yok baba sizin evin salonunu başkent yapalım.
devamını gör...

boş yapma.
devamını gör...

derdinizi birine açıyorsunuz ve sizi dinliyormuş gibi yapıp kendi derdi ile kıyaslıyor, gizliden gizliye seninki de dert mi imalarında bulunuyor,hatta ve hatta yüzünüze vuruyor. sadece dinlemesini istediğiniz biri size nutuk bağlamında öğütler vermeye başlıyor. aynı zamanda dost seçiminde bir çeşit turnusol kağıdı görevi de görüyor.
lafa bak "seninki de dert mi ? özür dileriz ya sana dert beğendiremediğim için, başka dertlerde görüşmek üzere,sevgili dostum.
devamını gör...

müslümanların kutsal kitabı olan kuran ı kerim de ateşten yaratıldığı söylenen, gözle görülemeyen varlıklar.
devamını gör...

ön cephesi merkez park / merkez camii manzaralı. adana'nın çok sevdiğim eski evlerindendir. burası paksoy'ların. viranlığa terk etmişler, mal mülkle işleri yok maşallah. böyle bir ev mahvedilir mi be kardeşim? yaşasana içinde...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

buradantemel karamollaoğlu’ndan

sedat peker’e manifesto gibi açık mektup..
sayın sedat peker,
son bir ayda sosyal medyada yayınladığınız beş videoyu milyonlarca kişi gibi ben de izledim.
size yapılan türlü suçlamalar ve bunlara karşı sizin yapmış olduğunuz sarsıcı savunmalar üzerinde duracak değilim. bunu şu anda yapan onlarca gazeteci, televizyon yorumcusu bulunmaktadır.
sayın sedat peker,
bir türküde ya da bir şarkıda belirli aralıklardan sonra tekrarlanan bölüme “nakarat” denilir.
sizin beş videoda yapmış olduğunuz konuşmaların tümünde de şu ‘nakarat’ yer almaktadır:
biz bu vatanın fedaileriyiz!
biz bu vatanın serdengeçtileriyiz!
biz bu vatanın delileriyiz!
işte, bu mektubumda sizin bu nakarat bölümünüzü irdeleyeceğim.
sayın sedat peker,
son 35 yılda, özelleştirme adı altında, vatanın varlıkları, yani türk milletinin birikimleri ve zenginlikleri yabancı-yerli şirket ve kişilere satıldı.
vatanın yer altı ve yer üstü madenleri yağmalanırken siz kimlere fedailik yapıyordunuz?
vatanın fabrikaları ve işletmeleri yabancı ve yerli kişilere, peşkeş çekilirken siz kimlere karşı serdengeçtilik yapıyor, yani kelle koltukta savaşıyordunuz?
bodrum’da yalıkavak yat limanı’na mehmet ağar’ın “çökmüş” olduğunu iddia ederek uzun uzun hesap soruyorsunuz. peki, vatanın tüm limanlarına yabancılar “çökerken” görünür bir delilik yaptınız mı, yani vatanı delicesine sevdiğinizi dosta da düşmana da gösterdiniz mi?
sayın sedat peker,
vatanın tarım toprakları yabancıların eline geçerken siz kimlerin fedailiğini yapıyordunuz?
türk çiftçisinin yerli tohum kullanması yasaklandığında, başta siyonist israil devleti olmak üzere yabancı ülkelerden ithal edilen, dna’sı değiştirilmiş kısır tohumlar türk çiftçisine dayatıldığında kimlerin adına serden geçtilik yapıyor, yani kelle koltukta savaşıyordunuz?
türk bankaları birer birer yabancıların eline geçerken, vatanın delileri olarak ortaya çıktığınızı gören oldu mu?
sayın sedat peker,
türkiye cumhuriyeti devleti’nin malı, yani türk halkının varlıkları konya şeker fabrikasına, amasya şeker fabrikasına, kütahya şeker fabrikasına ve adapazarı şeker fabrikasına, sizin deyiminizle, çöktüler!
neden o zaman, “biz bu vatanın fedaileriyiz” deyip ortaya çıkmadınız?
2003 yılında, türk halkının malı olan dev kuruluş petkim’e çöktüler!
biz bu vatanın serdengeçtileriyiz diyerek ayağa fırlamanız gerekmez miydi?
haziran 2003’de, türkiye’de en çok ciro yapan, en çok para kazanan ve devlete en çok vergi veren, her yıl türkiye’nin 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde birinci sırayı alan, 4 bin işçinin çalıştığı, türk halkının malı, dev kuruluş tüpraş’a çöktüler!
biz bu vatanın delileriyiz, vatanımızı deliler gibi severiz, varlıklarımızı kimseye kaptırmayız deyip neden ortaya çıkmadınız?
sayın sedat peker,
şubat 2019’da, yani bundan iki yıl önce, “vatanı satanlar” adlı kitabım yayımlandı.
bu kitabımın kapağında 76, içinde ise yaklaşık 300 vatan satıcısının adı bulunmaktadır.
toplam sayıları yaklaşık 400’ü bulan bu kişiler sıradan kişiler değildir! bu kişiler cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, başbakan yardımcılığı ve bakanlık yapmış kişilerdir.
devletimizin en üst yönetiminde bulunmuş bu kişilerin birer vatan satıcısı olduğunu doğruluğu tartışmasız belgelerle ortaya koydum.
sizin saygıda kusur etmediğiniz devlet bahçeli, kitabımdaki kişilerden biridir!
sizin ağır biçimde suçladığınız mehmet ağar, berat albayrak ve süleyman soylu, kitabımda adları geçen vatan satıcılarıdır!
sayın sedat peker,
kitabımda adları vatan satıcıları olarak geçen dört eski bakan yargıya koştular: namık kemal zeybek, abdüllatif şener, sadettin tantan ve rıfat serdaroğlu.
bu dört eski bakan yargıdan şunları talep ettiler: kitabın baskısı hemen durdurulsun, ülke genelinde kitaplar toplatılsın ve kitabın yazarı hapse atılsın!
sonuç ne oldu biliyor musunuz? yargı tüm iddia ve talepleri reddetti.
ancak bu kişiler bağlantılarını kullanarak kitabımın dağıtımını ve satışını engellemeye çalıştılar, bu çabaları sürmektedir…
sayın sedat peker,
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’a “recep abi” demektesiniz.
kişiler arasındaki dostluklara elbette karışma hakkım yok.
ancak size, “recep abiniz” hakkında biraz bilgi sunmak isterim.
vatanı satanlar kitabımda kendisine 25 sayfa ayırdım, sattığı vatan varlıklarının listesi o denli uzun yer aldı!
şimdi size sormam gerekiyor: vatanın varlıklarını satan “recep abinizin” karşısına dikilebilir misiniz, ‘ben bu vatanın fedaisiyim’ deyip ondan hesap sorabilir misiniz?
çok önemli bir konu daha var:
dünyadaki en büyük, en zengin bor madenleri türkiye’dedir. başta amerika olmak üzere çok sayıda ülkenin gözleri bor madenlerimizdedir.
bakın ne oldu: bor madenleri, türkiye varlık fonu’na devredildi. fonun başında da recep tayyip erdoğan var! sizin dilinizle söyleyeyim: bor madenlerimize “tayyip abiniz” çöktü! istediği zaman, istediği kişilere, istediği fiyata satabilir!
bu çok önemli konuyu da “vatanı satanlar” kitabımda, ayrı bir bölümde, belgeleriyle okurlara sundum.
bu konuda size sorum şu olsun: “tayyip abiniz” bu vatanın, bu milletin varlığı olan bor madenlerini yabancılara satmaya kalkışırsa, bir vatan fedaisi olarak, bir vatan serdengeçtisi olarak, bir vatan delisi olarak, karşısına dikilebilecek misiniz?
sayın sedat peker,
kişinin aynası, yaptığı işlerdir, söylemleri değil!
söylemleriyle tozu dumana katan, vatanseverliği, milliyetçiliği kimseye bırakmayan bir kişiye hemen inanıp kanar mıyız, yoksa dönüp somut olarak ne yaptığına, ortaya ne tür yapıtlar bıraktığına mı bakarız?
işte, ben öyle yapıyorum.
söylemlerinizdeki nakaratı ele alıyor ve vatanımız satılırken neden ‘vatanın fedailiğini’ yapmadığınızı soruyor, sorguluyorum!
vatanın varlıklarına yerli ve yabancılar ‘çökerken’ niçin ‘vatanın serdengeçtisi’ olduğunu göstermediğinizi soruyor, sorguluyorum!
vatanın varlıkları birer birer yerli ve yabancı sömürgecilerin eline geçerken neden ‘vatanın delisi’ olduğunuzu haykırmadığınızı soruyor, sorguluyorum!
sayın sedat peker,
siz, konuşmalarınızda şu iki kavrama, haklı olarak, çok önem veriyorsunuz: dürüst olmak ve namuslu olmak. size suç atanlara, tüm karşıtlarınıza “dürüst olun!”, “namuslu olun!” diye parmak sallıyorsunuz.
şimdi ben de size, ama parmağımı sallamadan uygarca sesleniyorum:
dürüst olun, namuslu olun!
siz bugüne kadar ne bir vatan fedaisi, ne bir vatan serdengeçtisi ne de bu vatanın delisiydiniz!
siz, adlarını kitabımda verdiğim bazı vatan satıcılarına, türlü biçimlerde uşaklık yapmış bir kişisiniz!
henüz 50 yaşındasınız, yani gençsiniz.
eğer bundan sonra dürüst ve namuslu davranırsanız gerçek bir vatansever olamaz mısınız?
ben, kişilerin geleceği hakkında her zaman olumlu düşünmeyi yeğlerim…
devamını gör...

tam uykuya dalmamıştım da kendimden geçer gibi olmuştum ama çok acı bir uyanıştı. tarih 17 ağustos 1999
devamını gör...

çalan son 5 şarkıdan ve alınan bilgiye göre daha çalacak birkaç şarkıdan yayıncısının da haberi olmayan, yine sürprizlenen radyo yayını.*
pavlov vallahi sırada sen vardın, hepsi gomercan'ın işi bana kızma ona kız. * ama yine de kızma, kıyamadım.*
ps: yaaa o kadar güzelsiniz ki çok teşekkür ederim hepinize, iyi ki ama iyi ki varsınız hepiniz. *
devamını gör...

tüm dünya'da virüs salgınında bilgileri gizleyenler açıklama yapmayanlar suç işliyor.

yol çalışması otobanda ve işaretler uyarı levhaları koymamak gibi.
otobanı kapatmışsınız ama çıkışlara insanları yönlendirmemek gibi.
tünelde göçük var ve siz insanlara bu yolu kullanmayın demiyor "valla gideceğin yere 3 saatte gitmeyi düşünme" diyorsunuz.
neden diye sorunca bilgi veremem diyorsunuz.
binada gaz kaçağı var hangi daire olduğunu söylemiyor, evde yangın çıkmış itfaiyeyi arayıp adres vermemek gibi.

hasta olup doktora gidip muayene oluyorsunuz durumunuz kritik diyen doktor hangi organ hangi hastalık olduğunu söylemiyor.

tüm bunlar olurken aşılama (aşı işe yaradığını varsayarak) tüm ülkelerde sonuç alınması için gerekli süre 7 yıl 10 yıl gibi sürecek diyenler var.
hatta tüm dünya'da aşılama asla olmayacağını ülkeler siyasi askeri ekonomik güç olarak aşı ve tedavi tekniklerini elinde tutup bm nato ab vb tüm dünya'da uluslararası kuruluşlar ve ilişkilerde bir silah yaptırım aracı olarak tutacağını tartışıyor.
düşünsenize...
çin aşısı daha başarılı veya abd aşısı ya da rus.
bu ülkeler bir birine aşı verecek mi sanıyorsunuz?
ya da bu ülkeler ile birlikte olup uluslararası arenada destek veren ülkelere.

bu virüse yakalanıp ölenler kurtuluyor, ölmeyen tıbbi müdahale gören insanlarda beyin kalp damar ve solunum sistemlerinde ağır hasar oluyor. hastalığı belirtisiz şekilde ayakta atlatan ve tıbbî müdahale yaşamamış, farkında olmayanlarda bile kalp de ritm bozukluğu unutkanlık bulgularına rastlanmaktadır.

binlerce kez mutasyon geçiren ve hangi mutasyonun nasıl bir hasara yol açtığını bilmiyoruz.
avrupa'da asya'da afrika'da amerika'da coğrafya beslenme iklim toplumsal yaşam sağlık durumları vb gibi etkenler de hesap edilirse her bünye farklı tepkime verdiği için virüs de ortam insan faktörüne karşı kendini yenilediği düşünülürse, geniş bir tarama araştırma şu an yapılması için ne zaman ne imkan ne ortam var.

hâlâ ölümler virüsün seyri vb konularda bilgiler paylaşılmıyor.
ilaç şirketleri laboratuarlar çalışmalarını sonuçlarını paylaşmıyor.
aşılar için üretim merkezleri ülkelere yayılmıyor.
aşı tedavi ilaç hijyen medikal malzemeler tıbbî araç gereç vb konularda tedarik zinciri belli karteller ülkeler elinde ve bunu ticari siyasi güç olarak tutuyor.

bu virüs salgını elbet bitecek veya mevsimsel grip seviyesinde olup yine insanlar ölecek.
ama bilgi saklayan açıklama yapmayan bilgi paylaşmayan bu insanlar yaşanan ölümlerden sorumlu tutulacak.

tüm dünyada ölümleri bu hastalığı yaşamış kalıcı hasar ve gelir kaybına uğrayan insanlar toplu olarak ticari siyasi gerekçeler ya da makam mevki akademik kariyer gerekçesiyle bilgi paylaşmayan kişi kurum kuruluşlara toplu davalar açacak.
bu aşı ilaç medikal malzeme tedavi tekniklerini paylaşmayan insanlara da...

umarım insanlık ön plana çıkar.
ticari siyasi askeri beklentiler güç için değil de insanlık için çalışırlar.
yoksa bu milyonlarca ölüm, trilyonlarca dolar ziyan olmasına yol açmasına etken oldu diye lahey adalet divanında çok insan yargılanır.
devamını gör...

az önce ağlayarak günlüğüme yazdım. belki başka bir zaman buraya yazarım.
devamını gör...

mısır mitolojisini diğer mitolojilerden ayıran en belirgin özellik sembollerle anlatılmasıdır.
önemli tanrıları
osiris: yer altı dünyasının hakimi,ölümsüz yaşam için diriliş tanrısı, kural koyucu,koruyucu, ölülerin yargıcı olan tanrıdır. osiris hep sivri külah başlığıyla,ayakları bitişik olarak tasvir edilir.
seth: çöl ve fırtınalar tanrısıdır.bir eşeği anımsatan uzun saçlı ve büyük kulaklı bir hayali hayvan olarak temsil edilir.
isis: mısırın en büyük tanrıçasıdır.aynı zamanda osiris'in karısıdır. sevgisi tüm canlıları kapsayan annedir. bir çift boynuzun arasında güneş diski bulunan akbaba şeklinde bir şapka giymiş kadın olarak gösterilir.
horus: gök tanrısıdır. horus, şahin başlı tasvir edilir.
anubis: mumyalama tanrısıdır. görevi tüm ölüleri korumak ve yüceltmektir. anubis, çoğunlukla bir çakalın ya da kurdun siyah başı ile insan formunda tasvir edilirdi. bu yüzden mumyalamayla görevli kişiler anubis maskesi takardı.
ra: güneş tanrısıdır.genellikle başında bir disk bulunan şahin kafalı insan biçiminde canlandırılmıştır.
toth:ay tanrısıdır. yaşam anahtarının sahibidir. ibiş kuşu başıyla tasvir edilir.
bast:koruyucu tanrıça olarak firavunun savunucusu ve koruyucusu olarak görülürdü.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

osiris efsanesi:
osiris, mısır kültünde en önemli tanrılardan biridir.tanrıça isis'in kocası, hem kardeşi hem de horus'un ise babasıdır.osiris, bu dünyanın kural koyucusudur.aynı zamanda bereket ve tarımın simgesidir.

mitolojiye göre insanlar osiris'i severler. koyduğu kuralları severek yerine getirirler. kardeşi seth onun bu başarısını kıskanır. seth osiris'ten kurtulmak için bir plan yapar. kardeşinin ölçülerine uygun bir tabut yaptırır. bir şölen düzenler. osiris'i de şölene davet eder. şölenin sonunda önceden yaptırdığı tabutu çıkararak bu tabutun kime uyarsa ona verileceğini söyler. herkes dener ve tabut sadece osiris'e uyar.bunun üzerine seth hemen kabutun kapağini kapatır ve osiris'in içinde olduğu tabutu nehire atar.

osiris'in karısı isis,kocasını aramaya başlar. sonunda tabutunu bulur ve onu da alıp mısır'a döner. cenaze töreni yapmak için tabutu bir bataklığa saklar. seth avdan dönerken tabutu bulur ve çok sinirlenir. osiris'in vücudunu tabuttan çıkarıp parçalara böler ve mısır'ın çeşitli yerlerine dağıtır.

isis bu parçaları teker teker bulur.bir parçası eksiktir. buna rağmen sihir ve büyü gücünü kullanarak dağılmış parçalarından osiris'i canlandırır. isis ve osiris'in horus adında çocukları olur. horus büyüyünce seth'e savaş açar. bu savaşın sonuçları çeşitli şekillerde anlatılır. savaşın sonucunda osiris yer altı dünyasının kralı, horus yaşamın kralı, seth ise şeytanlık ve kötülüğün kralı olarak kabul edilmeye başlanır.
devamını gör...

bundan daha kötüsü olamaz deme. özellikle iş hayatında.

yoksa hayat pis pis sırıtıp hadi ya öyleyse bir de bunu deneyelim diyor.
devamını gör...

1944 yılında lefkoşa'da doğdu feriha cansel... yeşilçam'ın vamp kadınlarından olan cansel'i türkiye feri adıyla, seks furyası döneminde tanıdı. ... 1964'te ilk olarak “kan ve gurur” isimli filmdeki küçük rolüyle yeşilçam'a adımını attı.
bir çok erkeğin hayranı olduğu kadın oyuncuy'du.

hizliresim.com/KxntIY
devamını gör...

(bkz: stefan zweig) in en sevdiğim uzun öykülerinden biri olan kitap. özgürlük için ülkelerinden başka bir ülkeye kaçmış olan antimilitarist bir çiftten ferdinand'ın ülkesi tarafından askerlik görevini yapmak üzeri geri çağrılması ile başlar. kitabın konusunu da bu durum oluşturur. ferdinand barışçıl ve özgürlüğüne düşkün bir ressamdır. karısı da aynı şekilde savaş karşıtı barışçıl birisidir. bu özelliği ferdinand'ın bir dilemmada kalmasına ikileme düşmesine sebep olur. karar vermekte çok zorlanır. kendisi ve ailesi için en doğru olan nedir?kitap boyunca cesaret-korku, gitmek-kalmak, özgürlük-esaret gibi dilemmalarla çatışmak zorunda kalır. ve yine yeniden her büyük eser ve yazarda olduğu gibi bu kitapta da varoluşçuluktan izler görmekteyiz. ferdinand kendi özgür iradesiyle mi karar vermek istiyor yoksa konformist bir şekilde toplumsal kurallar üzerinden mi karar vermesi gerekiyor? kendisi otantik olarak savaş karşıtı ve özgürlüğüne düşkün bir insan aynı zamanda resim sanatına aşık üretmeyi çok seven bir sanatçı. ancak gitmemek acaba kaçmak mı korkmak demek mi diye düşünüyor. neden böyle düşünüyor peki? işte burda konformizm devreye giriyor. bizdeki karşılığı toplum baskısı, elalem ne der? korkak mı der? vatanın için savaşmaya gitmemek korkaklık mıdır? insanlar orada savaşta iken ben burda resim yapmalı mıyım? gibi sorular sürekli aklını kurcalar durur. hepimiz için geçerli değil mi bu durum? hepimiz kararlarımızı alırken bu ikilemlere düşmüyor muyuz? işte varoluşçuluk insanın anlamlı bir hayat yaşayabilmesi için otantik yaşaması gerektiğini, kendi seçimlerini kendi özgür iradesi ile kendi fenomenolojisi ile alması gerektiğini ve kendi kararlarının da sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini söylüyor. zweig da kitapta bu durumu şu cümle ile özetliyor

insan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil."

ben çok beğenerek okudum. herkesin tek oturuşta okuyabileceği mükemmel bir kitap.
devamını gör...

sovyetler birliği işgalinde de, abd işgalinde de milyonlarca insanın öldüğü ve sakat kaldığı, ağır bedeller ödeyen ülke.
devamını gör...

başlık aslında kadın yazarların daha çok takipçisi olması sorunsalı olacakmış da kaldırılır diye öyle açılmamış gibime geldi.
devamını gör...

dr. hüsnüye erdoğan kyk yurdundaki yemek porsiyonlarının küçülmesi ile ilgili “porsiyonların küçültülmesinde ise peygamber efendimiz ‘midenin 3’te 1’ine sıvı, 3’te 1’ne yiyecek, 3’te 1’ini ise boş bırakın’ diyor” dedi.

gerçekten kafayı yiyeceğim.öğrencileri aç bırakmalarını bile dine bağlıyorlar. peygamber ne alaka ya, ne alaka?


www.cumhuriyet.com.tr/turki...
devamını gör...

az önce bir sosyal medya sayfasında denk geldiğim, mağazada kıyafet deneyip ve almaya karar verildiği için “bu üstümde kalsa olur mu?” der gibi bir canlıyı satın alarak fotoğraf çekilenleri ve bu fotoğrafı paylaşan pet shopu görünce, bir kez daha çok zoruma giden olay. yapabilene gerçekten şaşırıyorum. yapmayın, almayın o canları. daha geçenlerde ne şartlarda çoğaltıldıklarını gösteren haberler yapıldı, baskınlarla kurtarıldılar.

son olarak; n’olur #satınalmasahiplen

(kaynak olarak sayfayı göstermem sakıncalı, sonuçta (maalesef ki) hala yasal görünen bir iş yapıyorlar.* ve bu konu genel bir şey, o kişilere has değil. bu şekilde davranan (maalesef) birçok insan var.)

edit: #349749 umarım bir gün bu duyarlara ihtiyacın olur.

edit 2: #349762 arkadaşım, satın almaktan bahsediyoruz, zaten satın alınmasa üretilmeyecek canlılardan. ne kötü şartlarda üretildiklerinden, aynı bir eşya gibi belki de daha değersiz. sokaktan da sahiplenilir, barınaktan da. o sokaklar, barınaklar vaktiyle satın alınıp sonra sokağa terkedilen canlarla dolu. o yüzden yuvası olur diyerek satın almak da akıl işi değil.
devamını gör...

ben müzisyen kadrosunda yer aldığımdan partnersiz katılacağım bir mahsuru olur mu acaba ¿
devamını gör...

mutluluklar dilediğim yazar.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim