şimdilerde hayat arkadaşım, mutluluk kaynağım olan kişi.
devamını gör...

yarış atlarının piste daha iyi odaklanabilmesi ve dikkatinin dağılmasını önlemek için yarış sırasında taktıkları dar görüşlü bir gözlüktür. atların sadece önlerini görmesi sebebiyle yarışta daha iyi motive oldukları bilinmektedir.

mecazen, bir olay karşısında sabit ve belirli kalıplar içinde görüş belirtmeyi temsil eder. bakış açısı alamamak beraberinde hoşgörüsüz ilişkileri getirir, çünkü başkasının görüşüne saygı gösterme söz konusu değildir.
devamını gör...

hukuki olarak yok hükmünde olan fesih!!. zira anayasa m. 90/5 açık. diyor ki: usulüne uygun yürürlülüğe girmiş olan milletler arası anlaşmalar kanun hükmündedir. cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile bir kanun yürürlükten kaldırılamaz. bu sözleşme temel hak ve hürriyetlerle ilgili bir sözleşme. anayasa'da temel hak ve özgürlüklerle kanunlar arası bir uyumsuzluk varsa sözleşme hükümleri uygulanır denmekte. yani sizin anlayacağınız temel hak ve özgürlüklerle ilgili sözleşme kanundan bir tık üstün. öte yandan cumhurbaşkanı, temel hak ve özgürlüklerle ilgili bir düzenleme yine yapamaz çünkü anayasa'ya yine aykırı. sözleşmeyi feshedebilmek için belli prosedürler var. önce uluslararası alanda o süreci yerine getireceksiniz daha sonra bir "kanun"la "sözleşmeyi uygun bulduğunuz kanunu" yürürlükten kaldıracaksınız.

neden yayımlandı bu kararname? o zaman karşımıza birtakım ihtimaller çıkıyor.
ilk ihtimal: bu zaten yok hükmünde. yok hükmünde olan birşey bile bile çıkarıldı. yok hükmünde olsa bile belli kesimlerin oylarının kazanılması cebe konuldu. fakat uluslararası alanda bağlayıcı olduğunu kim bilecek? bizim seçmen bunu bilmez ve bilmesi de gerekmez. hayali olarak "onların taleplerini yerine getirdim demek" bu. uluslararası çevrelere de "bizim düzenleme zaten yok hükmünde", "anlaşmaya bağlı olmaya devam edilecek" denilecek. yani içe başka dışa başka konulacak.

ikinci ihtimal: bu zaten yok hükmünde ve uygulanamaz. ancak 6284 sayılı kanunun kaldırılması veya önemli ölçüde değiştirilmesi yönünde bir irade oluşmuş oldu. bu sefer yine uluslararası anlaşma geçerli olur. zira bağlılık söz konusu.

üçüncü ihtimal: yok hükmünde değil ki bu düzenleme. zaten ülkede hukuk yok. ben kararname ile kanunu bile değiştiririm diyebiliyorsanız ben muz cumhuriyeti olmaktan, türkmenistan kuzey kore olmaktan mutluyum demek bu.

seç, beğen, al. consume, obey, die.
devamını gör...

maneviyata yönelmek,
sahilde sabahın köründe kimsecikler yokken bir bankta oturup dalga seslerini dinlemek,
sevilen bir sporu yapmak ; özellikle trekking ya da uzun şehiriçi yürüyüşler çok etkili.( temiz hava, yeşillik)
hayvan sevmek,( çok sinirli olduğumda sokak kedilerinin omurgalarına dokunmak bütün sinirimi alır, negatif elektrik savar tüylü şeyler)
alışveriş yapmak,
sevilen bir cafede bir şey içmek,yemek,
sinemada çok iyi bir film izlemek,
müze gezmek, tarihi eserlere dokunmak,
sürükleyici bir roman okumak,
hayal kurmak,

kişiyi mutlu eden, onu düşüncelerden uzaklaştıran, huzur veren her şey ruhuna da iyi gelir.
devamını gör...

kendimde kullanıp deneyimlediğim ve yararı olduğumu düşündüğüm şeyleri anlatmak isterim faydalı olarak sevgili sözlük halkı.
---öncelikle saçları hergün yıkamayın.yıkarken mutlaka ılık su kullanın,sıcak su elektriklenmeyi ve dökülmeyi artırır unutmayın.
---kullandığınız saç ürünlerinin hepsinde özellikleslsyanisodyum lauret sülfat içermemeli.genel temizlik malzemelerinde kullanılan ve köpürmeye yarayan bu kimyasal saçları yıpratıyor,çalı süpürgesi gibi görüntü oluşmasına sebeptir.
şuşuve şu ürünler methoda uygun içerikli şampuan çeşitleridir.
---aynı şekilde dimethicone içerikli ürünler silikon ve tıkayıcı yapılı olduğundan saçları ağırlaştırır,buklelerinizi aşağı çeker artı olarak yağlı görüntü oluşturur.
---yıkadıktan sonra tarak konusu var elbette.taramak saç tellerini maalesef kırıyor elinizle açmak taramak en mantıklı olanı fakat nasticamarkasının bu tarağı acıtıp yolmadan rahatlıkla açıyor kendi kullandığım bir üründür ince telleri olduğuna bakmayın kırılmıyor aralıklı olduğundan hava almasını sağlıyor öneriyorum.
---kurularken havlu kullanmayın kıvırcık saçlar hassastır havlu sürtünme oluşturur.onun yerine ince pamuklu herhangi bir t-shirt bez parça şeyleri kullanıp kuruturun.
kurutma makinesi vigo kullanacaksanız eğer sıcak ayarda değil,normal hava üfleyen ayarında kurutun.
---gelelim saç kremleri şekil veren ürünlere.burada da yine içerik önemli yukarıda bahsettiğim kimyasalların olmaması gerekli.
bu içeriğe sahip ürünler olarak bu jölebubuürünler şekil vermenize,daha dolgun buklelere yardımcı olur içeriği uygun.en bilindik olanelidorvepantenemarkasının kıvırcık saç ürünleri methoda uygun değil temiz içeriği yok kullanıyorsanız aklınızda bulunsun.
---saç bakım yağları ve diğer bitkisel yağ içerikli ürünler biraz tartışmalı.meşhur olanhindistan cevizi yağı tıkayıcı özelliğe sahiptir komedon skoru yüksek bir yağdır.bu yüzden saç ve saç derisini tıkamaya birebir düzenli kullanmanızı önermiyorum.
onun yerine komedon skoru sıfır olan argan yağıtercih edin jojoba yağı da alternatif olabilir.
evde kullandığınız doğal zeytinyağını bu diğer yağlar ile karıştırıp maske olarak uygulayabilirsiniz.saçınızı besler sağlıklı görünüm verir haftada 1 defa uygulamak yeterli olacaktır.
---şunu da unutmayın kıvırcık saç daima kuru halde iken kesilir.nedeni ise nemli iken bukleler şekil alıp saçın tam boy oluşmasını sağlamadığı için uzunluk sorunu yaşanır.düz saç ile kıyaslama yapmayın.
önce saça fön çekin veya düzleştirin ondan sonra saç kesimi yapın.
umarım yararlı olmuştur*
devamını gör...

beyni ve zihniyeti 1400-1500 yıl geriden gelen erkektir.
devamını gör...

bir kişinin kendini iyi hissetmesi için başka insanların onayına ihtiyaç duyması, yaptığı herhangi bir şey onaylanmazsa kendini yetersiz, kötü eksik hissetmesi olarak tanımlayabiliriz bu bağımlılığı. temelde sevilmeme, değersizlik, öz güven eksikliği vardır. onay bağımlılığı yüksek olan kişilere baktığımızda ebeveyn tarzı olarak çok baskıcı, çok otoriter, çok cezalandırıcı özellikte anne babalardır. bu tarz durumlarda çocuğun bilinçaltına kaydolur. kendisini riske atmamak ve yapacağı herhangi bir şey sonucunda cezalandırılabileceğini düşündüğü için sürekli olarak sorma ihtiyacı duyar, onay almak ister. bundan dolayı da kendisinde öz güven eksikliği oluşur, sadece onay aldığı kişiye güvenir.

bu durumun bizde ne derece normal durumda olduğu ne derece onay bağımlılığına döndüğünü anlayabilmek için ortak noktalara değineyim biraz.

*başkalarının gözündeki imajları bu insanlar için çok önem taşır. yanlış anlaşılmak, sevilmemek, dışlanmak, rezil olmakla alakalı kaygıları vardır. bunun sonucunda 'hayır' demekte zorlanır, kendi ihtiyaçlarını arka planda tutarak başkalarının ihtiyaçlarına odaklanırlar.

*bu kişilerin gözlem yeteneği gelişmiştir.( karşısındakinin ihtiyacı olanı anlamak için çok iyi gözlem yaparlar) onun seveceği şeyler yapmak, hoşuna gideceği şeyler söylemek vb. davranışları olabilir. başkalarının onaylamayacağını düşündüğü şeyi yaparken suçluluk duyarlar, kendisi yaptığı şeyin yanlış olmadığını bilse de başkası öyle zannetmesin diye özgürce davranamaz, düşüncelerini ifade edemezler. odak hep dışarıdadır.

**
devamını gör...

“güzellik” algısı bana göre doğal olmalıdır. yani bu başlığa gelip milyon estetik, dolgu yaptırmış; bıçak altında yatan insanları söylemeniz çok anlamsız geliyor bana. şişirilmiş insanların dışında olan doğal kadınlar vardır. ne makyaja gerek duyar ne de estetiğe. fakat örnek olarak aklıma hiç kimse gelmiyor. parayı bulan sonunu bıçak altında buluyor zaten.
devamını gör...

2 sene boyunca insanları eve tıkmak. üstüne tanımam . filmi olsa hadi lan dersin .
devamını gör...

(bkz: mal beyanı)
devamını gör...

öyle bir histir ki her boşluğu doldurur, herkesin aradığı, ancak hep yüreği kaplayıp rahatlatamayacak kadar uçucudur. gelir ve gider, hep yeniden gelmesini beklersiniz.
devamını gör...

yazarlar arasında sağlam bir yalnızlık var. günleri günlerini kovalıyor ve hiçbir şey yapmıyorlar. aynı günü bir senede 365 gün yaşıyorlar o kadar. buna yaşamak bile denmez adamlar sadece varoluyor.

inanın şuradan attığım veya bana attıkları herhangi bir mesaj bile başlı başına onlar için heyecan.

işin diğer bir garip tarafı bu yalnız insanlar bu durumdan mutlu değiller çünkü amaçsızlar. kendi kendilerini mutlu etme yeteneğini geliştirememişler anladığım kadarıyla.
devamını gör...

ekşideki "kacincimuratoldugunuunutanosmanlipadisahı "
nicki
devamını gör...

bir düşünce paradoksudur. düzeneğimiz şöyle; bir trenin iki ucunda birer tane flaş var ve trenin tam ortasında iki tarafı hassas bir ışık algılayıcısı var. ışıklar, ışık algılayıcısının iki tarafına da aynı anda varırsa hiçbir şey olmaz ancak bir taraftaki ışık daha geç veya daha erken varırsa algılayıcıya bağlı bombalar patlar ve tren havaya uçar.
sorumuz ise şu;sabit hızla giden bir trende flaşlar aynı anda açılırsa tren patlar mı patlamaz mı?
aklımıza ilk gelen cevap patlamayacağı yönünde çünkü ışık hızı aynı ortamda sabittir, ışık trenin hızından yani bağıl hızdan etkilenmez dolayısıyla iki tarafa da aynı anda ulaşır ve herkes sağ salim yolculuğuna devam eder. ancak işler göründüğü kadar basit değil. 2 farklı durum var.
1. durum: gözlemci trenin içerisindeyse; gözlemciye göre tren sabittir ve ışıklar aynı anda alıcıya ulaşır, tren patlamaz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2. durum: gözlemci trenin dışarısında bir yerden trene bakıyorsa; gözlemciye göre tren sabittir ve öndeki ışık trenin hareket yönüne ters yönde ilerlediği için alıcıya daha erken ulaşır, tren havaya uçar.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ve bu 2 durum da aynı oranda doğru. peki iki tip gözlemciyi aynı durumda olursa ne olur? yani bir gözlemci trenin içerisinden bir gözlemci de trenin dışarısından bakarsa tren patlar mı patlamaz mı? sanırım bunu öğrenmenin tek yolu denemek. benimle birlikte denemek isteyen portakal atabilir. tabi ben dışarıdan bakacağım.
devamını gör...

mango kurutmaktan ona zamanı kalmamıştır hanımefendinin sonuçta mango daha önemli
hem ne o öyle fakir fakir
devamını gör...

cıvık cıvık insan kalabalığı yok; ses, bağrış, iş makinesi yok; güneşin cilveli ışığı yok, öğlenin yağmuru yok; iki de bir zırtlayan telefon yok; dikkat dağıtacak bir kimse bir şey bile yok.

yağmuru içmiş taze ıhlamur kokusu var; gecenin öteden bir kaç kuşun sesini haber eden sessizliği var; ailenin mışıl mışıl uyurkenki huzuru var; kalmalara doyamadığım karanlık var; herkes off durumdayken night modu açmış zihnim ve elimde cigaram var.

imkan dahilinde ölene kadar her gün kalmak isteğim zaman bükülmesi. yemişim düzenini, uykunu.*
devamını gör...

'64 doğumlu fransız oyuncu. sanatçı bir aileden geliyor. heykeltıraş ve yönetmen bir baba, yönetmen ve oyuncu bir anne. paris'te oyunculuk eğitimini tamamladıktan sonra henüz 23 yaşındayken philip kaufman yönetmenliğinde the unbearable lightness of being gibi kült olmuş bir filmde başrolü oynayabildi. evet oynayabilmek bu. kitabı okuduysanız ya da en azından filmi izlediyseniz anlıyorsunuz beni eminim. hikaye de karakterler de öyle zorlayıcı ki oyuncunun tek filmi bu olsaydı bile, altından hakkıyla kalktığı için adını sinemaseverler hiçbir zaman unutmazlardı. evet iddialıyım.
milan kundera'nın ünlü romanı varolmanın dayanılmaz hafifliği'nden uyarlanan ve otoritelerce iyi kitap uyarlamalarından biri olarak kabul edilen bu filmde daniel day lewis ile birlikte oynadıktan sonra kariyer basamaklarını tırmanmaya devam etti juliette binoche. üç renk üçlemesi'nin ilk filmi olan trois couleurs bleu'da psikanalitik bir kadın hikayesi ile karşımıza çıktı ve performansı ile öyle gözler doldurdu ki film gösterime girdikten çok kısa bir süre sonra kendisine alınabilecek tüm ödülleri kazandıracak the english patient filminin başrolü hanna teklif edildi. oscar, bafta, altın ayı ve daha birçok uluslararası ödülü kaptığı bu rolüyle tüm dünyada tanındıktan sonra da durmadı. juliette binoche en çok kazanan fransız oyunculardan biri olarak güzelliğinin ve kariyerinin zirvesinde olduğu dönemde bir mükemmel filmde daha oynayarak filmografisini taçlandırdı; chocolat.

ben bir de clouds of sils maria'daki performansından söz etmek istiyorum yalnız. filmi zaten çok severim ancak maria o kadar katmanlı bir karakter ki bu filmin kastında juliette binoche gibi çok yönlü bir oyuncunun tercih edilmiş olmasının asla rastlantı olmadığına inanıyorum.
böyle oyuncuları çok görmüyoruz. aslında çok da lazım değil. iyi oyuncu demek belli bir kalıba sahip olmamak, her filminde başka biri olabilmek veya "çok juliette olmamak" demek değil. ancak işte bazıları böyle. her bir hikayede, canlandırdığı her karakterde vücut dili, enerjisi, mimikleri bile farklı. seviyorum. başlığın ilk entrysini yazmış olmanın ve bu entrynin kadının güzelliği ile alakalı olmamasının haklı gururunu yaşıyorum. yalan yok benim de bahsedesim geldi bundan bir ara ama çaktırmayın.
devamını gör...

geçen hafta kızımın servis şoföründen telefon numarasını isteyerek dahil olduğum eylem.
servis şoförü sağ olsun, bu isteğimi nezaketle karşıladı.
"yenge sen çaldır beni, ben de kaydedeyim."
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"ancak yaşamlarına bir anlam vermek isteğiyle kendi kendilerini ortadan kaldırmış karakterler baştan çıkarır bizi."

(bkz: emil michel cioran)
(bkz: var olma eğilimi)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim