normal sözlük yazarlarının hissettikleri
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
başlık "hame" tarafından 07.11.2020 16:02 tarihinde açılmıştır.
1841.
ruhumun bataklık misali en karanlık noktalarına saplanıp kalmış gibi ışığı bir daha görmek istemiyormuş gibi
devamını gör...
1842.
tedirgin
devamını gör...
1843.
içimdeki labirentte kaybolmuş gibiyim. kimseye gerçekte nasıl olduğumu anlatmıyorum. fakat karşımdaki üzülmesin diye değil yalnızca çok külfetli ve yorucu geliyor. her gün iyiyim ben. böyle bilmeleri yeterli. ve kendimi de yalnızca benim bilmem yeterli. başkasına gerek yok. hoş... olsa da olmazdı zaten.
devamını gör...
1844.
söyleyecek sözüm, yazacak sabrım kalmadı.
söz bitti, hava karardı, uyku tutmadı.
aldığım kararlar hep içimde patladı. kuramadığım hayaller ve heveslerim kursağımda kaldı. gözpınarlarımda yaş kalmadı. kar da bu şehirde 2 günden fazla hiç yağmadı. gülerken ağladım kimse farkına
varmadı. şehrin kötü çocukları hep yanlış şeyler kullandı. aşık olduğum
kadına kurduğum cümleleri o okumadı. kendi kendime konuştum kimse duymadı. yemin ettim tutmadı. söz uçtu, yazı da kalmadı. ciğerlerim yoruldu, nefsim körelmedi.
iyi olmaya çalışmadım, kötü de olamadım.
güneş alerjim bu kış tutmadı. kurduğum planlar hep suyla ilgiliydi, suya
düştü. yeni kıyafetlerim olmadı. eskiler parfümle karışık anı koktu. aklım
mantığıma uymadı. kafam çalışmadı. ellerim titrerken parmaklarım
yorulmadı. çöpe atamadım geçmişi, yakamı bırakmadı. büyük söz
söyledim, lokma olmadı. şehirden nefret ettim, otobüste yer kalmadı.
yollar uzadı, hiçbir yere varmadı. ayaklarım kanadı ama tırnaklarım
uzamadı. bir meramım vardı, havada kaldı. anlatmak istedim, olmadı.
bitsin istedim, bitmedi.
söz bitti, hava karardı, uyku tutmadı.
aldığım kararlar hep içimde patladı. kuramadığım hayaller ve heveslerim kursağımda kaldı. gözpınarlarımda yaş kalmadı. kar da bu şehirde 2 günden fazla hiç yağmadı. gülerken ağladım kimse farkına
varmadı. şehrin kötü çocukları hep yanlış şeyler kullandı. aşık olduğum
kadına kurduğum cümleleri o okumadı. kendi kendime konuştum kimse duymadı. yemin ettim tutmadı. söz uçtu, yazı da kalmadı. ciğerlerim yoruldu, nefsim körelmedi.
iyi olmaya çalışmadım, kötü de olamadım.
güneş alerjim bu kış tutmadı. kurduğum planlar hep suyla ilgiliydi, suya
düştü. yeni kıyafetlerim olmadı. eskiler parfümle karışık anı koktu. aklım
mantığıma uymadı. kafam çalışmadı. ellerim titrerken parmaklarım
yorulmadı. çöpe atamadım geçmişi, yakamı bırakmadı. büyük söz
söyledim, lokma olmadı. şehirden nefret ettim, otobüste yer kalmadı.
yollar uzadı, hiçbir yere varmadı. ayaklarım kanadı ama tırnaklarım
uzamadı. bir meramım vardı, havada kaldı. anlatmak istedim, olmadı.
bitsin istedim, bitmedi.
devamını gör...
1845.
bir hoş bir nahoş hissediyorum, bu benim normalim. bir de zaman çok hızlı akıyor gibi hissediyorum, düşündüğüm hiçbir şeyi yapamadan gün bitiyor. geç uyuyorum yine olmuyor. * kendim gibi hissediyorum ama biraz da tuhaf. çok mantıklı şeyler yazacaktım ama yazamadım, dikkatim dağıldı. içeride çok yüksek sesle televizyon izleniyor çünkü. kendinize güzel bakın.*
devamını gör...
1846.
duygu patlaması*
devamını gör...
1847.
"içimde hazla kederin ebruli karıncası"
şükrü erbaş -sessizlik. sessizlik.sessizlik
şükrü erbaş -sessizlik. sessizlik.sessizlik
devamını gör...
1848.
çok doluyum sözlük, boğazıma kadar ağzıma kadar doluyum. içim nefret ile dolup taşıyor ve bir şey yapamıyorum. yazmaktan, haksızlıkları paylaşmaktan ziyade. böyle bir yönetim, böyle bir rejim ve böyle bir insanlık halini kabul etmiyorum. avazım çıkana kadar bağırmak ve haklılığımızı haykırmak istiyorum. 3 çocuğum var hep sus denildi bana ama susmak istemiyorum, böyle bir yönetimi kabul etmiyorum!
devamını gör...
1849.
yazan insanların akılları ve fikirleri ile mevcut duygularının yansımasıdır.
dostlar ben yemek yerken ağladım az önce. bana güzel şeyler söyleyen biriyle konuştum, telefonu bıraktım odada ve mutfağa geçtim. yemeğimi alıp oturdum yerime. daha sonra rendelenmiş havucu ağzıma atmış bir vaziyette iken gözlerimden yaşların süzüldüğünü hissettim. güzel bir gün geçirdim bugün, önemsendim mesela. olmayacak bir dua ettim, amin diyen bir insan ile konuştum. kandırılmış olursun belki, bu dua olmayacak dedim, günü gelince bakarız sen içini ferah tut dedi.
memnun oldum, mutlu oldum. ama o rendelenmiş havuç ağzımdayken de gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. sildim yaşları, yoğurttan aldım bir kaşık. baktım yaşlar devam ediyor, geliyor. tek başıma yemedim yemeği anlayacağınız. içimi ferah tutamadım.
içimi ferah hissetmiyorum dostlar. olayları akışla geliştiremiyorum.
dostlar ben yemek yerken ağladım az önce. bana güzel şeyler söyleyen biriyle konuştum, telefonu bıraktım odada ve mutfağa geçtim. yemeğimi alıp oturdum yerime. daha sonra rendelenmiş havucu ağzıma atmış bir vaziyette iken gözlerimden yaşların süzüldüğünü hissettim. güzel bir gün geçirdim bugün, önemsendim mesela. olmayacak bir dua ettim, amin diyen bir insan ile konuştum. kandırılmış olursun belki, bu dua olmayacak dedim, günü gelince bakarız sen içini ferah tut dedi.
memnun oldum, mutlu oldum. ama o rendelenmiş havuç ağzımdayken de gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. sildim yaşları, yoğurttan aldım bir kaşık. baktım yaşlar devam ediyor, geliyor. tek başıma yemedim yemeği anlayacağınız. içimi ferah tutamadım.
içimi ferah hissetmiyorum dostlar. olayları akışla geliştiremiyorum.
devamını gör...
1850.
1851.
her an patlayacak gibiyim.
gerçekten sönümleyeleceğimden fazlasını yükleniyorum. hissediyorum.
gerçekten sönümleyeleceğimden fazlasını yükleniyorum. hissediyorum.
devamını gör...
1852.
boş. bomboş. allahuekberbom boş.
devamını gör...
1853.
geçmişi ve geleceğiyle hep bir gerilim halinde: hem daimi bir uzlaşı hem derin bir kavga içinde, dışa karşı lirik ve tarifsiz bir coşku içeriye sonsuz derinlikte, hem en güzel mutluluğu sürüp en güzel gülümsemeleri saçan hem de tarifsiz kederleri yaşayan, uçlarda yaşayan ha düştü ha düşecek, uçlarda yaşayan bir kıyamet misali ha koptu kopacak...
devamını gör...
1854.
o kadar yoruldum ki bişeylerin peşinde koşmaktan, derdimi anlatmaktan. hissizleştim.
devamını gör...
1855.
çingene gibi nerde alkol varsa gidip bir selam verip bulduğumu içtim,beş semt değiştirdim. şimdi 10 metre kare bir oda'da nerede hata yaptığımı düşünürken kafamda oluşan ansiklopediyi okuyup ağlıyorum.
devamını gör...
1856.
ne güzel demiş yunus emre, mal da yalan mülk de yalan var biraz da sen oyalan diye. dünya kadar malın mülkün de olsa ölüm gerçekliğini yenemiyorsun. bulunduğum yerde zengin ama ihtiyarlamış insanlar var. koahlaşmış ciğerleriyle gecenin bi yarısı krize girmiş insanları duyuyorum. yaşadığım evin sahibi de çok zenginmiş ama vefat edip herşeyi bırakıp gitti sonuçta. önce deprem, o sallantı o gümbürtü sonra yaşadığım bu süreç derken allah'ın karşısında ne kadar aciz olduğumu bir kez daha bir kez daha anladım. hep kafamın bi köşesinde daima 3 4 tane sağlam plan program olurdu gelecek için ama tüm bu olaylardan sonra her şeyim de deprem gibi sarsıldı. bu bizim millet çok sıkıntılı, mala mülke tapan millet. nasrettin hocanın ye kürküm ye fıkrası gibi posta çok önem veren millet bunlar. aslında bu geçim sıkıntısı olmasaydı, insanların dikkati lafı sözü olmasaydı, kendi küçük dünyamda mutluydum. yazları mayıstan güzün ekime kadar yaylamda, kışları sıcak küçük sonrasında küçük ilçemde ömrüm boyunda yaşar giderdim. aç da açıkta da kalmazdım ama bu mal mülk hırsı, fakirlikten korkup hep plan yapma alışkanlığı bu sorunlu sıkıntılı insanlar yüzünden oldu bende hep. çünkü bu insanlar sana ahmak ve aciz muamelesi yapıyor, bu insanlar güce, mala mülke makama mevkiye tapıyor. artık bu dakikadan sonra geri adım da atamam, sonuna kadar çalışıp yükselebileceğim yere kadar yükselip mücadele edip bu ülkenin bu insanlarına iyi bir şekilde hizmet etmem lazım çünkü bu ülkeye borcum var. bu sefer bir fark olacak, eskiden çoğunlukla unuttuğum ölüm gerçekliğini artık hep yanımda tutup unutmayarak ve allah'a söz verdiğim kebdimce hayır hasenatı gerçekleştirerek yaşayacağım. bu dünya hayatı çok boş bir hayat, mal mülk hepsi yalandan ibaret.
devamını gör...
1857.
hiç endişe etmeyin. zaten bildiği gibi geliyor.
yorgun hissediyorum. derdin tasan onları küçümseyince yok olmuyor işte. bir bakıyorsun daha da artmış, böğrünün ortasına oturmuş horon tepiyor, kolbastı yapıyor, samba, bachata hangi dansı istersen onu koy, işte öylece tepinip duruyor.
of. yoruldum olm yoruldum. iş derdi bitiyor para başlıyor o bitiyor aile başlıyor.
sevda başlıyor, kardeş özlemi başlıyor. bitmiyor ulan. bir yerde rahatlarım diyorsun olmuyor.
bir günün mutlu geçse diğeri aşağıya çekiyor.
sıkıştım . kendi içimde sıkıştım. kendi hayatımın içinde sıkıştım.
sokayım iyi insan olmaya, insanları kırmamaya çalışmaya sokayım.
iyi zannettiğim insanların bok gibi çıkmasından yoruldum. iyi olacak dediğim her haltın bitmesinden yoruldum.
içimi döküyorum sen aldırma bana. burası da olmasa o gelen hayat üstümden geçer.
böyle hayata sokayım.
yumuşak bir yazı olacaktı ama olamadı.
devamını gör...
1858.
hiç bir şeye sahip değilim herşeyimi kaybedebilirim
devamını gör...
1859.
kendimi iyi hissetmediğim kesin. bugün kendi fotoğraflarımla birlikte eski yakın arkadaşımın bende olan bir fotoğrafını çıkarttım. bir an önce eve gidip fotoğrafı arkadaşıma atmak istiyordum. ama dışarıda nasıl yağmur yağıyor anlatamam, elimde fotoğraflar, yüzümde buruk bir gülümseme... eve kadar dayanamadım aradım, sesini duyunca nasıl mutlu oldum, az daha ağlayacaktım. sana eve gidince bir şey atacağım dedim, kapattım. eve vardığımda ıslanmayan tek bir yanım kalmamıştı, sırılsıklam olmuştum. ama merve için bu önemli değildi, mutluydu. içi içine sığmıyordu. neyse, attım. kitaplığıma asacağımı söyledim, hatta astıktan sonra da fotoğrafını attım. bana bu durum hoşuma gitmedi, çıkarır mısın? dedi. tamam, dedim. kaldırdım. fotoğrafın arkasına tarih atıp kitabımın arasına koyup rafa kaldırdım. belki de tipinin kötü çıktığını söylemişti böyle düşündüğü için öyle söyledi, bilmiyorum ama hoşuma gitmişti. hem onun herhali çok güzel. üzgünüm. eskiden olsaydı, nasıl sevinirdi, nasıl hoşuna giderdi. artık aramızda hiçbir bağ kalmadığını bir kez daha anladım. her neyse hoşçakalın, kendinize iyi bakın.
devamını gör...
1860.
yorgunum ve ağrılar
devamını gör...
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
