kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


"to be a surrealist means barring from your mind all remembrance of what you have seen, and being always on the lookout for what has never been."

sürrealist olmak, gördüklerinin tüm anılarını zihninden uzaklaştırmak ve hiç olmamış olanı aramaktır.

rene magritte


en sevdiğim tablolarda ilk 10'a rahatlıkla girebilecek olan bu tablo rene magritte tarafından 1963 yılında yapılmıştır.
bu tabloyu tabii ki sadece ben değil epey bir sanatsever çok seviyor. peki neden?
resmin başlığından başlayalım. la grande famille yani büyük aile olarak isimlendirmiş ressam fakat resme baktığımızda aileye dair hiçbir şey görmüyoruz. konu magritte olduğu için tabii ki bu şaşırtmıyor. fakat resimdeki imgeleri tek tek incelediğimizde sebebini anlayabiliriz.
arka plan olarak kasvetli bir gökyüzü yaratılmış. karanlık bulutlar fırtına habercisi gibi. ufuktaki pembelik ise küçük bir umut ışığı mı yoksa kötü bir şeyin habercisi mi diye düşündürür bakanları. hemen altındaki dalgalı deniz de bu kasvete büyük bir katkı yapıyor. tüm bu bunaltıcı tasvirler bir ailenin yaşadığı zor zamanları, kavgaları ve anlaşmazlıkları temsil eder diyebiliriz.
aynı zamanda resmin tam ortasında tüm dikkatleri üzerine çeken, ışıl ışıl, umut dolu bir kuş figürü görüyoruz. bu kuş adeta bir pencere gibi, bahar mevsiminden mutluluk uyandırıcı bir gökyüzünü bize gösteriyor. bembeyaz bulutlar, masmavi gökyüzü bir ailenin yaşadığı mutlu anları, sevinçleri, iyi anıları, birlik ve beraberliği hatırlatıyor.

her ne kadar ilk bakışta bir aileye dair hiçbir şeyi anımsatmıyan bir resim gibi görünse de detayları incelediğimizde magritte'in aile kavramını ustaca ve sürrealizmin doğasına uygun bir şekilde resmettiğini görüyoruz.
devamını gör...

taşıdıkları kültür ve yaşadıkları doğanın uyumundan olsa gerek, aynı anda hem türkçe hem de lazcayı konuşma alışkanlığı edinmişler. fakat şehir dışında okuyan yeni nesil ve göç eden lazlar, dillerine uzak kalmışlar.
devamını gör...

her hafta birinin yıkadığı sıra örtüsü.
devamını gör...

tarih metodolojisi dersinin ilk konusudur.
devamını gör...

ara sıra yaptığım, yapanın da melek olduğunu düşündüğüm eylem. sen üşenmiş olabilirsin ama i got you buddy edasıyla yazarım. en sonunda da ukdeyi bırakana selamımı çakarım. benim gibi başlıkları tanımlarından çok daha az olan yazarlar için bulunmaz nimet gerçekten.
devamını gör...


bana deniyor ki serbesciğim senin bankada 21 milyon doların var, teşekkür ederim sağolun. ya benim canım geçen akşam meyve suyu istedi, alamadım ya. benim canım geçen akşam meyve suyu istedi alamadım ya.
devamını gör...

insanın sürekli modu düşük olamaz. keyif aldığın anlarda olur, modunun düşük olduğu anlarda. değiştiremeyeceğim şeyler için kafa yormak yerine değiştirebileceğim şeyler için enerjimi harcıyorum ve gayette zevk alıyorum. *
devamını gör...

hayatımın kadını ile evlenmeme sebep olmuş yazardır.

yıllardan 2007, atandığım izbe bir köyde bilgisayar dersi veriyorum ortaokul öğrencilerine.

bakmayın bilgisayar dersi dediğime, hepsi senden benden iyi biliyor, excel word ile başlıyorum, sonra oyuncehennemi nokta kom'a kayıyorlar, ben de çok ses etmiyorum.

tüm meslektaşlarım 50 yaş üstü, bir tane hanım kızımız var, benim de yaşım gelmiş, hiç öyle flört falan uğraşamam. çıktım karşısına, dedim ki, ben sen sevdim. seninle görüşmek, ailenle tanışmak, bir hayat paylaşmak isterim.

tabii kim olsa böyle şakkadanak 10 milyar dolar gibi bir şaşırır. kadının da tabii hoşuna gitmedi. normal.

ben aceleci davrandığım için biraz üzgünüm, ama çok da hoşuma gidiyor kadın kişi. bilmiyorum.

bir gün bir öğrencim geldi, öğretmenim, dedi, benim çok sevdiğim bir abim var. ek gelir için hem okurken hem de diğer öğrencilerin tezini yazıyor. ama bilgisayarına format atması gerekmiş, office dahil her şey uçmuş, benim öğretmen olarak ne kadar sevdiğinden bahsetti, acaba yardımcı olabilir miymişim?

arkadaşlar, benim diyen bilgisayar öğretmeninin 2-3 dvd'si vardır kenarda her formattan sonra kurulacak programlar için. artık cloud'a flashdiske döndü ama, o zaman vardı. dedim gelsin.

çocuklar oyun oynarken genç arkadaş geldi, bulunduğum muhafazakar köye rağmen uzun kıvırcık saçları, kumaş metalci şortu ve yırtık konversleriyle bir üniversite öğrencisi belirdi karşımda. "hocam" dedi, "kusura bakmayın rahatsızlık veriyorum ama sadece office programlarına ihtiyacım var, yardımcı olabilir misiniz?"

dedim hay hay, otur, soluklan, bana sana 2 tane dvd çektim, içinde her şey var, ihtiyacın olabilecek tüm programlar, crack'li versiyonları falan. aman tanrım çocuk sanki bölümü bitirmiş gibi sevindi. yolcu ettim kendisini, 20-30 dakika sonra teneffüs zili, çaldı, kapıyı açtım, karşımda sevdiğim kadın.

gözlerine sanki 15 dakika far tutulmuş, bana kırpmadan bakıyor, gözleri ondan mı yaşlandı, duygulandığı için mi bilmiyorum. "seninle tanışmayı çok isterim" dedi nefes alıp vermesini kontrol edemezken.

şu anda kendisi ile bu sayede evliyiz. bana anlattığı kadarıyla o gün okula girerken, kıvırcık uzun saçlı bir üniversite öğrencisinin bir çocuğa "ne kadar güzel, anlayışlı öğretmenleriniz var, çok şanslısınız, bilgisayar hocanızın değerini bilin" sözlerini duymuş, fikrini bu nedenle değiştirmiş, bana bir eş, kocaman bir hayat, 2 de erkek evlat bağışlamıştır.

evet, işte o metalci arkadaş blackeyes. bana dünyada cenneti yaşattığın için sana ne kadar minnettar olduğumu bilemezsin black.

* * *
devamını gör...

olmayan şeyleri tartışmaya gerek yok, çocuklar, gençler şuan farkında olmadan hayal kuruyorlar, 20 yaşında gerçekleri gördüklerinde iş işten geçmiş oluyor, ne eğitim, ne öğrenilmiş bir meslek oluyor ellerinde.
20 yaşında ama hiç bir birikim yok, sudan çıkmış balık gibi ne yapacağını bilmeden anne,babaya yine muhtaç bir şekilde, evde veya düz işçi gurubunda asgari ücrete tabi bir yaşam.
allah hepimizin, özelikle gençlerin yardımcısı olsun.
devamını gör...

yalnız insanların başucu eseri.
dostoyevski bu romanında insanların beyin kıvrımlarında bir bıçak dolaştırıyor diyebiliriz. sadece bir olayı anlatmıyor çaresiz bir adamın hayat karşısında tutunamayışını okuyorsunuz. kendini gerçek dünyadan soyutlamış bir adamın kızgınlıklarının, çatışmalarının, kırgınlıklarının, ve daha yaşadığı bir çok duygunun tasvirini okuyorsunuz.
devamını gör...

bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir. bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir. bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır. (bkz: murphy kanunları) )
devamını gör...

kim kimi koparıyor kendi payına..

altın kapılarımız kan oldu tayfun.

akıyor bu akşam mübarek.
devamını gör...

bon jovi'den gelsin o zaman
hey god hey god do you really think about me?
edit:tek kelime bulamadim.
devamını gör...

buyurun benim diyecektim tam atar yapıcaktım ki arkasından ağladığımız yazarın başlığıymış..aklıma geldi yine üzüldüm ona da kendimi de.boş işlerle uğraşıyormuşuz hep.
devamını gör...

ankara'yı yaşanılır hale getiren dev parklardan, şehrin tam göbeğinde olanı.
devamını gör...

nietzsche’nin felsefe öğretisi, kendi çağına tümden bir karşı çıkış olarak görülmektedir. sözleri de insanı akılcılığın kıskacından kurtarıp kendisi üzerinden düşünmesini sağlamaktır.
doğrular ve yanlışlar yoktur sadece yorumlar vardır.
korkarak yaşarsan yalnızca hayatı seyredersin.
insanlar ışığın çevresinde toplaşırlar daha iyi görmek için değil daha iyi parıldamak için.
yaşamın kıyısına yaklaşanlar onu daha iyi tanırlar.
yokluk büyük varlıktır azizim yeter ki fark edebilesin.
kılavuz öğrencisine bütün izleri göstermeli ama gideceği yolu seçmemelidir.
insan aşağı gördüğü sürece değil yalnızca eşit ya da yüksek gördüğünde nefret eder.
pek çok şeyi azar azar bilmektense bir şeyi tam olarak bilmek daha iyidir.
fatihler şansa inanmaz.
seni seviyorsam sana ne bundan.
öldürmeyen acı beni güçlendirir.
uçurumları sevenin kanatları olmalı.
bu dahil bütün genellemeler yanlıştır.
seni övdükleri sürece kendi yolunda gittiğini sanma sakın başkasının yolunda gidiyorsun.
bilgi ermişleri olmak elinizden gelmiyorsa hiç değilse bilgi savaşçıları olun.
en iyisi sevinmeyi öğrenelim böylece başkalarına acı vermeyi ve acıları düşünmeyi unuturuz.
insan sıkı tutmalı yüreğini çünkü gitmesine izin verirse çok geçmeden aklı da gider peşinden.
yaşama karşı sorumluluğumuz daha yücesini yaratmaktır. daha alçağını değil.
sonraki işim düşünmek oldu. kendimi onsuz düşünmek. anlatabiliyor muyum?
bir insan kirli düşüncelere sahip olduğu için utanmaz. bir başkasının o kirli düşüncesini bilme ihtimali utandırır.
kişi ışığını karartmayı bilmelidir böceklerden ve hayvanlardan kurtulmak için.
kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız, önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz.
karşına çıkabilecek en kötü düşman her zaman sen kendin olacaksın sen kendin pusuda bekleyeceksin kendini.
sizin kökeniniz nereden geldiğiniz değildir. bundan sonra onurunuzu oluşturan tersine nereye gittiğinizdir.
iyi olduğun için herkesin sana adil davranacağını beklemek vejetaryen olduğun için boğanın saldırmayacağını düşünmeye benzer.
elimizde bir çiçek varken gözümüze yalnızca dikenleri görünür uzaklarda ise bir diken vardır gözümüz hep çiçeğini görür!
ahlak, ta başlangıçtan beri ikna etme sanatındaki bütün şeytanlıkları bilir. bugün bile onun yardımına başvurmayan hiçbir konuşmacı yoktur.
nerededir güzellik? tüm istemimle istemek zorunda olduğum yerdedir sevmek ve yok olmak istediğim yerdedir sadece bir imge olarak kalmasın diye.
bazı sırlar vardır yalnız dostlara anlatılacak. bazı sırlar vardır dostlara bile anlatılmayacak. bazı sırlar vardır kendimize bile açıklanmayacak.
insan hatasını bir başkasına itiraf ettiğinde unutur onu; ama çoğu kez öteki kişi bunu unutmaz.
devamını gör...

yalnız yaşayacağı ilk evine taşındığı an.
devamını gör...

karanlık yüzümle tanışacak, saygı nedir bilmeyen insan davranışı. tabii söyleyeceği şeye göre değişir; şak diye konuya dalıp konuştuğum kişiye "ağbi nabğer yağ" falan derse buz gibi olup uyarırım. önemliyse canı sağ olsun, sonra da konuşabiliriz.
devamını gör...

konuya hakim değilim ama çok fazla bir yerinin olduğunu düşünmüyorum. özellikle eşitlik konusunda.
devamını gör...

tasavvufta yaratan ile yaratılanın tek olduğu görüşüdür. bakalım mevlana hz, rubai'lerinde bundan nasıl bahsetmiş:

gönlümün içinde ve dışında var olan hep o'dur. tenimdeki can, kan ve damar hep o'dur.
buraya nasıl olur da şirk ve iman sığar?
varlığımın nedeni ve niçini kalmadı; çünkü vücudum da ondandır ve hep o'dur.


çok farklı bir boyut ve bakış açısı bu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim