normal sözlük'te gece farklı sabah farklı bir ortam olması
sözlük sabah daha tatlı yüreklerin buluşma noktası, akşamları ise hayatın sillesini yemişlerin durağı.
devamını gör...
geceye nazım hikmet'ten bir şiir bırak
"biz haber etmeden haberimizi alırsın,
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
o gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanıbaşımızda kalırsın."
gerçek dostlara selam olsun.
yedi yıllık yoldan kuş kanadıyla gelirsin.
gözümüzün dilinden anlar,
elimizin sırrını bilirsin.
namuslu bir kitap gibi güler,
alnımızın terini silersin.
o gider, bu gider, şu gider,
dostluk, sen yanıbaşımızda kalırsın."
gerçek dostlara selam olsun.
devamını gör...
rurouni kenshin (yazar)
kenshin sevdiğimiz bir abimizdi. janti ve deli bir adamdı, güzel söz söylemeyi, kibarlığı ve adabı çok iyi bilirdi. mesela ben bilmem.
çok gülerdi, ben gülmem.
biri mesaj yazınca başkası gibi onu kuru kuru geri göndermezdi, adet gereği tabağı dolu gönderirdi. tabak her geri geldiğinde o yine dolu olarak geri gönderirdi. bu yüzden konuşmaları çok uzatırdı. ben uzatmam. biri yardım istediğinde kimseye sırtını dönmezdi. ben dönerim. herkese "siz, efendim" derdi. ben demem. sevdiği yazarlar için yeri gelir yıllardır eline almadığı gitarı ile şarkı çalar , geleceğin sözlük yazarı yeğeni ile mesajlar yollardı. ben yollamam. sabahın erken saatlerinde insanlar uyanınca mutlu olsun diye gökleri maviye boyayamazdı ama güzel nickaltları yazardı. ben yazmam.
konuşmayı, bol bol yazmayı, saçmalamayı seven bir abimizdi ama mesaj limit engeline takılırdı. ben takılmam. o herkese çok değer verirdi. ben sadece kendime değer veririm. her yazarı çok severdi #867382. ben sevmem.o fiyakalı fiyakalı düşünceler sahibiydi, herkesin iyiliğini düşünürdü ,kimse zarar görmesin, mutsuz olmasın isterdi. ben istemem. heyecanlı ve sınır çizmeyi bilmezdi. ben bilirim. ben sırtımı bir kaç sevdiğime yaslarım o bana yeter.
sözlük size kalsın kardeş, arkamda durmayın yeter.
çok gülerdi, ben gülmem.
biri mesaj yazınca başkası gibi onu kuru kuru geri göndermezdi, adet gereği tabağı dolu gönderirdi. tabak her geri geldiğinde o yine dolu olarak geri gönderirdi. bu yüzden konuşmaları çok uzatırdı. ben uzatmam. biri yardım istediğinde kimseye sırtını dönmezdi. ben dönerim. herkese "siz, efendim" derdi. ben demem. sevdiği yazarlar için yeri gelir yıllardır eline almadığı gitarı ile şarkı çalar , geleceğin sözlük yazarı yeğeni ile mesajlar yollardı. ben yollamam. sabahın erken saatlerinde insanlar uyanınca mutlu olsun diye gökleri maviye boyayamazdı ama güzel nickaltları yazardı. ben yazmam.
konuşmayı, bol bol yazmayı, saçmalamayı seven bir abimizdi ama mesaj limit engeline takılırdı. ben takılmam. o herkese çok değer verirdi. ben sadece kendime değer veririm. her yazarı çok severdi #867382. ben sevmem.o fiyakalı fiyakalı düşünceler sahibiydi, herkesin iyiliğini düşünürdü ,kimse zarar görmesin, mutsuz olmasın isterdi. ben istemem. heyecanlı ve sınır çizmeyi bilmezdi. ben bilirim. ben sırtımı bir kaç sevdiğime yaslarım o bana yeter.
sözlük size kalsın kardeş, arkamda durmayın yeter.
devamını gör...
yazarların şu an duymak istediği söz
“çayı demle sana geliyoruz.”
çok sıkıldım evet. arkadaşlarımı da çok özledim. öyle böyle değil ağlicam şimdi.
çok sıkıldım evet. arkadaşlarımı da çok özledim. öyle böyle değil ağlicam şimdi.
devamını gör...
rehberde babayı kaydetme şekli
sadece numara.
devamını gör...
winterhawk
benim bu grupla tanışmam tamamen tesadüf eseri oldu. vakti zamanında lakota'lı bir dostumla kızılderili müziği üzerine sohbet ederken bir anda işi geyiği vurmam ve adama ''kızılderili flütü iyi hoş da rock&metal müzik yapmıyor sizinkiler.'' dememle başladı bütün olay. cehalet cidden güzel şey. bilmediğiniz şey üzerinden hükmü anında veriyor ve birde işi geyiğe çevirebiliyorsunuz. sonsuz bir özgüven kaynağı. ''winter hawk'' adını bu dostumdan duydum ve o sayede bu grupla tanıştım. kulaklarımın pasının silinmesine vesile oldu. adama çok bilmişlik yapacağız derken rezil rüsva olduk orası ayrı tabi. sağ olsun gülerek geçiştirdi bizi. wakan tanka onu korusun ve kollasın.
şuraya revival adlı albümlerinin tam versiyonunu iliştirivereyim;
bu albümde en çok free to live şarkısına hastayım bunun da altını çizeyim.
şu ise bana göre çok enteresan bir çalışma ve tam bir alameti farika. dinledikçe tekrar dinleyesim geliyor. custer's dyin bu adamların kızılderili müziği ve kültürü ile harmanladıkları en güzel şarkı zannımca.
bu da geçmiş zamandan canlı performansları;
şuraya revival adlı albümlerinin tam versiyonunu iliştirivereyim;
bu albümde en çok free to live şarkısına hastayım bunun da altını çizeyim.
şu ise bana göre çok enteresan bir çalışma ve tam bir alameti farika. dinledikçe tekrar dinleyesim geliyor. custer's dyin bu adamların kızılderili müziği ve kültürü ile harmanladıkları en güzel şarkı zannımca.
bu da geçmiş zamandan canlı performansları;
devamını gör...
osmanlı döneminde olası normal sözlük başlıkları
devamını gör...
delirmek için en uygun yer
içimiz.
kimselere söylemeden, kimseler bilmeden. millet akıllı sanıyor sen içeride vur patlasın çal oynasın. tak yüzüne bi maske, yürü işte mis. adıyaman ili besni ilçesinin kızılin köyündeki amcamlara çok selam ve hayır ben onun kadar güzel istakoz çizemem, lütfen ısrar etmeyin!
kimselere söylemeden, kimseler bilmeden. millet akıllı sanıyor sen içeride vur patlasın çal oynasın. tak yüzüne bi maske, yürü işte mis. adıyaman ili besni ilçesinin kızılin köyündeki amcamlara çok selam ve hayır ben onun kadar güzel istakoz çizemem, lütfen ısrar etmeyin!
devamını gör...
hayal kırıklığı
"büyük bir hayal kırıklığı yaşayıp
ben artık kimseyi sevemem deme!
unutma ki,
en güzel çiçekler
mezarlıklarda yetişir"
-nazım hikmet
herkes gibi ben de hayal kırıklıkları yaşadım. bir daha sevemem de dedim ama işte öyle olmadığını anladım. ya da sadece sevmekte değil. bir daha güvenemem dedim güvendim. tabii her seferinde de hayal kırıklığına uğrayacağız diye bir şey yok. zamanında yaşadığımız o hayal kırıklıkları bizi ilerisi için hazırlıyor ve daha sonrasında şansımız yaver de giderse bu sefer yaşamıyoruz hayal kırıklığını bu sefer başarıyoruz. hem ayrıca ne güzel demiş nazım hikmet. ben hep hayal kırıklığına uğradığım zaman aklıma bu sözler gelirdi. umut etmeyi asla bırakmazdım. o anın beni bitirmesine asla izin vermezdim. şuan bir hayal kırıklığı yaşasam yine aynı sözler gelir aklıma ve ben yine içimi ferah tutarım bilirim ki nasıl her gecenin bir sabahı varsa bu hayal kırıklığının da bir sonu var.
ben artık kimseyi sevemem deme!
unutma ki,
en güzel çiçekler
mezarlıklarda yetişir"
-nazım hikmet
herkes gibi ben de hayal kırıklıkları yaşadım. bir daha sevemem de dedim ama işte öyle olmadığını anladım. ya da sadece sevmekte değil. bir daha güvenemem dedim güvendim. tabii her seferinde de hayal kırıklığına uğrayacağız diye bir şey yok. zamanında yaşadığımız o hayal kırıklıkları bizi ilerisi için hazırlıyor ve daha sonrasında şansımız yaver de giderse bu sefer yaşamıyoruz hayal kırıklığını bu sefer başarıyoruz. hem ayrıca ne güzel demiş nazım hikmet. ben hep hayal kırıklığına uğradığım zaman aklıma bu sözler gelirdi. umut etmeyi asla bırakmazdım. o anın beni bitirmesine asla izin vermezdim. şuan bir hayal kırıklığı yaşasam yine aynı sözler gelir aklıma ve ben yine içimi ferah tutarım bilirim ki nasıl her gecenin bir sabahı varsa bu hayal kırıklığının da bir sonu var.
devamını gör...
masal
gilbert keith chesterton yazdığı masalların okutulmasını yasakladıklarında, bir yazısında şöyle söyler:
"peri masalları çocuklara ejderhaların var olduğunu söylemez, çocuklar zaten ejderhaların var olduğunu bilirler. peri masalları çocuklara ejderhaların öldürülebileceğini söyler."
günümüzde masallara baktığımız zaman pek çoğunun oldukça çarpık bir ahlak anlayışına sahip olduğunu görürüz ama her ne kadar yazarlığını ve kişiliğini sevmesem bile chesterton oldukça önemli bir noktaya parmak basar bu sözleri ile. çocuklar ebeveynleri tarafından çoğu zaman ya kötülükten uzak tutularak yetiştirilir ya da onların dünya gerçeğinin farkına varamayacak kadar küçük ve aptal oldukları yanılgısına düşerler ama tüm o sevimlilik basit birer aldatmacadır özünde. çocuklar kötülüğün bilincindedir pek çok zaman, onlar peri masallarındaki ejderhaların, gerçek dünyada bir yansıması olduğunu rahatlıkla kavrayabilirler ve gariptir ki masallar sahiden kötülüğün bir şekilde yenilebileceği inancını aşılar. ejderhalar öldürülebilir, kötü cadılar ortadan kaldırılıp, kötü yöneten krallar ve kraliçeler bir şekilde cezalandırılır. bizim gibi oldukça yorgun bir neslin içinde bir zamanlar bulunan mücadele duygusuna belki çok büyük bir etkisi olmasa bile ufak da olsa etki bırakabildiği aşikar. yine de gerçek dünya öyle değildir ne yazık ki çünkü iyi ve kötü terimleri kolayca saptırabilir hatta çoğu zaman taraflara göre değişkenlik gösterir. masallardaki siyah-beyaz ayrımı gerçek dünyanın griliği karşısında işlevsiz bir aldatmacaya dönüşüverir. hem özünde pek çoğumuz kendi hikayemizin kahramanı iken başka hikayelerin canavarlarına dönüşebilme potansiyelini taşırız. yine de chesterton'ın üzerinde durduğu gibi bu belirsiz dünyada bile biraz mücade hissi gereklidir, bu yüzden masallar en azından çocuklara en büyük kötülüklerin bile belki bazen durdurulabileceğini gösterir.
t: siyah ve beyaz kadar net ayrımları olan bir dünyada basit orta çağ şiddetini ne kadar kolay meşrulaştırabileceğimizin kanıtı olan hede.
"peri masalları çocuklara ejderhaların var olduğunu söylemez, çocuklar zaten ejderhaların var olduğunu bilirler. peri masalları çocuklara ejderhaların öldürülebileceğini söyler."
t: siyah ve beyaz kadar net ayrımları olan bir dünyada basit orta çağ şiddetini ne kadar kolay meşrulaştırabileceğimizin kanıtı olan hede.
devamını gör...
abluka
abluka (kuşatma), savaş halinde, bir yerin dışarıyla olan her türlü bağlantısını kesmek, ekonomik ve askeri yardımların giriş ve çıkışını engellemek.
ablukanın temel amacı kuşatılan bölgeyi savunmasız bırakarak teslim olmasını sağlamaktır. istanbul kuşatması, ı. ve ıı. viyana kuşatmaları buna örnek olarak verilebilir.
ablukanın temel amacı kuşatılan bölgeyi savunmasız bırakarak teslim olmasını sağlamaktır. istanbul kuşatması, ı. ve ıı. viyana kuşatmaları buna örnek olarak verilebilir.
devamını gör...
toplu taşımada inmek istediğini tuhaf şekilde dile getirenler
kaptan köşede silkelen.
doktor köşede at beni.
başkan bizi bi sümkür.
bunlar benim kafama kazınanlar.
doktor köşede at beni.
başkan bizi bi sümkür.
bunlar benim kafama kazınanlar.
devamını gör...
163 boyunda 77 kilo romantik sözlük erkeği
benden kısa.
benden uzun olsaydı da şansı yok. sonuç olarak e*kek.
t: kadın avındaki varlık. ezerim olm sizi.
benden uzun olsaydı da şansı yok. sonuç olarak e*kek.
t: kadın avındaki varlık. ezerim olm sizi.
devamını gör...
küçük kara balık
"insan doğası gereği bilmek ister." yanlış hatırlamıyorsam aristotales'in bir eseri bu cümleleyle başlıyordu. küçük kara balık da bilmek istiyor. doğasına uygun olanı yapmak istiyor. hayatın anlamını öğrenmede buluyor ve bunun macerasız olmayacağını biliyor. bunun aksi anlayış neden sonra oldu bilinmez -belki de yerleşik yaşamın sağladığı rahatlıktandır- insan öğrenmekten korkar oldu. hatta başkalarının da öğrenmesini istemedi. ne olursa olsun gücünü unuttu. tembelleşti. işte küçük kara balık da bunu anlatan en güzel eserlerden ve unutulmaz kahramanlardandır.
bir sabah annesine dünya ne kadar, neresidir? dünyayı merak ediyorum, bana anlatır mısın? gibi sorduğu sorularla onu çok seven annesini bir hayli korkutmuştu. çünkü dünya işte "bu kadar" dı. yaşadıkları yer kadardı. başka dünya aramaya ne gerek vardı. dışarısı tehlikelerle doluydu. en iyisi hep yerinde kalmaktı. ancak tüm bunlar küçük kara balık'ın aklına yatmıyordu. dünya bu kadar küçük olamazdı. keşfedilecek okyanuslar, kurulacak arkadaşlıklar, öğrenilecek şeyler vardı. yaşanacak bir yaşam vardı. burada kalırsa yaşayamayacaktı. o da gitmeye karar verdi. salyangoz dostuyla da konuşurdu bunları. bulundukları bölgedeki yaşlı balıklar sevmezdi onu. aklında kötücül, zararlı düşünceler vardı. genç balıkların aklını çeliyordu. bu zararlıydı. balıklar sadece balıklarla arkadaş olmalıydı. küçük kara balık ise şöyle diyecekti:" bir balığın salyangozla dost olamadığını nereden biliyorsunuz. ben de böyle bir şey hiç duymadım. " sonuç olarak bu tek düze yaşama karşı çıktı, suçlandı ve hatta ortadan kaldırılmak istendi. birkaç balık arkadaşı onu koruyarak ona akıntıya kadar eşlik etti. küçük kara balık serüvenine atıldı. tam bu noktada iki farklı metin arasında bağlantı kurarak puslu kıtalar atlası'ndan bir alıntı yapmak isitiyorum:
uzun ihsan efendi oğluna, "buradan gitmek istediğini biliyorum oğlum" dedi, " kendime hakim olabilseydim belki de seni, çoktan içine girdiğin bu maceraya bırakmazdım. sana olan sevgim biricik oğlumu tehlikeye atmama engel oluyor. ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. macera ise en büyük ibadettir; çünkü o'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim. kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. bu, yeterince cesur olmadığımın bir göstergesi olabilir. aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum. sana izin veriyorum, git. git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. dünyadan ve onun hiçbir halinden korkma.
iki eserde de aynı düşünce savunulmaktadır. sonuç olarak öğrenmek ve tanıma arzusu şu yaşamı anlamlı kılan yegane unsur olmaktadır. bu yolculukta destekleyici, güven verici tutumlar olduğu sürece mutlu bireyler, mutlu toplumlar olacaktır kanaatindeyim. baskılayıcı tutumlar bir yere kadar sürer ve istenmeyen çıktıları bazen baş edilemez olur. en iyisi keşfetmenin, öğrenmenin önüne geçmeye çalışmamaktır çünkü su akar yolunu bulur ve dirençle akan bir suyun önünde ne durabilir?
bir sabah annesine dünya ne kadar, neresidir? dünyayı merak ediyorum, bana anlatır mısın? gibi sorduğu sorularla onu çok seven annesini bir hayli korkutmuştu. çünkü dünya işte "bu kadar" dı. yaşadıkları yer kadardı. başka dünya aramaya ne gerek vardı. dışarısı tehlikelerle doluydu. en iyisi hep yerinde kalmaktı. ancak tüm bunlar küçük kara balık'ın aklına yatmıyordu. dünya bu kadar küçük olamazdı. keşfedilecek okyanuslar, kurulacak arkadaşlıklar, öğrenilecek şeyler vardı. yaşanacak bir yaşam vardı. burada kalırsa yaşayamayacaktı. o da gitmeye karar verdi. salyangoz dostuyla da konuşurdu bunları. bulundukları bölgedeki yaşlı balıklar sevmezdi onu. aklında kötücül, zararlı düşünceler vardı. genç balıkların aklını çeliyordu. bu zararlıydı. balıklar sadece balıklarla arkadaş olmalıydı. küçük kara balık ise şöyle diyecekti:" bir balığın salyangozla dost olamadığını nereden biliyorsunuz. ben de böyle bir şey hiç duymadım. " sonuç olarak bu tek düze yaşama karşı çıktı, suçlandı ve hatta ortadan kaldırılmak istendi. birkaç balık arkadaşı onu koruyarak ona akıntıya kadar eşlik etti. küçük kara balık serüvenine atıldı. tam bu noktada iki farklı metin arasında bağlantı kurarak puslu kıtalar atlası'ndan bir alıntı yapmak isitiyorum:
uzun ihsan efendi oğluna, "buradan gitmek istediğini biliyorum oğlum" dedi, " kendime hakim olabilseydim belki de seni, çoktan içine girdiğin bu maceraya bırakmazdım. sana olan sevgim biricik oğlumu tehlikeye atmama engel oluyor. ama bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. macera ise en büyük ibadettir; çünkü o'nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim. kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. bu, yeterince cesur olmadığımın bir göstergesi olabilir. aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum. sana izin veriyorum, git. git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. dünyadan ve onun hiçbir halinden korkma.
iki eserde de aynı düşünce savunulmaktadır. sonuç olarak öğrenmek ve tanıma arzusu şu yaşamı anlamlı kılan yegane unsur olmaktadır. bu yolculukta destekleyici, güven verici tutumlar olduğu sürece mutlu bireyler, mutlu toplumlar olacaktır kanaatindeyim. baskılayıcı tutumlar bir yere kadar sürer ve istenmeyen çıktıları bazen baş edilemez olur. en iyisi keşfetmenin, öğrenmenin önüne geçmeye çalışmamaktır çünkü su akar yolunu bulur ve dirençle akan bir suyun önünde ne durabilir?
devamını gör...
edebiyat dedikoduları
yusuf ziya ortaç'a ismet inönü ve adnan menderes hakkında ne düşündüğünü soruyorlar, cevap : "ismet paşanın ardında inönü muharebeleri var , bizim zavallı adnan beyin ardında ise terzi izzet'in ceketi".
devamını gör...
arandığı zaman bulunmayan şeyler
şiki şiki baba kasedi.
devamını gör...
normal sözlük'ün başarılı olma nedeni
bir sözlüğe içimizi dökme açlığımıza derman olmuştur, alternatifinde çaylak gezerken burada ciddiye alınmak hoşa gitmiştir. tanım patlaması yaşıyorum sayın sözlük, çok doluymuşum durduramıyorum.
devamını gör...
gereksiz abartılan şeyler
(bkz: her şey)
devamını gör...

