kesinlikle erdil yaşaroğlu'nu haklı bulduğum açıklamalardır. ne yazık ki toplumumuz fikri mülkiyet kavramını hâlâ tam kavrayamadı ve pek çok şeyi bedava kullanmaya fazlasıyla alıştık. hele twitter'da şurada burada adama saldıran kişilerin çoğunun üslup ve yazımına bakın, belli ediyor kendini. yani adama zorla sen üret, ben dilediğim gibi kullanırım denmediği kalmış.

zaten efendi gibi açıklamış, davalı olduğumuz ticari kişilerin açtığı sıfır takipçili hesaplar uyduruyor 58 yaşındaki kadını dava ettiğimizi . bizim kavgamız karikatürlerin ticari olarak kullanıldığı durumlar diye.

sevin ya da sevmeyin, eserinin nasıl kullanılacağına dair tüm kararlar eser sahibinin tasarrufundadır. lombak zamanından beri mizahla içli dışlıyım, zaten türk mizahı yeterince baskı altında. bu tartışmalar bize daha çok zarar verir.

hayır bir de sanarsın bu ahmakça eleştirileri yapanların hepsi mizah bekçisi, haksızlık savunucusu. zamanında mesela kutlukhan perker türkiye'ye geldi ve bence gelmiş geçmiş tüm mizah dergileri içindeki en kaliteli çizimlerin olduğu harakiri dergisini tek başına çıkartmıştı. 2 sayı çıkarttıktan sonra benim varlığından ilk defa haberdar olduğum küçükleri muzır neşriyattan koruma kanunundan; insanları tembelliğe ve maceraperestliğe sevk etmek, evlilik dışı ilişkiye özendirmek gibi abuk sabuk sebeplerle dergiyi kapatarak haksızlığın daniskası yapılmıştı. gerçek emeği korumakta o kadar kabiliyetsiziz ki, twitterdan tespit sümkürmek daha kolay geliyor.

neyse bunun üzerine kutlukhan perker (tam sözünden emin değilim, teyit etmeden paylaşmayınız) şu minvale gelen bir açıklama yapmıştı "insanları hem tembelliğe, hem de maceraperestliğe nasıl aynı anda sevk edebilirim ki? bu ikisinin aynı anda mümkün olduğu tek bir şey o da mastürbasyon herhalde."
devamını gör...

okunmaya değer, etkili ve güzel yazabilen; duygu ve düşüncelerini güçlü cümlelerle anlatan cesur yazardır. yazarken farklı kaynakları da araştırarak doğruları yazar.
"yazdıklarım favlansın, beğenilsin, takipçi sayım artsın, popüler olayım" gibi niyeti yoktur. dilbilgisine hakim olduğundan yazdıkları anlaşılır...kelimeleri adeta dans ettirir.
kafa sözlükte kalemi kuvvetli yazarlar bolca bulunur. bir kısmı henüz keşfedilmemiştir. tesadüfen yazılarını okumaya başlarsınız...birinci sayfa, ikinci sayfa derken zamanın ne çabuk geçtiğini fark edemezsiniz. okurken keyif duyarsınız, sürükleyici bir kitabın satırları gibi...
satır aralarında bile önemli mesajlar verir. tarafsız ve ahlaki kurallara uygun yazıp, az kelimeyle çok söz söyleyip nokta atışı yapar. kafa sözlüğün kalemi güçlü yazarlarından öğreneceğim çok şey var.
dünyada iki büyük kuvvet vardır; birisi kılıç, diğeri kalemdir, fakat kılıç kuvveti, ergeç kalem kuvvetine, mağlub olur. (napoleon bonaparte)
devamını gör...

bilim ve sanat bir kuşun iki kanadı gibidir. bu iki kanadı kullanabilen toplumlar uçar ve özgür olurlar.uçamayanlar ise tavuk olur. tavuk toplum, önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.

charles darwin
devamını gör...

zeytin teorisi.
devamını gör...

bir jenerasyonun karakterinin geç oturmasını sağlamış eşya.
tarkan-müslüm gürses-tiesto nun bir kasette peş peşe çaldığını düşünün.
değişken ruh hallerimizin hep sebebi bu karışık kaset zımbırtısı işte.
devamını gör...

sözlük istatistiklerini incelediğimde karşıma çıkan yazar büyüğümüzdür. bu ninemiz veya dedemizin ellerinden öper, hayat tecrübesini ve tarihi olayları sözlüğe nakletmesini isterim.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bugün dersi işledik, çıkış saatine yakın montlarını giydirdim beraber açık havada biraz sohbet edelim dedim.
iki zıpır ben hazırlanırken sınıfta koşmaya başladılar, "tamam" dedim "çıkmayalım dışarı madem sınıfta koşmak istiyorsunuz."
(ali diyelim) ali "öğretmenim giydirdin zaten montları çok terledik, pişirdin bizi. bir şans daha ver bize herkes ikinci şansı hak eder, inelim aşağı hadi."
*

neyse bahçeye indik, bir papatya kopardı getirdi elime verdi, "kuzucum teşekkür ederim ama çiçekleri koparmamalıyız, dalında güzel onlar" dedim. "tamam öğretmenim" dedi.
10 dakika sonra yine bir çiçek uzatıp "öğretmenim bak bu daha büyük daha güzel, öteki verdiğimi çöpe at o küçüktü." *

dün sol akışta bir başlık vardı öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı diye. öğretemedim dostlar, çiçeğin dalında güzel olduğunu öğretemedim.
devamını gör...

dahil olduğum güruhtur.
devamını gör...

ölmüş olan yazarlar başlığı bir aydınlatırsa seviniriz, insan merak ediyor sonuçta.*
devamını gör...

sağolsun akrabalarım 2 gün önce gönderdiler antep'ten.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

fularla evde dolaşırım her gün, fuları taktığım an inanılmaz bir bilgi birikimi yükleniyor zihnime.
devamını gör...

bi yerde okumuştum "buzdolabının yanında sini varsa fakirsiniz" yazıyordu. kesinlikle katılıyorum. benim evde var.
devamını gör...

insanı yavaş yavaş,yaşayan ölüye dönüştüren durum.
(bkz: zombi)

ayrıca:
(bkz: sen kaç beni tanıdılar)
devamını gör...

uzaktan çalışma vesilesiyle her gün yaptığım calisirken haftasonları ise pazar günleri yaptığım için sanırım o erkeklerden biriyim. ancak neden erkek vurgulanıyor onu anlamıyorum. ev işi yapmak aşırı zor. cidden zor.

mesela süreci anlatayım.

sabah kalk, kızın dağıttıklarını topla, eşini uyandır o arada çay koy, demlenene kadar kendi işlerini hallet, sonra kahvaltıyı hazırla, eşin de tabi çocukla ilgileniyor o arada, kahvaltı faslından sonra ya kızı ya da kızın döktüklerini temizle, sonra mutfağı toparla ya da kızla oyun oyna, kızın uyku vakti gelince ya kızı uyut ya da diğer rutin ev işleri ile kendi işlerini hallet, akşam yemeği için hazırlıklar, akşam çay, gün içinde gerekirse süpürge silme...

bunu ya ben ya eşim yapmak zorundayız. her gün. zor dostum zor. spor salonunda ağırlık basmaya benzemiyor bu işler.*
devamını gör...

tatlı dil ,yılanı deliğinden çıkaran.
devamını gör...

anlaşılan tokai, çakar çakmaz çakan çakmaktan sonra bir şeyler deniyor yine.
devamını gör...

ben son gruptayım. bana sıra gelene kadar salgın zaten biter.
devamını gör...

delilik savunması filmlerin temel bileşeni haline geldi: davalı, jüri karşısına çıktığında hapishaneye gitmek yerine ruh hastalıkları ve rehabilitasyon merkezine gidebilmek için kaçık ve eksantrik davranışlar göstermeyi tercih ediyor. bir psikiyatri hastanesinin bir hapishaneden çok daha eğlenceli olmadığı gerçeği dışında, gerçek şu ki bu savunma nadiren deneniyor ve neredeyse hiç çalışmıyor. bazen bu savunma çok nadir kalmayabiliyor. örneğin, sadece abd’de üç eyalette delilik savunması tamamen yasakladı.
popüler film sahneleriyle çok çelişse de, delilik savunmasıyla ilgili ispat yükü, popüler anlayıştan çok farklı. mahkeme salonunda çılgınca davranmak yeterli değildir. mahkemede yargılandığınız süreçte, delirmiş olduğunuzu raporla kanıtlamanız gerekir. bir kişinin yargılanmaya yetkin olmadığı kolayca tespit edilebilir. çünkü bu farklı bir standarttır ve bunun için belli koşullu testler vardır. temel olarak, sanığın ceza alması, neler olup bittiğini anlaması ile alakalıdır.

deliyim gözü kara deliyim yakarım romayı da yakarım ben yok işte öyle..
devamını gör...

hayatım boyunca aldığım en düşük nottur.
devamını gör...


gene hayata dönsem. ‘ bir sonsuzluk... her şey benim olurdu. dakikalar yüzyıl olurdu benim için. hiçbir şeyi kaybetmez, dakikaları gözetir, bir anı bile boşa harcamazdım. ‘

(bkz: dostoyevski-budala)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim