vatikan'da şeriatçı olmak kadar zordur.

tunceli'de bir alevi köyünde yaşayan 25 yaşında bir genç olarak alevilere yapılan ayrımcılık hepimizi fazlasıyla yıprattı. hemen yanımızdaki sünni köyün yolunu yakın zamanda asfaltladılar. bizim köye ise muhtarı bile çok gördüler.

bu ülkede alevinin başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. sivas'ta yaktılar, maraş'ta katlettiler. cemevlerine hukuki statü tanıyacaklarını söylediler ancak her şey gibi lafta kaldı. yavuz sultan selim'in 40 bin aleviyi katlettiği iddiası da maalesef çokça tartışılmaktadır.

her şeye rağmen bu ülkenin vatandaşıyız. bu ülkeyi, devletimizi, milletimizi severiz. alevi sünni çatışması bu ülkede asla yaşanmayacak durumdur. aleviler olarak 12 imamı, hazreti ali'yi, ehli beyt'i, imam hasan ve hüseyin'i sevmenin suç olmadığını düşünüyoruz. bu ülkede bizden farklı olanlara karşı en ufak önyargımız yok. 3 kız kardeşim var. en küçüğünü sünni , ortancasını vejeteryan , en büyüğünü de azılı bir feministle evlendirdik. bu ülkede farklı olan insanlar da bizim kardeşimizdir. benim de eşim yahudi dinine mensuptur ve bu olayı en ufak dert etmem.
devamını gör...

gerçekten şaka gibi şaka!!!
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

anlamak için 5 kere okuduğum başlık.
devamını gör...

bir ara iyi geliyordu. şimdiler de iyi mi değil mi anlayamıyorum. kafam karışıyor... bazen iyi ki diyorum , sonra neden ki diyorum.
devamını gör...

şarkının en hoşuma giden ve gülümseten bölümü :

paşa resim yapardı
sabancı'ya satardı.
devamını gör...

sivasta gerçekleşen hadise.
kişinin sokağa çıkma kısıtlamasına riayet etmediği için 3 bin 100 lira ceza kesilmesidir.
polisler ikna etmiş, hayatına son vermekten vazgeçmiş ama pandemi tedbirlerine uymadığı için fatura kesmişler.
adam öyle intihar vazgeçti bu cezadan sonra vazgeçer mi ?
buradan
devamını gör...

kadınlarla bir alip veremediği var bu yazarin. ona gore kadinlar 2. sinif insandir ve sadece karinlarini doyursalar yeter mantigiyla onlara yaklasir. enteresan bir adamdir sirf kadina olan bakis acisindan dolayi yav git isine be delirdin mi dersiniz 2 ya da 3 paragraf sonra size bir tespit yapar vay anam adam yaziyor helal olsun dersiniz.
devamını gör...

demokrasilerde bir seçmenin cehaleti bütün halkın güvenliği için tehlikedir. (john f. kennedy)
moderatörlerin seçiminde kimler oy kullanacak peki? diğer sözlüklerden gelen troller oy kullanırsa ilk yapacakları şey sözlüğü mahvetmek olur. sonra da "dış güçler yüzünden böyle oldu, kandırıldık" diye bahane üretirler.
moderatörler ile sorunlar yaşayan sözlük yazarları yapıcı eleştiriler yaparsa sözlük daha kaliteli olur. kötü moderatör küçük bir tenkide çıldırırken, akıllı moderatör ise kendisini eleştirenlerin düşüncelerinden faydalanır.
örnek vereyim....daha önce bir sözlükte yazarın biri sözlük yönetimini eleştirince moderatörler ve onların kankaları tarafından yoğun eleştiriye tutulmuştu. sonrasında benzer olaylar yaşanınca yazarlar sözlüğü terk etmişti...şimdi o sözlük hayalet sözlük oldu, kimseler kalmadı. günlük entri sayısı 10 civarında...en son baktığımda bir trol eskort ilanları yazmıştı. sözlükte kalan biri "moderasyon göreve" diye başlık açmıştı ama moderasyon da sözlüğü terk etmişti.
kıssadan hisse... bir sözlük iyi bir moderasyon ve kaliteli yazarlar ile "kutsal bilgi kaynağı" olur.
devamını gör...


dört kapı kırk makam şeklindeki kâmil(olgun) insan olma ilkelerini hünkâr hacı bektaş-ı veli’nin tespit ettiğine inanılır. hacı bektaş-ı veli “kul tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur.” buyurmuşlardır. bu ilkeler aşama aşama insanı olgunluğa ulaştırır. bir başka yoruma göre ise şeriat anadan doğmak, tarikat ikrar vermek, marifet nefsini bilmek, hakikat hakkı özünde bulmak yollarıdır. ne mutlu 4 kapı 40 makamdan geçene..
dört kapı şunlardır:
1.şeriat
2.tarikat
3.marifet
4.hakikat
her kapının on makamı vardır. 4 kapının makamları aşağıdaki gibidir.

şeriat kapısının makamları:
1. iman etmek,
2. ilim öğrenmek
3. ibadet etmek
4. haramdan uzaklaşmak
5. ailesine faydalı olmak
6. çevreye zarar vermemek,
7. peygamberin emirlerine uymak
8. şefkatli olmak
9. temiz olmak
10. yaramaz işlerden sakınmak

tarikat kapısının makamları
1. tövbe etmek
2. mürşidin öğütlerine uymak
3. temiz giyinmek
4. iyilik yolunda savaşmak
5. hizmet etmeyi sevmek
6. haksızlıktan korkmak
7. ümitsizliğe düşmemek
8. ıbret almak
9. nimet dağıtmak
10. özünü fakir görmek

marifet kapısının makamları
1. edepli olmak
2. bencillik, kin ve garezden uzak olmak
3. perhizkârlık
4. sabır ve kanaat
5. haya
6. cömertlik
7. ilim
8. hoşgörü
9. özünü bilmek
10. ariflik

hakikat kapısının makamları
1. alçakgönüllü olmak
2. kimsenin ayıbını görmemek
3. yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek
4. allah’ın her yarattığını sevmek
5. tüm insanları bir görmek
6. birliğe yönelmek ve yöneltmek
7. gerçeği gizlememek
8. manayı bilmek
9. tanrısal sırrı öğrenmek
10. tanrısal varlığa ulaşmak
devamını gör...

bugün dersi işledik, çıkış saatine yakın montlarını giydirdim beraber açık havada biraz sohbet edelim dedim.
iki zıpır ben hazırlanırken sınıfta koşmaya başladılar, "tamam" dedim "çıkmayalım dışarı madem sınıfta koşmak istiyorsunuz."
(ali diyelim) ali "öğretmenim giydirdin zaten montları çok terledik, pişirdin bizi. bir şans daha ver bize herkes ikinci şansı hak eder, inelim aşağı hadi."
*

neyse bahçeye indik, bir papatya kopardı getirdi elime verdi, "kuzucum teşekkür ederim ama çiçekleri koparmamalıyız, dalında güzel onlar" dedim. "tamam öğretmenim" dedi.
10 dakika sonra yine bir çiçek uzatıp "öğretmenim bak bu daha büyük daha güzel, öteki verdiğimi çöpe at o küçüktü." *

dün sol akışta bir başlık vardı öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı diye. öğretemedim dostlar, çiçeğin dalında güzel olduğunu öğretemedim.
devamını gör...

sevmek zorunda değilsin… öldürme yeter!

hayvanları koruyun, kollayın, besleyinle başlayan cümlelerimiz vardı bizim. nereden nereye geldik? şimdilerde onlar için ağzımızdan çıkan tek cümle oluyor; ‘öldürme, öldürtme ne olur?’.

insanoğlunun en büyük gafleti bu dünyayı bir tek kendinin sanması. kendisinden başka canlıların yaşama hakkının olmadığını düşünmesi. onların yaşama haklarını çok rahat bir şekilde ellerinden alabileceği hissine kapılması. insan eşref-i mahluktur. yani yaratılanların en şereflisi. en mükemmeli. neden yaratılma düzenimize uygun davranmayız? neden bu mükemmelliği yaralar, bereler, zedeleriz? bizim için biçilen; ‘yaratılanların en şereflisi’ giysisini neden hakkıyla taşıyamayız?

hiçbir canlının yaşam hakkını elinden alma gücü bizim elimizde değildir. ona o canı veren ne zaman alacağını da bilir. soyunduğumuz bu cellatlık işinin belki bu dünyada cezasını çekmeyebiliriz. ama onu yaratan bu azabın karşılığını er geç verecektir. bizim dinimiz merhameti, hoşgörüyü, paylaşımcılığı öğütlerken… güçsüzü koru, ekmeğini olmayanla paylaş, cana kıyma derken bizim bu denli acımasızlığımız ne dinimize ne de insanlığımıza yakışır.

çok beklentisi yok onların bizden. ses yapıyorlar, sokaklarda dolaşıp kalabalık ediyorlar, yanından geçerken hırlıyor, kapıda duran terliğimi götürüyor vs. vs. diyerek onları öldürmeyin. belediyeleri arayarak onların ölüme götürülmesine neden olmayın. sizin götürülmesine sebep olduğunuz her bir can ya çöplüğe ya da ıssız bir ormana bırakılıyor. orada ne mi oluyor? hayal bile edemezsiniz. siz sıcak yuvalarınızda ‘oh be kurtulduk’ derken. onlar soğukta açlıktan birbirlerini yiyor. bizlerin her rahatsız olduğu canlı hanelerimize birer ölü olarak yazılıyor. ne acı değil mi?

halbuki yapmamız gereken çok basit. herkesin evinde hemen hemen her gün atılan ekmekler, dökülen yemekler olur. hem dinimiz gereği de israf haram olduğundan bunları atmayıp köşe başlarına, çöp kenarlarına bir kabın içersin de bıraksak hem açlıktan oraya buraya saldıran kedi, köpekten hem de şikayet ettiğinizde acaba nereye götürdüler vicdan azabından kurtulursunuz. mahallede kimse yapmıyor mu? örnek olun. onlara yemek verirseniz ‘mahalleye iyice dadandırdınız canım, olmuyor böyle mi?’ derler. doğruyu anlatın, vicdanlarına seslenin. göreceksiniz o sizi rahatsız eden görüntülerden, seslerden kurtulacaksınız. bir canlıyı sevindirmiş, onunla yemeğini paylaşmış olmanın vermiş olduğu mutluluk ise paha biçilemez.

yeryüzü tüm canlılara ait. yaratılanların en mükemmeli olarak bunu bilip bu mükemmelliğe uygun bir vaziyette davranmamız gerekiyor. hala daha ‘sevmiyorum ama, korkuyorum ama, şunu yaptı ama, bunu yaptı ama’ diyebiliyorsanız. bizim size diyebilecek hiçbir sözümüz kalmıyor. evinize almayın. bahçenize almayın. yüzüne bakmayın. başını okşamayın. ama allah aşkına öldürmeyin. öldürülmelerine sebep olmayın. ‘merhamet etmeyen merhamet bulamaz’ hadis-i şerifine nail olmuş bir ümmetiz biz. merhamet edelim ki merhamet bulalım… saygılar…

23.07.2013 yerel bir gazetede yayınlanan köşe yazım.
bazı sıkıntılardan dolayı daha sonra kaldırıldı.

henüz temiz yürekli, gözü açılmamış bir müslümanım. hayat insanı nerelere getiriyor yahu hayret. neysem çok şey etmiyim.
devamını gör...

are you kola
are you disko
devamını gör...

birçok özel yeteneğe sahip olup da değerlendirememek kadar kötü olmayan durumdur.

durumu açıklayan anne ve yavru deve ile ilgili hikaye vardı bir tane:


+anne neden bizim ayaklarımız bu kadar büyük?”

-çölde kuma batmamak için. “

+peki, kirpiklerimiz niye bu kadar gür?”

-çölde kum fırtınalarında gözümüze kum kaçmasın diye.”

+bizim niye hörgüçlerimiz var?”

-ölünün kürü*, çölde çok uzun süre susuz idare edebilmek için, suyu hörgüçlerimizde depolarız.”

sonunda dayanamayan genç deve sormuş:

+peki, anne biz hayvanat bahçesinde ne yapıyoruz?”
devamını gör...

sezen aksu derim,şüphesiz.
devamını gör...

semt abisiymiş gibi gelen gideni gözleriyle kolaçan ederler. bazen öyle bakıyorlar ki bomboş bakmadıklarına, akıllarından bin tane şey geçirdiklerine yemin edebilirim. hatta bazen bazıları aklıma sihirli annem taciyi getiriyor ve diyorum ki ya bunlar kedi bedenine hapsedilmiş insanlarsa???? ozaman ürperip kedinin bakışlarından uzaklaşmaya çalışıyorum.
devamını gör...

afedersiniz ama ahmaklıktır. yani bir insan türk olurda nasıl atatürk ü sevmez gerçekten aklım almıyor.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

çoğu eserini okuduğum, öfkesi sert dâhi bir yazar.

"bir resme çok uzun süre bakmayın, bir kitabı derinlemesine okumayın, bir müzik parçasını en büyük yoğunlukla dinlemeyin, bunu yaparsanız her şeyi ve onunla birlikte de dünyadaki en güzel ve en faydalı şeyi berbat etmiş olursunuz.
sevdiğiniz şeyleri okuyun, ama bütünüyle içine girmeye kalkışmayın, ne seviyorsanız onu dinleyin ama tümden dinlemeyin, ne seviyorsanız onu seyredin ama tümden bakmayın."

thomas bernhard
devamını gör...

idealisttir.
evlenmek çoluk çocuğa karışmak ona göre değildir.
bakmakla yükümlü olduğu ailesi vardır.
veyahut hayatını yaşamayı seviyordur.
manevi aşkı maddi aşka tercih etmiş olabilir.
devamını gör...

normal sözlük yazarları edebiyat topluluğu ile birlikte okumaya karar verdiğimiz kitap. fyodor mihayloviç dostoyevski'nin 23 yaşındayken yazdığı ilk romanı olmakla birlikte, insanların beklenti içine girmesini sağlayan ve betimlemelerinde, anlatım tarzında farklı bir kalite olduğunu hissettiren eser ayrıca.

toplumsal olayları, insan psikolojisini, düşüncelerini ve hislerini karşılıklı mektuplaşma yolu ile başarılı bir şekilde aktarmış dostoyevski. bu kitapta fedakarlığı ruhumun derinliklerinde hissettim. yoksul insanın gururuna farklı açılardan vurgu yapması da güzeldi.
bir dönemin insanına, çeşit çeşit insanına hem de, şahitlik yapabilmek bulunmaz bir fırsattı. o çekilmez soğukta çekilmez insancıkları mektuplar sayesinde okumak, haksızlıklarına, egolarına, ön yargılarına, umutsuzluklarına şahit olmak fırsattı gerçekten. sanki şu an şahit olmuyoruz, peh. ama gururlu insanlar da vardı, çok az olsa da düşünceliler de bulunuyordu. yaşamın yansımasıydı işte. belki de insan bu yüzden elinden bırakamayıp beğeniyordu bu eseri.

başta fazla romantik geldiğinden hoşlanmamıştım, yalan yok. sonradan bu özelliğini yitirmeye başlayıp başka dünyalara doğru yol aldığı için hoşuma gitmeye başladı.


kimseye yük olmamak bir ahlak dersidir; ben kimseye yük olmuyorum! ben kendi ekmeğimi kazanıp yiyorum; doğru, kuru bir parça ekmek, hatta kararmış ekmek; ama çalışarak kazanılmış, yasal ve hile hurda yapmadan elde edilmiş bir ekmek.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim