normal sözlük yazarlarının hissettikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
başlık "hame" tarafından 07.11.2020 16:02 tarihinde açılmıştır.
1101.
hissetmiyorum.
devamını gör...
1102.
orucluyken ezanin okunmasina dakikalar kala regl olan kiz gibi hissediyorum
devamını gör...
1103.
yalnızlık. sanırım gerçekten kendimden başka kimsem yok. bir şeyleri taşıyamaz hale gelsem de bunu taşıracağım hiçbir boşluk yok. taşımayı sürdürdükçe kendimden eksildiğimin farkına varıyorum. sanki benim kendimi yok edişimi bizzat dışarıdan izliyorumve kötü olan elimin kolumun bağlı olması. ne yapılabilir ki? insan bu çatışmayı nasıl durdurabilir? oraya buraya yazarak nasıl diner ki tüm bunlar? bilmiyorum. bunca düşüncenin ardından izlemekten başka çaremin olmadığını hatırlıyorum. yalnızlığı böyle derinlemesine hissettiğimde hatırladığım bir cümle var. yanlış hatırlamıyorsam cavese "kendimi yalnız bırakmamak için bütün gece aynanın karşısında oturdum." diye bir cümle kurmuştu. bu son aşamadır belki. bu cümleyle o kadar bütünleştim ki. belki de budur vardığım yer. yalnızlığın en sahici hâli.
devamını gör...
1104.
günün ilk ışıklarıyla gelen kuş cıvıltıları artık bozuk bir plak gibi.
devamını gör...
1105.
uzun zamandır hiç böyle olmamıştım. bir yere sıkışmış gibi hissediyorum. dolmuş, şişmiş, çatlayacakmış gibi hissediyorum.
biriyle saatlerce konuşmak ama aynı zamanda tek başıma saatlerce susmak istiyorum.
ya gözümden yaşlar gelene kadar, çatlayana kadar gülmek ya da avazım çıktığı kadar bağırarak ağlamak istiyorum.
böyle hissetmekten de nefret ediyorum.
biriyle saatlerce konuşmak ama aynı zamanda tek başıma saatlerce susmak istiyorum.
ya gözümden yaşlar gelene kadar, çatlayana kadar gülmek ya da avazım çıktığı kadar bağırarak ağlamak istiyorum.
böyle hissetmekten de nefret ediyorum.
devamını gör...
1106.
cok yorgunum soyle bi 30 35 saat uyumak istiyorum
devamını gör...
1107.
bırakmak üzereymiş gibi hissediyorum.
kendimi çok yorgun hissediyorum. yorgun hafif kalır, yıpranmış hissediyorum. çok saçma geliyor okul gibi saçma bir sebepten böyle hissediyor olmak, utanıyorum böyle saçma şeylerle buraya gelmekten.
şu an da okuduğum okul, bölüm, hocalar vs. hep hayalini kurduğum bir şeydi. hayalimi yaşıyorum da denebilir. lisede oradan oraya savrulurken karşıma çıkan "en kötü ihtimalle.., yok hayır ben biyoloji asla istemiyorum" dediğim yeri çok sevdim ve orası hayatım oldu, hedefim oldu, hayalim oldu. önlisansa başladığım günden bu yana hayatım değişti, hocaları gördükten sonra ilk defa "ben burada olmalıyım, onların yerinde olmayım, benim hayatım burada" demiştim. ilk defa bir şey istedim ve hayalini kurdum. okurken okuduğum bölümün meslek tarafını da deneyimleme fırsatı bulmuştum stajda ama daha fazlasını istedim. istemek güzel bir şey değil mi sözlük? bunun için o ne olduğu belli olmayan pandemi şartlarında gerçekten çok çalıştım, elimden gelenin en iyisini yaptım ve olduğum yerdeyim.
2. sınıf öğrencisiyim. geçen sene başarısızlığım için pandemiyi bahane ettim, online eğitimi bahane ettim, karanlık zamanlardayız dedim. bu sene eğitimlerimiz yarı-online, daha iyisini yapabilirim dedim ama çıkamıyorum işin içinden sözlük. artık daha iyisini yapmayı geçtim yapmak bile istemiyorum, o gücü kendimde bulamıyorum.
3 günde 100 sayfa figürlü slaytın tamamını*deftere geçiren ben iki gündür 24 slayt şeyi çalışamıyorum, o konuyu bitirip bir diğerine geçemiyorum. slaytlar çok dolu da değil 5 satır şey ama anlamıyorum neden olmuyor? odamdan, masamdan, bilgisayarımdan, her şeyden, kendimden nefret eder hale geldim. sıkıntım sadece bu ders ile alakalı değil, her şeyi haliyle teker teker anlatamıyorum ama arkama bakmadan kaçmak istiyorum.
hayalimin okulunu hayalimin mesleğini yapmak için okuyorum ama hiç mutlu değilim sözlük. bunun böyle olmaması gerektiğini düşünüyorum. en kötü olduğum derslerin hocalarından bile şikayetçi değilim, kötü bir şey söyleyemem asla, kötü konuşup haklarına giremem.
sadece artık yolun sonuna gelmişim gibi geliyor. biraz da bu yolu denedim, olmadı diyip bırakmak istiyorum ama bırakmak neden bu kadar zor?
iş hayatına atılsam bıraktığım için pişman olır muyum? artık kaldırmayan bünyemi hiçe sayıp devam etsem tünelin ucundaki ışığı görür müyüm? arkadaşlarım yaparken, yapmak için çabalarken ben neden bu gücü kendimde bulamıyorum artık?
her gün ağlamaktan çok sıkıldım, ne karar verirsem vereyim arkamda duran ailemi üzmekten çok sıkıldım, aldığım 8 dersin sadece 3,5 tanesinin bölümümle alakalı olmasından çok sıkıldım, o yolu çekmekten çok sıkıldım, sınavın haftası olması gerekirken yaptıkları bitmek bilmeyen sınav ayından çok sıkıldım, tüm bu sınavlar olurken okulda her şeyin aynen devam etmesinden de ayrıca sıkıldım.
ileride pişman olmaktan çok korksam da bırakma çizgisine çok yaklaştığımı hissediyorum, o çizgi eskisi kadar korkutucu gelmemeye başladı.
bu başlıktaki 13. tanımımmış, bunların sadece ikisini gerçekten mutluyken yazmışım. umarım bir dahaki sefere mutlu şeylerle gelebilirim.
iyi günler sözlük.
kendimi çok yorgun hissediyorum. yorgun hafif kalır, yıpranmış hissediyorum. çok saçma geliyor okul gibi saçma bir sebepten böyle hissediyor olmak, utanıyorum böyle saçma şeylerle buraya gelmekten.
şu an da okuduğum okul, bölüm, hocalar vs. hep hayalini kurduğum bir şeydi. hayalimi yaşıyorum da denebilir. lisede oradan oraya savrulurken karşıma çıkan "en kötü ihtimalle.., yok hayır ben biyoloji asla istemiyorum" dediğim yeri çok sevdim ve orası hayatım oldu, hedefim oldu, hayalim oldu. önlisansa başladığım günden bu yana hayatım değişti, hocaları gördükten sonra ilk defa "ben burada olmalıyım, onların yerinde olmayım, benim hayatım burada" demiştim. ilk defa bir şey istedim ve hayalini kurdum. okurken okuduğum bölümün meslek tarafını da deneyimleme fırsatı bulmuştum stajda ama daha fazlasını istedim. istemek güzel bir şey değil mi sözlük? bunun için o ne olduğu belli olmayan pandemi şartlarında gerçekten çok çalıştım, elimden gelenin en iyisini yaptım ve olduğum yerdeyim.
2. sınıf öğrencisiyim. geçen sene başarısızlığım için pandemiyi bahane ettim, online eğitimi bahane ettim, karanlık zamanlardayız dedim. bu sene eğitimlerimiz yarı-online, daha iyisini yapabilirim dedim ama çıkamıyorum işin içinden sözlük. artık daha iyisini yapmayı geçtim yapmak bile istemiyorum, o gücü kendimde bulamıyorum.
3 günde 100 sayfa figürlü slaytın tamamını*deftere geçiren ben iki gündür 24 slayt şeyi çalışamıyorum, o konuyu bitirip bir diğerine geçemiyorum. slaytlar çok dolu da değil 5 satır şey ama anlamıyorum neden olmuyor? odamdan, masamdan, bilgisayarımdan, her şeyden, kendimden nefret eder hale geldim. sıkıntım sadece bu ders ile alakalı değil, her şeyi haliyle teker teker anlatamıyorum ama arkama bakmadan kaçmak istiyorum.
hayalimin okulunu hayalimin mesleğini yapmak için okuyorum ama hiç mutlu değilim sözlük. bunun böyle olmaması gerektiğini düşünüyorum. en kötü olduğum derslerin hocalarından bile şikayetçi değilim, kötü bir şey söyleyemem asla, kötü konuşup haklarına giremem.
sadece artık yolun sonuna gelmişim gibi geliyor. biraz da bu yolu denedim, olmadı diyip bırakmak istiyorum ama bırakmak neden bu kadar zor?
iş hayatına atılsam bıraktığım için pişman olır muyum? artık kaldırmayan bünyemi hiçe sayıp devam etsem tünelin ucundaki ışığı görür müyüm? arkadaşlarım yaparken, yapmak için çabalarken ben neden bu gücü kendimde bulamıyorum artık?
her gün ağlamaktan çok sıkıldım, ne karar verirsem vereyim arkamda duran ailemi üzmekten çok sıkıldım, aldığım 8 dersin sadece 3,5 tanesinin bölümümle alakalı olmasından çok sıkıldım, o yolu çekmekten çok sıkıldım, sınavın haftası olması gerekirken yaptıkları bitmek bilmeyen sınav ayından çok sıkıldım, tüm bu sınavlar olurken okulda her şeyin aynen devam etmesinden de ayrıca sıkıldım.
ileride pişman olmaktan çok korksam da bırakma çizgisine çok yaklaştığımı hissediyorum, o çizgi eskisi kadar korkutucu gelmemeye başladı.
bu başlıktaki 13. tanımımmış, bunların sadece ikisini gerçekten mutluyken yazmışım. umarım bir dahaki sefere mutlu şeylerle gelebilirim.
iyi günler sözlük.
devamını gör...
1108.
herkes yolunu bulmusta bir tek ben ortada kalmis gibiyim
devamını gör...
1109.
inanılmaz bir baş ağrım var. eve zor geldim derken, aynı anda hem alt kat, hem üst kat komşuda tadilat var. matkap sesleri zihnime dikiş atıyor sanki. oysa ki 2 dakika oldu mesai biteli, saat 18.00 sonrası yasak gardaşım...
devamını gör...
1110.
1111.
neden hala yazar olamadığım.
devamını gör...
1112.
"kendini toparlamak" denen bir dehlizdeyim. iyi gidiyorum dedikçe kayıp daha derine düşüyorum. karanlığa iyice aşina oldum ama ben aydınlığın varlığına inanıyorum. ona sığınıyorum.
devamını gör...
1113.
hissizlik hali.
fiziksel ve ruhsal açıdan hissizim.
acıkıyorum, susamıyorum mesela.
mutlu değilim, üzgün değilim arafta bir yerdeyim.
fiziksel ve ruhsal açıdan hissizim.
acıkıyorum, susamıyorum mesela.
mutlu değilim, üzgün değilim arafta bir yerdeyim.
devamını gör...
1114.
derin bir boşluk hissi.
devamını gör...
1115.
şuan çok kızgın hissediyorum. bütün öğleden sonra modelleme yaptım, sonuçlar, tablolar i, afilli figürler herşey bitti . ortak makale kalem aldığımız imperial college’daki arkadaşımla herşeyi okeyledik ve koşmaya gitmek için acele ederken kaydetmeden ide den çıktım. herşey, bütün öğleden sonraki emeğim gitti. eski sevgiliden kalan sararmış mektup gibi figürler kaldı elimde.
koşmayı iptal ettim. eve geldim, birazdan rakı içeceğim. çok canım sıkıldı
koşmayı iptal ettim. eve geldim, birazdan rakı içeceğim. çok canım sıkıldı
devamını gör...
1116.
hiçbir şey. hislerimi kaybettim, sıra kendimde.
devamını gör...
1117.
hayatımın belirli bir döneminde, gidişata '...' koyulmuş gibi ve şu anda sadece vade doldurmak, mezara girecek zamanı beklemek için yaşadığımı düşünüyorum. maalesef ev taksidi ödeyip son model arabasıyla mahalleden geçerken insanlara hava atan , bir şirkette milletin ayağını kaydırıp yüze gülüp arkadan söverek şeytan olan, kariyer basamaklarını tırmanan ve bundan haz duyan kişi olamadım. kazandığımın çok azını saklayıp aynı gün ya da hafta bitirmek, dibine kadar yaşamak için yaşıyorum. belirli bir maddiyat ile, rahatlık içinde büyüyen bir insan olarak hayatın dikenli yollarından hiç geçmediğim için kendime antidepresan olarak son model yatak odası takımı, son model araba, geniş bahçeli bir ev hayal etmedim. gözüm tok. bir göz oda, yatacak temiz bir yatak ile yıllarca yaşayacak gibiyim. hayatın laneti üzerime bırakılmış ve bir daha hiçbir zaman hayattan keyif almayacakmış gibiyim. içine düştüğüm durum hayatıma 'üç nokta' koyulmuş ve hiçbir zaman sona ermeyecekmiş gibi bir durum. geçtiğimiz gün bu durumu anlattığım uzun bir metin yazdım, onu da yayınlamadım. şimdi bu metni yazıp gönderiyorum çünkü eğer bunu göndermezsem bu da notlar bölümünde kalacak ve 7 ay sonra "aa böyle bir şey yazmıştım değil mi? doğru ya..." diyeceğim.
büyüdüğümde etrafımdan en çok duyduğum beddua türü "birisine sinirlenirseniz 'inşallah üçüzleriniz olur' diye beddua edin. bu en büyük bedduadır" şeklindeydi. sebebi üçüz büyütmenin kabir azabı gibi bir şey olduğu iddiasıydı ki etrafımda olan bir iki ebeveynden bu durumu gerçekten biliyorum. buradan bakarsak bana sorarsanız da, öyle geliyor ki eğer inançlı bir insansanız birisine beddua ederken mutlaka "hayat amacını düşünedur. umarım hep hayatın amacını sorgulayarak ve cevabını bulamayarak yaşarsın" şeklinde bir beddua edin. hayatında herşeye sahip olan bir insan eminim ki bu bataklığa düşerse bir daha çıkamaz. çünkü bu bir karadelik ve içinden çıkmak gibi bir durum yok. çünkü maddi karşılığı yok, maddi bir ilacı yok. manevi ilacı zaten yok ki bu durumun kendisi manevi bir lanet.
sevgilim hemen yanıbaşımda, günlerdir bu muhabbetlerden dem vurduğum için yazdıklarımın, yani ona anlattıklarımın türkçe'sine öylesine bakıyor acaba neler yazdım diye. bir başka metinde de ona söylediğim taraftan, bölümden bahsedeceğim. burayı benim sayemde öğrendi ve merak ediyor acaba neler yazılıyor diye. insanın hayatında anlayışlı birisinin olması güzel de, şöyle bir düşününce fark ediliyor ki o kişinin başını ağrıtmak ne olursa olsun, ne kadar destek verirse versin aptalca. insanlara onların olmayan dertlerin hamallığını yaptırmak, derdin küçüklüğü ya da büyüklüğünden bağımsız, çok acımasız bir hareket. ona bundan bahsetmem lazım belki de...
ateşin başına ne zaman geçsem, elimde telefon ya da kağıt kalem bir şeyler yazmaya başladım son 20 gündür. bu iş ciddiye binmeye ve psikolojimi etkilemeye başladı. keşiş gibi kendimi inzivaya çekilmiş olarak hissediyorum. normal yaşama adapte olmak kolay oluyor ama bu ruh haline girince de yabancılık çekmiyorum
büyüdüğümde etrafımdan en çok duyduğum beddua türü "birisine sinirlenirseniz 'inşallah üçüzleriniz olur' diye beddua edin. bu en büyük bedduadır" şeklindeydi. sebebi üçüz büyütmenin kabir azabı gibi bir şey olduğu iddiasıydı ki etrafımda olan bir iki ebeveynden bu durumu gerçekten biliyorum. buradan bakarsak bana sorarsanız da, öyle geliyor ki eğer inançlı bir insansanız birisine beddua ederken mutlaka "hayat amacını düşünedur. umarım hep hayatın amacını sorgulayarak ve cevabını bulamayarak yaşarsın" şeklinde bir beddua edin. hayatında herşeye sahip olan bir insan eminim ki bu bataklığa düşerse bir daha çıkamaz. çünkü bu bir karadelik ve içinden çıkmak gibi bir durum yok. çünkü maddi karşılığı yok, maddi bir ilacı yok. manevi ilacı zaten yok ki bu durumun kendisi manevi bir lanet.
sevgilim hemen yanıbaşımda, günlerdir bu muhabbetlerden dem vurduğum için yazdıklarımın, yani ona anlattıklarımın türkçe'sine öylesine bakıyor acaba neler yazdım diye. bir başka metinde de ona söylediğim taraftan, bölümden bahsedeceğim. burayı benim sayemde öğrendi ve merak ediyor acaba neler yazılıyor diye. insanın hayatında anlayışlı birisinin olması güzel de, şöyle bir düşününce fark ediliyor ki o kişinin başını ağrıtmak ne olursa olsun, ne kadar destek verirse versin aptalca. insanlara onların olmayan dertlerin hamallığını yaptırmak, derdin küçüklüğü ya da büyüklüğünden bağımsız, çok acımasız bir hareket. ona bundan bahsetmem lazım belki de...
ateşin başına ne zaman geçsem, elimde telefon ya da kağıt kalem bir şeyler yazmaya başladım son 20 gündür. bu iş ciddiye binmeye ve psikolojimi etkilemeye başladı. keşiş gibi kendimi inzivaya çekilmiş olarak hissediyorum. normal yaşama adapte olmak kolay oluyor ama bu ruh haline girince de yabancılık çekmiyorum
devamını gör...
1118.
hissettiğim:
"ey, benim iyimser hâllerim,
çabuk aldanışlarım,
hep inanışlarım,
alttan alışlarım,
hatayı hep kendimde buluşlarım,
değmeyecekleri kafama takışlarım,
yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım,
herkesi, insan yerine koyuşlarım,
hepinize elveda…
artık ben kimsenin, hiçkimsesi olmayacağım. "
karar: gereği düşünüldü... *
"uğraşarak düzeltemediğin insanlardan vazgeçerek kurtul."
"ey, benim iyimser hâllerim,
çabuk aldanışlarım,
hep inanışlarım,
alttan alışlarım,
hatayı hep kendimde buluşlarım,
değmeyecekleri kafama takışlarım,
yoktan yere, akıp giden gözyaşlarım,
herkesi, insan yerine koyuşlarım,
hepinize elveda…
artık ben kimsenin, hiçkimsesi olmayacağım. "
karar: gereği düşünüldü... *
"uğraşarak düzeltemediğin insanlardan vazgeçerek kurtul."
devamını gör...
1119.
şuan ne hissettiğimi bundan daha iyi açıklayan bir söz olamazdı sanırım.
ne eksik ne fazla...
"konuşmanın hiçbir şeye değmediğini hissettiğim anlar oluyor."
beethoven.
ne eksik ne fazla...
"konuşmanın hiçbir şeye değmediğini hissettiğim anlar oluyor."
beethoven.
devamını gör...
1120.
keişan -karanlık
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
