iko’nun nickaltına yazdığımı beğenmiş bu da demek oluyor ki iko mor renk vermezse pavlovun göbeği bana sarısını verir. hem bana daha çok yakışır. dene bi bak olmaz mı? aranızda anlaşın bana dönüş yapın. hadi canlarım, bekliyorum bak.
devamını gör...

sigara zammı başlığında, sigarayı bırakayım en iyisi diye entry girdim de, şimdi bunu nasıl bırakayım? ped kişiye özel değil, her kadının temel ihtiyacı. devletin bunu ücretsiz dağıtması gerekirken, fiyatlara bak. eskiye bu kadar hızlı dönmemeliydik.
devamını gör...

insanların birbirinden kopması veya uzaklaşması esasında kullanılan tabirdir.
devamını gör...

şimdiye kadar kendisiyle resim çektiren slim fit takım elbiselileri tutuklatsa ülke norveç olur norveç.*
devamını gör...

su savaşları.
ailenin yeni üyesi.
son toplayıcılar.
bir kış öyküsü.
aile olmak.
büyük mücadele.
doğadaki insan.
en tehlikeli okul yolları.
devamını gör...

streisand effect yani streisand etkisi en basit tabirle, normalde popüler olmayacak bir durum, olay, eşya, şahısın sahibi ya da ikincil bir şahıslar tarafından gizli tutulmak amacıyla baskılanarak saklanması, gizlenmesi, sansürlenmesi, yasaklanması ve bu işlemin tam tersi etki yapması dolayısıyla daha cazibeli hale gelmesi durumudur.

barbra streisand'ın, evinin fotoğraflarını sildirtmek istemesi sonucu fotoğrafların daha çok yayılması dolayısıyla ismini istemsiz şekilde verdiği bu etki, insan psikolojisinin ne kadar zayıf ve yönlendirilebilir olduğunun da bir göstergesidir aslında.

başlığı aslı olmadığı için, ingilizce şekilde açtığım ve sonra türkçesini farkedip buraya taşıma gereği hissettiğimi de söylemek isterim.
devamını gör...

biz bu filmi daha önceden izledik yazmak istediğim başlık. artık bu açıklamalara tabiri caizse "yav he he" deyip, geçiyorum.
devamını gör...


“olur da bir gün dönersin diye beraber küstüğümüz kimseyle barışmadım.”

belki de en güzel anlatacak sözlerden biri; “ne senle yaşanıyor ne de sensiz oluyor” olabilir. bazı hikayeler vardır, hep yarım kalan, tamamlanamamışlardır.
bilirsin, şu an arasan, yolda karşılaşsan ya da bile isteye karşısına çıksan hatta bir sarılsan üçüncü cemre toprağa düşecek, karnına -hani o tanıdık olan, evet o- tatlı ekşi kramplar girecek, sevdiğinin rüzgarla ince ince cilveleşip boynuna dökülen saçlarının içine çektiğin o kokusuyla sarhoş olup anın içinde kaybolup zaman kavramını kaybedeceksin.

“meğer ol zülf-i perişân ile cem oldı sabâ
yoksa bâd-ı seherin böyle nedendir kokusu”
sonra yine bilirsin ki, bir şeyler olmayacak, yürümeyecek, dünyanın o en lezzetli kokteylinin tadını bozacak bir malzeme hep olacak. işte derler ya; “aşk bencilliktir” diye. sen onu bir kez daha üzmemek için bencilliğini bir kenara bırakıp kendi mutluluğundan vazgeçerek her seferinde aramaktan da, karşısına çıkmaktan da vazgeçeceksin. belki birkaç duble bir şeyler içeceksin, kafanı dağıtmak için. işte o sofranın mezesi de her eyleme geçmekten vazgeçtiğinde boğazında kalan o büyük mü büyük yumru olacak.

“kavuşursan meşk, kavuşamazsan aşk olur.”
e hayat devam ediyor elbette, insanoğlu da çiğ süt emmiş varlık. kısa süreli flörtlerin de olacak, görece uzun süreli ilişkilerin de. tabi sonradan pişman olup ne kadar kendinden iğrensen de sadece sevişmek için seviştiğin de. her seferinde bir şeyler eksik gelecek sana, ucu bucağı olmayan bir boşluk hissedeceksin içinde. gerçekten aşık olduğunu düşündüğün sevdiğine elini uzatsan dokunabilecekken yapamıyorsan ve artık “mutlu olsun” mottosuyla onu başkalarıyla paylaşmayı kabullenmişsen bile o boşluk kalacak içinde. -tam buraya da ibrahim erkal’dan sevme iyi giderdi-

ve evet; biliyorsun ki gün gelecek yeniden seveceksin, sevildiğini hissedeceksin hatta aşık olacaksın hiç şüphesiz. ya da bir başka deyişle; en azından teselli…
devamını gör...

bu başlığı açmamdaki sebep,işim gereği erkek kadın ayrım yapmadan iletişime geçip,erkek müşterilerimin sözlüsü nişanlısı eşleri tarafından kıskançlığa uğramalarından dolayı,resmi bir dille gerçekleştirilen işi bile iptal ettirmeleri.
gecenin bi yarısı müşteri aradı.
+merhaba bla bla hanım,bana mesaj atmışsınız sabah ama ben sizi tanımıyorum. nişanlım gördü kim olduğunuzu bilmiyorum
diyor.ama ben bu adamla en az 2.5 haftadan beri her gün resmi bir şekilde iş konuşuyorum. nişanlım bana trip atıyor diyor. e be salak! nişanlınızı verin ben konuşayım diyorum,kadın ona da yok diyor. gerçekten moralimi bozmaya başladı bu olay. genelleme yapmak da istemiyorum ama iş bu derecelere kadar geliyor. tabi ki ben kıskanç değilimciler gelecek onlara lafım yok. ama iş konuşulduğu ortada. gereksiz kıskançlıklar benim moralimi bozmaya başladı. şeytan diyor ki o kadınların saçını başını yol viski taşı..
devamını gör...

beynimi yakan başlık.
devamını gör...

saçmalık.
aynı sıkıcı başlıklara, yazmaktan sıkılanlara alternatif işte.
güncelleme diye düşünün.
düşün ki kedin bunu okuyor, başlığına her gün yeni ne yazılabilir?
kediler okuma bilmiyor, farkında mısınız?
kedilerin umurunda değilsiniz,
kedilerin sizin hakkında ne düşündüğünü de umursamıyorum.
dört ayaklı, sevimli bir canlı kedi, o kadar.
aman neyse, benimde aklıma başlık gelmiyor bu akşam.
hadi düşünün siz kediyi, o sizi düşünüyormuş gibi.
devamını gör...

yapmayana yapılmaması gerekir.
devamını gör...

dağlarında çiçekler açan izmir'e ve izmirli dostlara buradan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
devamını gör...

duygusuz olmayan her yazarın tanımları baş tacıdır.
devamını gör...

öleceğini bilen ve tek dileği küçük kurşunlarla ölmek olan bir çocuğun dünyanın tüm kurşunlarından daha ağır cümlesi.

çocuklara el uzatan herkesi lanetliyorum.
devamını gör...

yunus emre’ nin deli yürek dizisinde de kuşçu karakterinin ses verdiği şiiri.


“yusuf; u kaybettim kenan ilinde
yusuf bulunur, kenan bulunmaz
bu aklı fikr ile leyla bulunmaz
bu ne yaredir ki çare bulunmazaşkın pazarında canlar satılır
satarım canımı alan bulunmaz
yunus öldü deyu selan verirler
ölen beden imiş, aşıklar ölmez.”
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ey ahali ben ne mübarek insanım, hadi ne bekliyorsunuz onaylasanıza..
hata yapmaz, yapsa da hemen tutuşur beni bilen bilir ayakları yapar, geçiniz..
(bkz: narsist insanın özellikleri)
devamını gör...

bedava terapidir. bugünüm barut gibi geçti! müdürlerle tartışmalı toplantılar, bana yapılan onca haksızlığa haksızlık ekleme çabaları, ben anya derken onların konyadan konuşmaları, tartışmaktan iş çıkışı servisi kaçırıyordum. eve sinir krizine ramak kala attım kendimi. sonra buralara daldım bir kaç gündür yazamıyordum, yazdım okudum, yazdım okudum ve fark ettim ki ciddi manada sakinlemişim. güzeldir hoştur, faydası çoktur!
devamını gör...

bektaşi baba istanbul’da gezinirken, padişahın sarayı olduğunu zannettiği görkemli bir binanın yakınından geçmekte idi. binanın önünde şatafatlı bir fayton durmakta idi. binadan sırmalı elbiseleri olan adam çıkınca, muhafızlar selama durdu. adam faytona binerken, bektaşi meraklalandı ve muhafızlardan birinin yanına sokularak sordu.
-faytona binen padişahmıdır?
-hayır padişahın bir kuludur. cevabını aldı.
bektaşi, tepeden tırnağa önce faytondaki adama baktı. sonrada kendi haline baktıktan sonra, ellerine açarak:
-tanrım, bir padişahın kuluna bak! sonra, bir de senin kuluna bak! diye söylendi.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim