tecrübelerin yanıltıcı olabileceğidir. iki iki daha dört etmez.
devamını gör...

okulda benden daha kilolu bi çocuk vardı. sürekli benimle alay ederdi. şişkosun ayısın ehehhe diye kendi arkadaş grubuna hedef gösterip onların da dalga geçmesini sağlardı.

abi. sen. benden. kilolusun. sen. benden..

ezik bu insanlar işte. ilk tanımı giren yazar arkadaşın dediği gibi tek dertleri hedef şaşırtmak. insanlar dikkatini başka bir şeye versin ki gözler kendilerinin üzerine gelmesin.
bir de bu çocuğun yaptığını yapan başka bir çocuk daha vardı. o da yaşıtlarına göre kısa ve zayıf kalmış biriydi. 13-14 yaşında bi erkek gibi değil de 9 yaşında gibi duruyordu ve sürekli benimle alay ediyordu.
ahh ne kadar yazıkk.. benimle alay ederek kendilerince 'zaman kazandılar'. umarım şimdi kendileriyle barışık, millete salça olmayan mutlu birer genç yetişkin olmuşlardır.
devamını gör...

mesut özil'in bekleneni vermeyeceğini ve bir kez daha türkiye'de maçların dahi haksız bir şekilde kazanıldığını öğrendiğimiz maç.

ozan'ın golünü niye saymadınız? galatasaraylı arkadaşlar bile kabullendi gol olduğunu. "ofsaytlar izlenmezmiş de, çizgi çekilmiş de"
velhasıl kemoterapiye girmemi gerektiren, yüzyılın en boş maçı oldu. inşallah, cüneyt hoca bugün rahat uyur.
devamını gör...

sevgilim olması gerektiğine inandığım elit kızdır.
devamını gör...

bazı şeyler gizliyken daha güzeldir, bu yüzden hiç aktifleştirmeyeceğim özelliktir.
devamını gör...

erkek egemen düzen yüzünden. seçme seçilme hakkı verileli 100 yıl olmadı.
yoksa angela merkel, kralice ya da jacinda ardern güçsüz müdür?
devamını gör...

#209671

zamanında yukarıdaki entryde de yazdığım üzere, her zaman okulumu bitirip nitelikli bir eleman olarak gitmeyi hayal etmiştim yurt dışına ancak bu gidişle bir gece ansızın şişme bir botla izmir sahillerinden yunan adalarına doğru açılacakmışım gibi geliyor.
gidişat onu gösteriyor.

ve şuan bu endişeyi taşıyan tek insan olmadığımı çok iyi biliyorum. an itibariyle ülkedeki durumu bir nebze de olsa doğru bir şekilde gözlemleyebilen herkes bu gidişatın sonunda nereye varacağını kestirebiliyor az çok.

ülkedeki çürüme ve yozlaşma yetmiyormuş gibi bir de dünyanın en boktan ülkelerinin içerisindeki çürükleri bok varmış gibi ülkemizde topluyoruz.
artık bana insanlık, kardeşlik, merhamet diyenlerin ağzına kürekle vurmak istiyorum.
kendi ülkemizdeki işsizlere, yoksullara, öğrencilere, kadınlara gelince tık yok ama elin medeniyet görmemiş orta doğulusu söz konusu olunca inlir mizlim insinlir bik bik.
mazlum diyebileceğimiz insanlar götü biraz rahat görünce ortalığın a.... koyan insanlar değildir bir kere, bunu bir anlamak lazım.

neyse sözlük ben çok doldum gerçekten. yalnız o değil de, gençliğe hitabeyi okuyorum aklıma geldikçe tekrar tekrar ve sevgili atatürk'ün ileri görüşlülükten öte geleceği görme yeteneği olduğuna inanmaya başladım artık. bir ülkenin geleceği ancak bu kadar iyi tarif edilebilir çünkü. adam olabilir demekten ziyade resmen, bunlar olacak hazırlıklı olun demiş bu ülkenin gençliğine.

her neyse. şu ülkenin sınırlarından geri dönmemek üzere çıktığım gün ikinci bir hayata başlamış gibi olacağım sanırım.
ister sığınmacı olarak olsun ister göçmen olarak, bugünler için biriktirdiğim az miktardaki parayı, pasaportumu ve sırt çantamı alıp defolup gideceğim gök tanrının izniyle.

tanım: ülkeyi yaşanmaz hale getirenlerin bile hayallerini süsleyen düşünce.
(adamlara kendi ülkelerini batırmak yetmiyor, ufukta batıracak yeni gemiler arıyorlar. swh)
devamını gör...

birini söylesem ikinin hatırı kalıyordu
ikisini söyleyeyim desem üçün boynu bükük
üslü sayının bitip logaritmanın başladığı yerde
karmaşık sayıların vardı
karmaşık sayıların kahramandı.
sonra? sonrası geometri.
devamını gör...

insana huzur veren bir havası vardır. mezarlık, kimine huzur vermez, ölüm ve korkuyu hatırlatır ama o mezarda yatan şey ölünün çürümüş bedenidir, ruhu değildir. köyün serin havası, ölümün soğuk yüzünü hissettirmez, unutturur hatta.
kavak, dut, ceviz ağaçlarının serinlik verdiği, etrafında yıkılacak gibi duran duvarla çevrili, içinde dokunulmamış çeşitli bitkilerin bittiği, ücra köylerin mezarlıklarında mola vererek bir fatiha okumak, kıyısında biraz oturup dinlenmek, toprağa yeşile dokunmak, oranın kendine has kokusunu içine çekmek ve bu şehir hayatında karşılaştığımız bir şey değildir. arada bir karşılaşınca bu da insana farklı bir hissiyat katar.

bazen, uzun yolculuğa çıkıldığında camdan bakıldığında, bir tepenin üst kısmında, etrafı derme çatma bir duvar veya çitle çevrili, üzerinde farklı ağaçlar bulunan ama en çok da servi ağaçlarının hafif rüzgarın vurmasıyla ağır ağır sallandığı yeşillik bir alan gözümüze çarpar. ağacı olmayan, duvarı alçak, yolla aynı hizada olduğu için rahatlıkla görülebilen mezarlıklarda, mezar taşları beyaz mermerden olduğu için de uzaktan bakınca da ilk başta koyun sürüsü sanılabilir.
devamını gör...

çocukken veteriner olucam diye tutturduğum için annem gil ankara veterinerlik fakültesine gömmüşler
devamını gör...

gece gece uyutmayan zalım marka hakkında bir fun fact;

neden televizyonda bu markanın reklamına rastlamıyorsunuz? çünkü üreten firma’nın ceoları ferrari alacak kadar zengin insanların tv izlemediğini varsaymakta.

nereden okudum hiç hatırlamıyorum ama gördüğüm/duyduğumdan beri unutamadığım gereksiz bilgidir.
devamını gör...

türkçe öğretmenliği - türk dil kurumu elçisi
devamını gör...

o sevilmekten korkmak değildir, sevildiğine inanıp sonunda hiç sevilmediğini görüp aslında bir yalana inandığını farkedecek olmanın korkusudur.
nitekim bizi ne severler ne özlerler azizim.
devamını gör...

hayatının devamında canını daha fazla yakan çok az şey yaşayacaktır bu çocuk.

o yaşadığı çaresizliği, korkuyu, güvensizliği ömür boyu sürdürecek. asla kimseye güvenemeyecek, kimseyi sevemeyecek, sevildiğine, güzel duyguları hakettiğine inanamayacak.

bir çocuğun yüzündeki masumiyeti ve acizliği göremeyen o iğrenç insanları düşündükçe, iyiliğe, güzelliğe, sevgiye, merhamete dair hiç bir umudu kalmayacak.

sokakta kucağında küçük kız çocuğuyla dolaşan adamları her gördüğünde, 'acaba gerçekten bir çocuk gibi mi seviyor' diye düşünecek, aksi ihtimal daha ağır basacak ve o çocuk için de acı çekecek. büyüdüğünde etrafındaki herkes özlemle çocukluk anılarını anlatırken, o çocuk ölmek için dua ettiği geceleri, intihar etmek için halının altına sakladığı bıçağı hatırlayacak.

ve maalesef, kaç yaşına gelirse gelsin, kabuslarında bu kabusu yaşamaya devam edecek.

hiç çocuk olamamış olmasına rağmen, hep çocuk kalacaktır aynı zamanda. korkak, ürkek.
devamını gör...

kimseye güvenmeyin hiç kimseye , daha önce yazmıştım tekrar yazıyorum taş yakından gelir, yok komşu yok akraba yok yaşlı asla asla senin vücudun ve dokunulmaz bitti.
devamını gör...

görünce hemen kontrol ettiğim başlık . ben de değilim*
devamını gör...

en dipten bile kimseye minnet etmeden, alninin akıyla cikildiginda yasanan o grur verici his. o hissi cok seviyorum... devaminda kendi kendine kocaman "aferin be sana" deyis...
devamını gör...

damak tadına uygun, içeriği belli olan, hijyenik lahmacun yemeyi seven insanın tercihidir.

ilk kural lahmacunun içinde yeşil biber ve sarımsak olmamasıdır.*

en iyi lahmacun içi için gerekli malzemeler ise kıyma- robotta çekilmiş soğan- domates rendesi- maydanoz-tuz ve bol acı kırmızı pul biberdir.bunlarla hazırlanan iç hafif suyu süzüldükten sonra fırına götürülür, ustaya kaç adet yapılması isteniyorsa rakam verilir ve pişer pişmez depar atılarak eve sıcak sıcak yetiştirilir.

pide severler de benzer bir yol izleyebilirler.

edit: biraz mırın kırın etseler de istanbul’da bazı fırınlar yapıyor.
devamını gör...

türkiye'de 1937-1948 yılları arasında kurulmuş 21 köy enstitüsünden akdeniz bölgesinde olanı. antalya'nın aksu ilçesinde kurulan enstitü; antalya, içel ve 1944'e kadar muğla illerinden öğrenci alıyordu.

aksu beldesindeki karanlık sokak denen bir yerde açılan okul, perge antik kentinin komşusudur, ol sebeple arkeologların da sıkça uğradığı bir yerdir. ayrıca öğrenciler de sıkça bu alanı gezer, araştırır.


ama alan kuruluş için tahsis edildiğinde diğer okullar gibi bir bataklıktır. hatta müdürlüğüne atanan talat ersoy, "koca koca sivrisinekler"den korkup dönmek istese de istifası kabul edilmez. neticede o viranede bu okul tüm yapılarıyla kurulur. elbette macar ustaların şefliğinde öğrenci ve öğretmenlerin imecesiyle...

herhalde onların azminin altında "bakın burası bataklık diye şikayet ediyorsunuz, ama gördüğünüz gibi 2000 yıl önce burası bir mamur yermiş, şimdi bile üçer beşer hane de olsa var, demek ki kaçmak yok, çalışıp düzelteceğiz her yeri" mantalitesi yatıyordu..


bugün aksu fen lisesi olarak kullanılan bu okuldan, sıkça "tonguç ve enstitüleri" kitabına referans verdiğimiz pakize türkoğlu da mezun olmuştur. bu girdide de genel olarak onun "kısa süren hasat" başlıklı hatıratından faydalandım.
devamını gör...

sabahtan beri kulaklığım çalışmıyordu. vura vura çalıştırmayı bile denedim... şimdi çalışmaya başladıııı. mutluyum.* beynim uyuşana kadar şarkı dinleyebilirim artık.*
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim