normal sözlük karma toplama başlığı
görünce kıyamıyorum. veriyorum favori ve beğeni.
devamını gör...
ingilizcedeki en güzel kelime
gorgeous
devamını gör...
özel mesajda küfreden yazar
akıllı insana hatasını göster sana teşekkür eder. cahil insana hatasını göster sana küfür ve hakaret eder.
sadi şirazi (k.s.)
sadi şirazi (k.s.)
devamını gör...
rehber
çok iyi hatırlıyorum bundan tam 5 sene evvel yeni keşfettim bu grubu. büyük bir sevinçle arkadaşıma göstermiştim ve birlikte dinlemeye baslamistik, hala daha dinliyoruz. bütün şarkılarının bende yeri ayridir özellikle sorgu'nun sözlerine bayılırım ama "ruh" bir başkadır dostlar.
turp günlerinden bi' gün, sabah beş
dilimde bi' şarkı nasıl'sa beleş.
bendeniz şekerler'in oğluyum, cebimde güneş
misal düşmemiş bi' kar tanesiyim
varsay uykuda bi' köy hanesiyim
içim ihtiyar savaş gazisi
talebim değil hanlar hamamlar, gömme saraylar
sahibi olduğum her şey: rûyalar
herkesin doyduğu bi' çıkma ekmek
senin de öyle
pantolon-ceket, sokaklar benim
bastığım toprak, ağaçlar benim
neler gördüm, neler görmediğim?
aldım ihmalden planlarımı
gezdim çıkmazda sokaklarımı
kadınlarca derya yüzdüm, saadet bulmadım!
beyaz attan düştüm ne hükmüm kaldı, ne prensliğim
adımdan bi' harf attım, görmedin
herkesin doyduğu bi' çıkma ekmek
senin de öyle
her gün aynı göz haliyle ben
her gün aynı göz haliyle ben
uyanıyorum sabahla
turp günlerinden bi' gün, sabah beş
dilimde bi' şarkı nasıl'sa beleş.
bendeniz şekerler'in oğluyum, cebimde güneş
misal düşmemiş bi' kar tanesiyim
varsay uykuda bi' köy hanesiyim
içim ihtiyar savaş gazisi
talebim değil hanlar hamamlar, gömme saraylar
sahibi olduğum her şey: rûyalar
herkesin doyduğu bi' çıkma ekmek
senin de öyle
pantolon-ceket, sokaklar benim
bastığım toprak, ağaçlar benim
neler gördüm, neler görmediğim?
aldım ihmalden planlarımı
gezdim çıkmazda sokaklarımı
kadınlarca derya yüzdüm, saadet bulmadım!
beyaz attan düştüm ne hükmüm kaldı, ne prensliğim
adımdan bi' harf attım, görmedin
herkesin doyduğu bi' çıkma ekmek
senin de öyle
her gün aynı göz haliyle ben
her gün aynı göz haliyle ben
uyanıyorum sabahla
devamını gör...
25 kasım kadına yönelik şiddetle mücadele günü
kadına yönelik, çocuğa yönelik, hayvana yönelik, insan eliyle insana yönelik şiddet, cinayet bir istatistik verisi değildir. toplumsal bir soruna işaret eder, bir yerde bir yanlış olduğunu anlatır. her birimiz olay bazında isyan eder, artık yeter deriz canımız tarifsiz bir şekilde yanarken ama günün sonunda, ayın sonunda, yılın sonunda sayılara bakarken buluruz kendimizi boğazımız düğümlenerek yine de. neden peki? neden katlanarak artıyor bu vahşet?
daha dün kadıköy metrosunda yaşananlara öfkelendik değil mi? aklımız almadı, nasıl yaa dedik çenemizi sıkarak sinirden! istemsizce şükrettik içimizden o sıfatsızın kadına dokunamadan metrodan inmesine. ne oldu peki? indi. evet kadının burnu kanamadı. henüz. adam yakalandı. 20 farklı suçtan kaydı olduğu ortaya çıktı. yakında da karar verilecek, denetimli serbestlik alacak muhtemelen. neyse. kadın zarar görmedi. şimdilik... çok şükür!
peki yine daha dün 7 aylık hamile kadın ve eşinin içinde bulunduğu araca gözü dönmüşçesine saldıran baklavacı kardeşler hasan ve hüseyin sel hakkında verilen hapis kararının istinafça bozulduğundan haberdar mıyız? haberdar olsak ne değişecek demeyin; olun. değişim istiyorsak bunun bir parçası olmak zorundayız. en başta "neyse ki kadının burnu kanamadı, çok şükür" demeyerek, şiddeti sonuca ulaşmadı diye normalleştirmeyerek yapmalıyız bunu! çünkü trafik magandalarının cezası tam da bizim şükrettiğimiz sebepte olduğu gibi "şuçun unsurları oluşmadı" denilerek bozulmuş. bu psikopatlar, bu caniler, bu potansiyel katiller istanbul sözleşmesi'nden çekilen ülkede, bağımsız yargımızın(!) veremediği caydırıcı cezalar sebebiyle mi işliyorlar bu suçları sadece sizce? yoksa bir yerde başka sorunlar daha mı var? erki erkekte gören ve dahi bunu siyaseten de her fırsatta savunan bir anlayış tarafından yönetilmemiz, ataerkil toplum güzellemesine maruz bırakılmamız sistematik olarak son 20 yıldır, kadının itibarsızlaştırılması, eğitim sistemindeki hatalar, hukuki boşluklar, belirsizlikler, ülkece maruz kaldığımız sosyo-psikolojik şiddet, bizim, her birimizin bakış açısı! bakın ben konunun uzmanı falan değilim. hiçbir bok değilim. ben bile tek kalemde bir dünya şey sayabiliyorum neden daha sene bitmeden bu ülkede 350'den fazla kadın öldürüldüğüne dair... bakın sayı. her biri bir hayat, bir evren, umutlar, hayaller, bir annenin göz bebeği, bir babanın kalp yangını, bir kardeşin sızısı ama toprak altında bir ceset, raporlardaysa bir sayı.
bıktım! bıktık! ya sonra?
daha dün kadıköy metrosunda yaşananlara öfkelendik değil mi? aklımız almadı, nasıl yaa dedik çenemizi sıkarak sinirden! istemsizce şükrettik içimizden o sıfatsızın kadına dokunamadan metrodan inmesine. ne oldu peki? indi. evet kadının burnu kanamadı. henüz. adam yakalandı. 20 farklı suçtan kaydı olduğu ortaya çıktı. yakında da karar verilecek, denetimli serbestlik alacak muhtemelen. neyse. kadın zarar görmedi. şimdilik... çok şükür!
peki yine daha dün 7 aylık hamile kadın ve eşinin içinde bulunduğu araca gözü dönmüşçesine saldıran baklavacı kardeşler hasan ve hüseyin sel hakkında verilen hapis kararının istinafça bozulduğundan haberdar mıyız? haberdar olsak ne değişecek demeyin; olun. değişim istiyorsak bunun bir parçası olmak zorundayız. en başta "neyse ki kadının burnu kanamadı, çok şükür" demeyerek, şiddeti sonuca ulaşmadı diye normalleştirmeyerek yapmalıyız bunu! çünkü trafik magandalarının cezası tam da bizim şükrettiğimiz sebepte olduğu gibi "şuçun unsurları oluşmadı" denilerek bozulmuş. bu psikopatlar, bu caniler, bu potansiyel katiller istanbul sözleşmesi'nden çekilen ülkede, bağımsız yargımızın(!) veremediği caydırıcı cezalar sebebiyle mi işliyorlar bu suçları sadece sizce? yoksa bir yerde başka sorunlar daha mı var? erki erkekte gören ve dahi bunu siyaseten de her fırsatta savunan bir anlayış tarafından yönetilmemiz, ataerkil toplum güzellemesine maruz bırakılmamız sistematik olarak son 20 yıldır, kadının itibarsızlaştırılması, eğitim sistemindeki hatalar, hukuki boşluklar, belirsizlikler, ülkece maruz kaldığımız sosyo-psikolojik şiddet, bizim, her birimizin bakış açısı! bakın ben konunun uzmanı falan değilim. hiçbir bok değilim. ben bile tek kalemde bir dünya şey sayabiliyorum neden daha sene bitmeden bu ülkede 350'den fazla kadın öldürüldüğüne dair... bakın sayı. her biri bir hayat, bir evren, umutlar, hayaller, bir annenin göz bebeği, bir babanın kalp yangını, bir kardeşin sızısı ama toprak altında bir ceset, raporlardaysa bir sayı.
bıktım! bıktık! ya sonra?
devamını gör...
sözlükteki kadın yazarlara limon atmak
yanlış sözlükte bunu yapıyor olduğunuzu söylemek zorundayım. limon atacağınız sözlük, 100 metre geride. burda bortakal atın. ama kafaya nişan almayın yine de siz.
devamını gör...
linç yerim korkusuyla hiçbir konuda dürüst olamamak
bir süre sonra dürüstlük kavramını sorgulatacak olan durumdur. maalesef günümüzde oluşan ilginç bir linç kültürü var ve sağolsun sosyal medya bile bu ateşe odun atıyor, harlıyor ateşi habire. bu korkuyla da devam edersek dürüstlük, güven gibi kavramlar da tarihe karışacak yavaş yavaş. insani özelliklerimiz yok olacak, kişiler arası ilişkiler de iyice bozulacaktır devamında...
lütfen çocuklarınıza dürüstlük kavramını öğretmeye çalışın. ileride çok ihtiyacımız olacak çünkü...
lütfen çocuklarınıza dürüstlük kavramını öğretmeye çalışın. ileride çok ihtiyacımız olacak çünkü...
devamını gör...
memelere kolay ulaşım yolları
devamını gör...
rem uykusu
yavaş dalga uykusunun hafiflediği, uykunun başlangıcından 45-90dk sonra oluşan hızlı göz hareketleriyle karakterize olan uykudur. dinlendirici değildir. kişi tıpkı uyanıkken olduğu gibi yüksek bir beyin aktivitesine sahiptir. heyecan verici rüyaların görüldüğü ve hatırlandığı kısımdır. rem uykusu sırasında bilgilerin uzun süreli hafızaya aktarılması gerçekleştiği için oldukça önemlidir. 5-30 dk arasında değişmekle birlikte, kişi yorgunken azalır dinlenmiş iken artar.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yaya geçidini doğru kullandığım için, yaya olarak trafik cezası yedim. ışık yeşil yanarken kontrol edip karşıya geçtim, fakat işini bilen ve yıl sonu geldiği için bitirilmesi zaruri olan ceza koçanını bize doldurmayı marifet bilen ve de bunun karşılığında 6000 maaş alan trafik memuru sağ olsun 132 tl cezayı kesti, muz cumhuriyetinde sıradan bir gün.
devamını gör...
r.t.e. - using my religion
çok güldüğüm başlıktır. ya inanmıyorum inşallah bu espiriyi herkes okur.
devamını gör...
toplum baskısı
insani hayata kusturur. demeyin umursama, dinleme, onune bak diye. bir toplulukta yalnizsaniz, kendinizi savunmak zorunda birakildiysaniz ve hata yaparim diye surekli tedirgin iken sacma sapan seyler geliyorsa basiniza, umursamamak olmuyor. sac renginden piercinge, kiyafetten tavirlariniza hersey hakkinda baski varsa kucucuk hissediyor kendini insan. evet kuculuyorum. yok olmak istiyorum o dakikalarda.
devamını gör...
çınar
nazım hikmet ran'ın vasiyet'i üzerine mezarının başına dikilen ağaç türü.
vasiyet
yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
anadolu'da bi köy mezarlığına gömün beni,
hasan beyin vurdurduğu
ırgat osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit ayşe öbür yanımda.
traktörle türküler geçsin alt başından mezarlığın
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar ortamalı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
ama bu türküleri söylemişim ben,
daha onlar düzülmeden
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.
komşulara gelince,
şehit ayşe'yle ırgat osman,
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki farkında bile olmadan.
yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
öylece gibi de görünüyor
anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani.
kaynak
vasiyet
yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
anadolu'da bi köy mezarlığına gömün beni,
hasan beyin vurdurduğu
ırgat osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit ayşe öbür yanımda.
traktörle türküler geçsin alt başından mezarlığın
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar ortamalı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
ama bu türküleri söylemişim ben,
daha onlar düzülmeden
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.
komşulara gelince,
şehit ayşe'yle ırgat osman,
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki farkında bile olmadan.
yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
öylece gibi de görünüyor
anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani.
kaynak
devamını gör...
domestic hıyar
urlalı olduğu zamanlarda bir iki kez mesajlaştığım değerli yazar.doğum gününü kutluyorum.yeni yaşı o'na tüm istediklerini getirsin.
devamını gör...
hazall
insani değerleri oldukça yüksek , hasret kaldığımız türde insanlardan .
devamını gör...
okulu uzatmak
kredinin yanmayacağını ve ailemden tepki almayacağımı bilsem yapmak istediğim şeydir. neredeyse okul hayatımda ilk defa bir yazı tam bir şekilde yaz tatili yaparak geçirdim bu sene. onda da tüm tatil denilen sürede evdeydim. bıktım artık hayatımı yaşayamamaktan, bir şeyleri zorunluluktan yapmaktan.
belli bir yaştan sonra olgunlaşmış tay misali okul denilen hipodroma koyuyorlar bizi sonra da hayata atılmamızı istiyorlar. yahu biz yaşamaya zaman bulamadık, böyle nasıl hayata atılalım demek istiyorsun fakat desen de bir fayda sağlamayacağını biliyorsun. ardından toplumsal baskılar ve para kazanma zorunluluğundan dolayı bir işe girmeye çalışıyorsun, mükemmel bir eğitim hayatın yoksa ya modern köle şeklinde çalışmanı bekliyorlar ya da sürünmeni.
bu düzende bir kırık yaratıp kendime 1 sene ayırmayı ve istediğim gibi yaşamayı o kadar çok isterdim ki. ama ilk cümlede belirttiğim şeylerden ötürü bu aralar en büyük korkum sınıfta kalmak olabilir*.
belli bir yaştan sonra olgunlaşmış tay misali okul denilen hipodroma koyuyorlar bizi sonra da hayata atılmamızı istiyorlar. yahu biz yaşamaya zaman bulamadık, böyle nasıl hayata atılalım demek istiyorsun fakat desen de bir fayda sağlamayacağını biliyorsun. ardından toplumsal baskılar ve para kazanma zorunluluğundan dolayı bir işe girmeye çalışıyorsun, mükemmel bir eğitim hayatın yoksa ya modern köle şeklinde çalışmanı bekliyorlar ya da sürünmeni.
bu düzende bir kırık yaratıp kendime 1 sene ayırmayı ve istediğim gibi yaşamayı o kadar çok isterdim ki. ama ilk cümlede belirttiğim şeylerden ötürü bu aralar en büyük korkum sınıfta kalmak olabilir*.
devamını gör...
felsefenin aşırı gereksiz bir şey olması
john rawls'a mı aitti emin olmamakla birlikte çok sevdiğim bir sözü anımsatan başlık.
''matematik ve felsefenin öğretilmediği toplumlarda bu eksikliği adalet sisteminde ve mimari alanda direkt olarak gözlemleyebilirsiniz.''
''matematik ve felsefenin öğretilmediği toplumlarda bu eksikliği adalet sisteminde ve mimari alanda direkt olarak gözlemleyebilirsiniz.''
devamını gör...


