kürtaj
her zaman bebeğin yaşama hakkını elinden almak değildir. kimi zaman düşük gerçekleştiği halde rahimden tam olarak atılamayan ölü kalıntıların uzaklaştırılması için kürtaj elzemdir.
ayrıca insanlığın belki de başından beri var olmuş bir şeydir gebeliktan kurtulma isteği ve çabası, şurada yazanlara bakınca utanç duydum gerçekten... kimse istemediği çocukları doğurmaya zorlanmamalıdır. istenmeyen çocuklar ileride sorun oluşturur, zira insanın ruhsal varlığı bedensel varlığından çok daha önce şekillenir ve her insan bilinçli olarak değilse bile içten içe istenip istenmediğini bilir ve kendisine verdiği değer bunun üzerine inşa edilir.
dünyada 8 milyar insan var, dana fazla insana gerek yok, bırakın da kadınlar özgürce kürtaj yaptırsın, sizin rahminizdeki çocuğu zorla almadıkları sürece buna "hayır!" demek size düşmez.
ayrıca insanlığın belki de başından beri var olmuş bir şeydir gebeliktan kurtulma isteği ve çabası, şurada yazanlara bakınca utanç duydum gerçekten... kimse istemediği çocukları doğurmaya zorlanmamalıdır. istenmeyen çocuklar ileride sorun oluşturur, zira insanın ruhsal varlığı bedensel varlığından çok daha önce şekillenir ve her insan bilinçli olarak değilse bile içten içe istenip istenmediğini bilir ve kendisine verdiği değer bunun üzerine inşa edilir.
dünyada 8 milyar insan var, dana fazla insana gerek yok, bırakın da kadınlar özgürce kürtaj yaptırsın, sizin rahminizdeki çocuğu zorla almadıkları sürece buna "hayır!" demek size düşmez.
devamını gör...
konuşacak kimsenin kalmaması
bazen hayattaki en sıkkınlık verici seydir ya bi kere kendini yalniz hissedersin telefonu eline aldiginda mesaj atacak ariyacak kimsenin olmamasi telefon rehberinde kayitli olan birkac kisinin de sadece tanidigin ama hic yakin olmadigin insanlar olmasi hayatta cidden yakin kimsenin olmamasi , telefonun calmamasi sana mesaj atanin sadece operatorun olmasi sana sevildigini hatirlatacak kimsenin olmamasi en kotusude derdini soylicegin bir "dost" bulamamak... ıste ondan sonra ı m the man who walks alone havalarinda takilmaya calisiyosun ama nereye kadar bir sure sonra etrafindakiler batmaya basliyor ya herkes birisiyle konusuyo gorusuyor ama sen yok abi hicbiseyin yok ya hayatta tek basina oldugunu hissediyosun bildigin ama en guzel seylerinden biride kimseden medet ummamayi ogreniyosun en azindan bu kismi guzel be
devamını gör...
10 mayıs 2021 beş partinin ortak israil bildirisi
allah kabul etsin.
devamını gör...
wuhan
giderseniz yarasa çorbalarını tatmanız gereken çinin en güzel şehirlerinden biridir. siz de bir yarasa yiyip dünyanın anasını ağlatmak ister misiniz?
devamını gör...
siberkondria
hastalık hastası tabirinin günümüzdeki karşılığı denebilir. siberkondria; internetin yaygınlaşması ile birlikte çıkan bir hastalık veya saplantı türüdür. internette hastalık arama hastalığı denebilir. bu hastalığa sahip olanlar en ufak bir sağlık sorunu için internetten arama yaparak kendilerine hastalık icat ederler, kendi şikayetlerine tanı koyup tedavi yöntemlerini araştırırlar. bunlar çoğu zaman çok önemsiz sayılabilecek şekilde örneğin parmağımın ucu ağrıyor tarzındadır. hemen google beye şikayetlerini yazar ve müjde kangren oldunuz, parmağınızın kesilmesi gerek sonucuna ulaşırlar. (google a başım ağrıyor yazın hemen beyin kanserisiniz tanısı cevaplar arasından çıkmaktadır). işin garibi bu kişiler, şikayetleri ile ilgili doktora gitseler bile doktora değil internette okuduklarına inanır ve bir türlü ikna olmazlar.
devamını gör...
sensiz şarkı
turgut berkes'in kara kutu albümünden bir parça.
"defter kalem yetmiyor anlatmaya,
oysa bir tek sözüm var sığmıyor ki şarkıya."
"defter kalem yetmiyor anlatmaya,
oysa bir tek sözüm var sığmıyor ki şarkıya."
devamını gör...
sekans
fransızca séquence "süre içinde peş peşe giden şeyler, dizi" sözcüğünden dilimize geçmiştir. fransızca sözcük latince aynı anlama gelen sequentia sözcüğünden alıntıdır. bu sözcük latince sequi, secut- "izlemek, takip etmek, peşinden gelmek" fiilinden türetilmiştir. latince fiil hintavrupa anadilinde yazılı örneği bulunmayan *sekʷ-1 "iz, peşinden gitmek" biçiminden evrilmiştir.
müzik alanında bir ezgi ya da ritim motifinin gam dizisinin değişik derecelerinde yinelenmesi olayına verilen addır.
müzik alanında bir ezgi ya da ritim motifinin gam dizisinin değişik derecelerinde yinelenmesi olayına verilen addır.
devamını gör...
kadın kısmının sürekli bir yerlerini boyaması
kimseyi ilgilendirmeyen durumdur :)
devamını gör...
yalanlarla yaşayıp mutlu olmak vs gerçeklerle yaşayıp mutsuz olmak
onu bilmem anlamam , ikisi de büyük doğruluk ve cesaret ister.
artık ya kendine güveneceksin yada yine kendine.
artık ya kendine güveneceksin yada yine kendine.
devamını gör...
sicim teorisi
parçacık fiziği alanında, kuantum teorisi ile görelilik teorisini birleştirerek evrenin oluşumunu, yapısını ve özelliklerini daha iyi anlama amacı güden teori.
buradan gerisi biraz detay olacak. uzun yazı sevmeyenlere göre değil maalesef.
sicim teorisine neden ihtiyaç duyduk sorusunu cevaplamaya çalışayım.
atomlar, evrendeki her şeyin yapı taşları. atomların, proton, nötron ve elektron gibi parçacıklardan, nötron ve protonların da kuark adlı daha küçük parçacıklardan oluştuğunu biliyoruz. peki ya kuarklar da çok daha küçük parçacıklardan oluşuyorsa?
fakat burada bir problem var: biz evreni bu kadar küçük ölçekte doğrudan göremiyor, inceleyemiyoruz. bu nedenle parçacıklarla ilgili çalışırken bazı varsayımlar, daha doğrusu yaklaşımlar geliştirmek zorundayız. fizikçiler de zamanında bu yaklaşımla, bu küçücük parçacıkları uzayda birer nokta olarak kabul etti. bu kabul, standart model ve kuantum fiziği gibi birçok kullanışlı çalışmayı kazandırdı bize. ancak zamanla yetersiz hale geldi çünkü sonuçta genel geçer bir olgu değil, sadece bir yaklaşımdı ve problemleri bir noktaya kadar çözebilmişti sadece.
evrende temel kuvvetler dediğimiz 4 kuvvet var. bunlardan 3 tanesi ((gbkz: elektromanyetik kuvvet), güçlü nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet) kuantum kuramı ile barış içerisinde yaşarken, 4. kuvvet olan kütle çekim kuvveti olayı altüst etmişti. buna mantıklı bir çözüm bulunması gerekiyordu.
***
çok geçmeden fizikçiler buna da bir çözüm önerdiler. "biz işi çok basite indirgedik. yaklaşımımız, uzaydaki bir noktadan biraz daha karmaşık bir şekil olsaydı ne olurdu?" diye düşündüler. böylece sicim fikri doğmuş oldu çünkü bir sicim, bir noktadan daha karmaşık bir yapıdır. böylece öneri daha da geliştirildi ve evrendeki parçacıkların hepsinin, bu sicimlerin farklı titreşimleri sonucunda ortaya çıktığı fikri doğdu. tıpkı bir gitar ya da kemanın tellerinin farklı titreşim frekanslarında farklı notalar çıkarması gibi...
***
sicim teorisi, kuantum kuramı ile göreliliği uzlaştırabilen bir teori olduğu için fizikçiler başta oldukça mutluydu. ancak zamanla ortaya çıkan ve hevesleri kursaklarda bırakan sonuç şu oldu: sicim teorisinin doğru olabilmesi için, evrende bildiğimiz 3 uzay ve 1 zaman boyutuna ek olarak 6 uzay boyutu daha olması gerekiyordu. oysa gözlemlerimizde böyle bir şeyi göremiyoruz. ancak yine de bu, sicim teorisine yanlış demek için çok erken bir sonuç. zira sicim teorisi, matematiksel olarak 10 boyutun varlığının mümkün olduğunu gösteriyor. fizikte bir şey matematiksel olarak mümkünse, onun keşfedilebilmesi an meselesidir. bu yüzden sicim teorisi, son yıllarda teorik fiziğin gözde konularından biri olmayı sürdürüyor.
buradan gerisi biraz detay olacak. uzun yazı sevmeyenlere göre değil maalesef.
sicim teorisine neden ihtiyaç duyduk sorusunu cevaplamaya çalışayım.
atomlar, evrendeki her şeyin yapı taşları. atomların, proton, nötron ve elektron gibi parçacıklardan, nötron ve protonların da kuark adlı daha küçük parçacıklardan oluştuğunu biliyoruz. peki ya kuarklar da çok daha küçük parçacıklardan oluşuyorsa?
fakat burada bir problem var: biz evreni bu kadar küçük ölçekte doğrudan göremiyor, inceleyemiyoruz. bu nedenle parçacıklarla ilgili çalışırken bazı varsayımlar, daha doğrusu yaklaşımlar geliştirmek zorundayız. fizikçiler de zamanında bu yaklaşımla, bu küçücük parçacıkları uzayda birer nokta olarak kabul etti. bu kabul, standart model ve kuantum fiziği gibi birçok kullanışlı çalışmayı kazandırdı bize. ancak zamanla yetersiz hale geldi çünkü sonuçta genel geçer bir olgu değil, sadece bir yaklaşımdı ve problemleri bir noktaya kadar çözebilmişti sadece.
evrende temel kuvvetler dediğimiz 4 kuvvet var. bunlardan 3 tanesi ((gbkz: elektromanyetik kuvvet), güçlü nükleer kuvvet, zayıf nükleer kuvvet) kuantum kuramı ile barış içerisinde yaşarken, 4. kuvvet olan kütle çekim kuvveti olayı altüst etmişti. buna mantıklı bir çözüm bulunması gerekiyordu.
***
çok geçmeden fizikçiler buna da bir çözüm önerdiler. "biz işi çok basite indirgedik. yaklaşımımız, uzaydaki bir noktadan biraz daha karmaşık bir şekil olsaydı ne olurdu?" diye düşündüler. böylece sicim fikri doğmuş oldu çünkü bir sicim, bir noktadan daha karmaşık bir yapıdır. böylece öneri daha da geliştirildi ve evrendeki parçacıkların hepsinin, bu sicimlerin farklı titreşimleri sonucunda ortaya çıktığı fikri doğdu. tıpkı bir gitar ya da kemanın tellerinin farklı titreşim frekanslarında farklı notalar çıkarması gibi...
***
sicim teorisi, kuantum kuramı ile göreliliği uzlaştırabilen bir teori olduğu için fizikçiler başta oldukça mutluydu. ancak zamanla ortaya çıkan ve hevesleri kursaklarda bırakan sonuç şu oldu: sicim teorisinin doğru olabilmesi için, evrende bildiğimiz 3 uzay ve 1 zaman boyutuna ek olarak 6 uzay boyutu daha olması gerekiyordu. oysa gözlemlerimizde böyle bir şeyi göremiyoruz. ancak yine de bu, sicim teorisine yanlış demek için çok erken bir sonuç. zira sicim teorisi, matematiksel olarak 10 boyutun varlığının mümkün olduğunu gösteriyor. fizikte bir şey matematiksel olarak mümkünse, onun keşfedilebilmesi an meselesidir. bu yüzden sicim teorisi, son yıllarda teorik fiziğin gözde konularından biri olmayı sürdürüyor.
devamını gör...
the doors
eski bir arkadaşımın neredeyse boğazıma yapışarak dinlemeni önerdiği ama halen dinlemediğim müzik grubudur.
devamını gör...
yazarların itiraf edemediği şeyler
anlat oğlum.. her gün kaça bölündüğünü..
her gün küfür ederek uyandığın uykundan, bağladığın kravatından, olduğun tıraşından, sevdiğin kedinden, unuttuğun balığından, unutulduğun dostlarından, içtiğin rakıdan, kıçını koyduğun koltuktan, çektiğin sigarandan, verdiğin dumandan, attığın adımdan her gün nasıl lime lime eriğini anlat.. içini kemiren kuşkularını bir barda tanımadığın bir insana anlat.. her gün kendine söylediğin yalanları üzerine taktığın maskeni anlat.. anonim hayatların anonim maskelerinden oluşan gerçekliğe içten içe inandığını anlat.. dök dudaklarından itiraf et kendine..
sen değil misin oğlum keşkeler ile yaşlanıp insanları kendinden kaçıran.
sen değil misin bu sefer tamam diyip aynı hikayeyi başa sardıran.
sen değil misin umut aşısı gibi sevgi yoksunluğuna bağlanan..
sensin o işte hadi bana yeniden boşa kurduğun hayallerini anlat.
dön 2003 e hiç bir şey yapamadığın halde mahlasını vücuduna kazıdığın o anı anlat. söyle çekinme hadi parmaklarının ucunda dilin söylüyor dök hızlıca kurtul bu buhrandan.. her gün içinde yaşıyorsun. dünyanın en mutlu adamasın ama kapı kapandığı an bir o kadar en negatifisin. hadi sırf sabah işe geç kaldığın için 8 saat aç seni bekleyen kedine kapıyı açıp dibinde aç olduğunu anlatmak için gezinirken sırf günün kötü geçti diye nasıl bağırdığını anlat.
olmayacak oğlum olmayacak bir 35 yıl geçse de olmayacak. sen asla değişemeyeceksin.. sucu kendinde arayıp asla hayır diyemeyeceksin.
0330 dan 0330 a itiraflar kısmına makinist daveti için teşekkür ederim.
istasyonun son durağında sanırım şizofren olduğuma kanaat getirmişsinizdir.
her gün küfür ederek uyandığın uykundan, bağladığın kravatından, olduğun tıraşından, sevdiğin kedinden, unuttuğun balığından, unutulduğun dostlarından, içtiğin rakıdan, kıçını koyduğun koltuktan, çektiğin sigarandan, verdiğin dumandan, attığın adımdan her gün nasıl lime lime eriğini anlat.. içini kemiren kuşkularını bir barda tanımadığın bir insana anlat.. her gün kendine söylediğin yalanları üzerine taktığın maskeni anlat.. anonim hayatların anonim maskelerinden oluşan gerçekliğe içten içe inandığını anlat.. dök dudaklarından itiraf et kendine..
sen değil misin oğlum keşkeler ile yaşlanıp insanları kendinden kaçıran.
sen değil misin bu sefer tamam diyip aynı hikayeyi başa sardıran.
sen değil misin umut aşısı gibi sevgi yoksunluğuna bağlanan..
sensin o işte hadi bana yeniden boşa kurduğun hayallerini anlat.
dön 2003 e hiç bir şey yapamadığın halde mahlasını vücuduna kazıdığın o anı anlat. söyle çekinme hadi parmaklarının ucunda dilin söylüyor dök hızlıca kurtul bu buhrandan.. her gün içinde yaşıyorsun. dünyanın en mutlu adamasın ama kapı kapandığı an bir o kadar en negatifisin. hadi sırf sabah işe geç kaldığın için 8 saat aç seni bekleyen kedine kapıyı açıp dibinde aç olduğunu anlatmak için gezinirken sırf günün kötü geçti diye nasıl bağırdığını anlat.
olmayacak oğlum olmayacak bir 35 yıl geçse de olmayacak. sen asla değişemeyeceksin.. sucu kendinde arayıp asla hayır diyemeyeceksin.
0330 dan 0330 a itiraflar kısmına makinist daveti için teşekkür ederim.
istasyonun son durağında sanırım şizofren olduğuma kanaat getirmişsinizdir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bizimkiler benden ümidi kessin diye erkek kardeşimi resmen zorla evlendirmeye çalışıyorum , abi olarak senin önce evlenmen lazım diyen gelenekselcilere de önemli olan kardeşimin mutluluğu diyorum.ilk nişan bozuldu olaylar çıktı ama bu kez başarıcam az kaldı.
devamını gör...
adamlar
en sevdiğim müzik grubudur. her şarkısı ayrı bir güzeldir. konseri olsa da gitsek.
devamını gör...




