en güzel ismet özel sözleri
gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
onunla ben
hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.
devamını gör...
normal sözlük'ün dünyanın en iyi sözlüğü olması
sözlüğü bilmem de yazarları arasından dünyanın en yalakası falan çıkabilir.
devamını gör...
eyes wide shut
stanley kubrick'in son filmi olan, içerisinde psikanaliz ve cinselliği anlatan dram/gerilim türü bir filmdir. stanley kubrick, bu filmi 1999 yılında çekip yayıma girdikten hemen 4 gün sonra evinde ölü olarak bulunmuştur. her ne kadar sağlık sorunlarından dolayı öldüğü söylense de eşi cristiane kubrick, bu söylemleri yalanlamış ve onun bir suikast sonucu öldüğünü öne sürmüştür. gerçekten de bu filmden hemen sonra ölmesi tesadüfi olaylara bağlanamaz. çünkü bu film, normal bir hollywood filmi değildir. içerisindeki sembollerle, konuşmalarla, zihinsel faaliyetlerle bunun normal bir film olduğunu asla söyleyemeyiz. film, iki saat otuz dokuz dakika olsa da bazı söylentilere göre filmin sert sahnelerinin olduğu otuz dakika filmden kesilmiştir. izlediğimiz zaman gerçekten de filmin bazı yerlerinde kopukluk var gibi. sanki bir şeyler eksik. bunu izlediğiniz zaman anlayabilirsiniz. filmin ilk bir saati genel olarak sıkıcı ve donuk bir şekilde geçmektedir. ama film, dr.bill ile arkadaşı nick'in konuştuğu o sahneden sonra gerçekten başlıyor. eğer oraya kadar sabredip izleyebildiyseniz şimdi filmin gerçek konusuna giriş yapabiliriz. dr.bill arkadaşının sahne aldığı bir jazz mekanına girer. arkadaşı piyanisttir. onun müziğini dinledikten sonra arkadaşı yanına gelir ve içki içmeye başlarlar. arkadaşı buradan bir yerde daha sahne alacağım der. her sahne aldığım bu yer bana bir saat öncesinden söylenir ve bu sahne aldığım yer her defasında başka bir yerde olur dedikten sonra bill gülmeye başlar. burasının tuhaf olduğunu arkadaşı da biliyordur. ve asıl bomba olan şeyi patlatır. burada piyano çalarken gözleri tamamen kapalıdır. o sadece piyanosunu çalar, hiçbir şeyi görmesine izin verilmez. gerçekten de masonik ayin sahnesinde nick'in gözleri bir siyah bezle örtülüdür. buraya gelmeden önce de ona bir şifre verilir. bu şifre de fidelio yani sadakattir. şaşırtıcı bir şekilde gözündeki örtünün çok iyi bağlanmadığı zaman, çok farklı kızları gördüğünü söyler. böylece daha da meraklanan bill, kesin gitme kararı alır. ama oraya gidebilmek için kostüm ve maske alması gerekir. hızlıca bir taksiye binip rainbow costume adlı sokak kenarında bir kostümcüye uğrar.
içeriye girdiğinde tuhaf şeylerle karşılaşır. sahibi olan adamın genç kızı, bir odada iki yaşlı adamla cinsel ilişkiye girer. bill'in kulağına ise ermin astarlı pelerin kostümü al der. daha sonra gittiği ayin onu daha da şoka uğratacaktır. buradaki insanların hepsi maskeli ve kostümlüdür. ortadaki kırmızı pelerinli adam ilahi söyler ve etrafındaki kızlara emir vererek onların soyunmasını sağlar. sonra kızlar istedikleri erkeği seçer ve onlarla cinsel ilişkiye girerler. her bir odada erkekler ve kızlar cinsel ilişkiye giriyordur.
film burada bitmiyor ama sizi sıkmamak adına biraz kısa tutmaya çalışacağım. genel olarak konusunu size anlattım. ama tabii ki ne kadar konusunu size anlatsam da içerisinde çok fazla mesaj ve sembol var. filmi izledikten sonra bir blog sayfası olan http://michaelsikkofield.blogspot.com/2011/07/stanley-kubrick-zihin-kontrolu-ve.html bu sayfayı okumanızı tavsiye ederim. içerisindeki mesajların ve sembollerin ne anlama geldiğini, filmin ne anlatmak istediğini bizlere açıklıyor.
genel olarak şöyle bir toparlarsak konuyu; film, kesinlikle sıradan bir film değil. buradaki insanların çoğu ünlü ve elit kesim. yani mason ayinindeki insanlar sıradan bir insan olarak orada değiller. hatta buradaki malikane mentmore towers'tır ve rothschild ailesine aittir. yine her zaman karşımıza çıkan rockefeller ve rothschild ailesi burada da karşımıza çıkıyor. çünkü bu aileler dünyayı yöneten mason ve illuminati'nin babaları. buradaki kadınlar bir zihin kontrolünde ve seks kölesi olarak çalıştırıyorlar. cinselliği ve uyuşturucuyu, alkolü bizim gözümüze sürekli sokarak bunları normalleştirmeye çalışıyorlar. biz ise bunlara çabucak kanıyoruz.
dediğim gibi bunlar dünyanın her yerindeler ve olmaya da devam edecekler. ta ki biz uyanıp birlik oluncaya kadar... asıl korkuları bizim uyanık ve bilinçli bir toplum olup, dini değerlerimize sahip çıkmamız. işte bunların amaçları her şeyi yok etmek, dinleri parçalamak, kötülüğü dünyaya hakim kılmak. başka kelimeye hacet yok.
içerisindeki yer yer değişik müzikler ve bazı kelimelerin üzerinde sıkça durulması da kubrick'in bize mesaj verme şekli.
onlar gökkuşağının bittiği yer...
...
içeriye girdiğinde tuhaf şeylerle karşılaşır. sahibi olan adamın genç kızı, bir odada iki yaşlı adamla cinsel ilişkiye girer. bill'in kulağına ise ermin astarlı pelerin kostümü al der. daha sonra gittiği ayin onu daha da şoka uğratacaktır. buradaki insanların hepsi maskeli ve kostümlüdür. ortadaki kırmızı pelerinli adam ilahi söyler ve etrafındaki kızlara emir vererek onların soyunmasını sağlar. sonra kızlar istedikleri erkeği seçer ve onlarla cinsel ilişkiye girerler. her bir odada erkekler ve kızlar cinsel ilişkiye giriyordur.
film burada bitmiyor ama sizi sıkmamak adına biraz kısa tutmaya çalışacağım. genel olarak konusunu size anlattım. ama tabii ki ne kadar konusunu size anlatsam da içerisinde çok fazla mesaj ve sembol var. filmi izledikten sonra bir blog sayfası olan http://michaelsikkofield.blogspot.com/2011/07/stanley-kubrick-zihin-kontrolu-ve.html bu sayfayı okumanızı tavsiye ederim. içerisindeki mesajların ve sembollerin ne anlama geldiğini, filmin ne anlatmak istediğini bizlere açıklıyor.
genel olarak şöyle bir toparlarsak konuyu; film, kesinlikle sıradan bir film değil. buradaki insanların çoğu ünlü ve elit kesim. yani mason ayinindeki insanlar sıradan bir insan olarak orada değiller. hatta buradaki malikane mentmore towers'tır ve rothschild ailesine aittir. yine her zaman karşımıza çıkan rockefeller ve rothschild ailesi burada da karşımıza çıkıyor. çünkü bu aileler dünyayı yöneten mason ve illuminati'nin babaları. buradaki kadınlar bir zihin kontrolünde ve seks kölesi olarak çalıştırıyorlar. cinselliği ve uyuşturucuyu, alkolü bizim gözümüze sürekli sokarak bunları normalleştirmeye çalışıyorlar. biz ise bunlara çabucak kanıyoruz.
dediğim gibi bunlar dünyanın her yerindeler ve olmaya da devam edecekler. ta ki biz uyanıp birlik oluncaya kadar... asıl korkuları bizim uyanık ve bilinçli bir toplum olup, dini değerlerimize sahip çıkmamız. işte bunların amaçları her şeyi yok etmek, dinleri parçalamak, kötülüğü dünyaya hakim kılmak. başka kelimeye hacet yok.
içerisindeki yer yer değişik müzikler ve bazı kelimelerin üzerinde sıkça durulması da kubrick'in bize mesaj verme şekli.
onlar gökkuşağının bittiği yer...
...
devamını gör...
talcid
mide ekşimesi ve reflüye karşı kullanılan asit giderici bir ilaç. şu ara kutusu büyümüş, beş tablet halinde çıkıyor.
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
"...bir bilsen içimde yatanı, her gece gönlüme batanı. unutamadım bir türlü, onu beklerim."
devamını gör...
yazarların normal sözlük’te yazma nedenleri
uzunca bir süre başka başka bir mecrada yazdıktan sonra yine uzunca bir süre ara vermiştim.
hatta bir ara sözlüksüzde yaşanıyormuş lan diyerek aydınlanma yaşadım.
aradan aylar geçti, başka bir mecrada burayı kötüleyen yazılar gördüm dedim ki eğer bu embesiller burayı kötülüyorsa burada illaki güzel bir şey vardır. bindim atıma geldim buraya.
ilk başlarda biraz sıkıcı geldi yalan yok, baktım herkes bi resmi takılıyo memur gibi, kitaplar, sinema, sanat falan konuşuluyor fularlar havada uçuşuyor. bildiğin kültür şoku yaşadım, geldiğim yer tarlabaşı sokakları gibiydi çünkü kim bilgi içerikli entry falan girse toplaşıp dövüyorduk.
neyse sonra dedim ki kim ne yazarsa yazsın sanane, sen zaten kendi kafanı boşaltıp deşarj olmak için burdasın. dilin döndüğünce,kafanın bastığı kadar yaz çiz git. kimseye bulaşma, üzerine çekme ( bilen bilir bela mıknatısıyımdır ) kafana göre takıl.
şimdi dönüp bakıyorum da, bu esnada işte 2200 entry girmişim meğer kafam bayağı dolmuş benim. sonra zamanla sevdim burayı bir bakmışım ki esir oldum sabah iş yerine gitmeden buradan iş başı yapıyorum.
belki bir gün yine giderim, ama sanıyorum ki yazma isteğim hiç bitmeyecek.
benim hikayem böyle.
hatta bir ara sözlüksüzde yaşanıyormuş lan diyerek aydınlanma yaşadım.
aradan aylar geçti, başka bir mecrada burayı kötüleyen yazılar gördüm dedim ki eğer bu embesiller burayı kötülüyorsa burada illaki güzel bir şey vardır. bindim atıma geldim buraya.
ilk başlarda biraz sıkıcı geldi yalan yok, baktım herkes bi resmi takılıyo memur gibi, kitaplar, sinema, sanat falan konuşuluyor fularlar havada uçuşuyor. bildiğin kültür şoku yaşadım, geldiğim yer tarlabaşı sokakları gibiydi çünkü kim bilgi içerikli entry falan girse toplaşıp dövüyorduk.
neyse sonra dedim ki kim ne yazarsa yazsın sanane, sen zaten kendi kafanı boşaltıp deşarj olmak için burdasın. dilin döndüğünce,kafanın bastığı kadar yaz çiz git. kimseye bulaşma, üzerine çekme ( bilen bilir bela mıknatısıyımdır ) kafana göre takıl.
şimdi dönüp bakıyorum da, bu esnada işte 2200 entry girmişim meğer kafam bayağı dolmuş benim. sonra zamanla sevdim burayı bir bakmışım ki esir oldum sabah iş yerine gitmeden buradan iş başı yapıyorum.
belki bir gün yine giderim, ama sanıyorum ki yazma isteğim hiç bitmeyecek.
benim hikayem böyle.
devamını gör...
nerede bizi seven kızlar
bir (bkz: cevat çapan) şiiridir.
neyle boğuşur insan
koşup yorulduktan sonra
geçmiş zamanın ardından
silik, karanlık anılarından başka
yapayalnız kalmışsa o yalancı pehlivan?
temennalar, naralar,
elenseler, şikeler, tuş olmalar bir yana-
nerede can yoldaşları
doruklara tırmanan
o korkusuz dağcılar,
pişmanlık denizinde
vurgun yiyen dalgıçlar?
mutluluk bir gülmüş eskiden
adı üç kez anılan.
neyle boğuşur insan
koşup yorulduktan sonra
geçmiş zamanın ardından
silik, karanlık anılarından başka
yapayalnız kalmışsa o yalancı pehlivan?
temennalar, naralar,
elenseler, şikeler, tuş olmalar bir yana-
nerede can yoldaşları
doruklara tırmanan
o korkusuz dağcılar,
pişmanlık denizinde
vurgun yiyen dalgıçlar?
mutluluk bir gülmüş eskiden
adı üç kez anılan.
devamını gör...
idam edilmeden söylenecek son söz
susarım. muhtemelen darağacına gelme nedenim söyleyeceğimi söylemiş olmamdır. ve o söylediklerim birilerine ulaşmış, bir şeyleri değiştirmeye başlamış ki oradayım. bunun haklı gururunu yaşarım.
devamını gör...
yeni puan tablosu
önümdeki ve arkadamdaki yazarla aramda 3 bin küsür puan olan, ilk 2 yazarın artık yazmadığı, kolayına kimsenin yerinin salınmayacağı, sözlüğün kendini rölantiye aldığı listedir.
sözlük artıkın sonuç değil süreç odaklı olmuştur, tıpkı son zamanlardaki türk eğitim sistemi gibi.
sözlük artıkın sonuç değil süreç odaklı olmuştur, tıpkı son zamanlardaki türk eğitim sistemi gibi.
devamını gör...
prozac
davranış yönetimi ( okb gibi) konusunda etkisi olabilen ancak çok uzun bir süre sonra etki gösteren antideprasandır.
devamını gör...
yanlış telaffuz etmekten hoşlanılan kelimeler
(bkz: nalet)
devamını gör...
sivas katliamı
sabahki malum olay ve zihniyete karşı sarf ettiğim sözler silinince ve revizeme rağmen yayınlanmayınca gelip yarım kalan haykırışı tamamlayalım dediğim başlık.
2 temmuz 1993 tarihinde sivas'ta 33 insanın mezhebinden dolayı yakılarak öldürüldüğü katliamdır.
ne siyasilerden isim bilirim, ne derin devletten ne ıvırından ne de zıvırından. elbette suçun temeli buradadır ama aslında bilirim ki fırsat tanındığı her an kendinden olmayanı yok edebilecek, yakacak bir potansiyele sahip bu millet. yeni nesiller böyle bir yas gününde saygı gösterip, bu eylemi gerçekleştirenler adına utanacağına ya katliam yarıştırır oluyor ya da ''yaktık ama sorun bir niye yaktık'' gibi haysiyetsizlik içeren argümanlar üretiyor oluyorlar. bilirim ki bu millet vaktinde ekmeğini yediği, aynı sofrayı paylaştığı insanı sırf kendisiyle aynı tarafa bakmıyor diye yok edebilmeyi kendine hak görüyor. sizlere siyaset, tarih, din vs anlatılamaz artık sizlere direkt en temelden başlanmalı; insan nedir, insan kim değil bu öğretilmeli! o, bu, şu, öteki beriki demeden insanı olduğu haliyle sadece var olduğu için dahi kabul etmeyi öğretemedik ya sizlere, bizlere de yazıklar olsun. insani birçok duyguya ve vicdana sahip olmadığınız için de anlayamıyorsunuz işte; acının her türlüsünü sırtlanabildiğimizi, insan canı mevzubahis olduğunda canımızın herkese ''yanabileceğini. '' özgürlüğü kimin kısıtlandıysa yanında olduğumuz gibi, bu özgürlüğü ilk elde edişinde yine dönüp ilk bizleri yok etmeye çalışıyor bu coğrafya insanı.
çok uzun zaman oldu bu coğrafya insanına karşı umutlarım tükeneli. artık herhangi bir şekilde ikna etme çabası barındırmıyorum, yalnızca sustukça ağır gelen şeyleri kendi hakkım için dahi değil, şahit olduğum haksızlıklara karşı var gücümle sarf ediyorum. istediğiniz kadar kötülüğünüze, vahşiliğinize kılıf uydurmaya çalışabilirsiniz ama allahu ekber nidalarıyla insan yaktığınız gerçeğini değiştiremezsiniz. bir çocuk istismara uğradığında ''o da istiyordu''yu, bir kadın tecavüze uğradığında ''o da etek giymeseymiş''i diyen varlıklar olarak, 33 insanı yaktığınızda da ''benzin bidonu da orada olmasaymış'' demeniz kalıyor bir. ne yapıp ne edip her zaman vahşetten yana tavır almanız inanılmaz.
bir insana, bir canlıya yapılan zulümde canınız yanmıyorsa eğer, kim olduğu önemsiz şans eseri sırf yaşamı haritada sizden daha doğu bir yana düştü diye değersiz görüyorsanız insanı ve mezhebiyle, inancıyla ayırabilecek kadar aşağılıksanız insanlığınızı dönüp sorgulayın derim. sizden inançlı olmanızı beklemiyorum, herhangi bir yaratıcıdan korkun vs. dahi demiyorum; yalnızca her şeyden bağımsız insan olun diyorum.
suçu örtbas etmek adına başka yönlere evirmeye çalışmayın çünkü siz ne yaparsanız yapın her 2 temmuzda yasımız ağıt olup dilimize düşecektir.
her şey değişiyor; siyasiler, yönetimler, sistemler, düşünceler... tek bir değişmeyen oluyor; insanımızın kendinden olmayanı yok etme çabası ve ben her değişim sonunda karşılaştığım bu çirkin yüzünüzle nasıl yaşanabileceğini inanın artık bilmiyorum. yalnızca affedilmemenizi diliyorum...
2 temmuz 1993 tarihinde sivas'ta 33 insanın mezhebinden dolayı yakılarak öldürüldüğü katliamdır.
ne siyasilerden isim bilirim, ne derin devletten ne ıvırından ne de zıvırından. elbette suçun temeli buradadır ama aslında bilirim ki fırsat tanındığı her an kendinden olmayanı yok edebilecek, yakacak bir potansiyele sahip bu millet. yeni nesiller böyle bir yas gününde saygı gösterip, bu eylemi gerçekleştirenler adına utanacağına ya katliam yarıştırır oluyor ya da ''yaktık ama sorun bir niye yaktık'' gibi haysiyetsizlik içeren argümanlar üretiyor oluyorlar. bilirim ki bu millet vaktinde ekmeğini yediği, aynı sofrayı paylaştığı insanı sırf kendisiyle aynı tarafa bakmıyor diye yok edebilmeyi kendine hak görüyor. sizlere siyaset, tarih, din vs anlatılamaz artık sizlere direkt en temelden başlanmalı; insan nedir, insan kim değil bu öğretilmeli! o, bu, şu, öteki beriki demeden insanı olduğu haliyle sadece var olduğu için dahi kabul etmeyi öğretemedik ya sizlere, bizlere de yazıklar olsun. insani birçok duyguya ve vicdana sahip olmadığınız için de anlayamıyorsunuz işte; acının her türlüsünü sırtlanabildiğimizi, insan canı mevzubahis olduğunda canımızın herkese ''yanabileceğini. '' özgürlüğü kimin kısıtlandıysa yanında olduğumuz gibi, bu özgürlüğü ilk elde edişinde yine dönüp ilk bizleri yok etmeye çalışıyor bu coğrafya insanı.
çok uzun zaman oldu bu coğrafya insanına karşı umutlarım tükeneli. artık herhangi bir şekilde ikna etme çabası barındırmıyorum, yalnızca sustukça ağır gelen şeyleri kendi hakkım için dahi değil, şahit olduğum haksızlıklara karşı var gücümle sarf ediyorum. istediğiniz kadar kötülüğünüze, vahşiliğinize kılıf uydurmaya çalışabilirsiniz ama allahu ekber nidalarıyla insan yaktığınız gerçeğini değiştiremezsiniz. bir çocuk istismara uğradığında ''o da istiyordu''yu, bir kadın tecavüze uğradığında ''o da etek giymeseymiş''i diyen varlıklar olarak, 33 insanı yaktığınızda da ''benzin bidonu da orada olmasaymış'' demeniz kalıyor bir. ne yapıp ne edip her zaman vahşetten yana tavır almanız inanılmaz.
bir insana, bir canlıya yapılan zulümde canınız yanmıyorsa eğer, kim olduğu önemsiz şans eseri sırf yaşamı haritada sizden daha doğu bir yana düştü diye değersiz görüyorsanız insanı ve mezhebiyle, inancıyla ayırabilecek kadar aşağılıksanız insanlığınızı dönüp sorgulayın derim. sizden inançlı olmanızı beklemiyorum, herhangi bir yaratıcıdan korkun vs. dahi demiyorum; yalnızca her şeyden bağımsız insan olun diyorum.
suçu örtbas etmek adına başka yönlere evirmeye çalışmayın çünkü siz ne yaparsanız yapın her 2 temmuzda yasımız ağıt olup dilimize düşecektir.
her şey değişiyor; siyasiler, yönetimler, sistemler, düşünceler... tek bir değişmeyen oluyor; insanımızın kendinden olmayanı yok etme çabası ve ben her değişim sonunda karşılaştığım bu çirkin yüzünüzle nasıl yaşanabileceğini inanın artık bilmiyorum. yalnızca affedilmemenizi diliyorum...
devamını gör...
yazarların yakın gelecekteki hayali
18 aydır izin yapmıyorum. bir an önce izin yapmalıyım. tatil coming soon.
devamını gör...
öğretmenlerin yarım gün çalışıp 3 ay tatil yapması
güzide memleketimizin güzide insanları; çocuk değil, ruh hastaları yetiştirir.
bu güzide insanlar çocuklarını sevmez, oyalar. ilgilenmez, cevap vermez, kendini kanıtlamasına izin vermez ve daha da önemlisi, saygı duymaz. kaliteli zaman nedir, nasıl geçirilir ve çocuk için önemi nedir bilmez. okullar tatil olunca çocuğuyla ilgilenebilmesi için vakit kazandığına sevineceği yerde, tatilin bir an önce bitmesini ve kurtulmayı diler.
işte öğretmenler, ailelerin çocuklarını kendilerinden kurtarmasını diledikleri insanlardır. sabahtan akşama kadar biriyle de değil, onlarcasıyla uğraşırlar. ne karşılığında? beş kuruş para.
sevgiden, saygıdan ve ilgiden böylesine uzak çocukları eğitmeye çalışmak kolay mıdır?
olmasa gerek.
bu güzide insanlar çocuklarını sevmez, oyalar. ilgilenmez, cevap vermez, kendini kanıtlamasına izin vermez ve daha da önemlisi, saygı duymaz. kaliteli zaman nedir, nasıl geçirilir ve çocuk için önemi nedir bilmez. okullar tatil olunca çocuğuyla ilgilenebilmesi için vakit kazandığına sevineceği yerde, tatilin bir an önce bitmesini ve kurtulmayı diler.
işte öğretmenler, ailelerin çocuklarını kendilerinden kurtarmasını diledikleri insanlardır. sabahtan akşama kadar biriyle de değil, onlarcasıyla uğraşırlar. ne karşılığında? beş kuruş para.
sevgiden, saygıdan ve ilgiden böylesine uzak çocukları eğitmeye çalışmak kolay mıdır?
olmasa gerek.
devamını gör...
ağıza kürekle vurma hissi uyandıran kelimeler
devamını gör...
yazarların yaptığı küçük şımarıklıkları
eve yeni kaşar peyniri alındığında açılışta kalın bir dilim kesip afiyetle yiyorum.
tanım: yaptığımız küçük şımarıklıkları paylaştığımız başlıktır.
tanım: yaptığımız küçük şımarıklıkları paylaştığımız başlıktır.
devamını gör...
mağazada açtığı kazağı katlayıp geri yerine koyan müşteri
medeni bir insandir ayrıca empati kurabilmektir.
devamını gör...
dinlene dinlene dövmek
ıslak havlularla, kauçuk sopalarla... çılgınlar gibi, umarsızca dövmek... insanın içine sular serpen, kızgın kumlardan serin sulara atlıyormuş hissi veren rahatlama yöntemidir.
devamını gör...
viski
arpa, buğday, çavdar veya mısırdan damıtılarak yapılan ve meşe fıçılarda bekletilerek şişelenen yaşam suyu.
devamını gör...
