günaydın sözlük ahalisi!

polar sabahlık ve yıldızlı geceler yorganımın altından henüz çıkmadım. sağa sola dönüp tembellik yapmak süper bir şey bence.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

varlık mı özden önce gelir yoksa öz mü varlıktan önce gelir sorusuna varlık cevabını veren akımdır. peki gerçekten tavuk mu yumurtadan çıkar yoksa yumurta mı tavuktan?

böyle bir tartışmanın fitiline molotof kokteyli atmak yerine varoluşçu bir insanın bazı genel özelliklerine değinmek istiyorum:

- varoluşçu insan sorugulayan insandır.
-varoluşçu insan sevdiklerinin ve kendisinin bir gün öleceğinden haberdardır, ona göre yaşar.
-varoluşçu insan hayatın belirgin bir anlamdan yoksun olduğunun farkındadır.
- nihai yalnızlığı kabul etmiştir.
-hayatını kendi özgür iradesiyle şekillendirebileceğini bilir.
-bireysel erdemleri toplumsal yaşamın ana unsuru olarak ele alır.

son olarak, varoluşçu söz ve beste yazarımız serdar ortaç'ın varoluşsal sancılar yaşadığı şu mükemmel şarkısını sizinle paylaşmayı kendime borç bilirim:

buradan
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

evrenin rengi kozmik latte. evet yanlış duymadınız. john hopkins üniversitesinde görevli gök bilimciler tarafından yapılan araştırmalar sonucunda evrenin renginin kozmik latte olduğu ortaya çıkmıştır. karl glazebrook ve ıvan baldry isimli gök bilimciler, 2002 senesinde kainatın ortalama renginin yeşile çalan bir beyaz olduğunu öne sürmüştü. ancak bundan kısa bir süre sonra, 2003 yılında 200.000'den fazla gök adanın incelenmesi sonucu ortaya çıkan ışık araştırmalarında bu rengin yeşilimsi beyaz değil de bej renginde olduğu şeklinde düzelttiler.

bu çalışmanın başlangıcındaki asıl amaç evrenin rengini belirlemek değildi. çalışmanın asıl odak noktası yıldız oluşumlarını incelemek ve farklı galaksiler ve gök adaların spektral analizlerini yapmaktı. fraunhofer çizgileri şeklinde, çalışma esnasında spektral aralıklar içerisinde görüntülenen koyu renkli çizgiler daha yaşlı ve daha genç yıldızları gösterdiği öne sürüldü. karl glazebrook ve ıvan baldry'nin değişik galaksilerin ve yıldız oluşumlarının yaşını belirlemek amacıyla yaptıkları çalışma sonucunda evrenin rengine de değinmeleri farklı bir yaklaşım meydana getirdi. yapılan çalışmaların neticesinde, uzay zaman düzlemindeki bir çok yıldızın 5 milyar yıldan daha yaşlı olduğu kanısına varıldı. tüm bu yıldızların ve oluşumların geçmişte daha parlak olacağı düşünülerek, daha çok mavi yıldızların sarıya ve sonrasında da kırmızı devlere dönüştüğü düşünülerek evrenin renginin maviden kırmızıya doğru kaydığı anlaşıldı.

milyon ve milyar ışık yılları uzaklığındaki galaksilerden gelen ışık dünyamıza ulaştığı vakit, yıldızların çok daha genç ve çok daha mavi oldukları dönemlerde gelen ışıklar olması nedeniyle evrenin ortalama renginin saf beyaza kayma eğiliminde olduğu görüldü. ancak evrenin rengi kozmik latte. rengin isminin verilmesinde bir çok basın yayın kuruluşuna, üniversitelere, npr ve bbc gibi büyük haber kanallarına vs. danışıldı. yapılan tüm çalışmaların ardından isim olarak kozmik latte ismi seçildi. beyaz kozmik latte renginin on altılık üçlü değeri #fff8e7 olarak belirlendi. bu rengin renk skalasındaki değeri ise; srgb: 255, 248, 231; cmyk: 0, 2.7, 9.6, 0; hsv: 40o, %9.4, %90 şeklinde tanımlandı. bu tanımlama sonrasında evrenin rengi aşağıdaki renk olarak gösterildi.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

(renk görseli evrimagaci.org'dan alınmıştır.)

şimdi diyeceksiniz ki nasıl yani ? evrenin rengi siyah değil mi ? o kadar kara delik, o kadar karanlık enerji dedik bunlar hepsi yalan mıydı ? hayır tabii ki de, kesinlikle yalan değil. ancak bu rengin fiziksel özelliklerini ve nörobiyolojik özelliklerini anladığımız zaman evrenin rengi olduğu kanısına biz de varabiliriz belki.

kaynakça gösterdiğim sayfada rengin fiziğini ve nörobiyolojik özelliklerini de bulabilirsiniz.

kaynakça:
1- evrimagaci.org/kozmik-latte...
devamını gör...

doğu afrika ülkesi uganda'nın başkentidir.
devamını gör...

protetik diş tedavisi'nde sıkça tercih edilen materyal. ölçü alımından tutun, türü fark etmeksizin diş protezine kadar her yerde kullanılır.
devamını gör...


açardın,
yalnızlığımda
mavi ve yeşil,
açardın.
tavşan kanı, kınalı - berrak.
yenerdim acıları, kahpelikleri...

gitmek,
gözlerinde gitmek sürgüne.
yatmak,
gözlerinde yatmak zindanı
gözlerin hani?

"to be or not to be" değil.
"cogito ergo sum" hiç değil...
asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı,
durdurulmaz çığı
sonsuz akımı.

içmek,
gözlerinde içmek ayışığını.
varmak,
gözlerinde varmak can tılsımına.
gözlerin hani?

canımın gizlisinde bir can idin ki
kan değil sevdamız akardı geceye,
sıktıkça cellad,
kemendi...

duymak,
gözlerinde duymak üç - ağaçları
susmak,
gözlerinde susmak,
ustura gibi...
gözlerin hani?
devamını gör...

böyle değil.
devamını gör...

scooby doo izlerken şemsiyeyle yüksek bi yerden atlıyodu, salına salına iniyordu aşağıya. koltuklardaki ufak denemelerim sonrasında balkondan atlamayı uygun görerek balkona çıkıp küçük şemsiyemi açıp tam atlayacakken babam tutmuştu beni. yine b.k yoluna gidiyomuşuz.
devamını gör...

peyami safa'nın kaleme aldığı " insan ruhunun derinliklerine hitap eden" aşkı ızdırabı ve çaresizliği anlatan psikolojik bir romandır.

yalana her şey isyan etmelidir. eşya bile;
damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır, hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.
--9. hariciye koğuşu--
kısaca özeti buyrun;
romanın kahramanı 15 yaşında ismi tam olarak verilmeyen bir erkek çocuktur. 7 yaşından beri ayağındaki kemik sorunundan dolayı yaşamının büyük bir kısmını hastane koridorunda geçirir. daha sonraları ayağının kesileceği haberini alır .iyileşmesi biraz zor ama rahatlık içerisinde yaşaması gerekmektedir ancak fakir bir ailede yaşayan çocuk için bu biraz zordur.

uzaktan akrabaları olan paşa erenköy'e çağırarak onun yanına alır. paşa'nın bir de kızı vardır nüzhet adında. nüzhete aşık olmuştur. nüzhet kendisinden 4 yaş büyüktür. nüzhet de ona karşı boş değildir aynı zamanda. tabii nüzhet'i isteyen biri daha vardır ki o da 35 yaşındaki doktor ragıp bey. annesi nüzhet'i doktor ragıp bey vermek isterken paşa bunu istememektedir. bir gün ailenin kendisi hakkında konuşmalarına şahit olur çocuk bundan çok etkilenerek üzülür ve orayı terk etme kararı alarak oradan ayrılmayı düşünür tam ayrılacağı gün annesi oraya gelmektedir. o yüzden eve gidemez .bacağının tam iyileşeceği yolda giderken daha da kötüleşir ameliyat olması gerekir. ameliyat için dokuzuncu hariciye koğuşu na yatırılır. doktorlar çok çaba sarf ederler ve bacak kesilmekten kurtulur. nihayetinde bacak biraz kısalsada tamamen iyileşmiştir. tam dokuzuncu hariciye koğuşu ndan çıkacağı gün doktor ragıp bey ve nüzhetin evlendiği haberini alır .

tabii yapacak bir şey yoktur...

bu arada kitaptaki kahraman ve nüzhet'in orasının açılmasının sebebi nüzhet'in yalan söylemesi dir.

nüzhet bana yalan söyledi...

dünyadaki hiçbir nüzhet yalan söylememelidir.
devamını gör...

talebinizi iq testi sonuçlarınız ile birlikte, yönetime faks olarak iletirseniz ilgileneceklerine inanıyorum.
devamını gör...

talep değil de görüş almak durumudur.

bir adım daha atılarak, öğretim elemanları ve öğrencilere yönelik de anketler oluşturulmuş. 11 şubat 2021 saat:17:00' a kadar anketlerin doldurulması bekleniyor.

soruları merak ettiğim için anketi doldurma kararı aldım. keşke sadece eğitimin uzaktan/yüz-yüze olmasını istermiyiz gibi bir soru yerine, üniversitelerin/bölümlerin şu zamanda yüz-yüze eğitim için uygun imkanları (derslik vb.) var mı o sorulsaydı. normalde bile yetersiz derslik kapasiteleriyle idare edilen derslerin pandemi zamanı nasıl verimli yapılabileceğini düşünmek çok sıkıcı ve yorucu. öncelikle, yüz-yüze eğitim için imkanların ve altyapının araştırılması ve buna yönelik bir anket uygulanması ya da üniversitelerde her bölümde araştırma yapılması daha yararlı olabilirdi. gerekli önlemlerin alınamadan yüz-yüze eğitime başlanması uzaktan eğitim kadar zorluk çıkartabilecektir.

anketlerin de bir yararı olacak mıdır? sırf öğrenciler/öğretim elemanları istiyor diye yüz-yüze eğitim başlar mı? henüz aşılama başlamadan bu risk alınacak mı? mutasyonlu virüs bu kadar hızlı bulaşı nerden öğrendi?

sorularla yaşıyoruz...
devamını gör...

önce psikanaliz ile başlayalım. sigmund freud 'un çalışmalarına ve teorilerine dayanıyor. kişilerin bilinçdışı düşünce, his, anı ve isteklere sahip olduğu varsayılıyor. amaç bastırılmış duyguları ön plana çıkarmak. yani bilinçdışı düşüncelerin su yüzüne çıkmasını sağlayarak kişi de var olan asıl şeyin tanımlanmasını olanaklı hâle getirmek.
bilinçdışını bilinçli hâle getirmek.
burayı hemen serbest çağrışıma bağlayalım:

psikanaliz yönteminin bir parçasıdır bu teknik. freud, bastırılmış olan duyguları hastalarının ilk aklına gelen şeyleri söylemelerinden yola çıkarak uygulamaya sokuyor. terapi esnasında bir söz veya fikir belirtmelerini istiyor. hastanın soru esnasında duraksaması, kötü bir an yaşıyormuş hissi, duygusallığı onunla ilgili parça parça ipucu veriyor. sonucu bir duygu boşalımına ulaşılırsa (bkz: katarsis) kullanılan teknik faydalı olmuş olacak..
yalnız rastgele kullanılan kelimelerin hızlıca ifade edilmesi bazı hastalar da etkili olmayabilir. hasta doktoru baskın bulup, sırf cevap vermek için ruh hâlinden uzak, alakasız kelimeler seçebilir. ya da cevap vermek istemeyebilir. o zaman bu yöntem boşa çıkacaktır. etkisi tarşılır tabii. benim dikkatimi çeken bir uygulama olduğu için biraz bahsetmek istedim. oyun olarak bile oynanabilir bence resmen tabu gibi. ama bir farkla burada yasaklı kelimeyi bulman gerekiyor.

bir de bunun kelime sürçmesi var. varda var.. freud bundan da yardım almaya çalışıyor. (bkz: parafraks) zamansız gelen bir kelimenin aslında bilincimizin arka bahçesinde yer alması gibi. gibi gibi....
ah freud yaktın bizi..

buzdağının görünmeyen kısımlarını nasıl irdelerim adlı bir tanım oldu. tım tım tınımına tanım.*
devamını gör...

ahmet ümit'in patasana veyahut kavim romanları kadar çarpıcı olmayan, "elimden bırakamadım!" diyeceğiniz kadar sürüklemeyen lakin keyifli zaman geçirmenize sebep olacak romanı.

spoiler vermeden ufak tefek detaylardan bahsetmek istiyorum, öncelikle mitoloji kısmı ciddi anlamda güzel bir özet biçimine yoğurulmuş, mitolojiye ilgisi olan lakin altyapısı olmayan biri için ideal bir özet mevcut.
sevgili yazar, kendi çapında sistemi eleştirdiği gibi ülkemizin de uzun yıllar belası olacak göç dalgalarını başka bir bakış açısı ile anlatmış, almanya'da yaşayan gurbetçilerin yaşadıklarından tutun, ülkemizde oy kullandıkları kısma kadar bir güzel eleştirip kendi yorumunu da katmış.

pergamon... pergamon antik kenti hakkkında bilgiler vermiş, o güzel zeus altarı hakkında bir güzel konuşmuş lakin doyucu olmasa da insanı merak ettirecek bir biçime eriştirmiş sevgili yazar lakin söylediğim gibi, eksik. insan eserlerin nasıl kaçırıldığı, nasıl sergilendiği hakkında daha doyurucu bilgiler bekiyor okurken, yazar da "balık yok, al sana olta!" demiş ve araştırmamızı istemiş belli ki.

daha da ilginç olan kısım ise karakterler. özellikle romanımızın baş kahramanı, başkomiser yıldız karasu o kadar tuhaf bir karakter ki, hem türk genlerini kaybetmemiş, hem de almanya'da doğup büyüdüğü için alman disiplininden nasibini almış, pratik türk zekası ile analitik alman zekası hoş bir biçimde birleşmiş gibi... ama n yazık ki çok sırıtıyor, yardımcısı bir alman ve ne yazık ki öyle bir durumda ilerliyor ki roman, yıldız'ın safkan alman, yardımcısının da tam anlamıyla türk olduğunu düşünebilirsiniz ki bu olabildikçe sırıtıyor.

hoş bir roman, okunmasa da olur. mitoloji-polisiye bezemeli çok daha iyileri mevcut zira, çok daha iyi doyuranlar da.
ama ahmet ümit yazmış, biz de okumuş olduk, güzel zaman geçirdik.
devamını gör...

sizin ölünüz halkın ölüsünden daha mı kıymetli başlığında konuştuğumuz, eleştirdiğimiz cenaze töreni için sağlık bakanı fahrettin koca ''ben cenazede o tarz mesafenin ortadan kalkabileceği bir görüntünün olabileceğini öngörmedim. öngörmem gerekiyor muydu? evet, gerekiyordu. bu benim kusurum. vatandaşımızdan bu anlamda özür diliyorum'' dedi.
tamam güzel bir bakan özür diliyor ki bakın burası çok önemli türkiye'de böyle şeyler pek olmaz ama hani yardımcısına "bana yaklaşma" diye fısıldayan adam böyle şeyi nasıl öngöremez? onu da ben mi söyleyeyim.

buradan
devamını gör...

başrollerinde al pacino ve keanu reeves'in oynadığı 1997 yapımı gerilim/korku filmidir. film muhafazakar kesim tarafından çokca eleştirilmiştir. filmi netfilix üzerinden izleyebilrsiniz.

--! spoiler !--

filmde al pacino şeytan , onun oğlu keanu reeves'tir.

“sana tanrı hakkında bir iki sır vereyim. tanrı seyretmeyi sever. o bir oyunbazdır. bir düşünsene, insana içgüdüler verir sana bu olağanüstü yetiyi verir, sonra ne yapar dersin? sırf kendi eğlencesi için, kendi özel kozmik komedi filmi için tam zıttı kurallar koyar. gelmiş geçmiş en büyük ahmak. bak, ama dokunma. dokun, ama tatma. tat, ama yutma. ve sen sekip dururken, o ne yapar? hasta, kahrolası kıçıyla güler! hasisin tekidir! sadisttir! görevi başında bulunmayan bir derebeyidir! buna tapmak mı? asla! ”

--! spoiler !--
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

amatörce karalıyorum arada.
devamını gör...

heves ettiğim her şey kursağımda kalıyordur, o sırada ben:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
(tematik)

çocukluğumda severek izlediğim,en köklü çizgi filmlerden biri.

ilk olarak 1975 yılında fransa'da yayınlanmış,aşırı ilgi görmesi üzerine 1979'da yeni bölümleri çıkmıştır. şu anki çocukların izlediği remake versiyonu ise 2012 yılında tf1 kanalından yayınlanmaya başlamıştır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim