1.
stanley milgram'in 1961'de yaptığı bu oldukça korkunç deney insanların otoriteye ne kadar boyun eğdiğini gözler önüne serdiği çarpıcı bir deneydir.
deneye başlamadan önce, gazete ilanı ile 25-50 yaş arası insanlar arandı. herhangi bir şart yoktu. sadece ilk deneyde katılımcıların hepsi erkeklerden seçildi. katılımcılara deneyin ‘cezanın öğrenmedeki etkileri’ üzerine olduğu söylendi. ve ikinci bir katılımcının daha olduğu belirtildi.
ilk olarak kura ile bir ‘öğretmen’ ve bir ‘öğrenci’ seçileceği açıklandı. ancak ikinci katılımcı, deney grubunun elemanıydı ve her iki kağıtta da ‘öğretmen’ yazıyordu. dolayısıyla gerçek katılımcının öğretmen rolünde olması kaçınılmazdı. ‘öğrenci’ ile ‘öğretmen’ birbirinin sesini duyabileceği ancak birbirini göremeyeceği farklı odalarda yer aldılar. deneyin asıl amacında otoriter figürü temsil eden, özellikle sert ve disiplinli görünen deney gözlemcisi, deney boyunca katılımcının (öğretmenin) yanında kaldı. deney başlamadan önce katılımcıya, öğrencinin çekeceği acıyı öngörebilmesi için 45 voltluk bir elektro şok uygulandı.
deney boyunca, öğretmen öğrenciye öğrenmesi için sözcükler listesini bildiriyor ve bu sözcükleri öğrenip öğrenmediğini sorarak kontrol etti, her yanlış cevapta ceza olarak öğretmen, öğrenciye, bağlı olduğu makine ile her seferinde artan miktarda elektroşok uyguladı. gerçekte ise şok uygulanmıyordu. işbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. voltajın birkaç defa artırılmasından sonra (bu, genelde 150 volttu) aktör, kendisini yan odadaki katılımcıdan ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu.
denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine sert gözlemci tarafından aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuldu:
1. lütfen devam edin.
2. deney için devam etmeniz gerekiyor.
3. devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
4. başka seçeneğiniz yok, devam etmek “zorundasınız”.
denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyor, tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.
milgram’ın ilk deney dizisinde katılımcıların % 65’inin (40 katılımcıdan 26’sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorguladı, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylediler. katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.
milgram deney sonuçlarını şöyle değerlendirdi; “sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.”
milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “itaatin tehlikeleri”nde (ing.: the perils of obedience) özetledi:
itaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. yale üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. yetişkin insanların, bir erk makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.
sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.
deneye başlamadan önce, gazete ilanı ile 25-50 yaş arası insanlar arandı. herhangi bir şart yoktu. sadece ilk deneyde katılımcıların hepsi erkeklerden seçildi. katılımcılara deneyin ‘cezanın öğrenmedeki etkileri’ üzerine olduğu söylendi. ve ikinci bir katılımcının daha olduğu belirtildi.
ilk olarak kura ile bir ‘öğretmen’ ve bir ‘öğrenci’ seçileceği açıklandı. ancak ikinci katılımcı, deney grubunun elemanıydı ve her iki kağıtta da ‘öğretmen’ yazıyordu. dolayısıyla gerçek katılımcının öğretmen rolünde olması kaçınılmazdı. ‘öğrenci’ ile ‘öğretmen’ birbirinin sesini duyabileceği ancak birbirini göremeyeceği farklı odalarda yer aldılar. deneyin asıl amacında otoriter figürü temsil eden, özellikle sert ve disiplinli görünen deney gözlemcisi, deney boyunca katılımcının (öğretmenin) yanında kaldı. deney başlamadan önce katılımcıya, öğrencinin çekeceği acıyı öngörebilmesi için 45 voltluk bir elektro şok uygulandı.
deney boyunca, öğretmen öğrenciye öğrenmesi için sözcükler listesini bildiriyor ve bu sözcükleri öğrenip öğrenmediğini sorarak kontrol etti, her yanlış cevapta ceza olarak öğretmen, öğrenciye, bağlı olduğu makine ile her seferinde artan miktarda elektroşok uyguladı. gerçekte ise şok uygulanmıyordu. işbirlikçi denek gerçek denekten ayrıldığı zaman, geçtiği odada elektroşok makinesine bütünleştirilmiş bir ses kayıt cihazını çalıştırıyordu, bu cihaz da her şok seviyesine karşılık önceden kaydedilmiş bir çığlık sesini çalıyordu. voltajın birkaç defa artırılmasından sonra (bu, genelde 150 volttu) aktör, kendisini yan odadaki katılımcıdan ayıran duvarı yumruklamaya başlıyordu.
denek herhangi bir noktada deneyi durdurma isteğini ifade ettiği zaman kendisine sert gözlemci tarafından aşağıdaki sırayı takip eden sözlü uyarılarda bulunuldu:
1. lütfen devam edin.
2. deney için devam etmeniz gerekiyor.
3. devam etmeniz kesinlikle çok önemli.
4. başka seçeneğiniz yok, devam etmek “zorundasınız”.
denek bu dört uyarıdan sonra bile hala durmak istediğini ifade ederse deney durduruluyor, tersi durumda ise deney ancak denek en yüksek şok olan 450 voltu 3 kere art arda uyguladıktan sonra durduruluyordu.
milgram’ın ilk deney dizisinde katılımcıların % 65’inin (40 katılımcıdan 26’sının) deneydeki en yüksek gerilim olan 450 voltu, her ne kadar epey huzursuzluk hissetmiş olsalar da, uyguladıkları görüldü. hepsi deneyin bir noktasında durup deneyi sorguladı, hatta bazıları kendilerine ödenen parayı geri vereceklerini söylediler. katılımcılardan hiçbiri 300 volt seviyesinden önce şok uygulamaktan tereddütsüzce vazgeçmedi.
milgram deney sonuçlarını şöyle değerlendirdi; “sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.”
milgram ulaştığı sonuçları 1974 tarihli makalesi “itaatin tehlikeleri”nde (ing.: the perils of obedience) özetledi:
itaatin hukuksal ve felsefesel açılardan devasa önemi bulunmaktadır, ancak bunlar çoğu insanın somut durumlarda nasıl davrandığı konusunda fazla bilgi vermez. yale üniversitesinde sıradan bir insanın sadece bir deney bilimcisinden aldığı emirle başka bir insana ne kadar acı çektireceğini ölçmek için basit bir deney düzenledim. katılan deneklerin güçlü vicdani duyguları ile saf otoriteyi çeliştirdim, ve kurbanların acı dolu çığlıklarının eşliğinde genellikle otorite kazandı. yetişkin insanların, bir erk makamının komutası doğrultusunda her şeyi göze almakta gösterdikleri aşırı isteklilik, çalışmamızın acilen açıklama gerektiren en önemli bulgusudur.
sadece görevlerini yapan, kendi başlarına vahşi işlere kalkışmayan sıradan insanlar, korkunç bir yok etme işleminin bir parçası olabilmekteler. ek olarak, yaptıkları işin yıkıcı sonuçlarını apaçık görmelerine rağmen, temel ahlaki değerleriyle çelişen bu görevlerde pek az kişinin otoriteyi reddetme potansiyeli olduğu görüldü.
devamını gör...
2.
bir otoriteye uyma uğruna vicdanın nasıl da geride bırakılabileceğinin kanıtıdır.
devamını gör...
3.
2001 tarihli "das experiment" ve 2014 tarihli "the experiment" isimli filmlere ilham kaynağı olan deneydir.
2001 tarihli orjinal alman yapımı filmi daha güzeldir.
2001 tarihli orjinal alman yapımı filmi daha güzeldir.
devamını gör...
4.
milgram deneyi: itaat dersleri
1960’larda yale üniversitesi’nde bir psikolog olan stanley milgram, itaat üzerine korkutucu bir dizi deney gerçekleştirdi.
milgram, bir durumun bir kişinin bilincini nasıl etkisi altına alabileceğini gösterdi.
bulguları; yahudi soykırımı, my lai katliamı ve ruanda’daki soykırım gibi zamanımızın bazı büyük vahşetlerini açıklamak için kullanıldı.
milgram, erkek ve kadın deneklerini hukukçuları, itfaiyecileri ve inşaat işçilerini içine alacak şekilde hayatın tüm alanlarından seçti. hepsi, saati 4.50 dolara, öğrenme ve cezalandırma üzerine bir deneye katılmaya hazırdı. denekler, görüş alanı dışında olan ama yan odadan duyabilen bir “öğreniciye”, bir çağrışım sözcükleri listesini okuyan “öğretici” olarak davranmak üzere, beyaz önlüklü bir doktor tarafından yönlendirildiler. eğer öğrenici bir çağrışımı yanlış algılarsa, o zaman öğreticiden her bir yanlış cevabın arkasından öğreniciye voltajı arttırarak elektrik şoku vermesi istendi.
ilk şok, “hafif şok – 15 volt”, sonucusu “tehlike: ciddi şok – 450 volt” olarak etiketlendi.
elbette, gerçek deney, ne kadar cezalandırmayı üstlenebileceklerini görmek üzere öğreticiler üzerineydi.
bir oyuncu olan öğrenici, 180 voltta acıya dayanamayacağını feryatlarla iletiyordu, 300 voltta katılmayı reddediyordu, 330 voltta sessizlik vardı.
stanley milgram’ı şaşırtan şey ise deneklerin % 65’inin, öğrenicinin hafif bir kalp sorunu olduğu söylenmesine rağmen sonuna kadar gidip 450 volta basmalarıydı.
öğreticilerin pek çoğu ciddi şekilde rahatsız olmuştu –bolca terleyerek ve dudaklarını ısırarak– ama beyaz önlüklü deneycinin kışkırtmasıyla, ahlaki vicdanlarına rağmen devam ettiler.
milgram’ın bulgusu, 1960’ların akademi camiasını hem etik açıdan tartışmalı yöntemleri hem de ürkütücü sonuçlarıyla dehşete düşürdü. ama bu araştırma, sıradan insanların otoritenin varlığı ile insanlık dışı hareketler yapmak üzere harekete geçirilebileceğini açıkça gösterdi.
milgram aynı zamanda deneğin psikolojik olarak kurbandan uzakta olmasıyla, daha çok acıya neden olacak emirleri daha rahat uyguladıklarını keşfetti. öğreticilerden sadece soruları okuyan ama şokları yönetmeyenlerin % 90’ı deneyi tamamladı. ancak şokları yönetmek üzere öğreniciyle temas kuranların yalnızca % 30’u 450 volta kadar çıktı.
devamını gör...
5.
1960'lı yıllarda psikolog stanley milgram'ın gerçekleştirdiği deney olarak bilinir.
milgram deneyi (milgram experiment)
1961-62 yıllarında yale üniversitesi’nden stanley milgram adlı bir sosyal psikolog, savaş suçlularının ‘ben sadece görevimi yerine getirdim’ şeklindeki savunmalarından sonra bir deney yapmaya karar vermiştir. bu deney ‘otoriteye itaat deneyi’ olarak da bilinir.
bu deneye göre; katılımcılar deneyde öğretmen-öğrenci olarak 2 gruba ayrılacaklarını ve bunun kurayla belirlendiğini düşünmektedir. aslında test edilen denekler sadece öğretmen olur ve öğrenci olarak seçildiği söylenen kişiler ise oyuncudur. bu deneyde katılımcıya hafıza testi içeren kağıtlar verilir. bu testi karşısındaki öğrenciye uygulayıp her yanlış cevabında 15 volt elektrikle başlamak üzere elektrik vermesi söylenir. ne kadar yanlış yaparsa 15 volt daha yükselterek elektrik vermesi konusunda direktifler verilir. deney sırasında, deneyi bırakmak isteyen katılımcılardan devam etmesi rica edilir.
deneyin sonucuna göre farklı ekonomik ve kültürel ortamlardan seçilen 40 katılımcıların hiç birinin 300 volttan önce deneyi terk etmediği gözlemlenmiştir. 40 katılımcıdan 24’ü 450 volta kadar çıkmıştır. deney; princeton, münih, roma, güney afrika ve avusturalya’da tekrarlandığında 450 volta çıkan katılımcıların %85 e ulaştığı gözlemlenmiştir. bu deneyin bulgularına göre en masum insanların bile uygun ortamda bulunduklarında kişilik değişimine uğrayabildikleri kanıtlanmıştır.
www.monapsikoloji.com/en-il...
milgram deneyi (milgram experiment)
1961-62 yıllarında yale üniversitesi’nden stanley milgram adlı bir sosyal psikolog, savaş suçlularının ‘ben sadece görevimi yerine getirdim’ şeklindeki savunmalarından sonra bir deney yapmaya karar vermiştir. bu deney ‘otoriteye itaat deneyi’ olarak da bilinir.
bu deneye göre; katılımcılar deneyde öğretmen-öğrenci olarak 2 gruba ayrılacaklarını ve bunun kurayla belirlendiğini düşünmektedir. aslında test edilen denekler sadece öğretmen olur ve öğrenci olarak seçildiği söylenen kişiler ise oyuncudur. bu deneyde katılımcıya hafıza testi içeren kağıtlar verilir. bu testi karşısındaki öğrenciye uygulayıp her yanlış cevabında 15 volt elektrikle başlamak üzere elektrik vermesi söylenir. ne kadar yanlış yaparsa 15 volt daha yükselterek elektrik vermesi konusunda direktifler verilir. deney sırasında, deneyi bırakmak isteyen katılımcılardan devam etmesi rica edilir.
deneyin sonucuna göre farklı ekonomik ve kültürel ortamlardan seçilen 40 katılımcıların hiç birinin 300 volttan önce deneyi terk etmediği gözlemlenmiştir. 40 katılımcıdan 24’ü 450 volta kadar çıkmıştır. deney; princeton, münih, roma, güney afrika ve avusturalya’da tekrarlandığında 450 volta çıkan katılımcıların %85 e ulaştığı gözlemlenmiştir. bu deneyin bulgularına göre en masum insanların bile uygun ortamda bulunduklarında kişilik değişimine uğrayabildikleri kanıtlanmıştır.
www.monapsikoloji.com/en-il...
devamını gör...
6.
çoğunluğun otoriteye itaat bağlamında okuduğu bu deneyi zorbalığın deneyi hatta akran zorbalığının deneyi olarak değerlendirenler de vardır.
devamını gör...
7.
benzeri gözlemler, işkence anlatılı roman ve öykülere de konu olmuştur. otoriteye başkaldırı, cesaret, direnç ve savaş yanlısı kişilik erdemleri, pek az insanda bulunmaktadır. toplumların kültür, gelenek, eğitim vb tarihi birikimlerine de bağlı olarak, sivil itaat, süreç içerisinde evrensel insani erdemlerden arınmakta ve görünür egemen güçten yana işlemektedir. toplumlar bu süreçte din afyonu ile uyuşturularak otoriteye itaate hazırlanmaktadır.
devamını gör...
8.
otoriteye itaat deneyi olarak da bilinir, insanların otorite sahibi bir kişi veya kurumun isteklerine, kendi vicdani değerleriyle çelişmesine rağmen itaat etmeye ne ölçüde istekli olduklarını ölçme amaçlı deneyler dizisidir.
üniversite içerisinde denekler toplanmış, kura çekilerek biri öğretmen, diğeri öğrenci oluyor. ancak aslında gerçek denekler sadece öğretmen rolünde olup, öğrenci rolündekiler asistandır. öğretmen soru soracak, eğer cevabı yanlışsa öğrenciye elektrik verilecek ve şiddeti artacaktır. öğrenci soruları bilmediğinde her seferinde elektrik voltajı 15 volt daha arttırılıyor.
deney sonucunda deneklerin %65'inin en yüksek gerilim seviyesi olan 450 volt'a kadar yükselttiği görülmektedir.
üniversite içerisinde denekler toplanmış, kura çekilerek biri öğretmen, diğeri öğrenci oluyor. ancak aslında gerçek denekler sadece öğretmen rolünde olup, öğrenci rolündekiler asistandır. öğretmen soru soracak, eğer cevabı yanlışsa öğrenciye elektrik verilecek ve şiddeti artacaktır. öğrenci soruları bilmediğinde her seferinde elektrik voltajı 15 volt daha arttırılıyor.
deney sonucunda deneklerin %65'inin en yüksek gerilim seviyesi olan 450 volt'a kadar yükselttiği görülmektedir.
devamını gör...