insanı yoran şeyler
insanı yoran yine insanın kendisi ve kendisinin verdiği duygusal kararlardır. fiziksel yorgunlukların telafisi mümkün fakat ruhsal yorgunluklar yol, su, elektrik olarak misliyle bize dönmekte. yine bu da lafta kolay uygulamada zor olanlardan. biz böyleyiz insanız, hatalar, doğrular, kime göre neye görelerle yaşayıp giden bazen büyük büyük konuşup karınca adımı kadar adım atabilen canlılarız. biz en çok kendimizi yorarız bu konuda üstümüze yoktur.
devamını gör...
yazarların araba kullanmayı öğrendiği ilk araba
2006 skoda octavia.
devamını gör...
kendime not
bir gün seni değerli hissettirip ertesi gün istenmiyormuşsun gibi hissettiren insan, senin için doğru insan değildir. ertelenmeyecek, bekletilmeyecek, kararsız kalınmayacak kadar değerlisin. kendinin farkına var.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarından tavsiyeler
- kendinizden başka kimseyi düşünmeyin!! bu bencillik değil. insan en çok kendisiyle vakit geçirmeli, kendini keşfetmeli.. ve en önemlisi kendisi için çalışmalı, eğlenmeli.
- insanların ne dediğine, sizin hakkınızda ne düşündüğünü takmayın!!! bu sizi gereksiz yere yıpratır. bir süre sonra da insanlara bağımlı hale gelirsiniz. sırf moralinizi bozmak için, sizi keyifsiz hissettirmek için konuşan insanlar olduğunu unutmayın. herkes sizin mutluluğunuzu istemez.
- kimseye kin tutmayın!! hayat bunun için çok kısa. anı yaşayın, yaşama odaklı olun nefret etme odaklı değil.
- hayatınıza toksik insanları sokmayın!!!!! düzelteceğim diye de sokmayın, olmuyor. sizi de bozuyorlar. sağlıklı insanlar, iyi gelen insanlar olsun hayatınızda. size negatif duygular hissettiren insanlardan uzaklaşın. hayat onlarla bulunmak için fazlasıyla kısa.
bu yazdığım tavsiyeler bana göre hayatımda duyduğum en mantıklı tavsiyeler olabilir. fakat uyma konusunda hep sıkıntı yaşarım. bundan dolayı sürekli kendimi verdiğim tavsiyelere uyma yoluna sokarım, yoldan her çıktığımda tekrar yolda bulurum beni.
- insanların ne dediğine, sizin hakkınızda ne düşündüğünü takmayın!!! bu sizi gereksiz yere yıpratır. bir süre sonra da insanlara bağımlı hale gelirsiniz. sırf moralinizi bozmak için, sizi keyifsiz hissettirmek için konuşan insanlar olduğunu unutmayın. herkes sizin mutluluğunuzu istemez.
- kimseye kin tutmayın!! hayat bunun için çok kısa. anı yaşayın, yaşama odaklı olun nefret etme odaklı değil.
- hayatınıza toksik insanları sokmayın!!!!! düzelteceğim diye de sokmayın, olmuyor. sizi de bozuyorlar. sağlıklı insanlar, iyi gelen insanlar olsun hayatınızda. size negatif duygular hissettiren insanlardan uzaklaşın. hayat onlarla bulunmak için fazlasıyla kısa.
bu yazdığım tavsiyeler bana göre hayatımda duyduğum en mantıklı tavsiyeler olabilir. fakat uyma konusunda hep sıkıntı yaşarım. bundan dolayı sürekli kendimi verdiğim tavsiyelere uyma yoluna sokarım, yoldan her çıktığımda tekrar yolda bulurum beni.
devamını gör...
sehl-i mümteni
kolay görünüp zor okunan demektir. edebiyatımızda bu tarzda eserler veren kişilerin en önemlisi yunus emre'dir.
devamını gör...
senin girdiğin tanım kadar benim açtığım başlık var
bana söylenmesi yürek isteyen söz.(bkz: sısısısı)
devamını gör...
ikizler burcu kadını
duygusal değil diyolar ya o bende geçerli değil.
oturup her şeye ağlayasım var.
sanırım sürekli değişen ruh haline sahip olmamızın sebebi bize verilen artı özelliklerin yanına verilmiş bir tür zehirli kokteyl gibi.
ikizler burcu kadınını istediğin kadar kötüle, bildiğim tek şey herkes hayatında bi kez de olsa bi ikizlere kadınına aşık olmuş ya da sevmiştir. *
oturup her şeye ağlayasım var.
sanırım sürekli değişen ruh haline sahip olmamızın sebebi bize verilen artı özelliklerin yanına verilmiş bir tür zehirli kokteyl gibi.
ikizler burcu kadınını istediğin kadar kötüle, bildiğim tek şey herkes hayatında bi kez de olsa bi ikizlere kadınına aşık olmuş ya da sevmiştir. *
devamını gör...
hükümet eleştirisi tutuklulukla sonuçlanabilir
yalan mı?
devamını gör...
normal sözlük'e saldırı yapılması
sanırım yine iko uyurken biri düğmelerle oynadı.
(al bozdunuz işte cıks cıks)
(al bozdunuz işte cıks cıks)
devamını gör...
komşunun tuhaf davranışları
şimdi size inanamayacağınız bir komşuluk deneyimimi anlatacağım.
üniversiteyi kazandığım ilk yıl, üç gün içinde izmir'e gelip ev tutmuştuk. ve bu acele kararımız bize komşuluğun önemini yaşayarak öğretmişti.
şöyle ki yerleştiğim apartmanda metrekare başına bin tane deli düşüyordu. bakın abartıyorsam siz buyrun mesaj atın.
üst kat komşum okb hastasıydı yaz kış her gün halı yıkıyordu balkonda şaka değil, o halılar hiç bitmedi.
ayrıca günde minimum üç kere en az 1 saat boyunca elektrik süpürgesi tutuyor her hafta cam kapı siliyordu.
bir de evi sildiği suları lavaboya ya da klozete dökmek yerinde camdan döküyordu. kaç kere ıslandım ben bilirim. gidip konuştuğumda o su pis evin lavabosuna, klozetine dökülmez diyordu. teyze olmasa kavga eder insan ama yok ne yaparsın öyle yaşadım bir buçuk yıl.
bitti mi bitmedi, karşı komşum da evden çıkmıyordu.
baya baya bakkalın çırağı geliyordu her gün. bir kere bilmeden kapısını çaldım zincirin arkasından açtı yoohhkk diyip suratıma çarptı kapıyı. ben de ona dokunmadım bir daha. ama kendisi apartmanın en aklıselim delisi sayılabilirdi. kimseye bir zararı yoktu allahtan.
gel gelelim apatmanın premium delisine; yan dairedeki abla.
ablamız dışarıdan çok normal görünüyordu ilk günler, sonra evime gelmeye başladı. ardından ilişkilendik bana kocasının işitme engelli ve dilsiz olduğunu, çocuğunun da hasta olduğunu söyledi nasıl üzüldüm el kadar çocuk.
neyse sonra kocasına engelli olduğu için başkasının suçunu yıktıklarını yakalanmamak için eve gelmediğini çocuğunun ilacı için paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. valla verdim para.
ama nasıl üzülüyorum, içime içime batıyor. bir kaç kere para verdim.
sonra bu sefer de incinecek diye alışveriş yapıp gece ikide üçte kapısına asmaya başladım.
neyse sonra kocasını gördüm bir gün. sevindim sorun çözüldü herhalde dedim. neyse bir iki hafta sonra adamla karşılaştım. adam benimle konuşmasın mı yemin ediyorum ödüm koptu. adam engelli falan değil. dedim hadi bakalım lilithinkizi, nasıl bir iş bu, çıkar kokusu. velhasıl sonra ben kadın gelince kapıyı açmamaya başladım. en son bir gün çamaşır asıyorum bir ses duydum.
benim abla ellerini ağzına dayamış bağırıyor.
"dikkat dikkat sayın evka 4 sakinleri bugün beldemizde deprem olacaktır! lütfen sığınaklara ininiz! dikkat dikkat (...)!"
o gün anladık işte ablamızın baya baya deli olduğunu.
hülasa ben evden taşındım en nihayetinde. ve bir daha da komşuları bilmediğim evi tutmamaya yemin ettim. (bkz: ev alma komşu al)
şimdi entryi okuyunca güleceksiniz ama inanın yazarken komik de yaşarken hiç komik değildi.
edit: makine çalıştırıyor falan diye yakınan yazarları hususi olarak bu entryi okumaya davet ediyorum. gidin sarılın komşularınıza.
üniversiteyi kazandığım ilk yıl, üç gün içinde izmir'e gelip ev tutmuştuk. ve bu acele kararımız bize komşuluğun önemini yaşayarak öğretmişti.
şöyle ki yerleştiğim apartmanda metrekare başına bin tane deli düşüyordu. bakın abartıyorsam siz buyrun mesaj atın.
üst kat komşum okb hastasıydı yaz kış her gün halı yıkıyordu balkonda şaka değil, o halılar hiç bitmedi.
ayrıca günde minimum üç kere en az 1 saat boyunca elektrik süpürgesi tutuyor her hafta cam kapı siliyordu.
bir de evi sildiği suları lavaboya ya da klozete dökmek yerinde camdan döküyordu. kaç kere ıslandım ben bilirim. gidip konuştuğumda o su pis evin lavabosuna, klozetine dökülmez diyordu. teyze olmasa kavga eder insan ama yok ne yaparsın öyle yaşadım bir buçuk yıl.
bitti mi bitmedi, karşı komşum da evden çıkmıyordu.
baya baya bakkalın çırağı geliyordu her gün. bir kere bilmeden kapısını çaldım zincirin arkasından açtı yoohhkk diyip suratıma çarptı kapıyı. ben de ona dokunmadım bir daha. ama kendisi apartmanın en aklıselim delisi sayılabilirdi. kimseye bir zararı yoktu allahtan.
gel gelelim apatmanın premium delisine; yan dairedeki abla.
ablamız dışarıdan çok normal görünüyordu ilk günler, sonra evime gelmeye başladı. ardından ilişkilendik bana kocasının işitme engelli ve dilsiz olduğunu, çocuğunun da hasta olduğunu söyledi nasıl üzüldüm el kadar çocuk.
neyse sonra kocasına engelli olduğu için başkasının suçunu yıktıklarını yakalanmamak için eve gelmediğini çocuğunun ilacı için paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. valla verdim para.
ama nasıl üzülüyorum, içime içime batıyor. bir kaç kere para verdim.
sonra bu sefer de incinecek diye alışveriş yapıp gece ikide üçte kapısına asmaya başladım.
neyse sonra kocasını gördüm bir gün. sevindim sorun çözüldü herhalde dedim. neyse bir iki hafta sonra adamla karşılaştım. adam benimle konuşmasın mı yemin ediyorum ödüm koptu. adam engelli falan değil. dedim hadi bakalım lilithinkizi, nasıl bir iş bu, çıkar kokusu. velhasıl sonra ben kadın gelince kapıyı açmamaya başladım. en son bir gün çamaşır asıyorum bir ses duydum.
benim abla ellerini ağzına dayamış bağırıyor.
"dikkat dikkat sayın evka 4 sakinleri bugün beldemizde deprem olacaktır! lütfen sığınaklara ininiz! dikkat dikkat (...)!"
o gün anladık işte ablamızın baya baya deli olduğunu.
hülasa ben evden taşındım en nihayetinde. ve bir daha da komşuları bilmediğim evi tutmamaya yemin ettim. (bkz: ev alma komşu al)
şimdi entryi okuyunca güleceksiniz ama inanın yazarken komik de yaşarken hiç komik değildi.
edit: makine çalıştırıyor falan diye yakınan yazarları hususi olarak bu entryi okumaya davet ediyorum. gidin sarılın komşularınıza.
devamını gör...
nickaltı kilitleme hakkı
bence olması gereken bir haktır.
bazı yazarların nickaltı şeytan taşlama mekanı gibi.
bazı yazarların nickaltı şeytan taşlama mekanı gibi.
devamını gör...
covid-19’u 30 saniyede tedavi eden ilacın müjdesi
umut berat güneysu gel oğlum .d
devamını gör...
yazarların olmak istediği fantastik yerler
yıldızlararasındaki dev dalgalar.
devamını gör...
jan zelezny
dünya rekortmeni çek cirit atıcıdır.
çocukluğumun süper kahramanlarından biridir. cirit atmada tüm zamanların en iyi dört derecesine sahip olan zelezny 98,48’lik derece ile dünya rekorunun 25 yıldır sahibidir.

atletizm kariyerine son verdikten sonra antrenörlük yapmaya devam eden zelezny dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sporcuları arasında yer almaya devam ediyor ve devam edecek.
1996 yılında kırdığı dünya rekorunu televizyondan izlemek benim için tüyleri diken diken eden bir deneyimdi. o zamanlar okul futbol takımında sol açık oynadığım bir maçtan sonra ufak tefek bir adam gelip bizi stadın çevresindeki parkurlarda koşturdu. sonra da sen şunu at, sen şuraya atla, sen şurda bir koş diyerek 1 saat içinde bir takım kurdu. o gün bir atletizm takımın parçası olmuştum. ve aynı hafta içinde de jan zelezny’nin dünya rekorunu izledim.
atletizm’in diğer bütün sporlardan neden üstün olduğunu jan zelezny gibi sporculardan ve durup dururken atlet olduğum o günden sonra katıldığım yarışmalardan öğrendim.
jan zelezny cirit atarak ve örnek bir sporcu olarak bir çocuğun hayatını değiştirdiğini bilmeyecek belki ama ben ona her zaman minnettar olacağım.
çocukluğumun süper kahramanlarından biridir. cirit atmada tüm zamanların en iyi dört derecesine sahip olan zelezny 98,48’lik derece ile dünya rekorunun 25 yıldır sahibidir.

atletizm kariyerine son verdikten sonra antrenörlük yapmaya devam eden zelezny dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sporcuları arasında yer almaya devam ediyor ve devam edecek.
1996 yılında kırdığı dünya rekorunu televizyondan izlemek benim için tüyleri diken diken eden bir deneyimdi. o zamanlar okul futbol takımında sol açık oynadığım bir maçtan sonra ufak tefek bir adam gelip bizi stadın çevresindeki parkurlarda koşturdu. sonra da sen şunu at, sen şuraya atla, sen şurda bir koş diyerek 1 saat içinde bir takım kurdu. o gün bir atletizm takımın parçası olmuştum. ve aynı hafta içinde de jan zelezny’nin dünya rekorunu izledim.
atletizm’in diğer bütün sporlardan neden üstün olduğunu jan zelezny gibi sporculardan ve durup dururken atlet olduğum o günden sonra katıldığım yarışmalardan öğrendim.
jan zelezny cirit atarak ve örnek bir sporcu olarak bir çocuğun hayatını değiştirdiğini bilmeyecek belki ama ben ona her zaman minnettar olacağım.
devamını gör...
röportaj adam
fakirlik vs zenginlik karşılaştırması için harbi hayatlar adlı 140journos’un kendisine has video teknikleri ile iki video serisi [1, 2] yayınlamış bir youtube kanalı. video serisinde yaptığı göndermeler, günümüzdeki şartlar göz önünde bulundurulduğu takdirde durumundan yakınan kişilerin yine kılını bile kıpırdatamayacağını gözler önüne sermektedir. fakir yakındığı hâlde hâlinden memnun zengin fakirin bu memnuniyeti ile daha memnun. böyle de bir süregelen çelişki mevcut.
devamını gör...
yeni bir insanla tanışmaya üşenmek
benim en sevdiğim şeydir.saygı,sevgi çerçevesinde herkes ile tanışılabilir.evet hepimize hüsran olmuş insanlar geçmişte ve günümüzde olmuş olabilir ama insanlardan kendimizi soyutlayarak bir yere varamayız.
devamını gör...
bir fırtına tuttu bizi
ağlatır, bana göre en duygusal türkülerden biridir. atam'ın da çok sevdiğidir.
devamını gör...


