oy verin tanımlara can verin
eski tanımlarının kıymetinin bilinmesini isteyen yazar söylemi. siz eski tanımlara oy verdikçe bize bildirim geliyor biz de o eski tanımları yâd etmiş oluyoruz.*
devamını gör...
balta
barınak, ulaşım araçları*, bilimum ağaç hammaddeli eşya ve araç gereçlerin yapımı ve biçimlendirmesi gibi çok daha karmaşık işlemlerden, yakacak odun kırmak kadar basit eylemlere kadar geniş bir kullanım yelpazesi bulunan tasarım harikası kesici alet.

kılıç gibi diğer bazı savaş aletleri kadar yaygın olmasa da, savaşlarda da son derece işlevsel olabilmekte olup özellikle bu işlev için tasarlanmış olanları çok daha etkileyicidir. tabii savaş baltası deyince akla gelen gösterişli ve korkutucu tasarıma sahip baltalar genelde dekor amaçlı gördüğüm kadarıyla.

özellikle belirli bir döneme kadar yapılan baltalar etkileyici görünmekten çok işlevsel ve öldürücü olmak için imal edilmiştir.*

bu tip baltalar (özellikle vikinglerin kullandığı tipte olanlar) savaş esnasında fırlatmak amacıyla kullanılabilecek baltalar için de güzel birer örnek aynı zamanda.
ama bence en etkileyici olanları, cermen ve viking kavimlerindeki berserk tipi savaşçıların kullandığı büyük savaş baltalarıdır.

berserk:

savaş baltasından, daha doğrusu genel olarak herhangi bir savaş aletinden konu açılmışken elbette ki türklerden bahsetmemek olmaz.

yukarıdaki görselde görülen akıncı tipi bir savaş baltası. ya da ona en çok benzeyen model desek daha doğru olur. yanlış bilmiyorsam özellikle deliler gibi berserk benzeri savaşçılardan oluşan türk birlikleri bu tarz silahları yaygın olarak kullanmaktaydı.
yazıyı sonlandırırken gördüğüm ve gerçek bir versiyonuna sahip olmayı istediğim kurgusal bir balta tasarımını da ekleyeyim:*


kılıç gibi diğer bazı savaş aletleri kadar yaygın olmasa da, savaşlarda da son derece işlevsel olabilmekte olup özellikle bu işlev için tasarlanmış olanları çok daha etkileyicidir. tabii savaş baltası deyince akla gelen gösterişli ve korkutucu tasarıma sahip baltalar genelde dekor amaçlı gördüğüm kadarıyla.

özellikle belirli bir döneme kadar yapılan baltalar etkileyici görünmekten çok işlevsel ve öldürücü olmak için imal edilmiştir.*

bu tip baltalar (özellikle vikinglerin kullandığı tipte olanlar) savaş esnasında fırlatmak amacıyla kullanılabilecek baltalar için de güzel birer örnek aynı zamanda.
ama bence en etkileyici olanları, cermen ve viking kavimlerindeki berserk tipi savaşçıların kullandığı büyük savaş baltalarıdır.

berserk:

savaş baltasından, daha doğrusu genel olarak herhangi bir savaş aletinden konu açılmışken elbette ki türklerden bahsetmemek olmaz.

yukarıdaki görselde görülen akıncı tipi bir savaş baltası. ya da ona en çok benzeyen model desek daha doğru olur. yanlış bilmiyorsam özellikle deliler gibi berserk benzeri savaşçılardan oluşan türk birlikleri bu tarz silahları yaygın olarak kullanmaktaydı.
yazıyı sonlandırırken gördüğüm ve gerçek bir versiyonuna sahip olmayı istediğim kurgusal bir balta tasarımını da ekleyeyim:*

devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
rüyamda gördüm seni. bilirsin epey entrika döner rüyalarımda. hastalık hali hep kötü rüyalar görüyorum.
teyzemlerdeyim. seninle mesajlaşıyoruz. barışalım ama şartlarım var diyorsun. tartışmak çok olmayacak, hemen küsmeyeceksin ayrılalım demeyeceksin sözümü dinleyeceksin diye diye sıralıyorsun. tamam diyorum. arıyorsun konuşuyoruz. kapattıktan 10 dk sonra polis arıyor. evi yaktığını söylüyor seni kurtarmak için içeriye giremediklerini intihar girişimi olduğunu söylüyorlar. yapmaz diyorum anası babası için yapmaz diye çığlıklar atıyorum sonra kendi çığlıklarıma uyandım tabi.
çok korktum bir yerlerde nefes aldığını bilmek bile benim için yaşama sebebi. sana yazamadım. bunları senin okuyacağın yerlere de yazamadım. meraktan öldüm ablana yazdım. ıyi dedi. siz konuşmuyor musunuz dedi. dedim rahatsız etmek istemedim. merak etme vs dedi. rahatladım. hala bakamıyorum fotoğraflarına, benim değilsin ama iyisin ya yeter.
keşke yanımda olsaydın kollarım yok kolum olsaydın. benden çok ben olsaydın leylim.
teyzemlerdeyim. seninle mesajlaşıyoruz. barışalım ama şartlarım var diyorsun. tartışmak çok olmayacak, hemen küsmeyeceksin ayrılalım demeyeceksin sözümü dinleyeceksin diye diye sıralıyorsun. tamam diyorum. arıyorsun konuşuyoruz. kapattıktan 10 dk sonra polis arıyor. evi yaktığını söylüyor seni kurtarmak için içeriye giremediklerini intihar girişimi olduğunu söylüyorlar. yapmaz diyorum anası babası için yapmaz diye çığlıklar atıyorum sonra kendi çığlıklarıma uyandım tabi.
çok korktum bir yerlerde nefes aldığını bilmek bile benim için yaşama sebebi. sana yazamadım. bunları senin okuyacağın yerlere de yazamadım. meraktan öldüm ablana yazdım. ıyi dedi. siz konuşmuyor musunuz dedi. dedim rahatsız etmek istemedim. merak etme vs dedi. rahatladım. hala bakamıyorum fotoğraflarına, benim değilsin ama iyisin ya yeter.
keşke yanımda olsaydın kollarım yok kolum olsaydın. benden çok ben olsaydın leylim.
devamını gör...
din deyince akla direkt müslümanlığın gelmesi
hoşgörüden bihaber kökten dinci yobazların, ülkenin başına açtığı derdin dışa vurumu olan düşünce.
devamını gör...
albatros
kumun üzerinde eşelenerek açılmış küçük bir çukura sahip basit bir yuvaları vardır.
devamını gör...
atatürk’ü hatırlatan şarkılar
benzemez kimse sana,
tavrına hayran olayım
tavrına hayran olayım
devamını gör...
islam
not: burada yazanlar tamamen kişisel fikirlerimi yansıtmaktadır, kimseyi eleştirmek ya da yargılamak niyetinde değilim.
bence diğer tüm semavi inanç çeşitleri gibi, kusursuz olmayan dini inanç.
semavi dinlerin hepsinde "bilmiyorsan sorumlu değilsin" anlayışı hakimdir. bu durumda kimse dini yaymaya kalkmazsa 100 yıl içerisinde bütün insanlık cennette olur.
kimsenin inancına karışıp saçma olarak nitelendirmek istemiyorum, ancak bana göre insanlar tarafından yaratılmış ve sürüyle mantık hatası barındıran inanç sistemidir.
bence diğer tüm semavi inanç çeşitleri gibi, kusursuz olmayan dini inanç.
semavi dinlerin hepsinde "bilmiyorsan sorumlu değilsin" anlayışı hakimdir. bu durumda kimse dini yaymaya kalkmazsa 100 yıl içerisinde bütün insanlık cennette olur.
kimsenin inancına karışıp saçma olarak nitelendirmek istemiyorum, ancak bana göre insanlar tarafından yaratılmış ve sürüyle mantık hatası barındıran inanç sistemidir.
devamını gör...
kendime düşünceler
(bkz: marcus aurelius)'un kendisiyle hesaplaşma içerisinde olduğu. mantığa uygun yaşamak, ölüm, hayat, eleştiriler vb. üzerine yazdığı aslında bir günlük gibi olan günlük notlardan oluşuyor.
kitaptan en sevdiğim sözler:
"kelimeler fikirdir, gerçek değil. tek gerçek eylemdir."
"eğer bir şey başkası için mümkünse, senin içinde mümkündür."
kitaptan en sevdiğim sözler:
"kelimeler fikirdir, gerçek değil. tek gerçek eylemdir."
"eğer bir şey başkası için mümkünse, senin içinde mümkündür."
devamını gör...
scapula
ilk duyulduğunda bir süre "spatula" olarak dillendirilebilir. birkaç anatomi dersinden sonra bu terminolojiye alışılır, çünkü yerini uzun uzun anatomik terimler alır. keşke her şey scapula gibi olsaydı dedirtir.
devamını gör...
küçükken en sevdiğin oyuncak
bebeklerimi severdim, erkeksi bir çocuk değildim. o bebekleri hâlâ da saklarım. içimde büyümeyen bir çocuk var.
devamını gör...
kitap ve defter kaplamak
el yeteneğim zayıf olduğundan yapmaktan nefret ederdim.
devamını gör...
mezar taşına yazılması istenen söz
" kısa yaşadım müsriflik oldu."
devamını gör...
yunus nadi abalıoğlu
cumhuriyet gazetesinin kurucusu (1879-1945).
fethiye'de doğan yunus nadi aydın bir aileye mensuptur. ilkokuldan sonra rodos'ta süleymaniye medresesi'ne verilir. medrese adına rağmen oldukça aydın bir kurum olan, adaya ikinci abdülhamit yönetimi tarafından sürülen aydınların ders verdiği bu okulda akli ilimler (pozitif bilimler) okuyan yunus nadi modern medrese üstüne istanbul'da galatasaray lisesi'ni bitirir ve hukuk mektebine girer. bu yıllarda malûmat gazetesinde yazmaya başlar ve asıl mesleğine böylece girmiş olur.
1901'de gazetedeki bir yazısı 3 yıl kalebentliğe mahkûm edilmesine yol açar. cezasını midilli adasında tamamladıktan sonra baba evine döner. burada nazime hanımla evlenir, dört çocuğu (nadir, doğan, nilüfer, leyla) olur.
1908'de ii. meşrutiyet ilan edilince tüm sürgünler gibi yunus nadi de başkente döner. yarım kalan hukuk eğitimini tamamlar ve gazeteciliğe döner. ikdam, tasvir-i efkâr gibi gazetelerde, bir süre de selanik'te ittihatçıların rumeli gazetesinde çalışır. ittihatçılarla olan yakınlığı kendisini mebusluğa kadar taşır.
derken "yeni gün" adıyla kendi gazetesini çıkarmaya başlar. 1. dünya savaşı sonrasında bir direniş odağı haline gelen gazeteyi istanbul'un işgali üzerine ankara'ya taşıyan yunus nadi, ilk tbmm'de de izmir mebusu olarak devam eder. ayrıca yeni gün'ü "anadolu'da yeni gün" olarak çıkarmayı sürdürür. zaferden sonra da atatürk'ün özel desteğiyle, yakın zamana değin ayakta duran istanbul'daki eski itc binasında yeni rejimin istanbul sözcüsü cumhuriyet'i çıkarmaya başlar.
1943'e kadar milletvekilliği yapan, son zamanlarını yurtdışında tedavide geçiren yunus nadi'nin gazetesinde 2. dünya savaşı'nda alman yanlısı bir politika izlendiği, bu sebepten oğluyla beraber "yunus nazi" ve "nadir nazi" diye alaya uğradıkları da vedat türkali tarafından güven'de etraflıca tasvir edilmişti. cumhuriyet'in 1960 sonrasında sola yaklaşmasıyla bu dönem unutulmuştur. hatta vedat türkali, komünist kitabında bu iddiaları sebebiyle ilhan selçuk ile çok kavga ettiğini de ifade eder.
kaynak: atatürk ansiklopedisi, ayrıca türkali'nin iddiaları da komünist kitabında geçer.
fethiye'de doğan yunus nadi aydın bir aileye mensuptur. ilkokuldan sonra rodos'ta süleymaniye medresesi'ne verilir. medrese adına rağmen oldukça aydın bir kurum olan, adaya ikinci abdülhamit yönetimi tarafından sürülen aydınların ders verdiği bu okulda akli ilimler (pozitif bilimler) okuyan yunus nadi modern medrese üstüne istanbul'da galatasaray lisesi'ni bitirir ve hukuk mektebine girer. bu yıllarda malûmat gazetesinde yazmaya başlar ve asıl mesleğine böylece girmiş olur.
1901'de gazetedeki bir yazısı 3 yıl kalebentliğe mahkûm edilmesine yol açar. cezasını midilli adasında tamamladıktan sonra baba evine döner. burada nazime hanımla evlenir, dört çocuğu (nadir, doğan, nilüfer, leyla) olur.
1908'de ii. meşrutiyet ilan edilince tüm sürgünler gibi yunus nadi de başkente döner. yarım kalan hukuk eğitimini tamamlar ve gazeteciliğe döner. ikdam, tasvir-i efkâr gibi gazetelerde, bir süre de selanik'te ittihatçıların rumeli gazetesinde çalışır. ittihatçılarla olan yakınlığı kendisini mebusluğa kadar taşır.
derken "yeni gün" adıyla kendi gazetesini çıkarmaya başlar. 1. dünya savaşı sonrasında bir direniş odağı haline gelen gazeteyi istanbul'un işgali üzerine ankara'ya taşıyan yunus nadi, ilk tbmm'de de izmir mebusu olarak devam eder. ayrıca yeni gün'ü "anadolu'da yeni gün" olarak çıkarmayı sürdürür. zaferden sonra da atatürk'ün özel desteğiyle, yakın zamana değin ayakta duran istanbul'daki eski itc binasında yeni rejimin istanbul sözcüsü cumhuriyet'i çıkarmaya başlar.
1943'e kadar milletvekilliği yapan, son zamanlarını yurtdışında tedavide geçiren yunus nadi'nin gazetesinde 2. dünya savaşı'nda alman yanlısı bir politika izlendiği, bu sebepten oğluyla beraber "yunus nazi" ve "nadir nazi" diye alaya uğradıkları da vedat türkali tarafından güven'de etraflıca tasvir edilmişti. cumhuriyet'in 1960 sonrasında sola yaklaşmasıyla bu dönem unutulmuştur. hatta vedat türkali, komünist kitabında bu iddiaları sebebiyle ilhan selçuk ile çok kavga ettiğini de ifade eder.
kaynak: atatürk ansiklopedisi, ayrıca türkali'nin iddiaları da komünist kitabında geçer.
devamını gör...
temassız kartı kasiyere vermek
insana 5 dakika boyunca hayatı sorgulatan ardından çay içiren eylem.
pandemi döneminde kartı cihaza dokunduracaksın sadece hepsi bu kadar ama market vs yerlerde insanların kartı kasiyere uzatıp temassız dediklerini duyunca boş boş bakıyorum, kasiyerin kartı almasına zaten "allahınız yok mu lan" nidalarıyla karışmak istiyorum ama döverler diye korkuyorum.
pandemi döneminde kartı cihaza dokunduracaksın sadece hepsi bu kadar ama market vs yerlerde insanların kartı kasiyere uzatıp temassız dediklerini duyunca boş boş bakıyorum, kasiyerin kartı almasına zaten "allahınız yok mu lan" nidalarıyla karışmak istiyorum ama döverler diye korkuyorum.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
yalnızken çok mutluyum.
devamını gör...
ders çalışmamak için yapılanlar
masayı toplamakla uğraşıp ha bire ders çalışma programı hazırlamak.
devamını gör...
normal sözlük’te aşk yaşamak
yazmaktan ibarettir. bazen yanılsamalar olur ancak gerçeğin er geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. burası reklamdır, fragmandır.
devamını gör...

