sözlükte küfürün yasak olmasına üzüldüğüm ender başlıklardan biri. şimdi ben bu herifi nasıl anlatayım küfürsüz?
devamını gör...

(bkz: alengirli şiir)

--- alıntı ---

seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik

--- alıntı ---
devamını gör...

evet avrupa bir şey. en azından sokakta rahatça gezip istediğimi söyleyebiliyorum. inanır mısınız üstelik sizi insan yerine koydukları da oluyor.
devamını gör...

bir etgar keret ve samir el-youssef kitabıdır.

bu kitap müthiş bir öykü kitabı ama yazılma amacı sadece edebi değeri yüksek bir kitap ortaya çıkarmak değil. elbette iki yazar da edebi kaygılarına sırtlarını dönmeden yazmışlar öykülerini ama çok daha büyük, çok daha ulvi bir amaç var arka planda.

yazarlardan biri dünyanın her yerinde tanınan, tanrı olmak isteyen otobüs şoförü, nimrod çıldırışları gibi kitapların büyük yazarı ve altını çizerek söylüyorum ki israilli bir yazar olan etgar keret.

ikinci yazarımız ise türkçeye çevrilen bundan başka bir kitabı olup olmadığını bile bilemediğim ama bu kitaptaki öykülerini okur okumaz hayran kaldığım, yine altını çizerek söylüyorum filistinli yazar samir el-youssef.

peki neden altını çizdim bu iki sıfatın. çünkü onlar çok iyi iki arkadaş ve israil - filistin olayına bir son vermek için sırt sırta vermeye karar vermişler. fikir samir’den çıkıyor ve iki tarafın da insanlıktan çıkmaya meyilli olduğunu düşündüğü bir konuda tarafları insancıllaştırmak için bir kitap yazmayı öneriyor. elbette bu öneri keret tarafından hemen kabul ediliyor. iki nedenden ötürü: birincisi keret artık imza toplamaktan yorulmuş ve sıkılmış, ikinci neden ise samir az tanınan, keret çok tanınan bir yazar olması.

ikili, insanlara insan olduklarını hatırlatmak için muhteşem bir öykü kitabı yazmışlar. okuyalım.
devamını gör...

hak hukuk bürosu.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

saksı çiçeği üstten görünüm.
devamını gör...

yıllardır para verip almadığım için pek sallamadığım pahalılıktır.
devamını gör...

karnında iken annesine tekme attığını bilmeyen yazar beyanı.
devamını gör...

türkler’de kölelik derken ne kastedildiği önemli. ilk tanımda, önerme genel hatları ile doğru olsa da, biraz karmaşa bulunmakta.

türkler’de kölelik derken, eğer türkler’in köle sahibi olması kastediliyorsa; göçebe bir toplumda kölelik olması zaten mümkün değildir. tarihte kölelik kurumu sadece gelişmiş şehirlerde ve ticaret merkezlerinde görülmüştür. türkler’de bu açıdan kölelik zaten mümkün değildi.

ne zaman şehirleşme (ticaret) osmanlı ile biraz oturur gibi oldu, hemen kölelik kurumunun da geliştiği görülecektir. bu açıdan özel mülk ile alakası türkler’de kurulamaz. zira asıl osmanlı devletinde özel mülk yoktu, hatta hala kullandığımız “adalet mülkün temelidir” sözündeki mülk devlet demektir, düşündünüz mü neden devlet yerine mülk kelimesi kullanılmış? çünkü devlet sultanın mülküdür. dolayısıyla özel mülkiyetin olmadığı, her şeyin sultana ait olduğu osmanlı’da köle kurumu ve ticareti yaygın olarak vardı.

bunula birlikte; başlıkta belirtilen, özel mülkiyetin (dolayısıyla sınıfların) oturduğu ve keskin olarak yer aldığı toplumlarda kölelik daha kurumsal ve yaygın olarak yer alır önermesi doğrudur. fakat yukarıda belirttiğim üzere türkler açısından genellemeye uymaz.

eğer başlık tanımına türklerin köle olması açısından bakarsak, burası da genel hatları ile doğru olmakla birlikte eksiktir. türkler her göçebe millet gibi özgürlüğe son derece düşkün bir millet, köleleştirmeye müsait değil. fakat koskoca memlükler devleti de gözden kaçmamalıdır. her ne kadar paralı asker gibi görünmek istense de, sonradan memlük devleti yöneticileri olan türkler aslında köle askerlerdi, diğer kölelere oranla daha prestijli olsalar da, bu onların bir köle olduğu gerçeğini değiştirmez. zaten devletin ismi de bunu açıkça ortaya koyar, memlükler yani köleler.

fakat ilginç olarak türkler köle-asker iken, zamanla bulundukları toplumun yöneticisi ve yönetici sınıfı haline gelmiştir. 200 yıl kadar da, sadece yönetici sınıfını işgal etmiş olsa da (halk çoğunluğu türk değildir) kendi çapında görkemli bir devlet sahibi olmuşlardır.
devamını gör...

akp'nin bu ülkenin başına gelmiş geçmiş en kötü şey olduğunun kanıtı nitelikte kongredir. ben anlamıyorum, bu kadar dindar geçinen sizsiniz, bu kadar islamiyet diye ortalığı ayağa kaldıran sizsiniz ama dünyevi makamlar için bütün insanlığı ayaklar altına alan yine sizsiniz. sizin ne insan olduğunuza ne müslüman olduğunuza inanıyorum. inanan da saftır bence. akp bir tümördür ve bu ülkenin damarlarından acil olarak sökülüp atılması gerekiyor. nasıl yapılacak bilmiyorum, tek bildiğim çok acil olduğu.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bırakınız.. birbirlerini yesinler..
devamını gör...

kamu ihalelerinde şeffaflığın olmaması önemli nedenlerden biridir. burada tartışılması gereken iki önemli husus vardır:

(1) ihale işlerinin nasıl olduğu ve olması gerektiğidir. ihaleler "açık maliyet" (open cost) (açık maliyet en basit tabirle, "firmaların kullandıkları girdilere yaptıkları ödemelerden kaynaklanan maliyeti ifade eder.") şeklinde yapılırsa her şey şeffaf olacağı için aslında tartışma da olmayacaktır.

(2) nihai hedefi ab'ne tam üye olmak olan bir ülkenin kamuya ilişkin alım ve/veya ihale süreçlerinin ab müktesebatı ile uyumlu olmaması ve her yıl yayımlanan ilerleme raporlarında bu hususta eleştiriler almasına rağmen hiçbir şey yapmamasıdır.

dünya ticaret örgütü (dtö) metinlerinde “government procurement”, ab düzenlemelerinde “public procurement”, anglo-american literatüründe çoğunlukla “government contracts”, “public purchasing” ya da “government purchasing”, bazı ülke düzenlemelerinde “public tender” ya da “state tender” kavramlarıyla ifade edilmek istenen “kamu alımı”, kamunun ihtiyaç duyduğu mal, hizmet ve yapım işlerinin ihale yoluyla tedarik sürecidir.

kamu alım süreci sadece ihaleye indirgenemeyecek bir süreçtir. burada açıklanması gereken nokta “kamu alımı” ve “kamu ihalesi” arasındaki ayrımın ne olduğudur. zira hemen her ülkede; kamunun ihtiyaç duyduğu mal, hizmet ve yapım işlerinin, uygulanacak belli usuller sonrasında belirlenecek bir bedel karşılığında özel kişilerden satın alınması işlemi, kamu alımları (public/government procurement) olarak nitelendirilmekte ve belli kurallara tâbi tutulmaktadır. kamu ihalesi ise, idarenin sözleşme iradesini oluşturmada uymak zorunda olduğu bir idarî usuldür.

nitekim kamu alımları ab müzakere sürecinde müstakil bir dosya olarak incelenmekte ve değerlendirilmektedir. başka ülkelerle yapılan müzakerelerde sermayenin serbest dolaşımı dosyası içinde ele alınan kamu alımları konusu, türkiye ile müzakere sürecinde ayrılmış ve başlı başına bir dosya haline getirilmiştir. açılan bu dosyalar üzerinden yürütülen türkiye’nin müzakere süreci, hazırlanan ilerleme raporları ile izlenmektedir. bir anlamda türkiye’nin bir önceki yıla göre yapılan ve/veya yapıl(a)mayan reformlarının bilançosunu bu raporlardan çıkartmak mümkündür.

ilerleme raporları incelendiğinde, türkiye’nin kamu alımları alanında yapmış olduğu düzenlemelerin, komisyon tarafından genel itibariyle yeterli görülmediği söylenebilir. örneğin 2001 raporu genel değerlendirmesinde “kamu ihaleleri ile ilgili mevcut mevzuat, müktesebat ile uyumlu değildir” denilmektedir. 2002 ilerleme raporundan 2003 yılına kadar kaydedilen gelişmelerin değerlendirildiği 2003 ilerleme raporunda ise, “kamu alımları konusunda, kamu ihale yasasında yapılan değişiklikle müktesebata uyum konusunda geriye gitmiştir” sonucuna ulaşılmıştır. ayrıca aynı raporda “kamu ihale yasasındaki değişiklikler türkiye’nin ab müktesebatına uyumunu azaltmıştır” iddiası yer almıştır. 2004 raporunda yer alan türkiye kamu ihaleleri değerlendirmesi ise kısaca şöyledir: “türkiye'nin kamu ihale yasası, ab'den ihalelere katılacaklara ayırımcılık yapılmamasını sağlayacak şekilde müktesebat ile uyumlaştırılmalıdır. mevzuatta yapılması gerekli bazı değişiklikler, uygulama alanının genişletilmesi, çok sayıda muafiyetin kaldırılması, ab mallarına ve üreticilerine karşı ayırımcılığın ortadan kaldırılması, rekabet ve tam şeffaflığa yönelik kısıtlamaların kaldırılmasını içerir.”

9 kasım 2005 tarihinde yayınlanan sekizinci ilerleme raporu, yayınlanan diğer yedi rapora göre oldukça farklı bir rapor olarak değerlendirilmiştir, çünkü rapor, 3 ekim 2005 tarihinde müzakere çerçeve belgesi’nin kabul edilmesiyle, türkiye’nin ab’ye tam üyelik katılım müzakerelerine başlaması sonrası yayınlanan ilk rapor olmuştur. 2005 ilerleme raporuna baktığımızda, kamu ihaleleri 5 numaralı fasılda değerlendirilmeye alınmıştır. raporda; “kamu ihaleleriyle ilgili müktesebat şeffaflık, eşit muamele, serbest rekabet ve ayrımcılık yapılmamasına ilişkin genel ilkeleri kapsamaktadır” vurgusu yapılmış ve türkiye’de “genel ilkeler konusunda ilerleme olmamıştır. aksine, türk kamu ihale kanununda bir dizi istisnalar yürürlüğe konmuştur” denilmiştir. ayrıca sonuç kısmında son ilerleme raporundan bu yana “kayda değer bir ilerleme meydana gelmemiştir. aksine, kamu ihale kanununda bir dizi istisna mevcuttur ve ihale kanununa yapılan ilavelerle türk ihale mevzuatı müktesebattan daha da uzaklaşmıştır. türkiye müktesebatla çelişen yeni istisnalar kabul etmekten kaçınmalıdır. şeffaf olmayan ve ayrımcı kamu ihale uygulamalarına son verilmesi ve kamu ihale kanununun müktesebata uyumlaştırılması için harekete geçilmesi gerekmektedir” değerlendirmesinin yapıldığını görmekteyiz.

2006 ilerleme raporu da bir önceki ve daha sonraki raporlar gibi, genel ilkeler alanında bir gelişme bulunmadığı yönünde tespitte bulunmuştur. şeffaflık ilkesi kapsamında ele alınabilecek olumsuz bir saptama ise şöyledir: “kamu ihale kurumunun güncellediği kamu ihale eşikleri ve mali limitleri, ab seviyesinin üstünde kalmaya devam etmektedir. bu durum, teklif veren yabancıların şansını azaltmaktadır. buna ilaveten, karmaşık ve pahalı nitelik usulleri de, kamu ihalelerine geniş çaplı katılım için bürokratik engel oluşturmaya devam etmektedir.” ayrıca 2006 raporunun işletme ve sanayi politikası başlığını taşıyan 20 numaralı faslında, şeffaflıkla ilgili önemli bir eleştiri yer almaktadır: “ihalelerde, kamuya duyurma şartları her zaman tam olarak yerine getirilmemiştir.”

2007 yılında açıklanan ilerleme raporunda da bir önceki raporlardan farksız olarak, “genel ilkeler alanında hiçbir ilerlemeden bahsedilemez” cümlesi yer almıştır. ancak bununla birlikte, şeffaflık adına olumlu bir değerlendirmeden söz edebileceğimiz açıklamaları da aynı raporda okumak mümkün: “idari kapasite konusunda ilerleme kaydedildiği söylenebilir. kamu ihale kurumu artan biçimde etkin ve verimli bir çalışma yürütmektedir. 2007 itibariyle, ihale bültenleri yalnızca elektronik formatta yayımlanmaktadır ve ücretsiz olarak internet üzerinden erişime açık bulunmaktadır.” özetle söz konusu 2007 raporunda kamu alımları faslı için, sınırlı bir ilerlemeden bahsedilmektedir.

ilerleme raporlarında da her yıl bir önceki yıla göre artan şikayetlere dikkat çekilerek türkiye uyarılmaya çalışılmıştır. 2008 ilerleme raporu’nda bu durum şu şekilde özetlenmiştir: “ihtilaf direktifine uyumda herhangi bir ilerleme sağlanmamıştır. memnun olmayanlarca yapılan şikayetlerin sayısı, verilen ihalelerin tümünün sadece % 3’ünü temsil edecek şekilde, 2003’te yaklaşık 900’den 2007’de 4000’in üzerine çıkarak son yıllarda artmıştır. gözden geçirme prosedürü uzun sürmekte ve davaların yığılmasıyla sonuçlanmaktadır.” şikâyetlerin sayısı başvuru ve şikayete ilişkin yapılan birtakım düzenleme ve değişikliklerden sonra, 2008’e kıyasla 2009’da % 47 oranında azalmıştır. memnun olmayan isteklilerce yapılan şikayet sayısı 2009 yılında 2954 iken, bu sayı 2010 yılında % 45'lik bir artış göstererek 4281'e ulaşmıştır. ilginç bir şekilde, 2009 yılında görülen şikayet başvuru sayısındaki düşüşe rağmen, 2010 yılında sanki hiç düşüş olmamış gibi 2008 yılı şikayet başvuru sayısı yeniden görülmüştür. 2012 yılında, bir önceki yılla karşılaştırıldığında, memnun olmayan isteklilerce yapılan şikâyet sayısı % 9'luk bir artış göstererek, 4281’den 4670’e çıkarken, toplam ihale sayısı % 23 oranında artmıştır. şikâyet sayısının ihale sayısına oranı % 3 olarak gerçekleşmiş olup, bu durum türkiye’deki kamu alımları sisteminin istikrarlı hale gelmekte olduğuna işaret etmektedir. ancak, türkiye’nin şikâyet inceleme mekanizmalarına ilişkin mevzuatını, ab müktesebatıyla daha fazla uyumlu hale getirmesi gerekmektedir.

2010, 2011 ve 2012 yılları ilerleme raporları birlikte incelendiğinde öne çıkan ortak değerlendirmeler şöyledir:

- genel ilkeler bakımından ilerleme kaydedilmemiş,
- yerli istekliler lehine fiyat avantajı uygulaması devam etmekte,
- eşik değer rakamları yüksek tutulmakta,
- istisna alımların kapsamının devamlı genişletilmesi,
- altyapı sektörlerine ilişkin kamu alımlarını düzenleyen birlik direktifi türk ihale mevzuatında bulunmamaktadır,
- şikayetlerin incelenmesi direktifine uyum ile ilgili olarak ilerleme kaydedilmemiştir.

tüm bu ilerleme raporlarını bütün olarak değerlendirdiğimizde, genel ilkeler konusunda ab komisyonu’nun tatmin olmadığı açıkça görülmektedir. özellikle de komisyon, kik’in yerli istekli lehine fiyat avantajı sunan 63 üncü maddesini, rekabet ilkesi kapsamında büyük bir engel görerek, raporlarında sıklıkla eleştirmiştir. eşik değerler, nerdeyse ab eşik değerlerinin iki katı seviyesinde her yıl artarak devam etmektedir. kamu idareleri eşik değerin altındaki ihalelerinde yerli isteklilerin katılımına müsaade ettiği için, yabancı istekliler eşik altındaki ihalelere katılamamaktadır. bu durum da komisyon tarafından bugüne kadar hazırlanmış hemen hemen her raporda eleştirilmiştir.
devamını gör...

küçük şeylerle mutlu olabilme olasılığı yüksektir.
devamını gör...

yazarım ama yazmıyorum düşüncesiyle senelerce yaşamış hayatın tadını çıkarmaya çalışıp midesi bulanmış kişidir.

bir arkadaştan hatıradır bir şiirden mirastır. abla hasreti çeker ablası yoktur.

bir işe yaramaz bir işe yaramaya çalışmaz dümdüz yazardır.
devamını gör...

ne dertler var. adam, ebeveynleri birbirini seviyor diye yakınıyor. biz de ayrılıklarının 6. yıldönümünü kutlamayı düşünüyoruz.*
devamını gör...

luke jennings'in kitaplarından uyarlanıp 2018 yılında yayınlanan kara komedi, drama ve casus gerilim dizisidir. oyuncuları arasında sandra oh, jodie comer, fiona shaw gibi efsaneler bulunuyor. her ne kadar jodie comer' ı bu dizide tanımış olsam da beni kendisine hemencecik hayran bırakmıştır. ajan olmak için her şeyi yapabilecek bir kadın ile güvenlik hizmetinde çalışan bir kadının tuhaf bir şekilde süren gerilim dolu ilişkisini anlatıyor. şu ana kadar 3 sezon, 24 bölüm sürse de gerilimiyle beni kendisini izlettirmek zorunda bırakıyor diyebilirim. şahsen sandra oh' un da ayrı hayranı olarak diziye kendimi kaptırmamak elimde değil. dizi içinde ilk sezonda kendinizi "nereye geldim yahu ben?" derken bulsanız da ilerleyen sezonlarda dizinin konusuna ve akışına kendinizi alıştırıyorsunuz. sezonlar arttıkça dizi saçmalamaya başlar mı bilemem fakat şu anlık dizi efsane bir şekilde ilerliyor. dizi içerisinde bir nevi psikopat bir insanı gözlemliyorsunuz da diyebilirim. bu konuda jodie comer' ın oyunculuğu da harika. rolünü çok güzel ve başarılı bir şekilde oynamış kendisi. zaten sandra oh' un oyunculuğu da grey’s anatomy den bilindiği üzere harika. sırf sandra oh hayranlığından izlediğim bu dizi beni genel olarak içine çekti ve jodie comer gibi efsanevi bir oyuncuyu tanımış oldum. izleyin, izlettirin derim.
devamını gör...

kasım ayından itibaren 200 lira, yurt dışına yerleştikten sonra her ay 100 euro olarak katılabilirim.
devamını gör...

lütfen dur artık abdulseyidbincabbar zira tanımlarını engellesem de başlıkların peşimi bırakmıyor. burnuma ekşi ekşi kokular getiriyor.
devamını gör...

bir hastalığın daha görülmeden tedbir alınmasına verilen isimdir.
örnek olarak serviks kanseri riskini minimize etmek için yapılan hpv aşısı verilebilir.
devamını gör...

kimseyi bulamayınca geçer gider telaş etmeyin.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim