar, izlenesi takip edilesidir.
nezdimde, siyasal islamcıları en iyi tanıyan objektif gazeteci olma unvanına da sahiptir.
youtube kanalında haftalık olarak gündemi yorumlar, izlenesi takip edilesidir.
devamını gör...
why do you care
hoş tanımları olan ve takibe aldığım yazar arkadaşımızdır.
nice güzel tanımlara.
nice güzel tanımlara.
devamını gör...
otuz beş yaş
geçeli çok oldu.. bir milad mıdır? hayır..
devamını gör...
sözlüğün kalitesinin çok düşmesi
katılmadığım tespit . şunu da belirteyim yeri geldiğinde ben de yanlış gördüklerimi yazıyorum ama sabırlı olmak lazım daha 2-3 aylık bir sözlük elbette eksikler olacak ,elbette hatalar olacaktır ama buradaki samimiyet başka bir yerde mevcut değil sevgili yazarlar.her meramınızı samimiyet ile dinleyen naif ve hoş görülü insanlar en önemlisi azimliler şahsen gelecekte özellikle sosyal medya da çok ses getirecek projeler bekliyorum. sabırlı olun,takipte kalın böyle şeyler söylemek yeni bir sözlük için doğru değil.
devamını gör...
(tematik)
ahlaki karar
bireyin ahlak yasası maddelerine kendi özgür iradesi ile, zorlama ve baskı altında kalmadan uymasıdır.
devamını gör...
riace bronzları
riace savaşçıları.
m.ö. 460-420 yıllarına tarihlenen biri diğerinden daha yaşlı iki yunan savaşçının betimlendiği gerçek boyutlu bronz heykeller; klasik yunan heykel sanatının başyapıtları.
heykellerdeki kontrapost duruş ( klasik dönem heykellerinde, gövde ağırlığının simetrik olarak taşınması yerine, ağırlığın tek bacak üstüne verilerek vücuda yumuşaklık kazandınlması) yunan heykeltıraşlığının kazandırdığı en büyük yenilikti.
heykeller bugün italya'daki reggio calabria ulusal arkeoloji müzesi'nde deniz altında bulundukları sıradaki nem koşullarında ve ideal sıcaklıkta korunuyor.

m.ö. 460-420 yıllarına tarihlenen biri diğerinden daha yaşlı iki yunan savaşçının betimlendiği gerçek boyutlu bronz heykeller; klasik yunan heykel sanatının başyapıtları.
heykellerdeki kontrapost duruş ( klasik dönem heykellerinde, gövde ağırlığının simetrik olarak taşınması yerine, ağırlığın tek bacak üstüne verilerek vücuda yumuşaklık kazandınlması) yunan heykeltıraşlığının kazandırdığı en büyük yenilikti.
heykeller bugün italya'daki reggio calabria ulusal arkeoloji müzesi'nde deniz altında bulundukları sıradaki nem koşullarında ve ideal sıcaklıkta korunuyor.

devamını gör...
insanların anlaması gereken şeyler
emek harcamadan yemek olmaz.
devamını gör...
wild wild country
“tartışmalı bir tarikat lideri, oregon çölünde ütopik bir kent kurar. ancak yerel halkla yaşanan sürtüşme ulusal çapta bir skandala dönüşür.”
wild wild country yani türkçe ismiyle vahşi kırlar belgeseli, osho olarak bilinen asıl adı bhagwan shree rajneesh olan bir guru ve onun kurduğu tarikatı anlatır. bu tarikat hindistan’da barınamaz ve abd’ye yani oregon’a göç eder. orada büyük bir arazi alırlar ve kendilerine bir köy kurarlar: rajneeshpuram. kısa zamanda kimsenin kullanmadığı çölün ortasındaki bu araziden küçük bir şehir yaratır “rajneeshee’ler”. ilk bakışta herkesin birbirine yardım ettiği, alışverişin takas usulü döndüğü, herkesin özgürce yaşayabildiği bir yer olarak görünüp insanlara sempatik gelse de bu şehirde işler göründüğü gibi değildir. tarikat zamanla o kadar büyür ki rajneeshee’ler resmen abd içinde küçük bir devlet kurmuş gibidir. güya özgürlük ve sevginin olduğu bu yerde aslında suç kol gezmektedir.
6 bölümden oluşan bu belgeseli bir çırpıda bitirdim. belgeselin en sevdiğim yanı bize olayları yaşayan kişilerden yani birinci ağızlardan dinleyebilme imkanı vermesi oldu. hatta öyle ki bhagwan’ın en yakınlarından olan genel sekreter ma anand sheela’yı bile dinleme imkanı buluyoruz belgeselde. ama beni en çok etkileyen oregon halkından olan insanların konuşmaları oldu. kendi hallerinde sakince yaşayan bu insanların hayatı tarikatın oregon’a gelmesiyle yavaş yavaş altüst olmuş. belgeseli izledikçe gerçekten dehşete düştüm. rollce royce sevdalısı, yüzünde gram nur olmayan dedemiz nasıl olmuş da bu kadar insanı peşine takmış anlamış değilim.
wild wild country yani türkçe ismiyle vahşi kırlar belgeseli, osho olarak bilinen asıl adı bhagwan shree rajneesh olan bir guru ve onun kurduğu tarikatı anlatır. bu tarikat hindistan’da barınamaz ve abd’ye yani oregon’a göç eder. orada büyük bir arazi alırlar ve kendilerine bir köy kurarlar: rajneeshpuram. kısa zamanda kimsenin kullanmadığı çölün ortasındaki bu araziden küçük bir şehir yaratır “rajneeshee’ler”. ilk bakışta herkesin birbirine yardım ettiği, alışverişin takas usulü döndüğü, herkesin özgürce yaşayabildiği bir yer olarak görünüp insanlara sempatik gelse de bu şehirde işler göründüğü gibi değildir. tarikat zamanla o kadar büyür ki rajneeshee’ler resmen abd içinde küçük bir devlet kurmuş gibidir. güya özgürlük ve sevginin olduğu bu yerde aslında suç kol gezmektedir.
6 bölümden oluşan bu belgeseli bir çırpıda bitirdim. belgeselin en sevdiğim yanı bize olayları yaşayan kişilerden yani birinci ağızlardan dinleyebilme imkanı vermesi oldu. hatta öyle ki bhagwan’ın en yakınlarından olan genel sekreter ma anand sheela’yı bile dinleme imkanı buluyoruz belgeselde. ama beni en çok etkileyen oregon halkından olan insanların konuşmaları oldu. kendi hallerinde sakince yaşayan bu insanların hayatı tarikatın oregon’a gelmesiyle yavaş yavaş altüst olmuş. belgeseli izledikçe gerçekten dehşete düştüm. rollce royce sevdalısı, yüzünde gram nur olmayan dedemiz nasıl olmuş da bu kadar insanı peşine takmış anlamış değilim.
devamını gör...
haz duyulan küçük sapıklıklar
benim için yorganın altında tam ısınmışken bir ayağımı aniden dışarı çıkarmak.
devamını gör...
kelenderis (yazar)
her zaman "hodri meydan" a açık yazardır. "dünya" da çürüyen hiç bir şeyim yok. hep yeşertmeye çabalarım, gübrelerim, sularım,
gerekirse gdo bile veririm, değişmeyen hiç bir şeyin olmayacağına inanan tipik bir materyalist ateistim.
gerekirse gdo bile veririm, değişmeyen hiç bir şeyin olmayacağına inanan tipik bir materyalist ateistim.
devamını gör...

