daddy (yazar)
apartman boşluğu yayınında dinlediğim kadarıyla harika bir diksiyonu olan kafa sözlük yazarı. buradan da en azından türkiye şartlarına göre iyi bir okuyucu olduğu sonucuna varmakta haksız mıyım?
devamını gör...
basiret
arapça "basar" yani görmek sözcüğünden gelir. basiret, insanın sadece gözüyle görmemesi kalp gözüyle de görebilmesidir. insanın kalp gözüyle, br şeyi anlaması, kavraması ve idrak etmesi anlamına gelir. basiret, uzağı görüş sağgörü, seziş anlamlarına da gelir
ayrıca dilimizde, gerçeği kavrayamama ve ileriyi görememe, doğru karar verememe anlamına gelen basireti bağlanmak deyimi de yer alır.
ayrıca dilimizde, gerçeği kavrayamama ve ileriyi görememe, doğru karar verememe anlamına gelen basireti bağlanmak deyimi de yer alır.
devamını gör...
tarikatların bitmeme nedeni
herhangi bir tarikat ile uzaktan yakından ilişkisi olmayan bir müslüman ıslamın merkezinde olamaz mı? bence olabilir. ben bu oluşumların ıslama her zaman zarar verdiğini düşündüm. gerek süleymancılar, gerek menzilciler gerekse cübbeliler din ve insanlık için tefrikadan başka ne yaptılar bu ülkede hiç bir şey.
adam süleyman hilmi tunahan'ın kabrine gidiyor duasını ediyor çıkarken saygısızlık olmasın diye geri geri çıkıyor. menzile gidiyorsun, gavs denilen adam tövbe kabul ediyor olaya bakar mısınız. adam bulunduğu makamı tövbe kapısı ilan etmiş. ınsanlar koşa koşa arınmaya, paklanmaya gidiyor. insanlar bir beşerden hatta bir ölüden medet umuyor. sonra islamı eleştirenlerden nefret ediyoruz. ıyi ama eleştiri bile bir şeyleri değiştirmiyor maalesef. ne diyor fatiha suresinin ilk ayeti " bütün hamd ve övgüler alemlerin rabbinedir." bir beşere, bir ölüye değil, bir put'a değil. malesef kendilerini putlaştırmaktan başka bir iş yapmayan bu oluşumları bizler yarattık. ne yaptı bu insanlar? daha fazla dogma, daha fazla sorgulanmayacak kural koymaktan başka ne verdiler müslümanlara hiç. iktidarlarını daim kılmak için dini kullanmaktan çekinmediler. bilime asla itibar etmediler. müslümanları sürekli kışkırtıp birbirine düşürmekten çekinmediler. "ilim çin'de bile olsa gidip alınız" diyen peygamber hadisini unutturdular. sadece kendilerine itibar edilmesini isteyerek adeta kendilerini putlaştırdılar. oysa mekke fethedilince o kabedeki bütün putları kendi elleriyle kırmıştı peygamber. böylece en güzel mesajı vermişti aslında bize. ne çabuk unuttuk.
adam süleyman hilmi tunahan'ın kabrine gidiyor duasını ediyor çıkarken saygısızlık olmasın diye geri geri çıkıyor. menzile gidiyorsun, gavs denilen adam tövbe kabul ediyor olaya bakar mısınız. adam bulunduğu makamı tövbe kapısı ilan etmiş. ınsanlar koşa koşa arınmaya, paklanmaya gidiyor. insanlar bir beşerden hatta bir ölüden medet umuyor. sonra islamı eleştirenlerden nefret ediyoruz. ıyi ama eleştiri bile bir şeyleri değiştirmiyor maalesef. ne diyor fatiha suresinin ilk ayeti " bütün hamd ve övgüler alemlerin rabbinedir." bir beşere, bir ölüye değil, bir put'a değil. malesef kendilerini putlaştırmaktan başka bir iş yapmayan bu oluşumları bizler yarattık. ne yaptı bu insanlar? daha fazla dogma, daha fazla sorgulanmayacak kural koymaktan başka ne verdiler müslümanlara hiç. iktidarlarını daim kılmak için dini kullanmaktan çekinmediler. bilime asla itibar etmediler. müslümanları sürekli kışkırtıp birbirine düşürmekten çekinmediler. "ilim çin'de bile olsa gidip alınız" diyen peygamber hadisini unutturdular. sadece kendilerine itibar edilmesini isteyerek adeta kendilerini putlaştırdılar. oysa mekke fethedilince o kabedeki bütün putları kendi elleriyle kırmıştı peygamber. böylece en güzel mesajı vermişti aslında bize. ne çabuk unuttuk.
devamını gör...
sözlük yazarlarının bugün hissettikleri
akşamdan kalmalığın verdiği halsizlik,yorgunluk, bitkinlik,baş ağrısı,baş dönmesi,mide bulantısı,keyifsizlik tarzı hisler.(alkol almadım hayır,sadece hissettirdikleri böyle)
uzun zamandır sosyal içici olan bendeniz resmen o sıklıkla alkol aldığım günlerimi tekrar hatırladım bu hislerle birlikte.
hadi o zaman bir rutin vardı alışıktım , rahatsız etmezdi ama sıfır alkollü halle sanki litrelerce içkiyi karıştırıp fondip yapmisim gibi olunca çekilmiyor cidden.
psikolojinin dışavurumları hep,dışarda en sevdiğim hava var güneşli vs ama ben zevk alamıyorum,neyse yahu geçecek elbet,sonsuza kadar sürmez.
uzun zamandır sosyal içici olan bendeniz resmen o sıklıkla alkol aldığım günlerimi tekrar hatırladım bu hislerle birlikte.
hadi o zaman bir rutin vardı alışıktım , rahatsız etmezdi ama sıfır alkollü halle sanki litrelerce içkiyi karıştırıp fondip yapmisim gibi olunca çekilmiyor cidden.
psikolojinin dışavurumları hep,dışarda en sevdiğim hava var güneşli vs ama ben zevk alamıyorum,neyse yahu geçecek elbet,sonsuza kadar sürmez.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yetenekli olduğu konular
su damacanasından bardağın son damlasına kadar taşırmadan su doldurabiliyorum. *
devamını gör...
islam'ı bilmeyen yazarların islam'ı kötüleyici başlıklar açması
yemek beğenmeme hakkına sahip olmak için aşçı olmaya gerek yoktur.
devamını gör...
fotoğrafın hikayesi
19. yüzyıl sonlarında, kentucky'deki içki kaçakçılarının giydiği "toynaklı ayakkabı"...
bu ayakkabı, yetkililer tarafından ilk kez port tampa adlı bölgede bulunmuş ve böylece bazı gerçekler ortaya çıkmış. içki yasağı nedeniyle o dönem içki kaçakçıları türemiş ve ayakkabıları da onların giydiği sonradan anlaşılmış. üstelik yasağa rağmen talep daha da artmış.
***
alkolün üretilmesinin ve taşınmasının yasak olduğu o yıllarda, kaçakçılar çareyi, ormanlık bölgelerde bu tür ayakkabılar giyip izlerini gizleyerek üretim yapmakta bulmuş. neticede polisin, ormana girip çıkan toynak izlerinden şüphelenmesi için bir neden olmadığında hepimiz hemfikirizdir sanırım.
bu kaçakçılar "moonshiner" adıyla anılırmış. büyük ihtimalle gece karanlığında, ay ışığında böyle gizli saklı işler yaptıkları için... moonshine kelimesi, damıtılmış içki anlamında da kullanılıyor. hatta hükümet vergi alamadığı için, yine moonshine isimli ev yapımı likörhâlâ bazı yerlerde yasak. üstelik alkol oranı çok yüksek olduğundan ölüm riski de taşıyor.
bahsi geçen alkol yasağı 1933 yılında sona ermiş aslında ama kaçakçılık sektörü o kadar gelişmiş ki, maalesef yasağın kaldırılması da bu işi önlemeye yetmemiş. zira bu tür işlerde kârın yüksek olduğunu biliyoruz. kaçakçılar da bunun tadını aldıklarından, bu işler neredeyse bir sektör haline gelmiş.

görselin kaynağı
bu ayakkabı, yetkililer tarafından ilk kez port tampa adlı bölgede bulunmuş ve böylece bazı gerçekler ortaya çıkmış. içki yasağı nedeniyle o dönem içki kaçakçıları türemiş ve ayakkabıları da onların giydiği sonradan anlaşılmış. üstelik yasağa rağmen talep daha da artmış.
***
alkolün üretilmesinin ve taşınmasının yasak olduğu o yıllarda, kaçakçılar çareyi, ormanlık bölgelerde bu tür ayakkabılar giyip izlerini gizleyerek üretim yapmakta bulmuş. neticede polisin, ormana girip çıkan toynak izlerinden şüphelenmesi için bir neden olmadığında hepimiz hemfikirizdir sanırım.
bu kaçakçılar "moonshiner" adıyla anılırmış. büyük ihtimalle gece karanlığında, ay ışığında böyle gizli saklı işler yaptıkları için... moonshine kelimesi, damıtılmış içki anlamında da kullanılıyor. hatta hükümet vergi alamadığı için, yine moonshine isimli ev yapımı likörhâlâ bazı yerlerde yasak. üstelik alkol oranı çok yüksek olduğundan ölüm riski de taşıyor.
bahsi geçen alkol yasağı 1933 yılında sona ermiş aslında ama kaçakçılık sektörü o kadar gelişmiş ki, maalesef yasağın kaldırılması da bu işi önlemeye yetmemiş. zira bu tür işlerde kârın yüksek olduğunu biliyoruz. kaçakçılar da bunun tadını aldıklarından, bu işler neredeyse bir sektör haline gelmiş.

görselin kaynağı
devamını gör...
5 kg yoğurdun on beş günde 37 tl'den 65 tl'ye fırlaması
yoğurt da yemeyiverin , gerekirse soğan ekmek yiyin.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor başlığının faydaları
profil fotoğrafı buldum.*
devamını gör...
shogun
samuraylarla tanıştığımız diziydi fi tarihinde. herkesin dilinde toronaga ve anjinsan kelimeleri vardı. çok etkilenmiştik milletçe. hoş 80'lerin başında ekrandaki necefli maşrafa bile rating rekoru kırıyordu.
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller
inişli çıkışlı ömrümüzün kesitlerini yansıtan görüntülerdir.
'ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.' #içimizdekişeytan #sebahattinali 'anı yaşa' diyor emmi 'anı yaşa'!
dünü unut!
yarını sav!
bugünü tut!..
dünü unutmadan bugünü yaşayamaz, bugünü yaşayamazsan yarından verim alamazsın!
her ne yaşamış olursak olalım tüm enerjimizi bugüne ve kendimize odaklıyoruz... karamsarlığa mahal vermeden anda kalın lütfen.
'ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.' #içimizdekişeytan #sebahattinali 'anı yaşa' diyor emmi 'anı yaşa'!
dünü unut!
yarını sav!
bugünü tut!..
dünü unutmadan bugünü yaşayamaz, bugünü yaşayamazsan yarından verim alamazsın!
her ne yaşamış olursak olalım tüm enerjimizi bugüne ve kendimize odaklıyoruz... karamsarlığa mahal vermeden anda kalın lütfen.
devamını gör...
abdülhamid ibn türk
dokuzuncu yüzyılda yaşamış bir bilim insanı ve matematikçidir. özgeçmişi hakkında maalesef fazla bir bilgi bulunmamaktadır. (bkz: harezmi)nin çağdaşıdır. o da (bkz: cebir) üzerine bir çalışma yapmıştır. "katışık denklemlerde mantıki zaruretler" olarak adlandırılan karesel ikinci dereceden denklemlerin çözümü üzerine olan bu çalışmanın sadece bir bölümü geriye kalabilmiştir. burada, özel tipler halinde gruplandırılmış ikinci derece denklemlerinin çözümleri, harezmi'ninkilerden daha ayrıntılı olarak verilmiştir.
görsel
detaylı bilgi için
görsel
detaylı bilgi için
devamını gör...
herkes mahlasına yakışanı yapsın
heykeli dikilecek mahlasım var.
devamını gör...
kavanozdaki adam
türk televizyon tarihinin belki de en özgün çalışmalarından biri. 1987 yılında trt 'de 4 bölüm olarak yayınlanmış bir mini dizi.
başarılı bir yazar olan kahramanımız, bir gün beyninde bir tümör olduğunu öğrenir. buna göre, yazarımızın fazla ömrü kalmamıştır. o sırada, beyin nakli üzerine çalışan bir profesörden yardım ister, o da o ana kadar dünyada yapılmamış beyin naklini uygular yazarımıza. ancak, beyin nakli yapılan kişi, kırsal kesimde yaşamış okuma yazma bilmeyen bir adamdır. beyin naklinden sonra çelişkilerle dolu bir yaşam yazarımızı beklemektedir.
insan, akıl, ölüm ve yaşam üzerine o ana kadar söylenmemiş şeyleri söyleyen, bu ülkede de sıradışı ve yaratıcı insanlar varmış dedirten bu yapımın başrollerinde ahmet mekin ve metin serezli yer almaktadır. internet üzerinden bir çok yerde izlenebilir, hayran kalınabilir..
başarılı bir yazar olan kahramanımız, bir gün beyninde bir tümör olduğunu öğrenir. buna göre, yazarımızın fazla ömrü kalmamıştır. o sırada, beyin nakli üzerine çalışan bir profesörden yardım ister, o da o ana kadar dünyada yapılmamış beyin naklini uygular yazarımıza. ancak, beyin nakli yapılan kişi, kırsal kesimde yaşamış okuma yazma bilmeyen bir adamdır. beyin naklinden sonra çelişkilerle dolu bir yaşam yazarımızı beklemektedir.
insan, akıl, ölüm ve yaşam üzerine o ana kadar söylenmemiş şeyleri söyleyen, bu ülkede de sıradışı ve yaratıcı insanlar varmış dedirten bu yapımın başrollerinde ahmet mekin ve metin serezli yer almaktadır. internet üzerinden bir çok yerde izlenebilir, hayran kalınabilir..
devamını gör...
nihilizm
hiççilik şeklinde kısaca tanımlayabileceğimiz felsefi görüştür.* nihilizm'e göre bu dünyadaki her şey değersizdir, önemsizdir. ilkçağ felsefesinin en ünlü nihilist filozofu gorgias'tır. ilk olarak rusya'da ortaya çıkmış, otorite ve her şey reddedilmiştir.
devamını gör...
renkli mahlas alıp kendini üstün zannetmek
var mı öyle bir şey gerçekten?
herkes alsın ben orijinal kalayım diye düşünüyorum. gönlüme göre renk çıkarsa bakacam tekrar.
herkes alsın ben orijinal kalayım diye düşünüyorum. gönlüme göre renk çıkarsa bakacam tekrar.
devamını gör...
forrest gump
-forrest, sen büyüyünce ne olacaksın?
+nasıl yani? ben büyüyünce ben olmayacak mıyım?
+nasıl yani? ben büyüyünce ben olmayacak mıyım?
devamını gör...
manoel francisco dos santos
namı diğer garrincha. brezilyalılara pele mi büyük? garrincha mı? diye sorarsanız alacağınız cevap çok hoşunuza gider. pele büyüktür ama garrincha daha büyüktür. bunun en önemli nedeni ise bu adamın tabiri caizse tek başına 1962 dünya kupasını kaldırmış olmasıdır. zaten dünya üzerinde bu tarz bir performansı sadece (!) maradona da görebilirsiniz. ha pele mi? o garrincha ile birlikte 1958 dünya kupasını kaldırdı. 1962'de ise sakatlandı ve herkesin kararlar bağladığı dönemde ortaya ''küçük kuş'' çıktı. küçük kuş garrincha'nın lakabıdır bu arada.
peki neden pele dünya yıldızı oldu da garrincha sadece brezilyalıların gözünde büyük olarak kaldı? diye sorarsanız, bu hikayenin tüm ayrıntılarını, ruy castro'nun yazdığı'' garrincha: the triumph and tragedy of brazil's forgotten footballing hero'' adlı kitapta bulabilirsiniz.
ama özetle şu söylenebilir ki, garrincha keyif adamıdır. sahada eğlence için bulunur. hatta botafogo taraftarları, onun rakiplerini sirk maymununa çevirdiğini söyler ki, bunun sebebi de şu; adam aynı adamı defalarca çalımlar hıncını alamazsa bir kaç kere daha madara edermiş. kalecileri geçer topu çizgi de tutar, defans oyuncularının hamle yapmasını beklermiş. yani özetle adam eğlenmek için oynamış futbolu. seyirciyi de eğlendirmiş ama lakaytlığı başına bela olmuş. hayat hikayesi ise cidden trajiktir, futbolun hikaye kısmına da ilginiz varsa muhakkak okuyun derim. cidden büyük futbolcuymuş ve hikayesini okurken insan cidden üzülüyor. tabi beni tanıyanlar muhakkak tahmin edeceklerdir, evet kendisi ile sohbet imkanım olmuştu onu da ayrıca yazarım *
küçük kuşun cenazesinde mahşeri bir kalabalık varmış ve şöyle bir pankart açılmış; ''garrincha sen herkese gülmeyi öğrettin; oysa şimdi herkes senin için ağlıyor.''
eeee böyle adamların arkasından herkes ağlar lakin ağlayanların kahir ekseriyetinin gözünde başkaları kahramandır. bu da işin dramatik kısmı...
peki neden pele dünya yıldızı oldu da garrincha sadece brezilyalıların gözünde büyük olarak kaldı? diye sorarsanız, bu hikayenin tüm ayrıntılarını, ruy castro'nun yazdığı'' garrincha: the triumph and tragedy of brazil's forgotten footballing hero'' adlı kitapta bulabilirsiniz.
ama özetle şu söylenebilir ki, garrincha keyif adamıdır. sahada eğlence için bulunur. hatta botafogo taraftarları, onun rakiplerini sirk maymununa çevirdiğini söyler ki, bunun sebebi de şu; adam aynı adamı defalarca çalımlar hıncını alamazsa bir kaç kere daha madara edermiş. kalecileri geçer topu çizgi de tutar, defans oyuncularının hamle yapmasını beklermiş. yani özetle adam eğlenmek için oynamış futbolu. seyirciyi de eğlendirmiş ama lakaytlığı başına bela olmuş. hayat hikayesi ise cidden trajiktir, futbolun hikaye kısmına da ilginiz varsa muhakkak okuyun derim. cidden büyük futbolcuymuş ve hikayesini okurken insan cidden üzülüyor. tabi beni tanıyanlar muhakkak tahmin edeceklerdir, evet kendisi ile sohbet imkanım olmuştu onu da ayrıca yazarım *
küçük kuşun cenazesinde mahşeri bir kalabalık varmış ve şöyle bir pankart açılmış; ''garrincha sen herkese gülmeyi öğrettin; oysa şimdi herkes senin için ağlıyor.''
eeee böyle adamların arkasından herkes ağlar lakin ağlayanların kahir ekseriyetinin gözünde başkaları kahramandır. bu da işin dramatik kısmı...
devamını gör...

