nescafe üçü bir arada
bunu içenin kendine saygısı yoktur.
devamını gör...
varlığı yokluğunda anlaşılan şeyler
sağlık...
devamını gör...
violeta parra
şili’de ortaya çıkan ve daha sonra tüm latin amerika’ya yayılan ''nueva canción'' yani ''yeni şarkı'' akımının temsilcilerinden birisidir.
nueva cancion, şili'nin uzun yıllar baskı altında kalmış yerli halklarının haykırışı olarak kabul edilebilir. devrimci ve toplumcu bir folk müzik tarzıdır ki, violeta parra bu türün öncülerinden birisi sayılır.
neredeyse bütün şili'yi karış karış gezmiş ve yerel ezgileri derlemiştir. yerliler ona ''eşek üzerinde gitarla gezen kadın'' derlermiş. şili müziğinde ise ''saklı hazineyi gün yüzüne çıkaran kadın'' olarak adlandırılır.
sergio larrain, violeta parra’nın çabasının önemini şöyle anlatıyor: ''o dönemde latin amerika’nın hiçbir değeri olmadığı düşünülüyordu. ressamlar, şairler avrupa’ya, abd’ye gitmenin peşindeydi. violeta, şili’yle bağlantımızı sağlayan bir adım gibiydi. şili’de hiçbir şey yoktu. ancak gerçek değerler sıradan insanların yaşamındaydı ve violeta bunun farkına varan, bunu seven ve kendi müziğiyle bunu yeniden yorumlayan kişi oldu.''
şili müziğinin en iyi albümü olarak gösterilen ''las ultimas composiciones'' albümünü şuraya iliştireyim.
''cantores que reflexionan'' ise hem anlamlı hem de çok güzel bir şarkıdır.
bu şarkıya ise bayılırım.
şunu da bonus olarak bırakayım.
nueva cancion, şili'nin uzun yıllar baskı altında kalmış yerli halklarının haykırışı olarak kabul edilebilir. devrimci ve toplumcu bir folk müzik tarzıdır ki, violeta parra bu türün öncülerinden birisi sayılır.
neredeyse bütün şili'yi karış karış gezmiş ve yerel ezgileri derlemiştir. yerliler ona ''eşek üzerinde gitarla gezen kadın'' derlermiş. şili müziğinde ise ''saklı hazineyi gün yüzüne çıkaran kadın'' olarak adlandırılır.
sergio larrain, violeta parra’nın çabasının önemini şöyle anlatıyor: ''o dönemde latin amerika’nın hiçbir değeri olmadığı düşünülüyordu. ressamlar, şairler avrupa’ya, abd’ye gitmenin peşindeydi. violeta, şili’yle bağlantımızı sağlayan bir adım gibiydi. şili’de hiçbir şey yoktu. ancak gerçek değerler sıradan insanların yaşamındaydı ve violeta bunun farkına varan, bunu seven ve kendi müziğiyle bunu yeniden yorumlayan kişi oldu.''
şili müziğinin en iyi albümü olarak gösterilen ''las ultimas composiciones'' albümünü şuraya iliştireyim.
''cantores que reflexionan'' ise hem anlamlı hem de çok güzel bir şarkıdır.
bu şarkıya ise bayılırım.
şunu da bonus olarak bırakayım.
devamını gör...
şu an sözlükte kadın olması
tek elle başlık açamazsın yiğidim. öyle hebele hübele olur.
edi one: başlık başa.
büdü two: başlık adı değiştirilmiş.
edi one: başlık başa.
büdü two: başlık adı değiştirilmiş.
devamını gör...
michael sikkofield
küfür konusunda yarışırım bu herifle.
devamını gör...
kadıköy
ileride param olursa yaşayacağım semttir. burada ya da beşiktaşta yaşayamadığım için istanbul'da yaşamayacağım.
devamını gör...
sıfır
yedi numara dizisinde keltoş matematikçi haydar'ın kızı tavlamak için değerlendirdiği sayıdır.
devamını gör...
orgazmdan daha zevkli anlar
içinin, dilinin damağının kuruduğu bir anda gelen soğuk suyu kana kana içtiğin an.
seninle gönül eğlendirdiğini anladığın çocuğun yanından ertesi gün bir yakışıklıyla el ele geçmek.
seninle gönül eğlendirdiğini anladığın çocuğun yanından ertesi gün bir yakışıklıyla el ele geçmek.
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
osman hamdi bey’in hocası jean-léon gérôme'a ait osmanlı başıbozuk askeri (1869)

new york metropolitan sanat müzesi’nde sergilenmektedir.
başıbozuk askerleri ordudan bağımsız takılan cesur askerlerdir. deliler olarak bilinirlerdi. ıslak mermerleri tokatlayarak antrenman yaptıkları için düşmana silahsız olarak saldırıp tokatları ile onları yere yıktıkları söylenir. osmanlı tokadı tabiri buradan gelmektedir. kavalalı mehmet ali paşa eski bir başıbozuk komutanıdır.

new york metropolitan sanat müzesi’nde sergilenmektedir.
başıbozuk askerleri ordudan bağımsız takılan cesur askerlerdir. deliler olarak bilinirlerdi. ıslak mermerleri tokatlayarak antrenman yaptıkları için düşmana silahsız olarak saldırıp tokatları ile onları yere yıktıkları söylenir. osmanlı tokadı tabiri buradan gelmektedir. kavalalı mehmet ali paşa eski bir başıbozuk komutanıdır.
devamını gör...
hayatını anlatan atasözü
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının ilk aşkları için yaptıkları
erkekler ile top oynamak varken, onun için kızlarla ip atlamayı seçerdim.ilkokulda yaşandı o yüzden bu olay o yüzden pek üstüne düşmeye gerek yok*
devamını gör...
nilgün marmara
mezarını sık sık ziyaret ettiğimdir.mezarındaki huzur dolu sessizlik bana her şeyi unutturuyor,yaşamak zorunda olduğum dünyayı,sorumluluklarımı kendimi bile.belki de iki adımlık yer kürenin en derin acısını nilgün çektiği için mezarında bu kadar rahatlıyorumdur.görmemiş tanımamış olabilirim ama görseydim ve tanısaydım kesin çok severdim.gittiğimde mezarını sularım,alıcısı olmayan mektuplar bırakırım.kuşların sesine kulak veririm..
devamını gör...
dostoyevski'den alıntılar
önemli olan kendinize yalan söylememeniz. kendi kendine yalan söyleyip, söylediği yalana inanan kimse sonunda işi kendi çevresindeki gerçekleri tanımamaya, bunun sonucu olarak da kendisine ve çerçevesindekilere saygı duymamaya dek vardırır.
(bkz: karamazov kardeşler)
devamını gör...
erkeğe en çok yakışan şey
karakter.
devamını gör...
how i met your mother
ilk defa cnbc-e diye bir kanal vardı eskiden orada izlemiştim, aynı zamanlımı tekrarımıydı bilmiyorum, zaten new york hep görmek istediğim hatta yaşamak istediğim bir yerdir, o apartmanlar, merdivenlerde takılmaları filan, ted in mimar olması zaten başlıca izleme sebebim, kendi evlerinde yaşamaları, o özgürlük.. 5 yaşımda başlayan evden ayrılma planlarımı körükleyen dizidir..
*altında bar değil ama kahve zinciri olan bir evde oturdum, tekrar izlersem sanırım new york a da yerleşirim :) gerçi şimdi oralar çok karışık ama olsun, totem yapıp başlıyorum bugün..
*altında bar değil ama kahve zinciri olan bir evde oturdum, tekrar izlersem sanırım new york a da yerleşirim :) gerçi şimdi oralar çok karışık ama olsun, totem yapıp başlıyorum bugün..
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
#1264709
bodruma inerken korkma, orada sadece sen varsın. onlar da senin atıkların. ben girdim, ne var ne yok baktım kendiminkine. biraz korkutucu ama girince alışıyorsun. çok korkuyorsan yanına senden fazla korkan bir yetişkin al, ama boşver. en iyisi tek başına korkman. korkma demiştim değil mi? düzeltiyorum. kork. kaçma.
şarabımı hazırladım. iki mum yaktım. biri odayı hafifçe, biri de masamı çokça aydınlatsın diye. bodruma inmedim cenk'in arka bahçesi ama tesadüf bu ya tüm şehirde bakım için üç buçuk saatlik bir elektrik kesintisi vardı. tüm şehir kapkaranlıktı. küçük bir ışık parçasında bile uyuyamadığı için uyku gözlüğü takan bir insana göre ise karanlıktan çok korkuyorum. hani karanlığa alışmak diye bir deyim vardır. bir süre sonra hafifçe görmeye başlar ve rahatlarsın. ben de öyle olmuyor. çünkü göremediğim bir uzaklık ve karanlığa hapsolmuş şekiller hep var olmaya devam ediyor. bilmediklerimden korkarım. gücüm ancak bildiklerime yetiyor. bu yüzden de daha fazla öğrenmek için çaba sarf edip duruyorum.
ama konu bu değildi. uzun uzun cenk okuyunca bilinç akışına kaptırıyorsun kendini ve kendi üslubuna dönme meselesi de biraz zaman alıyor.
şarabımı içip, arkadaki şarkının neşeli seslerine adapte olmuşken birden ekrandaki mesaj yüzünden ruhumun/bilincimin karanlıklarına doğru itiliyorum. hayır gidesim yok. bir kuyunun dibine düşer gibi derine, çok derine düştüm. o duvarları tırmanmadım ben süründüm. şimdi aynı yolculuğu baştan yapamam. insan olmak zor. kolay incitiyor ve inciniyorsun. ben doğru yolu bulmana yardım ederim, bir meseleyi halletmekte iyiyim diyorsun. inanıyorum, daha önce bozulmuş bir kalbi onardığını da gördüm ama sanırım ben tamir olmak istemiyorum çünkü iyileşirsem gitmem gerek, gidecek bir yerim yok!
ve ben ruhumu iki kez aldattım. üçüncüde sahtelik çok belli olur, oturmaz yüreğime.
dün gece, tüm şehir kapkaranlıktı. ben bir mumun ışığında aklımda eski acılar ile kalakaldım tek başıma. ve herkes uyuyup yeni bir güne uyanmışken ben aynı kaldım. benim için bugün hala dün gibi bir gün.
bodruma inerken korkma, orada sadece sen varsın. onlar da senin atıkların. ben girdim, ne var ne yok baktım kendiminkine. biraz korkutucu ama girince alışıyorsun. çok korkuyorsan yanına senden fazla korkan bir yetişkin al, ama boşver. en iyisi tek başına korkman. korkma demiştim değil mi? düzeltiyorum. kork. kaçma.
şarabımı hazırladım. iki mum yaktım. biri odayı hafifçe, biri de masamı çokça aydınlatsın diye. bodruma inmedim cenk'in arka bahçesi ama tesadüf bu ya tüm şehirde bakım için üç buçuk saatlik bir elektrik kesintisi vardı. tüm şehir kapkaranlıktı. küçük bir ışık parçasında bile uyuyamadığı için uyku gözlüğü takan bir insana göre ise karanlıktan çok korkuyorum. hani karanlığa alışmak diye bir deyim vardır. bir süre sonra hafifçe görmeye başlar ve rahatlarsın. ben de öyle olmuyor. çünkü göremediğim bir uzaklık ve karanlığa hapsolmuş şekiller hep var olmaya devam ediyor. bilmediklerimden korkarım. gücüm ancak bildiklerime yetiyor. bu yüzden de daha fazla öğrenmek için çaba sarf edip duruyorum.
ama konu bu değildi. uzun uzun cenk okuyunca bilinç akışına kaptırıyorsun kendini ve kendi üslubuna dönme meselesi de biraz zaman alıyor.
şarabımı içip, arkadaki şarkının neşeli seslerine adapte olmuşken birden ekrandaki mesaj yüzünden ruhumun/bilincimin karanlıklarına doğru itiliyorum. hayır gidesim yok. bir kuyunun dibine düşer gibi derine, çok derine düştüm. o duvarları tırmanmadım ben süründüm. şimdi aynı yolculuğu baştan yapamam. insan olmak zor. kolay incitiyor ve inciniyorsun. ben doğru yolu bulmana yardım ederim, bir meseleyi halletmekte iyiyim diyorsun. inanıyorum, daha önce bozulmuş bir kalbi onardığını da gördüm ama sanırım ben tamir olmak istemiyorum çünkü iyileşirsem gitmem gerek, gidecek bir yerim yok!
ve ben ruhumu iki kez aldattım. üçüncüde sahtelik çok belli olur, oturmaz yüreğime.
dün gece, tüm şehir kapkaranlıktı. ben bir mumun ışığında aklımda eski acılar ile kalakaldım tek başıma. ve herkes uyuyup yeni bir güne uyanmışken ben aynı kaldım. benim için bugün hala dün gibi bir gün.
devamını gör...
hz. muhammed
(bkz: sallallahu aleyhi ve sellem)
devamını gör...
sevilen latince deyişler
abyssus abyssum invocat
uçurum uçurumu çağırır. bir hata diğerlerinin doğmasına neden olur.
uçurum uçurumu çağırır. bir hata diğerlerinin doğmasına neden olur.
devamını gör...
toplum sözleşmesi
zamanın devrim niteliğinde olan kitabında;hükümetlere iktidarı halkın verdiğini ve dolayısıyla da halkın bunu geri de alabileceğini savunmuştur.
devamını gör...
çocuk katili israil kana şimdilik doydu
israil'in bu gece saat 02:00 dan sonra filistin'e karşı haksız saldırıları umarız ki son bulacak. kana şimdilik doydukları için istirahata çekiliyorlar gibime geliyor. unutmadan yalakası usa da şey demiş :12 israillinin ölümü trajedidir. ama ne hikmetse 64'ü çocuk olan yaklaşık 250 masum filistinlinin ölümü herhalde komedi...dilerim ki bu haksız tavırları sonrası akıllanmışlardır. buradan
devamını gör...