geceye ingilizce bir söz bırak
age is just a number
devamını gör...
moderasyonumu nasıl beğendiniz
moderasyonumu nasil buldunuz? ve moderasyonumu begendiniz mi? sorularinin heyecan ve dil surcmesi ile bir arada sorulmus hali.
devamını gör...
makeba
fransız şarkıcı jain'in 2015 yılında çıkarttığı zanaka albümünde bulunan, ünlü afrikalı, afrikanın annesi lakaplı miriam makeba için yazdığı parça:
canlı performansı için:
canlı performansı için:
devamını gör...
otuz beş yaş
bunalımların şairi, zavallı cahit sıtkı tarancı'nın en sevilen, en bilinen şiiridir. ne var ki, yaş otuz beş, yolun yarısıdır dese bile 46 yaşında hayata gözlerini yummuştur:
yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
dante gibi ortasındayız ömrün.
delikanlı çağımızdaki cevher,
yalvarmak yakarmak nafile bugün,
gözünün yaşına bakmadan gider.
şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
benim mi allahım bu çizgili yüz?
ya gözler altındaki mor halkalar?
neden böyle düşman görünürsünüz,
yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
zamanla nasıl değişiyor insan!
hangi resmime baksam ben değilim.
nerde o günler, o şevk, o heyecan?
bu güler yüzlü adam ben değilim;
yalandır kaygısız olduğum yalan.
hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
hatırası bile yabancı gelir.
hayata beraber başladığımız
dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
gittikçe artıyor yalnızlığımız.
gökyüzünün başka rengi de varmış!
geç farkettim taşın sert olduğunu.
su insanı boğar, ateş yakarmış!
her doğan günün bir dert olduğunu,
insan bu yaşa gelince anlarmış.
ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
her yıl biraz daha benimsediğim.
ne dönüp duruyor havada kuşlar?
nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
n'eylersin ölüm herkesin başında.
uyudun uyanamadın olacak.
kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
bir namazlık saltanatın olacak.
taht misali o musalla taşında.
yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
dante gibi ortasındayız ömrün.
delikanlı çağımızdaki cevher,
yalvarmak yakarmak nafile bugün,
gözünün yaşına bakmadan gider.
şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
benim mi allahım bu çizgili yüz?
ya gözler altındaki mor halkalar?
neden böyle düşman görünürsünüz,
yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
zamanla nasıl değişiyor insan!
hangi resmime baksam ben değilim.
nerde o günler, o şevk, o heyecan?
bu güler yüzlü adam ben değilim;
yalandır kaygısız olduğum yalan.
hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
hatırası bile yabancı gelir.
hayata beraber başladığımız
dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
gittikçe artıyor yalnızlığımız.
gökyüzünün başka rengi de varmış!
geç farkettim taşın sert olduğunu.
su insanı boğar, ateş yakarmış!
her doğan günün bir dert olduğunu,
insan bu yaşa gelince anlarmış.
ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
her yıl biraz daha benimsediğim.
ne dönüp duruyor havada kuşlar?
nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
n'eylersin ölüm herkesin başında.
uyudun uyanamadın olacak.
kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
bir namazlık saltanatın olacak.
taht misali o musalla taşında.
devamını gör...
taksim metro'da bir vatandaşın intihar etmesi
reyizimizin muhteşem eserlerini övdüğü saatlerde gerçekleşmiştir. hadsiz başka saat mi bulamadın intihar edecek! maddi sıkıntı falan değildir yegenim pisikelecik sorunları vardır.
devamını gör...
sevgilisine şiir okuyan erkek
şey acaba bu bir rivayet mi?
devamını gör...
geceye bir şiir bırak
yüreğim gövdeme sığmıyor
gövdem odama
odam evime sığmıyor
evim dünyaya
dünyam evrene sığmıyor
patlayacağım
acımın acısından susmuşum
ki suskunluğum göklere sığmıyor
böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım
gönül dar geliyor sevgime
kafam beynime
ah şakaklarım
çatlayacağım
anladım artık anladım
kimselere anlatamayacağım
- aziz nesin
gövdem odama
odam evime sığmıyor
evim dünyaya
dünyam evrene sığmıyor
patlayacağım
acımın acısından susmuşum
ki suskunluğum göklere sığmıyor
böyle bir acıyı kimlere nasıl anlatacağım
gönül dar geliyor sevgime
kafam beynime
ah şakaklarım
çatlayacağım
anladım artık anladım
kimselere anlatamayacağım
- aziz nesin
devamını gör...
eldar
kendilerini quendi olarak adlandıran elfler. iluvatar'ın çocuklarının ilk ve en yaşlıları. adil ve zeki olarak bilinirler. ilk ortaya çıkış yerleri cuivienen dir. uyanan ilk elfler ise; imin, tata ve enel adları ile bilinir. bu ilk elfler ve eşleri yolculukları sırasında yeni yeni uyanmaya başlayan diğer efler ile karşılaşmaktadırlar. biz ise bu elfleri üç grupta biliyoruz; noldor elfleri, teleri elfleri ve vanyar elfleri.
elflerin uyanışından, valar'dan önce haberi olan melkor ise onlara zara vermek ve olası valar-elf buluşmalarını engellemek için elflere musallat olması için değişik kötü ruhlar göndermiştir. öngürülü biri olan melkor, orome'nin elfleri keşfedecek ilk kişi olduğunu bildiği için, bu kötü ruhlar orome'nin suretine benzemektedir. dolayısıyla bu elfler, orome ile ilk karşılaştıklarında onun da kötü biri ruh olduğunu düşünerek bir müddet uzak durmuşlardır kendisinden.
fakat daha sonra bazıları orome'nin gerçek yüzünü görmüş ve hemcecik yakınlaşmışlardır.
bu olaylar neticesinde orome, valinor'a giderek valar'ı eldar hakkında bilgilendirmiş ve onları melkor'un eziyetinden kurtarmak gerektiğini söylemiştir. daha sonra valar ve melkor arasında geçen büyük savaş sonrası melkor tutsak alınır. elfler ise bu savaşın varlığından bihaber olmakla beraber, yine de şiddetine ikinci elden tanık olmuşlardır.
daha sonra, calaquendi adıyla bilinen bir kısım eldar, valar tarafından orta dünyadan valinor'a getirilmiş ve burada ainur tarafından eğitilmişlerdir. silmarill'ler çalınana kadar burada ikamet eden elfler, daha sonra tekrardan orta dünya'ya dönmüşlerdir. ve üçüncü çağın sonuna kadar kalmışlardır.
elflerin uyanışından, valar'dan önce haberi olan melkor ise onlara zara vermek ve olası valar-elf buluşmalarını engellemek için elflere musallat olması için değişik kötü ruhlar göndermiştir. öngürülü biri olan melkor, orome'nin elfleri keşfedecek ilk kişi olduğunu bildiği için, bu kötü ruhlar orome'nin suretine benzemektedir. dolayısıyla bu elfler, orome ile ilk karşılaştıklarında onun da kötü biri ruh olduğunu düşünerek bir müddet uzak durmuşlardır kendisinden.
fakat daha sonra bazıları orome'nin gerçek yüzünü görmüş ve hemcecik yakınlaşmışlardır.
bu olaylar neticesinde orome, valinor'a giderek valar'ı eldar hakkında bilgilendirmiş ve onları melkor'un eziyetinden kurtarmak gerektiğini söylemiştir. daha sonra valar ve melkor arasında geçen büyük savaş sonrası melkor tutsak alınır. elfler ise bu savaşın varlığından bihaber olmakla beraber, yine de şiddetine ikinci elden tanık olmuşlardır.
daha sonra, calaquendi adıyla bilinen bir kısım eldar, valar tarafından orta dünyadan valinor'a getirilmiş ve burada ainur tarafından eğitilmişlerdir. silmarill'ler çalınana kadar burada ikamet eden elfler, daha sonra tekrardan orta dünya'ya dönmüşlerdir. ve üçüncü çağın sonuna kadar kalmışlardır.
devamını gör...
mini etekli hakime güvenilir mi sorunsalı
hakime hanımlar mini etek mi giyiniyormuş.
şaka mısınız siz? devlet kurumlarında bırakın etek boyu tartışmasını, giyilen ayakkabının topuk ve burun kısmının açık olması bile yasak.
millet ne cigaralar içiyor değil, bu.
bu fikir tartışması da değil.
bu açıkça mal beyanıdır.
kılık kıyafetin, insanların iradeleri ve fikirleri ile alakalandırılması ve aklınızda sinsi niyet okumalarınızdan bıktık.
ülke son 20 yılda zaten perdeli ablalarla doldu, biz saygımızı gösteriyoruz. ama fakat lakin bence perdeli ablaları savunmalar bitsin artık savunulacak bir taraf yok, bu bir tarzdır, inanç şekline göre yaşam şekildir. ulan herkes kabul ediyor ama ülkede bir kesim var ki hep ağlak hep mağduriyet. irite ediyorsunuz ki ben perdeli ablalar derken sinirimi ifade ediyorum. bıktık çünki bıktık bu edebiyattan….
şimdi sıra sizde, beyninize oksijenin fazlaca gitmesini temenni ediyor, hakkın ve hukukun olmadığı bu ülkede belki de mini etekli hakimeler olursa belki tecavüzle yargılananlar indirime tabi tutulmaz.( haaa bu bir ütopyadır, asla mümkün değildir, ama fikir tartışacaksak gelin bir de böyle düşünelim).
şaka mısınız siz? devlet kurumlarında bırakın etek boyu tartışmasını, giyilen ayakkabının topuk ve burun kısmının açık olması bile yasak.
millet ne cigaralar içiyor değil, bu.
bu fikir tartışması da değil.
bu açıkça mal beyanıdır.
kılık kıyafetin, insanların iradeleri ve fikirleri ile alakalandırılması ve aklınızda sinsi niyet okumalarınızdan bıktık.
ülke son 20 yılda zaten perdeli ablalarla doldu, biz saygımızı gösteriyoruz. ama fakat lakin bence perdeli ablaları savunmalar bitsin artık savunulacak bir taraf yok, bu bir tarzdır, inanç şekline göre yaşam şekildir. ulan herkes kabul ediyor ama ülkede bir kesim var ki hep ağlak hep mağduriyet. irite ediyorsunuz ki ben perdeli ablalar derken sinirimi ifade ediyorum. bıktık çünki bıktık bu edebiyattan….
şimdi sıra sizde, beyninize oksijenin fazlaca gitmesini temenni ediyor, hakkın ve hukukun olmadığı bu ülkede belki de mini etekli hakimeler olursa belki tecavüzle yargılananlar indirime tabi tutulmaz.( haaa bu bir ütopyadır, asla mümkün değildir, ama fikir tartışacaksak gelin bir de böyle düşünelim).
devamını gör...
insanı yoran şeyler
-denir ki,
insan hep ruhunu, bedenini, sağlığını ve aklını yoran şeylerin peşinden koşuyor...
böyle işte. yormayan ne var ki?
insan hep ruhunu, bedenini, sağlığını ve aklını yoran şeylerin peşinden koşuyor...
böyle işte. yormayan ne var ki?
devamını gör...
z kuşağı
haksız yere eleştirildiğini düşündüğüm kuşak.
etrafınıza bakarsanız "65 yaş üstü oy veremesin. ülkeyi bu hale onlar getirdi" diyenler baby boomers denen kuşağı suçluyor. bazıları politik nedenlerle x kuşağını suçluyor, bir kısmı y kuşağı şöyle böyle diyor... yani özünde her kuşaktan her tip insan çıktı şimdiye dek. z kuşağının da farklı olması için bir neden yok. onlardan da her türlü insan çıktı/çıkıyor/çıkacak.
z kuşağı bazı konularda avantajlı bile diyebiliriz çünkü artık çoğunun elinin altında bilgisayar ve internet var. gerçek haberlere, bilgiye daha kolay ulaştıkları için, ülkede olup bitenlerin iç yüzünü eskilerden daha iyi analiz edebilecek duruma gelecekler. benim o yaşta internetim olsaydı uçmuştum bilimsel anlamda. şu anda çoğu çok genç. siz o yaşlardayken büyük ihtimalle çoğunuz aklı bir karış havada gezen tiplerdiniz. ben de öyleydim. şu anda çok gençler ve istisnaları kenara koyarak diyorum ki, eleştirilmeleri için çok erken.
ha derseniz ki eski gençler en azından büyüklerine karşı daha saygılıydı, şimdi o "büyük"lere bakıyorum da, onların da saygısızlıkta z kuşağı gençlerinden geri kalır yanı yok. hakaretsiz, küfürsüz cümle bitirebilen kaç kişi var ki içlerinde?
bir de bu konuyu twitter yahut instagram gibi ortamlara bakıp da gördüğünüz kötü örnekler üzerinden değerlendirmeniz son derece yanlış. öncelikle, 40+ olan herkes ahlaklıdır diyemeyeceğimizi hepiniz kabul edersiniz sanırım. "komik caps" olarak paylaşıp güldüğümüz bir sürü sapık tip var yaşı bilmem kaça geldiği halde sosyal medyada kadın peşinde koşan. aynı şekilde 20- yaştakiler için hepsi ahlaksızdır denemeyeceğini de kabul edersiniz. su-i misal emsal olmaz denir. yani kötü örneğe bakarak aynı şartlardaki herkesin kötü olduğunu iddia edemeyiz. bu nedenle bana göre (her genelleme gibi) "z kuşağı şöyledir" şeklinde yapılacak tüm olumlu ya da olumsuz genellemeler yanlıştır.
etrafınıza bakarsanız "65 yaş üstü oy veremesin. ülkeyi bu hale onlar getirdi" diyenler baby boomers denen kuşağı suçluyor. bazıları politik nedenlerle x kuşağını suçluyor, bir kısmı y kuşağı şöyle böyle diyor... yani özünde her kuşaktan her tip insan çıktı şimdiye dek. z kuşağının da farklı olması için bir neden yok. onlardan da her türlü insan çıktı/çıkıyor/çıkacak.
z kuşağı bazı konularda avantajlı bile diyebiliriz çünkü artık çoğunun elinin altında bilgisayar ve internet var. gerçek haberlere, bilgiye daha kolay ulaştıkları için, ülkede olup bitenlerin iç yüzünü eskilerden daha iyi analiz edebilecek duruma gelecekler. benim o yaşta internetim olsaydı uçmuştum bilimsel anlamda. şu anda çoğu çok genç. siz o yaşlardayken büyük ihtimalle çoğunuz aklı bir karış havada gezen tiplerdiniz. ben de öyleydim. şu anda çok gençler ve istisnaları kenara koyarak diyorum ki, eleştirilmeleri için çok erken.
ha derseniz ki eski gençler en azından büyüklerine karşı daha saygılıydı, şimdi o "büyük"lere bakıyorum da, onların da saygısızlıkta z kuşağı gençlerinden geri kalır yanı yok. hakaretsiz, küfürsüz cümle bitirebilen kaç kişi var ki içlerinde?
bir de bu konuyu twitter yahut instagram gibi ortamlara bakıp da gördüğünüz kötü örnekler üzerinden değerlendirmeniz son derece yanlış. öncelikle, 40+ olan herkes ahlaklıdır diyemeyeceğimizi hepiniz kabul edersiniz sanırım. "komik caps" olarak paylaşıp güldüğümüz bir sürü sapık tip var yaşı bilmem kaça geldiği halde sosyal medyada kadın peşinde koşan. aynı şekilde 20- yaştakiler için hepsi ahlaksızdır denemeyeceğini de kabul edersiniz. su-i misal emsal olmaz denir. yani kötü örneğe bakarak aynı şartlardaki herkesin kötü olduğunu iddia edemeyiz. bu nedenle bana göre (her genelleme gibi) "z kuşağı şöyledir" şeklinde yapılacak tüm olumlu ya da olumsuz genellemeler yanlıştır.
devamını gör...
bir kadına verilecek en güzel hediye
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.
hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını bastın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam...
hoş geldin kadınım benim hoş geldin.
nazım hikmet
tanım : sevdiğini ifade etmekten kaçınmamak, davranışlarla hoş tutmak, ferasetli ve dürüst olmak bir kadına verilecek en güzel hediyelerdir.
devamını gör...
ölmeden önce yapılacak bir şey
kesinlikle hic bilmediğim sokaklarda gecenin bir yarısı, hic tanımadığım bir arkadas grubuyla yarı sarhoş halde bağıra çağıra şarkı söyleyip el ele koşurmak.
devamını gör...
x mahlaslı yazar sizi gözledi bildirimi
okuduğum başlıkta kendi gezinme butonuma dokuduğumda işe yaramayan özellik.
şey ile aynı değil mi bu; "kalemi eline alınca ilk kendi adını yazan ya da google earth ile önce kendi evini aratan insan mantığı?"
(bkz: en türk özelliğiniz)
şey ile aynı değil mi bu; "kalemi eline alınca ilk kendi adını yazan ya da google earth ile önce kendi evini aratan insan mantığı?"
(bkz: en türk özelliğiniz)
devamını gör...
perdenin ardındakiler
yeni yeni popülerleşmeye başlayan perdenin ardındakiler grubu, ankara’da yaşayan iki üniversite öğrencisi doruk ereşter ve direnç tarafından 1 ağustos 2017 yılında kurulmuştur. grubun altyapı müziklerini ve teknik aşamalarını direnç, vokal ve söz yazım işlerini doruk ereşter yürütüyor. kendilerinin de söylediği gibi perdenin ardındakiler’in yaptığı müzik alternatif müzik denebilir.
grubun isim seçimi de kendileri kadar oldukça mütevazi ve güzel. yolculuk sırasında bir metinden veya kitaptan gördükleri ”perdenin ardındakiler” ismini benimseyen arkadaşlar, perdenin önünde olmak uğruna kalitesiz işler yapmak istemiyorlar. ömür boyu perdenin arkasında kalmaya razı olup, hikayelerini insanlara aktarmayı felsefe edinmişler.
2020 yılında en çok dinlenen 10 grup arasında yer almışlardır. vokalistin sesi (doruk) her ne kadar sesinden dolayı kadın zannedilse de erkektir ve birçok dinleyicisini ses tonundan dolayı şaşırtmıştır. (grubun youtube da bulunan videolarına denk geldiğinizde sıkça rastlayacağınız yorumlar arasında doruk'un kız sanılması ile ilgili yorumlardır.) (bkz: aaaa erkekmiş)
grup için en özel şarkılarısorulmuştur ve röportajlarında;
direnç : benim için en özel şarkımız “ankara’yla bozuşuruz”. şarkıyı yaptığımız zamandaki duygu durumum ve yaparken hissettiğim duygular bu şarkıyı benim için çok ayrı bir yere taşıyor demiştir. ankara'yla bozuşuruz
grubun en sevdiğim şarkısı ise anıl piyancı ile yaptıkları düet olan yağmurlar şarkısıdır.buradan
grubun isim seçimi de kendileri kadar oldukça mütevazi ve güzel. yolculuk sırasında bir metinden veya kitaptan gördükleri ”perdenin ardındakiler” ismini benimseyen arkadaşlar, perdenin önünde olmak uğruna kalitesiz işler yapmak istemiyorlar. ömür boyu perdenin arkasında kalmaya razı olup, hikayelerini insanlara aktarmayı felsefe edinmişler.
2020 yılında en çok dinlenen 10 grup arasında yer almışlardır. vokalistin sesi (doruk) her ne kadar sesinden dolayı kadın zannedilse de erkektir ve birçok dinleyicisini ses tonundan dolayı şaşırtmıştır. (grubun youtube da bulunan videolarına denk geldiğinizde sıkça rastlayacağınız yorumlar arasında doruk'un kız sanılması ile ilgili yorumlardır.) (bkz: aaaa erkekmiş)
grup için en özel şarkılarısorulmuştur ve röportajlarında;
direnç : benim için en özel şarkımız “ankara’yla bozuşuruz”. şarkıyı yaptığımız zamandaki duygu durumum ve yaparken hissettiğim duygular bu şarkıyı benim için çok ayrı bir yere taşıyor demiştir. ankara'yla bozuşuruz
grubun en sevdiğim şarkısı ise anıl piyancı ile yaptıkları düet olan yağmurlar şarkısıdır.buradan
devamını gör...
başarısız yemek yapma anısı
domatesli pilav yapacaktım, piştiğinde tek parça halindeydi. diyeceklerim bu kadar.
devamını gör...
elle yenildiği zaman daha çok zevk veren yemekler
pizza.
devamını gör...


