prefrontal lobotomi,(lökotomi, lobotomi olarak da bilinir.) beyindeki ön lobların uçlarındaki prefrontal korteks bağlantıların kesilmesiyle yapılan bir beyin cerrahisi işlemidir ve yapılmaya başlandığı yıldan beri tartışılınan bir işlemdir. yan etkileri fazla olmasına rağmen yirmi yıldan uzun bir süre boyunca psikiyatrik rahatsızlıklar için kullanılmış bir yöntemdir.

1. dünya savaşı zamanlarında halkın büyük bir çoğunluğu psikolojik olarak felaket haldeydi ve halk, savaşın psikolojisine dayanamayıp akıl hastanelerine gitmişti. o zamanlar etkili sayılabilecek tıbbı tedavi sayısındaki azlık yüzünden birtakım hastalar kesin bir sonuç garanti etmeyen lobotomiye kendi istekleriyle başvurmuştur. lobotomi operasyonunun ilk yapılma amacı; aşırı huzursuzluk, stres, depresyon, endişe ve dinmek bilmeyen ağrıları tedavi etmektir. (yanılmıyorsam hafıza silme işlemi olarak kullanılmış o zamanlar). lobotomi ameliyatı ile kısmen tedavi edilen sorunlar; kronik takıntı nevrozu, kronik gerginlik, kronik anksiyete, kronik depresyon ve şizofrenidir.

nasıl yapıldığına gelecek olursak -evde deneyin diye demiyorum burası çokomelli- lobotomi pek çok şekilde yapılır. ilk olarak göz yuvasına buz kıracağı yerleştirip gözün üstünden veya içerisinden beyne ulaşıp prefrontal lobu yerinden çıkarmaktır. ikinci olarak kafatasının bir kısmını kırıp direkt içerisinden prefrontal korteks bağlantılarını sökme işlemidir. bir nevi ötenazi gibi olan bu sistemsiz lobotomi herhangi bir hastaya çare olmamıştır ve bilindiği üzere tamamı başarısız denemelerdir pek çok insan bu yüzden ölmüştür. ayrıca günümüzde yapılması yasal değildir.
devamını gör...

ivan alexsandroviç gonçarov'un kaleme aldığı oblomov adlı eserde geçen mektuptur. oblomov bu mektubu biricik aşkı olga'ya yazmıştır. oblomov mektupta içinden geçenleri olga'ya cesurca anlatmıştır. ancak bu mektup bir aşkın değil bir vazgeçişin başlangıcıdır. işte o mektup:

bu kadar sık görüşürken benim yerime mektubumun gelmesi seni her halde şaşırtacak, fakat sonuna kadar okuyunca göreceksin ki başka türlü yapamazdım.
bu mektubu çok daha önce yazmış olmalıydım; o zaman ikimiz de sonradan duyacağımız birçok vicdan azaplarından kurtulmuş olurduk.
ama gene de geç kalmış değilim, birbirimizi o kadar çabuk, o kadar umulmadık bir şekilde sevdik ki ansızın hastalanmış gibi olduk.
bu yüzden kendime daha erken gelemedim.
daha ileri gitmeyeceğim artık, olduğum yerde duracağım; bunu yapmak benim elimde. ama gene de sürükleniyorum… şimdi ise öyle bir savaş içindeyim ki senin yardımına muhtacım.
ne kadar derine sürüklendiğimi ancak bu gece anladım; içine düştüğüm uçurumun derinliğini gördüm ve durmaya karar verdim…
oyun bitti artık; aşk benim için bir hastalık oldu; kendimde bir tutkunluğun başladığını hissettim; sen daha düşünceli, daha ciddi oldun; bütün boş zamanlarını bana verdin; sinirlerin gerginleşti, huzurun kayboldu. şimdi korkuyorum ve anlıyorum ki bu gidişi durdurmak, kendimizi toparlamak için harekete geçmek benim görevim.
evet, seni sevdiğimi söyledim. sen de beni sevdiğini söyledin. ancak aradaki ahenksizliği fark edemedin mi? etmedin değil mi? o halde sonra edeceksin; ben uçuruma düştüğüm zaman. bak benim halime, düşün benim kim olduğumu.
beni sevmen mümkün mü? beni seviyor musun? dün ‘seviyorum, seviyorum, seviyorum’ dedin; bende kesin olarak söylüyorum: hayır, hayır, hayır.
beni sevmiyorsun, ama şunu hemen belirteyim ki yalan da söylemiyorsun.
beni aldatmıyorsun. hayır denecek yerde evet diyecek insan değilsin.
benim sana anlatmak istediğim, duyduğun şeyin gerçek aşk değil, sadece bir aşk umudu olmasıdır…
ben baştan sana bunu açıkça söylemeliydim sen yanlış bir yoldasın; karşındaki adam, rüyalarında gördüğün adam değil. göreceksin, bir gün o kişi karşına çıkacak; bana kızacaksın; ben de bunun azabını duyacağım. daha keskin bir zekâm, daha iyi bir kalbim olsaydı, daha samimi olsaydım sana bunları daha önce söylerdim…
şimdi başka türlü düşünüyorum. kendi kendime şunu soruyorum:
ona iyice bağlandığım zaman, yanımda olması benim için bir zevk değil bir zorunluluk olduğu zaman, aşk yüreğime iyice yerleştiği zaman ne olacak?
bu acıya dayanabilecek miyim? işin sonu kötüye varacak. daha şimdiden bunu düşünmek beni ürpertiyor.
başka birisi olsa şunu da eklerdi ‘bu satırları gözyaşları içinde yazıyorum?’
ama ben sana yalan söylemiyorum, acımın bir gösteriş olmasını istemiyorum, çünkü dertleri, pişmanlıkları artırmak neye yarar? bu çeşit yalanlarda sevgiyi daha fazla kökleştirmek umudu saklıdır. bense bu duyguyu sende ve bende kökünden kazımak istiyorum.
zaten gözyaşları ya boş hayallere ya da bir kadını baştan çıkartmak isteyenlere yaraşır. ben sana bunları uzun bir yolculuğa çıkan iyi bir dostla vedalaşır gibi söylüyorum: iki üç hafta daha beklesem çok geç olurdu.
aşk bir ruh kangreni; o kadar çabuk ilerliyor ki. daha şimdiden ne haldeyim. zamanı saatleri, dakikalarla değil, güneşin doğup batmasıyla değil, seninle ölçüyorum: onu gördüm, göremedim, göreceğim, göremeyeceğim, gelecek, gelmeyecek…
hayatımızın bu kısa dönemi belleğimde her zaman temiz ve ışıklı bir hatıra olarak kalacak ve beni tekrar eski ruh uyuşukluğuna düşürmekten koruyacak.
bu hatıra sana da hiçbir zaman zarar vermeyecek ve gelecekte gerçek aşkı bulmana yardım edecek…
umarım hayat dilediğin gibi olur.
geceler bitti…
yolculuklar da…
yeni yerler yeni sabahlar da bitti…
hoşçakal meleğim…
devamını gör...

herhangi bir sebepten bir arada bulunan insanların birbirlerine huy aşılaması durumunda kullanılan atasözümüzdür. genelde kötü bir insanın iyi bir insana huy aşılaması durumunda kullanılır.

kaynakça: tabii ki tdk
devamını gör...

akıllı insana hatasını göster sana teşekkür eder. cahil insana hatasını göster sana küfür ve hakaret eder.
sadi şirazi (k.s.)
devamını gör...

zombi dizi ve filmlerini çok seyretmiş biri olarak, zombiler için daha hazırlıklıyım diyebiliriz. kısmet.
devamını gör...

fenerbahçeliler olarak marikaki'nin affına sığındığımız ama devre arası olur olmaz koşarak bir iki şarkıdan nasiplendiğimiz geleneksel pazar etkinliğimiz.
devamını gör...

joan baez ile bob dylan 1961 yılında bir festival de tanışırlar ve ilk günden itibaren hem müzik hem de duygusal olarak etkilenirler. ilişkilerinin devam ettiği 1963 – 1965 arası dönemde baez ve dylan artık ayrılmaz ikili olurlar. 1975 yılında yayınlanan ve baez’ in kariyeri boyunca yaptığı en iyi şarkı olarak bilinen, albüme de adını veren, “diamonds and rust” şarkısı baez, dylan aşkının ölümsüz hikayesidir artık.

peki judas priest bu şarkıyı nasıl almış:
www.washingtonpost.com/life...

yani özetle diyorlar ki, biz abd de meşhur olmaya başlayınca piyayasaya girmek için bize bir şarkı yollayın dedik, bu geldi.

önemli not:
judas priest grubu, ismini bob dylan’ın “the ballad of frankie lee and judas priest” şarkısından almıştır, bununla pirlikte baez, dylan ve priest üçgeni tamamlanmış oluyor.

joan baez yorumu:


judas priest yorumu:
devamını gör...

efso düşünülmüş veri tabanı, yazarın ellerine sağlık.
ben de kedi sahiplenmek istiyorum; ama kedi alerjimden ötürü sadece hipoalerjen kedi sahiplenebiliyorum. yani ya mavi rus ya norveç orman ya da siyam türleri olabiliyor.
varsa öyle koca yürekli bir yazar lüüüfen ama lüüüüfen benimle iletişime geçsin.
devamını gör...

dolu damacanayı kaldırmak bile zorken fırlatmayı başarmış dişi herküldür.
(bkz: adrenalin sen nelere kadirsin)
devamını gör...

elbet bir gün buluşacağız ama ikimizin de hayatında bize yer olmayacak. hem sen hem ben soracağız "hoş geldin de, şimdi seni nereye koyacağım?"

yaşanan onca şey birer anıdan ibaret olmuş olacak. zarafetle gülümseyip geçip gideceğiz yanlarımızdan. hem ne demiştik "dostça ayrılalım belki selamlaşırız." selamlaşıp uğurlaşacağız.

--- alıntı ---
başka bir şehirde karşılaşırmışız. dostça ayrılalım belki selamlaşırız. birimiz tek birimiz çiftsek eğer... işte o zaman konuşmadan uzaklaşırız.
--- alıntı ---

(bkz: fettah can)
(bkz: boş bardak)
devamını gör...

doğum günü yazarı. tanımlarından tanıdığım kadarıyla sevdiğim yazarlardan biri. neşeli, mutlu, umutlu yılları olsun. iyi ki de doğmuş*.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

vay anasını yaa. ne güzel değil mi kim kiminle belli olmasın. herkes yeni yuvasına bir sürü yaşanmışlık ve gönül kırıklığı götürsün. çok güzel değil mi? mümkünse bir de karnında bebesiyle gelsin.

arkadaşlar kadın olsun erkek olsun kimse eşi olacak kişinin başkalarının yatağından kalkıp sizin yatağınıza gelmesini istemez diye düşünüyorum. o yüzden herkes nefsine sahip olsun.
devamını gör...

süreli yaptığım eylemdir.
zaten iyi bir okuyucu değilsen iyi bir yazı yazamazsın ben böyle düşünüyorum.
ayrıca bazı yazarlar var öyle emek veriyorlar öyle değerli yazılar yazıyorlar ki saygıdan yine okuyorsun.
devamını gör...

anlayana cok guzel nasihatler veren, adindan da anlasilacagi uzere bir omrun nasil dopdolu gecirilecegi konusunda oldukca yol gostereci olabilecek bir kitap. ılber oltayli' nin ne kadar donanimli bir insan oldugundan bahsetmeye luzum yok. ozellikle genclerin siddetle okumasini tavsiye ederim...
devamını gör...

bu ben
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu ben... cidden dünya hassas kalpler için bir cehennem. kendimi tutamıyorum... bir de kafamda kurma huyum vardır ki evlerden ırak. kendi kendime kurarım sonra daha çok üzülürüm. ah iflah olmam ben. neyse yeni yeni kararlar alıyorum, halledicem...
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
anlık....bayhan yemin ettim dinleyip söyleyerek böyleyim...
devamını gör...

galatasaray'ın, fenerbahçe'nin, beşiktaş'ın taraftarının da tezahüratı. kıyıda, köşede, bucakta kalmış kasaba takımlarını tutanlarda da aynı tezahürat. en büyük şebinkarahisar, başka büyük yok diye bağırdıysa bir taraftar, onun da devralmış olduğu sosyal bir miras var demektir, tribündeki ağırlığını ölçerek, tartarak hüküm vermek olmaz.
devamını gör...

kale duvarı.
devamını gör...

asla emin olamam bu konuda, gözümün içine soksa bile abarttigimi düşünürüm kendini ne sanıyorsun herkes peşinde mi saniyosun triplerine girip kendimi azarlarım*.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim