normal sözlük yazarlarının hissettikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
başlık "hame" tarafından 07.11.2020 16:02 tarihinde açılmıştır.
1401.
1402.
yorgunluk hissi. zamanımın asla yetemiyor oluşu fakat hiçbir sabah erken kalkmayı başaramamanın verdiği pişmanlık. sanki hiçbir şey başaramıyormuşsun, tamamlayamıyormuşsun gibi geçen günlerin beyninde yarattığı yoksunluk. daha yazarım ama ikinci bir manas destanına gerek yok sanırım.
devamını gör...
1403.
aşırı kaprisliyim bugünlerde. şöyle bir özeti mevcut eski deyişlerde: düğün olsa da gitmesek; çağırmasalar da küssek.
devamını gör...
1404.
ne kadar 2 sene sonra kanada'ya temelli geri geleceğimi bilsem de türkiye'ye döneceğim için tedirginim.
tembelleşmeye başladım. bilgisayarda telefonda zaman geçirmezdim bu kadar, bu inanılmaz sinirimi bozuyor.
tembelleşmeye başladım. bilgisayarda telefonda zaman geçirmezdim bu kadar, bu inanılmaz sinirimi bozuyor.
devamını gör...
1405.
siz hala hissedebiliyor musunuz diye hafif bir hayret.
devamını gör...
1406.
nefes alamıyorum dedikçe boynuma düğüm attılar...
devamını gör...
1407.
kırgın hissediyorum.
devamını gör...
1408.
1409.
ara ara çok mutlu olduğum anlarım olsa da tam anlamıyla mutlu olamıyorum. hayatımdaki bazı insanlarla sırf bağlanma isteğim yüzünden mi konuşuyorum, bilmiyorum. bana kendimi kötü hissettirdiğini söylediğim halde aynı şeyi yapmaya devam eden insanlarla niçin konuşmayı kesmiyorum, bilmiyorum. çok ilginç bir dönemden geçiyorum sözlük. sağ çıkarsam haber ederim.
devamını gör...
1410.
kozasından çıkmaya çalışan kelebek gibi hissediyorum özgürlüğe de ölüme de biraz daha yaklaşıyor gibiyim.
devamını gör...
1411.
keşke kötüde olsa birseyleri hissedecek ruha sahip olsam
devamını gör...
1412.
geceleri uyuyamadığım zamanlarda hissettiğimin aynısını hissediyorum. sağa dönsem 10 yıl önceki arkadaşımdan çaldığım oyuncak için vicdan azabı çekiyorum, sola dönsem 20 yıl önceki milyonlarca spermin arasından birinci geldiğim için kendime lanet okuyorum, yüzüstü yatsam rahat değil, sırtüstü yatsam tavan bana küfredecek her gece beni o şekilde gördüğü için. sözlükte takılayım diyorum geceleri herkes efkarlı olduğu için daha da kötü oluyorum. film izlesem veya kitap okusam odaklanmamıyorum. müzik dinlesem elim hep acı çektiren şarkılara gidiyor. balkona çıkıyorum, sokak lambasına bakıp hüzünleniyorum. böyle salak salak hareketler.
ne hissettiğimi de anlayamıyorum. aslında sabah olsa halime gülerdim ama şu an klozette oturup zırlayasım var. neden mi klozet, çünkü orada oturup ağladığımda daha çabuk toparlanıyorum. bu odada olmuyor o. toparlanıyorum derken duvar diyor ki ,e sen şuna şuna şunu dedin de onun kalbini kırdın falan. diyorum ki, sus ulan gece gece yat zıbar. diyor ki , bunu sen mi söylüyorsun. kısacası işte benim odamdakiler beni daha iyi tanıyor. ama klozet o kadar da iyi tanımaz beni.
son olarak uyuyamadığım her gecenin bende yarattığı hissiyatı seveyim.sen ne güzel şeysin öyle.
edit: sabah tanımı tekrar okuyunca gerçekten halime güldüm . geceleri drama queenliğim tutuyor zaten hep. bir de bayılsaydın istersen şeyh.
ne hissettiğimi de anlayamıyorum. aslında sabah olsa halime gülerdim ama şu an klozette oturup zırlayasım var. neden mi klozet, çünkü orada oturup ağladığımda daha çabuk toparlanıyorum. bu odada olmuyor o. toparlanıyorum derken duvar diyor ki ,e sen şuna şuna şunu dedin de onun kalbini kırdın falan. diyorum ki, sus ulan gece gece yat zıbar. diyor ki , bunu sen mi söylüyorsun. kısacası işte benim odamdakiler beni daha iyi tanıyor. ama klozet o kadar da iyi tanımaz beni.
son olarak uyuyamadığım her gecenin bende yarattığı hissiyatı seveyim.sen ne güzel şeysin öyle.
edit: sabah tanımı tekrar okuyunca gerçekten halime güldüm . geceleri drama queenliğim tutuyor zaten hep. bir de bayılsaydın istersen şeyh.
devamını gör...
1413.
pek bir şey hissetmemeye başladım tekrar. bu iyi bir şey. şöyle açıklayayım.
her insanı değiştiren bir ilişki olur ya hani. benim de oldu ama sanırım etkileri üzerimden kalkıyor artık. uzun süren bir dönem fazlaca düşünceli bir insan olmuştum ve kendim olmak, kendi ruh halimi, refahımı korumak öncelik sıralamamda gerilere gitmişti. buna isterseniz zayıf karakterlilik deyin ister başka bir şey. insan birini sevdiğinde ödün veriyor. her neyse aradan epey zaman geçince o durum ortadan kalktı ve fabrika ayarlarına döndüğümü fark ettim dün. normalde duyarlı olacağım bir serzenişe prensiplerimden dolayı kulaklarımı kapadım çünkü haklıydım. sonrasında benim için bir zamanlar önemli olan hala bir miktar önemli olduğunu düşündüğüm bir kişi yazdı büyük macerasıyla ilgili başından geçenleri özetlemiş. beklediğinden iyi geçmiş vesaire. detaya girmeye gerek yok ama büyük maceranın iyi geçmesi bizim için yolun sonu demek gibi bir şey oluyor. bu da karışık bir konu ama arkadaşlığın sonu olduğuna sizi temin edebilirim ve ne oldu? umursamadım.
3 sayfalık mesajının sonuna ''and how about you?'' iliştirmiş. düşündüm nasılım diye. buraya gördüğünüz gibi nasıl olduğuma dair 3 sayfa da ben yazabiliyorum ama ona yazmak gelmedi içimden ve direkt söyledim bunu kırılacağını bile bile. hayatımda anlatacak bir değişim olmadığını, beş dakikadır boş sayfaya baktığımı ama paylaşacak bir şeyimin kalmadığını söyledim ve konuyu kapattım.
kabalık ettim mi? etmişimdir ancak paylaşmadığım duyguları taklit etmekten sıkıldım. insanları tolere etmek yorucu bir iş. bazen, bazı insanlar bizim standartlarımıza uymuyor işte. zorlamaya gerek yok. illa ki insanların içinde olacağım, uyum sağlayacağım diye bir şey yok. bazen bana ne, canım istemiyor, ilgilenmiyorum bununla demek gerekiyor.
dedim gitti.
her insanı değiştiren bir ilişki olur ya hani. benim de oldu ama sanırım etkileri üzerimden kalkıyor artık. uzun süren bir dönem fazlaca düşünceli bir insan olmuştum ve kendim olmak, kendi ruh halimi, refahımı korumak öncelik sıralamamda gerilere gitmişti. buna isterseniz zayıf karakterlilik deyin ister başka bir şey. insan birini sevdiğinde ödün veriyor. her neyse aradan epey zaman geçince o durum ortadan kalktı ve fabrika ayarlarına döndüğümü fark ettim dün. normalde duyarlı olacağım bir serzenişe prensiplerimden dolayı kulaklarımı kapadım çünkü haklıydım. sonrasında benim için bir zamanlar önemli olan hala bir miktar önemli olduğunu düşündüğüm bir kişi yazdı büyük macerasıyla ilgili başından geçenleri özetlemiş. beklediğinden iyi geçmiş vesaire. detaya girmeye gerek yok ama büyük maceranın iyi geçmesi bizim için yolun sonu demek gibi bir şey oluyor. bu da karışık bir konu ama arkadaşlığın sonu olduğuna sizi temin edebilirim ve ne oldu? umursamadım.
3 sayfalık mesajının sonuna ''and how about you?'' iliştirmiş. düşündüm nasılım diye. buraya gördüğünüz gibi nasıl olduğuma dair 3 sayfa da ben yazabiliyorum ama ona yazmak gelmedi içimden ve direkt söyledim bunu kırılacağını bile bile. hayatımda anlatacak bir değişim olmadığını, beş dakikadır boş sayfaya baktığımı ama paylaşacak bir şeyimin kalmadığını söyledim ve konuyu kapattım.
kabalık ettim mi? etmişimdir ancak paylaşmadığım duyguları taklit etmekten sıkıldım. insanları tolere etmek yorucu bir iş. bazen, bazı insanlar bizim standartlarımıza uymuyor işte. zorlamaya gerek yok. illa ki insanların içinde olacağım, uyum sağlayacağım diye bir şey yok. bazen bana ne, canım istemiyor, ilgilenmiyorum bununla demek gerekiyor.
dedim gitti.
devamını gör...
1414.
huzurlu!
devamını gör...
1415.
organlarım yer değiştirmiş... midem değil kalbim bulanıyor, başım değil böbreklerim dönüyor, gözlerim ishal olmuş gibi şaşkınım.
devamını gör...
1416.
1417.
yoğun melankoli aromalı karışık meyve suyu gibi..
devamını gör...
1418.
işteyim ve duyduğum bir şey yüzünden üzgünüm. çalışırken üzgün olmayı hiç sevmiyorum çünkü üzüldüğümde midem bulanır, başım ağrır, hasta hissederim. hem mental hem fiziksel çöküntü yaşarım yani. oysa evde üzülmek öyle mi? yatarım uyurum.
kısacası yıkık, çökük, göçük hissediyorum yani.
kısacası yıkık, çökük, göçük hissediyorum yani.
devamını gör...
1419.
biliyor musun?bugün eve geldiğimde hani ilk başta hiç konuşmadık ya sen gelip yine benim canımı yakmaya çalışana kadar;ben bundan,konuşmamamızdan hiç rahatsız olmadım.o kadar rahatsız olmadım ki rahatsız olmadığıma şaşırdım.eskiden böyle düşünmezdim;seninle ettiğimiz sohbetleri çok sever ve seninle kavga ettiğimizde "şimdi şunu da bunu da mı söyleyemicem,off"derdim,eksikliğini çekerdim.şimdi ise "keşke hep böyle olsa ya,birbirimizi böyle yok saymayı başarsak;yeter ki canımı acitmasa"diye düşünürken buldum kendimi.bu benim ayıbım mı yoksa senin mi?onu bilmem de bu düşüncemin ne kadar acı olduğunu çok iyi biliyorum.
devamını gör...
1420.
bu gece kendimi küçük hissediyorum.
balkonda yıldızlara bakmak istediğim bu gece de gözüme gözüme gelen sokak lambası yüzünden yıldızları adam akıllı göremediğimden şikayetçiydim.

koca gökyüzünde tek görebildiğim 3-5 yıldız ve ablamla kardeşimin venüs olduğunu söylediği gezegendi*.
sonrasında daha önce hiç yapmadığım bir şey yaptım ve elimle sokak lambasını kapatarak gözüme gelen ışığı kestim. o anda sanki elektrikler kesilmişçesine yıldızlar bir anda belirtmeye başladı. bu kadar sıradan bir şeyden ders çıkarmalı mıyım bilmiyorum ama bazı şeylerden şikayet edip homurdanmak yerine bakış açımı değiştirmeliyim sanırım, bazı şeylere farklı bakış açılarıyla bakmayı öğrenmeliyim diye düşünüyorum.
bir süre daha yıldızlara baktıktan sonra aklıma dünyanın öbür ucunda köylerde, çöllerde, ormanlarda yaşayan insanlar geldi, neden inanın bilmiyorum. acaba kaç gece yıldızlara bakıp uyudular? acaba yıldızlar geceyi gece lambası gibi mi aydınlatıyorlar? neredeler? ne yapıyorlar? acaba onlarda bizi böyle düşünüyor mu? belgesellerden izleyince gerçekmiş gibi gelmiyor ama bu gece çok gerçek, bir o kadar da küçük hissediyorum.
ara ara böyle hissetmeyi seviyorum. küçük ama değerli hissetmek bana sınırlarımı hatırlatıyor, büyük sandığım sorunlarımı gözümde küçültüyor, cesaret veriyor, güçlü hissettiriyor. iyi hissediyorum.
iyi geceler.
balkonda yıldızlara bakmak istediğim bu gece de gözüme gözüme gelen sokak lambası yüzünden yıldızları adam akıllı göremediğimden şikayetçiydim.

koca gökyüzünde tek görebildiğim 3-5 yıldız ve ablamla kardeşimin venüs olduğunu söylediği gezegendi*.
sonrasında daha önce hiç yapmadığım bir şey yaptım ve elimle sokak lambasını kapatarak gözüme gelen ışığı kestim. o anda sanki elektrikler kesilmişçesine yıldızlar bir anda belirtmeye başladı. bu kadar sıradan bir şeyden ders çıkarmalı mıyım bilmiyorum ama bazı şeylerden şikayet edip homurdanmak yerine bakış açımı değiştirmeliyim sanırım, bazı şeylere farklı bakış açılarıyla bakmayı öğrenmeliyim diye düşünüyorum.
bir süre daha yıldızlara baktıktan sonra aklıma dünyanın öbür ucunda köylerde, çöllerde, ormanlarda yaşayan insanlar geldi, neden inanın bilmiyorum. acaba kaç gece yıldızlara bakıp uyudular? acaba yıldızlar geceyi gece lambası gibi mi aydınlatıyorlar? neredeler? ne yapıyorlar? acaba onlarda bizi böyle düşünüyor mu? belgesellerden izleyince gerçekmiş gibi gelmiyor ama bu gece çok gerçek, bir o kadar da küçük hissediyorum.
ara ara böyle hissetmeyi seviyorum. küçük ama değerli hissetmek bana sınırlarımı hatırlatıyor, büyük sandığım sorunlarımı gözümde küçültüyor, cesaret veriyor, güçlü hissettiriyor. iyi hissediyorum.
iyi geceler.
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140


