belçika'da cinsel ilişki rıza yaşının 14 olması
saçmalık.
14 yaşında ne yapıyordum diye düşündüm de, kocaman bir boşluk.
o yaşta ne ilişkisi?
14 yaşında ne yapıyordum diye düşündüm de, kocaman bir boşluk.
o yaşta ne ilişkisi?
devamını gör...
goodfellas
goodfellas (1990), yönetmen martin scorsese'nin ustalık eseridir. film, eski mafya üyesi henry hill' in gerçek hayatını ve mafyanın içinde geçirdiği 30 yılı anlatıyor. adet olduğu üzere bundan sonrası spoiler:
--! spoiler !--
bu filmi benim için özel yapan o kadar çok şey var ki... kusursuz olarak nitelendirebileceğim bir film. hem teknik anlamda hem de hikaye anlamında ilk dakikadan son dakikaya kadar sürükleyip götürüyor.
filmde joe pesci' nin muhteşem oyunculuğunu ve karakterle bütünleşmesini hemen farkedebiliyorsunuz. bu filmle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” oscarını aldı ama filmin odak noktası o. hele sinema tarihine geçen “funny how” sahnesinde döktürüyor:
bu filmle starlığa adım atmak isteyen ray liotta ise henry hill’ i çok iyi oynamış. usta yönetmenin elinde iyice şekillenmiş gibi dursa da sonraki kariyeri beklentilerin çok altında kalmıştır.
robert de niro ise benim fikrime göre geri planda kalmış. gene klasik ağzını burnunu çarpıtarak rol kesmeleri mevcut ama sanki joe pesci’ ye ben bu filmde seninle başa çıkamayacağım demek istemiş.
scorsese'nin önceki filmlerini izlemiş ve kendisinin tarzını az çok bilen biri bu filmde önceki filmlerinde kullandığı her teknik unsuru nasıl alıp mükemmelleştirdiğini görebilir. daha önce hiç scorsese filmi seyretmeyen ise adapte olmakta hiç zorluk çekmez. tam bir usta yönetmen işi. bunların dışında da filmin tamamen gerçek hikayelerden oluşması ve henry hill' in bizzat danışmanlık yapmış olması nedeniyle film bittikten sonra bile kendisinin hayatı ve yaşadıkları hakkında araştırma yapma ihtiyacı hissediyorsunuz.
mafya dünyasını oldukça gerçekçi, çarpıcı, ve mizahi bir şekilde anlatmayı başarmış bir başyapıt. tüm zamanlardaki favori filmlerimden biri.
sinema tarihindeki en uzun vertigo effect lerinden biri de bu filmdedir.
filmin ilk cümlesi, son sözüm olsun:
"as far back as i can remember i always wanted to be a gangster,"
--! spoiler !--
--! spoiler !--
bu filmi benim için özel yapan o kadar çok şey var ki... kusursuz olarak nitelendirebileceğim bir film. hem teknik anlamda hem de hikaye anlamında ilk dakikadan son dakikaya kadar sürükleyip götürüyor.
filmde joe pesci' nin muhteşem oyunculuğunu ve karakterle bütünleşmesini hemen farkedebiliyorsunuz. bu filmle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” oscarını aldı ama filmin odak noktası o. hele sinema tarihine geçen “funny how” sahnesinde döktürüyor:
bu filmle starlığa adım atmak isteyen ray liotta ise henry hill’ i çok iyi oynamış. usta yönetmenin elinde iyice şekillenmiş gibi dursa da sonraki kariyeri beklentilerin çok altında kalmıştır.
robert de niro ise benim fikrime göre geri planda kalmış. gene klasik ağzını burnunu çarpıtarak rol kesmeleri mevcut ama sanki joe pesci’ ye ben bu filmde seninle başa çıkamayacağım demek istemiş.
scorsese'nin önceki filmlerini izlemiş ve kendisinin tarzını az çok bilen biri bu filmde önceki filmlerinde kullandığı her teknik unsuru nasıl alıp mükemmelleştirdiğini görebilir. daha önce hiç scorsese filmi seyretmeyen ise adapte olmakta hiç zorluk çekmez. tam bir usta yönetmen işi. bunların dışında da filmin tamamen gerçek hikayelerden oluşması ve henry hill' in bizzat danışmanlık yapmış olması nedeniyle film bittikten sonra bile kendisinin hayatı ve yaşadıkları hakkında araştırma yapma ihtiyacı hissediyorsunuz.
mafya dünyasını oldukça gerçekçi, çarpıcı, ve mizahi bir şekilde anlatmayı başarmış bir başyapıt. tüm zamanlardaki favori filmlerimden biri.
sinema tarihindeki en uzun vertigo effect lerinden biri de bu filmdedir.
filmin ilk cümlesi, son sözüm olsun:
"as far back as i can remember i always wanted to be a gangster,"
--! spoiler !--
devamını gör...
lucifer radyo programı yapsın kampanyası
an itibari ile başlatmak istediğim kampanya.
lucifer, yiğidim... şu sesinin 10 da 1'i tipin varsa burda ne işin var bebeyim...
edit: yapıyormuş zaten, ben sese kanalize olduğumdan soyunmakla meşguldüm, bilemedim...
lucifer, yiğidim... şu sesinin 10 da 1'i tipin varsa burda ne işin var bebeyim...
edit: yapıyormuş zaten, ben sese kanalize olduğumdan soyunmakla meşguldüm, bilemedim...
devamını gör...
makyaj yapmayan insan
temizlik, hafiflik, fazlalıktan uzaklık hissini seven insandır.
tercih meselesidir.
tercih meselesidir.
devamını gör...
gereksiz abartılan şeyler
aşk
abartacaksanız saygıyı abartın lan. belki bir şeyler düzelir.
abartacaksanız saygıyı abartın lan. belki bir şeyler düzelir.
devamını gör...
hayao miyazaki
insanı alıp başka diyarlara götüren mekanları, bu dünyaya ait olmayan zamanları, insanın yüreğinde yaşayan karakterleri ve yalnızca kulak değil tüm ruhu doyuran müzikleriyle anlattığı hikayeleri olan adam.
devamını gör...
lucifer (yazar)
bir günlüğüne entel takılmasını beklediğim yazar. trollük sıkmadı mı koçum? burayı okuduğunu biliyorum. hadi be şekerim.*
devamını gör...
ölmedim ama hafif sürünüyorum (yazar)
gerçekten üzülüyorum böyle durumlara. özelikle sözlükteki arkadaşların bir çoğunu üzgün, kırgın, ümitsiz görüyorum, bu çok gücüme gidiyor, gerçekten çok üzülüyorum.
hafif sürünmekten, tam sürünmeye geçmiş arkadaşımız.
ne diyeyim ki, allah yardımcınız olsun, yüzünüz güler inşallah en kısa zamanda.
hafif sürünmekten, tam sürünmeye geçmiş arkadaşımız.
ne diyeyim ki, allah yardımcınız olsun, yüzünüz güler inşallah en kısa zamanda.
devamını gör...
kör ölür badem gözlü olur kel ölür sırma saçlı olur
`bir kimse veya bir şey yok olduğunda değer kazanır.` anlamında kullanılan bir sözdür. ülkemizde genelde vefat etmiş siyasetçiler için kullanıldığını söylemeliyim. yaşarken bir kez bile oy vermeyip ardından yaşasaydı başımızda olurdu demek bana ikiyüzlülük geliyor nedense.
devamını gör...
birine yazmak için ideal giriş cümlesi
2021 ideal giriş cümleleri:
facebook için: selam, tanışalım mı?
ınstagram için: merhaba burda çok güzelsin.
kafa sözlük için: 36383828 nolu tanımın ile ilgili.
facebook için: selam, tanışalım mı?
ınstagram için: merhaba burda çok güzelsin.
kafa sözlük için: 36383828 nolu tanımın ile ilgili.
devamını gör...
şeker portakalı
insanları ne kadar etkilediği, her sözlükte mutlaka bir zeze bulunmasından da anlaşılabilecek otobiyografik roman. jose mauro de vasconcelos'un otobiyografik üç kitaplık serisinin birinci -ve bence- en başarılı kitabıdır. diğer ikisi delifişek ve güneşi uyandıralım'dır.
devamını gör...
antonín dvořák
dinlerken coşmamanın, hüzünlenmemenin ve hiddetlenmemenin imkansız olduğu çek müzik dehası. besteciliği bedřich smetena ile başlamış olup kısa sürede ünlenmiştir. from the new world ** ölmeden önce kesinlikle dinlenmelidir.
devamını gör...
guy ritchie
snatch gibi kült filmler listesinde zirvelerde olan bir filmi ve sherlock holmes gibi çok çok eğlenceli bir seriyi yönetmesinin yanı sıra, madonna 'nın da eski kocası olan yönetmen.. severek izliyoruz..
devamını gör...
şu an sokakta kutlama yapan beşiktaşlılar
bir bjkli olarak söylüyorum kutlama yapmaları ahmaklık.
devamını gör...
sısısısı
bu gülüşü nerede görsem tanırım. *
kızlara diye niyet edip ne kadar erkek varsa etkileyen bahtsız iblis.*
kızlara diye niyet edip ne kadar erkek varsa etkileyen bahtsız iblis.*
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
hırçın, huysuz bir yanım var. bir anda huysuzluğum tutunca kendimi durduramıyorum ve sonuçları genelde kırıcı oluyor.
bari özür dilemeyi becerebilsem. o da yok. bunu yapamadığım için kendime karşı da hırçınlaşıyorum.
yaşlılığım da böyle olursa hiç çekilmem.
huysuz bir ihtiyar olmak istemiyorum, offf.
bari özür dilemeyi becerebilsem. o da yok. bunu yapamadığım için kendime karşı da hırçınlaşıyorum.
yaşlılığım da böyle olursa hiç çekilmem.
huysuz bir ihtiyar olmak istemiyorum, offf.
devamını gör...
depersonalizasyon ve derealizasyon
kişinin kendini bulunduğu yere ve kendine yabancı hissetme durumudur.
yürürken veya herhangi bir ortamdayken bir anda gerçeklik algını yitiriyor gibi oluyorsun. bunu yaşamayan insanlara tarif etmek zor. çocukken kendime en çok sorduğum sorulardan biri şuydu. "ben kimim?"* benliğime yabancı hissetme durumu ve saçma sapan, açık uçlu, yanıtlayamayacağım sorular. kimim ben, yaşamdaki rolüm ne? gibi sorularla bir psikoza girer bedenimi ve bulunduğum anı hissetmeye çalışırdım. bazen yıllardır tanıdığım insan karşımda oturuyorken, yine birden algım kopuyor ve "bu kim, ne ara tanıştık ki biz" diyorum. kendine üçüncü şahıs gözünden bakmak, trene ters koltukta oturmak gibi bir his. hâlâ benzer durumlar yaşayıp realiteden koptuğum oluyor ara sıra.*
yürürken veya herhangi bir ortamdayken bir anda gerçeklik algını yitiriyor gibi oluyorsun. bunu yaşamayan insanlara tarif etmek zor. çocukken kendime en çok sorduğum sorulardan biri şuydu. "ben kimim?"* benliğime yabancı hissetme durumu ve saçma sapan, açık uçlu, yanıtlayamayacağım sorular. kimim ben, yaşamdaki rolüm ne? gibi sorularla bir psikoza girer bedenimi ve bulunduğum anı hissetmeye çalışırdım. bazen yıllardır tanıdığım insan karşımda oturuyorken, yine birden algım kopuyor ve "bu kim, ne ara tanıştık ki biz" diyorum. kendine üçüncü şahıs gözünden bakmak, trene ters koltukta oturmak gibi bir his. hâlâ benzer durumlar yaşayıp realiteden koptuğum oluyor ara sıra.*
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
bakarsın aynalara, kibrinle yaşarsın
yalanı çok seven dilin işini orda başarsın
bu bitmiş öykünün bendim hayalperesti
sen bir ara durakmışsın, hayatımın turisti...
yalanı çok seven dilin işini orda başarsın
bu bitmiş öykünün bendim hayalperesti
sen bir ara durakmışsın, hayatımın turisti...
devamını gör...
ihanet
hiç beklemediğiniz anda sizi sevdiğini devamlı hissettiren, ilgili çok yakın arkadaşınızın eski sevgilinize aşık olması buna örnektir.eskiden ilgilenen arkadaş!
arkadaşımın adı denizdi. ben de bu sarsıntıya karşı şebnem ferah’tan verdim coşkuyu;
“bu dalgasız deniz, durgun aldatır, inanma!”
arkadaşımın adı denizdi. ben de bu sarsıntıya karşı şebnem ferah’tan verdim coşkuyu;
“bu dalgasız deniz, durgun aldatır, inanma!”
devamını gör...
