doğrusunun "sus küçüğüm, söz büyüğün" olduğu söylenen ve kafası karışık birinin "su küçüğün söz büyüğün" diye değiştirdiği bir türk atasözüdür.

atasözü kökünün oğuzlara dayandığı söylenir.
devamını gör...

dance of the clouds
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

duydum utanman yokmuş
etrafın yalakayla dolmuş
çok yüksek çıkıyor sesin
davulda öyle ama içi boştur.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

insan hayatında trajik olan bazı durumların çizime yansımasıyla durumun trajikomik hale gelmesini sağlayan çizim sanatıdır. birçok karikatürde kendi yaşanmışlığımızı görüyoruz, bu yüzden ilginç ve çekici geliyor. gayet sıradan bir olayın karikatürize edilmiş halini gördükten sonra karikatür okumaya ilgim artmıştı. insana farklı bir bakış açısı ve mizah anlayışı kazandırıyor.
devamını gör...

özlem, ayrılıktaki birlikteliktir-
bir o kadar da, birlikteki ayrılış...

özlem, sana, yalnızlığın değerini de öğretir, yakıcılığını da...

özlem geçmişin geçmemiş —ve geçmeyecek— olmasını ister.

ey özlem çeken
yalnızlığını besle...

özlem, yeri gelir, buruşturulup bir kenara atılmış boş sigara paketi gibi olur - öyle hisseder kendini özleyen ...

özlem, pencerenin buğusunda oluşacak aşağı doğru süzülen damladır.

(bkz: oruç aruoba)
devamını gör...

hamdolsun bugün de hacı dayılara benzediğimi öğrendiğim ibretlik tespitlere konu olan erkektir.*
devamını gör...

kadınların entelektüel olarak bir araya geldikleri ve fikir alışverişi yerler salonla ilgili bir yazıyı şurada paylaşmıştık. #1368694 (bkz: salon)
zaman 17. yy ve hamilik yapabilecek derecede güçlü kadınlar, salonlarda diğer hemcinsleri ile bir araya gelebiliyor.

elizabeth mantagu, elizabeth vesey gibi zengin kadınlar, en iyisi biz bir dernek kuralım diyorlar ve mavi çorapları kuruyorlar efem.
derneğin orijınıl ismi, blue stockings society.
erkekler o zamanlar , gündüz giyimi olarak siyah tayt zerine, mavi çorap giyerlermiş. ''gündüz'' derken ''resmi olmayan toplantı''ları vurgulamak amacıyla yapılmış bu.
internette bu giyimi bulmak için çok arama yaptım ama bulamadım. bulabilen beri gelsin.

şimdi efenim o zamanları kadınların, bir kitap konuşmaları, bir yazı eleştirmesi edepsizlik, hayasızlık sayıldığından, entel olarak kendilerini gerçekleşmiş kadınlar çevresinde dönen bir organizasyon bu.
asıl amacı sanat ve edebiyat tartışmak yani.
mavi çoraplılar'ın toplantılarına kadınlar ve ''davetli'' erkekler girebiliyordu. ancak sohbette tartışmalar kadınlar ve erkekler, konuları ''eşit olarak'' tartışacaklardır.

yazı yazan , bu yazıları yayımlamak kadınları, üyeler destekleyecekti.

kumar ve alkol yasaktı.
mavi çorapları, erkek egemenliğine tehdit olarak görenlerde vardı, kadınların erdem ve zekasının kalesi olarak görende...
richard samuel isimli bir ressam, aşağıdaki resimde, mavi çorapların ''dokuz yaşayan ilham perisi '' ni boyamıştır.
şair seçimi anna laetitia barbaulddu veelizabeth carter bilgindi. angelica kauffman, kraliyet akademisi'nin tek kurucu kadın üyesiydi ; elizabeth griffithbir oyun yazarıydı; charlotte lennoxbir yazardı, catharine macaulayise bir tarihçiydi. son üçü , sosyete liderielizabeth montagu, dini yazar ve oyun yazarıhannah moreve şarkıcı elizabeth ann sheri

''
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel''
en.wikipedia.org/wiki/Richa...
en.wikipedia.org/wiki/Blue_...
devamını gör...

dirençli depresyon tedavisinde intranazal (burun içinden) uygulanan nmda blokajı yaparak etki gösteren antidepresan medikal ajandır.
edit: antidepresan yazmadığımı hatırlatan pastirmalicorek'e teşekkür ederim. :)
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

can dündar'ın hiç şiiri
en güzel yorumuyla... *
ahmet faruk nalbantoğlu
"sen hala bu kadar sevgili iken?
özlemek,
bu kadar özlemek,
etini kemiğini yakarcasına özlemek...
çok kötü degil mi?"
devamını gör...

yürürken tüm fiziksel gücü aniden kaybedip kendimi bulduğum bir yere atıp hemen uzanıyorum. bir an aşırı yoruluyorum, kemikler falan tutmuyor, hemen yere uzanıyorum yatıyorum öyle. acayip güzel bir şey. dinlenip fiziksel olarak kendimi hazır hissedince kalkıp hayata devam ediyorum. rahmetli dedeme benziyorum, o da yataktan kalkıp salona gelirdi, kendini hemen koltuğa atardı, kalkardi diğer koltukta dinlenir öyle mutfağa giderdi. çok iyi anlıyorum onu.

hani yaşlılar bir adım atıp durur sonra ikinci adamı 4 dakika sonra atarlar ya. yanlış yapıyorlar. o an kendilerini hemen yere atıp biraz yatsalar hayat kaliteleri artar. ha yattıktan sonra kalkmak çok zor oluyor olabilir o zaman hiç kalkmasınlar.

civciv 7 yaşında arkadaşları ona geleceğin aynştaynı diyor.

oq. bb.
devamını gör...

bugün karşıma böyle bir haber çıktı. habere göre, kafa sözlük 2013 yılında yayın hayatına başlamış. şaşkınım.


kafa sözlük yayın hayatına 2013 yılında başlamış olan interaktif bir platformdur. 2019 yılına kadar yaşanan bir takım teknik aksaklıklardan ötürü zaman zaman yayın hayatını durdursa da, bilinen en eski ve köklü sözlük sitelerinden birisi olarak kabul görmektedir. 

buradan
devamını gör...

t: 1950'li yıllarda morris swadesh tarafından dillerin farklılaşmasının ve ayrılmasının tespiti için oluşturulan (bkz: glottochronology)* liste. daha sonra birkaç araştırmacı tarafından farklı listeler de oluşturulmuştur, bu yüzden tek bir listeden bahsetmemek gerekir fakat ilkin oluşturan yukarıdaki amerikalı abi.

başta 500 sözcük ele alınır, daha sonra eleme yapılır. peki, hangi sözcükler elenir?
dillerdeki temel kelimelere dayanan bu liste, ilgili dildeki ödünçleme sözcükleri kapsamına almaz. örneğin, film sözcüğü türkçe değildir, bu yüzden türk dillerinin tarihlendirilmesi için oluşturulacak listede bu sözcük kapsam dışı kalır. peki, temel sözcükler nelerdir? en basit tabiriyle bir dilin başka bir dilden alma ihtiyacı duymadığı kelimelerdir. peki, bu kelimeler nelerdir? örneğin, ana, baba, ben, sen, gelmek, gitmek, kaş, göl, el, ayak vs. gibi kelimelerdir. peki, bir dil neden bu kelimeleri başka dilden alma ihtiyacı duymaz, bir başka deyişle, bu sözcükler neden temel olarak kabul edilirler? çünkü bahsi geçen kelimeler ve daha fazlası insanlığın ortak ve yaygın bakışlarını ve deneyimlerini ifade ederler. insanlığın büyük bir çoğunluğu sayı sayar, çevresine bakar, nesneleri tanımlar. bunlar için başka bir aracı dile ihtiyaç yoktur; ilk elden deneyimlenir çoğu zaman.

peki, swadesh niçin temel sözcüklere dayanmış, film sözcüğünü de katsa ne olacak ki? örneğin, film sözcüğü hem türkçede hem de ingilizcede mevcuttur. olası dil tarihlendirmesi hesaplamasında bu kelime yanıltıcı öge olur. bu sözcük iki dilin aynı kökenden geldiğini ispatlayamaz; çünkü bu sözcüğün tarihini biliyoruz, kültür sözcüğü olduğunu biliyoruz.

buradan birçok dil için hazırlanmış olan sözcük listelerine bakabilirsiniz. türkçe için yine glottochronology başlığında link mevcut. asıl bomba burada: adamlar leibniz'den günümüze kadar ele alınan temel kelime listelerini taramışlar.
devamını gör...

türkiye gerçeğini yansıtan başlık. ancak katılmadığım hususlar var. öncelikle hiçbir üniversite, hiçbir bölüm size iş garantisi vermiyor. spesifik bir bölüm bitirdiyseniz; evet avantajlısınız, iş aramanıza gerek yoktur; doktor, avukat vb.gibi.

ancak bir bölümü seçerken iş imkanlarını da iyi araştırmak gerekiyor. videodaki arkadaşımız; felsefe bitirmiş ve mezuniyetinde nasıl bir beklenti içinde emin değilim. çalışabileceği alanlar belli, talep belli, arz belli. yaşam koçluğu sertifakası var; kendine hayrı yok; bana nasıl koçluk yapacak. nereden tutarsan tut, elinde kalıyor.

birden fazla üniversite bitirmek, yüksek lisanslar, doktoralar tabii ki çok önemli; ancak sizin hedefinizin olması gerekiyor. hedefinize giderken önünüze çıkabilecek engelleri biliyor ve öncesinden çözümlerini düşünüyor olmanız gerekiyor.

üniversite bitirdim; işsizim. peki sen ne hayal ettin; cevap yok. neden bu bölümü okudun; puanım buna yetti.

bu arada yanlış anlaşılmak istemem; tabii ki her mezun iş bulsun; insani ortamlarda, iyi gelirle çalışsın, herkesten çok isterim; ama bu ülkenin şartlarını bilip de, bile bile lades yapmak da bana saçma geliyor.
devamını gör...

modern zaman görgüsüzlüğü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben karamsar değilim: çok kişinin.
ve bununla ilgili sürekli geri dönüt alıyorum... illa sevgili olarak bakmayın olaya; ailemiz, arkadaşlarımız, bir yerde rastlaşıp kaynaştığımız insanlar var. ve evet.. sevgili olarak da bakıyorsanız olaya, eski sevgilimin de beni özlediğini sıkça duyuyorum. lakin umursamıyorum. herkesin yolu, düşü, değerleri var... yürümeye, hayal etmeye, inanmaya devam...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(mantıkta) iki önermesi bulunan ve iki önermenin vargısı aynı olan kıyas, dilem, ikilem
atasözlerinde de bu durumu anlatan örnekler olsa da birebir aynı değildir.

mantık sorularında da kullanılan bu kıyas türünün kullanım örneklerine tarihte de epey rastlamaktayız. mesela tekerrür eden tarihi bir olay ebu zer el-gifari'nin ak saray için muaviye'ye söyledikleridir. her iki durumda da haklı çıkar:

"ey muaviye! eğer sen bu sarayı halkın parasıyla yaptırdıysan, ihanettir, kul hakkıdır. ve eğer kendi paranla yaptıysan israftır, haramdır"


diğer bazı meşhur örnekler için de:

(bkz: kralın dilemması)
(bkz: fatih sultan mehmet paradoksu)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim