her türk evladının şiir defterinde ve yüreğinde yurt tutmuş bir şiir. nice bayramlarda bu soylu millet haykırmıştır orhan şaik gökyay'ın bu şiirini. ruhu şad mekanı cennet olsun.

bu vatan kimin

bu vatan toprağın kara bağrında
sıra dağlar gibi duranlarındır.
bir tarih boyunca onun uğrunda,
kendini tarihe verenlerindir.

tutuşup kül olan ocaklarından,
şahlanıp köpüren ırmaklarından,
hudutlarda gazâ bayraklarından.
alnına ışıklar vuranlarındır.

ardına bakmadan yollara düşen
şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
huduttan hududa yol bulup koşan
cepheden cepheyi soranlarındır…

ileri atılıp sellercesine
göğsünden vurulup tam ercesine,
bir gül bahçesine girercesine,
şu kara toprağa girenlerindir.

tarihin dilinden düşmez bu destan
nehirler gazidir, dağlar kahraman
her taşı bir yakut olan bu vatan
can verme sırrına erenlerindir.

gökyay’ım ne desem ziyade değil,
bu sevgi bir kuru ifade değil.
sencileyin hasmı rüyada değil,
topun namlusundan görenlerindir…
devamını gör...

okumadığım bir sürü kitap var izlemediğim bir sürü film var.
öğrenince şaşıracağım şaşırınca seveceğim kıymetli bilgiler deneyimler var.
ailem var karşılık beklemeden seven hep sevecek olan ailem var.
dediğim başlıktır.
devamını gör...

nesrin sipahi'nin efsane parçasıdır.

bizde mi böyle böyle olacaktık
bu en güzel çağda yas mı tutacaktık


ah be sanki bu zamanları anlatıyor.

devamını gör...

teknoloji çok ilerlesin ve keşfedilsin istediğim alan. kedim ne düşünüyor acayip merak ediyorum.
devamını gör...

müzik listemin daimi bir parçası olacak ve ancak özel zamanlara saklayacağım bir şarkı** keşfettim, sağolun marikaki.. sözleri de bir o kadar anlamlı ki..
devamını gör...

insanların özel hayatına saygısı olmayan, kendi doğrularını dayatmaya çalışan kişi.
devamını gör...

'imkanı olan bir öğrenciye..' diye başlaması gereken cümle. bilin bakalım ülkedeki öğrencilerinin çoğunun neyi eksik?
devamını gör...

kitaplar insanlara oturdukları yerde başka dünyaların kapılarını aralama fırsatı hatta gözleme imkanı sunar yüzlerce hatta binlerce insanla tanışır onların tecrübelerine bizzat şahit olursunuz .. sokağa çıkıp ilk gördüğün insana soru sorsan belki cevap alamazsın ama kitaplar sizlere bencilce davranmazlar kitaplar kalbinizle ve beyninizle konuşurlar belki olayları kitabı bitirip kapattıgınızda hatırlamayacaksınız tam olarak ama kalbiniz asla unutmayacaktır.. okuyun ne bulursanız okuyun çünkü ruhun gıdalarından biri de okumaktır..
devamını gör...

dünyanın en güzel oksimoronlarından biri. 97 yılında bir araya gelmiş, inanılmaz bir harmoni ve müzikalite yakalamış ve dünyaya her biri ayrı şaheser olan parçalar bırakmış, michigan detroit çıkışlı amrikalı blues-rock ikilisi, ve grupla aynı adı taşıyan ilk albümleri. her ikisi de tek başına bir orkestra olabilen bu ikiliye rockçı deyip geçmek büyük bir kavramsal eksiklik yaratacağından elimden geldiğince boşlukları doldurarak anlatmaya çalışacağım destansı öykülerini. çünkü yıllardır ikili gibi değil de bir bütünün birbirini mucizevi bir rastlantısallıkla bulmuş iki yarısı gibi davranan bu iki ruh ne kadar anlatılsa az.

jack white -çoğunlukla vokalde gördüğümüz bey- ergenliğinde orduya katılmayı ve hatta rahip olmayı istemiş. şimdi olduğu yere bakınca yaratıcı ruhunun onu daha nerelere götüreceğini ve biz fanileri daha ne sürprizlerin beklediğini merak etmeden edemiyor insan. grubun tarihini şekillendiren akıl gibi görünüyor olsa da amma ve lakinki öyle değildir.

genellikle davulun arkasında görmeye alışık olduğumuz meg white'sa -grubun beyni vicdanı ve bence her şeyi- aşçı ve şef olmaya kararlı ve hatta bu fikre de tutkuyla bağlı bir gençmiş. kendisinin bir başka tutkusu olan nane şekerleriyse grubun adının çıkış noktası. görüntüsünü hatırlamakta hiç güçlük çekmeyeceğiniz şu kırmızı beyaz sarmal çizgili şekerlemelerden bahsediyoruz, evet.

bizden eski eş olduklarını saklayıp kardeş olduklarını öne süren ve durumun magazinelliğine şakalar haricinde asla ilişmeyen bu ikilinin ilk buluşması da tam bir kozmik şaka. 94 yılında meg'in o dönem çalıştığı restoranda gelip giden jack açık mikrofon etkinliklerinde sahneye çıkıp şiirlerini okumaya başlar ve olanlar olur. tanışır tanışmaz aşık olup birlikte müzik yapmaya, yerel kahvecileri ve civar kayıt stüdyolarını gezmeye başlarlar.

müzikal kariyerine hali hazırda bir davulcu olarak başlamış olan jack'in birlikte müzik yaptığı arkadaşları ve çaldığı mekanları zaten vardır. meg bu dünyaya adapte olmakla kalmayıp o dünyayı da kendine adapte edince, ortaya bir de çift başlı ideal müzikalite çıkınca evlenmeye karar verirler. 21 eylül 96 tarihinde geleneksel olana karşı duran, jack'in eşi meg'in soyadını aldığı bir evlilikle birleşir ve kendilerine özgü dünyalarının bizimkini kasıp kavurmasına sebep olacak fitili de ateşlerler.

97 yılında meg eşi jack'ten davul öğrenmeye ve onunla birlikte davul çalmaya başlar. jack sonradan bu ilk birlikte çalma deneyimlerinden şöyle bahsedecektir: "benimle davul çalmaya başladığında özgürleştirici ve taze bir etki yarattı. beni açan hızla açılmamı sağlayan bir etkisi oldu".

birlikte çalmak meg için de aynı tazelikte ve başkalaştıran hislere sebep olur, aralarındaki harmoniyi anlatırken "jack'in çalma şekline öyle aşinayım ki ne zaman ne yapacağını önceden biliyorum. çaldığı şeyle nereye varacağını ya da performansın neye evrileceğini jack'in tavrı ya da modundan hemen sezebiliyorum. beni kısır döngüye sürüklediği zamanlar da oluyor, ama çoğunlukla onu istediğim yerde tutabiliyorum." der.

99 yılı mart ayında ilk single "the big three killed my baby" ve takiben ilk albüm "the white stripes" gelir. ayrıca bu yazıyı hazırlarken dinlediğim albümdür grupla aynı adlı bu albüm.
ilerleyen zamanlarda "en ham tınlayan ve en yalın albümümüzdü, biraz kıyıda kaldı" diye anacakları bu 17 parçalık kayıt aslında müzik tarihinde önemli bir yere sahip olsa da gerçekten de kıyıda köşede kalır. benim kişisel tarihimdeyse apayrı bir yere sahip. o dönem alternatif müzikler çalan nadir radyolarla düşüp kalktığım, kulağımda radyoyla uyuyup uyandığım ve henüz az bildiğim ingilizcemle internette gezinmeye başladığım ilk ergenlik yıllarım olduğundan hayran hayran kendi kendime takılıyordum. az bilinen bir grup keşfetmiştim, deprem de neymiş?!fakat kimselere ses etmiyordum. davul döven beyaz kadın -ki alışıldık bir görüntü değil kabul edelim, hemcinsimi öyle görünce hep bir gaza gelirdim- ve gitar döven beyaz adam! iki beyaz güzel insan blues şov yapıyorlar! vay arkadaş! kozmik şaka gibi bir oksimoron! blues çalan beyaz insanlar!

ilk albümden hemen sonra boşanma haberi de gelir tabii. ürettik enerjimizi boşalttık bitti der gibi sanki. fakat burada hemcinsimi alkışlayacağım sözlük, kimse beni tutmasın. jack biz ayrıldık white stripes bitti diye ortalarda gezinir yeğenden kuzenden yedek kulübeden bulup buluşturduğu insanlarla kendine yeni bir grup düzmeye çalışırken meg çıkagelir. ve der ki "höst paşam! white stripes'ın bizim evliliğimizle ne alakası var? biz çalıp söylemeye devam edelim." tabii resmi kaynaklar bunu böyle yazmıyor, sadece meg jack'i ikna etti diyor, ben boşlukları böyle dolduruyorum, yanlış anlaşılmasın.

ikili bu ayrılıkla müzikalitelerinden hiçbir şey kaybetmediklerini de o yıl ortaya çıkardıkları ve white stripes'ı dünyayla tanıştıran ikinci albümleri de stijl'le ispatlarlar. billboard listelerine bir anda 38.sıradan yerleşen albüm de stijl'e ismini veren, grubun da ilham kaynağı olan, minimalizm ve yapıbozumu savunan, kırmızı siyah ve beyaz renkleri yücelten sanat akımının aynı zamanda grubun bundan sonraki görsel ve işistsel temasını da yansıtmasına karar verirler. dış dünyayla tüm bağlarını da bu üç ayaklı felsefi dil üzerinden kurar ve soran herkese aralarındaki tüm ilişkiyi bu yapboz oyununun bir parçası gibi bir şakayla anlatır, tüm dünyaya kardeş olduklarını söylerler. asıl amaç dikkatleri magazinel geçmişten ziyade müzikal icraya çekmektir. fakat benim kişisel görüşüm, tüm yaratım süreçlerini yapıbozumla şekillendiren bu ikilinin aralarındaki zamansız ve sıfatsız ilişkiye de aynı algıyla yaklaştığı yönünde.

zira de stijl akımı ve felsefesi sanıldığından daha da büyük yer kaplar müzikaletelerinde. her parçayı kırmızı siyah beyaz gibi üç ayaklı bir ses bütünlüğüyle inşa ederler. ya davul-vokal-gitar ya piyano-vokal-davul, ya piyano-gitar-vokal vb... bu matematiksel inşa icra ettikleri müziğin yalın kalmasını, ham tınlamasını sağladığı gibi onları da birer müzikal birey olarak hem stüdyoda hem sahnede daha özgür, özgün ve doğaç kılar.

az kanallı ses üretmek kayıt aşamasında da büyük bir özgürlük alanı sağlar ve ikisinin de tutkunu olduğu antika ekipman kullanımını beraberinde getirir. bozuk, bozulmuş, deforeme ve arıza seslerle uğraşmaya başlar, bambaşka ve yaratıcılıklarının her aşamasında yapıbozumdan ve üçlemelerden beslendikleri yeni bir dünya yaratırlar. son derece yalın olan canlı performansları ve videolarında da sahne kıyafetleri hep üç renkli -kırmızı siyah beyaz- bir kombinasyonla şekillenir. meg'e göre bu izleyicinin de algısını başka şeylerle yormamak adına anlamlı bir tercihtir. "okul üniforması gibi. herkes aynı şeyleri giydiği için odağı dağıtmadan icramız üzerinde tutabiliyoruz."

burdan sonrası az çok bilinen bir müzikal hikaye. ivmeyi hiç düşürmeden çıtayı her daim daha da yukarı taşıyan albümler ve on yıl sonra gelen müzikal ayrılık. tüm bu süreçlerde meg sessizliğini koruyan taraf olduğundan jack'in verdiği tek tük röportajlardan biliyoruz ki yine meg'in kararı bu ikilinin tarihini şekillendirir. saf, yalın ve küçük ölçekli başlayan maceranın büyüyüp dünyaya mal olması meg'de çocuğu evden kaçan anne kaygısı yaratmış olacak ki yoğun bir anksiyeteyle boğuşur, yorulur ve giderek sessizleşir. dev konserler yalınlıktan beslenen o'na göre değildir. gelen şöhret ve görkemi meg'e nazaran çok daha iyi göğüsleyen ve yöneten jack'in sonradan anlattıklarına göre yaratım süreçleri aynı büyünün etkisi altında sürse de meg yarattıkları müziğe eskisi kadar ne tezahürat etmekte ne de neşe patlamaları yaşamaktadır. hevesi kaçmış, jack'le birlikte üretmek ve ürettiklerini dünya kadar dinleyicinin bomboş tüketimine sunmak onun için tüketen ve yoran bir eylem halini almıştır artık.

2007 eylül ayı itibariyle meg dinlenmeye çekilir. iyi ki de çekilir çünkü hemen iyileşsindir, meg bize lazımdır!

aradan geçen iki yılın ve molanın ardından 2009 yılında ilk kez yeniden sahneye çıkan ikili alternatif bir we're going to be friends icrası sergiler. o güne dek duyulmamış olan bu icra yıllar sonra white stripes'ın bir grup olarak sahneye son kez çıkışının ilamı olarak yorumlanacaktır. fakat kötü haber bu kez yavaş vuku bulur ve yavaş yayılır.
2010da yeniden bir araya geleceklerinin ışıklarını yaksalar da 2011 yılında resmi bir duyuruyla dinleyenlerine white stripes'ın resmen son bulduğunu haber verirler.

bitti denmiş olsa da hala arkadaşlıkları ve müzikal birliktelikleri süren bu ikilinin her an bir yerlerden yeniden doğacaklarına inancım tam. biteviye bir yolculuk onlarınki, kırlardan gelecekler!
devamını gör...

başarısızlık durumunu her zaman dışsal nedenlere atfetmek. bu tarz konuşan bir arkadaşınız varsa hiç arkanıza bakmadan kaçmanızı öneririm.
devamını gör...

bartu küçükçağlayan
devamını gör...

tatlı bir dille yapıldığı sürece harika olan harekettir bence. yazım hatalarını da düzelttiğim oluyor bazen, biri beni düzelttiğinde de çok mutlu oluyorum. sözlüğe önem verdiğimizin göstergesidir.
devamını gör...

gideceğim demedin, çektin ve gittin
ağır kapıları kapadım üzerine
kilitledim en az on defa, gelirsen açmayayım diye
anahtarı aldım sonra, fırlattım balkondan
gönlümün duvarlarına kilitedim kendimi
saatler geçti, dakikalar bitti, zaman yitirdi kendisini
beynimi tırmalayan tiktaklar eşliğinde
sonsuz kez bekledim gelmeni
güya hiç affetmeyecektim seni
oysa iki üç kelime ve birkaç güzel şiir
yetecekti unutmama her şeyi
bekledim, bekledim bekledim
ne sen geldin ne ben vazgeçtim...
sonra bir kuş geldi bulutların üzerinden
kulağıma fısıldadı gelmeyeceğini
nedense beynime inanmayan kalbim
o küçük kuşa inanmak istedi
ben seni affettim ve unuttum gitti
unuttum gitti...

günler, aylar yıllar geçti, belki
bilmiyorum, hatırlamıyorum da gerçi
bir gün küçük kuşu beklerken geldi biri
çaldı çaldı kapıyı, kim o dedim, gitti.
pencereden baktım, karşımda senin bedenin
heyecandan tutuldu dilim ve ellerim
tek bir şey istedim, küçük bir özür ve sesinden birkaç şiir
duydun sesimi, durdun birkaç saniye
ve yine arkana bile dönmeden geçtin gittin.
benim kapım kilitli ve senin bencil sözlerin
paramparça etti benliğimi
pencereden gökyüzüne bakarken
yine o küçük kuş çıktı geldi...
devamını gör...

muzlu gofret. markası önemli değil.
devamını gör...

herhangi bir arama motoruna başöğretmen yazmasını ve çıkan ilk sonuçta yazan ismi okumasını önerdiğim başlık. örnek.
devamını gör...

1825-1905 yılları arasında yaşamış fransız ressam. monet ve degas'a göre 19. yüzyılın en başarılı fransız ressamıydı.
mitolojiyi ve dinsel konuları yoğun olarak işlemiştir. eserlerinde genelde kız çocuklarını ve kadın figürlerini görüyoruz. bazen çobanlık yapan bir kız çocuğunu young shepherdess standing,
veya örgü ören bir çocuğu the knitter (1884),
ya da hüzünle uzaklara bakan bir kızı alone in the world (1867).
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
song of the angels (1881)
bir de bu ressamın soyadına bayılıyorum ben. harfler mükemmel bir uyumla bir araya gelmiş. yazmadan edemedim.
eserlerinin tümüne göz gezdirmek isteyenler için buradan
devamını gör...

benim tosunum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

gönül isterdi ki 8 mart gibi değerli bir tarihte bahsetmek gerekmesin, gönül isterdi ki kimselerin ihtiyacı dahi olmasın; ama mademki ruh hastalarıyla dolmuş taşmış etrafımız, o hâlde öğrenmek gerek.

kades, kadına yönelik bilumum suç durumunda ilgili kişinin güvenlik güçleriyle olabildiğince hızlı sürede iletişim kurabilmesi için emniyet genel müdürlüğü tarafından geliştirilen bir uygulama.

çok da basit çalışıyor: kullanıma hazır olması için yapmanız gereken tek şey, kimlik bilgilerinizi ve telefon numaranızı doğrulamanız.* ardından telefonunuzda hazır şekilde sizi bekler durumda kalıyor. olası bir tehlike anında; uygulamayı açmak, "yardım iste" butonuna tıklamak ve onay iletisini yanıtlamak gibi üç kısa adımda çalışıyor. ivedilikle kişisel bilgilerinizi ve konumunuzu emniyet güçlerine bildiriyor.

bütün kalbimle aksini dilemekle birlikte, ne olur ne olmaz*, bütün kadınların en azından haberlerinin olmasında fayda var herhalde.

indirme linkleri:
android
ios
devamını gör...

markete girdiğinizde beyninizin bir hesap makinesine dönüşmesi.
devamını gör...

eyluling ile beraber beni havuçtan soğutan yazar.

madem öyle, siz de yanın.
ahahah

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim