sözlüğü evi gibi görmek
ev değil ama şehir gibi görüyorum. farklı insanları ve kültürleri birleştiren kocaman bir şehir.
devamını gör...
homo sapiens sapiens
en sevmediğim modernimsi hayvan. medeniyet inşa ettin de adam mı oldun sen şimdi? git önce sevgiyi öğren. duygusuz organizmalar bile senden daha karakterli ve çok kıymet biliyordur emin ol. ne sanıyorsun sen kendini ey aciz primat?
devamını gör...
5 dakikada duş alınır mı sorunsalı
o zaman saçınızı kesin efendim.
suyun önemini kavramanızı ve aklınızı başınıza devşirmenizi öneririm zira su, sizin etkileyeceğiniz berkecandan daha önemlidir.
suyun önemini kavramanızı ve aklınızı başınıza devşirmenizi öneririm zira su, sizin etkileyeceğiniz berkecandan daha önemlidir.
devamını gör...
artı sonsuzla eksi sonsuzun toplamı
matematikle aramızın açılmasına sebebiyet vermiş olaydır.
1/sonsuz da tanımsızdır mesela. olayı örneklendirerek anlatırsak; 1 ekmek var ve bunu sonsuz kişiye paylaştırmamız gerek. paylaştırınca da tanımsız oluyor. e benim ekmek nereye gitti?
edit: bence bir sayının sonsuza bölünmesi sıfıra yakın bir şeydir. en azından olmalıdır ya.
1/sonsuz da tanımsızdır mesela. olayı örneklendirerek anlatırsak; 1 ekmek var ve bunu sonsuz kişiye paylaştırmamız gerek. paylaştırınca da tanımsız oluyor. e benim ekmek nereye gitti?
edit: bence bir sayının sonsuza bölünmesi sıfıra yakın bir şeydir. en azından olmalıdır ya.
devamını gör...
ev temizliği
teknoloji bu kadar gelişmesine rağmen, halen daha ev temizliğini yapmak zorunda olmamıza şaşırıyorum, oysa küçükken, 2000'li yıllara geçince, her evde bir robot hizmetçi olacağını sanıyordum.*
devamını gör...
kadına şiddet nasıl önlenebilir sorunsalı
öncelikle zihniyet düzelmelidir. bir kere özellikle erkek çocukları küçüklükten itibaren 'paşam, işte büyüyünce çok kızın canını yakacak' tarzı iğrenç cümleler ile erkeklerin kadınlardan üstün olduğu gibi algılar oluşturmamaları gerekiyor ailelerin. ayrıca okullarda -tabii sistemimizin kendine hayrı yok ama- toplumsal cinsiyet eşitliği gibi kilit kavramlar anlatılmalı, bununla ilgili çalışmalar yapılmalı. yahu lisede birçok seminer olurdu okulda her türden insan ve konu gelirdi bir kere şiddet nasıl önlenir ve bunun gibi bir seminer göremedim ben. keşke görsek. bunun dışında da kesinlikle istanbul sözleşmesi ve 6284' ün en iyi şekilde uygulanması ile olur. bu zamana kadar uygulanmamış doğru düzgün yıllarca artan cinayetler bunun göstergesi. sözleşmeyi baştan sona okudum. yok aile toplum yapısını bozuyor, yok lgbtq+ ları destekliyor falan geçin bu işleri. bunlar sadece yön saptırma başka amaç yok. sözleşmede denen şey şiddete uğrayan her birey eşit şekilde muamele görmeli hiçbir şey gözetmeksizin din, dil, ırk da buna dahil. ki zaten kendi anayasamızda da her insan eşittir demiyor mu? ne bu saçma sapan düşünceler. ayrıca toplumun aile yapısını bozduğu falan yok. kadının evde çocuklarının önünde şiddet gördüğü ve korkusundan sesini çıkaramadığı bir aile mi toplumumuzun aile yapısı bu mudur yani doğru aile? lütfen böyle anlamsız şeylere gelmeyin.
yani aslında kısacası şiddeti önlemek önce ailenin elinde her bireyin eşit olduğu çocuklara aşılanmalı sonrasında işe okullar dahil edilmeli ve çocuk aileden sonra bir de okulda nitelikli bir eğitim almalı bu konuda ve daha sonra bu sözleşmenin ve yasanın etkili bir biçimde uygulanması işte bence şiddet böyle önlenebilir en azından basit düşünürsek.
tabii bunlar hepsi hayal ve gerçekleşmesi -özellikle de şuan- güç. ama umut etmeye devam ve direnmeye. umarım bir gün bu ülke ve insanları aydınlığa kavuşur.
yani aslında kısacası şiddeti önlemek önce ailenin elinde her bireyin eşit olduğu çocuklara aşılanmalı sonrasında işe okullar dahil edilmeli ve çocuk aileden sonra bir de okulda nitelikli bir eğitim almalı bu konuda ve daha sonra bu sözleşmenin ve yasanın etkili bir biçimde uygulanması işte bence şiddet böyle önlenebilir en azından basit düşünürsek.
tabii bunlar hepsi hayal ve gerçekleşmesi -özellikle de şuan- güç. ama umut etmeye devam ve direnmeye. umarım bir gün bu ülke ve insanları aydınlığa kavuşur.
devamını gör...
yeni biriyle tanışmak
insanlar bu konudan memnun değiller anladığım kadarıyla.açıkçası bana tuhaf geldi.sözlüğe geldiğimden beri insanlarla tanışıyorum hiç bi amaç olmadan ve gayet iyi anlaşıyoruz konuşuyoruz bence.her insan kendi içinde bi dünya ve bence farklı dünyalardan öğrenecek çok şeyimiz var.o yüzden tanıyın,konuşun,öğrenin...keyifli sözlükler :)
devamını gör...
iç enerji
bir sistem içindeki parçacıkların sahip olduğu her türlü hareketten kaynaklanan potansiyel ve kinetik enerjilerin toplamı. bu enerjinin kendisi doğrudan ölçülemez. ancak 2 farklı sistemin 2 farklı durumda ortaya çıkardığı iç enerji değişimi ölçülebilir.
bulunduğu ortamdan ısı alan sistemlerde iç enerji artar. ısı kaybı yaşayan sistemlerde ise iç enerji azalır.
bulunduğu ortamdan ısı alan sistemlerde iç enerji artar. ısı kaybı yaşayan sistemlerde ise iç enerji azalır.
devamını gör...
ulu manitu
manitu, algonkin dilindeki manidoo kelimesinden gelir.
sioux dilinde ise wakan denir ama tek başına kullanılmaz, wakantanka, büyük ruh olarak çevrilebilir. aslında ikisinin anlamı da "yüce gizemli varlık, ruh" gibi bir anlamı vardır ama ruh derken aslında tanrının şeklinin, şemalinin bilinemez olduğuna inanırlar.
sioux dilinde ise wakan denir ama tek başına kullanılmaz, wakantanka, büyük ruh olarak çevrilebilir. aslında ikisinin anlamı da "yüce gizemli varlık, ruh" gibi bir anlamı vardır ama ruh derken aslında tanrının şeklinin, şemalinin bilinemez olduğuna inanırlar.
devamını gör...
500t
istanbul'un ve belki de tüm türkiye'nin en uzun halk otobüsü hattıdır. istanbul'un bir ucundan diğerine gitmenizi sağlar.o kadar kalabalık olur ki bu otobüste koltuğa oturabilme olasılığınız bayburt'ta rock bar bulma olasılığınızdan daha düşüktür. yeni maceralara atılmak isteyenlerin ilk tercihi bu otobüstür. tuzla'dan topkapı'ya gidene kadar en az 10 adet kaza tehlikesine, 3 adet kavgaya, 14 adet tacize, 38 adet sevgilisine trip atan insana, 7 adet yanında ki hiç tanımadığı başka bir teyzeye yemek tarifi veren teyzeye, 4 adet gelinini çekiştiren kaynanaya ve 83 adet kendilerine yer vermeyen gençlere ters ters bakan ihtiyara denk gelebilirsiniz.
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
yoldas lakabinin hakkini veremeyen yazar.
online oldugu zamanlarda online yazarlar listesinde hep en tepede. halbuki alfabetik siralamaya gore en altlarda olmasi gerekir. bir de kimsede olmayan renkle yazilmis. hani hepimiz esittik, kardestik? demek ki bazilarimiz daha esit.
zaten marketi dolar kuruna endekslemesinden anlamistim aslinda azili bir kapitalist oldugunu.
online oldugu zamanlarda online yazarlar listesinde hep en tepede. halbuki alfabetik siralamaya gore en altlarda olmasi gerekir. bir de kimsede olmayan renkle yazilmis. hani hepimiz esittik, kardestik? demek ki bazilarimiz daha esit.
zaten marketi dolar kuruna endekslemesinden anlamistim aslinda azili bir kapitalist oldugunu.
devamını gör...
ölü canlar
gogol romanı.
rus insanını tanımanızı sağlayan, yazarı tarafından ikinci cildi yakılmış olan başyapıt.
rus insanını tanımanızı sağlayan, yazarı tarafından ikinci cildi yakılmış olan başyapıt.
devamını gör...
en ilginç whatsapp durumları
listemdeki birisi 23.23, 22.22, 21.21 gibi saatlerde aynı sayılardan oluşan paylaşımlar yapıyor. totem mi yapıyor birilerine randevu saati mi veriyor pek anlamlandıramıyorum.
devamını gör...
siyah bez örtülü küp şeklinde binaya tapmak
bazıları şey diyor, "kabeye tapmıyoruz, allah'ı simgelediği için kutsal diyoruz" vs vs...
bakınız putperestlik ikiye ayrılır zaten:
1) doğal veya yapay bir nesnenin direkt ilah olduğuna inanmak ve tapmak.
2) veya o nesnenin tanrı'yı temsil eden ve simgeleyen bir aracı olduğuna inanmak.*
ikinci örnekteki gibi nasıl bir put tanrı değil ama tanrıyı simgeliyor ve ona yönelmeyi ifade ediyorsa kabe de tam olarak aynı işlevi yerine getirmiş olur. madem allah her yerde, neden belirli bir taş yığınına doğru secde ediyorsunuz?
hadi namazın yönü teknik bir mevzu diyelim, onu bir kenara koyalım.
peki kabe'yi özellikle hacer-i esved'i öpmek, ona el yüz sürmek nedir?
bu da mı tapınmayla ilgisi olmayan teknik bir mevzu?
taş kardeşim o, bildiğin kuru bir taş. ne size ne de kendisine bir faydası olamaz , biraz zorlasan kırılır gider yani, ulan daha kendisini bile koruyamaz ki size faydası olsun. bildiğiniz normal kaya parçası, öpüp durmayın şu milyon kişinin tükürüğünün elinin kirinin bulaştığı şeyi. neymiş kutsal taşmış, taşın kutsalı mı olur? kutsal taş dediğin şey puttur.
bu adam, * o kadar uyanık ve o kadar kurnaz bir adammış ki; kendinden sonra da arap milleti para kazansın ve hatta tüm dünyadan insanlar bayıla bayıla koşup gelsinler diye islama haccı şart koymuş.
adam öylesine kuvvetli bir arap milliyetçiliği örmüş ki, bak oluk oluk para akıyor 1500 yıldır elin arabına. bizim ülkemizde neler neler var ama elin kuru çöl bedevisi kadar bile olup pazarlayamadığımız gibi,bir de gelen turisti bile ne yapıp edip kaçırıyoruz.
ve evet kısaca kâbe puttur.
.
bakınız putperestlik ikiye ayrılır zaten:
1) doğal veya yapay bir nesnenin direkt ilah olduğuna inanmak ve tapmak.
2) veya o nesnenin tanrı'yı temsil eden ve simgeleyen bir aracı olduğuna inanmak.*
ikinci örnekteki gibi nasıl bir put tanrı değil ama tanrıyı simgeliyor ve ona yönelmeyi ifade ediyorsa kabe de tam olarak aynı işlevi yerine getirmiş olur. madem allah her yerde, neden belirli bir taş yığınına doğru secde ediyorsunuz?
hadi namazın yönü teknik bir mevzu diyelim, onu bir kenara koyalım.
peki kabe'yi özellikle hacer-i esved'i öpmek, ona el yüz sürmek nedir?
bu da mı tapınmayla ilgisi olmayan teknik bir mevzu?
taş kardeşim o, bildiğin kuru bir taş. ne size ne de kendisine bir faydası olamaz , biraz zorlasan kırılır gider yani, ulan daha kendisini bile koruyamaz ki size faydası olsun. bildiğiniz normal kaya parçası, öpüp durmayın şu milyon kişinin tükürüğünün elinin kirinin bulaştığı şeyi. neymiş kutsal taşmış, taşın kutsalı mı olur? kutsal taş dediğin şey puttur.
bu adam, * o kadar uyanık ve o kadar kurnaz bir adammış ki; kendinden sonra da arap milleti para kazansın ve hatta tüm dünyadan insanlar bayıla bayıla koşup gelsinler diye islama haccı şart koymuş.
adam öylesine kuvvetli bir arap milliyetçiliği örmüş ki, bak oluk oluk para akıyor 1500 yıldır elin arabına. bizim ülkemizde neler neler var ama elin kuru çöl bedevisi kadar bile olup pazarlayamadığımız gibi,bir de gelen turisti bile ne yapıp edip kaçırıyoruz.
ve evet kısaca kâbe puttur.
.
devamını gör...
sözlük radyosunun yayına başlaması
bayıldığım radyodur.
bilen bilir, lenin'in işaretiyle ayaklanan partizanlardan biriydim ben de... ah ekim devrimi.. ne günlerdi bee!
bilen bilir, lenin'in işaretiyle ayaklanan partizanlardan biriydim ben de... ah ekim devrimi.. ne günlerdi bee!
devamını gör...
haydarpaşa garı
öğrenciyken trenle eskişehir'e gitmek sebebiyle uğradığım gar. treni beklerken gar lokantasına girip bir şeyler atıştırır, bir iki bira atardım. bu lokantada bulunan lcd televizyonu çıkarsanız anında ambiyans 30 sene öncesine giderdi, öyle nostaljik ve keyifliydi. üç sene kadar önce kadıköy belediyesi'nin burada yapılan kitap fuarı sayesinde anılarım canlanmıştı ve en mükemmel kitap fuarı deneyimimi yaşamama vesile olmuştu. ayrıca tuvaletteki pisuar manzarası açık ara en kral tuvalettir.(bkz: swh)
devamını gör...
ali erbaş'ın fahrettin koca'ya posta koyması
devletin bir dili olur. devlette posta koymak hem usülen hem de esasen mümkün değildir. bu durum devlet adabına da uygun değildir.
t_1: posta koyma içermediği için yanlış kelimelerle açılan başlıktır.
t_2: devlet içinde iletişimsizlik olduğunun karinesini barındıran açıklamalardır.
t_1: posta koyma içermediği için yanlış kelimelerle açılan başlıktır.
t_2: devlet içinde iletişimsizlik olduğunun karinesini barındıran açıklamalardır.
devamını gör...
günün şiiri
ruknettin'in kalbi için kehanetler (lütfen okuyun uzunluğuna bakmadan müthiş bir şiirdir.)
ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.
bir mevsimin kıyısından tutarsan ruknettin
kurak ovalara yağmurlar yağar,
ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
kalbin şiir olup vadilerini sular.
senin de vadilerin vardır ruknettin!
kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
niyedir,aynalarda azalır sesin.
doktorum
ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
üşürsem helak olacağımdan korkarım.
doktorum
gayya kuyusuna inmek istemem
bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
aynaları kırarım,suretimi istemem
mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
ben allah'ı isterim.
ben hep aynalardan geçerim doktor
aynalar benden geçer.
araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
doluşur içine narin böcekler
yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
ben hep aynalardan geçerim doktor!
günahları için ağlayan kim varsa
kanatlarıyla okşar onu melekler
hep böyle midir
kalbin hep böyle yavaş mıdır ruknettin?
aynalar sana bir savaş mıdır ruknettin?
yarin dudaklarından trenler geçer de
kalbiyin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gider misin
bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada ruknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır ruknettin!
buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
dua okuduyduk,yağmur dilediydik
kalbinizi kuşatmaya geldiydik.
hoşgeldiniz.buyrun.işte kalbim.
adımı unuttuğum zamanlarda ruknettin'im
gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.
benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
tıkanır,ölür metropollerde.
bir çiçeği uyandırmak için mi
söner bu ateşgahlar
kaldırmak için mi yeraltını
o derin uykusundan
kurur bu göl
ne var ve ne oluyor
neden türkü söylüyor fesleğenler
uzakta biri mi göründü
biri incil okurken düşüp bayıldı mı
bir rüya mı gördü yalnız keşişler
ne oldu?
adım ruknettin,tanışıyor olmalıyız
bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
sunmuş olmalıyım kalbimi size
bakın!demiş olmalıyım henüz avladım o'nu
igvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
ay gibi ışıdığında bir aşk
bir mevsim yönünü şaşırdığında.
hayret etmiş olmalısınız,kalbim
hezarfen misali havalanınca.
korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.
alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
''gönüllü mağlupları olacak hayatın'' doktor.
yarından korkan adam,ruknettin böyle söyler.
siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
kabaran yağmuru yeraltına
ve bir aşkı ayrılığa
yakıştırabilir misiniz doktor
kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
kuşlarla konuşabilir
ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?
ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
bir kitap olup yandı da o
külünden zehir kaldı
bir hayal olup uçtu da
gökte melekler bağırdı
''eve dön,eve dön!''
döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
süpermarketler,bankalar
/yani toplu insan mezarları/
üstüme kaldı.
size ne denir ey kalbin istilacıları
barbar denir,'bir hayal yıkan'denir.
alın o'nu da götürün,bir kalbim kaldı.
bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
bir mevsimin ortasında kalakaldıydım
bakkaldan manavdan değil,
cenevizden geliyordum doktor
o kızın saçlarından geliyordum
yitirilmiş bir mahkemeden
galiba kalbimden geliyordum.
bir güle boyun eğdiren nedir
o aşk değilse
nedir kalbe çıkartılan
tutuklama emri,
aşk değilse.
ah,o sığınaklardan
yitikleri toplayan
ve düşlere vuran gemi
nedir aşk değilse
size kendimden bahsediyorum doktor
biraz yağmur kimseyi incitmez.
iyi ruhların arasında dolaşan
bir gölgeden sözediyorum.
acıdan çatlamış kalbi
soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
terkedilmiş şizofrenleri
kendine çeken vadiden
keşişlerin hüznünden
ve bir aşk yüzünden
ayları karıştıran kişinin
tababet-i ruhiyyesinden
size kendimden bahsediyorum doktor
ben kar yağarken ıslanmam.
benim öbür adım rüzgar
uğradığım orman
değdiğim kalp uğuldar.
deki bulunur elbet
iyi bir hal üzre kaybolan kişi
kemal sayar.
ruknettin'in aynalarda ağladığı kadar var.
bir mevsimin kıyısından tutarsan ruknettin
kurak ovalara yağmurlar yağar,
ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
kalbin şiir olup vadilerini sular.
senin de vadilerin vardır ruknettin!
kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
niyedir,aynalarda azalır sesin.
doktorum
ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
üşürsem helak olacağımdan korkarım.
doktorum
gayya kuyusuna inmek istemem
bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
aynaları kırarım,suretimi istemem
mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
ben allah'ı isterim.
ben hep aynalardan geçerim doktor
aynalar benden geçer.
araf'tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
doluşur içine narin böcekler
yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
ben hep aynalardan geçerim doktor!
günahları için ağlayan kim varsa
kanatlarıyla okşar onu melekler
hep böyle midir
kalbin hep böyle yavaş mıdır ruknettin?
aynalar sana bir savaş mıdır ruknettin?
yarin dudaklarından trenler geçer de
kalbiyin istasyonunda durmaz mı
sen hiç satrançta yenilmez misin
atına binip hep gider misin
bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
bir sen mi kalırsın bu rüyada ruknettin
herhalde hep böyledir
bu dünya sevenlere bir tuzaktır ruknettin!
buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
dua okuduyduk,yağmur dilediydik
kalbinizi kuşatmaya geldiydik.
hoşgeldiniz.buyrun.işte kalbim.
adımı unuttuğum zamanlarda ruknettin'im
gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.
benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
tıkanır,ölür metropollerde.
bir çiçeği uyandırmak için mi
söner bu ateşgahlar
kaldırmak için mi yeraltını
o derin uykusundan
kurur bu göl
ne var ve ne oluyor
neden türkü söylüyor fesleğenler
uzakta biri mi göründü
biri incil okurken düşüp bayıldı mı
bir rüya mı gördü yalnız keşişler
ne oldu?
adım ruknettin,tanışıyor olmalıyız
bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
sunmuş olmalıyım kalbimi size
bakın!demiş olmalıyım henüz avladım o'nu
igvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
ay gibi ışıdığında bir aşk
bir mevsim yönünü şaşırdığında.
hayret etmiş olmalısınız,kalbim
hezarfen misali havalanınca.
korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.
alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
''gönüllü mağlupları olacak hayatın'' doktor.
yarından korkan adam,ruknettin böyle söyler.
siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
kabaran yağmuru yeraltına
ve bir aşkı ayrılığa
yakıştırabilir misiniz doktor
kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
kuşlarla konuşabilir
ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?
ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
bir kitap olup yandı da o
külünden zehir kaldı
bir hayal olup uçtu da
gökte melekler bağırdı
''eve dön,eve dön!''
döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
süpermarketler,bankalar
/yani toplu insan mezarları/
üstüme kaldı.
size ne denir ey kalbin istilacıları
barbar denir,'bir hayal yıkan'denir.
alın o'nu da götürün,bir kalbim kaldı.
bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
bir mevsimin ortasında kalakaldıydım
bakkaldan manavdan değil,
cenevizden geliyordum doktor
o kızın saçlarından geliyordum
yitirilmiş bir mahkemeden
galiba kalbimden geliyordum.
bir güle boyun eğdiren nedir
o aşk değilse
nedir kalbe çıkartılan
tutuklama emri,
aşk değilse.
ah,o sığınaklardan
yitikleri toplayan
ve düşlere vuran gemi
nedir aşk değilse
size kendimden bahsediyorum doktor
biraz yağmur kimseyi incitmez.
iyi ruhların arasında dolaşan
bir gölgeden sözediyorum.
acıdan çatlamış kalbi
soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
terkedilmiş şizofrenleri
kendine çeken vadiden
keşişlerin hüznünden
ve bir aşk yüzünden
ayları karıştıran kişinin
tababet-i ruhiyyesinden
size kendimden bahsediyorum doktor
ben kar yağarken ıslanmam.
benim öbür adım rüzgar
uğradığım orman
değdiğim kalp uğuldar.
deki bulunur elbet
iyi bir hal üzre kaybolan kişi
kemal sayar.
devamını gör...
normal sözlük'ün renginin turuncu olmasının anlamı
lanet olsun büyük resmi gördün dostum.
renk işte ne manası olacak.
renk işte ne manası olacak.
devamını gör...
