tiktok hesabı olmayan ezik insan
benimdir. çok utanıyorum bu durumdan. şimdi ağlayarak tiktok hesabı açıp ağır çekimde kameraya yürüdüğüm videolar çekeceğim. bu utancı ancak böyle temizleyebilirim...
devamını gör...
kaç yaşındasın sen
46, kırk altı ,*
şimdilik.
şimdilik.
devamını gör...
yazarların tam kapanmada yapacakları
bol bol kitap okumak. o kadar kitap alışverişi yaptım.
devamını gör...
lezbiyen çiftlerin evlatlık edinme özgürlüğü
sosyolog ve psikologlar daha iyi bilir elbette, ama bence bir çocuk için en uygun büyüme ortamı bir anne ve bir baba ile olandır. özgürlük falan değildir, cinsel eğilimlerini herkes dilerim gönlünce yaşar, ama bir cocugu bu denkleme sokmayı kimse özgürlük olarak adlandirmasin bir zahmet.
devamını gör...
ders çalışırken öğrenmenizi kolaylaştıracak tüyolar
çalıştığınız dersi iyi anlamanız için ; frontal lobun ısınması ve kanla dolması gerekir.
frontal lob ne kadar çok ısınır ve ne kadar çok kan çekerse ; öğrenme katsayınız o kadar artar.
frontal lobunuz ısınarak tam kapasiteye ulaştığında sakın ara vermeyin.
gereksiz molalar frontal lobun soğumasına ve kan akımının azalmasına sebep olur.
bu'da ders çalışma performansınızı düşürür.
frontal lobun uzun süre, 4-5 saat tam performans çalışması ise yorgunluk ve uyku hali yapar.
dengeyi kendiniz kuracaksınız.
biz üniversitedeyken alnımız hizasından, başımıza atkı sarardık.
çok faydasınıda gördük.
derse çabuk odaklanıyorsunuz.
frontal lob ne kadar çok ısınır ve ne kadar çok kan çekerse ; öğrenme katsayınız o kadar artar.
frontal lobunuz ısınarak tam kapasiteye ulaştığında sakın ara vermeyin.
gereksiz molalar frontal lobun soğumasına ve kan akımının azalmasına sebep olur.
bu'da ders çalışma performansınızı düşürür.
frontal lobun uzun süre, 4-5 saat tam performans çalışması ise yorgunluk ve uyku hali yapar.
dengeyi kendiniz kuracaksınız.
biz üniversitedeyken alnımız hizasından, başımıza atkı sarardık.
çok faydasınıda gördük.
derse çabuk odaklanıyorsunuz.
devamını gör...
çocukken ansiklopedi okumak
internetin olmadığı zamanlar ansiklopedi vardı kendin uğraşıp buluyordun o kadar değerliydi ki...
devamını gör...
yazarların yalan söyleme nedenleri
insanların arasında yaşadın yıllarca.
kimisi sevdi seni, kimsi güvendi, kimisi uzaklaştı senden, kimisi nefret etti.
belki bazıları inandı sana, fedakarlık yaptılar, yol kat ettiler, yanında yürüdüler.
senden söz vermeni ya da sadece basit bir cevap istediler.
neden yapamam demedin, neden olmaz demedin, neden sevmiyorum, istemiyorum, beceremiyorum, dik duramıyorum, güvenmiyorum, korkuyorum, kalmanı istiyorum demedin.
neden yalan söyledin?
belki yazarsın, yayında üzerine konuşuruz.
makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacak başlıktır.
cumartesi saat 23:45 de sözlük radyosunda. radyo.kafasozluk.com/
kimisi sevdi seni, kimsi güvendi, kimisi uzaklaştı senden, kimisi nefret etti.
belki bazıları inandı sana, fedakarlık yaptılar, yol kat ettiler, yanında yürüdüler.
senden söz vermeni ya da sadece basit bir cevap istediler.
neden yapamam demedin, neden olmaz demedin, neden sevmiyorum, istemiyorum, beceremiyorum, dik duramıyorum, güvenmiyorum, korkuyorum, kalmanı istiyorum demedin.
neden yalan söyledin?
belki yazarsın, yayında üzerine konuşuruz.
makinist ile son istasyon radyo yayınında kullanılacak başlıktır.
cumartesi saat 23:45 de sözlük radyosunda. radyo.kafasozluk.com/
devamını gör...
intihar girişiminde bulunan sözlük yazarı
kendinizi yargılamayı bırakın dostlarım, insan bu dünyada en çok kendisine acımasızca davranıyor ama şu teknik işe yarıyor. sevdiğiniz bir arkadaşınız sizinle aynı durumda olsa ona nasıl davranırdınız, neler söylerdiniz, işte kendinize karşı, sevdiğiniz bir arkadaşınıza davrandığınız gibi daha nazik, coşkulu, kusurlarına karşı hoşgörülü ve niteliklerini takdir eder tarzda davranın. şimdi zor bir durumu özellikle sizi bezdirmek için uydurulmuş bir felaket olarak değil de, öğrendiğiniz becerileri test edebilme, olumsuz düşüncelerinizle mücadele edebilme, güçlerinizi tekrar toparlayabilme ve yaşamla baş edebilmek için yeteneklerinize duyduğunuz güveni tazeleyebilme fırsatı olarak görün. bir de böyle deneyin dostlarım, yok ben bu kadarını yapacak durumda değilim diyorsanız da size sıradışı bir teknik önereyim: buradan
devamını gör...
kayseri mutfağı
birçok medeniyetten beslenerek bugünlere gelmiş. pastırma, sucuk, mantı, çemen, şebit yağlaması vs. mantının da 36 çeşidi yapılıyor. ev hanımının meziyeti mantı hazırlamasındaki becerisiyle ölçülüyor. fırın ağzı ve pehli ise fırında pişen geleneksel yemekler olarak mutfak kültüründe yer almış. şehrin mutfağında bulunan etli, hamurlu, bulgurlu yemeklerin birçoğunun ise hitit mutfağı kökenli olduğu düşünülüyor.
devamını gör...
hayırlı sahurlar sözlük
günaydın sözlük...
iyi geceler sözlük....
sol'da gördükçe anlamlandıramadığım başlıklara bir yenisi eklenmiş.
hayırlı kuşluk vakti sözlük!*
iyi geceler sözlük....
sol'da gördükçe anlamlandıramadığım başlıklara bir yenisi eklenmiş.
hayırlı kuşluk vakti sözlük!*
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının hissettikleri
saniyelerle, saliselerle yaşadığımızın farkına vardım. ölüm ile o kadar yakınız ki bunu bugün hatırladım. yaşadığıma, nefes aldığıma şükrediyorum şu anda. yaralanmadığım için o kadar mutluyum ki, yaşamak gerçekten büyük bir mucize olmalı.
bazen nefes almanın değerini bilmiyormuşum, bunu daha birkaç saat önce anlayabildim.
bazen nefes almanın değerini bilmiyormuşum, bunu daha birkaç saat önce anlayabildim.
devamını gör...
merhamet yorgunluğu
diğer insanları memnun etmeye çalışan ve hayır diyemeyen insanların yaşadığı durum. o kadar fazla merhamet gösterilmiştir ki, kendisi için bir şeyler yapacak motivasyon ve enerjisi kalmamıştır.
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
-efendim, neden ingiliz dışilişkiler bakanı’nın elini sıktınız?
-neresini sıkacaktım kardeşim?
süleyman demirel...
-neresini sıkacaktım kardeşim?
süleyman demirel...
devamını gör...
bildirimler
kafa sözlük'ü çekici kılan küçük turuncu yuvarlaklar. pıt pıt çıkıyorlar öyle bir anda...yalnız dün ağşamdan bu yana bir anda belirmiyorlar, sayfayı değiştirince görünüyorlar.
devamını gör...
cumhurbaşkanlığı başdanışman şoförünün uyuştucuyla yakalanması
başka memleketlerde hükümet düşürecek skandallar bizde yaprak kıpırdatmıyor. galiba beynimiz alınmış.
devamını gör...
feministlik uğruna filozofları aşağılamaya kalkan cahil insan
filozoflar günümüze göre ilkeldir, iyi ya da kötü yanları olabilir, katılıp katılmayacağınız fikirleri de olabilir. tanrı gibi görmek mantıksızdır. filozof olanı böyleyse herhangi bir kişiyi düşünün artık kim bilir nasıl eziyet ediyorlardı kadınlara. milattan sonra hypatia yakıldı, milattan çok çok sonra bunlar böyle konuşmaya devam etti. 2021'de de kafa sözlükte herhangi biri öne sürüyor işte. kadınlara fırsat vermemişler ki sanatla bilimle ilgilensinler, şu an eğitim eşit seviyede* verildiği için kadınlar bunlarla uğraşabiliyor. bir insan nasıl bu kadar geriden gelebilir şaşırıyorum doğrusu. prim vermemek gerek.
devamını gör...
ağrıdağı efsanesi
tasvirlerden öyle çok etkilendim ki kitap biter bitmez küp gölü'nün, ağrı dağı'nın fotoğraflarına baktım. sonra da ağrı buradan ne kadar sürer acaba diye merak ettim ama bir gün gidersem baharın gelişini görmek isterim tabii.
etkilendiğim bir diğer kısım da; hikayenin, yaşandığı zaman dilimine ve yalnızca o yere ait oluşuydu. bu sayede, gerçeküstü öğelere rastlamadığınız hâlde masalsı bir tat bırakıyor insanda.
hikaye akıp giderken yalnızca gülbahar ve ahmet'i değil, diğer karakterleri de yeterince tanıyabileceğiniz bir boşluk mutlaka buluyorsunuz. memo için üzülüyor, yusuf'un korkusuna hayret ediyor, mahmut paşa'dan nefret ediyor ve sufi'den ağrı dağı'nın öfkesi'ni dinlemek istiyorsunuz. demirci hüso'yla demir dövmek.. yok, bu fazla oldu. neyse efendim anlayacağınız, empatik biriyseniz "ata da yazık yahu oradan oraya sürüklendi gariban." diye bile hüzünlerden hüzün seçeceğiniz bir kitap. *
o yörenin geleneklere bağlılığı ve sembollere yüklediği anlama da ayrıca hayran kaldım. doğru ya da yanlış diyemem ama kitabı o zamanın şartlarıyla değerlendirince masalsı havayı veren unsurlardan biri olduğunu söyleyebilirim. hatta verilmek istenen mesajlardan birinin de gelenekler konusunda olduğunu düşünüyorum. bence kitap diyor ki; gelenekleri özümseyerek bağlılık duymak, korku ve toplum baskısıyla duyulan bağlılıktan daha iyidir. başınıza gelen felaketler aslında doğaüstü şeyler değil, sizin lanetiniz değil. doğru olanı anlamayışınızdan ileri gelen felaketlerdir.
spoilerlı kısma gelecek olursam...
bence ahmet'in kitabın sonundaki tavrı aslında gülbahar'ı aynı duygu yoğunluğuyla sevememiş olmasından kaynaklanıyor. zindandaki umutsuzluk anında bir şeylere tutunmak, sevmek, sevilmek daha kolaydı onun için. öyle olmasa, gülbahar onun yanına ilk geldiğinde "memo bu kapıyı sana neyin karşılığında açtı? beni görmene nasıl izin verdi?" diye de sorabilirdi ama o zaman bunları göz ardı edecek kadar umutsuzdu. hâlbuki gülbahar öyle mi? o her şeyi göze aldı. memo da öyle. bu kitapta bir değil iki karşılıksız aşk vardı bana kalırsa. yahu mahmut paşa bile atını daha çok sevdi be adam!
eh hadi bir de ağrı dağı'nın öfkesi'ni bırakayım:
etkilendiğim bir diğer kısım da; hikayenin, yaşandığı zaman dilimine ve yalnızca o yere ait oluşuydu. bu sayede, gerçeküstü öğelere rastlamadığınız hâlde masalsı bir tat bırakıyor insanda.
hikaye akıp giderken yalnızca gülbahar ve ahmet'i değil, diğer karakterleri de yeterince tanıyabileceğiniz bir boşluk mutlaka buluyorsunuz. memo için üzülüyor, yusuf'un korkusuna hayret ediyor, mahmut paşa'dan nefret ediyor ve sufi'den ağrı dağı'nın öfkesi'ni dinlemek istiyorsunuz. demirci hüso'yla demir dövmek.. yok, bu fazla oldu. neyse efendim anlayacağınız, empatik biriyseniz "ata da yazık yahu oradan oraya sürüklendi gariban." diye bile hüzünlerden hüzün seçeceğiniz bir kitap. *
o yörenin geleneklere bağlılığı ve sembollere yüklediği anlama da ayrıca hayran kaldım. doğru ya da yanlış diyemem ama kitabı o zamanın şartlarıyla değerlendirince masalsı havayı veren unsurlardan biri olduğunu söyleyebilirim. hatta verilmek istenen mesajlardan birinin de gelenekler konusunda olduğunu düşünüyorum. bence kitap diyor ki; gelenekleri özümseyerek bağlılık duymak, korku ve toplum baskısıyla duyulan bağlılıktan daha iyidir. başınıza gelen felaketler aslında doğaüstü şeyler değil, sizin lanetiniz değil. doğru olanı anlamayışınızdan ileri gelen felaketlerdir.
spoilerlı kısma gelecek olursam...
bence ahmet'in kitabın sonundaki tavrı aslında gülbahar'ı aynı duygu yoğunluğuyla sevememiş olmasından kaynaklanıyor. zindandaki umutsuzluk anında bir şeylere tutunmak, sevmek, sevilmek daha kolaydı onun için. öyle olmasa, gülbahar onun yanına ilk geldiğinde "memo bu kapıyı sana neyin karşılığında açtı? beni görmene nasıl izin verdi?" diye de sorabilirdi ama o zaman bunları göz ardı edecek kadar umutsuzdu. hâlbuki gülbahar öyle mi? o her şeyi göze aldı. memo da öyle. bu kitapta bir değil iki karşılıksız aşk vardı bana kalırsa. yahu mahmut paşa bile atını daha çok sevdi be adam!
eh hadi bir de ağrı dağı'nın öfkesi'ni bırakayım:
devamını gör...



