normal sözlük'te yazacak zaman bulmak
an itibariyle yapamadığımı düşündüğüm eylemdir. gerçekten nasıl başarıyorsunuz 800, 1000+ entry girmeyi aklım almıyor... başlık açmak da cabası... yoruluyorum. okumam gereken kitapları, doktrinleri gördükçe içim bayıyor, arada anca öyle girip yazabilecek enerji görebiliyorum kendimde. diğer enerjimi kitaplara yığıyorum mecburen.
sahici bir şekilde entry yazanlarıysa cidden tebrik etmek gerekir.
edit: aktif tanım sayım ile kalite içeriğime bakınca bana yeterli geldi ama yine de ortalamanın altında bi sayı...
sahici bir şekilde entry yazanlarıysa cidden tebrik etmek gerekir.
edit: aktif tanım sayım ile kalite içeriğime bakınca bana yeterli geldi ama yine de ortalamanın altında bi sayı...
devamını gör...
hayatım sen çok yoruldun bugün de evin işini ben yaparım diyen erkek
normal olması gereken erkektir.
ben hayatım sen çok yoruldun bugün de evin işini ben yapayım yemeği de dışarıdan söyleyelim derim mesela.
ben hayatım sen çok yoruldun bugün de evin işini ben yapayım yemeği de dışarıdan söyleyelim derim mesela.
devamını gör...
ordu
kalkınmada öncelikli yöreler içinde devlet yatırımının en az olduğu; doğu karadenizin en büyük fabrikası olan sagra'dan başka ciddi istihdam alanı olmayan güzel insanların yaşadığı, ünye gibi şirin bir ilçeye de sahip, doğa harikası güzel şehir.
devamını gör...
beynelmilel
sırrı süreyya önder'in yönetmenliğinin yanı sıra senaristliğini de yaptığı film 2006 yılında çekilmiş 2007 yılında ise gösterime girmiştir. başrollerinde özgü namal cezmi baskın umut kurt oynamıştır yine dilber ay oktay kaynarca gibi bir çok ünlü ismide filmde görmek mümkündür. 12 eylül darbesi sonrasında doğuda yerel halkın istibdat yönetimi ile ilişkilerini işlemiş ve yerel müzisyenlerin aile yaşantılarına yer vermiştir. komedi filmi olmasına rağmen duygusal yoğunluğu çok fazla olan sahneleri de yok değildir.
adıyamanda yerel müzisyenler olan gevendelerin sıkıyönetim komutanı tarafından düzenli bir orkestraya dönüştürülmeye çalışılması ile film sarpa sarmaya başlar. benim bu filme aşık olma sebeplerimden birisi ise daha önce hakkında yazdığım bacha bazi geleneğinin türkiye'de hala nasıl yaşatıldığına değiniyor olmasıdır. darbenin, kanlı, vurdulu kırdılı tüm süreçlerini ustaca bir şekilde anlatmış ama buna rağmen çok fazla şiddet sahnesine de yer vermemiştir. çok fazla ismin çok fazla kez ustalıkla hiciv edildiği filmin imbd puanı ise 7,2'dir.
devrimciyse canı yok mu?*
adıyamanda yerel müzisyenler olan gevendelerin sıkıyönetim komutanı tarafından düzenli bir orkestraya dönüştürülmeye çalışılması ile film sarpa sarmaya başlar. benim bu filme aşık olma sebeplerimden birisi ise daha önce hakkında yazdığım bacha bazi geleneğinin türkiye'de hala nasıl yaşatıldığına değiniyor olmasıdır. darbenin, kanlı, vurdulu kırdılı tüm süreçlerini ustaca bir şekilde anlatmış ama buna rağmen çok fazla şiddet sahnesine de yer vermemiştir. çok fazla ismin çok fazla kez ustalıkla hiciv edildiği filmin imbd puanı ise 7,2'dir.
devrimciyse canı yok mu?*
devamını gör...
dark tranquillity
dünyanın en iyi erkek vokalistlerinden birini* bünyesinde barındıran, her daim melodic death metal tarihinin en iyilerinden biri olarak kalacak müzik grubu.
devamını gör...
sözlüğün 1.yılının gelip çatması
kutlu ve mutlu olsun, yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekkür ederim. çok resmî bi giriş oldu biliyorum ama ne söylenir ki başka? * dün de dediğim gibi; sözlüğü sözlük yapan yazarlardır, bence teşekkürü onlar daha çok hak ediyor çünkü gemiyi yürüten onlardır. tamam, yönetime de teşekkür etmek lazım zira onlar da sözlükle ile ilgili olan sorunları halledip yazarların daha sağlıklı ve huzurlu şekilde yazmalarını sağlıyorlar lakin dediğim gibi gemiyi yürüten yine yazarlardır.
bazen nikaltı savaşları oldu bazen de sevgi pıtırcığı moduna girip sakin şekilde takıldık ama olsun, bunlar da sözlüğün tuzu biberidir kanımca.
çok saçmalamadan tanımıma son vermek istiyorum. umarım daha çok normal sözlük yaşı kutlarız, özel mesajda fingirdemek yerine* tanım girip sözlüğün akışını sağlayıp kalitesine kalite katarız.
sevgi ve saygıyla, herkese güzel bir gün diliyorum. şimdi koşturup duralım sözlükte, başlıklardan başlıklara atlayalım hadi bakalım. *
bazen nikaltı savaşları oldu bazen de sevgi pıtırcığı moduna girip sakin şekilde takıldık ama olsun, bunlar da sözlüğün tuzu biberidir kanımca.
çok saçmalamadan tanımıma son vermek istiyorum. umarım daha çok normal sözlük yaşı kutlarız, özel mesajda fingirdemek yerine* tanım girip sözlüğün akışını sağlayıp kalitesine kalite katarız.
sevgi ve saygıyla, herkese güzel bir gün diliyorum. şimdi koşturup duralım sözlükte, başlıklardan başlıklara atlayalım hadi bakalım. *
devamını gör...
afrika'nın bin yıllardır gelişmemesinin sebebi
kılışdar.
devamını gör...
göz teması
iletişimde önemli bir etkendir. karşıdaki kişiyi dinlediğimizi ve söylediklerine önem verdiğimizi gösterir. bazen ise ne kadar sinirli ve ciddi olduğumuzu göstermek için başvurduğumuz yöntemdir.
biriyle göz teması kurup anlattıklarımla, göz teması kurmadan anlattıklarım aynı olamaz. etkili ve verimli bir iletişim için imkanım varsa mutlaka göz teması kurarım. çünkü gözlerimizin de kendine özel evrensel bir dili var, neden kullanmayalım ki?
“gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır.”
-g.herbert
biriyle göz teması kurup anlattıklarımla, göz teması kurmadan anlattıklarım aynı olamaz. etkili ve verimli bir iletişim için imkanım varsa mutlaka göz teması kurarım. çünkü gözlerimizin de kendine özel evrensel bir dili var, neden kullanmayalım ki?
“gözlerin konuştuğu dil her yerde aynıdır.”
-g.herbert
devamını gör...
karacaoğlan
seni seven aşık, serinden geçer.
güzeller içinde yarim var deyi.
bülbül havalanmış / karac’oğlan.
bir gün olur, sen de ararsın beni,
şurda bir divane yarim var deyi.
neymiş efendim, karac’oğlan biraz çapkınmış! adam sevmeyi seviyor kardeşim. aşktır onunkisi aşk.
güzeller içinde yarim var deyi.
bülbül havalanmış / karac’oğlan.
bir gün olur, sen de ararsın beni,
şurda bir divane yarim var deyi.
neymiş efendim, karac’oğlan biraz çapkınmış! adam sevmeyi seviyor kardeşim. aşktır onunkisi aşk.
devamını gör...
şaka ise komik değilse daha da komik olan şeyler
arka sokakların hala bitmemesi.
devamını gör...
yağmur adam filminin ilham kaynağı
her ne kadar filmde işlenen sendrom otizm olsa da, kim peek adlı megasavant. (bkz: savant sendromu)
görsel hafızası nedeniyle son derece iyi bir hafızaya sahipti peek. ancak sosyal ilişkiler konusunda oldukça kötüydü ve bazı konuşmaları anlayamıyordu. sol gözüyle kitabın sol sayfasını, sağ gözüyle sağ sayfasını okuyarak 1 saat içinde bir kitabı ezberleyebiliyordu. 12.000 kitaptaki tüm kelimeleri ezberlemişti. bilgisayarların baş edebileceği türden hesaplamalar yapabiliyordu ama iq testi sonuçları 90 bile çıkmıyordu. yürümek, düğme iliklemek gibi konularda dahi başarılı olamıyordu. buna rağmen sorulan rastgele bir tarihin hangi güne denk geldiğini hemen söyleyebiliyordu*.
2 şehir arasındaki en iyi rotaları hemen belirleyebiliyordu çünkü atlasları da ezbere biliyordu. william shakespeare'in oyunlarını çok sevdiği için tiyatrolarına gidiyor ama oyunculardan biri bir repliği yanlış söylediğinde peek ayağa fırlayıp onu düzeltiyordu.
bu arada filmdeki oyun kâğıdı ve kumarhane sahneleri gerçek hayatla pek de alakalı değil. zira peek, buna benzer bir şeyi denemek isteyerek kendisini kumarhaneye sokmak isteyen senaristi reddetmiş ve bunun etik olmadığını söylemiştir.
peek 2009 yılında kalp krizinden öldü. rain man adlı filmin kazandığı oscar ödülü kendisine verilmiş ve peek hayatı boyunca her gittiği yere bu ödülü de götürmüştür.

görselin kaynağı
görsel hafızası nedeniyle son derece iyi bir hafızaya sahipti peek. ancak sosyal ilişkiler konusunda oldukça kötüydü ve bazı konuşmaları anlayamıyordu. sol gözüyle kitabın sol sayfasını, sağ gözüyle sağ sayfasını okuyarak 1 saat içinde bir kitabı ezberleyebiliyordu. 12.000 kitaptaki tüm kelimeleri ezberlemişti. bilgisayarların baş edebileceği türden hesaplamalar yapabiliyordu ama iq testi sonuçları 90 bile çıkmıyordu. yürümek, düğme iliklemek gibi konularda dahi başarılı olamıyordu. buna rağmen sorulan rastgele bir tarihin hangi güne denk geldiğini hemen söyleyebiliyordu*.
2 şehir arasındaki en iyi rotaları hemen belirleyebiliyordu çünkü atlasları da ezbere biliyordu. william shakespeare'in oyunlarını çok sevdiği için tiyatrolarına gidiyor ama oyunculardan biri bir repliği yanlış söylediğinde peek ayağa fırlayıp onu düzeltiyordu.
bu arada filmdeki oyun kâğıdı ve kumarhane sahneleri gerçek hayatla pek de alakalı değil. zira peek, buna benzer bir şeyi denemek isteyerek kendisini kumarhaneye sokmak isteyen senaristi reddetmiş ve bunun etik olmadığını söylemiştir.
peek 2009 yılında kalp krizinden öldü. rain man adlı filmin kazandığı oscar ödülü kendisine verilmiş ve peek hayatı boyunca her gittiği yere bu ödülü de götürmüştür.

görselin kaynağı
devamını gör...
kadın olmak bu kadar zor olmalı mı sorunsalı
kadın olmak zor mu? kesinlikle evet. sırf kadın olduğumuz için zorbalığa, aşağılamaya uğradığımız oluyor. bir erkek için gurur olabilecek bir eylem kadın yapınca namus yoksunluğuna dönüşüyor mesela. emek yok sayılıyor, daha az dikkate alınıyor. herkesin penceresinin baktığı perdesiz bir ev gibi çoğu kez kadın olmak. topluma açık, insanlar dahil olma hakları olmadığını bilse de durdurmuyor kendini. peki zor olan tek şey kadın olmak mı? kesinlikle hayır. bütün cinsiyetlerin, canlıların maruz kaldığı pek çok haksızlık var. erkekler de başkalarının rezilliğinin, suçunun bedelini ödemek zorunda kalıyor kim bilir kaç kez, kaç farklı alanda. bir kadına basit bir konuda yardım etmek isterken bile önce zararsızlığını ispatlamak zorunda kalıyor çoğu erkek. kadın tehdit sanmasın diye hızlıca yürüyüp önüne geçmeye çalışıyor sokakta. bir ilişki yaşamak istediğinde önce başka erkeklerin oluşturduğu o devasa duvarı yıkmaya çalışıyor. faili erkek olan her yeni olayda bir yük daha biniyor omzuna erkeğin, onun da tersini kanıtlamak zorunda kalıyor. nasıl kadın başka kadınların davranışından sorumlu tutuluyorsa erkek de sorumlu oluyor. nasıl kadına "kadındır ağlar." deniyorsa erkeğe de "erkek adam ağlamaz." deniyor. eşitsizliklerin, zorbalıkların, suçlamaların şiddetti tartışılabilir ama her şeyin tek mağduru kadın değil, kadın olmak değil.
devamını gör...
orhan veli kanık
deli eder insanı bu dünya;
bu gece, bu yıldızlar, bu koku,
bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç.
bu gece, bu yıldızlar, bu koku,
bu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç.
devamını gör...
erguvan
yapraklanmadan önce nisan ayı sonuyla mayıs ayı başında, birkaç haftalığına baharın müjdecisi kabul edilen morumsu pembe renkte çiçekler açar. ama biz daha çok istanbul'un büyüleyici sembollerinden olduğunu biliriz.
devamını gör...
a şehrinden b şehrine giden araç
her türlü problem olmuş ve olacak araçtır.
devamını gör...
kendime not
bugun şöyle bir söz işittin canım kendim
"gelecek planlar yapıp ya olmazsa diye kaygı yaratabiliceğin bir şey değil kızım. bu kadar ince detay ile plan yapamazsın bazı şeyler oluruna varır her şeyi kontrol edemezsin. gelecek böyle bir şey yavrum." *
bu kadar mükemmeliyetçi ve planlı olma canım kendim.
"gelecek planlar yapıp ya olmazsa diye kaygı yaratabiliceğin bir şey değil kızım. bu kadar ince detay ile plan yapamazsın bazı şeyler oluruna varır her şeyi kontrol edemezsin. gelecek böyle bir şey yavrum." *
bu kadar mükemmeliyetçi ve planlı olma canım kendim.
devamını gör...
cemre demirel
yıllardır severek takip ederdim bu vatandaşı ama sığırın önde koşanı bayrak sallayanı olduğunu anlamam çok uzun sürdü.
devamını gör...
omletli pilav
turist dilinde omurice olarak geçen, bir yakın asya ve dahi uzak doğu uyarlaması, pirinç pilavı ile omletten oluşan, karma bir lezzettir.
tarifi ve uyarlama stili, ustadan ustaya değiştiği gibi ve ülkeden ülkeye de değişkenlik gösterir.
misal: japonya'da, tavuk, bezelye, soğan, soya sosu kullanılıp, omlet cilbir tarzında hazırlanırken;
güney kore'de pirinç, beyaz pişirilir, omlet daha katıdır ve üzerine ketçap sıkılır;
tayland, tayvan ve çin'de deniz ürünlerine ek soyalı ve soyasız olarak hazırlanır ve genellikle ketçap kullanılmaz*;
ve tabii hindistan'da,
pakistan ve afganistan'da (kısmi yakın asya da olsa) biraz daha baharatlı ve daha az soslu olarak hazırlanır. ve bu onlar için vazgeçilmez bir sokak lezzetidir.
japonya ve güney kore hariç diğer ülkelerde omlet, pilavla içiçe yedirilmiş, karıştırılmış vaziyette servis edilirken; kore ve japonya'da pilav alta, omlet üste konur. çeşitli stillerinde pilav, kuru omletin arasına sarılır...
şimdi eyyh hincime, o kadar anlattın da, sen hangisini tercih ediyorsun? derseniz, bana japonya'nınki bi'tık el sallamadı değil. fakat temizliğine güvensem hindistan'daki de bağırıyor. amma ve lakin her birini, gidip yerinde test etmeliyim. dedim ve bunu da yapılacaklar listeme tevcih ediverdim.
haa bir de, bu değişik lezzetin asıl sahibi, membağı kim? derseniz, işte asıl sorun da orada çıkıyor. kore ve japonya her zamanki gibi sen benden çaldın, sen benden çaldın tartışmasında birbirini yiyedursun, arap chefler bu tartışmaya hiç karışmıyor asıl bizden çıktı demeye tenezzül dahi etmiyor. her iki asya cenahının chefleri de, durumu kotarmayı bilmiş ve bundan nemalanmayı ve turistler aracılığıyla voleyi vurmayı başarmış mı evet hem nasıl başarmış.. .
bakınız efendim şu japon ustanın şaheserine. insanın canı nasıl çekmesin..
tarifi ve uyarlama stili, ustadan ustaya değiştiği gibi ve ülkeden ülkeye de değişkenlik gösterir.
misal: japonya'da, tavuk, bezelye, soğan, soya sosu kullanılıp, omlet cilbir tarzında hazırlanırken;
güney kore'de pirinç, beyaz pişirilir, omlet daha katıdır ve üzerine ketçap sıkılır;
tayland, tayvan ve çin'de deniz ürünlerine ek soyalı ve soyasız olarak hazırlanır ve genellikle ketçap kullanılmaz*;
ve tabii hindistan'da,
pakistan ve afganistan'da (kısmi yakın asya da olsa) biraz daha baharatlı ve daha az soslu olarak hazırlanır. ve bu onlar için vazgeçilmez bir sokak lezzetidir.
japonya ve güney kore hariç diğer ülkelerde omlet, pilavla içiçe yedirilmiş, karıştırılmış vaziyette servis edilirken; kore ve japonya'da pilav alta, omlet üste konur. çeşitli stillerinde pilav, kuru omletin arasına sarılır...
şimdi eyyh hincime, o kadar anlattın da, sen hangisini tercih ediyorsun? derseniz, bana japonya'nınki bi'tık el sallamadı değil. fakat temizliğine güvensem hindistan'daki de bağırıyor. amma ve lakin her birini, gidip yerinde test etmeliyim. dedim ve bunu da yapılacaklar listeme tevcih ediverdim.
haa bir de, bu değişik lezzetin asıl sahibi, membağı kim? derseniz, işte asıl sorun da orada çıkıyor. kore ve japonya her zamanki gibi sen benden çaldın, sen benden çaldın tartışmasında birbirini yiyedursun, arap chefler bu tartışmaya hiç karışmıyor asıl bizden çıktı demeye tenezzül dahi etmiyor. her iki asya cenahının chefleri de, durumu kotarmayı bilmiş ve bundan nemalanmayı ve turistler aracılığıyla voleyi vurmayı başarmış mı evet hem nasıl başarmış.. .
bakınız efendim şu japon ustanın şaheserine. insanın canı nasıl çekmesin..
devamını gör...
sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

saat 23.00 civarı misafirlerin bir bölümü gitti ve ben yavaştan odama kaçayım moduna girdim. derken abim gel şunu bir tut banu dedi. kendisine gündüz tadilatlık bir iki iş var yardım edersin demiştim. o da duşa kabinin kopan parçasından başlayayım demiş. evet o saatte. çağırdı henüz daha beş dakika olmamıştı ki duşa kabinin bir kanadı tuzla buz. banyo içi dışı her yer ama her yer. ben tabi ani bir refleksle kendimi geri attım abim benim kadar şanslı değildi. eli, kolu, ayak parmakları kesilmiş. yerdeki kanları görmemle kendimden geçmem bir oldu. tabi çok fazla geçemedim malum her yer cam, kontrollü bir geçiş oldu.
bu saate kadar bilin bakalım ne yaptık?
o kan ben ter içinde duşa kabinin cam kırıklarını topladık. nalet kürek sen kaybol. aradığın nesne hele ki böyle bir durumdaysa asla bulunmaz. evdeki iki kürekte yer yarılmış ay ne hoş az gidekte mağmada sıcak sıcak tatil yapak demiş.
banyoyu temizleme çabamız bir yana sürekli üst üste gelen terslikler bir yana benim durdurak bilmeyen şapır şapır akan terlerim bir yana. o an şunu yapmak istedim. dedim banu ne kaybedersin gir buzdolabına kapa kapağı kimse de bulamasın seni yaşa git. bakarsın evdekilerde bıkar ve durulur.
uykumun olması, yorgun olmam dışında sürekli evde birilerinin banu şu nerde banu bu ne olacak banu onu getir sözleri vsvs bilmiyorum ulan diye bağırıp buzdolabının serin kollarına kendimi teslim etmek istedim. eve hala tam yerleşmedim hala açılmamış kutularım var ve açılmış olanların bile tam olarak nereye açılmış olduğunu o kafayla idrak edemiyorum.
adama diyorum ki bak ayağın özellikle bayağı kanıyor çık pansuman yapalım yok arkadaş inat etti çıkmıyor. şarzlıyı getir, pense getir. hala bir şeyleri sökme derdinde neymiş duşa kabinin altına cam parçaları gitmiş onlar yarın su çarptıkça dışarı çıkar ayağa batarmış. hayır neden anlamak istemiyorsun bu duşa kabin öldü zaten ben en geç bayramdan sonra onu değiştireceğim. inat etti ve beni başında yarım saat öncesine kadar tuttu. dur demedi hoş ama ben durmadığım an evde bir kaos hakimdi.
benim bugünlük dramım bu kadar.
herkeslere iyi geceler...
devamını gör...
