kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
an itibariyele emektar olmuş kırık ekranlı, dolu hafızalı telefonumla çekildi. diyarbakır/silvan, yibo bölgesi
devamını gör...

benim için susmayan sestir. devamlı abi şunu da düşün, abi bak bunu düşünmeyi unuttun, abi bak ya kaşın düşerse durup dururken naparsın hadi biraz endişe lütfen şeklinde saçmalayan sestir. insan silüetine bürünse de iki ağzına yapıştırsam dedirtir.
devamını gör...

"öz güvenim var". herkes öz güvenli olduğunu sanıyor. "öz güven" adı altında ne büyük patavatsızlıklar yaptıklarının farkında değiller.
bunun bir de "ben açık sözlüyüm" olanı var, aynı şey sayılır.

bir de "ben özgürüm" diyerek her türlü saçmalığı yapan insanlar, insanlarımız... tamam en özgür sensin de neden otobüste bağırarak telefonda konuşuyor , gülüyorsun kardeşim? bu özgürlük değil ahmaklık!

bu kavramların içleri sadece boşaltılmakla kalmadı. bu kavramlar saçma sapan anlamlara maruz kalarak tekrar dolduruldu.
devamını gör...

pelin esmer'in yönetmenliğini yaptığı senaryoyu da barış bıçakçı ile paylaştığı 2018 yapımı film.
başak köklükaya ve öykü karayel'in güzel oyunculuklariyla taclandirdigi bir yol filmi.

yönetmeni yazmasaydi yine de pelin esmer; senaristi söylenmese barış bıçakçı derdiniz. o derece izleri var filmde.

filmin çekimleri ve neredeyse hiç yarım kalmayan müzikleri güzel olmuş. pelin esmer hikayelerin ortasından başlatıp sonunu seyirciye bırakarak bitirmeyi seviyor. hayatın bir parçası gibi filmleri o yüzden.kahramanlar sizden önce yaşıyorlar ve sanki film bittiğinde devam ediyorlar gibi. bütün bu parça hikayeye rağmen filmde müzikler tam olması güzel enstantane.

bir tren yolculuğunda tanışan şair ve hemşirelik öğrencisi iki kişinin garip hikayesi.hikaye sıradışı ama çok olağan anlatılmış.ve siz filmi izlerken sanki her on kişinin dokuzunun başına gelecek bir hikayeymis gibi izliyorsunuz.
ben çok şiir seven bir insan değilim.siirlerin yüksek sesle okunduğu yerlerden de koşarak uzaklaşmak isterim.o derece banal gelir bana. o yüzden filmin şiir okunan sahnelerinde biraz sıkıldım.
ama birazcık bile şiir seven biriyseniz,rakı masasında müziklerle eşlik edilesi anları seviyorsanız ,havalı cümleleri söylemek dinlemek sizi mutlu ediyorsa pelin esmer'in deyimiyle şiir gibi bir film.
ben izledim ama tekrar izlemem.yine de zaman kaybı değil.
devamını gör...

arapça selamun aleyküm'ün aslı olup ibranicedir.

şalom m.ö. 1000’li yıllarda yaşamış ilk yahudi-israil kent devleti kralının adıdır.

aleyke de üzerine, tabi gibi anlamlara gelmektedir.

türkçeye çevirirsek; şalom'un milletindenim demektir.

ülkemizde dinle son derece aşırı ilgilenenlerin, sizden olmayanlarla dostluk kurmayın, onlara benzeyen onlardandır anlayışına sahip olmasına rağmen gidip de adamların (israillilerin) krala bağlılık sözünü, yeminini ya da selamını alıp, buna allah'ın selamı demek ve bu şekilde kullanmaya çalışmak gerçekten çok güzel bir kafaya sahip olduklarını gösteriyor. fakat niyeyse bu söz konusu durum hiç şaşırtıcı gelmiyor. çünkü zihniyetlerini ve inanç anlayışını a'dan z'ye çözdük ve biliyoruz, yaptıkları hiçbir şey artık hiç şaşırtıcı gelmiyor.

sözün özü; (bkz: eğitim şart.)

bir tane de video ekleyelim;

devamını gör...

(bkz: metin altıok) şiiridir. (bkz: fazıl say)'ın bestelediği 2003’te yayımlanmış olan metin altıok ağıtı albümünün ilk eseridir. albüm 2003’te düzenlenen metin altıok oratoryosu tarafından harbiye açık hava tiyatrosunda sahnelenmiş. sadece bu albümde olan ilk eser değil aynı zamanda fazıl sayın 2013’te yayımlanmış olan ilk şarkılar albümünde 8 farklı şaire ait şiirlerin bestelenmiş olduğu albümün de ilk eseri. 2013 yılında yayımlanan albümde ki farklılık ise eser de vokal olarak fazıl say’a eşlik eden insanı huzura boğan sesi ile (bkz: serenad bağcan).

şiir:

bazen oturduğum yerde
kendi kendime dalıp giderim,
bulanık geçmişimle.
genişleyen halkalar çizerim,
bir düşün uyanık imgesine.

gölünüze taş düşerim.

sizse hep konuşursunuz
sığınıp kof sözlere,
kaçarak kendinizden
uğuldayan hüznünüzle.
telâşla geceyi bulursunuz.

gözünüze yaş düşerim.
– metin altıok

bestelenmiş eser:

vokal: serenad bağcan
piyano: fazıl say
söz: metin altıok
devamını gör...

asıl sen baktığım yerde ne arıyorsun lan! çekilir misin lütfen?
devamını gör...

sonunda ya size acır devam eder ve yine sonunda biter ya da o an terk eder. bırakın gitsin, acı çekiyor olmak da bu işin bir sonucu olabiliyor bazen.
devamını gör...

1 mayıs emek ve dayanışma günü tüm dünya’da kutlanır. ülkemizde ise resmi olarak ilk kez 1923 yılında kutlanmıştır.
devamını gör...

hani durakta bir otobüsü beklersin beklersin beklersin, dakikalar geçer ama gelmez, en sonunda "yeter be" diyip başka bir otobüse binersin. tam bindikten sonra da arkadan beklediğin otobüsün geldiğini görürsün ya heh iste o benim hayatım.
devamını gör...

.........
sende yalnız kalmayı başarabilen bir ruh olgunluğu var. çünkü yalnızlık insanın en zor mesleğidir. ve sen daima yanında en sevdiğin insan olsa bile hiç bir zaman bu yalnızlıktan kurtulamayacaksın. bunun da bedeli bu galiba...
.........

2004- hatıra defterim

edebiyat öğretmenim
mehmet bademli

nasıl güzel anlatmış beni canım öğretmenim. 2015 yılından beri izine ulaşamasamda kendisini aramayı hiç bırakmadım. hatta malum sözlüğe sırf onun onun adına başlık açılmış olduğunu gördüğüm için katıldım. oradan da bir ses çıkmadı. 2015 dönemlerini bilen bilir. özellikle gözde anadolu ve fen liselerinde büyük çalkantılar oldu. görevden alınanlar, içeri tıkılanlar...

mehmet öğretmen de kadıköy anadoludaydı o dönem. sonra ne oldu bilmiyorum. mükemmel, idealist, öğrencilerini her konuda destekleyen onların ufkunu açan bir öğretmendi. benim ben olmamda katkısı çok büyük. bugün ki fikirlerimin ve hayat görüşümün temellerini atan kişidir.

çok aradım eski öğrencilerine, eski öğretmen arkadaşlarına hatta abartıp eski eşine bile sordum. belki de dinlenmeye almıştır kendini kim bilir?
siz iyi olunda gerisi hallolur.

saygı ve özlemle...
devamını gör...

(bkz: ben yokum)
devamını gör...

kamyonların arkasında yazan esaslı sözler.

"kader satılmıyor ki iyisini alalım."
devamını gör...

yani lise döneminde özellikle matematik dersinin sınav skorları..

ailem beni matematik ağırlıklı bir liseye gönderme gafletinde bulunduğu için, özellikle 9. sınıfta çok büyük acı çektim sayısal derslerde. karnemde yanlış hatırlamıyorsam , matematik 0’dı..

bir edebiyatçı olarak, sayısal derslerin tamamı komedi durumdaydı benim için ki çoğu alttan ders olarak kaldı.. yanılmıyorsam mezuniyetime 1-2 sene kala sınavlarına girerek dersleri verdim.sonra sükürler olsun ki kendi alanımdan üniversite sınavına girerek, alanımı seçtim üniversitede ve onur öğrencisi olarak 3.93’ü görmüş bir ortalama dahilinde üniversiteden mezun oldum.


bakıldığında eğitim sisteminin yanlışlığı o kadar net gözüküyor ki.. lisede bölüm seçmeden önce , eğitim sisteminin saçmalığı sebebi ile alan dışı dersleri almaya zorlanan bir kadın olarak, üniversiteyi onurla bitirdim..üstüne new york’ta yüksek lisansa kabul aldım.doktora planlarındayım.


çarpık bir eğitim sisteminin içerisindeyiz..başarı değil, başarısızlık odaklı olduğunu düşünüyorum.
o zaman başarısız olduğumu düşünen ve bunu söyleyen herkes , şu an bana imrenerek bakıyor.

benim o dönem hakkımda fikir yürütmüş herkese, başarımın çok iyi kapak olduğunu düşünüyorum.
komedi gibi fakat kendi örnek gösterdikleri evlatlarının üniversite eğitimine çıkmamış olmasını ekliyorum kenara. demek ki neymiş? büyük konuşmamak, anlamadan öğrencileri yaftalamamak gerekiyormuş ki bu genelde türk toplumunun yapısında olan bir durumdur.genelde cocuklarını dinleyen aile azdır.geneli başarısız olmasından, okulla ilgilenmemesinden bahseder.

acaba çocugun bireysel ilgi alanı ya da eğilimi nedir? biliyor musunuz? herkes eğilimine göre eğitim alsa, bu ülkenin bence eğitim seviyesi farklı olabilirdi.

bu yüzden cocuklarınızı sakın başarısız oldukları derslerle ilgili zorlamayın ve rencide etmeyin/ ettirmeyin de.

herkesin bir alana eğilimi var.sayısalcı bir zekaya, kompozisyon yazdıramazsın, kitap okuyan bir insana da geometri çözdüremezsin.resim yapan/dans eden bir insan ikisinide yapmayı tercih etmeyebilir..

anlamak , eğitmenin ilk adımıdır.eğilimine göre eğitim almasını sağlayın herkesin.bu sefer düşük notlar değil, başarılar konuşulur diye düşünüyorum.
devamını gör...

panseksüellik ,cinsiyetleri veya cinsiyet kimlikleri ne olursa olsun insanlara yönelik cinsel , romantik veya duygusal çekiciliktir.

panseksüel kişiler, başkalarına karşı romantik veya cinsel çekiciliklerinde cinsiyet ve cinsiyetin belirleyici faktörler olmadığını iddia ederek kendilerini cinsiyet körü olarak adlandırabilirler . panseksüellik,alternatif bir cinsel kimliği belirtmek için kendi başına bir cinsel yönelim veya biseksüelliğin bir dalı olarak kabul edilebilir.

fakat yanlış olarak bilinen diğer durum ise kesinlikle birbirinin aynı anlamına sahip değildir.

panseksüel insanlar,kendisini kesinlikle erkek veya kadın olarak tanımlamayan insanlarla ilişkilere açık olduğundan ve bu nedenle panseksüellik,cinsiyet ikilisini reddettiğinden,genellikle biseksüelden daha kapsayıcı bir terim olarak kabul edilir . panseksüel terimi ile karşılaştırıldığında biseksüel teriminin kapsayıcılığı,lgbt topluluğu,özellikle biseksüel topluluk içinde tartışılmaktadır.
devamını gör...

ikinci bir nickaltını yerden göğe kadar hak eden yazarımız.

efendim böyle bir dil,
böyle bir üslup,
böyle bir hayatın içindenlik,
böyle bir hikayecilik yok!
edebiyat dergisinde yazsa zaten bu kadar olur!
sözlüğümüzün kara bulutlarını dağıtıyor kendisi.
iyi ki var ve iyi ki yazıyor.
sıradaki şarkı değerli yazarımız güneş için gelsin.
bulutlar ışığınıza engel olmasın efendim.
devamını gör...

aslında sevdiğim aktivitedir ama bu sene yaparken, beni hüzünlendiren bir aktivite oldu. yazı severim, yazlık kıyafetlerin inceliği, rahatlığı ve yazın enerjisi beni mutlu eder. ama bu sene her birini çıkartıp, dolaba yerleştirirken, bunların hangilerini giyebileceğim acaba? bunları giyip, dışarı çıkabilecek miyim acaba? düşünceleri arasında koydum yerlerine. kışlıkları kaldırırken de, eşofman ve sweetler dışında diğerlerinin giyilmeden, tekrar kaldırıldıklarını fark etmek üzdü.
zaten bir tek evden çıkmayanın, tatile gitmeyenin ben olduğu düşüncesi beni hayli üzüp, korkuturken, bu yaz hiçbir yere gidememe fikri beni çok üzdü. umarım gerçekten vaka sayıları düşer ve az da olsa nefes alabiliriz.
devamını gör...

dilimize ergin altay tarafından ham toprak adı altında kazandırılmış ivan sergeyeviç turgenyev eseri. sanıyorum nov olarak da bilinmekte. turgenyev'in geç dönem eserlerinden biri olduğu için turgenyev karakterlerin ruh hallerini oldukça güçlü bir biçimde aktarmış kanımca. yazarın dönemin rusyasına karşı tutumunu her karakterde bir parça okumak mümkün ki belki yanlış bir düşünce ama solomin düşünceleri ve davranışları ile bana kalırsa turgenyev'i - özellikle hayatının son dönemlerindeki düşüncelerini- en çok yansıtan karakterlerden biriydi. yine de nejdanov hikayenin en temiz yazılmış karakteri; zihnindeki kırılganlık, davranışları, iç karmaşası ve tutarsızlıkları ile beraber etten kemikten bir insan figürü var karşımızda. ne kadar lirik bir dil ile sunulmuş bir ana hikaye olsa da -ki bana kalırsa bu hep biraz gerçekliği öldürmüştür- nejdanov tamamen sert ve sivri bir gerçeklik ile tasvir edilmiş. yaşamından intiharına kadar kurgudan uzak, gerçek hayattan kopuk olmayan bir karakter sunuyor turgenyev. dönemin taşrasına huzursuz edici bir yolculuk, toplum ve geleneklere karşı baskın bir dil ile yapılmamış hiciv denemeleri, aşk ve devrim bu eserin genel bir özeti aslında. blok'un güzel bir şiiri ile sonlandırayım tanımı:

"rusya, yoksul rusya!
kül rengi köy evlerin senin
ve rüzgârın taşıyıp getirdiği türküler
gözyaşları gibidir ilk sevgimin"



"why, what is the matter, alexai dmitritch, hamlet of russia? has something happened, or are you just simply depressed, without any particular cause?"

"oh, stop! mephistopheles of russia!” nejdanov exclaimed irritably. “ı am not in the mood for fencing with blunt witticisms just now.”


“goodbye, my dear friend, goodbye! when this reaches you, ı shall be no more. don’t ask why or wherefore, and don’t grieve; be sure that ı am better off now. take up our immortal pushkin and read over the description of the death of lensky in ‘yevgenia onegin.’ do you remember? the windows are white-washed. the mistress has gone—that’s all. there is nothing more for me to say. were ı to say all ı wanted to, it would take up too much time. but ı could not leave this world without telling you, or you might have gone on thinking of me as living and ı should have put a stain upon our friendship. goodbye; live well.—your friend, a. n.”

enough of this! ıs there not something higher and better in this world? ın other words, put on your filthy coat and go among the people... oh, yes, ı am just going.

devamını gör...

sol frame sürekli ''bir şeylerden anlayan kadın'' başlıklarıyla dolunca benim pek de anlamadığımı düşündüğüm cins.
devamını gör...

insanlığı, vicdanı, şerefi, gururu, haysiyeti, ümidi, hayalleri, hedefleri, planları, inancı, eşine olan sadakati ve eğer bir ebeveyn ise, çocuklarına olan sevgisi, saygısı ve güveni..
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim