orijinal adı: disgrace
yazar: j.m. coetzee
yayım yılı: 1999
profesör david lurie bir kız öğrencisiyle ilişkiye girmesinin ardından kendinden savunma isteninca tüm yaşamını geride bırakıp güney afrika'daki kızı lucy'nin yanına yerleşir. burada yeni yaşamına ve çevresindeki bambaşka kültüre adapte olması gerekmektedir.
yazar: j.m. coetzee
yayım yılı: 1999
profesör david lurie bir kız öğrencisiyle ilişkiye girmesinin ardından kendinden savunma isteninca tüm yaşamını geride bırakıp güney afrika'daki kızı lucy'nin yanına yerleşir. burada yeni yaşamına ve çevresindeki bambaşka kültüre adapte olması gerekmektedir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "scaremongering" tarafından 25.10.2022 01:53 tarihinde açılmıştır.
1.
j m coetzee'nin 1999 senesinde yayınlanan ve can yayınları'ndan çıkan kitabı. benimse michael k yaşamı ve yaşadığı dönem'den sonra, yazarın okuduğum ikinci kitabı. michael k elimde tam 35 gün süründüğünden, utanç'a elim gitmiyordu. bir yandan da michael k'nın amiyane tabirle kafası sonradan geldi.* bu sene okuduğum en çarpıcı kitaplardan biriydi. o yüzden bir gayret başladım.
kabaca bahsedeceksek eğer, kitap öğrencisi ile ilişkiye girmesi nedeniyle görevine son verilen bir profesörün, güney afrika'da taşrada yaşayan kızının yanına gitmesi ve bu iki yaşamın birbiri ile kaynaşması ve hatta çatışması üzerinden ilerliyor.
profesör david'in öğrencisi ile ilişki yaşadığı ortaya çıkınca savunma yapması bekleniyor. o da reddediyor bunu. aslında ilişkiye girmek diyip duruyoruz ama asla kafamda netleşmeyen durumlar var. kızın asla karşı koymaması ama aynı zamanda asla bu ilişkiyi istememesi gibi. david'in başından sonuna dek bu durumun farkında olması gibi. kendisine iletişim bilgilerini vermeyen öğrencisine ait bilgileri okuldan edinmesi gibi. kızı çat diye araması, pat diye evine gitmesi gibi. altında kıpırtısız yatan, kendisine yönelik en ufak bir arzu duymayan bir bedeni kullanması gibi. kızın yanından ayrılıp arabasına döndüğünde, yaşananlar yüzünden kızın kendisini ne kadar berbat ve kirlenmiş hissedeceğini tahmin etmekten öte bilmesi gibi... şimdi adam tüm bunların farkında olmadığı bir esriklik içinde olsa buna tecavüz demeyiz herhalde. ama kurguda, kız çığlıklar da atsa, kendisine karşı da koysa "o zaman kesin dururdu" diyemediğimiz bir adam var. orada belki bir fiziksel cebelleşme olmasa da sözlerle de istenmediği beyan edilen bir birliktelik var. hukuki anlamda bu ne oluyor bilmiyorum. etik anlamda ne oluyor onu da bilmiyorum ama korkunç bir şey olduğunu biliyorum. devamında david'in "bir fikri savunmak" , "arzularını savunmak" diye suratımıza sıvadığı (ben böyle düşünüyorum) kibri var.
neyse işte gidiyor kızının yanına. birlikte yaşıyorlar ve bir gün 3 adam tarafından saldırıya uğruyorlar. genç kadın (lurie) bu üç adamın da tecavüzüne uğruyor. david'i de kafasından aşağı alkol döküp ateşe vermeye falan kalkıyorlar. para edecek birkaç bir şeylerini çalıp ortadan kayboluyorlar.
lurie'nin yaşadığı donuk ve depresif dönem, polise gitmeyişi, babasının ısrarlarına rağmen ülkeden gitmeyişi, her şey çok karmaşık. ama anlayabiliyorum. tecavüz kadar büyük bir manevi ve fiziksel bir şiddet söz konusu olduğunda insanı örseleyen şey eylemin kendisi olmuyor. bununla başa çıkılabilir. bu mekanik olayla başa çıkılabilir yani. orada esas büyük darbe insanın varlığının ortadan silinmesi. hayatında hiçbir şeyi kontrol edemeyen insan, baş kaldırmak isteyen ama buna imkanı olmayan insan ne yapar? kontrol edebileceği tek şey kendi bedeni olur, orası onun kişisel alanıdır, orada hükmü kendisi verecektir, bu bazen toplumsal bir şeyi protesto etmek için bile yapılır: (bkz: açlık grevi),(bkz: self harm),(bkz: yeme bozuklukları). (tabii bunların tek ve mutlak motivasyonu kontrol ve güç arzusu olmak zorunda değil) ancak tecavüz kişiyi özneden nesneye indirger. tecavüz bu yüzden bu kadar tahrip edicidir. hatta (bana kalırsa) düzenli olarak çok yoğun bir şekilde işkenceye maruz kalmak da benzer sebeplerle çok tahrip edicidir. işte bu yüzden böyle bir durumda kişi çok yoğun bir utanç duyar, kendisiyle alakalı imajı sarsılır, ve bununla yüzleşme veya bu konuda "hakkını arama" yolları mantıklı olmaz.
elbette ben burada işte tecavüze uğradığını iddia eden kadından bir darp raporu istenmesin, bir hekim kontrolünden geçirilmesin diyemem. çünkü bu ne adil olur ne de makul, farkındayım ki o zaman kadının elinde de canını sıkan için gidip "aha bu adam bana tecavüz etti" deme imkanı olur. aklı başında hiçbir kadının bunu yapmayacağına emin olsam da, herkesin aklı başında olmadığının farkındayım. ama böyle bir durumda (özellikle genç yaşlarda), bir kadının yapmak isteyeceği ilk şey muhtemelen arınmak olacaktır, yapmak isteyeceği ikinci şeyse rahat bırakılmak olacaktır. çok ağır bir süreç, bizimki gibi faturayı kadına çıkaran (o saatte neden oradaymış? neden elin adamıylaymış? neden dekoltesi varmış?) bir toplumda, bir anda ailenizle, çevrenizle, hatta sosyal medya imkanları sayesinde neredeyse bütün toplumla mücadele etmek zorunda kalırsınız. ve her kadın bunu bilir.
kurguya dönersek, lurie bir de hamile kalıyor. david kızının neden o ülkede kalmakta ısrar ettiğini anlamıyor, neden o çocuğu aldırmak istemediğini de anlamıyor. anladığını düşünüyor, anlamayı deniyor ama yapamıyor. öte yandan yaşananlar sonucunda kendi yaptıklarını değerlendirip gerçek, derin bir pişmanlık duydu mu diye sorarsanız, ben okur olarak ondan da emin değilim ama en azından "arzularını" kontrol etmeye niyet ediyor ve geç de olsa öğrencisinin ailesine giderek insanlardan özür diliyor.
çok kasvetli kitaptı. galiba coetzee kasvetli bir yazar, öteki kitabı da çok kasvetliydi çünkü... ama ya daha kötüsüne hazırlıklı olduğumdan, ya da utanç biraz daha aşina olduğum bir olay etrafında döndüğünden çok daha kolay okudum. tabi günümü mahvetmedi diyemeyiz...
kabaca bahsedeceksek eğer, kitap öğrencisi ile ilişkiye girmesi nedeniyle görevine son verilen bir profesörün, güney afrika'da taşrada yaşayan kızının yanına gitmesi ve bu iki yaşamın birbiri ile kaynaşması ve hatta çatışması üzerinden ilerliyor.
profesör david'in öğrencisi ile ilişki yaşadığı ortaya çıkınca savunma yapması bekleniyor. o da reddediyor bunu. aslında ilişkiye girmek diyip duruyoruz ama asla kafamda netleşmeyen durumlar var. kızın asla karşı koymaması ama aynı zamanda asla bu ilişkiyi istememesi gibi. david'in başından sonuna dek bu durumun farkında olması gibi. kendisine iletişim bilgilerini vermeyen öğrencisine ait bilgileri okuldan edinmesi gibi. kızı çat diye araması, pat diye evine gitmesi gibi. altında kıpırtısız yatan, kendisine yönelik en ufak bir arzu duymayan bir bedeni kullanması gibi. kızın yanından ayrılıp arabasına döndüğünde, yaşananlar yüzünden kızın kendisini ne kadar berbat ve kirlenmiş hissedeceğini tahmin etmekten öte bilmesi gibi... şimdi adam tüm bunların farkında olmadığı bir esriklik içinde olsa buna tecavüz demeyiz herhalde. ama kurguda, kız çığlıklar da atsa, kendisine karşı da koysa "o zaman kesin dururdu" diyemediğimiz bir adam var. orada belki bir fiziksel cebelleşme olmasa da sözlerle de istenmediği beyan edilen bir birliktelik var. hukuki anlamda bu ne oluyor bilmiyorum. etik anlamda ne oluyor onu da bilmiyorum ama korkunç bir şey olduğunu biliyorum. devamında david'in "bir fikri savunmak" , "arzularını savunmak" diye suratımıza sıvadığı (ben böyle düşünüyorum) kibri var.
neyse işte gidiyor kızının yanına. birlikte yaşıyorlar ve bir gün 3 adam tarafından saldırıya uğruyorlar. genç kadın (lurie) bu üç adamın da tecavüzüne uğruyor. david'i de kafasından aşağı alkol döküp ateşe vermeye falan kalkıyorlar. para edecek birkaç bir şeylerini çalıp ortadan kayboluyorlar.
lurie'nin yaşadığı donuk ve depresif dönem, polise gitmeyişi, babasının ısrarlarına rağmen ülkeden gitmeyişi, her şey çok karmaşık. ama anlayabiliyorum. tecavüz kadar büyük bir manevi ve fiziksel bir şiddet söz konusu olduğunda insanı örseleyen şey eylemin kendisi olmuyor. bununla başa çıkılabilir. bu mekanik olayla başa çıkılabilir yani. orada esas büyük darbe insanın varlığının ortadan silinmesi. hayatında hiçbir şeyi kontrol edemeyen insan, baş kaldırmak isteyen ama buna imkanı olmayan insan ne yapar? kontrol edebileceği tek şey kendi bedeni olur, orası onun kişisel alanıdır, orada hükmü kendisi verecektir, bu bazen toplumsal bir şeyi protesto etmek için bile yapılır: (bkz: açlık grevi),(bkz: self harm),(bkz: yeme bozuklukları). (tabii bunların tek ve mutlak motivasyonu kontrol ve güç arzusu olmak zorunda değil) ancak tecavüz kişiyi özneden nesneye indirger. tecavüz bu yüzden bu kadar tahrip edicidir. hatta (bana kalırsa) düzenli olarak çok yoğun bir şekilde işkenceye maruz kalmak da benzer sebeplerle çok tahrip edicidir. işte bu yüzden böyle bir durumda kişi çok yoğun bir utanç duyar, kendisiyle alakalı imajı sarsılır, ve bununla yüzleşme veya bu konuda "hakkını arama" yolları mantıklı olmaz.
elbette ben burada işte tecavüze uğradığını iddia eden kadından bir darp raporu istenmesin, bir hekim kontrolünden geçirilmesin diyemem. çünkü bu ne adil olur ne de makul, farkındayım ki o zaman kadının elinde de canını sıkan için gidip "aha bu adam bana tecavüz etti" deme imkanı olur. aklı başında hiçbir kadının bunu yapmayacağına emin olsam da, herkesin aklı başında olmadığının farkındayım. ama böyle bir durumda (özellikle genç yaşlarda), bir kadının yapmak isteyeceği ilk şey muhtemelen arınmak olacaktır, yapmak isteyeceği ikinci şeyse rahat bırakılmak olacaktır. çok ağır bir süreç, bizimki gibi faturayı kadına çıkaran (o saatte neden oradaymış? neden elin adamıylaymış? neden dekoltesi varmış?) bir toplumda, bir anda ailenizle, çevrenizle, hatta sosyal medya imkanları sayesinde neredeyse bütün toplumla mücadele etmek zorunda kalırsınız. ve her kadın bunu bilir.
kurguya dönersek, lurie bir de hamile kalıyor. david kızının neden o ülkede kalmakta ısrar ettiğini anlamıyor, neden o çocuğu aldırmak istemediğini de anlamıyor. anladığını düşünüyor, anlamayı deniyor ama yapamıyor. öte yandan yaşananlar sonucunda kendi yaptıklarını değerlendirip gerçek, derin bir pişmanlık duydu mu diye sorarsanız, ben okur olarak ondan da emin değilim ama en azından "arzularını" kontrol etmeye niyet ediyor ve geç de olsa öğrencisinin ailesine giderek insanlardan özür diliyor.
çok kasvetli kitaptı. galiba coetzee kasvetli bir yazar, öteki kitabı da çok kasvetliydi çünkü... ama ya daha kötüsüne hazırlıklı olduğumdan, ya da utanç biraz daha aşina olduğum bir olay etrafında döndüğünden çok daha kolay okudum. tabi günümü mahvetmedi diyemeyiz...
devamını gör...
"utanç (kitap)" ile benzer başlıklar
utanç
5
