altın harflerle yaz mahlasımı
kafayı homoseksüellerle bozmuş yazar, nerede bununla ilgili başlık var koşa koşa homofobi kusmaya gidiyor. tanımlarını engellediğim yazarlar listesine eklenme şerefine nail oldu, tebrikler.
devamını gör...
doğru söylüyor dedirten şarkı sözleri
“şimdi, şu anda
kaçsak burdan başı alıp nere gideriz?
bilmeden hiç yol iz, boş verip ne varsa
kitli kapılar açılsa”
kaçsak burdan başı alıp nere gideriz?
bilmeden hiç yol iz, boş verip ne varsa
kitli kapılar açılsa”
devamını gör...
leonardo da vinci
(bkz: leonardo da vinci)
devamını gör...
tanrı'ya sorulacak tek soru
benim hesap ne kadar?
devamını gör...
bir şeyi eksik anlatmanın yalancılık olması
katılmadığım önerme. örnek verecek olursam birine "çok yorgunum, iyi geceler. " derseniz o kişi büyük ihtimalle sizin uyuyacağınızı düşünür fakat siz böyle bir şey söylememişsinizdir. ya da eskiden bir hocama ödev yollarken "internette sorun vardı, gecikmeli atıyorum. umarım kabul edebilirsiniz. " tarzı bir mesaj atmıştım. ve evet, internette sorun olmuştu ama ödevi atamama nedenim gerçekte yetiştiremememdi. mesajı okuyan hocam ise gecikme nedenimi internet problemi olarak düşünmüş olsa gerek ki ödevi kabul etmişti. fakat önceki örnekte olduğu gibi ben öyle bir şey söylememiştim bile. burada yaptığınız şey yanlış anlatmak değil, yanlış anlaşılmaya kayıtsız kalmak olur. buna da yalan diyemeyiz.
devamını gör...
13 aralık 2020 süleyman soylu tbmm konuşması
eğlenerek izlediğim konuşma. soylu’nun elini göğsüne götürüp “ohhh” çekmesi pek çok caps’e konu olacak cinsten. bu arada bir kez daha yazalım; evet selahattin demirtaş teröristtir. çizgisini beğenen de. cut! *
devamını gör...
seni istemeyeni istemek
gereksizdir. kimse bulunmaz bursa kumaşı değildir.
devamını gör...
rüyadayken rüyada olduğunun farkına varmak
kötü bir durum aslında. bişeyler yapayım rüyaya renk gelsin diyorsun olmuyor. sonra uyanma süreci hızlanıyor falan. üzülüyor insan.
devamını gör...
göbeklitepe
hâlâ çözülmeyi bekleyen gizemlerinin olduğu, dünya'nın bilinen en eski kült yapılar topluluğu.
kazı çalışmalarında dikilitaş ve totemlere ek olarak; hayvan ve insan kemikleri, yabani buğday, yabani badem, birtakım araç gereçler bulunmuştur.
hakkında birçok bilgiyi yazar arkadaşlarımız vermiş. ben henüz açıklık getirilememiş bir yönüne değinmek istiyorum.
mö 10000 yılında inşa edilen göbeklitepe, neden mö 8000 yılında bilinçli şekilde ve hızla gömülerek terk edildi?
bölgeye yeni bir din mi geldi? gelecek kuşaklara aktarma isteği mi? belki de dönemde yaşanan olaylardan sonra tanrılarının kızdığını düşünmeleri mi? gördüğünüz üzere birçok tez var.
bir başka tez, sirius takım yıldızının mö 10000 yılında ufukta göründüğü için göbeklitepe'nin inşa edildiği, yıldızın konumu değişince de tapınağın işlevini yitirdiğini ya da tanrıların bir sebeple kızdığını düşünüp üstünü örttükleri yönünde.
diğer bir tez ise, şamanizmin evren modeli olan “üç dünya” görüşü (yer-gök-yeraltı) temel alınarak ortaya atılmış. "şamanizm ne alaka?" diye sorabilirsiniz, göbeklitepe'yi kazan klaus schmidt'in yayımladığı kitabına göre bölgede büyük ihtimal şamanizmin olduğu bilgisi yer alır. gerek tapınakların yapılış biçimi, burada gerçekleştirilen tasarım (şaman labirenti), gerekse tapınakta keşfedilen semboller (medicine man denilen şaman sembolü), hayvan betimlemeleri (olasılıkla şamanların yardımcı ruhlarını simgelerler), totem direği vb. bu tapınaklarda birtakım şamanik ritüellerin yapıldığını kanıtlar gibidir.
neyse efendim; üç dünya görüşü hipotezine göre, göbeklitepelilerin felaket saydığı bir durum sonrasında (salgın hastalık, güneş-ay tutulması, kuyruklu yıldız kayması vs.) gök tanrıya kızılması üzerine (bir nevi isyan) yeraltı tanrısına sığınma durumu söz konusu olabilir. böylelikle tapınak gömülerek gök tanrıdan gizlenmiş olacak ve yeraltı tanrısına sığınmış olacaklardı.
sanırım bir sürü fikir ortaya atılabilir, yorumlanmaya çok müsait bir konu. şu an her ne kadar karmaşık gözükse de hakikat eninde sonunda açığa çıkacak, yine de bu eski yapının büyüsü bozulmayacaktır. insanı oldukça heyecanlandırıyor çünkü nedensizce.
daha detaylı bilgi için, buraya ve buraya uğrayabilirsiniz. kaynak olarak buraları kullandım.
kazı çalışmalarında dikilitaş ve totemlere ek olarak; hayvan ve insan kemikleri, yabani buğday, yabani badem, birtakım araç gereçler bulunmuştur.
hakkında birçok bilgiyi yazar arkadaşlarımız vermiş. ben henüz açıklık getirilememiş bir yönüne değinmek istiyorum.
mö 10000 yılında inşa edilen göbeklitepe, neden mö 8000 yılında bilinçli şekilde ve hızla gömülerek terk edildi?
bölgeye yeni bir din mi geldi? gelecek kuşaklara aktarma isteği mi? belki de dönemde yaşanan olaylardan sonra tanrılarının kızdığını düşünmeleri mi? gördüğünüz üzere birçok tez var.
bir başka tez, sirius takım yıldızının mö 10000 yılında ufukta göründüğü için göbeklitepe'nin inşa edildiği, yıldızın konumu değişince de tapınağın işlevini yitirdiğini ya da tanrıların bir sebeple kızdığını düşünüp üstünü örttükleri yönünde.
diğer bir tez ise, şamanizmin evren modeli olan “üç dünya” görüşü (yer-gök-yeraltı) temel alınarak ortaya atılmış. "şamanizm ne alaka?" diye sorabilirsiniz, göbeklitepe'yi kazan klaus schmidt'in yayımladığı kitabına göre bölgede büyük ihtimal şamanizmin olduğu bilgisi yer alır. gerek tapınakların yapılış biçimi, burada gerçekleştirilen tasarım (şaman labirenti), gerekse tapınakta keşfedilen semboller (medicine man denilen şaman sembolü), hayvan betimlemeleri (olasılıkla şamanların yardımcı ruhlarını simgelerler), totem direği vb. bu tapınaklarda birtakım şamanik ritüellerin yapıldığını kanıtlar gibidir.
neyse efendim; üç dünya görüşü hipotezine göre, göbeklitepelilerin felaket saydığı bir durum sonrasında (salgın hastalık, güneş-ay tutulması, kuyruklu yıldız kayması vs.) gök tanrıya kızılması üzerine (bir nevi isyan) yeraltı tanrısına sığınma durumu söz konusu olabilir. böylelikle tapınak gömülerek gök tanrıdan gizlenmiş olacak ve yeraltı tanrısına sığınmış olacaklardı.
sanırım bir sürü fikir ortaya atılabilir, yorumlanmaya çok müsait bir konu. şu an her ne kadar karmaşık gözükse de hakikat eninde sonunda açığa çıkacak, yine de bu eski yapının büyüsü bozulmayacaktır. insanı oldukça heyecanlandırıyor çünkü nedensizce.
daha detaylı bilgi için, buraya ve buraya uğrayabilirsiniz. kaynak olarak buraları kullandım.
devamını gör...
secret network
// yatırım tavsiyesi değildir.
intel sgx teknolojisini kullanan smart contract platformu, tokeni $scrt. temel özelliği ise programlanabilir veri gizliliği. cosmos üzerinde inşaa edilmiş bir platform, staking/delegation yapılabiliyor. validator olabilirsiniz ancak intel sgx'i sps ile destekleyen işlemci(datacenter işlemcileri) gerektiriyor. normal retail işlemciler 'intel me' ile sgx açıyor, pek güvenli olmuyor sanırım, adamlar validator çalıştırtmıyor. bu yüksek seviyeli giriş işlemci şartından dolayı, decentralized platformu gidip aws türevlerini kiralayip çalıştırmamızı öneriyorlar ya, bir şey demiyorum, neyse.
genel mantık, verileriniz ve tüm bilgileriniz decrypted bir şekilde tutuluyor public blockchain'de. işleme alınacağı zaman intel sgx enclave'e taşınıyor ve orada encrypt işlemi yapılıyor. veriniz işleniyor ve yeniden herşey şifreleniyor ve public blockchain e aktarılıyor. siz veri gizliliğine ulaşmış ve genede public bir blockchain i kullanmış oluyorsunuz.
monero için on-chain bridge açtılar. monero'dan secret'a geçebiliyorsunuz. eth falanda dahil bunlara. integration anlamında güzel noktaları yakalamışlar.
veri gizliliği sağlayan contractlar neden önemli ? diyelim ki seçim yapılıyor, public blockchainlerde oy vereceğin zaman zaten tüm oyları görüyorsun. yani senin oyunun gücünü anlayıp sistemi manipüle etme, rüşvet isteme, diğerlerinin verdiği oyları görme gibi oy verme sisteminin gizliliğini ihlal eden noktalar var. secret network ile bu bilgi sadece oy verme işlemi tamamlandığında yayınlanıyor, daha adil bir seçim oluyor.
diğer smart-contract-programmable privacy çözümleri phala.network, $ata ve chainlink'in ccip protokolü. şimdilik secret.network, product ortaya çıkartma anlamında ortaya bişey koyabilen tek taraf.
bu programlabilir gizlilik olayı, chainlink'in ccip protokolü ile enterprise seviyesinde bir güzel çözülüyor. herifler 140 sayfalık paper yayınlamış ve secret.network'ün her 'biz bu sorunu çözcez kardeş' dediği şeyi çözmüş, tüm privacy konularını yıkmış geçmişler resmen. ama ortada bir product tam olarak yok şuanda. ortaya bişey koyabilen secret network.
peki, secret.network ün ortaya koyduğu çözüm/platform next-ethereum mu ?
- muhtemelen hayır ama burada gizlilik sağladığı için piyasadan bir pasta koparacağını düşünüyorum.
yani, tüm defi ve smart contract işleri ethereum-like platformlardan çalışıyor. secret.network chainlink gibi oracle olmak istiyorsa oradan ekmek zor çıkar(ccip protokolünden sonra). veri gizliliğini native de sağlamasi pastadan pay aldığı nokta bence, çünkü native bir gizlilik var ortada. belki veri gizliliği native olarak secret.network blockchain'de sağlanır ama asıl contract ethereum-like platformlarda çalışır. yani sadece gizli veri/algoritma burada tutulur, arada veri geçişleride chainlink ccip üzerinden olur.
2$ civarında dca yapıyordum. topladım epey sonra bir haftada falan 3.5x yaptı. piyasada gizlilik anlamında güzel ve olgun çözümlerden bir tanesi. ilk ben dca yaptığım dönemde 300 civarında sıralardaydı, şimdi ilk 100e girmek üzere.
// yatırım tavsiyesi değildir.
intel sgx teknolojisini kullanan smart contract platformu, tokeni $scrt. temel özelliği ise programlanabilir veri gizliliği. cosmos üzerinde inşaa edilmiş bir platform, staking/delegation yapılabiliyor. validator olabilirsiniz ancak intel sgx'i sps ile destekleyen işlemci(datacenter işlemcileri) gerektiriyor. normal retail işlemciler 'intel me' ile sgx açıyor, pek güvenli olmuyor sanırım, adamlar validator çalıştırtmıyor. bu yüksek seviyeli giriş işlemci şartından dolayı, decentralized platformu gidip aws türevlerini kiralayip çalıştırmamızı öneriyorlar ya, bir şey demiyorum, neyse.
genel mantık, verileriniz ve tüm bilgileriniz decrypted bir şekilde tutuluyor public blockchain'de. işleme alınacağı zaman intel sgx enclave'e taşınıyor ve orada encrypt işlemi yapılıyor. veriniz işleniyor ve yeniden herşey şifreleniyor ve public blockchain e aktarılıyor. siz veri gizliliğine ulaşmış ve genede public bir blockchain i kullanmış oluyorsunuz.
monero için on-chain bridge açtılar. monero'dan secret'a geçebiliyorsunuz. eth falanda dahil bunlara. integration anlamında güzel noktaları yakalamışlar.
veri gizliliği sağlayan contractlar neden önemli ? diyelim ki seçim yapılıyor, public blockchainlerde oy vereceğin zaman zaten tüm oyları görüyorsun. yani senin oyunun gücünü anlayıp sistemi manipüle etme, rüşvet isteme, diğerlerinin verdiği oyları görme gibi oy verme sisteminin gizliliğini ihlal eden noktalar var. secret network ile bu bilgi sadece oy verme işlemi tamamlandığında yayınlanıyor, daha adil bir seçim oluyor.
diğer smart-contract-programmable privacy çözümleri phala.network, $ata ve chainlink'in ccip protokolü. şimdilik secret.network, product ortaya çıkartma anlamında ortaya bişey koyabilen tek taraf.
bu programlabilir gizlilik olayı, chainlink'in ccip protokolü ile enterprise seviyesinde bir güzel çözülüyor. herifler 140 sayfalık paper yayınlamış ve secret.network'ün her 'biz bu sorunu çözcez kardeş' dediği şeyi çözmüş, tüm privacy konularını yıkmış geçmişler resmen. ama ortada bir product tam olarak yok şuanda. ortaya bişey koyabilen secret network.
peki, secret.network ün ortaya koyduğu çözüm/platform next-ethereum mu ?
- muhtemelen hayır ama burada gizlilik sağladığı için piyasadan bir pasta koparacağını düşünüyorum.
yani, tüm defi ve smart contract işleri ethereum-like platformlardan çalışıyor. secret.network chainlink gibi oracle olmak istiyorsa oradan ekmek zor çıkar(ccip protokolünden sonra). veri gizliliğini native de sağlamasi pastadan pay aldığı nokta bence, çünkü native bir gizlilik var ortada. belki veri gizliliği native olarak secret.network blockchain'de sağlanır ama asıl contract ethereum-like platformlarda çalışır. yani sadece gizli veri/algoritma burada tutulur, arada veri geçişleride chainlink ccip üzerinden olur.
2$ civarında dca yapıyordum. topladım epey sonra bir haftada falan 3.5x yaptı. piyasada gizlilik anlamında güzel ve olgun çözümlerden bir tanesi. ilk ben dca yaptığım dönemde 300 civarında sıralardaydı, şimdi ilk 100e girmek üzere.
// yatırım tavsiyesi değildir.
devamını gör...
bir insanla ilişkiyi kesmek için yeterli sebepler
özgüven eksikliğidir. sizin söylediğiniz her şeyi kendi üzerine alıp saldırganlaşma gibi huyları vardır. kendinden emin insana küfür de etseniz sinirleri çelik gibi sağlamdır. davranışları daha öngörülebilir. özgüveni düşük insanlardan uzak durmak da fayda vardır bence.
devamını gör...
izmir'e gavur konya'ya yobaz demek
gerek tarihi gerek doğal güzellikleriyle değerli olan bu iki şehrimizin siyasetin ahmakları ve çok bilmişleri tarafından genellemelere kurban gitmesidir.
konya da bizim izmir de. genellemeleriniz, kininiz, ön yargılarınız siz de kalsın. sözlüğümüze siyaset sokmayın. biz buraya siyaset yok diye geldik. siyaset yapacaksanız başka sözlüklere üye olabilirsiniz bence.
edit: kelimenin doğrusu gâvur arkadaşlar.
konya da bizim izmir de. genellemeleriniz, kininiz, ön yargılarınız siz de kalsın. sözlüğümüze siyaset sokmayın. biz buraya siyaset yok diye geldik. siyaset yapacaksanız başka sözlüklere üye olabilirsiniz bence.
edit: kelimenin doğrusu gâvur arkadaşlar.
devamını gör...
gerim gerim geren diziler
(bkz: kalifat)
devamını gör...
bir abinizin normal sözlük gözlemleri
sözlüğün yenilerinden biri olarak başlığı açan arkadaşımı yerden göğe haklı buluyorum. gündeme ne zaman baksam ekşiden araklama kakara kikiri başlıklar ya da anket başlıkları görüyorum. aslında başta twitter olmak üzere tüm sosyal medya zaten bu istikamette gidiyor. insan siyaseti, tarihi veya ekonomiyi daha derinlikli konuşabileceği açıkça söylemek gerekirse entelektüel seviyesi daha yüksek bir ortamın özlemini çekiyor. sadece bunlar da değil, mesela kendimi eksik görsem de sinemanın, müziğin, felsefenin de konuşulduğunu başlıklarda yer aldığını görmek isterim. güzel bir tavsiye veya hazneme katacağım bir bilgiyi burada bulmak imkansız gibi. her şeyin mizah ve eğlenceye endekslenmesi (ki fikrimce mizah seviyesi de öyle yüksek değil) içinde yaşadığımız siyasi konjonktüre de uymuyor. bir umut belki böyle bir halka vücut bulabilir sözlükte. yönetim de ayrı klasmanlar açarak veya farklı yöntemlerle bunu teşvik edebilir. mizahın alternatifi çok ama ötekinin alternatifi az, sözlük için de bu boşluğu doldurabilmek faydalı olacaktır.
devamını gör...
wattpad
iki kelime yazıp kendini bestsellerli yazar zannedenlerin mekânı. olur da iyi birşeyler yapmak, yazdıklarınızı paylaşmak için yolunuz düşerse çok duramayıp kaçtığınız uygulamadır kendisi. malum ülkede yazar olmak, yazdıklarınızı kitap haline getirebilmek, birilerine okutmaya çalışmak zor iş. o zaman imdadınıza wattpad yetişiyor. hem de ne yetişme.
imla kurallarından, hikaye işlemenin inceliklerinden, betimlemelerden, etkileyici cümleler kurmaktan habersiz birçok ergen yazar(!) ile dolu. kesinlikle eleştiriyi, eleştirilmeyi kabul etmiyorlar. olur da wattpad'da veya başka bir mecrada uygulama kullanıcılarını, kitabını bastırmayı başarmışları eleştirirseniz vay halinize. savaş baltaları çekiliyor, william wallace gibi savaş boyaları sürülerek ''freedom'' naaraları ile üzerinize hücum ediliyor.
uygulamayı kullanan herkes kendini ahmet ümit, garange, king,doyle, poe ve diğer ustalar ile bir tutmak gibi bir gafletin içindeler. çok okunan, oylanan, yorumlanan yazılara bakıyorsunuz içerikleri ya çok saçma, ya günümüz türk dizilerinin kopyası. hikayeler, romanlar sadece yazmak için yazılmaz. hatta okumak için de okunmaz. bir ana fikri, anlatmak istedikleri, eleştirileri, yol gösterici yanları olmak zorundadır. okuyucu okuduğundan birşeyler öğrenmelidir. gel bunu anlat bu uygulamayı kullananlara.
itiraf edeyim ben de denedim. hatta okuyucu gruplarına girmek gibi bir hataya bile düştüm. eleştirdiğim için eleştirildim, yol göstermek, uyarmak istediğim, hataları belirttiğim için hakaretler işittim. bazı hikayeleri okurken resmen gözlerim kanadı. bazılarını okuyamadım bile.
okuyan bir toplum değiliz. eğitim sistemimiz ne yazık ki bizi okumaya teşvik etmiyor, nasıl yazılacağını ise hiç öğretmiyor.
fakat ne yazık ki bu uygulamadan çıkan kitaplar kitapçılarda en ön sıralarda yer alıyor, en çok okunanlar arasına giriyor.
imla kurallarından, hikaye işlemenin inceliklerinden, betimlemelerden, etkileyici cümleler kurmaktan habersiz birçok ergen yazar(!) ile dolu. kesinlikle eleştiriyi, eleştirilmeyi kabul etmiyorlar. olur da wattpad'da veya başka bir mecrada uygulama kullanıcılarını, kitabını bastırmayı başarmışları eleştirirseniz vay halinize. savaş baltaları çekiliyor, william wallace gibi savaş boyaları sürülerek ''freedom'' naaraları ile üzerinize hücum ediliyor.
uygulamayı kullanan herkes kendini ahmet ümit, garange, king,doyle, poe ve diğer ustalar ile bir tutmak gibi bir gafletin içindeler. çok okunan, oylanan, yorumlanan yazılara bakıyorsunuz içerikleri ya çok saçma, ya günümüz türk dizilerinin kopyası. hikayeler, romanlar sadece yazmak için yazılmaz. hatta okumak için de okunmaz. bir ana fikri, anlatmak istedikleri, eleştirileri, yol gösterici yanları olmak zorundadır. okuyucu okuduğundan birşeyler öğrenmelidir. gel bunu anlat bu uygulamayı kullananlara.
itiraf edeyim ben de denedim. hatta okuyucu gruplarına girmek gibi bir hataya bile düştüm. eleştirdiğim için eleştirildim, yol göstermek, uyarmak istediğim, hataları belirttiğim için hakaretler işittim. bazı hikayeleri okurken resmen gözlerim kanadı. bazılarını okuyamadım bile.
okuyan bir toplum değiliz. eğitim sistemimiz ne yazık ki bizi okumaya teşvik etmiyor, nasıl yazılacağını ise hiç öğretmiyor.
fakat ne yazık ki bu uygulamadan çıkan kitaplar kitapçılarda en ön sıralarda yer alıyor, en çok okunanlar arasına giriyor.
devamını gör...
flaneur (yazar)
yeni keşfettiğim kafa sözlük yazarı.
ayrıca ingilizcede amaçsızca dolaşan kimse anlamına gelen kelime.
daha iki gün önce kadim dostum dr. sokratesin kadehi ile bu kelime hakkında konuşmuştuk. kelimenin etimolojik kökü fransızca flâner kelimesidir. anlamı da savrulmaktır.
ayrıca ingilizcede amaçsızca dolaşan kimse anlamına gelen kelime.
daha iki gün önce kadim dostum dr. sokratesin kadehi ile bu kelime hakkında konuşmuştuk. kelimenin etimolojik kökü fransızca flâner kelimesidir. anlamı da savrulmaktır.
devamını gör...
aşık veysel şatıroğlu
20.yüzyılın büyük dervişi ve bilgesi.sivasın şarkışla köyünde doğmuş, çocukken gözlerini kaybetmiş, yaşadığı dönemde ülke çapında deyişleri ile meşhur olmuş bir aşık.halk bilgeliği denince akla ilk gelen isimlerden.
güzelliğin on para etmez şu bendeki aşk olmasa dıyerek aşk ve muhabbet konularındaki derinliğini gözler önüne sermiştir.
"güzelliğin on par'etmez
şu bendeki aşk olmasa
eğlenecek yer bulaman
gönlümdeki köşk olmasa
tâbirin sığmaz kaleme
derdin dermandır yâreme
ismin yayılmaz âleme
âşıklarda meşk olmasa
kim okurdu kim yazardı
bu düğümü kim çözerdi
koyun kurt ile gezerdi
fikir başka başk'olmasa
güzel yüzün görülmezdi
bu şak bende dirilmezdi
güle kıymet verilmezdi
âşık ve maşuk olmasa
senden aldım bu feryâdı
bu imiş dünyanın tadı
anılmazdı veysel adı
o sana âşık olmasa"
güzelliğin on para etmez şu bendeki aşk olmasa dıyerek aşk ve muhabbet konularındaki derinliğini gözler önüne sermiştir.
"güzelliğin on par'etmez
şu bendeki aşk olmasa
eğlenecek yer bulaman
gönlümdeki köşk olmasa
tâbirin sığmaz kaleme
derdin dermandır yâreme
ismin yayılmaz âleme
âşıklarda meşk olmasa
kim okurdu kim yazardı
bu düğümü kim çözerdi
koyun kurt ile gezerdi
fikir başka başk'olmasa
güzel yüzün görülmezdi
bu şak bende dirilmezdi
güle kıymet verilmezdi
âşık ve maşuk olmasa
senden aldım bu feryâdı
bu imiş dünyanın tadı
anılmazdı veysel adı
o sana âşık olmasa"
devamını gör...
üçüncü sayfa radyo yayını
kanlı haberler, karısını testereyle doğrayan caniler, sevgilisini üst katan aşağı iten hergeleler, yol kenarına atılan trans seks işçilerinin cesetleri... bıkmadık mı artık bunlardan? bugün sevgili otçul ile beraber bıktığımız ne varsa konuşacağız. istanbul sözleşmesi'nin feshedilmesinden girip ev içi şiddete değineceğiz, lgbti+ karşıtı yapılan ayıplardan konuşup homofobi ve transfobiden söz edeceğiz. kadın haklarını konuşacağız, kadına karşı her türlü şiddetten ve saldırıdan bahsedeceğiz, yapabileceklerimizi tartışacağız. bugün haber günü değil, haberleri bitirme günü sevgili yazarlar!
bu yayının hüzünlü bir yayın olacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz demektir. belki biraz öfke dolu olacak, ama asıl amacımız herkese umut ve güç aşılamak. çalacak şarkılar da bu sefer karanlık olmayacak; pop'tan rock'a, punk'tan country'e bir sürü türden şarkı belirledim. hepsinin ana teması kadınların ve ayrımcılığa uğrayan diğer herkesin yaşadığı sıkıntılar üzerine, ama hepsi güçlü ve neşeli. yani mücadeleyi bırakmak yok! el ele vererek her şeyin üstesinden geleceğiz!
ayrıca özel bir konuğumuz var: sevgili evernevergreen! ekstra olarak sürpriz konuklar da gelebilir, dikkatli olun efendim*. saat 18.00'da canlı yayınımızda buluşmak dileğiyle!
bu yayının hüzünlü bir yayın olacağını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz demektir. belki biraz öfke dolu olacak, ama asıl amacımız herkese umut ve güç aşılamak. çalacak şarkılar da bu sefer karanlık olmayacak; pop'tan rock'a, punk'tan country'e bir sürü türden şarkı belirledim. hepsinin ana teması kadınların ve ayrımcılığa uğrayan diğer herkesin yaşadığı sıkıntılar üzerine, ama hepsi güçlü ve neşeli. yani mücadeleyi bırakmak yok! el ele vererek her şeyin üstesinden geleceğiz!
ayrıca özel bir konuğumuz var: sevgili evernevergreen! ekstra olarak sürpriz konuklar da gelebilir, dikkatli olun efendim*. saat 18.00'da canlı yayınımızda buluşmak dileğiyle!
devamını gör...
sevilmemek
bazen düşünüyorum. insanlar gerçekten birbirlerini hiç mi sevmiyorlar? herkes mi rol yapıyor?
ben seviyorum mesela, bazen bazı insanları çok seviyorum. onlar sevmiyor mu? hiç mi?
dostoyevski konuyu özetle şöyle açıklamış.
“kimse, seni sen olduğun için sevmeyecek; herkes seni, seni sevmenin onlara ne kadar yakışacağını düşündüğü için, yani kendileri için sevecek. ve bu da demek oluyor ki insan böyle yaparak yine kendini sevecek. sen hiç sevilmemiş olacaksın hikâyenin sonunda.”
ben seviyorum mesela, bazen bazı insanları çok seviyorum. onlar sevmiyor mu? hiç mi?
dostoyevski konuyu özetle şöyle açıklamış.
“kimse, seni sen olduğun için sevmeyecek; herkes seni, seni sevmenin onlara ne kadar yakışacağını düşündüğü için, yani kendileri için sevecek. ve bu da demek oluyor ki insan böyle yaparak yine kendini sevecek. sen hiç sevilmemiş olacaksın hikâyenin sonunda.”
devamını gör...
