palla
isveççe bir kelimedir. kişilerin komşularının veya hiç tanımadığı insanların bahçelerine girip meyve çalmasına denmektedir.
-genel olarak yol üstünde ya da köye gidildiği zaman yapılan eylemlerdir.
-genel olarak yol üstünde ya da köye gidildiği zaman yapılan eylemlerdir.
devamını gör...
sözlükte devamlı denk gelinen kişiler
sözlüğün aktifleridir. okurken kim olduğu anlaşılacak kadar tanıyoruzdur artık. devamlı denk geldiğimize göre, hemen hemen aynı başlıklarda dolanıyoruz demektir. iyi mi kötü mü bilmem ama, bu şekilde olup da okumayı sevdiğimiz yazarları, nasılsa denk geliyoruz diye takip etmeme gibi bir handigap oluşuyor.
devamını gör...
250 yıllık güneş saatinin badanayla boyanması
can yakan durum, nasıl kıyabiliyorsunuz tarihin şahidi olmuş izlere, eserlere.
devamını gör...
geceye bir kedi bırak
hayko'muz.
resimag.com/p1/a6a6ad8df052.jpeg
resimag.com/p1/a6a6ad8df052.jpeg
devamını gör...
cihadiye yüzüğü
birinci dünya savaşının başladığı 1914 yılında müdafaa-i milliye cemiyeti tarafından üretilen yüzük. bu yüzüğün orduya gelir kapısı oluşturmak için yüksek miktarda satıldığı biliniyor. türkiye'de şimdiye dek iki numunesi olduğu bilinen yüzüğün, diğer bir numunesi arkeolojik kazılarda elazığ harput'ta ortaya çıkmış. demir döküm imalatı olan yüzüğün iki yüzünde ay yıldız ve orta kısmında müdafaa-i milliye yazısı bulunuyor. yüzüğün maddi değeri fazla yüksek olmamakla birlikte orduya destek için satılmış, yalnızca manevi değeri yüksek bir hatıra olarak kalmıştır.
devamını gör...
kitap kokusu
severim o kokuyu. farklı dünyaların kokusudur.
devamını gör...
logische untersuchungen
nam-ı diğer logical investigations ya da mantık araştırmaları. fenomenolojinin kutsal kitabıdır. iki cilttir.
birinci ciltte sövüp saydığı psikolojizme ikinci ciltte boyun eğmiştir.
felsefede ilerleme problemine de değinir. bugün fizikteki ilerleme sahip olduğu kuvvetli dil sebebiyledir. bugün aristo fiziğinin bi kıymeti yoktur mesela. çünkü fizik gelişmektedir*. felsefe için böyle bi progress yoktur. aynı kavramlar belli bir dil olmaksızın tartışırlar. wittgenstein için gerekli ortam da hazırlanır bu kitapta aslında. felsefenin bir dil problemi haline gelmesinin temelleri açısından bu söylenebilir. husserl bu sorun için, modern mantığa olan ihtiyacı vurgular. modern mantık gibi bi araçla felsefe ‘ilerleme’ imkanına kavuşabiliriz düşüncesindedir*. aslında bu kitabın ikincil mesajı denilebilir. ilk hedefi nesnel bir bilim için gerekli temeli bulmaktır. bi güzel pozitivizm ve natüralizm eleştirişi yapar size. hiç husserl okumamış bi adam o kısımları okuduğunda septik zannedebilir. halbuki ikinci ciltte daha farklı bi husserl vardır. fenomenolojik olanı psikolojik olandan ayırma çabası içinde bir ‘parantez’e alma işleminden bahsederker ki bu evlere şenlik bi öneridir. psikolojizmi dışarıda bırakıcam derken, felsefesi komple psikolojizmin içinde yüzmeye başlamıştır.
birinci ciltte sövüp saydığı psikolojizme ikinci ciltte boyun eğmiştir.
felsefede ilerleme problemine de değinir. bugün fizikteki ilerleme sahip olduğu kuvvetli dil sebebiyledir. bugün aristo fiziğinin bi kıymeti yoktur mesela. çünkü fizik gelişmektedir*. felsefe için böyle bi progress yoktur. aynı kavramlar belli bir dil olmaksızın tartışırlar. wittgenstein için gerekli ortam da hazırlanır bu kitapta aslında. felsefenin bir dil problemi haline gelmesinin temelleri açısından bu söylenebilir. husserl bu sorun için, modern mantığa olan ihtiyacı vurgular. modern mantık gibi bi araçla felsefe ‘ilerleme’ imkanına kavuşabiliriz düşüncesindedir*. aslında bu kitabın ikincil mesajı denilebilir. ilk hedefi nesnel bir bilim için gerekli temeli bulmaktır. bi güzel pozitivizm ve natüralizm eleştirişi yapar size. hiç husserl okumamış bi adam o kısımları okuduğunda septik zannedebilir. halbuki ikinci ciltte daha farklı bi husserl vardır. fenomenolojik olanı psikolojik olandan ayırma çabası içinde bir ‘parantez’e alma işleminden bahsederker ki bu evlere şenlik bi öneridir. psikolojizmi dışarıda bırakıcam derken, felsefesi komple psikolojizmin içinde yüzmeye başlamıştır.
devamını gör...
ömer faruk gergerlioğlu'nun vekilliğinin düşürülmesi
sizinle aynı düşüncede değil diye bir insanın uğradığı haksızlığa sevinmek, bunca yıldır yaşananlardan hiçbir ders almadık demektir.
aklınızda bulunsun işinize gelince yok sayabildiğiniz bu hukuk belki bi gün size de lazım olur.*
adama terörist demeden de birkaç kere daha düşünün derim. kendisinin gerçek teröristlikle *yakından uzaktan alakası yoktur.
buradan
veya buradan
aklınızda bulunsun işinize gelince yok sayabildiğiniz bu hukuk belki bi gün size de lazım olur.*
adama terörist demeden de birkaç kere daha düşünün derim. kendisinin gerçek teröristlikle *yakından uzaktan alakası yoktur.
buradan
veya buradan
devamını gör...
lisede yaşanmış en garip olay
bir arkadaşımın yangın tüpünü sınıfta sıkması üzere sınıfımızın karlar ülkesine dönmesi.
''kardan adam yapsak senlee'' seslenişi, müdür gelince en son ''karlar düşer, düşer düşer ağlarım'' havasına bürünmüştü*.
''kardan adam yapsak senlee'' seslenişi, müdür gelince en son ''karlar düşer, düşer düşer ağlarım'' havasına bürünmüştü*.
devamını gör...
pnömotoraks
plevral efüzyonun sulu değil havalı olanı. viseral plevra ile parietal plevra arasına aşırı miktarda hava girerse tıpkı su fazlalığında olduğu gibi akciğere baskı yapar ve sıkıştırır. o da şöyle görünür.

belirtiler yine benzer, nefes darlığı ve göğüs ağrısı kesin var ama bu tablo daha ciddi olabilir. akciğerleriniz delinse viseral plevra ile parietal plevra arasına su kaçağı olmaz, ama hava kaçağı olur. ki pnömotoraksın en büyük sebeplerinden biri akciğer yırtıklarıdır. başka sebeplerle de olabilir tabi ama akciğer yırtıkları ciddi sorunlardır, şakaya gelmez.
şimdi burada bir fikir yürütüp topu siz değerli okuyucularıma atacağım. sigara bildiğiniz gibi akciğerin en büyük düşmanı. alveolar formasyonu bozup bu odacıkların birbirine kaynaşmasına ve daha büyük odacıklar oluşmasına neden oluyor, bu da nefes darlığına sebep oluyor. sigaranın akciğer üstünde böyle bir etkisinin olduğunu bildiğimize göre (odacıklar arası duvarları eritme yeteneği) bunu neden dış duvarlara da uygulayamasın? akciğer dış duvarını (viseral plevra) delen sigara, akciğerden göğüs boşluğuna hava kaçağına sebep olamaz mı? bal gibi de olur bence. zaten yaralanma, kavga, darbe vs gibi bir sebep yokken durduk yere olan akut pnömotoraksın sebebi ne, ben bilmiyorum. bence bu yani, sigara. hık diye gidiverirsiniz. boş da atmıyorum hani, bakın bilim de benim yanımda.
dipnot: bu bir nastenka isteğiydi. zorla yazdırılan entry no: #xj19, case closed.

belirtiler yine benzer, nefes darlığı ve göğüs ağrısı kesin var ama bu tablo daha ciddi olabilir. akciğerleriniz delinse viseral plevra ile parietal plevra arasına su kaçağı olmaz, ama hava kaçağı olur. ki pnömotoraksın en büyük sebeplerinden biri akciğer yırtıklarıdır. başka sebeplerle de olabilir tabi ama akciğer yırtıkları ciddi sorunlardır, şakaya gelmez.
şimdi burada bir fikir yürütüp topu siz değerli okuyucularıma atacağım. sigara bildiğiniz gibi akciğerin en büyük düşmanı. alveolar formasyonu bozup bu odacıkların birbirine kaynaşmasına ve daha büyük odacıklar oluşmasına neden oluyor, bu da nefes darlığına sebep oluyor. sigaranın akciğer üstünde böyle bir etkisinin olduğunu bildiğimize göre (odacıklar arası duvarları eritme yeteneği) bunu neden dış duvarlara da uygulayamasın? akciğer dış duvarını (viseral plevra) delen sigara, akciğerden göğüs boşluğuna hava kaçağına sebep olamaz mı? bal gibi de olur bence. zaten yaralanma, kavga, darbe vs gibi bir sebep yokken durduk yere olan akut pnömotoraksın sebebi ne, ben bilmiyorum. bence bu yani, sigara. hık diye gidiverirsiniz. boş da atmıyorum hani, bakın bilim de benim yanımda.
dipnot: bu bir nastenka isteğiydi. zorla yazdırılan entry no: #xj19, case closed.
devamını gör...
pisagor teoremi
ortaokulda beynimize adeta nakşedilen, ileride de geometride her zaman kullanacağımız teoremdir. üniversite sınavlarından biliriz, geometride soruların çoğu üçgenlerden, onların çoğuda dik üçgenlerden çıkar. dolayısı ile soruları çözebilmeniz için bu teoremi adınız soyadınız gibi bilmeniz gerekmektedir.
antik yunan çağında mö 570 - mö 495 yılları arasında yaşamış olan ünlü matematikçi pisagor tarafından bulunmuş dik üçgen ile ilgili teoremdir. bir dik üçgende, iki dik kenarın uzunluklarının kareleri toplamı; hipotenüsün karesine eşittir şeklinde açıklamıştır. yani dik kenarlar a ve b, hipotenüs c ise a^2+b^2=c^2 dir.(^2 yazanlar karesi şeklinde okunacaktır, üssü olarak yazamadım.)
pisagor' dan çok çok önce mısırlıların pratik yollardan dik açıyı elde ettikleri biliniyordu ama belli bir formüle oturtamıyorlar ve deneme yanılma yoluyla buluyorlardı.
ancak pisagorda bu teoremde sadece rasyonel sayılar ı kullanmıştı, o zaman irrasyonel sayılar bilinmiyordu. örnek olarak dik kenarları 2 ve 3 cm olan dik üçgenin hipotenüsü kök 13 olunca bizim pisagor bunu rasyonel bir sayı olarak yazamadığı için çaresiz kalmıştır.
pisagorun ölümünden sonra irrasyonel sayılar bulununca teoremde açık kalmamıştır. pisagor teoreminin bilinen ilk ispatını öklid yapmıştır, bugün için 400' ün üzerinde ispatı olduğu söylenir.
antik yunan çağında mö 570 - mö 495 yılları arasında yaşamış olan ünlü matematikçi pisagor tarafından bulunmuş dik üçgen ile ilgili teoremdir. bir dik üçgende, iki dik kenarın uzunluklarının kareleri toplamı; hipotenüsün karesine eşittir şeklinde açıklamıştır. yani dik kenarlar a ve b, hipotenüs c ise a^2+b^2=c^2 dir.(^2 yazanlar karesi şeklinde okunacaktır, üssü olarak yazamadım.)
pisagor' dan çok çok önce mısırlıların pratik yollardan dik açıyı elde ettikleri biliniyordu ama belli bir formüle oturtamıyorlar ve deneme yanılma yoluyla buluyorlardı.
ancak pisagorda bu teoremde sadece rasyonel sayılar ı kullanmıştı, o zaman irrasyonel sayılar bilinmiyordu. örnek olarak dik kenarları 2 ve 3 cm olan dik üçgenin hipotenüsü kök 13 olunca bizim pisagor bunu rasyonel bir sayı olarak yazamadığı için çaresiz kalmıştır.
pisagorun ölümünden sonra irrasyonel sayılar bulununca teoremde açık kalmamıştır. pisagor teoreminin bilinen ilk ispatını öklid yapmıştır, bugün için 400' ün üzerinde ispatı olduğu söylenir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
küçük bir çocukken ertesi gün bayram sabahı olacaksa heyecandan kıpır kıpır olurdu yüreğim. yatağa erkenden girer, daha o zamandan başlayan gevezeliğim ile susmak bilmez, aynı odayı paylaştığım ablacığımı da uyutmazdım. içeriden annemin tatlı-sert sesi ile"sabah yine uyanamayacaksın artık sus ve de uyumaya çalış!" komutunu alana dek durmaz, bir yerde uyumak yerine tüm gün sokaklarda koşturan bedenim bayılırdı da uykuya geçerdim. ve tabii ki gece uyumayan minik ben, sabah yarı açık gözlerle birkaç lokma yeme çabasından sonra bayram için alındığından özel olan çiçekli eteklerimden birini giydiğim vakit kendimi prensesler gibi güzel hissederdim. küçük prensesim diye severdi annem. * gerçi o prenses halim babaannemlerden anneannemlere gidene dek bozulur. kar beyaz çorapların dizlerinde toz toprak, saçım başım dağılmış olurdu. annem, yazık neden bu çocuk diğer kızlar gibi tertemiz gezemiyor diye yarı kızgın yedek çorapları giydirirken hafiften azarlar; bayramda güzel güzel ve tertemiz gezmek lazım nutkunu atardı. ellerini öptüğüm büyüklerin yanaklarına aldığım bayram harçlıklarının karşılığı olarak birçok öpücük kondurur, sevinir, sevgimi belli ederdim. ve de koşup soluğu bakkalda alır, yediğim onca şekerin üzerine bir de dondurmalarla kendimi şımartırdım.
kocaman oldum artık. bayram şekeri olmayan, bayramlıklarım olmayan bir bayram sabahına uyandım. ama akşam saçlarımı okşayarak uyuyana dek yanımda bekleyen güzel insan sayesinde dinlenmiş ve huzur dolu bir uykudan uyandım. güneşli parlak günde hala bayramı yaşamayı adet olarak sürderen ailemin bayramını kutlayıp marikaki'nin huzur veren sesi ve çaldığı bir birinden nostaljik şarkılarla daha da sıcak oldum. kendimde bayram kutlayacak bir enerjiye neden oldu bu nostalji. çiçekli bir elbise ve güzel bir sofra ile bayramı kutlamaya başlayacak uzakta olan herkesi bir ekranın ardından sevgiye ve öpücüklere boğacağım. ilk durak burası olsun. koskocaman sevgilerimi yolluyorum, bayramınız kutlu olsun. *
kocaman oldum artık. bayram şekeri olmayan, bayramlıklarım olmayan bir bayram sabahına uyandım. ama akşam saçlarımı okşayarak uyuyana dek yanımda bekleyen güzel insan sayesinde dinlenmiş ve huzur dolu bir uykudan uyandım. güneşli parlak günde hala bayramı yaşamayı adet olarak sürderen ailemin bayramını kutlayıp marikaki'nin huzur veren sesi ve çaldığı bir birinden nostaljik şarkılarla daha da sıcak oldum. kendimde bayram kutlayacak bir enerjiye neden oldu bu nostalji. çiçekli bir elbise ve güzel bir sofra ile bayramı kutlamaya başlayacak uzakta olan herkesi bir ekranın ardından sevgiye ve öpücüklere boğacağım. ilk durak burası olsun. koskocaman sevgilerimi yolluyorum, bayramınız kutlu olsun. *
devamını gör...
unutkanlık
her insanın bazı şeyleri, özellikle kısa süreli belleğe attığı şeyleri, unutması doğaldır.
nedir bu kısa süreliği belleğimize attığımız şeyler?
- telefonumuza gelen kodu hatırlama süremiz
- belli kelime dizesini hatırlama süremiz
- bir şiirin birkaç dizesini hafızamızda tutmamız...
bunlar kısa süreli hafızada oldukları için kolayca unutulabilir. tabii ne kadar sıklıkla düşünürsek veya tekrarlarsak, bu, uzun süreli belleğe aktarılacağından, telefon numaramızı ezbere bilmemiz gibi, unutmanın da önüne geçmiş olur.
tabii ki unutkanlık bununla sınırlı kalmaz. stres, depresyon, travma sonrası, yaşa bağlı ya da uykusuzluktan dolayı da insanlar unutkanlık yaşayabilir. travma sonrası unutkanlığı ele alacak olursak, kişinin kendine acı veren olaya dair şeyleri belleğinin karanlık yerlerine atması, hatırlamaması durumu. hatırlayınca acı çekecek, savunma mekanizması gibi bile görülebilir bu durum.
stresten oluşan unutkanlık için örnek vermek hiç de zor değil, 21. yüzyıl türkiye stresinde yaşayıp unutkanlık çekmeyen yoktur bence*
bunların dışında, b12 eksikliği gibi faktörler de unutkanlık yapar. her şeye kolay ulaşmamız ve hazıra alışmamız da aynı şekilde.
nedir bu kısa süreliği belleğimize attığımız şeyler?
- telefonumuza gelen kodu hatırlama süremiz
- belli kelime dizesini hatırlama süremiz
- bir şiirin birkaç dizesini hafızamızda tutmamız...
bunlar kısa süreli hafızada oldukları için kolayca unutulabilir. tabii ne kadar sıklıkla düşünürsek veya tekrarlarsak, bu, uzun süreli belleğe aktarılacağından, telefon numaramızı ezbere bilmemiz gibi, unutmanın da önüne geçmiş olur.
tabii ki unutkanlık bununla sınırlı kalmaz. stres, depresyon, travma sonrası, yaşa bağlı ya da uykusuzluktan dolayı da insanlar unutkanlık yaşayabilir. travma sonrası unutkanlığı ele alacak olursak, kişinin kendine acı veren olaya dair şeyleri belleğinin karanlık yerlerine atması, hatırlamaması durumu. hatırlayınca acı çekecek, savunma mekanizması gibi bile görülebilir bu durum.
stresten oluşan unutkanlık için örnek vermek hiç de zor değil, 21. yüzyıl türkiye stresinde yaşayıp unutkanlık çekmeyen yoktur bence*
bunların dışında, b12 eksikliği gibi faktörler de unutkanlık yapar. her şeye kolay ulaşmamız ve hazıra alışmamız da aynı şekilde.
devamını gör...
normal sözlük kelimelik turnuvası
merhabalar turnuvacı portakallar,
kafa sözlük kelimelik turnuvasının final aşamasına gelmiş bulunmaktayız.
yarı final sonucu a grubundan finale çıkan isimler;
yıldırım-16 ve mrwhoareyou
b grubundan finale çıkan isimler
deliyim* ve fuzzylee
finale çıkan bu 4 kişi kendi arasında ikişer maç yapıyor ve en yüksek puanı alan oyuncumuz turnuvanın kazananı oluyor.
yine 12 saati seçiyoruz, kuralları biliyorsunuz.
başarılar diliyorum.*
kafa sözlük kelimelik turnuvasının final aşamasına gelmiş bulunmaktayız.
yarı final sonucu a grubundan finale çıkan isimler;
yıldırım-16 ve mrwhoareyou
b grubundan finale çıkan isimler
deliyim* ve fuzzylee
finale çıkan bu 4 kişi kendi arasında ikişer maç yapıyor ve en yüksek puanı alan oyuncumuz turnuvanın kazananı oluyor.
yine 12 saati seçiyoruz, kuralları biliyorsunuz.
başarılar diliyorum.*
devamını gör...
eurovision saati radyo yayını
(bkz: manga'nın birinci olamaması)
devamını gör...
meja (yazar)
sınıfın arkasında öğrenciler okey çevirirken ders anlatmaya çalışan öğretmen gibidir kendisi. sözlükte dönen onca boş konuya kapılmayıp bilgi dolu başlıklarla ufkumuzu açmaktadır. en önde oturup öğretmeni dinleyen çalışkan öğrenci gibi zevkle okuyoruz tanımlarını.
devamını gör...
james horner
amerikalı besteci, orkestra şefi ve 100'den fazla film müziğinin* orkestratörüdür. koro ve elektronik unsurların entegrasyonu ve kelt müziği ile ilişkili motifleri sıkça kullanmasıyla bilinir.
bu adamın nasıl bir beyni nasıl bir hayal gücü vardı, merak etmemek imkansız. 2015 yılında aramızdan ayrılmıştır. böyle insanların artık üretmiyor olması gerçekten üzücü..*
favorim
bu adamın nasıl bir beyni nasıl bir hayal gücü vardı, merak etmemek imkansız. 2015 yılında aramızdan ayrılmıştır. böyle insanların artık üretmiyor olması gerçekten üzücü..*
favorim
devamını gör...
rahmi m. koç müzesi
ilkokulda iken sınıfımız ile birlikte gittiğim çok güzel bir müzedir.
hele ki o arabalar beni benden almıştır.
en kısa zamanda tekrar gitmek istiyorum.
hele ki o arabalar beni benden almıştır.
en kısa zamanda tekrar gitmek istiyorum.
devamını gör...

