ishal olmak
mesele ishal olmak değil yeğen, mesele nerede ishal olduğun dediğim başlıktır.
ishal olduğunuz zaman evdeyseniz ve dışarıda bir işiniz yoksa rahat rahat tuvaletinizi yapabilirsiniz.
ama eğer ki dışarıdaysanız tam bir işkencedir. allah düşmanımın başına vermesin dedirten durumdur. rezil eder insanı.
dediğim gibi önemli olan ishal olmak değildir, önemli olan ishal olunan yerdir.
ishal olduğunuz zaman evdeyseniz ve dışarıda bir işiniz yoksa rahat rahat tuvaletinizi yapabilirsiniz.
ama eğer ki dışarıdaysanız tam bir işkencedir. allah düşmanımın başına vermesin dedirten durumdur. rezil eder insanı.
dediğim gibi önemli olan ishal olmak değildir, önemli olan ishal olunan yerdir.
devamını gör...
sözlükte yürüdüğün kişinin hemcinsin çıkması
bir basketbol tabiriyle hatalı yürüme dir.
devamını gör...
kendi çocukluğunu evlat edinmek
çok isterdim. bunlara rağmen bugünüme geldim, kendi çocuklugumu evlat edinsem o çocuğu nerelere taşırdım allah bilir
devamını gör...
yazarların en ünlü etkileşimi
üniversitedeyken kantinde önüme geçen kişiye 'sırada ben varım görmüyor musunuz? ' demiştim. aaa bir baktım (bkz: cahit berkay)'bir çay alacaktım dedi. şu an o yaştaki halime gülüyorum ama 'rica ederim beyefendi buyurun' dedim. yanındakine dönüp ' bu gençler çok fena' diyerek gülmüştü. gözleri de çok güzel bir maviydi.
devamını gör...
cümlenin sonunu efendim sözcüğüyle bitirmek
hoşuma gittiği için kullanıyorum efendim. eğreti durduğunu ya da hiyerarşi için kullanıldığını da düşünmuyorum.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
tc kimlik numaranızın ilk 10 hanesini toplayıp 10'a bölün, kalan sayı tc'nizin 11. hanesidir.
devamını gör...
hayvanat bahçesi
hayvanların alıkonulduğu, hapsedildiği, sergilendiği, insanlık ayıbı olan yerlerin genel adı.
daha doğru ismi hayvanat hapishanesi olmalıdır.
buraya giden insanlar da bu zulme ortak olan, bunu destekleyen insanlardır.
hayvanların ait olduğu yer, doğam yaşam alanlarıdır.
hayvanat bahçelerine gitmeyin. bunu desteklemeyin.
daha doğru ismi hayvanat hapishanesi olmalıdır.
buraya giden insanlar da bu zulme ortak olan, bunu destekleyen insanlardır.
hayvanların ait olduğu yer, doğam yaşam alanlarıdır.
hayvanat bahçelerine gitmeyin. bunu desteklemeyin.
devamını gör...
insanın beynini uyuşturan şeyler
2,5 saatlik türk dizilerindeki 1,5 saatlik aşk bakışmaları.
devamını gör...
amazonlar
karadeniz kıyısı yakınlarında, themiskyra'da (bkz: terme) yaşadıkları düşünülen ve sadece kadın savaşçılardan oluşan ulus.
amazon kadınlarının erkeklerden nefret ettiği söylemlerinin altında yatan birkaç sebepten bir tanesi de, amazon kadınlarının köle olarak kullandıkları erkeklerin, anadolu'da zeus adında erkek bir tanrı çıkmasını duymaları ve bu tanrının erkek olmasından kaynaklı övünmeleri sonucunda, buna çok kızan amazon kadınları; bu böbürlenme karşısında tüm erkek köleleri öldürmüş, cinsel organlarını kesmiş ve ana tanrıçaya sunmuşlardır. o günden sonra ülkelerine erkek girişini yasaklamışlardır.
bu savaşçı ruhlu kadınlar ok ve yay kullanıyordu. bunları rahat kullanabilmek ve hızlı ok atabilmek için, sağ memelerini dağlıyorlardı. uluslarında hiç erkek barındırmadıklarından dolayı amazon kadınları, aralarında en iyi savaşan kadınlar arasından hamile kalacak olan kadınları seçiyorlar ve komşu kabileye uğurluyorlardı. 2 ay boyunca burada kalan kadın, hamile kaldıktan sonra kabilesine geri dönüyordu. kız çocuk doğuran kadınlar; kendileri gibi savaşçı kadınlar yetiştiriyordu. erkek çocuk doğduğu takdirde, doğan çocuk babasına teslim ediliyor ve kadın tarafından bir daha asla görülmüyordu.
sonuç olarak, enteresan bir yaşam süren bu kadınlar günümüzde hala sıkça anılmaktadır. 'amazon gibi kadın' deyişini günümüzde kullanmamıza sebep olan kadınlar, bu kadınlardır.
amazon kadınlarının erkeklerden nefret ettiği söylemlerinin altında yatan birkaç sebepten bir tanesi de, amazon kadınlarının köle olarak kullandıkları erkeklerin, anadolu'da zeus adında erkek bir tanrı çıkmasını duymaları ve bu tanrının erkek olmasından kaynaklı övünmeleri sonucunda, buna çok kızan amazon kadınları; bu böbürlenme karşısında tüm erkek köleleri öldürmüş, cinsel organlarını kesmiş ve ana tanrıçaya sunmuşlardır. o günden sonra ülkelerine erkek girişini yasaklamışlardır.
bu savaşçı ruhlu kadınlar ok ve yay kullanıyordu. bunları rahat kullanabilmek ve hızlı ok atabilmek için, sağ memelerini dağlıyorlardı. uluslarında hiç erkek barındırmadıklarından dolayı amazon kadınları, aralarında en iyi savaşan kadınlar arasından hamile kalacak olan kadınları seçiyorlar ve komşu kabileye uğurluyorlardı. 2 ay boyunca burada kalan kadın, hamile kaldıktan sonra kabilesine geri dönüyordu. kız çocuk doğuran kadınlar; kendileri gibi savaşçı kadınlar yetiştiriyordu. erkek çocuk doğduğu takdirde, doğan çocuk babasına teslim ediliyor ve kadın tarafından bir daha asla görülmüyordu.
sonuç olarak, enteresan bir yaşam süren bu kadınlar günümüzde hala sıkça anılmaktadır. 'amazon gibi kadın' deyişini günümüzde kullanmamıza sebep olan kadınlar, bu kadınlardır.
devamını gör...
can yücel dizeleri
kursak, diye bir yer var.
heveslerim.. hayallerim.. sevdiklerim.. hepsi orada..
heveslerim.. hayallerim.. sevdiklerim.. hepsi orada..
devamını gör...
yeni açılacak pastaneye isim önerileri
15 temmuz milli mücadele pastanesi. (iş yapmama ihtimali yok)
şaka bir yana; "pasta bahane" olabilir.
şaka bir yana; "pasta bahane" olabilir.
devamını gör...
toprak kokusu
özellikle yağmurdan sonra evden çıkınca gelip beni koklayın.o gün size yaşamınızı uzatma ve gününüzü güzelleştirme hizmeti benden hediye.
-sıcak günde hiç denemeyin, parfümümü sıkmıyorum o günler ;)
-sıcak günde hiç denemeyin, parfümümü sıkmıyorum o günler ;)
devamını gör...
yakın
özdemir asaf’ın dokuz’a kadar on kitabında da yer alan şiiri.
“bir ışık düşerse üstüne basma.
daha yakınlaşır, korkarsın.
bir leke, silmeye - gör,
leke kalır, sen çıkarsın.
bir gölge, nereye gider.
gözlerince gider, bakarsın.
bakarsın girer gözlerinden.
leke onun peşinden, bakarsın.
bir ışık düşerse üstüne basma,
gözlerine basarsın.“
“bir ışık düşerse üstüne basma.
daha yakınlaşır, korkarsın.
bir leke, silmeye - gör,
leke kalır, sen çıkarsın.
bir gölge, nereye gider.
gözlerince gider, bakarsın.
bakarsın girer gözlerinden.
leke onun peşinden, bakarsın.
bir ışık düşerse üstüne basma,
gözlerine basarsın.“
devamını gör...
anın fotoğrafı
o gemi birgün gelir;
beklenmeyince,
ümit kesilince,
beklenen olmayınca...
oysa sözsüz vedalar vardır, edersin ve gidersin usul usul
beklenmeyince,
ümit kesilince,
beklenen olmayınca...
oysa sözsüz vedalar vardır, edersin ve gidersin usul usul
devamını gör...
normal sözlük hikaye özelliği
gelirse sözlük kocaman bir çöplüğe dönüşür. sözlük amacının dışına çıkar. ortalık tinder'a dönüşür.*
devamını gör...
alemdağ'da var bir yılan
sait faik abasıyanık'ın siroz hastalığı ile uğraşırken, içinde ölüm korkusu olduğu için karamsar bir bakış açısı ve dille yazdığı, ölümünden önce yayınlanan son öykü kitabıdır. yani yazdığı son eserdir.
sait faik'in doğa, hayvan ve insan sevgisini ve bunlara olan kendine has bakış açısını bilmeyen yoktur. içinde sonsuz bir sevgi besler o. fakat içinde bu tatlı duyguları barındıran kişi ölümle burun buruna gelince duygularına engel olamasa gerek, birden karamsarlaşmış ve bunu eserinde de göstermiştir. o çok sevdiği şeyleri bir daha göremeyeceği düşüncesi küstürmüştür belki onu. hatta istanbul'a bile küsmüştür yazar. nitekim şu sözünde içindeki kırgınlığı ve umutsuzluğu görebiliriz. evet, her şey sevgiyle başlamıştır fakat burada (istanbul'da) bir insanı sevmekle bitmiştir:
''yalnızlık dünyayı doldurmuş. sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.''
karamsar bir bakış açısı ile yazmış diye kitabın ve içerisindeki öykülerin sakın can sıktığını sanmayın. tam tersi, o kadar kendimizden birer parça gördüğümüz, bize bir şeyler katan öykülerle dolu ki... özellikle benim kitaptaki favori öyküm dülger balığının ölümü'nden bir alıntı paylaşarak tanımımı sonlandırmak istiyorum şimdi.
elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız... bir kere suyumuza alışmayagörsün. onu canavar haline getirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayacağız.
sait faik'in doğa, hayvan ve insan sevgisini ve bunlara olan kendine has bakış açısını bilmeyen yoktur. içinde sonsuz bir sevgi besler o. fakat içinde bu tatlı duyguları barındıran kişi ölümle burun buruna gelince duygularına engel olamasa gerek, birden karamsarlaşmış ve bunu eserinde de göstermiştir. o çok sevdiği şeyleri bir daha göremeyeceği düşüncesi küstürmüştür belki onu. hatta istanbul'a bile küsmüştür yazar. nitekim şu sözünde içindeki kırgınlığı ve umutsuzluğu görebiliriz. evet, her şey sevgiyle başlamıştır fakat burada (istanbul'da) bir insanı sevmekle bitmiştir:
''yalnızlık dünyayı doldurmuş. sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor.''
karamsar bir bakış açısı ile yazmış diye kitabın ve içerisindeki öykülerin sakın can sıktığını sanmayın. tam tersi, o kadar kendimizden birer parça gördüğümüz, bize bir şeyler katan öykülerle dolu ki... özellikle benim kitaptaki favori öyküm dülger balığının ölümü'nden bir alıntı paylaşarak tanımımı sonlandırmak istiyorum şimdi.
elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız... bir kere suyumuza alışmayagörsün. onu canavar haline getirmek için hiçbir fırsatı kaçırmayacağız.
devamını gör...
başlıklara yazılmış bilgileri okumadan aynı bilgilerin tekrar tekrar verilmesi
kişilerin kendi düşüncelerini dile getirme isteğinden doğan durum. insanlarımız dinlemeden konuşmayı sevdiği gibi okumadan yazmayı tercih ediyor.
devamını gör...
hayallerim aşkım ve sen
atıf yılmaz'ın yönetmenliğini yaptığı 1987 yapımı film. bir beyoğlu düşü.
yetimhane'de büyüyen coşkun'un henüz çocuk yaşta dönemin güzel yıldızı derya altınay'a* aşık olması ve büyüdüğünde de ona senaryo yazmayı kendine amaç edinmesini anlatıyor film. konusu ve işlenişi itibariyle dramatik ögeler taşımasına rağmen coşkun'un derya altınay'ın oynadığı karakterlerle iç içe yaşaması, onlarla konuşması hatta karakterlerin onun peşini bir türlü bırakmaması gibi sahneler düşünülünce hem eğlenceli hem de fantastik bir filmdir. türkan şoray bu filmde 4 ayrı karakteri canlandırmıştır. ya bu nedir. şahane bir kadın, şahane bir güzellik, şahane bir oyunculuk.
bu filmin yeri gerçekten ayrı. hem sinema ve insani değerleri eleştirmesi, hem şu an bizim bile nostalji arzumuzun, sürekli eskiyi aramamızın, ta o zamanlarda dahi yapılması, iyinin ve güzelin özlemi hem de naif duyguların işleniş ve ifade edilişi bambaşkadır gerçekten. rakı masaları, şiirler, derin sohbetler, sevgiyi yücelten o ufak diyaloglar. şahane! ayrıca müşfik kenter'in bulunduğu, dostluğun buram buram hissedildiği rakı masası sahnesi sıcacıktır. eski istanbul yaşamı, insanı güzellemeleri..
şöyle de bir repliği vardır filmin:
"- epeyce uzun zamandır rastlamadığım bir şey gördüm sende, utanmayı biliyordun, unutmamıştın.
+ sen, benim gizli isteklerimin o kadar açık bir ifadesiydin ki utanmadan sana bakmak elde değil."
yetimhane'de büyüyen coşkun'un henüz çocuk yaşta dönemin güzel yıldızı derya altınay'a* aşık olması ve büyüdüğünde de ona senaryo yazmayı kendine amaç edinmesini anlatıyor film. konusu ve işlenişi itibariyle dramatik ögeler taşımasına rağmen coşkun'un derya altınay'ın oynadığı karakterlerle iç içe yaşaması, onlarla konuşması hatta karakterlerin onun peşini bir türlü bırakmaması gibi sahneler düşünülünce hem eğlenceli hem de fantastik bir filmdir. türkan şoray bu filmde 4 ayrı karakteri canlandırmıştır. ya bu nedir. şahane bir kadın, şahane bir güzellik, şahane bir oyunculuk.
bu filmin yeri gerçekten ayrı. hem sinema ve insani değerleri eleştirmesi, hem şu an bizim bile nostalji arzumuzun, sürekli eskiyi aramamızın, ta o zamanlarda dahi yapılması, iyinin ve güzelin özlemi hem de naif duyguların işleniş ve ifade edilişi bambaşkadır gerçekten. rakı masaları, şiirler, derin sohbetler, sevgiyi yücelten o ufak diyaloglar. şahane! ayrıca müşfik kenter'in bulunduğu, dostluğun buram buram hissedildiği rakı masası sahnesi sıcacıktır. eski istanbul yaşamı, insanı güzellemeleri..
şöyle de bir repliği vardır filmin:
"- epeyce uzun zamandır rastlamadığım bir şey gördüm sende, utanmayı biliyordun, unutmamıştın.
+ sen, benim gizli isteklerimin o kadar açık bir ifadesiydin ki utanmadan sana bakmak elde değil."
devamını gör...
sevilen latince deyişler
murionus pre non menisküs.
bunu da ben uydurdum.
bunu da ben uydurdum.
devamını gör...
